ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1972/51
Karar Sayısı:1973/4
Karar Günü:25/1/1973
Resmi Gazete tarih/sayı:21.5.1973/14541
İtirazyoluna başvuran : Boyabat Asliye Hukuk Mahkemesi
İtirazınkonusu : Davalının iddiasını ciddi görerek 9 Mayıs 1960 günlü 7478 sayık Köyİçme Suları hakkındaki Kanunun 11. ve 14. maddelerinin Anayasa'nın 36., 38., 114.ve 132 maddelerine aykırı olduğu kanısına varan mahkeme konunun AnayasaMahkemesince incelenmesini istemiştir.
I -OLAY :
Birköy tüzelkişiliğince, başka bir koy tüzelkişiliği aleyhine içme suyuna yapılanelatmanın önlenmesi istemiyle açılan davada davalı köy, olayla ilgili 7478sayılı Kanunun 11. ve 14. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğunu ilerisürmüştür. Mahkemece sözü edilen maddelerin Anayasa'ya aykırı olduğu yolundakiiddia ciddi görülmüş, bu nedenle Anayasa Mahkemesine başvurulmasına ve duruşmanıngeriye bırakılmasına 3/10/1972 gününde karar verilmiştir.
III- YASA METiNLERl :
A-7478sayılı Köy İçme Suları hakkındaki Kanunun iptali istenen 11. ve 14. maddeleri :
"MaddeII - Bu Kanunun tatbikini temin için umuma ait sular ile hususi Kanunlarla köyeveya köylere devir ve tahsis edilmiş veya köyün veya köylerin ötedenberiintifamda bulunmuş olan Suları köyün veya köylerin veya meskûn mahallerin içmesuyu ihtiyacına göre tevzie, kıs men veya tamamen başka köyün, köylerin veyameskûn mahallerin ihtiyacına tahsis etmeye veya tahsis şeklini değiştirmeye DSİGenel Müdürlüğü selâhiyetlidir.
Suyunbir veya birkaç köye aidiyetinin evvelce ferman ve mahkeme ilâmı gibivesikalara bağlanmış olması bu madde hükmünün tatbikine mani olamaz.
Buhususta istimlâk yoluna gidilemez ve istimlâk kanunu hükümleri tatbik olunamaz.
Sutesislerinin vücuda getirilmesine ve su yollarının geçirilmesine lüzumlu olanarazi Devletin hüküm ve tasarrufu altında veya köyün veya köylerin umumiyerleri içinde bulunuyorsa o araziler hakkında dahi bu madde hükmü tatbikolunur."
"Madde14 - 11. ve 13 üncü maddelerin tatbiki bakımından DSİ Umum Müdürlüğü ilevilâyet idare heyetlerinin kararları kesindir.
Bukararlar aleyhine adli ve idari kaza mercilerine müracaat edilemez."
B-Anayasa'nın itiraza dayanak tutulan maddeleri :
"Made36 - Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararıamacı ile, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyethakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz"
"Madde38 - (1488 sayılı Yasa ile değişik) Devlet ve kamu tüzel kişileri kamuyararının gerektirdiği hallerde, karşılıklarını peşin ödemek şartiyle, özelmülkiyette bulunan taşınmaz malları, kanunla gösterilen esas ve usullere göre,tamamını veya bir kısmını kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklarkurmaya yetkilidir.
Ödenecekkarşılık, taşınmaz malın tamamının kamulaştırılması halinde, o malın malikininkanunda gösterilecek usûl ve sekile uygun olarak bildireceği vergi değerini;kısmen kamulaştırmalarda da vergi değerinin kamulaştırılan kısma düsenmiktarını aşamaz.
Kamulaştırılantaşınmaz mal karşılığının vergi değerinden az takdir edilmesi halinde malikinitiraz ve dava hakkı saklıdır.
Çiftçinintopraklandırılması, ormanların devletleştirilmesi, yeni orman yetiştirilmesi veiskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlariyle kamulaştırılan taşınmaz malve kıyıların korunması ve turizm amaciyle kamulaştırılan toprak bedellerininödeme şekli kanunla gösterilir.
Kanununtaksitle ödemeyi öngördüğü hallerde çiftçinin topraklandırılması, ormanlarındevletleştirilmesi, yeni orman yetiştirilmesi ve iskân projeleriningerçekleştirilmesi için konulacak süre yirmi yılı; ki yıların korunması veturizm amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda ise bu süre on yılı aşamaz. Butakdirde taksitler eşit olarak ödenir ve kanunla gösterilen faiz haddinebağlanır.
Kamulaştırılantopraktan o toprağı doğrudan doğruya işleten çiftçinin hakkaniyet ölçüleriiçinde geçinebilmesi için zaruri olan ve kanunla gösterilen kısmının ve küçükçiftçinin kamulaştırılan toprağının bedeli herhalde peşin ödenir."
"Madde114 - (1488 sayılı Yasa ile değişik) idarenin her türlü eylem ve işlemine karşıyargı yolu açıktır.
Yargıyetkisi, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarakyerine getirilmesini sınırlayacak tarzda kullanılamaz. İdari eylem ve işlemniteliğinde yargı kararı verilemez.
İdareninişlemlerinden dolayı açılacak davalarda süre aşımı, yazılı bildirim tarihindenbaşlar.
idarekendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.
"Made132 - Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa'ya, kanuna, hukuka vevicdani kanaatlerine göre hüküm verirler.
Hiçbirorgan, makam merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere vehâkimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkindebulunamaz.
Görülmekteolan bir dava hakkında Yasama Meclislerinde yargı yetkisinin kulanılması ileilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Buorganlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunlarınyerine getirilmesini geciktiremez."
IV -İLK İNCELEME :
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 21/11/1972 gününde Muhittin Taylan,Avni Givda, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Nuri Ülgenalp, Şahap Araç, İhsan Ecemiş,Ahmet Akar, Halit, Zarbım, Ziya Önel, Kâni Vrana, Muhittin Gürün, LûtfiÖmerbaş, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalariyle yapılan ilkincelemede; dosyada eksik bulunmadığı anlaşılarak işin esasının 7478 sayılıKanunun 11. maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak incelenmesineoyçokluğu ile karar verilmiştir.
Gerçektentümünün iptali istenen 11. maddenin ikinci fıkrasında, "Suyun bir veyabirkaç köye aidiyetinin evvelce ferman ve mahkeme ilâmı gibi vesikalarabağlanmış olması bu madde hükmünün tatbikine mani olamaz" denilmektedir.Yani böyle bir durumda dahi, DSİ Genel Müdürlüğüne tanınan yetkininengellenemeyeceği hükme bağlanmıştır. Mahkeme bu hükmü uygulama durumundadeğildir. Çünkü davada iki taraftan herhangi biri ferman veya mahkeme ilâmıyahut bunlara benzer bir belgeye dayandığını ileri sürmemiştir.
Maddeninüçüncü ve dördüncü fıkralarında; kamulaştırma yoluna gidilemeyeceği vekamulaştırma hükümlerinin uygulanamayacağı açıklanmıştır. Davayı gören mahkemeuyuşmazlığı çözmek için bu hükümleri de uygulama durumunda değildir. Çünküortada kamulaştırma ile ilgili bir tek istek yoktur; kamulaştırma parası daistenilmiş değildir. Davanın konusu sadece içme suyuna el atmanın önlenmesineilişkindir.
Anayasa'nın1488 sayılı Yasa ile değişik 151. maddesi hükmüne göre mahkeme, ancak baktığadavada uygulayabileceği hükümlerin iptali için Anayasa Mahkemesinebaşvurabilir. Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddesinde dahi bu kural öngörülmüştür.Şu halde görülen davada uygulama olanağı bulunmadığı yukarıda açıklananhükümlerin esas inceleme dışı bırakılması gerekir.
Öteyandan 7478 sayılı Kanunun 14. maddesinde yazılı DSi Genel Müdürlüğükararlarına karşı kaza mercilerine başvurulamıyacağına ilişkin hüküm 18/7/1963günlü, 293 sayılı Kanunla kaldırılmış olduğundan yürürlükte değildir.Yürürlükte olmayan ve daha önce kazanılmış bir hakkın konusunu dahi oluşturacaknitelikte bulunmayan hükmün, mahkemece davada uygulama olanağı yoktur. Bukurala yönelen itiraz yersizdir ve bu nedenle inceleme dışı bırakılmıştır.
7478sayılı Kanunun 11. maddesinin birinci fıkrasına gelince; bu fıkrada içmesuyunun ihtiyaca göre tevzie, kısmen veya tamamen başka köyün, köylerin veyameskûn mahallerin ihtiyacına tahsis etmeye veya tahsis şeklini değiştirmeye DSİGenel Müdürlüğünün yetkili olacağı belirtilmiştir.
Davacıköy tahsis kararına dayanmakta ve karşı tarafın öteden beri birliktekullanıldığı gerekçesiyle yaptığı müdahalenin menini istemektedir. Mahkemeönce, suyun öteden beri birlikte kullanıldığını gözönüne alarak bu durumun davasonuna değin sürdürülmesine tedbir niteliğinde karar vermiş; ancak davacı köyüntahsis kararına dayanarak yaptığı itiraz üzerine önceki tedbir kararınıkaldırarak dava sonuçlanıncaya değin suyun davacıya tesliminikararlaştırmıştır.
Buda bir ara kararı niteliğindedir. Mahkeme işi bitirici kararım vereceği zamansözkonusu tahsis işlemini gözönüne alarak, başka deyimle 7478 sayılı Yasa'nın11. maddesinin birinci fıkrası kuralını uygulayarak uyuşmazlığı çözecektir. Şuduruma göre itirazın bu kuralla sınırlı olarak incelenmesi gereklidir.
FazılUluocak, Halit Zarbun, Kâni Vrana, Şevket Müftügil, Ahmet H. Boyacıoğlumahkemenin 11. maddenin birinci fıkrasındaki kuralı da uygulayamayacağını ilerisürerek bu görüşe katılmamışlardır.
V -ESASIN İNCELENMESİ :
İtirazınesasına ilişkin rapor, mahkemenin gerekçeli kararı ve ekleri, iptali istenenkanun hükmü ile dayanılan Anayasa hükümleri, bunlara ilişkin yasama hazırlıkbelgeleri, dosyada bulunan bütün yazılar ve konu ile ilgili öteki metinlerokunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
İtirazyoluna başvuran mahkeme Anayasa'ya aykırılık görüşünü özellikle Anayasa'nınmülkiyet hakkına ilişkin 36. ve kamulaştırmayı düzenliyen değişik 38.maddesindeki ilkelerle desteklemektedir.
Öncedenşurasını belirtmek yerinde olacaklar : incelenmekte olan iş bir mülkiyetkonusunu içermekte değildir. Onun için de Anayasa'ya uygunluk denetimindeAnayasa'nın 36. ve değişik 38. maddelerinin ölçü olarak ele alınmasıdüşünülemez. Sözkonusu olan 7478 sayılı Kanun kapsamına giren bir sudur.
7478sayılı Kanunun 11. maddesinin birinci fıkrasında sözü edilen sular ise özelmülkiyet kavramı içinde olan sular değildir. Bu sular maddede açıkçabelirtildiği ve itiraz yoluna başvuran mahkemece de kabul edildiği üzere kamuyaait veya özel kanunlarla köye veya köylere devir ve tahsis edilmiş yahut köyünyahut köylerin ötedenberi intifaında bulunmuş sulardır. Bu tür suların hepsiesasında Devletin hüküm ve tasarrufundaki kamu suları niteliğini taşınmaktadır.Ancak bu suların kullanılması belirli bir köye veya köylere usulünce tahsisedilmiş olabilir. Devlet bu tahsis biçimini, kamu yararı olduğundan, daimadeğiştirmeğe yetkilidir. Yine Devletin hüküm ve tasarrufundaki bir suyun ötedenberi bir köyce kullanılagelmiş olması halinde, o yörede sonradan oluşangereksinmeler dolayısiyle köyün intifaının sınırlarıdırılması, hatta bu köyiçin başka olanakların ortaya çıkması halinde intifa hakkının Devletçe gerialınması mümkündür. Şu duruma göre bütün bu işlemleri düzenleyen yasamatasarruflarının Anayasa'ya aykırılığını düşünmek yersiz ve dayanaksız kalır.
Köylere,tahsis veya intifa yoluyla bırakılmış kamu sularını, kazanılmış hak kuraliyleilişki kurmak suretiyle özel mülkiyet hakkı sınırları içine alma düşüncesi deAnayasa'nın 2. maddesinde sözüedilen demokratik hukuk devleti ilkesiylebağdaşamaz. Gerçekten kazanılmış hak kavramı, daha çok özel mülkiyet hakkıalanı içinde etki yapan bir hukuk kuralıdır.
Yukarıdaaçıkça belirtildiği üzere, iptali istenen kanun hükmünde sözü edilen sular iseözel mülkiyet konusu olmadığından, üzerlerinde kazanılmış bir hakkın varlığı dakabul edilemez. Devletin hüküm ve Tasarrufu altındaki suların intifa ve tahsisbiçimi Devletçe toplum yararı gereklerine göre yasama yoliyle ve idariişlemlerle değiştirilebilir. Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen demokratikhukuk devleti ilkesinin bu tür yasama tasarruflarını engellediği ilerisürülemez. Bu yöne ilişkin itiraz kösterilen nedenlerle reddedilmelidir.
BuradaAnayasa'nın 49. maddesinin de gözönünde bulundurulması gerektir. Sözüedilenmaddede "Devlet, herkesin beden ve ruh sağlığı içinde yaşayabilmesini vetıbbî bakım görmesini sağlamakla ödevlidir" denilmektedir. Kuralıntaşıdığı anlam geniştir ve belirli bireyleri veya toplulukları değil, Türkiyesınırları içinde yaşayan Türk yurttaşlarının tümünü kapsamaktadır. Devletinsağlık tedbirlerini alırken içme Suları konusunu da bu yöndeki çalışmalarınınen önemlilerinden biri olarak görmesi ve düzenlemesi gerekecektir, içmesularının, özellikle kırsal bölgelerde, halka ucuz ve en adaletli bir biçimdesağlanmasını ve dağıtılmasını öngören bir düzenin ortaya konulması sosyaldevlet ilkesinin zorunlu bir sonucudur. Anayasa bunu bir ödev olarak Devleteyüklemiştir. Temiz içme suyundan yoksun halk toplulukları arasında ne gibihastalıkların türeyeceği ve bu hastalıkların giderek ülke düzeyine nasılyayılacağı tıp bilimi ve özellikle halk sağlığı alanında önemli bir sorunyaratmaktadır. Bu sorun üzerinde yurt çapında düşünülmesi ve köy içmesularından bütün köylerin adaletli bir biçimde yararlanmasını sağlamak üzereteknik bir örgütün görevlendirilmesi, bu görev yapılırken eski yararlanmageleneklerini ve olanaklarını korumakla değil, duyulan yeni değişik ihtiyaçlarave karşılaşılan sosyal zorunluklara uygun tedbirleri almakla bir çare bulunmasıgerekmektedir. Görülüyor ki Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Anayasa'nınbuyruğuna uygun düşen böyle bir görevle yükümlü tutulmasında ve bu konudagerekli kanunî yetkilerle donatılmasında Anayasa'ya aykırılık bir yana 49.madde yönünden zorunluk bile vardır.
Özetlemekgerekirse itiraz ve inceleme konusu kural Anayasa'ya aykırı değildir; itirazreddedilmelidir.
SONUÇ:
9Mayıs 1960 günlü, 7478 sayılı Köy içme Suları hakkındaki Kanunun sınırlamakararı uyarınca incelenen 11.. maddesinin birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırıolmadığına ve itirazın reddine 25/1/1973 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Muhittin Taylan
Başkanvekili
Avni Givda
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Nuri Ülgenalp
Üye
Şahap Arıç
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Abdullah Üner
Üye
Kâni Vrana
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lûtfi Ömerbaş
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
7478sayılı Köy içme Suları Hakkındaki Kanunun 11. maddesinin birinci fıkrasında;içme suyunu ihtiyaca göre tevzie, kısmen veya tamamen başka köyün, köylerinveya mezkûr mahallerin ihtiyacına tahsis etmeye veya tahsis şeklinideğiştirmeye DSİ Genel Müdürlüğünün yetkili olacağı açıklanmıştır. Bu fıkradabelirlenen yetkiye dayanılarak DSİ Genel Müdürlüğünce alınan karar, idari birişlem tesisi niteliğindeki kararlardandır. Diğer idarî kararlar gibi bukonudaki kararlar da yargı denetimine tâbidir. Ancak bu yargı denetimiyetkisinin genel mahkemelerce değil, idarî yargı mercilerince kullanılmasıAnavasa'nın 140. ve 521 sayılı Danıştay Kanununun 30. maddeleri gereğidir. Halböyle olunca DSİ Genel Müdürlüğünce alınan kararlardan haklarının bozulduğunuileri sürenler her şeyden önce Danıştay'a başvurup iptal kararı almalarıgereklidir. Böyle bir iptal kararı getirilmedikçe idarî tasarrufun, yani köyiçme suyu tahsis kararının kanunî dayanağının bulunmamasından söz edilemez.Genel mahkemede açılan elatmanın önlenmesi davasında, taraflardan biri bu idarîtasarrufun haksızlığını ileri süremez.
Kanundakesin delil olarak gösterilen tahsis belgesinin dosyada var olup olmadığınıngenel mahkemece elbette araştırılması gerekir. Fakat bu araştırma işi, belgenindayandığı kanun hükmünü uygulama anlamında değildir. Davada Anayasa'yaaykırılık iddiasının özü, doğrudan doğruya belgenin hukuki varlığına, başka birdeyişle belgenin dayandığı idari tasarrufa müteveccihtir. Bir idari tasarrufunyürürlük koşullarını ve hukuki varlığına etki yapan unsurların kanunhükümlerine uygunluğunu tartışma ve inceleme mercii Danıştaydın Şu haldeaçılacak böyle bir idari dava sırasında 11. maddede yazılı tahsis yetkisihükmünün Anayasaya aykırı olduğu kanısına varıldığı veya taraflarca ileri sürüldüğütakdirde, konunun Danıştay'ca Anayasa mahkemesine getirilmesi mümkündür. Genelmahkeme böyle bir davaya bakmaya yetkili olmadığı ve sadece elatma davasındakitarafların hareketlerinde kanuni bir dayanak olup olmadığını incelemekleyetindiği için tahsis yetkisine ilişkin fıkrayı uygulama durumunda değildir,böyle olunca itirazın, itiraz eden mahkemenin yetkisizliği yönünden reddigerekir.
İlkinceleme sonunda, davanın esasının incelenmesine ilişkin çoğunluk kararınayukarıda açıklanan nedenlerle karşıyız.
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Halit Zarbun
üye
Kâni Vrana
Üye
Şvket Müftügil
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu