ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1971/28
Karar Sayısı:1971/64
Karar Günü:8/7/1971
Resmi Gazete tarih/sayı:16.6.1972/14217
İtirazyoluna başvuran : Eskişehir Asliye 2. Ceza Mahkemesi.
İtirazınkonusu : 8 Haziran 1936 günlü, 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme UsulüKanununun 8. maddesinin Anayasa'nın 42. ve 44. maddeleri hükümlerine aykırı bulunduğukanısı ile, iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
I-OLAY :
Sanıkzabıt kâtibi hakkında yetkili yerce düzenlenmiş çizelge uyarınca nöbetçi olduğuhalde dairede ve görevi başında bulunmayarak adlî görevine ihmalden ötürü TürkCeza Kanunun 230. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları gereğincecezalandırılması istemi ile açılan kamu dâvasının duruşması sırasında,vekilince ileri sürülerek Cumhuriyet Savcısınında katıldığı, 8 Haziran 1936günlü, 3005 sayılı meşhut suçların muhakeme usulü kanununun 8. maddesininAnayasaya aykırılığı İddiasının mahkemecede ciddi olduğu kanısına varılarak,sözü geçen Kanun maddesinin iptali için itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiştir.
III-İLK İNCELEME :
AnayasaMahkemesi, Avni Givda, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Nuri Ülgenalp, MuhittinTaylan, Şahap Arıç, Recai Seçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önal, KaniVrana, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Şevket Müftigil ve Ahmet H. Boyacıoğlununkatılmaları ile 20/5/1971 gününde Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesiuyarınca yaptığı ilk inceleme toplantısında, itiraz yoluna başvuran mahkemeninAnayasa'ya aykırılığı, nedeni ile iptaline karar verilmesini istediği Kanunmaddesini bakmakta olduğu dâvada uygulama durumunda olup olmadığı yönünügörüşmüştür,
Anayasa'nın151. ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddeleri hükümlerine göre; mahkemelerancak bakmakta oldukları bir dâva dolayısiyle Anayasa Mahkemesi'ne itiraz yoluile başvurabilirler. Bir dâvanın hukuken var sayılabilmesi için ise, onunkanunlara uygun olarak açılmış ve ayrıca mahkemenin yetkisi içine girmekte bulunmuşolması gerekir.
Bundanbaşka, aynı hükümler uyarınca mahkemelerin bu başvurmaları, o dâva nedeni ileuygulanacak kanun hükümleri ile dahi sınırlı bulunmaktadır.
Dosyaiçindeki kağıtların incelenmesi sonunda, itiraz yoluna başvurmuş bulunanmahkemenin Kanuna göre bakmakta olduğu bir dâvanın bulunması koşulunungerçekleştiği görülmüş isede, bu dâva nedeni ile mahkemenin uygulama durumundabulunduğu Kanun hükümleri arasında, itiraz konusu yapılıp iptaline kararverilmesi istenen Kanun hükmünün yer alıp almadığı yönünden incelenip belliedilmesi gerekmektedir.
Sanıkhakkındaki kamu dâvası Türk Ceza Kanununun 230. maddesinin birinci ve ikincifıkraları gereğince cezalandırılması işlemi ile açılmıştır. Eylemin saptanmasıhalinde sanığa bu hükümler uyarınca ceza tertibi gerekecek ve böylece, cezatertibinde dayanılacak kanun maddeleri bu davada uygulama yeri bulacak isede,mahkemenin dâvada uygulama durumunda olduğu hükümlerin sadece bunlardan ibaretkaldığı düşünülemez. Görevi belli eden nöbet çizelgesinin düzenlenmesinde yanisanığa görevin verilmesinde dayanılan hüküm, 3005 sayılı Meşhut SuçlarınMuhakeme Usulü Kanununun itiraz konusu yapılmış bulunan 8. maddesinde yeraldığına ve yükletilen suçun hukuka uygunluk ögesine doğrudan doğruya etkilibulunduğuna göre, onun da bu dâvada mahkemece gözönünde bulundurulmasızorunluğu var demektir. Başka deyimle mahkeme dâva konusu suçun kanunîöğelerini araştırıp saptarken, bu hükmü de kendiliğinden uygulama durumundabulunacaktır. Çünkü, bir kamu dâvasında sanığa yükletilen görevi ihmal suçununkanunî öğeleri ile birlikte oluşması, ilkönce, bu görevin memura Kanuna vehukuka uygun olarak verilmesi koşuluna bağlı bulunmaktadır. Bu bakımdan, sözkonusu hükmün Anayasa'ya aykırılığının saptanması, sanık hakkında mahkemece verilecekkarara, yani sonuca doğrudan doğruya etkili olacak demektir. Esasen bir dâvadauygulama yeri bulunan Kanun hükmü deyim veya kavramı, o dâvada sadece dâvayıaçan belgede uygulanması istenen hükümleri değil, aynı zamanda dâvanın esasınaetkili ve sonucu da değiştirecek nitelikte olup, dolaylı biçimde uygulanacakhükümleri de kapsamaktadır. Kaldı ki, sözü geçen deyime böyle bir kapsamtanımak, yasaların Anayasa'ya uygunluğunun Anayasa Mahkemesince denetlenmesiylegüdülen amaca da uygun düşmektedir. Çünkü bu denetimin asıl ereği yasalardakiAnayasa'ya aykırı olan kuralların olabildiği ölçüde ayıklanıp ortadankaldırılmışım saplamaktır.
AnayasaMahkemesi, yukarıda gösterilen gerekçelere dayanarak ve dosyanın da eksiğibulunmadığından işin esasının incelenmesine, Avni Givda ve Sait Koçak'ınitirazın 3005 sayılı Kanunun 8. maddesini uygulama durumunda bulunmayanEskişehir Asliye 2. Ceza Mahkemesinin yetkisizliği yönünden reddi gerektiğiyolundaki karşı oyları ile ve oy çokluğu ile karar vermiştir.
IV-İTİRAZ KONUSU HÜKÜM:
Mahkemeceiptali istenen kanun hükmü şöyledir :
8/6/1936günlü, 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanununun 8. maddesi :
"Maznunyakalandığı günde mahkemeye sevk edileceği sırada çalışma zamanı bitmiş veyaherhangi bir tatil gününe tesadüf etmiş ise Cumhuriyet Müddeimumisi mahkemeyihemen çalışmaya davet edebileceği gibi maznunun mahkemeye şevkini ertesi günede bırakabilir. Şu kadar ki Cumhuriyet Müddeiumumisi tarafından dördüncümaddede yazılı sebepten dolayı maznunun mahkemeye şevki ertesi güne bırakılmışise yukarıki fıkrada yazılı sebeple de olsa maznunun mahkemeye şevki ikinci birteahhura uğratılamaz."
MAHKEMENİNDAYANDIĞI ANAYASA HÜKÜMLERİ:
Mahkemeningerekçesine dayanarak yaptığı Anayasa maddeleri aşağıdadır :
"Madde42- Çalışma herkesin hakkı ve ödevidir.
Devlet,çalışanların insanca yaşaması ve çalışma hayatının kararlılık içinde gelişmesiiçin, sosyal, iktisadî ve malî tedbirlerle çalışanları korur ve çalışmayıdestekler; işsizliği önleyici tedbirler alır.
Angaryayasaktır.
Memleketihtiyaçlarının zorunlu kıldığı anlarda vatandaşlık ödevi niteliği alan bedenveya fikir çalışmalarının şekil ve şartları, demokratik esaslara uygun olarakkanunla düzenlenir."
"Madde44- Her çalışan dinlenme hakkına sahiptir.
Ücretlihafta ve bayram tatili ve ücretli yıllık izin hakkı kanunla düzenlenir."
VI-ESASIN İNCELENMESİ :
İtirazınesasına ilişkin rapor, itiraz yoluna başvuran Eskişehir Asliye 2. CezaMahkemesinin 3 Mart 1971 günlü, 1970/1418 sayılı karan ve ekleri, Anayasa'yaaykırılığı ileri sürülen hükümle dayanılan Anayasa maddeleri, gerçekleri ilebunlarla ilgili Meclis görüşme tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüpdüşünüldü :
8Haziran 1936 günlü, 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanunu suçüstüolarak işlenen suçların memleket asayişini bozmalarını önlemek ve toplumüzerinde yarattıkları heyecanı ortadan kaldırmak amacı ile belli yerlerdesuçüstü olarak işlenen cürüm veya kabahat cinsinden bazı suçlarınkovuşturulmasına ve duruşmalarına ilişkin kuralları, yani, ceza usulühükümlerini kapsamaktadır.
TürkiyeCumhuriyeti Anayasası, ceza ve ceza usulü alanları ile ilgili birkaç genel vetemel nitelikteki ilkeyi belli etmekle yetinmiş ve 136. maddesinin"Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerikanunla düzenlenir." Biçimindeki hükmü ile yargılama usullerine ilişkinkuralların yasalarla düzenlenmesini öngörmüştür. O halde, yargılama usulleri,genel usul kanunları ile düzenlenebileceği gibi, usul hükümleri özel usul kanunlarındaveya herhangi bir kanunda da yer alabilir. Bu nedenledir ki, belli yerlerdesuçüstü olarak işlenen belli suçların kovuşturulmasına ve duruşmalarına ilişkinhükümlerin 3005 sayılı Kanunla düzenlenmesinde Anayasa'ya aykırılık sözkonusuyapılamaz.
Cezayargılama usulleri konusundaki yasalar, Anayasa'ya göre, yargılamaçalışmalarına veya yargılama ile doğrudan doğruya veya dolayısiyle ilgili ötekiadlî çalışmalara katılanların, bu çalışmaları karşılığı olarak hak edecekleriücretleri ne yolda alacaklarına ilişkin malî esas ve hükümleri kapsamakzorunluğunda değillerdir. Bu bakımdan, yargılama usulleri hakkındaki bir genelveya özel kanun veya hükme, bu yolda bir esas konulmamış olmasının daAnayasa'ya aykırılığı ileri sürülemez. Aslında kamu hizmeti dolayısiyle kamugörevlilerince yapılacak her çeşit çalışmalar karşılığında alacaklarının belliedilmesi ve ödenmesi hakkındaki esas ve kurallar genel olarak malî kanunlarlateşkilat yahut personel kanunlarında veya harç tarifesi gibi kanunlarda yeralmaktadır. Görevlilerin bir yargılama usul kanun veya hükmüne dayanarakyapacakları çalışmalar karşılığında kendilerine ne yolda ücret ödenileceğinedair bir esas veya kuralın aynı kanuna veya hükme konulmamış olması ise, buçalışmalar için görevlilere bir ücret verilmiyeceği anlamına alınamaz.
Nitekim,özel bir ceza yargılama usulü kanunu olan 3005 sayılı Kanuna ve Özellikle buKanunun 8. maddesine göre günlük olağan çalışma saatleri dışında, ve resmîtatil günlerinde yapılacak yargılama çalışmaları karşılığında görevlilere neyolda ücret verileceğini gösterir esas ve kuralların bu Kanunla düzenlenmemişolması, bu konuda başka yasalara gerekli esas ve kuralların konulmasına vegörevlilerin istihkaklarını bunlar çerçevesinde istemelerine engellik edemez.
Esasenbu hizmetlerin büyük, bir bölümü ve hiç kuşku yok ki bunların başında gelenyargılama çalışmaları aslî ve süreklidir. Bu bakımdan, böyle bir hizmetingerektirdiği görevlerin niteliği ve koşulları nedeni ile, sürekli veya olağançalışma saatleri dışında ve hatta resmî tatil günlerinde yahut gündüz ve geceyerine getirilmesini zorunlu gören bir yasa hükmünün de Anayasaya aykırılığıdüşünülemez.
Bundanbaşka, yukarıki açıklamalara göre, olağan çalışma saatleri dışında veya resmîtatil günlerinde yapılması yasa gereği olan yargılama çalışmaları angarya dasayılamaz. Anayasa Mahkemesinin 2/6/1964 günlü, 11717 sayılı Resmî Gazete'deyayınlanmış bulunan (Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi - Sayı 2 - Sayfa 70)6/3/1964 günlü, 1963/-358 - 1964/17 sayılı kararında açıklandığı üzere, angaryabir maldan veya bir kişinin çalışmasından karşılıksız yararlanma olduğuna göre,yargılama işlerinde görevlilerin çalışmalarından bu biçimde bir yararlanmayapıldığı ileri sürülemez. Çünkü, iptali istenen Kanun hükmünde görevlilerinçalışmalarına karşılık kendilerine bir ücret verilmiyeceğine ilişkin bir hükümyer almadığı gibi, kamu görevlilerinin her çeşit çalışmaları karşılığında aylıkve ücretlerini ve öteki akçalı haklarını ne yolda hak edecekleri ve alacakları,yasalarca öteki özlük hükümleri arasında belli edilmektedir. Diğer yönden, 3005sayılı kanunun dâva konusu edilen 8. maddesine göre yapılması zorunlu olançalışma saatleri dışındaki ve tatil günlerindeki yargılama çalışmalarınıdüzenleyen yönetmeliğin yasalara aykırı kuralları kapsaması veya bu çeşitçalışmalar için ne yolda ödeme yapılacağına ilişkin esasların BakanlarKurulunca henüz kararlaştırılmamış olması gibi yönetime ilişkin konularındenetimi Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında kaldığından, gerek yönetmelikte,gerekse Bakanlar Kurulu kararnamelerinde yasalara aykırı kuralların veyaesasların yer alması veya bu yolda henüz bir saptama yapılmaması, Anayasa'yaaykırı yönü bulunmayan bir Yasa hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğunun kabulüiçin neden sayılamaz.
3005sayılı Kanunun itiraz konusu yapılan 8. maddesinin, Anayasa'nın Ceza ve cezausulü alanlarında koyduğu genel ve temel ilkelere ve sınırlayıcı, buyurucu veyasaklayıcı başka herhangi bir hükmüne aykırı bir hukuk kuralını içermediğineve bu kanun uyarınca yapılacak yargılama çalışmaları ile bunlarla ilgili başkaadlî çalışmalarda görevlilere olağan çalışma saatleri dışında veya resmî tatilgünlerindeki çalışmaları karşılığının verilmesini önleyen bir kayıt daolmadığına göre, bu hali ile Anayasa'nın 42. ve 44. maddelerine veya başkaherhangi bir maddesine aykırı yönü görülemediğinden, yerinde olmayan itirazınreddine karar verilmelidir. Şahap Arıç ve Recai Seçkin bu görüşekatılmamışlardır.
SONUÇ:
8/6/1936günlü, 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanununun 8 inci maddesininAnayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine Şahap Arıç ve Recai Seçkin'inkarşıoyları ile ve oyçokluğu ile 8/-7/1971 gününde karar verildi.
Başkanvekili
Avni Givda
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Nuri Ülgenalp
Üye
Muhittin Taylan
Üye
Şahap Arıç
üye
İhsan Ecemiş
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Kâni Vrana
Üye
Halit Zarbun
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
Anayasa'nın151 inci maddesine göre bir mahkeme ancak bakmakta olduğu dâvada uygulanacakkanun hükümlerini bunların Anayasa aykırılığını ileri sürerek, AnayasaMahkemesine getirilebilir. Bu hükmün benzeri 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın27 nci maddesinde de yer almıştır.
İtirazyoluna başvuran Eskişehir Asliye 2. Ceza Mahkemesinin elinde bakmakta olduğubir dâva vardır. Bu, nöbet çizelgesi gereklerini yerine getirmemek yoluyla adlîgörevini ihmalden sanık bir zabıt kâtibi hakkında Türk Ceza Kanununun 230 uncumaddesine göre cezalandırılması istemiyle açılmış kamu davasıdır.
Mahkemeise 8/6/1936 günlü, 3005 sayılı Meşhut Suçların Muhakeme Usulü Kanunun 8 incimaddesinin Anayasa'ya uygunluk denetiminden geçirilmesini istemektedir.
3005sayılı Yasanın 8 inci maddesi, yalnızca Cumhuriyet Savcısına tanınmış biryetkiyi düzenlemektedir. Bu madde hükümlerine göre sanığın yakalandığı gündemahkemeye sevkedileceği sırada çalışma zamanı bitmiş veya herhangi bir tatilgününe rastlamışça Cumhuriyet Savcısı mahkemeyi hemen çalışmaya çağırabileceğigibi sanığın mahkemeye şevkini ertesi güne de bırakabilecektir. Maddede zabıtkâtiplerinin iş saatleri dışında çalıştırılmalarını düzenleyen hiçbir hüküm yeralmamıştır.
3005sayılı Kanunun uygulanmasını göstermek ve sağlamak üzere tüzük ve yönetmeliklerçıkarılabilir. Mahkeme sanığın nöbet çizelgesi karşısındaki durumunu veçizelgenin tüzük ve yönetmelik hükümlerine uygun olup olmadığım araştırabilir.Ancak böyle bir tutum hiçbir zaman 3005 sayılı Kanunun 8 inci maddesininmahkemece, bakılmakta olan dâvada uygulandığı veya uygulanacak olduğu anlamınıtaşımaz. Görevini ihmalden sanık bir kimse hakkındaki kamu dâvasında, ihmalinsuçüstü hükümlerine bağlı bir dâvada oluştuğu nedeniyle, 3005 sayılı Kanunun okamu dâvasında uygulanacağı görüşünü benimsemek Anayasa'nın 151 inci maddesindegeçen "uygulanacak" deyimini değil delâlet ettiği hukukî kavramdan,sözlük anlamından bile uzak düşürecek bir davranış olur ve hukukî destektenyoksun kalır.
Öteyandan, bu konuya ilişkin eski karşıoy yazılarında birçok kez ayrıntılarıyleaçıklandığı üzere, iptal dâvası yolunun (Anayasa - madde 149) Anayasa'yaaykırılık sorununun soyut ve genel bir açıdan ele almasına karşılık, ancak birkanun hükmünün belirli bir kişinin belirli haklarını etkileme durumuna geçmesihalinde işleyebilen ve Anayasa'ya aykırılık sorununu dar bir çerçeve içindesomut ve özel yönden konu edinen itiraz yolunun Anayasa'da öngörülmesi ile(Madde 151) en başta güdülen erek iptal dâvası müessesesinin varlığına rağmenyürürlükte kalabilmiş birtakım Anayasa'ya aykırı hükümler yüzünden belirlikişilerin belirli haksızlıklara uğramalarını önlemek, mahkemelerin Anayasa'yaaykırı gördükleri hükümleri uygulamaktan kaçınmalarına, böylece Anayasa'nınüstünlüğü ilkesinin bu alanda da korunmasına olanak sağlamaktadır. Anayasa'yaaykırı kanunların ayıklanması, çoğunluk görüşünce benimsendiği gibi, 151 incimaddede öngörülen düzenin baş ereği ve o düzenle doğrudan doğruya eldeedilebilecek bir sonuç değildir. Bunun, düzenin dolayı bir etkisi, bir yansonucu gibi görünmesi daha yerinde olur.
Özetlemekgerekirse : 3005 sayılı Yasanın 8 inci maddesi Eskişehir Asliye 2 nci CezaMahkemesinin bakmakta olduğu dâvada uygulayacağı bir hüküm değildir.Anayasa'nın 151. ve 44 sayılı Kanunun 27 nci maddelerine uymayan itirazınitiraz yoluna başvuran mahkemenin yetkisizliği yönünden reddi gereklidir.1971/28 esas sayılı işte, 20/5/1971 günlü ilk inceleme toplantısında mahkemeitiraza yetkili görülerek işin esasının incelenmesi yolunda verilen kararayukarıda yazılı nedenlerle karşıyım.
Başkanvekili
Avni Givda
KARŞIOYYAZISI
SayınRecai Seçkin'in karşıoy yazısındaki görüşe katılıyorum.
Üye
Şahap Arıç
KARŞIOYYAZISI
l-657 sayılı Devlet Memurları Yasa'sının 1327 sayılı Yasa ile değişik 178.maddesinin birinci fıkrasında (Günlük çalışma saatleri dışında fazla çalışılansüreler hakkında bu Kanunun 99. maddesinin son fıkrası hükmü uygulanır.)denilerek çok çalışma sürelerinin yıllık iznin arttırılması yolu ilekarşılanması ilkesi benimsenmiş; gerçekten, sözü geçen 178. maddenin ikincifıkrasında (Ancak sahasında yetişmiş eleman azlığı nedeni ile yeterli sayıdaistihdam edilemeyen ve dolayısiyle fazla çalışmalarının izinle telafisine imkânolmayan meslek mensuplarına fazla çalışma ücreti ödenebilir.) Ve üncüncüfıkrasında ise (Hangi meslek mensuplarına ne miktar fazla mesai ödeneceği heryıl bütçe Kanunlarında gösterilir ve uygulama, ilgili kuruluşların görüşüalınarak Maliye Bakanlığı ile Devlet Personel Dairesi tarafından hazırlanacakbir yönetmelikle düzenlenir,) kuralları bulunduğu gibi gönderme yapılan 657sayılı Yasa'nın 1327 sayılı Yasa ile değişik 99. maddesinin son fıkrasında da(Kurum amirlerinin lüzumlu gördüğü hallerde bu sürenin üstünde çalışılmasıgerekir ise fazla çalışılan süre, memurun, yıllık izin süresine eklenir.)kuralı konulmuştur. Adliye kâtipleri iyi daktilo bilmek ve mahkemede tutanakkâtipliği işlerinde üç beş ay çalışarak işe alışmak yolu ile yetiştiklerindentutanak kâtipliği mesleğinde yetişmiş kimse azlığı söz konusu olamıyacağı, içinsuçüstü nöbeti tutan adliye kâtiplerinin 657 sayılı Yasa'nın değişik 178.maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarından yararlanması düşünülemez. Bir an içinbunun tersi kabul edilse bile, 178. maddenin ikinci fıkrasında (...... fazlaçalışma ücreti ödenebilir.)
Denilmeklefazla çalışma parasının ödenmesi bir borç olarak idareye yükletilmiş olmayıp butürlü ödemeler konusunda idareye ancak bir yetki tanınmıştır.
Adliyekâtiplerinin kadrolarında genellikle darlık bulunduğu için onların yıllıkizinlerinin arttırılması yolu ile suçüstü nöbetlerinin sonucu olan çokçalışmalarının karşılanması genellikle olanak dışıdır. Sonuç olarak DevletMemurları Yasa'sının değişik 178. veya değişik 99. maddesinin uygulanması yoluile adliye kâtiplerinin söz konusu fazla çalışmaları karşılanamayacaktır.Anayasa'nın 42. maddesi, Devleti çalışanların insanca yaşaması için sosyal,iktisadî ve malî tedbirleri alarak korumak ve çalışmayı denetlemek ile yükümlükılmakta ve karşılıksız çalışma demek olan angaryayı yasaklamaktadır. Buna göreçalışan her kişinin çalışma süresini aşan çalışmasının karşılığının ödenmesi,ilke olarak kesin bir borçtur.
İtirazkonusu 8. madde kuralı, salt biçimde yazılmıştır. Başka Yasalarda suçüstünöbeti tutan kâtiplerin çok çalışmalarını karşılayan bir kural dahi yoktur. Bubakımdan tartışma konusu 8. maddenin yorumunda Devlet Memurları Yasa'sının birtakım kurallarının gözönünde tutulması ve bunlardan sonuçlara varılması hukukauygundur. Sonuç olarak 8. madde kuralı karşılıksız çalışma ödevi yüklemektebulunulan bir kural niteliğinde olduğu için Anayasa'ya aykırıdır, iptaledilmelidir.
2-Anayasa'nın 117. maddesi kuralı dahi, Anayasa'nın 41, 42, 44 ve 45 incimaddelerinin sağladığı haklan kaldırır nitelikte kuralları kapsadığı yolundayorumlanamaz.
3-Karşılıksız çalışma, ancak Anayasa'nın 42. maddesinin 4. fıkrası gereğinceyurttaşlık ödevi niteliği alan beden veya beyin çalışmaları için biçim vekoşullan demokrasi esaslarına uygun olarak yasa ile kural konulan alanlarda sözkonusu olabilir. Adliye kâtiplerinin çalışına alanlarının bu nitelikte olduğuve bundan dolayı suçüstü nöbetleri karşılığında bedava çalışmak ile yükümlübulundukları yolunda açık ve seçik bir kural konulmuş olmadığı için itirazkonusu kuralın karşılıksız çalışmayı haklı gösteren bir kural olduğu dahi ilerisürülemez.
SONUÇ:
Yukarıdayazılı nedenlerden ötürü itiraz konusu kuralın iptaline karar verilmek gerekliiken itirazın reddedilmiş bulunmasına karşıyım.
Üye
Recai Seçkin