ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1973/3
Karar Sayısı:1973/37
Karar Günü:18, 19 ve 20 Aralık 1973
Resmi Gazete tarih/sayı:18.6.1974/14919
İptaldavasını açan : Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grubu.
İptaldavasının konusu : 2 Aralık 1972 günlü, 14379 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan22/11/1972 günlü, 1630 sayılı Dernekler Kanununun 2., 4., 6., 10., 11., 13.,20., 31., 35., 36., 37., 38., 39., 40., 42., 46., 53., 56., 63 ve 70maddelerinin kimi kurallarının Anayasanın 10., 11., 12., 13., 14., 18., 19.,21., 22., 23., 24., 29. 33. ve 56. maddelerinin kimi kurallarına aykırı olduğuileri sürülmüş; yine Anayasanın değişik 147. değişik 149. ve 150. maddelerinedayanılarak iptalleri istenilmiştir.
II-Metinler:
l -1630 Sayılı Dernekler Kanununun Anayasa aykırılığı ileri sürülen kurallarıkapsayan maddeleri :
22/11/1972günlü, 1630 sayılı Dernekler Kanununun Anayasaya aykırılığı ileri sürülenkurallarla ilgili 2., 4/son, 6., 10., 11., 15., 20., 35/I. C - II. a, 36. 37.,38. 39. 40. 42/1, 46/1, 2, 53, 56/a, e. 63. ve 70 maddeleri - 2 Aralık 1972günlü 14379 sayılı Resmî Gazetedeki metne göre - şöyledir:
"Madde2 - Medeni hakları kullanma ehliyetini haiz ve 18 yaşını bitirmiş bulunanherkes önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir.
Ancak;
a)13/7/1965 gün ve 648 sayılı Siyasi Partiler Kanununun 111 nci maddesinin (B)fıkrası gereğince bir siyasi partiden kesin olarak çıkarılan veya çıkarılmayıpda bir siyasi partinin kapatılmasına sebep olan parti üyeleri, çıkarmakararının veya Anayasa Mahkemesinin ka patma kararının kendilerine yazı ilebildirilmesinden itibaren beş yıllık süre içinde;
b)Ağır hapis cezasına veya taksirli suçlar hariç olmak üzere beş yıldan fazlahapis cazasına mahkûm olanlar ile yüz kızartıcı suçlardan yahut bu Kanunlakurulması yasaklanan dernekleri kurmak veya idare etmek suçlarından birindenkesin olarak hüküm giymiş olanlar;
Dernekkuramazlar."
"Madde4/son - Üniversite, fakülte, akademi ve bunlara bağlı enstitüler veya yüksekokullar ile sair her türlü resmi veya özel eğitim ve öğretim müesseselerindebirden fazla öğrenci derneği kurulamaz."
"Madde6 - Bu kanunun 10 ve 11 inci maddeleri hükümleri saklı kalmak üzere;
a)Uluslararası faaliyette bulunmak amaciyle dernek kurulamaz.
b)Türkiyede kurulan dernekler, yurt dışında kurulmuş ulusal veya uluslararasıdernek veya teşekküllere katılamaz.
c)Merkezi yurt dışında bulunan derneklerin Türkiyede şubesi açılamaz."
"Madde10 - Uluslararası beraberlik veya işbirliği yapılmasında fayda görülenhallerde:
a)Uluslararası faaliyette bulunma amacını güden derneklerin kurulmasî;
b)Mevcut derneklerin bu yönde faaliyette bulunması;
c)(a) ve (b) bentlerinde sözü geçen derneklerin yurt dışında şube açması veyayurt dışındaki benzer amaçlı dernek veya teşekküllere katılması;
BakanlarKurulunun iznine bağlıdır.
Yurtdışındaki bir dernek veya teşekküle katılmak isteyen dernekler, bu kuruluşstatüsünü İçişleri Bakanlığına vermeye mecburdurlar.
Türkiyedekiderneklerin katıldığı veya işbirliği yaptığı yabancı dernek veyateşekküllerin, kanunlarımıza veya ulusal çıkarlarımıza uymayan yahut kuruluşamaçlariyle bağdaşmayan faaliyetlerde bulunması halinde, Türkiyede kurulmuşderneğin bu dernek veya teşekküllerle olan ilişkilerine İçişleri Bakanlığınınteklifi üzerine Bakanlar Kurulu karariyle son verilir."
"Madde11 - Yurt dışında kurulan ve uluslararası beraberlik ve işbirliği sağlamakamacını güden derneklerin:
a)Türkiyede şube açmalarına;
b)10 uncu madde uyarmca kurulmalarına veya uluslararası faaliyette bulunmalarınaBakanlar Kurulunca izin verilen dernek, federasyon veya konfederasyonlarakatılmalarına yahut işbirliğinde bulunmalarına;
Yapılanişbirliği ve yürütülen müşterek faaliyetlerin faydalı olacağına kanaatgetirilmesi halinde, mütekabiliyet şartiyle, Dışişleri Bakanlığının görüşüalınarak içişleri Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu karariyle izinverilebilir.
Yukarıdakifıkrada söz konusu edilen derneklerin, Kanunlarımıza veya ulusal çıkarlarımızauymayan yahut kuruluş amaçlariyle bağdaşmayan faaliyetlerde bulunması halinde,açılmış şubelerinin kapatılmasına veya verilen iznin geri alınmasına BakanlarKurulu yetkilidir."
"Madde15 - Dernek kurma hakkına sahip herkes derneklere üye olabilir. Ancak öğrenciolmayanlar ile siyasi partilerden birine kayıtlı bulunan öğrenciler öğrenciderneklerine üye olamazlar.
Yabancılarınderneklere üye olabilmeleri için, Türk vatandaşlarında aranan şartlardan başka,o yabancının Türkiyede ikâmet etme hakkına sahip bulunması da gereklidir. Fahriüyelik için ikâmet şartı aranmaz.
Üyelikiçin yapılan müracaatları dernek yönetim kurulu en geç 30 gün içinde kararabağlar.
Öğrenciderneği üyesi iken öğrencilik sıfatı sona erenlerle derneklere üye olma hakkınıkaybedenlerin, kayıtlı bulundukları derneklerdeki üyelikleri de sona erer. Budurumların tespiti halinde üyelik kaydı dernek yönetim kurullarıncasilinir."
"Madde20 - Genel kurul toplantıları dernek merkezinin bulunduğu yerden başka biryerde yapılamaz.
Öğrencidernekleri genel kurul toplantıları, resmi veya özel öğretim kurumlarında veyayurt binalarında yapılamaz."
"Madde35 - 1. Dernekler :
..........................................
c)Silâhlı Kuvvetler hizmetleri ve Silâhlı Kuvvetler personelinin bütün haklarıile ilgili kanuni hükümlerin uygulanmasına veya yeni hükümler konmasına dairfaaliyette bulunamazlar.
II -a) Dernek yöneticileri derneği temsilen dernek amaçlarına uymayan toplantı vegösteri yürüyüşlerine katılamaz veya beyanda bulunamazlar ve dernekmensuplarını da bu yolda harekete teşvik edemezler.
"Madde36 - Dernekler, askerliğe, savunma ve sivil savunma hizmetlerine hazırlayıcıöğretim ve eğitim faaliyetlerine girişemezler veya üyeleri için özel kıyafetveya üniforma yahut kolbağı veya benzer işaretler ihdas edemezler.
BakanlarKurulu birinci fıkrada yazılı faaliyetlerin tamamı ve ya bir kısmı ile meşgulolma iznini uygun gördüğü derneklere verebilir."
"Madde37 - Derneklerin merkez ve şubelerinde veya bunlara bağlı müessese veyaeklentilerinde her nevi silâh veya patlayıcı madde yahut tecavüz veya müdafaadakullanılan her türlü kesici veya delici veya bereleyici alet veyahut yakıcıveya aşındırıcı yahut yaralayıcı ecza ve diğer her türlü zehir veya gazları obulundurulmaları yasaktır.
Ancak,avcılık ve spor derneklerinde meşguliyetlerinin gerektirdiği ve 36 ncı maddedeyazılı faaliyetlerde bulunmasına izin verilmiş olan derneklerde de eğitim veöğretim için gerekli olan silâhlann sağlanması ve bulundurulmasına içişleriBakanlığınca izin verilebilir, izin belgesinde silâhların cinsi, niteliği vemiktarı açıkça belirtilir."
"Madde38 - Dernek, federasyon ve konfederasyonların, yabancı ülkelerdeki dernek vekuruluşların üyelerini Türkiyeye davet etmesi veya yabancı derneklerindavetlerine uyarak üyelerini veya temsilcilerini yurt dışına göndermesi,Dışişleri Bakanlığının görüşü alınarak içişleri Bakanlığınca verilecek iznebağlıdır."
"Madde39 - Dernekler, dernek şubeleri ve derneklerin teşkil ettiği federasyon vekonfederasyonlar, yetkili arganlannca karar verilmeden bildiri, beyanname veyabenzeri yayımlar yapamazlar.
Yukarıdakifıkrada belirtilen kuruluşlar adına yayımlanacak bildiri, beyanname veyabenzeri yayınlarda, bu konuda alınan kararı tasvibeden üyelerin veya okuruluşun yetkili organlarınca tayin ve tespit edilen kişi veya kişilerin adı,soyadı ve imzalarının bulunması şarttır.
Yayımlanacakbildiri, beyanname veya benzeri yayımların ve bu konuda alman kararın birnüshasının, yayımın ihbarı maksadiyle, alındı belgesi karşılığında mahalliCumhuriyet Savcılığına, diğer nüshasının da aynı gün mahalli mülkiye amirliğineverilmesi zorunludur.
Birincifıkrada sayılan kuruluşlar tarafından hazırlanan bildiri, bayanname veyabenzeri yayınları yayımlayacak basın organlarının ve Türkiye Radyo TelevizyonKurumunun yetkilileri, Cumhuriyet Savcılığınca verilecek alındı belgesinin birörneğini almadan, bildiri beyanname ve benzerlerini basamaz veyayayınlayamazlar.
Yukarıdakihükümler siyasi partiler hakkında uygulanmaz."
"Madde40 - Derneklerin işlemleri, defterleri, hesapları ve faaliyetleri içişleriBakanlığınca veya dernek merkezi veya şubesinin bulunduğu yerin en büyükmülkiye âmiri tarafından bizzat veya görevlendireceği memurlar aracılığı iledernek, merkez, müessese veya eklentilerinde her zaman denetlenebilir.
Budenetleme, derneğin amaciyle ilgili bulunan bakanlık veya bakanlıklartarafından da yapılabilir.
Denetlemesırasında görevli memurlar tarafından istenecek her türlü defter, belge veişlemli yazıların, dernek yetkilileri tarafından gösterilmesi veya verilmesizorunludur.
"Madde42/1- Kolluk kuvvetleri derneklerin merkez ve şubelerinin yönetimyerleri, müesseseleri ve her çeşit eklentilerine mahallî mülkiye âmirininyazılı emriyle her zaman girebilirler."
"Madde46/1, 2 - Feshedilen veya münfesih hale düşen derneklerin, mal ve paralarınıntasfiyesi, dernek tüzüklerinde gösterilen esaslara göre yapılır.
Mahkemecekapatılan derneklerin bütün para ve malları Hazineye intikal eder."
"Madde.53 - Demekler adlarında, (Türk), (Türkiye), (Milli), (Cumhuriyet) ve (Atatürk)kelimeleri ile bunların baş veya sonlarına getirilen eklerle teşkil edilecekkelimeleri Bakanlar Kurulu kararı ile kullanabilirler.
Öğrencidernekleri, kurulduklara fakülte, akademi ve bunlara bağlı enstitüler ve yüksekokullar ile diğer yüksek okullar ve her türlü resmî ve özel eğitim, öğretimmüesseselerinin ismini alırlar.
Buadlarla, her ne suretle olursa olsun başkaca dernek kurulamaz."
Madde56 - Hükümet komiserinin görev ve yetkileri şunlardır.
a)Genel Kurul Çağırışının usulüne uygun yapılıp yapılmadığı incelemek.
e)Sükûn ve düzeni bozacak eylemlerin, toplantının devamım imkânsız kılacak birşekil alması halinde toplantıyı tatil etmek ve gerekirse kolluk kuvvetlerindenzor kullanılmasını istemek.
"Madde63 - Bu Kanunun 2 nci maddesinin (a) ve (b) bentleri gereğince dernek kurmahakkına sahip olmadıkları halde dernek kuranlar bin liraya kadar ağır paracezası ile cezalandırılır ve dernek kapatılır."
"Madde70 - Bu Kanunun 38 inci maddesiyle 39 uncu maddesinin birinci fıkrasına aykırıhareket edenler ve 39 uncu maddenin 2, 3 ve 4 üncü fıkrasiyle 40 incimaddesinin 3 üncü fıkrası ve 52 inci maddesindeki mecburiyetleri yerinegetirmeyenler hakkında bir aydan altı aya kadar hapis cezası hükmolunur ve herhalde derneğin kapatılmasına karar verilir."
2 -Davacının dayandığı Anayasa kurallara :
1630sayılı Dernekler Kanununun kimi kurallarının Anayasaya aykırı olduğu yolundakiiddiaları desteklemek üzere davacının ileri sürdüğü Anayasanın 10. 11. 12. 13.14. 18. 19. 21,22/1, 2, 3, 4, 23, 24, 29 33/5, 6 ve 56/1, 2, maddeleri aşağıdayazılı olduğu gibidir:
"Madde10 - Herkes, Kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez vazgeçilmez, temel hakve hürriyetlere sahiptir.
Devlet,kişinin temel hak ve hürriyetlerini, fert huzuru, sosyal adalet ve hukukdevleti ilkeleriyle bağdaşamıyacak surette sınırlayan siyasî, iktisadi vesosyal bütün engelleri kaldırır; insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesiiçin gerekli şartları hazırlar."
"Değişikmadde 11 - Temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi ve milletiylebütünlüğünün, Cumhuriyetin, milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu yararının,genel ahlâkın ve genel sağlığın korunması amacı ile veya Anayasanın diğermaddelerinde gösterilen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygunolarak, ancak kanunla sınırlanabilir.
Kanuntemel hak ve hürriyetlerin özüne dokunamaz.
BuAnayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbirisi, insan hak ve hürriyetleriniveya Türk Devletinin Ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü veya dil, ırk,sınıf, din ve mezhep ayırımına dayanarak, nitelikleri Anayasada belirtilenCumhuriyeti ortadan kaldırmak kasdı ile kullanılamaz.
Buhükümlere aykırı eylem ve davranışların cezası kanunda gösterilir.
"Madde12 - Herkes, din ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."
"Madde13 - Bu kısımda gösterilen hak ve hürriyetler, yabancılar için, milletlerarasıhukuka uygun olarak, kanunla sınırlanabilir."
"Madde14 - Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını geliştirme haklarına ve kişihürriyetine sahiptir.
Kişidokunulmazlığı ve hürriyeti, kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göreverilmiş hâkim kararı olmadıkça kayıtlanamaz.
Kimseyeeziyet ve işkence yapılamaz.
İnsanhürriyeti ile bağdaşmıyan ceza konulamaz."
"Madde18 - Herkes, seyahat hürriyetine sahiptir; bu hürriyet, ancak milli güvenliğisağlama ve salgın hastalıkları önleme amaçlarıyle kanunla sınırlanabilir.
Herkes,dilediği yerde yerleşme hürriyetine sahiptir; bu hürriyet, ancak milligüvenliği sağlama, salgın hastalıklara önleme, kamu mallanın koruma, sosyal,iktisadi ve tarımsal gelişmeyi gerçekleştirme zorunluğuyla ve kanunlasınırlanabilir.
Türkler,yurda girme ve yurt dışına çıkma hürriyetine sahiptir. Yurt dışına çıkmahürriyeti kanunla düzenlenir."
"Değişikmadde 19 - Herkes, vicdan ve dini inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.
Kamudüzenine veya genel ahlâka veya bu amaçlarla çıkarılan kanunlara aykırı olmayanibadetler, dini ayin ve törenler serbesttir.
Kimseibadete, dini ayin ve törenlere katılmaya, dini inanç ve kanaatleriniaçıklamaya zorlanamaz, Kimse dini inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz.
Din,eğitim ve öğrenimi, ancak kişilerin kendi isteğine ve küçüklerin de kanunitemsilcilerinin isteğine bağlıdır.
Kimse,Devletin sosyal, iktisadi, siyasi veya hukuki temel düzenini, kısmen de olsadin kurallarına dayandırma veya siyasi veya şahsi çıkar veya nüfuz sağlamaamacıyla, her ne suretle olursa olsun, dini ve din duygularını yahut dincekutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz. Bu yasak dışınaçıkan veya başkasını bu yolda kışkırtan gerçek ve tüzel kişiler hakkında,kanunun gösterdiği hükümler uygulanır ve siyasi partiler Anayasa Mahkemesincetemelli kapatılır."
"Madde21 - Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma vebu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.
Eğitimve öğretim; Devletin gözetim ve denetimi altında serbesttir.
Özelokulların bağlı olduğu esaslar, Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeyeuygun olarak kanunla düzenlenir.
Çağdaşbilim ve eğitim esaslarına aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz."
"Değişikmadde 22/1, 2, 3, 4 - Basın hürdür; sansür edilemez. Devlet, basın ve haberalma hürriyetini sağlayacak tedbirleri alır.
Basınve haber alma hürriyeti, ancak Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünü, kamudüzenini, milli güvenliği ve milli güvenliğin gerektirdiği gizliliği veya genelahlâkı korumak, kişilerin haysiyet, şeref ve haklarına tecavüzü, suç işlemeyekışkırtmayı önlemek veya yargı görevinin amacına uygun olarak yerinegetirilmesini sağlamak için kanunla sınırlanabilir.
Yargıgörevinin amacına uygun olarak yerine getirilmesi için kamınla belirtileceksınırlar içinde hâkim tarafından verilecek kararlar saklı olmak üzere, olaylarhakkında yayın yasağı konamaz.
"Madde23 - Gazete ve dergi çıkarılması, önceden izin alma ve mali teminat yatırmaşartına bağlanamaz.
Gazeteve dergilerin çıkarılması, yayımı, mali kaynakları ve gazetecilik mesleği ileilgili şartlar kanunla düzenlenir. Kanun, haber, düşünce ve kanaatlerinserbestçe yayımlanmasını engelleyici veya zorlaştırıcı siyasi, iktisadi,, malive teknik kayıtlar koyamaz.
Gazeteve dergiler, Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin veya bunlara bağlıkurumların araç ve imkânlarından eşitlik esasına göre faydalanır."
"Madde24 - Kitap ve broşür yayımı izne bağlı tutulamaz; sansür edilemez.
Türkiyedeyayımlanan kitap ve broşürler, 22 inci maddenin 5 inci fıkrası hükümleridışında, toplatılamaz."
"Değişikmadde 29 - Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir. Buhakkın kullanılışında uygulanacak şekil ve usuller kanunda gösterilir. Kanun,Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünün, milli güvenliğin, kamu düzeninin vegenel ahlâkın korunması maksadiyle sınırlar koyabilir.
Hiçkimse bir derneğe üye olmaya veya dernekte üye kalmaya zorlanamaz.
Dernekler,kanunun gösterdiği hallerde hâkim kararıyle kapatılabilir. Devletin ülkesi vemilletiyle bütünlüğünün, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve genel ahlâkınkorunması bakımından gecikmede sakınca bulunan hallerde de, hâkim kararınakadar kanunun açıkça yetkili kıldığı merciin emriyle faaliyettenalıkonulabilir."
"Madde33/5, 6 - Ceza sorumluluğu şahsidir.
Genelmüsadere cezası konulamaz."
"Madde56/1, 2 - Vatandaşlar, siyasi parti kurma ve usulüne göre partilere girme veçıkma hakkına sahiptir.
Siyasipartiler, önceden izin almadan kurulur ve serbestçe faaliyette bulunurlar.
III- İlk inceleme:
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 8/2/1973 gününde Muhittin Taylan,Avni Givda, Fazıl Uluocak, Sait Koçak, Nuri Ülgenalp, Şahap Arıç, Ahmet Akar,Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, Kâni Vrana, Muhittin Gürün, LûtfiÖmerbaş, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalariyle yapılan ilkinceleme toplantısında aşağıda açıklanan konular üzerinde durulmuş ve yineaşağıda açıklanan sonuçlara varılmıştır:
l -Davanın Yasa kurallarına uygun olarak açılıp açılmadığı konusu:
a)Kimi kuralları Anayasaya aykırılık iddiasiyle dava konusu edilen 22/11/1972günlü, 1630 sayılı Dernekler Kanunu 2 Aralık 1972 günlü, 14379 sayılı ResmiGazetede yayımlanmıştır. Dava dilekçesi Anayasa Mahkemesi Genel Sekreterliğince26/1/1973 gününde kaleme havale edilerek 206 sıra ve 1973/3 esas sayısını almışbulunmaktadır. 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 26. maddesinin birincifıkrasına göre dava o günde açılmış sayılacağı için yasal süresi içindedir.
b).Dava dilekçesine bağlı Cumhuriyet Halk Partisi Türkiye Büyük Millet MeclisiGrubu Genel Kurulu Başkanlık Divanınca düzenlenen tutanak - karardan bu grubun116 üye tamsayısından 111 üyenin katılmasiyle 9/1/1973 gününde yapılan 9.Birleşim toplantısında 1630 sayılı Kanunun 2. 4. 6. 10. 11. 15. 20. 35, 36, 37,38, 39, 40. 42, 46, 51, 53, 56, 63. ve 70. maddeleri Anayasaya aykırı görülerekAnayasa Mahkemesinde iptal davası açılmasına ve bu konuda Cumhuriyet HalkPartisi Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Başkanının ve Başkanvekillerininyetkilendirilmesine 101 olumlu oyla karar verildiği anlaşılmaktadır'
Dava,C. H. P. T. B. M. M. Grup Başkanı Bülent Ecevit, CHP Cumhuriyet Senatosu GrupBaskanvekilleri Salih Tanyeri, Hıfzı Oğuz Bekata, C. H. P. Millet Meclisi GurupBaskanvekilleri Hüdai Oral ve Ahmet Durakoğlu tarafından açılmıştır. Davadilekçesindeki imzalar Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi ZatişleriMüdürlüklerince onanlıdır. Ayrıca dava dilekçesini imzalayanların kimliklerinibelgeleyen Cumhuriyet Senatosu Başkanlığının 25/1/1973 günlü, 1130 sayılı veMillet Meclisi Başkanlığının 25/1/1973 günlü, 7254 sayılı yazıları veilişikleri dilekçeye eklidir. Dosyanın eksiği yoktur.
c)Durum Anayasanın değişik 147. değişik 149. ve 150. ve 44 sayılı Kanunun 21..22., 25. ve 26. maddelerine uymaktadır.
2 -İptal davasının kapsamı :
Davadilekçesinin "olay" ve "gerekçe" bölümleri ile C. H. P. T.B. M. M. Grubunun yetki verme kararı bir arada incelenerek iptal davasının 1630sayılı Kanunun:
2.Maddesinin (a) ve (b) bentlerine,
4.Maddesinin son fıkrasına,
6.Maddesine,
10.Maddesinin (Yurt dışındaki bir dernek veya teşekküle katılmak isteyendernekler, bu kuruluş statüsünü içişleri Bakanlığına vermeğe mecburdurlar.)fıkrası dışındaki kurallarına,
11.Maddesinin son fıkrasına,
15.Maddesinin birinci fıkrasının ilk cümlesine (2./a, b iptal edilmezse) ve ikincicümledeki (ile siyasi partilerden birine kayıtlı bulunan öğrenciler) deyimine,
20.Maddesinin birinci fıkrasına,
35.maddesinin l sayılı bendinin (c) fıkrasında yer alan (ve Silâhlı Kuvvetlerpersonelinin bütün hakları) deyimine ve II sayılı bendinin (a) fıkrasına,
36.Maddesinin ikinci fıkrasına,
37.maddesinin ikinci fıkrasında yer alan (ve 36 nca maddede yazılı faaliyetlerdebulunmasına izin verilmiş olan derneklerde de eğitim ve öğretim için gerekliolan) deyimine.
38.Maddesine,
39.Maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarına,
40.Maddesinin birinci fıkrasına,
42.Maddesinin birinci fıkrasına,
46.Maddesinin ikinci fıkrasına,
53.Maddesinin son fıkrasına,
56.Maddesinin (a) ve (e) bendlerine,
63.maddesindeki (ve dernek kapatılır) kuralına,
70.Maddesinin sonunda yer alan (ve her halde derneğin kapatılmasına kararverilir.) kuralına,
Yönelmişsayılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
3 -İlk inceleme sonunda verilen karar:
Dosyanıneksiği bulunmadığı anlaşıldığından Anayasanın değişik 147., değişik 149., 150.ve 44 sayılı Kanunun 21., 22., 25., 26. maddelerine uygun görülen işin esasınınyukarıda belirtilen kapsam içinde incelenmesine 8/2/1973 gününde oybirliğiylekarar verilmiştir.
IV -Esasın incelenmesi:
Davanınesasına ilişkin rapor, dava dilekçesi ve ekleri, 1630 sayılı Kanunun Anayasayaaykırıhğı ileri sürülen kuralları, dayanılan Anayasa maddeleri, bunlara ilişkingerekçeler ve başka yasama belgeleri dava ile ilişkisi bulunan öteki metinlerokunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A -Dava konusu kuralların Anayasaya aykırılığı sorunu:
1630sayılı Kanunun, iptal davasının yönelmiş sayılması gerektiği sonucuna varılankuralları aşağıda ayrı ayrı incelenip tartışılacaktır.
l -1630 sayılı Kanunun 2. maddesinin (a) ve (b) bentleri :
1630sayılı Kanunun 15. maddesinde dernek kurma hakkına sahip herkesin demeklere üyeolabileceği yazılıdır. Davacı, Kanunun dernek kuramayacak kimselere ilişkinkurallarının Anayasaya aykırılığını ileri sürerken Kanunda dernek kurmakladerneğe üye olmanın koşulca birbirine bağlanmış bulunmasından doğan duruma daağırlık vermiştir. Dernek kuruculuğu ile üyeliği arasında açık nitelik, önemsorum ayrımları vardır ve onun için de ayrı düzenlemelere konu edilmelerigerekir. Bu nedenle derneklere üye olma koşulları yeri gelincetartışılacağından aşağıda dernek kuramıyacaklara ilişkin kurallar, bunların üyeolmayı da kapsadığı bir yana bırakılarak ve yalnızca kuruculuğu düzenlemesiyönünden ele alınarak, incelenecektir.
a)1630 sayılı Yasanın 2. maddesinin (a) ve (b) işaretli bendlerinde kimlerindernek kuramıyacakları belirlenmiştir, (a) bendine göre 13/7/1965 günlü, 648sayılı Siyasi Partiler Kanununun 111. maddesinin (B) fıkrası gereğince birsiyasi partiden kesin olarak çıkarılan veya çıkarılmayıp da bir siyasi partininkapatılmasına sebep olan parti üyeleri beş yıl dernek kuramazlar.
648sayılı Kanunun ilgili kuralları (111./3 - A, B; 83. - 107. maddeler)incelenince görülür ki bir siyasi parti üyesinin Siyasi partiler Kanununun 111.maddesinin (B) fıkrası uyarınca siyasi partiden kesin olarak çıkartılması veyaçıkartılmayıp da partinin kapatılmasına sebep olması her şeyden önce bu KanununDördüncü Kısmında yer alan Cumhuriyetin, milli devlet niteliğinin, lâik devletniteliğinin, Atatürk devrimciliğinin, demokratik düzenin ve meşruluk temelinin,genel ahlâk ve adabın korunması için konulmuş parti yasaklarına aykırıeylemlerde bulunmasına bağlıdır. Bu yüzden bir siyasi partiden kesin olarakçıkartılan veya çıkartılmayıp da bir siyasi partinin kapatılmasına sebep olankimseler çakarma kararının veya Anayasa Mahkemesinin kapatma kararınınkendilerine yazı ile bildirilmesinden başlayarak beş yıl süre ile başka hiçbirsiyasi partiye alınamaz, parti kurucusu olamaz ve seçimlerde parti listelerindebağımsız aday gösterilemezler. Dava ve inceleme konusu kural bu gibileri ayrıcayine beş yıl süre ile dernek kurmak hakkından da yoksun bırakmaktadır.
Derneklerkonusunda Anayasa ilkesi (değişik madde 29) herkesi önceden izinalmaksızın dernek kurma hakkına sahip kılmaktadar. Kanun ancak Devletin Ülkesive milletiyle bütünlüğünün, milli güvenliğin kamu düzeninin ve genel ahlâkınkorunması maksadiyle bu hakka sınırlar koyabilir, inceleme konusu kuralda sözügeçenlerin beş yıl süre ile dernek kurmaktan yasaklanması dernek kurma hakkınakonulmuş bir sınırdır. Bu sınırlamanın Anayasaya uygun veya aykırı olduğununsaptanabilmesi için 1630 sayılı Kanunun 2. maddesinin (a) bendinde Anayasadadernek kurma hakkının sınırlandırılabilmesi bakımından öngörülen maksatlarıngüdülmüş olup olmadığının, başka bir deyimle 648 sayılı Kanunun 111. maddesinin(B) fıkrası uyarınca bir siyasi par.liden kesin olarak çıkarılan veyaçıkarılmayıp da bir siyasi partinin kapatılmasına sebep olan kimselerin dernekkurmalarından, Devletin Ülkesi ve milletiyle bütünlüğü, milli güvenlik, kamudüzeni ve genel ahlâk yönlerinin bir kanun sınırlaması ile korunmasını zorunlukılacak biçimde sakıncalar doğup doğmayacağının araştırılması gerekir.
Öncesiyasi partilerle derneklerin, ayrı kanunlara bağlanmalarının da gösterdiğiüzere, ayrı faaliyet alanlarının kuruluşları olduğuna işaret edilmesinde yararvardır. Siyasi partiler, toplum ve devlet düzenini ve kamu faaliyetleriniTürkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği ve mahalli idareler seçimleri yolu ile vebelirli görüşleri yönünde yönetmek, denetlemek ve etkilemek için sürekliçalışma amacını güden kuruluşlardır (648 saydı Kanun - madde 1). 1630 sayılıKanunun 1. maddesi ise dernekleri kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak biramacı gerçekleştirmek üzere en az yedi kişinin bilgi ve çalışmalarını sürekliolarak birleştirmeleri biçiminde tanımlamaktadır. Burada sözü edilen ortak ereksiyasi partilerin kuruluş ereklerinin tüm dışındadır. O derecede ki siyasiparti konuları ile doğrudan doğruya uğraşmak bir yana, belli bir siyasi partiyidesteklemek veya aleyhinde çalışmak yahut siyasi partiler arasında işbirliğisağlamak veyahut T. B. M .M. veya mahalli idareler veya mahalle muhtarlık yahutihtiyar heyeti seçimlerinde bir siyasi partiyi veya adaylarından birini veyabirkaçını veyahut bağımsız bir adayı veya adayları desteklemek veyakazanmalarını önlemek yahut bunlar arasında işbirliği sağlamak gibi konularıdolaylı olarak ele almak ereğini güden derneklerin bile kurulması açık ve kesinolarak yasaklanmıştır (1630 sayılı Kanun - madde 4./2). Böyle bir yasaklama 648sayılı Kanunun 2. maddesinde de vardır.
İkikuruluş yasalarca böylesine keskin çizgilerle birbirlerinden ayrıldıklarınagöre siyasi parti alanında yasa dışına çıkmış bir kimsenin dernekler alanındada mutlaka zararlı olacağını önceden kabul etmekte bir isabet olamaz, iptaliistenen kural en başta böyle bir görüşülme anlatımıdır. Öte yandan siyasi partiyasaklarına aykırı davranmış bir kimse bunun yasal sonucu olarak siyasipartiler yönünden hak yoksunluğuna zaten uğramıştır. Bu davranış bir cezahükümlülüğüne de yol açmışsa ki böyle bir durum her zaman söz konusudur. -hükümlülük, 2. maddenin (b) bendinde yazılı ceza ve suçlara uygunlukoranında, ilgiliyi dernek kurma yönünden de hak yoksunluğuna uğratacaktır. 2.maddenin (a) bendinde öngörülen ve genellikle, ceza giymemiş yalnızca siyasipartiden çıkarılmış veya çıkarılmayıp da partinin kapatılmasına sebep olmuşkimselere yönelen yasak, böylelerini masum erekler güden dernekleri dahi kuramayacakduruma getirerek işi onları içinde bulundukları toplumdan tecrit etmeğe kadarvardırmaktadır ki bu tutumun sakıncaları açıklamayı gerektirmeyecek biçimdeortadadhr.
2.Maddenin (a) bendinin konu aldığa kimselerin, siyasi partiden çıkarılmalarınaveya partinin kapatılmasına yol açmış eylemlerin doğrultusunda erekler güdenveya o yönde faaliyette bulunan dernekler kurmaları belki akla gelebilir. Ancak1630 sayılı Kanunun, kurulması yasak derneklere ve yasak faaliyetlere ilişkin4. maddesi ile 35. maddesinin I sayılı fıkrasının ve yasaklara uymamayı cezayaptırımına bağlayan 64. maddesinin, böyle bir girişimi önleyecek veengelleyecek bir kapsam ve nitelikte bulunduğu gözden uzak tutulmamalıdır.
Görülüyorki 1630 sayılı Kanunun 2. maddesinin (a) bendi ile dernek kurma hakkına konulansınırda Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünü, milli güvenliği, kamudüzenini veya genel ahlâkı koruma gibi bir erek güdülmüş olduğu ilerisürülemez. Çünkü böyle bir korumayı zorunlu kılacak bir durumun oluşması sözkonusu değildir. Bu nedenle kural Anayasanan değişik 29. maddesinin birincifıkrasına aykırıdır, iptal edilmesi gerekir.
KemalBerkem, Şahap.Arıç, İhsan Ecemiş ve Abdullah Üner bu görüşe ve Muhittin Gürün,Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu gerekçenin bir bölümünekatılmamışlardır.
b)1630 sayılı yasanın 2. maddesinin (b) işaretli bendi dernek kurma hakkınabirtakım hükümlülükler, başka deyimle kişisel durumlar yönünden bir sınırlamagetirmektedir. Bu kurala göre:
Ağırhapis cezasına mahkûm olanlar;
Taksirlisuçlar dışında beş yıldan çok hapis cezasına mahkum olanlar;
Yüzkızartıcı suçlardan hüküm giymiş olanlar;
1630sayılı Kanunla kurulması yasaklanan dernekleri kurmak veya idare etmeksuçlarından hüküm giymiş olanlar,
Dernekkuramazlar.
aa)Bilindiği gibi dernekler, insanların tek tek gerçekleştirmeyi başarmağagüçlerinin yetmeyeceği ereklere varabilmek için böyle ortaklaşa bir erek güdenkimselerin bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmeleri ile oluşur.Onun içindirki bireylerden çok daha güçlü ve etkili, toplum içindeki yerleriönemli ve geniş çevreli olan kuruluşlardır. Bu nitelikleriyle de kamu düzeniniyakından ilgilendirirler ve kurucularında belirli bir saygınlık ve güvenilirlikseviyesinin aranmasını gerektirirler. Kurucularda bu yönden bir eksiklikbulunmasının derneklerin saygınlık ve güvenilirliliğini de zedeleyici vesakıncalarını yerine göre kamu düzenine ve genel ahlâka da yansıtacağıortadadır.
Ağırhapis veya beş yıldan çok hapis cezaları ile yahut yüz kızartıcı suçlardanhüküm giyme toplum çevresinde tepki ile karşılanacak ve kamu vicdanım inciteceknitelikte bir suçluluk durumunu oluşturur. Buradaki kısıtlama Anayasanındeğişik 29. maddesinde dernek kurma hakkının sınırlanması için öngörülenölçülere uygun düşmekte ve kapsamına göre hakkın özüne dokunur bir niteliğibulunmamaktadır. Öte yandan böyle bir sınırlamanın birtakım hükümlülerinyeniden iyi yurttaşlara dönüşmeleri ve toplum içinde tekrar itibar kazanmalarıyollarını kapadığından söz edilmesine olanak yoktur. Çünkü bir hükümlü içintoplumun gözünde yeniden saygınlık ve güvenilirlik kazanmağı sağlayacak tekyolun dernek kuruculuğu olmadığı ortadadır.
Özetlemekgerekirse; 1630 sayılı Kanunun 2. maddesinin (b) işaretli bendinin ağır hapis,beş yıldan çok hapis cezalariyle yahut yüz kızartıcı suçlardan hüküm giyenlereilişkin bölümü Anayasaya aykırı değildir. Davanın kurala yönelen bölümü bukapsam içinde reddedilmelidir.
MuhittinGürün, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.
bb)1630 sayılı Kanunun 2. maddesinin (b) işaretli bendi bu kanunla kurulmasıyasaklanan dernekleri kurmak veya yönetmek suçlarından hüküm giymiş olanlara dadernek kuramıyacaklar arasına katmaktadır.
Kurulmasıyasak dernekler Kanunun 4. maddesinde gösterilmiştir.
Bumaddeye göre:
aaa)Türk Devletinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünü bozmak.
bbb)Dil, ırk, sınıf, din ve mezhep ayırımına dayanarak nitelikleri Anayasadabelirtilen Cumhuriyeti ortadan kaldırmak,
ccc)İnsan hak ve hürriyetini ortadan kaldırmak.
ççç)Kanunlara, kamu düzeni veya ahlâka aykırı faaliyette bulunmak,
ddd)Bölge, ırk, sınıf, din veya mezhep esasına veya adına dayanarak herhangi birbölgenin veya ırkın yahut sınıfın veyahut din veya mezhep saliklerinindiğerlerine hakim veya diğerlerinden imtiyazlı olmasını sağlamak,
eee)Sosyal bir sınıfın diğer sosyal sınıflar üzerinde tahakkümünü tesis etmek veyasosyal bir sınıfı ortadan kaldırmak, yahut memleket içinde müesses iktisadiveya sosyal temel nizamlardan herhangi birini devirmek veya Devletin siyasi vehukuki nizamlarını topyekûn yok etmek.
fff)Devletin sosyal, iktisadi veya hukuki temel düzenini, kısmen de olsa dinkurallarına dayandırmak veya siyasi yahut şahsi çıkar ve nüfuz sağlamak amacıile her ne suretle olursa olsun dini veya din duygularını yahut dince kutsalsayılan şeyleri istîsmar etmek veya kötüye kullanmak,
ggg)Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 153. maddesinde sayılan devrim kanunlarınıkaldırmak, değiştirmek veya bu kanunlarla yasaklanan hususları ihya etmek.
hhh)Atatürkün şahsiyet ve faaliyetlerini yahut hatırasını kötülemek veya küçükdüşürmek,
ııı)Belli bir siyasi partiyi desteklemek veya aleyhinde çalışmak, yahut siyasipartiler arasında işbirliği sağlamak, veyahut T. B. M. M. üyeliği veya mahalliidareler veya mahalle muhtarlığı yahut ihtiyar heyeti seçimlerinde bir siyasipartiyi veya adaylarından birini veya birkaçını veyahut bakımsız bir adayı veyaadayları desteklemek veya kazanmalarını önlemek, yahut bunlar arasındaişbirliği sağlamak,
j jj) Türkiye Devletinin şahsiyetini kötülemek veya küçültmek,
kkk)Suç işlemek veya suç işlemeyi teşvik yahut telkin etmek,
Amacınıgüden veya amacı birden fazla olan derneklerin kurulması yasaktır.
4.maddenin incelenmesi gösterir ki dernek kurmada, amacı birden çok olanderneklere ilişkin olanın dışında kalan yasaklar anayasal, düzene yönelebilecektehdit ve tehlikeleri savmak, Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünü, milligüvenliği, Kamu düzenini ve genel ahlâkı korumak kaygısı ile konulmuşsınırlamalardır. Bu sınırlamalara karşı gelerek yasak dernek kurmak veyayönetmek suçlarından hüküm giymiş ve böylece dernek kurmada güvenilir olmağıyitirmiş kimselerin görünürde pek masum erekler güderek de olsa, yeniden dernekkurmalarında, kamu düzeni bakımından büyük sakıncalar bulunduğunda ve incelemekonusu kuralla getirilen sınırlamanın kapsamına göre, hakkın özüne dokunurniteliği olmadığında kuşku yoktur. Buna karşılık yalnızca yasa içi birden çok amaçgütmek yüzünden yasa dışı olmuş bir derneği kurmak veya yönetmek suçlarındanhüküm giyenlerin bir daha dernek kurucusu olmalarını engellemenin Anayasanın29. maddesinde dernek kurma hakkına sınırlar konulması için öngörülen ölçülereuygun bir sınırlama olduğu düşünülemez.
Şuduruma göre 1630 sayılı Kanunun 2. maddesinin (b) işaretli bendinin yasakdernekleri kurmak veya yönetmek suçlarından hüküm giyenlere ilişkin bölümü(amacı birden fazla olan dernekleri kurmak veya yönetmek suçlarından mahkûmolanlar) yönünden Anayasaya aykırıdır ve iptal edilmelidir.
KâniVrana, Muhittin Gürün, Şevket Müftügil, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H.Boyacıoğlu kuralın tüm( yasak dernekleri kurmak veya yönetmek suçlarından hükümgiyenler) yönünden Anayasaya aykırı olduğu ve iptali gerektiği görüşünü ilerisürmüşlerdir,
2 -1630 sayılı Kanunun 4. maddesinin son fıkrası:
1630sayılı Kanunun 4. maddesinin son fıkrasına göre üniversite fakülte, akademi vebunlara bağlı enstitüler veya yüksek okullar ile başka her türlü resmi veyaözel eğitim ve öğretim kurumlarında birden çok öğrenci derneği kurulamaz.
Bukuralın Anayasaya uygunluk denetimi yapılırken aynı Kanunun 35. maddesininöğrenci derneklerinin güdeceği ereğe ve faaliyet alanına ilişkin II sayılıfıkrasının da gözönünde bulundurulması yerinde olacaktır.
Sözüedilen fıkraya göre öğrenci dernekleri her ne şekilde olursa olsun siyasiamaçla kurulamazlar. Öğrenci dernekleri ancak, kuruldukları eğitim ve öğretimkurumuna kayıtlı öğrencilerce, o kurum öğrencilerinin beden ve ruh sağlıklarınınkorunması, beslenme, çalışma, dinlenme ve boş zamanların değerlendirilmesi gibisosyal veya eğitim ve öğretimle ilgili ihtiyaçlannı karşılamak, öğrencilerikurum idaresi ve diğer kuruluşlar nezdinde temsil etmek amaciyle kurulabilir,öğrenci dernekleri hiçbir şekil ve surette siyasi veya öğrencilikle ilgisiolmayan faaliyette bulunamazlar.
Pekyakın bir geçmişte öğrenci dernekleri arasında baş gösteren ve milli birliğitehdit edecek bir aşamayı bulan anlaşmazlık, hatta düşmanlıkların ve karşılıklışiddet hareketlerinin acı izlenimlerinin etkisi altında ve bu türlü durum veolayların yeniden ortaya çıkmasanı engellemek kaygısı içinde düzenlendiğindekuşku bulunmayan bu kuralla öğrenci derneklerinin güdecekleri erek ve faaliyetalanları böylece belirginleştirildikten sonra bir öğretim ve eğitim kurumundaaynı ereği güdecek ve aynı faaliyet alanında çalışacak birden çok öğrenciderneğine yer ve gerek olmayacağı ve üstelik birden çok derneğin giderekbirtakım zararlı, huzur bozucu kutuplaşmalara ve çekişmelere yuvalık ve odaklıkedecek duruma geleceği, öğretim kurumlarına kendi alanlarında destek veöğrencilere yardımcı olmaları öngörülen bu kuruluşların kaygı ve tedirginlikkaynağına dönüşecekleri; bütün bunlardan da kamu düzeninin olumsuz yönde etkileneceğiortadadır.
Öteyandan iptali istenen fıkrada (madde 4/son) öğrencilerin öğretim kurumlarıdışında başka dernekler kurmalarını veya başka derneklere üye olmalarınıengelleyen bir kural bulunmadığı gibi öğrenci haklarından yararlanabilmek içinöğrenci derneğine girme zorunluğuda kanulmamış olduğundan "bir derneğe üyeolmaya zorlanma", başka deyimle Anayasanın değişik 29. maddesinin ikincifıkrasiyle bir çelişme de söz konusu değildir. Buradaki kısıtlama sözü geçenAnayasa maddesinde dernek kurma hakkının sınırlanması için öngörülen ölçülereuygun düşmekte ve kapsamına göre hakkın özüne dokunur bir niteliğibulunmamaktadır.
1630Sayılı Kanunun 4. maddesinin son fıkrası Anayasaya aykırı değildir Davanın bu_kurala yönelen bölümünün reddi gerekir.
MuhittinTay lan, Kâni Vrana, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşekatılmamışlardır.
3 -1630 sayılı Kanunun 6.. 10., 11 maddeleri:
1630sayılı Kanunun 6. maddesi, uluslararası faaliyette bulunmak amaciyle dernekkurulamıyacağı, Türkiyede kurulan derneklerin yurt dışında kurulmuş ulusal veyauluslararası dernek veya teşekküllere katılamıyacağı, merkezi yurt dışındabulunan derneklerin Türkiyede şube acamayacağı ilkesini getirmekte; ancak 10.ve 11. maddeler hükümlerini saklı tutmaktadır.
6.Maddedeki ilkeye istisna kuralları getiren 10. ve 11. maddeler incelenincegörülecek olan şudur:
Uluslararasıberaberlik veya işbirliği yapılmasında fayda görülen durumlarda BakanlarKurulunun izni ile uluslararası faaliyette bulunma ereğini güden derneklerinkurulması, mevcut derneklerin bu yönde faaliyette bulunması, bu gibiderneklerin yurt dışında şube açması veya yurt dışındaki benzeri erek güdendernek veya kuruluşlara katılması olanak içindedir. Türkiyedeki derneklerinkatıldığı veya işbirliği yaptığı dernek veya kuruluşların yasalarımıza veyaulusal çıkarlarımıza uymayan, yahut kuruluş erekleriyle bağdaşmıyan faaliyettebulunması halinde Türkiyede kurulmuş derneğin bu dernek veya kuruluşlarla olanilişkilerine içişleri Bakanlığının önerisi üzerine Bakanlar kurulu karariyleson verilir (madde 10).
Yurtdışında kurulan ve uluslararası beraberlik ve işbirliğini sağlamak ereğinigüden derneklerin Türkiyede şube açmalarına veya uluslararası faaliyettebulunmalarına Bakanlar Kurulunca izin verilmiş dernek, federasyon veyakonfederasyonlara katılmalarına yahut işbirliğinde bulunmalarına, yapılanişbirliği ve yürütülen ortaklaşa faaliyetlerin yararlı olacağı kanısınavarılması halinde, Mütekabiliyet şartiyle Dışişleri Bakanlığının görüşüalınarak İçişleri Bakanlığının önerisi üzerine Bakanlar Kurulu karariyle izinverilebilir. Yurt dışında kurulan ve uluslararası beraberlik ve işbirliğinisağlamak ereğini güden derneklerin yasalarımıza veya ulusal çıkarlarımızauymayan yahut kuruluş erekleri ile bağdaşmayan faaliyetlerde bulunması halindeaçılmış şubelerin kapatılmasına veya verilen iznin geri alınmasına Bakanlarkurulu yetkilidir. (madde 11).
Görüldüğüüzere 1630 sayılı Kanunun 6., 10. ve 11. maddeleriyle kural olarak Türk veyabancı derneklerin uluslararası faaliyetleri yasaklanmakta; ancak BakanlarKurulunca belirli koşullar altında bu faaliyetlere izin verilebilmekte vegerektiğinde izin geri alınabilmektedir. Davacı böylece uluslararası faaliyetalanında dernek kurmada kesin yasak ve önceden izin alma düzeninin getirildiğinive bumın da Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Davacının Anayasayaaykırılık iddiasının kapsamı içine 6. maddenin tümü. 10. maddenin yurtdışındaki bir dernek veya teşekküle katılmak isteyen dernekler, bu kuruluşstatüsünü içişleri Bakanlığına vermeye mecburdurlar) fıkrası dışındakikuralları ve 11. maddenin son fıkrası girmektedir.
Uluslararasıdernekçilik kendi içinde büyük sakıncalar, hatta tehlikeler saklayabilen biralandır. Anayasa düzenine aykırı, Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünü,milli güvenliği, kamu düzenini veya gsnel ahlâkı yıkmağa yönelmiş kimiakımların ve faaliyetlerin uluslararası çalışmak ereğiyle kurulan veya yurtdışındaki derneklere katılan Türk dernekleri, yahut yabancı derneklerinTürkiyedeki şubeleri yoluyle ve gizlice ülkeye sızıp yayılması ve milli bünyedetelâfisi güç zararlara, hatta ağır tahriplere yol açması olasılığı ve olanağıher zaman için vardır.
Bütünbu sakıncaların önceden karşılanabilmesi ülke açısından uluslararasıdernekçilik konusunda etkili bir denetimin kurulmasına bağlıdır. Uluslararasıkarşılıklı faaliyetin Bakanlar Kurulunun iznine bırakılması bugün için enelverişli bir denetim yolu olarak görünmekte ve böyle olunca da kural olarakuluslararası faaliyetin yasak edilmesi doğal bulunmaktadır. Uluslararasıberaberlik veya işbirliği yapılmasında ülke açısından yarar bulunupbulunmadığını, Türkiyedeki derneklerin katılacağı veya işbirliği yapacağıyabancı dernek veya kuruluşların yasalarımıza veya ulusal çıkarlarımıza uymıyanyahut kuruluş erekleriyle bağdaşmayan faaliyetleri olup olmadığı konusundaderin araştırmalara girişme ve gerçeğe uygun sonuçlara varabilme bakımından,elindeki geniş ve çeşitli olanaklara göre "yürütme" nin en elverişlidurumda bulunduğu da ortadadır.
Türkderneklerinin uluslararası faaliyette bulunabilmelerinde izin esasıbenimsenince izin verilmesini uygun kılan durumda köklü değişiklik olması veuluslararası işbirliğinin ülke için zararlı olmağa dönüşmesi halinde bu durumayine izin merciince bir son verilmesini olağan saymak gerekir. Onun içindir ki10. maddenin son fıkrasında "Türkiyedeki derneklerin katıldığı veyaişbirliği yaptığı yabancı dernek veya teşekküllerin, kanunlarımıza veya ulusalçıkarlarımıza uymayan yahut kuruluş amaçlariyle bağdaşmayan faaliyetlerdebulunması halinde, Türkiyede kurulmuş derneğin bu dernek veya teşekküllerleolan ilişkilerine, İçişleri Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu karariyleson verilir." kuralı yer almıştır. Burada "ilişkiye son vermek"ten söz edildiğine ve böylece derneklerin hâkim karariyle kapatılmasına ilişkinAnayasa ilkesine dokunulmadığına işaret edilmesi yerinde olacaktır.
Yukarıdanberi açıklananlar 1630 sayılı Kanunun 6. ve 10. maddeleriyle getirilensınırlamaların Anayasanın değişik 29. maddesinde öngörülen ölçülere uygundüşmekte ve kapsamına göre de hakkın özüne dokunur bir nitelikte bulunmamaktaolduğunu belirlemeye yeterlidir.
Yurtdışında kurulmuş, uluslararası beraberlik ve işbirliğini sağlama ereğini güdenderneklerden Türkiye'deki faaliyetlerini düzenleyen 11. maddeye gelinceyukarıda söylenenler bunların Türkiyede şube açmalarına veya uluslararasıfaaliyet izni bulunan Türk dernek, federasyon veya konfederasyonlarınakatılmalarına yahut onlarla işbirliğinde bulunmalarına, yarar olduğuna kanaatgetirilmesi ve karşılıklılık koşulları altında Dışişleri Bakanlığının görüşüalındıktan sonra içişleri Bakanlığının önerisi üzerine Bakanlar Kurulukarariyle izin verilebilmesini öngören bu kural bakımından da, söylenilebilir;üstelik söylenenler konunun niteliği dolayısiyle, burada daha da ağır basar.Ancak 11. maddenin bu bölümü dava kapsamı dışındadır. Davacı yalnızca sözkonusu derneklerin yasalarımıza veya ulusal çıkarlarımıza uymayan yahut kuruluşerekleriyle bağdaşmayan faaliyetlerde bulunması halinde açılmış şubelerinkapatılmasına veya verilen iznin geri alınmasına Bakanlar Kurutunu yetkilikılan son fıkranın Anayasaya aykırılağını öne sürmekte ve özellikle kapatmanınhâkim kararına bağlanmaması üzerinde durmaktadır.
Burada,Bakanlar Kurulu karariyle kapatılması söz konusu edilen Türk dernekleri değilyabancı bir derneğin Türkiyede Bakanlar Kurulu izni üzerine açtığı şubedir.Anayasanın "Temel Haklar ve ödevler" baslığını taşıyan ikinciKısmında gösterilen hak ve hürriyetlerin - ki dernek kurma hakkı bu Kısmınİkinci Bölümündedir - Yabancılar için milletlerarası hukuka uygun olarak,kanunla sınırlanabileceği yolunda bir ilkenin Anayasanın 13. maddesinde yer aldığıunutulmamalıdır. Öte yandan yabancı derneğin Türkiyede izinle açılmış şubesininkapatılması gerçekte o iznin kaldırılması demektir. İzin de ancak yabancıkuruluşun yasalarımıza veya ulusal çıkarlarımıza uymayan yahut kurulma ereğiylebağdaşmayan faaliyetlerde bulunması gibi ağır, milli güvenliği ve kamu düzeninitehdit eden durumlarda kaldırılabilecektir Böyle bir duruma hiç bir egemendevletin katlanması ve birtakım yargısal yöntemlerle tehlikenin ve zararınartarak sürüp gitmesine yol açması beklenemez Kaldı ki yurt dışında kurulanderneklerin Türkiyede ancak Bakanlar Kurulu izniyle faaliyettebulunabilmelerinde Anayasaya aykırılık söz konusu olmadığına göre izninverilmesini gerektiren koşullarda değişiklik olması halinde izni vermeğeyetkili merciin izni geri almağa da yetkili bulunması doğal ve olağandır.
Yukarıdanberi açıklananlarla varılan sonuç aşağıda özetlenecektir:
a)1630 sayılı Kanunun 6. maddesi Anayasaya aykırı değildir. Davanın bu kuralayönelen bölümünün reddedilmesi gerekir.
b)1630 sayılı Kanunun 10. maddesinin dava kapsamına girmeyen (Yurt dışındaki birdernek veya teşekküle katılmak isteyen dernekler, bu kuruluş statüsünü içişleriBakanlığına vermeğe mecburdurlar.) fıkrası dışındaki kuralları Anayasaya aykırıdeğildir. Davanın bu konuya yönelen bölümü reddedilmelidir.
c)1630 sayılı Kanunun 11. maddesinin son fıkrası Anayasaya aykırı değildir.Davanın bu kurala yönelen bölümünün de reddi gereklidir.
4 -1630 sayılı Kanunun 15. maddesi:
1630sayılı Kanunun 15. maddesine ilişkin Anayasaya aykırılık iddiası iki yöndendir.Birincisi, maddenin 1. cümlesindeki (dernek kurma hakkına sahip) deyimi, başkabir anlatış yoliyle söylenirse, derneklere üye olma hakkını dernek kurma hakkıile bir tutan ve iki hakkı birbirine yani aynı koşullara bağlayan kuraldır,ikincisi, maddenin 2. cümlesindeki (ile siyasi partilerden birine kayıtlıbulunan öğrenciler) sözü başka bir deyimle 15. maddenin siyasi partilerdenbirine kayıtlı bulunan öğrencilerin öğrenci derneklerine üye olmalarını önlemeküzere koyduğu yasaktır.
a)Dernek kurmakla kurulmuş bir derneğe üye olmayı birbiriyle karıştırmamakgerekir. Dernek kurma hakkının kullanılması önemli bir girişimdir. Yasa,kurulacak derneğin güvenilir ve saygın bir seviyede olmasını sağlama bakımındandernek kuracaklarda birtakım nitelikler arayabilir; üstelik Devletin ülkesi vemilletiyle bütünlüğünün, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve genel ahlâkınkorunması söz konusu ise sınırlamalara da gidebilir.
Birderneğin kurucuları - en az yedi kişi - bilgi ve çalışmalarını sürekli olarakbirleştirme üzerinde anlaştıktan ve dernek tüzüğünü düzenleyip dernek olarakkurulma isteğini tüzükte açığa vurmak ve tüzüğü kurulduğu yerin en büyükmülkiye âmirine vermekle o dernek tüzel kişilik kazanır. Ondan sonra derneğinvarlığını yitirmesi ancak birtakım yasa koşullarının gerçekleşmesi ileolabilir. Oysa dernek üyeliği yolunca kurulmuş, ereği ve tutumu belli birderneğe yurttaşın katılması demektir. Yurttaş dilediğinde dernekten çekilir veüyelik de sona erer. Anayasa Koyucu dernek kurmakla derneğe üye olmakarasındaki ayırımı (değişik madde 29) dernek kurma hakkının kullanılışındauygulanacak şekil ve usullerin kanunda gösterileceğini ve bu hakka Devletinülkesi ve milletiyle bütünlüğünü, milli güvenliği, kamu düzenini ve genel ahlâkıkorumak üzere kanunun sınırlar koyabilmesini kurala bağlamasına karşılık üyeolma konusunda yalnızca hiç kimsenin bir derneğe üye olmaya veya dernekte, üyekalmaya zorlanamıyacağı yolundaki ilke ile yetinerek daha da belirgin durumasokmuştur.
Onuniçindir ki dernek kurma hakkının kullanılması ile yine bu hakkın kaynaklıkettiği derneklere üye olma hakkı aynı koşullara bağlanırsa üye olma hakkınınözüne dokunulmuş ve Anayasanın değişik 29. maddesi ile de çelişkiye düşülmüşolur. 1630 sayılı Kanundaki düzenlemenin derneklere üye olabilmeyi ne denlikısıtladığını anlamak için bu Kanunun çok daha yukarılarda tartışılan 2.maddesinin dernek kuramayacaklara ilişkin a ve b işaretli bentlerine bir gözatılması yeterlidir.
Özetlenecekolursa: 1630 sayılı Kanunun birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan vederneklere üye olma hakkının dernek kurma hakkına sahip olmakla sınırlanmasınayol açan (dernek kurma hakkına sahip) deyimi Anayasaya aykırıdır, İptaledilmesi gerekir.
ŞahapArıç bu görüşe katılmamıştır.
b)1630 sayıla Kanunun 15. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki (ilesiyasi partilerden birine kayıtlı bulunan öğrenciler) deyimi ile oluşan kuralsiyasi partilere yazılı öğrencilerin öğrenci derneklerine üye olmalarınıyasaklamaktadır.
Anayasanın56. maddesinin birinci fıkrasına göre yurttaşlar usulüne göre siyasi partileregirme ve çıkma hakkına sahiptir. Bu Anayasanın Temel Haklar ve Ödevler başlıklıikinci kısmının Siyasi Haklar ve ödevler'e ilişkin Dördüncü Bölümünde yer almışbir ilkedir. Bir öğrenciyi kendisine öğrenim süresince yardımcı, koruyucu,destek olabilecek öğrenci derneğine veya bir siyasi partiye girme arasındaseçmeli bırakmak sonuç olarak onu siyasi partilere girme anayasal hakkındanyoksun etmek demektir. Siyasi partiye yazılı öğrencilerin, güdecekleri erekyasa ile biçimlendirilmiş öğrenci derneklerine üye olmalarını yasaklamakyolunda bir kısıtlama Anayasanın 29. maddesi ilkeleri ile de bağdaşamaz. Öteyandan Ülkenin geleceğine ve gelecekteki yönetimine sahip çıkacak olan gençlerinkendilerini siyasi partiler içinde göreve hazırlamalarındaki yararın,sakıncalarından üstün olduğu ortadadır. Kaldı ki bir siyasi partiye girmekistediği halde öğrenci derneğinden atılmak kaygısı ile istediğini doğrudandoğruya ve açıkça gerçekleştiremeyenlerin iki yüzlü davranışlara ve yeraltıtemaslarına yönelmeleri her zaman için beklenebilir ve böyle bir tutumun,siyasi partiye üye olmanın yanında, çok daha büyük sakıncalar doğuracağındankuşku edilmemesi gerekir.
Özetlenecekolursa; 1630 sayılı Kanunun 15. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesindeyer alan (ile siyasi partilerden birine kayıtlı bulunan öğrenciler) deyimiAnayasaya aykırıdır; iptaline gidilmek gerekir.
KemalBerkem, Şahap Arıç, Halit Zarbun ve Abdullah Üner bu görüşe katılmamışlardır.
5 -1630 sayılı Kanunun 20. maddesinin birinci fıkrası:
1630sayılı Kanunun toplantı yerine ilişkin 20. maddesinin dava konusu birincifıkrası genel kurul toplantılarının dernek merkezinin bulunduğu yerden başkabir yerde yapılmasını yasaklamaktadır.
Kanuntasarısının bu kurala ilişkin gerekçesinde söyle denilmiştir. "Geçmişuygulamalarda bir dernek genel kurulunun başka kişi ve yöneticiler tarafından,başka başka yerlerde toplatıldağı, türlü oyun ve kaçamakların yapıldığı,kanunlar zorlanmak suretiyle bir dernekte iki yönetim kurulunun ve başkanınortaya çıktığı Örnekleriyle görülmüştür. Toplantının, merkezin bulunduğu yerdışında yapılmak suretiyle katılacak üyelere zorluk çıkarılacağı, dernek kayıtve defterlerini inceleme zorluğu doğacağı ve keza idarenin de dernek tutum vedavranışlarını izlemekte zorluklarla karşılaşacağı açıktır."
Davacıbu kuralın özellikle Anayasanın 28. madesindeki toplanma hakkına, 18.maddesindeki seyahat özgürlüğüne aykırı olduğunu ileri sürmektedir.
Dernekgenel kurul toplantılara toplantı ve gösteri yürüyüşü kavramı içinde değildernek faaliyetleri kapsamında düşünülmek ve ele alınmak gerekir. Anayasatoplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile dernek kurma hakkını ayrı ayrımaddelerde düzenlemiştir. Onun içindir ki konunun Anayasanın 28. maddesi ilebir ilişkisi yoktur. Seyahat hürriyeti ise, gerek bu özgürlüğün gerekse dernektüzel kişiliklerinin nitelikleri dolayısiyle, derneklerin yararlanabileceği birhürriyet değildir ve Anayasanın 18. maddesi böylece konunun dışındakalmaktadır.
Davakonusu kural gerçekte dernek faaliyetlerinin bir bölümünü oluşturan genel kurultoplantılarına ilişkin ve yukarıda değinilen gerekçede de belirlendiği üzere,kamu düzenini korumaya yönelmiş bir yasal düzenlemedir ve Anayasanın değişik29. maddesiyle de çelişir yanı yoktur. Davanın 1630 sayılı Kanunun 20.maddesinin Anayasaya aykırı bulunmayan birinci fıkrasına yönelen bölümününreddedilmesi gereklidir.
6 -1630 sayılı Kanunun 35. maddesi:
1630sayılı Kanunun 35. maddesi derneklerin yasak faaliyetlerine ilişkindir. Davacı,bu maddenin I sayılı benidinin (c) fıkrasında yer alan ve derneklerin"Silâhlı Kuvvetler personelinin bütün hakları ile ilgili kanuni hükümlerinuygulanması veya yeni hükümler konması" yolunda faaliyette bulunmalarınıve II sayılı bendin (a) fıkrasında yer alan ve dernek yöneticilerinin derneğitemsilen dernek amaçlarına uymayan toplantı ve gösteri yürüyüşlerinekatılmalarını veya beyanda bulunmalarını ve dernek mensuplarını da bu yoldaharekete teşvik etmelerini yasaklayan iki kuralın Anayasaya aykırı olduğunuileri sürmektedir.
a)Bilindiği gibi Türk Silâhlı Kuvvetleri Türk Yurdunu, bağımsızlığını veCumhuriyeti korumakla yükümlü Silâhlı Devlet Kuvvetidir. Görevini gereği gibiyerine getirebilmesi için bu kuvvetin ve personelinin dış etkilerdenolabildiğince uzak şerefli, vakarlı bir tutum içinde bulundurulmasında, haklarıve gereksinmeleri Devletçe gözönünde tutularak bunları savunma ve sağlamavesilesini sömürü ve çıkar konusu yapabilecek ve böylece Devleti de TürkSilâhlı Kuvvetlerini de küçük düşürebilecek bir takım dış çevrelere vefaaliyetlerine fırsat ve olanak vermemekte kesin zorunluluk vardır. Bu yoldatedbirler alınmasının milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından da büyük önemiolduğu ortadadır.
1630sayılı Kanunun 35. maddesinin I saydı bendinin (c) fıkrasında yer alan vederneklerin Silâhlı Kuvvetler personelinin hakları ile ilgili yasa hükümlerininuygulanmasını veya yeni hükümler konulmasını sağlama yolunda faaliyettebulunmalarını yasaklayan kural işte böyle bir kaygı ve tedbirin anlatımıdır.Kuralı oluşturan ve dernekler konusunda Anayasal ölçüleri aşmayan bir sınırlamaniteliğinde olan "ve Silâhlı kuvvetler personelinin bütün hakları"deyimi, yukarıdan beri açıklananlarla ortaya çıktığı üzere, Anayasaya aykırıdeğildir. Davanın bu konuya yönelen bölümünün reddedilmesi gerekir.
b)1630 sayılı Kanun, amacı birden çok olan derneklerin kurulmasını yasaklamış(madde 4); bir derneğin tüzüğünde gösterilen amaç dışındaki faaliyetini yasakfaaliyet saymıştır (madde 35/1 - a). Dernekçilikte tek amaç ilkesinin Anayasayaaykırılığı söz konusu değildir. Bu ilke Yasada yer aldıktan sonra artıkderneklerin - derneği temsilen yöneticileri aracılığı ile - dernek amaçlarınauymayan toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılmaları veya beyanda bulunmaları- değişik konu sakıncasız, masumca da olsa - derneğin birden çok amaç gütmesidemek olacağı için, ilkeye aykırı düşer ve yasak faaliyet niteliğini alır.
1630sayılı Kanunun 35. maddesinin II sayılı bendinin (a) fıkrasında yer alan vedernek yöneticilerinin derneği temsiien dernek amaçlarına uymayan toplantı vegösteri yürüyüşlerine katılmalarını veya beyanda bulunmalarını ve dernekmensuplarını da bu yolda davranmağa teşvik etmelerini yasaklayan kural,metinden açıkça anlaşılacağı üzere, yukarıda değinilen "tek amaçlıdernek" ilkesinin olağan, üstelik zorunlu bir sonucudur. Burada dernekyöneticilerinin, derneği temsil etmemek şartiyle, başka deyimle kişisel yöndendernek amacına uymayan toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılmalarını veyabeyanda bulunmalarını engelleyen bir hüküm bulunmadığına işaret edilmesiyerinde olacaktır.
Görülüyorki 1630 sayılı Kanunun 35. maddesinin II sayılı bendinin (a) fıkrasınınAnayasaya aykırı düşen yönü yoktur. Davanın kurala yönelen bölümününreddedilmesi gereklidir.
MuhittinTaylan ve Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.
7 -1630 sayılı Kanunun 36. maddesinin ikinci fıkrası:
1630sayılı Kanunun 36. maddesinin birinci fıkrası derneklerin'askerlik, savunma vesivil savunma hizmetlerine hazırlayıcı öğretim ve eğitim faaliyetlerinegirişmelerini veya üyeleri için özel kıyafet veya üniforma yahut kolbağı veyabenzer işaretler ihdas etmelerini yasaklamaktadır. Bunun kamu düzeninin vemilli güvenliğin korunması kaygısı ile konulmuş pek yerinde bir yasaklamaolduğu ortadadır.
Aynımaddenin dava konusu ikinci fıkrası ise. Bakanlar Kuruluna bu faaliyetlerintümü veya bir bölümü ile meşgul olma iznini uygun gördüğü derneklere verebilmeyetkisini tanımıştır. 37. maddenin ikinci fıkrasına göre de bu türlüderneklerde eğitim ve öğretim için gerekli silâhların sağlanmasına vebulundurulmasına içişleri Bakanlığınca izin verilebilecektir.
Askerliğe,savunma ve sivil savunma hizmetlerine hazırlayıcı öğretim ve eğitime girişme,üyeleri için özel kıyafet, üniforma, kolbağı ihdas etme, silâh sağlama vebulundurma izni almış bir derneğin bu alandaki faaliyetleri - 4/1/1961 günlü,211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri iç Hizmet Kanununun 2. maddesindekitanımlama uyarınca askerlik Türk vatanını, istiklâl ve Cumhuriyetini korumakiçin harp sanatını öğrenmek ve yapmak demek olduğuna göre - her şeyden önce"Vatan hizmeti" kavramının kapsamına girebilecek bir nitelikgösterir. Anayasanın 1488 sayılı Yasa ile değişik 60. maddesinde "Vatan hizmeti"her Türkün hakkı ve ödevi olarak belirlenmiş; bu ödevin Silâhlı Kuvvetlerdeveya kamu hizmetlerinde ne biçimde yerine getirileceğinin kanunla düzenleneceğide ayrıca kurala bağlanmıştır.
Davave inceleme konusu fıkraya göre ise bu nitelikte bir hizmet bütün Türklerindeğil yalnızca belirli bir derneğin mensuplarının hakkı olmakta. SilâhlıKuvvetlerde veya kamu hizmetlerinde değil bir dernek içinde yerinegetirilmektedir. Üstelik yerine getirme bir kanunlada düzenlenmiş değildir.Çünkü 1630 sayılı Kanunun 36. maddesinin ikinci fıkrasını bu konuda bir yasaldüzenleme olarak benimsemeğe olanak yoktur. Sözü edilen fıkrada yalnızcaBakanlar Kuruluna izin verme yetkisinin, o da "uygun gördüğüderneklere" gibi sınırsız, koşulsuz bir takdir gücü veren esnek, geniş birdeyim kullanılarak ve keyfiliği önleyecek hiç bir tedbiri öngörmeksizin,tanınması ile yetinilmiştir. Dava ve inceleme konusu kuralın, şu yönleriyle,Anayasanın, değişik 60. maddesine aykırı düştüğü ortadadır.
Öteyandan bu izni Bakanlar Kurulu uygun gördüğü derneğe verebileceği için iznialan dernek, izni almayan derneklere göre tüm anlamiyle imtiyazlı, üstün birduruma geçmiş olacaktır. Böyle bir sonuca yol açacak bir kuralı Anayasanın 2.maddesindeki hukuk Devleti ilkesi ve 12. maddesindeki kişilere, ailelere,zümrelere, sınıflara imtiyaz tanıma yasağı ile bağdaştırmağa olanak yoktur.
Davave inceleme konusu kural Anayasanın değişik 29. maddesiyle güvence altınaalınmış dernek kurma hakkına dayanılarak da savunulamaz. Çünkü bu hakAnayasanın salt olarak benimsediği ve koruduğu bir hak değildir. Aynı maddedeDevletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünü, milli güvenliği, kamu düzenini vegenel ahlâkı korumak üzere kanunla sınırlar konulabileceği de belirlenmiştir.Öte yandan yine Anayasanın değişik 11. maddesinin üçüncü fıkrasına göreAnayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiç biri insan hak ve hürriyetleriniveya Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü, veya dil, ırksınıf, din ve mezhep ayırımına dayanarak nitelikleri Anayasada belirtilen Cumhuriyetiortadan kaldırmak kastı ile kullanılamaz.
Üyeleriniasker olarak yetiştirme yönünde örgütlenmiş ve silâhlandırılmış bir dernekbağrında ülkenin anayasal düzeni milli bütünlüğü milli güvenliği ve kamu düzeniaçısından büyük tehlikeler saklar ve en azından bir tehdit, baskı, sindirme,dilenen doğrultuya yöneltme aracı olarak iş görür. Yerine göre kötü niyetli biriktidarın yahut başka düzen düşmanlarının, çıkar guruplarının desteği ve silâhıolabilir. Birtakım Avrupa ülkelerinin yakın tarihleri gözden geçirilirse böylederneklerin yol açtıkları korkunç yıkımlar bir bir görülecektir. Devlet kavramıile bağdaşmıyacak sonuçlara elverişli, bu nitelikte ve kapsamda bir yasakuralının Anayasanın değişik 29. ve 11. maddeleriyle de çelişir durumda olduğuortadadır.
Özetlenecekolursa; 1630 sayılı Kanunun 36. maddesinin ikinci fıkrası Anayasaya aykırıdır;iptal edilmelidir.
8 -1630 sayılı Kanunun 37. maddesinin ikinci fıkrası:
1630sayılı Kanunun 37. maddesinin birinci fıkrası, derneklerin merkez veşubelerinde veya bunlara bağlı müessese veya eklentilerinde silâh, patlayıcımadde, saldırıda veya savunmada kullanılan kesici, delici, bereleyici aletveyahut yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı ecza ve öteki her türlü zehir veyagazların bulundurulmasını yasaklamaktadır. Kuralın istisnası, başka deyimlesilâh sağlama ve bulundurma izni verilebilecek dernekler ise ikinci fıkrada yeralmıştır. Bunlar arasında 36. maddede yazılı faaliyetlerde bulunmaya izinlidernekler de vardır ve iptal davası ve Anayasaya aykırılık iddiası budernekleri ikinci fıkra kapsamına sokan (ve 36 ncı maddede yazılı faaliyetlerdebulunmasına izin verilmiş olan derneklerde de eğitim ve öğretim için gerekliolan) deyimine yönelmiştir.
36.maddenin ikinci fıkrası yukarıda (IV -A - 7 bölümü) tartışılırken 37. maddeninsözü edilen kuralı ile birlikte ele alınmış ve aykırılık gerekçesi bu kuraliçin de geçerli bulunmuş olduğundan söylenenlerin burada tekrarlanmasına yer vegerek yoktur. 1630 Sayılı Kanunun 37. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan (ve36 ıncı maddede yazılı faaliyetlerde bulunmasına izin verilmiş olan derneklerdede eğitim ve öğretim için gerekli olan) deyimi Anayasaya aykırıdır; iptaledilmesi gerekir.
9 -1630 sayılı Kanunun 38. maddesi:
1630sayılı Kanunun yabancı dernek ve kuruluşlarla teması düzenleyen 38. maddesindedernek, federasyon veya konfederasyonların yabancı ülkelerdeki dernek vekuruluşların üyelerini Türkiyeye davet etme%i veya yabancı derneklerindavetlerine uyarak üyelerini veya temsilcilerini yurt dışına göndermesi DışişleriBakanlığının görüşü alınarak İçişleri Bakanlığınca verilecek izne bağlıtutulmaktadır. Davacı bu kuralın Anayasanın 10., 11., 13., 18., ve 29.maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Görüldüğügibi burada kişisel seyahatler değil Türk ve yabancı derneklerin kaşılıklıçağrılan üzerine Türkiyeden yabancı ülkelere, yabancı ülkelerden Türkiyeyedernek üyesi veya temsilcisi sıfatiyle yapılacak ziyaretler söz konusudur.Madde uluslararası dernekçiliğin 6.,10.,11.,maddeler dışında kalan bir yönünüdüzenlemektedir ve o maddelerin bütünleyicisi niteliğindedir. 6., 10. ve 11.maddelerdeki sınırlamalar üzerine yukarıda (IV - A - 3 bölümü) söylenenler 38.madde bakımından da geçerli olduğu için bunların burada tekrarlanmasına yergörülmemiştir. Kural Anayasaya aykırı değildir. Davanın bu konuya yönelenbölümünün reddi gerekir.
10 -1630 sayılı Kanunun 39. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları:
1630sayılı Kanunun 39. maddesinde derneklerin şubelerinin, derneklerin oluşturduğufederasyon ve konfederasyonların bildiri, beyanname veya benzeri yayımlardabulunmaları yolu düzenlenmektedir. Maddenin birinci fıkrası yayımı yetkiliorganlarca karar verilmesi koşuluna bağlanmış; ikinci fıkrada yayımlanacakbildiri, beyanname ve benzerlerinde kimlerin adlarının ve imzalarınınbulunacağı belirlenmiştir. Dava konusu üçüncü fıkra yayımlanacak bildiri,beyanname veya benzerleri ile bu konuda alınan kararın birer nüshasının alındıbelgesi karşılığında o yer Cumhuriyet savcılığına ve mülkiye âmirineverilmesini zorunlu kılmış; yine dava konusu dördüncü fıkra basın organlarınınve Türkiye Radyo - Televizyon Kurumunun yetkililerinin Cumhuriyet savcılığıncaverilecek alındı belgesinin bir örneğini almadan bildiri, beyanname vebenzerlerini basmalarını ve yayımlamalarını yasaklamıştır. Son fıkra siyasipartileri bu madde kuralları dışında bırakmaktadır.
a)39. maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarının, aralarında büyük ayrım bulunduğuve her biri bildiri konusunu başka başka yönlerden düzenlediği için, ayrı ayrıele alınmaları gerekir. Üçüncü fıkra ile öngörülen tedbirin, fıkra içinde deyazılı olduğu gibi, yayınım ihbarından öteye varan bir niteliği yoktur. Buradahakkın, kullanılmasını gereksiz yere, kamu yararı gözetmeden güçleştiren,sınırlayan herhangi bir yükümün söz konusu olduğu düşünülemez. Kural, biryandan yayımlanan bildiri metninde anlaşmazlık çıktığında ilgili dernekyararına işleyecek bir belgelendirme tedbirinin alınmasına, bir yandan daAnayasanın değişik 11. maddesinin üçüncü fıkrasında çizilen çerçeve içindeAnayasal hak ve hürriyetlerin kötüye kullanılıp kullanılmadığının dernekleryönünden izlenmesine, ortada suç sayılacak bir eylem varsa bundan vaktindebilgi edinilmesine başka bir deyimle kamu düzeninin korunmasına yönelmiş birdüzenlemenin anlatımıdır.
1630sayılı Kanunun 39. maddesinin üçüncü fıkrası, açıklanan şu niteliğine göre,Anayasaya aykırı değildir. Davanın bu kurala yönelen bölümü reddedilmelidir.
MuhittinTaylan, Kânı Vrana, Muhittin Gürün, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu bugörüşe katılmamışlardır.
b)Dördüncü fıkra, yukarıda da değinildiği gibi, Cumhuriyet Savcılığı alındıbelgesinin örneği verilmeden dernek bildirisinin yayımlanmasını hattabasılmasını yasaklamıştır 70. madde ile de bu zorunluluğu yerine getirmeme laydan 6 aya kadar hapis cezası gibi bir yaptırıma bağlanmıştır. Böylece üçüncüfıkraya göre bir yayım ihbarı niteliğini taşıyan işlem bir çeşit sansüryetkisine yasa gereğinin yerine getirildiğini gösterecek alındı kâğıdı yayımizni belgesine dönüştürülmüş olmaktadır. Dördüncü fıkra ile konu dernekleralanından çıkmış; düşünce hürriyeti (Anayasa: madde 20), basın hürriyeti(değişik madde 22) kitap ve broşür çıkarma hakkı (madde 24) alanlarına sıçrayıptaşmıştır.
Bufıkranın uygulanışında bildiri yayımlayacak derneğin bulunduğu yer Cumhuriyetsavcısının iş zorunlulukları yüzünden yahut da özel düşüncelerle yerindebulunmaması, yahut yerli yersiz nedenlerle bildiriyi kabul etmemesi veya alındıbelgesi vermemesi gibi durumlarla karşılaşılması olasılığı her zaman içinvardır. Böyle durumlarda dernek, kendisine düşen yasal gerekleri yerinegetirdiği halde, bildirisini bastıramıyacak, yayımlatamayacak; yahut da bu işipek geç, bildiri artık etkisini yitirdiği bir sırada başarabilecektir.
Anayasanın20. maddesine göre herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir; düşünce vekanaatlerini söz, yazı, resim ile veya başka yollarla tek başına veya topluolarak açıklayabilir ve yayabilir. Değişik 22. madde, basının hür olduğu vesansür edilemeyeceği ilkesini koymuş; Devleti basın ve haber alma hürriyetinisağlayacak tedbirleri almakla yükümlü tutmuştur. 24. madde kitap ve broşüryayınımın izne bağlı tutulmasını ve sansür edilmesini yasaklamaktadır.
Davave inceleme konusu kural bütün bu anayasal ilkelerle açıkça çelişir, çekişirdurumdadır. Kişilerin toplu olarak (dernek halinde) düşünde ve kanaatleriniyazı, resim ve başka yollarla açıklayabilme ve yazabilme hakkını, bu hakkın vedüşünce ve kanaat özgürlüğünün özüne dokunacak biçimde, kısıtlamaktadır. Haberalma hürriyetini zedelemektedir. Basım işlerini bar alanda ve bir anlamda,sansür ve izne, başka deyimle bir ön denetime bağlamaktadır. Dernekfaaliyetlerinden bir bölümü - düşünce ve kanaat açıklamaya ilişkin olduğu içinen önemli bir faaliyet dalıdır - gereksiz yere ve anayasal bir nedene dayanmaksızınağır bir kasıntıya uğratmaktadır.
Yukarıdanberi açıklanan nedenlere göre 1630 sayılı kanunun 39. maddesinin dördüncüfıkrası Anayasaya aykırıdır; iptal edilmesi gerekir.
11 -1630 sayılı Kanunun 40. maddesinin birinci fıkrası: 1630 sayılı Kanunun 40.maddesi derneklerin genel denetimine ilişkindir. Dava konusu birinci fıkrakuralına göre derneklerin işlemleri, defterleri, hesapları ve faaliyetleriiçişleri Bakanlığınca veya dernek merkezi veya şubelerinin bulunduğu yerin enbüyük mülkiye amirince bizzat veya görevlendireceği memurlar aracılığı iledernek merkez, müessese veya eklentilerinde her zaman denetlenebilecektir.(Davacı bu kuralla tüzel kişilerin hayat haklarının yok edilmek istendiğini vekuralın Anayasanın 14. (kişi dokunulmazlığı), 15. (Özel hayatın gizliliği), 16.(konut dokunulmazlığı) maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmektedir.
Derneklerintoplum yaşamındaki önemli yeri ve yaygın etki alanı sürekli denetim altındabulundurulmalarını gerekli kılar ve denetime bir kamu düzeni tedbiri niteliğinikazandırır. Bunların kendi organları eliyle yapacakları iç denetimleyetinilmesi düşünülemez. Üyelerin hak ve çıkarlarını korumak, yasa dışınasapmaları önlemek ve Bu yararlı kuruluşların özellikle kamu düzenine, milligüvenliğe veya genel ahlâka zarar verecek bir niteliğe doğru yozlaşmalarınıengellemek üzere Devletçe de sürekli gözetim ve denetim altındabulundurulmaları zorunludur. 1630 sayılı Kanunun 40. maddesiyle işte bu konunundüzenlenmesine gidilmiştir. Birinci fıkrada kullanılan "her zaman"deyiminden denetlemenin belirli dönemlere özgü değil sürekli olduğu anlamınıçıkarmak ve derneğin çalışma saatleri ile o yerin genel çalışma saatleridışında yapılacak bir denetimin söz konusu olmadığı sonucuna varmak yerindeolur. Derneklerin genel denetimini düzenleyen böyle bir kuralı kişidokunulmazlığını, özel hayatın gizliliğini ve konut dokunulmazlığını tehdideyönelmiş bir tedbir gibi yorumlamaya olanak bulunmadığı da ortadadır.
Özetlemekgerekirse; 1630 sayılı Kanunun 40. maddesinin birinci fıkrası Anayasaya aykırıdeğildir. Davanın bu konuya yönelen bölümü reddedilmelidir.
12 -1630 sayılı Kanunun 42. maddesinin birinci fıkrası:
1630sayılı Kanunun 42. maddesinin birinci fıkrası, kolluk kuvvetlerine derneklerinmerkez ve şubelerinin yönetim yerlerine, müesseselerine ve her çeşiteklentilerine o yer mülkiye âmirinin yazılı emriyle her zaman girebilmeyetkisini vermektedir. Davacı 40. maddenin birinci fıkrası bakımından ilerisürdüğü iddia ve gerekçeler kapsamına bu kuralı da sokmuştur.
1630sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden önce izin almaktan vergi vermekten, umumaaçık yerlerin bağlı bulunduğu denetimden kaçabilmek üzere dernekler kurulduğuve dernek lokali süsü verilerek buralarının eğlence yeri, bar ve pavyon gibiişletildiği, gençlerin bu yerlerde ahlâk dışı yollara itilip yıkımasürüklendikleri ve yasal yetkilerin eksikliği yüzünden kolluk kuvvetlerininetkili bir denetimde bulunamadıkları bilinmektedir. 42. maddenin birincifıkrası, kolluk kuvvetlerinin denetimini etkili kılacak bu gibi durumlarınönlenmesi, başka deyimle, kamu düzeni ve genel ahlâkın korunması kaygı vedüşüncesiyle getirilmiş bir kuraldır. Maddenin birinci fıkradan sonraki bölümükolluk kuvvetlerinin denetiminde neleri araştıracaklarına ışık tutmasıbakımından dikkate değer. Burada, derneklerin yönetim yerleri, müesseseleri veeklentilerinde (yanında veli veya vasisi olmadan 18 yaşından küçüklerinbulunması), (fuhuş yapılması), (kumar oynanması), (genel ahlâka aykırıdavranışlarda bulunulması), (uyuşturucu madde kullanılması), (kanunlarınyasakladığı alet ve maddelerin bulunması), (kanunun suç saydığı faaliyetlerdebulunulması), (suçlulara yataklık edilmesi), (en büyük mülkiye âmirinin izniolmaksızın alkollü içki kullanılması) hallerinden söz edilmektedir.
Kamudüzenini ve genel ahlâkı yakından ilgilendiren bütün bu durumlarınaraştırılması ve saptanabilmesi kolluk kuvvetleri denetiminin geciktirilmeden,ansızın, umulmadık, beklenmedik anlarda yapılmasını zorunlu kılar. Dava konusukural bu olanağı sağlamaktadır. 42. maddeninin birinci fıkrasında kullanılan"her zaman" deyiminden denetlemenin belirli dönemlere özgü değilsürekli olduğu anlamını çıkarmak; denetim kapsamına giren yerlerde hiç bir kimseninbulunmadığı sıralarda yapılacak bir denetimin söz konusu olmadığı sonucunavarmak kuralın doğrultusuna uygun düşecektir. Dernekler yönünden Kollukkuvvetleri denetimini düzenleyen böyle bir kuralı kişi dokunulmazlığını, özelhayatın gizliliğini ve konut dokunulmazlığını tehdide yönelmiş bir tedbir gibiyorumlamanın yeri yoktur. Anayasanın 16. maddesinin milli güvenlik veya kamudüzeni bakımından gecikmede sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili kılınanmerciin buyruğuna dayanılarak kişisel konutlara bile girilmesine, buralardaarama yapılmasına, buralardaki eşyaya el konulmasına cevaz verdiğiunutulmamalıdır.
1630sayılı Kanunun 42. maddesinin birinci fıkrası, yukarıdan beri açıklananniteliğine ve kapsamına göre, Anayasaya aykırı değildir. Davanın bu kuralayönelen bölümünün reddedilmesi gerekir.
13 -1630 sayılı Kanunun 46. maddesinin ikinci fıkrası:
1630sayılı Kanunun feshedilmiş, münfesih duruma düşmüş, mahkemece kapatılmışderneklerin mal ve paralarının tasfiyesi yolunu düzenleyen 46. maddesinin mahkemecekapatılan derneklere ilişkin ikinci fıkrası bunların bütün para ve mallarınınhazineye geçmesini öngörmektedir Davacı, tüzel kişilik iradesinin böylece yoksayıldığını ve bu kuralın Anayasanın genel müsadere cezası konulmasınıyasaklayan 33. maddesinin son fıkrası ilkesine aykırı düştüğünü ilerisürmüştür.
Önceböyle bir kuralın yasalarımıza ilk kez girmediğine işaret edilmesi yerindeolacaktır. Söz gelimi 13/7/1965 günlü 648 sayılı Siyasi Partiler Kanununun 115.maddesinde Anayasa Mahkemesi kararı ile kapatılan siyasi partilerin bütünmallarının Hazineye geçeceği yolunda bir buyurucu kural vardır. 17/2/1926 günlü743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 50. maddesinde aynen "Gayesi kanunaveya adabı umumiyeye mugayir olduğu için hâkim tarafından feshedilen hükmîşahsiyetlerin malları, hilâfına dair olan şartlara bakılmaksızın hukuki âmmemüessesesine intikal eder" diye yazılıdır. Türk Kanunu Medenisinin isviçrekökenli olduğu düşünülürse, hukuk devleti yapısında, uygar, batılı ülkeleryasalarında da bu çeşit düzenlemelerin yer aldığını gösterme bakımından, sözügeçen 50. madde daha başka bir değer ve önem kazanır.
1630sayılı Kanuna göre derneklerin mahkemelerce kapatılmasını gerektiren ve iptaliöngörülenler dışında kalan durumların bir kez gözden geçirilmesinde yararvardır. Bunların başında Kanunun 4. maddesiyle yasaklanmış derneklerinkurulması gelmektedir (Madde 64). Kurulması yasaklanan derneklerin hangileriolduğu, yasaklamanın nasıl anayasal düzenin, Devletin ülkesi ve milletiylebütünlüğünün, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve genel ahlâkın korunmasınayöneldiği; yasaklara aykırı eylemin ağırlığı yukarıda, kararın (IV/A - l - b -bb) bölümünde ayrıntılariyle belirtildiği için burada tekrarlanmasının yeriyoktur.
Bundansonra kapatılması söz konusu olan; rejim, doktrin veya ideolojileri itibariylekanunların yasak ettiği amaç ve faaliyetleri benimseyen bir devleti, partiyi,tüzel kişiliği, topluluğu veya bu amaç ve faaliyetleri benimseyen ölü veyayaşayan kişileri övmek maksadıyle toplantı ve yayın yapan, bunlar adına yardımtoplayan veya sair faaliyetler gösteren dernekler (madde 35/1. b ve 64) bir desiyasi ereklerle kurulan öğrenci dernekleridir (madde 35/11. b ve 65).
1630sayılı Kanun kural olarak tasfiyenin dernek tüzüklerinde gösterilen esaslaragöre yapılmasını, başka deyimle tüzel kişilik iradesinin gözönünde tutulmasıyolunu benimsemiştir (madde 46/1). Feshedilen ve münfesih duruma düşendernekler yönünden hüküm böyledir. Ancak mahkemece kapatılan derneklerin parave malları kuralın dışında tutulmuş ve bunlann Hazineye kalması öngörülmüştür(madde 46/2). Yasa dışı kuruluş olduğu veya yasa dışı kuruluşa dönüştüğümahkeme karariyle saptanmış bir derneğin tüzüğünde açıklanan iradesinin tümetkisini yitireceği ortadadır. Öte yandan 1630 sayılı Kanunun 46. maddesininikinci fıkrası bir ceza yaptırımı değil yukarıda da değinildiği gibi birtasfiye düzenlemesidir. Onun için de genel müsadere cezası ile ve Anayasanın33. maddesinin son fıkrası ilkesi ile ilişkisi yoktur. Sorum mahkemecekapatılmış bir derneğin malarının ne olacağı sorumudur. Tüzel kişilik artıkortadan kalktığı için malların bir başka varlığa aktarılması zorunlubulunmaktadır. Kanun koyucu Hazineyi mallara el koyacak en uygun kişiliksaydığı için de sorumu böyle bir çözüme bağlamıştır.
Özetlenecekolursa; 1630 sayılı Kanunun 46. maddesinin dava konusu ikinci fıkrası Anayasayaaykırı değildir. Davanın kurala yönelen bölümü reddedilmelidir.
İhsanEcemiş, Ziya Önel, Kâni Vrana, Muhittin Gürün, Şevket Müftügil ve Ahmet H.Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.
19 -1630 sayılı Kanunun 53. maddesinin son fıkrası:
1630sayılı Kanunun 53. maddesi "izne bağlı dernek adları" baslığınıtanımakla birlikte maddenin ikinci fıkrası, öğrenci derneklerinin bir izne bağlıolmaksızın, alacakları adları belirlemektedir. Bu fıkraya göre öğrencidernekleri, kuruldukları fakülte, akademi ve bunlara bağlı enstitüler ve yüksekokullar ile öteki yüksek okulların ve her türlü resmi ve özel eğitim, öğretimkurumlarının adını alacaklardır. Dava konusu son fıkra ise bu adlarla her nesuretle olursa olsun başkaca dernek kurıılmasını yasaklamaktadır. Davacı,Anayasaya aykırılık iddiasında ba fıkrayı 4. maddenin son fıkrası ile birlikteele almış ve Anayasanın 10., 1.1., 29. maddeleri ile çeliştiğim ilerisürmüştür.
1630sayılı Kanunun 4. maddesinin son fıkrası ile üniversite, fakülte, akademi vebunlara bağlı enstitüler veya yüksek okullar ile başka her türlü resmi veyaözel eğitim ve öğretim kurumlarında birden çok öğrenci derneği kurulmasıyasaklanmaktadır.
53.maddenin son fıkrası bu kuralın olağan ve zorunlu sonucu olarak Yasayagirmiştir. Sözgelimi bir fakültede ancak bir tek öğrenci deneğikurulabileceğine göre "şu fakülte öğrenci derneği" adıyle bir ikinciderneğin kurulması elbette ki söz konusu olamayacaktır. 4. maddenin son fıkrasıAnayasaya aykırı görülmediği için (kararın IV/A/2 bölümü) 53. maddenin sonfıkrasının. Anayasaya aykırı bulunduğu düşünülemez Davanın bu kurala yönelenbölümünün reddedilmesi gereklidir.
MuhittinTaylan, Kâni Vrana, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşekatılmamışlardır.
20 -1630 sayılı Kanunun 56. maddesinin (a) ve (e) bendleri:
1630sayılı Kanunun 56. maddesi derneklerin genel kurul toplantılarında bulunacakHükümet komiserinin görev ve yetkilerine ilişkindir. Bu maddenin (a) bendinde"genel kurul çağrısının usulünce yapılıp yapılmadığını incelemek" (e)bendinde "sükun ve düzeni bozacak eylemlerin toplantının devamını imkânsızkılacak bir şekil alması halinde toplantıyı tatil etmek ve gerekirse kollukkuvvetlerinden zor kullanılmasını istemek" Hükümet komiserinin görev veyetkileri arasında sayılmıştır. Davacı bu kuralların yasada yer almasınındernek iradesini ve şekli varlığını ta başından yok saymak demek olduğunu vekuralların Anayasanın 10. ve 14. maddelerine aykırı düştüğünü ilerisürmektedir.
a)"Genel Kurul" başta gelen bir dernek organıdır. Öteki dernekorganlarını seçmek dernek tüzüğünü değiştirmek, yönetim ve denetlemekurullarının raporlarını görüşmek ve yönetim kurulunu ibra eylemek, dernekbütçesini kabul etmek, taşınmaz satınalınması veya satılması konusunda yönetimkuruluna yetki vermek, derneği federasyona katmak veya federasyondan ayırmak,uluslararası faaliyet konusunda kararlar almak, derneği feshetmek gibi önemligörev ve yetkileri vardır (1630 sayılı Kanun - madde 24). Onun içindir ki Yasa(madde 19). genel kurulun toplantıya çağırılmasını sıkı usul kurallarınabağlamıştır. Bu kurallar uyarınca; yönetim kurulu dernek tüzüğüne göre genelkurula katılma hakkı bulunan üyelerin listesini düzenler. Katılacak üyeler enaz on gün önceden, toplantının günü, saati, yeri ve gündemi iki gazete ile ilânedilmek yoliyle toplantıya çağırılır ve durum o yerin mülkiye âmirine yazı ilebildirilir Toplantı geri bırakıldığı takdirde, üyeler ikinci toplantıtarihinden en az beş gün önceden, geri bırakılma nedenlerini, toplantının günü,saati, yeri ve gündemi gazete ile ilân edilerek yeniden çağrılır ve durummülkiye âmirine yazı ile bildirilir.
Çağrınınusulünce yapılmış olup olmadığı, genel kurul toplantısının ve toplantıda alınankararların geçerliğini etkileyebilecek önemli ağır basan bir sorun olduğu için,daha sonra ileri sürülebilecek iddia ve çıkacak anlaşmazlıkların çözümübakımından da durumun Hükümet komiserince önceden araştırılıp incelenmesindeyarar, üstelik zorunluluk vardır. Burada ancak bir saptamanın söz konusu olduğuve dernek organlarına müdahalenin ve bunların görev ve yetkilerininkısıtlanmasının öngörülmediği unutulmamalıdır. Kuralın bu niteliği ile dernekkurma hakkının içerdiği dernek olarak faaliyette bulunma hakkına dokunur veAnayasa ile çelişir bir yanı yoktur. Davanın bu kurala yönelen bölümününreddedilmesi gerekir.
b)1630 sayılı Kanunun 56. maddesinin (d) bendi, Hükümet komiserine toplantıgüvenliğinin sağlanması ve toplantının sükûn içinde geçmesi için kollukkuvvetlerinden her türlü yardım istemek yetkisini esasen tanımaktadır. Yasadabu yetki ile yetinilmemiş ve komiser dava konusu (e) bendinde toplantıyı zorkullanarak dağıtmak yetkisi ile de donatılmıştır. Yetkinin işlemesi için"sükûn ve düzeni bozacak eylemlerin, toplantının devamını imkânsız kılacakbir şekil alması" koşulunun gerçekleşmesi gerekmekte ise de durumundeğerlendirilmesi ve böylece toplantıyı doğrudan doğruya veya kolluk zorukullanarak tatil etmek yetkisinin işletilmesi dernek tüzel kişiliğine yabancıolan bir kimsenin, Hükümet komiserinin kişisel ve öznel görüşüne bağlanmışolmaktadır. Bu, keyfi müdahalelere çok elverişli, giderek bir dernek genelkurulunun toplanmasını komiserin insaf ve izanına bırakacak bir derneğin başorganının işlemez duruma gelmesine yol açabilecek bir kuraldır. Dernek kurmahakkının ve bu hakkın içerdiği derneklerin faaliyette bulunabilme hakkınınözüne dokunur niteliktedir. Hakkın özüne dokunulmadığı bir an için ileri sürülsebile gene de Anayasanın değişik 29. maddesinde öngörülen sınırlamanedenlerinden hiçbirine dayanmağa olanak bulunmadığı ortadadır.
1630sayılı Kanunun 56. maddesinin (e) işaretli bendinin; Anayasanın değişik 29. vedeğişik 11. maddelerine aykırılığı dolayısiyle iptal edilmesi gerekir.
21 -1630 sayılı Kanunun 63. maddesindeki "dernek kapatma" kuralı:
1630sayılı Kanunun 63. maddesinde 2. maddenin (a) ve (b) bentleri gereğince dernekkurma hakkına sahip olmadıkları halde dernek kuranlara ne ceza verileceğibelirlenmektedir. Ceza, bin liraya kadar ağır para cezasıdır. Ayrıca derneğinkapatılması da öngörülmüştür. Davacı bu kapatma kuralının Anayasanın 33.madesinin beşinci fıkrasındaki "Ceza sorumluluğu şahsidir." ilkesineaykırı düştüğünü ileri sürmektedir.
2.maddenin (a) bendinin tümünün ve (b) bendinin "amacı birden fazla olandernekleri kurmak veya yönetmek suçlarından mahkûm olanlar" yönündeniptali öngörüldüğüne göre; 2. madde uyarınca "dernek kurma hakkına sahipolmadıkları halde dernek kuranlar" denilince ağır hapis cezasına veyataksirli suçlar hariç olmak üzere beş yıldan çok hapis cezasına mahkûm olanlar,yüz kızartıcı suçlardan yahut bu kanunla kurulması yasaklanan dernekleri(birden çok amaçlı dernekler dışında) kurmak veya yönetmek suçlarından birindenkesin olarak hüküm giyenler söz konusu olacaktır.
63.maddeye göre dernek kapatma kuralının uygulanmasını gerektiren durumlarınayrıntılı çeşitleri olabilir. Sözgelimi kuruculardan birinin veya birkaçınındernek kurma hakkı yoktur; ancak geriye genede dernek kurma hakkına sahip en azyedi kurucu kalmaktadır. Yahut kurucu topluluk yasaya göre dernek kurabilecekyedi kişiden tüm yoksundur. Dernek kuramayacak kimseler ile öteki kurucularbunların durumunu bilerek, veya bilmeyerek işbirliğine gitmişlerdir. Bu gibilerderneğin yönetiminde de söz sahibidir veya değildir. Durum hemen, yahut dernekkurulduktan yıllarca sonra ortaya çıkmıştır. Böyle bir derneğin yasalarabaşkaca aykırı bir tutumu olmuştur. Yahut olmamıştır. Bütün bunlar etkidereceleri, birbirinden çok ayrıntılı, değişik sonuçlara yol açacakolasılıklardır. Oysa kural hiçbir ayrım gözetmeksizin tek kurucunun ehliyetsizolması ve bunun dernek tüzel kişiliğinin yasaca oluşmasını etkilememesidurumunda bile derneğin kapatılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu kapsamı ile, davakonusu kural ağır bir neden olmadan ve Anayasanın değişik 29. maddesi doğrultusundabir sınırlama gerekçesi bulunmaksızın dahi bir derneğin, hukuksal varlığınakolayca son verilmesine elverişli; onun için de dernek kurma anayasal hakkınınözüne dokunur bir niteliktedir.
Öteyandan yine bu kural, derneğin kapatılması dolayısiyle, kuruluştaki aksaklıklahiç bir ilgisi ve ilişiği bulunmayan dernek üyelerinin kurucuların yasayaaykırı tutumlarından ötürü cezalandırılmaları sonucunu vermekte; böylece cezasorumunu kişisellikten çıkarmış olmaktadır. Bunun ise Anayasanın 33. maddesininbeşinci fıkrası ilkesine aykırı düştüğü ortadadır. 63. maddede derneğinkapatılmasına neden olanların eylemlerine biçilmiş olan bin liraya kadar ağırpara cezası ile bu yüzden tüzel kişiliğe ve dolayısiyle dernek üyelerineyöneltilen kapatma gibi ağır bir ceza arasında adaletli bir denge bulunmadığınaburada ayrıca işaret edilmesi yerinde olacaktır.
Özetlenecekolursa 1630 sayılı kanunun 63. maddesindeki (ve dernek kapatılır.) kuralıAnayasaya aykırıdır; iptal edilmelidir.
KemalBerkem, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş. Halit Zarbun ve Abdullah Üner bugörüşe katılmamışlardır.
22 -1630 sayılı Kanunun 70. maddesindeki dernek kapatma kuralı:
1630.sayılı Kanunun 70. maddesinde İçişleri Bakanlığından izin almadan yabancıülkelerdeki dernek ve kuruluşların üyelerini Türkiyeye çağıran veya yabancıderneklerin çağrılarına uyarak üyelerini veya temsilcilerini yurt dışınagönderen dernek, federasyon ve konfederasyon sorumlularına (madde 38); dernek,dernek şubesi, federasyon ve konfederasyonların yetkili organlarınca kararverilmeden bunlar adına bildiri, beyanname veya benzeri yayımlarda bulunanlara(madde 39/ 1); bu türlü kuruluşlar adına yayımlanacak bildiri, beyanname vebenzeri yayımlarda bu konuda alınan kararı onaylayan üyelerin veya o kuruluşunyetkili organlarınca tayin ve tespit edilen kişi veya kişilerin adı soyadı veimzalarının bulunması (madde 39/2), yayımlanacak bildiri beyanname veya benzeriyayımların ve bu konuda alınan kararın birer nüshasının o yer CumhuriyetSavcılığına ve mülkiye amirliğine verilmesi (madde 39/3), basın organlarının veTürkiye Radyo - Televizyon Kurumunun yetkililerinin Cumhuriyet Savcılığı alındıbelgesinin bir örneğini almadan bildiri, beyanname ve benzerlerini basamamalarıve yayımlayamamaları (madde 39/4), derneklerin genel denetimi sırasındagörevlilerce istenecek defter, belge ve işlemli yazıların dernek yetkililerincegösterilmesi veya verilmesi (madde 40/3), derneklerin ikâmetgâhları ile amaç vefaaliyetleri için gerekli olanlardan başka taşınmaza sahip olamamaları, bağışve vasiyet yoliyle kendilerine geçecek taşınmazları içişleri Bakanlığınca belliedilecek süre içinde paraya çevirmeleri (madde 52) yolundaki mecburiyetleriyerine getirmeyenlere ne ceza verileceği belirlenmektedir. Ceza, bir aydan altıaya kadar hapistir. Ayrıca derneğin kapatılması da öngörülmüştür. Davacıkapatma kuralının 63. madde için gösterdiği aynı gerekçe ile, Anayasaya aykırıdüştüğünü ileri sürmektedir. 39. maddenin dördüncü fıkrasını iptal edilmesiöngörüldüğünden 70. madde, bu kural mecburiyetine uymayanlar dışında kalanlariçin sözkonusu olacaktır.
70.maddenin suç saydığı ve bir aydan altı aya kadar hapis cezası ilecezalandırılmasını öngördüğü eylemlerin niteliği yukarıda açık ve seçik olarakgörülmektedir. Bu eylemlerin Kanun Koyucunun gözündeki önemi ve ağırlığı biraydan altı aya kadar hapis cezası kavramının açıkladığı bir derecededir.Sorumlu veya sorumsuz kişilerin bu nitelikte, ağır sayılamayacak ve ayrıca dacezalandıracak eylemlerinin derneğin tüzel kişiliğinin sona erdirilmesinizorunlu kılması, ortada Anayasanın değişik 29. maddesi doğrultusundasınırlamayı haklı gösterecek bir neden de bulunmadığı için, bir derneğinhukuksal varlığına kolayca son verilebilmesi yolunun açılması demekti. Bu yoluaçan bir kural da dernek kurma anayasal hakkının özüne dokunan bir niteliktaşır.
Öteyandan yine bu kural, derneğin kapatılması dolayısiyle. dernek yöneticileriveya memurlarının, hatta yetkisiz sorumsuz kişilerin yasaya aykırı tutumlarıile hiç bir ilgisi ve ilişiği bulunmayan dernek üyelerinin o tutumlarındanötürü cezalandırılmaları sonucunu vermekte; böylece ceza sorumunu kişiselliktençıkarmış olmaktadır. Bunun ise Anayasanın 33. maddesinin beşinci fıkrasıilkesine aykırı düştüğü ortadadır.
Özetlenecekolursa; 1630 sayılı Kanunun 70. maddesinin sonunda yer alan (ve her haldederneğin kapatılmasına karar verilir.) kuralı Anayasaya aykırıdır; iptaledilmelidir.
KemalBerkem, Şahap Arıç, Halit Zarbun ve Abdullah Üner bu görüşe katılmamışlardır.
B -44 sayılı Kanunun 28. maddesinin uygulanması:
22/4/1962günlü, 44 sayılı Kanunun 28. maddesinin ikinci fıkrasına göre; Anayasayaaykırılık iddiası bir kanun veya yasama meclisi içtüzüğünün belirli kurallarınayönelmiş ve bu belirli kuralların iptali kanun veya içtüzüğün öteki kimikurallarının veya tümünün uygulanmaması sonucunu doğurmakta bulunmuş iseAnayasa Mahkemesi durumu gerekçesinde belirterek söz konusu öteki kuralların daiptaline karar vermeğe yetkilidir. Aşağıda açıklanan yönlerden bu yetkininkullanılması gerekli bulunmaktadır
l -1630 sayılı Kanunun 2. maddesinin (a) işaretli bendinin iptali öngörülmüştür.Bu durumda 63. maddenin, 2. maddenin (a) bendi yönünden uygulanması olanağıkalmamaktadır. 63. maddedeki ( a ve) deyimi iptal edilmelidir.
2 -1630 sayılı Kanunun 36. maddesindeki Bakanlar Kuruluna uygun gördüğü derneklereaskerliğe, savunma ve sivil savunma hizmetlerine hazırlayıcı faaliyetlerdebulunma izni verme yetkisini tanıyan kuralın iptal edilmesi öngörülmüştür.Böylece, 68. maddede yazılı cezayı ancak izin almadan 36. maddeye aykırı faaliyettebulunan dernek yöneticilerine yönelten kural uygulanamaz duruma girmektedir.68. maddedeki (izin almaksızın) deyimi iptal edilmelidir.
3 -1630 sayılı Kanunun 39. maddesinin dördüncü fıkrasının iptal edilmesiöngörülmüştür. Böylece 70. maddede bu fıkradaki mecburiyeti yerinegetirmiyenleri cezalandırmaya yönelen kuralın uygulanmama sonucu doğmaktadır.70. maddedeki 39. maddenin dördüncü fıkrasını erek tutan kural iptaledilmelidir.
C -İptal hükümlerinin yürürlüğe gireceği tarih:
Anayasanındeğişik 152, maddesinin ikinci fıkrasında Anayasa Mahkemesince Anayasaya aykırıolduğundan iptaline karar verilen kanun veya içtüzüğün veya bunların iptaledilen kurallarının gerekçeli kararın Resmi Gazetede yayımlandığı tarihteyürürlükten kalkacağı gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmününyürürlüğe gireceği tarifi ayrıca kararlaştırabileceği; bu tarihin, kararınResmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yıl geçemeyeceği; 44 sayılıKanunun 50. maddesinin dördüncü fıkrasında da Anayasa Mahkemesi bir kanun veyaiçtüzüğün veya bunların belirli kurallarının iptali halinde oluşacak boşluğukamu düzenini tehdit edici nitelikte görürse iptal hükmünün yürürlüğe gireceğigünü ayrıca kararlaştırarak boşluğun doldurulması için Yasama meclisleriBaşkanlıkları ile Başbakanlığı durumdan haberdar edeceği yazılıdır.
1630sayılı Kanunun iptali öngörülen kurallarının niteliğine göre iptal dolayısiylekamu düzenini tehdit edecek bir boşluğun oluşmasının söz konusu olmadığıortadadır. Dernek kurma hakkına ilişkin bulunan ve Anayasaya aykırılıklarısaptanan birtakım kuralların, bunlar kimi durumlarda ayrıca cezakovuşturmalarına da yol açacağı için, bir süre daha yürürlükte bırakılmalarısavunulamaz. Kaldı ki Anayasa Mahkemesinin çalışmağa başladığı günden beriverilen bu çeşit öneller içinde boşlukların yasama yoliyle doldurulduğugörülmüş değildir. Şu duruma göre Anayasanın değişik 152. maddesinin ikincifıkrayı uyarınca iptal hükümlerinin yürürlüğe gireceği tarihin ayrıcabelirlenmesinin gereği, yeri yoktur.
KemalBerkem, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Halit Zarbun ve Abdullah Üner bu görüşekatılmamışlardır.
V -Sonuç:
22/11/1972günlü, 1630 sayılı Dernekler Kanununun 8/2/1973 günlü kararın belirlediğikapsam uyarınca incelenen,
a)2. maddesinin :
aa -a bendinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline Kemal Eerkem, Şahap Arıç,İhsan Ecemiş ve Abdullah Üner'in karşı oyları ve oyçokluğu ile;
bb -b bendinin :
aaa)Ağır hapis, beş yıldan fazla hapis cezalariyle yahut yüz kızartıcı suçlardanhüküm giyenlere ilişkin bölümünün Anayasaya aykırı olmadığına ve davanın bukurala yönelen bölümünün reddine, Muhittin Gürün, Şevket Müftügil ve Ahmet H.Boyacıoğlu'nun karşı oylariyle ve oyçokluğu ile,
bbb)Yasak dernekleri kurmak veya idare etmek suçlarından hüküm giyenlere ilişkinbölümünün (amacı birden fazla olan dernekleri kurmak veya yönetmek suçlarındanmahkûm olanlar) yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline Kâni Vrana,Muhittin Gürün, Şevket Müftügil, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H.Boyacıoğlu'nun kuralın tüm (yasak dernekleri kurmak veya yönetmek suçlarındanmahkûm olanlar) yönünden Anayasaya aykırı olduğu ve iptali gerektiği yolundakikarşı oylariyle ve oyçokluğu ile,
b)4. maddesinin son fıkrasının Anayasaya aykırı olmadığına ve davanın bu kuralayönelen bölümünün reddine Muhittin Taylan, Kâni Vrana, Şevket Müftügil ve AhmetH. Boyacıoğlu'nun karşı oylariyle ve oyçokluğu ile;
c)6. maddesinin Anayasaya aykırı olmadığına ve davanın bu kurala yönelenbölümünün redine oybirliğiyle;
ç)10. maddesinin dava kapsamına girmeyen (Yurt dışındaki bir dernek veyateşekküle katılmak isteyen dernekler, bu kuruluş slatüsünü İçişleri Bakanlığınavermeye mecburdurlar.) fıkrası dışındaki kurallarının Anayasaya aykırıolmadığına ve davanın bu konuya yönelen bölümünün reddine oybirliğiyle;
d)11. maddesinin son fıkrasının Anayasaya aykırı olmadığına ve davanın bu kuralayönelen bölümünün reddine oybirliğiyle;
e)15. maddesinin birinci fıkrasının;
aa -Birinci cümlesindeki (dernek kurma hakkına sahip) deyiminin Anayasaya aykırıolduğuna ve iptaline Şahap Arıç'ın karşı oyu ve oyçokluğu ile;
bb -İkinci cümlesindeki (ile siyasi partilerden birine kayıtlı bulunan öğrenciler)deyiminin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline Kemal Berkem, Şahap Arıç, KalitZarbun ve Abdullah Üner'in karşı oylarıyle ve oyçokluğu ile;
f)20. maddesinin birinci fıkrasına Anayasaya aykırı olmadığına ve davanın bukurala yönelen bölümünün reddine oybirliğiyle;
g)35. maddesinin :
aa -I sayılı bendinin (c) fıkrasında yer alan (ve Silâhlı Kuvvetler personelininbütün hakları) deyiminin Anayasaya aykırı olmadığına ve davanın bu konuyayönelen bölümünün reddine oybirliğiyle;
bb -II sayılı bendinin (a) fıkrası kuralının Anayasaya aykırı olmadığına ve davanınbu kurala yönelen bölümünün reddine Muhittin Taylan ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nunkarşı oylariyle ve oyçokluğu ile;
h)36. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasaya aykırı olduğuna ve iptalineoybirliğiyle;
i)37. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan (ve 36 ncı maddede yazılı faaliyetlerdebulunmasına izin verilmiş olan derneklerde de eğitim ve öğretim için gerekliolan) deyiminin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline oybirliğiyle;
ı)38. maddesinin Anayasaya aykırı olmadığına ve davanın bu konuya yönelenbölümünün reddine oybirliğiyle;
j)39. maddesinin:
aa -Üçüncü fıkrasının Anayasaya aykırı olmadığına ve davanın bu konuya yönelenbölümünün reddine Muhittin Taylan, Kânı Vrana Muhittin Gürün, Şevket Müftügilve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşıoylariyle ve oyçokluğu ile;
bb -Dördüncü fıkrasının Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline oybirliğiyle;
k)40. maddesinin birinci fıkrasının Anayasaya aykırı olmadığına ve davanın bukurala yönelen bölümünün reddine oybirliğiyle;
1)42. maddesinin birinci fıkrasının Anayasaya aykırı olmadığına ve davanın bukurala yönelen bölümünün reddine oybirliğiyle;
m)46. maddesinin ikinci fıkrasının Anayasaya aykırı olmadığına ve davanın bukurala yönelen bölümünün reddine İhsan Ecemiş, Ziya Önel, Kâni Vrana, MuhittinGürün, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşı oylariyle ve oyçokluğuile;
n)53. maddesinin son fıkrasının Anayasaya aykırı olmadığına ve davanın bu kuralayönelen bölümünün reddine Muhittin Taylan, Kâni Vrana, Şevket Müftügil ve AhmetH. Boyacıoğlu'nun karşı oylarıvle ve oyçokluğu ile;
o) 56.maddesinin:
aa -(a) bendinin Anayasaya aykırı olmadığına ve davanın bu kurala yönelen bölümününreddine oybirliğiyle;
bb -(e) bendinin Anayasaya aykırı olduğuna ye iptaline oybirliğiyle;
ö)aa - 63. maddesindeki (ve dernek kapatılır) kuralının Anayasaya aykırı olduğunave iptaline Kemal Berkem, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Halit Zarbun ve AbdullahÜner'in karşı oylariyle ve oyçokluğu ile;
bb -2. maddesinin (a) bendi iptal edildiğinden 44 sayılı Yasanın 28. maddesininikinci fıkrası uyarınca maddedeki (a ve) deyiminin de iptaline oybirliğiyle;
p)aa - 70. maddesinin sonunda yer alan (ve her halde derutğin kapatılmasına kararverilir.) kuralının Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline, Kemal Berkem, ŞahapArıç, Halit Zarbun ve Abdullah Üner'in karşı oylariyle ve oyçokluğu ie;
bb -39. maddenin dördüncü fıkrası iptal edildiğinden 44 sayılı Kanunun 28.maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 70. maddedeki 39. maddenin dördüncüfıkrasına yönelen kuralın iptaline oybirliğiyle;
r)36. maddedeki izin kuralı iptal edildiğinden 44 sayılı Kanunun 28. maddesininikinci fıkrası uyarınca 68. maddedeki (izin almaksızın) deyiminin iptalineoybirliğiyle;
s)İşin niteliğine göre Anayasanın değişik 152. maddesinin ikinci fıkrası uyarıncaiptal hükümlerinin yürürlüğe gireceği tarihin ayrıca belirtilmesine yerolmadığına Kemal Berkem, Şahap Arıç, İhsan Ecemis. Halit Zarbun ve AbdullahÜner'in karşı oylariyle ve oyçokluğu ile;
18,19 ve 20 Aralık 1973 günlerinde yapılan görüşmeler sonunda karar verildi.
Başkan
Muhittin Taylan
Başkanvekili
Avni Givda
Üye
Kemal Berkem
Üye
Şahap Arıç
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Abdullah Üner
Üye
Kâni Vrana
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
I -İptal davasına konu olan 1630 sayılı Dernekler Kanununun "dernek kurmahakkı" nı düzenleyen 2. maddesinin (b) bendi, kimi suçlardan hükümgiyenlerin temelli olarak dernek kuramıyacaklarını belirtmiş ve böylece bukonuda dernek kurma hakkından yoksun olmayı bu kuralla saptamıştır.
l -Herşeyden önce şu yön kesin olarak açıklanmalıdır ki, dernek kurma özgürlüğüdüşüncenin topluma mal edilmesini ve toplumca benimsenmesini sağlayan biraraçtır. Ve kişi için dernek kurma, düşünce ve kanaatini açıklama yollarındanbirisidir. O halde bu özgürlüğe sınır getirilirken Anayasanın 29 uncumaddesinde öngörülen "Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünün, milligüvenliğin, kamu düzeninin ve genel ahlâkın korunması" ereğine yasa koyucutarafından ne ölçüde uyulduğunun araştırılarak saptanması gerekir.
a)Basit bir karşılaştırma 2. maddenin (b) bendindeki kuralın, "Bu kanunlakurulması yasaklanan dernekleri kurmak veya idare etmek" suçu dışındaAnayasada Milletvekili seçilme yeterliğini düzenleyen 68. maddeden esinlenerekve ayna doğrultuda hazırlandığını göstermektedir. Bundan başka siyasi partilereüye olamıyacakları düzenleyen 648 sayılı yasanın 8. maddesi de aynıdoğrultudadır.
Siyasipartilerle dernek kuruluşlarının farklılıkları ve gördükleri hizmetin etkinlikderecesi bu maddenin (a) bendi münasebetiyle kararda tartışılmış ve varılansonuç açıklanmıştır. Diğer taraftan Millet vekilliği seçilme yeterliğinidüzenleyen Anayasanın 68. maddesindeki koşulların dernek kurucularında aynenaranmasını haklı gösterecek hiç bir neden de ileri sürülemez. Bunun ötesindemaddede öngörülen suçlarla hüküm giymiş olanların, dernek çalışmalarında da herhalde toplum aleyhinde faaliyette bulunacakları varsayımından hareket edilerekbu gibilerin dernek kurmalarının ve Kanunun 15. maddesi gereğince de derneklereüye olmalarının temelli bir biçimde engellenmesi, Anayasanın 29. maddesindesaptanan sınırlamayı aşan ve hak ve özgürlüğün özünü ortadan kaldıran birdüzenleme niteliğine dönüşmektedir. Anayasa mahkemesince Kanunun 15. maddesindekihükmün Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması da 2. maddenin (b)bendindeki Anayasaya aykırılığı giderecek nitelikte değildir.
b)Kaldı ki modern ceza infaz sisteminde suçluyu cezalandırmanın ereği, ondan öçalmak değildir; Bunun tamamen tersine suçluyu düzeltip iyileştirerek onuyararlı bir kişi haline getirip topluma kazandırmak ve böylece toplumukorumaktır. Ceza infaz sisteminin amacı bu olduğuna göre suçluyu toplum dışınaiten ve temelli hak yoksunluğu doğuran bir düzenlemenin hukuk devleti ilkesiylede açıkça çatışacağı ortadadır. Hak yoksunluğunun sonuçlarından memnu haklarıniadesi yoluna başvurularak kurtulmanın mümkün olduğu düşünülebilir. Ancak budüşüncenin geçerliği kuşkuludur. Çünkü kanunlarda böyle bir yolun açıkbulunması, hakkın özünü ortadan kaldıran kuralı Anayasaya uygun hale getirmez.Kaldı ki, kararın (IV A - l/a) bölümünde "öte yandan siyasi partiyasaklarına aykırı davranmış bir kimse bunun yasal sonucu olarak siyasipartiler yönünden hak yoksunluğuna zaten uğramıştır. Bu davranış bir cezahükümlülüğüne de yol açmışsa - ki böyle bir durum her zaman için söz konusudur- hükümlülük, 2. maddenin (b) bendinde yazılı ceza ve suçlara uygunlukoranında, ilgiliyi dernek kurma yönünden de hak yoksunluğuna uğratacaktır. 2.Maddenin (a) bendinde öngörülen ve genellikle, ceza giymemiş yalnızca siyasipartiden çıkarılmış veya çıkarılmayıp da partinin kapatılmasına sebep olmuşkimselere yönelen yasak böylelerini masum erekler güden dernekleri dahikuramıyacak duruma getirerek işi onları içinde bulundukları toplumdan tecritetmeye kadar vardırmaktadır ki, bu tutumun sakıncaları açıklamayıgerektirmiyecek biçimde ortadadır" yolunda yer alan açıklamalar hükümlüleryönündende geçerlidir.
Yukarıdaaçıklanan hususlar, söz konusu bendin "Bu kanunla kurulması yasaklanandernekleri kurmak veya idare etmek" suçlarından hüküm giyenler hakkında dageçerli olduğundan bu hususta ayrı gerekçe göstermeye gerek görülmemiştir.
Bubakımdan 1630 sayılı yasanın dava konusu 2. maddesinin (b) bendindeki kuralınbütünü hakkın özünü ortadan kaldırır biçimde bir düzenleme gerektirdiği içinAnayasaya aykırıdır.
Bugörüşü ve 2. maddenin (a) bendi dolaylsiyle açıklanan gerekçenin bir bölümeolan karşı oyu Muhittin Gürün, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlubenimsemiş, Kâni Vrana ise sadece 2. Maddenin (b) işaretli bendine "yasakdernekleri kurmak ve yönetmek suçlarından hüküm giyenler" bakımındanAnayasaya aykırılık görerek katılmıştır.
II -Kurulması yasak olan dernekleri gösteren 4. maddenin son fıkrasında"Üniversite, fakülte, akademi ve bunlara bağlı okullar ile sair her türlüresmi veya özel eğitim ve öğretim müesseselerinde birden fazla öğrenci derneğikurulamaz" hükmü yer almıştır.
T.B. M. M. tutanak dergileri incelendiğinde dava konusu edilen fıkranın,Cumhuriyet Senatosu Geçici Komisyonu tarafından "Yapılan bu eklenti ileöğrencilerin - dernekçilik - marifetiyle bir diğerine düşürülmeleri ve istismaredilmeleri önlenmek istenmiş ve öğrencilerin gerçekten ve daha kuvvetli birşekilde temsil edilebilmeleri öngörülmüştür" gerekçesiyle maddeyeeklendiği görülmektedir.
GeçiciKomisyonun gerekçesinden ve karardaki açıklamalardan pek yakın bir geçmişteöğrenci dernekleri arasında başgösteren anlaşmazlık ve düşmanlıkların başka birdeyimle öğrenci derneklerinin geçmişte yarattığı keşmekeşin ve bunlarındenetlenmemiş olmasının sonuçlarının ortadan kaldırılması amacı ile fıkranınmaddeye girerek kanunlaştığı anlaşılmaktadır.
Öğrencilerarasında varlığı kabul edilen bu gibi sürtüşmelerin ve düşmanlıkların heröğretim kurumu içinde bir dernek kurulması halinde de süreceğini kabul etmekmantıki bir düşüncenin sonucu olur. Bu sürtüşmenin ve doğurduğu olaylarınortadan kaldırılması ise, işin kökenine inmek, ciddi ve etkin tedbir almaksuretiyle sağlanabilir. Dernekleri kapatmak veya sayılanını asgariye indirmekbu anlamda bir tedbir niteliği taşımadığı gibi tersine öğrenci haklarındanyararlanma durumunda olan öğrencilerin istemediği bir derneğe üye olmasınızorlayan yahut kanunsuz toplulaşma ve gruplaşmayı teşvik edici bir niteliğedönüşme istidadı göstermektedir.
Bubakımdan dava konusu edilen fıkra hükmü, güdülen ereği gerçekleştirmiyeceğigibi Anayasanın 29 uncu maddesi ilkeleri yönünden öğrenci derneklerininkurulmasını engelleyici ve dernek kurma hakkım kurulması istenen tek dernekbakımından kanuni bir düzenleme de getirilmemiş olması yüzünden hem sınırlayıcıve hemde askıda bırakıcı bir nitelik taşıdığı için Anayasaya aykırıdır.
Bundanbaşka kanunun 35 inci maddesinde öğrenci derneğinin amacı belli edilmiş ve 53üncü maddesinde de "bu adlarla her ne suretle olursa olsun başkaca dernekkurulamaz" kuralı öngörülmüştür. Bir öğretim kurumunda o kurumun ada ilebir dernek kurulduğunu ve bu derneğin güttüğü ereğin öğrencileri kurum idaresive diğer kuruluşlar nezdinde temsil etmeye yöneldiğini varsayalım. 35. maddedeöğrenci derneklerinin bu maddede belirtilen her hususla kesinlikle uğraşacağıyolunda bir buyruk yer almamış olduğundan derneğin tüzüğünde uğraşacağı veyöneleceği alanı sınırlaması olağan sayılmak gerekir. Sınırlı bir çalışmaya dayönelmiş olsa o öğretim kurumunda başkaca dernek kurulması da olanaksızolduğundan, 35 inci maddede belirlenen amaç yönünde de öğrencilerin haklarıaskıda kalıyor demektir. Bu hal dahi başlıbaşına Anayasaya aykırılık sorunudoğurmaya yeterlidir.
Bugörüşe Muhittin Taylan, Kâni Vrana, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlukatılmıştır.
III- Dava konusu edilen 1630 sayılı Dernekler Kanununun 35. maddesinin II numaralıfıkrasının (a) bendi "Dernek yöneticileri derneği temsilen dernekamaçlarına uymayan toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılamaz veya beyandabulunamazlar ve dernek mensuplarını da bu yolda harekete teşvik edemezler"hükmünü getirmiştir.
İlkbakışta masum gibi görülen bu kural ciddi bir incelemeye tâbi tutulduğundaAnayasal hakları esaslı şekilde sınırlayan ve bir bakıma özgürlüğü temelindenzedeleyen bir nitelik göstermektedir. Dernek kurmanın kişi için düşünce vekanaatini açıklamanın bir aracı olduğuna yukarıda değinmiştik. Bu nedenledernek kurmanın ve onun çalışmalarının sınırlarıdırılması aynı zamanda düşünceve inanç özgürlüğünün de sınırlanması anlamını taşır. Hele Dernekler Kanununun75 inci maddesinin 2. fıkrasındaki "Mesleki kuruluşlar, özel kanunlarındahüküm bulunmayan hallerde bu kanunun 35, 36, 37. 39, 42 nci maddelerine vebunlarla ilgili müeyyidelere tabidirler" hükmü birlikte gözönüne alınıncadüşünce ve inanç özgürlüğünün sınırlarıması yalnız Dernekler kanunu çerçevesiiçinde de kalmamış sendikaları da aynı şekilde sınırlandırarak onlan toplumsalsorunlara seyirci kalacak ve böylece görevlerini yerine getiremeyecek birduruma getirmiştir. Oysa Anayasanın 20. maddesi "Herkes, düşünce ve kanaathürriyetine sahiptir; düşünce ve kanaatlannı söz, yazı, resim ile veya başkayollarla tek başına veya toplu olarak açıklayabilir veya yayabilir"ilkesini kesin hatlariyle belirtmiştir. Tüzel kişiler de aynı ilke kapsamıiçinde olduğu halde onların bu haktan yoksun bırakılmasını Anayasa açısındanhaklı gösterecek bir neden de yoktur ve dava konusu kural bu nedenlerleAnayasaya aykırıdır.
Bugörüşe Muhittin Taylan ve Ahmet H. Boyacıoğlu katılmıştır.
IV -Sava konusu 39. maddenin 3. fıkrası "yayımlanacak bildiri, beyanname veyabenzeri yayınların ve bu konuda alınan kararın bir nüshasının, yayımın ihbarımaksadıyla, alındı belgesi karşılığında mahalli Cumhuriyet Savcılığına, diğernüshasının da aynı gün mahalli mülkiye amirliğine verilmesi zorunludur"hükmünü öngörmektedir. Gerçekten derneklerin bildiri, beyanname ve benzeri yayınlarınınetkin bir denetime bağlı tutulmasında kamu yararı bulunduğu kuşkusuzdur. Ancakbu denetim hakkın kullanılmasını ortadan kaldırmamalı veya bu sınıra vardıracakbir güçlük çıkaracak nitelikte olmamalıdır.
Sözüedilen fıkrada "yayımlanacak bildiri, beyanname ve benzerlerinden" veayrıca "yayımın ihbarı maksadından" söz edilmektedir."Yayımlanacak" sözcüğü henüz yayımlanmamış anlamında kullanıldığı ve39. maddenin 4. fıkrasında da Cumhuriyet Savcılığından alındı belgesi verilmedenbasım ve yayımlanma işlemlerinin yapılamıyacağı kesin kurala bağlandığı içinCumhuriyet Savcılığına evrakın verilmesinin yayım ve basımdan önce olacağındave bu vermenin ihbar maksadiyle olduğunda kuşku yoktur. Oysa madde derneklerinbildiri yayınlamalarını düzenlemektedir. Bildiride bulunan fikirler suçniteliğini taşıyorsa bunun yayılması işlemi ile suç işlenmiş olur. Henüz yayımişlemi yapılmadan, başka bir deyişle suç işlenmeden Cumhuriyet Savcılığınayapılan ihbarın bir anlamı da olamaz. Çünkü Cumhuriyet Savcılarının önleyicikolluk görevi yoktur ve Savcıların görevleri suçun işlenmesi ile başlar O haldeCumhuriyet Savcılığına yayınlanmamış bildiriyi verme yükümlülüğünü yüklemek veyayımı onun vereceği alındı belgesine bağlamak yersiz ve gereksiz işlemlerolduğu ve bu gereksiz işlemlerin hakkın kullanılmasını güçleştirdiği veAnayasadaki özgürlüğü sebepsiz olarak sınırladığı için 39 uncu maddenin 3.fıkrası da Anayasaya aykırı duruma gelmiştir ve iptal edilmesi gerekir.
Bugörüşü Muhittin Taylan, Kâni Vrana, Muhittin Gürün, Şevket Müftügil ve Ahmet H.Boyacıoğlu benimsemiştir.
V -Dava konusu 46. maddenin 2 numaralı fıkrası "Mahkemece kapatılanderneklerin bütün para ve malları hazineye intikal eder" hükmünüöngörmektedir. 1630 sayılı Dernekler Kanunu'nun ceza hükümleri incelendiğindekişisel bazı sorunlar yüzünden de derneğin kapatılmasına Tcarar verileceğibuyruğunun maddelerde yer aldığı görülmektedir. Söz yelimi Kanunun 63.maddesinde bu tür bir hüküm yer almıştır. Konuyu biraz açıklamak gerekirseKanunun l. maddesi uyarınca Dernek en az yedi kişi tarafından kurulacaktır.Kanunun çizdiği kurala uygun bir amacı gerçekleştirmek için 10 kişice birdernek kurulduğunu ve kuruculardan birisinin 2. maddenin (b) bendindegösterilen bir suçdan dolayı almış olduğu cezayı diğer kuruculardan gizlediğinive dernek çalışmalarının bir süre devam ettikten ve derneğin para ve mal eldeettikten sonra işin ortaya çıkarak suçlu kurucunun mahkemeye sevkedildiğinidüşünelim. Hâkim 63. madde gereğince kurucuyu cezalandıracak ve derneğinkapatılmasına da karar verecektir. Dernek mahkemece kapatıldığı için 46. maddegereğince para ve malları da hazineye intikal edecektir. Kanunun cezahükümlerini düzenleyen diğer maddeleri ele alınarak örnekleri çoğaltmakmümkündür ve 63. maddedeki kapatma hükmünün iptal edilmiş olması da diğerhükümler bakımından sonucu etkilememektedir.
MedeniKanun hükümleri bakımından konu incelendiğinde görülen husus şudur: MedeniKanunun 71. maddesinde "Bir cemiyetin gayesi kanuna, yahut adabı umumiyeyemugayir olursa, müddei umumilik makamının veya bir alâkadarın talebi üzerine ocemiyet fesholunur" ve 50. maddesinde de "....... Gayesi kanuna veyaadabı umumiyeye mugayir olduğu için hâkim tarafından feshedilen hükmişahsiyetlerin malları hilâfına dair olan şartlara bakılmaksızın hukuku ammemüessesesine intikal eder" hükümleri yer almaktadır. Bu hükümlerin,Dernekler Kanununun 46/2 maddesi hükmünden çok ileri hukuk esaslarınadayandığında kuşku yoktur. Derneğin amacında kanuna aykırı bir durum yokkenmallarına el uzatmak hiçbir şekilde tecviz edilemez. Ve kanunun 46/2 maddesi,işi amaç yönünden ele almıyarak sadece kapatma kararı ölçüsüne dayanarak dernekmallarına el atıp bunların hazineye intikal etmesini isteyen bir düzenlemeiçinde bulunduğundan Hukuk Devleti ilkesine ve mülkiyet esaslarına aykırı birduruma dönüşmüştür ve bu nedenle de anılan kural Anayasaya aykırıdır.
Bugörüşe Kâni Vrana, Muhittin Gürün, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlukatılmışlardır.
VI -1630 sayılı Dernekler Kanununun 53. maddesinin son fıkrasında "Bu adlarlaher ne suretle olursa olsun başkaca dernek kurulamaz" kuralı yer almış vedavacı bu kuralın Anayasaya aykırılığını ileri sürmüştür. Dava konusu fıkrahükmünün kapsamını belirtebilmek için Kanunun öngördüğü kurallara göz atmaktayarar vardır.
4.maddenin son fıkrasındaki "Üniversite, fakülte, akademi ve bunlara bağlıenstitüler veya yüksek okullar ile sair her türlü resmi veya özel eğitim veöğretim müesseselerinde birden fazla öğrenci derneği kurulamaz" 35.maddenin 2 ve 3 üncü fıkralarındaki "öğrenci dernekleri ancak,kuruldukları eğitim ve öğretim kurumuna kayıtlı öğrenciler tarafından, okurumun öğrencilerinin, beden ve ruh sağlıklarının korunması, beslenme,çalışma, dinlenme ve boş zamanların değerlendirilmesi gibi, sosyal veya eğitimve öğretimle ilgili ihtiyaçlarını karşılamak, öğrencileri kurum idaresi vediğer kuruluşlar nezdinde temsil etmek amacıyle kurulabilir.
Öğrencidernekleri hiçbir şekil ve surette siyasi veya öğrencilikle ilgisi olmayanfaaliyette bulunamazlar" ve 53. maddenin 2. fıkrasındaki "öğrencidernekleri, kuruldukları fakülte, akademi ve bunlara bağlı enstitüler ve yüksekokullar ile diğer yüksek okullar ve her türlü resmi ve özel eğitim, öğretimmüesseselerinin ismini alırlar" hükümlerden sonra dava konusu fıkradüzenlenmiştir. Bu düzenlemede "her ne suretle olursa olsun" ibare veifadesine de yer verildiği için, öğrenciler, 35. maddenin kapsamı dışında kalansosyal, kültürel ve ekonomik alanlardaki çaışmalarını okudukları müesseselerdışında dernekler kurmak suretiyle sürdürmekten ve bu derneğe okuduklarıöğretim ve eğitim müessesesinin adını vermekten yoksun bırakılmışlardır.
Öğrenciderneklerini 4. ve 35. maddedeki sınırlamalar dışında ayrıca kayıtlamaya bağlıtutmak dernek kurma özgürlüğünü ortadan kaldırıcı niteliktedir ve dava konusuedilen 53. maddenin son fıkrası hükmü haklı bir nedene dayanmadığı içinAnayasaya aykırıdır.
Bugörüşe Muhittin Taylan, Kâni Vrana, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlukatılmıştır.
Sonuçolarak yukarıda açıklanan nedenlerle çoğunluk görüşüne karşıyız.
Başkan
Muhittin Taylan
Üye
Kâni Vrana
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
SayınAbdullah Üner'in Karşıoy yazısındaki düşüncelere aynen katılıyorum.
Üye
Kemal Berkem
KARŞIOYYAZISI
I-Anayasa Mahkemesi Kararının, 1630 sayılı Dernekler Kanununun 15. maddesininiptal konusu hükümlerine ilişkin kısmı hakkındaki karşıoy:
AnayasaMahkemesi'nce bu hususda çoğunlukla verilen karar özet olarak:
a)İptal konusu 15. maddenin birinci fıkrasındaki "Dernek Kurma Hakkınasahip" deyimi ile Dernek Kurma Hakkının kullanılmasıyla yine bu hakkınkaynaklık ettiği derneklere üye olma hakkı aynı koşullara bağlanmakla üye olmahakkının özüne dokunulmuş olur. ve Anayasa'nın değişik 29. maddesi ile deçelişkiye düşülmüş olur.
Bunedenle 1630 sayılı Kanunun birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan vederneklere üye olma hakkının Dernek Kurma hakkına sahip olmakla smırlanmasınayol açan "Dernek Kurma Hakkına sahip" deyimi Anayasaya aykırıolduğundan iptaline;
b)İptal konusu Kanunun 15. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesindeki"ile siyasi partilerden birine kayıtlı bulunan öğrenciler" deyimi ileoluşan kural siyasi partilere yazılı öğrencilerin öğrenci derneklerine üyeolmalarını yasaklamaktadır.
Biröğrenciyi öğrenci derneğine veya Siyasi bir Partiye girme arasında seçmelibırakmak sonuç olarak onu Anayasa'nın 56/1. maddesi ile tanınan siyasipartilere girme Anayasa hakkından yoksun etmek demektir.
SiyasiPartiye yazılı öğrencilerin, güdecekleri erek Yasa ile biçimlendirilmiş öğrenciderneklerine üye olmalarını yasaklamak yolunda bir kısıtlamaAnayasa'nın değişik 29. maddesi ilkeleri ile de bağdaşamaz.
Bunedenlerle sözü geçen 15. maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yeralan "ile siyasi partilerden birine kayıtlı bulunan öğrenciler1"deyimi Anayasaya aykırı bulunduğundan iptaline çoğunlukla kararverilmiştir." şeklindedir.
Aşağıdakinedenlerle kararın bu kısmına katılmıyorum: zira;
1630Sayılı Kanunun 15. maddesinin birinci fıkrasında yer alan iptal konusuhükümler:
"Dernekkurma hakkına sahip olan herkes derneklere üye olabilir",
"Siyasipartilerden birine kayıtlı bulunan öğrenciler öğrenci derneklerine üyeolamazlar" şeklindedir.
Anayasamızdadernek kurma hakkı ile ilgili hükümler 1488 sayılı Kanunla değişik 29. maddededüzenlenmiştir. Bu maddede (Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurmahakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılışında uygulanacak şekil ve usuller Kanunlagösterilir. Kanun, Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünün Milli Güvenliğin.Kamu Düzeninin ve genel ahlâkın korunması maksadıyla sınırlar koyabilir.
Hiçkimse bir derneğe üye olmaya veya dernekte üye kalmaya zorlanamaz.......................................................)
denilmektedir.
Anlaşmazlığınçözülebilmesi için her şeyden önce:
1)Derneklere üye olma hakkı Anayasa'nın hangi hükmü ile ne şekilde korunmuştur'
2)Derneklere üye olma hakkı Anayasa'nın 29. maddesinin birinci fıkrasında yeralan sınırlama hükümlerine tabimidir' hususlarının saptanmasına bağlıdır.
Anayasamızın29. maddesinin 1488 sayılı Kanunla değişmeden evvelki ilk metni aynen:
(Madde29 - Herkes, Önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hak,ancak kamu düzeni veya genel ahlâkı korumak için Kamunla sınırlanabilir)şeklinde idi.
Görülüyorki Anayasa'nın 29. maddesinin ilk metninde, derneklere üye olma hakkına dairaçık ifadeler mevcut değildi. Fakat, eski 29. madde ile kişiye, önceden izinalmaksızın dernek kurma hakkı tanındığına göre, kişinin, temel hakları arasındamevcut olması gereken derneklere üye olma hakkının bir Anayasa hükmü ilekorunmayacağı düşünülemez.
Bunedenledir ki Anayasa'nın eski 29. maddesinin ilk cümlesindeki "herkesönceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir" ilkesi içinde,kişinin derneklere üye olma hakkı da mevcuttur. Nitekim Kararın çoğunlukgerekçesinde de Anayasa'nın 29. maddesindeki dernek kurma hakkının derneklereüye olma hakkına kaynaklık ettiği kabul edilmektedir.
Busuretle kişinin derneklere üye olma hakkı. Anayasanın eski 29. maddesininbirinci cümlesi ile korunmuş olduğundan, bu hak da dernek kurma hakkı gibi,ikinci cümlede yer alan sınırlamalara tabi bulunmakta idi.
Anayasanın1488 sayılı Kanunla değişik 29. maddesinin birinci fıkrasında da eski durumolduğu gibi muhafaza edilmiş, derneklere girme hakkı konusunda bir şeyeklenmemiş olduğundan bu değişik 29. madde hükmü karşısında kişinin derneklereüye olma hakkı yine eski maddede olduğu gibi birinci fıkranın birincicümlesinde yer alan "herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkınasahiptir" ilkesi içinde Anayasaca korunmakta ve kişinin derneklere üyeolma temel hakkı da birinci fıkranın son cümlesindeki sınırlamalara tâbibulunmaktadır.
Anayasa'nındeğişik 29. maddesinin ikinci fıkrsına eklenen "hiç kimse, bir derneğe üyeolmaya veya dernekte üye kalmaya zorlanamaz" hükmü ise, gerek yukardanberi açıklanan gerekçeler karşısında ve gerekse yazılıqş biçimi itibariyle T.C. Anayasasnın yayımlanmasından on yıla yakın bir süre geçtikten sonra, kişinintemel haklarından olan derneklere üye olma hakkının Anayasaca korunduğunu ifadeetmez: aksine, birinci fıkranın birinci cümlesindeki "herkes, önceden izinalmaksızın dernek kurma hakkına sahiptir" ilkesi içinde var olan kişininderneklere üye olma hakkının kendisine zorla kullandırılamıyacağını ve dernekteüye kalmaya zorlanamıyacağmı ifade eder ki bu hüküm bir çok tecrübelerin sonucuolarak konulmuştur.
Çoğunlukgerekçesinde, dernek kurma hakkının kullanılmasında yasanın dernek kuracaklardabir takım nitelikler arayacağı Üstelik Devletin ülkesi ve milletiylebütünlüğünün, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve genel ahlâkın korunması sözkonusu ise sınırlamalara da gidilebileceği, kabul edildiğine göre aynıesasların kişinin derneklere üye olma hakkının kullanılmasında da kabuledilmesi doğaldır. Anayasa koyucunun dernek kuracak kişiler hakkındasınırlamalar yapma hususunda Kanun koyucuya yetki tanınmasına sebep olanendişelerin derneklere üye olacak kişiler hakkında mevcut olmayacağı kabuledilemez. Kamu düzeni yönünden Derneklerin taşıdığı önem büyüktür. Dernekkonusunda duyulan endişe dernek üyelerinin tüzük dışı faaliyetlerde bulunmalarıihtimalidir. Bu kabil faaliyetler kurucular kadar, miktarları onlardan daha çokolan üyeler tarafından da yapılabilir. Kurucular zamanla derneklerdenayrılmakta oldukları halde dernek üyeleri devamh şekilde artarlar. Bunedenlerle Anayasa koyucu, derneğin amacını gerçekleştirecek şekilde çalışma vegelişme imkânlarını aksatabilecek nitelik taşıyan kimselere dernek kurmahaklarını sınırlamak üzere, Kanun koyucuya yetki verdiği gibi, bu sınırlamayetkisini derneklere üye olacaklar hakkında da vermiştir. Kanun Koyucu, iptalkonusu 15. maddenin birinci ve ikinci cümlelerindeki derneklere üye olmahakkını, kamu düzeni mülahazası ile, Anayasa'nın değişik 29. maddesininkendisine tanıdığı yetkiye dayanarak sınırlamıştır. Toplumun içinde bulunduğukoşullara göre durumun takdiri Kanun Koyucuya aittir.
Bunedenlerle iptal konusu birinci cümledeki, derneklere üye olma hakkının dernekkurma hakkına sahip olmayan kişilere tanınmamış olması suretiyle her iki hakkınaynı koşullara tâbi tutulması şeklinde yapılan sınırlama ile, kararda kabuledildiği gibi Anayasanın 29. maddesi ile çelişik bir duruma düşülmüş olmadığıgibi Kanun Koyucu iptal konusu birinci cümledeki hükümle, Anayasa'nın 29.maddesinin kendisine tanıdığı sınırlama yetkisini kullanmış olduğundan busınırlamanın hakkın özüne dokunan bir tarafı da mevcut değildir.
Birtemel hak ve hürriyetin sınırlanması söz konusu olduğunda, sınırlamada o temelhak ve hürriyetin tahdit edilmesi zorunludur. Başka türlü sınırlamadüşünülemez. Örnek vermek lazım gelirse, Anayasa'nın 11. maddesi genel sağlığınkorunması amacı ile temel hak ve hürriyetlerin Kanunla sınırlanabileceğinikabul etmektedir. Ölüm tehlikesi bulunan sari bir hastalık baş göstermesihalinde genel sağlığın korunması amacı ile, belli bir süre için bütün yurttaki kişilerhakkında veya belli bir bölgede oturan kişiler hakkında evden dışarı çıkmayasağı konulabilir. Bu sınırlama da zorunlu olarak hürriyetin tahdidi vardır.Hürriyet tahdit edilmeden böyle bir sınırlama uygulanamaz. Her sınırlamanın birhak ve hürriyeti tahdit etmiş olmasının hakkın özüne dokunur telakki edilmesihalinde ise hiç bir sınırlamanın uygulanmasına imkan kalmaz. Bir Anayasa hükmüile de, uygulanma kabiliyeti olmayan bir yetkinin Kanun Koyucuya tanınacağıdüşünülemez. Bu bakımdan bir temel hak ve hürriyetin sınırlarıması söz konusuolduğunda hakkın özüne dokunmaması için bu sınırlamanın ya bütün kişilerhakkında belli bir süre için yapılması veyahutta yalnız sınırlamanıngerektirdiği koşulları haiz olmayan bazı kişiler hakkında yapılması mümkün olacaktır.Bu nedenle bir sınırlamanın bir hak ve hürriyetin özüne dokunmuş olmasını, busınırlamanın bu hak ve hürriyeti bütün kişiler hakkında tamamen ortadankaldırması halinde mümkün görmek zorunluğu vardır. Hakkın özü deyiminin ifadeedeceği anlam da böyle olmak gerekir.
İptalkonusu birinci cümlede ise derneklere üye olma hakkı, bütün kişiler içintamamen yasaklanmış olmayıp yalnız dernek kurma hakkına sahip olmayanlar içintahdit edilmiştir. Bu nedenle dernek kurma hakkının özüne dokunma mevcutsayılamaz.
Keza,bir derneğin kurulmasmdan maksat, amaçlarının gerçekleşmesi için çalışması vegelişmesidir. Bu hukuki müessesenin bu çalışma ve gelişmesine imkân verecek,amacına uygun bir kuruluşa sahip olması da hukuki bir esastır. Bir derneğinamaçlarını önleyebileceği Kanun Koyucu tarafından endişe edilen hususların birsınırlama konusu yapılması bu hukuki esasa ve Anayasa'nın tanıdığı sınırlamayetkisine dayanır.
Kanunkoyucu, öğrenci derneklerinin kamu düzeni yönünden taşıdığı önemi gözönünealarak Anayasanın 29. maddesinin kendisine tanıdığı sınırlama yetkisinikullanmış ve öğrenci derneklerine üye olacaklar hakkında. Dernekler Kanununagöre öğrenci derneklerinin amaçlarına uygun nitelikler aramış olması nedeniile, iptal konusu ikinci cümledeki "siyasi partilerden birine kayıtlıbulunan öğrenciler öğrenci derneklerine üye olamazlar" hükmü ile yapılansınırlamanın da Anayasa'nın 29. maddesi ilkeleri ile bağdaşmıyacak bir tarafıbulunmadığı gibi, bu sınırlama hükmü ile esasen siyasi partilere üye olma hakkıyasaklanmış olmadığından Anayasa'nın 56. maddesine aykırı bir tarafı dabulunmamaktadır.
Yukarıdanberi açıklanan nedenlerle kararın 1630 sayılı Kanunun 15. maddesinin birincifıkrasında yer alan iptal konusu hükümlerindeki "dernek kurma hakkınasahip" ve "ile siyasi partilerden birine kayıtk bulunanöğrenciler" deyimlerinin iptaline ait kısmına karşıyım.
II.Anayasa Mahkemesi Kararının 1630 sayılı Kanunun iptal konusu 2. maddesinin abendinin, 63. maddesindeki "ve dernek kapatılır" kuralının, 70.maddesinin sonunda yer alan (ve herhalde derneğin kapatılmasına karar verilir)kuralının iptaline; ve işin niteliğine göre Anayasa'nın değişik 152. maddesininikinci fıkrası uyarınca iptal hükümlerinin yürürlüğe gireceği tarihin ayrıcabelirtilmesine yer olmadığına ilişkin kısımları hakkındaki karşıoyumda, SayınAbdullah Üner'in Karşıoy yazısında yer alan bu hususlara ilişkin karşıoylardakigörüşlerinin aynıdır.
Üye
Şahap Arıç
KARŞIOYYAZISI
l -1630 sayılı Kanunun 2. maddesinin (a) bendine göre, 13/7/1965 günlü 648 sayılıSiyasi Partiler Kanununun 111. maddesinin (B) fıkrası gereğince bir siyasipartiden kesin olarak çıkarılan veya çıkarılmayıp da bir siyasi partininkapatılmasına sebep olan parti üyeleri beş yıl dernek kuramazlar. Kararda daaçıklandığı gibi bir siyasi parti üyesi hakkında 648 sayılı Siyasi PartilerKanununun 111. maddesinin (B) fıkrası uyarınca işlem yapılması ise bu kanunundördüncü kısmında yer alan Cumhuriyetin, milli devlet niteliğinin, lâik devletniteliğinin, Atatürk devrimciliğinin, demokratik düzenin, meşruluk temelinin,genel ahlâk ve adabının korunması için konulmuş parti yasaklarına aykırıeylemlerde bulunmasına bağlıdır. Dava konusu kural bu gibileri beş yıl süre iledernek kurma hakkından da yoksun bırakmıştır. Bu kuralın Anayasanın 29.maddesindeki dernek kurma hakkını sınırladığı ortadadır. Ancak bu sınırlama,sebep ve amacı bakımından, Anayasanın temel hakların sınırlanabilmesi içinkabul ettiği (Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünün, milli güvenliğin,Kamu düzeninin ve genel ahlâkın korunması nedeniyle sınırlanabilir) yolundakiölçü ve ilkesiyle bağdaşmayan ve ona aykırı düşen bir nitelikte değildir.
Dernekkurma konusundaki bu geçici mahrumiyetin kişiyi toplum içinde tecrit edilmişduruma düşüreceğini kabul etmek ise söz konusu hüküm amacını ve etkisini çokaşan bir sonuç çıkarmak olur. Çünkü toplum içinde dernekler yolu ile kurulacakilişki için derneklere üye olabilme hak ve imkânının mevcudiyeti geniş ölçüdeyeterlidir.
2 -1630 sayılı Kanunun 63. maddesinde, 2. madde gereğince dernek kurma hakkınasahip olmadıkları halde dernek kuranlara bin liraya kadar ağır para cezasıverileceği ve derneğin de kapatılacağı yazılıdır. Görüldüğü üzere bu hükümdedernek kurma hakkına sahip olmayanların dışında kalanların dahicezalandırılması söz konusu değildir. Bir derneğin kapatılmasının o derneküyeleri için Anayasanın 33. maddesinin kapsamına giren bir ceza teşkiletmeyeceği şüphesizdir. Böyle bir derneğin kapatılması ise, aynı kanunun bazıkimselerin geçici de olsa dernek kurma hakkına sahip olamıyacakları ve bugibiler dernek kurdukları takdirde cezalandırılacakları yolundaki hükümleringüttüğü amacın gerçekleşmesi bakımından zaruridir. Aksi takdirde, Anayasaya aykırıbulunmamış olan, bu hükümlerin bir anlam ve değeri kalmaz.
3 -İşin mahiyeti Anayasanın 152. maddesi uyarınca iptal hükmünün yürürlüğegireceği günün ayrıca belirtilmesini ve bir süre verilmesini gerektirdiğihalde, kimi durumlarda ceza kovuşturmasına da yol açacağı ve özellikle AnayasaMahkemesinin çalışmaya başladığı günden beri verilen bu çeşit öneller içindeboşlumlann yasama yolu ile doldurulduğunun görülmediği ileri sürülerek sözügeçen Anayasa hükmünün uygulanmasından vazgeçilmesi, yasama organının buhusustaki tutum ve davranışının Anayasa Mahkemesinin kararlarını etkilemesisözkonusu olamıyacağından yerinde görülmemiştir.
Kararınbu yönlere ilişkin bölümlerine bu sebeplerle karşıyım.
Üye
İhsan Ecemiş
KARŞIOYYAZISI
SayınAbdullah Üner'in karşıay yazısındaki düşüncelere aynen katılıyorum.
Üye
Halit Zarbun
KARŞIOYYAZISI
46.Maddenin ikinci fıkrasına ilişkin Sayın Kâni Vrana, Muhittin Gürün, ŞevketMüftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşıoy yazılarında açıklanan gerekçelerleçoğunluk kararına karşıyım.
Üye
Ziya Önel
KARŞIOYYAZISI
I.İptali dava edilen 1630 sayılı Dernekler Kanununun 2. maddesinin (a) fıkrasışöyledir:
"13/7/1965günlü ve 648 sayılı Siyasi Partiler Kanunun 111. maddesinin (B) fıkrasıgereğince bir siyasi partiden kesin olarak çıkarılan veya çıkarılmayıp da birsiyasi partinin kapatılmasına sebep olan parti üyeleri çıkarma kararının veyaAnayasa Mahkemesi'nin kapatma kararının kendilerine yazı ile bildirilmesindenitibaren beş yıllık süre içinde Dernek kuramazlar."
Kanununbu hükmünün amacını ve bu gibi kimselerin belli edilen süre içinde Dernekkurmaktan men edilmelerinin nedenini açıklığa kavuşturabilmek için SiyasiPartiler Kanununun 111. madesinin (B) fıkrası hükmünün incelenmesi gerekmiştir:
648sayılı Siyasi Partiler Kanunun sözü edilen 111. maddesinin (B) fıkrasında;"Yukarıdaki (A) fıkrası gereğince bir siyasi partiden kesin olarakçıkartılan veya çıkartılmayıp da siyasi partinin kapatılmasına sebep olan partiüyeleri.......... " denmek suretiyle (A) fıkrasına atıfta bulunulmuş ve(A) fıkrasında ise; "yukarıdaki 2. bentte sayılanlar dışında kalan partiorganı, mercii, kurulu, yardımcı kol organı veya bir parti üyesi tarafından bukanunun dördüncü kısmında yer alan maddeler hükümlerine aykırı Bileriişleyenler" hükmü bulunmuş ve şu suretle iptali dava olunan DerneklerKanununun 2. maddesinin (a) fıkrasında sözü edilip siyasi partiden çıkartılmayıveya siyasi partinin kapatılmasını gerektiren fiiller, Siyasi PartilerKanununun dördüncü kısmında yer alan fiillerden ibaret olunmuştur. Bu fiillerise :
1)Türkiye Devletinin Cumhuriyet olan şeklini değiştirmek amacını gütmek (SiyasiPartiler Kanunu made: 83)
2)Türk Milletine ait olan egemenliğin belli bir kişiye, zümreye, aileye yahutsınıfa bırakılması amacını gütmek (md. 84)
3)Türkiye Cumhuriyetinin milletlerarası hukuk alanında eşitlik ilkesine dayanantüzel kişiliğini ortadan kaldırmak yahut milletlerarası hukuk gereğincemünhasıran Türkiye Cumhuriyetinin yetkili olduğu hususlara diğer milletlerarasıkuruluşların ve tüzel kişilerin karışmasını sağlamak amacını gütmek (md. 86)
4)Türkiye Cumhuriyetinin ülke bütünlüğünü bozmak amacını gütmek (md. 87)
5)Türkiye Cumhuriyetinin dayandığı Devlet tekliği ilkesini değiştirmek amacınıgütmek (md.88)
6)Türkiye Cumhuriyeti ülkesi üzerinde türk dilinden ve kültüründen gayri dil vekültürleri korumak veya geliştirmek veyahut yaymak yolu ile Türkiye Cumhuriyetiülkesi üzerinde azınlıklar yaratarak millet bütünlüğünün bozulması amacınıgütmek (md. 89)
7)Bölge veya ırk esasına dayanan siyasi parti kurmak veya herhangi bir bölgeninveya ırkın diğerlerine hâkim veya diğerlerinden imtiyazlı olması amacını gütmek(md. 90)
8)Türk vatandaşları arasında Kanun önünde dil, irk, cinsiyet, siyasi düşünce,felsefi inanç, din ve mezhep ayırımı gözetmek yahut belli kişi aile veyazümrelere yahut sınıflara imtiyaz tanımak amaçlarhu gütmek veya belli kişi,aile, zümre veya cemaat esasına dayanan siyasi parti kurmak (md. 91)
9)Türkiye Cumhuriyetinin lâiklik ilkesinin değiştirmek amacını gütmek (md. 92)
10)Halifeliğin yeniden kurulması amacını gütmek (md. 93)
11)Devletin sosyal, iktisadi veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa dinkurallarına dayandırma veya siyasi yahut şahsi çıkar ve nüfuz sağlama amacı ileher ne suretle olursa olsun dini veya din duygularını yahut kutsal sayılanşeyleri istismar edici ve kötüye kullanıcı faaliyetlerde bulunmak (md. 94)
12)Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesine eriştirmek ve Türkiye Cumhuriyetininlâiklik niteliğini koruma amacını güden Kanuların "bu kanunlar maddedegösterilmiştir" hükümlerine aykırı amaçlar gütmek (md. 97)
13)Türk Milletinin kurtarıcısı ve Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Atatürk'ünşahsiyet ve faaliyetlerini veya hatırasını kötülemek veya küçük düşürmekamacını gütmek (md. 99)
14)Türkiye Cumhuriyetinin insan hak ve hürriyetlerine dayanan hukuk devletiniteliğini ve tek dereceli genel oy ilkesine bağlı çok partili demokratikdüzeni tanımıyan amaçlar gütmek (md. 100)
15)Anayasa'nın ikinci kısmında yazılı temel hak ve ödevlerin özünü tanımamakamacını gütmek(md. 101)
16)Anayasa'nın başlangıç kısmının ikinci fıkrasında yazılı saikle Anayasa'nın 4.geçici maddesinin üçüncü fıkrasında yazılı amaçları gerçekleştiren 27 Mayıs1960 devrimini, yapılması gerekli olmayan veya haksız veya gayrimeşru birhareket olarak göstermek amacını gütmek (md. 102)
17)Genel ahlâk ve adaba aykırı amaçlar gütmek (md. 105) gibi fiil vehareketlerdir.
Bufiilleri işleyen siyasi parti üyelerinin partiden çıkartılmaları ve bu gibiamaçlar güden siyasi partilerin de Anayasa Mahkemesince kapatılmaları Kanunhükmü gereğidir.
İşteiptali istenen Dernekler Kanununun 2. maddesinin (a) fıkrasına göre yukarıda yazılıfiil ve hareketlerden birini işleyen ve bu sebeple siyasi partiden çıkartılanveya siyasi partinin kapatılmasına sebep olan kimselerin beş yıl süre iledernek kurmaları yasaklanmıştır.
Görüldüğüüzere, yukarıdaki fiillerin çoğu, doğrudan doğruya Demokratik düzeni ortadankaldırmak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını tebdil, tağyir ve ilga etmekneticelerini doğurabilen çok ağır ve vahim fiillerdir. Bu fiillerden biriniişleyenlere veya bu gibi amaçlar güttüğünü sabit olan kimselere karşı Devletin;Anayasa'yı ve ülkenin bütünlüğünü ve hür demokratik rejimi korumak için gereklitedbirleri alması başta gelen görevidir.
Kişilerintek başlarına yapamıyacakları bir işi yapmak ve tek başlarına başaramayacaklarıbir amacı gerçekleştirmek için en az yedi kişinin güçlerini ve çalışmalarınıbir araya getirip birleştirmelerini sağlayan Derneklerin toplum içindekigüçleri ve etki dereceleri malûmdur. Toplumun düzenine milli güvenliğe ve genelahlâka böylece kastedmiş kimselerin birleşerek ve zahiren masun sayılabilen biramaç arkasına gizlenerek yıkıcı faaliyette bulunmalarına anayasal düzen içindemüsaade etmek olanağı düşünülemez. Nitekim Anayasa'nın 1488 sayılı Kanunladeğişik 29. maddesinde; (Devletin ülkesi ve milleti ile bütünlüğünün, milligüvenliğin, Kamu düzeninin ve genel ahlâkın korunması maksadıyla Dernek kurmahakkının Kanunla sınırlanabileceği) tesbit edilmiştir. Dernekler Kanununun 2.maddesinin (a) fıkrası da; Devlet düzenini ve "milli bütünlüğü korumaamacı ile ve Anayasa'nın işaret olunan ilkeleri doğrultusunda alınan tedbirlercümlesinden olduğundan Anayasaya aykırı olamıyacağı düşüncesindeyim.
II.Dernekler Kanununun 15. Maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde;"Siyasi partilerden birine kayıtlı bulunan öğrenciler öğrenci derneklerineüye olamazlar" diye yazılıdır:
a)Anayasa'nın 119. maddesinde memurlarla bazı kuruluşlarda görev alanların siyasipartilere üye olmaları yasaklanmıştır. Anayasa'nın 120. maddesinin son fıkrasıile Üniversite öğretim üyeleri ve yardımcıları bu yasak dışında bırakılmışiseler de bu madde 20/9/1971 günlü ve 1488 sayılı kanunla değiştirilmeksuretiyle üniversite öğretim üyeleri ile yardımcıları da bu yasak içinealınmıştır.
ÖğrenciDernekleri, kuruldukları fakülte, akademi ve bunlara bağlı enstitülerin veyüksek okulların ismini taşırlar, (Dernekler Kanunu md. 53) ve kurulduklarıeğitim ve öğretim kurumlarına kayıtlı öğrencilerin beden ve ruh sağlıklarınınkorunması, beslenme, çalışma, dinlenme ve boş zamanlarının değerlendirilmesigibi öğrencilerin sosyal veya eğitim ve öğretimle ilgili ihtiyaçlarınıkarşılamakla meşgul olmaları icab eder. Bu dernekler her ne surete olursa olsunsiyasi amaçla kurulamazlar ve siyasi faaliyette bulunamazlar. (Dernekler KanunuMd. 35)
GerekAnayasa'nın işaret olunan değişik 120. maddesinden ve gerek 1630 sayılıDernekler Kanununun dava konusu yapılmayan ve yukarıda işaret olunanhükümlerinden, Devlet daireleri ve memurlarında olduğu gibi, üniversiteler,akademiler ve yüksek öğrenim kurumları ile bunların birer cüz'i sayılarıöğrenci derneklerinin de her türlü politik faaliyetlerin dışında tutulmasıamacı güdülmüş ve bu nedenlerle Dernekler Kanununun 15. maddesinin birincifıkrasının dava konusu ikinci cümlesindeki kural da gerek Anayasa'nın ve gerekDernekler Kanunun bu amaç ve hükümleri doğrultusunda konulmuştur.
b)Şurasını da kaydetmek gerekir ki: Anayasa'nın 29. maddesi; bir derneğe üyeolmak değil, (Dernek kurma) hakkından sözedilmektedir. Bu maddenin birincifıkrasının birinci cümlesinde "herkes önceden izin almaksızın dernek kurmahakkına sahiptir." denilmek suretiyle bu husus açıkça belirtilmiştir.
DerneklerKanununun 15. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde ise (DernekKurma) değil (kurulmuş olan derneğe üye olma) söz konusu bulunmuştur. (Dernekkurma) ile (kurulmuş olan bir derneğe üye olma) hakları arasında hukukenfarklar mevcut olup değişik statülere tabidirler. Nitekim bu kararın IV.paragrafının "A" işaretli bölümünün 4 sayılı bendinin (a) fıkrasında;"Dernek kurmakla kurulmuş bir derneğe üye olmayı birbiriyle karıştırmamakgerekir. Dernek kurma hakkının kullanılması önemli bir girişimdir. Yasakurulacak derneğin güvenilir ve saygın bir seviyede olmasını sağlama bakımındandernek kuracaklarda bir takım nitelikler arayabilir. Üstelik Devletin ülkesi vemilleti ile bütünlüğünün, milli güvenliğin, kamu düzeninin ve genel ahlakınkorunması söz konusu ise sınırlamalara gidilebilir ............ Onun içindir kidernek kurma hakkının kullanılmasa ile yine bu hakkın kaynaklık ettiğiderneklere üye olma hakkı aynı koşullara bağlanırsa üye olma hakkının özünedokunulmuş ve Anayasa'nın değişik 29. maddesi ile çelişkiye düşülmüş olur. 1630sayıh Kanundaki düzenlemenin derneklere üye olabilmeyi nedenli kısıtladığınınanlamak için bu kanunun çok daha yukarılarda tartışılan 2. maddesinin dernekkuramıyacaklarına ilişkin a, b işaretli bentlerine bir göz atılması yeterlidir.
Özetlenecekolursa: 1630 sayılı Kanunun birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan vederneklere üye olma hakkının dermek kurma hakkına sahip olmakla sınırlanmasınayol açan (Dernek kurma hakkına sahip) deyimi Anayasaya aykırı olduğundan iptaledilmesi gerekir." sözleri ile bu husus açıkça belirtilmiştir.
İptalidava edilen 15. maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesi dernek kurma hakkıile bir ilgisi olmayıp sadece (kurulmuş olan öğrenci derneklerine üye olmayı)hedef aldığına ve Anayasa'nın 29. maddesi ise "dernek kurma hakkı "nıdüzenlediğine ve "kurulmuş olan derneğe üye olma" bu maddenin kapsamıdışında bırakıldığına göre bahis konusu 15. maddenin birinci fıkrasının ikincicümlesindeki "siyasi partilerden birine kayıtlı olan öğrenciler öğrenciderneklerine üye olamazlar" kuralının Anayasa'nın söz "konusu 29.maddesinin birinci fıkrası çerçevesi içinde mütalaa edilmesine ve bu fıkrayaayn düştüğü sonucuna varılmasına olanak yoktur.
c)Bunlardan başka; Anayasa'nın 56. maddesinin birinci fıkrasında "usulünegöre siyasi partilere girme ve çıkma" diye yazılmasiyle, siyasi partileregirme ve çıkma hakkının kullanılmasının bir usule tabi olacağı ifade edilmiş vebu usulün nerelerden ibaret olacağı ise özel kanuna bırakılmış bulunmaktadır.Bu nokta dikkate alındığında öğrenci derneklerine üye olabilme hususundaDernekler Kanununa konulan söz konusu sınırlamanın Anayasa'nın 56. maddesine deaykırı düşmediği sonucuna varılacaktır.
III.Dernekler Kanununun 63. maddesi (Bu Kanunun 2. maddesinin a ve b bentlerigereğince dernek kurma hakkına sahip olmadıkları halde dernek kuranların 1000.liraya kadar ağır para cezası.ile cezalandırılacağı ve derneğin kapatılacağı)hükmünü kapsamaktadır.
DerneklerKanununun 2. maddesinin a bendinin memleketin bütünlüğünü ve demokratik hukukdevleti düzenini yıkmak amacını güden fiiller olduğu yukarıda l sayılıparagrafta açıklanmıştır. Bu maddenin b bendinde ise (ağır hapis cezasına veyataksirli suçlar hariç olmak üzere beş yıldan fazla hapis cezasına mahkûmolanlarla yüz kızartıcı suçlardan (zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık,dolandırıcılık, inancı kötüye kullanmak, dolanlı iflas suçları gibi) veya bukanunla kurulması yasaklanan dernekleri kurmak veya idare etmek suçlarındankesin hüküm giymiş olanlar) söz konusu edilmiş ve esasen Anayasa'nın 68. ve 306sayılı milletvekilleri seçimi Kanununun 9. maddelerinde bu gibi kimselerinmilletvekili ve Cumhuriyet Senatosu üyesi seçilemiyecekleri saptanmıştır.
Birkuruluşun meşru sayılabilmesi için hukuka ve kanunlara uygun biçimde kurulmuşolmasının ve çalışmaların da yeni kuruluş amaçlarına uygun olarakyönetilmesinin şart olduğunu izaha hacet yoktur. Yasalara uygun biçimdekurulmamış olan ve yukarıda yazılı fiilleri işlemiş veya o cezalardan biri ilehüküm giymiş olmaları dolayısiyle dernek kurma hakkını yitirmiş olan kimselertarafından kurulmuş olan derneklerin kanun dışı ve gayrimeşru bir durumadüştükleri şüphesizdir. Bu gibi Kanun dışı ve gayrimeşru durumda olanderneklerin faaliyette bulunmaları ise doğrudan doğruya kamu düzeniniilgilendirir. Bu nedenlerle bu kabil derneklerin mahkeme kararı ilekapatılabilmesi Anayasa'nın 29. maddesinin ikinci fıkrasındaki kurala uygundüşmektedir.
IV.Dernekler Kanununun 70. maddesinde; "bu maddede yazılı suçlan işleyendernek yöneticileri hakkında bu maddede yazılı hapis cezası ik birliktederneğin kapatılmasına karar verileceği de belirtilmiştir.
Dernekler,tüzel kişiliğe sahip ve yöneticileri tarafından idare ve temsil olunurlar.Yöneticilerin dernek adına yaptıkları her türlü tasarrufun hukuken derneği uzamedeceği malûmdur. Bu cihetler nazara alındıkta yöneticilerin dernek adınayaptıkları Kanuna aykırı ve suç teşkil eden fiillerinden dolayı - mahkûmiyetlerihalinde - yine mahkeme kararı ile derneğin kapatılmasına karar verilmesiAnayasa'nın 29. maddesinin ikinci fıkrasındaki sınırlamaya uygun düşmektedir.Bu itibarla bu hususa ilşkin davanın reddedilmesi gerekir.
V.Dernekler Kanununun 63. maddesindeki "dernek kapatılır" ve 70.maddesindeki "ve herhalde derneğin kapatılmasına karar verilir"hükümlerinin iptaline karar verildiğine ve iptal kararında gösterilengerekçelere göre yasama organlarına bu konuları yeniden düzenlemeye imkânvermek ve iptal kararı ile husule gelen boşluğun uzun zaman devam etmesindendoğan sakıncaları önlemek için Anayasa'nın 152. ve 44 sayılı Kanunun 50.maddeleri uyarınca uygun bir süre tanınması yerinde olacaktır.
Bunedenlerle yukarıda işaret ettiğim Kanun hükümlerinin iptaline dair olançoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Abdullah Üner
Geçmişdebir (yasak dernek) kurmuş ve yönetmiş kişiyi yasak olmayan, derneklerin kuruluşve yönetiminden alakoymak, onu, kişiliğini koruma ve geliştirme olanağından vetoplumu da onun yararlı çabalarından yoksun kılma sonucunu verir ve binneticeAnayasa'nın temel ilkelerine ters düşer.
Budüşünce ile 1630 sayılı K. un 2. maddesinin (b) işaretli bendinin tüm yasakdernekleri kurmak veya yönetmek suçlarından hüküm giyenler, için iptaledilmeyişine ve kararın yalnız bu bölümüne karşıyım.
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu