ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas sayısı:1972/3
Karar sayısı:1972/6
Karar günü:17/2/1972
Resmi Gazete tarih/sayı:27.4.1972/14171
İtirazyoluna başvuran : Adana Asliye 2. Hukuk Mahkemesi
İtirazınkonusu: Davacı vekilinin 28 Haziran 1966 günlü, 766 sayılı Tapulama Kanununun31 inci maddesinin Anayasa'ya aykırı bulunduğu yolundaki iddiası üzerine, mahkemecede hüküm Anayasa'nın 11. 12. ve 36. maddelerine aykırı görülerek ve Anayasa'nın1488 sayılı Kanunla değişik 151 inci maddesine dayanılarak Anayasa Mahkemesinebaşvurulmuştur.
I.OLAY:
AdanaAsliye ikinci Hukuk Mahkemesindeki 1965/333 esas sayılı dava sonunda verilen17/11/1969 günlü, 918 sayılı Kararın Yargıtay Birinci Hukuk Dairesinin20/3/1970 günlü, 1970/1746-1509 sayılı ilâmi ile ve (347 parsele ait tespitinhangi tarihte tapuya tescil edildiğinin sorulması, tescil tarihinden davatarihine kadar 10 yıldan çok zaman geçtiği takdirde 766 sayılı TapulamaKanununun 31 inci maddesi uyarınca davanın reddedilmesi zorunlu olduğunundüşünülmemesi) doğru görülmiyerek ve ayrıca bir ikinci neden daha ilerisürülerek bozulmuş; bozmadan sonra davacı vekili 766 sayılı Kanunun 31 incimaddesinin Anayasa'ya aykırılığı iddiasında bulunmuş; mahkeme de aynı görüşevararak 30/12/1971 günlü duruşmada ".......önce dosyanın AnayasayaMahkemesine sunulmasına ve dosya geldikten sonra bozma kararına uyulupuyulamamasının düşünülmesine" karar vermiştir.
III.YASA METİNLERİ :
l-İtiraz konusu hüküm :
28Haziran 1966 günlü, 766 sayılı Tapulama Kanununun Anayasa'ya aykırılığı ilerisürülen 31 inci maddesi (Beşinci Tertip Düstur, Cilt 5, ikinci kitap, sahife2541 ve 2542 deki metne göre) şöyledir.
"Sicillerinhukukî kıymeti ve sukutu hak müddeti.
Madde31- Tapulamaya müsteniden tesis olunan tapu sicilleri, aksi hükmen sabitoluncaya kadar muteberdir.
Busicillerde belirtilen haklara tescilleri tarihinden itibaren on sene geçtiktensonra, tapulamaya takaddüm eden sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve davaaçılamaz."
2-Dayanak olarak ileri sürülen Anayasa hükümleri :
İtirazkonusu hükmün Anayasa'ya aykırı olduğu görüşünü desteklemek üzere ileri sürülenAnayasa maddelerine burada yer verilmesi, ilk inceleme sonunda varılan veaşağıda açıklanacak olan sonuca göre, gerekli görülmemiştir.
İLKİNCELEME :
AnayasaMahkemesi içtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 17/2/-1972 gününde yapılan ilkinceleme toplantısında rapor ve ötekî kâğıtlar okunduktan sonra itiraz yolunabaşvuran mahkemece belgelerin örnekleri yerine dosyanın aslının gönderilmişolması üzerinde, işin niteliği dolayısiyle, durulmayarak mahkemenin itirazyoluna başvurmaya yetkili bulunup bulunmadığı konusunun incelenmesinegeçilmiştir.
Anayasa'nındeğişik 151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine göre birmahkemenin Anayasa'ya uygunluk denetimi için Anayasa Mahkemesine getirebileceğihükümler ancak bakmakta bulunduğu davada uygulanacak olanlarla sınırlıdır. Birbaşka deyimle itiraz yoluna başvuran mahkemenin elinde bakmakta olduğu bir davabulunmalı ve Anayasa Mahkemesine getirdiği hükümleri o davada doğrudan doğruyauygulama durumunda olmalıdır.
AdanaAsliye 2. Hukuk Mahkemesinin elinde bakmakta olduğu bir dava vardır. Ancakmahkeme, Yargıtay'ın bozmasından evvel 10 yıllık hak düşürücü süreyiuygulamayarak davanın esasını davacıların istemi uyarınca sonuçlandırmıştır.Yargıtay, 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmamış olmasını bozma nedenisaymış ve çekişmeli yerin tapuya tescil tarihinin sorulmasını öngörmüştür.Mahkeme bozma kararına uyulup uyulmamasının düşünülmesini dosyanın AnayasaMahkemesinden dönmesinden Sonraya bıraktığından olayda on yıllık sureyi, başkadeyimle 766 sayılı Kanunun 31 inci maddesini uygulayıp uygulamayacağı henüzbelli değildir. Yargıtay'ın bozma kararına karşı direndiğinde itiraz konusumadde mahkemenin uygulayacağı hükümler arasında bulunmayacak; ancak uymasıhalinde uygulanacak hüküm niteliğini kazanacaktır. Şu duruma göre, Anayasa'nındeğişik 151 inci maddesinde öngörülen ikinci koşul henüz gerçekleşmemiştir.İtirazın itiraz yoluna başvuran mahkemenin yetkisizliği yönünden reddi gerekir.
FazılUluocak, İhsan Ecemiş, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşekatılmamışlardır.
SONUÇ:
Yargıtay'ınbozma ilâmı üzerinde henüz bir karar vermemiş bulunan mahkemenin yetkisizliğiyönünden başvurmanın reddine, Fazıl Uluocak, İhsan Ecemiş, Şevket Müftügil veAhmet H. Boyacıoğlu'nun karşıoyları ile ve oyçokluğu ile 17/2/1972 günündekarar verildi.
Başkan
Muhittin Taylan
Başkanvekili
Avni Givda
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Nuri Ülgenalp
Üye
Şahap Arıç
Üye
Recai Seçkin
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Mustafa Karaoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Şevket Müftügil
KARŞIOYYAZISI
Birmahkeme tarafından verilerek Yargıtayca bozulan hükmün, hükmü veren mahkemeönüne taraflarca getirilmesine dahi hukuk dilinde davanın görülmesidenilmektedir, dana Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 17/11/1969 günlü Karan,Yargıtay Birinci Hukuk Dairesince verilen 20/3/1970 günlü, 1746/1509 sayılıilâmla bozulunca ve iş taraflarca mahkeme önünde getirilince, Adana Asliye 2.Hukuk Mahkemesi, Anayasanın 151. maddesi uyarınca davaya bakmakta olan mahkemedurumuna gelmiştir. Nitekim, çoğunluk görüşü de, "Adana Asliye 2. HukukMahkemesinin elinde bakmakta olduğu bir dava vardır." yolundadır. Davanınbu evresinde Yargıtay bozma ilâmında belli edilen 766 sayılı Tapulama Kanununun31. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu iddia olunmuş ve mahkeme bu iddiayıciddi bularak işi Anayasa Mahkemesine getirmiş ve dosya döndükten sonra bozmakararına uyulup uyulmamasının düşünülmesine karar vermiştir.
Davanınbu evresinde, bozma ilâmının sonucu olarak 766 sayılı Tapulama Kanununun 31.maddesi, mahkeme tarafından uygulanacak hükümler durumuna gelmiştir. Çünkümahkeme bozma ilâmında gösterilen kanunu inceleyerek ve bu kararın yerinde olupolmadığını tartıştıktan sonra usul yasalarında belli edilen yetkilerikullanacaktır.
Başkabir deyimle bir davada bir hükmün olumlu bir biçimde uygulanacak olması,Anayasanın 151. maddesinin ilkeleri içinde itiraz yoluna başvurmanın koşuluolarak yer almamıştır. O hükmün mahkeme tarafından olumsuz bir biçimde elealınmasını da hükmün uygulanması olarak kabulde, anayasal denetim açısından biryanlış anlama yoktur ve olayın oluşu da böyle bir kabulü gerekli kılar.
Özetlemekgerekirse, bir mahkemenin hangi usul evresinde olursa olsun, bir kanun hükmünüele alması, o kanun hükmünün uygulanması sonucunu doğuracağından, bozma ilâmınauyulup uyulmaması hakkında bir karar verilmediği için, itirazı, itiraz yolunabaşvuran mahkemenin yetkisizliği yönünden reddeden çokluk görüşüne karşıyız.
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu