ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1973/1
Karar Sayısı:1973/18
Karar Günü:17/4/1973
Resmi Gazete tarih/sayı:29.8.1973/14640
İtirazyoluna başvuran : Danıştay 12 nci Dairesi.
İtirazınkonusu : 15/5/1959 günlü 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler DolayısiyleAlınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2/7/1968 günlü, 1051sayılı Kanunla değişik 21 inci maddesinin birinci fıkrasındaki "afetbölgesi içinde ve dışında tespit olunan imar Ve iskan alanları içindekitaşınmaz mallardan Hazineye, özel idareye, belediyeye, köy tüzel kişiliğineveya katma bütçeli dairelere ait olanlardan ...... ihtiyaca tekabül edenmiktarı, İmar ve İskân Bakanlığının isteği üzerine bedelsiz olarak bu işetahsis ve temlik olunur." hükmünün davada uygulanacak olan "köy tüzelkişiliğine ait taşınmaz mallara ilişkin kısmını" Anayasa'nın 36. ve 38.inci maddelerine aykırı gören mahkeme Anayasa'nın değişik 151 inci maddesinedayanarak Anayasa Mahkemesine başvurulmasına 26/5/1972 gününde karar vermistir.
I -OLAY :
6/10/1964günü Marmaris Bölgesinde oluşan deprem âfetinin Karacabey ilçesinin AkhisarKöyünde de hasara ve 'kimi konutların yıkılmasına yol açması üzerine İmar veİskân Bakanlığı konut yaptırılmak üzere bu köy tüzel kişiliğine ilişkin üçparça taşınmaza el koyup afete uğrayanlara dağıtmış; onlar da aldıklarıyardımlarla bu yerler üzerinde kendilerine konut yaptırmışlardır. İmar ve İskânBakanlığı, söz konusu taşınmazların karşılığını satın alma veya anlaşma yoluile köy tüzel kişiliğine ödemek için gerekli işlemlere girişmiş ise de bu arada7269 sayılı Kanunun 21 inci maddesi 1051 sayılı Kanunla değiştirilince yenikural uyarınca taşınmazlar bedelsiz olarak Hazineye geçmiştir. Bunun üzerineAkhisar köyü tüzel kişiliği adına muhtarca imar ve iskân Bakanlığı aleyhine;taşınmaz bedellerinin tazmini isteği ile Danıştay 12 nci Dairasinde davaaçılmış ve bu dairece de, yukarıda değinildiği gibi, 7269 sayılı Kanunun 1051sayılı Kanunla değiştirilen 21 inci maddesinin birinci fıkrasındaki kuralın"köy tüzel kişiliğine ilişkin" bölümü Anayasanın 36. ve 38 incimaddelerine aykırı görülerek itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurulmasınakarar verilmiştir.
III- YASA METİNLERİ :
l -İtiraz konusu Kanun hükmü :
15/5/1959günlü, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler dolayısiyle AlınacakTedbirlerle Yapılacak Yardımlara dair Kanunun 2 Temmuz 1968 günlü ve 1051sayılı Kanunla değiştirilen ve birinci fıkrasının köy tüzel kişiliğine ilişkintaşınmazlarla ilgili kuralı itiraz konusu edilen 21 inci maddesi, BeşinciTertip Düstur Cilt 7 İkinci kitap, sayfa 2594 teki metne göre, şöyledir:
"Afetbölgesi içinde ve dışında tespit olunan imar ve iskân alanları içindekitaşınmaz mallardan Hazineye, özel idareye, belediyeye, köy tüzel kişiliğineveya katma bütçeli dairelere ait olanlardan (Vakıflar Genel Müdürlüğü taşınmazmalları ile Hazineye, özel idareye ve belediyeye ait taşınmaz mallardan birkamu hizmetine tahsis edilenler hariç) ihtiyaca tekabül eden miktarı, İmar veİskân Bakanlığının isteği üzerine bedelsiz olarak bu işe tahsis ve temlikolunur.
Afetsahaları içinde ve dışında yeniden kurulacak iskân yerleri (Şehir kasaba, köy)ile mevcut iskân sahalarına yapılacak eklemeler için, yiıkarıdaki hükümlerdairesinde arazi temini mümkün olmayan hallerde (normal gelişme alanlarınaöncelik verilmek şartiyle) arazi ve bina satın alınabileceği gibi, kamulaştırmamevzuatı dahilinde, kamulaştırma da yapılabilir.
Bumaddeye göre sağlanan taşınmaz mallar imar ve iskân Bakanlığının isteği üzerineayrıca ferağ şartı aranmaksızın Hazine adına resen tescil olunur.
2 -Mahkemenin dayandığı Anayasa kuralları:
MahkemeninAnayasaya aykırılık görüşünü desteklemek üzere ileri sürdüğü Anayasanın 36. ve38 inci maddeleri aşağıda yazılı olduğu gibidir.
a)"Madde 36 - Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancakkamu yararı amacı ile, kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyethakkının kullanılması toplum yararına aykrı olamaz."
b)"Madde 38/1 - (1488 sayılı Kanunla değiştirilmeden önceki metin)
Devletve kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçekkarşılıklarını peşin ödemek şartı ile özel mülkiyette bulunan taşınmazmalların, kanunla gösterilen esas ve usullere göre tamamını veya bir kısmınıkamulaştırmaya veya bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmaya yetkilidir."
c)"Madde 38/1, 2, 3 (1488 sayılı Kanunla değişik)
Devletve kamu tüzel kişileri kamu yararının gerektirdiği hallerde, karşılıklarınıpeşin ödemek şartiyle, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malları, kanunlagösterilen esas ve usullere göre, tamamını veya bir kısmını kamulaştırmaya vebunlar üzerinde idari irtifaklar kurmaya yetkilidir.
Ödenecekkarşılık, taşınmaz malm tamamının kamulaştırılması halinde o mâlın malikininkânunda gösterilecek usul ve şekle uygun olarak bildireceği vergi değerini;kısmen kamulaştırmalarda da, vergi değerinin kamulaştırılan kısma düşenmiktarını aşamaz.
Kamulaştırılantaşınmaz mal karşılığının vergi değerinden az takdir edilmesi halinde malikinitiraz ve dava hakkı saklıdır."
3 -Konuyu ilgilendiren Anayasa kuralları:
Anayasa'nınkonuyu ilgilendiren 112. ve 116. maddeleri şöyledir:
"Madde112 - İdarenin kuruluş ve görevleri merkezden yönetim ve yerinden yönetimesaslarına dayanır.
İdare,kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir.
Kamutüzel kişiliği, ancak kanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulur."
"Madde116 - Mahalli idareler, il belediye veya köy halkının müşterek mahalliihtiyaçlarını karşılayan ve genel karar organları halk tarafından seçilen kamutüzel kişileridir.
Mahalliidarelerin seçimleri, kamunun gösterdiği zamanlarda ve 55 inci maddede yazılıesaslara göre yapılır.
Mahalliidarelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kazanma ve kaybetmelerikonusundaki denetim ancak yargı yolu ile olur.
Mahalliidarelerin kuruluşları, kendi aralarında birlik kurmaları görevleri yetkileri,maliye ve kolluk işleri ve merkezi idare ile karşılıklı bağ ve ilgililerikanunla düzenlenir. Bu idarelere, görevleri ile orantılı gelir kaynaklarısağlanır."
IV -İLK İNCELEME :
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 8/2/1973 gününde Muhittin Taylan.Avni Givda, Fazıl Uluoacak, Sait Koçak, Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, Ahmet Akar,Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, Kâni Vrana, Muhittin Gürün, LûtfiÖmerbns, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmaları ile yapılan ilkinceleme Toplantısında dosyanın eksiği bulunmadığı saptandıktan sonra işinesasının incelenmesine "Muhittin Gürün'ün başvurmanın, başvuran mahkemeninyetkisizliği yönünden reddi gerektiği yolundaki karşı oyu ile" veoyçokluğu ile 8/2/1973 gününde karar verilmiştir.
Danıştay12. Dairesi elindeki davanın görevi içinde olduğunu kabul ederek davayabakmakta bulunduğundan ve işin niteliğine göre bu tutuma müdahale, Anayasayauygunluk denetimi kapsamını aşacağı için, düşünülemiyeceğinden, karşı görüşçoğunlukla benimsenmemiştir.
V -ESASIN İNCELENMESİ :
İşinesasına ilişkin rapor, Danıştay Başkanlığının 10/1/1973 günlü, 615 0053 sayılıyazısına bağlı olarak gelen Danıştay 12. Dairesinin 26/5/1972 günlü, 1969/2081sayılı gerekçeli kararı vj ekleri, Anayasaya aykırılığı ileri sürülen kanunhükmü ve iddiaya destek yapılan ve konu ile ilgisi bulunan Anayasa maddeleriile öteki aydınlatıcı kurallar okun' duktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Türkiyeumumi hayata etkili doğal afetlere sık sık sahne olan bir ülkedir. Onun için debu afetler ara ara kent ve köylerde bazan büyük hasarlara, bu arada konutlarınyıkılmasına, ve çok sayıda can ve mal kaybına yol açmaktadır. Bu gibidurumlarda hasar ve zararların telâfisine çalışmak; konutları yıkılmış açıktakalmış yurttaşlara acele konut yaptırmak veya konut yapımında kendilerineyardımcı olmak Devletin başta gelen sosyal görevlerindendir. Anayasa'nın 2.maddesinde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin nitelikleri belirtilirken aynızamanda "sosyal bir nukuk devleti" olduğu ilkesi saptanmıştır. YineAnayasa'nın 10. maddesindeki "Devletin, sosyal adalet ve hukuk devletiilkeleri ile bağdaşmayan bütün iktisadi ve sosyal engelleri kaldıracağı",41. maddesindeki "İktisadi ve sosyal kalkınmayı demokratik yollardangerçekleştirmekle ödevli" olduğu ve 49. maddesindeki "yoksul ve dargelirli ailelerin sağlık şartlarına uygun konut ihtiyaçlarını karşılayıcıtedbirleri alacağı" yolundaki hükümler de sosyal devlet anlayışınıngereklerinden bulunmaktadır.
Buradaşu noktanın belirtilmesi yerinde olacaktır. İptali istenen kanun kuralınınilişkin bulunduğu konunun, aşağıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere,mülkiyet hakkını koruma ilkesiyle bir ilişkisi yoktur; onun için de Anayasanın36. ve 38. maddeleri kapsamının dışındadır.
Bilindiğigibi Anayasa'nın 112. ve 116. maddelerine göre köyler, Devlet genel yönetimiiçinde ve kamu tüzel kişilerinden sayılmış ve 112. madde de idarenin bütünlüğüilkesine özellikle yer verildiği görülmüştür. Ohalde Anayasaya göre bir kamukuruluşu olan köy tüzel kişiliğine ilişkin malların da kamu malı niteliğindeolacağında kuşku yoktur. Böyle olunca köy tüzel kişiliğine ilişkintaşımazların, doğal afetler dolayısiyle yine kamu yararına bedelsiz olaraktahsis edilmesi ve incelenen itirazla ilgili olayda olduğu gibi depremfelaketinde konutları yıkılan köy halkına konut yaptırmak üzere aynı köye aittaşınmazların bedelsiz olarak ayrılması Anayasa'nın sözü edilen ilke vehükümlerine uygun düşmektedir. Bu nedenlerle itirazın reddine kararverilmelidir.
AvniGivda ve Ahmet Akar kanun kuralının Anayasaya aykırı olduğunu ve iptaligerektiğini ileri sürmüşlerdir.
NuriÜlgenalp sonuçta birleşmeme birlikte gerekçeye katılmamış Ahmet H. Boyacıoğluek gerekçe yazmak hakkını saklı tutmuştur.
VI -Sonuç : 15/5/1959 günlü, 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler DolayısiyleAlınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2/7/1968 günlü 1051sayılı Kanunla değişik 21 inci maddesinin birinci fıkrasının "Köy tüzelkişiliğine ait taşınmaz mallar "a ilişkin bölümünün Anayasa'ya aykırı olmadığınave itirazın reddine Avni Givda ve Ahmet Akar'ın karşıoyları ile ve oyçokluğuile 17/4/1973 gününde karar verildi.
Başkan
Muhittin Taylan
Başkanvekili
Avni Givda
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Nuri Ülgenalp
Üye
Şahap arıç
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Abdullah Üner
Üye
Kâni Vrana
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
Danıştay12. Dairesinin Anayasaya aykırılığını ileri sürdüğü, "Umumi Hayata MüessirAfetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair"15/5/1959 günlü, 7269 sayılı Kanunun 2/7/1968 günlü, 1051 sayılı Kanunladeğişik 21. maddesinin birinci fıkrasında yer alan ve "afet bölgesi içindeve dışında saptanan imar ve iskân alanları içindeki taşınmaz mallardan köytüzel kişiliğine ait olanların ihtiyacı karşılayacak miktarının İmar ve iskânBakanlığının isteği üzerine bedelsiz olarak bu işe tahsis ve temlikedilmesi" ne ilişkin bulunan kuraldır.
AnayasaMahkemesi, itiraz yoliyle gelmiş böyle bir kuralın Anayasaya uygunlukdenetimini yaparken olayda sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı hükümvermeyecekse ki bu işte böyle bir hüküm söz konusu olmamıştır - itiraz yolunabaşvuran mahkemenin bakmakta olduğu davanın konusuna özgü özellikleri veayrıntıları bir yana bırakmak denetiminden geçirdiği yasa kuralını YasaKoyucunun ona verdiği kapsam içinde ele alıp değerlendirmek zorundadır.
Olaydaileri sürüldüğü gibi köy tüzel kişiliğinin elindeki taşınmaz kamu hizmetinetahsis edilmemiş ve burasının yine o köy içinde doğal afete uğramış bulunanlarakonut yapılması için kullanılması öngörülmüş olabilir. Tahsis ve Temlik konusutaşınmaz köy tüzel kişiliğinin özel mülkiyetindedir, yahut değildir. Bütünbunların ve bunlar gibi ayrıntıların bir önemi olamaz. Çünkü Anayasa'yaaykırılığı ileri sürülen kural geniş kapsamlı, genel ve mutlak niteliktedir.Taşınmaz, köy tüzel kişiliğinin özel mülkiyetinde bulunsun veya köy orta malıolsun; bir kamu hizmetine tahsis edilsin veya edilmesin; imar ve iskânBakanlığınca o köy veya başka yerler halkının ihtiyaçlarına tahsis edilmesidüşünülsün; kural işleyecektir. Onun içindir ki, yukarıda değinildiği üzereolayla sınırlı ve yalnız tarafları bağlayıcı hüküm verilmiyeceğine göre,Anayasaya uygunluk denetiminde kanun kuralının tam anlamı ve kapsamiyle ölçüyevurulması gereklidir.
Böyleyapıldıkta saptanan durum şudur: Anayasa'nın 112. maddesine göre "İdarekuruluş ve görevleriyle bir bütündür" Amma 116. maddeye göre de köyidaresi, köy halkının müşterek mahalli ihtiyaçlarını karşılayan ve genel kararorganları halkça seçilen bir kamu tüzel kişisidir. Bu İdareye Devlet, görevleriile orantılı gelir kaynakları sağlamak yükümündedir. Köy tüzel kişiliğinin özelmülkiyetindeki taşınmazlar o köyün bir gelir kaynağıdır. Köye yeterli gelirkaynağı sağlaması gerekirken merkezi idarenin kendi görev ve ödev alanına girenişler için köyün gelirine hele gelir kaynaklarına el atması düşünülmez. Bir köytüzel kişiliğine ilişkin taşınmazların başka bir köy halkının ihtiyacı içinbedelsiz olarak o köyün elinden alınması ise köy idaresinin kuruluşundaki"o köy halkının müşterek mahalli ihtiyaçlannı karşılama" ereğine tersdüşer. Kaldı ki genel hayatı etkileyecek ağalıkta doğal afetlerin bir köydekizararlarının giderilmesiyle o köyü yükümlü tutmak da köyün gelir kaynaklarınıngücünü aşacak bir girişim demektir. Şu duruma göre genel hayata etkili afetlerdolayısiyle tedbir alınması ve yardım yapılması gibi bir gerekçe dahi bir köytüzel kişiliğinin özel mülkiyetindeki taşınmazların parasız olarak elindenalınmasını haklı gösteremez. İptali istenen kural, kararda belirtildiği gibi,Anayasa'nın 116. maddesine uygun değil apaçık aykırıdır; İptal edilmesi gerekir
ÖteYandan 7269 sayılı Kanunun 1051 sayılı Kanunla değşiik 21. maddesinin birincifıkrasında Hazine'ye özel idareye, Belediyeye ilişkin taşınmazlardan bir kamuhizmetine tahsis edilmiş olanlar, bedelsiz el konma kuralı dışındabırakılmışken köy tüzel kişiliğinin taşınmazları için bu türlü bir istisna dahitanınmamıştır. Mahalli idareler arasında hiçbir haklı nedene dayanmayan böylebir ayrım yapılması Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyetininnitelikleri arasında sayılan "hukuk devleti" kavramı ile bağdaşabilirbir tutum ve böyle bir devletin yasalarında yer alabilecek bir kural olaraksavunulamaz.
Yukarıdanberi açıklananlarla varılan sonuca göre konunun Anayasa'nın mülkiyet hakkınınkorunmasına ilişkin ilkeleri yönünden tartışılmasına yer görülmemiştir.
7269sayılı Kanunun 1051 sayılı Kanunla değişik 21. maddesinin birinci fıkrasındakiköy tüzel kişiliği taşınmazlarına ilişkin kuralın Anayasa'ya aykırılığıdolayısiyla iptali gerekirken Aanayasa'ya aykırı olmadığı ve itirazın reddiyolunda verilen 17/4/1973 günlü, 1973/1 18 sayılı karara bu nedenlerlekarşıyız.
Avni Givda
Başkanvekili
Üye
Ahmet Akar
KARŞIOYYAZISI
Anayasa'nın151. maddesinin ilk fıkrasında:
(Birdavaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanunun hükümlerini Anayasa'yaaykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasınınciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği kararakadar davayı geri bırakır) denilmektedir.
ÖteyandanAnayasa Mahkemesinin kuruluşu ve yargılama usulleri hakkındaki 22/4/1962 günlüve 44 sayılı Kanunun 27. maddesinin l işaretli bendinde de, bir davaya bakmaktaolan mahkemenin (o dava sebebiyls uygulanacak kanun hükümlerini) Anayasa'yaaykırı görürse itiraz yoluna başvurabileceği belirtilmek suretiyle Anayasailkesi tekrar edilmiş bulunmaktadır. Anayasa'nın ve kanunun açıklanan buhükümlerine göre bir mahkemenin itiraz yoluna başvurarak bir kanun hükmününAnayasa'ya uvgun olup olmadığının karara bağlanmasını isteyebilmesi içinaşağıdaki koşulların mevcut olması gerekmektedir:
1 -Mahkemenin bir davaya bakmakta olması,
2 -Anayasa'ya uygunluğunun çözümlenmesi gereken hükmün, o davada uygulanacak hükümbulunması,
Buiki koşuldan birinin bile eksik olması halinde itiraz yoluna başvurulamıyacağıaçıktır.
Herkesibağlayıcı olan bu Anayasa ilkesi karşısında, Anayasa Mahkemesinin de itirazyolu ile bir istem geldiği zaman bu koşulların tam olduğunu araştırmak zorundabulunduğunda kuşku gösterilemez. Aksi takdirde geçersiz bir istemin kararabağlanması gibi bir durumla karşılaşılaşabilirki böyle biı halde AnayasaMahkemesi de Anayasa'ya aykırı bir tutum ve durum içine düşürülmüş olur.
Bubakımdan, itirazda bulunan mahkemenin elindeki herhangi bir işi (dava) saymasıve bir kanun hükmünü o davada uygulama durumunda bulunduğunu belirtmişbulunması, Anayasa Mahkemesini bağlamaz ve onun tarafından da koşulların varolup olmadığının ayrıca araştırılması gereğini ortadan kaldırmaz. Anayasa Mahkemesininde kendi kanısına göre bu koşulların tamam olup olmadığını saptamasızorunludur.
Anayasa'nın151. maddesinde öngörülen nitelikte bir dava ne zaman var sayılabilir' Birbaşka deyimle, kanunlara dayanan gerçek uyuşmazlıklar yanında, usul hukukunagöre sadece şekli itibariyle de (dava) olarak nitelendirilebilen her istem,Anayasa'nın 151. maddesinde sözü edilen (dava) olarak kabul olunabilir mi'
Busorunun, Anayasa'nın 151. maddesinin amacı doğrultusunda cevaplandırılmasıgerekmektedir:
Anayasa'yauygunluk denetiminde iptal davası yanında bir de itiraz yoluna yer verilmişbulunması, bu konudaki hükümlerin niteliğinde de anlaşılacağı üzere, kişiyiAnayasaya aykırı kanunların uygulanmasından koruyarak Anayasa güvencesi altınaalmak ve Anayasa'nın üstünlüğünü sağlamak amacına dayanmaktadır. Şu halde maddede öngörülen (dava) deyimi ile, Anayasa ve kanunlara göre yetkili olan birmahkeme önüne getirilerek kişi hakkında olumlu veya olumsuz yönde bir karar ilesonuçlanabilmesi mümkün olan uyuşmazlıkların kasdedildiği anlaşılmaktadır. Ziraancak böyle bir durumda, kişinin Anayasaya aykırı bir kanunun uygulanmasındankorunması söz konusu olabilir. Buna göre Anayasa ve kanunlara uygun olmayarakgörevi dışındaki bir istemin bir mahkeme önüne getirilmiş olmasını, Anayasadenetiminin sağlanması için başvurulabilecek bir neden saymaya imkân yoktur.Anayasa'nın 2. madesinde devlet düzeninin temellerinden birisi olarakgösterilen "Hukuk devleti" kavramı, kanunsuz ve hukuk açısındandeğersiz işlemlere, geçerli sayılabilecek bir neden bulunmadıkça, hakuki sonuçve etki tanınmasına izin vermez.
Yukarıdakiaçıklamadan anlaşılacağı gibi Anayasa'nın 151. ve 44 sayılı Kanunun 27.maddelerinde sözü edilen (Bakılmakta olan dava) deyimi ile, kanunlara uygunbiçimde ve mahkemenin görevi içinde açılmış bir davanın öngörülmüş olduğundakuşku olmamak gerekir.
Dosyayanazaran, bir köy tüzel kişiliğine ait olup İmar ve İskân Bakanlığınca 7269sayılı Kanun gereğince ev yapıp âfete uğrayanlara dağıtmak maksadiyle elkonulmuş bulunan üç parça taşınmazın, sözü geçen kanunun 1051 sayılı Kanunladeğişen 21. maddesi gereğince bedelsiz olarak Hazine, adına tescili üzerine köytüzel kişiliği tarafından Danıştay 12. Dairesinde taşınmaz bedellerinin tahsiliisteği ile Bakanlık aleyhine dava açılmış ve 12. Daire de bu davayı görmeyekendisini yetkili saymıştır.
Yukarıdada görüldüğü üzere davacının istemi, taşınmazlara el koyma işleminingereksizliği ve kanunsuzluğu gibi konulara ilişkin olmayıp sadece bedelininverilmesinden ibarettir. Bedelin verilmemesi ise, bir idari eylem ve işlemingereği olmayıp kanun hükmünün kendisinden doğmaktadır.
Anayasa'nın140. maddesi, idari uyuşmazlıkları ve idari davaları görmek ve çözümlemekgörevini Danıştay'a vermiştir.
Keza24/12/1964 gün ve 521 sayılı Danıştay Kanunu bu kuruluşa sadece idari eylem veişlemlerden doğan, kişi ile idare arasındaki uyuşmazlıklara ilişkin davalarıçözümlemek görevi vermiştir. (Madde 29. 30) Olayda köy hükmi şahsiyetinin,aşağıda açıklandığı gibi Anayasa ve kanunlara göre hakkı olmadığı halde,istediği bedelin ödenmemesi hali, yukarıda da belirtildiği gibi idarenin kendiişlem ve eylemi ile öngördüğü bir sonuç olmayıp kanun hükmünün kendisidir. Busonucun, taşınmazın söz konusu hizmete idarece tahsisi üzerine ortaya çıkmışbulunması, kanunun öngördüğü (bedelsizlik) durumunun, bir idarî eylem veişlemin sonucu olarak sayılmasına imkân vermez, şu hale göre buradaki bedeluyuşmazlığı bir idari eylem ve işlemden ileri gelmeyip kanundan doğmaktadır.Kanunlara karşı olan istemlerin çözüm yeri ise Danıştay değildir.
Öteyandanbu el koyma işlemi, niteliği bakımından bir çeşit kamulaştırmaya benzetilsebile kamulaştırma işlemlerinde bedele ilişkin uyuşmazlıkların çözüm yerinin deDanıştay olmadığı bilinmektedir.
Kaldıkikonunun, tamamen ayrı bir açıdan ele alınmasında zorunluk vardır:
İdaribir işlem ve eylem sonucu olarak kişinin hak veya menfaatinin zarar görmesihalinde idari bir uyuşmazlığın doğabileceği bilinen bir ilkedir. (Hak veyamenfaatın) öne sürülebilir nitelikte olması ise onun Anayasa'dan veyakanunlardan doğmasına bağlıdır.
Köytüzel kişiliği, Anayasa'nın 112. maddesinde sözü edilen ve kanunla düzenlenenkuruluş ve görevleriyle bir bütün teşkil ettiği belirtilen (idare) nin birparçasıdır. Anayasa'nın 115. ve 116. maddelerinde ise idarenin kuruluşu,(Merkezi idare) ve (Mahalli İdare) olmak üzere iki ayrı düzende ilkelerebağlanmıştır. Şu halde Anayasa açısından köy tüzel kişileri de idarenin birbölümü olup köylere ilişkin kamu hizmetlerini yürütmek üzere kurulmuş birerkamu tüzel kişileridir. Yani devlete ait kamu görevlerinden bir bölümü (köyhalkının müşterek ve mahalli ihtiyaçları) köy tüzel kişileri tarafındanyürütülecek ve bunların kuruluşları, görevleri ve yetkileri de kanundagösterilecektir. (Anayasa Madde: 116). Ancak kuruluştaki bu ayrılığın,Anayasanın 112. maddesinde öngörülen (İdare Birliği) nden köyleri dışarıdatutma sonucunu doğurmayacağı unutulmamalıdır. Bu bakımdan köyün yetişemediğikamu hizmetlerine, merkezi idarenin yardımcı olması veya o hizmeti büsbütünüzerine alması doğal bir sonuçtur. Esasen yine Anayasanın 116. maddesinde, köytüzel kişilerinin merkezi idare ile olan bağve ilgilerinin kanunladüzenleneceği bu idarelere, görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanacağıaçıkça belirtilmiştir.
Öteyandanköy mallarının da, bir kamu hizmetine tahsis edilmiş olsun veya olmasın, kamumalı olduklarında kuşku yoktur. Bunlardan bir kamu hizmetine tahsis edilmişolanlar, doğrudan doğruya; böyle bir tahsis dışında kalanlar da, sağladıklarıgelir veya başka biçimdeki menfaatlarla köye ilişkin kamu hizmetlerininyürütülmesinde kullanılmaktadır.
Bumallar üzerinde, Anayasa'nın 38. maddesine göre, köy tüzel kişiliğinin(mülkiyet) hakkının bulunduğu ve üçüncü şahıslara karşı bu hakkına dayanarakdavalı veya davacı olacağında kuşku yoktur.
Ancakbir bütün teşkil eden idarenin çeşitli bölüm ve kademelerine ait kamumallarının kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi amaciyle ve bir kanunlabirinden ötekine yapılan devir ve tahsislerinin, bu bölüm ve kademelerin (Mülkiyet)hakları öne sürülerek adli veya idari bir uyuşmazlığa konu yapılması ve bedelistenilmesi Anayasa'nın yukarıda belirlenen 112. ve 116. maddeleri karşısındamümkün değildir. Anayasaya aykırılığı öne sürülen 2/7/1968 günlü ve 1051 sayılıKanunun 21. maddesi de esasen bu konuda herhangi bir bedel öngörmüş olmayıpaksine intikalin bedelsiz olacağını açıklamıştır.
Şuduruma göre, merkezi idareye karşı köy tüzel kişiliğinin bu konuda önesürebileceğine Anayasa'dan ve ne de kanundan doğan bir hakkı söz konusuolmadığından, böyle bir istemde bulunma, yani "davacı" olma yetkiside yoktur. Zaten Anayasa Mahkemesi de yukarıki karariyle bu gerçeği tespitetmiş bulunmaktadır.
Buaçıklamalardan ortaya çıkan sonuç şudur :
Danıştay,Anayasa ve kanunlarla kendisine görev olarak verilmemiş bir konuya ilişkinolmak üzere yapılmış yetkisiz bir istemi, Anayasa'nın 151. maddesine olanaksaplayıcı nitelikte bir (dava) sayarak sözü geçen kanun hükmü hakkındaAnayasa'ya aykırılık itirazında bulunmuştur.
HalbukiAnayara'nın 4. maddesi hiçbir kimse veya organın, kaynağını Anayasa'dan almayanbir Devlet yetkisini kullanamıyacağı ilkesini koymuş ve Anayasa'nın 8. maddeside Anayasa hükümlerinin yargı organları da dahil olmak üzere herkesibağlıyacağını kuşkuya yer vermiyecek bir açıklıkta belirtmiştir.
Budurumda Anayasa'ya aykırı olarak yapılmış olan bu itirazın, itirazda bulunanDanıştay 12. dairesinin yetkisizliği yönünden reddine karar verilmelidir.
Yukarıkinedenlerle kararın konuya ilişkin begümüne katılmıyorum
Muhittin Gürün
Üye