ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1971/7
Karar Sayısı : 1971/42
Karar Günü : 13.4.1971
İSTEMDE BULUNAN : Eskişehir İş Mahkemesi.
İSTEMİN KONUSU: 30.1.1950 günlü, 5521sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1. maddesinin son fıkrası ile 2., 4., 12. ve13. maddelerinin, Anayasanın 7., 14., 132., 133., 134. ve 144. maddelerineaykırılığı yolundaki davalı iddiasının mahkemece ciddî görülmesi üzerineAnayasanın 151. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesinden karar istenilmiştir.
I- OLAY:
Bir işçinin, işten çıkarılması dolayısiyle iş mahkemesine başvurupişverene karşı açtığı kıdem tazminatı davasında davalı vekili mahkemeninkuruluşuna ilişkin 5521 sayılı İş mahkemeleri Yasasının Anayasaya aykırılığınıileri sürmüş, davacı vekili de bu görüşün haklı olduğunu bildirmiş, Anayasayaaykırılık savını inceleyen mahkeme, bu iddianın ciddî olduğu kanısına varmış,Anayasaya aykırılık yönünün karara bağlanması için Anayasa Mahkemesinebaşvurmuştur.
II. İLERİ SÜRÜLEN ANAYASAYA AYKIRILIK GEREKÇELERİ:
a) Davacı vekilince ileri sürülen dilekçelerin özeti- İşMahkemesinde işçi ve işveren temsilcisi adıyle bulunan üyeler, verilen listeüzerinden Bakanlıkça atanırlar. Bundan başka kendileri hukukçu olmadıkları gibihâkimlik mesleğinde de bulunmamaktadırlar; oysa Anayasa uyarınca hâkimlerin hemhâkimlik mesleğinde bulunan kimselerden olması, hem de atama işlemlerininyürütmece değil, bağımsız bir kuruluş olan Yüksek Hâkimler Kurulunca yapılmasızorunludur. Mahkemenin kuruluşunu, bildiren koşullara uygun biçimde düzenlemişolmayan yasa kuralları, Anayasaya aykırıdır.
b) Mahkemece ileri sürülen gerekçelerin özeti- İş MahkemeleriKanununun 2. maddesi uyarınca meslekten bir hâkimin başkanlığında bir işçitemsilcisi bir de işveren temsilcisi üyenin katılması ile kurulan işmahkemelerinde üyeler danışman durumunda olmayıp her bakımdan birer hâkimdurumundadırlar; başkanın karşı oyda bulunduğu bir işte iki üye oyçokluğu ileher türlü kararı verebilirler.
İşçi ve işveren temsilcisi olarak iş mahkemelerine katılan üyeler,belli işçi kuruluşları ile işveren kuruluşlarının, işveren kuruluşları yoksaTürkiye Ticaret Odaları ve Sanayi Odaları ve Ticaret Borsaları Birliğininyetkililerince seçilmiş belli sayıda aday sayısından bir asıl, üç yedek olmaküzere Adalet ve Çalışma Bakanlıklarınca atanırlar. Demek ki üyeler, seçim-atamayollu karma bir yöntem ile görev almaktadırlar.
İş mahkemesi üyelerinin, hem hâkimlik mesleğinden olmayan kişilerarasından, hem de seçim-atama yöntemi ile ve yürütmece görevlendirilmesi,Anayasa’nın 7., 14/2., 132/1., 134. ve 144/1. maddelerine aykırıdır; bunedenlerle davalı vekilinin Anayasaya aykırılık savı ciddidir; 5521 sayılıYasanın 2. maddesi, 1. maddesinin son fıkrası, 4., 12. ve 13. maddelerininiptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmalıdır.
III. YASA METİNLERİ:
a- 30.1.1950 günlü, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunukurallarından Anayasa Mahkemesinin sınırlandırma kararı gereğince esasbakımından incelenenler (Düstur-3, Tertip, Cilt 31, Sahife 754) şunlardır:
Madde 2- İş mahkemeleri bu iş için görevlendirilen yargıcınbaşkanlığında bir işveren temsilcisi ile bir işçi temsilcisinden teşekkül eder.
Bu mahkemeye katılacak işveren temsilcileri, varsa o yerdekiTicaret ve Sanayi Odası, yoksa en yakın Ticaret ve Sanayi Odası Meclislerinin,işçi temsilcileri ise o yerdeki İş Kanununa göre seçilmiş olan temsilciişçilerin toplanarak gizli oyla seçecekleri 12 şer aday arasından birer aslî veiçer yedek olmak üzere Adalet ve Çalışma Bakanlıklarınca tâyin olunur.
Seçimlerin şekil ve usulleri Adalet ve Çalışma Bakanlıklarıncatesbit edilir.
Aslî üyelerin bulunmadığı hallerde yedek üyeler başkan tarafındançağrılarak mahkeme teşkil olunur.
Temsilcilerin görev süreleri iki yıldır.
Madde 4- İş mahkemesine üye seçilebilmek için:
A) Türk vatandaşı olmak;
B) Otuz yaşını bitirmiş olmak,
C) Türkçe konuşur ve okur yazar olmak,
D) Medenî ve siyasî haklardan mahrum olmamış bulunmak,
E) Ağır hapsi müstelzim veya şeref ve haysiyeti kırıcı bir suçtanmutlak surette veya üç aydan fazla hapis cezası ile mahkûm olmamış bulunmak,
F) Bulunduğu yerde devamlı olarak en az bir yıldan beri işverenveya işveren vekili veyahut işçi olarak çalışmış olmak; (Fasılalı ve mevsimlikişlerde çalışanların, geçmiş hizmet sürelerinin toplamı nazara alınır.)
Şarttır.
b- Dayanılan Anayasa kuralları:
Madde 7- Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelercekullanılır.
Madde 132- Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya,kanuna, hukuka ve vicdanî kanaatlarına göre hüküm verirler.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisininkullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelgegönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.
Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclislerinde yargıyetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veyaherhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare,mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarınıhiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez.
Madde 133- Hâkimler azlolunamaz. Kendileri istemedikçe, Anayasadagösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronunkaldırılması sebebiyle de olsa, aylıklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymişolanlarla görevini sağlık bakımından yerine getiremiyeceği kesin olarakanlaşılanlar ve meslekte kalmalarının caiz olmadığına karar verilenler hakkındakanundaki istisnalar saklıdır.
Madde 134- Hâkimlerin nitelikleri, atanmaları, hakları veödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin veya görevyerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplinkovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili suçlarındandolayı soruşturma yapılmasına ve yargılamalarına karar verilmesi, meslektençıkarılmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve diğer özlük işleri,mahkemelerin bağımsızlığı esasına göre kanunla düzenlenir.
Hakimler altmışbeş yaşını bitirinceye kadar hizmet görürler. Askerîhâkimlerin yaş haddî kanunla belli edilir.
Hâkimler, kanunda belirtilenlerden başka, genel ve özel hiçbirgörev alamazlar.
IV. İLK İNCELEME:
Hakkı Ketenoğlu, Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, AvniGivda, Nuri Ülgenalp, Muhittin Taylan, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar,Ziya Önel, Kâni Vrana, Muhittin Grün, Lûtfi Ömerbaş, Ahmet H. Boyacıoğlu’nunkatılması ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca yapılan11.2.1971 günlü ilk inceleme toplantısında;
1- Bu işte mahkemenin itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesinebaşvurmaya yetkili olduğuna Celâlettin Kuralmen, Fazıl Uluocak, Sait Koçak,Avni Givda, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş ve Ahmet Akar’ın karşı oyları ile veoyçokluğu ile;
2- Dosyanın eksiği olmadığı anlaşıldığından işin esasının,mahkemenin uygulama durumunda bulunduğu 5521 sayılı Kanunun 2. ve 4.maddeleriyle sınırlı olarak incelenmesine Lûtfi Ömerbaş’ın incelemenin 2. maddeile sınırlanması gerektiği yolundaki karşı oyu ile ve oyçokluğu ile, kararverilmiştir.
a- Kendisine bir dava getirilen mahkemenin o davaya bakabilmesiiçin aranacak ilk koşul, mahkemenin kuruluşunun hukuka uygun bulunmasıdır.Kuruluşun hukuka uygunluğunda kuşku uyandıran bir yön varsa ya da mahkemeninkuruluşunun şu veya bu nedenle hukuka aykırılığı davada ilgili olanlarca ilerisürülürse mahkemenin bu durumlarda ilk yapacağı iş, kendi kuruluşunda hukukauygunluk bulunup bulunmadığını incelemektir. Böyle bir inceleme ise, ancak veancak, o mahkemenin kuruluşuna ilişkin hukuk kurullarının hangileri olduğunubelirledikten sonra mahkemenin durumunu ve o kurallarla karşılaştırıp soyuthukuk kuralları ile kendi somut durumu arasında uygunluk bulunup bulunmadığınıaraştırmak yolu ile olur. Hukuk dilinde belli bir eylemli durumu belli hukukkuralı veya kuralları ile karşılaştırıp eylemli durumun kurala uyup uymadığınıaraştırma, hukuk kuralını uygulama olanak anılır. Belli bir davaya bakmaktaolan iş mahkemesine karşı mahkemenin kuruluşuna ilişkin bir itiraz ileri sürülmüşolması durumunda mahkemenin tutacağı yol, kendi kuruluşuna ilişkin 5521 sayılıYasa kuralları ile kendi durumunu karşılaştıracak bir sonuca varmaktır ki buişlem dahi 5521 sayılı Yasanın belli kurallarını davaya uygulamak demektir.Gerçekten mahkeme kendi kuruluşuna ilişkin Yasayı kendi durumuna uygulayıpkuruluşunun hukuka uygun olduğu sonucuna varmadıkça davanın esasına bakamaz.Bütün bu açıklamalar iş mahkemesinin, kuruluşuna ilişkin Yasanın bellikurallarını, baktığı davayı sonuçlandırabilmek için uygulayacağınıgöstermektedir.
b- Mahkeme, İş Mahkemeleri Kanununun bir çok maddelerinin iptaliniistemiştir. Anayasanın 151. maddesi uyarınca mahkemeler, yalnızca, davadauygulayacakları yasa kuralının Anayasaya aykırılığı nedeniyle iptaliniisteyebilir. Kuruluşuna ilişkin itirazın çözülmesi için elindeki davada işmahkemesinin uygulayacağı Yasa kuralları ise 5521 sayılı Yasanın işçi veyaişveren temsilcisi adı ile anılan üyelerin mahkemeye katılmalarını düzenleyen2. maddesi ile bu üyelerde aranacak nitelikleri gösteren 4. maddesidir; başkadeyimle öteki maddelerin olayda uygulanma yeri yoktur. Bundan ötürü, AnayasaMahkemesince yapılacak inceleme sözü edilen Yasanın 2. ve 4. maddeleriylesınırlandırılmıştır.
V- ESASIN İNCELENMESİ:
Esasa ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralları ile dayanılanAnayasa kuralları, bu kurallara ilişkin yasama belgeleri ve konu ile ilgiliöteki metinlerle Anayasa Mahkemesinin 1970/63-1971/38 sayılı, 13.4.1971 günlükararı incelendi; gereği görüşülüp düşünüldü:
a) Anayasa Mahkemesinin 13.4.1971 günlü, 38 sayılı kararı ile 5521sayılı İş Mahkemeleri Kanununun itiraz konusu 2. maddesinin 1. fıkrasındaki(bir işveren temsilcisi ile bir işçi temsilcisinden) deyimi iptal edilmişolduğundan bu konunun yeniden karara bağlanmasına yer olmadığına, kararverilmelidir.
Hakkı Ketenoğlu, Avni Givda ve İhsan Ecemiş fıkranın tümününiptali gerektiğini düşündüklerinden, iptal kararının yukarıda anılan deyim ilesınırlandırılması görüşüne katılmamışlardır.
Kurulun çoğunluğu aşağıda yazılı gerekçelerle iptal kararının sözkonusu deyimle sınırlandırılmasını gerekli görmüştür:
Anayasa’nın 147. maddesinin 1. fıkrası gereğince AnayasaMahkemesi, yasaların ve Yasama Meclisleri İçtüzüklerinin Anayasaya uygunluğunudenetler. Demek ki bu mahkemenin temel yetkisi, Anayasaya aykırı olan kurallarıniptal edilmesidir; başka deyimle, Anayasa Mahkemesinin Anayasaya aykırı olmayankuralları iptal etme yetkisi yoktur, onun yetkisi Anayasaya aykırılık durumuile sınırlıdır. Bir yasa kuralının yalnızca bir bölümü Anayasaya aykırı olupöbür bölümünde Anayasaya aykırılık bulunmazsa mahkeme ancak Anayasaya aykırıbölümü iptal edebilir; elverir ki iptal dışı bırakılan kural bölümü hukukî biranlam ve varlık taşısın. Anayasanın belli kişiler ve kuruluşlarca açılacak iptaldavalarına ilişkin 149. maddesinde (kanunların veya T.B.M.M. İçtüzüklerininveya bunların belirli madde ve hükümlerinin Anayasaya aykırılığı iddiası ile)dava açılabileceğinden söz edilmesi dahi, bir yasa kuralı içinde yalnızcaAnayasaya aykırı bulunan bölümün iptal edilebileceğini göstermektedir. Bu ilke5521 sayılı Yasanın 2. maddesinin, iş mahkemelerinin işçi ve işverentemsilcilerinin katılması ile bir hâkim başkanlığı altında kurulacağı kuralınıkoyan 2. maddesinin birinci fıkrasına uygulanacak olursa, yalnızca fıkraiçindeki (bir işveren temsilcisi ile bir işçi temsilcisinden) deyiminin iptaliile Anayasaya aykırılığın ortadan kalkacağı sonucuna varılır. Gerçekten,Anayasaya aykırılık durumu bu üyelerin mahkemelerin kuruluşunda yer almasındandoğduğu gibi mahkemenin tek bir hâkimle çalışmasına veya hâkimin niteliğindeiki üyenin hâkim niteliğinde bir başkanın başkanlığı altında çalışmasına da neAnayasa bakımından, ne de 5521 sayılı Yasanın kuralları bakımından bir engelyoktur. Nitekim 5521 sayılı Yasanın 1. maddesinin üçüncü ve dördüncüfıkralarında iş mahkemesi kurulmamış olan yerlerde iş mahkemelerinin görevlibulunduğu davalara temsilci üyeler alınmaksızın İş Mahkemeleri Kanunundaöngörülen kurallara göre hâkimlerce bakılması, eylemli ya da hukuksalolanaksızlık dolayısiyle iş mahkemesinin toplu olarak çalışamadığı durumlardada davaların yine üyeler alınmaksızın hâkimlerce görülmesi ilkesibenimsenmiştir. Buna göre toplu iş mahkemeleri kurulmuş bulunan yerlerde asılüyelerin gelmedikleri ve yedeklerin dahi gelmelerinin sağlanamadığı ya dasüresi biten üyelerin yerine yasa kurallarındaki bir takım boşluklar yüzündenyeni üyelerin seçilemediği durumlarda iş davalarına başkanca bakıldığı, kimizaman bu durumun aylarca sürdüğü bilinmektedir. Demek ki tartışma konusu fıkraiçinde bulunan belli deyimin iptali sonucunda Anayasaya aykırılık giderilerekve fıkra içinde geri kalan kuralın uygulanması yolu ile iş mahkemesininçalışması sağlanabilecektir, başka deyimle bir yandan Anayasaya aykırı bölümkaldırılmış bulunacak, öte yandan da kuralın iptal dışında kalan bölümününhukukî bir anlamı ve değeri olacaktır. Eğer fıkranın tümünün iptali yolunagidilirse, kuralın Anayasaya aykırı bulunmayan, başlı başına hukukî anlam vedeğer taşıyan bölümünün dahi iptali sonucunda Anayasa Mahkemesinin görevsınırları aşılmış olacağı gibi uygulamada da bir boşluk meydana gelecektir.
b) Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararında ayrıntılı olarakaçıklandığı üzere İş Mahkemeleri Kanununun 2. maddesinin ikinci fıkrası itiraztarihinden önce yürürlükten kalkmış bulunduğu için bu fıkra üzerinde kararvermeye yer olmadığına karar verilmelidir.
Avni Givda ortada oylama konusu bulunmadığı düşüncesiyle bu görüşekatılmamıştır.
c) İtiraz konusu Yasanın 2. maddesinin öteki fıkralarının ve 4.maddesinin yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş olduğugörüldüğünden bu konuların yeniden karara bağlanmasına yer olmadığına kararverilmelidir.
SONUÇ:
1- 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun itiraz konusu 2. maddesininbirinci fıkrasındaki (bir işveren temsilcisi ile bir işçi temsilcisinden)deyimi Anayasa Mahkemesinin 13.4.1971 günlü, 1970/63-1971/38 sayılı kararı ileiptal edilmiş olduğundan bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına,Hakkı Ketenoğlu, Avni Givda ve İhsan Ecemiş’in fıkranın tümünün iptaligerektiği yolundaki karşı oylariyle ve oyçokluğu ile,
2- Anılan maddenin 2. fıkrası üzerinde karar vermeye yerolmadığına Avni Givda’nın ortada oylama konusu bulunmadığı yolundaki karşı oyuile ve oyçokluğu ile,
3- İtiraz konusu Kanunun 2. maddesinin öteki fıkralarının ve 4.maddesinin yukarıda 1 sayılı bentte sözü edilen kararla iptal edilmiş olmasıkarşısında bu konularda yeniden karar verilmesine yer olmadığına oybirliğiyle,
13.4.1971 gününde karar verildi.
Başkan
Hakkı KETENOĞLU
Karşı oy eklidir.
Başkanvekili
Avni GİVDA
Karşı oy yazısı eklidir.
Üye
Fazıl ULUOCAK
Üye
Sait KOÇAK
Üye
Muhittin TAYLAN
Üye
Şahap ARIÇ
Karşı oy yazısı eklidir.
Üye
İhsan ECEMİŞ
Karşı oy yazısı eklidir.
Üye
Recai SEÇKİN
Üye
Ahmet AKAR
Karşı oy yazısı eklidir.
Üye
Halit ZARBUN
Üye
Kâni VRANA
Üye
Muhittin GÜRÜN
Üye
Lûtfi ÖMERBAŞ
Üye
Şevket MÜFTÜGİL
Üye
Ahmet H. BOYACIOĞLU
KARŞIOY YAZISI
I- Eskişehir İş Mahkemesinin itiraz yoluna başvurmaya yetkiliolup olmadığı sorunu:
Anayasanın 151. ve 22.4.1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27.maddelerine göre bir mahkemenin Anayasaya uygunluk denetimi için AnayasaMahkemesine getirebileceği hükümler ancak bakmakta bulunduğu davada uygulanacakolanlarla sınırlıdır. Başka deyimle itiraz yoluna başvuran mahkemenin elindebakmakta olduğu bir dava bulunmalı ve Anayasa Mahkemesine getirdiği hükümleri odavada doğrudan doğruya uygulama durumunda olmalıdır.
Eskişehir İş Mahkemesinin elinde bakmakta olduğu bir davabulunduğunda kuşku yoktur. Bu, işinden çıkarılan bir işçinin işverene karşıaçtığı kıdem tazminatı davasıdır. Demek ki olayda, Anayasa Mahkemesine itirazyoliyle başvurulabilmesi için Anayasanın 151. maddesinde öngörülen koşullardanbirincisi vardır.
İkinci koşulun var olup olmadığına gelince: Bu konu aşağıdatartışılacaktır.
Eskişehir İş Mahkemesinin Anayasaya uygunluk denetimi için AnayasaMahkemesine getirdiği hükümler, sınırlama kararı uyarınca, 30.1.1950 günlü,5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 2. ve 4. maddeleridir. Sözü geçen 2. madde“İş Mahkemelerinin bu iş için görevlendirilen yargıcın başkanlığında birişveren temsilcisi ile bir işçi temsilcisinden oluşacağına ve temsilci üyelerinAdalet ve Çalışma Bakanlıklarınca nasıl atanacaklarına; 4. madde ise işmahkemesi üyelerinde aranacak niteliklere ilişkindir.
5521 sayılı Kanunun 2. ve 4. maddeleri Eskişehir İş Mahkemesininbakmakta olduğu “işçi kıdem tazminatı” davasında uygulayacağı hükümlerdeğildir. Bunlar, o iş mahkemesi kurulmadan önce, mahkeme dışındaki mercilerceuygulanmıştır. Mahkeme, kuruluşu bakımından bir kuşkusu veya duraksaması varsaveya bu yönden bir itiraza uğramışsa, kuruluşuna kaynak ve dayanak olan kanunhükümlerini gözden geçirebilir. Ancak şu tutum hiçbir zaman mahkeme dışındakimercilerce çok önce uygulanmış (Adalet Bakanlığının 11.9.1970 günlü, 22044sayılı ve 7.11.1970 günlü, 26796 sayılı yazıları) ve ancak o mercilerceuygulandığı için mahkemeye varlık kazandırmış hükümlerin bakılmakta olan davadamahkemece uygulandığı veya uygulanacak olduğu anlamını taşımaz. Esasen olaydamahkemenin 5521 sayılı Kanuna aykırı kurulduğu değil 5521 sayılı KanununAnayasaya aykırı olduğu ileri sürülmüştür. Demek ki çoğunluk görüşüne desteklikeden gerekçede anlatıldığı gibi mahkemenin durumunu kuruluşuna kaynaklık edenhukuk kuralları ile karşılaştırıp soyut hukuk kuralları ile kendi somut durumuarasında uygunluk bulunup bulunmadığını araştırması söz konusu değildir. Şuhale göre bu bakımdan da çoğunluğun yöneldiği anlamda bile bir uygulamaeyleminin yer aldığı düşünülemez. Tersine bir görüş Anayasanın 151. maddesindegeçen “uygulanacak” deyimini değil delâlet ettiği hukukî kavramdan, sözlükanlamından bile uzak düşürecek biçimde bir yorum zorlaması olur; iptal davası(Anayasa- madde 149) ve itiraz (madde 151) yolları arasında hiçbir ayrımbırakmaz. Oysa bu iki yol arasındaki anayasal ayrım bilindiği üzere, gözebatacak keskinliktedir.
Yukarıda açıklandığı gibi, mahkeme bakmakta olduğu davada uygulamadurumunda bulunmadığı 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 2. ve 4. maddeleriniAnayasaya uygunluk denetimi için Anayasa Mahkemesine getiremez. Anayasanın 151.ve 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine uymayan itirazın, itirazda bulunanmahkemenin yetkisizliği yönünden reddi gereklidir.
1971/5 esas sayılı işte 11.2.1971 günlü ilk inceleme toplantısındaitiraz ve inceleme konusu hükümlerin mahkemenin elindeki davada uygulanma yeriolduğu ve esasın incelenmesi gerektiği yolunda verilen karara bu nedenlerlekarşıyım.
II- 1- 5521 sayılı Kanunun 2. maddesinin birinci fıkrasınındurumu:
5521 sayılı Kanunun 2. maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre işmahkemeleri bu iş için görevlendirilen yargıcın başkanlığında bir işverentemsilcisi ile bir işçi temsilcisinden oluşur.
Aynı kanunun 1. maddesinin son iki fıkrası uyarınca iş mahkemesikurulmamış yerlerde, kurulmuş yerlerde de fiilî ve hukukî imkânsızlıklardolayısiyle iş mahkemesinin toplu olarak görevini yapamadığı hallerde işdavalarına bakmakla görevlendirilmiş mahkemenin temsilci üyeler alınmaksızın işdavalarına bakmasına cevaz bulunmakla birlikte Kanunun getirdiği temel kuralagöre iş mahkemesi üç kişilik bir toplu mahkemedir ve bu toplu mahkeme, birbütün olarak Anayasa Mahkemesinin 13.4.1971 günlü, 1970/63-1971/38 sayılıkararında saptandığı üzere, kuruluşu dolayısiyle Anayasanın 7., 132., 193. ve134. maddelerine aykırı bir durumdur. Böyle olunca da toplu iş mahkemesininkuruluşunu öngören birinci fıkranın tümünün iptali gerekir. Oysa çoğunluk bugörüşü benimsemeyerek fıkradaki (bir işveren temsilcisi ile bir işçitemsilcisinden) deyiminin iptaliyle yetinmiş; böylece Yasa Koyucunun üç kişiliktoplu bir mahkeme olarak öngördüğü iş mahkemelerini, kendisi Yasa Koyucuimişçesine, tek hâkimli mahkeme durumuna sokmuştur. Bu tutumun hukukçasavunulabilir yanı yoktur.
2- 5521 sayılı Kanunun 2.maddesinin ikinci fıkrasının durumu:
5521 sayılı Kanunun 2. maddesinin iş mahkemesine katılacak işverenve işçi temsilcilerinin seçimlerine ilişkin ikinci fıkrasının yürürlüktebulunmadığı Anayasa Mahkemesinin bu karşıoy yazısının ilişkin bulunduğu1971/5-40 sayılı kararında saptanmıştır. Şu durum itiraz yoluna başvuranmahkemece de kabul edilmektedir. Mahkeme 2. maddenin fıkra fıkra değil, tümolarak iptalini istemiştir. İtiraz yoliyle gelen ve incelenmekte olan bu maddeikinci fıkrası bulunmayan bir maddedir. Var olmayan bir fıkranın ise oylamakonusu edilmesi ve fıkra üzerinde karar vermeye yer olmadığına karar verilmesidüşünülemez. Oysa çoğunluk bu yolu uygun bulmuştur.
3- Sonuç:
Anayasa Mahkemesinin 1971/6 sayılı işte verdiği 13.4.1971 günlü,1971/40 sayılı karara bu yönlerden ve bu gerekçelerle karşıyım.
Üye
Avni GİVDA
Yukarıdaki karşıoy yazısının I sayılı bölümüne katılıyorum.
Üye
Ahmet AKAR
Sayın Avni Givda’nın I. Nolu bentte yazılı düşüncelerekatılıyorum.
Üye
Fazıl ULUOCAK
Sayın Avni Givdanın Karşıoy yazısının I. Nolu bendinde yazılıgörüşüne katılmıyorum.
Başkan
Şahap ARIÇ
Sayın Avni Givda’nın karşı yazısının (I) ve (II-1) sayılıbölümlerine katılıyorum.
Üye
İhsan ECEMİŞ