ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1974/26
Karar Sayısı:1974/48
Karar Günü:21/11/1974
Resmi Gazete tarih/sayı:29.1.1975/15133
İptaldavasını açan : Adalet Partisi Millet Meclisi Grubu.
İptaldavasının konusu : 1/6/1974 günlü, 14902 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan30/5/1974 günlü, 1823 sayılı (1974 Yılı Bütçe Kanunu) nun 5. maddesinin (b)bendinin ikinci fıkrasının, 22. maddesinin (a) bendinin, 50., 51., 61., 70.,71., 81., 84., 92. maddelerinin, aşağıda kendi bölümlerinde gösterilen Anayasamaddelerine aykırı oldukları öne sürülerek iptallerine karar verilmesiistenilmiştir.
II-Yasa metinleri:
l-Davaya konu olan kanun kuralları:
30/5/1974günlü, 1823 sayılı (1974 yılı Bütçe Kanunu) nün iptali dava edilen maddelerişöyledir: .
(Madde5- Maliye Bakanı,
a)Harcamalarda tasarrufu sağlamak,
b)Tutarlı, dengeli ve etkili bir bütçe politikası yürütmek amacı ile giderlereilişkin kanun, tüzük, yönetmelik ve kararnamelerin uygulamalarını düzenlemeküzere gerekli tedbirleri almak ve standartları tesbit etmekle görevli veyetkilidir.
Ayrıcaprogramlarda yer alan hizmetlerin verimli ve etken bir biçimde gerçekleşmesinisağlamak için; 1050, 2490 ve 4876 sayılı kanunlarla tesbit edilmiş miktarları,1974 malî yılında geçerli olmak kaydiyle, hizmetin gereğine ve ekonomikkonjonktüre uygun olarak 10 katına kadar yükseltmeye yetkilidir.
Bumadde hükümleri katma bütçeler hakkında da uygulanır.)
Bumaddenin "ayrıca programlarda yer alan..." diye başlayan ikincifıkrası hükmünün iptali istenilmektedir.
(Madde22/a- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 33 üncü maddesinin kadrocetvellerinin bütçe kanunlarına eklenmesine ilişkin hükmü, Maliye Bakanlığı veDevlet Personel Dairesince müştereken tesbit edilecek esaslara göre unvanstandardizasyonunu sağlayacak şekilde düzenlenecek kadro cetvellerinin BakanlarKurulunca onaylanarak yürürlüğe konulmasına kadar ertelenmiştir. Onaylanankadro cetvelleri bu kanuna eklenmiş sayılır. Bu suretle eklenmiş bulunan kadrocetvellerinde personelin durumuna uygun kadro tahsis edilememesi halinde, kanunhükmünde kararnamelere göre intibakı yapılan personelin aylıkları, kadrocetvellerinde kendileri için gösterilen standart kadrolara müsteniden 5 sayılıKanun Hükmünde Kararnamenin geçici 4 üncü maddesine göre ödenir.)
(Madde50- Maliye Bakanlığı bütçesinin "1930-mali transferler" programının"09-Diğer malî transferler" alt programının "003 Yatırımlarıhızlandırma fonu" faaliyetindeki ödenekten, 1974 programının uygulanması,izlenmesi ve koordinasyonuna ilişkin kararname hükümlerine göre, 1974programına ek olarak kabul olunacak projelerle REMO programlarına harcanmaküzere genel bütçeli dairelerle katma bütçeli idarelerin hizmet programlarındamevcut veya yeniden açılacak projelerin ilgili harcama kalemlerine aktarmayapmaya Maliye Bakanı yetkilidir. Gerektiğinde, bu ödenek Maliye Bakanınca ikikatına kadar artırılabilir.
Bumadde hükmü, esas itibariyle giderlerini kendi giderleriyle karşılayan vesadece belli amaçlarla genel bütçeden Hazine yardımı alan katma bütçeler için uygulanmaz).
(Madde5ı- Maliye Bakanlığı bütçesinin (930) uncu programının (05) inci altprogramının (005) "Küçük tasarrufları yatırma, yöneltme ve halkı yatırımateşvik fonuna yardım" ödeneğinden, Devlet Planlama Teşkilâtının görüşüalınmak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından tesbit edilecek projelerigerçekleştirmek amâciyle kurulmuş olan en az 1000 ortaklık kooperatifler ileanonim şirketlere verilecek orta vadeli yatırıra kredilerinde kullanılmak üzerebir veya bir kaç kamu bankası nezdinde teşkil edilecek "Küçük tasarruflarıyatırımlara yöneltme ve halkı yatırıma teşvik fonu" na ödemede bulunmayaMaliye Bakanı yetkilidir.
Bumaddeye göre verilecek kredilerden faydalanacak anonim şirketlerin her birortağının hissenin ortaklık sermayesinin % 10 u aşmaması ye hisse senetlerinintamamının nama yazılı olması ve kooperatiflerin de yukarda belirtilennitelikleri taşıması gereklidir.
Buşekilde kurulmuş olan anonim şirketlerin ve kooperatiflerin birbirineiştirakinde her bir ortak hissesinin sermayenin % 10 unu aşmaması şartıaranmaz.
Bufondan verilecek kredilerle ilgili işlemler ve şartları Maliye Bakanlığı ilebankalar arasında yapılacak anlaşmalarla tesbit olunur.)
(Madde61- 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanununun 80 inci maddesinde yazılı ödemelerizamanında yapabilmek ve tahsilatın göstereceği mevsimlik dalgalanmaların buödemelerin olumsuz yönde etkilenmesini önlemek amaçları ile 1974 malî yılındaT.C. Merkez Bankasından yeteri kadar kısa vadeli avans almaya, gerçek ve tüzelkişilerin Hazineye yatırmak isteyecekleri paralar karşılığında en çok bir yılvadeli Hazine bonoları çıkarmaya ve ayrıca, çıkarılacak Hazine bonolarını T.C.Merkez Bankası vasıtasiyle de gerçek ve tüzel kişilere sattırmaya vegerektiğinde satın aldırmaya ve satış koşullarını saptamaya Maliye Bakanıyetkilidir.
Kullanılacakavansın ve çıkarılacak Hazine bonolarının miktarları Maliye Bakanlığı ile T. C.Merkez Bankasınca müştereken tesbit olunur).
(Madde70- Maliye Bakanı, 14/1/1970 tarih ve 1211 sayılı Kanunun 40 inci maddesigereğince birikmiş bulunan meblağın % 50 sine kadar olan miktarını, kamuiktisadî teşebbüslerinin yatırım ve finansman programına göre yapacaklarıyatırımlarının finansmanı ile işletme kredisi ihtiyaçlarını sağlamak amacı ilekurulacak özel fona aktarmaya yetkilidir. Devlet Yatırım Bankası nezdindekurulacak bu fonun ikraz ve istikraz şartları Maliye Bakanı tarafındansaptanır.
Özelfon Maliye Bakanlığı tarafından idare olunur.
(Madde71- 1974 malî yılında daha etkin para kullanılmasını sağlamak amaciyle, genelve katma bütçelere ait personel aylıkları bölümünde yer alan ödeneklerin % 27si nisbetini geçmemek üzere ve 3 aylık devreler sonu itibariyle EmekliSandığına avans ödemeler yapmaya, açılan avansları devreler itibariyle tahakkukedecek sandık gelirleriyle mahsup ettirmeye, bu amaçla Emekli Sandığı, kurumlarve saymanlıklar nezdinde yapılacak işlemleri saptama ve uygulamaya MaliyeBakanlığı yetkilidir).
(Madde81- Kamu iktisadî teşebbüslerinin kuruluş konularında değişiklik yapılıncayakadar, gerektiğinde sermayelerini yeteri kadar artırmaya Maliye Bakanlığınınteklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkilidir.
Bumadde hükmü döner sermayeli kuruluşlar hakkında da uygulanır).
(Madde84- Ortaklık şeklindeki Kamu İktisadî Teşebbüslerinin sermaye artırımında,Hazine ve Kamu İktisadî Teşebbüslerine ait paylar için Türk Ticaret Kanununun288 inci maddesi uygulanmaz).
(Madde92- 7/2/1967 gün ve 828 sayılı İthalde Alınacak Damga Resmi Kanununun26/12/1972 gün ve 1648 sayılı Kanun ile değişik 2 nci maddesinin 4 üncüfıkrasında söz konusu ithalâttan alınacak damga resmi nisbeti. Bakanlar KuruluKarariyle % 25 e kadar indirilebilir).
2-Davacının dayandığı Anayasa kuralları:
DavacınınAnayasa'ya aykırılık iddiasını dayandırdığı Anayasa maddelerinin konu ileilgili olan kuralları şöyledir;
(Madde5- Yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez.)
(Değişikmadde 64/1- Kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak, Devletin bütçe ve kesinhesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek, para basılmasına, genel veözel af ilânına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerinegetirilmesine karar vermek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkilerindendir.)
(Madde92- Kanun tasarı ve teklifleri önce Millet Meclisinde görüşülür.
MilletMeclisinde kabul, değiştirilerek kabul veya reddedilen tasarı ve tekliflerCumhuriyet Senatosuna gönderilir.
MilletMeclisinde kabul edilen metin, Cumhuriyet Senatosunca değişiklik yapılmadankabul edilirse, bu metin kanunlaşır.
CumhuriyetSenatosu, kendisine gelen metni değiştirerek kabul ederse, Millet Meclisinin budeğişikliği benimsemesi halinde metin kanunlaşır.
MilletMeclisi, Cumhuriyet Senatosundan gelen metni benimsemezse, her iki Meclisinilgili komisyonlarından seçilecek eşit sayıdaki üyelerden bir karma komisyonkurulur. Bu komisyonun hazırladığı metin Millet Meclisine sunulur. MilletMeclisi, karma komisyonca veya Cumhuriyet Senatosunca veya daha önce kendisincehazırlanmış olan metinlerden birini olduğu gibi kabul etmek zorundadır.Cumhuriyet Senatosunda üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kabul edilmiş olanmadde değişikliklerinde. Millet Meclisinin kendi ilk metnini benimsemesi için,üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyu gereklidir. Bu halde açık oyabaşvurulur.
MilletMeclisinin reddettiği bir tasan veya teklif, Cumhuriyet Senatosunca dareddedilirse düşer.
MilletMeclisinin reddettiği bir tasarı veya teklif, Cumhuriyet Senatosunca olduğugibi veya değiştirilerek kabul edilirse, Millet Meclisi, Cumhuriyet Senatosununkabul ettiği metni yeniden görüşür. Cumhuriyet Senatosunun metni MilletMeclisince benimsenirse, kanunlaşır; reddedilirse, tasarı veya teklif düşer;Cumhuriyet Senatosundan gelen metin Millet Meclisince değiştirilerek kabuledilirse, 5 inci fıkra hükümleri uygulanır.
CumhuriyetSenatosunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ile tümü reddedilen bir metninMillet Meclisi tarafından kabulü için, üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyulâzımdır. Bu halde açık oya başvurulur.
CumhuriyetSenatosunca üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile tümü reddedilen bir metninkanunlaşabilmesi, Millet Meclisi tarafından üye tamsayısının üçte iki çoğunluğuile kabul edilmesine bağlıdır. Bu halde açık oya başvurulur.
CumhuriyetSenatosu, kendisine gönderilen bir metni, Millet Meclisi komisyonlarında veGenel Kurulundaki görüşme süresini aşmıyan bir süre içinde karara bağlar; busüre üç ayı geçemez ve ivedilik hallerinde onbeş günden, ivedi olmayan hallerdebir aydan kısa olamaz. Bu süreler içinde karara bağlanmıyan metinler,Cumhuriyet Senatosunca Millet Meclisinden gelen şekliyle kabul edilmiş sayılır.Bu fıkrada belirtilen süreler Meclislerin tatili devamınca işlemez.
YasamaMeclislerinin ve mahallî idarelerin seçimleri ve siyasî partilerle ilgilitasarı ve tekliflerin kabul veya reddinde yukardaki fıkralar hükümleriuygulanır. Ancak, karma komisyon kurulmasını gerektiren hallerde, karmakomisyonun raporu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin birleşik toplantısındagörüşülür ve karara bağlanır; Türkiye Büyük Millet Meclisinin birleşiktoplantısında Millet Meclisinin ilk metninin kabulü için üye tamsayısının saltçoğunluğunun oyu lâzımdır. 8 inci ve 9 uncu fıkralar hükümleri saklıdır.)
(Madde93- Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilen kanunları ongün içinde yayınlar; uygun bulmadığı kanunu, bir daha görüşülmek üzere, buhususta gösterdiği gerekçe ile birlikte, aynı süre içinde Türkiye Büyük MilletMeclisine geri gönderir. Bütçe kanunları ve Anayasa bu hükmün dışındadır.Türkiye Büyük Millet Meclisi, geri gönderilen kanunu yine kabul ederse, kanunCumhurbaşkanınca yayınlanır.)
(Madde94- Genel ve katma bütçe tasarıları ile millî bütçe tahminlerini gösterenrapor, malî yılbaşından en az üç ay önce, Bakanlar Kurulu tarafından, TürkiyeBüyük Millet Meclisine sunulur.
Butasarılar ve rapor, otuzbeş milletvekiliyle onbeş Cumhuriyet Senatosu üyesindenkurulu bir karma komisyona verilir. Bu komisyonun kuruluşunda, iktidar grubunave gruplarına en az otuz üye verilmek şartıyla, siyasî parti gruplarının vebağımsızların oranlarına göre temsili gözönünde tutulur.
Karmakomisyonun en çok sekiz hafta içinde kabul edeceği metin, önce CumhuriyetSenatosunda görüşülür ve en geç on gün içinde karara bağlanır.
CumhuriyetSenatosunca kabul edilen metin, en geç bir hafta içinde yeniden görüşülmeküzere, karma komisyona verilir. Karma komisyonun kabul ettiği son metin MilletMeclisinde görüşülür ve malî yılbaşına kadar karara bağlanır.
TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyeleri, Meclislerinin genel kurullarında, Bakanlık vedaire bütçeleriyle katma bütçeler hakkındaki düşünce terini, her bütçenin tümüüzerindeki görüşmeler sırasında açıklarlar; bölümler ve değişiklik önergeleriüzerlerinde ayrıca görüşme yapılmaksızın okunur ve oya konur.
TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyeleri, bütçe kanunu tasarılarının genel kurullardagörüşülmesi sırasında gider artırıcı veya belli gelirleri azaltıcı teklifleryapamazlar.)
(Madde126- Devletin ve kamu iktisadî teşebbüsleri dışındaki kamu tüzel kişilerininharcamaları yıllık bütçelerle yapılır.
Kanun,kalkınma planlan ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iş vehizmetler için özel süre ve usuller koyabilir.
Genelve katma bütçelerin nasıl yapılacağı ve uygulanacağı kanunla gösterilir. Bütçekanununa bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hüküm konulamaz.)
(Değişikmadde 127/1- Sayıştay, genel ve katma bütçeli dairelerin bütün gelir vegiderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek vesorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verileninceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmakla görevlidir.)
III- İlk inceleme :
AnayasaMahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 15/7/1974 gününde, Muhittin Taylan,Kani Vrana, Kemal Berkem, Şahap Arıç, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Ziya Önel,Abdullah Uner, Ahmet Koçak, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Ahmet Salih Çebi,Şevket Müftügil, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nunkatılmalariyle yapılan ilk inceleme toplantısında aşağıdaki konular üzerindedurularak şu sonuçlara varılmıştır :
1-Bu dava ile, kimi hükümlerinin Anayasa'ya aykırılığı öne sürülmüş bulunan30/5/1974 günlü, 1823 sayılı (1974 Yılı Bütçe Kanunu), 1/6/1974 gününde 14902sayılı Resmî Gazete'de yayınlanmıştır. Dava dilekçesi, Anayasa Mahkemesi GenelSekreterliğince 11/7/1974 gününde kaleme havale edilerek 748 sıra ve 1974/26esas sayısını almıştır. Bu duruma ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 26.maddesi hükmüne göre dava süresinde açılmıştır.
2-Dava dilekçesine bağlı olarak, aslı gönderilmiş bulunan, Adalet Partisi MilletMeclisi Grubunun 25/6/1974 günlü, 8 sayılı karariyle; 1974 Yılı Bütçe Kanunununyukarıda, davanın konusu bölümünde gösterilen hükümlerinin Anayasa'ya aykırıolduğu kanaatına varıldığından Anayasa Mahkemesi nezdinde iptal davasıaçılmasına ve Grub Baskanvekilleri Nahit Menteşe ile Cihat Bilgehanın grubutemsilen dava açmaya yetkili kılınmalarına karar verilmiş, karar 105milletvekilince, Dava dilekçesi de adı geçen Grup Başkanvekillerince imzaedilmiştir. Dosyada bulunan Millet Meclisi Başkanlığının 8/7/1974 günlü, 1219sayılı yazısında da Aydın Milletvekili Nahit Menteşe ile Balıkesir MilletvekiliCihat Bilgehan'ın Adalet Partisi Millet Meclisi Grubu Başkanvekilleri olduklarıonanmıştır.
44sayılı Kanunun 25. maddesinin 2 sayılı bendinde, iptal davasının, (siyasî partigruplarının genel kurullarının en az üye tamsayısının salt çoğunluğuylaalacakları karar üzerine grup başkanları veya vekilleri) tarafından açılacağıgösterilmiş olup, yukarıda açıklanan durum karşısında hu dosyaya konu olaniptal davasının kanuna uygun biçimde açıldığı anlaşılmıştır.
3-a) Dava dilekçesinde, Anayasaya aykırılığı öne sürülerek iptallerine kararverilmesi istenilen maddeler sayılırken (5. maddenin (b) bendinin ikinci(fıkrası) deyimi kullanılmış ise de, dilekçenin içinde yapılan açıklamadan,Anayasaya aykırılığı öne sürülen hükmün, (b) bendiyle ilişkisi olmayan ve(aynca programlarda yer alan...) diye başlayan, maddenin ikinci fıkrası olduğuanlaşıldığından kararda bu deyimin kullanılması gerekmiştir.
b)1974 Yılı Bütçe Kanununun, tam metni yukarıda II işaretli bölümün 1 sayılıbendinde yazılı bulunan 61. maddesinde birisi T. C. Merkez Bankasından alınacakkısa vadeli avanslarla, diğeri de çıkarılacak Hazine bonolariyle ilgili olmaküzere ayrı niteliklerde iki hüküm bulunmakta, dava dilekçesinin (davanınkonusu) ve (sonuç) bölümlerinde, bir ayırım yapılmaksızın 61. maddeniniptalinin istenildiği görülmekte ise de dilekçe içinde Anayasaya aykırılık savıaçıklanırken, maddenin yalnızca kısa vadeli avanslara ilişkin hükmününAnayasaya aykırı olduğu öne sürülmüş ve gerekçe olarak da, bu hükümle T.C.Merkez Bankası Kanununun 50. maddesinin değiştirilmiş olduğu gösterilmiştir.
Açıklananbu duruma göre 61. maddenin tümünün değil, sadece kısa vadeli avanslara ilişkinbölümünün dava edilmiş olduğu sonucuna varılmıştır.
4-Böylece dosyanın eksiği bulunmadığı anlaşıldığından işin esasının incelenmesinekarar verilmiştir.
IV -Esasın incelenmesi :
Davanınesasına ilişkin rapor, dava dilekçesi, 1823 sayılı Kanunun iptali istenenhükümleri, dayanılan Anayasa ilkeleri, bunlara ilişkin gerekçelerle görüşmetutanakları, dava ile ilişkisi bulunan öteki metinler okunduktan sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
A-Tasarının tümünün Cumhuriyet Senatosunda red edilmiş olması sorunu :
1974Yılı Bütçe Kanunu tasarısı, Türkiye Büyük Millet Meclisinde şu yollardangeçerek kanunlaşmıştır :
Tasarıönce, Anayasa'nın 94. maddesi gereğince kurulan Karma Komisyonca incelenmiş,hazırlanan metin Cumhuriyet Senatosuna gönderilmiştir.
CumhuriyetSenatosunda, tasarının tümü üzerinde yapılan görüşmeler sonunda oylanarakmaddelere geçilmesi kabul edilmiştir. Bakanlıklar bütçelerinin ve bütçekanununun maddelerinin görüşülmesi tamamlandıktan sonra, tümünün oylanmasısonucunda tasarı reddolunmuştur.
Buhalile tekrar Karma Komisyona gelerek yeniden incelendikten sonra Komisyoncakabul edilen metin Millet Meclisine gelmiş ve orada görüşülerek kabuledildikten sonra kesin şeklini almış ve kanunlaşmıştır.
TasarınınTürkiye Büyük Millet Meclisinde geçirdiği bu evrelerden, Cumhuriyet Senatosundatümünün reddinden sonra tekrar Karma Komisyona gelerek orada görüşülmüşolmasının Anayasa'nın 94. maddesinde yer alan kurallara uygun bulunupbulunmadığı tartışma konusu yapılmıştır.
Herne kadar, Anayasa'nın 94. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarında (KarmaKomisyonun en çok sekiz hafta içinde kabul edeceği metin; önce CumhuriyetSenatosunda görüşülür ve en geç on gün içinde karara bağlanır.
CumhuriyetSenatosunca kabul edilen metin, en geç bir hafta içinde yeniden görüşülmeküzere Karma Komisyona verilir.......) denilmekte olduğundan dördüncü fıkradageçen (kabul edilen metin) deyimine dayanılarak ortada Cumhuriyet Senatosuncakabul edilen bir metin olmayıp aksine reddolunan bir metin bulunmasına göreböyle bir metnin karma komisyona gönderilerek orada görüşülmesinin açıklananAnayasa kuralı karşısında mümkün olamayacağı düşünülebilirse de, aşağıdaaçıklanan nedenlerle böyle bir düşünceyi Anayasa kurallariyle bağdaştırmakolanağı yoktur.
l-Anayasa, Türkiye Büyük Millet Meclisini oluşturan Millet Meclisi ile CumhuriyetSenatosunu, yasama işlemlerinde belli ölçüler içinde ortaklaşagörevlendirmiştir. Bu ortaklıkta, Millet Meclisi yanının, sonuçta önemli birağırlığı bulunmakla birlikte, bir meclisin ötekine uğratmadan kanun tasarı veyateklifleri hakkında kendi basma son ve kesin tasarrufta bulunması mümkündeğildir. Anayasa'nın 92. maddesi meydandadır. 94. maddesinde de bu kuralıntersine bir hüküm de bulunmamaktadır.
2-Demokratik geleneklerde bütçesi red olunan hükümetler bunu güvensizlik veçekilme sebebi saymaktadırlar.
CumhuriyetSenatosunun, bütçe tasarılarını red kararına kesin bir nitelik tanıyaraktasarının karma komisyona ve dolayısiyle Millet Meclisine gitmesinin önlenmesivoliyle bütçenin reddi sonucunun doğacağı kabul edilirse, CumhuriyetSenatosunun yetkileri arasında bulunmayan ve "güvenoyu" sonucunudoğuran bir çeşit siyasî denetim yolu, dolaylı olarak Cumhuriyet Senatosunatanınmış olur. Böylece Anayasa'nın kurduğu yasama yürütme ilişkileri tümüyleAnayasa dışı bir yöne çevrilmiş bulunur.
3-Anayasa, öteki kanunların tersine, bütçe kanun tasarılarının önce CumhuriyetSenatosunda, sonra Millet Meclisinde görüşülüp kabul edilmesi esasınıkoymuştur.
Bununnedeni .bütçe kanunlarının özelliği nedeniyle çabuklaştırıcı bir yönteminuygulanması ve kesin kararın Millet Meclisine bırakılmış, olmasıdır.
CumhuriyetSenatosu karariyle bütçenin orada durdurulması, Anayasanın kurduğu bu sistemede aykırı düşer.
4-Yukarıdaki açıklamalar karşısında Anayasa Koyucunun, 94. maddenin dördüncüfıkrasında yer alan (Cumhuriyet Senatosunca kabul edilen metin) deyimini(Cumhuriyet Senatosunca verilen karara ilişkin metin) anlamında kullandığınıkabul etmek zorunludur. Çünkü Cumhuriyet Senatosu, bütçe tasarısını red de,etse, kabul da etse, her iki hali ifade etmek için bir karar vermedurumundadır. Anayasanın temel ilke ve sistemi ile bağdaşmadığından sorununbaşka türlü düşünülmesi mümkün değildir.
Bunedenle C. Senatosunca tümünün reddine karar verilen bütçe kanunu tasarısınınyeniden Karma Komisyonda ve sonra da Millet Meclisinde görüşülmesinde Anayasayaaykırı bir yön bulunmamaktadır.
B-Anayasaya aykırılık sorunu:
Sorununçözümü için önce iptali istenen hükümlerin niteliklerinin ortaya konulması ve busuretle beliren durumlarına göre Anayasaya aykırı olup olmadıklarınınaraştırılması gerekmektedir.
a)İptali istenen hükümlerin nitelikleri:
l-1974 yılı Bütçe Kanununun 5. maddesinin ikinci fıkrası, Maliye Bakanına,programlarda yer alan hizmetlerin verimli ve etken bir biçimde gerçekleşmesinisağlamak için ve 1974 yılında geçerli olmak kaydıyla 1050, 2490 ve 4876 sayılıKanunlarla saptanmış miktarları, hizmetin gereğine ve ekonomik konjonktüreuygun olarak on katma kadar yükselme yetkisi vermektedir.
Sözügeçen kanunlardan 1050 sayılı olanı, Muhasebei Umumiye Kanunudur. Birçokmaddelerinde satmaya, taahhüde girmeye, avans vermeye, bağıtların MaliyeBakanlığınca tetkikine ilişkin olmak üzere verilen yetkilerin belli miktarlarlasınırlandırılmış olduğu görülmektedir. Örneğin, kanunun 62. maddesinde birinciderece ita amirlerinin merkezden sormadan mukavele yapabilmeleri onbin lira ilesınırlandırılmış, 64. maddesinde 50.000 lirayı aşan taahhüt ve mukavelelerinicradan önce Maliye Bakanının tetkikine sunulması şartı konulmuştur. Kezakanunun 83. maddesinde daire mutemetlerine verilebilecek avansın miktarı binlira ile sınırlandırılmıştır.
2490sayılı Artırma, Eksiltme ve îhale Kanunu ile bu Kanuna ek 4876 sayılı Kanundada alım, satım işleriyle ilgili bazı işlemlerin ve yetkilerin miktar ilesınırlandırıldığı görülmektedir.
Örneğinkanunun 41. maddesinin B bendinde, senelik tahmin edilen icar bedeli 15.000liraya kadar olan gayrimenkullerin kiraya verilmesinin ve kıymeti 15.000 lirayakadar olan gayrimenkullerin satılmasının,
Cbendinde, tahmin edilen bedeli 15.000 lirayı geçmeyecek alım ve nakilişlerinin,
Dbendinde, keşif ve tahmin bedeli 30.000 lirayı geçmiyecek istikşaf, inşa, tesisve tamir işlerinin,
Açıkartırma ve eksiltme usulü ile yapılacağı hükümleri yer almaktadır. (Yukarıkırakamlar, 4876 sayılı Kanunla yapılmış olan artırma sonucudur.)
Sözügeçen kanunların daha başka maddelerinde de benzer hükümlerin yer aldığıgörülmektedir. 1974 Yılı Bütçe Kanununun 5. maddesinin iptali istenen ikincifıkrası, sözü geçen kanunlarda, bu ve benzeri hükümlerle saptanmış olanmiktarları 10 katına kadar yükseltme yetkisini Maliye Bakanına vermektedir.
Budurum, esas metinlerinde mevcut olmayan bir hükmü, Bütçe Kanunu ile eklemekyoliyle sözü geçen kanunlarda değişiklik yapılmış olduğunu açıkça ortayakoymaktadır.
Herne kadar kanunların esas hükümlerinin olduğu gibi kalmakta olmasına ve sözügeçen değişikliklerin bir malî yıl için geçerli olup yılın bitmesiyle, asılkanun hükümlerinin kendiliklerinden yürürlüklerini sürdürmeye başlayacaklarınabakılarak bütçe kanununun, öteki kanunlarda bir değişiklik meydana getirmediğidüşünülebilirse de, bir malî yıl içinde kanunun asıl hükmünün uygulanmasınıdurdurduğu ve getirdiği değişiklik doğrultusunda uygulamayı zorunlu kaldığı dabir gerçektir. Şu halde bütçe kanununun, asıl kanunu belli bir süre içindeğiştirmiş olduğu kuşkusuzdur. Bu değişikliğin bir malî yıl için geçerliolması da sonunu değiştiremez, çünkü değişiklik bir günlük bir süre için bileolsa, aynı niteliği ve etkiyi gösterir.
Öteyandan, söz konusu miktarlara ilişkin hükümler göründüğü gibi birer kanun iledüzenlenmişlerdir. Bunların, koşulların ve gereksinmelerin yeni gereklerineuydurulması da yine bir kanun ile yapılabilir. Bir başka deyimle bu konulardakidüzenleme, yasama organının genel nitelikteki yasa yapma yetkisi alanına girer.Oysa bütçe yapma işi özel niteliği olan bir yasama işidir ve bu Özelliğinedeniyle de bütçe kanunlarına bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbir hükümkonulamaz.
Özetlemekgerekirse :
1974Yılı "Bütçe Kanununun 5. maddesinin ikinci fıkrası hükmü :
a)1050, 2490 ve 4876 sayılı Kanunlarda yer alan miktarlara ilişkin hükümlerideğiştirmiştir.
b)Genel anlamdaki bir kanuna konu yapılması gerekli alanlarda düzenleme yapmaktaolduğundan, Bütçe ile ilgili bir hüküm niteliğinde de değildir.
2-1974 yılı Bütçe Kanununun 22. maddesinin (a) fıkrası üç hüküm getirmektedir :
a)657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 33. maddesinin, kadir cetvellerinin bütçekanunlarına eklenmesine ilişkin hükmünü ertelemekte,
b)Bakanlar Kurulunca onaylanan kadro cetvellerini 1974 yılı Bütçe Kanununaeklenmiş saymakta.
c)Durumuna uygun kadro tahsis edilemiyen, intibakı yapılan personelinaylıklarının ödenmesini düzenlemektedir.
DevletMemurları Kanununun 33. maddesi dava konusu olmadığından, memur kadrolarınınbütçe kanunlarıyle tesbit olunacağına ilişkin hüküm inceleme dışında kalmışolup burada sadece bütçe kanununun getirdiği bu üç hükmün niteliği üzerindedurulmuştur:
Bunlardan,ilk hükümle, yürürlükteki bir kanun hükmünün açıkça ertelendiği, ikincihükümle, kadro cetvellerinin bütçe kanununa fiilen eklenmesine ilişkin olanKanun hükmünün bir varsayıma dönüştürülerek değiştirildiği, üçüncü hükümle dememur aylıklarının ödenmesi konusunda, bütçe ile ilgili olmayıp DevletMemurları Kanunu alanına giren bir düzenleme yapıldığı görülmektedir.
Bunlardanher üç hükmün de bütçe ile ilgili nitelikte bulunmadıkları meydandadır.
3-1974 yılı Bütçe Kanununun 50. maddesi, Maliye Bakanlığı bütçesinin 930/09/003(Yatırımları Hızlandırma fonu) faaliyetine konulmuş bulunan ödenekten, 1974programının uygulanması, izlenmesi ve koordinasyonuna ilişkin kararname hükümlerinegöre, 1974 programına ek olarak kabul olunacak projelerle REMO programlarınaharcanmak üzere genel ve katma bütçeli dairelerin hizmet programlarında mevcutveya yeniden açılacak projelerin ilgili harcama kalemlerine aktarma yapmağa vegerektiğinde bu ödeneği iki katına çıkarmaya Maliye Bakanını yetkilikılmaktadır.
Görüldüğügibi Maliye Bakanına verilen aktarma ve ödeneği iki katına çıkarma yetkisi,bütçe ile ve bütçe uygulamasiyle ilgili hükümlerdir. Aktarma yapılacak ekprojelerin de, 1974 programının uygulanması, izlenmesi ve koordinasyonunailişkin kararname hükümlerine göre, yani yıllık plânın bir gereği olarakyetkili kurullarca kabul edilmiş olacağı anlaşılmaktadır.
Bubakımdan bu madde ile yapılan düzenlemenin 91 sayılı Devlet Plânlama Teşkilâtınınkurulması hakkındaki Kanunun 15. maddesini değiştirici ve aynı zamandaAnayasanın 129. maddesini bir yana itici nitelikte bulunduğu iddiası yerindegörülmemektedir.
4-1974 yılı Bütçe Kanununun 51. maddesiyle Maliye Bakanlığı bütçesinin 930/05/005(Küçük tasarrufları yatırıma yöneltme ve halkı yatırıma teşvik fonuna yardım)ödeneğinden, bir veya birkaç kamu bankası nezdinde teşkil olunacak (Küçüktasarrufları yatırımlara yöneltmek ve halkı yatırıma teşvik (fonu) na ödemedebulunmaya Maliye Bakanı yetkili kılınmakta ve bu fondan verilecek orta vadeliyatırım kredilerinden ne gibi kuruluşların yararlandırılacağı, kredilerleilgili işlemlerin ve koşulların saptanması yöntemleri düzenlenmektedir.
Görüldüğügibi maddenin konusu, .bir iktisadî alana Devletin müdahale ve yardımcıolmasını sağlamak için fon oluşturması ve bu fonun kullanılmasıyle ilgili olupbütçe ile ilgili bir hüküm niteliğinde değildir.
Konunungenel nitelikte bir kanunla düzenlenmesi zorunludur.
5-1974 Yılı Bütçe Kanununun 61. maddesiyle, bütçenin gerektirdiği ödemelerinzamanında yapılabilmesi ve tahsilatın göstereceği mevsimlik dalgalanmaların buödemeleri olumsuz yönde etkilemesinin önlenmesi gerekçesiyle 1974 malî yılıiçinde T.C. Merkez Bankasından yeteri kadar kısa vadeli avans almaya MaliyeBakanı yetkili kılınmakta ve kullanılacak avansın miktarının Maliye Bakanlığıile T. C. Merkez Bankasınca ortaklaşa saptanacağı öngörülmektedir.
Yukarıda,davacının gerekçesinin özeti bölümünde de açıklandığı gibi aynı maddenin Hazinebonolarına ilişkin hükümleri dava kapsamı içinde bulunmadıklarından incelemedışı kalmışlardır.
14/1/1970günlü, 1211 sayılı T. C. Merkez Bankası Kanununun Hazineye açılacak kısa vadeliavanslara ilişkin 50. maddesi şöyledir:
(Banka,miktarı carî yıl genel bütçe ödenekleri toplamının yüzde onbeşini geçmemeküzere Hazineye kısa vadeli bir avans hesabı açar. Bu avans hesabına uygulanacakfaiz haddi ile ekonomik durum gözönünde tutularak kullanılacak avans nisbetiMaliye Bakanlığı ile Banka arasında kararlaştırılır.)
Heriki metin karşılaştırıldığında dava konusu 61. maddenin T. C. Merkez BankasıKanununun 50. maddesi hükmünü 1974 yılında geçerli olmak üzere önemli ölçüdedeğiştirdiği açıkça görülmektedir.
Kaldıki, T. C. Merkez Bankası Kanunu gibi genel anlamda bir kanuna konu olacakniteliği açıkça görülen bu hükmün, (Bütçe ile ilgili) bir yönü debulunmamaktadır. Kısa vadeli avansların bütçenin ödemelerini karşılama amacınayönelik olması, bu avansların miktarına verilme koşullarına ilişkindüzenlemelerin de (Bütçe île ilgili) sayılmasını gerektirmeyeceği ortadadır.Çünkü kısa vadeli avansların gerçek niteliği, Hazinenin Merkez Bankasından borçalması işleminden ibarettir. Böyle bir borç verme işleminin ise, borcu verenKamu müessesi olması îliha-bariyle Merkez Bankasının görevleri, memleketinekonomik durumuna ve Türk parasının kıymetine yapacağı etkiler gözönündebulundurulmak suretiyle. Merkez Bankasına ilişkin kurallar arasında veya bualanlar ile ilgili genel anlamda bir başka kanun ile düzenlenmesi gerektiğindekuşku yoktur. Nitekim bu konu, açıklanan niteliği dolayısiyle 1211 sayılı T. C.Merkez Bankası Kanununun 50. maddesiyle düzenlenmiştir.
Bütçeyedoğrudan gelir sağlayan vergi kanunlarının bile bütçe ile ilgili sayılarakbütçe kanunlarıyle düzenlenmesine olanak bulunmadığı düşünülecek olursa, MerkezBankasından alınacak avansa ilişkin hükümlerinde de bütçe ile ilgilisayılamıyacakları ve bütçe ile düzenlenemeyecekleri sorunu, gereken açıklıklaanlaşılmış olur.
6-1974 yılı Bütçe Kanununun 70. maddesi, 14/1/1970 günlü, 1211 sayılı T. C.Merkez Bankası Kanununun 40. maddesi gereğince birikmiş bulunan paraların % 50sine kadar olan kısmını, Kamu iktisadî Teşebbüslerinin yatırım ve finansmanprogramına göre yapacakları yatırımlarının finansmanı ile işletme kredisiihtiyaçlarını sağlamak amacı ile Devlet Yatırım Bankası nezdinde kurulacak özelfona aktarmaya Maliye Bakanını yetkili kılmakta, fonun Maliye Bakanlığıncaidare edileceği ve ikraz ve istikraz şartlarının Maliye Bakanı tarafındansaptanacağı ilkelerini koymaktadır.
Görüldüğügibi madde hükmü, bir yandan 1211 sayılı T. C. Merkez Bankası Kanununun 40.maddesinde yer alan bir hükmü değiştirmekte, öte yandan kamu iktisadîteşebbüslerinin yatırımlarının finansmanım sağlamak üzere özel bir düzenlemegetirmektedir.
Şöyleki:
a)14/1/1970 günlü, 1211 sayılı T. C. Merkez Bankası Kanununun 40. maddesinin (II- a - kanunî karşılıklar) başlıklı bendinde, bankaların, memleketin umumîiktisadî durumu gözönünde bulundurularak Merkez Bankasınca saptanacak oranlardaayıracakları paraların Merkez Bankasında açılacak hususî bir hesaba (munzamkarşılık) adı altında yatırılması ön görülmekte ve bu suretle Merkez Bankasındatoplanan munzam karşılıkların en çok % 20 sinin, Merkez Bankasınca tespitolunarak Yüksek Planlama Kurulunca uygun bulunan ve Bakanlar Kurulunca daonanan esaslar çevresinde T. C. Ziraat Bankası ziraî finansmanına tahsisedilebilmesi kabul edilmektedir.
Bunakarşı 1974 yılı Bütçe Kanununun 70. maddesi, % 20 olan tavanı % 50 yeyükselmekte ve sadece Ziraat Bankasının ziraî finansmanlarından ibaret olantahsis alanına, bütün Kamu İktisadî Teşebbüslerinin yatırımlarının finansmanınıve işletme kredi gereksinmelerini de içine alacak ölçüde bir genişlikvermektedir.
Buhalile söz konusu 70. maddenin T. C. Merkez Bankası Kanunumun 40. maddesininsözü geçen hükmünü, 1974 bütçe yılı içinde geçerli olmak üzere köklü birdeğişikliğe uğratmış olduğu meydandadır.
b)Öte yandan, yapılan bu değişikliği sağlayan, yeni hüküm ile birlikte maddedeyer alan ve özel bir fon kurulmasına, fonun İdare ve işletme yöntemlerininsaptanmasına ilişkin olan öteki hükümlerin de (Bütçe ile ilgili hüküm(niteliğinde bulunmadıkları herhangi bir açıklamayı gerektirmeyecek derecedeortadadır.
7-1974 yılı Bütçe Kanununun 71. maddesi, Maliye Bakanlığı ile T. C. EmekliSandığı arasında, 5434 sayılı Kanun ile kurulmuş bulunan malî ilişki alanınayeni bir hüküm getirmekte ve 5434 sayılı kanunla kurulmuş bulunan sistemde,1974 yılında geçerli olmak üzere, bir değişikliği öngörmektedir.
Şöyleki:
8/6/İ949günlü, 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun 16. maddesinde, emeklilikkeseneklerinin, ilgililerden aylıklarının ödenmesi sırasında kesilmesi ve 17.maddesinde de bu keseneklerle kurumlarından alınacak karşılıkların ödemegününden başlıyarak bir ay içinde sandığa gönderilmesi kuralları yer almakta,uyulmaması halinde verilecek cezalar gösterilmektedir. Aynı kanunun 89. maddeside, otuz yıl ve daha çok hizmeti olanlardan emekliye ayrılanlara verilecekikramiyelerin sandıkça ödendikten sonra en çok iki ay içinde faturasıkarşılığında kurumlarınca sandığa ödenmesi esasını koymaktadır.
1974yılı Bütçe Kanununun dava edilen 71. maddesi, sandık gelirlerinin kanunla veaçıklanan biçimde saptanmış olan tahsil sistemini, sonradan mahsubu yapılmakşartiyle, üçer aylık devreler sonu itibariyle, "avans" adını verdiğitaksitle ödeme şekline dönüştürmek suretiyle değişik bir biçime sokmakta, busuretle 5434 sayılı Kanunun sandık gelirlerinin tahsil ve takibine ilişkinhükümlerini, 1974 yılı içinde geçerli olmak üzere değiştirmektedir.
Açıklananşeklile ve özellikle 5434 sayılı T. C. Emekli Sandığı Kanununun 132. maddesinin(bu kanunun mevzuu ile ilgili hükümler buna ek olarak yapılacak kanunlarda yeralır.) hükmü karşısında sözü geçen 71. madde ile yapılan değişikliğin ancak buyolla çıkarılacak bir kanunla yapılabileceği ortadadır.
Öleyandan söz konusu düzenlemenin bütçe ile ilgili bir hüküm niteliğinde olmadığıda kuşkuya yer vermiyecek açıklıktadır.
8-1974 yılı Bütçe Kanununun 81. maddesi, kamu iktisadî teşebbüslerinin ve dönersermayeli kuruluşların kuruluş kanunlarında değişiklik yapılıncaya kadar,gerektiğinde sermayelerini yeterince artırmaya, Maliye Bakanlığının teklifiüzerine Bakanlar Kuruluna yetki vermektedir.
Bilindiğigibi sözü geçen kuruluşların sermayelerinin miktarı, kuruluş kanunlarındabelirtilmektedir.
1974yılı Bütçe Kanununun 81. maddesi, kuruluş kanunlarının sermaye miktarınailişkin hükümlerini bir yana bırakarak gerektiğinde yeteri kadar artırmayaMaliye Bakanının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunu yetkili kılmak yoluyle sözkonusu kanunların hükümlerini, 1974 yılı içinde geçerli olmak üzeredeğiştirmektedir.
Öteyandan tamamen kanun konusu olan bu hükümlerin bütçe ile ilgili bir yanıbulunmadığı da ortadadır.
9-1974 yılı Bütçe Kanununun 84. maddesi ortaklık şeklindeki kamu iktisaditeşebbüslerinin sermaye artırımında, Hazineye ve kamu teşebbüslerine ait paylariçin Türk Ticaret Kanununun 288. maddesinin uygulanmayacağı hükmünügetirmektedir.
BütçeKanununun bu maddesinin, yürürlükteki bir kanun hükmünü 1974 yılı içindegeçerli olmak üzere yürürlükten kaldırdığı ve bu nitelikteki bir hükmün bütçeile ilgili bir yanının da bulunmadığı pek açık olduğundan, bu konuda başkacaaçıklama yapılmasına gerek görülmemiştir.
10-1974 yılı Bütçe Kanununun 92. maddesi, yukarıda yasa metinlerine ilişkinbölümde görüldüğü gibi, yürürlükteki bir kanunla bir kısım ithal mallarındanalınması kabul edilmiş bulunan Damga Resmî oranını % 25 e kadar indirebilmeyetkisini Bakanlar Kuruluna vermektedir.
Oysasöz konusu kanunda, bu kısım ithal mallarına ilişkin damga resmî oranı kesinolarak belirtilmiş ve bunun azaltılması konusunda Bakanlar Kuruluna herhangibir yetki de verilmemiştir.
BöyleceBütçe Kanununun bu maddesinin, yürürlükteki bir kanun hükmünü 1974 malî yılındageçerli olmak üzere değiştirdiği ve söz konusu hükmün bütçe ile ilgili bir yanıda bulunmadığı görülmektedir.
b)İptali istenen hükümlerin Anayasaya aykırılıkları sorunu :
1974yılı Bütçe Kanununun nitelikleri yukarıda belirtilmiş bulunan hükümlerininAnayasanın 64., 92., 93. ve 126 maddelerindeki kurallar açısından incelenmesiaşağıda açıklanan sonuçlan vermektedir.
l-Anayasanın değişik 64. maddesi açısından inceleme :
Anayasanındeğişik 64. maddesi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkilerinigöstermektedir. Maddenin ilk fıkrasında, (kanun koymak, değiştirmek vekaldırmak) ve ondan sonra da (Devletin bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarınıgörüşmek ve kabul etmek) işleri, bu yetkiler arasında sayılmaktadır.
Görüldüğügibi Anayasa, (kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak) işi ile (bütçe kanuntasarılarını görüşüp kabul etmek) işini ayrı nitelikte yetki alanlarısaydığından değişik biçimde belirlemek yolunu seçmiştir.
Böylecebütçe kanunlarını öteki kanunlardan ayrı tutan Anayasa ilkesi karşısında; birkanun hükmünün ancak aynı nitelikte olarak hazırlanıp kabul edilen bir başkakanun hükmü ile değiştirilebilmesinin veya kaldırılabilmesinin mümkünolabileceğini, bunun gibi bütçe kanunları hükümlerinin de aynı niteliktehazırlanmış ve kabul edilmiş bulunan bütçe kanunu ekleriyledeğiştirilebileceğini kabul etmenin zorunlu olduğu, doğal olarak, ortayaçıkmaktadır .
Buaçıklamadan, bir kanun hükmünün bütçe kanunu ile veya bir bütçe kanunu hükmününgenel anlamdaki bir kanun hükmü ile değiştirilmesine veya kaldırılmasınaAnayasa ilkelerinin olanak tanımadığı kolayca anlaşılmaktadır.
Halböyle iken, 1974 yılı Bütçe Kanununun yukarıda nitelikleri belirtilen 5.maddesinin ikinci fıkrası, 22. maddesinin (a) fıkrası, 61. maddesinin kısavadeli avanslarla ilgili bölümü, 70., 71., 81., 84., 92. maddeleri, yineyukarıda açıklanmış olduğu gibi belli kanunların bir kısım hükümlerini, 1974malî yılı içinde geçerli olmak üzere değiştirmiş olduklarından Anayasa'nın 64.maddesine aykırı bulunmaktadır.
2-Anayasa'nın 92., 93., ve 94. maddeleri açılarından inceleme :
Anayasa,sözü geçen maddelerinde, kanun tasarı ve teklifleri ile bütçe kanuntasarılarının Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülüp kabul edilmelerini veCumhurbaşkanınca yayınlanmak suretiyle yürürlüğe konulmalarını ayrı yöntem vekurallara bağlamıştır.
Anayasa'nın92. maddesine göre seçim ve siyasi partiler ile ilgili yasalar dışındaki kanuntasan ve tekliflerinin önce Millet Meclisinde, sonra da Cumhuriyet Senatosundagörüşülüp kabul edilmesi; Meclislerde değişik sonuçlara varılmışsa her ikiMeclisin ilgili komisyonlarından seçilecek eşit sayıdaki üyelerden kurulu karmakomisyonda görüşüldükten sonra işin Millet Meclisinde kesin sonuca bağlanmasıgerekmektedir. Millet Meclisinde ve C. Senatosundaki oylamalarda aranacak yetersayılar, çeşitli olasılıklar gözönünde bulundurularak maddede belirlenmektedir.
Bukurallara uygun olarak kanunlaşan ve yayınlanmak üzere kendisine gönderilenmetinleri Cumhurbaşkanının on gün içinde yayınlaması da 93. maddenin gereğibulunmaktadır. Yine aynı madde, Cumhurbaşkanına, uygun bulmadığı kanunları, birdaha görüşülmek üzere gerekçesini göstermek kaydıyle, on gün içinde TürkiyeBüyük Millet Meclisine geri gönderme yetkisi vermekte, T. B. M. Meclisinin yinekabulü halinde yayınlanma zorunluğunu koymaktadır.
Bunakarşılık Bütçe Kanunu tasarıları için Anayasada değişik bir yöntemin kabuledildiği görülmektedir.
Gerçekten,Anayasanın 94. maddesine göre Bütçe Kanunu tasarısı, önce otuzbeşmilletvekilinden ve onbeş C. Senatosu üyesinden kurulu elli kişilik bir karmakomisyona verilir. Karma Komisyonun kuruluşunda, iktidar grubuna ve gruplarınaen az otuz üyelik verilmek şartiyle siyasî parti gruplarının ve bağımsızlarınoranlarına göre temsilinin gözönünde tutulması gerekir.
KarmaKomisyonca kabul edilen metin, önce C. Senatosunda, sonra tekrar KarmaKomisyonda, sonra da Millet Meclisinde görüşülerek karara bağlanır. TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyeleri, meclislerin genel kurullarında, bakanlık ve dairebütçeleriyle katma bütçeler üzerindeki düşüncelerini ancak her bütçenin tümüüzerindeki görüşmeler sırasında açıklarlar; bölümler ve değişiklik önergeleri,üzerlerinde ayrıca görüşme yapılmaksızın okunur ve oya konur, Türkiye BüyükMillet Meclisi üyeleri, bütçe kanunu tasarılarının genel kurullarda görüşülmesisırasında gider artırıcı veya belli gelirleri azaltıcı teklifler yapamazlar.
Görüldüğügibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri ve dolayısiyle meclisler, bütçekanun tasarılarının görüşülmesinde ve kabulünde, öteki kanun tasarı vetekliflerinde olduğu gibi tam bir serbestlik içinde değildirler.
Birtakım sınırlamalarla bağlanmışlardır.
Öteyandan, Anayasa'nın 93. maddesi, yayınlanmak üzere, kendisine gelen bütçekanunlarını bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine gerigönderebilme yetkisini Cumhurbaşkanına vermemiş açık bir hükümle bunu yetkidışı bırakmıştır.
Burayakadar yapılan açıklamalardan doğal olarak çıkartılacak sonuç Anayasa'nınbirbirinden tümüyle ayrı olarak düzenlediği bu değişik yasama yöntem vebiçimlerinden belli birisine göre oluşturulmuş bir yasama belgesinindeğiştirilmesinin veya kaldırılmasının da ancak aynı yöntem ve yollardangeçilerek sağlanabileceğinden ibarettir. Esasen hukukun genel kuralları da,hukuk alanında geçerli olan herhangi bir belgenin değiştirilmesinin veyakaldırılmasının da, tersine bir hüküm olmadıkça veya yetkili bir mahkeme kararıbulunmadıkça, o belgenin hazırlanmasında ve geçerli hale gelmesinde uygulanmışbulunan yol ve yöntemlerden geçirilmek yoliyle mümkün olabileceğidoğrultusundadır.
Buduruma göre bir kanun hükmünün malî yıl gibi geçici bir süre için bile olsa,bütçe kanunu ile değiştirilmesine veya kaldırılmasına olanak bulunmadığı gibiöteki kanunlarda da bütçe kanunu ile ilgili ödenek hükümlerinin yer alması aynınedenlerden ötürü olanaksız olduğundan her iki hale de uymayan bir hüküm,Anayasanın 92., 93., ve 94. maddelerine aykırı düşer.
1823sayılı 1974 yılı Bütçe Kanununun 5. maddesinin ikinci fıkrası 22. maddesinin(a) fıkrası, 61. maddesinin kısa vadeli avanslara ilişkin bölümü, 70., 71.,81., 84. ve 92. maddeleri, yukarıda açıklanmış bulunan niteliklerindenanlaşıldığı gibi, Anayasa'nın 92. ve 93. maddelerine göre kabul edilerekyayınlanmış bulunan bazı kanunların belli hükümlerini. Anayasanın 94.maddesindeki yol ve yöntemleri uygulamak yoliyle değiştirmiş veya ertelemişbulunduklarından Anayasanın sözü geçen 92., 93. ve 94. maddelerine aykırıduruma düşmüşlerdir.
3.Anayasa'nın 126. maddesi açısından inceleme :
Anayasa'nınbütçeye ilişkin 126. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesinde "BütçeKanununa bütçe ile ilgili hükümler dışında hiç bir hüküm konulamaz" kuralıyer almıştır.
Burada"bütçe ile ilgili hüküm" deyimi üzerinde kısaca durmak yerindeolacaktır.
Anayasatasarısının temsilciler meclisindeki görüşülmesi sırasında kural üzerindeyapılan değişiklik, konuyu gereği gibi aydınlatacak niteliktedir.
Anayasatasarısında bu kural (madde: 125), "Bütçe Kanununa malî hükümler dışındahiçbir hüküm konulamaz) biçiminde iken Temsilciler Meclisindeki birinci görüşmesırasında bir üye "malî hükümler" deyimi üzerinde durarak, erek,bütçe uygulamasiyle ilgisiz konuların Bütçe Kanununda yer almaması olduğunagöre deyimin, ereği karşılamadığını ileri sürmüş ve komisyondan açıklamaistemiştir. Komisyon bu konuda bir açıklama yapmadan Öteki görüşleri degözönünde bulundurmak üzere maddeyi geri almış ve yeniden düzenlerken"mali hükümler" deyimini "bütçe ile ilgili hükümler" olarakdüzeltmiş ve madde böylece Temsilciler Meclisinde kabul edilmiştir.
Şuduruma göre Anayasa'nın 126. maddesinin son fıkrasında yer alan "Bütçe ileilgili hükümler" deyimini, malî nitelikte hüküm anlamına değil, bütçeninuygulanmasiyle ilgili, uygulamayı kolaylaştırıcı veya, kanun konusu olabilecekyeni bir kuralı kapsamamak koşulu altında, açıklayıcı nitelikte hükümler olarakdüşünmek zorunluğu vardır.
Şurasınındagözönünde bulundurulması yerinde olur:
Birkanun kuralının bütçeden harcanmayı gerektirir veya bütçeye gelir getirirnitelikte bulunması, onun 126. maddede öngörüldüğü gibi "Bütçe ile ilgilihükümler" den sayılmasına neden olamaz. Çünkü hemen her kanundaharcamalara yol açabilecek bir veya bir çok hükümler bulunabilir. Keza hervergi kanunu bütçeye belli bir kaynaktan gelir sağlar. Bütçe kanunlariyle ötekikanunlar arasında mevcut olan bu (Gelir Gider) ilişkisinin, söz konusukanunların, 126. maddede yer alan "bütçe ile ilgili hüküm" deyimininkapsamı içinde sayılmasına olanak verdiği kabul edilecek olursa bütün bukanunların, söz gelimi tarım, orman eğitim, savunma, sağlık ve benzeri kamuhizmetlerini düzenliyen pek çok kanunun ve tüm vergi kanunlarının "bütçeile ilgili" sayılarak değiştirilmeleri veya kaldırılmaları için bütçekanunlarına birer madde konulmasına gidilebilir. Oysa bu kanunlar, bütçeninyapısı ile, onun uygulanması yöntemleriyle ve bütçenin, Anayasanın 126.maddesinde belirtildiği gibi yıllık harcamaların saptanmasından ibaret olantemel ereği ile ilişiği bulunmıyan, yasa koyucunun, herhangi bir alanda bellibir erek doğrultusunda ve bütçelerden tüm değişik yöntemlerle oluşturduğudüzenlemelere ilişkin yasama belgeleridir.
"Bütçeile ilgili hüküm" deyimine dayanarak, bir kanunun gider veya gelirleilgili kurallarının bütçe kanunlariyle değiştirilebileceği yolunda bir görüş veuygulama, Anayasanın, yukarıda (IV. esasın incelenmesi) bölümünün (B-b-2)sayılı bendinde açıklanan, 92. ve 93. maddelerini .gelirle ilgili veya gidereyol açabilecek kanunlar bakımından işlemez duruma sokar ve 94. maddede yalnızbütçe düzenlemelerinin özellikleri dolayısiyle ayrıcalıklı olarak, öngörülen,pek sınırlı nitelikteki yola, Anayasa koyucunun ereğine aykırı olarak genişlikve genellik kazandırır. Oysa 126. madde sözü geçen kuralın tek ereğinin, bütçekanunlarını, bünyeye yabancı hükümlerden ayıklamak ve derli toplu bir düzenlemeile bu kanunlarda gerçek anlamda bütçe kavramı dışında kalan konulara asla yervermemek olduğunda kuşku yoktur.
1823sayılı 1974 yılı Bütçe Kanununun 5. maddesinin ikinci fıkrası,
22.maddesinin (a) fıkrası, 51. maddesi, 61. maddesinin kısa vadeli avanslarailişkin bölümü, 70., 71., 81., 84. ve 92. maddeleri, yukarda açıklanmış bulunanniteliklerinden de anlaşıldığı gibi, "bütçe kanunu ile ilgili"olmadıkları halde bütçe kanununda yer almış bulunmaları nedeniyle Anayasa'nın 126.maddesine açıkça aykırıdır.
4-Özetleme :
Yukarıdanberiaçıklandığı üzere 1823 sayılı 1974 yılı Bütçe Kanununun; 5. maddesinin ikincifıkrası, 22. maddesinin (a) fıkrası, 51. maddesi, 61. maddesinin kısa vadeliavanslara ilişkin bölümü, 70, 71., 81-, 84. ve 92. maddeleri, kendibölümlerinde açıklandığı gibi, Anayasanın 64.. 92., 93.. 94. ve 126.maddelerine aykırı olduklarından iptal edilmelerine, Anayasaya aykırıbulunmayan 50. maddesine ilişkin istemin reddine karar verilmelidir.
KaniVrana, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Hasan Gürsel ve Şevket Müftügil, 61.maddenin dava konusu olan kısa vadeli avanslar bölümüne ilişkin görüşlereayrıca Kani Vrana ve Şevket Müftügil 70 nci maddeye ilişkin görüşlerekatılmamışlardır.
5.Kararın yürürlük günü sorunu :
Anayasa'nın152. maddesinin ikinci fıkrasında, gereken hallerde Anayasa Mahkemesi'nin iptalhükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabileceği ilkesi yeralmakta. Anayasa Mahkemesi'nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 50. maddesinin üçüncü fıkrasında da, aynıhüküm tekrar edildikten sonra, dördüncü fıkrasına (Anayasa Mahkemesi, bir kanunveya içtüzüğün veya bunların belirli hükümlerinin iptali halinde meydanagelecek olan boşluğu, kamu düzenini tehdidedici mahiyette görürse üçüncü fıkrahükmünü uygular ve boşluğun doldurulması için yasama meclisleri başkanlıklarıile Başbakanlığı durumdan haberdar kılar.) hükmü konulmuş bulunmaktadır.
1823sayılı 1974 yılı Bütçe Kanununun 22. maddesinin (a) fıkrası, memur kadrolarınıntespiti yöntemini saptamakta ve bir bölük memurların aylıklarının ödenmesiyolunu belirtmektedir.
Buhükmün iptalinden sonra yerini dolduracak hükmün derhal yürürlüğe girmemesihalinde bu konularda, kamu hizmetlerini aksatıcı ve bu yoldan kamu düzeninitehdidedici nitelikte bir kanun boşluğu meydana gelebileceği düşünülerek, iptalsonucu meydana gelecek boşluğun yeniden düzenlenmesine olanak sağlamak amacıylebu fıkra hükmüne ilişkin iptal kararının 10 Şubat 1975 gününde yürürlüğegirmesi uygun görülmüştür.
V.Sonuç:
A-30/5/1974 günlü, 1823 sayılı "1924 yılı Bütçe Kanununa ilişkin tasarıhakkında Karma Komisyonca kabul edilen metnin, Cumhuriyet Senatosunda tümününreddine karar verilmesinden sonra Karma Komisyona getirilerek yenidengörüşülmesinin biçim yönünden Anayasaya aykırı bulunmadığına oybirliği ile,
B-30/5/1974 günlü, 1823 sayılı "1974 yılı Bütçe Kanunu"nun :
1-5. maddesinin İkinci fıkrasında yer alan "ayrıca programlarda yor alanhizmetlerin verimli ve etken bir biçimde gerçekleşmesini sağlamak için; 1050,2490 ve 4876 sayılı kanunlarla tespit edilmiş miktarları, 1974 malî yılındageçerli olmak kaydiyle, hizmetin gereğine ve ekonomik konjonktüre uygun olarak10 katına kadar yükseltmeye yetkilidir." biçimindeki hükmün Anayasayaaykırı olduğuna ve iptaline, oybirliğiyle;
2-22. maddesinin (a) işaretli fıkrasının Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline,oybirliğiyle;
3-50. maddesinin Anayasaya aykırı olmadığına ve bu maddeye yöneltilen iptalisteminin reddine, oybirliğiyle;
4-51. maddesinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline, oybirliğiyle;
5-61. maddesinin dava konusu yapılan kısa vadeli avanslara ilişkin bölümününAnayasaya aykırı olduğuna ve iptaline, Kani Abdullah Üner, Ahmet Koçak, HasanGürsel ve Şevket Müftügil'in karşıoylariyle ve oyçokluğu ile;
6-70. maddesinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline, Kani Vrana ve ŞevketMüftügil'in karşıoylariyle ve oyçokluğu ile;
7-71., 81., 84. ve 92. maddelerinin Anayasaya aykırı olduklarına ve iptallerineoybirliğiyle;
C-Kararın (B) fıkrasının, 30/5/1974 günlü, 1823 sayılı Kanunun 22. maddesinin (a)işaretli fıkrasının iptali hakkındaki 2 sayılı bendi hükmünün Anayasa'nın 152.maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 10 Şubat 1975 gününde yürürlüğe girmesine,oybirliğiyle;
21/11/1974gününde karar verildi.
Başkan
Muhittin Taylan
Başkanvekili
Kani Vrana
Üye
Kemal Berkem
Üye
Şahap Arıç
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Halit Zarbun
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Hasan Gürsel
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
Anayasanınbu karar metninde yer verilen 126. maddesinde, Devlet ve Kamu iktisadîteşebbüsleri dışındaki kamu tüzel kişilerine ait harcamaların bütçe ileyapılacağı, bütçelerin ancak yıllık olacağı, bununla beraber Kanunun kalkınmaplanları ile ilgili yatırımlar veya bir yıldan fazla sürecek iş ve hizmetleriçin özel sure ve usuller koyabileceği ve genel ve katma bütçelerin nasılyapılıp uygulanacağının kanunla gösterileceği belirtildikten sonra, (BütçeKanununa bütçe ile ilgili hükümler dışında hiç bir hüküm konulamaz.) diye biryasak getirilmiş bulunmaktadır.
Öteyandan, Anayasanın 64. maddesinde Devletin bütçe ve kesin hesap Kanuntasarılarını görüşmek ve kabul etmek Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev veyetkileri arasında sayılmış ve bütçenin görüşülmesi ve kabulü yolları daAnayasanın 94. maddesinde gösterilmiştir.
Anayasanınbütçe ile ilgili hükümleri kapsayan bu üç maddesinde veya diğer herhangi birmaddesinde bütçenin tanımı yapılmamıştır. Ancak 26/5/1927 günlü, 1050 sayılıMuhasebei Umumiye Kanununun 6. maddesinde "Bütçe Devlet devair vemüessesatının senevî varidat ve masarifat muhammenatını gösteren ve bunlarıntatbik ve icrasına mezuniyet veren kanundur." diye yapılmış bulunantanımın kapsam ve içeriğinin ise, Devlet yaşamının, bu kanunun yürürlüğündenberi geçen 50 yıla yakın bir sürede geçirdiği gelişim ve oluşum ve bu arada9/7/1961 günlü, 334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının öngördüğü yeniilkeler, getirdiği yeni organ ve kuruluşların görevleri ve öğretide bu ilkeleredayanan benimsemeleri gözönünde bulundurmak uygun ve zorunlu olmaktadır.
Butemel düşünce karşısında, Anayasanın 126. maddesinin son fıkrasındaki yasaktayer alan "Bütçe ile ilgili hükümler" deyimi "Mali niteliktekihüküm" anlamında değil, bütçenin uygulanması ve icrası ile ilgili,uygulamaları ve icrayı kolaylaştırıcı veya onu açıklayıcı hükümler olarak kabuletmek bir yönden yerinde bir benimseme olmakla beraber, sürekli olan Devletyaşam ve işlerinin gereksinmelerinin yarattığı zorunluk nedeniyle, bütçelerinözellikle finansmanı sağlamak ereğiyle başvurulan yasal bir malî kaynağınkullanılışı biçim ve ölçüsünü saptayan, özel bir yasaya dayanarak bütçeden birgider ve harcamayı da öngörmeyen ve sadece o malî yıl için geçici Hazineİşlemleri niteliğinde kalan hükümlerin dahi bütçe ile ilgili olduklarıortadadır. Bir an için bu benimsemenin tersinin kabulü halinde, Anayasanınbelli bir kuralının, sürekli olan Devlet yaşamının belirli bir yer ve ölçüdedurdurulması doğrultusunda yorumlanması demek olur ki, böyle birbiri ile çelişenyorum yolunu, Anayasaya uygunluk denetiminde temel olarak kullanmanınolanaksızlığı ortadadır.
Nitekim,iptal davası konusu yapılan 61. ve 70. maddeler, 1823 sayılı "1974 MalîYılı Bütçe Kanunu"mm "Hazine ve kamu kuruluşlarına ilişkinhükümler" başlığını taşıyan dördüncü bölümünde yer almaktadır. Bunlardan61. maddenin dava konusu yapılan kısa vadeli avanslara ilişkin bölümünde"1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanununun 80. maddesinde yazılı ödemelerizamanında yapabilmek ve tahsilatın göstereceği mevsimlik dalgalanmaların buödemelerin olumsuz yönden etkilenmesini önlemek amaçları ile 1974 malî yılındaT. C. Merkez Bankasından yeteri kadar kısa vadeli avanslar almağa... MaliyeBakanı yetkilidir. Kullanılacak avansın... miktarları Maliye Bakanlığı ile T.C. Merkez Bankasınca müştereken tespit olunur." denmektedir.
Budüzenleme, 1974 malî yılı ile sınırlı olması bakımından önce, 1050 sayılıMuhasebei Umumiye Kanununun 6. maddesindeki tanım çerçevesinde 30. maddesinin2. fıkrasının ikinci cümlesinin "Hükmü; bir seneden fazla zamana şâmilmaddeler bu kanuna devredilemez." biçimindeki hükmü doğrultusunda olmaklabirlikte, sürekliliği kuşkusuz bulunan Devlet yaşamının zorunlu bir sonucuolarak da bütçede yerverilmiş bir Hazine işlemine ilişkin bulunduğu ortadadır.Bu nedenle bütçenin uygulamaları ve icrası ile ilgili olduğundan kuşku ilerisürülemez.
Çoğunlukgörüşüne göre, 61. madde aynı zamanda 1211 sayılı T.C. Merkez Bankası Kanununun50. maddesini değiştirir niteliktedir. Oysa 50. madde sadece. Merkez BankasınınHazineye kısa vadeli avans açabilmesine ilişkindir ve açılacak avans tutarının,carî yıl genel bütçe Ödenekleri toplamının yüzde onbeşini geçemeyeciğiniöngörmektedir. 1823 sayılı Bütçe Kanununun davaya konu yapılan 61. maddesindeise bu esasa aykırı bir yön yoktur. "Yeteri kadar kısa vadeli avans"deyiminden 1211 sayılı Kanunun 50. maddesinde yazılı limitin aşılabilmesiolasılığını çıkarmaya olanak bulunmamaktadır. Avansların miktarları maddemetinlerinde de belirtildiği üzere Banka ile Hazine arasında kararlaştıracak,fakat yüzde onbeş limitin aşılmaması ilkesi gözönünde tutulacaktır.
Diğeryönden, yine dava konusu maddelerden 70. maddede "Maliye Bakanı, 14/1/1970tarih ve 1211 sayılı Kanunun 40. maddesi gereğince belirtilmiş bulunan limitin% 50 sine kadar olan miktarım, Kamu İktisadî Teşebbüslerinin yatının vefinansman programına göre yapacakları yatırımlarının finansmanı ile işletmekredisi ihtiyaçlarım sağlamak amacı ile, kurulacak özel fona aktarmayayetkilidir. Devlet Yatırım Bankası nezdinde kurulacak bu fonun ikraz veistikraz şartları Maliye Bakanı tarafından saptanır. Özel fon Maliye Bakanlığıtarafından idare olunur." diye yer alan kurallar, aslında, 1211 sayılıKanunun 40. maddesinde bir değişikliği öngörmüş de değildir. Çünkü, ZiraatBankası ziraî finansmanlarına tahsis kılınan % 20 oranındaki bölüme hiçdokunmamakta, sadece geri kalan % 80 oranındaki bölümün % 50 sine kadarolanının Maliye Bakanı tarafından malî yıl içinde ne yolda ve nasılkullanılacağını göstermektedir.
Anayasanın126. maddesi uyarınca Devlet, İktisadî Devlet Teşekküllerinin kalkınma planlanyönünden olduğu kadar, bu teşekküllerin ürettikleri malların fiyattan konusundauygulayacağı siyasetin sonucu olarak dahi ilgilidir. Bu bakımdan kalkınma ileilgili özel bir kamu fonunun kurulmasına ve kamu yararına kullanılmasınailişkin bu hükmün bir bakıma bu çeşit hizmetlerin malî programı olarak dagörünen bütçe kanununda yer alması olanağı vardır. iktisadî DevletTeşekküllerinin kâr ve zarar hesaplarının kendi ayrı kanunlarınca düzenlenmişolması, Devletin kalkınma plânını uygulaması ve bu yatırımlarla teşekküllerinkalkınmalarının finansmanı yönünden ilgilenmesine engel sayılamaz. HattaDevlet, Anayasanın öngördüğü temel ilkeler gereği olarak, bu konularla ilgilenmekgörev ve zorunluğundadır. Bir başka yönden yapılacak bakışda bizi aynı sonucagötürmektedir: Kalkınma planının uygulanması bakımından gerekli yatırımlarınfinansmanı ve işletme kredisi gereksinmelerinin karşılanması, hazine işlemlerive para yönünden bütçe ile esasında ilgilidir.
Kaldıki, kalkınma planı yapmak ve uygulamak, Anayasanın 129. maddesi uyarıncaDevlete verilmiş görevler arasında yer almaktadır ve bu planın yapılması veuygulanması konusunda Devletin mevcut görevleri bakımından gerekli olanfinansmanı düzenleyen ve kalkınma planı çerçevesinde kendileri de planlarınıuygulama durumunda olan iktisadî Devlet Teşekküllerinin finansman ve krediihtiyaçlarının ne yolda karşılanacağını gösteren hükümlerin, o bütçe yılı içingeçerli olarak ve ilgisi nedeniyle bütçe kanunlarında yer almasından daha doğalbir çözüm yolu düşünülemez.
EsasenMerkez Bankası, Devlet adına onun hazinedarlığını yapmakta olan bir kuruluştur.Devlet bu banka nezdinde açılmış bir hesaba bloke edilen paralan diğerbankalara tekeffül etmiş durumdadır. Yapılacak işlem, temel niteliğibakımından, bir hazîne işleminden ibaret bulunmaktadır. Bütçeden yeni bir giderve harcama yapılmasını gerektirir bir durum ise yoktur. O halde, bu kuralındahi bütçe ile ilgisi tüm var demektir.
Yukarıdakinedenlerle kararın 30/5/1974 günlü, 1823 sayılı Kanunun dava konusu yapılan 61.ve 70. maddelerinin iptaline ilişkin bölümüne karşıyız.
Başkanvekili
Kani Vrana
Üye
Şevket Müftügil
KARŞIOYYAZISI
1823Sayılı, 1974 Bütçe Kanununun 61. maddesinin birinci fıkrasında; "1050sayılı Muhasebei Umumiye Kanununun 80 inci maddesinde yazılı Ödemelerizamanında yapabilmek ve tahsilatın göstereceği mevsimlik dalgalanmaların buödemelerin olumsuz yönde etkilenmesini önlemek amaçlan ile 1974 Malî Yılında T.C. Merkez Bankasından yeteri kadar kısa vadeli avans almaya" Maliye Bakanıyetkili kılınmıştır.
Hazinenin,Muhasebei Umumiye Kanununun 80. maddesinde yazılı ödemeleri zamanında vegecikmeksizin yapabilmesi herşeyden önce Devletin malî itibarını koruma ve malive ekonomik bunalımlara yer vermeme bakımlarından birinci derecede önem taşır.Ne var ki; Yılın bazı mevsimlerinde bütçe gelirlerindeki azalmalar vedalgalanmalar bu ödemelerin karşılanmasında bazan zorluklar ve hattaimkânsızlıklar yaratabilir. Böyle zamanlarda yatırımların aksamamasını,ücretlerin ve hak sahiplerinin alacaklarının zamanında ödenmemesi yüzündendoğacak mali ve ekonomik bunalımlara meydan verilmemesini sağlamak amacı ile1211 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Kanununun 50. maddesi ileBankanın Hazineye kısa vadeli avans hesabı açması öngörülmüştür. Ancak Kanununbu maddesinde Bankanın açacağı avans miktarı (Genel Bütçe Ödenekleri toplamınınyüzde onbeşi ile) sınırlandırılması ve bu miktarın da çok vakit yetersizkalması nedeniyle 1974 yılı Bütçe Kanununun 61. maddesine yukarıda yazılıhükmün konulmasına zaruret hasıl olduğu anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın126. maddesindeki "Bütçe Kanununa bütçe ile ilgili hükümler dışında hiçbirhüküm konulamaz." kuralını, bütçenin uygulanması ile ilgili, bütçeninuygulanmasını kolaylaştırıcı veya açıklayıcı hükümler olarak anlamak gerektiğiAnayasa Mahkemesi'nin çeşitli kararlarında belirtilmiştir.
1974yılı Bütçe Kanununun 61. maddesinin birinci fıkrasındaki sözü edilen kural ise,Bütçe ödemelerini aksatmadan zamanında yapabilmek amacı ile kurulmuş olduğundanbütçenin uygulanmasını kolaylaştırıcı nitelik taşıdığı ve Anayasanın 126.maddesindeki hükme uygun düştüğü kuşkusuzdur.
Bundanbaşka dava konusu bu fıkra hükmü, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyeti MerkezBankası Kanununun 50. maddesini kaldırmış veya değiştirmiş de değildir. MerkezBankası Kanununun 50. maddesinde esasen Barkanın Hazineye kısa vadeli avanshesabı açması öngörülmüştür. Bütçe Kanununun getirdiği hüküm sadece, açılacakavans miktarını 1974 bütçe yılma münhasır olmak üzere genel ve katma bütçeödeneklerinin yüzde onbeşi ile sınırlı olmaksızın (yeteri kadar) olaraksaptamaktan ibaret bulunmuştur. Böyle olunca Merkez Bankası Kanununun söz konusu50. maddesi hukukî anlamda kaldırılmış veya değiştirilmiş olmayıp yürürlüğünüdevam ettirmektedir.
Özetlenecekolursa 1974 Bütçe Kanununun dava konusu 61. maddesinin birinci fıkrasının,bütçe ile ilgili bir hüküm bulunmasına ve 1211 sayılı Türkiye CumhuriyetiMerkez Bankası Kanununun 50. maddesini kaldırır veya değiştirir niteliktaşımadığına göre, Anayasaya aykırı düşmediği görüşündeyim.
Üye
Abdullah Üner
KARŞIOYYAZISI
30/5/1974günlü, 1823 sayılı "1974 yılı Bütçe Kanunu"nun 61. maddesinin kısavadeli avanslara ilişkin bölümününün Anayasaya aykırılığı sorunu:
Davacıdilekçesinde; Bütçe Kanununun sözü edilen maddesini, 1211 sayılı T.C. MerkezBankası Kanununun 50. maddesini değiştirici nitelikte gördüğünü belirtmekte vebu nedenle Anayasa'nın 64., 92., 93., 94. ve 126. maddelerine aykırılığını önesürerek iptalini istemektedir. Gerekçesinde de özetle : "61. madde ile,avansın yeteri kadar alınabileceğine dair getirilmiş olan hükmünü, 1211 sayılıKanunun 50. maddesinde gösterilmiş olan kesin üst sınırı yani % 15 nisbetinikaldırıcı ve dolayısiyle maddeyi Bütçe Kanunu ile değiştirici niteliktebulmakta... avansın belli bir rakam veya Bütçe ödeneklerinin belli bir oram iletespit edilmiş sınırı bulunmadığını" iddia etmektedir.
Burada,sorunu sağlıklı bir çözüme ulaştırabilmek için, maddedeki "yeterikadar" ve "müştereken tespit" deyimlerini birlikte ele almakgerekir,
61.maddenin dava konusu yapılan kısa vadeli avanslara ilişkin bölümü ile, 1050sayılı Muhasebei Umumiye Kanununun 80. maddesinde yazılı ödemeleri zamanındayapabilmek amacı ile, 1974 yılında T.C. Merkez Bankasından yeteri kadar kısavadeli avans almaya... Maliye Bakanı yetkili kılınmakla beraber, maddenin sonfıkrasında da: "kullanılacak bu avansın miktarının... Maliye Bakanlığı ileT.C. Merkez Bankasınca müştereken tespit olunacağı, hükme bağlanmışbulunmaktadır.
Kanımızca,maddenin son fıkrasında "müştereken tespit" deyiminin yer alışı, dahayukarı fıkrasındaki "yeteri kadar" deyiminden; 1974 Bütçe yılındabankaca hazineye verilecek avanslarda yüzde 15 oranının uygulanmıyacağı vedolayısiyle 50. maddede değişiklik yapıldığı anlamını çıkarmaya olanakbırakmamaktadır. Hazinenin, bu ödemeler için alacağı avans miktarının tespitiişlemi Merkez Bankasıyla müştereken yapılacaktır. Hazineye verilecek bu avansınmiktarının müştereken tespiti sırasında ise kanunen belli oran elbette kitaraflarca gözönünde tutulacaktır. Zira, maddenin son fıkrası bu husustabuyurucu bir hüküm getirmiştir. Buna karşılık % 15 oranın uygulanmaması yönündeise maddede açık bir değişikliğe yer verilmemiştir.
Sonuçolarak; 1823 sayılı 1974 Yılı Bütçe Kanununun 61. maddesinin dava konusu bölümüile, 1211 sayılı Kanunun 50. maddesinde değişiklik yapılmamış olduğu kanısınavarılmış ve Anayasanın davacı tarafından ileri sürülen ilgili maddelerindekiilkelere bir aykırılık da görülmemiştir.
Bunedenlerle, bu bölüme ilişkin iptal isteminin reddi gerekeceği görüşündeyim.
Üye
Ahmet Koçak
KARŞIOYYAZISI
1974Malî yılı Bütçe Kanununun 9 maddesini taşıdığı hükümler bakımından yürürlüktekikimi kanunlarda değişiklik yapması ve bütçe ile ilgili bulunmaması yönlerindenAnayasaya aykırılığı ileri sürülerek Adalet Partisi Millet Meclisi Grubunca AnayasaMahkemesinde açılmış iptal davasının konularından biri olan 61. maddedekiçoğunluk kararı ile iptal edilen kısım aynen şöyledir :
"1050sayılı Muhasebeî Umumiye Kanununun 80. maddesinde yazılı ödemeleri zamanındayapabilmek ve tahsilatın göstereceği mevsimlik dalgalanmaların bu ödemelerinolumsuz yönde etkilenmesini önlemek amaçları ile 1974 mali yılında T. C. MerkezBankasından yeteri kadar kısa vadeli avans almaya Maliye Bakanıyetkilidir."
İlkbakışta görülmektedir ki Hazinenin T.C. Merkez Bankasından kısa vadeli avansalması, 1050 sayılı Muhasebeî Umumiye Kanununun 80. maddesinde yazılı vegecikmesi Devletin mali itibarım zedeliyebilecek olan ödemelerin zamanındayapılabilmesi amacım taşımaktadır.
Bilindiğiüzere Devletin dolaylı ve dolaysız vergi ve başka çeşit gelirleri malî yi!içinde hazineye düzenli bir şekilde girmemekte; Türkiye'nin ekonomik yapısı ileiç ve dış etkenlerle dalgalı bir akış göstermektedir. Gelirlerin bu olumsuzdalgalanma sürelerinde dahi ödemelerini düzenli bir şekilde yapmak zorunda olanHazinenin T. C. Merkez Bankasından ihtiyaç doğdukça kısa vadeli avans almasıişinin, doğrudan doğruya bütçe ile ilgili olduğunda şüphe bulunmamak gerekir.
Öteyandan; 1211 sayılı T. C. Merkez Bankası Kanununun 50. maddesi Hazineyebankanın kısa vadeli hesap açma olanağını vermekte, ancak avans tavanım carîyıl genel bütçe ödenekleri toplamının yüzde onbeşine dayandırmaktadır. Yine bumaddeye göre avans oranı ile faiz haddi banka ile Maliye Bakam arasındayapılacak görüşme ile müştereken kararlaştırılacaktır.
İtirazcıAdalet Partisi, bankanın Hazineye açacağı en çok kısa vadeli avans miktarı buKanunla dondurulmuş olmasına rağmen Bütçe Kanununun 61. maddesi ile (yeterikadar) denmek suretiyle yukarı haddinin aşılmasına olanak sağlandığını ve busuretle 50. maddenin bir yıl için dahi olsa Bütçe Kanunu ile değiştirildiğiniileri sürmüş; 61. maddeyi iptal eden Mahkememiz çoğunluk kararı ile de aynıgerekçe benimsenmişse de, hemen böyle bir sonuca ve karara varmaya işinniteliği elverişli bulunmamaktadır. Bir kere, konu Devletin zorunlu bulunduğuödemeleri zamanında yapması ile ilgili önemli bir para ve bütçe sorunudur.İkincisi, kısa vadeli avansın miktar ve oranı Banka ile Maliye Bakanınınkarşılıklı görüşüp anlaşmaları ile belirlenecektir. Maliye Bakanının aşırıavans isteklerine bankanın kendi Kanunundaki sınırlayıcı hükümlerle karşıdurmasından daha doğal bir husus olamaz. Bütçe Kanununun 61. maddesi dahaziyade Banka Kanununun 50. maddesindeki kısa vadeli avansın yol ve yöntemlerinigöstermektedir, buradaki (yeteri kadar).deyimini Banka Kanununun 50.maddesindeki (cari yıl genel bütçe ödenekleri toplamının yüzde onbeşi) içindedüşünmek gerekir. Zira, maksat 50. maddedeki yüzde onbeş kaydının kaldırılmasıolsa idi değiştirme doğrudan doğruya bu kayda yönelik olurdu. 1974 Bütçesi ileverilen 80 milyar lira, civarındaki ödenek toplamı da dikkate alındığındaHazinenin bankadan yüzde onbeş üzerinden sağlayacağı kısa vadeli avansın yukarısınırı 12 milyara yükselir ki bir yıl içinde bu yüksek tavanlı bir avansişleminde Hazinenin dolambaçlı yollarla bankaya zorlamasına olanak bulunmamakgerekir.
BütçeKanununun 61. maddesindeki (yeteri kadar) deyimi ile Banka Kanununun 50.maddesindeki yüzde onbeş kaydının ortadan kaldırıldığı bütün bu düşüncelererağmen bir an için kabul olunsa dahi, bunun bir sorumsuz ve aşırı davranışkasdı ile değil; Devlet ihtiyaçlarını zamanında sağlamak, hak sahiplerininisteklerini karşılamak, mali ve ekonomik dengeyi sağlıklı tutmak ve sürdürmekgibi tamamı ile memleket ve millet hayrına bir mali politika güdülmek içinyapılmış olduğu gerçeği karşısında, hoş görü ile kabullenilmesi gerektiğikanısındayım.
Budüşüncelerle çoğunluğu iptal kararma katılmadım.
Üye
Hasan Gürsel