ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas sayısı:1974/33
Karar sayısı:1975/1
Karar günü:7/1/1975
Resmi Gazete tarih/sayı:25.2.1975/15160
İptaldavasını açan: Ankara Üniversitesi Rektörlüğü
İptaldavasının konusu: 18/5/1974 günlü, mükerrer 14890 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanan (Cumhuriyetin 50 nci Yılı Nedeniyle Bazı Suç ve CezalarınAffı Hakkında) 15/51974 günlü, 1803 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin (A) ve(D) bentlerindeki kuralların Anayasanın 21., 64., 120. ve 153 üncü maddelerineaykırı olduğu ileri sürülmüş ve iptali istenilmiştir.
II -YASA METİNLERİ:
l -Dava Konusu Yasa Kuralı:
15/5/1974günlü, 1803 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin Anayasaya aykırılığı ilerisürülen (A) ve (D) bentleri, 18/5/1974 günlü, mükerrer 14890 sayılı ResmîGazete'de erkan metne göre şöyledir:
"Madde15 - A) 1974 yılı Şubat imtihan döneminin sonuna kadar geçen süre içindekayıtlı bulundukları Yüksek ve Orta Öğretim Kurumları ile, dışardan imtihanlaragirenlerin de hangi sebeple olursa olsun kayıtları silinmiş öğrencilerle kendiistekleri ile ayrılmış olanlar, (her derecedeki askerî okul öğrencileri hariç),bu Kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren üç ay içinde eski öğrenim kurumlarınayazılı olarak başvurdukları takdirde ayrıldıkları sınıf veya sömestrede bir yıldaha öğrencilik sıfatlarını devam ettirmek ve o sınıf veya sömestrede ikidefada sınava girmek hakkını kazanırlar. Askerlik süresi gelmiş olanlar buhaklarını kullandıkları takdirde tecilli sayılırlar. Şu kadar ki, bu Kanununyürürlüğe girdiği tarihte askerlik görevini yapmakta olanların üç aylıkbaşvurma süresi terhis tarihinden, fiili veya hukukî mücbir sebeplerle buhakkını kullanamayacak durumda olanların üç aylık başvurma süresi bu mücbirsebeplerin kalktığı tarihten başlar.
Bufıkra hükmüne dayanarak eski öğrenim kurumlarına müracaat eden öğrencilere,kurumlarınca birer başvurma belgesi verilir.
Bumadde hükmünden yararlanan öğrencilerden, Danıştay'dan yürütmenin durdurulmasıkararı alarak öğrenim kurumlarına devam edebilmiş olanlar hakkındaki davalaradevam edilmez.
D)1973-1974 ders yılı için yapılan üniversite giriş sınavları sonunda aldıklarıpuanlar itibariyle fakülte ve yüksek öğrenim kurumlarına girmeye hak kazanmışlise mezunları, ön kaydını yaptırmış olsun, olmasın, bu Kanunun yürürlüğegirmesinden itibaren üç ay içinde girmeye hak kazandıkları fakülte ve yükseköğrenim kurumlarına başvurdukları taktirde kesin kayıtları yapılır."
2 -Dayanılan Anayasa kuralları:
1803sayılı Kanunun 15. maddesinin (A) ve (D) bentlerinin Anayasaya aykırı olduğuiddiasını desteklemek üzere ileri sürülen Anayasanın 21., 64., 120 nci ve 153üncü maddeleri aşağıda gösterilmiştir.
"Madde21 - Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma vebu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.
Eğitimve öğretim, Devletin gözetim ve denetimi altında serbesttir.
Özelokulların bağlı olduğu esaslar, Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeyeuygun olarak Kanunla düzenlenir.
Çağdaşbilim ve eğitim esaslarına aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz."
"1488sayılı Kanunla değişik madde 64- Kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak,Devletin bütçe ve kesin hesap Kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek, parabasılmasına, genel ve özel af ilânına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölümcezalarının yerine getirilmesine karar vermek, Türkiye Büyük Millet Meclisininyetkilerindendir.
TürkiyeBüyük Millet Meclisi Kanunla, belli konularda, Bakanlar Kuruluna kanun hükmündekararnameler çıkarmak yetkisi verebilir. Yetki veren kanunda, çıkarılacakkararnamelerin amacı, kapsamı ve ilkeleriyle bu yetkiyi kullanma süresinin veyürürlükten kaldırılacak kanun hükümlerinin açıkça gösterilmesi ve kanunhükmünde kararnamede de yetkinin hangi kanunla verilmiş olduğunun belirtilmesilâzımdır.
Bukararnameler, Resmî Gazete'de yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancak,kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir.Kararnameler, Resmî Gazete'de yayımlandıkları gün Türkiye Büyük MilletMeclisine sunulur.
YetkiKanunları ve Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan kararnameler, Anayasanın veyasama meclisleri içtüzüklerinin kanunların görüşülmesi için koyduğu kurallaragöre, ancak, komisyonlarda ve genel kurullarda diğer kanun tasarı vetekliflerinden önce ve ivedilikle görüşülüp karara bağlanır.
Yayımlandıklarıgün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayan kararnameler, bu tarihte Türkiye BüyükMillet Meclisince reddedilen kararnameler bu kararın Resmî Gazete'deyayımlandığı tarihte, yürürlükten kalkar. Değiştirilerek kabul edilenkararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, bu değişikliklerin Resmî Gazete'deyayımlandığı gün yürürlüğe girer.
Anayasa'nınikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel hak vehürriyetler ile dördüncü bölümünde yer alan siyasî haklar ve ödevler kanunhükmünde kararnamelerle düzenlenemez. Anayasa Mahkemesi, bu kararnamelerinAnayasa'ya uygunluğunu da denetler."
"1488sayılı Kanunla değişik madde 120.- Üniversiteler, ancak Devlet eliyle veKanunla kurulur. Üniversiteler, özerkliğe sahip kamu tüzel kişileridir.
ÜniversiteÖzerkliği, bu maddede belirtilen hükümler içinde uygulanır ve bu Özerklik,üniversite binalarında ve eklerinde suçların ve suçluların kovuşturulmasınaengel olmaz.
Üniversiteler,Devletin gözetimi ve denetimi altında kendileri tarafından seçilen organlarıeliyle yönetilir. Özel Kanuna göre kurulan Devlet üniversiteleri hakkındakihükümler saklıdır.
Üniversiteorganları, öğretim üyeleri ve yardımcıları, üniversite dışındaki makamlarca,her ne suretle olursa olsun, görevlerinden uzaklaştırılamazlar. Son fıkrahükümleri saklıdır.
ÜniversiteÖğretim üyeleri ve yardımcıları serbestçe araştırma ve yayında bulunabilirler.
Üniversitelerinkuruluş ve işleyişleri, organları ve bunların seçimleri, görev ve yetkileri,üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını, kullanma usullerive üniversite organlarının sorumluluğu, öğrenim ve öğretim hürriyetleriniengelleyici eylemleri önleme tedbirleri, üniversiteler arasında ihtiyaca göreöğretim üyeleri ve yardımcılarının görevlendirilmesinin sağlanması, öğrenim veöğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerineve kalkınma planı ilkelerine göre yürütülmesi esasları kanunla düzenlenir.
Üniversitelerinbütçeleri, genel ve katma bütçelerin bağlı olduğu esaslara uygun olarak yürürlüğekonulur ve denetlenir.
Üniversitelerleonlara bağlı fakülte, kurum ve kuruluşlarda öğrenim ve öğretim hürriyetlerinintehlikeye düşmesi ve bu tehlikenin üniversite organlarınca giderilmemesihalinde Bakanlar Kurulu, ilgili üniversitelerin veya bu üniversiteye bağlıfakülte, kurum ve kuruluşların idaresine el koyar ve bu kararını hemen TürkiyeBüyük Millet Meclisi Birleşik Toplantısının onamasına sunar. Hangi hallerinelkoymayı gerektireceği, el koyma kararının ilân ve uygulanma usulleri ilesüresi ve devamınca Bakanlar Kurulunun yetkilerinin nitelik ve kapsamı kanunladüzenlenir."
"Madde153 - Bu Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunun çağdaş uygarlık seviyesineerişmesi ve Türkiye Cumhuriyetinin lâiklik niteliğini koruma amacım güdenaşağıda gösterilen Devrim Kanunlarının, bu Anayasanın halkoyu ile kabuledildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin Anayasaya aykırı olduğuşeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz:
1. 3Mart 1340 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat Kanunu;
2.25 Teşrinisani 1341 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktisası hakkında Kanun;
3.30 Teşrinisani 1341 tarihli ve 677 sayılı Tekke ve Zaviyelerle TürbelerinŞeddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve ilgasına dair Kanun;
4.17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenisiyle kabul edilen,evlenme akdinin evlendirme memuru tarafından yapılacağına dair medenî nikâhesası ile aynı Kanunun 110 uncu maddesi hükmü;
5.20 Mayıs 1928 tarihli ve 1288 sayılı Beynelmilel Erkamın Kabulü hakkında Kanun;
6. lTeşrinisani 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbikihakkında Kanun;
7.26 Teşrinisani 1934 tarihli ve 2590 sayılı Efendi, Bey, Paşa gibi lâkap veUnvanların Kaldırıldığına dair Kanun;
8. 3Kanunuevvel 1934 tarihli ve 2596 sayılı Bazı Kisvelerin Giyilemiyeceğine dairKanun."
III- İLK İNCELEME:
AnayasaMahkemesi; Muhittin Taylan, Kani Vrana, Kemal Berkem, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar,Ziya Önel, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Muhittin Gürün, Lütfi Ömerbaş, HasanGürsel, Ahmet Salih Çebi, Şevket Müftügil, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H.Boyacıoğlu'ndan kurulu olarak 24/9/1974 gününde toplanmış ve Anayasa Mahkemesiİçtüzüğünün 15 inci maddesi uyarınca gerekli ilk incelemeyi yapmıştır.
1 -İlk incelemede saptanan durum şudur:
a)15 inci maddesinin (A) ve (D) bentleri dava konusu edilen 15/5/1974 günlü, 1803sayılı Kanun 18/5/1974 günlü, mükerrer 14890 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanmıştır. Dava dilekçesi Anayasa Mahkemesi Genel Sekreterliğince 8/8/1974gününde kaleme havale edilmiş; 892 sıra, 1974/33 esas sayısını almışbulunmaktadır. 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 26 ncı maddesinin birincifıkrası kuralına göre dava, o günde açılmış sayılacağından, anayasal süresiiçindedir.
b)Dava dilekçesine, davayı açan Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Tahsin Özgüç'ünbu göreve seçilme belgesinin eklenmemiş olması bir eksiklik niteliğindegörülmemiştir. Çünkü, adı geçenin bildirdiği rektörlük görevinde bulunduğubilinen ve bilinebilecek bir durum olmakla, ayrıca belgelendirilmesine gerekyoktur. Davacının yetki belgesinin yokluğunu ileri süren Kani Vrana ve Ahmet H.Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.
2 -İptali dava konusu edilen 15,inci maddenin (A) ve (D) bendleri hükümlerininüniversiteye girecek öğrencilerle ve öğrencilerin üniversiteye kaydolmalarınailişkindir. Konunun Ankara Üniversitesinin kendi varlık ve görevleriniilgilendiren alana girdiği ortadadır. Böylece Anayasa'nın değişik 149 uncumaddesi uyarınca bu üniversitenin iptal davası açma hakkı doğmuş bulunmaktadır.
3 -İptalleri dava konusu edilen fıkra hükümleri kurum olarak yalnız üniversitelerideğil, aynı zamanda orta öğretim kurumlarını da hedef alarak o yolda hükümlergetirmiştir. Oysa üniversitelere Anayasa'ca tanınan iptal davası açma yetkisikendi varlık ve görevlerini ilgilendiren alanlarla sınırlıdır. O halde işinesasının yetki alanı ile sınırlandırılarak incelenmesi Anayasa ve Yasakuralları gereğidir.
4 -Dava konusu kimi suç ve cezaların affına ilişkin bir yasanın oluşmasıdolayısiyle burada Anayasa Mahkemesinin, Anayasa'ya uygunluk denetimine bağlıyasama belgeleri üzerindeki oturmuş görüşünün hatırlatılması yerinde olacaktır.
Anayasa'nındeğişik 147 nci maddesinin birinci fıkrası ve değişik 64 üncü maddesinin sonfıkrası kurallarına göre Anayasa Mahkemesinin Anayasa'ya uygunluk denetimigörev ve yetkisine kanunlar, kanun hükmünde kararnameler, Türkiye Büyük MilletMeclisi içtüzükleri ve Anayasa değişiklikleri girmektedir. Anayasadeğişiklikleri yönünden yetki, değişikliğin Anayasa'da gösterilen biçimkoşullarına uygunluğunu denetleme ile sınırlıdır. Anayasa burada"Kanun" sözcüğünü salt ve geniş biçimde başka bir deyimle gerçekanlamda kanun ve biçimsel anlamda kanun arasında bir ayrım yapmaksızın tümkapsamiyle kullanmıştır. Öte yandan yine Anayasa Koyucunun kimi kanunlarıAnayasa'ya uygunluk denetiminden istisna etmeği dilediğinde bunu açıkçabelirleme yolunu seçtiği de bir gerçektir. Anayasa'ca kanun önünde sayılan"Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar" da(Madde 65/son fıkra), 153 üncü maddede açıklanan kanunlarda ve Kanunkurallarında, 27/5/1960-6/1/1961 günleri arasında çıkarılan kanunlarda (Geçicimadde 4, üçüncü fıkra) olduğu gibi.
Buradasorun, Anayasa kurallarına göre Türkiye Büyük Millet Meclisinin genel ve özelaf ilân etmek yetkisini kanunla mı, yoksa kararla mı kullanmasıgerektiğindedir.
Anayasa'nındeğişik 64. maddesi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkilerini genelolarak sayarken (birinci fıkra):
Kanunkoymak, değiştirmek ve kaldırmak;
Devletinbütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek; parabasılmasına, genel ve özel af ilânına karar vermek;
Demektedir.
64.maddenin birinci fıkrasında "para basılması, genel ve özel af ilânı,mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesi"konularında, fıkranın üst yanında olduğu gibi "kanun koymak" veya"kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek" deyimleri yerine"karar vermek" ten söz edilmesini, tekrardan kaçınma kaygısındandoğan bir üslûp özelliğine bağlamak ve buradaki karar verme deyiminin heryasama tasarrufu bir kararla olacağına göre (Anayasa madde 86/1) böyle biranlamda kullanıldığını benimsemek, Anayasa'nın birbirini tamamlayan veyaaçıklığa kavuşturan hükümlerinin belirlediği düzenleme biçimine uygun düşer.
Çünkügenel ve özel af ilânı yetkisinin kullanılması kanunla değil kararla olacaksa,böyle bir karar, niteliğine göre, ancak Türkiye Büyük Millet MeclisininBirleşik Toplantısında alınabilir. Oysa Anayasa, Millet Meclisinin veCumhuriyet Senetosunun birleşik olarak toplanmasını gerekli gördüğü hallerde,bunu açık kural olarak belirleme yoluna gitmiştir Cumhurbaşkanının seçimi(madde 95), Cumhurbaşkanının vatan hainliğindan dolayı suçlandırılması (madde99), Meclis soruşturması ve Yüce Divana sevk (madde 90), savaş halı ilânı veTürk Silahlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancı silahlıkuvvetlerin Türkiye'de bulunmasına izin verme (madde 66), Sıkıyönetiminilanının onanması ve sıkı yönetimin uzatılması (değişik madde 124), BakanlarKurulunun üniversitelerin idaresine el koyma kararının onanması (değişikmadde!20) konulan böylece düzenlenmiş ve İlk beş kümeye giren kararlarınalınmasına ilişkin ayrıntılı işlemler Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğününikinci, üçüncü, dördüncü 'kısımlarında gösterilmiştir. Genel ve özel af ilânıkonusunda bunlara benzer herhangi bir hüküm ne Anayasa'da ne de Türkiye BüyükMillet Meclisi içtüzüğünde yer almış değildir.
Kaldıki, "genel ve Özel af ilânı" konusu da öteden beri kananlarladüzenlenmekte Anayasa Mahkemesi bunları, 147. maddedeki "Kanun"deyimi kapsamı içinde görmekte ve Anayasa'ya uygunluk denetimleriniyapmaktadır. "Bazı Suç ve Cezaların Affı" hakkındaki 3/8/1966 günlü,780 sayılı Kanunun 5. maddesinin birinci fıkrasına ilişkin 21/2/1968 günlü,1966/27-1968/8 sayılı (24/12/1969 günlü, 13382.sayılı Resmî Gazete- AnayasaMahkemesi Kararlar Dergisi, sayı 7, sayfa 3/18), "Bolu ilinin MengenKazası Pazarköy nüfusuna kayıtlı Ali oğlu, Hayriye'den doğma 1341 doğumluHayrettin Hami Demiralp'ın cezalarının affı" hakkındaki 10/1/1966 günlü,709 sayılı Kanuna ilişkin 19/12/1966 günlü, 1966/7-46 sayılı (29/1/1968 günlü,12812 sayılı ve 7/2/1968 günlü, 12820 sayılı Resmî Gazeteler- Anayasa MahkemesiKararlar Dergisi, Sayı 5, Sayfa 21/43) kararlar bu uygulamaya örnek olarakgösterebilir.
Aynınitelikteki son uygulama, Resmî Gazete'nin 12/7/1974 günlü, 34943 sayılınüshasında yayımlanan 2/7/1974 günlü, 1974/19-31 sayılı kararımızla 15/5/1974günlü, 1803 sayılı "Cumhuriyetin 50 inci Yılı Nedeniyle Bazı Suç veCezaların Affı Hakkında" Kanunun 5. maddesinin (A) bendinin iptalikonusunda yapılmış bulunmaktadır.
Özetlemekgerekirse; bir kuralı dava konusu edilen 1803 sayılı Yasa Anayasa'nın değişik147. maddesindeki "kanun" deyiminin kapsamına girmektedir;Anayasa'nın Anayasa'ya uygunluk denetimi dışında bıraktığı yasalardan dadeğildir ve şu duruma göre davaya bakmanın Anayasa Mahkemesinin görevi içindebulunduğu ortadadır.
5 -Böylece;
Dosyanıneksiği bulunmadığına Kani Vrana ile Ahmet H. Boyacıoğlu'nun davacıya iptaldavası açılmasına yetki veren belgenin yokluğu nedeniyle bu eksiğintamamlatılması gerektiği yolundaki karşı oylarıyle ve oyçokluğu ile, işinesasının 15/5/1974 günlü, 1803 sayılı Kanunun 15. maddesinin (A) ve (D)bentlerinin üniversitelere ilişkin hükümlerle sınırlı olarak incelemesineoybirliğiyle 24/9/1974 gününde karar verilmiştir.
IV -ESASIN İNCELENMESİ:
Davanınesasına ilişkin rapor, dava dilekçesi, iptali istenilen yasa kuralı, Anayasa'yaaykırılık iddiasına dayanaklık eden ve konuyu ilgilendiren Anayasa kuralları,bunlarla ilgili gerekçeler ve başka yasama belgeleri, konu ile ilişkisi bulunanöteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
A)Görev sorunu:
Buişte esasın incelenmesine başlanırken, ilk inceleme evresinde çözülmüş olangörev sorunun esas inceleme evresinde yeniden görüşme ve karar konusu yapılmasıistenmiştir.
Bukararın yukarıki bölümlerinde açıklandığı üzere, ilk inceleme sonunda işinesasının incelenmesine, 24/9/1974 gününde karar verilmiştir. Bu kararakatılmamış kimi üyeler yeniden görüşme isteğini ileri sürmüşlerdir.
22/4/1962günlü, 44 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındaKanunun 26 ncı ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddeleri kurallarına göreiptal davalarına ilişkin dilekçelerle eklerinin Başkanlıkça görevlendirilenraportörler tarafından hemen incelenerek, dilekçelerin Anayasa Mahkemesiningörevine giren bir konu ile ilgili olup olmadığı veya ehliyetli kişilertarafından yahut süresinde verilip verilmediği hususları ile dilekçenin sözüedilen kanunun 26. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarında gösterilenhususları kapsayıp kapsamadığı yönlerinin bir raporla Başkanlığa bildirilmesi,Anayasa Mahkemesi'nin bu rapor üzerinde inceleme yaparak işin bu yönünü kararabağlaması 44 sayılı Yasanın buyurucu hükümleri gereğidir.
AnayasaMahkemesince yapılan bu incelemenin kapsamına, Anayasa Mahkemesi kararındaayrıca belirtilmemiş olsa bile, diğer konuların başında iptal davası yolu ilegelen işin Anayasa Mahkemesinin görevine giren bir konuya ilişkin olupolmadığının incelenip saptanması da girmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesiİçtüzüğünün 15. maddesinin üçüncü fıkrasında "Dilekçelerin, Mahkemeningörevine giren bir konu ile ilgili olup olmadığı veya ehliyetli kişilertarafından yahut süresinde verilip verilmediği hususları da raportörlerceönceden incelenir" kuralı yer almış bundan başka 44 sayılı Yasanın 42. maddesinde,Anayasa Mahkemesinin görevine girmeyen konulara ilişkin dilekçelerinreddedileceği belirtilmiştir. Bu itibarla, esasın incelenmesine ilişkin24/9/1974 günlü, kararın niteliği karşısında, bu kararda ayrıca açıklanmışolmasa dahi, görev sorununun öncelikle çözüme ve sonuca bağlanmış sayılmasıgerekeceğinden, konunun bu evrede yeniden görüşülüp bir karara bağlanmasına yerolmadığı ortadadır.
Busırada kimi üyeler ise, esasın incelenmesi evresinde görev yönünden yenidengörüşme açılması için ileri sürülen bir istemin oylama konusu bile yapılmasınayer ve olanak bulunmadığı düşüncesini savunduklarından, önce bu konuda yapılanoylama sonunda. Kani Vrana, Ahmet Koçak, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi, AdilEsmer, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun bu yoldaki biristemin esasen oylama konusu yapılamayacağı yolundaki karşı oylarıyle veoyçokluğu ile, sözü geçen istemin oylanabileceğine karar verilmiştir.
Bununüzerine yapılan oylamada, Anayasa Mahkemesi'nin iptal davası yolu ile gelen birişe bakmakla görevli olup olmadığı sorununun ilk inceleme sonunda verilmişbulunan 24/9/1974 günlü kararla çözülmüş sayılacağına ve bu nedenle yenidengörüşmeye yer olmadığına Halit Zarbun ve Ziya Önel'in görev sorununuincelemenin bu evrede de ele alınmasına ve karar bağlanmasına olanak bulunduğuyolundaki karşıoylariyle ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.
B)Dava konusu kuralın Anayasa'ya aykırılığı sorunu:
Davadilekçesinde biçim yönünden Anayasa'ya aykırılıktan söz edilmemekte ise de,Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 16. maddesi uyarınca düzenlenen raporda, AnayasaMahkemesi'nin 2/7/1974 günlü, 1974/19-31 sayılı kararına gönderme yoluylayapılan açıklamalar yer aldığı ve 44 sayılı Yasanın 28. maddesi AnayasaMahkemesinin taleple bağlı olup gerekçe ile bağlı bulunmadığı yolunda buyurucubir kuralı öngördüğü için, önce biçim yönü üzerinde durulmuştur.
15/5/1974günlü, 1803 sayılı Kanunun 5. maddesinin Anayasa Mahkemesinin düzenlenenraporda belirtilen 2/7/1974 günlü, 1974/19-31 sayılı kararı ile iptal edilmişbulunan (A) bendinin kanunlaşması ile ilgili olarak Millet MeclisindeCumhuriyet Senatosundan gelen metnin benimsenmemesi ve bu yüzden KarmaKomisyonca da bir metin hazırlanması üzerine yürütülen yasama işlemleri,arasında, bir yasa kuralını biçim yönünden Anayasa'ya aykırı kılabilecekbaşlıca iki aksaklık göze çarpmış ve anlaşmazlık konusu maddelerin ayrı ayrıoylanmış, bir de öteki metinlerin oylanmasına devam edilmiyerek yalnız KarmaKomisyon metninin oylanması ile yetinilmiş olmasına ilişkin işlemlerden oluşanbu aksaklıklardan dolayı sözü geçen (A) bendinin iptaline karar verilmiştir.
a)Uyuşmazlık konusu maddelerin ayrı ayrı oylanması sorunu: 1803 sayılı Kanunailişkin teklif Millet Meclisinden kanunun yürürlük gününü ve yürütecek merciibelirten son iki maddesi de sayılmak üzere 24 madde olarak çıkmıştır.Cumhuriyet Senatosu 6. ve 7. maddeleri olduğu gibi kabul etmiş, 8. ve 21.maddeleri metinden çıkarmış 20. madde olarak yeni bir madde eklemiş ve ötekimetinlerde de ya madde sayısı ya maddelerin içeriği yönünden değişikliğegiderek teklifi 23 maddeye indirmiştir. 6. ve 7. maddeler CumhuriyetSenatosunca da kabul edildiğine göre, artık bir uyuşmazlık konusu olmasıdüşünülemiyeceği ve öteden ben sürüp gelen uygulamada değişikliğe uğramamışmaddeler kesinleşmiş sayıldığı için bunların dışında kalan maddeler dolayısiyleCumhuriyet Senatosu, Millet Meclisinden kendisine gelen metni değiştirerekkabul etme durumuna girmiş, (en son 27/4/1974 günlü 71. Birleşim);değişiklikleri benimsemeyen Millet Meclisi, Karma Komisyonun CumhuriyetSenatosundan ve Millet Meclisinden seçilecek sekizer üyeden oluşmasına 7/5/1974günlü 71. Birleşiminde karar vermiştir, (Millet Meclisi Tutanak Dergisi Donem4, Cilt 3, Toplantı l, 7/5/1974 günlü 71. Birleşim; Sayfa 368-440 ve bututanağa bağlı 25'e l inci ek S. Sayılı basmayazı). Böylece Anayasa'nın 92.maddesinin beşinci fıkrası işlemeye başlamıştır.
KarmaKomisyon Cumhuriyet Senatosu metninin l - 5. maddelerini, Millet Meclisimetninin 8. maddesini olduğu gibi, Cumhuriyet Senatosu metninin 8 - 23.maddelerini ise madde sayılarını birer sayı ilerleterek yine olduğu gibi kabuletmiş ve kendi metnini öylece oluşturmuştur. Şu duruma göre artık üç metinvardır ve Millet Meclisi 92. maddenin beşinci fıkrası uyarınca KarmaKomisyonca, Cumhuriyet Senatosunca veya daha önce kendisince hazırlanmış olanmetinlerden birini olduğu gibi kabul etmek zorundadır.
Burada"Metin" ve "olduğu gibi" deyimleri üzerinde önemle durmakgerekir. Her zaman her yerde kullanılır bir söz olan "olduğu gibi"nin "değiştirilmeksizin" anlamına geldiği açık ve kesindir."Metin" sözcüğüne gelince bu da, hukukî bir kavram değildir;sözcüklerce "bir yazıyı biçim, anlatış ve noktalama özellikleriylebirlikte oluşturan sözcüklerin topu" olarak tanımlanır. Görülüyor ki,sözcüklerin bu yolda oluşturdukları yazıdan ancak metin diye sözedilebilecektir. Anlatış kolaylığı bakımından incelenen konuya uygulandıktayazı, bir madde, değiştirilmiş maddelerin tümü veya kanun teklifinin tümüolduğuna göre "metin" deyiminin kapsamı ve içeriği de değişecek vedeyim ayrı ayrı anlamlara gelecektir. Anayasa koyucunun 92. maddenin beşincifıkrasında deyimi hangi anlam ve kavramda kullandığını saptayabilmek için fıkraiçindeki öteki deyişlerden, bir de bu fıkranın getirdiği düzenleme ile güdülenerekten yararlanılmasında zorunluluk vardır.
92.maddenin beşinci fıkrası ile öngörülen düzen kanun tasarı ve teklifleridolayısiyle Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu arasında çıkan uyuşmazlıklarıMillet Meclisinde kestirme, kesin bitirici ve artık dönülmez bir biçimde sonucaerdirmek, başka deyimle kestirip atmak ereğini güttüğüne göre burada kanuntasarı ve tekliflerinin iki yasama meclisinin üzerinde uyuşmuş bulunduklarıkuralları artık söz konusu olamaz. Öyle ise bir kanun tasarı veya teklifininancak bir bölümünün üzerinde uyuşmazlık varsa beşinci fıkrada geçen"metin" deyiminin tasarı veya teklifin tümünü kapsamasıdüşünülemiyecektir. Deyimin uyuşmazlık konusu maddelerden birini mi yoksa birbütün olarak bunların tümünü mü anlattığı sorununa gelince; yine beşincifıkradaki "Cumhuriyet Senatosunda üye tam sayısının salt çoğunluğu ilekabul edilmiş madde değişikliklerinde, Millet Meclisinin kendi ilk metninibenimsemesi için, üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyu gereklidir."Kuralındaki anlatış biçimi bu konuda kuşkuya yer bırakmamaktadır. Burada çoğulolarak kullanılan "madde değişiklikleri" ne karşılık "MilletMeclisinin kendi ilk metnini" denilmiş bulunması beşinci fıkrada geçen"metin" sözcüğünün bir bütün olarak "madde değişiklikleri"nin tümünü kapsayıp karşıladığını kesinlikle anlatmağa yeterlidir. Demek kibeşinci fıkradaki "metin" sözcüğünden Cumhuriyet Senatosu ile MilletMeclisi arasındaki uyuşmazlık konusu yalnızca bir madde ise tek bir maddeyi birkaç madde ise bütün olarak o maddelerin tümünü, tasarı veya teklifin tamamıuyuşmazlık konusu ise o tasarı veya teklifi anlamak gerekecektir.
"Metin"deyimi böylece açıklığa ve aydınlığa kavuştuktan sonra ve beşinci fıkrada"Millet Meclisi, Karma Komisyonca veya Cumhuriyet Senatosunca veya dahaönce kendisince hazırlanmış olan metinlerden birini olduğu gibi kabul etmekzorundadır." kuralı yer aldığına göre üç metnin her birindeki uyuşmazlıkkonusu maddelerin ayrı ayrı ve tek tek değil her metnin bölünmeksizin,parçalanmaksızın, bir bütün olarak oylanması ve kabul edilmesi gerektiği vetersine davranışın Anayasa ile çelişeceği gerçeği kendiliğinden ortaya çıkar."Olduğu gibi" deyiminin bir anlamı ve Anayasa koyucunun bu deyimleverdiği yönergenin bir yönü de budur. Kaldı ki maddelerin tek tek ayrı ayrıoylanarak kabul edilmesinin Millet Meclisinin sonuçta üç metnin karması olanbir dördüncü metni benimsemesine yol açması her zaman için olasılık içindedirve böyle bir sonucun Anayasa'nın Millet Meclisine Karma Komisyonca, CumhuriyetSenatosunca veya daha önce kendisince hazırlanmış metinlerden birini olduğugibi kabul etmekten başka yol tanımayan açık buyruğuna tüm aykırı düşeceğiortadadır.
Öteyandan kanun teklif ve tasarıları, Yasama Meclislerinin İçtüzükleri uyarınca,Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu komisyonlarında ve genel kurullarındatümü üzerinde ve maddeler üzerinde görüşülme evrelerini önceden geçirirler.Anayasa'nın 92. maddesinin beşinci fıkrasında bu evrelere yeniden dönülmesiniöngören veya bu yolda yorumlanabilecek bir kural veya yönerge yoktur. Fıkra,yukarıda da denildiği gibi, bütün bu evrelerden geçen bir kanun teklif veyatasarısı dolayısiyle iki meclis arasında çıkan anlaşmazlığı kestirip atmak vetasarı veya teklifi iki meclis arasında yeni gidiş ve gelişlere ve daha çokgecikmeye yol açmadan kanunlaştırmak üzere özel ve sınırlı bir düzenlemegetirmiş ve bu erekle de Millet Meclisini bir zorunluluk bitirmek yükümü altınasokmuştur. Metinleri oluşturan maddelerin ayrı ayrı oylanmasına bu bakımdan daolanak yoktur.
MilletMeclisi Tutanak Dergisine göre (Dönem 4, Cilt 3, Toplantı l, 14/5/1974 günlü,74. Birleşim, S. 559-620; 15/5/1974 günlü 75. Birleşim, S. 626-633 ve 639-642)1803 sayılı Kanuna ilişkin teklif ile ilgili bulunan ve Cumhuriyet SenatosuMillet Meclisi arasında anlaşmazlık konusu olan maddeler ise Millet Meclisindeayrı ayrı oylanmıştır. Bu tutum yukarıda ayrıntıları ile tartışıldığı veaçıklandığı üzere 1803 sayılı Kanunun 15. maddesinin (A) ve (D) bentlerininüniversitelere ilişkin hükümlerini biçim yönünden Anayasa'nın 92. maddesininbeşinci fıkrasına aykırı kılar ve iptalini gerektirir.
İhsanEcemiş, Halit Zarbun, Ahmet Koçak, Ahmet Salih Çebi ve Nihat O. Akçakayalıoğlubu görüşe katılmamışlardır.
b)Dava konusu kuralın esas yönünden Anayasa'ya aykırılığı sorunu: Dava konusukanun kuralının biçim yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu saptanmış ve bu nedenlede iptali öngörülmüş bulunduğundan, esas yönünden Anayasa'ya aykırılık sorunuüzerinde durulmasına yer kalmamıştır.
C)İptal hükmünün yürürlüğe giriş günü:
Anayasa'nındeğişik 152. maddesinin ikinci fıkrasına göre Anayasa Mahkemesince Anayasa'yaaykırı olduğundan iptaline karar verilen kanun veya içtüzük veya bunların iptaledilen kuralları gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımladığı gündeyürürlükten kalkar. Gereken hallerde, Anayasa Mahkemesi, iptal hükmününyürürlüğe gireceği günü ayrıca kararlaştırabilir. Bu gün, kararın ResmîGazete'de yayımlandığı, günden başlayarak bir yılı geçemez.
22/4/1962günlü, 44 sayılı Kanunun 50. maddesinin dördüncü fıkrasında da AnayasaMahkemesi'nin, iptal dolayısiyle oluşacak boşluğu kamu düzenini tehdit edicinitelikte görürse, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği günü ayrıcakararlaştıracağı ve bu boşluğun doldurulması için Yasama MeclisleriBaşkanlıklarına ve Başbakanlığına durumu duyuracağı yazılıdır.
15/5/1974günlü, 1803 sayılı Yasanın 15. maddesinin (A) ve (D) bentlerinin üniversiteleryönünden iptal edilmesi sonucu bir boşluğun oluşacağı ve bu halin giderek nitelikçebirbirinden ayrımlı olmayan kimi yurttaşlar arasında eşit olmayan durumlaryaratacağı ortadadır.
Yasamayolu ile boşluk doldurmak ve boşluktan doğacak sakıncaları önlemek üzereAnayasa'nın değişik 152. maddesinin ikinci fıkrasında ve 44 sayılı Kanunun 50.maddesinde yazılı yetkinin kullanılması ve iptal hükmünün yürürlüğe gireceğigünün ayrıca kararlaştırılması gerekir
İptalhükmünün gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak biryıl sonra yürürlüğe girmesi uygun olacaktır.
V -SONUÇ:
1 -İlk inceleme evresinde söz konusu olmayan görev sorunu esasın incelenmesievresinde ortaya atıldığında görüşme konusu yapılıp yapılamıyacağınınoylanabileceğine Kani Vrana, Ahmet Koçak, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi, AdilEsmer, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşıoyları ile veoyçokluğu ile,
2 -İlk inceleme evresi sonunda esasın incelenmesine ilişkin olarak verilen karargörev sorununu çözmüş olacağından konunun, yeniden görüşülmesine bu nedenle yerolmadığına Halit Zarbun ve Ziya Önel'in karşıoylarıyle ve oyçokluğu ile:
3 -15/5/1974 günlü. 1803 sayılı Kanunun 15. maddesinin (A) ve (D) bentlerindekikuralların Millet Meclisinde Anayasa'nın 92. maddesinin beşinci fıkrası hükmüneaykırı olarak oylanmış bulunması nedeniyle biçim yönünden ve üniversitelereilişkin hükümlerle sınırlı olarak iptallerine İhsan Ecemiş, Halit Zarbun, AhmetKoçak, Ahmet Salih Cebi ve Nihat O. Akçakayaoğlu'nun karşıoylarıyle veoyçoğunlu ile,
4 -Dava konusu yasa kuralları biçim yönünden iptal edilmiş olduğuna göre ayrıcaesas yönünden aykırılık konusu üzerinde durulmasına yer olmadığınaoybirliğiyle;
5-Anayasa'nın değişik 152. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iptal hükmünün bukararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yıl sonra yürürlüğegirmesine oybirliğiyle; 7/1/1975 gününde karar verildi.
Başkan
Muhittin Taylan
Başkanvekili
Kâni Vrana
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Hasan Gürsel
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
Konumuzbulunan iptal davası, Ankara Üniversitesi adına Rektörü tarafından açılmışbulunmaktadır.
22/4/1962günlü, 44 sayılı Yasanın 25. maddesinin birinci fıkrasının 3 numaralı bendinde"21. maddenin 1. fıkrasını 6, 7, 8, 9, ve 10 uncu bentlerinde yazılı kurulve kurumların genel kurallarının veya senatolarının üye tam sayısının saltçoğunluğuyle alacakları kararlar üzerine bu kuralların Başkanları ileÜniversitelerin Rektörleri tarafından açılır." Yolunda buyurucu bir kuralyer almıştır.
Aynıkanunun iptal davası taleplerinde uygulanacak hususları belirleyen 26.maddesinin üçüncü fıkrasında da, ."Davanın açıldığı tarihte dilekçedeimzası bulunanlar, ayrıca yetkilerini belirten belgeleri ve kurum, kurul vesiyasî partilerle siyasî parti gruplarının kendilerine yetki verilmesine dairkararlarının tasdikli örneklerini, dilekçe ile birlikte, genel sekreterliğevermek zorundadırlar" yolunda bir hüküm öngörülmüş ve bu fıkrayı kovalayanfıkrada da bu zorunluğa uymayanlar hakkındaki yaptırım saplanmıştır.
Anılanmaddenin üçüncü fıkrasında geçen "yetkilerini belirten belge" ile"yetki verilmesine dair kararlar" deyiminin aynı kavramı içermediğiaçıktır. Kuralların elimizdeki olaya uygulanması halinde "yetkilerinibelirten belge" den Rektörlüğe seçilme belgesinin, "Yetki verilmesinedair karar" dan da dava açılması hususunda senatoca alınan kararınkasdedildiği kuşkusuzdur.
Üniversiteyitemsilen açılan davada Rektörün bu iki belgeyi dava dilekçesine bağlanması davakoşullarındadır. Şayet bu belgeler dilekçeye bağlanmamış ise yasanın 26.maddenin dördüncü fıkrasının işletilmesi ve saptanacak önel içinde bunoksanların gidirilmesi için davacıya tebligat yapılması gerekir.
Davadilekçesinde imzası bulunan kişinin maruf olması veya başka dosyalarda bu kabilbelgelerin varlığı, yasa kuralının uygulanmamasını gerektirmez. Yargısalçalışmaların, sübjektif bilgilere göre değil belgelere dayanarak sürdürülmesisuretiyle ancak güvenlilik sağlanabilir.
Özetlemekgerekirse dava koşullarından olan ve yasanın sözü edilen kuralınca davadilekçesine bağlanması buyuruları belgelerin bir eksiklik sayılmadığı yolundakiçokluk görüşüne karşıyım.
Başkanvekili
Kani Vrana
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISJ
12/7/1974günlü ve 14943 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Mahkememizin 2/7/1974 gün ve1974/19-31 sayılı Kararına ilişkin karşıoy yazımda açıkladığını gerekçelerle,çoğunluğun bu kararındaki görüşlerine de karşıyım.
Üye
İhsan Ecemiş
KARŞIOYYAZISI
21/1/1975günlü ve 15125 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Mahkememizin 28/11/1974 günlü,1974/34-50 sayılı kararına ilişkin karşıoy yazımda açıkladığım gerekçelerle,çoğunluğun bu kararına da katılmıyorum.
Üye
Halit Zarbun
KARŞIOYYAZISI
21/1/1975gün ve 15125 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 28/11/1974gün ve 1974/34 esas ve 1974/50 sayılı kararında açıkladığım nedenlerleçoğunluğun göreve ilişkin görüşlerine katılmıyorum.
Üye
Ziya Önel
KARŞIOYYAZISI
21/1/1975günlü ve 15125 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1974/34-50 sayılı Mahkememizkararına ilişkin karşıoy yazımın 2 ve 3 numaralı bendlerinde açıkladığımgerekçelerle, çoğunluğun, bu kararının aynı konularla ilgili kısımlarınakatılmıyorum.
Üye
Ahmet Koçak
KARŞIOYYAZISI
29/1/1975günlü ve 15133 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Mahkememizin 28/11/1974 gün ve1974/39-51 sayılı Kararına ilişkin karşıoy yazımızın l ve 2 numaralıbentlerinde açıkladığım gerekçelerle, çoğunluğun kararına karşıyım.
Üye
Ahmet Salih Çebi
KARŞIOYYAZISI
1)Tasarı ve tekliflerin kanunlaştırılmasında T.C. Anayasa'sı 92. madde 5. benthükmünün işletilişi bakımından kişisel düşüncemi ve "oylanacak metin"ile "oylama usulü" anlayışımı 14943 sayılı Resmî Gazete'de yayımlananMahkememizin 2/7/1974 gün ve 19/31 sayılı kararına bağlı karşı oy yazımdabelirtmiş bulunmaktayım. Böylece saptadığım görüş açımdan Cumhuriyetin 50 nciyılı nedeniyle bazı suç ve cezaların affı hakkında kanunun 15. maddesinininceleme konusu (A) ve (D) bentleri hükümlerine baktığımda, yasalaştırmabiçiminde bir aksaklık bulunmadığı sonucuna varmaktayım. Şöyleki:
Başarısızlıklarınedeniyle öğrenciler hakkında yapılan işlemler bir ceza olmayıp, bir eğitimuygulamasıdır. Gerçekten, Üniversite öğrencisi yalnızca kendi için öğrenendeğil, öğretim görevlileri dahil, üniversite topluluğunda yer almış kimselerintümünü bilimsel çalışmalara iten bir kuvvettir. Nasıl ki bu bu güce veÖğrenebilme yeteneğine sahip olmamak bir suç değilse, bu yetenek ve güçdenyoksun kişileri üniversiteler çevresinden uzak tutarak ayak bağı olmalarınıönlemek de cihetteki ceza değildir. Disiplin uygulamaları için dahi durumböyledir.
Hâlböyle olunca, öğrencilerin üniversiteye alınmaları ve alınmış olanlarınüniversiteden uzaklaştırılmaları ilkelerinin, ceza hukukunca anlamlandırılansuç ve cezaların affı için çıkarılmış kanunda yerinin bulunmadığı ve burayasırf bir çıkış yolu bulsun diye iliştirildiği hakikati apaçık ortadadır.
Butür hükümler suç ve cezaların affı ilkelerini hiç bir veçhile etkilemez ve kendileride bu ilkelerden etkilenmez.
Açıklanannedenlerle, müstakil bir metni olan 15. maddenin içinde tutulduğu 1803 sayılıAf Yasası'ndan çıkarılarak (Anayasa'nın 92. madde 5. bent hükmü uygulamasıbakımından) ayrı bir metin halinde oylanması doğaldır. Ve Millet Meclisindeyapılan da budur.
İncelenen15. maddenin Karma Komisyonca ve C. Senatosunca hazırlanmış metinlerininoylanmasından sonra Millet Meclisi, kendi hazırladığı ilk metni olduğu gibikabul etmiş ve böylece, oylama usulü bakımından da Anayasa buyruğunu yerinegetirmiştir.
Bütünbu saptamalarla, 1803 sayılı Yasa'nın 15. maddesinin (A) ve (D) işaretlibentlerinin yasalaştırılışını biçim yönünden Anayasa'ya aykırı bulan Mahkememizsayın çoğunluğundan ayrılmak, işin esasının incelenmesi gerektiği sonucunavarmaktayım.
2)İncelenen hükümlerin biçim yönünden iptali yolunda Mahkememizce verilmiş karar,karşı oyda olanları dahi bağlayıcı nitelikte olduğundan T.C. Anayasası'nın 152.madde 2. fıkra 2. cümlesi veçhile iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihinayrıca - kararlaştırılmasını gerektirici bir hal bulunup bulunmadığını tespitgörüşmelerine iştirak edilmiştir. Bu yazımın l sayılı bölümünde açıkladığımgibi "son söz" ünü söyleme olanağını bulan Millet Meclisi'ne busözünü, beklenen usulde söyleme fırsatını vermek üzere iptal hükmününyürürlüğünü geri bırakma zorunluğu aşikârdır.
Özet:1803 sayılı Kanun 15. maddesinin incelenen hükümlerinin biçim yönünden iptalikararına yasalaştırmada bir usulsüzlük olmadığı için ve kararın yürürlüğününbir ileri tarihe bırakılmayışına da, Millet Meclisine son sözünü beklenenbiçimde söyleme fırsatının verilmesinin halin icabından bulunması nedeniyle;karşıyım.
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu