ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1971/44
Karar Sayısı:1972/29
Karar Günü:6/6/1972
Resmi Gazete tarih/sayı:3.3.1973/14465
İptaldâvasını açan : Milliyetçi Hareket Partisi.
I-İptal dâvasının konusu :
11/7/1971günlü, 13892 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 3/7/-1971 günlü, 1425 sayılı(5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa ek ve geçici maddelereklenmesine ve bu Kanun ile diğer Kanunların bazı hükümlerinin değiştirilmesineve kaldırılmasına dair Kanun) un :
A-1. maddesinin c bendinin;
B-7. maddesiyle 5434 sayılı Kanuna eklenmiş bulunan :
Geçici1. maddenin son fıkrasının, geçici 2. maddenin, geçici 4. maddenin sonfıkrasının geçici 6. maddenin son fıkrasının, geçici 14. ve 20. maddelerin,
Anayasa'nıngenel kural ve ilkeleriyle 2., 12., 48., 61. ve 126. maddelerine aykırıbulundukları öne sürülerek iptal edilmelerine karar verilmesi istenilmiştir.
III-Metinler :
A-8/7/1971 günlü, 1425 sayılı Kanunun (Düstur Tertip 5 - Cilt 10 - sayfa 2921)Anayasaya aykırı oldukları öne sürülen hükümleri ;
Maddel- Bu Kanunda geçen :
a).....................
b).....................
c)"Emekli aylığı bağlanmasına esas aylık" deyimi; bu Kanuna ekligösterge tablosunda her derece kademe için gösterilen rakamların katsayı ileçarpılması sonunda bulunacak tutarları,
İfadeeder.
Madde7- 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa aşağıdaki geçicimaddeler eklenmiştir.
GeçiciMadde l- 1/3/1970 tarihi ile 28/2/1971 tarihi arasında emekli, adî malullük,vazife malullüğü, dul ve yetim aylığı bağlanmış olanların, aylıkları (Kurumlarıncapersonel kanunları hükümlerine göre yapılacak intibakları dikkate alınmaksuretiyle 1/3/1971 tarihinden itibaren bu kanun esaslarına göre hesabedilerekkendilerine ödenir.
Bunlarınaylıklarının bağlandığı tarihle 28/2/1971 tarihi arasındaki aylık ve ikramiyefarkları, Bakanlar Kurulunca belirtilecek zaman, şekil ve usule görekendilerine ödenir.
Ancakl Aralık 1970 tarihi ile l Mart 1971 tarihi arasındaki 3 aylık farklar Kanununneşrinden itibaren 3 ay içersinde ödenir.
(Maddeninyalnız son fıkrası hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu öne sürülmektedir).
GeçiciMadde 2- Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi, Temsilciler Meclisi üyesi,dışarıdan atanmış bakan iken veya bu görevlerden ayrılıp da başka bir görevegirmeden, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce emekliye ayrılmış bulunanlarınemekli aylıkları ile ölenlerin, dul ve yetimlerinin aylıklarının intibak veyükseltme işlemleri, birinci dereceden emekli olanlardan bu derecenin dördüncükademesi üzerinden, diğer derecelerden emekli olanlarda ise bu derecelerinbeşinci kademesi başlangıç alınarak yapılır.
Emekliiken Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğine seçilmiş olup da bu Kanununyayımlandığı tarihte bu sıfatları devam edenler veya etmeyenler ile bunlardanölenlerin dul ve yetimlerinin aylıkları hakkında da yukarıdaki fıkra hükmüuygulanır.
GeçiciMadde 4- Bütçe kanunlarına bağlı (ç) işaretli cetvelde ismen gösterilenkişilerden; Sivas Kongresince seçilen Temsil Heyeti üyeleri ile eş veçocuklarına, Türkiye Büyük Millet Meclisinin Birinci döneminde bulunan üyelerile eş ve çocuklarına, Kurtuluş Savaşında ve iç isyanların bastırılmasındafevkâlede hizmetlerinden dolayı şahıslarına veya bunlardan şehit olanların dulve yetimlerine ayrı ayrı kabul edilen özel kanunlarla vatanî hizmet tertibindenbağlanmış olan aylıklar ile Kore Savaşında üstün başarısından ötürü vatanîhizmet tertibinden maaş alanların aylıkları yüzde yüz oranında artırılmıştır.
Bunlarınaylıkları hakkında da ek 5 inci maddedeki alt sınır hükümleri uygulanır.
Ancak,dul ve yetimlere bağlanmış aylıkların alt sınıra yükselmesinde özel kanunlardakinispetler gözönünde tutulur.
Buaylıkların 1/3/1970 - 28/2/1971 tarihleri arasına ait fıkraları geçici l incimaddenin ikinci ve üçüncü fıkralarındaki esaslar uyarınca ilgililere ödenir.
(Maddeninyalnız son fıkrası hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu öne sürülmektedir).
GeçiciMadde 6- 1/3/1970 tarihinden 30/11/1970 tarihine kadar 5434 sayılı Kanunla buKanuna atıf yapan kanunlar gereğince hizmet borçlanması hususunda, sandığamüracaat edenlerin borçlanma işlemlerinde, müracaat ettikleri tarihteki emeklilikkeseneklerine esas aylıklarının, 31/7/1970 tarihli ve 1322 sayılı Kanununyürürlüğünden önceki % 35 nispetinde zamlı tutarları esas alınır.
TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyelerinden 1/3/1970 tarihinden bu Kanunun yayımlandığıtarihi takibeden 90 inci günün sonuna kadar borçlanma isteğinde bulunmuş veyabulunacak olanların borçlanma işlemlerinde yukarıdaki fıkrada tanımlanan aylıkmiktarları esas tutulur.
(Maddeninyalnız son fıkrası hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğu öne sürülmektedir).
GeçiciMadde 14-Bu Kanun hükümlerinin uygulanmasından dolayı Sandığın her türlü kanunîgelirleri ile kanunî giderleri ve harcamaları arasında ortaya çıkacak gelirfazlası Genel Bütçeye gelir kaydolunur.
Sandığınnakit durumu gerekli ödemeleri ve harcamaları karşılayamadığı takdirde.Sandığın talebi üzerine, Maliye Bakanlığı Bütçesinin sosyal transferlerbölümüne bu husus için konulacak ödenekten Sandığa tediyede bulunulur.
GeçiciMadde 20- 5/3/1970 tarih ve 1243 sayılı Kanunun birinci maddesinde sayılanmeslek mensuplarından halen Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi olanlar da 5yıllık süre aranmaksızın sözügeçen Kanunun birinci maddesi hükümlerinden aynenyararlanırlar. Borçlanma işlemleri geçici 6 ncı maddenin ikinci fıkrasına göreuygulanır.
B -Davacının dayandığı Anayasa hükümleri :
Davacıiptalini istediği yukarıdaki hükümlerin Anayasa'nın genel kural ve ilkelerineve aşağıda yazılı maddelerine aykırı olduğunu öne sürmektedir :
Madde2- Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve başlangıçta belirtilen temelilkelere dayanan, millî, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.
Madde12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Madde48- Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Bu hakkı sağlamak için sosyalsigortalar ve sosyal yardım teşkilâtı kurmak ve kurdurmak Devletinödevlerindendir.
Madde61- (20/9/1971 günlü 1488 sayılı Yasa ile değişik) herkes, kamu giderlerinikarşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.
Vergi,resim ve harçlar ve benzeri malî yükümler ancak kanunla konulur.
Kanununbelli ettiği yukarı ve aşağı hadler içinde kalmak, ölçü ve esaslara uygun olmakşartiyle, vergi resim ve harçların muafiyet ve istisnalariyle nisbet vehadlerine ilişkin hükümlerde değişildik yapmaya, Bakanlar Kurulu yetkilikılınabilir.
Madde126- Devletin ve kamu iktisadî teşebbüsleri dışındaki kamu tüzel kişilerininharcamaları yıllık bütçelerle yapılır.
Kanun,kalkınma planları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iş vehizmetler için özel süre ve usuller koyabilir.
Genelve katma bütçelerin nasıl yapılacağı ve uygulanacağı kanunla gösterilir. BütçeKanununa bütçe ile ilgili hükümler dışında hiç bir hüküm konulamaz.
IV-İlk inceleme :
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 21/10/1971 gününde Muhittin Taylan,Avni Givda, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Recai Seçkin,Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Kani Vrana, Mustafa Karaoğlu, MuhittinGürün, Şevket Müftügil, Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalariyle yapılan ilkinceleme toplantısında, dosyanın eksiği bulunmadığı ve dâvanın 20/9/1971 günlü,1488 sayılı Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girdiği tarihten önce açıldığıanlaşıldığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
V-Sözlü açıklama :
Dâvanınesasının incelenmesi için çıkartılan gündem gereğince' 24/2/1972 gününde MuhittinTaylan, Avni Givda, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, RecaiSeçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Kani Vrana, Mustafa Karaoğlu,Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş ve Şevket Müftügil'in katılmalariyle yapılantoplantıda konunun özelliği nedeniyle ilgili kuruluşlar olarak Maliye Bakanlığıile T. C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğünün sözlü açıklamaya çağrılmasına kararverilmiştir.
İptaliistenen hükümlerin, pek geniş alanı ve o ölçüde de ayrıntıları olan"Emeklilik" mevzuatını ilgilendirmekte olması itibariyle sözü geçenhükümlerin bu mevzuat içindeki gerçek yerinin, kanunun öteki hükümleriyle olanilgi ve bağlantılariyle varsa aylık durumlarının ve özelliklerinin ve bukonulardaki uygulamaların gereği gîbî açıklığa kavuşabilmesi için kanunuhazırlayan ve hükümet düzeyinde uygulanmasını sağlayan ve denetleyen MaliyeBakanlığı ile uygulamayı bizzat yapan T. C. Emekli Sandığı uzmanlarına konununteknik yönlerini incelettirerek sözlü açıklamalarının dinlenmesinin yararlıolacağı sonucuna varılmıştır.
AvniGivda ve Recai Seçkin bu düşünceye katılmıyarak sözlü açıklamaya gerekgörmemişlerdir.
Karargereğince ilgili kuruluşlara yapılan tebligat üzerine sözlü açıklama içinsaptanan 11/4/1972 gününde sözü geçen kuruluşlar adına gelen yetkiligörevlilerce sözlü açıklama yapılmıştır.
VI-Esasın incelenmesi:
Havanınesasına ilişkin rapor, dâva dilekçesi, Anayasa'ya aykırılığı öne sürülen Kanunhükümleriyle Anayasa'nın ilgili hükümleri, bunlara ilişkin gerekçelerle YasamaMeclisleri tutanakları, konu ile ilişkisi bulunan öteki metinler ve sözlüaçıklama tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
A -1425 sayılı Kanunun 1. maddesinin c bendinin Anayasa'ya aykırı olup olmadığısorunu:
Tammetni yukarıda II işaretli bölümde yazılı bulunan davacı görüşünün bu sorunailişkin olanı şu noktalarda toplanabilir;
1-Önceki kanunlarla emekli aylığının bağlanmasına, emekli keseneği kesilen aylıktutarları esas olarak kabul edilmiş iken bu kanunla o yol bırakılmış, keseneğiödenen aylıkla ilgisi olmayan ve başkaca herhangi bir dayanağı da bulunmayan,yapma nitelikte bir (gösterge tablosu) ihdas olunarak emekli aylığınınbağlanmasında tablodaki rakamların kat sayı ile çarpımı sonunda oluşan miktaresas alınmak suretiyle memurlara, kesenek verdikleri aylıkları üzerinden emekliolmak yolu kapatılmıştır.
2-Memurlara öteden beri 30 fiilî hizmet yılı için emekli kese verdikleriaylıklarının % 50 si emekli aylığı olarak bağlanırken ve 7/2/1969 günlü, 1101.sayılı Kanunla da bu miktar % 70 oranına çıkartılmış iken bu kanunla bu oran %50 nin bile altına düşürülmüş tür.
3-23/10/1969 günlü, 1186 sayılı Kanunla Sosyal Sigorta emeklileri ve T. C. EmekliSandığından emekli aylığı bağlananlar arasında, sosyal güvenlik ve emekliaylığı bakımından eşitlik sağlanmış iken 1425 sayılı Kanunun söz konusu hükmüile memurlar aleyhine olmak üzere bu eşitlik büyük ölçüde bozulmuştur.
Davacı,bu nedenlerle hükmün Anayasa'nın genel kural ve ilkeleriyle 2., 12. ve 48.maddelerine aykırı olduğu sonucuna vararak iptaline karar verilmesiniistemektedir.
Önesürülen bu görüşler aynı sıra ile aşağıda incelenmiştir :
1)Anayasa'da, memurların emeklilik haklariyle doğrudan ilgili sayılabilecek ikihüküm vardır : Bunlar da 48. ve 117. maddelerdir.
117maddede, (Memurların nitelikleri, atanmaları ödev ve yetkileri, hakları veyükümleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.), 48.maddede ise (Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Bu hakki sağlamak içinsosyal sigortalar ve sosyal yardım teşkilâtı kurmak ve kurdurmak Devletinödevlerindendir.) denilmek suretiyle memur haklarından olup, onların sosyalgüvenliğini sağlama yollarından birisini oluşturan "emeklilik"rejiminin, bu ilkelerin amacı doğrultusunda olmak üzere kanunlarladüzenleneceği belirtilmiş bulunmaktadır. Zira Anayasa'nın 117. maddesigereğince (haklan) nın kanımla düzenlenmesi gereken memurların, tüm yurttaşlargibi Anayasa'nın 48. maddesi kapsamına da girdiklerinden ve bu maddede yer alansosyal güvenlik hakkına, en az maddede belirtilen nitelik ve koşullariyle,sahip bulunduklarından kuşku gösterilemez. Tersine bir düşünce, tüm yurttaşlaratanınan sosyal güvenlik hakkının memur yurttaşlara tanınmaması sonucunu doğururki böyle bir düşüncenin, Anayasa'nın genel ilkeleriyle, özellikle 117. ve 48. maddelerinamaçlariyle bağdaştırılması olanaksızdır. Hatta denebilir ki 117. maddekapsamına giren memurların 48. madde gereğince öteki yurttaşlar gibi sahipoldukları sosyal-güvenlik haklarının, bütün yaşamlarını ve enerjilerinibağlayarak yürüttükleri kamu güveninin önemine uygun ölçülerde güvencesağlayacak nitelikte olmak üzere kanunlarla düzenlenmesi bu iki maddenin ortakereğini oluşturur.
Şuaçıklamalardan zorunlu olarak aşağıdaki sonuç çıkmaktadır.
Memurlarınemeklilik sisteminin ve bu sistemin belkemiği olan emekli aylığının miktarının,Anayasa'nın genel ilkelerine ve sosyal sigorta gereklerine uygun olarakadaletli ve eşit ölçüler içinde kalmak ve ülkenin sosyal ve ekonomik durumu vememurların görevlerinin niteliğiyle uyuşan bir sosyal güvenlik hakkı sağlamakşartiyle kanunla düzenlenmesi gereklidir.
Görüldüğügibi bu düzenlemede yer alacak hükümlerden bir bölümü, açıklanan koşullarauygun olmak şartiyle Yasa Koyucunun takdirine dayanacak, öteki bölümünü ise(sosyal sigorta gerekleri) gibi takdir dışında kalacak matematik ve istatistikbilimlerinin uygulanma sonuçlan oluşturacaktır.
Örneğin,emekli aylığını, Yasa Koyucu yukarıda belirtilen Anayasa koşullarına uymakşartiyle yerinde göreceği miktarda saptadıktan sonra bu aylığın Sosyal Sigortaesaslarına uyar biçimde ödenmesini sağlayabilmek için (işveren) durumundakiDevletle (çalışan) memurdan alınması gerekli (kesenek) miktarı, matematik veistatistik bilimlerinin esasları uyarınca yaptırılacak "aktüer"incelemeleri sonucuna göre belirlenerek gerekli kanun düzenlemesi buna uygunolarak yapılacaktır.
Şuduruma göre bu konuda önemli olan, keseneğin matrahı ve kesilme biçimi değil,kurulan emeklilik düzeninin ve emeklilik aylığının miktarının yukarıdakikoşullara uygun olarak saptanmasıdır. Düzen ve aylık miktarı yukarıdakikoşullara uygunsa keseneğin eskiden ve şimdi olduğu gibi alınan aylıküzerinden, veya alınan aylıkla böyle bir ilişki kurulmayarak maktu miktarlarbiçiminde saptanmasında ve emekli aylığının da eskiden olduğu gibi kesenekkesilen aylıkla orantılı olarak veya aylıkla ilgilendirilmeyerek maktumiktarlar biçiminde veya bu kanunla yapıldığı gibi başka bir ölçü üzerindenbağlanmasında ilişilecek bir yon bulunamaz.
Esasenhayat sigortası sisteminde primin, sigorta edilen menfaate sigortalının sağlıkve yaş durumuna göre sigortacı tarafından matematik kurallarına ve hayat istatistikleriverilerine uygun olarak yapılacak hesap sonunda saptanarak sigorta edilendenbelli zamanlarda tahsil edilen maktu bir bedelden ibaret olduğu düşünülecekolursa emekli keseneğinin kesildiği memuriyet aylığının bağlanacak emekliaylığına esas teşkil etmesinde bir zorunluk bulunmadığı kolayca anlaşılır.
Bubakımdan, 1425 sayılı Kânunun 1. maddesinin iptali istenen (c) bendi ile emekliaylığının bağlanmasına kesenek kesilen görev aylığı yerine kurumsal bir takımhesapların ve rakamların esas tutulmuş olmasında Anayasa'ya aykırılık yoktur.
2)7/2/1969 günlü, 1101 sayılı Kanunla emekli aylığı (30 yıl fiili hizmete göre)memuriyet aylığının % 70 i olarak kabul edilmiş iken 1425 sayılı Kanunla bunun% 50 nin altına düşürülmüş olduğu iddiası doğrudur. Ancak bu tutumun Anayasa'yaaykırı sayılabilmesi için bu oran düşmesi sonucunda emekli aylıklarındayukarıda l sayılı bentte açıklanan anayasal ilke ve koşullara aykırı birdurumun oluşmuş bulunması gereklidir.
1425sayılı Kanunun bu açıdan incelenmesi aşağıdaki sonuçları ortaya koymaktadır:
a)Sözü geçen Kanun hükümleri sonucunda emekli aylıklarının, memuriyet aylıklarınaoranı, davacının öne sürdüğü ölçüde düşmüş olmakla birlikte emekli aylığınınmiktarı, memur aylıklarındaki yükselme nedeniyle eskiye göre önemli bir artışgöstermiştir.
Bugünkümiktarları bakımından emekli aylıklarının sağladığı sosyal güvenliğin, yurdunsosyal ve ekonomik durumu açısından toplumun öteki kesimlerine göre adaletsizve eşitsiz nitelikte olduğu ve bu nedenle de Anayasa'nın 48. ve 117.maddelerinde öngörülen sosyal güvenlik hakkım, Anayasa'nın 53. maddesi degözönünde bulundurulmak suretiyle Devletin şimdiki ekonomik gücü ve toplumungenel ekonomik dengesi ile orantılı olarak sağlamış sayılamayacağı yolunda biriddia öne sürülemez. Esasen davacı da bu açıdan bir aykırılık öne sürmeyereksadece emekli aylığı ile görev aylığı arasındaki orantının düşmesinden sözetmiştir. Emekli aylığının açıklanan niteliği bozulmadıkça yalnızca söz konusuorantının düşmüş olmasının Anayasa'ya aykırılık nedeni sayılması olanaksızdır.
b)Kesilen keseneklerle Emekli Sandığından sağlanan yararlar arasında adaletli birorantı olup olmadığı, başka deyimle bu konuda memur aleyhine bir durum bulunupbulunmadığı gibi bir sorun ise davacı tarafından öne sürülmediği gibi matematikkurallara dayandırılması gereken bu konuda Maliye Bakanlığı ve T. C. EmekliSandığı temsilcilerince kandırıcı bir bilgi de verilememiştir.
ZiraEmekli Sandığınca Sandığın mali durumu hakkında bazı incelemeler yaptırılmışolduğu bildirilmiş ise de söz konusu 1425 sayılı kanun hazırlanmasında, ilgilikurumdan ve iştirakçiden (memurdan) kesilen keseneklerle bu kanunla, kurulanyeni emeklilik düzeni sonucu sağlanan yararlar arasındaki orantının saptanmasıiçin yapılması zorunlu olan ve 5434 sayılı T. C. Emekli Sandığı Kanununun 29;maddesinde her beş yılda bir yapılması buyurulan nitelikteki aktüerincelemelerine benzer bir incelemenin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Şu durumagöre bu konuda herhangi bir sonuca ulaşmanın olanaksız bulunduğu ortadadır.
Yukarıdaaçıklanan nedenlerle aylıklarının yeni tutarları üzerinden, eskiye göre, dahaçok miktarda kesenek kesildiği halde bağlanan emekli aylığı ile memuriyetaylığı arasındaki oranın düşürülmüş olmasının Anayasa'ya aykırı durumun varlığıiçin yeter sayılması mümkün değildir.
3)Sosyal Sigortalar emeklileri ile Emekli Sandığı emeklileri arasında, sağlananyararlar bakımından farklı bir durumun yaratılmış olduğu iddiası da doğrudur.Gerçekten hizmet yılı aynı olan ve birbirine eşit veya çok yakın miktarda aylıkve ücret alan Sosyal Sigortalar Kurumuna bağlı bir işçi ile Emekli Sandığınabağlı bir memur arasında bağlanan emekli aylıklarının miktarı bakımından memuraleyhine olmak üzere büyük farkların mevcut olduğu görülmektedir.
Ancak(çalışanlar) m bu iki bölüğü arasındaki fark yalnız emekli aylığı miktarındagörülenden ibaret değildir.
Aylıkbağlanmasına hak kazandıran hizmet süresi, aile bireylerine sağlanan tedaviyardımları, konut kredisi, asgari ücret gibi öteki bir çok konularda da işçilehine farklı bir durumun bulunduğu bilinmektedir.
Bunakarşı; keseneğin miktarı, işte kararlılık gibi öteki bazı konularda da işçialeyhine sayılabilecek statü farklılıktan bulunmaktadır.
Bunedenlerle işçilerle memurlar arasında sosyal güvenlik hakkı bakımından tam birkıyaslama yaparak aralarında Anayasa'nın 48. maddesi açısından bir eşitsizliğinvar olduğu sonucuna varmak için her iki Statünün bir bütün halinde ele alınarakkıyaslamaya gidilmesi ve her iki gurup çalışan arasında, işin niteliğiningerektirdiği doğal farklılıkları da gözönünde tutarak derinliğine vegenişliğine bir inceleme yapılması zorunludur. Ancak böyle bir inceleme sonundahangi hükümlerin Anayasa'ya aykırı veya uygun olduğu belli olabilir.
Oysadava konusu Kanun, memurların yalnızca emekli aylıklarım düzenlemekteolduğundan bu kanunu vesile yaparak dava dışındaki Öteki hükümleri kararkapsamı içine almak olanaksızdır. Çünkü Anayasa Mahkemesi iptal davalarındaistem ile bağlıdır. (22/4/1962 günlü 44 sayılı kanun - Madde 28) Bu nedenlerleaçıklanan nitelikte bir incelemeye yer görülmemiştir.
Öteyandan sözlü açıklamada işçiler bakımından farklı bir durum yaratmış bulunankanunun (hiçbir aktüeryal hesaba dayanmadığı bu bakımından büyük mahzurlarınınmeydana çıktığı ve değiştirilmesine tevessül edildiği) belirtilmiş olduğundanbu durumdaki bir hükmün Anayasa'nın eşitlik ilkesi açısından ölçü olarak elealınıp bu ölçüye uymayan öteki hükümlerin Anayasa'ya aykırı olduğunun önesürülmesi yerinde değildir.
Yukarıdakinedenlerle 1425 sayılı Kanunun I. maddesinin c bendi Anayasa'ya aykırıolmadığından bu konuya ilişkin istek ret olunmalıdır.
B-1425 sayılı kanunun 7. maddesiyle 5434 sayılı Kanuna eklenmiş bulunan geçici 1.maddenin son fıkrası hükmünün Anayasaya aykırı olup olmadığı sorunu :
Sözkonusu geçici 1. madde ile, 1/3/1970 - 28/2/1971 tarihleri arasında bağlanmışolan emekli, adli malûllük, vazife malûllüğü, dul ve yetim aylıklarının bukanundaki yeni hükümlere göre hesap edilerek yüksetilmesi hükmü konulduktansonra, yükselme sonucunda oluşacak fakların ödenmesi için iki ayrı usul kabuledilmiş bulunmaktadır.
1-1/3/1970 tarihinden 30/11/1970 tarihine kadar olan aylık ve ikramiye farklarıBakanlar Kurulunca belirtilecek zaman, biçim ve usule göre,
2-1/12/1970 1/3/1971 tarihleri arasındaki 3 aylık farklar kanunun yayımındanbaşlayarak 3 ay içinde,
Ödenecektir.
Budavada, maddenin son fıkrasında yer alan ve az yukarıda 2 sayılı bentteaçıklanan 1/12/1970 - 1/3/1971 tarihleri arasındaki 3 aylık farkın kanunenyayımından başlıyarak 3 ay içinde ödeneceğine ilişkin kuralın Anayasaya aykırıolduğu öne sürülerek iptaline karar verilmesi istenmektedir.
Davacısöz konusu hükmün, 1/3/1970 tarihinden önceki emeklileri kapsamı dışındabırakarak bu tarih ile 28/2/1971 tarihi arasında emekli olanların 1/12/1970 tarihindensonraki üç aylıklarının üç ay içinde ödenmesini kabul etmesi nedeniyleemeklilerin bir bölüğüne imtiyaz tanımış olduğu ve bu bakımdan Anayasa'nın 2.ve 12. maddelerine aykırı bulunduğu kanısındadır.
Gerçekten1425 sayılı Kanunun 7. maddesiyle 5434 sayılı Kanuna eklenen geçici 3. maddeninson fıkrası hükmü ile 1/3/1970 tarihinden Önce bağlanmış olan emekli, dul veyetim aylıklarının da 1/3/1970 tarihinden geçerli olmak üzere yükseltilmesi veyükseltme işlemleri tamamlanıncaya kadar bu aylıklarının 1/3/1971 tarihindenitibaren % 50 avans ilâvesiyle ödenmesi kabul edilmiş ancak maddenin sonfıkrasiyle bunların, l Aralık 1970 - 1/3/1971 tarihleri arasındaki 3 aylık maaşfarklarının, geçici 1. maddenin son fıkrasındakilerde olduğu gibi kanununyayımından başlıyarak 3 ay içinde ödenmesi yerine geçici 1. maddenin ikincifıkrasındakilerde, olduğu gibi Bakanlar Kurulunca belirtilecek zaman biçim veusule göre ödenmesi esası konulmuştur.
Buhüküm farkının dayandığı neden araştırıldıkta şu sonuçlara ulaşılır;
a-1/3/1970 günü Devlet Memurları Kanununun bir bölüm hükümlerinin, bu arada aylıkmiktarına ilişkin olanlarının yürürlüğe girdiği tarihtir. Bu tarih ile l Aralık1970 günü arasında yeni tutarlara göre fiilen ödeme yapılmış olmamakla birliktedereceler ve aylık tutarları belli olmuş ve farklar, Memurların hakkı olarakHazinece borçlanılmış, Bakanlar Kurulunca belirtilecek süre içinde vesaptanacak usule göre ödenmesi esası benimsenmiştir. (31/7/1970 günlü, 1327sayılı Kanun - Madde : 93)
Demekki 1/3/1970 den sonra emekliye ayrılanların görevlerinin yeni derece veaylıkları belli olmuş durumdadır. Oysa 1/3/1970 den önce emekli aylığıbağlanmış olanların 1101 sayılı Kanun gereğince yeni derece ve aylıklarının, o kanundakiusullere göre ayrıca belli edilmesine ilişkin işlemlerin ikmali gerekmektedir.
b- lAralık 1970 ise, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa göre memurlara yeniderece ve aylık tutarları üzerinden fiilen ödeme yapılmasına başlama tarihidir.
Sözkonusu geçici 1. ve 3. maddeler ile 1/3/1970 tarihinden önce veya sonra emekliaylığı bağlananlara Devlet Memurları Kanunu ile kabul edilen yeni tutarlarüzerinden yapılacak ayarlama sonucunda çıkacak aylık farklarının ödenmesi,memurların görev aylık farklarının ödenmesinde uygulanan usule benzer birkurala bağlanmış, yani 1/3/1970 - 1/12/1970 dönemine ilişkin farkların BakanlarKurulunca belirtilecek zaman, biçim ve usule göre ödenmesi esası benimsenmiş,memurlar 1/12/1970 den itibaren yeni tutarlar üzerinden aylık almayabaşladıktan için Devlet Memurları Kanununun geçerli olduğu 1/3/1970 den sonraemekli aylığı bağlanan, yani görev aylıklarına ilişkin yeni esaslarınhaklarında uygulanacak duruma girmesinden sonra emekli olanların 1/12/1970 densonraki 3 aya düsen aylık farklarının memur aylık farklarına muvazi olarakKanunun yayımından sonra 3 ay içinde ödenmesi kabul edilmiştir.
Bunakarşı 1/3/1970 den önce emekliye ayrılanların 1101 sayılı Kanun gereğince özelbir aylık ayarlaması işlemine tabi tutulmaları gerektiğinden bunların 1/12/1970den sonraki 3 aylık farklarının ödenmesinde bu tarihten önceye ilişkin farklariçin uygulanan usulün değiştirilmesi gerekli görülmeyerek bu 3 aylık farkın daBakanlar Kurulunca belirtilecek zaman, biçim ve usule göre ödenmesi uygungörülmüştür.
Yukarıdaki,açıklamadan söz konusu farklı hükmün nedeninin, iki istihkakın dayandığı görevaylıkları arasında farklı bir düzenin oluşmuş bulunmasından ve birinciler içinyeni düzen doğrudan uygulandığı halde ikinciler için 1101 sayılı Kanundaöngörülen ayarlamadan sonra yeni düzene geçilmesinin mümkün olabilmesinden veişlemlerin ikmali için de bir zamana ihtiyaç bulunmasından ileri geldiği ortayaçıkmaktadır.
Bubakımdan 1/12/1970 - 1/3/1971 tarihleri arasındaki 3 aylık emekli malûllük, dulve yetim aylıklarının farklarının ödenmesi konusunda geçici 1. maddenin sonfıkrasiyle, geçici 3. maddenin son fıkrasına göre, birinciler lehine olarakdeğişik bir usulün benimsenmiş olmasının, yapılan yönünden iki ayrı çeşitistihkakın farklı usuller uygulanmak yoliyle tahakkuk ettirilebilmesinin birsonucu olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir.
Kaldıki, bîr istihkakın, özellikle borçlusu Devlet olan bir alacağın Ödenmesindeuygulanacak en doğru usulün, mukavaleye dayalı vadeler dışında, hemen ödemeolduğunda kuşku olmamak gerekir. Borcuna sadakat konusunda Devletin gösterdiğititizliğin, yurttaşın Devlete olan güvenini artıracağı ve yurttaş -Devletilişkilerini sağlıklı düzeyde tutacağı bir yana bırakılsa bile bu konudavereceği iyi örneğin, bireyler arasındaki ilişkileri de etkileyerek sosyal veekonomik hayatta dirlik ve düzenlik ortamını oluşturmak suretiyle büyük ölçüdekamu yararı sağlayacağı meydandadır.
Bubakımdangeçici 1. maddenin iptali istenen ve bir bölüm istihkakın 3 ay içindeödenmesini öngören son fıkrası hükmü yerinde ve doğrudur. Bu konudakieşitsizliği, bir kısım hak sahiplerinin istihkakının ödenmesini BakanlarKurulunun belirliyeceği tarihe erteleyen geçici 3. maddenin son fıkrasıyaratmaktadır. Bu fıkra ise, davacı tarafından iptal davasına konu yapılmamışolduğundan 44 sayılı Kanunun 28. maddesi gereğince istem ile bağlı bulunanAnayasa Mahkemesince karar kapsamının sözü geçen hükme kadar uzatılmasıolanaksızdır.
Yukarıdakinedenlerle geçici 1. maddenin son fıkrası hükmü Anayasanın 2. ve 12.maddelerine aykırı bulunmadığından bu hükmün iptaline ilişkin istek retolunmalıdır.
C-1425 sayılı Kanunun 7. maddesiyle 5434 sayılı Kanuna eklenen geçici 2. maddeninAnayasaya aykırı olup olmadığı sorunu :
Sözkonusu geçici 2. madde hükmü, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi, TemsilcilerMeclisi Üyesi ve dışardan atanmış bakanlardan bu kanunun yayımlandığı tarihtenönce emekliye ayrılmış olanlarla bunların dul ve yetimlerinin aylıklarınınintibak ve yükseltme işlemlerinin (emeklilik bakımından kazanılmış hak olanderece ve kademe aylığı) esasından ayrılarak, sadece bunlara münhasır olmaküzere, birinci dereceden emekli olanlar için bu derecenin 4. kademesinin, ötekiderecelerden emekli olanlar için de derecelerinin beşinci kademesinin başlangıçalınarak yapılması esasını kabul etmektedir.
Davacıbu hükmün, adı geçen kişilere kazandıkları kademeler üzerinden emekli olmahakkını vermesi bakımından Anayasanın 2. ve 12. maddeleri hükümlerine aykırıolduğunu öne sürmektedir.
Konunungereği gibi açıklığa kavuşturulabilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisiüyelerinin emeklilik kanunları karşısındaki durumlarının belirlenmesinde yararvardır :
l-Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana benimsenegelen bir ilke olarak Türkiye Büyük.Millet Meclisi üyeliği, memurların tabî bulundukları emeklilik düzeni içindeemekliliğe hak veren bir görev değildir. Ancak 31/3/1926 günlü, 788 sayılıMemurin Kanununun 70. ve 73. maddeleriyle mesleği memuriyet olup damilletvekilliğine seçilenlerin milletvekilliğinde geçirdikleri süreleremeklilik fiilî hizmetinden sayılarak emeklilik süresini dolduranlara onbinkuruş üzerinden emekli maaşı bağlanması kabul edilmiştir.
Sorundayürürlüğe giren 3/6/1930 günlü, 1683 sayılı Askerî ve Mülkî Tekaüt Kanununun23. maddesiyle milletvekillerinin bu statüleri aynen sürdürülmüş, ancak13/4/1936 günlü, 2941 sayılı Kanunun 1. maddesiyle söz konusu 23. maddeyeeklenen fıkralar gereğince emekli aylıklarının hesabında bu tarihe kadaruygulanmakta olan 3. derece memuriyet aylığı olan "100" lira değiştirilerek2. derece memuriyet aylığı olan 125 lira esas tutulmuştur. 3/8/1944 günlü, 4644sayılı Kanunla (Madde 7) ücretli görevlerden milletvekilliğine seçilenlerin deemeklilik haklarının devam etmesi kabul olunmuştur.
1683sayılı Kanunun 25. maddesi Büyük Millet Meclisi başkanlariyle Bakanlar Kuruluüyeleri için ayrı ve istisnaî bir hüküm getirmiş, bunlara mesleklerininmemuriyet olup olmamasına ve hizmet sürelerine bakmaksızın ayrılışlarındabirinci derece memuriyet maaşı üzerinden aylık bağlanmasını kabul etmiştir.
Hükümlerininbir bölümü 1/7/1949 tarihinde geri kalanları da !/' 1/1950 gününde yürürlüğegirmiş bulunan 8/6/1949 günlü, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli SandığıKanunu ile milletvekilliği ve Bakanlar Kurulu üyeliği, tüm olarak emeklilikstatüsü dışına çıkartılmış, ancak kanunun yürürlüğe girdiği tarihtemilletvekili veya Bakanlar. Kurulu üyesi bulunanların eski hükümlere göre geçenhizmet sürelerinin bundan sonrakilere ne yolda eklenerek emeklilik durumlarınınsürdürüleceği geçici nitelikte kabul edilmiştir. (5434 sayılı Kanun : geçicimadde 55 - 64)
9/6/1952günlü, 5951 sayılı Kanunla bu esastan tekrar eskiye dönülerek emeklilik hakkıtanınan görevlerde bulunduktan sonra milletvekilliğine seçilenlerin,seçimlerinden itibaren 6 ay içinde yazı ile Emekli Sandığına başvurmalarışartiyle emeklilik durumlarının devam edeceği kurala bağlanmış, ancak emekliaylığının bağlanmasına esas tutulacak olan aylık miktarları, bütün ötekiiştirakçiler gibi, kazanılmış hak olan ve herkes gibi keseneği ödenen dereceaylığı olarak kabul edilmiş ve kanunun 3. maddesiyle en yüksek miktarının daDevlet baremindeki ikinci derece aylık tutarını geçmemesi esası konulmuştur.
Kanunun2. maddesiyle bunların hem kendi keseneklerinin hem de kurumlarınca ödenmesigereken karşılıklarının milletvekillerince ödenmesi öngörülmüştür.
BuKanunun gerekçesi özet olarak; memur yurttaşların seçilmeleri halinde emeklilikhaklarının kesilmesi suretiyle onların Anayasa ile tanınmış olan seçilmehaklarım kullanmalarının güçleştirilmiş olacağı, oysa aydın kitlenin büyük birbölümünü oluşturan memur zümresinin bilgi ve ihtisasından Büyük MilletMeclisinin müstağni kalamayacağı nihayet paylarına düşen primi ödeyerek evvelcekazanmış oldukları sigortalı sıfatını korumayı sürdürmelerinin hiç bir malî vemantıkî sakıncası da bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. (T. B. M. M.Tutanak Dergisi : Donem : 9, Toplantı : 21, Cilt : 15, sayfa : 323 ve 381, 175S. Sayılı, Basma Yazı; Cilt : 16; sayfa : 141 - 147)
Ancak,kısa bir süre sonra, 13/2/1954 günlü, 6244 sayılı Kanunla, kesenek karşılığınınmilletvekilince ödeneceğine ve emekliliğe esas aylık derecesinin Devletbaremindeki ikinci derece aylık tutarını geçemeyeceğine ilişkin hükümlerkaldırılmıştır.
YasamaMeclisi üyelerinin emeklilikleri konusunda yukarıda kısaca özetlenen evrelerdende anlaşılacağı gibi, emekliliğe tabi bir görevden gelmeleri şartiyle oradakazandıkları sosyal güvenlik haklarının kesintisiz sürdürülmesini sağlamakereğîyle, bunların memurların sosyal güvenlik kurumu olan Emekli Sandığı ileolan ilişkilerini sürdürmeleri istisnaî hal olarak kabul edilmiştir. Buhükümlerin hiç birinde memurlardan üstün ve hak edilmemiş birtakım yararlarsağlamak suretiyle Yasama Meclisi üyeliğini, eşit koşullarla kesenek ödeyenöteki iştirakçilerden farklı ve imtiyazlı bir duruma sokmak öngörülmemiştir.
Ancakdâva konusu geçici 2. madde iledir ki Yasama Meclisleri üyelerinin emekliliğikonusunda (kazanılmış derece ve kademe aylığı) esasından uzaklaşılarak hakkazanılmamış bir kademe aylığının emekliliğe esas tutulduğu ve böylece ötekiiştirakçilere göre imtiyaz sayılabilecek nitelikte farklı bir durumunyaratıldığı görülmektedir.
Bumaddenin Kanuna giriş şekli şöyle olmuştur :
HükümetçeTürkiye Büyük Millet Meclisine sunulan Kanun tasarısında Yasama Meclisleriüyeleri hakkında özel bir hüküm yoktur. Buna göre, onların yeni aylıklaraintibak işlemlerinin de bütün öteki iştirakçiler hakkında uygulanan genelhükümlere tabi tutulmasını öngörüldüğü anlaşılmaktadır ki doğru olanı da budur.
Ancaktasarının Millet Meclisi Maliye Komisyonunda görüşülmesi sonunda (Yasama organıüyesi iken 1. derece üzerinden emekli aylığı bağlanmış olanların buaylıklarının 1. derecenin son kademesi üzerinden yükseltilmeye tabı tutulmasınısağlamak maksadiyle tasarıya geçici 2. maddenin) eklendiği ve Bütçe PlânKomisyonunun da aynı öneriye katılarak maddeyi koruduğu görülmektedir. (MilletMeclisi Tutanak Dergisi, Dönem : 3, Toplantı : 2, 13. Birleşim : 96, Basma YazıS Sayısı : 291, sayfa : 5 ve 10)
TasarınınMillet Meclisindeki görüşülmesinde sıra bu maddeye geldiğinde Bütçe ve PlânKomisyonunun gerekçesiz bir önergesiyle madde şu yolda değiştirilmiş vegörüşmelere bu yeni metin esas alınmıştır : (Geçici Madde 2- Yasama organıüyesi veya dışarıdan atanmış bakan iken bu Kanunun yayınlandığı tarihten önceemekliye ayrılmış bulunanların emekli aylıklarının intibak ve yükselmeişlemleri ek 1. maddedeki ek gösterge esasları da gözönünde bulundurularak,emekli oldukları derecenin son kademesi üzerinden yapılır.)
Görüldüğügibi yalnızca 1. derece üzerinden emekli olanlara ilişkin ilk öneri hangidereceden emekli olursa olsun bütün yasama organı üyelerini kapsamına alacakbiçimde genelleştirilmiş ve bunlara bulundukları derecenin kazandıkları kademeaylığı yerine derecelerinin en son kademe aylığı üzerinden aylık bağlanmasıönerilmiş, ancak bu ayrıcalığın nedeni üzerinde hiçbir açıklama yapılmamıştır.
MilletMeclisindeki görüşmeler sırasında, bu hükmün Yasama Organı üyelerine birimtiyaz getirdiği öne sürüldüğü gibi buna karşı da bu hükmün, ek : 1. madde ileYasama Meclisleri üyelerinin emekliliklerine ilişkin olarak benimsenen esasıdaha Önce Yasama Meclisleri üyeliği yapmış olanlara da teşmil suretiyleadaletin sağlandığından ve memuriyetten siyasete atılanların memur ikenalacakları haklan burada kaybetmemeleri gerektiğinden söz edilmiş ve sonundamadde komisyonun önerisi gibi aynen kabul edilmiş ve geçici 2. madde olaraktasarıya girmiştir. (Millet Meclisi Tutanak Dergisi, Dönem : 3, Toplantı : 2,Cilt : 13, sayfa : 467-471)
CumhuriyetSenatosu'nca bu tasarıyı incelemek üzere kurulan geçici komisyon, söz konusugeçici 2. maddeye (ek I. madde de yapılan değişikliklere paralel olarak yenidendüzenlenmiştir) gerekçesiyle şu biçime dönüştürmüştür.
(GeçiciMadde 2- Türkiye Büyük Millet Meclisi üyesi veya dışardan atanmış bakan iken buKanunun yayımlandığı tarihten önce emekliye ayrılmış bulunanların emekliaylıktan ile ölenlerin dul ve yetimlerinin aylıklarının intibak ve yükselmeişlemleri, birinci dereceden emekli olanlarda bu derecenin dördüncü kademesiüzerinden, diğer derecelerden emekli olanlarda ise, bu derecenin beşincikademesi başlangıç alınarak yapılır.
Emekliiken Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğine seçilmiş olup da bu Kanununyayımlandığı tarihte bu sıfatları devam edenler veya etmeyenler ile bunlardanölenlerin dul ve yetimlerinin aylıkları hakkında da yukarıki fıkra hükmüuygulanır.) (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi : Toplantı 10, Cilt: 65,Birleşim : 80, Basma Yazı S. Sayısı : 1605)
CumhuriyetSenatosu Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında bu hükmün Büyük MilletMeclisi üyelerine emeklilik hallerinde "bir imtiyaz, bir faikiyet"verdiği belirtilmiş ve maddenin kapsamı biraz daha genişletilerek kabulolunmuş, bu değişiklik Millet Meclisince de aynen benimsenerek yürürlüktekigeçici 2. madde meydana gelmiştir.
Hükümettasarısında bulunmayan ve Millet Meclisi Maliye ve Bütçe Plân Komisyonlarındatasarıya eklenen bu hüküm ile ilgili olmak üzere Millet Meclisi ve CumhuriyetSenatosu Genel Kurullarında öne sürülen görüşler şöylece özetlenebilir :
1-Bu Yasama organı üyeliğinin özel durumunun gerektirdiği bir imtiyaz, birfaikiyet hükmüdür.
2-Ek 1. madde ile Yasama Meclislerinin halen görevde bulunan üyelerininemeklilikleri konusunda benimsenmiş olan esasın daha Önce Yasama Meclisiüyeliği yapmış olanlara da teşmilinden ibarettir. Böylece eski ile yeniarasında adalet tesis edilmiş olmaktadır.
3-Memuriyetten Yasama Meclisi üyeliğine geçenlerin memuriyette kalmaları halindekazanacakları hakların devamını sağlamak amacını taşımaktadır. (CumhuriyetSenatosu Tutanak Dergisi : Toplantı : 10, Cilt : 65, sayfa : 615, MilletMeclisi Tutanak Dergisi Dönem : 3, Toplantı : 2, Cilt : 15, sayfa : 291,Birleşim : 12 Basma Yazı S. Sayısı : 291 e 1. ek, sayfa 13)
Sonuncudanbaşlayarak bu görüşlerin incelenmesi konuya yeterince aydınlık getirecektir.
l-Memuriyetten Yasama Meclisi üyeliğine seçilenlerin memuriyetteki kazanılmışhaklarının sürdürülmesi yolu ile aydın kitlenin bir bölümünün siyasetegeçmesinin kolaylaştırılmasında kamu yararı bulunup bulunmadığı tartışılabilir.Bu düşüncenin doğruluğu bir an benimsense bile bunun yolu, mevcut ve kazanılmışbir hakkın kaybedilmesini önleyici ve Yasama Meclisi üyeliğine geçtikten sonrada devamım sağlayıcı nitelikteki hükümlerin kabul edilmesidir.
Oysayukarıdaki açıklamalarda da görüldüğü gibi geçici 2, madde ile, memuriyetteiken kazanılmış olan hak devam ettirilmekle kalınmamış, kazanılmamış bir kademeaylığı üzerinden emekli aylığı bağlanması yolu tutulmuştur.
Bubakımdan gerekçe olarak ileri sürülen düşünceye ters düştüğü açık olan sözkonusu hükmün böyle bir gerekçe ile savunulması olanaksızdır.
2-Gerçekten 1425 sayılı Kanunun 2. maddesiyle 5434 sayılı T. C, Emekli SandığıKanunu'na eklenen ek 1. maddenin üçüncü fıkrasında Yasama Meclisi üyeleriyledışardan atanan bakanların emeklilik kesenekleri, tüm iştirakçiler içinuygulanan (kazanılmış hak elan derece ve kademe aylığı) esası bir yanabırakılmak suretiyle hak olarak kazanılmamış bulunan kademelere (birinci dereceyeyükselmiş olanlar için bu derecenin dördüncü kademesi, öteki derecelerdebulunanlar için bulundukları derecelerin beşinci kademesi) dayandırılmış,böylece savunulabilir bir nedeni olmayan farklı bir hak, bir imtiyaz tanınarakAnayasa'nın 12. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı bir durum yaratılmıştır.
İncelemekonusu olan geçici 2. madde hükmü ile de, ek 1. maddenin niteliği yukarıdaaçıklanan hükmüne mütenazır olarak daha önce emekliye ayrılmış olan YasamaMeclisleri üyeleriyle dışardan atanmış bakanlara aynı imtiyazlı durumunsağlanması amacının güdüldüğü açıkça görülmektedir.
Anayasa'yaaykırılığı apaçık olan ve davacı tarafından bu dosyadaki iptal dâvasına konuyapılmamış bulunan bir hükmün, Kanunun daha önceki maddelerinde yer almışbulunması, aynı nitelikteki başka hükümlerin Kanunun öteki maddelerinekonulmaları için haklı bir neden teşkil edemeyeceğinden söz konusu geçici 2.madde hükmünü bu yoldan savunmak üzere öne sürülen düşünceler de geçerlideğildir.
3-Hükmün Yasama Meclisleri üyeleri ve dışardan atanan bakanların özel durumlarıgerektirdiği için "bir imtiyaz, bir faikiyet" yaratılması amacıylaKanuna konulmuş bulunduğu düşüncesine gelince :
YukarıdaÖzetlenen tarihi gelişiminden de anlaşılacağı üzere, Yasama Meclisleriüyelerinin memurların emeklilik statüleriyle ilişkileri, ilke olarak yoktur.Ancak ülkenin sosyal durumunun bir zorunluğu olarak, aydın kitlenin büyük birbölümünü oluşturan memurların hizmet ve ihtisaslarından yasama çalışmalarındafaydalanmak için bunların siyasete geçmelerini kolaylaştırmakta kamu yararıgörülmüş, bu amaçla memurlukta kazanılan emeklilik hakkının Yasama Meclîsiüyeliğinde de sürdürülmesi esası benimsenmiştir.
Budurumda olanlara tanınan en yüksek emeklilik tavanı, önceleri baremin 3.derecesi iken, sonradan 2. dereceye çıkartılmış, kesenek esasına dayanan EmekliSandığı kurulurken, Yasama Meclisi üyeleri emeklilik dışında bırakılmış, kısabir süre sonra yeniden Sandık sistemine alınıp öteki memurlar gibi kazanılmışhak olan aylık derecesi üzerinden emeklilik haklarının devam edeceği esasıkabul olunmuştur.
Bukonuda konulan ilke, memurlukta kazanılan hakkın Yasama Meclisi üyeliğinde dedevamını sağlamak olduğuna göre söz konusu hakkı oluşturan koşulların, sankimemurluk sürüp gidiyormuşçasına aynen korunması, yani aynı sandıkta, aynıkesenek; aynı hizmet süresi, aynı hak ve yükümlerin sürdürülmesi için gereklidüzenlemenin yapılması maksada yeterli olur. Yoksa (hak devam ettiriliyor)gerekçesi öne sürülerek bu hakkın niteliği veya niceliği bir yana bırakılıp koşullardahaklı nedene dayanmayan değişiklikler yolu ile üstün ve kazanılmamış haklarsağlamak çabası içine girildiğinde, önceleri haklı gibi görünen ilke kaybolurve ortada gerekçesine uymayan, haksız yarar ve imtiyazlar sağlayan bir hükümkalır.
DemokratikHukuk Devleti ilkesini Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayan bir Devletyapısı içinde Yasama Meclisleri üyelerinin "faikiyet ve imtiyaz"istemeleri düşünülemez. Böyle bir isteğe dayanan hükmün Anayasa'nın 2.maddesindeki (Hukuk Devleti) ve 12. maddesindeki eşitlik ilkelerine aykırılığıaçıktır.
Bunedenlerle 1425 sayılı Kanunla 5434 sayılı Kanuna eklenen, Yasama Meclisleriüyelerinden ve dışardan atanmış bakanlardan emekli olanların ve bunların dul veyetimlerinin emekli dul ve yetim aylıklarının kazanılmamış kademe aylıklarıüzerinden intibak ve yükseltmeye tabi tutulacağına ilişkin geçici 2. maddehükmü, Anayasa'nın 2. maddesindeki Hukuk Devleti ve 12. maddesindeki eşitlikilkelerine aykırı olduğundan iptal olunmalıdır.
FazılUluocak, İhsan Ecemiş ve Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.
Ç-1425 sayılı Kanunun 7. maddesiyle 5434 sayılı Kanuna eklenen geçici 4. maddeninson fıkrasının Anayasa'ya aykırı olup olmadığı sorunu :
Sözkonusu geçici 4. madde ile vatanî hizmet aylığı alanların bir bölümününaylıkları yüzde yüz oranında artırılmakta ve maddenin iptali istenen fıkrasıile de bu artırma nedeniyle ortaya çıkan 1/3/1970-28/2/1971 tarihleri arasınaait farkların;
a)1/3/1970 - 30/11/1970 tarihleri arasındaki bölümünün Bakanlar Kurulunca belirtilecekzaman, biçim ve usûle göre,
b)1/12/1970 - 28/2/1971 tarihleri arasındaki 3 aylık bölümünün de Kanununyayımından başlayarak 3 ay içinde,
Ödenmesiesası kabul edilmektedir.
Görüldüğügibi bu düzenleme ile 1/3/1970'den sonra bağlanan emekli aylıklarına ilişkinfarkların ödenmesi konusunda geçici 1. madde ile kabul edilmiş bulunan usulünbu maddenin konusu olan vatanî hizmet aylıklarının artış farklarınınödenmesinde de aynen uygulanması öngörülmüş bulunmaktadır.
Davacıbu fıkranın, 1/12/1970 - 28/2/1*71 tarihleri arasındaki üç aylık farkın 3 ayiçinde ödenmesine ilişkin hükmünü, geçici 1. maddede olduğu gibi 1/3/1970tarihinden önce emekli, olanlardan farklı olarak üç aylık maaşın üç ay içindeverilmesini öngörmüş olması nedeniyle Anayasa'nın 2. ve 12. maddelerine aykırıgörmektedir.
Geçici4. maddenin konusu olan (vatanî hizmet aylıkları), emekli aylığı olmadığı gibio nitelikte bir istihkak da değildir. Üstün ölçüde yurt hizmeti yapmış olanlaraveya onların dul ve yetimlerine Devletin şükran duygularının bir ifadesindenibaret olan bu aylıkları, emekli aylıklariyle kıyaslayarak, ödeme usulleribakımından da olsa, aralarında bir eşitlik aramak yerinde değildir.
Bubakımdan iptal isteğinin gerekçesi geçerli sayılamaz.
Kaldıki, geçici 1. maddenin son fıkrasına ilişkin olarak yukarıda VI. bölümün Bbendinde yapılan açıklamalarda da belirtildiği gibi, derhal ödenmesi asıl olanbir istihkak hakkında buna yakın bir usulün benimsenmiş olmasını, başka benzeristihkakların ödenmesinin vadeye bağlanmış bulunması veya ödenmelerininbelirsiz bir zamana bırakılmış olması halleri Anayasa'ya aykırı durumadönüştüremez.
Bukonular yukarıda B bendinde geniş bir biçimde açıklanmış olduğundan burada daaynen geçerli olan düşüncelerin tekrarı gereksiz bulunmuştur.
Bunedenlerle dâva konusu geçici 4. maddenin son fıkrası hükmü Anayasa'ya aykırıolmadığından bu fıkranın iptaline ilişkin isteğin reddine karâr verilmelidir.
D-1425 sayılı Kanunun 7. maddesiyle 5434 sayılı Kanuna eklenen geçici 6. maddeninson fıkrası hükmünün Anayasa'ya aykırı olup olmadığı sorunu :
Bumadde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun yürürlüğe girdiği ve fakat buKanunla kabul edilen yeni aylık tutarlarının ödenmesine henüz başlanmadığı1/3/1970 - 30/11/1970 tarihleri arasındaki devrede borçlanma isteğinde bulunmuşolanların borçlanma işlemlerinde, ilgililerin ellerine geçmeyen yeni tutarlarınyerine % 35 zamlı olarak almaya devam ettikleri eski tutarların esas alınmasınıkabul etmiş bulunmaktadır.
Buhükme göre, sözü göçen devrenin bitiminden, yani 30/11/1970 tarihinden sonraborçlanma isteğinde bulunanların borçlanma işlemlerinde artık eski tutarlarındeğil, fiilen almaya başladıkları yeni tutarların esas alınması gerekmektedir.
Maddeniniptali istenen son fıkrası ile, Emekli Sandığının tüm iştirakçileri hakkındauygulanan bu genel kuraldan uzaklaşılarak, 30/11-1970 tarihinden sonra buKanunun yayımlandığı tarihi (11/7/1971) takip eden 90. günün sonuna, yani 9Ekim 1971 akşamına kadar borçlanma isteğinde bulunan Yasama Meclisleriüyelerinin borçlanma işlemlerinin, yeni tutarlar üzerinden aylık aldıklarıhalde, eski aylık tutarlarının esas alınması suretiyle yapılmasıöngörülmektedir. Yani tüm iştirakçilerin yeni aylık tutarları üzerindenborçlandıkları bir devreyi, Yasama Meclisleri üyeleri daha düşük olan eskiaylık tutarları üzerinden borçlanabilmektedirler.
Davacı,dilekçesinde, öteki iştirakçilere göre Yasama Meclisleri üyeleri lehine olarakkabul edilmiş bulunan bu farklı hükmün, T. B. M. Meclisi üyelerine borçlanmamiktar ve süresi bakımından imtiyaz tanınması itibariyle Anayasa'nın 2. ve 12.maddelerine aykırı olduğu görüşünü öne sürmektedir.
Kanunailişkin Hükümet tasarısında ve Millet Meclisi Maliye ve Bütçe PlânKomisyonlarınca hazırlanan metinlerde bulunmayan bu hükme Millet Meclisince deyer verilmemiştir.
Ancaktasarıyı inceleyen Cumhuriyet Senatosu Geçici Komisyonunca, (eklenen bir fıkraile Türkiye Büyük Millet .Meclisi üyeleri hakkında da aynı hükmün uygulanacağıbelirtilmiştir) gerekçesiyle tasarının geçici 6. maddesine bu dâva ile iptaliistenen söz konusu hükmün eklendiği ve Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunda dakonu üzerinde görüşme olmadan oylanarak kabul edildiği görülmektedir. (CumhuriyetSenatosu Tutanak Dergisi : Toplantı 10, Cilt : 65, sayfa : 621 ve aynı Cilt :80, Birleşim, sonundaki 1605 S. Sayılı basma yazı sayfa : 4 ve 19)
Komisyongerekçesinde yer verilen (aynı hükmün uygulanacağı) deyimi ile, maddenin ilkfıkrasında bütün iştirakçiler hakkında uygulanması öngörülmüş bulunan genelnitelikteki hükmün Yasama Meclisleri üyeleri hakkında da uygulanacağınıbelirtmek maksadının güdüldüğü ifade edildiği halde eklenen fıkra metninin,birinci fıkradaki hükmünden ayrı ve Yasama Meclisleri üyeleri için özel biryarar ve imtiyaz sağlayıcı nitelikte olduğu görülmektedir.
Haklınedene dayanmayan, hattâ hükmü maddeye ekleyen Komisyonun raporunda belirttiğigerekçeye de uymayan söz konusu fıkra hükmünün Anayasa'nın 12. maddesindekieşitlik ilkesine aykırılığı ortadadır ve bu nedenle de iptaline kararverilmelidir.
E-1425 sayılı Kanunun 7. maddesiyle 5434 sayılı Kanuna eklenen geçici 14.maddenin Anayasa'ya aykırı olup olmadığı sorunu :
Sözkonusu madde ile Sanığın her türlü kanunî gelirleri ile giderleri veharcamaları arasında ortaya çıkacak gelir fazlasının Genel Bütçeye gelirkaydolunması ve Sandığın nakit durumu gerekli ödemeleri ve harcamalarıkarşılayamadığı takdirde, Sanığın talebi üzerine Maliye Bakanağı Bütçesininsosyal transferler bölümüne bu husus için konulacak ödenekten Sandığa ödemeyapılması ilkesi kabul olunmaktadır.
Kananmetninde bu hüküm "Geçici Madde" olarak adlandırılmış ise de herhangibir olay veya zaman ile sınırlı olmayıp daimî niteliği bulunduğundan hükmüngeçici maddeler arasına konulmasının yerinde olmadığı görülmektedir.
Herne kadar tasarının Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulundaki görüşülmesi sırasındamaddenin bu niteliği üzerinde yapılan eleştirilere karşı komisyon, sözcüsüneEmekli Sandığı sistemi üzerinde incelemeler yapıldığı, varılacak sonuca göresandığın bünyesinin kesin biçimini alacağı, bu itibarla Sandığın mali bünyesineilişkin söz konusu hüküm o zaman kesin bir düzenlemeye dönüşeceği için maddeningeçici olarak adlandırıldığı öne sürülmüş ise de bir maddenin geçicilikniteliği, o maddenin teklifi île sonradan ulaşılması tasarlanan ereğe göredeğil, bizzat madde de yer alan hükmün bir süre veya bir olay ile sınırlıolmasına göre belli olduğundan ve söz konusu maddenin metninde ise böyle birsınırlama değil sürekli bir hüküm niteliği bulunduğundan maddenin (geçici) diyenitelendirilmesinin doğru olmadığı anlaşılmaktadır.
Davacısiyasî parti, bu hükmün, çalışanların güvenliğini tehlikeye sokacak nitelikteolması nedeniyle Anayasa'nın 2. ve 48., Sandık gelirinin bir vergi olmamasısebebiyle 61. ve Devletin gelir ve giderlerinin Bütçe Kanununda gösterilipdüzenleneceğini bildiren 126. maddelerine aykırı olduğu görüşünü önesürmektedir.
Kanunaait Hükümet tasarısında, geçici 14. maddenin şimdiki biçimiyle var olduğu,Millet Meclisi ile Cumhuriyet Senatosunun ilgili komisyonlarında ve genelkurullarında yapılan görüşmeler sonunda da aynen benimsenerek Kanunlaştığıgörülmektedir. (Millet Meclisi Tutanak Dergisi : Dönem : 3, Toplantı : 2, Cilt: 13, sayfa : 493 - 504, 96 Birleşim sonundaki 291 S. Sayılı Basma Yazı : sayfa: 6, 11, 28; Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi : Toplantı : 10, Cilt : 65,sayfa : 623 - 638, 80. Birleşim sonundaki 1605 S. Sayılı Basma Yazı : sayfa :4, 20, 21)
Sözkonusu maddenin Hükümet tasarısındaki numarası 12 olup gerekçesi şöyledir :
(Geçicionikinci madde, 1971 yılı Bütçe Kanununda sevkedilen hükme paralel olarakgetirilmiş olup, Sandık gelir fazlasının genel bütçeye gelir kaydedebileceğihakkındadır.)
YasamaMeclislerindeki görüşmeler sırasında bu maddenin, sandığın 5434 sayılı Kanunlasaptanmış olan hüviyetini ve tüzel kişiliğini zedelediği, Sandık gelirfazlasını Hazineye aktarmak suretiyle bu gelirin emekliler lehine Sandığınsorumlu ve yetkili kurallarınca gereği gibi işletilme ve nemalandırılmasının vesonucundan emeklilerin zaten dar olan geçim durumlarının biraz olsunferahlatılması yönünde kullanılmasının önlendiği ileri sürülmüş, buna karşıSandığın bir Devlet kurumu olduğu, büyük ölçüde Devlet katkısı bulunangelirlerinin tümünü, onun ancak bir bölümüne katılan emeklilere ait saymanınyerinde olmadığı ve binnetice Devlet topluluğuna dahil bir kurumun gelirfazlasının Devletin iktisadî kalkınma konularına yönetilmesinin isabetlibulunduğu, esasen bu madde ile emekli, dul ve yetim aylıklarının ödenmesiHazinece güvence altına alınmış olduğundan bu ödemelerde herhangi bir aksamanınsöz konusu olamıyacağı görüşleri ileri sürülerek sonuçta madde oylanarak aynenkabul edilmiştir.
Konuyagirmeden önce bir noktanın belirtilmesinde yarar vardır :
T.C. Emekli Sandığı, tüzel kişiliği olan ve hakkında kendi Kanunundaki özelhükümler dışında Devlet iktisadî teşekküllerine ilişkin hükümler uygulanan birDevlet kurumudur. Devletin temel kuruluşlarından (yürütme) içinde yer alır veMaliye Bakanlığına bağlıdır. (5434 sayılı Kanun- Madde 1) Sandığın mallan,gelir ve alacakları Devlet mallarının hak ve ruçhanlığını haizdir. Bunlarakarşı suç işleyenler hakkında Devlet mallarına karşı suç işleyenler gibikovuşturma yapılır. (Aynı Kanun- Madde 20)
Bumaddelerden açıkça anlaşıldığı gibi T. C. Emekli Sandığının mallan Devlet malıdeğildir. Anayasa'nın 2. maddesindeki sosyal Devlet ve 48. maddesindeki sosyalgüvenlik ilkelerinin gereklerine uyularak işveren sıfatiyle Devletin ve Devletkurumlarının, çalışan sıfatiyle de iştirakçilerin ödedikleri primlerden(kesenek ve karşılığında) ve ayrıca Devletin ve kurumların Sandığın yönetimgiderlerini karşılamasından oluşan bîr sermaye, T. C. Emekli Sandığı tüzelkişiliğinin işletme ve idaresine bırakılmıştır.
Anayasa'nın48. maddesinde, herkesin ve bu terimin genel kapsamı içinde olan memurlarınsahip oldukları sosyal güvenlik hakkım sağlamak için sosyal sigortalar vesosyal yardım teşkilâtı kurmanın ve kurdurmanın Devletin ödevlerinden bulunduğuilkesi yer almaktadır.
Bunagöre, Devletin, sosyal güvenlik kurumlarını, niteliğinin gereklerine göre(sosyal sigorta) veya (sosyal yardım) teşkilâtı biçiminde kurmasıgerekmektedir.
Memurlarınemeklilik hakları, işveren ve çalışanlar arasında ortaklaşa katkıda bulunmaksuretiyle meydana getiren sosyal güvenlik sistemdin kapsamı içinde olduğuna veDevletçe tek taraflı olarak memura tanınmış bir sosyal yardım kurumuniteliğinde bulunmadığına göre hu hakkın "sosval sigorta" esaslarınauygun olarak kurulacak bîr teşkilât eliyle sağlanmasında anayasal zorunlukbulunduğu ortadadır.
Esasenböyle anayasal zorunluğun bulunmadığı bir dönemde bile, emeklilik sistemininzaman içinde gelişen niteliği Yasa Koyucu bu yöne zorlamış ve 5434 sayılıKanunla T. C. Emekli Sandığı, yaşlılık, malûllük ve ölüm sigortası niteliğindekurulmuş, sermayesinin amaca uygun biçimde idare ve işletilmesi için gerekliyetkiler ve tüzel kişilik kuruma verilmiştir.
Öteyandan Kanunun 29. maddesiyle Maliye Bakanlığına, en az beş yılda bir defa,harp halinde, harbin sona erdiği tarihten itibaren en çok 6 ay içinde Sandığınmalî durumunu ve bu Kanunla kabul edilen çeşitli ödemeleri her yönden, biriaktüer olmak üzere, teknik uzmanlara inceletme görevi verilmiştir.
Aynımaddeye göre, inceletmeler sonunda Sandığın malî durumunun sağlamlaştırılmasıve geleceğinin zarardan korunması için bu Kanun hükümlerinde değişiklikyapılması gerekli görülürse, bir Kanun tasarısı hazırlanarak Büyük MilletMeclisine sunulması ve bu Kanundan sonraki ilk incelemenin de üç yıl içindeaktüerlere yaptırılması gerekmektedir.
Görüldüğügibi bu Kanunla, bir sosyal sigorta kurumu niteliğinde olmak üzere bilimsel vematematik esaslara uygun olarak idare ve işletilmesi Öngörülmüş bulunan T. C.Emekli Sandığının, gelirlerinde giderlerini aşan bir artış olursa. Bunun, yaiştirakçilerin sigorta edilen haklarının genişletilmesi yolunda kullanılmasıbuna yurdun sosyal ve ekonomik durumu açısından gerek görülmediği takdirde,iştirakçilerle işveren kurumların yükümlerinin hafifletilmesi için Kanunda değişiklikyapılması gerekmektedir.
Böyleyapılmayarak Sandığın gelir fazlasının Hazineye irat kaydolunması durumu,yukarıda açıklandığı gibi Anayasa'nın 48. maddesine aykırı olduktan başka 61.maddesine de aykırılık gösterir. Zira bu gelir fazlasının Hazineye irat kaydısonunda, Sandık iştirakçilerinin hakkı olan ve hatta bir bölümü bizzat buiştirakçilerden toplanan paraların Devletin genel giderleri için sarfedileceğiortadadır. Bunun neticesinde Sandık iştirakçileri, Devletin giderlerine, ötekiyurttaşlardan ayrı olarak ve fazladan katılmaya zorlanmış olmaktadır. Bununhaklı bir nedeni olmadığı gibi sözü geçen iştirakçilerin bu biçimde özel vefazla bir malî yüküm altına sokulmalarını gerektiren üstün bir mali güce sahipbulundukları da düşünülemez. Şu hale göre bu hüküm Anayasa'nın 1488 sayılıKanunla değişik 61. maddesinde yer alan (Herkes, kamu giderlerini karşılamaküzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür.) ilkesindeki koşullara daaykırılık göstermektedir.
Yukarıdakinedenlerle dâva konusu geçici 14. maddenin birinci fıkrası Anayasanın 48. ye61. maddelerine aykırı olduğundan iptaline karar verilmelidir.
ŞahapArıç ve İhsan Ecemiş bu görüşe katılmamışlardır.
Maddeninikinci fıkrasına gelince :
Bufıkrada, Sandığın nakit durumunun gerekli ödemeleri ve harcamalarıkarşılayamaması halinde, bunların Sandığın isteği üzerine, Maliye BakanlığıBütçesine konulacak ödenekten ödenmesi öngörülmektedir.
Yukarıdada belirtildiği gibi Sandığın gelir ve giderlerinin kendine yeterli almasıasıldır. Bunun sağlanmasının yollan da Kanunda gösterilmiştir. Buna rağmenHükümetin görevlerini zamanında ve ereği gibi yerine getirmemesi nedeniyleSandığın, karşılamak zorunda olduğu sosyal güvenlik hakkının malî yükümleriniyerine getiremez duruma düşmesi halinde, Anayasanın 48. maddesi gereğince buhakkı sağlamakla asıl görevli olan Devletin sorumunun ortaya çıkması ve bunedenle de bu sorumun gerektireceği malî yükümlerin Devletçe karşılanmasıdoğaldır.
Geçici14. maddenin söz konusu ikinci fıkrası bu açıdan ele alındığında Anayasa'nın48. maddesine uygun bir düzenleme olduğu anlaşılır.
Bunedenle Anayasa'ya uygun bulunan bu fıkra hükmüne ilişkin isteğin reddine kararverilmelidir.
F-1425 sayılı Kanunun 7. maddesiyle 5434 sayılı Kanuna eklenen geçici 20.maddenin Anayasa'ya aykırı olup olmadığı sorunu :
Sözkonusu madde ile, 1243 Sayılı Kanunun 1. maddesinde sayılan meslekmensuplarından halen T. B. M. Meclisi üyesi olanların, yani halen Milletvekilive Cumhuriyet Senatosu üyesi olan tıp mesleği mensuplarının, o Kanunda yazılı 5yıl süre ile Sağlık Bakanlığı kadrolarında görev yapma koşulu aranmaksızın sözügeçen Kanunun 1. maddesi hükümlerinden yararlanmaları öngörülmektedir.
Davacı,dilekçesinde bu hükmün, borçlanmada ve öteki yönlerde yalnız T. B. M. Meclisiüyesi olanlara bir imtiyaz tanınması nedeniyle Anayasa'nın 2. ve 12.maddelerine aykırı bulunduğunu öne sürmektedir.
3017sayılı Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Teşkilat ve Memurin Kanununa bir maddeile iki geçici madde ilâvesine dair olan, 5/3/-1970 günlü, 1243 sayılı Kanunun1. maddesi hükmü şöyledir :
(Yurtiçinde veya dışında mesleklerini serbest ifa etmekte veya barem dışı ücretlihizmetlerde çalışmakta iken ilk defa memuriyette intisap ederek veyamemuriyetten ayrıldıktan sonra aynı şekilde serbest meslek veya barem dışıhizmetlerde çalışıp tekrar memuriyete dönerek Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığıteşkilâtında vazife alan tabip, diş tabibi, eczacı ve yardımcı sağlıkpersonelinin serbest veya barem dışı hizmette geçirdikleri sürenin 3/4 üsosyalizasyon bölgelerinde en az 3 yıl çalışanların veya çalışacak olanlarıntamamı memuriyette geçmiş gibi sayılarak girebilecekleri derecelere atanmalarıyapılır ve bu suretle kıdeme eklenen müddetlerin azamî on yılı 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu esasları dairesinde borçlandırılarak emeklilik fiilîhizmet süresine ilâve olunur. Bu suretle borçlananların Bakanlık teşkilatındabeş yıl hizmet görmeleri ve borçlarını beş yıl içinde T. C. Emekli Sandığınaödemeleri gerekir. İlgililerin terfi ve emeklilik kıdemlerine eklenecekşiirlerde bilfiil meslekleri ile iştigal etmiş olmaları şarttır.) (Düstur 5.Tertip, Cilt : 9, sahife : 716) .
Görüldüğügibi bu Kanun, serbest çalışan sağlık personelinin Sağlık ve Sosyal YardımBakanlığı kadrolarında görev almaları sağlama amacını taşımaktadır.
Buamacın sağlanması için de Kanun iki temele dayandırılmıştır.
l-Söz konusu sağlık personeli mutlak surette Sağlık ve Sosyal fardım Bakanlığıteşkilâtında görev almalıdır.
Bunedenle Devletin öteki Bakanlıklarında ve sağlık kuruluşlarında görevli sağlıkpersoneli bu Kanundan faydalandırılmamıştır.
2-Bu suretle görev alanların beş yıl Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığıteşkilâtında bilfiil göreve devam etmeleri şarttır.
Kanunungeçici 1. maddesinin birinci fıkrası ile, Kanunun yayımı tarihinden itibareniki yıl içinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına müracaat edenlerin buhükümlerden faydalanması esası konulmuş aynı maddenin ikinci fıkrasiyle deseçimle alınan görev sebebiyle iki yıl içinde müracaat edememiş olanların bugörevlerinden ayrıldıktan sonra altı ay içinde müracaatları halinde birincimaddeden faydalanmaları kabul olunmuştur.
Görüldüğügibi Yasama Meclisleri üyelerine bu Kanundan yararlanma yolu da açık tutulmuştur.
Dâvave inceleme konusu geçici 20. madde ile, seçimle görev alanlardan sadece asılmeslekleri tabip, diş tabibi, eczacı ve yardıma sağlık personeli olanmilletvekili ve Cumhuriyet Senatosu üyeleri hakkında yukarıdaki hükümleryeterli görülmiyerek sözü geçen 1243 sayılı Kanunun amacına taban tabana zıtdüşen ve hiçbir haklı nedene de dayanmayan imtiyaz sağlayıcı nitelikteki buhüküm kabul olunmuştur. Zira bu hükümle 1243 sayılı Kanunun iki temeli, yani(Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı teşkilatında bilfiil görev alma ve en az beşyıl müddetle çalışma) koşulları bir yana bırakılarak, hiçbir neden olmadığıhalde Yasama Meclisleri üyesi iken de söz konusu Kanunla tanınan haklardanfaydalanılması kabul edilmiştir.
1425sayılı Kanuna ilişkin Hükümet tasarısında ve Millet Meclisince kabul olunanmetinde ve hatta Cumhuriyet Senatosunun tasarıyı inceleyen Geçici Komisyonmetninde bulunmayan bu hüküm, Cumhuriyet Senatasu Genel Kurulunda geçici 19.maddesinin görüşülmesinin bitip de geçici 20. maddesinin görüşülmesinebaşlanacağı sırada bir Cumhuriyet Senatosu üyesince geçici 20. madde olarakverilen ve hiçbir gerekçeyi ihtiva etmeyen bir önergenin, söz alanolmadığından, görüşmesiz oylanıp kabul edilmesi suretiyle Kanuna girmişbulunmaktadır. (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi : Toplantı : 10, Cilt : 65sayfa : 646)
Görüldüğügibi haklı herhangi bir gerekçeye dayanmayan ve sadece asıl meslekleri tıpdalının çeşitli bolüm ve kademesi olan Yasama Meclisleri üyeleri hakkında veonların sırf bu sonucu sıfatlan dolayısiyle tanınmış olan bu hüküm ile aynımesleğin Yasama Meclisleri üyesi olmayan öteki mensuplarına karşı bir üstünlükve ayrıcalık sağlama amacının güdüldüğü, başkaca herhangi bir açıklamayıgerektirmeyecek derecede ortadadır.
Buniteliği ile Anayasa'nın 12. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırılığı belirginolan söz konusu geçici 20. maddenin iptaline karar verilmelidir.
VII-Sonuç :
11/7/1971günlü, 13892 sayılı Resmî Gazete'de de yayımlanan "5434 sayılı TürkiyeCumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'na Ek ve geçici maddeler eklenmesine ve buKanun ile diğer Kanunların bazı hükümlerinin değiştirilmesine vekaldırılmasına" dair 8/7/1971 günlü 1425 sayılı Kanunun :
A-1. maddesinin (c) bendinin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve dâvanın bu hükmeyönelen bölümünün reddine oybirliği ile;
B-7. maddesiyle 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa eklenen:
1)Geçici 1. maddenin son fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve dâvanın buhükme yönelen bölümün reddine oybirliğiyle,
2)Geçici 2. maddenin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline Fazıl Uluocak, İhsanEcemiş ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşı oylariyle ve oyçokluğu ile,
3)Geçici 4. maddenin son fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve dâvanın buhükme yönelen bölümünün reddine oybirliğiyle,
4)Geçici 6. maddenin son fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptalineoybirliğiyle,
5)Geçici 14. maddenin :
a)Birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline Şahap Arıç ve İhsanEcemiş'in karşı oylariyle ve oy çokluğu ile,
b-İkinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve dâvanın bu hükme yönelen bölümününreddine oybirliğiyle,
6)Geçici 20. maddenin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline oybirliğiyle;
6/6/1972gününde karar verildi.
Başkan
Muhittin Taylan
Başkanvekili
Avni Givda
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Nuri Ülgenalp
Üye
Şahap Arıç
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Ziya Önel
Üye
Kâni Vrana
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
Kararın,1425 sayılı Kanunun 7. maddesiyle 5434 sayılı T. C. Emekli Sandığı Kanununaeklenen geçici 14. maddenin iptaline ilişkin kısmına ait karşı oy yazısı :
İptaldâvasının ek geçici 14. maddeye ilişkin kısmı, bir sosyal güvenlik kurumu olanT. C. Emekli Sandığı'nın gelir fazlasının Hazineye irat kaydedilmesiçalışanların güvenliğini tehlikeye sokacak nitelikte olup Anayasa'nın 2. ve 48.maddelerine ve Sandık gelirleri bir vergi olmaması sebebiyle 61. ve 126.maddelerine aykırı olduğu, esaslarına dayanmaktadır.
AnayasaMahkemesince bu konu hakkında: Sözü geçen ek geçici 14. maddenin iptalineçoğunlukla karar verilmiştir.
Çoğunlukgerekçesinde bu husus hakkında kabul edilen esaslar özetlenecek olursa :
Anayasa'nın48. maddesi hükümlerine göre, Devletin sosyal güvenlik kurulmasını, niteliğiningereklerine göre sosyal sigorta ve sosyal yardım teşkilâtı biçiminde kurmasıgerekmektedir.
Memurlarınemeklilik haklan işveren ve çalışanlar arasında ortaklaşa katkıda bulunmaksuretiyle meydana getirilen sosyal güvenlik sisteminin kapsamı içinde olduğunave Devletçe tek taraflı olarak memurlara tanınmış bir sosyal yardım kurumuniteliğinde bulunmadığına göre bu hakkın sosyal sigorta esaslarına uygun olarakkurulacak bir teşkilât eliyle sağlanmasından anayasal bir zorunluk bulunduğuortadadır.
5434sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu ile, bir sosyal sigorta kurumu niteliğindeolmak üzere bilimsel ve matematik esaslara uygun olarak idare ve işletilmesiöngörülmüş bulunan T. C. Emekli Sandığının gelirlerinde giderlerini aşan birartış bulunursa bunun ya iştirakçilerin sigorta edilen haklarınıngenişletilmesi yolunda kullanılması veya iştirakçilerle işveren kurumlarınborçlarının hafifletilmesi için Kanunda değişiklik yapılması gerekmektedir.
Böyleyapılmıyarak Sandığın gelir fazlasının Hazineye irat kaydedilmesi, Anayasa'nın48. maddesine aykırı olduktan başka, bu gelir fazlasının Hazineye irat kaydolunmasıile, Sandık iştirakçilerinin hakkı olan ve hatta bir bölümü bu iştirakçilerdentoplanan paraların Devletin genel giderlerine diğer yurtaşlardan ayrı vefazladan katılmaya zorlanmış olmaktadır ki bunun haklı bir nedeni bulunmadığıgibi bu iştirakçilerin bu biçimde özel ve fazla bir malî yüküm altınakonulmalarını gerektiren üstün bir malî güce sahip bulundukları da sözkonusuolmadığından Anayasa'nın 61. maddesine aykırıdır." şeklindedir.
Aşağıdaaçıklanan nedenlerle bu görüşe katılmıyorum :
Durumşudur : T. C. Emekli Sandığı, Maliye Bakanlığına bağlı ve bütün idari giderleriHazineden ödenen bir Devlet kurumudur. Sandık, 5434 sayılı Kanunla, kuruluş veişleyiş tarzı itibariyle sosyal sigorta niteliğini haiz olmak üzerekapitalizasyon sistemine göre kurulmuş idi. Bu sistem, bağlanan aylıklarınödenen keseneklerle orantılı olarak "tayin edilmesi esasına dayanmaktaolduğundan emekli aylıklarının zamanla değişen iktisadî şartlara görearttırılmasına imkân vermediği görülerek sonradan çıkarılan Kanunlarla getirilenhükümlere göre kapitalizasyon sisteminden ayrılmış ve bugünkü sisteme geçilmişolduğu anlaşılmaktadır. Nitekim, bugün eskiden emekliye ayrılmış olan binlercememurun aylıklarında bugünkü iktisadî şartlara göre yükseltmeler; yapılmışbulunmaktadır.
İptalkonusu geçici 14. madde ile sandığın gelir fazlasının genel bütçeye irat kayıtolunacağı esası kabul edilmekle beraber, sandığın açığının Hazinece ödeneceğiesası dahi kabul edilmiş; bu esas ile Devletçe şandık iştirakçilerine âti içinbir garanti sağlamış bulunmaktadır.
T.C. Emekli Sandığının iptal konusu bu kanun hükmü ile aldığı hüviyet artık birsosyal sigorta değildir. Ancak, Emekli Sandığının bu haliyle bir sosyalgüvenlik temin etmiş olduğunda da kuşku yoktur.
Durumböylece açıklandıktan sonra Devletin, sağlayacağı bu sosyal güvenliği, bugüniçin, sosyal sigorta şeklinde sağlama durumunda ve zorunda olup olmadığıkonusuna gelince :
Anayasanın48. maddesinde aynen "Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Bu hakkısağlamak için sosyal sigortalar ve sosyal yardım teşkilâtı kurmak ve kurdurmakDevletin ödevlerindendir." hükümleri yer almıştır. 48. maddenin açıkhükmüne göre Devlet bu sosyal güvenliği sağlama ödevini sosyal sigorta veyahutsosyal yardım teşkilâtı ile sağlama hususunda bir takdir yetkisine sahiptir.
Yukarıdada açıklandığı üzere Devlet, T.C. Emekli Sandığının bugünkü hüviyeti ilememurlara sosyal güvenlik temin etmiş fakat bunu temin ederken, takdiryetkisini kullanarak, şimdilik bu güvenliğin sosyal sigortalar biçiminde birteşkilât ile sağlanmasına imkân görmemiş, ancak, yine Anayasanın 48. maddesindeöngörülen sosyal yardım teşkilâtı ile sağlamış, bu suretle anayasal ödeviniyerine getirmiştir.
T.C.Emekli Sandığı bugünkü hüviyeti ile bir sosyal yardım teşkilâtıdır. Zira,Devlet memurlarının çalışamadığı emeklilik devresi için, memurdan bu husustakesilen paranın iki misline yakın miktarda para vermekte ve sandığın naktidurumu gerekli ödemeleri ve harcamaları karşılayamadığı takdirde bunu daödemeyi garanti etmektedir. İşte bunlar sosyal yardımdan başka bir şeydeğildir; Emekli Sandığı da bir sosyal yardım teşkilâtıdır.
Devlettarafından verilen paranın tek taraflı verilmiş olmayıp memur ile ortaklaşaverilmiş olması ve sandığın gelir fazlasının bir kanun hükmü ile Hazineye iratkaydedilmesi Devletin, memurun çalışmadığı emeklilik devresi için verdiğiparanın ve ileride husule gelecek açığın Hazineden ödeneceği garantisine görevereceği paraların sosyal yardım niteliğini ortadan kaldırmaz. Zira Anayasadasosyal yardım teşkilâtının bir tarifi yapılmamış, muayyen bir şekle bağlıtutulmamıştır.
Bundanbaşka, Devletin bu sosyal güvenliği muhakkak surette sosyal sigorta teşkilâtıile sağlamak zorunda olduğu da ileri sürülemez. Zira, Devlet Anayasa'nın 48.maddesinde yer alan sosyal güvenliği temin için iktisadî ve sosyal hayatındüzenini kurarken yine Anayasanın 41. maddesinde yer alan birtakım anayasalkurallara bağlı ve 53. maddesinin tanıdığı imkânlarla sınırlı tutulmuştur.
Anayasanın41. maddesi hükümleriyle Devlete, iktisadî ve sosyal hayatı, birinci fıkradayazılı amaca göre, birlikte, düzenlerken iktisadî, sosyal ve kültürelkalkınmayı demokratik yollarla gerçekleştirmek ve bu maksatla millî tasarrufuartırmak, yatırımları toplum yararının gerektirdiği önceliklere yöneltmek vekalkınma plânları yapmak ödevleri de verilmiş ve aynı zamanda Anayasanın 53.maddesindeki "Devlet, bu iktisadî ve sosyal amaçlara ulaşma ödevleriniancak iktisadî gelişme ile malî imkânlarının yeterliliği ölçüsünde yerinegetirir." şeklindeki hükümlerle de Devletin iktisadî ve sosyal ödevleriniyerine getirmesi iktisadî ve malî imkânların yeterliği derecesiylesınırlanmıştır.
Görülüyorki Devlet, iktisadi ve sosyal hayatı düzenlerken, Anayasanın 41. ve 53.maddeleri hükümlerince bağlı olduğu anayasal kurallar ve yüklendiği ödevlerinyerine getirilmesi hususunda mevcut imkânlar bakımından, bir takdir yetkisinesahip bulunmaktadır.
Devlet,bu takdir yetkisini kullanarak Anayasa'nın 41. maddesi hükmünce, yatırımlarıtoplum yararının gerektirdiği önceliklere yöneltmek üzere, T. C. EmekliSandığının gelir fazlasını alıp diğer iktisadî ve sosyal yardım sahalarınaharcamak yetkisine dahi sahiptir.
Açıklananbu anayasal esaslar karşısında Devlet, sosyal güvenliği, sosyal sigortabiçiminde kuracağı ve işleteceği bir teşkilât eliyle temin etmek zorundaolmayıp, sosyal yardım teşkilâtı biçiminde kuracağı ve işleteceği bir teşkilatelifle temin etmek ve onun gelir fazlasını Hazineye gelir kaydederek diğeriktisadi ve sosyal yardım sahalarına harcamak yetkisine sahiptir. Bu durumda,Devlet, çoğunluk gerekçesinde belirtildiği üzere "Emekli Sandığınıngelirlerinde giderlerini aşan bir artış olursa bunun, iştirakçilerin sigortaedilen haklarının genişletilmesi yolunda kullanılması veya iştirakçilerleişveren kurumların yükümlerinin hafifletilmesi için Kanunda değişiklikyapılması gerektiği" yolundaki, sosyal sigorta şeklinde işletmeningereklerini teşkil eden esaslara göre hareket etmek zorunda değildir.
Keza,yukarıda açıklanan anayasal esaslara ve Devletin, iştirakçilerden kesilenparanın iki misline yakın bir miktarda para ödenmesi ve Sandığın husule gelecekaçığın ödemeyi garanti etmesi karşısında, iptal konusu geçici 14. maddedeki,Emeldi Sandığının gelir fazlasının Hazineye gelir kayıt olunacağı hükmünün"Sandık iştirakçilerinin hakkı olan ve bir bölümü bu iştirakçilerdentoplanan paraların Devletin genel giderlerine diğer yurttaşlardan ayrı vefazladan katılmaya zorlama niteliğinde olduğu" şeklinde manalandırılmasımümkün görünmemektedir.
Sonuç:Yukarıdan beri açıklanan nedenler karşısında T. C. Emekli Sandığının gelirfazlasının Hazineye gelir kaydolunacağı hükmünü ihtiva eden iptal konusu ekgeçici 14. madde hükmü, Anayasa'nın 48. maddesi hükmüne aykırı olmadığı gibi61. maddesi hükmüne de aykırı düşmemektedir. Bu durumda, dâvanın, iptal konusuek geçici 14. maddenin iptaline ilişkin kısmının reddine karar verilmesi gerekirdi.Anayasa Mahkemesi kararının sözü geçen geçici 14. maddenin iptaline ait kısmınakarşıyım.
Üye
Şahap Arıç
KARŞIOYYAZISI
l-1425 sayılı Kanunun inceleme konusu olan geçici 2. maddesi aynı Kanunun ek 1.maddesiyle Yasama Meclisi üyeleriyle dışardan atanan bakanlara tanınmış olanhaklan, bu durumlarda iken daha önce emekliye ayrılmış olanlara da teşmil edenve netice itibariyle de eskiler ile yeniler arasında eşitliği ve adaletisağlayan bir hükümdür.
YasamaMeclisi üyeleri ile dışarıdan atanan bakanların emeklilikleri konusundakidüzenlemede Anayasa'ya bir aykırılık bulunup bulunmadığını tartışma yeri 1425sayılı Kanunun geçici 2. maddesi değil, aynı Kanunun ek 1. maddesi olmasıgerekir. Ek 1. madde ise bu dâvanın konusu dışındadır ve bu dâva sebebiyleincelenmesi ve Anayasa'ya aykırılığının ileri sürülmesi de mümkün değildir.
Ek1. madde yürürlükte iken inceleme konusu 2. maddenin iptali ile ise, Kanununyürürlüğünden önce emekli olanlarla sonra emekli olanlar arasında haklı birsebebe dayanmayan bir ayırım meydana gelmekte ve Anayasa'ya aykırılığıngiderilmesi yerine, bir başka yönden Anayasa'ya aykırı bir sonuç doğmaktadır.
Kaldıki, iptal edilen hükümde sözü geçen kişilerle Emekli Sandığının başkaiştirakçileri arasında fiilî ve hukukî durumları bakımından az çok birfarklılık bulunduğuna göre emeklilik durumları da az çok farklı olarakdüzenlenebileceğinden, bu ölçüdeki bir ayrım ve özellik hiçbir haklı sebebedayanmayan, Anayasa'ya aykırı bir durum sayılmaz.
2-1425 sayılı Kanunun iptali istenilen hükümlerinden geçici 14. maddesinin 1.fıkrasındaki (Bu Kanun hükümlerinin uygulanmasından dolayı Sandığın her türlükanunî gelirleri ile Kanuni giderleri ve harcamaları arasında ortaya çıkacakgelir fazlası genel bütçeye gelir kaydolunur.) hükmü Anayasa'nın 48. ve 61.maddelerine aykırı görülerek iptal edilmiş, aynı maddenin 2. fıkrasındaki(Sandığın nakit durumu gerekli ödemeleri ve harcamaları karşılayamadığıtakdirde, Sandığın talebi üzerine, Maliye Bakanlığı bütçesinin sosyaltransferler bölümüne bu husus için konulacak ödenekten Sandığa tediyedebulunulur.) hükmünde ise Anayasa'ya bir aykırılık görülmemiştir.
Birkez, Emekli Sandığı Anayasanın 48. ve 117. maddelerinin kapsamına giren, MaliyeBakanlığına bağlı, sosyal güvenlik kurumu niteliği ağır basan, bîr Devletkurumu olduğundan, Devletle olan ilişkisine bu açıdan bakmak gerekir vearalarındaki malî transferlerde de durum böyledir. Öte yandan bu konudaisabetli bir sonuca varabilmek için söz konusu 14. maddenin her iki fıkrasıbirlikte gözönünde tutulmalıdır. Gerçekten, bu fıkralar birlikte mütalâaedilirse, bu ilişkide Genel bütçenin yükümü sandığınkinden daha ağır olduğu ve iştirakçilerikoruma amacı güttüğü görülür. Çünkü, Sandığın gelirlerinden bir bölümünün genelbütçeye gelir kaydolunabilmesi, Sandığın kanunî gelirlerinden kanunigiderlerinin ve her türlü harcamalarının çıkması şartına bağlandığı halde,Sandığa Hazineden yapılacak yardım için yalnız nakit durumunun Sandığın ödemeve harcamalarını karşılayamaması kâfi görülmüştür. Her iki fıkra Anayasa'nın48. ve 117. maddesinin gereği olan ve Sandığı korumak ve iştirakçilerinhaklarını teminat altına almak amacı ile konulmuş, birbirine bağlı hükümlerdirve bu düzenleme Hazineye gelir sağlama amacı ile yapılmamıştır.
Sandıkiştirakçilerinin haklarının ve yükümlerinin tesbitinde inceleme konusu hükmünhiç bir etkisi yoktur. Bunların, miktarı, toplumun sosyal ve ekonomik durumunagöre ve memurların görevlerinin niteliğine uygun bir sosyal güvenlik sağlamakşartiyle, Kanunla düzenlenir. Yapılan tahmin ve hesaplara rağmen, Sandığıngelirlerinde madde de yazılı şekildeki bir gelir fazlası olması veya gelir veparanın yetmemesi halinde iştirakçilerin haklarında ve yükümlerinde değişiklikyapılma" Emekli Sandığının kuruluş ve işleyiş, sistem ve amacı ilebağdaşamıyacağı gibi, kararsızlık ve güvensizlik sebebi olacağından çoğunluğungelir fazlası hakkında böyle bir sonuç doğuracak nitelikteki görüşüne katılmakmümkün değildir.
İncelemekonusu hükmün Sandık kanalı ile ve başka kamu hizmetlerine harcanmak üzere,memurlardan prim adı altında bir para almak amaciyle konulmadığı ve memurlarınödeyecekleri primin tespitinde hiçbir etkisinin olamıyacağı açıktır. Tersinebir uygulama halinde de primi tespit eden hüküm üzerinde durulması gerekir.
Hazineiçin bir gelir kaynağı bulma amacı ile değil, doğabilecek muhtemel bir neticeyidüşünerek bir kamu kurumu olan Sandığın gelirlerinden ihtiyaç fazlası birbölümünü, maddede yazılı şartlarla, onun ödeme ve harcamalarını garanti etmişdurumda olan genel bütçeye aktarılmasında da Anayasa'ya aykırı bir yön yoktur.
Busebeplerle kararın bu yönlere ilişkin bölümlerine karşıyım.
Üye
İhsan Ecemiş
Sayınİhsan Ecemiş'in geçici 2. madde hakkındaki 1. bentte yazılı düşüncelerinekatılıyorum.
Üye
Fazıl Uluocak
KARŞIOYYAZISI
8/7/1971günlü 1425 sayılı Kanunun 2. maddesiyle 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti EmekliSandığı Kanununa 13 ek madde, 7. maddesiyle de 25 geçici madde eklenmiştir.
Ek1. maddenin üçüncü fıkrası, "Ancak Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleriile dışarıdan atanan bakanlardan emeklilik keseneğine esas aylıkları birincidereceye yükselenlerin emeklilik kesenekleri, bu derecenin dördüncü kademesiaylığı üzerinden kesilir. Emeklilik keseneğine esas aylıkları diğer derecelerdebulunanların emeklilik kesenekleri ise, bu derecenin beşinci kademesi aylıklarıbaşlangıç alınarak kesilir ve yürütülür" hükmünü getirmiş, geçici 2.maddesi de "Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyesi, Temsilciler Meclisi üyesi,dışarıdan atanmış bakan iken veya bu görevlerden ayrılıp da başka bir görevegirmeden, bu Kanunun yayınlandığı tarihten önce emekliye ayrılmış bulunanlarınemekli aylıkları ile ölenlerin dul ve yetimlerinin aylıklarının intibak veyükseltme işlemleri birinci dereceden emekli olanlarda bu derecenin dördüncükademesi üzerinden, diğer derecelerden emekli olanlarda ise bu derecelerinbeşinci kademesi başlangıç alınarak yapılır. Emekli iken Türkiye Büyük MilletMeclisi üyeliğine seçilmiş olup da bu Kanunun yayınlandığı tarihte bu sıfatlarıdevam edenler veya etmiyenler ile bunlardan ölenlerin dul ve yetimlerininaylıkları hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır" yolundaki intibakve yükseltme işlemlerine dair hükümleri düzenlemiştir.
Davacıbu hükümlerden ikincisinin yani geçici 2. maddenin Anayasa'ya aykırılığınıileri sürerek iptalini istemiştir ve dâvasını birinci hükme yöneltmemiştir.
l-Kural olarak Anayasa Mahkemesi pozitif hukuk bakımından Anayasa'ya uygunlukdenetiminde önüne getirilen dâvadaki istemin konusu ile bağlıdır; isteminkonusu dışında kalan hükümler hakkında karar verme yetki ve olanağına sahipdeğildir. Nitekim bu husus, 44 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu veYargılama Usulleri Hakkındaki Kanunun 28. maddesinde "Anayasa Mahkemesi,kanunların ve yasama meclisleri içtüzüklerinin Anayasa'ya aykırılığı hususundailgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur değildir.Mahkeme, taleple bağlı kalmak kaydiyle, başka gerekçe ile de Anayasa'yaaykırılık kararı verebilir" denilmek suretiyle açık bir biçimdebelirtilmiştir. Gerçi bir kanunun belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırılığınınileri sürülmesinde, Anayasa Mahkemesinin, sözkonusu hükmün anlamım saptarkenincelemelerini kanunun dâva edilmeyen hükümlerine de sirayet ettirilebilmeyetkisinin varlığından kuşku edilemez. Şu yönü hemen belirtmek lâzımdır ki,Anayasa Mahkemesinin bu yoldaki inceleme yetkisi, dâva dışında kalan hükümleriAnayasa'ya uygunluk denetimi biçiminde ele alması anlamına gelmez; zira AnayasaMahkemesinin bu tarzda bir yetkisi yoktur. Çoğunluk kararında, "YasamaMeclisi üyelerinin emekliliği konusunda -Kazanılmış derece ve kademe aylığı -esasından ayrılarak hak kazanılmamış bir kademe aylığının emekliliğe esastutulduğu ve bu suretle diğer iştirakçilere nazaran imtiyaz sayılabileceknitelikte farklı bir durumun yaratıldığı görülmektedir" denildikten sonra"Anayasa'ya aykırılığı aşikâr olan ve davacı tarafından bu dosyadaki iptaldavasına konu yapılmamış bulunan bir hükmün, kanunun daha önceki maddelerindeyer almış bulunması, aynı nitelikteki başka hükümlerin kanunun öteki maddelerinekonulmaları için haklı bir neden teşkil edemiyeceğinden" söz edilmesiinceleme kavramı dışında kalan, dâva ve istem konusu içinde olmayan hükümlerinAnayasa'ya aykırı bulunduklarını ortaya koyan, yetki dışı yapılmış tasarruflarbiçiminde kendini göstermektedir. Anayasa Mahkemesi istem konusu hükmü kendikapsam ve çerçevesi içinde ele alarak konuyu çözmek durumundadır ve bunu böyleyapmak zorundadır.
2-Dâva dışında kalan hüküm üzerindeki Anayasa Mahkemesinin yetkisi, Anayasa'yaaykırılığı öne sürülen hükmün sırf anlamını saptamak için başvurulan bir yololunca konuyu başka açıdan ele almak lâzım gelir. Çünkü 1425 sayılı Kanunlagetirilen ek l. maddenin üçüncü fıkrası dâva edilmemiş ve bu hükmün Anayasa'yaaykırı bulunduğu yolunda bir istemde bulunmamıştır.
1425sayılı Kanunla getirilen geçici 3. madde, "1/3/1970 tarihinden öncebağlanmış emekli, adi malûllük, vazife malûllüğü, dul ve yetim aylıklarınınyükseltme işlemleri, 7/2/1969 tarihli ve 1101 sayılı Kanunun ek 2. maddesineistinaden Bakanlar Kurulunca bu Kanunun yayımı tarihînden itibaren en geç altıay içinde tespit edilecek esasla uyarınca 1/3/1970 tarihindengeçerli olarak yapılır" yolunda bir buyurucu hüküm getirmiştir. Dâvakonusu geçici 2. madde hükmü kanunda yer almasaydı bu maddenin kapsamı içindebulunanların intibak ve yükseltme işlemleri de 1101 sayılı Kanunun ek "2.maddesine dayanılarak ve 1425 sayılı Kanunla getirilen ek 3. maddesi ileyapılacaktı. Dâva konusu maddenin kapsamına girenlerin arzettiği özellikyüzünden, ana kuralın dışında bunlar için değişik intibak ve yükseltme esaslarıgetirilmesinde Anayasa'ya aykırı olan ve eşitliği bozan bir yön yoktur. Çünkü7/2/1969 günlü 1101 sayılı Kanunun ek 2. maddesi "Bu kanunun yürürlüğegirdiği tarihten sonra barem, teşkilât, kadro ve sair kanunlarda yapılacakdeğişiklikler sonunda aylık tutarlarında husule gelecek yükselmeler; aynırütbe, kadro unvanı ve dereceden bağlanmış bulunan emekli, adî malullük vevazife malullüğü aylıkları ile dul ve yetim aylıkları hakkında da uygulanır.
Yükseltmeyeesas olacak rütbe, kadro unvanı, derece ve sair yönlerden eşitlikleri; DevletPersonel Dairesi, Maliye Bakanlığı, T. C. Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü veilgili kurumların birlikte hazırlayacakları teklif üzerine Bakanlar Kuruluncatesbit olunur" ilkesini getirmektedir.
Dâvakonusu geçici 2. maddenin Anayasa'ya aykırı bulunması nedeniyle iptal edilmesiüzerine iki sonuç ortaya çıkmaktadır:
a)Ya bu maddenin kapsamı içinde olanların intibak ve yükseltme işlemleri hiçyapılmıyacak ve durumları olduğu gibi kalacaktır. Bunun eşitliği zedelediğişöyle dursun hakkın özünü tahrip ettiğinden kuşku edilemez ve böyle bir sonucuhukukça savunmak olanağı yoktur.
b)Ya da bunların intibak ve yükseltme işlemleri, geçici 2. madde iptal edildiğiiçin geçici 3. maddedeki esaslar dairesinde yerine getirilecektir. Bu takdirdeAnayasa Mahkemesi kararının ve bunun hukukî sonuçlarını izah etmek mümkündeğildir.
3-Aynı çatı altında aynı görevi yapan, aynı yetkileri kullanan ve hizmetegirişleri, yükselme koşulları, derece ve kademeleri eşit olan kimselerden birbölüğünü emekli iken Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğine seçilmiş olmaları,bunların, meclislerin üyesi iken emekli olanlardan farklı ve zayıf bir sosyalgüvenliğe sahip kılınmaları için haklı bir neden olarak da gösterilemez veböyle farklı bir durum, hukukî dayanaktan da yoksundur.
Çoğunlukkararına gerekçe yapılan dayanaklar ancak 1. maddenin üçüncü fıkrası hakkındaaçılmış bir dâvada geçerli olabilir.
Sonuç: Yukarıdan beri açıklanan nedenlerle, kararın bu bölümü hakkında çoğunlukçaöne sürülen gerekçelere dayanılarak varılan sonuca ve işi çözmek için uygulananyönteme katılamıyorum.
Budüşünce ve kanı ile çoğunluk görüşüne karşıyım.
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu