ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1973/2
Karar Sayısı:1973/14
Karar günü:. 22/3/1973
Resmi Gazete tarih/sayı:29.8.1973/14640
İtirazyoluna başvuran : Ankara Asliye 2 nci Ticaret Mahkemesi.
İtirazınkonusu : 6/8/1970 günlü, 13751 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan (444 sayılıKanunun l inci ve 2 nci maddelerinin değiştirilmesine dair) 22/7/1970 günlü,1313 sayılı Kanunun Anayasaya aykırı olduğu yolundaki davalı vekilininiddiasının ciddiliği kanısına varan mahkeme Anayasa'nın değişik 151 incimaddesine dayanarak Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
I -OLAY :
BirOnuncu Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyesince 1313 sayılı Kanunun l incimaddesine dayanılarak Türkive Cumhuriveti Ziraat Bankası aleyhine 8/6/1972gününde acılan ve Ankara Asliye 2 nci Ticaret Mahkemesinin 1972/358 esassayısını alan 10.250,31 liralık murazanın men'i davasının 27/9/1972 günlü ilkduruşmasında davalı vekili 1313 sayılı Kanunun l inci maddesinin Anayasa'nın2., 7., 12., 38. ve 40 ıncı maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüş; iddiayıciddi gören ve Kanunun tümünün Anayasa'nın 12. ve 40 ıncı maddelerine aykırı düştüğükanısına varan mahkeme Anayasa Mahkemesine başvurulmasına 8/11/1972 günündeoybirliği ile karar vermiştir.
III-YASA METİNLERİ:
1 -İtiraz konusu Kanun :
Anayasayaaykırılık iddia ve görüşüne konu olan 22/7/1970 günlü, 1313 sayılı Kanunun l ve2 nci maddeleri, Beşinci Tertip Düstur Cilt 9 İkinci Kitap Sayfa 2579 dakimetne göre şöyledir :
(Maddel - Onuncu Dönem T. B. M. M. üyelerinin ödeneklerine müsteniden T. C. ZiraatBankasına bakiye borçlaRI bu Kanunun neşri tarihinden itibaren % 3 faizle 10yıllık taksite bağlanmıştır.
Borçlularınbu tarihe kadar yapmış oldukları bütün ödemeler "hangi nam ile tahsiledilmiş olursa olsun" esas borçtan indirilir.)
(Madde2 - Onbirinci Dönem T. B. M. M. üyelerinin 1960 yılı milletvekilliği ödenek veyolluklarından dolayı hazineye olan borçları tahakkuk ettiği tarihten muteberolmak üzere kaldırılmıştır.
OnbirinciDönem T. B. M. M. üyelerinin ödeneklerine müsteniden Ziraat Bankasına olanborçları l inci madde hükümlerine tabidir.)
2 -Dayanılan Anayasa kuralları :
MahkemeninAnayasa'ya aykırılık görüşünü desteklemek üzere ileriye sürdüğü Anayasa'nın 12ve 40 ıncı maddeleri aşağıda yazılı olduğu gibidir :
(Madde2 - Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.)
(Madde40 - Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özelteşebbüsler kurmak serbesttir.
Kanun,bu hürriyetleri ancak kamu yararı amacı ile sınırlayabilir.
Devlet,özel teşebbüslerin millî iktisadın gereklerine ve sosyal amaçlara uygunyürümesini, güvenlik ve kararlık içinde çalışmasını sağlıyacak tedbirlerialır.)
IV-İLK İNCELEME:
l -9/1/1973 günlü toplantı :
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca 9/1/1973 gününde MuhittinTaylan, Avni Givda, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, İhsanEcemiş, Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, Kâni Vrana, Mustafa Karaoğlu,Lûtfi Ömerbaş, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmaları ileyapılan iki inceleme toplantısında iş aşağıda yazılı yönlerden ele alınmıştır.
a)Görüşmelerin başında Halit Zarbun konunun kendisini ilgilendirdiğiniaçıklamıştır. Ahmet Akar ve Muhittin Gürün mazeretli, üç üyelik de boş olduğuiçin Halit Zarbun'un işe bakmaktan çekinmesi kurulun toplanmasınıengelliyecektir. 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinin sonfıkrasında yer alan (Kurulun toplanmasına mani olacak sayıda üyelerin çekinmeistekleri dinlenmez) kuralı böyle bir çekinmeye olanak tanımadığı için kurulunbu durumu ile incelemeye geçilmiştir.
b)Dosyadaki belgelerin fotokopi yoliyle elde edilen suretler olduğu ve bunlarınonanh bulunmadığı görülmüştür. 44 sayılı Kanunun 27 nci maddesinin üçüncüfıkrası kuralına göre dosya muhtevasının mahkemece konu ile ilgili görülüpgönderilen suretlerinin onanmış bulunması zorunludur ve şu durum tamamlanmaküzere dosyanın geri çevrilmesini gerektiren bir eksikliği oluşturur. AvniGivda, Sait Koçak, Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner ve Lûtfi Ömerbaş fotokopiyoliyle elde edilmiş belge suretlerinin olağan biçimde düzenlenmiş örneklerdenayrımlı olduğunu, bunların belgelerin gerçeğe uygunluğunu ve resmi niteliğiniaynen aksettirdiğini, onun içinde geri çevirmeye yer olmadığını ileri sürerekbu görüşe katılmamışlardır.
Böylece;dosyadaki belge fotokopileri onanlı olmadığından 44 sayılı Kanunun 27 ncimaddesine aykırı düşen bu eksiklik tamamlanmak üzere dosyanın geri çevrilmesineAvni Givda, Sait Koçak, Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner ve Lûtfi ömerbaş'ıngeri çevirmeye yer olmadığı yolundaki karşıoyları ile ve oyçokluğu ile 9/1/1973gününde karar verilmiştir. (1972/55 1973/1 sayılı karar).
2 -8/2/1973 günlü toplantı :
DosyanınAnayasa Mahkemesine yeniden gelmesi üzsrine 8/2/1973 gününde Muhittin Taylan,Avni Givda, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, Ahmet Akar,Ziya Önel, Abdullah Üner, Kâni Vrana, Mustafa Karaoğlu, Muhittin Gürün, LûtfiÖberbaş, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmaları ile yapılantoplantıda saptanan durum aşağıda yazılı olduğu gibidir :
a)9/1/1973 günlü Anayasa Mahkemesi kararı gereğinin yerine getirildiği vedosyanın eksiğinin kalmadığı görülmüştür.
b)Mahkeme 1313 sayılı Kanunun l ve 2 nci maddelerinin Anayasa'ya uygunlukdenetiminden geçirilmesini istemektedir. Kanunun l inci maddesi Onuncu Dönem,ikinci maddesi ise Onbirinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerininborçlarına ilişkindir. Mahkemenin bakmakta olduğu davada bir Onuncu Dönemmilletvekilinin Ziraat Bankasına olan borcu söz konusudur. Mahkeme 1313 sayılıKanunun 2 nci maddesini bakmakta olduğu davada uygulama durumunda değildir veitiraz bu yönden Anayasa'nın değişik 151 inci maddesine uymamaktadır. İşinesasının incelenmesinin 1313 sayılı Kanunun l inci maddesi ile sınırlandırılmasıgerekir.
c)Böylece; dosyanın eksiği kalmadığı anlaşıldığından işin esasının 22/7/1970günlü 1313 sayılı Kanunun mahkemenin bakmakta olduğu davada uygulama durumundabulunduğu birinci maddesi ile sınırlı olarak incelenmesine 8/2/1973 günündeoybirliğiyle karar verilmiştir.
V -ESASIN İNCELENMESİ :
İtirazınesasına ilişkin rapor, Ankara Asliye 2 nci Ticaret Mahkemesinin 8/11/1972günlü, 1972/358 esas sayılı Kararı ile 24/1/1973 günlü aynı sayılı yazısı veekleri; iptali istenen Kanun kuralları, Anayasa'ya aykırılık görüşüne desteklikeden Anayasa maddeleri; bunlarla ilgili gerekçeler ve başka yasama belgeleri,konu ile ilişkisi bulunan öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüpdüşünüldü:
l -1313 sayılı Kanunun l inci maddesinin Anayasa'ya aykırılığı sorunu:
1313sayılı Kanunun l inci maddesinin Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılırken OnuncuDönem Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin ödeneklerini karşılık göstererekTürkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankasından aldıkları borç paraların ödenmesikonusunda bundan önceki 31/3/1964 günlü, 444 sayılı "10 ve 11 inci DönemTürkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin ödeneklerinden mütevellit T. C. ZiraatBankası ve Maliye Bakanlığına olan borçlarının ertelenmesine dair Kanun"un (Beşinci Tertip Düstur Cilt 3 ikinci Kitap Sayfa : 1857) getirdiği düzenlemeningözden geçirilmesi yerinde olacaktır. Bu arada aynı konudaki 29/1/1963 günlü,168 sayılı ve 3/7/1968 günlü, 1052 sayılı Kanunların CumhurbaşkanıncaAnayasa'nın 93 üncü maddesi uyarınca yayımlanmayarak bir daha görüşülmek üzereTürkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderilmiş olduğuna işaret edilmekgerekir.
11/4/1964gününde yürürlüğe giren 444 sayılı Kanunun l inci maddesine göre "10 uncuDönem Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin ödeneklerine müsteniden T.C.Ziraat Bankasına olan borçları vade gününden itibaren %6 faize ve borçbakiyeleri yedi yıllık eşit taksitlere bağlanmış; bu Kanunun yayınlandığı günekadar yapılan ödemelerin esas borçtan indirilmesi ve kesin hesaba intikalettirilmiş faiz ve ödenmiş vergilerin sonraki yılların tahakkuk ettirilecek faizve vergilerinden mahpus olunması" öngörülmüştür.
1313sayılı Kanunun sınırlama kararı uyarınca incelenen birinci maddesi 444 sayılıKanun kurallarını değiştirerek faizi % 6 dan % 3 e indirmekte, taksit süresiniyedi yıldan on yıla çıkarmakta ve bu Kanunun yayımı gününe değin borçlularınyapmış oldukları tüm ödemelerin hangi adla tahsil edilmiş olursa olsun esasborçtan indirilmesini öngörmektedir.
Görülüyorki söz konusu madde Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası ile borçlusu arasında buKanunun yürürlüğe girmesinden çok önce usulünce yapılmış ve tarafları içinhukuki değer taşıyan, geçerli, sürekli ve uyulması gerekli, başka deyimlebağlayıcı nitelik kazanmış olan bir sözleşmenin faize ve taksitlendirmeyeilişkin bölümlerini doğrudan doğruya değiştirmekle kalmamış; ayrıca aynısözleşme uyarınca esas borç dışında yapılmış ve yasa içi bir yolla Bankanınmamelekine geçmiş tahsilatı da, bunların bir bölümünün gerçek giderler veyavergi ödemeler dolayısiyle Bankanın elinden çıkmış olabileceğini, de gözönündebulundurmaksızın, Bankanın elinden alarak dolaylı bir yoldan borçlununmamelekine taşınmasını sağlamıştır.
Olaydaolduğu gibi bir özel sözleşmenin oluşturduğu hukukî durumun güvence altındabulundurulması ve ancak o alana giren hukuk kurallarının ve ayrıca hukukungenel ilkelerinin gereklerine uyularak o hukuki durumun bozulabilmesi hukukuegemen kılmış bir düzenin başlıca görevidir. Yasama yolu ile yürürlükteki böylebir geçerli sözleşmeye yukarıda açıklanan biçimde müdahale edilmesinin hukukdevleti kavramı ile bağdaştırılması düşünülemez. Türkiye Cumhuriyeti ZiraatBankasının 4/6/1937 günlü, 3202 sayılı Yasa ile "Devlet müessesesi"(3202 sayılı Kanun madde l/son) olmasının ve sermayesinin Devletçe sağlanmışbulunmasının (değişik madde 5) dahi, Devletin Anayasaca yükümlü olduğuhizmetlerden Ziraat Bankası aracılığı ile yerine getirmeyi öngördükleridışında, bu yönden istisnaî bir tutumu haklı göstermesine olanak yoktur.Anayasa'nın 2 nci maddesine göre ise Türkiye Cumhuriyetinin başlıcaniteliklerinden biri de hukuk devleti olmasıdır. Demek ki 1313 sayılı Kanunun linci maddesi Anayasa'nın 2 nci maddesi ile çelişir durumdadır.
Öteyandan yine bu madde, borçlarını ödememiş bir bölük milletvekilleri ileborçlarını ödemiş milletvekilleri ve hattâ Bankanın öteki sözleşmeli borçlularıarasında haklı nedene dayanmayan bir eşitsizliğe ve birincilerden yanaimtiyazlı bir duruma yol açmaktadır. Bu hal Anayasa'nın 12 nci maddesindekiilkelere açıkça aykırıdır.
Özetlenecekolursa; 1313 sayılı Kanunun sınırlama kararı uyarınca incelenen birincimaddesinin, yukarıdan beri açıklandığı üzere, Anayasa'nın 2 nci ve 12 ncimaddelerine aykırılığı dolayısiyle, iptal edilmesi gerekir.
MuhittinGürün bu gerekçeye katılmamıştır.
2 -1313 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasının durumu:
1313sayılı Kanunun 2 nci maddesinin ikinci fıkrasında "Onbirinci dönemT.B.M.M. üyelerinin ödeneklerine müsteniden Ziraat Bankasına olan borçlarının linci madde hükümlerine tâbi tutulacağı" kuralı yer almıştır. Birincimaddenin iptali öngörüldüğüne göre bu fıkra artık uygulanamama durumunagirecektir. 44 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikinci fıkrası belirlimaddenin iptali Kanunun bir başka hükmünün uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa ohükmün iptaline de Anayasa Mahkemesini yetkili kılmaktadır. İşin niteliğinegöre bu yetkinin kullanılması yerinde olacaktır.
VI-SONUÇ:
1 -22/7/1970 günlü, 1313 sayılı Kanunun sınırlama kararı uyarınca incelenen l ncimaddesinin Anayasa'nın 2 ve 12 nci maddelerine aykırı olduğuna ve iptaline;
2 -Kanunun l inci madesinin iptali sonucunda ikinci maddenin ikinci fıkrasının dauygulama olanağı kalmıyacağından 44 sayılı Kanunun 28 inci maddesinin ikincifıkrası uyarınca bu fıkranın da iptaline
22/3/1973gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Muhittin Taylan
Başkanvekili
Avni Givda
Üye
Fazıl Uluocak
Üye
Sait Koçak
Üye
Nuri Ülgenalp
Üye
Şahap Arıç
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Ahmet Akar
Üye
Ziya Önel
Üye
Abdullah Üner
Üye
Kâni Vrana
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
4/6/1973günlü ve 3202 sayılı Kanunla kurulmuş bulunan T.C. Ziraat Bankası, sermayesinintamamı Devlete ait bir Devlet müessesesi olup (3202 sayılı Kanun, Madde : 1,5)17/6/1938 günlü ve 3460 sayılı (Sermayesinin tamamı Devlet tarafından verilmeksuretiyle kurulan iktisadi teşekküllerin teşkilâtıyla idare ve murakabelerihakkındaki kanun) un 1. ve 50. ve 12/3/1964 günlü ve 440 sayılı (İktisadiDevlet Teşekkülleriyle müesseseleri ve iştirakleri hakkındaki Kanun) un 1.maddeleri gereğince de bir İktisadî Devlet teşekkülü sayılarak teşkilât vedenetlenmesinde, gerekli intibaklar sağlanmıştır.
Anayasa'mızınbazı maddelerinde (119, 126, 127) Kamu İktisadî Teşebbüslerinden söz edilmekte,bazı maddelerinde ise (112, 113, 117 sadece. (Kamu tüzel kişileri) deyiminin kullanıldığıgörülmekte ve bu deyimin birer kamu tüzel kişisi olan kamu iktisadîteşebbüslerini de kapsadığı anlaşılmakta ise de bu maddelerin hiçbirisinde, buteşebbüsler hakkında herhangi bir Anayasa ilkesinin bulunmadığı görülmektedir.Yalnız Anayasa'nın 112. maddesinin son fıkrasında kamu tüzel kişiliğinin ancakkanunla veya kanunun açıkça verdiği yetkiye dayanılarak kurulacağı ilkesi yeralmaktadır. Şu duruma göre Anayasa, birer kamu tüzel kişisi olan Kamu İktisadîteşebbüsleri hakkında da geçerli olan söz konusu kural dışında, sadece bunlaraözgü başkaca bir kural koymamış olduğundan Kanun Koyucu, Anayasa'nın Devleteyüklediği görevlerden, niteliği itibariyle bir iktisadi teşebbüs şeklindeyürütülmesi gerekli veya uygun olan bir bölümü için, Anayasanın genel kurallarıiçinde kalmak şartiyle, uygun gördüğü biçimde bir Kamu İktisadi teşebbüsükurabilme ve münasip göreceği sermayeyi, görevleri ve yetkileri verebilme,gerektiğinde de bunlarda değişiklikler yapabilme olanağına sahip bulunmaktadır.
Bubakımdan Kanun Koyucunun, Anayasa'nın Devlete yüklediği bir görevin yerinegetirilmesi amaciyle, bir kamu iktisadi teşebbüsünün bilançosunda olumsuz etkiyapacak nitelikteki kanunlarla bu teşebbüslere görevler verebilmesinde veyabazı haklarını takipten vaz geçirebilmesinde yadırganacak bir yön yoktur.
Budosyada söz konusu olan 1313 sayılı Kanunun Anayasa'ya uygun olup olmadığınıincelerken yukarıda açıklanan durumu esas olarak ele almak icabader. Halbukiçoğunluk gerekçesinde (özel sözleşmenin oluşturduğu hukuki durumun güvencealtında bulundurulması ve ancak o alana giren hukuk kurallarının ve ayrıcahukukun genel ilkelerinin gereklerine uyularak o hukuki durumun bozulabilmesi)prensiplerine dayanılarak söz konusu 1313 sayılı Kanunun, geçerli birsözleşmeye yasa yolu ile müdahale niteliğinde görülerek Anayasa'nın 2.maddesindeki Hukuk Devleti ilkesine aykırı bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Anayasanın40. maddesinde yer alan sözleşme hürriyetine dayanarak yürürlükteki kanunlarauygun biçimde akdedilmiş bir sözleşmenin ve bu sözleşme ile kişilerinkazandıkları hakların, hukukun güvencesi altında bulunduğunda ve busözleşmelerde, kişilerce kazanılmış hakları bozucu nitelikte, kanun yolu iledeğişiklik yapılmasının Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesineaykırı olduğunda kuşku yoktur. Ancak 1313 sayılı Kanunun etki yaptığısözleşmelerin taraflar açısından yapılacak bir inceleme, söz konusu hükmünyukarıda belirtilen nitelikte olmadığını göstermektedir:
1 -Kişiler açısından durum :
1313sayılı Kanun hükmü, sözleşmeye taraf olan kişiler açısından kazanılmış haklarıbozucu nitelikte olmayıp aksine onların lehinedir ve sözleşme ile altınagirdikleri bir kısım yükümlerinden kişileri kurtarmakta, bir başka deyimlesözleşmenin öteki tarafını teşkil eden Bankayı, sözleşme ile kişilere karşıkazanmış olduğu bir kısım haklarını islemekten vaz geçirmektedir. Bu durumagöre, sözleşmelerde kişiler zararına değil, aksine yararına bir değişikliğiöngörmekte olan 1313 sayılı kanunun ne Anayasa'nın 40. maddesindeki sözleşmehürriyetine, ne de Anayasanın 2. maddesindeki Hukuk Devleti ilkesine aykırı birhüküm getirdiği öne sürülemez.
Öteyandançoğunluk gerekçesinde, bir taraftan, kanunlara uygun olarak bağıtlanmışsözleşmelere kanun yolu ile müdahale edilmesinin, Anayasa'nın 2. maddesindekihukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği prensibine dayanılırken öte taraftan(Devletin Anayasaca yükümlü olduğu hizmetlerden Ziraat Bankası aracılığı ileyerine getirmeyi öngördükleri) konularda böyle bir müdahale yapılabileceğikabul edilmektedir.
HalbukiAnayasa'nın 40. maddesine göre kamu yararı amacı ile sözleşmelerekonulabileceği kabul edilmiş olan sınırlar, önceden objektif bir biçimdekanunla tayin ve teşkil edilmiş olan sınırlardır. Yoksa bağıtlandığı tarihtekiAnayasaya ve kanunlara uygun olarak yapılmış sözleşmelerle kişilerin kazandığıhaklara, Anayasanın 40. maddesine dayanarak ve Anayasaca Devlete verilmiş görevgereği olduğu öne sürülerek kanun yolu ile müdahale etmek mümkün değildir.Böyle bir müdahale Anayasanın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesineaçıkça aykırı olur.
Görüldüğügibi çoğunluk gerekçesinde iptal kararına dayanarak yapılan düşünceleribirbiriyle bağdaştırmak da mümkün değildir.
Buaçıklamalardan 1313 sayılı Kanunun Anayasa ilkeleri karşısındaki durumunuçoğunluk gerekçesinde yer alan düşüncelerle çözmeğe çalışmanın doğru sonucaulaştırmayacağı anlaşılmaktadır.
2 -Banka açısından durum :
Yukarıdada açıklandığı gibi T.C. Ziraat Bankası, bir kamu iktisadî teşebbüsüdür.Sermayesinin tümü Devlete aittir. Yani Devlet, yerine getirmekle yükümlü olduğugörevlerinden bir bölümünü ayırarak, bunların niteliklerinin gereklerini degözönüne almak suretiyle bu görevlerin yürütülmesi için bir kamu iktisadîteşebbüsü kurmuş, Devlete ait mallardan ve Devlet gelirlerinden bir kısmını dabu işe ayırarak sermaye olarak bu teşebbüsün idaresine vermiştir. Böyle birkurum kurmakla Devlet, artık bu hizmet ve sermaye ile bütün ilişkisini kesmişdeğildir. Bu hizmet ve hizmeti yürüten kurum, Devlet hizmetleri içerisinde vebir bütün halinde yine Devletin sorumluluğu altında kalmakta (Anayasa Madde :112) ve idarî denetim dışında Kanun Koyucunun da denetimi altındabulunmaktadır. (Anayasa Madde : 127).
Şuhalde Yasa Koyucu, kanunlarla, bir kamu iktisadî teşebbüsünü kurmaya, tamamiylekaldırmaya, veya biçimini, görev ve yetkilerini değiştirmeye yetkili olduğugibi sermayesini azaltıp çoğaltma olanaklarınada sahiptir. Keza aynı suretleDevlet görevinin gereği gördüğü hallerde teşebbüsün bilançosunda olumsuz etki yapacaktasarruflarda bulunmak veya bir kısım haklarından vazgeçmek görevini de kurumayükleyebilir. Bu gibi konularda değişiklik getiren yeni kanunlar, değişmedenönceki hükümlere göre Bankaca akdedilmiş sözleşmelerin banka aleyhine olaraktamamen uygulanmaması veya söz konusu 1313 sayılı Kanunda olduğu gibi değişikbiçimde uygulanması sonuçlarını doğurabilir. Bu durumu banka açısından(sözleşme güvencesine) kanunla müdahale saymanın doğru olamıyacağı meydandadır.Zira burada Devletin yaptığı iş, kendi mal veya hakkından bir kamu görevi veyayararı düşüncesiyle vazgeçmeden ibarettir. Bu nitelikteki bir kanunun,kişilerin kazanılmış haklarına etki yapacak nitelikte başkaca bir hükümtaşımıyorsa, sözleşme güvencesi ve hukuk devleti ilkelerine aykırılığından sözedilmesi mümkün değildir. Devletin, Devlete, yani kendine karşı sözleşmehürriyeti veya sözleşme güvencesi ilkelerini öne sürebileceğini düşünmek iseeşyanın tabiatına aykırı bir mülahazadır.
Nitekimözel hukukta bile, karşı tarafın haklarına etki yapmayan konularda, taraflarınsırf kendisine ait olan bazı haklarından vaz geçmeleri geçerlidir ve doğalhukukun tabiî sonucu sayılması gereken bu gibi durumları tespit eden kanunhükümlerinin hukuk devleti ilkesine aykırılıklarından söz bile edilemez.
1313sayılı Kanunla da Devlet, aslında kendisine ait olup yine kendisinin kurduğubir Bankaca yönetilmesini uygun gördüğü sermaye veya gelirinin bir kısmındanvaz geçmiş olmakla, çoğunlukça öne sürüldüğü gibi, Anayasa'nın 2. maddesindekiHukuk Devleti ilkesini çiğnemiş değildir.
Ohalde 1313 sayılı Kanun Anayasa'ya hangi yönden aykırıdır'
Yukarıdada açıklandığı gibi Devlet, bir kamu görevinin gerektirmesi sonucu olarak kendimalından veya gelirinden bir kanunla vazgeçebilir. 1313 sayılı Kanunlavazgeçilen T.C. Ziraat Bankası hakları, aslında Devlet gelirlerindensağlanmıştır. Anayasamıza göre Devlet gelirlerinin ancak Devlet görevleriuğrunda kullanılması ve harcanması mümkündür.
Şuhalde sorunun çözümü aşağıdaki soruya verilecek cevaba bağh kalmaktadır.
1313sayılı Kanunla yapılan vazgeçme bir Devlet görevinin gereğimidir'
Busoruya olumlu cevap vermek mümkün değildir. Zira bu kanunla lehlerine Devletmalından veya alacağından bir nev'i bağış yapılmış olan kişilere bu yoldaekonomik yardımda bulunmanın, herhangi kesimdeki kamu göreviyle yakın veya uzakbir ilgisi olduğunu önesürmek mümkün değildir.
Öteyandan bu kişiler, Türk toplumunun sosyal veya ekonomik açıdan kendilerineDevletçe bu çeşit bir yardım veya destekte bulunulmasını zorunlu kılacak,örneğin afete uğramış bölgeler halkı gibi, bir kesimini de teşkil etmemektedir.Bu bakımdan, Devletimizin sosyal bir hukuk devleti niteliğinin gereği olarak bukişilere, diğer yurttaşlardan ve bu arada borçlarını sözleşmelerine sadıkolarak daha önce ödemiş bulunan öteki milletvekillerinden ayrı olarak,borçlarının bir ölçüde hafifletilmesi suretiyle, malî bir yardım ve destekyapılması da söz konusu değildir.
Anayasa'nınsosyal hukuk devleti ilkesi, iktisaden güçsüz olanları güçlendirmek içinDevletin yardım ve desteğini gerektirir Güçlü olana yardım, Devletolanaklarının, yardım görmeğe hakkı olanlar aleyhine kullanılması sonucunudoğurur ki bunun Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan sosyal hukuk devletiilkesine aykırılığı meydandadır.
Keza,ortada,geçerli ve haklı hiç bir neden yokken belli kişilere özel yarar sağlamanınAnayasa'nın 12. madesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırılığı da açıktır.
SONUÇ:
Budosyaya konu olan 22/7/1970 günlü ve 1313 sayılı Kanunun 1. maddesi, Türktoplumunun sosyal ve ekonomik açıdan güçsüz sayılması mümkün olmayan bellikişilerine Devlet olanaklarından bu kanunla öngörülen biçimde mali yardım vedestek sağlamış olması bakımından Anayasa'nın 2. maddesindeki (Sosyal hukukdevleti ilkesine) ve aynı durumda olan kişiler arasında farklı hüküm getirmişolması açısından da Anayasa'nın 12. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırıbulunmaktadır.
Bunedenlerle söz konusu hükmün çoğunluk gerekçesinde yer alan düşünceler yerineyukarıda açıklanan gerekçe ile iptaline karar verilmesi kanısındayım.
Üye
Muhittin Gürün