ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1972/1
Karar Sayısı:1972/20
Karar Günü:27/4/1972
Resmi Gazete tarih/sayı:22.12.1972/14399
İtirazyoluna başvuran : Zonguldak 3 üncü iş Mahkemesi.
İtirazınkonusu : 17/7/1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 18 incimaddesinin ikinci fıkrasını Anayasa'nın 48. maddesine aykırı gören mahkeme,Anayasa'nın 1488 sayılı Yasa ile değişik 151 inci maddesi uyarınca AnayasaMahkemesine başvurmuştur.
I.Olay :
Davacı;1/3/1955 tarihine kadar E. K. İ. Kurumunda, yeraltı kömür ocaklarında çalıştığınıve bu günden sonra ocak dışında bir göreve geçtiğini, 2/8/1966 gününde E. K. I.Hastanesinde yapılan muayenesi sonunda meslek hastalığına yakalandığınınanlaşıldığını, sigorta yardımlarından yararlanmak üzere başvurduğundakendisine, ocak dışında çalışmaya başladığı gündenberi 5 yıl geçmiş elmasınedeniyle 506 sayılı Yasa'nın 18 inci maddesi uyarınca yararlanma olanağıbulunmadığı karşılığı verildiğini, oysa sözü edilen maddenin olayda uygulanmaolanağı olmadığını ileri sürerek malullük aylığı bağlanmasını ve birikmişaylıklarının ödenmesini dâva etmiş, mahkemece dâvayı çözmek için 506 sayılıdâvayı çözmek için 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 18/2 nci maddesininolayda uygulanması gerektiği kabul edilmiş, fakat bu maddenin de Anayasa'nın 48inci maddesine aykırı olduğu görüşüne varılarak Anayasa'nın 151 inci maddesinegöre Anayasa Mahkemesine başvurulmasına ve duruşmanın başka güne bırakılmasınakarar verilmiştir.
III.Yasa metinleri :
A-17/7/1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 18 inci maddesi"(Beşinci Tertip Düstur - cilt : 3/2 - sayfa 2833 ve 2834 deki metnegöre):
"Madde18- Meslek hastalığı halinde, bu Kanunda yazılı yardımlardan yararlanmak için,sigortalının çalıştığı işde meslek hastalığına tutulduğunun hekim raporu iletespit edilmesi gereklidir.
Meslekhastalığı, sigortalı olarak çalıştığı ve böyle hastalığa sebep olacak iştenayrıldıktan sonra meydana çıkmış ise, sigortalının bu Kanunla sağlananyardımlardan yararlanabilmesi için eski işinden fiilen ayrılmasiyle hastalığınmeydana çıkması arasında bu hastalık için tüzükte belirtilen süreden daha uzunbir zamanın geçmemiş olması şarttır."
B-Anayasa'nın 48 inci maddesi:
"Madde48- Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Bu hakkı sağlamak için sosyalsigortalar ve sosyal yardım teşkilâtı kurmak ve kurdurmak Devletinödevlerindendir."
IV.İlk inceleme :
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 3/2/-1972 gününde MuhittinTaylan, Avni Givda, Fazıl Uluocak, Nuri Ülgenalp, Şahap Anc, İhsan Ecemiş,Recai Seçkin, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Kani Vrana, MustafaKaraoğlu, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nunkatılmalariyle yapılan ilk incelemede, önce itiraz konusu kuralı mahkemeninbakmakta olduğu dâvada uygulama durumunda bulunup bulunmadığı, başka deyimlemahkemenin Anayasa'nın değişik 151 inci maddesi uyarınca itiraz yolunabaşvurmaya yetkili olup olmadığı üzerinde durulmuştur.
MahkemeninAnayasa'ya aykırılığını ileri sürdüğü ve iptalini istediği 506 sayılı Kanunun18 inci maddesinin ikinci fıkrası kuralına göre meslek hastalığı, sigortalıböyle bir hastalığa sebep olacak işten ayrıldıktan sonra meydana çıkmışsa,yardımlardan yararlanabilmek için ilgilinin eski işinden fiilen ayrılmasiylehastalığının meydana çıkması arasında bu Hastalık için tüzükte belirtilensüreden daha uzun bir zamanın geçmemiş olması gerekir. Dâvada, dâvâlı sürenindolmuş olduğunu ileri sürmüş, davacı aksi iddiada bulunmuştur. Şu durumkarşısında mahkeme işi önce bu iddialar yönünden incelemek zorundadır veböylece itiraz konusu hükmü bakmakta bulunduğu dâvada uygulamış olacaktır.
Busonuca göre, dosyanın eksiği de bulunmadığından, Anayasa'nın değişik 151 incive 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27 nci maddelerine uygunluğu görülen işinesasının incelenmesine Muhittin Taylan ve Kani Vrana'nın mahkeme itiraz konusukuralı uygulama durumunda bulunmadığı için başvurmanın yetki yönünden reddigerektiği yolundaki ve Muhittin Gürün'ün gerekçedeki karşıoylariyle veoyçokluğu ile 3/2/1972 gününde karar verilmiştir.
V.Esasın incelenmesi :
Dâvanınesasına ilişkin rapor, mahkemenin gerekçeli kararı, iptali istenen 506 sayılıYasa'nın 18 inci maddesi, Anayasa'nın 48 inci maddesi ve bunlarla ilgili yasamabelgeleri, konu ile ilgili öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüpdüşünüldü:
506sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 18 inci maddesinin itiraz konusu ikincifıkrasında meslek hastalığına tutulan bir işçinin sigorta yardımlarındanyararlanabilmesi için tüzükte belirlenecek sürelerin dolmamış olmasıöngörülmüştür. Bu süre, işçinin meslek hastalığına neden olabilecek işindeeylemli olarak ayrılmasiyle hastalığın meydana çıkması arasındaki zamanıkapsamaktadır ve ilgili belgede her meslek hastalığı için ayrı ayrı tablolardaaçıklanmaktadır. Anayasa'ya uygunluk denetiminin sağlam bir sonuca ulaşabilmesiiçin herşeyden önce bu sürenin hukuksal niteliği araştırılmak gerekir.
Anayasa'nın48 inci maddesinde : (Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Bu hakkısağlamak için sosyal sigortalar ve sosyal yardım teşkilâtı kurmak ve kurdurmakDevletin ödevlerindendir.) denilmektedir. Çalışma koşulları yönünden hermeslekin ayrı özellikleri vardır. Çeşitli mesleklerin, sağlık bakımından,insanlar üzerinde zamanla yaptığı olumsuz etkiler meslek hastalıklarınıdoğurmaktadır. İşte Anayasa'nın 48. maddesinde sözü edilen sosyal güvenlikhakkı, kişinin sağlık yönünden uğradığı bu kayıpların karşılanmasını da içerenbir haktır. 506 sayılı Yasa sosyal güvenlik hakkını, sigortalı çalışanlarbakımından, türlü yönleriyle düzenlenmiştir. Yasa bir meslek hastalığınatutulan kişiye yapılacak yardımın tutarını ve biçimini göstermiştir. Yasacadüzenlenen bir hakkın hangi hallerde artık ileri sürülemiyeceğini yine Yasa'nınbelirlemesi asıldır. Çünkü sosyal güvenlik hakkı anayasal bir haktır. Bu haktanne zaman yararlanılamıyacağı, başka bir deyimle hakkın sınırlanması,Anayasa'nın 11 inci maddesinde açıklanan koşullar çerçevesinde, ancak yasa iledüzenlenebilir. Sınırlama: ülke ve mîllet bütünlüğünün, Cumhuriyetin, millîgüvenliğin korunması amacını gütmeli, kamu düzeni, kamu yararı, genel sağlık,genel ahlâk ilkelerinin gereği olmalı veya Anayasa'da açıklanan öteki nedenleredayanmalıdır. Ancak sınırlama yapılırken asla hakkın özüne dokunulmamalıdır.
506sayılı Yasa'nın 18 inci maddesi bu açıdan incelenecek olursa madde hükmününsosyal güvenlik hakkını belirli bir süre sonra tamamen düşüren veya onuzamanaşımına uğratan ve böylece kişiyi sosyal güvenlik ve yardım haklarındanyoksun bırakan bir nitelik taşımadığı görülür. Çünkü 506 sayılı Yasa'nın 18inci maddesinde sözü edilen süre ne hak düşürücü bir süredir, ne de zamanaşımısüresidir. Bu sadece meslek hastalığının meydana çıkması için tıp bilimiuyarınca saptanan en yüksek süredir; meslek hastalığı ile işçinin daha önceçalıştığı işyeri ve çalışma koşullan arasında bir bağlantıyı, bir neden - sonuçilişkisini oluşturmaktadır ve tamamen teknik nitelik taşımaktadır. Oysa birhakkın düşmesine veya zamanaşımına uğramasına ilişkin sürenin haktanyararlanmak isteyince geçirilmesi halinde, kişinin, varlığı tartışmasız olan hakkıbir daha ileri sürülemez. Bunun koşulları yasalarda gösterilmiştir.
Demekki, hak düşürücü veya zaman aşımına uğratıcı sürelerin söz-konusu olduğuhallerde, baştanberi hakkın varlığı tartışmasız kabul edilmektedir. Ancak busüre geçirildiği için haktan yararlanma olanağı yoktur. Oysa 506 sayılıYasa'nın 18 inci maddesinde sözü edilen sürenin aşılması halinde esasen hakdoğmamaktadır. Yani bu süre geçirildikten sonra meydana çıkan meslekhastalığının, işçinin daha önce çalıştığı işyeri ve oradaki çalışma koşullarıyleilgili olduğu bilimsel yönden kabul edilmemektedir. Yasa'nın gönderme yaptığıtüzük veya genelgede her meslek hastalığı için ayrı ayrı tablolar halindesaptanan sürelerin bilimsel yönden tartışması yapılabilir. Ancak tüzük veyagenelge gibi idare işlemlerinin kanuna uygunluğunu denetlemek idare yargıyerlerine ait bulunduğundan, öngörülen sürenin kapsamını ve yeterliliğiniburada tartışmak olanak dışıdır.
Yukarıdaayrıntılarıyle açıklandığı üzere iptal konusu Yasa'nın 18 inci maddesininikinci fıkrasında açıklanan sürenin niteliği tamamen tekniktir, tıp bilimigereklerine göre saptanmıştır. Sosyal güvenlik hakkını düşüren, zamanaşımınauğratan veya erteleyen bir süre olarak nitelendirilebilse idi, genelge veyatüzük konusu yapılamaz ve Anayasa'nın 11 inci maddesi uyarınca ancak kanunladüzenlenebilirdi. Çünkü yasaca verilen ve varlığı kabul edilen bir haktanyararlanabilme olanağının sınırlandırılması idare işlemlerine konu yapılamaz.
Öteyandan bütün meslek hastalıklarının işyeri ile ilişkisini saptayan meydanaçıkma sürelerinin tüm hastalıkları kapsayacak, tek bir sayı ile belirtilmesineinsan sağlığı biliminin gerekleri de elverişli değildir. Her meslek hastalığıiçin ayrı sürelerin öngörülmesi, çeşitli bulgulara göre çeşitli hastalıktablolarının hazırlanması yasa konusunu aşan ayrıntılı bir çalışma olur. Bilimve tekniğe dayanan bu çalışmaların,, yeni buluşlar karşısında sık sık gözdengeçirilmesi zorunluğu da, konunun, yasa ile değil, yasanın verdiği yetkiyedayanarak idare işlemleriyle düzenlenmesini daha olumlu ve ereğe uygunkılmaktadır.
Şuduruma göre 506 sayılı Yasa'nın 18 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmününAnayasa'nın 48 inci maddesine aykırı olduğu kabul edilemez. Esasen 506 sayılıYasa'nın kapsamı ve niteliği de bu sonucu çıkarmaya elverişli bulunmaktadır.Gerçekten sözü edilen yasa, kişiye genel sosyal güvenlik hakkı sağlayan biryasa değildir. 506 sayılı Yasa (Madde 1), sözleşme ile bir işyerindeçalışanlardan sigortalı olarak nitelendirilen bir bölük kimseleri konu almış,bunların iş kazalariyle meslek hastalıktan, hastalık, analık, malullük,yaşlılık ve ölüm hallerinde hangi koşular çerçevesinde sosyal sigorta yardımıgöreceklerini düzenlemiştir. Çalışanların tümü yasa kapsamında olmadığı gibi,yardım konusu hallerde ayrı ayrı belirtilmiş ve yardımın bu özel halleringerçekleşmesine bağlı tutulduğu açıklanmıştır. Herhangi bir hastalık nedeniylesigortalıya tedavi giderlerinden başka sürekli iş görememezlik geliribağlanması veya onun ölümü halinde hak sahiplerine gelir ödenmesi yasacakabuledilmiş değildir. Bu yardımların sağlanması için meslek hastalığınınvarlığa şarttır. Oysa genel sosyal yardım ve güvenlik hakkı sağlayan yasalarda,nedeni hangi hastalık olursa olsun, kişilere sözü edilen gelirlerin bağlanmasızorunluğu öngörülmektedir. Ülkemizde henüz bu nitelikte bir genel sağlıksigortası yoktur. 506 sayılı Yasa özel niteliği dolayısiyle ancak meslekhastalıkları için sürekli sosyal yardım hakkını düzenlemektedir. Meslekhastalığının niteliği ve işyeri ile bağlantısı usulünce saptanmadan buyardımdan yararlanabilme olanak dışıdır. Yasa'nın bu özelliği dolayısiyle desözü edilen 18 inci maddenin ikinci fıkrasının Anayasa'nın 48 inci maddesineaykırılığı düşünülemez.
Özetlenecekolursa; 506 sayılı Yasa'nın 18 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülensüre, meslek hastalığının işyeri ile ve oradaki çalışma kosullariylebağlantısını sağlayan teknik nitelikte bir süredir. Bu süre geçtikten sonrameydana çıkacak hastalıklar, meslekî nitelikte oldukları kabuledilse bile,işçinin daha önce çalıştığı işyeri ile ve oradaki iş kosullariyle bağlantılıolamazlar. Böyle olunca sosyal yardım isteme hakkı doğmuş sayılamaz. Varlığıkabul edilmeyen bir hakkın sınırlandırılması da söz konusu olamaz. Demek ki,Yasa'da öngörülen süre hakkın sınırlandırılması niteliğinde değildir. Süreninsaptanması da bu gerekçe ile tüzük veya genelge konusu olabilir. İtiraz,gösterilen nedenlerle reddedilmelidir.
Sonuç: 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasının 18 inci maddesinin ikinci fıkrasınınAnayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine 27/4/1972 gününde oybirliğiylekarar verildi.
Başkan
Muhittin Taylan
Başkanvekili
Avni Givda
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Nuri Ülgenalp
Üye
Şahap Arıç
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Kâni Vrana
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
506sayılı Kanunun (Meslek hastalığının tesbiti) başlığını taşıyan 18 incimaddesinin birinci fıkrasında "Meslek hastalığı halinde, bu kanunda yazılıyardımlardan yararlanmak için, sigortalının çalıştığı işte meslek hastalığınatutulduğunun hekim raporu ile tesbit edilmesi gereklidir." denmişbulunmaktadır.
Meslekhastalığının meydana çıkması veya başlaması deyimleri eş anlamda olup hastalığısaptayan rapor tarihi ile aynı değildir. Çünkü bir hastalık daha önce başlar vemeydana çıkar ve fakat ya o anda veya daha sonra saptanır. O halde raportarihi, hastalığın meydana çıktığı tarih değildir. Nitekim uygulamalar dahi buyönde geçmektedir.
Olayımızdahastalığın, davacının bu hastalığa sebebiyet veren işten ayrılmadan öncemeydana çıktığı ek kurul raporu ile belgelendirilmiş bulunmaktadır.
Aynımaddenin ikinci fıkrasında ise "Meslek hastalığı, sigortalı olarakçalıştığı ve böyle bir hastalığa sebep olacak işten ayrıldıktan sonra meydanaçıkmış ise, sigortalının bu kanunla sağlanan yardımlardan yararlanabilmesi için,eski işinden fiilen ayrılması ile hastalığın meydana çıkması arasında buhastalık için tüzükte belirtilen süreden daha uzun bir zaman geçmemiş olmasışarttır." biçiminde bir sorumluluk süresi konulmuştur.
Yukarıdaişaret edildiği üzere dâva, hastalığın davacının daha hastalığa sebebiyet verenişte çalışırken meydana çıktığı raporla belgelendirildiğinden, itiraz yolunabaşvuran mahkeme, 18 inci maddenin ikinci değil, sadece birinci fıkrası hükmünüuygulama durumundadır.
Bubakımdan başvurmanın yetki yönünden reddi gerektiğinden, işin esasınınincelenmesine ilişkin 3/2/1972 günlü karara karşıyız.
Başkan
Muhittin Taylan
Üye
Kani Vrana
KARŞIOYYAZISI
Dosyadakikâğıtlara göre davacının, 1/3/1955 gününe kadar yer altı kömür ocaklarındaçalışıp bu tarihten sonra ocak dışında bir göreve geçtiği ve meslek hastalığınayakalandığının da E. K. İ. Hastahanesinin 2/8/1966 günlü raporu ile saplanmışbulunduğu anlaşılmaktadır.
Şuduruma göre davacının meslek hastalığının, böyle bir hastalığa sebep olacakişten ayrıldıktan 11 seneyi aşkın bir zaman sonra meydana çıkmış olduğugörülmektedir.
506sayılı Kanunun 18 inci maddesinin ikinci fıkrasında geçen (... meydana çıkmışise ......) deyimi ile hastalığa tutulma tarihinin değil, hastalığın hekimraporu ile belli edildiği tarihin, yani rapor tarihinin kasdedilmiş olduğuaçıktır. Zira Kanun Koyucunun maksadı hastalığa tutulma tarihi olsaydı doğrudanbu deyimi kullanırdı. Zira (Hastalığa tutulma) deyimi ile (Hastalımın meydanaçıkması) devimlerinin ayrı anlamları olduğu ve Kanun Koyucunun da bunlarıbildiği, kuşkuya yer vermiyecek kadar açıktır. Esasen sözkonusu 18 incimaddenin ilk fıkrasiyle, (Meslek hastalığına tutulma) ile (Sigortalıdançalıştığı iş) arasında bir ilişki olması şartı konulduğu, yani sigortalınınçalıştığı işte meslek hastalığına tutulmuş olduğunun hekim raporu ile tespitedilmiş bulunması gerektiği kuralı konulduktan sonra ikinci fıkra ile sözkonusu hastalığın, hastalığa sebep olacak işten ayrıldıktan sonra meydanaçıkması, yani hastalığın varlığının hekim raporu ile kabul edilmesi halindeolunacak muamele gösterilmektedir. Kanun Koyucunun birinci fıkrada (Tutulma)deyimini kullanmış olduğu halde ikinci fıkrada bunu bırakarak (Meydana çıkma)deyimi kullanmış olmasının anlamı ortadadır.
Şuduruma göre hastalığın tüzükte tespit edilen süre içinde meydana çıkmasıhalinde sözkonusu ikinci fıkranın uygulanma olanağı esasen yoktur. Bu dâvada,dâvâlı sürenin dolmuş olduğunu ileri sürmekte, davacı ise (Hastalığın meydanaçıkması) deyimine (Hastalıca tutulma) anlamı vererek Sürenin dolmadığını iddiaetmektedir. Mahkeme, davacı görüşünü benimsediği takdirde sözü geçen 18 incimadde olayda uygulanacak hüküm niteliğinde olmadığından Mahkemenin bu hükümhakkında Anavasa'nın 151 inci maddesine dayanarak Anayasa'ya aykırılıkitirazında bulunması mümkün değildir.
Ancakyukarıki açıklamalarda görüldüğü gibi dâvâlının sürenin dolmuş olduğu yolundakigörüşü kanuna daha uygun bulunduğundan mahkeme 506 sayılı Kanunun 18 incimaddesinin sözkonusu ikinci fıkrasını uygulamak suretiyle dâvayı çözecektir. Busonuca göre dâvaya bakan Zonguldak 3 üncü İş Mahkemesinin sözü geçen fıkrahakkında Anayasa'nın 151 inci maddesine dayanarak itirazda bulunmağa yetkilisayılması gereklidir.
Kararınbu konuya ilişkin bölümüne, gereken açıklıkta görmediğim oradaki gerekçe iledeğil, yukarıki gerekçe ile katılıyorum.
Üye
Muhittin Gürün