ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas sayısı:1974/12
Karar sayısı:1974/32
Karar günü:15/7/1974
Resmi Gazete tarih/sayı:12.12.1974/15090
İtirazyoluna başvuran: Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi.
İtirazınkonusu: Resmî Gazete'nin 11/7/1973 günlü, 14591 sayılı nüshasında yayımlanmışbulunan 26/6/1973 günlü, 1773 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş veYargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 9. maddesinin birinci fıkrasının (A)işaretli bendi ile 10. maddesinin ikinci fıkrasının (B) işaretli bendiniAnayasa'nın 8. ve değişik 136. maddelerine aykırı gören mahkeme, Anayasa'nındeğişik 151. maddesine dayanarak Türk Ceza Kanununun 135. maddesinin birincifıkrası ve Askerî Ceza Kanununun 57. maddesinin son fıkrasına hasren iptalleriistemiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
I-OLAY :
AdanaDevlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığınca 28/12/1973 günlü, 8/1 sayılıiddianamesiyle iki sanık hakkında Türk Ceza Kanununun 64., 135/1. ve AskerîCeza Kanununun 57. maddesinin (2) sayılı fıkrası gereğince cezalandırılmalarıistemiyle açılan ve Adana Devlet Güvenlik Mahkemesinin Esas: 1973/5 sayısındakayıtlı bulunan kamu davasının 15/4/1974 günlü duruşmasında Mahkeme, Türk CezaKanununun 135. maddesinin birinci fıkrasının "doğrudan doğruya Devletgüvenliğini ilgilendirmeyecek" biçimde dahi işlenmesi halinde bu suçlaraayrım yapmaksızın Devlet Güvenlik Mahkemelerini bakmakla görevli kılan26/6/1973 günlü, 1773 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş veYargılama Usulleri Hakkında Kanunun 9. maddesinin (A) işaretli bendinde yazılı"Türk Ceza Kanununun 125 ilâ 141 inci maddelerinden cümlesiyle 10.maddenin ikinci fıkrasının (B) işaretli bendinde yazılı "Askeri CezaKanununun 57 nci maddesinin son fıkrasında" cümlelerinin Türk CezaKanununun 135. maddesinin birinci fıkrasına hasren Anayasa'nın 136 ve 8.maddelerine aykırılığı nedeniyle iptalleri istemiyle anayasanın 151. ve 44sayılı Kanunun 27. maddeleri uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurulmasına vedavanın en geç altı ay süre ile geri bırakılmasına karar vermiştir.
III-YASA METİNLERİ:
Anayasa'yaaykırılıkları ileri sürülen Kanun kuralları :
1-26/6/1973 günlü, 1773 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş veYargılama Usulleri Hakkında Kanun 'un 9. maddesinin birinci fıkrasının birbölümünün aykırılığı ileri sürülen (A) işaretli bendi şöyledir :
"A)Türk Ceza Kanununun 125 ilâ 141 inci maddelerinde; 146 ilâ 157 ncimaddelerinde; 161 inci maddesinde; 163 üncü maddesinin bir, iki ve üçüncüfıkralarında ve 168, 169, 171 ve 172 nci maddelerinde yazılı suçlar";
2-26/6/1973 günlü, 1773 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş veYargılama Usulleri Hakkında Kanunun 10. maddesinin ikinci fıkrasının birbölümünün Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen (B) işaretli bendi şöyledir :
"Ancak: 9 uncu maddedeki hükümler dairesinde :
A).............................
B)Askerî Ceza Kanununun 55, 56 nci maddelerinde, 57 nci maddesinin sonfıkrasında, 58 ve 59 uncu maddelerinde yazılı suçları asker olmayan kişilermüstakillen veya asker kişilerle müştereken işlerlerse;
...................................
C).................................
Sanıklarıntamamı Devlet Güvenlik Mahkemesinde yargılanırlar."
Konuile ilgili Yasa hükümleri:
l-Türk Ceza Kanununun 23/6/1936 günlü, 3038 sayılı Kanunla değişik 135.maddesinin birinci fıkrası metni şöyledir:
"1.Devletin askerî menfaati icabı olarak girilmesi menedilmiş olan yerlere veyatoprak, su veya hava mıntıkalarına gizlice veya iğfal ile girerse,
2...............................
Birseneden beş seneye kadar ağır hapis cezasiyle cezalandırılır.
2-Askerî Ceza Kanununun 21/8/1940 günlü, 3914 sayılı Kanunun 1. maddesiyledeğiştirilen 57. maddesi şu biçimdedir:
"Madde57- (1) Her kim bir müstahkem mevkide, bir harp limanında veya diğer bir askerîmüessesede ve askerî sahada, deniz ordusuna ait bir gemide, yahut Devletkarasuları içinde Devletin bir makamına, bir memura veya bir askere karşı ismiveya şahsî halleri, sıfatı, mesleği, ikamet mahalli veya tabiiyeti hakkındakasten yanlış malûmat verir veya malûmat vermekten çekinirse üç aydan üç seneyekadar hapis ile cezalandırılır.
Resmentahdit ve ilân edilmiş olan emniyet mıntıkaları ve ordunun ihtiyaçlarınataallûk eden mevat ve eşyayı imal ve tamire ve muhafazaya tahsis edilmiş olansınaî müesseseler, depolar dahi askerî müessese gibi telâkki olunur.
(2)Türk Ceza Kanununun 135 inci maddesinde yazılı fiilleri işleyenler bu maddedegösterilen cezalarla cezalandırılır."
DayanılanAnayasa kuralları:
Anayasa'yaaykırılığın dayandırıldığı Anayasa kuralları aşağıda yazılı olduğu biçimdedir:
1-"Madde 8- Kanunlar Anayasa'ya aykırı olamaz.
Anayasahükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve kişileribağlayan temel hukuk kurallarıdır."
2-Anayasa'nın 15/3/1973 günlü, 1699 sayılı Kanunun 1. maddesiyle altı ek fıkraeklenmek biçiminde değiştirilmiş bulunan 136. maddesinin konu ile ilgilibirinci, ikinci ve sonuncu fıkraları :
"Madde136- Mahkemelerin kuruluşu görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerikanunla düzenlenir.
Devletinülkesi ve milletiyle bütünlüğü, hür demokratik düzen ve nitelikleri Anayasa'dabelirtilen Cumhuriyet aleyhine işlenen ve doğrudan doğruya Devlet güvenliğiniilgilendiren suçlara bakmakla görevli Devlet Güvenlik Mahkemeleri kurulur.Ancak, sıkıyönetim ve savaş haline ilişkin hükümler saklıdır.
.................................
DevletGüvenlik Mahkemelerinin kuruluş ve işleyişi, görev ve yetkileri ve yargılamausulleri ile ilgili diğer hükümler kanunda gösterilir."
IV-İLK İNCELEME :
MuhittinTaylan, Avni Givda, Kemal Berkem, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, HalitZarbun, Abdullah Üner, Kani Vrana, Ahmet Koçak, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş,Şevket Müftügil, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nunkatılmalariyle, Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 30/4/1974gününde yapılan ilk inceleme toplantısında: Dosyanın eksiği bulunmadığısonucuna varıldığından Anayasa'nın değişik 151. maddesine uygun görülen işinesasının, itirazcı Mahkemenin görmekte olduğu bu kamu davasında uygulanacakkanun hükümleri bakımından 26/6/1973 günlü, 1773 sayılı Devlet GüvenlikMahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun 9. maddesinin (A)işaretli bendi (Türk Ceza Kanununun 135/1. maddesi yönünden) ve 10. maddesininikinci fıkrasının (B) işaretli bendi (Askerî Ceza Kanununun 57. maddesinin 2sayılı fıkrası yönünden) ile sınırlı olarak incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V-ESASIN İNCELENMESİ:
İtirazınesasına ilişkin rapor, Adana Devlet Güvenlik Mahkemesinin 15/4/1974 günlügerekçeli kararı ve ekleri, iptali istenen yasa kuralları, dayanılan AnayasaKuralları, bunlara ilişkin gerekçeler ve başka yasama belgeleri ve konuyailişkin bulunan öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A-İtiraz konusu yapılan kuralları içeren Kanunun biçim yönünden Anayasa'ya aykırıolup olmadığı:
İtirazyoluna başvurmuş olan Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi, itirazında,. 26/6/1973günlü, 1773 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama UsulleriHakkında Kanunun 9. maddesinin birinci fıkrasının (A) işaretli bendi ile 10.maddesinin ikinci fıkrasının (B) işaretli bendinin Türk Ceza Kanununun 135.maddesinin birinci fıkrası yönünden Anayasa'ya aykırılıklarını ileri sürmüş isede, gerekçesinde aykırılığın sadece esas yönünden olduğu belirlenmiş ve bunadayanarak sözü geçen kanun hükümlerinin iptali istenmiştir.
AnayasaMahkemesi, 44 sayılı Kanunun 28. maddesinin birinci fıkrasının "AnayasaMahkemesi, kanunların ve Yasama Meclisleri içtüzüklerinin Anayasa'ya aykırılığıhususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmaya mecburdeğildir. Mahkeme, taleple bağlı kalmak kaydiyle, başka gerekçe ile deAnayasa'ya aykırılık kararı verebilir." biçimindeki hükmüne dayanarak,Anayasa'ya aykırılık iddiasının yalnız esas yönünden ileri sürüldüğü hallerdedahi Anayasa'ya biçim yönünden bir aykırılık bulunup bulunmadığınıkendiliğinden ayrıca araştırmak ve böyle bir aykırılık saptarsa, bu gerekçe ilede iptale karar vermek yetkisi var demektir.
İşteAnayasa Mahkemesi bu işde de, 44 sayılı Kanunun 28. maddesinin metni yukarıyayazılan birinci fıkrasındaki yetkiye dayanarak, itiraz konusu kurallarıincelenen 1773 sayılı Kanunun önce biçim yönünden Anayasa'ya aykırı olupolmadığı sorunu, üzerinde de durmuş ve bu konuyu tartışmıştır.
1773sayılı Kanuna ilişkin tasan üzerinde yapılmış bulunan yasama çalışmalarında ilkbakışta aksak gibi görünen iki yön göze çarpmaktadır. Bunlar, tasarının MilletMeclisinde ve Cumhuriyet Senatosundaki öncelik ve ivedilikle görüşülmeleriişlemleriyle ilgili bulunmaktadır.
l-Millet Meclisindeki öncelik ve ivedilik işlemleri:
İtirazkonusu kuralları içeren 1773 sayılı Kanuna ilişkin tasarı Mîllet Meclisindeöncelik ve ivedilikle görüşülüp kabul edilmiştir. Anayasanın 85. maddesinin ilkfıkrası hükmüne göre. Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclisler, çalışmalarını,kendi yaptıkları içtüzüklerin hükümleri uyarınca yürütürler. Yeni yapılan5/3/1973 günlü Millet Meclisi içtüzüğü 1/9/1973 gününde yürürlüğe girmiş veAnayasa'nın geçici 3. maddesinin "Bu Anayasa'ya göre kurulan Türkiye BüyükMillet Meclisinin, Millet Meclisinin ve Cumhuriyet Senatosunun toplantı veçalışmaları için kendi İçtüzükleri yapılıncaya kadar, Türkiye Büyük MilletMeclisinin 27 Ekim 1957 tarihinden önce yürürlükte olan İçtüzüğü hükümleriuygulanır." hükmü gereğince o güne kadar yürürlükte kalmış olan l Kasım1956 günlü DAHİLİ NİZAMNAME hükümleri 1773 sayılı Kanuna ilişkin tasarının1/9/1973 gününden önce yapılıp bitirilmiş olan görüşmeleri sırasında dauygulanmış bulunmaktadır.
Sözügeçen l Kasım 1956 günlü DAHİLİ NİZAMNAME'nin 78. ve 99. maddelerinde kanuntasarı ve tekliflerinin iki kez görüşülmesi kural olarak kabul edilmiş;gündemlerin düzenlenmesinde izlenecek sıra saptanmış; hangi tasarıların tekgörüşmeye bağlı tutulacağı, iki görüşmeye bağlı tasarıların veya tekliflerinbir kez görüşülmesiyle hangi yoldan yetinilebileceği ve gündemdeki sıralarındeğiştirilmesi yolu ayrık hükümler olarak ayrıca gösterilmiştir.
Birkanun tasarı veya teklifinin bir kez görüşülmesiyle yetinilebilmesi için, otasarı veya teklif Yasama Meclisine sunulurken veya birinci görüşülmesindenönce Hükümetin, teklif sahibinin yahut ilgili komisyonun ivedilik kararıverilmesini istemesi, ortada Yasama Meclisinin kabul edebileceği esaslı birnedenin bulunması, istemin yazılı ve gerekçeli olması gereklidir (Sözü geçenDAHİLÎ NİZAMNAME : Madde 70, 71, 72).
Diğeryönden gündem sırasının da bozulabilmesi için, yani bir kanun tasarı veyateklifinin gündemdeki öteki işlerden önce görüşülebilmesi için de Hükümetinveya Komisyonun öncelikle görüşme karan istemesi, istemin yazılı ve gerekçeliolması ve Meclisin de o yolda karar vermesi koşulları aranmaktadır (Sözü geçenDAHİLİ NİZAMNAME : Madde 74).
MilletMeclisi 114 sayılı Geçici Komisyonunun 29/5/1973 günlü, 1/831-2 sayılıraporunun incelenmesi sonunda, "Öncelik ve ivedilik ve gündemdeki tümişlere takdîmen görüşülme" kararı istendiği ve gerekçesi de "DevletGüvenlik Mahkemelerinin Kuruluşundaki maksat ve Anayasa'da öngörülen mucipsebepler muvacehesinde tasarının bir an önce kanunlaşmasını teminen"sözleriyle açıklandığı anlaşılmıştır. (Millet Meclisi Tutanak Dergisi; Dönem 3Cilt 38 Toplantı 4. S. sayısı 897; Sh. 10,11).
Bundanbaşka, Millet Meclisinde 13/6/1973 günlü 126. Birleşimin başında tasarının tümüüzerinde görüşmelere geçilmeden önce de Adalet Bakanı ve 114 sayılı GeçiciKomisyon Başkanı ayrı ayrı önergelerle "Öncelik ve ivedilikle vegündemdeki öteki işlere takdimen görüşülme" kararı istemişlerdir.Gerekçeler, Adalet Bakanının önergesinde "Kanunlaşmanın bir Anayasa gereğibulunması ve özellikle bu mahkemelerin kuruluşuna ilişkin Anayasadeğişikliğinin gerekçesinde Öngörülen mucip sebepler muvacehesinde",Komisyon Başkanının önergesinde ise "Raporda belirtilen gerekçelerle veönemine binaen" diye belirlenmektedir (Aynı dergi: Sh. 701, 702). Bu ikiönerge de oylanıp kabul edilmiş bulunmaktadır.
Anayasa'nın136. maddesine, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kurulabilmesi için, altı fıkraeklenmesi öngörülürken, gerekçede "Son yıllarda bütün dünyada olduğu gibiülkemizde de yeni suç ve suçluluk kavramlarının ortaya çıktığından; bunlarınkovuşturulması ve yargılanması için yeni yöntemler bulunması gerektiğinden;Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğü, hür demokratik düzen ve nitelikleriAnayasa'da belirtilmiş Cumhuriyet aleyhine işlenen ve doğrudan doğruya Devletgüvenliğini ilgilendiren suçların kovuşturulmasında ve yargılanmasında gerekceza etkinliğini artırmak ve yargılamayı hızlandırmak, gerekse özelliği olan busuçların uzmanlaşmış mahkemelerde görülmesini sağlamak için Devlet GüvenlikMahkemelerinin kurulmasında yarar görüldüğünden" söz edilmektedir (Millet MeclisiTutanak Dergisi; Dönem 3 - Cilt 33 - Toplantı 4-794 S. sayılı Basmayazı, Sh.8). İşte Adalet Bakanının öncelikle ve ivedilikle görüşme önerisinde ve GeçiciKomisyon raporunda kendisine gönderme yapılmış bulunan gerekçe budur. KomisyonBaşkanının önergesinde sözü geçen "önem" i de yine bu gerekçeninbelirlediği ortadadır. Öncelik ve ivedilik istem ve kararları için "DAHİLİNİZAMNAME" ce öngörülen gerekçe koşulunun Geçici Komisyon raporunda veAdalet Bakanı ile Komisyon Başkanının önerilerinde yerine getirilmiş olduğunukabule, raporda ve önergelerde yer alan açıklamalar elverişli niteliktedir. Öteyandan, Anayasa buyruğuna dayanılarak Devlet bütünlüğünü, hür demokratikdüzeni, Cumhuriyeti ve Devlet güvenliğini korumak üzere hazırlanan ve DevletGüvenlik Mahkemelerinin Kuruluşunu ve yargılama yöntemini düzenleyecek olan birkanun tasarısının öncelik ve ivedilikle görüşülmesi önerilerinde içtüzüğünaradığı gerekçe ve önemli neden koşullarının bir anlamda kendiliğinden varolduğunu kabul etmek yerinde olacaktır.
Eldekiişte öncelik ve ivedilik önerilerinin esaslı nedene dayandırılmışsayılamıyacağı yolunda da bir görüş bulunduğu için, daha ayrıntılı bir açıklamave değerlendirme yapılması yerinde olacaktır.
Yukarıdada değinildiği üzere, Anayasa'nın 85. maddesinin birinci fıkrası kuralıuyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclisler çalışmalarını kendiyaptıkları içtüzükler hükümlerine göre yürütmek durumundadırlar. Anayasa'nın bukuralından, içtüzük hükümlerine Yasama Meclislerince uyulmamış ve bu hükümlerinyanlış, eksik uygulanmış olmasının olayla ilgili Kanunu kendiliğinden ve kesinolarak Anayasaya aykırı duruma getireceği anlamı çıkarılamaz. Çünkü,içtüzüklerin biçime ilişkin tüm hükümleri aynı önem derecesinde değildir.Bunlar arasında Yasama Meclislerince verilen kararların geçerliği üzerindeetkisi olabilecek nitelik taşıyanlar bulunduğu gibi, ayrıntı sayılabileceknitelikte bulunanlar da vardır, ilk kümeye gireceklere aykırı bir tutumun iptalnedenini oluşturacağını, buna karşılık öteki biçim kurallarına uymamanın iptaligerektirmeyeceğini kabul etmek yerinde olur. Anayasa'da gösterilmeyen ve yalnızİçtüzükte bulunan biçim kuralları arasında böyle bir ayrım yapılmasızorunludur. Çünkü, İçtüzük'lerdeki bütün biçim kurallarına aşırı bağlılıkYasama Meclislerinin çalışmalarını bir ölçüde ve gereksizce aksatabilir. İçtüzük hükümlerine aykırı düşen işlemlerden hangilerinin iptal nedeninioluşturacağı sorunu uygulanacak İçtüzük hükümlerinin önemine ve işin niteliğinegöre çözülecek ve yapacağı incelemeleri sırasında Anayasa Mahkemesincedeğerlendirilip saptanacak bir konu olmaktadır. Mahkemenin bu yoldaki görüşüşimdiye değin hep böyle olagelmiştir.
AnayasaMahkemesinin bu değerlendirmeyi yaparak konuyu bir çözüme bağlarken, yalnızİçtüzük hükümlerinin önem ve niteliğini değil, bir de kendi görev ve yetkisınırlarını ve bu sınırların olanaklarını gözönünde bulundurmasında zorunlulukvardır. Anayasaya uygunluk denetimi Anayasaca Anayasa'nın biçim kurallarınainhisar ettirilen veya kanunun yapısı yönünden öz üzerinde denetim olanağıbulunmayan işlerde Anayasa Mahkemesinin İçtüzük kurallarını katı bir biçimdeele alarak değerlendirmesini buna göre yapması doğal sayılmak gerekir. Diğeryarıdan, öz yönünden de denetim yetkisinin veya olanağının bulunduğu konulardamahkemenin işi aynı katılıkta ele alarak bir değerlendirmeye gitmesisavunulamaz ve böyle bir görüş haklı da gösterilemez.
Şuduruma göre 1773 sayılı Kanuna ilişkin tasarının Millet Meclisinde öncelik veivedilikle görüşülmesi üzerinde bir değerlendirme yapılırken, işin esasıyönünden de Anayasa'ya uygunluk denetiminden geçirilmesi olanağı bulunduğuiçin, ortada itiraz konusu kuralın biçim yönünden iptalini gerektirecek ölçü venitelikte bir aksaklık bulunup bulunmadığı geniş ve esnek olarak ele alınıparaştırılmalı ve bu arada, yukarıda yapıldığı gibi, sözgelimi öncelik veivedilik önerileri gerekçe ve esaslı neden yönlerinden Komisyon raporu,tasarının gerekçesi, tasarıya kaynaklık eden Anayasa değişikliği ve bunungerekçesi gibi belgelerin ışığı altında bir bütün olarakdeğerlendirilebilmelidir.
Böylebir değerlendirme yapılınca, öncelik ve ivedilik kararlarının alınmasıkonusundaki yukarıdan beri tartışılan aksaklığın incelenen yasa kurallarınınbiçim yönünden iptalini gerektirir bir nitelik ve ağırlık taşımadığıkendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Öte yandan, Millet Meclisinin 1/9/1973 günüyürürlüğe giren yeni içtüzüğünde kanun tasarı ve tekliflerinin iki kezgörüşülmesi ilkesinin terkedilmiş ve tek görüşme yolunun tutulmuş olduğuna vebunun sonucu olarak da bir "ivedilik kararı" verme konusunun artıkMillet Meclisi görüşmelerinde kalmamış bulunduğuna burada işaret edilmesiyerinde olacaktır.
MuhittinTaylan, Ahmet Akar, Ahmet Koçak, Muhittin Gürün ve Nihat O. Akçakayalıoğluyukarıda belirtilen gerekçeye katılmamakla birlikte itiraz konusu kurallarınbiçim yönünden iptalleri gerekmediği sonucunda birleşmişlerdir.
2-Cumhuriyet Senatosundaki öncelik ve ivedilik işlemleri:
İtirazkonusu kuralları içeren 1773 sayılı Kanuna ilişkin tasarı CumhuriyetSenatosunda da öncelik ve ivedilikle, başka deyimle gündemdeki sırasından önceve bir kez görüşülüp kabul edilmiştir. Tasarıyı inceleyen Cumhuriyet SenatosuMillî Savunma, Anayasa ve Adalet Komisyonlarının öncelik ve ivedilikle görüşmeönerileri bulunduğu gibi. Genel Kurulda görüşmelerin başlayacağı 25/6/1973günlü, 77. Birleşimin Üçüncü Oturumunda Adalet Bakanı da bu konuda bir önergevermiştir.
1773sayılı Kanuna ilişkin tasarının Cumhuriyet Senatosunda öncelik ve ivediliklegörüşülmesiyle ilgili olarak üzerinde durulması gerekli üç sorun gözeçarpmaktadır. Bunlar aşağıda ayrı ayrı ele alınarak tartışılacaktır :
a)Öncelik ve ivedilik önergesinin yeniden okutulmaksızın oylanması işlemi:
CumhuriyetSenatosu Tutanak Dergisine göre, (Toplantı 12 - Cilt 12-Sh. 630 - 632)25/6/1973 günlü 77. Birleşimin Üçüncü oturumu saat 20.30 da açılmış; önce başkabir kanun tasarısı oylanarak kabul edilmiş, daha sonra 1773 sayılı Kanunailişkin tasan için Adalet Bakanının verdiği öncelik ve ivedilik önergesiokunmuştur. Bunun üzerine kimi üyeler ayağa kalkarak çoğunluğun bulunmadığınıileri sürmüş ve yoklama yapılmasını istemişlerdir. Yapılan yoklama sonundaBaşkan çoğunluğun bulunmadığını bildirerek 21.30 da toplanılmak üzere oturumu saat20.55 de kapatmıştır.
Dördüncüoturum açılınca yoklama yapılmış; Başkan çoğunluğun bulunduğunu açıklamış;öncelik ve ivedilik önergesinin daha önceki oturumda okunmuş bulunduğundan sözederek, yeniden okutmaksızın öncelik ve ivedilik önerilerini ayrı ayrı oyakoymuş ve kabul edildiklerini belirtmiştir. Bundan sonra tasarının tümüüzerinde görüşme açılmıştır.
Anayasa'nın86. maddesinin birinci fıkrasına göre, her Meclis üye tamsayısının saltçoğunluğu ile toplanır ve Anayasa'da başkaca hüküm yoksa, toplantıyakatılanların salt çoğunluğu ile karar verilir. Cumhuriyet Senatosu içtüzüğünün52. maddesinde de üye tamsayısının salt çoğunluğu bulunmadıkça görüşmeyebaşlanamıyacağı yazılıdır. Söz konusu öncelik ve ivedilik önergesi toplantıyetersayısının bulunmadığı bir oturumda okunmuş ise bu okumanın geçerlisayılması düşünülemez ve daha sonraki oturumda oylamaya konulmazdan önceokutulması gerekir.
CumhuriyetSenatosu Genel Kurulunun 25/6/1973 günlü, 77. Birleşiminin Üçüncü Oturumununbaşında yoklama yapılmamış ve yetersayı da olmadığı ileri sürülmemiştir. Bu,Başkanlık Divanınca yetersayı olup olmadığında bir kuşkuya düşülmediğini vesaat 20.30 da Genel Kurulda çoğunluk bulunduğunu gösterir. Saat 20.55 de iseçoğunluğun bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Kimiüyelerin çoğunluk bulunmadığını ileri sürerek istemde bulunmaları üzerineyapılan yoklama, ancak yapıldığı andaki durumu saptar. Daha önce ve özelliklesöz konusu öncelik ve ivedilik önergesinin okunması sırasında çoğunlukbulunmadığına kanıtlık edemez. Kimi üyelerin yetersayı üzerinde titizlikledurarak çoğunluk kalmadığı kanısına varır varmaz yoklama istemelerinebakılırsa, baştan böyle bir durum olsaydı daha önergenin okunmasınagirişilirken yoklama isteneceğini düşünmek yerinde olurdu. Üyelerin bu türlübir girişimde bulunmamasını, önerge okunurken yetersayının bulunmakta olduğunuanlatacak bir davranış saymak gerekir. O halde tersi saptanmadığına göre,önergenin okunduğu sırada Genel Kurulda çoğunluğun bulunduğunu kabul etmekzorunludur. Onun için de öncelik ve ivedilik önergesinin dördüncü durumdayeniden okunmaksızın oya sunulmasında bir usulsüzlük bulunduğu ve itiraz konusukuralların biçim yönünden iptalini gerektirir bir nedenin oluştuğu düşünülemez.
AhmetAkar, Muhittin Gürün ve Nihat O. Akçakayalıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.
b)Önerge üzerinde söz verilmeden oylamaya gidilmesi sorunu :
CumhuriyetSenatosu içtüzüğünün 47. maddesine göre, ivedilik önergesi, lehinde vealeyhinde birer üyeye söz verilerek, işari oyla kabul veya reddedilir. 1773 sayılıKanuna ilişkin tasarının ivedilikle görüşülmesi önerisi oylanmadan önce Başkanlehte, aleyhte konuşacak kimse bulunup bulunmadığını sormaksızın oylamayageçmiştir (Aynı Tutanak Dergisi, Sh. 632).
CumhuriyetSenatosu üyelerinin haklarını ve yetkilerini, kendi tüzüklerini ve bu aradaİçtüzüğün 47. maddesi kuralım bilmeleri doğal ve olağandır. Tutanak Dergisinegöre, bu kurala dayanarak söz isteyen çıkmamış ve oylamaya girişilmesine de buyönden bir itirazda bulunulmamıştır. Şu durumda ve işin niteliğine göreBaşkanın üyelere konuşma hakları bulunduğunu hatırlatmaması ve lehte, aleyhtesöz isteyen bulunup bulunmadığını araştırmamasını, itiraz konusu kurallarınbiçim yönünden iptalini gerektirir önem ve ağırlıkta bir aksaklık saymağaolanak bulunmadığı ortadadır.
c)Öncelik ve ivedilik önergesinin kavram ve içeriğinden doğan durum :
CumhuriyetSenatosu İçtüzüğünde de (madde 69, 44) kanun tasarı ve tekliflerinin iki kezgörüşülmesi kural olarak kabul edilmiştir. Hangi tasarıların tek görüşmeyebağlı tutulacağı, iki görüşmeye bağlı tasarıların ve tekliflerin bir kezgörüşülmesiyle nasıl edinilebileceği ve gündemdeki sıraların değiştirilmeyöntemi ayrık hükümler halinde ayrıca gösterilmiştir (madde 46, 47, 48, 45).Bir kanun tasarısının veya teklifinin bir kez görüşülmesiyle yetinilmesi içinHükümetin, teklif sahibinin veya ilgili Komisyonun ivedilik kararı verilmesiniistemesi, ortada Yasama Meclisinin kabul edeceği esaslı bir nedenin bulunması,istemin yazılı ve gerekçeli olması; gündem sırasının değiştirilebilmesi için deHükümetin veya Komisyonun yazılı ve gerekçeli bir öneri ile öncelikle görüşmekararı istemesi Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün yukarıda sayılan maddelerindekurala bağlanmış bulunmaktadır.
1773sayılı Kanuna ilişkin tasarı için Cumhuriyet Senatosunda öncelik ve ivediliklegörüşme isteyen Millî Savunma Komisyonunun 18/6/1973 günlü, 1/205-12 sayılıraporunda "Kanunun ehemmiyetine binaen", Anayasa ve AdaletKomisyonunun 19/6/1973 günlü, 1/205-51 sayılı raporunda "Tasarının birAnayasa gereği olması"; Adalet Bakanının önergesinde ise "Kanuntasarısının kanunlaşmasının bir Anayasa gereği bulunması ve özellikle bumahkemelerin kuruluşuna ilişkin Anayasa değişikliğinin gerekçesinde öngörülenmucip sebepler muvacehesinde" sözleri gerekçe ve esaslı neden olarak yeralmıştır (Aynı Tutanak Dergisi: Sh. 631 ve 284 S. sayılı Basmayazı). Yukarıda(Kararın V/A-1 bölümü) Millet Meclisi Genel Kurulunun verdiği öncelik veivedilik kararları dolayısiyle söylenenlerin tümü burada da geçerli ve sorunuaydınlatıp çözmeye yeterli olduğu için bunların tekrarlanmasına gerekgörülmemiştir. Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunda oylanan öncelik ve ivedilikönergesinin kapsamı ve içeriği itiraz konusu kuralların biçim yönünden iptalinigerektirir nitelikte değildir.
MuhittinTaylan, Ahmet Akar, Ahmet Koçak, Muhittin Gürün ve Nihat O. Akçakayalıoğlu bugörüşe katılmamışlardır.
3-Özetleme :
Yukarıdanberi ayrıntılariyle belirtildiği üzere, 1773 sayılı Kanunun biçim yönünden Anayasa'yaaykırılığı saptanmadığına göre, bu Kanunun 9. maddesinin birinci fıkrasının (A)ve 10. maddesinin ikinci fıkrasının (B) işaretli bentlerinin, yine yukarıdaaçıklanan karşıoylar saklı tutularak, biçim yönünden Anayasa'ya aykırıolmadığına karar verilmelidir.
B-İtiraz konusu Yasa kurallarının esas yönünden Anayasa'ya aykırılığı sorunu:
Anayasa,136, maddesinin birinci fıkrasında; mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri,işleyişi ve yargılama usulleri konularının kanunla düzenlenmesini öngördüğü halde,15/3/1973 günlü, 1699 sayılı Kanunun 3. maddesiyle 136. maddeye konulan ekikinci fıkra ile Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğü, hür demokratik düzenve nitelikleri Anayasa'da belirtilen Cumhuriyet aleyhine işlenen ve doğrudandoğruya Devlet güvenliğini ilgilendiren suçlara bakmakla görevli DevletGüvenlik Mahkemelerini kurmuş, böylece birinci fıkradaki genel ilkedenayrılarak bu mahkemelerin görev alanını kesin ve keskin sınırlarlabelirtmiştir.
Yine,1699 sayılı Kanunla 136. maddeye eklenen yedinci, yani son fıkra ile DevletGüvenlik Mahkemelerinin kuruluşu ve işleyişi, görev ve yetkileri ve yargılamausulleriyle ilgili diğer hükümlerin kanunla gösterilmesi, öngörülmüştür. 136.maddeye eklenen bu ikinci ve son fıkralar bir arada ele alınıp incelendikte,görev konusunda Yasa Koyucuya düşen iş ortaya çıkmaktadır. Yasa Koyucu, DevletGüvenlik Mahkemeleri için kendiliğinden bir görev alanı saptayacak değildir;zaten Anayasa'ca belli edilmiş bulunan görev alanına anayasal sınırlar içindegirecek suçlan belirlemekle yetinmek zorundadır. Bu sınırı değiştirmek, helegenişletmek yoluna gittiğinde oluşacak olan yasa kuralının Anayasa buyruğu veyönergesi ile çatışır ve çelişir duruma düşeceği ortadadır.
Anayasa'nınfıkra eklemek yolu ile değiştirilen 136. maddesinin son fıkrası uyarıncaçıkarılmış bulunan 26/6/1973 günlü, 1773 sayılı Devlet Güvenlik MahkemelerininKuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun "görev" başlıklı II.bölümünün 9. maddesinde, bu mahkemelerin görevine giren suçlar açıklanmış, 10.maddesinde ise savaş ve sıkıyönetim, hallerinde askerî mahkemelerin görevlerineilişkin hükümler, Anayasa'nın 136. maddesine uygun olarak saklı tutulmaklabirlikte, 9. maddedeki hükümler çerçevesinde askerî yargı ile ilgili suçlarahangi durumlarda Devlet Güvenlik Mahkemelerince bakılacağı konusudüzenlenmiştir.
1773sayılı Kanunun 9. maddesinin birinci fıkrası üç bentten oluşmakta olup,bunlardan (A) işaretli bentte nitelikleri bakımından doğrudan doğruya DevletGüvenlik Mahkemelerinin görevine girdiği Yasa Koyucu tarafından kabul edilensuçlar gösterilmiş ve bu arada, konumuzla ilgili bulunan Türk Ceza Kanununun135. maddesi de bunlar arasında yer almış bulunmaktadır. Buna karşılık, kanunun9. maddesinin (B) işaretli bendinde ise, Türk Ceza Kanununda yazılı bir bölümsuçlar ile diğer bazı kanunlarda yazılı bir bölüm suçlar, Devletin ülkesi vemilletiyle bütünlüğü, hür demokratik düzen ve nitelikleri Anayasa'da belirtilenCumhuriyet aleyhine işlenmeleri ve doğrudan doğruya Devlet Güvenliğiniilgilendirmeleri koşulu altında, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanıiçine sokulmuşlardır.
Öteyandan, Askerî Ceza Kanununun 3914 sayılı Kanunla değişik 57. maddesinin (2)sayılı fıkrasiyle suç ve ceza yönünden yapılan gönderme nedeniyle Türk CezaKanununun 135. maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan suçların bu maddedegösterilen cezalarla cezalandırılması gerekmektedir. Bu bakımdan 1773 sayılıKanunun "Askerî Yargı ile ilgili suçlarda görev" başlıklı 10.maddesinin ikinci fıkrasının (B) işaretli bendinde de "Askerî Ceza Kanunun...... 57. maddesinin son (Yani 2 sayılı) fıkrasında ......... yazılı suçlarıasker olmayan kişiler müstakillen veya asker kişilerle müşterekenişlerlerse;" deyimi ile dolaylı olarak yine Türk Ceza Kanununun 135.maddesinin birinci fıkrasına, bu kez görev yönünden bir gönderme yapılmışbulunmaktadır.
Budurum karşısında, suç yönünden kendisine Askerî Ceza Kanununun değişik 57.maddesinin (2) sayılı fıkrası hükmüle göndermede bulunulan Türk Ceza Kanununun135. maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan yasak eylemler, 1773 sayılıKanunun 9. maddesinin (A) işaretli bendinde nitelikleri bakımından DevletGüvenlik Mahkemelerinin görev alanına doğrudan doğruya giren suçlar arasındasayıldığından ve öbür yandan 1773 sayılı Kanunun 10. maddesinin ikincifıkrasının (B) işaretli bendi ile görev yönünden askerî yargı alanı dışına alınarakDevlet Güvenlik Mahkemelerinin görev alanına sokulduğundan, 30/4/1974 günlüsınırlama kararı uyarınca her iki yönden sadece, Türk Ceza Kanununun 135.maddesinin birinci fıkrasına uyan yasak eylemlerin 1773 sayılı Kanunun 9.maddesinin (A) işaretli bendinde yer alıp almayacağının, yani, 07. nitelikleribakımından Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görevine doğrudan doğruya giripgiremiyeceğinin tartışılmasiyle yetinilmesi gerekmektedir. Böyle bir saptamadaYasa Koyucu tarafından yapılan değerlendirmede, nitelikleri yönünden esasenAnayasa'nın 136. maddesinin ikinci fıkrasındaki tanımlamaya girmekte olan yasakeylemleri 1773 sayılı Kanunun 9. maddesinin birinci fıkrasının (A) işaretlibendine ve nitelikleri yönünden bu tanımlamaya uymamakla birlikte o tanımlamaçerçevesinde işlenmeleri ve doğrudan doğruya Devlet güvenliğiniilgilendirmeleri koşuluyla diğer bir bölüm yasak eylemleri aynı maddeninbirinci fıkrasının (B) işaretli bendine yerleştirmek yolunun izlendiğianlaşılmaktadır. Şu halde bu işte Mahkememizin sınırlandırma kararı uyarıncasöz konusu olan Türk Ceza Kanununun 135. maddesinin birinci fıkrasındatanımlanan yasak eylemlerin Türk Ceza Kanununda bulunduğu yerden başka,niteliği de incelenerek sonucuna göre 1773 sayılı Kanunun 9. maddesinin birincifıkrasının (A) işaretli bendine sokulmasının yerinde olup olmadığının belliedilmesiyle itiraz konusunun çözümü sağlanmış olacak demektir.
TürkCeza Kanununun 135. maddesinin birinci fıkrasında yazılı yasak eylemlerinöğelerine gelince: Bir yere girilmesi usulünce yasaklanmış olacak, yasakDevletin askerî yararları gereği konulmuş bulunacak, yasak bilinir ve anlaşılırnitelik taşıyacak, böyle bir yasak yere bir hata sonucu değil, bilerek veistenerek, yani kasten girilecek ve üstelik giriş gizlice veya iğfal ileyapılacaktır. Bu öğelerin incelenmesi sonunda Yasa Koyucunun, bu biçimdeoluşacak bir giriş eyleminde casusluk olasılığı durumunu varsaydığıanlaşılmaktadır. Bu biçim bir yasakla, esasında Devletin yurt savunmasınıkolaylaştırmak amacıyla Silahlı Kuvvetlerce konulan kurallara uyulmasınısağlamak, uluslararası durumun ortaya çıkardığı güvensizlik havası içerisindeaskerî sırlara karşı yapılacak hıyanetlerin Millî Savunma kuvvet vevasıtalarına verebileceği zarar ve tehlikeleri ve ülke içinde yapılması olasılığıbulunan hiddetleri ve böyle kötü niyetler güden kişilerin askerî yararlan vedolayısiyle Devletin güvenliğini bozacak çalışmalarını önlemek ereğiyle21/6/1927 günlü, 1110 sayılı "Askerî Memnu Mıntıkalar Kanunu" iledüzenlenen ve girişi çıkışı askerî makam ve mercilerin iznine bağlanmış veusulünce saptanmış yasak yerlere veya toprak, su veya hava mıntıkalarınagizlice veya iğfal ile girilmesinin suç sayılmasiyle, başta Devletin askerîyararlarının ve dolayısiyle Devletin güvenliğinin korunmak istendiği ortadadır.
"Devletinaskerî yararı gereği olarak girilmesi yasaklanmış yerlere veya toprak, su veyahava bölgelerine gizlice veya iğfal ile girme" eylemleri Türk CezaKanununun cürümlere ilişkin ikinci kitabında (Devletin Şahsiyetine KarşıCürümler) adını taşıyan birinci babın (Devletin arsıulusal şahsiyetine karşıcürümler) i kapsayan 125-145 İnci maddeleri arasında yer almaktadır. Bumaddelerden büyük bir bölümü nitelikleri esas alınarak 135. madde ile birlikte1773 sayılı Kanunun 9. maddesinin birinci fıkrasının (A) İşaretli bendinekonulmuş ve bir bölümü de aynı maddenin (B) işaretli bendine sokulmuştur.
Devletinşahsiyetine karşı cürümler, genel olarak, Devletin dış ve iç güvenliğine karşıişlenen ve nitelikleri bakımından siyasî olan suçlardır. Nitekim evvelce bubaşlığın adı (Devletin Emniyetine Karşı işlenen Cürümler) biçiminde iken,sonradan Batı Kara Avrupasında yenilenen ceza yasalarındaki eğilime uyularak(Devletin Şahsiyetine Karşı Cürümler) biçiminde değiştirilmiştir. EsastaDevletin ana siyasal yararları iç ve dış olmak üzere iki türlüdür. Bu nedenleDevletin şahsiyeti (Ulusal) ve (Uluslararası) bakımlardan sözkonusuedilmektedir. Böylece Ceza Kanununda (Devletin Şahsiyetine Karşı Cürümler),biri (Devletin arsıulusal şahsiyetine karşı cürümler) ve öteki de (Devletkuvvetleri aleyhine cürümler) olmak üzere başlıca iki bölüm halindedüzenlenmişlerdir.
Ancakbir yasak eylemin (Devletin arsıulusal şahsiyetine) veya (Devlet kuvvetlerialeyhinde) cürümler fasıllarında yer alması, onun böylece belirecek niteliğibakımından salt Devlet güvenliğini doğrudan doğruya ilgilendirdiğini kabuleyeter neden sayılamaz. Onların öz nitelikleri de bu tanıma uymalıdır. Türk CezaKanununun 125 ilâ 173. maddelerinden oluşan bu iki fasıl hükümleri arasında yeralan bazı yasak eylemlere 1773 sayılı Yasa'nın 9. maddesinin birinci fıkrasının(B) bölümünde yer verilmesi bu görüşü doğrulamaktadır. Nitekim, 1699 sayılıKanunun görüşülmesi sırasında Anayasa'nın 136. maddesinin ikinci fıkrasındasözü edilen (Devlet güvenliği) kavramı ile Türk Ceza Kanununda bulunan(Devletin arsıulusal şahsiyetine karşı işlenen cürümleri başlığının birbirindentamamen ayrı olduklarına işaret edilmiştir. O halde, bir yasak eylemin soyutolarak Türk Ceza Kanununun sözü geçen fasıllarında yer alması, onun Anayasa'nın136. maddesinde nitelikleri tanımlanan suçlardan sayılmasına yeterli değildir.Esas, suçun Anayasa'nın 136. maddesinin ikinci fıkrasında yapılmış bulunantanımlamanın kapsamına girip girmediğinin saptanmasıdır.
Yukarıdakiaçıklamalara göre, askeri yararlan korumak amacı güdülmesi yönünden, buyararların niteliğinin incelenmesi gerekmektedir.
Devletinaskeri yararları; Devletin bağımsızlığı, bütünlüğü, egemenliği, güvenliği veonuru gibi onun uluslararası kişiliğine karşı bozucu veya zayıflatıcı veyahutengelleyici nitelikte casusluk, bozgunculuk ve benzeri suçları önlemeyi, yaniDevletin dış ve iç güvenliğini sürdürmeyi ve sağlamayı gerektirir. Buna karşıolan her türlü eylem ve işlemlerin askerî yararlara zarar verdiğinde ve böylece,Devletin ülkesi ve milleti ile bütünlüğüne karşı dahi olduklarından kuşkugösterilemez.
TürkCeza Kanununun 135. maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan ve Devletin askerîyararlarını koruma amacını güden yasak eylemlerin Devlet güvenliğini doğrudandoğruya ilgilendirip ilgilendirmediğine gelince: Bir suçun genel olarakdoğrudan doğruya Devlet güvenliğini ilgilendirir nitelikte sayılabilmesi için,Devletin kendi yararlarını, varlığını, idaresini, çalışmasını ve korunmasınıbozması ve böyle bir eylem ile bozulan yarar arasına başka bir yasak eylemingirmemiş olması gerekir. Askerî yasak bölgeye gizlice veya iğfal ile girilmesisuçunun Devletin yukarıda açıklanan askerî yararlarını bir casusluk olasılığıdurumu ile doğrudan doğruya tehdit etmesi veya tehlikeye sokması nedenleriyle,Devlet güvenliğine yönelik bulunduğu ortadadır.
Ohalde, bu suçun, Anayasa'nın 136. maddesinde tanımlamayı ölçü olarakkullanmadan da, kendi yapısında esasen aynı koşullan taşıdığı söylenebilir.Burada, suçun işlenmesiyle bozulacak olan yasaklayıcı kural, aslında bircasusluk olasılığı durumu karşısında Devletin askeri yararlarını ve bu yoldanDevletin güvenliğini korumak amacıyla konulmuş bulunduğundan, eylemin artıkbaşka bir biçimde işlenmesi olasılığı öne sürülemez. Ancak, eylem sahibininhareketinde askerî amaçlarla kanuna uygun biçimde saptanmış yasak bölgeyekanunun tanımlamasındaki gibi gizlice veya iğfal ile girme öğeleri oluşmamışsayasağın bozulmadığı düşünülebilir.
Özetlenecekolursa, 26/6/1973 günlü, 1773 sayılı Kanunun 9. maddesinin (A) işaretlibendinin Türk Ceza Kanununun 135. maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanunun10. maddesinin (B) işaretli bendinin de Askerî Ceza Kanununun 57. maddesinin(2) sayılı fıkrası yoliyle yine Türk Ceza Kanununun 135. maddesinin birincifıkrası yönlerinden Anayasa'ya aykırı olmadığı yukarıda gösterilen gerekçelerlesaptandığından, itirazın reddine karar verilmelidir.
VI-SONUÇ :
I-1. 11/7/1973 günlü, 14591 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 26/6/1973 günlü,1773 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama UsulleriHakkındaki Kanuna ilişkin tasarının Millet Meclisindeki öncelik ve ivediliklegörüşülmesi istemlerinin itiraz konusu kuralın biçim yönünden iptalinigerektirmediğine sonuçta oybirliği ve gerekçede Muhittin Taylan, Ahmet Akar,Ahmet Koçak, Muhittin Gürün ve Nihat Oktay Akçakayalıoğlu'nun karşıoyları veoyçokluğu ile;
2.1773 sayılı Kanuna ilişkin tasarının Cumhuriyet Senatosunda öncelik veivedilikle görüşülmesiyle ilgili olarak;
a)25/6/1973 günlü, 77. Birleşiminin 4. oturumunda öncelik ve ivedilik önergesininyeniden okunmadan oylanmasının itiraz konusu kuralın biçim yönünden iptalinigerektirmediğine Ahmet Akar, Muhittin Gürün ve Nihat Oktay Akçakayalıoğlu'nunkarşıoyları ve oyçokluğu ile;
b)Söz konusu önergenin, lehte, aleyhte konuşacak kimse bulunup bulunmadığısorulmadan Başkanlıkça oya konulmasının itiraz konusu kuralın biçim yönündeniptalini gerektirir nitelikte bir aksaklık olmadığına oybirliğiyle;
c)Oylamaya konu olan öncelik ve ivedilik önergesinin kapsam ve içeriğinin İtirazkonusu kuralın biçim yönünden iptalini gerektirir nitelikte olmadığına MuhittinTaylan, Ahmet Akar, Ahmet Koçak, Muhittin Gürün ve Nihat OktayAkçakayalıoğlu'nun karşıoyları ve oyçokluğu ile;
3.Böylece yukarıda açıklanan karşıoylar saklı kalmak üzere itiraz konusu kuralınbiçim yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığına;
II-26/6/1973 günlü, 1773 sayılı Kanunun 9. maddesinin (A) işaretli bendinin TürkCeza Kanununun 135. maddesinin birinci fıkrası ve aynı Kanunun 10. maddesinin(B) işaretli bendinin de Askerî Ceza Kanununun 57. maddesinin 2 sayılı fıkrasıyoluyla yine Türk Ceza Kanununun 135. maddesinin birinci fıkrası yönlerindenAnayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine 15/7/1974 gününde oybirliğiylekarar verildi.
Başkan
Muhittin Taylan
Başkanvekili
Kani Vrana
Üye
Kemal Berkem
Üye
Şahap Arıç
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Ahmet Akar
Üye
Ziya Önel
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOY YAZISI
1)Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama usullerine ilişkin YasamaMillet Meclisi görüşmesinde uygulanan "öncelik" ve"ivedilik" usulleri Millet Meclisinin 1/9/1973 gününde yürürlüğegiren yeni içtüzüğü ile terkedilmiş ve bunun sonucu olarak ivedilik kararıverilmesine artık yer kalmamış olması karşısında bir iptal nedeni sayılmamasıgerekir. Çoğunluğun görüşüne bu gerekçe ile katılıyorum.
2)Cumhuriyet Senatosunda, ivedilik usulüne aykırı davranılmış olması itirazkonusu kuralların biçim yönünden iptalini gerektirir niteliktedir. Bu konuAnayasa Mahkemesi'nin daha önce incelediği davalarda da ele alınmış ve17/1/1972 günlü ve 1972/1649 sayılı 26/3/1974 günlü ve 1973/32, 1974/11 sayılıve 21/5/1974 günlü ve 1974/8-19 sayılı kararlara ekli karşıoy yazılarında dahageniş ve ayrıntılı olarak açıklanmış bulunduğundan burada yeniden elealınmasında yarar görülmemiştir.
Bunedenlerle kararın sonuç bölümünün birinci fıkrasının gerekçesine ve ikincifıkrasının (c) bendindeki çoğunluk görüşüne karşıyım.
Başkan
Muhittin Taylan
KARŞIOY YAZISI
l-Millet Meclisinin 1773 sayılı Kanuna ilişkin tasarı üzerindeki öncelik veivedilik işlemleri :
9.maddesinin (A) işaretli bendi ile 10. maddesinin ikinci fıkrasının (B) işaretlibendinin Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılan 26/6/1973 günlü, 1773 sayılıDevlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunailişkin Tasarı Millet Meclisinde öncelik ve ivedilikle görüşülüp kabuledilmiştir.
Anayasa'nın85. maddesine göre Türkiye büyük Millet Meclisi ve Meclisler çalışmalarınıkendi yaptıkları içtüzüklerin kuralları uyarınca yürütürler. Yine Anayasa'nıngeçici 3. maddesi gereğince Millet Meclisinin toplantı ve çalışmalarında kendiiçtüzüğü yapılıncaya değin uygulanması gerekli olan ve Millet Meclisiiçtüzüğünün yürürlüğe girdiği 1/9/1973 gününe dek ve bu arada 1773 sayılıKanıma ilişkin tasarı ile ilgili toplantı ve çalışmalar sırasında da uygulanmaalanında kalan Türkiye Büyük Millet Meclisinin 27 Ekim 1957 tarihinden önceyürürlükteki içtüzüğünün (l Kasım 1956 günlü Dahilî Nizamname) 99., 78.maddelerinde kanun tasarı ve tekliflerinin iki kez görüşülmesi kural olarakkabul edilmiş; gündemlerin düzenlenmesinde izlenecek sıra saptanmış; hangitasarıların tek görüşmeye bağlı tutulacağı, iki görüşmeye bağlı tasarı vetekliflerin bir kez görüşülmesi ile nasıl yetinilebileceği ve gündemdekisıraların bozulması yöntemi istisna hükümleri halinde ayrıca gösterilmiştir.
Birkanun tasarı veya teklifinin bir kez görüşülmesiyle yetinilmesi için o tasarıveya teklif Yasama Meclisine sunulurken veya birinci görüşmesinden önceHükümetin, teklif sahibinin yahut ilgili komisyonun ivedilik kararı verilmesiniistemesi, ortada Yasama Meclisinin kabul edeceği esaslı bir nedenin bulunması,istemin yazılı ve gerekçeli olması gereklidir (Dahilî Nizamname : madde 70, 71,72).
Gündemsırasının bozulabilmesi, başka deyimle bir kanun tasarı veya teklifinin gündemdekiöteki işlerden önce görüşülebilmesi için de Hükümetin veya komisyonununöncelikle görüşme kararı istemesi, istemin yazılı ve gerekçeli olması, Meclisinde o yolda karar vermesi koşulları vardır. (Dahilî Nizamname: madde 74).
Öncelikve ivedilik istemi ve kararlan için İçtüzüklerce öngörülen gerekçe koşulu birkanunun geçerliği üzerinde etkili olabilecek nitelikte önemli ve esaslı biçimkurallarındandır. Kurala aykırı tutum o kanunun biçim yönünden iptali nedeninioluşturur. Anayasa Mahkemesi'nin bu karşıoy yazısının ilişkin bulunduğu21/5/1974 günlü, 1974/8-19 sayılı kararında da söz konusu koşulun önemibenimsenmekte olduğu; ancak Anayasa'ya uygunluk denetiminin esas yönünden deyapılabilmesi yetkisi veya olanağının bulunduğu işlerde ölçünün katı değil genişve esnek olarak ele alınması görüşü savunulduğu için burada öncelik ve ivedilikistem ve kararları bakımından İçtüzüklerde öngörülen gerekçe koşulunun nedenbir kanunun geçerliliğini etkileyecek nitelikte önemli ve esaslı biçimkurallarından sayılması gerektiği üzerinde ayrıntılara girilip tartışma veçözümlemelere gidilmesine yer ve gerek yoktur.
Sırasıgelmişken, tıpkı 1773 sayılı Yasada olduğu gibi öncelik ve ivedilik konularındaİçtüzük kurallarına aykırı davranıldığı için 17/3/1972 günlü, 1576 sayılıKanunun biçim yönünden Anayasa'ya aykırı görülerek iptaline gidilmiş olduğunadeğinilmesinde yarar vardır. (6/4/1972 günlü, 1972/13-18 sayılı AnayasaMahkemesi kararı 7/4/1972 günlü, 14152 mükerrer sayılı ve 24/7/1972 günlü,14255 sayılı Resmî Gazeteler) Bir tüzük kuralının Yasama Meclislerince verilenkararın geçerliği üzerinde etkili olabilecek nitelik taşıdığı ve kurala aykırıdüşen işlemin biçim yönünden iptal nedeni sayılacağı Anayasa Mahkemesincesaptanmışsa bu ölçünün bütün benzerî durumlarda geçerli olması gerekir.
Kanunlarınkümelendirilip bir bölümü için biçim yönünden iptal nedeni sayılan durumlarınöteki bölüm kanunlar için iptali gerektirmez nitelikte görülmesi hukukça itibaredilebilir ve savunulur bir tutum olamaz.
1773sayılı Kanuna ilişkin tasarı için Millet Meclisi 114 sayılı Geçici Komisyonunun29/5/1973 günlü, 1/831-2 sayılı raporunda "öncelik ve ivedilik vegündemdeki tüm işlere takdimen görüşülme" kararı istendiğianlaşılmaktadır. Burada gerekçe "Devlet Güvenlik Mahkemelerininkuruluşundaki maksat ve Anayasa'da öngörülen mucip sebepler muvacehesindetasarının bir an önce kanunlaşmasını teminen" sözleriyle açıklamıştır.(Millet Meclisi Tutanak Dergisi: Dönem: 3, Cilt 38, toplantı 4,897 S. sayılıbasmayazı: sayfa 10, 11)
MilletMeclisinde 13/6/1973 günlü 126. Birleşimin başında tasarının tümü üzerindegörüşmelere geçilmeden önce de Adalet Bakanı ve 114 sayılı Geçici KomisyonBaşkanı ayrı ayrı önergelerle "öncelik ve ivedilikle ve gündemdeki ötekiişlere takdimen görüşülme" kararı istemişlerdir. Gerekçeler; AdaletBakanının önergesinde "kanunlaşmanın bir Anayasa gereği bulunması veözellikle bu mahkemelerin kuruluşuna ilişkin Anayasa değişikliğiningerekçesinde öngörülen mucip sebepler muvacehesinde", Komisyon Başkanınınönergesinde ise "raporda belirtilen gerekçelerle ve önemine binaen"diye belirlenmektedir. (aynı dergi, sayfa 701-702).
Görülüyorki 114 sayılı Geçici Komisyon raporunda Devlet Güvenlik Mahkemelerininkurulması ile güdülen ereğe ve Anayasa değişikliğinin gerekçesinedayanılmıştır. Adalet Bakanının önergesinde yine Anayasa değişikliğigerekçesine gönderme yapılmakla birlikte kanunun çıkmasının Anayasa gereğiolduğuna değinilmektedir. Komisyon Başkanının önergesinde ise rapordakigerekçelere gönderme yapılması ile yetinilmekte ve "önemine binaen"gibi yuvarlak bir deyim kullanılmaktadır.
Düzenlenmenedeni ne olursa olsun her kanun tasan veya teklifinin kendine göre bir önemivardır ve bu önemin gerek gerekçede gerekse Komisyon raporlarında belirtilmesiolağan ve zorunlu olduğu gibi tasarı veya teklifin getirdiği düzenlemeninbelirli süreler içinde kanunlaşması için Türkiye Büyük Millet Meclisinesunulmuş bulunduğu da ortadadır, içtüzüklerin aradığı ve üstünde titizlikledurduğu ise, ivedilik ve öncelik kararı verilebilmesi için esaslı bir nedeninve gerekçenin varlığı, bunların da önerilerde açıklanmış olmasıdır. Kaldı kibir kanun tasan veya teklifinin konusunun önemli oluşu onun olağan yöntemlerleve konunun öneminin gereklerine uygun olarak ağır ağır, dikkat ve teenni ileincelenip görüşülmesini zorunlu kılar.
Özetlenecekolursa durum şudur: 1773 sayılı Kanuna ilişkin tasarı Millet Meclisindegörüşülürken gerekçesiz istemler üzerine öncelik ve ivedilik kararlan verilerekDahilî Nizamnamenin 70., 71., 74. maddelerine aykırı davranılmıştır. Budavranış kararlan değersiz ve hükümsün bıraktığı için ana kurallardan ayrılmave tasarının gündemdeki sırası gelmeden ve bir kez görüşülmesi işlemi deböylece hukukî dayanaktan yoksun kalmış ve Dahilî Nizamnamenin 99. maddesindeyer alan kurala da ayrıca aykırı düşülmüştür. Anayasa'nın 85. maddesininbirinci fıkrası ile çelişen bu durum 1773 sayılı Kanunu biçim yönündenAnayasa'ya aykırı kılar ve dolayısıyle bu kanunun itiraz konusu 9. maddesinin(A) işaretli bendi ile 10. maddesinin ikinci fıkrasının (B) işaretli bendininbiçim yönünden iptalini gerektirir. Ancak Millet Meclîsinin 1/9/1973 günüyürürlüğe giren içtüzüğünde kanun tasarı ve tekliflerinin iki kez görüşülmesiilkesinin bırakılmış ve tek görüşme yolunun tutulmuş, bunun sonucu olarak da"ivedilik kararı verme" konusunun artık kalmamış bulunmasıdolayısiyle ve daha aşağıda görüleceği üzere Cumhuriyet Senatosundaki öncelikve ivedilik işlemlerindeki aksaklık ayrıca itiraz konusu kuralı biçim yönündenAnayasa'ya aykırı düşürür ve iptalini gerektirir nitelikte bulunduğu içinyukarıda açıklanan nedenlerle iptale gidilmesinde hukukî bir yararbulunmadığından biçim yönünden iptal gerekmediği sonucunda çoğunluklabirleşilmiştir.
2.Cumhuriyet Senatosundaki öncelik ve ivedilik işlemleri:
a)Öncelik ve ivedilik önergesinin yeniden okutulmaksızın oylanması:
Bukarşıoy yazısının ilişkin bulunduğu 21/5/1974 günlü, 1974/8-19 sayılı AnayasaMahkemesi kararında belirtildiği gibi Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisinegöre (Toplantı 12. Cilt 12. sayfa 630-632) 25/6/1973 günlü 77. Birleşiminüçüncü oturumu saat 20.30 da açılmış: önce başka bir kanun tasarısı oylanarakkabul edilmiş; daha sonra 1773 sayılı Kanuna ilişkin tasarı için AdaletBakanının verdiği öncelik ve ivedilik önergesi okunmuştur. Bunun üzerine kimiüyelere ayağa kalkarak çoğunluğun bulunmadığını ileri sürmüş ve yoklamayapılmasını istemişlerdir. Yoklama sonunda Başkan çoğunluğun bulunmadığınıbildirerek 2130 da toplanılmak üzere oturumu saat 20.55 de kapatmıştır.
Dördüncüoturum açılınca yoklama yapılmış; Başkan çoğunluğun bulunduğunu açıklamış;öncelik ve ivedilik önergesinin daha önceki oturumda okunduğundan söz ederek,yeniden okutmaksızın öncelik ve ivedilik önerilerini ayrı ayrı oya koymuş vekabul edildiklerini belirlemiştir. Bundan sonra tasarının tümü üzerinde görüşmeaçılmıştır.
Anayasa'nın86. maddesinin birinci fıkrasına göre her meclis üye tamsayısının saltçoğunluğu ile toplanır ve Anayasa'da başkaca hüküm yoksa, toplantıyakatılanların salt çoğunluğu ile karar verilir. Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün52. maddesinde de üye tamsayısının salt çoğunluğu hazır bulunmadıkça görüşmeyebaşlanılamıyacağı yazılıdır. Söz konusu öncelik ve ivedilik önergesi toplantıyetersayısının bulunmadığı bir oturumda okunmuşsa bu okumanın geçerli sayılmasıdüşünülemez ve daha sonraki oturumda oylamaya konulmadan önce okutulmasıgerekir.
CumhuriyetSenatosu Genel Kurulunun 25/6/1973 günlü 77. Birleşiminin üçüncü oturumununbaşında yoklama yapılmadığı gibi Başkan çoğunluğun bulunduğunu da sözleaçıklamış değildir. Bu durum, Anayasa Mahkemesi kararında belirtildiği gibi,Başkanlık Divanının yetersayı olup olmadığında kuşkuya düşmediğini ve saat20.30 da Genel Kurulda çoğunluk bulunduğunu değil ancak o sıralarda her nedenseyetersayı üzerinde durulmamış olduğunu gösterir. Bu oturumda Adalet Bakanınınöncelik ve ivedilik önergesinin okutulmasından önce bir kanun tasarısınınoylanıp kabul edilmiş olması da, oylama işarı oy biçiminde olduğu içinyetersayı bulunduğuna kanıtlık edemez. Öte yandan Adalet Bakanının önergesiokunur okunmaz derhal çoğunluk bulunmadığı ileri sürülüp yoklama istendiği veyine hemen yoklamaya geçildiği için yoklama sonucunun önergenin okunmasısırasındaki durumu yansıttığında kuşku yoktur. Böylece önergenin toplantıyetersayısının bulunmadığı bir oturumda okunduğu ortaya çıkmaktadır. Bu durumdaönergenin usullünce okunmuş sayılması düşünülemez. Demek ki dördüncü oturumdaiçeriği ve bu arada ne gibi nedenlere ve gerekçelere dayandığı bilinmeyenöncelik ve ivedilik önerileri oylanıp kabul edilmiş; bu yüzden de anakurallardan ayrılma tutumu ve kanun tasarısının gündemdeki sırası gelmeden vebir kez görüşülmesi işlemi hukukî dayanaktan yoksun kalmıştır.
Yukarıdanberi açıklananlar öncelik ve ivedilik kararlarının alınmasında CumhuriyetSenatosu içtüzüğünün 52., 44., 69. ve Anayasa'nın 85. ve 86. maddeleri ile açıkbir çelişkinin ve 1773 sayılı Kanunun ve dolayısiyle bu Kanunun 9. maddesinin(A) işaretli bendi ile 10. maddesinin ikinci fıkrasının (B) işaretli bendinin geçerliğinietkileyerek itiraz konusu kuralların biçim yönünden iptalini gerektirir önem veağırlıkta bir aykırılığın oluştuğunu kesinlikle ortaya koymaktadır.
b)Öncelik ve ivedilik önergesinin kapsam ve içeriğinden doğan durum:
CumhuriyetSenatosu içtüzüğünde de (Madde 69, 44) kanun tasarı ve tekliflerinin iki kezgörüşülmesi kural olarak kabul edilmiş; hangi tasarıların tek görüşmeye bağlıtutulacağı, iki görüşmeye bağlı tasarı ve tekliflerin bir kez görüşülmesi ilenasıl yetinilebileceği ve gündemdeki sıraları bozma yöntemi istisna hükümlerihalinde ayrıca gösterilmiştir. (Madde 46, 47, 48, 45) Bir Kanun tasarı veyateklifinin bir kez görüşülmesi ile yetinilmesi için Hükümetin, teklif sahibininveya ilgili komisyonun ivedilik kararı verilmesini istemesi, ortada YasamaMeclisinin kabul edeceği esaslı bir nedenin bulunması istemin yazılı vegerekçeli olması; gündem sırasının bozulabilmesi için de Hükümetin veyakomisyonun yazılı ve gerekçeli bir öneri ile öncelikle görüşme kararı istemesiCumhuriyet Senatosu içtüzüğünün yukarıda değinilen maddelerinde kurala bağlamışbulunmaktadır.
1773sayılı Kanuna ilişkin tasarı için Cumhuriyet Senatosunda öncelik ve ivediliklegörüşme isteyen Millî Savunma Komisyonunun 18/6/1973 günlü, 1/205-12 sayılıraporunda "Kanunun ehemmiyetine binaen", Anayasa ve AdaletKomisyonunun 19/6/1973 günlü, 1/205-51 sayılı raporunda "Tasarının birAnayasa gereği olması; Adalet Bakanının önergesinde ise "kanun tasarısınınkanunlaşmasının bir Anayasa gereği bulunması ve özellikle bu mahkemelerinkuruluşuna ilişkin Anayasa değişikliğinin gerekçesinde öngörülen mucip sebeplermuvacehesinde" sözleri gerekçe ve esaslı neden olarak yer almıştır (AynıTutanak Dergisi : Sayfa 631 ve 284 sayılı basmayazı).
Yukarıda(Karsıoy yazısının l sayılı bölümü) Millet Meclisi Genel Kurulunun verdiğiöncelik ve ivedilik kararları dolayısiyle söylenenlerin tümü burada da geçerlive sorunu aydınlatıp çözmeye yeterli olduğu için bunların tekrarlanmasınagidilmeyecektir. 1773 sayılı Kanuna ilişkin insan Cumhuriyet Senatosu GenelKurulunda görüşülürken gerekçesi istemler üzerine öncelik ve ivedilik kararlarıverilerek Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 45., 46. maddelerine aykırıdavranılmıştır. Bu davranış kararlan değersiz ve hükümsüz bıraktığı için anakurallardan ayrılma tutumu ve tasarının gündemdeki sırası gelmeden ve bir kezgörüşülmesi işlemi de böylece hukukî dayanaktan yoksun kalmış ve içtüzüğün 69.maddesinde yer alan kurala da ayrıca aykırı düşülmüştür. Anayasa'nın 85.maddesinin birinci fıkrası ile çelişen şu durum 1773 sayılı Kanunu biçimyönünden Anayasa'ya aykırı kılar ve dolayısiyle bu kanunun itiraz konusu 9.maddesinin (A) işaretli bendi ile 10. maddesinin ikinci fıkrasının (B) işaretlibendinin biçim yönünden iptalini gerektirir.
SONUÇ:
AnayasaMahkemesi'nin 15/7/1974 günlü, 1974/12-32 sayılı kararına yukarıda açıklananyönlerden ve yine yukarıda belirlenen nedenlerle karşıyım.
Üye
Ahmet Akar
KARŞIOY YAZISI
4Ağustos 1974 günlü, 14966 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1974/8-1974/19sayılı, Mahkememiz kararına ilişkin Sayın Muhittin Gürün'ün karşıoy yazısının :
MilletMeclisindeki görüşmelerle ilgili birinci kısmı ile, Cumhuriyet Senatosundakigörüşmelere deyinen ikinci kısmının (b) bendinde yer alan düşüncelerine aynenkatılmak suretiyle, çoğunluğun bu kararma da karşıyım.
Üye
Ahmet Koçak
KARŞIOY YAZISI
Budosya ile (1974/12-1974/32) 9. maddesinin birinci fıkrasının (A) işaretli ve10. maddesinin ikinci fıkrasının (B) işaretli bendlerinin Anayasa'ya aykırılığıöne sürülmüş bulunan 1773 sayılı Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş veYargılama Usulleri hakkındaki Kanunun Millet Meclisindeki ve CumhuriyetSenatosundaki görüşülmesinde başvurulmuş bulunan (öncelik) ve (ivedilik)usulleri, her iki meclisin İçtüzüklerindeki hükümlere aykırı biçimdeuygulanmışlardır.
AncakMillet Meclisindeki uygulama yönünden iptal kararı verilmesine bugün için mahalkalmamış olduğundan, çoğunluk görüşünün bu bölümünün sonucuna, yani bu noktayayöneltilen itirazın reddi gerektiğine katılıyorum.
Bunakarşılık, (İvedilik) usulünün C. Senatosundaki uygulanmasında yapılan içtüzüğeaykırı işlemler, sözügeçen kanunun şekil yönünden iptalini gerektirecek önemdeolduğundan itiraz konusu hükümlerin iptal edilmelerine karar verilmelidir.
Özetlenenbu düşünceleri açıklayan ayrıntılı gerekçeler, daha önce aynı konuya ilişkinbulunan bir başka itiraz üzerine Anayasa Mahkemesince verilen 21/5/1974 günlüve (1974/8-1974/19) sayılı karara ilişkin karşıoy yazımın 1. fıkrasıyla 2.fıkrasının (a) ve (b) bendlerinde belirtilmiş olduğundan burada tekrarı gereksizbulunmuştur. (Bak : Resmi Gazete : 4 Ağustos 1974, Sayı: 14966, Sh. 7, 8)
Yukarıkinedenlerle kararın (Sonuç) bölümünün 1. fıkrasının gerekçesine ve 2. fıkrasının(a) ve (c) bendlerindeki görüşlere katılmıyorum.
Üye
Muhittin Gürün
GEREKÇEDEAYRILIK VE KARŞI OY YAZISI
Sonuçlaraher yönden salim surette ulaşmalarını sağlamak amaciyle ve en başta kendiçalışmalarından edinilmiş deney ve görüşlere dayanarak saptadıklarında kuşkuyayer olmayan toplantı ve müzakere usulü ile ilgili hükümlerin yasamaorganlarınca (Kabule değer nedeni belirtilmeden) savsanması haline bir dayanak,Mahkememizce araştırılamaz.
İncelemekonusu kanun bakımından geçen öncelik ve ivedilik işlemlerinde İçtüzükhükümlerinin Millet Meclisinde tam olarak uygulanmayışının Mahkememizçoğunluğunca etkisiz sayılması görüşüne, açıklanan nedenle katılınmamıştır.Ancak, aksayan durumu Millet Meclisi, İçtüzük değişiklikleriyle geçerli durumagetirip olağan saydığı için, kanunun biçim yönünden iptaline bir sebep ve yararkalmadığı sonucuna varan çoğunluk görüşüyle birleşilmiştir. Fakat,
Metinleriyasalaştırma usulünde bir değişiklik yapılmadığına göre, görüşmelerisırasındaki aksaklığı yasama çalışmalarında etkili saymaya kendi devamettiğinden, kanunun, yalnızca C. Senatosundaki İçtüzük hükümlerine aykırıdavranış nedeniyle biçim yönünden iptali gerekirdi. Mahkememiz kararından bunedenle ayrılmaktayım.
Üye
Nihat O. Akcakayalıoğlu