ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1972/53
Karar Sayısı:1973/16
Karar Günü:10/4/1973
Resmi Gazete tarih/sayı:29.8.1973/14640
İtirazyoluna başvuran : Polatlı Asliye Hukuk Mahkemesi.
İtirazınkonusu : 8/9/1956 gününde yayımlanan ve bu tarihten bir ay sonra yürürlüğegiren 31/8/1956 günlü, 6830 sayılı İstimlâk Kanununun 3. maddesini Anayasa'nın1488 sayılı Yasa ile değişik 38. maddesine aykırı gören Mahkeme Anayasa'nındeğişik 151. maddesine dayanarak Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
I -OLAY :
PolatlıSakarya Şehitleri Anıtı alanına katılmak üzere kamulaştırılan taşınmazı içintakdir edilen bedelin ve kamulaştırma işleminin noter aracılığı ile 19/6/1971gününde kendisine tebliğ edilmesi üzerine davacının 1/7/1971 gününde, kanunîsüresi içinde Milli Savunma Bakanlığı aleyhine açtığı, Polatlı Asliye HukukMahkemesinin 1971/561 esas sayısını alan kamulaştırma bedelinin artırılmasıdavasının 22/11/1972 günlü duruşmasında mahkeme 6830 sayılı Kanunun uygulamadurumunda bulunduğu 3. maddesini Anayasa'nın değişik 38. maddesine aykırıgörerek Anayasa Mahkemesine başvurulmasına ve duruşmanın geri bırakılmasınakarar vermiştir.
III-YASA METİNLERİ:
l -İtiraz konusu Kanun kuralı :
6830sayılı Kanunun Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen 3. maddesi, Üçüncü TertipDüstur Cilt : 37- Sayfa 2445 teki metne göre, şöyledir:
"Madde3 - İstimlâk, ancak bunu yapacak idarenin kanunen ifasına memur bulunduğu ammehizmetinin veya teşebbüsün yürütülmesine lüzumlu gayrimenkullerin vekaynakların bu kanun hükümleri dairesinde değer pahası peşin verilmek şartiyleyapılabilir."
2 -Dayanılan Anayasa kuralları :
MahkemeninAnayasa'ya aykırılık görüşünü desteklemek üzere kimi kurallarını ileri sürdüğüAnayasa'nın 1488 sayılı Kanunla değişik 38. maddesinin ilk üç fıkrası aşağıdayazılı olduğu gibidir :
"Madde38/1, 2, 3 - Devlet ve kamu tüzel kişileri kamu yararının gerektirdiğihallerde, karşılıklarını peşin ödemek şartiyle, özel mülkiyette bulunantaşınmaz malları, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, tamamını veya birkısmını kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.
Ödenecekkarşılık, taşınmaz malın tamamının kamulaştırılması halinde o malın malikininkanunda gösterilecek usul ve şekle uygun olarak bildireceği vergi değerini,kısmen kamulaştırmalarda da, vergi değerinin kamulaştırılan kısma düşenmiktarını aşamaz.
Kamulaştırılantaşınmaz mal karşılığının vergi değerinden az takdir edilmesi halinde malikinitiraz ve dava hakkı saklıdır."
3 -38. maddenin eski metni :
Anayasa'nın38. maddesinin birinci fıkrasının 1488 sayılı Kanunla değişmeden önceki metniaşağıda yazılı olduğu gibidir:
"Madde38/1 - Devlet ve kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerektirdiği hallerde,gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartiyle, özel mülkiyette bulunan taşınmazmalların, kanunda gösterilen esas ve usullere göre, tamamını veya bir kısmınıkamulaştırmaya veya bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir."
IV -İlk İnceleme :
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 12/12/1972 gününde Muhittin Taylan,Avni Givda, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş,Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Kani Vrana, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş,Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalariyle yapılan ilk incelemetoplantısında dosyanın eksiği bulunmadığı anlaşıldığından Anayasa'nın değişik151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine uygunluğu görülenişin esasının incelenmesine oybirliği ile karar verilmiştir.
V -ESASIN İNCELENMESİ :
İtirazınesasına ilişkin rapor, mahkemenin 25/11/1972 günlü, 1971/561 sayılı yazısınabağlı olarak gelen gerekçeli karar ve ekleri, iptali istenen Kanun kuralı;Anayasa'ya aykırılık iddiasına dayanaklık eden Anayasa kuralları ve bunlarındeğişiklikten önceki metinleri; kurallarla ilgili gerçekler ve başka yasamabelgeleri; konu ile ilişkisi bulunan öteki metinler okunduktan sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
Halkoyunasunulduğu 9/7/1961 gününde Türk Ulusunca kabul edilip 20/7/1961 günlü, 10859sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 9/7/1961 günlü, 334 sayılı TürkiyeCumhuriyeti Anayasasının kamulaştırmaya ilişkin 38. maddesinde genel ilkekamulaştırmalarda taşınmazın gerçek karşılığının ödenmesi idi. 22/9/1971 günlü,13964 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanıp o tarihte yürürlüğe giren 20/9/1971günlü, 1488 sayılı Yasa'nın 1. ve 2. maddeleriyle getirilen yeni düzenlemelerarasında bu ilke de değiştirilmiş; kamulaştırmada "gerçekkarşılık"tan, başka deyimle "değer paha" dan vazgeçilerekmalikin kanunda gösterilecek usul ve şekle uygun olarak bildireceği vergideğerini aşmayan karşılık esası benimsenmiştir. Yine 1488 Sayılı Yasa'nın 2.maddesiyle Anayasa' ya eklenen geçici 20. madde kuralları uyarıncadeğişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde 6830sayılı İstimlâk Kanununda yeni 38. maddeye göre yapılacak değişikliklerintamamlanması gerekmekte idi. Bu Anayasa buyruğu yerine getirilmemiştir.
İtirazyoluna başvuran mahkemenin bakmakta olduğu dava Anayasa'nın. 38. maddesinin1488 sayılı Yasa ile değiştirilmesinden önceki dönemde girişilmiş birkamulaştırma işlemi ile ilgilidir. 6830 sayılı Kanunun itiraz konusu 3.maddesinin Anayasa'ya uygunluk denetimi 10/4/1973 gününde yapılmaktadır. Şudurum denetimde Anayasa'nın değişik 38. maddesinin mi yoksa bu maddenindeğişiklikten önceki metninin mi ölçü olarak ele alınması gerektiği sorununuortaya çıkaracaktır.
AnayasaKoyucu Anayasanın her hangi bir kuralında değişiklik yapmayı uygun görmüşsedeğişikliğin yürürlüğe girmesinden sonra yeni kııralın uygulanmasını da istemişdemektir. Anayasa değişiklikleri kamu düzenini ilgilendirdiği için özel ilişkinAnayasa değişikliklerinin yürürlüğe girmesinden sonra karara bağlanacakdavalarda uygulanmaları kuraldır, incelenen davada bu kural için bir ayrıkdurum kabulünü zorunlu kılan herhangi bir neden görülmemiştir.
Anayasayargısı ile güdülen Anayasa kurallarının üstünlüğünü koruma, Anayasayı egemenkılma ereğini gerçekleştirmenin doğal sonucu da budur. Bu yolla yürürlükteolmayan bir Anayasa'nın veya Anayasa kuralının egemen kılınması yahut eski birAnayasa düzeninin korunması elbette ki düşünülemez. Bu konuda Anayasanınkendisinden bir destek aranmasına yer olmamakla birlikte Anayasanın geçici 9.maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Anayasa Mahkemesinin görevine başladığıtarihte yürürlükte olan herhangi bir kanun hakkında, bu Anayasa'ya aykırılığıiddiasiyle iptal davası açılabilir" kuralına işaret etmekte yarar vardır.
Görülüyorki 6830 sayılı Kanunun itiraz konusu 3. maddesinin esas yönünden Anayasa'yaaykırı olup olmadığı araştırılırken Anayasanın 38. maddesinin eski değildeğişiklikten sonraki metninin ölçü yapılması zorunludur. Bu durumda da 6830sayılı Kanunun 3. maddesinin Anayasa'nın değişik 38. maddesine aykırı düştüğü,yukarıdan beri açıklananlara herhangi bir ekleme yapılmaksızın da, açıkçaortaya çıkmaktadır. Maddenin iptal edilmesi gerekir.
HalitZarbun, Abdullah Üner, Muhittin Gürün ve Lûtfi Ömerbaş "olayla sınırlı veyalnız tarafları bağlayıcı nitelikte olmak üzere 3. maddenin Anayasa'ya aykırıolmadığı" görüşünü savunmuşlardır. İhsan Ecemiş de maddenin iptaligerektiği görüşüne katılmamıştır.
6830sayılı Kanunun 3. madesinin olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcınitelikte de olsa Anayasa'ya aykırı olmadığına karar verilmesi Anayasa'yauygunluk denetiminde Anayasa'nın eski 38. maddesinin ölçü olarak alınmasıdemektir. Bunun niçin olamıyacağı yukarıda ayrıntılariyle açıklandığı içinburada azlık görüşünün üzerinde ayrıca tartışmaya yer olmayacaktır.
VI-SONUÇ:
6830sayılı istimlâk Kanununun 3. maddesinin Anayasa'nın değişik 38. maddesineaykırı olduğuna ve iptaline Halit Zarbun, Abdullah Üner, Muhittin Gürün veLûtfi ömerbaş'ın (Olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı nitelikte olmaküzere Anayasa'ya aykırı olmadığı) yolundaki karşıoylarıyle ve ayrıca ihsanEcemiş'in karşıoyu ile ve oyçokluğu ile 10/4/1973 gününde karar verildi.
Başkan
Muhittin Taylan
Başkanvekili
Avni Givda
Üye
Fazıl Uluoacak
Üye
Sait Koçak
Üye
Nuri Ülgenalp
Üye
Şahap Arıç
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Abdullah Üner
Üye
Kâni Vrana
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
Çoğunlukça;6830 sayılı Kanunun itiraz konusu 3. maddesinde kamulaştırmada malın değerpahasının ödeneceği yazılı olduğu, Anayasanın değişik 38. maddesinde ise"değer paha", "gerçek karşılık" yerine beyan olunan vergideğerini geçmeyecek bir karşılığın ödenmesi esasının kabul edilmiş bulunduğu,buna göre Kanun hükmünün Anayasaya aykırı duruma düştüğü görüşü benimsenmiş veKanun hükmünün iptali cihetine gidilmiştir.
GerçiAnayasa'nın 38. maddesinin eski şeklinde "gerçek karşılık" ödeneceğiaçıklanmış iken değişik şeklinde "karşılık" denilmiş ve bu karşılığınbeyan olunacak vergi değerini geçmeyeceği de ilâve edilmiş ise de, budeğişiklikle Yasa Koyucunun kamulaştırılan mal için değer paha veya gerçekkarşılığın ödenmesini önlemek, buna engel olmak istediği düşünülemez. Böyle biramaç hukuk devleti düşüncesiyle ve Anayasa'nın temel ilkeleriyle, bağdaşamaz.Anayasa Koyucu vergi değeri ile kamulaştırma karşılığı arasında böyle birilişki kurmakla kamulaştırma bedelini gerçek karşılığın altında ödemeyisağlamak amacını değil vergi değerini gerçek değere uydurmak, hiç değilseyaklaştırmak ve vergide adaleti sağlamak amacını gütmüştür ki bu da hukukdevleti düşüncesine uygun bir davranıştır. Gerçi ödenecek mal karşılığınınvergi değerini aşmıyacağı hükmü bir tavan teşkil etmekte ise de, bu da vergideğerinin de gerçek değer olacağı, olması gerektiği faraziyesine dayanmakta vebu durumun sakıncasını azaltmak geniş ölçüde malsahibinin elinde bulunmaktadır.
38.maddenin değişik şeklinde takdir olunacak karşılığın vergi değerinden düşükolması halinde malsahibine itiraz ve dava hakkı tanınmakla gerçek karşılıkesasının ilke olarak muhafaza edilmiş olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Çünkü,itiraz veya dava hakkını kullanacak olan malsahibi, şüphesiz, malınınkarşılığının "değer pahasının", "gerçek değerinin" idarenintakdir ettiğinden fazla olduğu iddiasına dayanacaktır ve hâkim de vergideğerinden önce bu yönü araştıracaktır.
Anayasa'nın38. maddesinin eski şeklinde gerçek karşılıktan ne anlaşılması lâzım geldiği vebunun nasıl tespit edileceği açıklanmamış, kanuna bırakılmıştır. Kanun da bunudüzenlemiştir. 38. madenin yeni şeklinde ise karşılık denilmiş fakat bundan neanlaşılacağı ve nasıl tespit edileceği yine kanuna bırakılmış olmakla berabereski şeklinden farklı olarak bir unsur, bir tavan gösterilmiş bulunmaktadır. Butavan unsuru mevzuatımıza yeni girmiştir. 6830 sayılı Kanunda böyle bir unsurolmadığına göre kanunun gerçek karşılığa dair hükümlerinin uygulanmasındaAnayasa'nın bu yeni hükmünün de gözönünde tutulması zorunluğu vardır.
ÖzetleAnayasadaki değişiklik, karşılık tespiti bakımından, tamamlayıcı nitelikte ekbir yenilik getirmiş olup kanunda da bu hususta bir hüküm bulunmadığından 6830sayılı Kanunun 3. maddesi ile Anayasa'nın değişik 38. maddesinin birlikteuygulanması mümkündür ve Anayasa'ya aykırı bir durum yoktur.
Busebeple iptal kararına karşıyım.
Üye
İhsan Ecemiş
KARŞIOYYAZISI
l -Polatlı'nın Gazi Mahallesinde bir şahsa ait bir taşınmaz mal Milli SavunmaBakanlığınca kamulaştırılarak 6830 sayılı İtimlâk Kanunu hükümlerince muamelesiyürütülmüş ve o Kanunun 10. maddesine göre kurulan "takdiri kıymetkomisyonu" tarafından da kıymeti takdir edilerek keyfiyet 17 Haziran 1971günü mal sahibine tebliğ edilmiş ve mal sahibi tarafından da 1/7/1971 günlüdilekçe ile Polatlı Asliye Hukuk Mahkemesine takdir edilen kamulaştırmabedelinin artırılması için dava açılmıştır.
Mahkemededavanın duruşması devam ederken Anayasa'nın kamulaştırma ile ilgili 38.maddesini değiştiren 1488 sayılı Kanunun 22/9/1971 günlü Resmi Gazete'deyayınlanıp bu tarihte yürürlüğe girmesi üzerine mahkemece 6830 sayılı istimlâkKanununun 3. maddesinin, Anayasanın 1488 sayılı Kanunla değişik 38. maddesineaykırı düştüğünden bahisle iptali için Anayasa mahkemesine başvurulmasına22/11/1972 tarihinde karar verilerek mesele bu suretle Anayasa Mahkemesineintikal ettirilmiştir.
2 -İptali itiraz yoliyle istenen 6830 sayılı istimlâk Kanununun 3. maddesindeistimlâk edilecek taşınmaz malların "değer pahasının peşin verilmesi"öngörülmüş, 334 sayılı Anayasa'nın 38. maddesinin ilk fıkrasında da bu hükmeuygun olarak kamulaştınlacak taşınmaz malların gerçek karşılıklarının peşin ödenmesihükme bağlanmış iken bu maddenin 1488 sayılı Kanunla değiştirilen metnininbirinci fıkrasında "gerçek" veya "diğer" sözcüklerikullanamayarak sadece kamulaştınlacak taşınmaz malların "karşılıktan peşinödenmek şartiyle" ibaresi kulIımldığı gibi ayrıca maddeye :
"Ödenecekkarşılık, taşınmaz malların tamamının kamulaştırılması halinde o malınmalikinin kanunda gösterilecek usul ve şekle uygun olarak bildireceği vergideğerini, kısmen kamulaştırılmalarda da vergi değerinin kamulaştırılan kısmadüşen miktarını aşamaz."
"Kamulaştırılantaşınmaz mallar karşılığının vergi değerinden takdir edilmesi halinde malikinitiraz ve dava hakkı saklıdır."
Fıkralarıda eklenmek suretiyle kamulaştırma bedelinin, hiç bir suretle daha önce malsahibinin emlâk vergisi kanununa göre bildirmiş olduğu vergi değeriniaşamıyacağı hükmü de getirilmiştir.
3 -Önce şu noktayı işaret etmek yerinde olur ki: Anayasa'nın 38. maddesinin ilkmetninde "Gerçek karşılık" deyimi kullanılmışken 1488 sayılı Kanunlayapılan değişiklikte "Gerçek" sözcüğü alınmayarak sadece ve yalnızca"karşılık" sözcüğü kullanılmış olmasından, bundan böylekamulaştırılacak taşınmaz malların kamulaştırma tarihindeki piyasa değerindendaha düşük bir bedelle alınabileceği gibi bir anlam çıktığı görüşekatılmadığımızı belirtmek istiyoruz. Anayasa'da karşılık, "bedel"yerine kulanılmıştır. "Bir taşınmaz malın karşılığı" deyimi o malınpiyasa değerini ifade eder. Aksi görüş ve uygulamanın insan haklarına hukukdevleti ilkelerine ve demokratik esaslara dayanan Anayasamızın özüne ve sözüneuygun düşmeyeceği kanısındayız. 1488 sayılı Kanunla getirilen yenilik sadeceödenecek karşılığın Emlâk Vergisi Kanununa göre bildirilmiş olan vergi değeriniaşamıyacağı hükmünden ibarettir.
4 -1 sayılı paragrafta belirtildiği gibi bu davada kamulaştırma kararı,kamulaştırılan taşınmaz mala "takdiri kıymet komisyonunca" kıymettakdir edilmesi, kamulaştırmaya ilişkin diğer bütün işlemlerin yürütülmesi,malsahibine tebligat yapılması ve malsahibi tarafından da hukuk mahkemesinde"bedel artırma" davası açılması gibi bütün işlemler tamamen 6830sayılı İstimlâk Kanununun 3. maddesinin ve bu Kanunun diğer hükümlerinin veayrıca 334 sayılı Anayasa'nın kamulaştırma ile ilgili 38. maddesinin yürürlüktebulunduğu zamanlarda yapılmıştır. Anayasa'nın sözü edilen 38. maddesinideğiştiren 1488 sayılı Kanun bu tün bunlardan sonra çıkıp yürürlüğe girmiştir.
Kamulaştırmabedelinin tayini, tayin edilen bu bedel dolayısiyle hukuk mahkemesinde, bedelartırma davası açılması ise özel hukuk alanını ilgilendiren konulardandır.
Bugibi özel hukuk alanına giren meselelerde olay hangi tarihte cereyan etmişse otarihte yürürlükte bulunan kanun hükmünün uygulanması gerektiği de açık birhukuk kuralıdır. O halde bu davada uygulanacak istimlâk Kanunu hükümleriyleAnayasa'nın 1488 sayılı Kanunla değiştirilen 38. maddesi arasında bir aykırılıkve çelişki bahis konusu olamaz. Esasen 1488 sayılı Kanunla değiştirilen 38.madde hükmünün, Emlâk Vergisi Kanunu yürürlüğe girip bu kanunla tayin edilensüre içinde emlak vergisi beyannameleri verildikten sonra yapılacakkamulaştırmalarda uygulanacağı da madde metninden anlaşılmaktadır.
5 -Şurasını da belirtmek gerekir ki: Anayasanın 1488 sayılı Kanunla değiştirilen38. maddesinde söz konusu edilen ve kamulaştırılacak taşınmaz mala ödenmesiöngörülen karşılığın tavanını teşkil edecek olan vergi değeri dahi bu davadabelli bulunmamaktadır. Zira, vergi değerini belli edecek olan 1610 sayılıKanunla değişik 1319 sayılı Emlâk Vergisi Kanunu, bu davada taşınmaz malınkamulaştırılmasından ve kıymetinin takdir edilmesinden çok sonra yürürlüğegirmiş, o tarihlerde ve hatta mahkemece Anayasaya aykırılık kararı verildiğitarihte bile vergi değerine esas olacak beyanname verme süresi dahi dolmamış veböyle bir beyanname de verilmemiştir. O halde bu davada taşınmaz malınkamulaştırma bedelinin vergi değeriyle belli edilmesi dahi fiilen mümkündeğildir. Böyle bir durumda ve bu şartlar altında bu davada 6830 sayılıİstimlâk Kanunumun 3. maddesinin Anayasa'nın sonradan değiştirilen 38.maddesine aykırılığı ve iptal edilmesi bahis konusu olmamak icap eder.
6 -Yukarıda yazılı nedenlerle Anayasanın 152. maddesinin üçüncü fıkrasınca olaylasınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı olmak kaydiyle itirazın reddine kararverilmesi gerekir.
Üye
Abdullah üner
SayınAbdullah Üner'in karşıoy yazısına katılıyorum.
Üye
Halit Zarbun
KARŞIOYYAZISI
Budosyaya konu olan iş, Anayasa'nın 151. maddesi gereğince, bir mahkemedebakılmakta olan dava ile ilişkili olarak itiraz yolu ile Mahkememize gelmişbulunmaktadır.
Anayasa'nın1488 sayılı Kanunla değişen söz konusu 151. madesinde ise (Bir davaya bakmaktaolan mahkeme, uygulanacak bir kanunun hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veyataraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısınavarırsa Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geribırakır) denilmektedir.
Dosyayagöre uyuşmazlığa konu olan taşınmazın kamulaştırma işleminin 1971 yılında ikmalolunarak ilgiliye 13/6/1971 gününde tebliğ olunduğu, onun tarafından da 1/7/1971gününde bedel artırılması davası açıldığı anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın38. maddesinde değişiklik yapan 1488 sayılı Kanun ise 22/9/1972 günündeyürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
BuAçıklamadan, söz konusu Taşınmazın kamulaştırma işleminin, Anayasa'nın 38. maddesindeyapılan değişiklikten bir seneyi aşkın bir süre önce, yeni Anayasa'nın 38.maddesinin değişmeden evvelki eski metninin yürürlükte bulunduğu zaman içindeikmal olunduğu anlaşılmakta, buna göre de taşınmazın sahibinin bedele ilişkinhakkının, 6830 sayıh istimlâk Kanununun, o tarihte yürürlükte bulunan veAnayasa harfi harfine uygun olan 3. maddesindeki hükme göre doğduğu gerçeğiortaya çıkmaktadır.
Kanunlardayapılan değişikliklerin, Anayasa değişikliği bile olsa, kendilerinderi öncekihükümlere uygun olarak doğmuş ve kazanılmış olan kişi haklarına etkiliolamıyacağı, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan Hukuk Devleti ilkesinin doğalsonucudur.
Binaenaleyhitirazda bulunan mahkemenin, hukukun bu üstün kuralını gözönüne alarakuyuşmazlığı, hakkın doğduğu tarihteki kanun hükümleri ve Anayasa ilkelerinegöre çözeceği tabiidir.
Çoğunlukgerekçesinde öne sürülen düşüncelerin bir ölçüde doğruluğunda şüphe yoktur.Nitekim 6830 sayılı Kanunun söz konusu 3. maddesinin Anayasaya aykırılığıiddiası, bir iptal davası yolu ile Mahkememize getirilmiş olsaydı çoğunlukgerekçesinden başka türlü düşünmek mümkün olamazdı.
AncakAnayasa'nın 151. maddesinde yer alan "itiraz" yolunun, iptaldavasından ayrı bir niteliğinin ve amacının bulunması, konuyu, çoğunlukgerekçesinden farklı olarak, yukarıda açıklanan açıdan ele almayı zorunlukılmaktadır.
Anayasa'nın151. maddesiyle düzenlenmiş bulunan (itiraz) yolu, kişiyi Anayasaya aykırıkanunların uygulanmasından korumak ve onu Anayasa güvencesi altına almaktır. Bubakımdan itiraz yolu ile gelen bir başvurmanın çözümünde gözönünde tutulacakilk ve esas hedefin bu olması gerekir.
Builkenin bu dosyaya tatbiki şöyle bir durumu ortaya koymaktadır:
Kişi,6830 sayılı Kanunun 3. ve Anayasa'nın o tarihte yürürlükte bulunan 38.maddesine göre doğarak (gerçek değer) olmak üzere kazanılmış hak durumunageçmiş bulunan kamulaştırma bedelini almak için davacı olmuştur. Bu davanınçözümünde uygulanacak kanun hükmünün 6830 saydı Kanunun 3. maddesi olduğundakuşku yoktur ve esasen itirazda bulunan mahkeme de, bu davada uygulanacak hükümolduğu için söz konusu maddenin Anayasaya aykırılığını öne sürmektedir.
Çoğunlukgerekçesindeki nedenlerle maddenin iptali halinde, ortada davada uygulanacakhüküm kalmayacak, sonradan yeni Anayasa ilkesi doğrultusunda çıkarılacak vebelki de eskisinden farklı nitelikte olacak olan yeni kanun hükmünün davacıhakkında uygulanması durumu ortaya çıkacaktır. Yani kişinin kazanılmış hakkıbir tarafa bırakılarak kendisine, yeniden düzenlenen bir başka hakverilecektir.
Böylebir sonucun, Anayasa Mahkemesine itiraz yolu ile verilmiş bulunan Anayasadenetimi ilkesiyle olan çelişkisi ortadadır. Zira esas amacı, kişiyi Anayasayaaykırı kanunların uygulanmasından korumak olan itiraz yolunun, tersineişliyerek kişinin yürürlükteki kanunlara ve Anayasa'ya uygun olarak kazanmışolduğu haklarının elinden alınması sonucunu doğurduğu görülmektedir.
Şuhalde hem çoğunluk gerekçesinde dile getirilen hem de yukarıda açıklanansakıncaları önleyici bir yol tutulmasında zorunluk vardır. Esasen bu yoluAnayasa'nın kendisi de göstermektedir :
Anayasa'nın1488 sayılı Kanunla değişen 152. maddesinin dördüncü fıkrasında :
(AnayasaMahkemesi, diğer mahkemelerden gelen Anayasaya aykırılık iddiaları üzerineverdiği hükümlerin, olayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı olacağına dakarar verebilir denilmektedir.
Görüldüğügibi Anayasa, iptal davalarından farklı olarak, itiraz yolunun amacınıngerçekleşebilmesinin zorunlu kılacağı bazı özel durumların olabileceğini de öngörerekki bu dosya böyle bir duruma tam bir örnek teşkil etmektedir. Çoğunlukgerekçesinde ileri sürüldüğünün aksine, genel nitelikte bir iptal veya uygunlukkararı verilmesi yerine, olayla sınırlı ve sırf tarafları bağlayıcı niteliktekarar verilmesini mahkemenin takdirine bırakmıştır.
Olayınyukarıda açıklanan niteliğine göre de Anayasa'nın bu hükmüne uygun bir kararverilmesi zorunluğu ortadadır.
Ohalde Polatlı Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış bulunan kamulaştırma bedelininartırılması davasında uygulanması gereken 6830 sayılı Kanunun 3. maddesi hükmü,dava konusu hakkın doğduğu ve kazanılmış hak durumunu aldığı tarihte yürürlüktebulunan Anayasa ilkelerine uygun bulunduğundan ve bu davanın çözümünde sonradanyürürlüğe giren Anayasa değişikliğinin etki yapması da Anayasa'nın 2. maddesindekiHukuk Devleti ilkesi karşısında söz konusu edilemiyeceğinden bu olaylasınırlı ve yalnız itirazda bulunan mahkemedeki davanın taraflarını bağlayıcınitelikte olmak üzere itirazın reddine karar verilmelidir.
Bunedenlerle maddenin iptali kararına karşıyım.
Üye
Muhittin Gürün
Katılıyorum.
Üye
Lûtfi Ömerbaş