ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
E. Sayısı:1973/38
K. Sayısı:1975/23
Karar günü:11, 12, 13, 14 ve 25 Şubat 1975,
Resmi Gazete tarih/sayı:3.12.1975/15431
İptaldavasını açan: Cumhuriyet Halk Partisi,
İptaldavasının konusu:
7/7/1973günlü, 14587 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1750 sayılı ÜniversitelerKanununun 3/b maddesinde yer alan "örf ve adetlerine bağlı,milleyetçi" deyimini, 4. maddesini, 5. maddesinin birinci, ikinci, üçüncüve dördüncü fıkralarını, 6. maddesinin (a) bendinde yer alan "ilgilikuruluşların senatolarınca tespit edilen ideal kadrolarını dengeli bir şekildedüzenlemek" deyimini, (ç), (e) ve (g) bentlerini, 7, ve 8. maddelerin, 10.maddesinin birinci fıkrasında yazılı "bütün üniversiteler" deyimini,aynı maddenin altıncı fıkrasında yazılı "gerekli hallerde Millî EğitimBakanı veya" deyimini, 22. maddesinin birinci fıkrasını, 29. maddesinin(a) ve (ç) bentlerini, 30. maddesinin ikinci fıkrasını, 38. maddesinin birincifıkrasında yer alan "ve esasları Yüksek Öğretim Kurulunca tespit edilecekbelirli saatleri içinde görevleri başında bulunmakla yükümlüdür" deyimin,aynı maddenin dördüncü fıkrasını, 43. maddesinin üçüncü fıkrasını, 52.maddesinin birinci fıkrasında yer alan "ve yüksek öğretim kurulununönerileri" deyimini, 56. maddesinin birinci fıkrasında yazılı "YüksekÖğretim Kurulunun yapacağı plan ve program uyarınca" deyimini, 57.maddesini, 61, maddesinin yedinci fıkrasını, 66 maddesinin üçüncü fıkrasını,69. maddesinin birinci fıkrasını, aynı maddenin ikinci fıkrasında yazılı"Anayasa'da yer alan hak ve hürriyetlerden herhangi birisinin insan hak vehürriyetlerini veya Türk Devletinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünüveya dil, ırk, sınıf, din ve mezhep ayırımına dayanarak nitelikleri Anayasa'dabelirtilen Cumhuriyeti ortadan kaldırmak kasdı ile kullanılması" deyimini,yine aynı fıkradaki "yayımlamayı müteakip 48 saat içinde" deyimini,70. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri ile ikincifıkrasını, 72, maddesinin (c) bendini, 73. maddesinin birinci fıkrasındaki"kanunun 6. maddesinin (f) fıkrasına göre Öğrencilerden alınacak ücret veharçlar, yıllık 3.000,- lirayı geçmemek üzere her üniversitede kurulacaköğrenci fonuna yatırılır" deyimini, 74. maddenin birinci fıkrasında yeralan "ve Yüksek Öğretim Kurulunun onayı" deyimini, 82. maddesininikinci fıkrasını. 83. maddesini, geçici 1. maddesinin üçüncü fıkrasını, geçiciikinci maddesini Anayasanın çeşitli hükümlerine aykırı bulan Cumhuriyet HalkPartisi, Anayasanın 149. maddesi uyarınca iptal davası açmış ve yukarıda sözüedilen kanun hükümlerinin iptalini istemiştir.
II.YASA METİNLERİ:
l -29/6/1973 günlü, 1750 sayılı Üniversiteler Kanununun iptali istenen kimihükümlerine ilişkin maddeler şunlardır:
"Madde 3/b -. Öğrencilerini, bilim anlayışı kuvvetli, millî tarih şuuruna sahip,vatanına, örf ve adetlerine bağlı, milliyetçi ve sağlam düşünceli aydınlar veyüksek öğrenime dayanan mesleklerde türlü bilim ve uzmanlık kolları için iyihazırlanmış bilgi ve tecrübe sahibi, sağlam karakterli vatandaşlar olarakyetiştirmek."
"Madde4 - Yüksek Öğrenim Kurulu: Yüksek Öğretimin bütünlüğü anlayışı içinde çağdaşbilim ve teknolojinin gereklerine ve Devlet Kalkınma Planının temel ilke vepolitikalarına uygun olarak yüksek öğretim alanına yön vermek amacı ile,gerekli inceleme, araştırma ve değerlendirmeleri yapmak, yüksek öğretimkurumları arasında koordinasyonu sağlamak, uygulamaları izleyerek yetkili makamve mercilere önerilerde bulunmakla görevli bir kuruldur."
"Madde5 - Yüksek Öğretim Kurulu, Millî Eğitim Bakanının Başkanlığında, herüniversitenin yetkili organınca profesörler arasından 2 yıl için seçilecekbirer temsilci ile kuruldaki üniversite temsilcileri sayısı kadar aynı süre ileMillî Eğitim Bakanının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca atanacak üyelerdenkurulur. Bu şekilde atananlar arasında resmî yüksek öğretim kurumları, Maliye,Millî Eğitim, Gençlik ve Spor Bakanlıkları ile Devlet Planlama Teşkilâtından veTürkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumundan en az birer üyenin bulunmasışarttır.
YüksekÖğretim Kurulunun göstereceği üç aday arasından Millî Eğitim Bakanı tarafındanbir genel sekreter tayin edilir. Genel Sekreter toplantılara oy hakkıolmaksızın katılır.
GenelSekretere bağlı olarak, sekreterlik işlerini ve kurulca verilecek diğergörevleri yürütmek üzere Millî Eğitim Bakanlığında bir sekreterya kurulur. Busekreteryada ayrıca, eğitim araştırmaları, planlaması koordinasyonu yapacak veeğitimle ilgili çalışmaları düzenleyecek, yeteri kadar uzman bulundurulur.
YüksekÖğretim Kurulu Millî Eğitim Bakanının daveti üzerine toplanır. Üyelerin üçtebirinin isteği halinde toplantı yapılması zorunludur.
YüksekÖğretim Kurulu çalışma usulünü kendisi tayin eder ve bu husus bir yönetmeliktegösterilir."
"Madde6 - Yüksek Öğretim Kurulunun görev ve yetkileri şunlardır:
a)Yüksek öğrenim alanında yeni kurumların açılması, mevcutların geliştirilmesi,insangücü ihtiyaçlarının karşılanması, yatırımların ve kaynakların etkili birşekilde kullanılması, yüksek öğretim alanının muhtaç bulunduğu öğretim vearaştırma elemanlarının yurt içinde ve yurt dışında yetiştirilmesi için kısa veuzun vadeli planlar hazırlamak ve ilgili kuruluşların senatolarca tespit edilenideal kadrolarını dengeli bir şekilde düzenlemek;
b) Üniversiteve diğer yüksek öğretim kurumlarını ilgilendiren kanun ve tüzük tasarılarınıinceleyerek görüşlerini bir ay içinde Millî Eğitim Bakanlığına sunmak;
c)Öğrenim ve eğitimin Devlet kalkınma planı hedeflerine uygun olarakyürütülmesini sağlamak amacı ile üniversitelerin özelliklerini, kapasitelerini,insangücü ve maddî ihtiyaçlarını dikkate alarak gerekli gördüğü öğretimdallarında dönem sayısının arttırılması, paralel öğretim veya gece öğretimiyapılması hususunda önerilerde bulunmak;
ç)Üniversitelerin, yüksek öğretimin bütünlüğü çerçevesi içinde, yüksek dereceliokullara akademik yönden yapabilecekleri yardımları ve bu alandaki gözetimhizmetlerinin esaslarını ilgili kurumlarla birlikte saptayarak, gereğiniistemek ve sonuçlarını izlemek,
d)Görevlerine ilişkin çalışma sonuçlarını her yıl bir rapor halinde yayınlamak;
e)Kalkınma planının gerektirdiği araştırma konuları ile özel araştırma fonlarınınüniversitelere dağıtımım üniversitelerarası işbirliği halinde yapmak;
f)Yüksek Öğretim Kurumlarının öğrencilerden alınacak ücret ve harçlar konusundagerekli esasları tespit etmek ve denkliği sağlamak;
g)Uluslararası bilimsel kuruluşlara katılmak amacını güden, millî komitelerkurmak, denetlemek ve gereken malî desteği sağlamak;
h)Bu kanunla verilmiş diğer görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak."
"Madde7 - Üniversite Denetleme Kurulu, üniversiteler üzerinde Devletin gözetim vedenetimini sağlamak üzere Başbakanlığa bağlı olarak çalışan bir kuruluştur.
Kurul;Başbakanın başkanlığında, Millî Eğitim Bakanı, Adalet Bakanı bu kanuna tabiüniversitelerin rektörlük yapmış öğretim üyeleri arasından kur'a ile üç yılsüre için seçilmiş üç üye, Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarı, Milî GüvenlikKurulunun dekanlık yapmış öğretim üyeleri arasından üç yıl süre için seçeceğibir üyeden kurulur.
Başbakanınkatılmadığı hallerde kurula Millî Eğitim Bakanı başkanlık eder.
Kurulunsekreterlik işleri Başbakanlık tarafından düzenlenir ve yürütülür."
"Madde8 - Üniversite Denetleme Kurulu, Devletin gözetimi ve denetimi görevini yerinegetirmek üzere:
a)Üniversitelerin veya bîr üniversiteye bağlı olmayan fakültelerin organlarındanveya bu kurumlarda görevli kişilerden, gerekli gördüğü hallerde, yazılı veyasözlü bilgi istemek;
b)Üniversite veya bir üniversiteye bağlı olmayan fakültelerde görevli kişilerindisiplin veya ceza kovuşturması açılmasını gerektiren fiiller için kovuşturmaaçılmasını yetkili makamlardan istemek; bu konuda yetkili organlarca almandisiplin kararlarına karşı üniversitelerarası kurula itirazda bulunmak; onbeşgün içinde gerekli kovuşturmaya başlanmadığı veya aksine bir karar alınmadıkçabaşlanan kovuşturma en geç üç ay içinde sonuçlandırılmadığı takdirde, doğrudandoğruya üniversite öğretim üyelerinden soruşturmacı tayin ederek sonucu, gereğiyapılmak üzere yetkili organa iletmek;
c)Üniversitelerin veya üniversiteye bağlı kurum ve kuruluşların veya birüniversiteye bağlı olmayan fakültelerin idaresine el konulmasını gerektirenhallerde Bakanlar Kurulunu haberdar etmek;
ç)Üniversitelerin işleyişi konusunda her yıl Başbakanlığa rapor vermek;
Görevve yetkilerine sahiptir.
MillîEğitim Bakanı, gecikmesinde sakınca gördüğü hallerde en geç bir hafta içindedenetleme kurulunun tasvip ve tadirine sunmak üzere, kurul adına yukarda yazılıgörevleri yapmaya ve yetkileri kullanmaya mezundur."
"Madde10 - Üniversitelerarası kurul, bütün üniversitelerin rektörleri ile en yetkiliorganın üç yıl içinde seçeceği ikişer profesörden kurulur.
Bukurulda üye üniversite rektörleri, her yıl Haziran ayının son haftasında birarada yapacakları toplantıda, üniversitelerarası kurula aralarında, bir başkan,bir başkanvekili seçerler. Aynı şahıslar, aradan üç yıl geçmedenüniversitelerarası kurul başkan ve baskanvekilliğine tekrar seçilemezler.
Kurultoplantıları, rektörlerce aksi kararlaştırılmadıkça Başkanın bağlı olduğuüniversitenin bulunduğu şehirde yapılır.
Kurulraportörlüğünü oya katılmaksızın üniversitelerarası kurul genel sekreteriyapar. Genel Sekreter kurul tarafından tayin edilir. Genel Sekretere bağlısekreterlik bürosunun merkezi Ankara'dadır.
Raportör,kurul tutanak ve kararlarını saklar, bunların birer örneğini üniversitelere vefakültelere gönderir.
Üniversitelerarasıkurul, başkanın çağrısı üzerine toplanır. Gerekli hallerde Millî Eğitim Bakanıveya her üniversite rektörü, kurulun toplantıya çağrılmasını Başkandanisteyebilir.
Üniversitelerarasıkurul kararlarının birer örneği Millî Eğitim Bakanlığına gönderilir, Millî EğitimBakanı alınan kararların yeniden incelenmesini, gerekçe göstererek, 15 güniçinde isteyebilir. Üniversitelerarası kurul bir ay içinde aynı konu üzerindealacağı kararı Bakanlığa bildirir. Bu kararın, toplantıya katılan üyemevcudunun salt çoğunluğu ile alınması gereklidir. Bu karar, ilgililerinyetkili yargı mercilerine başvurmak hususundaki hakları saklı kalmak üzerekesindir."
"Madde22 - Doçentlik unvanını kazandıktan sonra üniversitelerde çalışmak isteyenleryüksek Öğretim kurulunun göstereceği bir veya birden fazla üniversite veyabağımsız fakültenin açık doçentlik kadrolarına, tüzüğüne göre seçilerek tayinedilirler.
Tayinişlemi, Türk vatandaşı olma şartı yanında Devlet memurlarında aranan şartlarbulunmak kaydı ile fakülte kurulunun teklifi ve senatonun kararı üzerine rektörtarafından yapılır.
Gösterilenkadrolara müracaat etmiyen veya tayin edildikleri halde göreve başlamayanlarlaaçık kadro olduğu halde seçilmeyen doçentler, istifa etmiş sayılırlar.Kendilerine açık kadro gösterilmeyen üniversite doçentleri kendi asistanlıkkadrolarında öğretim ve araştırma görevine devam edebilir."
"Madde29 - Asistanlığa tayin edilebilmek için Devlet hizmetine girmede aranan genelşartlardan başka aşağıdaki şartlar gereklidir:
a)Görev alacağı bilim dalında doktora veya tıpta uzmanlık diploması almış olmak,
b)Fakülte kurulunca gösterilecek iki misli aday arasından senatoca seçilecek üçkişilik bir jüri tarafından yapılacak bilimsel sınavda başarı göstermek,
c)Görev alacağı bölüm veya kürsünün gerektirdiği yönetmelikle saptanmış şartlarıhaiz olmak,
Bölümve kürsü başkanları, (b) bendinde sözü geçen jürinin tabiî üyesidirler.
ç)Öğrenciliğinde 64 üncü maddenin l inci paragrafında bildirilen sebeplerledisiplin cezası almamış olmak,
İnsanhak ve hürriyetlerini veya Türk Devletinin ülkesi ve milleti ile bölünmezbütünlüğüne veya dil, ırk, sınıf, din ve mezhep ayırımına dayanarak,nitelikleri Anayasa'da belirtilen Cumhuriyeti ortadan kaldırmak için her nesuretle olursa olsun gösteri veya propaganda yapmamış veya anarşik hareketlerekatılmamış olduğu hususunda üniversite yönetim kurulunca karar verilmiş olmak,
d)Yabancı uyruklu asistanlar, yukarıda belirtilen şartlan haiz olmak şartıyle vekendilerine bir burs temin edildiği ilgili üniversite yönetim kurulunca tesbitedildiği takdirde asistanlığa alınabilirler.
e)Bazı teknik branşlarda ve sanat dallarında istihdam edilecek asistanlarda (a)fıkrasındaki şartların aranıp aranmayacağına üniversitelerarası kurul kararverir."
"Madde30 - Yapılan sınavda başarı gösterenlerden, görev olanağı bölümün veya kürsününgerektirdiği şartlar gözönünde tutularak asistanlık yönetmeliğine göre teklifedilenlerin tayini aşağıdaki hükümlere göre yapılır.
Bölümveya kürsü başkanınca gösterilecek aday, fakülte yönetim kurulunun teklifi veüniversite yönetim kurulunun onayı üzerine rektör tarafından iki yıl için tayinedilir. Gerekli görülenlerin tayinleri, iki defaya mahsus olmak ve başlangıçtanitibaren toplam olarak altı yılı geçmemek üzere, iki defa yenilenebilir.Tayinleri yenilenmeyen asistanların üniversite veya buna bağlı kurumlarlailişkileri kendiliğinden kesilmiş sayılır."
"Madde38 - Öğretim üyeleri ve asistanlar, enaz Devlet Memurları için kabul edilmişolan günler çalışma süresi kadar bir süre öğrenim, bilimsel araştırma,inceleme, uygulama ve yönetim görevleri ile üniversite organlarınca veyakanunla verilen diğer görevlerin gerektirdiği yerlerde hazır bulunmak vegörevlerini yerine getirmek ve esasları yüksek öğretim kurulunca tesbit edilecekbelirli saatleri içinde görevleri başında bulunmakla yükümlüdürler.
Öğretimüyeleri ve asistanların devamları, kürsü, bölüm başkanları ile dekanlar verektörler tarafından kontrol edilir. Dekanlar, rektöre teklif etmek ve onayınıalmak sureti ile mesai saatleri içinde izinsiz görevi başına gelmeyenlerhakkında takdire bağlı maaş kesme cezası vereceği gibi, bu kanunda bildirilendisiplin cezaları verilmek üzere haklarında muamele de yaparlar. Doğrudandoğruya üniversiteye bağlı kurumlarda görevli öğretim üyeleri ve yardımcılarıhakkında bu işlemi rektör yapar.
Üniversiteöğretim üyeleri ve asistanlar resmî çalışma saatleri içinde ve başka yükseköğretim kurulları dışında ücretli veya ücretsiz resmî veya özel herhangi bir işgöremezler, ek görev alamazlar, serbest meslek icra edemezler. Üniversiteasistanları bütün çalışmalarını üniversiteye hasrederler.
Ancak,resmî çalışma saatleri dışında serbest meslek icra etmek isteyen üniversiteöğretim üyeleri aşağıdaki haklardan faydalanamazlar:
a)Üniversite tazminatı veya herhangi bir yan ödeme alamazlar.
b)Bilgi ve görgülerini artırmak ve bilimsel araştırma yapmak üzere kontenjanlayurt dışındaki çalışmalara masrafları kendileri tarafından ödenmek üzerekatılabilirler.
c)Rektör, dekan, yüksek okul müdürü ve bölüm başkanı seçilemezler.
Diğeröğretim yardımcılarından aylıkla tayin olunanlar da yukarıdaki esaslaratabidirler. Üniversite öğretim üyelerine kanunlarla öngörülen resmî görevlersaklıdır."
"Madde43 - Yeni üniversiteler ve fakülteler yüksek öğretim planlaması çerçevesiiçinde kurulabilir.
Üniversitelerve bir üniversiteye bağlı olmayarak açılacak fakülteler, kuruluş kanunlarındaaksine hüküm bulunmadıkça bu kanun esaslarına göre kurulur.
Birüniversite içinde yeniden fakülte, yüksek okul ve okul açılması fakültelerinveya okulların birleştirilmesi, ya da kaldırılması senatoların teklifi ve MillîEğitim Bakanının onamı ile yapılır.
Üniversiteve fakülteler, kendilerine bağlı olmak üzere, yeni enstitüler bilim, araştırma,öğretim ve yayım kurumlan açmaya yetkilidirler. Bunların yönetim şekilleribağlı oldukları üniversite veya fakültelerce belirtilir.
Bumadde uyarınca açılacak fakülte, yüksek okul, okul, enstitü ve kurumlardan yeniödenek ve kadro alınmasını gerektirenler için genel usullere uyulur.
Birüniversite içinde açılacak yeni fakültelerin kuruluşunda istekleri ile görevlendirileceköğretim üyeleri senatoların, yeni bir üniversitenin veya bir üniversiteye bağlıolmayarak açılacak fakültelerin kuruluşlarında istekleri ile ilkgörevlendirilecek öğretim üyeleri, yüksek öğretim kurulunun talebi veüniversitelerarası kurulun seçimi ile tayin olunurlar."
"Madde52 - Üniversitelere giriş, insangücü planlaması, üniversitelerin kapasiteleri,öğrencilerin yetenekleri ve yüksek öğretim kurulunun önerileri dikkate alınmaksuretiyle üniversitelerarası kurulca düzenlenir.
Türlübilim ve uzmanlık kollarında bir meslek ve diploma sahibi olmak için üniversitekurumlarından birinde, öğretim ve sınav yönetmelikleri uyarınca kesin kayıtişlemini tamamlayarak veya kaydını yenileyerek öğrenim yapanlar üniversiteöğrencileridir.
Yönetmelikleriuyarınca doktora veya uzmanlık çalışması yapanlara doktora veya uzmanlıköğrencisi denir."
"Madde56 - Üniversiteler, yüksek öğretim kurulunun yapacağı plan ve programlaruyarınca, öğrencilerin beden ve ruh sağlığının korunması, beslenme, çalışma,dinlenme ve boş zamanlarını değerlendirme gibi sosyal ihtiyaçlarını karşılamakve bu amaçla, ilgili kamu kuruluşları ile de işbirliği yapmak suretiyle Öğrencive mezunlarına üniversite içinde ve dışında iş bulma servisleri kurmak veçalışma şartlarını düzenlemek, medikososyal merkezler, öğrenci kantin velokantaları açmak, toplantı ve sinema, tiyatro salonları, spor salon vesahaları, kamp yerleri temin etmekle ve bunlardan öğrencilerinin en iyi şekildeyararlanmaları için gerekli tedbirleri almakla görevlidirler.
Birdenfazla üniversitenin bu alanlarda müşterek planlama ve malı yardımlaşmasuretiyle ortak kuruluş meydana getirmeleri de mümkündür."
"Madde57 - Öğretim üye ve yardımcılarının ders kitapları ve teksirleri ile ilgiliüniversiteler, fakülteler ve yüksek okullarca bastırılır ve öğrencileremaliyetlerini aşmayacak fiyatla satılır. Ders aracı olarak kullanılan kitap veteksirleri öğretim üye ve yardımcıları kendi hesaplarına bastıramazlar. Bukonuda uygulanacak esaslar ve ödenecek telif hakları üniversitelerarası kurulcahazırlanacak ayrı bir yönetmelikle belirtilir.
İkiyıl içinde üniversite ve öğretim birimleri tarafından bastırılmayan kitaplarıöğretim üyeleri kendileri bastırabilir. Bu takdirde üniversite öğretim kurulukitabın fiyatını, maliyetinden aşağı olmamak üzere tespit eder."
"Madde61 - Bir fakültenin öğretim üye ve yardımcılarını ilgilendiren işlerde dekan,birden fazla fakültenin öğretim üye ve yardımcılarının veya bir dekanı ya darektörlüğe bağlı kuruluşları ilgilendiren işlerde rektör, herhangi bir disiplinsuçu işlediği önerirse, gecikmeksizin sizin işi başkanı bulunduğu yönetimkuruluna götürür. İlgili yönetir kurulu, suç haberinin açıkça asılsız olduğunugörürse, disiplin soruşturması yapılmasına yer olmadığına, aksi halde disiplinsoruşturmasının yapılmasına karar verir ve bir veya birden fazla soruşturmacıseçer.
Soruşturmasonunda yönetim kurulu, ya disiplin cezasını gerektiren bir durum olmadığına,ya 60 ıncı maddenin (a) veya (b) bentlerindeki cezalardan birinin verilmesine,yahut diğer bentlerdeki cezalardan birinin senatoya teklif edilmesine kararverir. Yönetim Kurulu karar vermeden önce hakkında soruşturma yapılan kimseyesavunma imkânı verir. Tanınan süre içinde sözlü veya yazılı savunma yapmayanlarbu haklarından vazgeçmiş sayılırlar.
YönetimKurulunun teklifi üzerine dosya kendisine gelen senato, öğretim üyelerindenkurulu üç kişilik bir inceleme komisyonu seçer. Komisyon gerekli görürse eksoruşturma yapar ve senatoca verilecek karar hakkındaki mütalaası ile birlikteraporunu senatoya sunar.
Senato;ya disiplin cezasını gerektiren bir durum olmadığına, ya da 60 ıncı maddedesayılan disiplin cezalarından birinin verilmesine karar verir.
Disiplinsoruşturması öncelikle ve geciktirilmeksizin yapılır ve karara bağlanır. Buhususu sağlamaktan soruşturmacı ve dekan veya rektör sorumludur.
Disiplincezaları yazı ile ilgiliye bildirilir ve uyarma cezası hariç kütüğe geçirilir.
Rektörhakkında yapılan disiplin kovuşturması üniversite denetleme kurulunca tayinedilecek bir soruşturmacı tarafından yürütülür."
"Madde66 - Üniversitelerle bir üniversiteye bağlı kurumların ve bağımsız fakültelerinyetkili yönetim organları, öğrenim ve öğretim hürriyetlerinin korunması vebütün görevlerin düzenli şekilde yerine getirilmesi için her türlü tedbirlerialmakla yükümlüdür.
Rektör,acele hallerde dekan veya bağlı kuruluş yetkilileri, üniversite binaları veyaekleri içinde, üniversitenin imkânları ile önlenmesi mümkün görülmeyenolayların cereyanı ihtimali karşısında zabıtadan yardım talep edebilir. Butalep derhal yerine getirilir.
Zabıta,suçların ve suçluların kovuşturulması için, herhangi bir davet ve izne bağlıolmaksızın, üniversite binalarına ve eklerine her zaman girebilir. Bu takdirde,giriş sebebinin niteliğine göre ilgili üniversite rektörlüğü veya bağımsızfakültelerin dekanlığı teşebbüsten haberdar edilebilir.
İlgilikurumlar, kovuşturma dolayısiyle zabıta kuvvetlerine, gereken her türlü yardımve kolaylığı göstermekle yükümlüdür."
"Madde70 - Elkoyma halinde Bakanlar Kurulu:
a)Üniversite ve bağlı kurum organlarında veya üniversiteye bağlı olmayanfakültelerde görevli bulunanların tümünün veya bir kısmının yönetim görevlerineson vermek; yönetim görevlerine son verilenlerin yerine yenilerini seçmek;
b)Elkoymayı gerektiren kurumun doğmasına sebep olanların tespiti, bunlar vefailleri hakkında gerekli disiplin ve ceza kovuşturmasını yaptırmak,
c)Üniversitede ve bağlı kuruluşlarında görevli kişilerden gerekli görülenleri,kovuşturma sonuçlanıncaya kadar veya kovuşturma sonucunun gerekli kıldığıhallerde kesin sonuç alınıncaya kadar görevlerinden uzaklaştırmak;
ç)Elkoyma süresince, üniversiteyi bağlı kuruluşlarını veya bir üniversiteye bağlıolmayan fakülteleri kısmen veya tamamen geçici veya sürekli olarak kapatmakveya açmak;
d)Elkoymayı gerektiren durum ve olaylar dolayısiyle gerekli görülen öğrencileriüniversiteye veya üniversiteye bağlı kuruluşlara veya üniversiteye bağlı olmayanfakültelere devamdan geçici olarak men etmek veya men'i kaldırmak; yetkilerinesahiptir.
Elkoymahalinin kaldırılmasından sonra, kesin bir yargı kararı almadıkça BakanlarKurulunun (b) ve (c) bentlerine göre almış bulunduğu kararlar yürürlüktekalır."
"Madde72 - Üniversitelerin ve bunları oluşturan fakülte ve kurumların gelirkaynakları şunlardır:
a)Her yıl bütçeye konacak ödenekler,
b)Özel idare ve belediyelerce ve kurumlarca yapılacak yardımlar,
c)Üniversite, Fakülte ve bunlara bağlı kurumlarca alınacak harç ve ücretler,
ç)Yayın satış gelirleri,
d)Üniversite, Fakülte ve bunlara bağlı kurumların taşınır ve taşınmaz mallarınıngelirleri,
e)Döner sermayeli işlerden elde edilecek kârlar,
f)Bağışlar ve vasiyetler,"
"Madde73 - Kanunun 6 ncı maddesinin (f) fıkrasına göre öğrencilerden alınacak ücretve harçlar, yıllık 3000 lirayı geçmemek üzere her üniversitede kurulacak"öğrenci fonu"na yatırılır. Bu fon özellikle lisans ve lisans sonrasıbaşarılı ve muhtaç öğrenciler için burslara ve diğer yardımlara tahsis edilir.Bunun dışında bu fon sosyal, kültürel ve sportif tesislerin kurulması,işletilmesi, öğrencilere düşük fiyatla kitap ve teksir sağlanması amaçları ilede kullanılabilir. Fonun yönetim, işletme ve denetim esasları senatolarcatespit edilir. Her yıl sonunda fondan artan meblâğ gelecek yılın fonunaeklenir.
Girişimtihanlarında alman kaydiye ücretleri "bu imtihanı yapan kuruluşun"yönetim ve yatırım harcamalarında kullanılmak üzere ayrı bir fonda toplanır.İta amiri ilgili rektördür.
Üniversitelerve bunlara bağlı kurumlara yapılacak her türlü bağış ve vasiyetler, vergi,resim ve harçlardan muaftır. Bağış ve vasiyetlerin kullanılmasında bağış vevasiyeti yapanların koydukları, kanuna göre muteber kayıtlara ve şartlarauyulur. Gelir ve kurumlar vergisine tabi mükellefler tarafından üniversiteleremakbuz mukabilinde yapılacak nakdî bağışlar yıllık beyanname ile bildirilecekgelirlerden ve kurum kazancından indirilir.
Üniversitelertarafından öğretim, eğitim ve araştırma maksadı ile ithal edilen veya bağışyolu ile gelen makina, alet ve cihazlarla, ecza ve malzeme, her türlü vergi,resim ve harçlardan muaftır.
Üniversite,fakülte ve bunlara bağlı kurumlar tarafından yapılan bilim ve teknik incelemeve araştırma ile yayımların gerektireceği her türlü giderler hakkında, 2490sayılı Kanunun hükümleri uygulanmaz. Bu işlerde uygulanacak esaslar senatolarcabelirtilir.
Üniversitelerininşaat, makine ve teçhizatı ile ilgili işlerinde 1050 sayılı Muhasebei UmumiyeKanununun 135'nci maddesi ile 2490 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaz. Buişlerde uygulanacak esaslar senatoca hazırlanacak bir yönetmeliklebelirtilir."
"Madde74 - Üniversitelerde ve bunlara bağlı kuruluş ve birimlerde; yetkili organınteklifi ve yüksek öğretim kurulunun onayı ile döner sermaye isletmelerikurulabilir. Verilecek sermayenin miktarı kendi kanunlarında veya bütçekanunlarında gösterilir.
Dönersermaye işletmelerinin faaliyet alanları, sermaye limitleri, işletme ile ilgiliidarî işlemlerin yürütülmesi esasları ve muhasebe usulleri Maliye Bakanlığınınolumlu mütalâası alınmak suretiyle hazırlanacak yönetmelikte belirtilir.
Kurulacakdöner sermaye işletmeleri, 1050 sayılı Muhasebe-î Umumîye ve 2490 sayılıArtırma, Eksiltme ve İhale Kanunlarına tabi değildir. Ancak malî yılınbitiminden itibaren dört ay içinde hazırlanacak bilanço ve ekleri ile, bütüngelir ve gider belgeleri denetim için Sayıştay'a ve birer örneği de aynı süreiçinde Maliye Bakanlığına verilir."
"Madde82 - 4936 sayılı Üniversiteler Kanunu ile bunu değiştiren 115, 119, 345, 923sayılı Kanunlar yürürlükten kaldırılmıştır.
KaradenizTeknik Üniversitesi adiyle Trabzonda bir üniversite kurulması hakkındaki 6594sayılı Kanun ile bunu değiştiren 336, 535, 871 ve 1650 sayılı Kanunların, 6990sayılı Atatürk Üniversitesi Kanunu ile bunu değiştiren 336, 535, 871, 994, 996,1499, 1573 ve 1578 sayılı Kanunların hükümleri saklıdır. 6594 ve 6990 sayılıKanunlarla ek ve tadillerinde bahsedilen 4936 sayılı Üniversiteler Kanunu ileek ve tadillerindeki hükümler yerine bu kanun hükümleri uygulanır. 892 sayılıHacettepe Üniversitesi kurulması hakkındaki Kanunun işbu kanuna aykırıhükümleri yürürlükten kaldırılmıştır."
"Madde83 - 7307 sayılı Kanunla kurulan Orta Doğu Teknik Üniversitesinin kanunîhükümleri saklıdır. Bu Kanunun 46 ncı maddesinde sözü edilen öğretim üyesiyardımı Orta Doğu Teknik Üniversitesinin yetkili organlarınca yürütülür.
1487sayılı Kanunla kurulan Boğaziçi Üniversitesi bu Kanunun yürürlüğe girmesindenitibaren en geç üç yıl içerisinde işbu Kanunun hükümlerine tabidir,"
"GeçiciMadde l - Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce çeşitli kanunlarla kazanılmışakademik unvanlar saklıdır.
BuKanunun yürürlüğe girmesinden önce asistan kadrosunda eylemsiz doçent olarakgörev ifa edenler bu kanunun 22 nci maddesi hükümlerine, kadrosundaki kadrosuzprofesörler de bu kanunun 24 ncü maddesi hükümlerine tabi olurlar.
BuKanunun yürürlüğe girmesinden önce 7307 sayılı Kanun uyarınca Orta Doğu TeknikÜniversitesinde kazanılmış Asosye, Profesörlük (Doçentlik) ve profesörlükunvanları, bu kanuna göre verilecek üniversite doçentliği ve üniversiteprofesörlüğü unvanlariyle eşdeğerlidir. Ancak bu Kanunun yürürlüğe girmesindensonra Orta Doğu Teknik Üniversitesinde de üniversite doçentliği ve üniversiteprofesörlüğü unvanları bu kanunda öngörülen esaslara uygun olarakkazanılır."
"GeçiciMadde 2 - Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihte üniversite öğrencisi bulunanlara,üniversite yönetmeliklerinin kısıtlayıcı hükümleri saklı kalmak üzere, buKanunun 54 ncü maddesinde öngörülen süre iki yıl ilâve edilerekuygulanır."
2 -Dayanılan Anayasa hükümleri:
DavacıCumhuriyet Halk Partisinin 1750 sayılı Üniversiteler Kanununun iptaliniistediği madde ve hükümleri bakımından dayandığı Anayasa kuralları şöyledir:
"Başlangıç- Tarihi boyunca bağımsız yaşamış, hak ve hürriyetleri için savaşmış olan;
Anayasave hukuk dışı tutum ve davranışlarıyla meşruluğunu kaybetmiş bir iktidara karşıdirenme hakkını kullanarak 27 Mayıs 1960 Devrimini yapan Türk milleti;
Bütünfertleri, kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde, millîşuur ve ülküler etrafında toplayan ve milletimizi, dünya milletleri ailesinineşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak millî birlik ruhu içinde daimayüceltmeyi amaç bilen Türk Milliyetçiliğinden hız ve ilham alarak ve;
"YurttaSulh, Cihanda Sulh" ilkesinin, millî mücadele ruhunun, millet egemenliğinin,Atatürk Devrimlerine bağlılığın tam şuuruna sahip olarak; insan hak vehürriyetlerini, milli dayanışmayı, sosyal adaleti, ferdin ve toplumun huzur verefahını gerçekleştirmeyi ve teminat altına almayı mümkün kılacak demokratikhukuk devletini bütün hukukî ve sosyal temelleriyle kurmak için;
TürkiyeCumhuriyeti Kurucu Meclisi tarafından hazırlanan bu Anayasayı kabul ve ilân veonu, asıl teminatın vatandaşların gönüllerinde ve iradelerinde yer aldığıinancı, ile, hürriyete, adalete ve fazilete âşık evlâtlarının uyanıkbekçiliğine emanet eder."
"Madde2 - Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve başlangıçta belirtilen temelilkelere dayanan, millî, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir."
"Madde12 - Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."
"Madde16 - Konuta dokunulamaz.
Kanununaçıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; millîgüvenlik veya kamu düzeni bakımından gecikmede sakınca bulunan hallerde de,kanunla yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça konuta girilemez, aramayapılamaz ve buradaki eşyaya el konulamaz."
"Madde20 - Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir; düşünce ve kanaatlarınısöz, yazı, resim ile veya başka yollarla tek başına veya toplu olarakaçıklayabilir ve yayabilir.
Kimse,düşünce ve kanaatlarını açıklamaya zorlanamaz."
"Madde21 - Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma vebu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.
Eğitimve öğretim, Devletin gözetim ve denetimi altında serbesttir.
Özelokulların bağlı olduğu esaslar, Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeyeuygun olarak kanunla düzenlenir.
Çağdaşbilim ve eğitim esaslarına aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz."
"Madde24 - Kitap ve broşür yayımı izne bağlı tutulamaz; sansür edilemez.
Türkiye'deyayımlanan kitap ve broşürler, 22 nci maddenin 5 inci fıkrası hükümleridışında, toplatılamaz."
Madde54- Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür.
Türkbabanın veya Türk ananın çocuğu Türktür. Yabancı babadan ve Türk anadan olançocuğu vatandaşlık durumu kanunla düzenlenir.
Vatandaşlık,Kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunla belirtilen hallerdekaybedilir.
HiçbirTürk, vatana bağlılıkla bağdaşmıyan bir eylemde bulunmadıkça vatandaşlıktançıkarılamaz.
Vatandaşlıktançıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz.
Madde120 - Üniversiteler, ancak Devlet eliyle ve kanunla kurulur. Üniversiteler ,özerkliğe sahip kamu tüzel kişileridir.
Üniversiteözerkliği, bu madde de belirtilen hükümler içinde uygulanır ve bu özerklik,üniversite binalarında ve eklerinde suçlarını ve suçluların kovuşturulmasınaengel olamaz.
Üniversiteler,Devletin gözetimi ve denetimi altında, kendileri tarafından seçilen organlarıeliyle yönetilir. Özel kanuna göre kurulan Devlet üniversiteleri hakkındakihükümler saklıdır.
Üniversiteorganları, öğretim üyeleri ve yardımcıları üniversite dışındaki makamlarca, herne suretle olursa olsun, görevlerinden uzaklaştırılamazlar. Son fıkra hükümlerisaklıdır.
ÜniversiteÖğretim üyeleri ve yardımcıları serbest araştırma ve yayında bulunabilirler.
Üniversitelerinkuruluş ve işleyişleri, organları ve bunların seçimleri, görev ve yetkileri,üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri veüniversite organlarının sorumluluğu, öğrenim ve öğretim hürriyetleriniengelleyici eylemleri önleme tedbirleri, üniversiteler abasında ihtiyaca göreöğretim üyeleri ve yardımcılarının görevlendirilmesinin sağlanması öğrenim veöğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerineve kalkınma planı ilkelerine göre yürütülmesi esasları kanunla düzenlenir.
Üniversitelerinbütçeleri, genel ve katma bütçelerin bağlı olduğu esaslara uygun olarakyürürlüğe konulur ve denetlenir.
Üniversitelerleonlara bağlı fakülte, kurum ve kuruluşlarda öğrenim ve öğretim hürriyetlerinintehlikeye düşmesi ve bu tehlikenin üniversite organlarınca giderilmemesihalinde Bakanlar Kurulu ilgili üniversitelerin veya bu üniversiteye bağlıfakülte, kurum ve kuruluşların idaresine el koyar ve bu kararını hemen TürkiyeBüyük Millet Meclisi Birleşik Toplantısının onamasına sunar. Hangi hallerin elkoymayı gerektireceği, el koyma kararının ilân ve uygulanma usulleri ile süresive devamınca Bakanlar Kurulunun yetkilerinin nitelik ve kapsamı kanunladüzenlenir.
III.İLK İNCELEME:
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 22/10/1973 gününde Muhittin Taylan,Avni Givda, Sait Koçak, Kemal Berkem, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar,Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdulalh Üner, Kani Vrana, Lûtfi Ömerbaş, ŞevketMüftügil, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalarileyapılan ilk inceleme toplantısında aşağıdaki sorunlar üzerinde durulmuştur:
1 -22/4/1962 günlü 44 sayılı Kanunun 26. maddesinde "davanın açıldığı tarihtedilekçede imzası bulunanlar, ayrıca, yetkilerini belirten belgeleri ve kurum,kurul ve siyasî partilerle siyasî parti gruplarının kendilerine yetkiverilmesine dair kararlarının tasdikli örneklerini, dilekçe ile birlikte GenelSekreterliğe vermek zorundadırlar." denilmektedir.
CumhuriyetHalk Partisinin en yüksek Merkez karar organı olan (parti tüzüğü madde: 24, 25)Parti Meclisinin 25/7/1973 günlü oturumuna ilişkin onanlı karar örneğidosyadadır. Bu toplantıda üye tam sayısının (43) üye salt çoğunluğu ile (35üyenin olumlu oylarile) 1750 sayılı Üniversiteler Kanunu hakkında iptal davasıaçılmasına karar verilmiştir. 44 sayılı Kanunun 26. maddesinin üçüncü fıkrasınagöre, dava açma yetkisinin verildiği böylece kanıtlanmaktadır. Bu bakımdandosyanın eksiği yoktur.
KemalBerkem, Şahap Arıç, Şevket Müftügil, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H.Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.
2 -Öte yandan 44 sayılı Kanunun 25. maddesinin birinci bendine göre parti adınaiptal davası açma yetkisi Genel Başkan veya Vekillerine aittir. Parti Tüzüğünün34. maddesine göre Genel Sekreter Genel Başkanının vekilidir. Şu haldeCumhuriyet Halk Partisi Genel Sekreteri Anayasa Mahkemesine dava açabilmeyetkisine sahiptir. Orhan Eyüboğlunun bu partinin Genel Sekreteri olduğu davadilekçesindeki açıklıktan ve imzası altında Cumhuriyet Halk Partisi GenelSekreterliği mühürünün bulunmasından anlaşılmaktadır. Böyle olunca kendisininGenel Sekreterliğe seçim belgesinin getirtilmesine gerek yoktur. Bu yön bireksiklik sayılmamıştır.
AhmetH. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamıştır.
IV.ESASIN İNCELENMESİ:
Davanınesasını incelemek üzere Muhittin Taylan, Kani Vrana, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar,Halit Zarbun, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, HasanGürsel, Ahmet Salih Çebi, Şevket Müftügil, Adil Esmer, Nihat O. Akçakayalıoğluve Ahmet H. Boyacıoğlunun katılmalarile 21/1/1975 gününde toplanan AnayasaMahkemesi; Orta Doğu Teknik Üniversitesi Rektörlüğünün sözlü açıklama isteğiniiçeren 12/11/1974 günlü, 204/4 sayılı yazısı üzerinde durmuştur. Bu yazı ileOrta Doğu Teknik Üniversitesi; Ankara, İstanbul ve İstanbul TeknikÜniversitelerinin açtıkları davaların kendi varlık ve görevlerini ilgilendirenyönleri de olduğunu ileri sürerek sözlü açıklama önerisinde bulunmuştur. Adıgeçen üniversitelerin açtıkları davaların esası incelenirken, Orta Doğu TeknikÜniversitesinin bu önerisi üzerinde tartışmalar yapılmış ve konunun daha genişbir biçimde aydınlanması bakımından sözlü açıklamanın dinlenmesine kararverilmiş idi. Sözlü açıklamanın dinlenmesi. Cumhuriyet Halk Partisinin açtığıişbu davada da yarar sağlıyacağı düşünüldüğünden davanın esasının görüşülmesihakkındaki toplantının, sözlü açıklamadan sonra saptanacak günde yapılmasıkararlaştırılmıştır.
22/4/1962günlü, 44 sayılı Kanunun 29. maddesi uyarınca, sözlü açıklamasının dinlenmesiiçin Orta Doğu Teknik Üniversitesine usulünce çağın kâğıdı gönderilmiş ve30/1/1975 gününde yapılan toplantıda üniversite rektörü Prof. Dr. Tarık Somerile üniversitenin vekili Av. Rahmi Magat dinlenmişlerdir.
İşinesasına ilişkin rapor, dava dilekçesi sözlü açıklama tutanağı, iptali istenenyasa hükümleriyle, dayanılan Anayasa kuralları, bunlarla ilgili gerekçeler veyasama meclisleri tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A.iptal istemine konu yapılan yasa kurallarının Anayasa'ya aykırılık sorunu:
l -3. maddenin (b) bendi yönünden:
a)Davacı siyasî parti (b) bendinde yeralan "Örf ve adetlerine bağlı" ve"milliyetçi" deyimlerini Anayasa'ya aykırı görerek iptal istemindebulunmuştur. Bunlardan "örf ve âdetlerine bağlı" deyimi, 25/2/1975günlü, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayılı kararla iptal edilmiş olduğundan bukonuda yeniden karar vermeğe yer yoktur.
b)Maddenin (b) bendinde yeralan "milliyetçi" deyimine gelince;üniversite Öğrencilerini milliyetçi vatandaşlar olarak yetiştirmeyi amaçlayanbu hükmün, Anayasa'ya aykırı düştüğü görüşü benimsenmemiştir.
Herne kadar maddede hem millî tarih şuuruna sahip, hem de milliyetçi gençleryetiştirmenin, üniversitenin görevleri arasında bulunduğu belirtilmiş veböylece aynı anlamlı niteliklerin yinelenmesi gibi bir görüntü ortaya çıkmışise de, bunların birbirinden farklı amaçları olduğunu, değişik kavramlarbulunduğunu kabul etmek gerekir. Gençlerimizin ulusça nereden gelip, nereyevardığımızı bilmeleri, tarihsel geçmişimizin bilincine erişmeleri, ulusumuzundünya siyasal ve uygarlık tarihindeki yeri ve değerini kavramaları,geleceğimizin doğrultusunu saptamak bakımından çok önemlidir. Millî tarih şuurubu değerlendirmeleri kolaylaştıran ve gerçekleştiren bir etkendir.Milliyetçilik ise, Anayasanın Başlangıç bölümünde özlü anlatımını bulan,"bütün fertlerini, kaderde, kıvançta ve tasada ortak bölünmez bir bütünhalinde, millî şuur ve ülküler etrafında toplayan ve milletimizi, dünyamilletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak millî birlikruhu içinde daima yüceltmeyi amaç bilen Türk Milliyetçiliği"nden başka biranlam taşımamaktadır. Irkçılık, Turancılık veya bir din veya mezhep doğrultusundabütünleşmeyi amaçlayan inanışlar gibi, kavramlar, "TürkMilliyetçiliği" anlamının dışındadır ve Anayasanın Başlangıç bölümünde yeralan temel ilkelere, 2. maddesinde yazılı Cumhuriyet esaslarına tamamen aykırı,sosyal ve hukuksal yönden geçerli hiç bir değer kazanamamış kavramlardır. 1750sayılı Yasanın 3/b. maddesinde sözü edilen milliyetçilik, böyle yorumlaraelverişli değildir. Maddede yer alan "milliyetçi" sözcüğünün amacı,üniversite gençliğinin, Anayasanın başlangıç bölümünde özü belirtilen Türkmilliyetçiliği doğrultusunda yetiştirilmeleridir. İptal istemi bu nedenleyerinde değildir, reddedilmelidir...
MuhittinTaylan, Kani Vrana, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, ve Şevket Müftügil Anayasadatanımı yapılan milliyetçilik ilkesine uygun olmadığından söz konusu tanımıdoğrultusunda düzenlemeye olanak sağlanması için iptali gerektiği yolundakiKarşıoylariyle bu görüşe katılmamışlardır.
2 -4. madde yönünden:
Bumaddenin iptali isteği, Ankara Üniversitesinin 1750 sayılı Kanun hakkındaaçtığı 1973/37 sayılı davada da ileri sürülmüş ve yapılan görüşmeler sonunda,maddenin Anayasaya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar verilmiştir. Bukonudaki ayrıntılı gerekçe 25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22sayılı kararda gösterildiğinden burada yinelenmesine yer yoktur. İptali istemireddedilmelidir.
Bugörüşe Muhittin Taylan, Kani Vrana, Lütfi Ömerbaş, Hasan Gürsel, ŞevketMüftügil, Adil Esmer ve Ahmet H. Boyacıoğlu katılmamışlardır.
3 -5- Madde yönünden:
Bumadde 25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayılı kararlaÜniversiteler açısından iptal edilmiş olduğundan bu konuda yeniden kararverilmesine yer yoktur.
4 -6. Madde yönünden:
5.Maddenin Üniversiteler bakımından iptal edilmiş olması karşısında, YüksekÖğrenim Kurulunun görev ve yetkilerini gösteren 6. maddenin de yineüniversiteler açısından uygulama alanı kalmamıştır.
22/4/1962günlü, 44 sayılı Kanunun 28/2. maddesi uyarınca 6. maddenin üniversiteleryönünden, gösterilen nedenle iptaline 25/2/1975 günlü ve esas: 1973/37, Karar:1975/22 sayılı kararla hükmedilmiştir. O halde bu konuda yeniden karar vermeyeyer yoktur.
5 -7. Madde yönünden:
Bumadde Üniversite Denetim Kurulunun tanımım yapmakta ve kuruluşunugöstermektedir. Ankara Üniversitesinin açtığı davada bu madde için de Anayasayaaykırılık iddiasında bulunulmuş ve yapılan görüşmeler sonunda, Anayasayaaykırılık saptanamadığından istem reddedilmiştir. Bu konudaki ayrıntılı gerekçe25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayılı kararda gösterildiğindenburada yinelenmesine yer yoktur. 7. Maddeye yönelen iptal istemi bu nedenlereddedilmelidir.
AhmetH. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamıştır.
6 -8. Madde yönünden:
a)İptal istemi maddenin tümüne yöneltilmiştir Bu maddenin birinci fıkrasındayeralan (a) ve (b) bentlerine ilişkin hükümlerin Anayasaya aykırılığı AnkaraÜniversitesinin açtığı davada da ileri sürülmüş ve yapılan görüşmeler sonunda,istemlerin reddine 25/2/1975 günlü, Esas; 1973/37, Karar:1975/22 sayılı kararlahüküm verilmişti. Bu konudaki ayrıntılı gerekçe gün ve sayısı belirtilenkararda yeterince belirtilmiş, olduğundan burada yinelenmesine gerekbulunmamıştır.
Aynınedenlerle bu davada aynı hükümlere yöneltilmiş bulunan istem dereddolunmalıdır.
Öteyandan birinci fıkranın (c) bendi, üniversitelerin veya üniversiteye bağlıkurum ve kuruluşların veya bir üniversiteye bağlı olmayan fakültelerinidaresine elkonulmasını gerektiren hallerde, Üniversite Denetleme KurulununBakanlar Kuruluna bilgi vermesi kuralını getirmektedir. (ç) bendi ise,Üniversite Denetleme Kuruluna, Üniversitelerin işleyişi konusunda her yılBaşbakanlığa rapor vermek görevini yüklemektedir. Görülüyor ki hem (c) ve hemde (ç) bentlerinde sözü edilen görevler, üniversitelerin yönetim özerkliğinedoğrudan doğruya veya dolayısiyle dokunan ve bu özerkliğin anayasal niteliğinizedeleyen görevler değildir. O halde birinci fıkranın tamamına yönelen bütüniptal istemlerinin de reddi gerekmektedir.
Fıkranın(a) bendine ilişkin iptal isteminin reddine Muhittin Taylan, Kani Vrana, LütfiÖmerbaş, Hasan Gürsel ve Ahmet H. Boyacıoğlu, (b) bendinin tümüne ilişkin iptalisteminin reddine Hasan Gürsel, (b) bendinde yeralan "doğrudan doğruyaüniversite öğretim üyelerinden soruşturmacı tayin ederek sonucu" kuralınayönelen iptal isteminin reddine Muhittin Taylan, Kani Vrana, Lütfi Ömerbaş,Hasan Gürsel, Şevket Müftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu katılmamışlardır.
b)Maddenin son fıkrası 25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayılıkararla iptal edilmiş olduğundan bu konuda yeniden karar vermeye yer yoktur.
7 -10. Madde yönünden:
Davacıbu maddenin birinci fıkrasında yer alan "bütün üniversiteler" deyimiile altıncı fıkrasında yer alan "Millî Eğitim Bakanı veya"deyimlerinin Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürerek iptalini istemektedir.Aynı iddialar Ankara Üniversitesinin açtığı davada da ileri sürülmüş, yapılaninceleme sonunda iptal isteği 25/2/1975 günlü, Esas:1973/37, Karar:1975/22sayılı kararla reddolunmuştur. Konuya ilişkin ayrıntılı gerekçeler o karardayeterince açıklanmış olduğundan burada yinelenmesine gerek yoktur.
Sözüedilen kararda belirtilen gerekçelerle bu davanın 10. maddeye yönelen bölümüreddedilmelidir.
8 -22. Madde yönünden:
Maddeninbirinci fıkrasında yeralan " Yüksek Öğretim Kurulunun göstereceği"deyimi 25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayılı kararla iptaledilmiştir. Cumhuriyet Halk Partisinin açtığı bu davada da iptal istemi, 22.maddenin birinci fıkrasındaki aynı kurala yönelmiş bulunduğundan, bu konudayeniden karar verilmesine yer kalmamıştır.
9 -29. Madde yönünden;
Bumaddenin (a) ve (ç) bentlerine yönelik iptal istemi, Ankara Üniversiteninaçtığı dava üzerine incelenmiş ve bu bentlerde gösterilen kuralların iptaline25/2/1975 günlü, Esas:1973/37, Karar:1975/22 sayı ile karar verilmişolduğundan, aynı bentler için bu dava ile ileri sürülen iptal istekleriüzerinde yeniden karar vermeye gerek kalmamıştır.
10 -30. Madde yönünden:
30.madde asistanlığa atama işlemlerini düzenlemektedir. Buna göre Bölüm ve KürsüBaşkanınca asistanlığa gösterilecek aday, fakülte yönetim kurulunun teklifi veüniversite yönetim kurulunun onayı üzerine rektör tarafından iki yıl içinatanacaktır. Gerekli görülenlerin atanmaları, iki defaya mahsus olmak vebaşlangıçtan itibaren toplam olarak altı yılı geçmemek üzere, iki defayenilenebilecektir. Atanmaları yenilenmeyen asistanların üniversite veya bunabağlı kurumlarla ilişkileri kendiliğinden kesilmiş sayılacaktır.
Görülüyorki, asistanların görevlerine, her hangi bir disiplin kovuşturması yapılmadan,sadece bazı sürelerin dolmasile doğrudan doğruya son verilebilmektedir. 30madde bu amaca yöneliktir. Asistan, örneğin iki yıl hizmet görecek, sonraatanması yenilenmemek yoluyla, hakkında hiç bir soruşturma yürütülmeden, görevikendiliğinden son bulmuş olacaktır. Oysa asistanlar öğretim yardımcısıdırlar(madde 28) Bu sıfatla üniversite bilimsel denetimine tabidirler (madde 41).Üniversite içinde çalışma ve çalışma birimleri hakkındaki hükümlerlebağlıdırlar (Madde 37), üstelik bu kanun gereğince yükümlü oldukları ödevleriuygun yolda yerine getirmeyenlere veya meslek vakar ve haysiyetine uymayanhareketlerde bulunanlara ilişkin disiplin kovuşturması işlemlerine (Madde 59,60, 61, 62) ve ceza kovuşturması kurallarına (madde 65) tabidirler. İki yılçalışmadan sonra asistanın yeniden göreve atanmaması, onun üniversite öğretimmesleğinden çıkarılmasına yakın sonuçta bir işleme (madde 60/g) uğratılmasıdemektir. Bilimsel ve yönetimsel denetim kurallarının ve bu denetim sonucundagerekli disiplin hükümlerinin yürütülmesi işlemi dururken, serbestçe çalışma vearaştırma güvencesini yok eden, hukuk devleti ilkelerile bağdaşmayan biryöntemle asistanların görevlerine son verilmesi, Anayasanın 120. maddesineaykırı bir düzenleme niteliğini taşımaktadır. Bundan başka 30. maddenin yazılışbiçimi ve sürenin dolmasile kanun gereği olarak görevin kendiliğinden sonbulması hali, sanki yargı mercilerine başvurma olanağı bulunmadığı sanınıvermektedir. Maddenin böyle bir yoruma elverişli görüntü ve anlatım biçimindeoluşu, Anayasanın 114. maddesinin özüne ve amacına aykırı düşmektedir. 30.madde bu nedenlerle iptal edilmelidir.
HalitZarbun, Ahmet Salih Cebi ve Nihat O. Akçakayalıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.
11 -38. madde yönünden:
Bumaddede dava konusu yapılan iki kural vardır.
a)Bunlardan biri, tam gün çalışma esaslarının Yüksek Öğretim Kuruluncasaptanacağı yolundaki kuraldır. Oysa 25/2/1975 günlü Esas: 1973/37, Karar:1975/22 sayılı kararla bu fıkradaki "esasları Yüksek Öğretim Kuruluncatespit edilecek" deyimi iptal edilmiştir. Bu nedenle aynı konu hakkındayeniden karar verilmesine yer yoktur.
b)İptali istenen diğer hüküm de maddenin dördüncü fıkrasında yer almaktadır. Bufıkraya göre üniversite öğretim üyeleri ve asistanlardan, resmî çalışmasaatleri dışında serbest meslek icra etmek isteyenler varsa, bunlar kimihaklardan yararlanamayacaklardır. Örneğin üniversite tazminatı veya herhangibir yan ödeme alamayacaklardır. Bilgi ve görgülerini artırmak ve bilimselaraştırma yapmak üzere kontenjanla yurt dışına çıkmak isterlerse, bunungiderlerine kendileri katlanmak zorundadırlar. Nihayet bu gibi öğretim üyelerirektör, dekan, yüksek okul müdürü ve bölüm başkanı seçilemezler.
DavacıParti, resmî çalışma saatleri dışında serbest meslek yapan öğretim üyelerihakkında kimi yasaklamalar getiren bu fıkranın, üniversite öğretim üyeleriarasında eşitsizlik yarattığını ileri sürmekte ve fıkranın iptal edilmesiyleAnayasa'ya uygun bir düzenlemenin oluşacağını kabul etmektedir.
Tamgün çalışma ilkesi, bir amaca dayanmaktadır. Öğretim üyeleri tam gün görevbaşındadırlar. Kendilerine bu nedenle bir takım özel malî haklar tanınmıştır;yine bu nedenle özel bir personel statüsü içinde çalışmaları öngörülmüştür.Üniversite öğretim üyesi bilimsel çalışma gücünü öğretim görevleri üzerindetoplamak, Öğrencilerini, Kanunun 3. maddesinde gösterildiği üzere, çağdaş bilimve teknoloji esasları ve Devlet Kalkınma Plânı hedefleri doğrultusunda yetiştirmeyiamaç bilmeli, öğretim aracı olarak bir takım bilimsel yapıtlar ortayakoymalıdır.
Herne kadar üniversite öğretim üyelerine, resmî çalışma saatleri dışında serbestmeslek yapmaya izin verilmesi, belirtilen bu amaçlarla bağdaşmadığı ve bukuraldan yararlanan öğretim üyeleriyle, genel yönetim hizmetlerinde asli vesürekli görev yapan memurlar, yargı organları mensupları ve hatta aynıüniversitede görev yapan diğer öğretim üyeleri arasında bir eşitsizliğe yolaçtığı ileri sürülebilirse de, serbest meslek icrasına izin veren esas hükmün,maddenin dördüncü fıkrasında değil, üçüncü fıkrasında bulunması karşısındaAnayasaya aykırılık değerlendirmesinin dava doğrultusunda yapılmasına olanakbulunmamaktadır. Çünkü iptal davası konusu yapılmayan üçüncü fıkrada, öğretimüyeleriyle asistanların serbest meslek icra edemeyecekleri yolunda kesin birhüküm bulunmamakta tersine resmî çalışma saatleri içinde serbest meslekyapamayacakları açıklanmaktadır. Böylece, resmî çalışma saatleri dışındaserbest meslek yapılabilmesine olanak sağlanmıştır. Nitekim 38. maddeninhazırlanışında egemen olan düşünce bu olduğu gibi, madde hakkındakikonuşmalarda ve değiştirge önergelerinden (Millet Meclisi Tutanak Dergisi,cilt:38, Dönem 3, toplantı; 4, Birleşim 121, 5/6/1973, sayfa 308 ve sonraCumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi cilt: 12, toplantı 12, Birleşim 74,19/6/1973, sayfa 263 ve sonra) çıkan açık anlam da bulunur.
Ohalde dördüncü fıkranın iptaline ilişkin istemin amaciyle gerekçesi çelişkiiçindedir. Fıkranın iptali ters sonuçlar, doğuracaktır, Şöyleki: KimiÜniversite öğretim üyeleri resmi çalışma saatleri dışında hem serbest meslekyapabilecekler, hem de yasaklayıcı hüküm kalkacağı için, serbest meslekyapmayanlara karşıt, daha çok yararlanmış bir duruma geleceklerdir. Haksızlığıeşitsizliği olduğu öne sürülen durum, böylece daha geniş bir etkinlik kazanmışolacaktır.
Kaldıki, yasaklayıcı hükmü içeren dördüncü fıkranın Anayasa'nın herhangi birilkesiyle çatıştığını ileri sürmek olanağıda bulunmamaktadır ve iptal istemi bunedenlerle reddedilmelidir.
Madde12 - 43. Madde yönünden:
a)Bu madde yeni üniversite ve fakültelerin kurulmasına ilişkindir. Üçüncüfıkrada: "Bir üniversite içinde yeniden fakülte, yüksek okul ve okulaçılması, fakültelerin veya okulların birleştirilmesi ya da kaldırılmasısenatoların teklifi ve Millî Eğitim Bakanının onamı ile yapılır"denilmektedir. Davacı parti, sözü geçen işlerin, üniversitelerin bilimselgereklere göre yapacakları yönetimsel işler olduğunu ileri sürerek, bu konudaalınacak kararların Millî Eğitim Bakanının onayına sunulmasını üniversitelerinbilim ve yönetim özerkliğine aykırı bulmaktadır.
Üniversiteiçinde yeniden fakülte kurulması, okullar açılması veya bunlarınbirleştirilmesi işlemlerini, sadece o üniversitenin iç yönetimini ilgilendirenişlemler olarak görmek doğru değildir. Bu konudaki çalışmaların devletin eğitimpolitikasiyle ve malî olanaklarıyle çok yakın ilgisi olduğu gerçektir.Yatırımların ve personel kadrolarının gereksindirdiği parasal sorunlarınçözülmesi, diğer yatırım alanları arasındaki önceliklerin, saptanması, DevletKalkınma Planı içindeki değerlendirmelerin yapılması, sosyal ve ekonomik açıdanöğretim ve eğitimin hangi alanlara kaydırılması veya hangi alanlardayoğunlaştırılması gibi sorunların çözümü, her halde hükümetle işbirliğiyapılmasını gerektirmektedir. Buna göre yeni fakülte veya okullar açılmasınailişkin olarak alınması gerekecek ilke kararlarının üniversitenin bilim veyönetim özerkliği dışına taşması bakımından, bu konularda Hükümet üyesi olanMillî Eğitim Bakanı ile işbirliği sağlanması, Anayasa'nın 120. maddesindekiilkelere ters düşmemektedir. İptal isteği bu nedenlerle reddedilmelidir.
Bugörüşe Muhittin Taylan, Kani Vrana, Şevket Müftügil, Adil Esmer ve Ahmet H.Boyacıoğlu katılmamışlardır.
b)43. maddenin son fıkrasında yer alan "Yüksek Öğretim Kurulunun talebive" deyimi 25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayılı kararlaiptal edilmiştir. Davacının bu yöne ilişkin iptal istemi hakkında gösterilennedenle yeniden bir karar vermeye yer yoktur.
13 -52. madde yönünden:
Davanın52. maddeye yönelik bölümü, bu maddenin birinci fıkrasında yazılı "veYüksek Öğretim Kurulunun önerileri dikkate alınmak suretile" deyimini amaçtutmuş bulunmaktadır. Bu deyim 25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayılıkararla iptal edilmiş olduğundan bu konuda yeniden karar verilmesine yeryoktur.
14 -56. madde yönünden:
Bumaddenin birinci fıkrasındaki "ve Yüksek öğretim Kurulunun yapacağı planve programlar uyarınca" deyimi de iptal istekleri arasında yer almıştır.Sözü edilen deyimi 25/2/1975 günlü. Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayılıkararla iptal edilmiş bulunduğundan burada yeniden karar verilmesine gerekgörülmemiştir.
15 -57. madde yönünden:
Derskitaplarının ve teksirlerinin basılmasına ilişkin olan bu madde AnkaraÜniversitesinin açtığı davada da iptal istekleri arasında yer almış ve istek25/2/1975 günlü. Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayılı kararla red edilmiştir.Red gerekçesi sözü geçen kararda ayrıntılı olarak belirtildiğinden buradayinelenmesine gerek yoktur. 57. maddeye yönelen iptal istemi reddedilmelidir.
16.- 61. madde yönünden:
Rektörhakkındaki disiplin soruşturmasının nasıl yapılacağını gösteren 61. maddeninson fıkrası, Ankara Üniversitesinin açtığı dava üzerine incelenmiş ve 25/2/1975günlü, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayılı kararla iptal edilmiş olduğundan bukonuda yeniden karar verilmesine yer yoktur.
17 -66. madde yönünden:
Maddeninüçüncü fıkrasının tamamı iptal istemine konu yapılmaktadır. Fıkra şöyledir;"Zabıta, suçların ve suçluların kovuşturulması için, herhangi bir davet veizne bağlı olmaksızın, üniversite binalarına ve eklerine her zaman girebilir.Bu takdirde, giriş sebebinin niteliğine göre ilgili üniversite rektörlüğü veyabağımsız fakültelerin dekanlığı teşebbüsten haberdar edilebilir." Bu fıkrahükmü Ankara Üniversitesinin açtığı davada da iptal istekleri arasında yeralmış ve birinci tümcedeki kurala ilişkin Anayasaya aykırılık iddiasıreddedilmiştir. Red gerekçesi 25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22sayılı kararda ayrıntılı olarak belirtilmiş olduğundan burada yinelenmesine yeryoktur. Fıkranın birinci tümcesine ilişkin istem aynı nedenlerle reddedilmelidir.
Bugörüşe Muhittin Taylan, Kani Vrana, Muhittin Gürün ve Şevket Müftügilkatılmamışlardır.
Maddeninüçüncü fıkrasının ikinci tümcesinde yeralan kural ise Anayasaya aykırı görülmüşve 25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayılı kararla iptal edilmişolduğundan bu konuda yeniden karar vermeye yer görülmemiştir.
18 -69. madde yönünden:
1750sayılı Üniversiteler Kanununun 69. maddesi, Bakanlar Kurulunun üniversiteyönetimine el koyma işlemlerini düzenlemektedir.
Budavada Öne sürülen hususları değerlendirebilmek için her şeyden önceAnayasa'nın, bu konudaki ilke ve buyruğunu ve yasama meclislerine yüklediğigörevi açık bir şekilde saptamak ve varılacak sonuca göre dava konusu kuralıniçeriğini ortaya koymak gerekecektir.
Anayasa'nındeğişik 120. maddesinin son fıkrası, Bakanlar Kurulunun üniversite yönetimineelkoymasına Anayasa'nın saptadığı iki koşulun birlikte gerçekleşmesi halindeolanak tanımaktadır. Anayasa'nın öngördüğü bu koşullardan birincisiüniversitelerle onlara bağlı fakülte, kurum ve kuruluşlarda öğrenim ve öğretimhürriyetlerinin tehlikeye düşmesi; ikincisi de bu tehlikenin üniversiteorganlarınca giderilmemesi halidir. Diğer taraftan yine Anayasa'nın değişik120. maddesinin son fıkrasında "Hangi hallerin elkoymayı gerektireceği...Kanunla düzenlenir" denilmektedir.
Anayasa'nındeğişik 120. maddesinde yer alan ve yukarıda açıklanmış olan bu kuralların birarada incelenmesinden çıkan sonuç şudur: Üniversitelerde öğrenim ve öğretimözgürlüklerinin hangi hallerde tehlikeye düştüğü veya tehlikeye düşmüşsayılacağı; üniversite organlarınca bu tehlikenin giderilmesi için alınacaktedbirlerin nelerden ibaret olduğu ve ne gibi hallerde alınmış olan butedbirler ile tehlikenin giderilmediği veya tehlikenin giderilmiş sayılmayacağıhususları yasa tarafından belirlenecektir. Başka bir deyişle üniversiteyönetimine Bakanlar Kurulunca elkoymayı gerektiren hallerin yasama organıncayasa kuralı konulmak suretiyle saptanmasının istenmesi Anayasanın bu buyruğugereğidir. O halde dava konusu edilen kural bu açıdan Anayasa'ya uygunlukdenetiminden geçirilmelidir.
1750sayılı yasanın dava konusu edilen 69. maddenin 1. fıkrasında"Üniversitelerle onlara bağlı kuruluş ve kurumlarda veya bir üniversiteyebağlı olmayan fakültelerde, öğrenim ve öğretim hürriyetlerinin tehlikeyedüşmesi ve bu tehlikenin üniversite organlarınca önlenmemesi; veya üniversiteorganlarınca alınan tedbirlerin gereken sonucu vermemesi" biçimindekikuralın yer aldığı görülmektedir.
Bukuralın "Üniversitelerle" diyerek başlayan ve "tehlikeyedüşmesi" diyerek biten birinci kısmının, Anayasa ilkesinin hemen hementekrarlanmasından ibaret olduğu ilk bakışta göze çarpmaktadır. Oysa Anayasa'nındeğişik 120. maddesinin son fıkrasında "Hangi hallerin el koymayıgerektireceği, ...Kanunla düzenlenir" buyruğu yer almaktadır. Böyle biremri yerine getirmeyen ve bir bölük Anayasa kurallarını yinelemekle yetinenyasa kurallarının, Anayasa buyruğuna uygun düşen bir düzenleme olduğu kabuledilemez. Nitekim Anayasa Mahkemesinin benzer bir konuda verdiği 25/4/1974 gün,Esas: 1973/41, Karar: 1974/12 sayılı kararda "bu nitelikte bir kuralınolduğu gibi yasaya geçirilmesinin dahi Anayasa koyucunun ereğine ve yönergesineuygun düşeceği ve yasal bir düzenleme işini göreceği düşünülemez."denilerek bu konudaki görüş ve yorumu açıkça ortaya konulmuş bulunmaktadır.(Resmî Gazete, gün: 14 Eylül 1974, sayı: 15006).
Davakonusu fıkra hükmünün "ve bu tehlikenin" diyerek başlayan,"vermemesi;" ile sonuçlanan bölümüne gelince:
Anayasanındeğişik 120. maddesinde "ve bu tehlikenin üniversite organlarıncagiderilmemesi" denilmektedir. Tehlikenin giderilmemesi deyimininsözlüklere göre karşılığı, tehlikenin ortadan kaldırılmaması, yok edilmemesiyani devam etmekte olması biçimindedir. Oysa yasada yeralan "önlenmemesi"deyimi başgösteren ya da gösterecek olan tehlikenin durdurulmaması, önünegeçilmemesi anlamına gelmektedir. Daha açık bir deyişle Anayasanın kullandığı"giderilmemesi" deyimi, tehlikeye düşen öğrenim ve öğretimözgürlüğünün üniversite organlarınca tedbirlere rağmen bu tehlikedenkurtarılmamasının ve tehlikenin sürmekte olmasını içermesine karşılık yasanınkullandığı "önlenmemesi" sözcüğü, eğitim, ve öğretim özgürlüğününtehlikeye düşmeden böyle bir olasılığı önleyici tedbirler alınmaması anlamınagelmektedir ki hu iki sözcüğün eşdeğer anlamlar taşıdığı öne sürülemez. Gerçitehlikenin giderilmesi için tedbir almaya yetkili olan üniversite organlarının,öğrenim ve öğretim özgürlüğünün tehlikeye düşme olasılığı üzerine önleyici birtakım tedbirler almasını doğal karşılamak gerekirse de Anayasa BakanlarKuruluna elkoyma müsaadesini, önleyici tedbirlerin yetersizliği dolayısiyledeğil, öğrenim ve öğretim özgürlüğünün düştüğü tehlikeden, üniversiteorganlarınca alınan tedbirlerle kurtarılamaması yani tehlikenin giderilemiyereksürmekte olması yüzünden vermektedir. Açıklanan bu nedenlerle sözü edilenbirinci fıkra hükmünü Anayasaya uygun bir düzenleme sayma olanağı yoktur. Yerigelmişken şu yön de açıklan malıdır ki "tehlikenin giderilmemesi"deyimi geniş kapsamlı bir kavramdır. Yani öğrenim ve öğretim özgürlüğünündüştüğü tehlikeye seyirci kalmayı içerdiği gibi alınan tedbirlerin yetersizolması ve bu tehlikeden kurtaracak nitelikte bulunmamasını veya alman bütüntedbirlerin tehlikeyi gidermemesi hallerini de ifade eder.
Özetlemekgerekirse 69. maddenin birinci fıkrası hükmü Anayasanın değişik 120. maddesininson fıkrasına uygun bir düzenleme niteliği taşımadığından Anayasaya aykırıdırve bu yüzden iptal edilmelidir.
Maddeninikinci fıkrası hükmünün Anayasa Mahkemesinin 25/2/1975 günlü, E: 1973/37, K:1975/22 sayılı karariyle iptaline karar verilmiş olduğundan bu fıkraya yöneleniptal istemi hakkında yeniden karar vermeye yer yoktur.
AnayasaMahkemesince bu maddenin son fıkrası hükmünün ikinci fıkra hükmü açısından22/4/1962 gün ve 44 sayılı Kanunun 28. maddesi gereğince iptaline 25/2/1975günlü. E: 1973/37, K: 1975/22 sayı ile karar verilmiş ise de, sözü edilen sonfıkra hükmünün birinci fıkra yönünden de uygulama yeri kalmadığında bu yöndenson fıkra hükmü de 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 28. maddesinin ikincifıkrası gereğince iptal edilmesi gerekmektedir.
19 -70. madde yönünden:
a)Elkoyma hallerini düzenleyen 69. madde iptal edilmiş bulunduğuna göre elkoymahalinde Bakanlar Kurulunun yetkilerini düzenleyen 70. maddenin uygulama alanıkalmadığı ve bu nedenle 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 28/2 maddesiuyarınca iptali gerekip gerekmeyeceği üzerinde de tartışmalar yapılmıştır. Aynıkonu üzerinde Ankara Üniversitesinin açtığı davada da durulmuş ve 70. maddeninhu yoldan İptaline işin niteliği bakımından gerek bulunmadığı sonucunavarılmıştı. Varılan bu sonucun gerekçesi 25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37, Karar:1975/22 sayılı kararda belirtilmiştir. Burada aynı gerekçeyi yinelemeye yeryoktur. 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 28/2. maddesinin, 1750 sayılıKanunun 70. maddesi hakkında uygulanmasına gerek görülmemiştir.
-Bugörüşe-Muhittin Taylan, Kani Vrana, Ziya Önel, Lütfi Ömerbaş, Hasan Gürsel,Ahmet Salih Çebi ve Ahmet H. Boyacıoğlu katılmamışlardır.
b)Birinci fıkranın (a) bendinde yeralan "görevli bulunanların tümünün veyabir kısmının yönetim görevlerine son vermek" deyiminin iptali isteğiüzerinde Ankara Üniversitesinin açtığı davada da durulmuş ve bu hükmünAnayasaya aykırı olmadığı sonucuna varılarak gerekçesi 25/2/1975 günlü, Esas:1973/37, Karar: 1975/22 sayılı kararda açıklanmıştır. Burada aynı gerekçeyiyinelemeye yer yoktur. Belirtilen kurala yönelen Anayasaya aykırılık iddiasıreddedilmelidir.
c)Birinci fıkranın (a) bendinde yer alan ve iptali istenen diğer bir kural da,"yönetim görevlerine son verilenlerin yerine yenilerini seçmek"deyiminde anlatımını bulmaktadır. Ankara Üniversitesinin açtığı davadolayısiyle, bu kural Anayasaya uygunluk denetiminden geçirilmiş ve iptale yer olmadığısonucuna varılmıştır. Bu konudaki gerekçe 25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37,Karar: 1975/22 sayılı kararda belirtilmiş olduğundan burada yinelenmesine yeryoktur. Sözü geçen kurala ilişkin iptal istemi reddedilmelidir.
Bugörüşe Muhittin Taylan, Kani Vrana, Ahmet Salih Çebi, Adil Esmer ve Ahmet H.Boyacıoğlu katılmamışlardır.
ç)70. maddenin birinci fıkrasının (b) bendine ilişkin Anayasa'ya aykırılıkiddiası da Ankara Üniversitesinin açtığı davada tartışılmış, istem reddedilmişve bunun gerekçesi 25/2/1975 günlü Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayılı karardaayrıntılariyle açıklanmıştır. Burada yinelenmesine gerek görülmeyen aynınedenlerle bu bende yönelen istem reddolunmalıdır.
d)Birinci fıkranın (c) bendinde yeralan kurala ilişkin iptal isteğine gelince, bukonu Ankara Üniversitesinin açtığı davada da tartışılmış, iptal istemireddedilmiş ve bunun gerekçesi 25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22sayılı kararda ayrıntılariyle açıklanmıştır. Yinelenmesine gerek görülmeyenaynı nedenlerle, bu bent için ileri sürülen istem de reddolunmalıdır.
Bugörüşe Muhittin Taylan, Kani Vrana, Hasan Gürsel, Şevket Müftügil, Adil Esmer,Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu katılmamışlardır.
e)Maddenin son fıkrasında, birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerine ilişkin olmaküzere birlikte düzenlenen bir kural getirilmiştir. Bunlardan (b) bendi yönündenileri sürülen iptal istemi Ankara Üniversitesinin açtığı dava üzerineincelenerek reddedilmiş, bu konudaki gerekçe 25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37,Karar: 1975/22 sayılı kararda ayrıntıları ile belirtilmiştir. Yinelenmesinegerek görülmeyen aynı nedenlerle bu konuya ilişkin istem de reddolunmalıdır.
f)Son fıkrada yer alan kuralın, birinci fıkrasının (c) bendi yönünden Anayasa'yaaykırı olduğu yolundaki iddia Ankara Üniversitesinin açtığı davada daincelenmiş ve 25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayılı kararlaistem kabul edilerek bu kural iptal edilmiştir. Böyle olunca aynı konu hakkındayeniden karar vermeye yer yoktur
20 -72. madde yönünden:
Davacı,bu maddenin (c) bendini Anayasa'ya aykırı bularak iptalini istemektedir. 72.maddede de üniversitenin gelir kaynaklan sıralanırken (c) bendinde"Üniversite, Fakülte ve bunlara bağlı kurumlarca alınacak harç veücretler" denilmek suretiyle öğrencilerden, öğrenim karşılığı harç veücret alınacağını açıklamakta ve 73. maddede de bunların kullanılma biçimigösterilmektedir. Davanın önce "ücret" konusu ile ilgili bölümüüzerinde durulacak, daha sonra harca ilişkin iptal isteğine değinilecektir.
a -Bilindiği üzere ücret, bir hizmetin para karşılığında görüldüğünü anlatankavramdır. Şu halde Üniversite öğrencisinden alınan ücret görülen eğitimhizmetinin paralı olduğunu ifade etmektedir. Üniversite öğretiminin paralıolduğu ilkesinin Anayasal bir temele dayanıp dayanmadığını incelemek için,Anayasa'nın bu konuya değinen hükümleri ele alınacak ve gereklideğerlendirmeler yapılacaktır.
Anayasa'nın"öğrenimin sağlanması" başlığını taşıyan 50. madde sinde halkınöğrenim ve eğitim ihtiyaçlarını sağlama, Devletin başta gelen ödevlerindenolduğu belirtilmektedir. Bu hükümle Anayasa'nın, diğer kamu hizmetlerine göre,halkın öğrenim ve eğitim gereksinmelerine daha özel, daha yoğun bir önemverdiği kuşkusuzdur. Memleketimizin içinde bulunduğu sosyal gerçekler açısındanbakıldığı zaman, konunun daha da belirgin bir önem taşıdığını kabul etmekgerekecektir. Teknik, ekonomik, kültürel ve sosyal gelişme alanlarında bilimsahibi elemanların niceliği ve niteliği, Türk toplumunu uygarlık düzeyineeriştirecek başlıca öğelerdir. O halde eğitim hizmetine Devlet olarak, diğerkamu hizmetlerinin önünde bir ağırlık verilmek zorunluğu yardır. Vazgeçmeolanağı ve olasılığı olmayan bir hizmet anlayışı içinde, Devlet Örgütünün buödevi yerine getirmesi öncelik kazanmaktadır. Halkın Öğrenimi ve eğitimi içingerekli olan yapı, araç ve gereçleri sağlamak, eğitim ve öğretim kadrosunukurarak personel yetiştirmek doğrultusundaki gereksinmelerin yeterincekarşılanması Devletin en başta gelen ödevlerindendir. Ulusal savunma ve iç güvenliğinsağlanması kadar ve hemen, hemen eşdeğerde ödevler olarak, halkın eğitim veöğrenim koşullarının çağdaş uygarlığın gerektirdiği düzeye ulaştırılabilmesiiçin uygun tedbirlerin alınması zorunludur. Bu tedbirler alınırken Üniversiteöğreniminin paralı hale dönüştürülmesi, Anayasal amacın tamamen tersine,öğrenimi zorlaştıran bir davranış olur.
Öteyandan Üniversite öğreniminin paralı olması, Anayasanın 10. maddesinin ikincifıkrasiyle bir çelişki yaratmaktadır. Bu fıkrada şu ilke yer almaktadır:"Devlet, kişinin temel hak ve hürriyetlerini, fert huzuru, sosyal adaletve hukuk devleti ilkesiyle bağdaşamıyacak surette sınırlayan siyasî, iktisâdive sosyal bütün engelleri kaldırır, insanın maddi ve manevi varlığınıngelişmesi için gerekli şartlan hazırlar." biraz önce açıklanan ve Devletinbaşlıca ödevlerinden birini gösteren 50. maddenin de kaynağını oluşturan 10.madde, sorunun önemini daha da belirgin bir halde ortaya koymaktadır. Gerçektengüçlü, istikrarlı, özgür ve demokratik bir toplum düzeninin gerçekleştirilmesindeve onun korunarak sürdürülmesinde halkın eğitimi ve öğretimi ön plânda gelir.Cumhuriyeti ve onun temel ilkelerini koruma ereğini her şeyin üstünde sayan veeğitime yaraşır olduğu yeri ve önemi veren bir Anayasadan, Devletin bu alandakigörev, Ödev ve sorunlara seyirci kalması esasen beklenemezdi. Oysa üniversiteöğretiminin paralı olmasını öngören eğitim sistemi. Halkın maddi ve manevivarlığının gelişmesi için gereken ortam ve koşulları, siyasal, ekonomik vesosyal bütün engelleri kaldırarak hazırlamakla ödevli olan Devleti, yeniengeller koyan bir örgüt haline dönüştürür. Şu halde iptali istenen yasa kuralıAnayasanın 50. maddesinin 1. fıkrasına olduğu kadar, onuncu maddesinin koyduğugenel ilkeye, bu ilkenin dayandığı kamu görevi ve kamu yararı inanç vedüşüncesine aykırı düşmektedir.
Üniversiteöğretiminin paralı olabilme yolundaki bir kuralı, Anayasanın 50. maddesinin 2.ve 3. fıkralarından çıkarmaya da olanak yoktur. Sözü geçen 2. fıkra ilköğrenimin Devlet okullarında parasız olacağını kurala bağlamıştır. Bu kuralıtersine çevirirsek , ilk öğretim dışındaki öğretim kademelerinin Devletokullarında paralı olabileceği biçiminde bir yorum yapmak doğru değildir.İkinci fıkrada öngörülen kurala, ilk öğretim alanında özel okulların açılabileceğinigösterme bakımından yer verilmiştir. Yoksa bu hüküm, ilk kademenin üstündekiöğrenim kademelerinde paralı sistemin konulabileceği yolunda bir anlamçıkarmaya elverişli değildir. Yüksek öğrenim alanında açılacak eğitimkurumlarının, ancak Devlet eliyle kurulabileceği ve her alanda özel yüksek okulaçılmasına Anayasa hükümlerinin uygun bulunmadığı yolundaki Anayasa MahkemesiKararı (Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi cilt: 9, sayfa 131), bir aradaincelendiği taktirde, ancak Devlet tekelinde ve kanunla kurulabilenÜniversitelerdeki Öğretimin paralı olması Anayasa ilkesiyle hiçbir biçimdebağdaşamaz.
50.Maddenin 3. fıkrasındaki kural ise sosyal Hukuk Devleti anlayışının doğal birsonucudur. Bu kuraldan da Üniversite Öğretiminin paralı olabileceği sonucunuçıkarmak olanaksızdır.
Soruna,Anayasanın 2. maddesi açısından bakıldığı zaman yine aynı sonuca varmakgerekecektir. Bu madde hükmüne göre, Türkiye Cumhuriyeti, insan haklan ilebaşlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan millî demokratik, laik ve sosyalbir hukuk devletidir. Anayasa Mahkemesinin bir kararında da belirtildiği üzere(Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi cilt: 10, sayfa 539) ".... Anayasanın2. maddesi uyarınca Türkiye Cumhuriyeti, sosyal bir hukuk devletidir. Sosyalhukuk devleti güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği, yanisosyal adaleti ve böylece toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlet demektir.Çağdaş uygar görüşe ve Anayasanın temel yapı ve felsefesine göre, gerçek hukukdevleti ancak toplumsal devlet anlayışı içinde ise bir anlam kazanır. Hukukdevletinin amaç edindiği kişiliğin korunması, toplumda sosyal güvenliğin vesosyal adaletin sağlanması yolu ile gerçekleştirilebilir." Özellikleeğitim alanında sosyal adaleti gerçekleştirmek için soruna memleketin içinde bulunduğukoşullar açısından bu yaklaşımı sağlamak, çözüm yolları aramak zorunludur.Sorunun özüne girmeden birtakım yan tedbirlerle çözüm yolu bulunabileceğinisanmak da yetersiz bir girişimdir. Özellikle öğrencilere burs kredi, yatılılıkve benzeri yollarla sağlanan yararlar amaca yaklaşmaktan uzak tedbirlerdir.Çünkü böylece sağlanan yararların büyük bir oranı, harç ve senet karşılığıolarak tekrar Üniversite bütçesine aktarılacaktır veya Devletçe yapılmasızorunlu kültürel ve sportif tesislerin kurulması ve işletilmesi işlerindekiharcamalara kaynaklık edecektir.
Özetlenecekokursa; Üniversite öğreniminin paralı olması Anayasa hükümleriylebağdaşmamakta, malî durumu iyi ve kötü öğrenciler arasında eşitsizlikyaratmakta, fırsat eşitliği ilkesini ortadan kaldırmaktadır. Çünkü üniversiteyegiriş sınavını aynı derecede kazanarak belirli bir Fakülteye kayıt olanağıbulunan iki öğrenciden bîri, malî gücü yeterli ise yüksek Öğreniminisürdürebilecek, halbuki malî güçten yoksun olan ikincisi Üniversite öğreniminibırakmak zorunluluğunda kalacaktır. 14/6/1973 günlü, 1739 sayılı Millî EğitimTemel Kanunun 38. maddesinde ve 1750 sayılı Yasanın 55. maddesinde öngörülenyan tedbirler sorunu tümü ile çözecek köklü tedbirler almaktan uzaktır. Örneğinikinci beş yıllık plânla, (Kalkınma plânı, ikinci beş yıl, 1968 - 1972,Başbakanlık Matbaası, sayfa 159) ve üçüncü beş yıllık plânda (Üçüncü beş yıllıkkalkınma plânı, Resmî Gazete 27 Kasım 1972 günlü 14374 sayılı nüsha, sayfa 47,159-160), "Öğrencilerin üst eğitim kısımlarına geçiş kararları,yetenekleri dışında ailenin ekonomik gücüne göre oluşmaktadır. Bu alanda fırsateşitliğine ve sosyal adalete uygun bir yöneltme sistemi geliştirilmemişbulunmaktadır. Bunun başlıca nedeni başarılı, fakat dar gelirli öğrencileresağlanan olanakların sınırlılığı ve öğretim kurumları ile eğitim personelininyurt düzeyine dağılmasındaki dengesizliktir" denilmek suretiyle buyetersizliğe işaret edilmektedir.
Sonuçolarak, 1750 sayılı kanunun 72. maddesinin (c) bendinde yazılı üniversite,fakülte ve bunlara bağlı kurumlarca alınacak "ücret"e ilişkin kuralAnayasa ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Sözü geçen kural sadece "ücret"ile sınırlı olarak iptal edilmelidir.
Bugörüşe Halit Zarbun, Ziya Önel, Ahmet Koçak, Muhittin Gürün, Lütfi Ömerbaş,Ahmet Salih Çebi ve Nihat O. Akçakayalıoğlu katılmamışlardır.
b)Aynı bentdeki (harç) a ilişkin hükme gelince; belirli hizmetlerin gerektirdiğibelirli bir işlem karşılığı alınan harçlar, üniversite eğitiminde sınavlaragiriş, vize veya diploma verilmesi gibi kazanılan hakların saptanması vebenzeri işlemleri sağlama ereğile öngörülmüş malî yükümlülüklerdir. Anayasanın61. maddesinde Devletin gelir kaynakları arasında (harç) a da yer verilmiştir.(Harç)ın öğretideki niteliği ise, bazı kamu hizmetlerinden doğrudan doğruyayararlanan kişilerin bir malî yükümlülüğe tabi tutulmalarıdır. Bu maddede sözüedilen (Harç) geliride, bu nitelikte olması nedenile Anayasanın 61. maddesineuygundur. Ve Anayasanın 120. veya diğer maddelerinde yazılı ilkelerle çatışırbir yönü de yoktur. Ayrıca harç tutarının Anayasanın 61. maddesine uygunbiçimde belirlenmesi için yasal bir düzenleme getirilmesi doğaldır.
Açıklanannedenlerle (c) bendine ilişkin iptal isteminin "harç" açısındanreddedilmesi gerekmektedir.
21 -73. Madde yönünden:
a)Bu maddenin birinci fıkrasının birinci tümcesinde yer alan "ücret" eilişkin kural 25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayılı AnayasaMahkemesi karariyle iptal edilmiş olduğundan bu konuda yeniden karar vermeyegerek bulunmamıştır.
b)Maddenin birinci fıkrasının birinci tümcesini oluşturan (Kanunun 6. maddesinin(f) fıkrasına göre öğrencilerden alınacak ücret ve harçlar yıllık 3000.- lirayıgeçmemek üzere her üniversitede kurulacak "öğrenci fonu"nayatırılır.) deyimi ile aynı fıkranın sonradan bir önceki tümcesinde yeralan"denetim" sözcüğünün harç açısından Anayasanın 61. ve malî denetimeolanak vermemesi yönünden de Anayasanın 127. maddeleri hükümleri nedenileiptallerine 25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayı ile kararverilmiş bulunduğundan bu konularda da yeniden karar verilmesine gerekgörülmemiştir.
22 -74. Madde yönünden:
Maddeninbirinci fıkrasında yeralan ve davacı tarafından iptali istenen "ve yükseköğretim kurulunun onayı" deyimi 25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22sayı ile iptal edilmiş olduğundan bu konuda yeniden karar verilmesine gerekgörülmemiştir.
23 -82. Madde yönünden:
iptalisteğinin konusunu oluşturan hüküm bu maddenin ikinci fıkrasında yeralan"Karadeniz Teknik Üniversitesi adıyla Trabzon'da bir üniversite kurulmasıhakkındaki 6594 sayılı Kanun ile bunu değiştiren 336, 535, 871 ve 1650 sayılıKanunların, 6990 sayılı Atatürk Üniversitesi Kanunu ile bunu değiştiren 336,535, 871, 994, 996, 1473 ve 1578 sayılı kanunların hükümleri saklıdır" hükmününiptaline 25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayı ile kararverilmiştir. O halde bu kurala yönelen iptal isteği hakkında yeniden bir kararvermeye yer yoktur.
24 -83. madde yönünden:
Bumadde ile geçici 1. maddenin üçüncü fıkrasına ve geçici 2. maddeye yöneleniptal istekleri Ankara Üniversitesinin açtığı dava üzerine incelenmiş veAnayasaya aykırılık iddiaları reddedilmiştir. Bu konuya ilişkin 25/2/1975 günlüEsas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayılı kararda isteğin reddine ilişkin nedenlerayrıntılı bir biçimde gösterilmiş olduğundan burada yinelenmesine gerekgörülmemiştir. Aynı nedenlerle bu davada söz konusu hükümlere yöneltilen iptalistemleri de reddolunmalıdır.
II.Kararın yürürlüğe giriş gününün saptanması sorunu:
Kararın1. bölümünün 10. sırasında yazılı iptal hükmü asistanların atanmaları (Madde30) işlemlerine ilişkindir. 18. maddesinde yazılı iptal hükmü ise, BakanlarKurulunun Üniversite yönetimine el koyması (madde 69. hallerine) ilişkindir.İptal edilen hükümlerin yerine yeni bir yasal düzenleme getirilmesi zorunludur.Yasama Organına bu olanağın sağlanması ve boşluğun doldurulması için,Anayasanın değişik 152. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararın, sadecebelirtilen iki iptal hükmünün, Resmî Gazete'de yayımlanması gününden bir yıl sonrayürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
V.SONUÇ:
I.20/6/1973 günlü, 1750 sayılı Üniversiteler Kanununun:
1 -A) 3. maddesinin (b) bendinde yer alan "örf ve adetlerine" deyimininiptaline 25/2/1975 gününde Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayı ile karar verilmişbulunduğundan bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına oybirliğiyle;
B)3. maddesinin (b) bendinde yer alan "milliyetçi ve" deyimine yöneleniptal isteminin reddine Muhittin Taylan, Kani Vrana, Muhittin Gürün, LütfiÖmerbaş ve Şevket Müftügil'in Anayasa'da tanımı yapılan milliyetçilik ilkesineuygun olmadığından söz konusu tanım doğrultusunda düzenlemeye olanak sağlanmasıiçin iptali gerektiği yolundaki karşıoylariyle ve oyçokluğu ile;
2 -4. maddesine yönelen iptal isteminin reddine Muhittin Taylan, Kani Vrana, LütfiÖmerbaş, Hasan Gürsel, Şevket Müftügil, Adil Esmer ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nunkarşıoylariyle ve oyçokluğu ile;
3 -5. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarının üniversiteleryönünden iptallerine 25/2/1975 gününde Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayı ilekarar verilmiş bulunduğundan bu konularda yeniden karar verilmesine yerolmadığına oybirliğiyle;
4 -5. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarının üniversiteleryönünden iptali üzerine 6. maddesinin üniversiteler açısından artık uygulamayeri kalmadığından 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 28. maddesinin ikincifıkrası uyarınca sadece üniversiteler yönünden iptaline 25/2/1975 gününde Esas:1973/37, Karar; 1975/22 sayı ile karar verilmiş bulunduğundan bu konulardayeniden karar verilmesine yer olmadığına oybirliğiyle;
5 -7. maddesine yönelen iptal isteminin reddine Ahmet H. Boyacıoğlu'nunkarşıoyuyla ve oyçokluğu ile;
6 -8. maddesinin,
A)Birinci fıkrasının,
a -(a) bendine yönelen iptal isteminin reddine Muhittin Taylan, Kani Vrana, LütfiÖmerbaş, Hasan Gürsel ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşıoylarıyle ve oyçokluğuile;
b -(b) bendinin tümüne yönelen iptal isteminin reddine Hasan Gürsel'in karşıoyuylave oyçokluğu ile;
c -(b) bendinde yer alan "doğrudan doğruya üniversite öğretim üyelerindensoruşturmacı tayin ederek sonucu" biçimdeki kurala yönelen iptal istemininreddine Muhittin Taylan, Kani Vrana, Lütfi Ömerbaş, Hasan Gürsel, ŞevketMüftügil ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşıoylarıyle ve oyçokluğu ile,
ç -(c) bendine yönelen iptal isteminin reddine oybirliği ile,
B)Son fıkrasının iptaline 25/2/1975 gününde Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayıile karar verilmiş bulunduğundan bu konuda yeniden karar verilmesine yerolmadığına oybirliğile,
7 -10. maddesinin birinci ve altıcı fıkralarına yönelen iptal isteminin reddineoybirliğile,
8 -22. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Yüksek öğretim Kurulunungöstereceği" deyiminin iptaline 25/2/1975 gününde Esas: 1973/37, Karar:1975/22 sayı ile karar verilmiş bulunduğundan bu konuda yemden kararverilmesine yer olmadığına oybirliğile,
9 -29. maddesinin, (a) ve (ç) bentlerinin iptallerine 25/2/1975 günlü, Esas:1973/37 Karar: 1975/22 sayı ile karar verilmiş bulunduğundan bu konuda yenidenkarar verilmesine yer olmadığına oybirliğile.
10 -30. maddesinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline Halit Zarbun, Ahmet SalihÇebi ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşıoylarıyle ve oyçokluğu ile;
11 -38. maddesinin,
A)Birinci fıkrasında yer alan "esasları Yüksek Öğretim Kurulunca tesbitedilecek" deyiminin iptaline 25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37, Karar:1975/22 sayı ile karar verilmiş bulunduğundan bu konuda yemniden kararverilmesine yer olmadığına oybirliğiyle;
B)Dördüncü fıkrasına yönelen iptal isteminin reddine oybirliğiyle;
12 -43; maddesinin,
A)Üçüncü fıkrasına yönelen iptal isteminin reddine Muhittin Taylan, Kani Vrana,Şevket Müftügil, Adil Esmer ve Ahmet H. Boyacıoğlu'-nun karşıoylarıyle veoyçokluğu ile;
B)Son fıkrasında yer alan "Yüksek Öğretim Kurulunun talebi ve"deyiminin iptaline 25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayı ilekarar verilmiş bulunduğundan bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığınaoybirliğiyle;
13 -52. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "ve Yüksek Öğretim Kurulununönerileri" deyiminin iptaline 25/2/1975 gününde Esas: 1973/ 37, Karar:1975/22 sayı ile karar verilmiş bulunduğundan bu konuda yeniden kararverilmesine yer olmadığına oybirliğiyle;
14 -56. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Yüksek Öğretim Kurulununyapacağı plan ve programlar uyarınca" deyiminin iptaline 25/2/1975 günündeEsas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayı ile karar verilmiş olduğundan bu konudayeniden karar verilmesine yer olmadığına oybirliğiyle;
15 -57. maddesine yönelen iptal isteminin reddine oybirliğiyle,
16 -61. maddesinin son fıkrasının iptaline 25/2/1975 gününde Esas: 1973/37, Karar:1975/22 sayı ile karar verilmiş bulunduğundan bu konuda yeniden kararverilmesine yer olmadığına oybirliğiyle;
17 -66. maddesinin,
A)Üçüncü fıkrasındaki "Zabıta, suçların ve suçluların kovuşturulması için,herhangi bir davet ve izne bağlı olmaksızın, üniversite binalarına ve eklerineher zaman girebilir" hükmüne yönelen iptal isteminin reddine MuhittinTaylan, Kani Vrana, Muhittin Gürün ve Şevket Müftügül'in karşıoylarıyle veoyçokluğu ile,
B)Aynı fıkranın "Bu takdirde, giriş sebebinin niteliğine göre ilgiliüniversite rektörlüğü veya bağımsız fakültelerin dekanlığı teşebbüsten haberdaredilebilir". Biçimindeki hükmünün iptaline 25/2/1975 gününde, Esas:1973/37, Karar: 1975/22 sayı ile karar verilmiş bulunduğundun bu konuda yenidenkarar verilmesine yer olmadığına oybirliğiyle;
18 -69. maddesinin,
A)Birinci fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline oybirliğiyle,
B)İkinci fıkrasının iptaline 25/2/1975 gününde Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayıile karar verilmiş bulunduğundan bu konuda yeniden karar verilmesine yerolmadığına oybirliğiyle,
C)Son fıkranın birinci fıkra yönünden de uygulama yeri kalmadığından 22/4/1962günlü, 44 sayılı Kanunun 28. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iptalineoybirliğiyle,
19 -70. maddesinin,
A)22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 28. maddesinin ikinci fıkrası uyarıncauygulama olanağı kalmadığı nedeniyle iptaline yer olmadığına, Muhittin Taylan,Kani Vrana, Ziya Önel, Lütfi Ömerbaş, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi ve Ahmet H.Boyacıoğlu'nun karşıoylariyle ve oyçokluğu ile,
B)Birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan, görevli bulunanların tümünün veya birkısmının yönetim görevlerine son vermeye ilişkin kurala yönelen iptal istemininreddine oybirliğiyle,
C)Birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan "Yönetim görevlerine sonverilenlerin yerine yenilerini seçmek" biçimindeki kurala yönelen iptalisteminin reddine Muhittin Taylan, Kani Vrana, Ahmet Salih Çebi, Adil Esmer veAhmet H. Boyacıoğlu'nun karşıoylariyle ve oyçokluğu ile,
Ç)Birinci fıkrasının (b) bendine yönelen iptal isteminin reddine oybirliğiyle,
D)Birinci fıkrasının (c) bendine yönelen iptal isteminin reddine Muhittin Taylan,Kani Vrana, Hasan Gürsel, Şevket Müftügil, Adil Esmer Nihat O. Akçakayalıoğluve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşıoylariyle ve oyçokluğu ile,
E)Son fıkrasına yönelen iptal isteminin (b) bendi yönünden reddine oybirliğiyle,
F)Son fıkrasındaki kuralın aynı maddenin (c) bendi yönünden iptaline 25/2/1975gününde Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayı ile karar verilmiş bulunduğundan bukonuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına oybirliği ile;
20 -72. maddesinin,
A)"Üniversite, fakülte ve bunlara bağlı kurumlarca alınacak harç veücretler" biçimindeki kuralın sadece "Ücret" bakımındanAnayasaya aykırı olduğuna ve yalnız "Ücret" yönünden iptaline HalitZarbun, Ziya Önel, Ahmet Koçak, Muhittin Gürün, Lütfi Ömerbaş, Ahmet Salih Çebive Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşıoylariyle ve oyçokluğu ile,
B)Bu kurala yöneltilen iptal isteminin "harç" açısından reddineoybirliğiyle;
21 -73. maddesinin,
A)Birinci fıkrasının birinci tümcesinde yer alan kuralın, sadece"ücret" bakımından uygulama yeri kalmadığından yalnız"ücret" yönünden,
B)Yine birinci fıkrasının "Kanunun 6 ncı maddesinin (f) fıkrasına göreöğrencilerden alınacak ücret ve harçlar, yıllık 3000 lirayı geçmemek üzere herüniversitede kurulacak "Öğrenci fonu" na yatırılır." tümcesi ileaynı fıkranın sondan bir önceki tümcesinde yer alan "denetim"deyiminin harç açısından Anayasa'nın 61. ve malî denetime olanak vermemesiyönünden de Anayasa'nın 127. maddeleri hükümlerine aykırılığı nedeniyle,
İptallerine25/2/1975 gününde Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayı ile karar verilmişbulunduğundan bu konularda yeniden karar verilmesine yer olmadığınaoybirliğiyle;
22 -74. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "ve Yüksek Öğretim Kurulununonayı" deyiminin iptaline 25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22sayı ile karar verilmiş bulunduğundan bu konuda yeniden karar verilmesine yerolmadığına oybirliğiyle;
23 -82. maddesinin ikinci fıkrasının "Karadeniz Teknik" sözcükleri ilebaşlayıp "hükümleri saklıdır" sözcükleri ile biten birinci tümcesininiptaline 25/2/1975 gününde, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayı ile kararverilmiş bulunduğundan bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığınaoybirliği ile;
24 -83. maddesi ile geçici 1. maddesinin üçüncü fıkrasına ve geçici 2. maddesineyönelen iptal istemlerinin reddine oybirliğiyle:
II.Bu kararımızın (I) sayılı bölümünün 10. ve 18. maddelerindeki iptal hükümlerininAnayasa'nın değişik 152. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararın ResmîGazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmelerineoybirliğiyle;
11,12, 13, 14 ve 25 Şubat 1975 günlerinde karar verildi.
Başkan
Muhittin Taylan
Başkanvekili
Kâni Vrana
Üye
Kemal Berkem
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Hasan Gürsel
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet Salih Çebi
l -1750 sayılı Kanunun 3. maddesinin (b) bendi hakkında:
"Anayasanınyürürlüğe girmesi" Kenar Başlığını taşıyan 157. maddesinin birincifıkrasının "Bu Anayasa halkoyuna sunulup kabul edilince TürkiyeCumhuriyeti Anayasası olur ve halk oyu sonuçlarıyle beraber derhal ResmîGazete'de yayımlanır" biçimindeki hükmü uyarınca 20/7/1961 günlü, 10859sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı günde yürürlüğe girmiş bulunan9/7/1961 günlü, 334 sayılı "Türkiye Cumhuriyeti Anayasası"nın 2.maddesine göre, Türk Devleti millî bir devlettir ve 3. maddesi uyarınca da,ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütün teşkil etmektedir. Bu bakımdan"Türk Devleti" kavramı, Anayasa'nın 54. maddesinde açıkçabelirlendiği üzere, Türk Devletine yurtdaşlık bağı ile bağlı bulunan kişilerin,yani Türk Ulusunun bölünmez bütünlüğü üzerine kurulmuş tek yapılı bir devletitanımlamaktadır.
Öteyandan, bu ana temele dayanarak "Türk Milliyetçiliği" de, AnayasanınBaşlangıç bölümünde "Bütün fertlerini, kaderde, kıvançta ve tasada ortak,bölünmez bir bütün halinde, millî şuur ve ülküler etrafında toplıyan ve milletimizi,dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak millîbirlik ruhu içinde daima yüceltmeyi amaç bilen" bir milliyetçilik olaraknitelenip saptanmış bulunmaktadır.
Bunakarşılık "milliyetçilik" tek başına, yani soyut olarak elealındığında veya bir yasada böylece kullanıldığında, içeriğiyle kapsamı vesınırı, çeşitli düşünce ve benimsemelere göre değişik biçim ve ölçülerlegösterilebilen ve başka başka yönlere çekilmesi olasılık ve olanağı bulunan çokgeniş bir deyim ve kavram olmaktadır.
İşte,Kurtuluş Savaşındanberi süregelen Atatürk Devrim ve ilkelerine bağlı tarihselsüreç doğrultusundaki devlet ve millet yaşam ve varlığı yönünden çok sakıncalıolan böyle bir durumun yaratabileceği sonuçları önlemek amacıyla Anayasamız, TürkMilliyetçiliğinin niteliğini başlangıç bölümünde çok belirgin bir biçim veölçüde saptama yolunu seçmiştir. O halde, bu deyim ve kavrama bir yasada yerverilirken, bu Anayasal gereğe uyularak iki kesin yoldan birini seçmekzorunluğu vardır. Ya, Anayasada öngörülen milliyetçilik diye söz edilmeli veyaAnayasadaki nitelendirme bu deyimin kullanılacağı yasada olduğu gibiaktarılmalıdır ki, Anayasamızın amaç edindiği ve devlet kavramı ile varlığıiçin esas aldığı "Bölünmez Türk Milleti" varlığı gibi, "BölünmezTürk Milliyetçiliği" deyim ve kavramı belirtilmiş olsun.
Tersine,milliyetçilik deyim ve kavramı bir yasaya tek başına yani bir nitelemeye bağlıtutulmadan soyut olarak konulursa o vakit içeriğiyle kapsamı ve sınırı, çeşitliyönlere çekilerek uygulamalara geçilmesi olanak içine girdiği, gibi değişikgörüş sahipleri bu kavrama kendi görüş, düşünce ve benimsemeleri doğrultusundayapacakları bir yorumla birbirinden ayrımlı bir içerik, kapsam ve sınırtanıyabilirler bu ise, devlet ve millet yaşamında sakıncalı sonuçlara neden vebaşlangıç olabilir. Türk Milliyetçiliği deyim ve kavramının Anayasaya birnitelendirmeye bağlı tutularak konulmasının dikkatli ve titiz çalışmalaradayanması bundandır.
Nitekim,bu deyimin 1750 sayılı Kanunun 3. maddesinin (b) bendindeki gibi birnitelendirmeye bağlı tutulmadan kullanılmasını uygun bulan çoğunluktaki sayınüyeler dahi, karar yerinde, "milliyetçilik" sözcüğünün maddede yeralmasının sadece üniversite gençliğinin, Anayasanın başlangıç bölümünde özübelirtilen "Türk Milliyetçiliği" doğrultusunda yetiştirilmesi amacınayönelik bulunduğunu belirtmişlerdir.
İptaliistenen hükümde kullanılan "millî tarih şuuruna sahip" ve "örfve adetlerine bağlı" deyimleriyle anlatılmak istenen kavramların"Türk Milliyetçiliği" ni nitelendirmekte olduğu söylenemez. Sınırlanve tanımlan belli ve kesin olmayan bu hükümdeki "örf ve adetlerine"deyimi başka bir iptal davası üzerine Anayasa Mahkemesince Anayasa'ya uygunlukdenetiminden geçirilerek 25/2/1975 gününde Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayıile iptal edilmiş bulunduğu gibi, "millî tarih şuuruna sahip"deyimiyle gösterilmek istenen kavram da, çeşitli amaçlarla bir çok yönlereçekilebilecek bir nitelik gösterdiğinden, "Türk Milliyetçiliği" niAnayasa'daki gibi nitelendirmeye yeterli sayılamaz.
Esasen,Hükümetçe hazırlanmış bulunan Üniversiteler Kanun tasarısının 3. maddesinin (b)bendinde (... Anayasa'da ifadesini bulan "Türle Devletinin ve devrimininilkelerine" bağlı ve millî karakter sahibi vatandaşlar olarak yetiştirmek)biçiminde oldukça yeterli bir deyime yer verildiği halde, Millî Eğitim Komisyonundabu deyim tasarıdan çıkarılarak yerine (...millî tarih şuuruna sahip, vatanına,Örf ve adetlerine bağlı, milliyetçi...) deyimi konulmuştur ki, sonuçta bubiçimde yasalaşan (b) bendi metni ile, yukarıda açıklandığı üzere, yorumyoluyla yapılacak bir tanımlama ile kimi kez Anayasanın Başlangıç Bölümündekinitelendirmenin sınırları dışına çıkarılarak veya taşırılarak kullanılacaksoyut bir milliyetçilik kavramının, Anayasanın temel ilkelerine ters düşecekamaçlara alet edinilerek kullanılması olasılığı ve olanağı yaratılmış demektir.
Ohalde, Anayasa'da nitelendirme yoluyla tanımı yapılıp sınırlarıyla belirlenenve içeriği saptanan milliyetçilik ilkesine tüm uygun yeni bir düzenlemeyeolanak sağlanması için 3. maddenin (b) bendinde yer alan "ve milliyetçilik"deyiminin iptaline karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle, bu konudaki iptalisteminin reddi kararına karşıyız.
II -Kararın sonuç kesininin 1. maddesinin 2., 6/A - a ve c, 12/A ve 19/A, C ve Dfıkralarına, sayın Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşıoy yazısında açıklanannedenlere katılmak yoliyle karşıyız.
III- Kararın sonuç kesiminin I. maddesinin 17. fıkrasının (A) bendine de,25/2/1975 günlü, Esas: 1973/37, Karar: 1975/22 sayılı kararın sonuç kesiminin17. fıkrasının (A) bendi hakkındaki karşıoy yazımızda belirttiğimiz nedenlerlekarşıyız.
Başkan
Muhittin Taylan
Başkanvekili
Kani Vrana
KARŞIOYYAZISI
A)İlk inceleme:
Anayasa'nındeğişik 149. ve 44 sayılı Yasanın 25 nci maddesinin birinci bendiyle 21.maddesinin üçüncü bendi hükümleri uyarınca, Siyasî Partilerin, KanunlarınAnayasa'ya aykırılığı iddiasiyle Mahkememize başvurabilmeleri için tüzüklerinegöre, en yüksek merkez organlarının, en az üye tam sayısının salt çoğunluğu ilekarar almaları gerekmektedir.
C.H.P.Tüzüğünün 24 ve 25 inci maddeleri hükümlerince, partinin en yüksek merkez kararorganı olan parti meclisinin gönderilen karar örneğinden toplantıya ve kararakatılan üyelerin kimlikleri anlaşılamadığından başvurma yetkisi veren kararınkatılanları imzalariyle birlikte gösteren onanlı tam örneğinin getirtilmesigerekir.
B)Esasın incelenmesi:
I.Anayasanın 120. maddesinde, üniversite özerkliğinin bu maddede belirtilenkurallar içinde uygulanacağı ve bu özerkliğin üniversite binalarında veeklerinde suçların ve suçluların kovuşturulmasına engel olmıyacağıbelirlenmiştir.
MillîGüvenliği ve Kamu Düzenini ilgilendiren önemli suçların kovuşturulmasınıngizli, yürütülmesi zorunlu olan hallerde (Önceden haber verme) nin sakıncalıgörüldüğü ve 1750 sayılı yasanın 66 ıncı maddesinin 3 fıkrasında bu deyimin(haber verebilir) biçiminde düzenlendiği anlaşıldığından bu düzenlemeninözerkliğe ve Anayasa'ya aykırı düşmediği görüşündeyim.
II.Üniversitelerin Kuruluş ve işleyişleri, organları ve bunların seçimleriylegörev ve yetkileri üzerinde, Devletin gözetim ve denetim hakkı bulunduğu ve buhakkın kullanılması usullerinin Kanunla düzenlenmesi Anayasa'nın 120. maddesigereği olup, 1750 sayılı Yasanın 5 inci maddesinde belirlenen Yüksek ÖğretimKurulunun Kuruluş ve işleyişini gösteren kurallarında (gözetim) kavramı içindebu ereğe uygun olarak düzenlenmiş olması sebebiyle bu maddenin Anayasa'yaaykırı bir yönü bulunmamaktadır.
III.Çoğunluk kararında; 1750 sayılı Yasanın, Yüksek Öğretim Kurulunun Kuruluş veİşleyişini gösteren 5 inci maddesinin iptal edilmiş olmasına dayanılarak gerek6 ncı maddesinde, gerek diğer maddelerinde bu kuruma ilişkin kuralların daüniversiteler yönünden 44 sayılı Yasanın 28 nci maddesi işletilerek iptalleriyoluna gidilmiştir.
Oysa,gerekçesinde de açıklandığı üzere 28. madde, "iptal davası açılması veyaitiraz yoluyla yapılan müracaat, bir kanunun belirli madde ve hükümlerini hedeftutuyorsa, bazı hallerde bu madde ve hükümlerin iptali neticesinde aynıKanununun müracatta istihdaf edilmeyen, diğer bazı madde veya hükümleriningayrı kabili tatbik hale gelebileceği ve bu gibi maddelerin uygulanması hukukdüzeninde keşmekeş doğurabileceği" düşünülerek bu sakıncaları önlemekereğiyle düzenlenmiştir.
Ohalde, 28 inci maddenin,
1)Yalnız müracaatta istihdaf edilmeyen maddeler hakkında işletilmesi, müracaatedilenlerin Anayasal denetime tabi tutulması,
2) Omadde veya hükümlerin uygulanamaz hale gelmiş bulunması gerekmektedir.
İtirazkonusu olayda ise 1750 sayılı Kanunun (yok) ün varlığına ilişkin 4 üncümaddesinin iptali istemi Anayasa Mahkemesince red edildiğinden bu Kuruluşortadan kalkmamış ve üniversiteler dışında da olsa uygulanma olanağınıyitirmemiş bulunduğu için müracaatta bu Kurala ilişkin olarak ileri sürüleniptal sebepleri varit midir, değil midir birer birer ele alınıp, Anayasa'yauygunluk denetimine tabi tutulması gerekirdi.
Bunedenlerle çoğunluk kararının 28 inci maddenin uygulanmasına ilişkin kesimlerinekarşıyım.
Üye
Kemal Berkem
KARŞIOYYAZISI
A)20/6/1973 tarih ve 1750 sayılı Üniversiteler Kanununun 30 uncu maddesineilişkin olarak:
1750sayılı Kanunun, çoğunluğun oylarıyla iptal edilen 30 uncu maddesinin ikincifıkrası, "Bölüm veya kürsü başkanınca gösterilecek aday, fakülte yönetimkurulunun teklifi ve Üniversite Yönetim Kurulunun onayı üzerine, rektörtarafından iki yıl için tayin edilir. Gerekli görülenlerin tayinleri iki defayamahsus olmak ve başlangıçtan itibaren toplam olarak altı yılı geçmemek üzereiki defa yenilenebilir. Tayinleri yenilenmeyen asistanların üniversite veyabuna bağlı kurumlarla ilişkileri kendiliğinden kesilmiş sayılır." hükmünütaşımaktadır.
Çoğunluk,bu hükmü, .asistanların herhangi bir disiplin ve ceza koğuşturmasına tabitutulmadan sırf belli bir süre doldu diye görevlerinden uzaklaştırılmalarınaimkân vererek, serbest çalışma ve araştırma güvenini yok edici, hukuk devletiilkesine ve Anayasa'nın 120 nci maddesine ters düşücü bir nitelik taşıdığındanve yargı mercilerine başvurmayı önleyici bir görüntüsü olduğundan bahisle,Anayasa'ya aykırı görerek iptal etmiştir.
Oysabu hüküm, asistanların serbestçe çalışma, araştırma ve neşriyat yapma haklarınıhiçbir şekilde kısıtlamamak tadır. Aksine onları çalışmaya, araştırmaya veyayında bulunmaya teşvik ve mecbur etmektedir. Onların ilk iki yılı verimligeçirmelerini sağlamaktadır. Öte yandan, bu dönemi başarısız geçirenlerinüniversite gibi bilimsel başarı ve liyakatin vazgeçilmez bir unsur olduğukuruluşlarda, kadroları gereksiz yere kapatmaları önlemektedir. Arkadan gelecekyetenekli kuşakların üniversiteye intisaplarını mümkün kılmak üzere, kadrolarınaçılmasını, akademik kariyerin başarısız ve liyakatsızlardan arınmasını mümkünkılmaktadır. Kaldı ki, atama ve atamanın yenilenip yenilenmemesi konusunda,tamamen Özerk üniversite organları yetkili kılınmıştır. Üniversite dışında birmüdahale veya başka bir otoriteye yetki verilmesi gibi bir durum yoktur.Üniversite içinde de tek bir organ ve kişiye değil, maddede yazıldığı gibi,geniş kapsamlı organlara yetki verilmiştir ki, bu durumun güvensizlik değil,güven verici bir durum yarattığında kuşku yoktur. Bundan başka, maddede yapılanişlemlere karşı yargı yolunu kapayan bir görüntü asla mevcut değildir. Esasen,yargı yolu konusunda, genel hükümlerin gözönünde tutulması gerekir. Bu maddede,işlemlere karşı idarî yargı yoluna başvurulmasını içeren bir hüküm bulunmasıbeklenemezdi. Çünkü, bu konuyu, idarî kazaya ilişkin mevzuat çözümlemekteydi.Öte yandan söz konusu hükmün içeriği ile, disiplinler ve cezai kovuşturmanınkarıştırılması ve bu kavramlar arasında ilgi kurulmasıda maddenin öngördüğü veyukarıdanberi açıklanan espri ile bağdaşmamaktadır. Bütün bu önerilermuvacehesinde, söz konusu hükme yönelen itirazın reddi ve maddenin iptaledilmemesi gerekirdi. Kural, hukuk devleti ilkesine ve Anayasanın 120."maddesine tamamen uygundur. Bu nedenle çoğunluğun kararına muhalifim.
B)Aynı Kanunun 72/A maddesine ilişkin olarak:
Çoğunluk,1750 sayılı Yasanın 72. maddesinin (c) bendinde yer il alan "Üniversite,fakülte ve bunlara bağlı kurumlarca alınacak harç ve ücretler" biçimindekikuralın, sadece "ücret" bakımından iptaline karar vermiştir. Bukarara aşağıdaki nedenlerle karşıyım.:
1 -Öğrenimin sağlanması konusunda devletin ödevi Anayasanın 50 nci maddesiyle özelbir biçimde düzenlenmiştir. Bu konuda, devlete görev yükleyen başkaca özel birkural da yoktur.
2 -Belli bir konuda özel hüküm varken, genel hükümlerin uygulanamıyacağı hukukunmaruf bir ilkesidir. Böyle olunca çoğunluğun gerekçesini, Anayasanın 50 ncimaddesindeki özel hüküm yerine 10 ncu maddesindeki genel hükme dayandırmasıhukuk tekniğine aykırıdır. Böylesine bir yorumla, paralı yüksek öğretimin,Anayasa'nın 10 ncu maddesi uyarınca "iktisadi engel" sayılmasıolanaksızdır. Şu halde, sorunu 50 nci maddeye göre çözmek gerekir. Bu maddedeise yüksek öğretimin parasız olacağına dair bir kural yoktur. Böyle bir hüküm50 nci maddede olmadığı gibi Anayasanın öteki maddelerinde de mevcut değildir.
3 -Anayasanın 50 nci maddesine göre, parasız olan, sadece ilk öğretimdir. Anayasakoyucu yüksek öğretimin de mutlaka parasız olmasını arzulasaydı bunu ilköğretimiçin yaptığı gibi, 50 nci maddede açıkça belirtirdi. Belirtmediğine göre,yüksek öğretim, devletin mali gücüne göre paralı da olabilir. Parasız daolabilir. Böyle olması da doğaldır. Çünkü bu suretle öğretimi sağlamakla ödevlikılınan devletin gücü, mali olanakları gözönünde tutulmuş olmaktadır. Böylecegerçekçi ve ülke koşullarına uygun davranılmıştır.
4 -Vergiler kamu hizmetlerinin tüm giderlerini karşılamaya yetmeyebilir. Vergidışı mali kaynaklara ihtiyaç doğabilir. Vergi dışı mali kaynakların sağlanmasındaöncelikle belirli kamu hizmetlerinden yararlananlara başvurulması doğaldır.Bunlar finans ilminin heryerde uygulanan maruf ilkeleridir. Vergi vermek, bazıkamu hizmetlerinden yararlanma karşılığı ücret ödenmesine engel sayılamaz. Bazıkamu hizmetlerinden ücretle yararlanıldığı herzaman, heryerde görülmektedir.Böyle bir ücret, Anayasa'nın 61. maddesindeki "benzer mali yükümler"sözcüğünün kapsamına girer. Anayasanın 61 nci maddesi, yüksek öğrenimkarşılığında ücret alınmasına olanak tanımaktadır.
5 -Kaldıki, Anayasa Mahkemesi 1739 sayılı Kanunun 38 nci maddesine ilişkin davada(Yüksek öğretim paralıdır) kuralının Anayasa'ya aykırı olmadığına kararvermiştir. Bu kez aynı kuralı, Anayasaya aykırı bularak çelişkiye düşmektedir.
6 -Yüksek öğretimin parasız olması tezi, mukayeseli hukuk açısından datutarsızdır. Gerçekten Amerika, İngiltere, Almanya, Fransa gibi belli başlıdemokratik ülkelerde, öğrencilerden alınan ücretler, üniversitelerin malîgücünün önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. (Bakınız Ord. Prof, Dr. E. Hirsch,Dünya Üniversiteleri)
7 -Ülkemizde, yüksek öğrenim çağına girenlerin sayısı her yıl artmakta ve bunlarınbüyük bir kısmı yüksek öğrenim kurumlarına giremeyerek dışarda kalmaktadır.Malî gücündeki yetersizlik, nedeniyle, Devlet bu gençlere yüksek öğrenimyaptıramamaktadır. Ülkenin iktisadî gelişmesi ve malî kaynakları bu sorunavergi dışında, resim ve harçlar dışında (benzeri malî yükümleri) kanunlagetirmeden çözmeye elverişli değildir. Aksini savunmak ülke gerçeklerine tersdüşer ve gerçeğe uymaz. Yüksek öğrenimden yararlananlardan ücret alınmasınınise, sorunun çözümlenmesine katkıda bulunacağı ve hızlandıracağı kuşkusuzdur.Bu nedenle çoğunluğun kararı Anayasa'nın 53/61, 50 nci maddelerine aykırıdır.
8 -Sayısı ve kontenjanı mahdut ve yetersiz yüksek öğrenim kurumlarına, çoğunlukla,büyük şehirlerdeki orta Öğrenim kurumlarından ve özel dershanelerdenyararlananlar girebilmektedirler. Giriş kayıtlamaları, bu sonucu doğurmaktadır.Bu durum, fırsat eşitliğini Anadolu kasabalarında okuyanlar aleyhinebozmaktadır. Yüksek öğretim kurumlarında okuyan varlıklı kişilerden ücretalarak, Devlete malî güç sağlamanın doğal bir sonucu olarak Yüksek öğretimkurumlarını yaygınlaştırmamanın yarattığı fırsat eşitsizliği çoğunluğungözünden kaçmıştır.
Oysafakir öğrencilerden ücret almamak, ya da bu gibilere Anayasanın 50/3 üncümaddesi uyarınca gerekli yardımları yapmak suretiyle, çoğunluk kararında işaretedilen fırsat eşitsizliğini ve sosyal adalete aykırı uygulamaları ortadankaldırmak mümkündür.
9 -Finans imkânları yaratmak yerine, Devletin görevli olduğu kamu hizmetlerininyerine getirilmesinde bazı önceliklerin tavsiye edilmesi de, yararsız tatbikiolanaksız ve tüm kamu hizmetlerini aksatabilme imkânı yönünden, sonucubaşansız, bir yöntem olur.
Yukardakinedenlerle çoğunluğun kararma katılmıyorum.
Üye
Halit Zarbun
KARŞIOYYAZISI
Çoğunluğun1750 Üniversiteler Yasasının 70. maddesinin A bendinin, 44 sayılı Kanunun 28.maddesinin, ikinci fıkrası uyarınca uygulama olanağı kalmadığı nedeniyleiptaline yer olmadığına dair kararına Sayın Ahmet H. Boyacıoğlu'nun ve 72.maddesinin A bendinde yer alan, üniversite, fakülte ve bunlara bağlı kurumlarcaalınacak harç ve ücretler biçimindeki kuralın sadece ücret bakımından Anayasayaaykırı olduğuna ve yalnız ücret yönünden iptaline ilişkin karar kısmına daSayın Muhittin Gürün'ün karşıoy yazılarında açıkladıktan nedenlerlekatılmıyorum.
Üye
Ziya Önel
KARŞIOYYAZISI
Üniversite,fakülte ve bunlara bağlı kurullarca alınan ücret sorunu:
20/6/1973günlü, 1750 sayılı Üniversiteler Kanunun, üniversitelerin gelir kaynaklarınısaptayan 72. maddesinin (c) bendinde ücretlere de yer verilmiştir.
Anayasanın50. maddesinin ikinci fıkrası, ilk öğrenimin Devlet okullarında parasız olacağıkuralını getirdiği halde yüksek Öğretimin de Devletçe parasız olaraksağlanacağına ilişkin Anayasada herhangi bir metne yer verilmemiştir. Aynımaddenin üçüncü fıkrası hükmüne göre de, maddî imkânlardan yoksun başarılıöğrencilere Devlet tarafından gereken yardımın yapılması zorunluğuöngörülmüştür.
Anayasa,50. maddesiyle halkın öğrenim ve eğitim ihtiyaçlarını sağlamayı Devlete baştagelen bir sosyal ödev olarak vermekle beraber, 53. maddesiyle de bu ödevinyerine getirilmesinde Devletin iktisadi gelişme ve mali kaynaklarının yeterliğiölçüsünü de ilke olarak kabul etmiştir.
Anayasanınyukarıda açıklanan ilkeleriyle yüksek öğretimde varılmak istenen amaç veDevletin bu alanda yüklendiği ödevin önem ve ağırlığı gözönünde tutularak,yüksek öğretimden yararlanan varlıklı öğrencilerden (ücret) namı altında birpara alınmasında Anayasa açısından sakınca bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bunedenle, çoğunluğun yüksek öğretimin parasız olması yolundaki görüşünekatılmıyorum.
Üye
Ahmet Koçak
KARŞIOYYAZISI
Yukarıdakikararın (1973/38 - 1975/23) IV. bolüm, A alt bölümünün (l - b) bendinde, 1750sayılı üniversiteler Kanunun 3. maddesinin (b) bendinin üniversiteöğrencilerinin (Milliyetçi) vatandaşlar olarak yetiştirilmelerine ilişkinhükmünün, Anayasanın öngördüğü (Türk Milliyetçiliği) kavramiyle eşit değerdeolduğu gerekçesiyle Anayasaya aykırı olmadığı sonucuna varılarak davada buhükme yönetilmiş olan iptal istemi ret olunmuştur.
Halbukisözü geçen maddedeki (Milliyetçi) deyiminin madde için deki yeri ve burayanasıl girdiği incelenirse aynı sonuca varmanın güçlüğü ortaya çıkar veAnayasada öngörülenden tamamen değişik biçimde yorumlanmaya olanak sağladığıgörülür.
Şöyleki:
a)Niteliği açıkça belli edilmeden soyut bir biçimde ve tek başına kullanılan(Milliyetçi) deyimi, herkesin düşüncesine göre ayrı içeriği olan, boyutları çokgeniş bir kalıptır. Nitekim Nasyonal Sosyalist ve faşist ideoloji sahibi dekendisini (Milliyetçi) sayar, layikliği benimsemeyen, dini, Devlet idaresinehâkim kılmak isteyen de kendisini (Milliyetçi) sayar, etnik guruplara dayalıbir sistemde ise (Milliyetçi) deyimi bu guruplara göre mana alır.
Bubakımdan, Anayasadaki gibi tanımı yapılmadan soyut biçimde maddeye sokulmuşolan ve birbirine zıt yönlerde yorumlanmaya elverişli bulunan söz konusu deyimiAnayasadaki (Milliyetçi) deyimi ile eşmanada saymak mümkün değildir.
b)Söz konusu deyimin 3. maddeye giriş biçimi de Anayasaya uygunluğu açısındankuşku verici bir görünümde olmuştur:
Hükümetçehazırlanarak TBM Meclisine sunulmuş olan Üniversiteler Kanunu tasarısının 3.maddesinin b bendi şöyle idi: (b - Öğrencilerini bilim anlayışı kuvvetli,sağlam düşünceli aydınlar ve yüksek öğrenime dayanan mesleklerde tüm bilim veuzmanlık kolları için iyi hazırlanmış bilgi ve tecrübe sahibi elemanlar,Anayasa'da ifadesini bulan Türk Devletinin ve Türk devriminin ilkelerine bağlıve millî karakter sahibi vatandaşlar olarak yetiştirmek).
Tasarıdakibu metne göre üniversitelerin, öğrencilerini, (Anayasa'da ifadesini bulan TürkDevletinin ve Türk devriminin ilkelerine bağlı ve millî karakter sahibivatandaşlar olarak yetiştirmeleri) önerilmiş bulunuyordu.
Bukonular ise Anayasa'da şu suretle ifadesini bulmaktadır. Anayasa'nın başlangıçbölümünde, Türk Milletinin;
(Bütünfertlerini, kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde,millî şuur ve ülküler etrafında toplayan ve milletimizi dünya milletleriailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak millî birlik ruhu içindedaima yüceltmeyi amaç bilen Türk Milliyetçiliğinden hız ve ilham alarak ve;
"YurttaSulh, Cihanda Sulh" ilkesinin, millî mücadele ruhunun, milletegemenliğinin, Atatürk Devrimlerine bağlılığın tam şuuruna sahipolarak;.........)
BuAnayasa'yı kabul ve ilân ettiği dile getirilmekte ve Türk Devletinin ilkelerive nitelikleri de Anayasa'nın l - 9. maddelerinde gösterilmektedir,
Kanuntasarısı, üniversite öğrencilerinin, Türk devleti ve Türk devrimi ilkelerine vebu yoldan da Anayasa'da tanımı yapılan (Türk Milliyetçiliği) ilkesine bağlıvatandaşlar olarak yetiştirilmesini önermiş iken T.B.M.M. kabul edilen 1750sayılı Kanunla bu öneri uygun görülmeyerek açıklanan Anayasa kurallarının darbir bölümüne kısmen değişik ve kısmen cılız ifadelerle yer verilmiş ve bu aradaAnayasa'daki tanımı ile herhangi bir ilişki kurulmadan (Milliyetçi) deyimisoyut biçimde metne alınmıştır.
Deyimin,maddeye, yukarıda açıklanan giriş biçimi üzerinde durulduğunda ve maddede yerverilen öteki deyimler ile birlikte ele alındığında, Anayasa'da tanımı yapılan(Türk Milliyetçiliği) kavramı ile eşdeğerde olduğunu benimsemekte zorlukçekilmektedir.
Özellikletanımı yapılmayan soyut bir (Milliyetçi) deyiminin, ideolojik bir yoruma araçolarak kullanabilmeye ve bu suretle Anayasa ilkelerine aykırı bir yöndeuygulama görebilmeğe elverişli olan niteliği, konudaki büyük sakıncayı gözlerönüne sermeye yeterli sayılmaktadır.
Özetlemekgerekirse, maddede soyut biçimde yer almış olan (Milliyetçi) deyimi Anayasa'nın(Türk Milliyetçiliği) deyim ve ilkesine tam bir uygunluk göstermemektedir.
Öteyandan üniversite öğrencilerinin Anayasa'da tanımı yapılan birer TürkMilliyetçisi olarak yetiştirilmeleri de tartışma götürmez bir zorunluluktur.
Bunedenle maddede yer alan soyut (Milliyetçi) deyimi iptal edilmeli, bu suretledoğacak boşluğun yerine (Anayasa'da ifadesini bulan Türk Milliyetçiliğinebağlı) deyiminin konulmasına olanak sağlamak için iptal kararının yürürlüğegiriş tarihi ayrıca belirlenmelidir.
2 -Yukarıki kararın IV, bölüm, A alt bölümünün 17. bendiyle, 1750 sayılı Kanunun66. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "zabıta, suçların ve suçlularınkovuşturulması için, herhangi bir davet ve izne bağlı olmaksızın, üniversitebinalarına ve eklerine her zaman girebilir" hükmünün Anayasa'ya uygunolduğu sonucuna varılarak bu hükme yönelen iptal isteminin reddine kararverilmiştir.
Halbuki2559 sayılı Polis Vazife ve Selâhiyet Kanununun, 26/6/1973 günlü ve 1775 sayılıKanunla değiştirilen 20. maddesinde yer alan ve bunun tıpkısı olan hükümhakkında, daha önce açılmış bulunan iptal davası sonunda verilen 25/4/1974günlü ve (1973/41 - 1974/13) sayılı (Resmî Gazete: 14/9/1974, sayı: 15006)Anayasa Mahkemesi kararına ilişkin karşıoy yazımda da belirttiğim gibi sözügeçen hüküm Anayasa'ya aykırı olduğundan iptali gerekmektedir.
Bukonudaki gerekçeler, gün ve sayısı gösterilen karardaki karşıoy yazımdaaçıklanmış olduğundan burada tekrarı gereksiz bulunmuştur.
Aynınedenlerle kararın bu konuya ilişkin bölümüne katılmıyorum.
3 -Kararın IV. bölüm, A alt bölümünün 20. bendinin (a) fıkrasıyla Üniversiteöğretimi karşılığında devletin hiçbir şekilde ücret alamıyacağı ilkesibenimsenerek 1750 sayılı Kanunun 72. maddesinin (c) bendinde yer alan (ücret) eilişkin hüküm Anayasa'ya aykırı bulunarak iptaline karar verilmiştir.
Kanımcabu karar Anayasa'ya uygun değildir. Çünkü Anayasa'nın hiçbir maddesindeüniversite öğretiminin devletçe parasız sağlanacağı hakkında bir kural yoktur.
Üniversiteöğretiminin özellikle güçsüzler açısından parasız olması hiç kuşkusuz istenenbir düzendir. Nitekim bunu dolaylı veya dolaysız biçimde sağlayan bir takımhükümler ve usuller getirilmiştir. 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun 38.maddesi buna örnek olarak gösterilebilir. Bunun yeterli ölçülere çıkartılması,hatta daha da ileri gidilerek parasız hale getirilmesi devletin çaba göstermesigereken konuların başındadır.
Ancakyürürlükte olan Anayasa hükümleri açısından, parasız üniversite öğretiminidevletin bir ödevi saymanın ve üniversite öğretiminden yararlananlardan yine buişte kullanılmak, üzere bir ölçüde para almayı öngören bir kanun hükmünüAnayasa'ya aykırı bularak iptali yoluna gitmenin, yukarıda belirtildiği gibi,Anayasa'ya dayandırılması mümkün değildir.
Bunakarşı Anayasa'da aksini belirten hüküm vardır. Nitekim Anayasa'nın 50.maddesinin ikinci fıkrasında ilk öğretimin devlet okullarında parasız olacağıaçıkça gösterilmiş ve üniversite için böyle bir zorunluğa, Anayasa'nın gerekbu, gerekse öteki maddelerinde yer verilmemiş olduğuna göre, Anayasa'nınkonuyu, devletin ve bu hizmetten yararlananların malî güçlerine göre düzenlemeişini yasa koyucuya bıraktığı açıkça görülmektedir.
1750sayılı Kanunun 72. maddesindeki (ücret) kuralı da Anayasa'nın verdiği buyetkiye uygun olarak yasa koyucu tarafından kanuna konulmuştur.
Buduruma göre, hükmün Anayasa'ya aykırı olduğunu benimsemek mümkün değildir.
Kaldıki 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 38. maddesi hakkında açılan iptaldavası sonucunda verilen 26/3/1974 günlü, ve (1973/32-1974/11) sayılı AnayasaMahkemesi kararıyla (Resmi Gazete: 21/6/1974-Sayı: 14922), sözü geçen maddedeyer alan ye üniversite öğretimini de kapsayıcı nitelikte bulunan (yüksek öğretimparalıdır.) hükmünün Anayasaya uygun bulunduğuna ve davanın reddine kararverilmiştir.
Bukararın gerekçesinde geniş biçimde açıklandığı gibi üniversite de dahil olmaküzere, yüksek öğretimin ilke olarak paralı olmasını, Anayasaya aykırı bulmayaimkân yoktur. Buna karşı yukarıki kararda, Anayasanın açık kuralları, tersineyorumlanarak zorlanmıştır ve bu suretle Anayasa Mahkemesinin, aralarında birseneden az bir zaman bulunan iki kararı arasında çelişki meydana getirilmiştir.
Özetlenecekolursa 1750 sayılı kanunun 72. maddesinin (ücret) e ilişkin hükmü, gün vesayısı gösterilen önceki Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinde geniş birbiçimde belirtilen ve ayrıca yukarıda da kısaca değinilen nedenlerle Anayasayauygundur.
Buyüzden kararın konuya ilişkin bölümüne katılmıyorum.
Üye
Muhittin Gürün
KARŞIOYYAZISI
1750sayılı Üniversiteler Kanunun 3. .maddesinin dava konusu (b) bendi,üniversiteleri, "öğrencilerini bilim anlayışı kuvvetli, millî tarihşuuruna sahip, vatanına, Örf ve adetlerine bağlı, milliyetçi ve sağlamdüşünceli aydınlar ve yüksek öğrenime dayanan mesleklerde türlü bilim veuzmanlık kolları için İyi hazırlanmış bilgili ve tecrübe sahibi, sağlamkarakterli vatandaşlar olarak yetiştirmek" le görevli kılmaktadır.
Anayasanın2. maddesinde, "Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve başlangıçtabelirtilen temel ilkelere dayanan, millî demokratik, lâik ve sosyal bir hukukdevletidir." denilmektedir.
Anayasanınbaşlangıcında yer alan ilkeler arasında "bütün fertlerini, kaderde,kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde, millî şuur ve ülküleretrafında toplayan ve milletimizi dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahipşerefli bir üyesi olarak millî birlik ruhu içinde daima yüceltmeyi amaç bilenTürk Milliyetçiliğinden hız ve ilham alarak." denilmekte ve böylecemilliyetçilik ilkesinin tüm nitelikleri açıkça belirtilmektedir.
Hükümetçehazırlanıp Millet Meclisine sunulan Üniversiteler Kanun tasarısının 3.maddesinde yer alan "öğrencilerini bilim anlayışı kuvvetli, sağlamdüşünceli aydınlar ve yüksek öğrenime dayanan mesleklerde türlü bilim ve uzmanlıkkadroları için iyi hazırlanmış bilgili ve tecrübe sahibi elemanlar, Anayasa'daifadesini bulan Türk Devletinin ve Türk devriminin ilkelerine bağlı ve millîkarakter sahibi vatandaşlar olarak yetiştirmek" biçimindeki hüküm, MilletMeclisi Millî Eğitim Komisyonunda "öğrencilerini bilim anlayışı kuvvetli,sağlam düşünceli, milliyetçi, millî tarih şuuruna sahip, vatanına, örf veadetlerine bağlı aydınlar ve yüksek öğretime bağlı mesleklerde türlü bilim veuzmanlık kadroları için iyi hazırlanmış bilgili ve tecrübe sahibi, sağlamkarakterli vatandaşlar olarak yetiştirmek" biçimine dönüştürülmüş, Bütçeve Plan Komisyonunda da kimi deyimlerin yerleri değiştirilerek, bent YasamaMeclislerince bu komisyonda oluşturulan biçimde yasalaştırılmıştır.
MilletMeclisinde geçen bu evrelerin ışığı altında göze çarpan ilk olgu, hükümettasarısındaki "Anayasa'da ifadesini bulan Türk Devletinin ve Türkdevriminin ilkelerine bağlı ve millî karakter sahibi" deyimlerinin benttençıkarılarak, yerine "milliyetçi, millî tarih şuuruna sahip, vatanına, örfve adetlerine bağlı" deyiminin konulmuş olmasıdır. Türk devletinin ve Türkdevriminin ilkeleri, Anayasa'nın 1.-9. maddelerinde ve Anayasa metni içindebulunan başlangıç bölümünde, özellikle bu bölümün üçüncü, dördüncü ve beşincifıkralarında tüm açıklığıyla belirtilmiştir.
Halböyle iken hükümet tasarısında yer alan Anayasa ilkeleri çıkarılıp yerlerine,"Milliyetçi" sözcüğü soyut bir biçimde konulmuş ve dava konusu bent,o yolda yasalaştırılmış olmakla Anayasa'nın güttüğü amaçtan uzaklaşılmıştır.
KurucuMecliste Anayasa'nın 2. maddesi oluşturulurken milliyetçilik konusu üzerindeyapılan görüşme ve tartışmalar sonunda milliyetçi deyiminin sakıncalı görülerekmaddeye sadece "millî" ilkesinin konulması ve Anayasa'nın başlangıçbölümünde de, soyut bir milliyetçilikten değil, "bütün fertlerini,kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde millî şuur veülküleri etrafında toplayan ve milletimizi, dünya milletleri ailesinin eşithaklara sahip şerefli bir üyesi olarak millî birlik ruhu içinde daimayüceltmeyi amaç bilen Türk Milliyetçiliğinden" söz edilmesi, ÜniversitelerKanununun 3. maddesinin (b) bendinde yer alan niteliksiz, renksiz, bu nedenlede her yöne çekilebilirle olanağına açık ve ideolojik yorumlara elverişli bir"milliyetçi" deyiminin Anayasa'nın tanımladığı milliyetçilik ilkesineuygun olmadığını kanıtlayan önemli olgulardır. Bu nedenlerle Anayasa'ya tersdüştüğü açık olan dava konusu bentteki "milliyetçi" deyimininAnayasa'ya uygun bir düzenlemeye olanak sağlamak üzere iptal edilmesi gerektiğikanısındayım.
2 -Üniversiteler Kanununun 72. maddesinde yer alan ve "üniversite, fakülte vebunlara bağlı kurumlarca alınacak harç ve ücretler" biçimindeki kuralın,sadece ücret bakımından Anayasa'ya aykırı olduğuna ve yalnız ücret yönündeniptaline karar verilmiştir.
AnayasaMahkemesi, daha önce açılan bir dava sonunda 1739 sayılı Millî Eğitim TemelKanununun 38. maddesinde yer alan "yüksek öğretim paralıdır"kuralının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve davanın reddine karar vermiştir.(26/3/1974 günlü ve 1974/2-1974/11 sayılı)
Okarardaki, davanın reddine ilişkin gerekçeler bu kez verilen iptal kararınakarşı olan oyların gerekçelerini oluşturmaktadır. Bu nedenle ayrıca bir karşıoyyazısı yazılmasına yer görmemekteyim.
3 -Bu davada çoğunluğun görüşüne katılmadığım 4. madde, 8 inci maddenin birincifıkrasının (a) ve (b) bentleri ve 70. madde ile ilgili karşıoy yazılan25/2/1975 günlü ve 1973/37-1975/22 sayılı kararda açıklandığından bunların bukarar dolayısiyle yinelenmesine yer kalmamaktadır.
Üye
Lütfi Ömerbaş
KARŞIOYYAZISI
20/6/1973günlü, 1750 sayılı Üniversiteler Kanununun kimi maddelerinin Anayasa'yaaykırılığı ileri sürülerek iptalleri hakkında Cumhuriyet Halk Partisitarafından açılmış bulunan davaya ilişkin Esas 1973/38. Karar 1975/23 sayılıMahkememiz kararının, çoğunluk görüşüne katılmadığım 4 üncü, 8 inci ve 70 incimaddeleri ile ilgili karşıoy gerekçem Ankara Üniversitesince aynı kanunun birkısım maddelerinin iptali isteğiyle açılmış davanın esas 1973/37 karar 1975/22sayılı kararı için yazdığım karşıoy yazısının birinci, ikinci ve üçüncümaddelerindeki gibidir.
Üye
Hasan Gürsel
KARŞIOYYAZISI
l -30. madde yönünden:
Asistanlık,öğretim üyesi olabilmek için öngörülmüş ilk aşamadır. Nev'ama öğretim üyeliğinenamzetliktir. 1750 sayılı Kanunun 30. maddesi asistanlık süresini iki yılolarak saptamıştır. Bununla birlikte gerekli görülenlerin tayinleri iki defayamahsus olmak ve başlangıçtan itibaren toplanı olarak 6 yılı geçmemek üzere ikidefa daha uzatılabilmesine imkân verilmiştir. İki yıl sonunda doçent olamayan,asistanlığı da üniversitenin yetkili organınca yenilenmeyen asistanınilişiğinin kesilmesinde Anayasa'ya aykırı bir yön yoktur. Bağlı olduğu kürsününbaşarılı ve yeterli görmediği bir asistanın asistanlık müddetinin mutlak olarakuzatılmasında bir zorunluk görmek isabetli değildir. Aksine böyle birzorunluluk kadro tıkanıklığına ve yetenekli kimselerin asistan olamamalarınasebep olur.
2 -70. madde yönünden:
1750sayılı Kanunun 69. maddesinin l inci fıkrasının iptaline yukarıda kararverilmiş olduğu gibi bu maddenin ikinci fıkrası ile son fıkrası da 25/2/1975gün ve 1973/37 Esas, Karar 1975/22 sayılı kararla iptal edilmişlerdir. Budurumda dava konusu olan 70. maddenin uygulama yeri kalmamıştır. 44 sayılıKanunun 28. maddesinin ikinci fıkrası gereğince iptaline karar verilmekgerekir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan düşüncelerle çoğunluk kararına karşıyım.
Üye
Ahmet Salih Çebi
KARŞIOYYAZISI
l -1750 sayılı Yasanın 3. maddesinin (b) bendinde, Üniversitelerin görevlerisayılırken, öğrencilerini "milliyetçi" vatandaşlar olarak yetiştirmekyükümlülüğü de gösterilmiştir. Şu halde üniversitelerin görevleri arasında,öğrencilerine milliyetçilik kavramını öğretmek ve benimsetmek görevi de vardır.
Çoğunluk,(b) bendindeki "milliyetçilik" deyimini Anayasa'nın başlangıcındaki"Türk Milliyetçiliği" deyimiyle eşkavramda tutmuş ve bu açıdan elealınan görevin Anayasaya aykırı olmadığı sonucuna varmıştır.
Anayasa'nınbaşlangıç kesiminde Türk Milliyetçiliği şöylece tanımlanmıştır: "Bütünfertlerini, kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde,Millî şuur ve ülkeler etrafında toplayan ve milletimizi, dünya milletleriailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak millî birlik ruhu içindedaima yüceltmeyi amaç bilen Türk Milliyetçiliği". Ancak 1750 sayılı kanunailişkin yasama işlemleri gözden geçirilecek olursa, bilerek veya bilmeyerek buamaçtan sapıldığı kolaylıkla anlaşılabilir. Gerçekten 3. maddenin (b) bendiHükümetin teklifinde şu biçimde yeralmıştır; "Öğrencilerini bilim anlayışıkuvvetli, sağlam düşünceli aydınlar ve yüksek öğrenime dayanan mesleklerdetürlü bilim ve uzmanlık kolları için iyi hazırlanmış, bilgi ve tecrübe sahibielemanlar, Anayasa'da ifadesini bulan Türk Devletinin ve Türk Devrimininilkelerine bağlı ve millî karakter sahibi vatandaşlar olarak yetiştirmek"Anayasa ilkeleri doğrultusunda olan bu anlatım biçimi, yasama çalışmalarısırasında komisyonlarda değiştirilmiş, bir takım mevhum, yozlaştırılmayaelverişli, uygulamayı Anayasal doğrultudan saptırmaya açık kapı bırakankavramlara yer verilmiş ve böylece dava konusu yasa kuralı ortaya çıkmıştır.Yapılan değiştirmenin herhangi bir gerekçesi de gösterilmiş değildir.
Anayasa'nınBaşlangıcında çok özlü bir biçimde anlatımını bulan Türk milliyetçiliği, şuilkelerden hareket etmektedir: Türk milliyetçiliğinde bütün bireyler, kaderde,kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halindedir. Bütün bireyler millîşuur ve ülküler etrafında toplanmışlardır. Türk devletine vatandaşlık bağı ilebağlı olan herkes Türktür. Bu nitelikte bireylerden oluşan Türk Milleti dünyamilletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak kalmalıdır.Türk milliyetçiliği, Türk milletini millî birlik ruhu içinde daima yüceltmeyiamaç bilmiştir.
Görülüyorki Türk milliyetçiliği tanımında; kan bağı, din bağı veya renk bağı diye birtakım niteliklerin egemen olabileceği görüşü benimsenmiş değildir. Ancak sosyalyaşamda bu görüşler çok defa öne atılmış, hatta kimi çevrelerde değerkazanmıştır. Örneğin Türk Milliyetçiliğini ancak Türk ırkının oluşturacağınıileri süren bir görüş, Türkiyenin geçmişinde ortaya atılmıştır. Memleketimizingerçeklerine olduğu kadar demokratik hukuk devleti ilkelerine de uymayan budüşünce, bugün dahi otoriter devlet biçimi yanlısı kimi çevrelercesavunulmaktadır. İslâm dinini esas tutarak ümmetçiliği, milliyetçiliğedönüştüren ve böylece islâm milliyetçiliği görünüşü işleyen fikir akımları,Türkiye Cumhuriyetinde, 20. yüzyılın ikinci yansında ilgi toplamakta ve hızlayayılmaktadır.
Öteyandan memleketimizin çeşitli yerlerinde yaşayan etnik gruplar, milliyetçilikkavramından yararlanarak bölücülük doğrultusunda çalışmalar yapmakta, siyasaliktidarın zayıf olduğu zamanlarda açıkça kimi girişmelerde bulunmaktadırlar.Bütün bunları gözden uzak tutarak ve memleketimizin içinde bulunduğu gerçekleriunutarak Anayasal temele ters düşmeye ve her türlü kötü uygulamaya elverişli vehatta gittikçe yozlaşan bu fikir akımlarına kuvvet kaynaklığı yapabileceknitelikte bir kavrama hukuksal değer verilmesi ve ondan memleket yaransağlanabileceğinin umulması olanaksızdır. Yurdumuzun yarım yüz yıl öncesinde,harplerde mağlup düşmüş, devlet egemenliği adeta yok olmuş, topraklarıpaylaşılmış bir durumda bile, milliyetçilik kavramına, böyle çeşitlidoğrultulara çekmeye elverişli bir sosyal değer tanınmasına memleketsever Türkfikir yaşamında yer verilmemiştir. Büyük Türk düşünürü Ziya Gökalp o zaman "Millet"kavramını şöyle anlıyordu: ....... Millet, ne ırkî, ne kavmi, ne coğrafî, nesiyasî ve ne de iradî bir zümre değildir. Millet, lisanca, dince, ahlâkça vebediyatça müşterek olan, yani aynı terbiyeyi almış fertlerden mürekkep bulunanbir zümredir" (Bak. Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları, üçüncü basılış,Ankara 1950 Sayfa 15 ve sonra),
Demekki, ortak dünya görüşleri, sosyal yaşam koşulları, ahlâk anlayışları, beğenmeve hoşgörme alışkanlıkları ve özellikle bütün bunları sağlayan ortak bir dilikonuşma toplumca duyulan acılar ve kutlanan sevinçlerin ortak etkileri birmilleti ve milliyetçiliği oluşturmaktadır. O halde çağdaş uygarlık düzenineerişmenin zorunlu koşullariyle birlikte açıklanan bu ilkelere dayanan,"milliyetçilik" kavramının, gelişigüzel her yerde cömertçeharcanması, tehlikeli aşamalara varabilir. Esasen bir kamu kuruluşuna belirlibir görev verilirken, bunun niteliğinin ne olduğunun, herkesin bileceği biçimdeaçıkça belli olması gereklidir. Böylece uygulamada birlik ve tutarlık sağlanabilir.Görevlilerin kişisel anlayışlarına göre değişen çeşitli değer yargılarınındoğurduğu karışıklık önlenebilir ve amaçlanan kamu yararı gerçekleşebilir.Yasama çalışmaları bu doğrultuda yoğunlaştırılmadığı takdirde, kavramdakianarşinin, uygulamaya da egemen olacağı gözlemini kolayca edinebiliriz.
Yasamaçalışmalarında herşeyden önce gözönünde tutulacak ilke, yasaya konulacak birhükmün, toplum yaşamına bir yarar sağlamasıdır. Toplum yaşamında yarar yerinezarar getiren, karışıklıklar doğuran, bölücülüğü, teokrasiye, otoriter yönetimeğilimine açık kapı tutan kavramlara, üzerinde iyice düşünülmeden, kanunhükümlerinde yer verilmesi doğru değildir. 1750 sayılı Kanunun 3/b. maddesinekomisyon çalışmaları sırasında "Milliyetçi" kavramı eklenirken, yasakoyucunun, Anayasa'nın Başlangıcında yazılı "Türk Milliyetçiliği"anlamını gönlünden geçirdiğini bilmeye ve sanmaya da olanak yoktur. Bugün Türksosyal yaşamına yön veren siyasal düşünce akımları ve bunu yansıtan siyasalpartilerin halkla ilişkilerinde öne sürdükleri sosyal görüşler "milliyetçilik"anlayışı bakımından birbirinden çok farklıdır. Böyle olunca, davaya konu olanyasa hükmündeki "milliyetçi" deyiminin, Anayasanın Başlangıcındaöngörülen "Türk Milliyetçiliği" kavramıyla bağdaşamıyacak birkaypaklık içinde olduğunu kabul etmek zorunluğu ortaya çıkacaktır. Bu bakımdaniptal istemine konu olan deyim, Anayasa'nın Başlangıcındaki ilkelere tersdüşmektedir. Çelişik uygulamalara elverişli, sosyal yaşama yararsız, bölücülüğeve çağdaş uygarlık ilkeleriyle bağdaşmayan bir devlet düzenine açık kapı tutan birkavramın yasa hükmünde yeralması, Anayasa'nın 2. maddesine de aykırıdüşmektedir.
Aksiyönde oluşan çoğunluk görüşüne yukarıda açıkladığım nedenlerle katılmıyorum.
2 -1750 sayılı Yasanın 43. maddesinin üçüncü fıkrasında şu hüküm yer almıştır:"Bir Üniversite içinde yeniden fakülte, yüksek okul ve okul açılması,fakültelerin veya okulların birleştirilmesi, ya da kaldırılması Senatolarınteklifi ve Millî Eğitim Bakanının onamı ile yapılır."
Çoğunlukgörüşüne göre, bu hükümde Anayasa'ya aykırılık yoktur. Aşağıda açıklayacağımnedenlerden dolayı bu görüşe katılma olanağını bulamıyorum.
Birüniversitede fakülteler, yüksek okullar, okullar açılması veya bunlarınbirleştirilmesi, ya da kapatılması işlemleri, o üniversitenin bilimselçalışmaları ile ilgilidir. Üniversiteye bağlı fakülte ve okulların açılması,birleştirilmesi ve kapatılması bilimsel bir gereksinmenin sonucudur. Sözü geçenbilimsel kuruluşların özerk üniversite bünyesinde yer alıp almayacağınıntakdiri, bunların nasıl bir yapıya sahip olabileceklerinin belirlenmesi, özerküniversite yönetimine düşen yetkilerdendir. Öğretim ve Öğrenim özgürlüğününsağlanmasından sorumlu olan üniversite yönetimi, aynı zamanda serbest bilimselçalışma ve yayınlar yapabilmek için bu yetkinin sahibi olması gereklidir. 1750sayılı Yasa, bu gereği takdir ederek üniversite senatosuna öneride bulunmahakkı tanımış ise de, bu önerinin kabulü Millî Eğitim Bakanının onayına bağlıtutulduğundan, Senatonun takdir yetkisi siyasal iktidarın vasiyeti altındabulunmaktadır.
Yasadüzenlemesinin bu biçimde oluşmasını, bütçe düşünce ve gereklerine bağlamak daolanaksızdır. Çünkü özerk üniversiteye ilişkin bütçe işlemlerinde son kararyetkisi siyasal iktidara değil, yasama organına düşer. Aksi düşünceüniversitenin bütün bilimsel çalışmalarının giderek siyasal iktidarın denetimialtına sokulması sonucunu doğurur ki, bu durum Anayasa'nın 120. maddesindeyazılı ilkelerle bağdaşamaz.
3 -1750 sayılı Yasanın 8., 66., ve 70. maddeleriyle ilgili hükümler konusundaçoğunluk görüşüne katılmama nedenlerini Ankara Üniversitesinin açtığı davasonunda verilen 25/2/1975 günlü 37/22 sayılı Karara ekli karşıoy yazımdabelirtmiş olduğumdan, burada yinelenmesine gerek görmüyorum.
Üye
Şevket Müftügil
KARŞIOYYAZISI
1 -1750 sayılı üniversiteler Kanununun 4. maddesinde (Yüksek öğretim kurulu;Yüksek Öğretimin bütünlüğü anlayışı içinde çağdaş bilim ve teknolojiningereklerine ve Devlet Kalkınma Plânının temel ilke ve politikalarına uygunolarak Yüksek Öğretim alanına yön verilmek amacıyla, gerekli inceleme,araştırma ve değerlendirmeleri yapmak, Yüksek Öğretim kurumları arasındakoordinasyonu sağlamak, uygulamaları izleyerek yetkili makam ve mercilereönerilerde bulunmakla görevli bir kuruldur.) hükmü yer almıştır.
Bu maddeile Yüksek Öğretim Kurulunun üniversitelerin yönetimsel ve bilimsel özerkliğinemüdahalede bulunulacağı açıkça ortaya çıkmaktadır.
Anayasa'nın120. maddesinde ise, üniversite dışı bir kuruluşun üniversiteye yön vermeyiöneren bir kuralın yer almadığı görülmektedir.
Böylecedava konusu 4. maddedeki hükümlerin Anayasa'nın 120. maddesinde belirlenenilkelerle bağdaşamıyacağından iptali gerekir, kanısı ile çoğunluk görüşünekarşıyım.
2 -43. madde açısından:
Bumaddenin üçüncü fıkrasında (Bir Üniversite içinde yeniden fakülte, yüksek okulve okul açılması, fakültelerin veya okulların birleştirilmesi, ya dakaldırılması senatoların teklifi ve Millî Eğitim Bakanının onamı ile yapılır.)denmektedir.
Anayasa'nın120. maddesine göre üniversiteler özerk bir kuruluştur. Kendi yönetimleriniilgilendiren konularda Bakanlığın söz sahibi kılınması özerklikle bağdaşamaz.Bu bakımdan iptali gerektiği kanısı ile çoğunluk görüşüne karşıyım.
3 -70. maddenin (a) bendi açısından:
Kanunun70. maddesinin a bendi, (Yönetim görevlerine son verilenlerin yerlerineyenilerini seçmek) yetkisini Bakanlar Kuruluna tanımaktadır.
Anayasa'nın120. maddesinin dördüncü fıkrasında (Üniversite Organları, Öğretim Üyeleri veYardımcıları, üniversite dışındaki makamlarca her ne suretle olursa olsungörevlerinden uzaklaştırılamazlar. Son fıkra hükümleri saklıdır) görülüyor ki,Anayasa el koyma halinde görevden uzaklaştırmayı istisna olarak kabul etmiş vefakat yerine yenilerini getirme yetkisini Bakanlar Kuruluna tanımamıştır.
Bunedenle Kanunun 70 maddesinin a fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu ve iptaligerektiği kanısındayım.
4 -70. maddenin (c) bendi açısından ;
70.maddenin c bendi (Üniversitede ve bağlı kuruluşlarda görevli kişilerden gerekligörülenleri, kovuşturma sonuçlanıncaya kadar veya kovuşturma sonucunun gereklikıldığı hallerde kesin sonuç alınıncaya kadar görevlerinden uzaklaştırmak)yetkisini Bakanlar Kuruluna vermektedir.
Böylebir yetkinin siyasî bir organa tanınması Anayasa'nın 120. maddesindekiilkelerle bağdaşamaz. Üniversite özerkliğini zedeler.
Bunedenle Kanunun 70. maddesinin c bendinin de Anayasaya aykırı olduğu ve iptaligerektiği kanısı ile çoğunluk kararına karşıyım.
Üye
Adil Esmer
KARŞIOYYAZISI
1 -Asistanlığa atama işleri, bütün kademeleriyle, özerk üniversiteyebırakılmıştır. Üniversitenin kendi içinde ve kademeli biçimde oluşturduğutasarruflardan kuşkuya kapılmak, "özerklik"ten kuşkulanmak ve bu dabiraçık çelişki olur.
Kanunun30. maddesinin iptaline bu nedenle karşıyım.
2 -Bir Üniversitenin yönetimine el konduktan sonra Bakanlar Kuruluna "gerekligörülenleri" görevden uzaklaştırma yetkisini veren 70. maddenin -c-bendindeki hüküm, haklarında soruşturma ve kovuşturmaya geçilmeyenlerin de iştenuzaklaştırılmalarını olanaklı kılan ve takdirini Bakanlar Kuruluna ölçüsüzbiçimde bırakan bir yetki hükmüdür.
Anılanhükmün, bu nedenle iptali gerekirdi.
3 -T.C. Anayasası, 50. madde ikinci fıkrası ile, "İlk öğrenim, kız ve erkekbütün vatandaşlar için mecburidir ve Devlet okullarında parasızdır"ilkesini getirmiştir. Bunun anlamı, Devletçe zorunlu tutulmayan öğreniminolanaklarının sağlanmasına halkın ayrıca katkıda bulunmasınınistenebileceğidir.
Özelhüküm bulunan hallerde genel ilkelere dayanılamıyacağı da bir temel ilkedir.
Gerekaçıkladığım ve gerekse 14922 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 26/3/1974 günlü32/11 sayılı kararımızın aynı konu ile ilgili bölümünde belirtilen nedenlerle72. maddenin (C) bendindeki alınacak ücrete değinen hükmün iptal olunmasınıAnayasa'ya aykırı bulmaktayım.
Sonuç:38/23 sayılı kararımızda belirli bölümlere yukarıdaki nedenlerle karşıyım.
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
KARŞIOYYAZISI
l-1750 sayılı Yasanın 4. maddesi açısından:
AnayasaMahkemesinin 25/3/1975 günlü, E. 1974/42, K. 1975/62 sayılı kararında"kural olarak Anayasa Mahkemesinin, pozitif hukuk bakımından Anayasa'yauygunluk denetiminde önüne getirilen davadaki istemin konusu ile bağlıbulunduğunda kuşku yoktur. Bununla beraber bir yasanın belli bir hükmününAnayasa'ya aykırılığının ileri sürülmesinde, Anayasa Mahkemesinin, söz konusuhükmün anlam ve kapsamını saptamak için o yasanın diğer hükümlerini veya başkayasaların öngördüğü, öteki hükümleri inceleme yetkisinin varlığından da kuşkuedilemez" denilmekte ve öteden beri Anayasa Mahkemesi önüne getirilendavalarda bu yöntemi uygulamaktadır.
1750sayılı Üniversiteler Kanununun dava konusu 4. maddesinde "Yüksek ÖğretimKurulu; Yüksek Öğretimin bütünlüğü anlayışı içinde çağdaş bilim ve teknolojiningereklerine ve Devlet Kalkınma Plânının temel ilke ve politikalarına uygunolarak yüksek öğretim alanına yön vermek amacı ile, gerekli inceleme, araştırmave değerlendirmeleri yapmak, yüksek öğretim kurumları arasında koordinasyonusağlamak, uygulamaları izleyerek yetkili makam ve mercilere önerilerdebulunmakla görevli bir kuruldur" hükmü yer almıştır. Maddede yer alan"yön vermek" ve "değerlendirmeleri yapmak" deyimlerininneyi içerdiğini saptayabilmek için yasanın diğer hükümlerinin gözdengeçirilmesi doğaldır. Bu hükümler incelendiğinde Yüksek Öğretim Kurulunutanımlayan 4. maddenin içeriğinin üniversitelere yön vermek ve onun yönetimselve bilimsel özerkliğine böylece müdahalede bulunmak olduğu açıkça ortayaçıkmaktadır. Oysa Anayasa'nın değişik 120. maddesinin ikinci fıkrasında"üniversite özerkliği, bu maddede belirtilen hükümler için de uygulanır..."denilmekte ve sözü edilen 120. maddede üniversite dışı bir kuruluşa,üniversitelere yön vermeyi öneren bir kuralın yer almadığı görülmektedir.
Diğeryandan, yön verme ilkesi bu maddede yer almış, yasanın diğer maddelerinde builkenin uygulanacağı yer ve konular belirtilmiş bulunmaktadır. Bu durumkarşısında 4. madde hükmünün Anayasa'nın 120. maddesine aykırı bulunduğunukabul etmek gerekir ve Anayasa Mahkemesinin yasanın öteki maddeleri üzerindedurarak bir takım kararlar alması olanak ve olasılığı da, sözü edilen maddeninAnayasa'ya aykırılığını giderici bir durum yarattığı kabul edilemez.
Bunedenlerle anılan maddenin Anayasa aykırılığı yüzünden iptali gerektiğikanaatiyle çoğunluk görüşüne karşıyım.
2 -7. madde açısından:
Yasanındava konusu edilen 7. maddesi "Üniversite Denetleme Kurulu"nutanımlamakta ve kurmaktadır.
Anayasa'nındeğişik 120. maddesinin ikinci fıkrasında "Üniversiteler, Devletingözetimi ve denetimi altında, kendileri tarafından seçilen organları eliyleyönetilir" kuralı yer almaktadır. Devlet kavramı ile siyasal iktidarkavramlarının eş değerde olmadığı bilinen bir gerçektir. Başka bir deyişleDevlet demek siyasal iktidar demek değildir. Oysa bu kurula Başbakan ve ikibakan, Devlet Planlama Teşkilâtı Müsteşarı, bu Kanuna tabi üniversitelerderektörlük yapmış öğretim üyelerinden kura ile seçilecek üç üye, Millî GüvenlikKurulunun dekanlık yapmış öğretim üyeleri arasından geçeceği bir üye ki cem'an8 üye katılacaktır. Başbakanın ve bakanların katılacağı bir kurulda ÖrneğinDevlet Plânlama Müsteşarının serbest olarak düşüncesini açıklaması ve oyunubağımsız olarak kullanması eşyanın tabiatına aykırıdır. Bu durumda siyasaliktidarın, üniversiteler üzerinde egemen olacağını ve üniversitelerdekiçalışmaların kendi isteklerine uygun olarak yürütülmesi eğilimi içindebulunacaklarını peşinen kabul etmek gerekir. Kaldı ki Anayasa "Devletingözetim ve denetiminden" söz etmektedir. Yönetimden ayrılmaz bir parçaolan denetimi, siyasî iktidarın başı olan Başbakanın başkanlığında iki bakanlabir müsteşarın katılacağı bir kurula bırakmak Anayasa'nın temel ilkesiyleçatışır.
Diğeryandan Millî Güvenlik Kuruluna bu yasa ile bazı görevler yüklemek Anayasanın111. maddesiyle saptanan ilkelerle çelişik bir durum yaratmaktadır"
Bunedenle bu madde hakkındaki davanın reddine ilişkin çoğunluk görüşünekatılmıyorum.
3 -8. maddenin 1. fıkrasının (a) ve (b) bendi açısından: a) (a) bendi açısından;
Sözüedilen bent hükmü ile "Üniversitelerin veya bir üniversiteye bağlı olmayanfakültelerin organlarından veya bu kurumlarda görevli kişilerden, gerekligördüğü hallerde, yazılı veya sözlü bilgi istemek;" yetkisi üniversitedenetleme kuruluna verilmektedir. Kanunun 7. maddesi açısından konu elealındığında, bu kurulun kuruluş biçimi siyasi iktidarla eşdeğerlik arzetmektedir.Böylece siyasi güç üniversite organlarını, daha önemlisi öğretim üye veyardımcılarını; kararları, yazıları ve söyledikleri her konu hakkında bilgiisteme yetkisini kullanmak suretiyle bir bakıma sorguya çekme olanağına sahipolmaktadır. Bu ortamda Anayasa'nın öngördüğü "öğretim ve öğreniminhürriyet ve teminat içinde" yürütülmesi ilkesinden söz edilemez. Kaldı kiböyle bir yetkiyi Anayasa'nın 20. maddesiyle saptanan ilke ile de bağdaştırmaolanağı yoktur.
b)(b) bendi açısından:
1750sayılı Yasa'nın (b) bendi ile "... onbeş gün içinde gerekli kovuşturmayabaşlanmadığı veya aksine bir karar alınmadıkça başlanan kovuşturma en geç üç ayiçinde sonuçlandırılmadığı takdirde doğrudan doğruya üniversite Öğretimüyelerinden soruşturmacı tayin ederek, gereği yapılmak üzere yetkili organailetmek;" yetkisi üniversite denetleme kuruluna verilmektedir.
AnayasaMahkemesi, 4/5/1972 günlü, E. 1969/52, K. 1972/21 sayılı kararında (Devletingözetim ve denetim yetkisi yönetim özerkliği bulunan bir kuruluşun yönetim işlemlerineve islerine karışmasını haklı göstermez; çünkü yönetime üniversite dışındakibir organ veya yerin karışması durumunda, bir yandan üniversitenin kendisinceseçilen organlar eliyle yönetildiğinden artık söz edilmiyeceği gibi öte yandanDevlet gözetim ve denetiminin kabul edilmesiyle güdülen ereğin sınırları daaşılmış olur. Gerçekten yönetim çalışmalarından olan bir işlemin tamamlanmasınaveya bir işin görülmesine üniversite dışında bir organın veya yerin karışması,o işlem veya işin ancak üniversite organlarından başka bir yerin yönetime ortakolması sonunda tamamlanması demektir. Yine Anayasa'nın 1971 değişikliği ileüniversitenin Devlet gözetim ve denetimi altına konulması, özerk birer kuruluşolan üniversitenin, yalnızca bilimsel gereklere göre ve özgürlük ortamındaöğretim ve araştırına yapmak olan amaçlarından sapmaları önliyerek bu ereklerevarılmasını sağlamak düşüncesine dayanmaktadır; üniversite dışındaki bir yerinyönetime katılması ise, belli bir ölçüde herhangi bir siyasal gücün üniversite yönetimiüzerinde etkili olması sonucunu doğurup üniversitenin yalnızca bilimin nesnelgereklerine göre ve özgürlük içinde çalışmasını kısıtlar) yine aynı kararda(demek ki yönetim yetkisi, özünde görevlileri atama, disiplin cezası verme vegörevden çıkarma yetkilerini içerir. Anayasa'nın değişik 120. maddesinin 2,fıkrasındaki üniversitelerin Devletin gözetim ve denetimi altında kendilerinceseçilen organlar eliyle yönetileceği kuralı, atama, disiplin ve görevdençıkarma işlemlerinin, başka organ veya yerin karışması söz konusu olmaksızın,ancak üniversitelerce yapılacağını anlatmaktadır) denilmek suretiyle bukonudaki görüşünü açık ve kesin bir biçimde ortaya koymuştur.
ÜniversiteDenetleme Kurulunun bizzat soruşturmacı saptaması, yönetime açıkça karışma anlamınagelir ki bunu Anayasa'nın 120. maddesiyle bağdaştırma olanağı yoktur.
Bunedenlerle bu yönlere yönelik davanın reddine dair çoğunluk görüşüne karşıyım.
4 -43. madde açısından:
Bumaddenin üçüncü fıkrasında "Bir üniversite içinde yeniden fakülte, yüksekokul ve okul açılması, fakültelerin veya okulların birleştirilmesi, ya dakaldırılması senatoların teklifi ve Millî Eğitim Bakanının onamı ileyapılır" kuralı yer almaktadır.
Anayasa'nın120. maddesi gereğince özerk bir kuruluş olan üniversitelerin kendiyönetimlerini ilgilendiren konularda Millî Eğitim Bakanının veya Bakanlığınınsöz sahibi kılınması ve müdahalelerde bulunabilmesi, yönetimsel ve bilimselözerkliği zedelediği kuşkusuzdur. Nitekim Anayasa Mahkemesi 4/5/1972 günlü,1969/52, 1972/21 sayılı kararında "bu maddede akademilerin makine,elektrik, inşaat, mimarlık ve benzeri bölümlerden, enstitü ve benzerikuruluşlardan oluştuğu, bu örgütlerin kurulmasının, kaldırılmasının,değiştirilmesinin Millî Eğitim Bakanının onamı ile gerçekleşeceği kuralabağlanmıştır. Yukarıda 3 ncü bentte açıklandığı üzere, akademiler üniversiteniteliğinde birer Örgüt bulunduklarından bunların, bölümler enstitüler veyaöteki bilimsel kurumlan kurup kaldırmalarının kendi yönetimleriniilgilendirmesi nedeni ile Millî Eğitim Bakanının onamına bağlı tutulması,üniversitelerin yönetim ilkesi ile bağdaştırılamaz ve bundan ötürü Anayasanındeğişik 120. maddesine aykırılık gösterir" denilerek dava konusu kuralıniptaline oybirliğiyle karar verilmiştir.
Bunedenle 1750 sayılı Yasa'nın 43. maddesinin üçüncü fıkrası hükmünün iptaligerektiği kanaatiyle, çoğunluk görüşüne karşıyım.
5 -70. madde açısından:
a)1750 sayılı Üniversiteler Kanununun 69. maddesinin ikinci fıkrası, yani(Anayasa'da yer alan hak ve hürriyetlerden herhangi birisinin, insan hak vehürriyetlerini veya Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünüveya dil,ırk,sınıf,din ve mezhep ayırımına dayanarak Anayasada belirtilenCumhuriyeti ortadan kaldırmak maksadiyle kullanılması; hallerinde Bakanlar Kurulu,ilgili üniversitenin veya bu üniversiteye bağlı kuruluş ve kurumların veya birüniversiteye bağlı olmayan fakültenin idaresine belli bir süre ile elkoyabilir. El koyma kararı Resmî Gazete'de yayınlanır. Yayınlanmayı müteakip 48saat içinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Birleşik Toplantısının onamınasunulur. Elkoyma süresi 2 ayı geçemez.) kuralı Anayasa'ya uygunluk denetimindengeçirilmiş ve iptaline karar verilmiş aynı maddenin son fıkrası da 44 sayılıKanunun 28. maddesi uyarınca iptal olunmuştur. Bundan başka 69. maddeninbirinci fıkrası da 25/2/1975 günlü E. 1973/38, K. 1975/23 sayılı kararla iptaledilmiş ve bu maddenin bütünüyle iptaline karar verilmiş bulunmaktadır. Kanunun69. maddesi bütünüyle iptal edilince, el koyma halinde Bakanlar Kurulunun yetkilerinidüzenleyen 70. maddesinin de uygulanma olanağı kalmamış demektir. Çünkü 44sayılı Kanunun 28. maddesinin 2. fıkrasında "ancak, eğer müracaat kanunveya içtüzüğün sadece belirli madde veya hükümleri aleyhinde yapılmış olup dabu belirli madde veya hükümlerin iptali Kanunun veya içtüzüğün diğer bazıhükümlerinin veya tamamının uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, AnayasaMahkemesi, keyfiyeti gerekçesinde belirtmek şartiyle, kanun veya içtüzüğünbahis konusu diğer hükümlerinin veya tümünün iptaline karar verebilir"denilmektedir.
Elkoymayı düzenleyen kural iptal edilince, el koyma halinde ve bu hal içindekiyetkilerden söz edilemez. O halde 69 uncu maddenin iptali karşısında 70.maddenin uygulanma yerinin kalmadığı açıktır. Şu yönü de açıklamak gerekir kikanunun 28. maddesinde "iptaline karar verebilir" sözcüğü ve buyruğu,Anayasa Mahkemesinin takdirine göre değil, maddede öngörülen şartlarıngerçekleşmesi halinde iptaline karar verilir biçiminde anlaşılmayaelverişlidir.
Bunedenlerle 70. maddenin, 28. maddenin ikinci fıkrası uyarınca iptaline yerolmadığı yolundaki çokluk görüşüne karşıyım.
b)Kanunun 70. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, "yönetim görevlerineson verilenlerin yerlerine yenilerini seçmek" yetkisini Bakanlar Kurulunatanımaktadır.
Anayasa'nındeğişik 120. maddesinin dördüncü fıkrasında "üniversite organları, öğretimüyeleri ve yardımcıları, üniversite dışındaki makamlarca, her ne suretle olursaolsun, görevlerinden uzaklaştırılamazlar. Son fıkra hükümleri saklıdır" veikinci fıkrasında da "üniversite özerkliği, bu maddede belirtilen hükümleriçinde uygulanıp ilkeleri yer almaktadır. Görülüyor ki Anayasa el koyma halindegörevden uzaklaştırmayı istisna olarak kabul etmiş ve fakat yerine yenilerinigetirme yetkisini Bakanlar Kuruluna tanımamıştır.
Bukarşı oy yazısının 3. paragrafında belirtilen hususlar bu kısımda dageçerlidir.
Bunedenlerle bu bölüme yönelen iptal isteminin reddine dair olan çoğunlukgörüşüne katılmıyorum.
c)70. maddenin 1. fıkrasının (c) bendi "üniversitede ve bağlı kuruluşlardagörevli kişilerden gerekli görülenleri, kovuşturma sonuçlanıncaya kadar veyakovuşturma sonucunun gerekli kıldığı hallerde kesin sonuç alıncaya kadargörevlerinden uzaklaştırmak" yetkisini Bakanlar Kuruluna vermektedir.
Anayasa'nın120. maddesinin üçüncü fıkrası, üniversite öğretim üye ve yardımcılarınınüniversite dışı makamlarca görevlerinden uzaklaştırılamayacağı ilkesine birayrıcalık getirmiş, elkoyma halinde bu ilkeye uymayan işlemlerde bulunmaolanağını Bakanlar Kuruluna tanımıştır.
Sözüedilen (c) bendi, hiç bu" sınırlama ve niteleme getirmeksizin"gerekli görülenlerin" görevlerinden uzaklaştırılacağı yolunda biryetkiyi Bakanlar Kuruluna vermektedir. El koyma kararı verildiği zaman,Bakanlar Kurulu elkoymayı gerektiren olaylarla uzaktan yakından ilgisi veilişkisi olmayan öğretim üye ve yardımcılarım da bu kuralı uygulamak suretiylegörevlerinden uzaklaştırabilecektir. Bu türlü sınırsız bir yetkinin siyasî birorgana tanınması, bilimsel araştırmayı ve yayında bulunmayı kökünden zedeler vetahrip eder. Bundan dolayı üniversitelerin normal çalışma düzeni içindebulunduğu zamanlarda dahi bu hüküm öğretim üye ve yardımcılarını manevî baskıaltında tutacak, eğitim, araştırma ve öğretim görevini bir yana iterek siyasiiktidarlara kendisini şirin gösterme çabalarına itecek niteliktedir.
Bunedenlerle bu bent hükmünü Anayasa'ya uygun bularak davayı reddeden çoklukgörüşüne karşıyım.
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu