ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1971/11
Karar Sayısı:1971/53
Karar Günü:25/5/1971
Resmi Gazete tarih/sayı:17.1.1972/14075
İtirazyoluna başvuran : Posof Asliye Hukuk Mahkemesi.
İtirazınkonusu : 6 Ramazan 1342 ve 10 Nisan 1340 günlü ve 474 sayılı Artvin, Ardahan,Kars Vilayetleriyle Kulp ve Iğdır ve Hopa Kazasının Kemalpaşa Nahiyesindekiarazide hakkı tasarruf ait Kanunun "... Kura ve kasabata ait olanmeralarla yaylak ve kışlak, pazar, panayır, namazgah, koru, mesire, meydan gibimenafii umumiyeye mahsus ve metruk mahaller tahdit ve mesaha ile badettesbitait oldukları kura ve kasabat namlarına kaydedilecektir" yolundaki 3.maddesi hükmünün Anayasaya aykırı olduğu davacı avukatınca ileri sürülmüş vehüküm mahkemece de Anayasa'nın 12. ve 31. maddelerine aykırı görüldüğü içinTürkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 151. maddesine dayanılarak AnayasaMahkemesine başvurulmuştur.
I-Olay :
Davacıköyün tasarruf ve intifaında bulunan yaylaya başka bir köyün tecavüz vemüdahale etmesi sonucunda açılarak 1962/58 esas sayısını alan müdahaleninönlenmesi dâvasının Posof Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan duruşmasında davacıavukatının 474 sayılı Yasanın üçüncü maddesinde yer alan "... kura vekasabata ait olan meralarla yaylak ve kışlak, pazar, panayır, namazgah, koru,merise, meydan gibi menafii umumiyeye mahsus ve metruk mahaller tahdit vemesaha ile badettesbit ait oldukları kura ve kasabat namlarınakaydedilecektir" hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmesiüzerine, mahkeme, söz konusu hükmün Anayasa'nın 12. ve 31. maddelerine aykırıolduğu görüşüne vararak Anayasa Mahkemesine başvurulmasına 17/11/1970 günündekarar vermiştir.
III-Yasa metinleri :
l-İtiraz konusu hüküm :
474sayılı Kanunun 3. maddesinin itiraz konusu hükmü şöyledir :
(Madde3- ... Kura ve kasabata ait olan meralarla yaylak ve kışlak, pazar, panayır,namazgah, koru mesire, meyan gibi menafii umumiyeye mahsus ve metruk mahallertahdit ve mesaha ile badettesip ait oldukları kura ve kasabat namlarınakaydedilecektir.)
2-Dayanak olarak ileri sürülen Anayasa hükümleri :
Anayasayaaykırılık iddiasını desteklemek üzere mahkemece öne sürülen Anayasanın 12. ve31. maddeleri aşağıda gösterilmiştir.
(Madde12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhepayrımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.)
Madde31- Herkes, meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargımercileri önünde davacı veya dâvâlı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir.
Hiçbirmahkeme, görev ve yetkisi içindeki dâvaya bakmaktan kaçınamaz.)
IV-İlk inceleme :
AnayasaMahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 2/3/1971 gününde Hakkı Ketenoğlu,Celâlettin Kuralmen, Sait Koçak, Avni Givda, Nuri Ülgenalp, Muhittin Taylan,İhsan Ecemiş, Recai Seçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Kani Vrana, MuhittinGürün, Lûtfi Ömerbaş, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katıldığı ilkinceleme toplantısında dosyanın eksiği bulunmadığı anlaşıldığından işinesasının incelenmesi oybirliğiyle kararlaştırılmıştır.
V-Esasın incelenmesi :
İtirazınesasına ilişkin rapor, Posof Asliye Hukuk Mahkemesinin 25/1/1971 günlü, 1962/58sayılı yazısına bağlı olarak gelen gerekçeli karar ve ekleri, Anayasayaaykırılığı ileri sürülen hükümler, Anayasanın konuyu ilgilendiren maddeleri;bunlarla ilgili gerekçeler ve başka yasama belgeleri; konu ile ilişkisi görülendiğer metinler okunduktan ve sözlü açıklamaya gerek olmadığı belli edildiktensonra gereği görüşülüp düşünüldü :
l-474 sayılı Yasanın 3. maddesinin dâvada uygulanma yeri olup olmadığı sorunu :
İtirazakonu olan 3. madde hükmünün ve özellikle bu hükmün köy yaylaklarına taallûkeden bölümünün mahkemece görülmekte olan dâvada uygulanma olanağı bulunupbulunmadığını tayin ve tespit edebilmek için gerek 474 sayılı Kanunun vegerekse bu Kanunda değişiklik yapan kanunların yeterince incelenmesi ve itirazkonusu edilen köy yaylaklarına ilişkin 3. madde hükmünün görülen dâvadauygulanma niteliği taşıyıp taşımadığının araştırılması gerekir.
Sözüedilen Kanunda adı yazılı beldeler anavatana ilhak edilince bu yerlerde bulunanarazi üzerindeki hakkı tasarrufun bir kanunla yeniden düzenlenmesi gerekmiş,474 sayılı Kanun bu maksatla tedvin olunmuştur. Anılan Kanunun 1. maddesi oyerlerde oturanlara, hangi koşullarla tapu senedi verileceğini, 2. maddesi isebirinci madde şümulü dışında kalan arazının, istirdatı müteakip gelmiş olan veyasonradan usulü dairesinde iskân edilen muhacirler Mübadele ve İmar ve İskanKanunu hükümleri dairesinde dağıtılacağını göstermektedir. Evkafı sahihahakkında bu Kanun hükmünün uygulanmıyacağı, köy ve kasabalara ait meralarlakamu yararına tahsis edilen yaylak, kışlak, pazar, panayır, namazgah, koru,mesire ve meydan gibi metruk mahallerin tahdit ve mesaha ile tesbitlerindensonra köy ve kasabalar adına kaydedileceği buyruğu üçüncü maddede yer almıştır.4. maddede eski mülkiyetin devam etme koşullan ve unsurları belirtilmiş, bundanbaşka 1293 tarihinden sonra Rus idaresi zamanında asli hududu tağyir edilerekyaylak ve mera ve çayır arazideki intifa hakkı kaldırılmış veya başka köyeverilmiş ve böylece ihtiyaçları tazyik olunmuş köylerin, müsait olduğu takdirdecivar köylerden yaylak, mera, çayır ve arazi verilerek, hududunun tesbitedileceği; 5. maddede birinci ve üçüncü maddelerin kapsamı dışında olup hükümetelinde kalan arazinin 1293 tarihinden önceye ait tapu senedine sahip olup da1330 tarihinden önce göç eden ve arazilerini satmayanlara bu emlâk ve araziningeri verilmesi usulü, 6. maddede tahrir heyetinin kuruluş ve vazifeleri, ötekimaddelerde de ayrıntılara ilişkin hükümleri saptanmıştır.
Sözüedilen Kanunda öngörülen hükümler esasen ihtiyacı karşılamadığı gibi bazıyanlış uygulamalar da iktisaden perişan durumda olan bu yerlerde barınanyurttaşları daha da sıkıntılı durumlara sokmuştur. Nitekim İskân Kanunulayihası muvakkat encümeni mazbatasında şu hususlar yer almaktadır : "KarsVilayetiyle Beyazıdın Iğdır ve Tuzluca (Kulp) ve Erzurum'un Oltu ve ÇoruhVilâyetinin Artvin ve Şavşat ve Borçka Kazalarına ve Kemalpaşa Nahiyesine gerekKars ve Moskova muahedelerine uyarak ve gerekse (mülteci) sığınma suretiylegelmiş ve Hükümetçe vatandaş olarak kabul edilmiş muhacir ve sığıntılar(mülteciler) Hükümetçe hakkı hıyarlarını Türkiye"den başka Devletlerdenyana kullanıp gitmiş olan Rus tebasından kalma Devlet malı toprak ve evlereyerleştirilmiş iseler de gerek bu muhacir ve sığıntıların (mültecilerin) vasıflarıve gerekse gayrimenkullerin mahiyeti itibariyle meri iskân Kanunlarının ruh vesarahatine uymamakta olduğundan parasız iskânları yapılamamış olduğuanlaşılmıştır. Bu Kanunun tayin ettiği yerlerin hususiliği ve oralara gelmişolan soydaşlarımızın geldikleri günden beri vatandaşlık hak ve vazifelerinebağlanmış olmalariyle Devlete ait ev ve topraklar parasız kendilerine temlikedilmek suretiyle iskâna istihkak kesbetmiş oldukları cihetle kanun teklifibazı yazılış şekilleri değiştirilmek suretiyle kabul edilmiştir.
Buyerler halkından iken sırf Türk dâvası güttüklerinden dolayı muhtelifistilâlarla evleri yıkılmış ve evsiz kalmış az miktar ailelerin de Devletinlütuf ve atıfetinden müstağni bulunmadıkları gözetilerek kendilerine barınacakparasız ev verilmesi üçüncü ve buralardaki yaylalar emvali metruka vasfilemenfaati icare verilmekte ve hariçten servet sahibi kimseler iltizam ve esasenhayvancı olan köylüye yüksek fiyatla devrederek çiftçiyi sıkmakta olduğundanmeri hükümlere göre halkın intifaına terki altıncı madde ile kabul edilmiştir.
474sayılı Kanunun 4. ve 5. maddeleri bir takım müktesep haklan ihlâl etmekteolduğu anlaşıldığından ve bu maddelerin istihdaf ettiği gaye şimdiye kadarhasıl olmuş olduğundan 7. madde ile ilgası kararlaştırılmıştır. (9/5/1934günlü, E. 2/104 K. 6 sayılı mazbata, T. B. M. M. zabıt ceridesi 4. devre 22.cilt)
Sözüedilen kanun teklifinin T. B. M. M. de görüşülmesi sırasında teklif sahibi KarsMilletvekili aşağıya alınan konuşmayı yapmıştır : (Ömer Kâmil B."Kars"- Efendim, bu kanunda göstermiş olduğunuz yerlerdeki otlakları,yaylakları şimdiye kadar Maliye, müzayedeye veriyor, satıyor, bunları emvalimetruka addediyordu. Tabiî köylülerin meraya, yaylaya ihtiyacı vardır. Bununiçin oradaki meraların, yaylaların satılmıyarak köylülere terkedilmesi ahkâmıumumiye dahilinde bendeniz tarafından teklif edilmişti. Encümen onu bu şeklesoktu. Bunların tahdit edilerek köylerin sınırlan dahiline alınması kaydınıkoyduk. Bunların müzayede ile satılmasında çok mahzurlar oluyordu. Herhangi birsermayedar çıkıyor, köyün yaylasını ufak bir para mukabilinde satın alıyor vesonra köylülere yüksek bir fiyatla satıyordu. Bundan çok zararlar husulegeliyordu.
Busebebe binaen ahkâmı umumiyeye tevfik edilerek yaylaların dahî köylülerinintifama terkedilmesidir maksut... "T. B. M. M. Zabıt Ceridesi : Cilt 22,Devre 4, Sahife 225")
Böylece2502 sayılı Kanunun 6. maddesi ile aşağıda gösterilen hüküm çıkarılmıştır.
(Madde6- 474 numaralı Kanunun üçüncü maddesinde sayılan yaylak ve kışlaklar KöyKanununun üçüncü maddesi hükümlerine göre sınırlandırılarak köylerin,kasabaların ve şehirlerin ihtiyaçları nispetinde Hükümetçe dağıtılıp bunlarınortak intifalarına parasız bırakılır. "3. Tertip Düstur Cilt 15, Sahife438")
Sonradan17/3/1950 gününde kabul edilen 5606 sayılı Kanunla bu madde aşağıdaki biçimdedeğiştirilmiştir.
(Madde6- 474 sayılı Kanunun 3. maddesi şümulüne giren ve fakat ÇiftçiyiTopraklandırma Kanununun uygulanma sırası gelmemiş o-lan ilçelerdeki yaylak vekışlaklar Toprak Kanuniyle kabul edilen nisbet ve esaslar ölçüsünde olmakşartiyle Köy Kanununun 3. maddesi hükmüne göre sınırlandırılarak köylerin,kasabaların ve şehirlerin ihtiyâçtan için mahallî Hükümetçe bunların müşterekintifalarına parasız tahsis olunur.
Buyaylak ve kışlaklar hiç bir sebep ve suretle özel ve tüzel kişilere veya Hazineadına tapuya bağlanamaz. Ancak bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce tapuyabağlanmış olan yerlerde 2644 sayılı Kanunun 31. maddesi gereğince sahiplerininmüktesep haklan mahfuzdur.
ÇiftçiyiTopraklandırma Kanununun uygulandığı ilçelerdeki birinci fıkraya göre yapılmasıgereken sınırlandırma ve tahsis işleri bahsi geçen kanun hükümleri dairesindecereyan eder. "Üçüncü Tertip Düstur Cilt 31, Sahife 1790")
Bukanunun teklifinin incelenmesine ilişkin olan 23/5/1949 günlü, E. 2/60- K. 37sayılı Maliye Komisyonu raporunda "... teklif iki konuyu ihtiva etmektedir: 1. Umumi harp sonunda Rusya'dan kurtarılan bölgelerdeki yaylak vekışlakların, köy, kasaba ve şehirlerin müşterek intifa ve istifadelerineterkolunması için zaten mevcut olan hükümlere usul bakımından bazı hususlareklemek ve bunların böyle özel mülkiyete mevzu olamıyacağını belirtmek;
2-..................
Birincihusus hakkındaki görüşmelerden sonra :
Şarkbölgelerindeki yaylak ve kışlakların hayvancılığımızın gelişmesi bakımındanönemi aşikâr bulunduğundan esasen mevcut hükümlere göre köy, kasaba veşehirlerin intifa ve istifadelerine bırakılmış olan bu gibi yerlerin sınırtahdidlerinin- eğer mevcut ise- toprak komusyonları tarafından yapılması ve bugibi yerlerin bundan böyle özel mülküyete mevzu olamaması hususlarını ihtivaeden sağlık komisyonu metininin 6. maddesi esas itibariyle muafık bulunmuşancak bu maddenin ikinci fıkrasındaki yayla tabiri maddenin birinci ve üçüncüfıkraları ile ahenkli olabilmesi için yaylak ve kışlak olarakdeğiştirilmiştir..." (T.B.M.M. Tutanak dergisi Cilt 25, S. Sayısı 218)
Bütünbu yasama çalışmaları, 2502 sayılı Yasanın 474 sayılı Kanunun 3. maddesindeöngörülen ilkeyi değiştirmediğini, aksine yaylak ve kışlaklar hakkında yanlışuygulamaları kökünden kaldırmak suretiyle maddede anlatımını bulan bu kuralıngeçerli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bundan başka itiraz yoluna başvuranmahkemenin elindeki işte 4753 sayılı Çifçiyi Topraklandırma Kanununun ve 5606sayılı Yasa ile değiştirilen 2502 sayılı Kanunun 6. maddesinin son fıkrasındayer alan "Çiftçiyi Topraklandırma Kanununun uygulandığı illerdeki birincifıkraya göre yapılması gereken sınırlandırma ve tahsis işleri bahsi geçen kanunhükümleri dairesinde cereyan eder" tarzındaki hükmün uygulandığı veanlaşmazlığı bu kanun maddesinin doğurduğu da ileri sürülmüş değildir.
Kaldıki Anayasa'nın 151. maddesi, itiraz yolu ile dâva açılabilmesini, Anayasa'yaaykırılığı ileri sürülen yasa hükmünün yürürlükte olmasına değil o hükmün odâvada uygulanma koşuluna başlamıştır. İtiraz eden mahkemece uyulmak suretiylekesinleşen yargıtay bozma ilâmında "iddianın 474 sayılı Kanunun 3. maddesigereğince tahsisi gösteren geçerli bir belge ile isbatı zorunludur"denilerek böylece bu dâvada 474 sayılı Artvin, Ardahan, Kars Vilâyetleri ilekulp ve Iğdır Kazaları ve Hopa Kazasının Kemalpaşa Nahiyesindeki Arazide HakkıTasarrufa Ait Kanunun 3. maddesi hükmünün köy yaylakları bakımından uygulanma durumundabulunduğu saptanmış ve incelemenin bu sınırlama uyarınca yapılmasıkararlaştırılmıştır. Muhittin Gürün, hükmün yürürlükte olmaması dolayısıylemahkemece uygulama olanağı bulunmadığını belirterek bu görüşe katılmamıştır.
2-İnceleme konusu hükmün Anayasa'ya aykırı olup olmadığı sorunu :
Rusişgal ve istilâsına uğradıktan sonra yeniden ulusal sınırlar içine alınan ve"Elviyeyi selâse" adı ile anılan bu yerlerde, mülkiyet ve tasarrufdurumunu düzenlemek ve yerleşme politikasını süratle uygulamak Devletin baştagelen ödevlerindendir. Başka bir Devletin işgal ve istilâsı sonucu ahalisi göçetme zorunluğunda kalan, mülkiyet ve tasarruf düzeni bozulan veya değiştirilenbir toprak kesiminin yeniden Anavatana ilhakında, arazi üzerindeki mülkiyet vetasarruf durumlarını ve yerleşme sorununu ele alarak sağlam esaslara bağlamakkamu düzeninin bir gereğidir. Devlet, egemenlik hakkının doğal sonucu olarakyurdun bu kesiminde kamu düzenini ve bunun temel dayanağını oluşturan mülkiyetve tasarruf rejimini yeniden kurarken, yasalarla, değişik ve özel bazı hüküm vekurallar getirmek ve olaya özgü kimi idarî tedbirler almak zorunluğundadır.Yurdun bu kesiminde istilâ sonucu olarak değişmiş veya değiştirilmiş toprak vemülkiyet durumunu, millî karakteri taşıyan yeni esaslara bağlamak, iskân veyerleşme politikasını düzenlemek, başka bir deyimle bu yerlerde kamu düzeniniyeniden tesis etmek için yasalarla alman bu gibi tedbirlerin, Anayasa'nın 12.maddesinin öngördüğü eşitlik ilkesiyle çeliştiği ve buna aykırı düştüğü sözkonusu edilemez. Kaldı ki, itiraz konusu hüküm köy ve kasabalara ait olanmeralarla yaylak ve kışlak, pazar, panayır, namazgah, koru, mesire meydan gibitoplum yararına terk ve tahsis edilmiş yerlerin tahdit ve teshirlerininyapılmasını ve ait olduğu köy ve kasaba adına kaydedilmesini idareye görevolarak vermiştir. Toplum yararına öncelik veren ve böylece o köy veya kasabadaoturanlarla oralara sonradan yerleştirileceklerin haklarını bu yolla güvencealtına alan bir yasa hükmünün eşitliği bozduğundan ve hak arama özgürlüğünüortadan kaldırdığından söz edilemiyeceği gibi, bu gibi yerler üzerinde doğananlaşmazlıklar sebebiyle isbat belgesi yönünden teessüs eden içtihat ve yapılanuygulamalar da hükmün Anayasa'ya aykırılığını ortaya koyamaz.
Yukarıdanberiaçıklananlarla ortaya çıktığı üzere 474 sayılı Kanunun 3. maddesinin öngördüğü"kura ve kasabata ait olan meralarla yaylak ve kışlak, pazar, panayır,namazgah, koru, mesire, meydn gibi menafii umumiyeye mahsus ve metruk mahallertahdit ve mesaha ile badettesbit ait oldukları kura ve kasabat namlarınakaydedilecektir" yolundaki hükmün sınırlama kararı uyarınca köy yaylaklarıyönünden Anayasa'nın ne 12. ve 31. maddelerine ve ne de diğer hükümlerineaykırı yönü yoktur; itirazın reddi gerekir.
VI-Sonuç :
6Ramazan 1342 ve 10 Nisan 1340 günlü ve 474 sayılı Artvin, Ardahan, KarsVilayetleriyle Kulp ve Iğdır Kazaları ve Hopa Kazasının Kemalpaşa Nahiyesindekiarazide hakkı tasarrufa ait Kanunun 3. maddesinin itiraza konu olup sınırlamakararı uyarınca koy yaylakları yönünden incelenen hükmünün Anayasa'ya. aykırıolmadığına ve itirazın reddine oybirliğiyle 25/5/1971 gününde karar verildi.
Başkanvekili
Avni Givda
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Nuri Ülgenalp
Üye
Muhittin Taylan
Üye
Şahap Arıç
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Kani Vrana
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
10Nisan 1340 günlü ve (Artvin, Ardahan, Kars Vilayetleriyle Kulp ve IğdırKazaları ve Hopa Kazasının Kemalpaşa Nahiyesindeki arazide hakkı tasarrufa ait)474 sayılı Kanunun, Posof Asliye Hukuk Mahkemesince Anayasaya aykırılığı önesürülen 3. maddesi hakkında, yürürlükte olmaması ve görülen dâvada uygulanacakbir hüküm niteliğinde de bulunmaması itibariyle, Anayasanın 151. maddesinedayanılarak Anayasa'ya aykırılık itirazında bulunulamaz. Şöyleki :
l-Posof Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dâvanın konusu, adı geçen ilçeye bağlıiki köy arasındaki yayla ihtilâfıdır.
474sayılı Kanunun Anayasaya aykırılığı öne sürülen 3. maddesi ise, diğer araziçeşitleri yanında, (menafii umumiyeye mahsus ve metruk yaylakların) tahdit vemesaha ile ait oldukları köyler adına kaydedileceği hükmünü taşır.
Görüldüğügibi maddenin konusu olan yaylaklar, köylerin özel mülkiyetine konu olangayrimenkuller olmayıp Devletçe ve bir kanunla köylerin faydalanmasına terk vetahsis edilen yerlerdir. Bu nitelikleri itibariyle söz konusu yaylakların,Devletçe sonradan görülecek yeni lüzum ve ihtiyaçlara göre yeni düzenlemeleretabi tutulmasına kanunî ve hukukî bir engel yoktur ve bu kabil yenidüzenlemeler karşısında ilgili köylerin söz konusu eski hükme dayanarak birtakım istekler öne sürmeleri ve kazanılmış hak iddiasında bulunmaları mümkündeğildir. Zira bu gibi kamu hukukuna ilişkin olan hallerde yürürlüktenkaldırılmış olan eski düzenin ve o düzeni koyan eski hükmün uygulanması artıksöz konusu edilemez.
474sayılı Kanunun 3. maddesinin yaylaklara ilişkin hükmü ise aşağıda açıklandığıgibi yıllarca önce yürürlükten kaldırılmıştır :
1-14/6/1934 gününde yürürlüğe giren 9/6/1934 günlü ve (Kars Vilâyetiyle Bayazıt,Erzurum ve Çoruh Vilâyetlerinin bazı parçalarında muhacir ve sığıntıların yerleştirilmesive yerli çiftçilerin topraklandırılması hakkında) ki 2502 sayılı Kanunun 6.maddesi,
(474numaralı Kanunun 3. maddesinde sayılan yaylak ve kışlaklar Köy Kanununun 3.maddesi hükümlerine göre sınırlandırılarak köylerin kasabaların ve şehirlerinihtiyaçları nispetinde Hükümetçe dağıtılıp bunların ortak intifalarına parasızbırakılır.) hükmünü getirmiş ve 7. maddesiyle de 474 sayılı Kanunun 4. ve 5.maddelerini yürürlükten kaldırmıştır.
Görülmektedirki, 474 sayılı Kanunun söz konusu 3. maddesi hükmü, 2502 sayılı Kanunla yenibir esasa bağlanmış ve sözü geçen 3. maddedeki yaylakların sınırlarınınçizilmesi işinin Köy Kanununun 3. maddesindeki hükümlere göre yapıldıktan sonraihtiyaçları nisbetinde köylere dağıtılarak köylülerin ortak intifalarınaparasız bırakılması kabul edilmiştir.
Şuhalde 474 sayılı Kanunun 3. maddesinde sözü edilen yaylaklardan köylerinintifalandırılmaları işlemi hakkında 2502 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 14Haziran 1934 gününden itibaren bu kanunun yukarda yazılı 6. maddesi hükmüuygulanacağından bu tarihten sonrası için 474 sayılı Kanunun 3. maddesininyaylakların köylere tahsisine ilişkin hükümlerinin uygulanması olanağı kalmamışve sonuç olarak da 474 sayılı Kanunun bu konudaki hükümleri kapalı biçimdeyürürlükten kaldırılmış bulunmaktadır.
2-Öteyandan yukarıdaki 1. fıkrada sözü edilen 2502 sayılı Kanunun 6. maddesi de,23 Mart 1950 gününde yürürlüğe giren 17 Mart 1950 günlü (Kars ili ile Bayazıt,Erzurum ve Çoruh İllerinin bazı parçalarında muhacir ve sığıntılarınyerleştirilmesine ve yerli çiftçilerin topraklandırılmasına dair olan kanundadeğişiklik yapılması hakkındaki) 5606 sayılı Kanunun 1. maddesiyledeğiştirilmiş ve 2. maddesiyle de 474 sayılı Kanunun 1. ve 5. maddelerikaldırılmıştır.
6.maddenin bu değişmeden sonraki hükmü şöyledir :
(Madde6- 474 sayılı Kanunun 3. maddesi şümulüne giren ve fakat Çiftçiyi TopraklandırmaKanununun uygulanma sırası gelmemiş, olan ilçelerdeki yaylak ve kışlaklarToprak Kanunu ile kabul edilen nispet ve esaslar ölçüsünde olmak şartiyle KöyKanunun 3. maddesi hükmüne göre sınırlandırılarak köylerin, kasabaların veşehirlerin ihtiyaçları için mahallî Hükümetçe bunların müşterek intifalarınaparasız tahsis olunur.
Buyaylak ve kışlaklar hiçbir sebep ve suretle özel ve tüzel kişilere veya Hazineadına tapuya bağlanamaz. Ancak bu kanunun yürürlüğe girmesinden önce tapuyabağlanmış olan yerlerde 2644 sayılı Kanunun 31. maddesi gereğince sahiplerininmüktesep haklan mahfuzdur.
ÇiftçiyiTopraklandırma Kanununun uygulandığı ilçelerdeki birinci fıkraya göre yapılmasıgereken sınırlandırma ve tahsis işleri bahsi geçen kanun hükümleri dairesindecereyan eder.)
Görüldüğügibi 474 sayılı Kanunun 3. maddesinde sözü geçen yaylakların, köylerin ortakfaydalandırılmalarına tahsis olunma işlemi bu defa da 5606 sayılı Kanunun sözkonusu hükmü ile yeni bir değişikliğe tabi tutulmuştur. Şöyleki :
1-Çiftçiyi Topraklandırma Kanunun uygulanma sırası gelmemiş olan ilçelerdebulunan ve 474 sayılı Kanunun 3, maddesi kapsamına giren yaylaklar, bukanundaki nisbet ve esaslar ölçüsünde olmak şartiyle Köy Kanunun 3. maddesihükmüne göre sınırlandırılarak köylerin ihtiyaçları için mahallindeki idaremakamlarınca köylülerin ortak faydalanmalarına tahsis olunacaktır.
2-Çiftçiyi Topraklandırma Kanununun uygulanmasına başlanan ilçelerdeki bu çeşityaylakların sınırlandırma ve tahsis işlemleri ise söz konusu kanun hükümleridairesinde yapılacaktır.
Heriki halde de artık, 474 sayılı Kanunun 3. maddesinde yer alan (ölçme vesınırlandırmaya ve tahsise) ilişkin hükümlerin yürürlükten kalkmış bulunduğunukabul etmek zorunluğu ortadadır.
Öteyandan söz konusu madde hükmünün, yürürlükte bulunduğu zamandaki tatbikatıbakımından köyler için kazanılmış bir hak konusunun ortaya çıkmasına sebepolamıyacağı ise bu karşıoy yazısının baştarafında belirtilmiştir. 5606 sayılıKanunla değişik 6. maddenin ikinci fıkrasında yer alan ve (Özel ve tüzelkişiler adına daha önce tapuya bağlanmış bulunan) yerler bakımından tanınmışolan (kazanılmış hak) konusu ise, özel hukuk tüzel ve özel kişileriyle ilgiliolup bir amme idaresi olan köylere ilişkin değildir ve esasen bu hükümle 2644sayılı Tapu Kanununun 31. maddesine yapılan gönderme ile saklı tutulmuş olan(kazanılmış hakkın) konusu, ölçüm fazlalarına ilişkin olup konu ile doğrudandoğruya ilgili de değildir.
Buduruma göre 474 sayılı Kanunun, yürürlükte olmayan ve yürürlükte olduğu zamanabağlı olarak da köyler bakımından halen uygulanması mümkün bulunmayan sözkonusu 3. maddesi hükmünün bu dosyaya konu olan ve Posof Asliye HukukMahkemesinde açılmış bulunan dâvada da uygulama olanağı bulunmadığındanAnayasanın 151. maddesi gereğince adı geçen mahkeme bu madde hakkında AnayasaMahkemesine başvurmaya yetkili değildir.
Bunedenle itirazın, esasın incelenmesine geçilmeden reddine karar verilmesigerekirdi.
Kararınbu bölümüne yukarıda açıkladığım düşüncelerle karşıyım.
Üye
Muhittin Gürün