ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1972/24
Karar Sayısı:1973/21
Karar Günü:8/5/1973
Resmi Gazete tarih/sayı:31.12.1973/14759
İptaldavasını açan : Cumhuriyet Senatosunun, üye tamsayısının altıda birini aşansayıda üyeleri.
İptaldavasının Konusu : 17/7/1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun19/2/1972 günlü, 14104 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7/2/1972günlü, 1517 sayılı (17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun123 üncü maddesinin tadili hakkında Kanun) un 1. maddesiyle değiştirilen 123.maddesinin dördüncü fıkrası kuralının biçim ve esas yönünden Anayasa'nın 85/192/5., 86/1., 41/ 2., 129/1. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüş; yineAnayasa'nın değişik 147., değişik 149. ve 150 maddelerine dayanılarak iptaliistenilmiştir.
II -YASA METİNLERİ:
l -İptali istenen Kanun kuralı:
506sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 1517 sayılı Kanunla değişik 123. maddesininiptali dava edilen dördüncü fıkrası, Beşinci Tertip Düstur - Cilt 11, BirinciKitap, sayfa : 483 teki metne göre, şöyledir:
"Madde123/4 - Sosyal Sigortalar Kurumu ilaç fabrikaları da kurabilir."
2 -Davacının dayandığı Anayasa kuralları:
506sayılı Kanunun 1517 sayılı Kanunla değişik 123. madesinin dördüncü fıkrasınınAnayasa'ya aykırılığı iddiasını desteklemek üzere davacının ileri sürdüğüAnayasa kuralları aşağıda açıklanmıştır:
"Madde41/2 - iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı demokratik yollarlagerçekleştirmek; bu maksatla, milli tasarrufu artırmak, yatırımları toplumyararının gerektirdiği önceliklere yöneltmek ve kalkmma planlarını yapmakDevletin ödevidir."
"Madde85/1 - Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclisler, çalışmalarını, kendiyaptıkları içtüzüklerinin hükümlerine göre yürütürler."
"Madde86/1 - Her meclis üye tamsayısının salt çoğunluğuyla toplanır ve Anayasa'dabaşkaca hüküm yoksa, toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla kararverir."
"Madde92/5 - Millet Meclisi, Cumhuriyet Senatosundan gelen metni benimsemezse, heriki Meclisin ilgili komisyonlarından seçilecek eşit sayıdaki üyelerden birkarma Komisyon kurulur. Bu komisyonun hazırladığı metin Millet Meclisinesunulur. Millet Meclisi, Karma Komisyonunca veya Cumhuriyet Senatosunca veyadaha önce kendisince hazırlanmış olan metinlerden birini olduğu gibi kabuletmek zorunda dır. Cumhuriyet Senatosunda üye tamsayısının salt çoğunluğu ilekabul edilmiş olan madde değişikliklerinde, Millet Meclisinin kendi ilk metninibenimsemesi için, üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyu gereklidir. Bu halde,açık oya başvurulur."
"Madde129/1 - İktisadi, sosyal ve kültürel kalkınma plana bağlanır.
Kalkınmabu plana göre gerçekleştirilir."
III- İLK İNCELEME:
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 23/5/1972 gününde Muhittin Taylan,Avni Givda, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş,Recai Seçkin, Ahmet Akar, Kani Vrana, Mustafa Karaoğlu, Muhittin Gürün, LûtfiÖmerbaş, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalarıyle yapılan ilkinceleme toplantısında:
1 -506 sayılı Kanunun 123. maddesini değiştiren ve getirdiği yeni metnin dördüncüfıkrası dava konusu edilen 7/2/1972 günlü, 1517 sayılı Kanunun 19/2/1972 günlü,14104 mükerrer sayılı Resmj Gazete'de yayınlandığı; dava dilekçesinin AnayasaMahkemesi Genel Sekreterliğince 10/5/1972 gününde kaleme havale edilerek 420sıra ve 1972/24 esas sayısını aldığı; 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 26.maddesinin birinci fıkrası kuralına göre davanın o günde açılmış sayılacağı vesüresi içinde olduğu;
2 -Davanın Cumhuriyet Senatosu üyelerinden M. Nuri Ademoğlu (Adana), Nahit Altan(Çanakkale), Abdurrahman Bayar (Mardin), İsa H. Bingöl (Muş), Turgut Cebe(Ankara), Mehmet Çamlıca (Kastamonu) İ. Etem Erdinç (Kütahya), Nurettin Ertürk(Sivas), Mustafa Gülcügil (İsparta), Mehmet Güler (Balıkesir), Fevzi Halıcı(Konya), Sakıp Hatunoğlu (Erzurum), H. Enver Işıklar (Samsun), HüseyinKalpaklıoğlu (Kayseri), İ. Etem Karakapıcı (Urfa), Mümin Kırlı (İzmir), OrhanKor (İzmir), Yiyit Köker (Ankara), İ. Tevfik Kutlar (Gaziantep), SabahattinOrhon (Giresun), Cahit Ortaç (Bursa), Talip Özdolay (İçel), Rifat Öztükçine(istanbul), Refet Rendeci (Samsun), O. Edip Somunoğlu (Erzurum), Orhan Süersan(Manisa), Akif Tekin (Antalya). Gürhan Titrek (Çankırı), M. Orhan Tuğrul(Bilecik), Sami Turan (Kayseri), Sırrı Turanlı (Adıyaman), A. Kemal Turgut(Denizli), Ömer Ucuzal (Eskişehir), Alaaddin Yılmaztürk (Bolu), A. HikmetYurtsever (Bingöl) ve Reşat Zaloglu (Trabzon) tarafından açıldığı davadilekçesinde imzaları bulunan Cumhuriyet Senatosu üyelerinin sayısının otuzaltı olduğu; bu toplamın Anayasa'nın 70. maddesine göre Cumhuriyet Senatosu üvetamsayısının altıda birini geçtiği; dilekçenin birinci sayfasını ve ikincisayfasının başını kaplayan, ad, soyadı, seçim bölgeleri, imza çizelgesininsonunda "36 imzanın şahıslarına ait olduğu tasdik olunur - GenelSekreter" açıklaması, imza ve mühür bulunduğu; dilekçedeki ad, soyadı veseçim bölgelerinin 10/6/1968 günlü Cumhuriyet Senatosu albümünde yazılıolanlara uygun düştüğü;
3 -Dilekçede 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 25. maddesinin son fıkrasıuyarınca kendisine mahkemece tebligat yapılacak üyenin gösterilmediği; imzaonama açıklaması altındaki imza ve mühürün okunmadığı, dilekçe sayfalarına sayıkonmamış olduğu, ancak sayfalar arasında anlam yönünden bağlantı bulunduğusaptanmış ve imza bölümünün en başında yer alan Cumhuriyet Senatosu Adana ÜyesiM. Nuri Ademoğlu kendisine tebligat yapılacak üye olarak kabul edilebileceğigibi dilekçenin düzenlenme biçimine ve yukarıda açıklananlara göre dosyadakieksikliklerin geri çevrilmeyi gerektirmediği sonucuna verilmiştir.
KâniVrana ve Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.
BöyleceAnayasa'nın değişik 147., değişik 149. ve 150. ve 44 sayılı Kanunun 21., 22.,25., ve 26. maddelerine uygun olduğu görülen işin esasının incelenmesine KâniVrana ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşıoylarıyle ve oyçokluğu ile 23/5/1972gününde karar verilmiştir.
IV -ESASIN İNCELENMESİ :
Davanınesasına ilişkin rapor, dava dilekçesi, iptali istenen kanun kuralı, Anayasa'yaaykırılık iddiasına dayanaklık eden ve konuyu ilgilendiren Anayasa kuralları;bunlarla ilgili gerekçeler ve başka yasama belgeleri, konu ile ilişkisi bulunanöteki metiner okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A -Dava konusu kuralı kapsayan Kanunun biçim yönünden Anayasa'ya aykırılığısorunu:
Davacıdava konusu kuralı kapsayan kanuna ilişkin teklifin Türkiye Büyük MilletMeclisindeki inceleme ve görüşülme evreleriyle ilgili olarak dört aksaklıkileri sürmekte; kuralın biçim yönünden Anayasa'ya aykırılığının böyleceoluştuğunu ve durumun iptali gerektirdiğini belirlemektedir. Bunlar aşağıda birbir tartışılacaktır.
l -Davacının bu konudaki birinci iddiası Cumhuriyet Senatosundaki görüşmelersırasında Bütçe ve Plan Komisyonu yerine Sosyal İşler Komisyonu raporunun esasalınmış, Bütçe ve Plan Komisyonu sözcüsünün konuşturulmamış ve kendi raporlarmmdikkate alınmasına ilişkin önergesinin oylanmamış olduğu; bu tutumun daCumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 17., 19., 35. ve 16/10/1962 günlü, 77 sayılıKanunun 3. ve Anayasa'nın 85. maddeleri kurallarına aykırı düştüğü yolundadır.
CumhuriyetSenatosundaki, iddiayı ilgilendiren işlemler şöyledir:
a)Kanun teklifi, Millet Meclisinden gelince, Başkanlıkça Sosyal İşler Komisyonunahavale edilmiştir. Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 17. Maddesinin III işaretlifıkrasının 8 sayılı bendine göre Sosyal işler Komisyonu sağlık ve çalışmaalanlarındaki kamu faaliyetleriyle ilgili, onbir üyeden oluşmuş birkomisyondur. Kanun teklifinin konu ve kapsamına göre bu havale içtüzüğün 23.maddesinin (Cumhuriyet Senatosu Başkanı, Millet Meclisi Başkanlığından gelentasarı ve teklifleri ilgili komisyonlara resen havale eder.) yolundaki birinci fıkrasıkuralına uygun düşmektedir.
Sosyalİşler Komisyonu Millet Meclisinden gelen metni benimsemiş, öncelik veivedilikle görüşülmesini istemiş; ayrıca Bütçe ve Plan komisyonuna yollanmasınıBaşkanlığa önermiştir. Konu böylece rapora bağlanmış olduğuna göre tutumuniçtüzüğün (Kendisine havale edilen tasarı ve teklifin başka bir komisyonailişkin bulunduğu görüşünde olan komisyonunun tasarı ve teklifini o komisyonahavale edilmesini Başkanlıktan isteyebileceğini ve bu komisyonun belli bir konuüzerinde başka bir komisyondan düşünce almasını gerekli görmesi halinde okomisyondan düşüncesini sorabilmesini) kurala bağlayan 31. maddesiyle ilgisiyoktur, öte yandan İçtüzüğün 19. maddesinin birinci fıkrası Başkanlığı uzunvadeli planla ilgili gördüğü tasarı ve teklifleri en son olarak planKomisyonuna havale etmekle yükümlü tuttuğuna göre, Sosyal işler Komisyonuraporundaki önerinin işlem üzerinde ayrı bir etki ve sonucu olamayacağı daortadadır.
CumhuriyetSenatosu Başkanlığı işi Plan Komisyonuna havale etmiş ve bu komisyon MilletMeclisi metnini benimsemiyerek 13/9/1971 günlü, 2/341 150 sayılı raporlatümünün reddi yoluna gitmiştir.
İşGenel Kurula gelince 30/9/1971 günlü 120. Birleşimin 1. oturumunda Sosyal İşlerKomisyonu sözcüsü ve bir Cumhuriyet Senatosu üyesi Sosyal İşler Komisyonuraporunun görüşmelerde esas tutulması için, önerge vermişler; leyhte, aleyhtebirer üyenin konuşmasından sonra önerge oylanmış ve kabul edilmiştir.
CumhuriyetSenatosu İçtüzüğünün 19. madesinin son fıkrasında (Plan Komisyonu diğer komisyonlarınrapor ve metinlerinde yürürlükteki uzun vadeli plana aykırı bulduğu hususlarıbelirtir ve metni uzun vadeli plana uygun şekle sokar. Bu takdirde, GenelKuruldaki görüşmelerde esas, Plan Komisyonunun raporudur.) kuralı vardır.
"Uzunvadeli planın yürürlüğe konması ve bütünlüğünün korunması hakkında"16/10/1962 günlü, 77 sayılı Kanunun 3. maddesinin 3 sayılı bendinin birincifıkrasında da yukarıdaki kuralın tıpkısı yer almıştır.
GörülüyorkiGenel Kurul görüşmelerinde Plan Komisyonunun raporunun ele alınması içinKomisyonun görüşülecek kanun tasarı veya teklifinin metni üzerindedeğişiklikler yapmış ve onu uzun vadeli plana uygun biçime sokmuş olması; başkadeyimle ortada bu komisyonunun tasarı veya teklife ilişkin bir metnininbulunması gereklidir. Olayda böyle bir metin yoktur; çünkü Plan Komisyonu,teklifin tümünü reddi yoluna gitmiştir. Böyle bir durumda ne yapılacağı ne 77sayılı Kanunda ne de Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünde belirtilmiş değildir.Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulu da durumu kendi görüşünce değerlendirmiş veSosyal İşler Komisyonu raporunun görüşmelere esas alınmasına karar vermiştir.Bu tutumun içtüzük kurallarına ve dolayısiyle Anayasa'nın 85. maddesineaykırılığından söz edilemiyeceği ortadadır.
b)Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında Bütçe ve PlanKomisyonu sözcüsünün konuşturulmamış ve kendi raporlarının dikkate alınmasınailişkin önergesinin oylanmamış olduğu yolundaki iddialara gelince CumhuriyetSenatosu Tutanak Dergisi 67. cildinin 10. toplantı, 120. ve 121. Birleşimlereilişkin bölümlerine göre durum şöyledir:
GenelKurulda kanun teklifinin maddelerine geçilip bunun üzerinde bir çok CumhuriyetSenatosu üyesi konuştuktan sonra Bütçe ve Plan Komisyonu Başkanı Plan Komisyonuraporunun görüşmelerde esas alınmasını bir önerge ile istemiş; Başkan olaydaİçtüzüğün 19. maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığı, teklifin tümüüzerindeki görüşmelerin bitip maddelere geçildiği gerekçesiyle önergeyi işlemekoymamıştır. Görüşmelerin başında Genel Kurul, Sosyal İşler Komisyonu raporununesas alınmasını kabul ettiğine ve ileri sürdüğü gerekçeye göre Başkanıntutumunun İçtüzük kurallariyle çeliştiği düşünülemez.
Bütçeve Plan Komisyonu sözcüsü 120. Birleşiminde (Cumhuriyet Senatosu TutanakDergisi Cilt: 67, sayfa: 901) kendi açıklamasına göre İçtüzüğünün 65. maddesinedayanarak, başka deyimle "kendine sataşılan üye" sıfatiyle sözistemiş; Başkan aynı maddenin ikinci fıkrasının verdiği takdir hakkınıkulanmış, sataşma görmiyerek söz vermemiş, sözcünün direnmesi üzerine aynımaddenin son fıkrası uyarınca Genel Kurulun oyuna başvurulmuş ve istek GenelKurulca reddedilmiştir. 121. Birleşimde (5/10/1971 günlü) sözcü yeniden 65.maddeye dayanarak söz istemiş; Başkan yapılan konuşmalarda şahsi sataşmaolmadığını; Sosyal işler Komisyonu raporu görüşmelere esas tutulduğu için Bütçeve Plan Komisyonunun İçtüzüğün Komisyonların genel kurulda konuyu savunmalarınailişkin 35. maddesine uyan bir durumu da olmadığını ve sırası geldikte sözhakkını kullanabileceğini ileri sürerek söz vermemiş; ancak söz isteyenindiretmesi üzerine Genel Kurul karariyle kendisine söz verilmiş ve Bütçe ve PlanKomisyonu sözcüsü böylece düşünce ve görüşlerini açıklama olanağını bulmuştur.(Aynı Dergi Sayfa 938 ve sonrası)
İşleminyukarıdan beri açıklanan oluşma ve gelişme biçimi ortada İçtüzüğe aykırısayılabilecek bir davranışın bulunmadığını göstermeye yeterli olduğu için bukonuda başkaca açıklamaya yer görülmemektedir.
2 -Davacının biçim yönünden Anayasa'ya aykırılık konusundaki ikinci iddiasıiçtüzüğün ivedilikle görüşme kurallarına uyulmadığı ve tutumun CumhuriyetSenatosu İçtüzüğünün 46. ve 47. ve dolayısiyle Anayasa'nın 85. maddelerineaykırı düştüğü yolundadır. Aykırılığı oluşturan nedenler (İvedilik) için esaslısebep gösterilmek gerekirken gösterilmediği gibi maddelere geçildikten sonraivedilik kararı alındığı ivedilik önergesinin lehte ve aleyhte birer üyeye sözverildikten sonra oylanması gerekli iken bu kurula da uyulmadığı biçimindeaçıklanıp özetlenmektedir.
CumhuriyetSenatosu Tutanak Dergisi 67. cildinin 10. toplantı, 120 - 122. Birleşimlerineilişkin bölümünden de yararlanılarak iddia ve durum aşağıda her iki yönden ayrıayrı ele alınacaktır:
a)Sosval İşler Komisyonunun 3/9/1971 günlü. 2/341- 9 sayılı raporunda kanunteklifinin öncelik ve ivedilikle görüşülmesi önerilmiştir. Başkaca; 30/9/1971günlü; 120. Birleşimde Çalışma Bakanı da teklifin öncelik ve ivediliklegörüşülmesini isteyen bir önerge vermiştir. Başkan önerge üzerinde söz isteyenolup olmadığını sormuş; isteyen çıkmamış Başkan "yok" deyiminitutanağa geçirtip durumu saptamıştır. Sonra önergenin öncelikle görüşme bölümüoylanarak kabul edilmiştir. (aynı tutanak Dergisi Sayfa: 881).
Öteyandan 122. Birleşimde (7/10/1971 günlü) Başkan teklifin maddelerinegeçilmesini oylamış; kabul edildikten sonra ivedilikle görüşme önerisibulunduğunu söyleyerek öneri üzerinde söz isteyen üyenin bulunup bulunmadığınısormuş; isteyen çıkmamış ve öneri oylanarak kabul edildikten sonra maddelerüzerinde konuşacaklara söz verilmeye başlanmıştır. (Aynı Dergi- Sayfa: 980)
Demekki ivedilik önerisinin lehte ve aleyhte birer üyeye söz verilmeden oylandığıiddiası yerinde değildir. Söz isteyen varmı diye sorulduktan ve söz isteyençıkmadıktan sonra Başkanın oylamaya geçmesinde bir aksak yön yoktur ve bu durumkarşısında tutumun içtüzüğün 47 nci maddesinin "ivedilik önergesininlehinde ve aleyhinde birer üyeye söz verilerek işari oyla kabul veyareddedileceğini" belirliyen ikinci fıkrası kuralına aykırılığından sözedilemez.
b)İvedilik konusunda iddia iki yönlüdür. Birincisi ivedilik önerisi ve kararınınesaslı sebebe dayandırılmadığı; ikincisi kararın maddelere geçildikten sonraalındığıdır.
aa)Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 46 ncı maddesine göre; bir tasarı veya teklifCumhuriyet Senatosuna sunulurken veva birinci görüşmesinden önce Hükümet veyateklif sahibi yahut ilgili komisyon ivedilik kararı verilmesini isteyebilir.Bir tasarı veva teklifin yalnız bir kez görüşülmesiyle yetinilmesi içinCumhuriyet Senatosunun kabul edeceği esaslı bir sebep olmadıkça ivedilik kararıverilemez.
Olayda,yukarıda değinildiği üzere, bu yönden iki öneri yapılmıştır. Birincisi Sosyalİşler Komisyonunun raporunda, ikincisi Çalışma Bakanının öne'gesindedir.Çalışma Bakanının önergesinde ivedilik önerisini destekleyecek esaslı bir sebepgösterilmiş değildir. Komisyon raporuna gelince; burada ivedilik önerisi ayrıve özel bir gerekçeye dayandırılmamış olmakla birlikte rapor "... Kurumunher sene serbest eczanelere tedavi giderlerini geniş çapta etkileyen bir kârödemek zorunda kaldığı... bu kârın Kurumun yataklı tesisleri için temin ettiğiilâç maliyetinin % 42,3 kadar fazlası olduğu, serbest eczanelere ödenengiderin giderek arttığı ve artacağı ... Eczanelere ödenen yılık kârın Kurumiçin 500 yataklı bir hastane karşılığı demek olduğu ... ilâç sanayiinin ilaçham madde sanayii haline getirilmesine öncülük edilip milli ilâç sanayiikurulacağı, düzenleyici ve geliştirici bir rol oynanacağı ... karma ekonomidüzeni içinde gerçek bir rekabet ortamı yaratılacağı ..." ndan sözedildikten sonra bu nedenlere açık bir gönderme yapılarak "yukarıda izahettiğimiz sebeplerden ötürü mezkûr kanun teklifi ... aynen kabul edilereköncelik ve ivedilikle görüşülmek üzere ... Yüksek Başkanlığa sunulmuştur."denilmiştir. Bu açıklama biçimine göre Sosyal Sigortalar Kurumuna ilâçfabrikaları da kurabilme yetkisinin verilmesini savunmak üzere ileri sürülengerekçenin ivedilik önerisi yönünden de geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Sözügeçen gerekçenin ise kanun teklifinin ivedilikle görüşülmesi istemini haklıgösterecek, içtüzüğün 46 ncı maddesinin aradığı, Cumhuriyet Senatosunca kabuledeğer, esaslı sebep niteliğinde olduğu da ortadadır. (Aynı Dergi 918 ve 919uncu sayfalar arasındaki 1664 sıra sayılı basma yazı.)
Öteyandan Anayasa Devleti herkese tanınan sosyal güvenlik hakkını sağlamak içinSosyal Sigortalar ve Sosyal Yardım teşkilâtı kurmak ve kurdurmak (madde 48) veherkesin beden ve ruh sağlığa içinde yaşayabilmesini ve tıbbi bakım görmesinisağlamakla (madde 49) ödevli tutmuştur. İşçi sağlığını ve dolayısiyle sosyalgüvenlik hakkını bu denli yakından ilgilendiren ve Devletin Anayasa'nın 48. ve49 uncu maddelerinde yazılı yükümlerinin bir oranda yerine getirmesine aracılıkedecek olan bir kanun teklifinin (1517 sayılı Kanuna ilişkin teklif) öncelik veivedilikle görüşülmesi önerilerinde, İçtüzüklerin aradığı gerekçe ve önemlisebep koşullarının bir anlamda kendiliğinden var olduğunu kabul etmek yanlışbir tutum da sayılamaz.
Olaydaivedilik önerisinin esaslı sebebe dayandırılmış sayılamayacağı yolunda da birgörüş bulunduğu için yukarıdaki açıklamaları bir an geçersiz sayarak konununsoyut bir biçimde ilgili içtüzük kuralları değerlendirilmek yoliyle incelenmesiyerinde olacaktır.
Anayasa'nın85 inci maddesinin birinci fıkırası kuralı uyarınca Türkiye Büyük Milet Meclisive Meclisler çalışmalarını kendi yaptıkları içtüzükler hükümlerine göreyürütmek durumundadırlar. Anayasanın bu kuralından içtüzük hükümlerine YasamaMeclisince uyulmamış veya bu hükümlerin yanlış uygulanmış olmasının olaylailgili kanunu kesin olarak Anayasaya aykırı duruma getireceği anlamıçıkarılamaz. Nitekim bu görüş 6/4/1972 günlü, 13/18 sayılı Anayasa Mahkemesikararında (24/7/1972 günlü, 14255 sayılı Resmi Gazete) "İçtüzüklerinbiçimine ilişkin tüm hükümlerinin aynı önem derecesinde bulunduğu düşünülemez.Bunlar arasında Yasama Meclisince verilen kararın geçerliği üzerinde etkiliolabilecek nitelik taşıyanlar bulunduğu gibi ayrıntı sayılabilecek nitelikteolanlar da vardır. Birinci kümeye gireceklere aykırı tutumun" iptalnedenini oluşturacağını, buna karşılık öteki biçim kurallarına uymamanın iptaligerektirmeyeceğini kabul etmek yerinde olur. Anayasada gösterilmeyen ve yalnıziçtüzükte bulunan biçim kuralları arasında böyle bir ayırım yapılması zorunludur.Çünkü İçtüzüklerdeki biçim kurallarına aşırı bağlılık Yasama Meclislerininçalışmalarını gereksizce aksatır. İçtüzük hükümlerine aykırı düşen işlemlerdenhangilerinin iptal nedeni sayılacağı sorunu, uygulanacak içtüzük hükümlerininönemine ve niteliğine göre çözülecek ve incelemeleri sırasında AnayasaMahkemesince değerlendirilip saptanacak bir konudur." biçiminde dilegetirilmiştir. Anayasa Mahkemesinin bu değerlendirmeyi yaparak işi bir çözümebağlarken yalnız içtüzük hükümlerinin önem ve niteliğini değil aynı zamandakendi görev ve yetki sınırlarını da birlikte göz önüne almasında zorunlulukvardır. Anayasaya uygunluk denetimi Anayasaca Anayasanın biçim kurallarınainhisar ettirilen veya kanunun yapısı yönünden öz üzerinde denetim olanağıbulunmayan işlerde, Anayasa Mahkemesinin İçtüzük hükümlerini katı bir biçimdeele alarak değerlendirmeyi buna göre yapması doğal sayılmak gerekir. Öte yandanöz yönünden de denetim yetkisinin veya olanağının bulunduğu konularda AnayasaMahkemesinin aynı katılıkta işi ele alarak bir değerlendirme yapmasısavunulamaz ve böyle bir görüş haklı da gösterilemez. O halde dava konusu kanunkuralını kapsayan teklifin Cumhuriyet Senatosunda ivedilikle görüşülmesineilişkin karar verilirken, işin esas yönünden de Anayasaya uygunluk denetimindengeçirilmesi olanağı bulunduğu için, kuralın biçim yönünden iptalinigerektirecek ölçü ve nitelikte bir aksaklık bulunup bulunmadığı geniş olarakele alınmalı ve araştırılmalıdır.
Böyleyapıldıkta ivedilik kararı alınması konusundaki yukarıdan beri tartışılanaksaklığın incelenen kuralın biçim yönünden iptalini gerektirir bir nitelik veağırlık taşımadığı kendiliğinden ortaya çıkar.
bb)İvedilik kararının teklifin tümü üzerindeki görüşmeler bittikten ve maddeleregeçildikten sonra alınmış olması durumuna gelince:
YasamaMeclisleri İçtüzüklerinin hükümlerine göre kanun tasarı ve tekliflerinin sonucabağlanabilmesi için iki kez görüşülmeleri kuralıdır. (Cumhuriyet Senatosuİçtüzüğü Madde 69) Başkan tasarı veya teklifin tümü üzerinde konuşmak isteyenleresöz vererek, bu görüşme evresi sona erince maddelere geçilmesini oya koyacak;kabul edilirse görüşme sürdürülecek, edilmezse tasarı veya teklif reddedilmişsayılacaktır (Madde 73). Tasarı veya teklifin ikinci görüşülmesinde tümüüzerinde görüşme olanağı yoktur. (Madde 75).
CumhuriyetSenatosu İçtüzüğünün bu kurallarına göre kanun tasarı veya teklifi ister ikikez görüşülsün isterse ivedilik önergesi kabul edilerek bir kez görüşülmesikararlaştırılsın tümü üzerindeki görüşme olanağı tektir. O halde ivedilikönerisinin maddelere geçilmesi oylanıp kabul edildikten sonra oya sunulmasısonucu etkileyecek bir durumu oluşturmaktadır. Kaldı ki içtüzükte ivedilikönerilerinin ileri sürülme süresi düzenlendiği halde bunların oya sunulacağızaman belirtilmemiştir. Maddelere geçilmesi kabul edilmeyen tasarı veyateklifin reddedilmiş sayılacağı içtüzük kuralı gereği olduğuna göre ve ivedilikmüessesesine tasarı veya teklifin reddine yol açmak için değil tersine işinivedi görüşülmesini sağlamak için yer verildiğine göre ivedilik önerilerininmaddelere geçilmesi kabul edildikten sonra oya konulmasının içtüzüklerinin buyolu benimseme ereğine daha uygun düşeceği de tutarlı biçimde savunulabilir.
cc)Özetlemek gerekirse: Yukarıda ayrıntılariyle açıklandığı üzere iptali istenenkuralı kapsayan kanun teklifinin Cumhuriyet Senatosunda ivediliklegörüşülmesine ilişkin, olarak, kuralın biçim yönünden iptalini gerektirirnitelikte bir aksaklık görülmemektedir. Kaldı ki kural ivedilikle görüşmesonunda Cumhuriyet Senatosunca teklif metninden de çıkarılmıştır. (12/10/1971günlü, 123 üncü Birleşim - aynı Dergi - Sayfa: 1027, 1031, 1032). Öteyandanöncelik ve ivedilik kararlarında içtüzüklere uymayan durumların yukarıdabelirlendiği gibi, değerlendirilmesi görüşü Anayasa Mahkemesinin 17/10/1972günlü, 1972/16 - 49 sayılı kararında da (1/3/1973 günlü, 14463 sayılı ResmiGazete -Sayfa: 248/254) benimsenmiş bulunmaktadır.
MuhittinTaylan, Avni Givda, Fazıl Uluocak ve Ahmet Akar bu görüşe katılmamışlardır.
3 _Davacının biçim yönünden Anayasaya aykırılık konusundaki üçüncü iddiası teklifCumhuriyet Senatosunda değiştirilip Millet Meclisine geri gönderilmekte KarmaKomisyon kurulması için 20/10/1971 günlü birleşimde alınan kararda yetersayının oluşmamış bulunduğu ve böylece Anayasanın 86 ncı maddesinin birincifıkrası kuralına aykırı davranıldığı yolundadır.
Dayanakolarak da o sıralarda aynı birleşimde (Bazı orman suçlarının affına dair kanunteklifi )nin açık oylamaya sunulmuş ve sonuçta yalnız 84 üyenin oy vermiş veböylece çoğunluk kalmamış bulunduğunun anlaşılmış olması gösterilmektedir.
MilletMeclisi Tutanak Dergisi - Cilt 18, Dönem 3, Toplantı 2, Birleşim 185 - Sayfa:758/781 üzerinde yapılan incelemeye göre durum şudur:
27/10/1971günü saat 15 te başlayan 185 inci Birleşim açılınca Başkan ad okumak yoliyleyoklama yapmış ve çoğunluğun bulunduğunu tutanağa geçirmiştir. Gündemin 2 ncisırasında "bazı orman suçlarının affı ve bunlardan mütevellit idare şahsihaklarının düşürülmesi" ne 3 ncü sırasında ise dava konusu kurala ilişkinkanun teklifleri yer almaktadır. 2 nci sıradaki işin görüşülmesi bitirilerek"kupaların sıralar arasında gezdirilmesi yoliyle" açık oylamayageçilmiş; (Aynı Dergi, sayfa: 758); yine o sırada 3 üncü sıradaki işgörüşülerek Senato değiştirisinin benimsenmemesi ve Karma Komisyonagönderilmesi kararlaştırılmıştır (aynı Dergi Sayfa: 770). Gündemin 5 ncisırasındaki iş görüşülürken Başkan açık oylama işleminin bittiğini (Aynı DergiSayfa: 776); 6 ncı sırada ki iş görüşüldükten sonra da açık oylama sonucunu bildirmişoylama ya 84 üyenin katıldığını ve gelecek birleşim oylamanın tekrarlanacağınısöyleyerek çoğunluğun bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle oturuma sonvermiştir (aynı dergi sayfa: 718).
Açıkoylama sonucu ancak açık oylama işleminin bittiği andaki durumu kesinlikleortaya koyar. Bunun, daha öncesi bakımından güvenilir kanıtolarak benimsenmesine olanak yoktur. Çünkü aradan bir süre geçtikten sonrayetersayının kalmamış olması dava konusu kurala ilişkin teklifin KarmaKomisyona gönderilmesinin kabul edildiği sırada da toplantı ve kararyetersayısının bulunmadığı anlamına gelemez. Birleşim başında yolunca yoklamayapılıp çoğunluğun bulunduğu saptandığına, Karma Komisyona gönderme konusugörüşülürken yetersayı olup olmadığında Başkanlık Divanınca tereddüdedüşülmediği gibi üyeler de yetersayı olmadığını ileri sürmediğine göre o sıradayetersayının bulunduğunu kabul etmek yerinde olur.
Özetlemekgerekirse; toplantı ve karar yetersayısı yönünden Anayasanın 86. ncı maddesinin(her Meclisin üye tamsayısının salt çoğunluğuyla toplanacağına ve Anayasadabaşkaca hüküm yoksa toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile kararvereceğine) ilişkin birinci fıkrasına aykırı bir durum ve tutumun bulunduğuyolundaki iddia dayanaksız kalmıştır.
4 -Davacının biçim yönünden Anayasaya aykırılık konusundaki dördüncü iddiası KarmaKomisyon raporunun bu Komisyon Başkan veya sözcüsü bulunmadan Millet MeclisiGeçici Komisyonu huzuruyla görüşülmesi sürdürülerek Anayasa'nın 92 ncimadesinin beşinci fıkrası kuralına aykırı davranıldığı yolundadır.
KarmaKomisyon 1/2/1972 günlü, 2/4962/323-2 sayılı raporunda Millet Meclisi metnininreddine, Cumhuriyet Senatosu metninin benimsenmesine ve bu metnin komisyoncahazırlanan metin olarak Başkanlığa sunulmasına karar vermiştir. (Milet MeclisiTutanak Dergisi - Cilt: 20622 inci ve 623 üncü sayfalar arasındaki 310 a 2 nciek işaretli basma yazı). Anayasanın 92 nci maddesinin beşinci fıkrasına göreMillet Meclisi, Cumhuriyet Senatosundan gelen metni benimsemezse, her ikiMeclisin ilgili Komisyonlarından seçilecek eşit sayıdaki üyelerden bir karmakomisyon kurulur. Bu komisyonun hazırladığı metin Millet Meclisine sunulur.Millet Meclisi Karma Komisyonunca veya Cumhuriyet Senatosunca veya daha öncekendisince hazırlanmış olan metinlerden birini olduğu gibi kabul etmekzorundadır. Olayda kabule konu olabilecek yalnızca iki metin vardır. ÇünküKarma Komisyonun kendisi bir metin sunmamış, Cumhuriyet Senatosu metninikabulle yetinmiştir. Oysa Millet meclisi daha önce bu metni benimsememiştir;onun için de Karma Komisyon kurularak Anayasanın 92 nci maddesinin beşincifıkrası gereği yerine getirilmiştir.
MilletMeclisi Tutanak Dergisi - Cilt: 20 - Dönem 3 - toplantı 3 - Bir leşim 36,sayfa: 557, 558, 564, 566, 567 üzerindeki incelemeler Karma komisyon Başkanı vesözcüsünün görüşmelerde, komisyon yerinde hazır bulunmadığı yolundaki iddiayıdoğru çıkarmaktadır.
Buyasama işlemlerinin yürütülmesi sırasında Anayasanın geçici 3 üncü maddesiuyarınca Millet Meclisinde uygulanmakta olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin lKasım 1956 günlü Dahili Nizamnamesinin 35 inci maddesinde bir tasarıyı veyateklifi Genel Kurulda başlıca ilişkin bulunduğu komisyonun savunacağı; 44 üncümaddesinde ise mazbatası görüşülen bir komisyonun yahut komisyon adınasavunmaya yetkili mazbata muharriri veya bir üyenin komisyonlara ayrılanmasanın başında bulunacakları yazılıdır. Karma Komisyon 1961 Anayasasiylegetirilmiş bir yenilik olduğu için, tabiatiyle Dahili Nizamnamede öngörülmemişbulunduğundan durumun bir boşluğu oluşturduğu ortadadır. Sözü geçen 35 inci ve44 üncü maddeler kurallarının kıyas yoliyle Karma Komisyon yönünden de geçerliolacağı bir an için düşünülebilse dahi bu iki içtüzük kuralına uymamanın, işinMillet Meclisinin esasen Karma Komisyonca önerilen Cumhuriyet Senatosu metninidaha önce benimsememiş olması ve baştan beri Sosyal Sigortalar Kurumunun ilâçfabrikası açmasından yana bir eğilim göstermesi ile oluşan özelliği degözönünde tutulursa yasama belgesinin biçim yönünden iptalini gerektirecekağırlıkta bir aksaklık sayılamıyacağı görülür.
5 -Sonuç : Yukarıdan beri açıklananlarla anlaşılacağı üzere yasama işlemlerinde17/7/1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 17/2/1972 günlü, 1517sayılı Yasa ile değişik 123 üncü maddesinin dava konusu dördüncü fıkrasının biçimyönünden iptalini gerektirir bir aksaklık yoktur. Davanın bu konuya yönelenbölümü reddedilmelidir.
MuhittinTaylan, Avni Givda, Fazıl Uluocak ve Ahmet Akar bu görüşe katılmamışlardır.
B -Dava konusu kuralın esas yönünden Anayasaya aykırılığı sorunu
Davacı506 sayılı Kanunun değişik 123 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan(Sosyal Sigortalar Kurumu ilâç fabrikaları da kurabilir.) kuralının esasyönünden Anayasaya aykırılığını ileri sürerken Anayasanın 41. inci maddesininikinci, 129 uncu maddesinin birinci fıkralarına dayanmaktadır. Sözü geçen ikikurala göre iktsadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı demokratik yollarlagerçekleştirmek: bu erekle milli tasarrufu artırmak, yatırımlar toplumyararının gerektirdiği önceliklere yöneltmek ve kalkınma plânlarım yapmakDevletin ödevidir. (Madde 41/2). iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınma planabağlanır; kalkınma bu plana göre gerçekleştirilir (Madde 129/1).
DavacıAnayasaya aykırılık iddiasını, Sosyal Sigortalar Kurumunun ilaç fabrikaları daaçabilmesinin plan gereğince gerçekleştirilmesi öngörülmüş bir konu olmadığını;daha önce gerçekleştirme olanağı verilmeden plan içi bir konunun dahikanunlaştırılamıyacağını ileri sürerek açıklamaktadır.
Önceşurasını belirtmekte yarar olacaktır: Dava konusu kural belirli bir süre içindebelirli bir işin yapılmasını öngören bir yasal buyruk veya yönerge değildir.Sosyal Sigortalar Kurumuna tanınmış bir olanağı, koşullar elverdikçekullanılabilecek bir yetkiyi içermektedir. (Sosyal Sigortalar Kurumu ilâçfabrikaları da kurulabilir.) kuralındaki deyiş biçimi bunun böyle olduğunuapaçık gösterdiği için başkaca bir tartışma ve açıklamaya geçilmesine yergörülmemiştir. Bu nitelikte bir kuralı desteklemek veya haklı çıkarmak içinelbette ki ikinci beş Yıllık Planda açık ve kesin bir yönerge aranmasıdüşünülemez. Çünkü buna yasal bir gereksinme yoktur. Öte yandan engelleyiciherhangi bir kural da planda yer almış değildir. Tam tersine "işçisağlığını koruyucu hizmetlere ......öncelik verileceği", "sosyalgüvenlik sistemi içinde toplanan fonların yatırıma yönetilmesi......","......toplumun ruh ve beden sağlığı içinde yaşaması kalkınmanınamacıdır...... insan gücü, ruh ve beden sağlığı iyi olduğu oranda kalkınmaçabasında verimli olabilir......", ".......ilaçların içindeki ham maddemiktarlarında farklar yaparak rekabete girilmesi önlenecektir...","Devletin kamu ve özel kesimler arasında...... eşitliğisağlayacağı......., tekelci güçlerin belirmesine engel olucu...... sağlık gibisosyal amaçlı yatırımları yapacağı......." yolunda deyimler (Kalkınmaplanı, 2 nci Beş yıl sayfa 209, 210, 215, 101 v.b.) Sosyal Sigortalar Kurumununilâç fabrikaları açması yolunda esindirici ve yüreklendirici işaretler olarakbenimsenebilir. Öte yandan daha sonra yürürlüğe giren 3 üncü Beş Yıllık Planda"... Devletin...... özel kesimin faalivetlerini özendirici, destekleyici,caydırıcı, yönetici yatırımlara girişmesi... ilâç ham maddelerinin yurt içindeüretilmesi ...dışa bağlılığın azaltılması... hazır ilâç ve aktif maddelerinkalite ve çeşitliliğinin sınırlarıdırılması... kontrollerinin sağlanması...ilâç israfının önlenmesi ..." yolunda öneriler bulunduğunun da gözönündetutulması gerekir.
Görülüyorki dava konusu kuralın, davacının ileri sürdüğü gibi Anayasanın 41 inci ve 129uncu maddeleriyle çelişir bir yönü yoktur. Konu yine Anayasanın Başlangıçbölümü ile 2., 10. 48., 49 uncu maddeleri ilkelerinin ışığı altında elealınırsa, kuralın Anayasaya aykırı olmak bir yana o ilkeler gereğinin biroranda yerine getirilmesi anlamını taşıdığı ayrıca ortaya çıkar, Sosyal adaletve sosyal devlet kavramları, Devletin insanın maddi, manevi varlığınıngelişmesi için gerekli koşulları hazırlama, çalışanları koruma, sosyalsigortalar ve sosyal yardım teşkilatı kurmak ve kurdurmak herkesin beden ve ruhsağlığı içinde yaşayabilmesini ve tıbbi bakım görmesini sağlamak yükümlerikarşısında Sosyal Sigortalar Kurumunun ve hastalık sigortasının yeri ve anlamıaçıktır. 1971 yılında 255 milyon liralık ilâç sarfiyatı olduğu anlaşılan SosyalSigortalar Kurumunun (Kurum Genel Müdürlüğünün 16/11/1972 günlü, 554982 sayılıyazısı) ilâç fabrikası açabilmesi, işçi sağlığını ve dolayısiyle sosyalgüvenlik hakkını çok yakından ilgilendirir; Devletin anayasal yükümlerini biralanda ve bir oranda yerine getirmek üzere aracılık eden yoğun bir faaliyetisıkıca etkileyecek bir konudur. Kurumun uzun yılların uygulamaları vedenemeleri ile vardığı sonuçlara ve saptadığı gereksinmelere göre kendi ilâçsorununa yeni bir yön ve düzen verebilmesinin ayrıca elindeki fonların ereğedaha uygun bir biçimde ve daha çok değerlendirilmesine ve böylece çalışmalarınanayasal yönerge doğrultusunda giderek daha da gelişmesine ve etkili olmasınayol açacağı ortadadır. Dava konusu kuralın, açık metnine göre, Anayasanın 40ıncı maddesinde anlatımım bulan çalışma hürriyetine ve özel teşebbüsler kurmaserbestliğine bir sınırlama getirmediğine burada işaret edilmesi yerindeolacaktır.
Özetlemekgerekirse; 506 sayılı Kanunun değişik 123 üncü maddesinin dava konusu dördüncüfıkrası esas yönünden Anayasaya aykırı değildir. Davanın bu konuya yönelenbölümü de reddedilmelidir.
V -SONUÇ:
l -Yasama işlemlerinde 17/7/1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun17/2/1972 günlü, 1517 sayılı Yasa ile değişik 123 üncü maddesinin dava konusudördüncü fıkrasının biçim yönünden iptalini gerektiren bir aksaklık olmadığınave davanın bu konuya yönelen bölümünün reddine Muhittin Taylan, Avni Givda,Fazıl Uluocak ve Ahmet Akar'ın karşıoylariyle ve oyçokluğu ile;
2 -Dava konusu kuralın esas yönünden Anayasaya aykırı olmadığına ve davanın bukonuya yönelen bölümünün de reddine oybirliğiyle
8/5/1973gününde karar verildi.
Başkan
Muhittin Taylan
Başkanvekili
Avni Givda
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Nuri Ülgenalp
Üye
Şahap Arıç
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Abdullah Üner
Üye
Kâni Vrana
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
Bukarşıoy yazısının ilişkin bulunduğu 8/5/1973 günlü, 1972/24-1973/21 sayılıAnayasa mahkemesi Kararında; 17/7/1964 günlü 506 sayılı Sosyal SigortalarKanunun 7/2/1972 günlü, 1517 sayılı Kanunla değişik 123. maddesinin dava konusudördüncü fıkrasını kapsayan kanun teklifinin Cumhuriyet Senatosu GenelKurulunda görüşülmesi sırasında ivedilik önerisi ve kararının esaslı sebebedayandı olmaması ve kararın maddelere geçildikten sonra alınmış bulunmasıbiçiminde oluşan içtüzüğe aykırı tutumun kuralı biçim yönünden Anayasaya aykırıduruma düşürdüğü yolundaki davacı iddiası yerinde görülmeyerek yasamaişlemlerinde biçim yönünden iptali gerektirir bir aksaklık olmadığına vedavanın bu konuya yönelen bölümünün reddine karar verilmiştir.
İvediliklegörüşme önerisinin gerekçesi var sayılabileceği; olmasa bile iş esas yönündende Anayasaya uygunluk denetiminden geçirilebileceği için içtüzük kurallarınaaykırı davranışın iptali gerektiecek ağırlıkta bulunmadığı; ivedilikle görüşmeönerisinin oylanma zamanının içtüzükte belirlenmediği ve oya sunmanın enelverişli zamanda vapıldığı görüşünde olan çoğunluğun vardığı sonuca, aşağıdaayrıntıları ile açıklanacağı üzere, katılmağa olanak yoktur.
Anayasa'nın85. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Türkive Büvük Millet Meclisi veMeclisler çalışmalarını kendi yaptıkları içtüzüklerin hükümlerine göreyürütürler. Anayasa Mahkemesinin Yasama Meclislerinin içtüzüklerinin biçimeilişkin kuralları üzerindeki oturmuş görüşü, kararda da belirtildiği gibi,şöyle özetlenebilir: "İçtüzüklerin biçime ilişkin tüm hükümlerinin aynıönem derecesinde bulunduğu düşünülemez. Bunlann arasında Yasama Meclislerinceverilen kararın geçerliği üzerine etkili olabilecek nitelik taşıyanlarbulunduğu gibi ayrıntı sayılabilecek nitelikte olanlar da vardır. Birincikümeye girenlere aykırı tutumun iptal nedenini oluşturacağını, buna karşılıköteki biçim kurallarına uymamanın iptali gerektirmeyeceğini kabul etmek yerindeolur. Anayasada gösterilmeyen ve yalnız içtüzükte bulunan biçim kuralları arasmdaböyle bir ayırım yapılması zorunludur. Çünkü İçtüzüklerdeki biçim kurallarınaaşırı bağlılık Yasama Meclislerinin çalışmalarım gereksizce aksatır. İçtüzükhükümlerine aykırı düşen işlemlerden hangilerinin iplal nedeni sayılacağısorunu uygulanacak içtüzük hükmünün önemine ve niteliğine göre çözülecek veincelemeleri sırasında Anayasa Mahkemesince değerlendirilip saptanacak birkonudur."
YasamaMeclisleri İçtüzüklerinde (olayla ilgili olarak Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğümadde 69, 44) kanun tasan ve tekliflerinin iki kez görüşülmesi kural olarakkabul edilmiş; hangi tasarıların tek görüşmeye bağlı tutulacağı, iki görüşmeyebağlı tasarı ve tekliflerin bir kez görüşülmesiyle nasıl yetinilebileceğiistisna hükümleri halinde ayrıca gösterilmiştir.
Birkanun tasarı veya teklifinin bir kez görüşülmesiyle yetinilmesi konusuna YasamaMeclisleri İçtüzükleri büyük önem vermişler ve konuyu sıkı kurallarabağlamışlardır. Bu kurallar şöyle özetlenebilir: Bir tasarı veya teklif YasamaMeclisine sunulurken veya birinci görüşmesinden önce hükümet, teklif sahibiyahut ilgili komisyon ivedilik kararı verilmesini istemelidir. Ortada YasamaMeclisinin kabul edeceği esaslı bir neden bulunmalıdır. İvedilik kararı yazılıve gerekçeli olarak istenmelidir.
CumhuriyetSenatosu İçtüzüğü: madde 46, 47, 48.)
İçtüzükhükümleriyle konu üzerinde gösterilen titizlik yerinde ve olağan görülmelidir.yasaların Devlet hayatındaki yerlerinin önemi ve ağırlığı herhangi biraçıklamayı gerektirmeyecek biçimde ortadadır. Böylesine önemli bir yasamabelgesinin, üzerinde özenle durularak ereğe en uygun biçimde, eksiksiz olarakçıkabilmesini ve ayrıca manevi değer ve nüfuzunun yüksek tutulmasını sağlamaküzere uyulması en azından zorunlu bulunan kural ve koşulların yeri YasamaMeclisleri İçtüzükleridir. Bu kural ve koşullara göre iki kez görüşülmesigerekli bir kanun tasarısı veya teklifi üzerinde tek görüşme ile yetinilmesi,başka deyimle ana kuraldan uzaklaşılması elbette güçlü, kabule değer birgerekçeyi zorunlu kılar, ivedilikle görüşülme istemlerinde gerekçeninaçıklanmasının kanunların Anayasaya uygunluğunun denetlendiği bir ülkede birbaşka önemi vardır. Böylece Anayasa Mahkemesi bir kanun tasarı veya teklifiningörüşülmesinde ana kuraldan uzaklaşılması nedenini değerlendirme olanağını bulmuşolacaktır.
İvedilikkararının istenmesi zamanına ilişkin içtüzük kuralları da önemli, ağır basanbiçim kurallarıdır. Kuralın, sonuç olarak ve konuya ilişkin içtüzükmaddelerinin tümü birlikte ele alındıkta ivedilik kararının verilmesi zamanınıda saptadığı görülür. Bu zaman tasarı veya teklifin birinci görüşmesininbaşlaması ile sona erer. Bundan sonraki evrelerde böyle bir istemde bulunmasıveya istemin karara bağlanması artık söz konusu olamaz. Bu da işin niteliğininbir gereğidir. Çünkü hakkında ivedilik kararı verilmiş bir tasarı veya teklifancak bir kez görüşülebilecek, üzerinde ikinci kez düzeltme ve değişiklikyapılması olanağı kalmayacaktır. Bu durumu görüşmeler başlamadan önce tümYasama Meclisi üyeleri bilmeli ve tutumlarına ona göre yön vermelidirler.Birinci görüşme başladıktan, hele olayda olduğu gibi maddelere geçilmesi kabuledildikten sonra ivedilik kararı verilmesi bir bölüm Yasama Meclisi üyelerinibir olup bitti ile karşılaştırır.
Yukarıdanberi açıklananlarla varılan sonuç şudur: Yasama Meclisleri İçtüzüklerininivedilik istemlerinin gerekçeli olmasına, kanun tasarı veya teklifinin birincigörüşmesi başlamadan önce verilmesine ve bu buyruğun doğal sonucu olarak dabirinci görüşme başlamadan önce karara bağlanmasına ilişkin kuralları birkanunun geçerliği üzerinde etkili olabilecek nitelikte önemli ve esaslı biçimkurallarıdır. Bunlara aykırı tutumlar o kanunun biçim yönünden iptali nedeninioluşturur.
Şurasınıda belirtmek yerinde olur ki söz konusu içtüzük kurallarının ayrıntı hükümlerindenimişcesine ihmal edilebileceğini savunmaya, bu kuralların yukarıda tartışılannitelikleri elvermez. Kanunların geçerliği için zorunlu belli başlı usulkoşullarından birkaçını oluşturan söz konusu kurallara uyulmaksızın çıkarılmışbir kanunun akıbetine bu aykırılığın etkisi olmadığı yolunda bir görüş giderektüm içtüzük kurallarının uygulanıp uygulanmamasını Yasama Meclislerimintamirine bırakmaya varır ve Anayasanın 85. maddesinin birinci fıkrasınınbuyurucu hükmünü işlemez duruma getirerek uygulama dışı bırakır. Böyle birtutumu haklı göstermeye ve hukuk açısından savunmaya olanak yoktur.
Buradatıpkı 1517 sayılı Yasada olduğu gibi ivedilik konusunda da İçtüzük hükümlerine,aykırı davranıldığı için 17/3/1972 günlü, 1576 sayılı Kanunun biçim yönündenAnayasa'ya aykırı görülerek, iptaline gidilmiş bulunduğuna işaret edilmesiyerinde olacaktır (6/4/1972 günlü, 1972/1318 sayılı Anayasa Mahkemesi kararı7/4/1972 günlü 14152 mükerrer sayılı ve 24/7/1972 günlü, 14255 sayılı ResmiGazeteler) Bir içtüzük kuralının Yasama Meclislerince verilen kararlarıngeçerliği üzerinde etkili olabilecek nitelik taşıdığı ve kurala aykırı düşenişlemin biçim yönünden iptal nedeni sayılacağı Anayasa Mahkemesince saptanmışsabu ölçünün bütün benzeri durumlarda geçerli olması gerekir. Kanunlarmkümelendirilip bir bölümü için biçim yönünden iptal nedeni sayılan durumlarınöteki bölüm kanunlar için iptali gerektirmez nitelikte görülmesi hukukça itibaredilebilir ve savunulur bir tutum olamaz.
Olayagelince; dava konusu kuralı kapsayan 1517 sayılı Kanuna ilişkin teklifinCumhuriyet Senatosu Genel Kurulundaki görüşülmesi ile ilgili olarak ivedilikistemi, kararda da belirtildiği üzere 30/9/1971 günlü, 120. Birleşimde ÇalışmaBakanınca verilen önergede, bir de Sosyal işler Komisyonunun 3/9/1971 günlü,2/341 - 9 sayılı raporunda yer almıştır. Bakanın önergesinde hiçbir gerekçeyoktur. Komisyon raporunda da içtüzüğün buyruğuna uyacak esaslı bir nedengösterilmemekte; raporun sonunda aynen "....... yukarıda izah ettiğimizsebeplerden ötürü mezkûr kanun teklifi ...... aynen kabul edilerek öncelik veivedilikle görüşülmek üzere ...... Yüksek Başkanlığa sunulmuştur,"denilmektedir. Burada rapordaki sebeplere, yapılan göndermenin yalnızcateklifin Komisyonca benimsenmesi yönünden olduğu ve ivedilik isteminin içtüzükkuralına uygun olarak esaslı bir nedene dayandırılmasının asla düşünülmediğikullanılan ibare metniyle apaçık ortadadır. Kaldı ki teklifin kabulüne ilişkingerekçeye bir gönderme yapılmış olması halinde de içtüzük kuralı gerecinin yerinegetirildiği düşünülemez. Çünkü teklifin kabulüne ilişkin gerekçe ile ivedilikişlemine dayanak olacak "Cumhuriyet Senatosunun kabul edeceği esaslısebep" ayrı nitelikler taşır.
Teklifinönemi ve kapsamı üzerinde durulunca ivedilikle görüşme önerisinde içtüzüğünaradığı gerekçe ve esaslı sebep koşulunun bir anlamda var olduğunu kabuletmenin yanlış bir tutum sayılamıyacağı yolunda Anayasa Mahkemesi kararında yerverilen görüşe katılmanın ise dayanıksız kalacağı ortadadır. Çünkü her kanuntasarı ve teklifinin kendine göre bir önemi vardır ve bu önemin gerekgerekçede, gerekse komisyon raporlarında belirtilmesi olağan ve zorunlu olduğugibi, o tasarı veya teklifin getirdiği düzenlemenin belirli süreler içindekanunlaşması istendiği için Türkiye Büyük Milet Meclisine sunulmuş bulunduğuortadadır. İçtüzüklerin aradığı ve üstünde titizlikle durduğu ise, yukarıda dadeğinildiği üzere, ivedilik kararı verebilmesi için esaslı bir nedenin varlığıve bu nedenin önerilerde açıklanmış olmasıdır. Kaldı ki bir kanun tasarısı veyateklifinin konusunun önemli oluşu onun olağan usullere ve konunun öneminingereklerine uygun olarak ağır ağır dikkat teenni ile incelenip görüşülmesinizorunlu kılar.
Görülüyorki dava konusu kuralı kapsayan 1517 sayılı Kanuna ilişkin teklifin CumhuriyetSenatosu Genel Kurulundaki görüşülmesi sırasında gerekçesiz istemler üzerine,içtüzüğe uygun olmayan böyle bir önerinin oylanmasına bile olanak yok iken,ivedilik kararı verilmiş; ivedilik istemi teklifin tümü üzerindeki görüşmelerbittikten ve maddelere geçilmesi kabul edildikten sonra söz konusu olmuş vekarara bağlanmıştır. Bu, Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 46. maddesine aykırıbir davranıştır. Böyle bir davranış ivedilik kararını değersiz ve hükümsüzbıraktığı için ana kuraldan ayrılma ve kanun teklifini bir kez görüşme işlemide böylece hukuki dayanaktan yoksun kalmış ve Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün69. madesinde yer alan ana kurala da ayrıca aykırı düşülmüştür. Anayasa'nın 85.maddesinin birinci fıkrası ile çelişen şu durum 506 sayılı Kanunun 123.maddesine 1517 sayılı Kanunun getirdiği yeni metnin dava konusu dördüncüfıkrasının biçim yönünden iptalini gerekli kılar.
8/5/1973günlü, 1972/24 - 1973/21 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararının "yasamaişleminde Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunda ivedilik kararı verilmesiyleilgili olarak biçim yönünden iptali gerektirir bir aksaklık olmadığına ve biçimkonusuna yönelen davanın reddine" ilişkin bölümüne yukarıda açıklanannedenlerle karşıyız.
Başkan
Muhittin Gürün
Başkanvekili
Avni Givda
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Ahmet Akar
KARŞIOYYAZISI
l-22/4/1962 günlü, 44 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkındaki Kanunun 21. maddesinde, iptal da vası açmaya yetkili olan makam vemerciler gösterilmiş; 25. maddesiyle de iptal davasının açılması ve temsilhususu düzenlenmiştir. 25. maddenin son fıkrasında "dava 21. maddenin 1.fıkrasının 5. bendinde yazık yasama meclisleri üyeleri tarafından açıldığıtakdirde dilekçede, kendilerine mahkemece tebligat yapılmak üzere, en çok ikiüyenin gösterilmesi gereklidir" hükmü yer almıştır. Aynı Kanunun 26.Maddesindeki Anayasa Mahkemesince tespit edilen noksanlıkların verilen süreiçinde giderilmemiş olmas halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesibuyruğu, Yasa Koyucu tarafından bu konuya verilen önemi başlıbaşına ortayakoymaya yeterlidir.
Gerçidava dilekçesinin başında ismi yazılı olanı bu manada anlamak bir kolaylıkolarak düşünülebilir. Ancak yasa hükmü sırf bir kolaylığı değil, yukarıdaaçıklandığı biçimde bir düzenleme getirerek, daha çok dava işlemleriningüvenlilik içinde cereyan etmesini arzuladığından dava dilekçesinin noksanolarak düzenlendiğini kabul etmek gerekir.
2 -Diğer taraftan meclislerin altıda bir oranındaki üyeleri tarafından açılaniptal davalarında dava dilekçelerinin düzenlenme koşulları 44 sayılı Yasadagösterilmemekle beraber, bu dilekçelerin umumi usul kurallarına uyularakdüzenlenmesi ve duraksamaya yer bırakmıyacak bir nitelik taşıması AnayasaMahkemesinin yargısal denetimi icabıdır.
Oysadosyada davacıların Cumhuriyet Senatosu üyesi olduklarını gösteren bir belgeyoktur. Sadece dilekçenin 2. sahifesinde, okunamayan bir mühür ve onun üzerindede aynı nitelikte bir imza ile "36 imzanın şahıslarına ait olduğu tasdikolunur. Genel Sekreter" sözleri yer almakta ise de 3 ve 4. sahifelere hiçbir şerh imza ve mühür vazedilmemiştir. Davanın hukuki yapısına ve varlığınaetki yapacak bu denli noksanlıkların varlığı ortada iken ve bu noksanlıklarınSenato albümüne bakılarak giderilmesi de söz konusu değilken dava dilekçesindenoksanlık olmadığı yolundaki çokluk görüşüne karşıyız.
Üye
Kâni Vrana
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu