ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1974/34
Karar Sayısı:1974/50
Karar Günü:28/11/1974
Resmi Gazete tarih/sayı:21.1.1975/15125
İtirazyoluna başvuran mahkeme : İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi.
İtirazınkonusu: Resmî Gazete'nin 18/5/1974 günlü 14890 mükerrer sayılı nüshasındayayımlanan (Cumhuriyetin 50 nci yılı nedeniyle bazı suç ve cezaların affıhakkında) 15/5/1974 günlü, 1803 sayılı Kanunun 1. maddesinin (A) ve 2.maddesinin de (A) bentlerinin Anayasa'ya aykırı oldukları yolundaki iddianınÖnce biçim yönünden ciddi olduğu kanısına varan mahkeme, Anayasa'nın değişik151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddelerine dayanarak iptalleriistemiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
I-OLAY :
İstanbulDevlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığının 16/3/1974 günlü, esas 1974/4sayılı iddianamesiyle, millî menfaatler aleyhine hareketlerde bulunmakmaksadiyle yabancıdan menfaat kabul etmek eyleminden ötürü sanık hakkında TürkCeza Kanununun 127/5, 31 ve 173/3 üncü maddeleri gereğince cezalandırılmasıistemiyle açılan ve İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin Esas 1974/5 sayısındakayıtlı bulunan kamu davasının 5/8/1974 günlü duruşmasında mahkeme, sanıkvekillerinin iddiası ve Cumhuriyet Savcısının bu iddianın biçim yönüne ilişkinbölümünü benimsemesi üzerine, 15/5/1974 günlü, 1803 sayılı Kanunun 2.maddesinin (A) bendinin ve bunun iptali halinde yürürlüğe gireceği düşüncesiyleaynı Kanunun 1. maddesinin (A) bendinin, esas yönünden aykırılık konusuüzerinde durmaya yer görmeyerek, sadece biçim yönünden Anayasa'nın 92.maddesinin beşinci fıkrası hükmüne aykırılıkları nedeniyle iptallerine kararverilmesi istemiyle, Anayasa'nın değişik 151. ve 44 sayılı Kanunun 27.maddeleri uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar vermiştir.
III-YASA METİNLERİ :
l- İtirazkonusu Yasa kuralları:
a)15/5/1974 günlü, 1803 sayılı Kanunun 2. maddesinin Anayasa'ya aykırılığı ilerisürülen (A) bendi şöyledir ;
"Madde2- 7/2/1974 tarihine kadar işlenmiş :
A)Türk Ceza Kanununun 127, 128, 129, 131, 132, 133 üncü maddelerinde, 135 incimaddesinin ikinci bendinde, 136, 137, 138, 139 uncu maddelerinde, 146 ncimaddesinin üçüncü fıkrasında, 148 inci maddesinde, 149 uncu maddesinin üçüncüfıkrasında, 150, 152, 156, 157, 168, 171, 172 ve 384 üncü maddeleriyle AskerîCeza Kanunun 55, 56 ve 59 uncu maddelerinde yazılı suçlardan dolayı 5 yıl veyadaha az bir süre ile mahkûm olanların cezaları, fer'î ve mütemmim cezaları ileceza mahkûmiyetlerinin sonuçlarını da kapsamak üzere affedilmiştir.
Yukarıdayazılı suçlardan dolayı beş yıldan fazla süre ile mahkûm edilenlerin hürriyetibağlayıcı cezalarının beş yılı ve para cezalarının tamamı affedilmiştir."
b)15/5/1974 günlü 1803 sayılı Kanunun 1. maddesinin Anayasa'ya aykırılığı ilerisürülen (A) bendi şöyledir:
"Maddel- 7/2/1974 tarihine kadar işlenmiş suçlardan:
A)Kanunların suçu tespit eden asıl maddesinde, üst sınırı (12) yılı geçmeyenhürriyeti bağlayıcı bir ceza ile yahut yalnız veya birlikte olarak paracezasiyle cezalandırıldığı veya müsadereyi yahut bir meslek veya sanatınyapılmamasını veyahut bu cezalardan birini veya birkaçını gerektiren fiillerhakkında takibat yapılmaz."
2-İlgili yasa kuralları :
a)22/5/1930 günlü, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 8/6/1959 günlü, 7331 sayılıKanunla değişik 56. maddesinin (1) sayılı fıkrasının (G) bendinin birincicümlesi şöyledir:
"TürkCeza Kanununun 127. maddesinin 3 ncü fıkrasında yazılı olan .millî menfaatleraleyhine yabancıdan menfaat veya vaad kabul eden vatandaşla bu maksatla paraveren veya menfaat temin veya vadeden yabancılar bu fıkra hükümlerine görecezalandırılırlar."
b) lMart 1926 günlü ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun 11/6/1936 günlü, 3038 sayılıKanunla değişik 127. maddesinin, Askerî Ceza Kanununun 56. maddesinin (G)bendinin birinci cümlesinde göndermede bulunulan fıkrası şöyledir:
"Millîmenfaatler aleyhine hareketlerde bulunmak maksadiyle yabancıdan velevkibilvasıta olsun kendisi veya başkaları için para veya herhangi bir menfaat veyavaad kabul eden vatandaş eğer fiil daha ağır bir cürüm teşkil etmiyorsa üçseneden on seneye kadar ağır hapis ve beşyüz liradan ikibin liraya kadar ağırpara cezasiyle cezalandırılır."
3-Dayanılan Anayasa kuralları :
15/5/1974günlü, 1803 sayılı Kanunun 2. maddesinin (A) ve 1. maddesinin yine (A)bentlerinin biçim yönünden Anayasa'ya ayıkırı olduğu iddiasını desteklemeküzere ileri sürülen Anayasa'nın 8. maddesi ile 92. maddesinin beşinci fıkrasıaşağıda gösterilmiştir:
"Madde8- Kanunlar Anayasa'ya aykırı olamaz.
Anayasahükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve kişileribağlayan temel hukuk kurallarıdır."
"Madde92/5- Millet Meclisi, Cumhuriyet Senatosundan gelen metni benimsemezse, her ikiMeclisin ilgili komisyonlarından seçilecek eşit sayıdaki üyelerden bir karmakomisyon kurulur. Bu komisyonun hazırladığı metin Millet Meclisine sunulur.Millet Meclisi, karma komisyonca veya Cumhuriyet Senatosunca veya daha öncekendisince hazırlanmış olan metinlerden birini olduğu gibi kabul etmekzorundadır. Cumhuriyet Senatosunda üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kabuledilmiş olan madde değişikliklerinde, Millet Meclisinin kendi ilk metninibenimsemesi için, üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyu gereklidir. Bu haldeaçık oya başvurulur."
IV-İLK İNCELEME :
l-.Anayasa Mahkemesi Muhittin Taylan, Kani Vrana, Kemal Berkem, İhsan Ecemiş,Ahmet Akar, Ziya Önel, Abdullah Uner, Ahmet Koçak, Muhittin Gürün, LûtfiÖmerbaş, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi, Şevket Müftügil, Nihat O.Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'ndan kurulu olarak 24/9/1974 günündetoplanmış ve içtüzüğün 15. maddesi uyarınca gerekli ilk incelemeyi yaparakaşağıdaki sorunlar üzerinde durmuştur.
a)Dosyanın eksiği bulunup bulunmadığı sorunu:
22/4/1962günlü, 44 sayılı Kanunun "İtiraz yoliyle mahkemelerce gönderilenişler" başlığını taşıyan 27. maddesine göre, bir davaya bakmakta olanmahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak kanun hükümlerini Anayasa'ya aykırıgörürse, bu yoldaki gerekçeli kararı; veya taraflardan birinin ileri sürdüğüaykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varırsa, tarafların bu konudakiiddia ve savunmalarını ve kendisini bu kanıya götüren görüşünü açıklayan karan,dosya muhtevasının mahkemece bu konu ile ilgili görülen tasdikli suretleri ilebirlikte Anayasa Mahkemesi Başkanlığına göndermek zorundadır, .
Mahkemebu işte, sorgu tutanağı, tutuklama müzekkeresi, fezleke, iddianame, yargıtayilâmı, kovuşturma izni verildiğini belirten yazı, sanık vekillerinin Anayasa'yaaykırılık iddialarını kapsayan dilekçesi, Cumhuriyet Savcısının bu iddianınesasa ilişen yönden dolayı reddini ve biçime ilişen yönden ise kabulünü isteyenyazısı ve duruşma tutanağının 5/8/1974 günlü oturumda verilen kısa karan içerenbölümünün örnekleri ile dava dosyası içindekileri tümüyle özetleyip yansıtan vekendisini iddianın biçim yönünden ciddî olduğu kanısına vardıran gerekçelerleistemini belirten 5/8/1974 günlü gerekçeli kararın da aslını göndermiştir.
Bubelgelerdeki bilgilerle, Anayasa Mahkemesinin Anayasa'ya uygunluk denetimi içinyasaların öngördüğü koşulları, iddianın taraf, nitelik ve kapsamını vegerekçeleriyle istemi bir kuşkuya yer vermeyecek ölçüde saptamak olanağıbulunduğundan, sonuç bakımından içindekiler bu bilgilerin tekrarından ibaret olanduruşma tutanağının konu ile ilgili diğer bölümlerinin örneklerinin degönderilen belgeler arasında yer almaması bir eksiklik sayılmamıştır.
KemalBerkem, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Ahmet Koçak, Muhittin Gürün ve Hasan Gürselduruşma tutanaklarının konu ile ilgili bölümlerinin onanlı örneklerinin deistenmesi gerektiği yolundaki karşı düşünceleriyle bu karara katılmamışlardır.
b)Yetki sorunu :
Birmahkemenin Anayasa'ya uygunluk denetimi için itiraz yoliyle başvurabilmesi içinAnayasa'nın 151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca ikikoşulun gerçekleşmesi gerekmektedir: Bunlardan birisi, o mahkemenin elindegörülmekte olan bir davanın varlığı ve diğeri ise, Anayasa'ya aykırılığı ilerisürülen kuralı mahkemenin o davada uygulama durumunda bulunmasıdır.
Buişte. Mahkemenin elinde görülmekte olan bir davanın varlığı ve suçun sübutuhalinde sanık hakkında eyleminin niteliğine ve işleniş gününe göre 18u3 sayılıKanunun 2. maddesinin (A) bendini uygulama durumunda olduğu belli ise de, 1803sayılı Kanunun 1. maddesinin ayrıca itiraz konusu yapılmış bulunan (A) bendinide uygulama durumunda olduğundan söz edilemez. Mahkeme bu konudaki itirazını(Af Kanununun 1. maddesinin (A) bendi bu yasa bünyesinde temel bir maddeniteliğindedir. 1803 sayılı Af Yasasının 2. maddesinin (A) bendinin biçimyönünden iptali ve iptal hükmünün yürürlüğe gireceği günün ayrıcakararlaştırılmaması halinde bu bent hükmünün yürürlükten kalkması gerekeceğicihetle, sanığın hukukî durumunun l/A içinde mütalâası icabedecektir. Budurumda Mahkemece Af Yasasının l. maddesinin (A) bendini işbu dava sebebiyledoğrudan doğruya uygulanması gereken maddeler meyanında yer almış olacağıcihetle davamızda uygulama olanağı kendiliğinden doğacaktır ve ayrıcazikredilen durum muvacehesinde Af Yasasının 1. maddesinin (A) bendinin debiçimsel yönden iptali zorunluğu bahis konusu olacaktır." biçimindekigerekçeye dayandırmaktadır. Halbuki, yukarda işaret edilen yasa hükümlerinegöre, bir mahkeme ancak görmekte olduğu davada uygulama durumunda bulunduğu birkuralın iptali için itiraz yoluna başvurabilir. Bunun dışında, görmekte olduğubir davada, itirazı veçhile bir kuralın Anayasa Mahkemesince iptali üzerineuygulanması olasılığı veya olanağı düşünülebilen diğer bir kurala bu itirazınıteşmil edemez. Bu nedenle, itirazın, 1803 sayılı Kanunun 1. maddesinin (A)bendine yönelen bölümünün Mahkemenin yetkisizliği yönünden reddine kararverilmelidir.
c)Anayasa Mahkemesinin itirazı incelemeye görevli ve yetkili olup olmadığı sorunu:
İtirazkonusu, kimi suç ve cezaların affına ilişkin bir yasanın belli bir hükmübulunması dolayısıyla, Anayasa Mahkemesinin, Anayasaya uygunluk denetiminebağlı yasama belgelerinin hangileri olabileceği hakkındaki yerleşmiş görüşündenburada söz etmek yerinde olacaktır.
Anayasa'nındeğişik 147. maddesinin 1. fıkrası ve değişik 64. maddesinin son fıkrasıkurallarına göre Anayasa Mahkemesinin Anayasa'ya uygunluk denetimi görev veyetkisine kanunlar, kanun hükmündeki kararnameler, Türkiye Büyük Millet Meclisiİçtüzükleri ve Anayasa değişiklikleri girmektedir. Bunlardan yalnız Anayasadeğişiklikleri yönünden yetki, değişikliğin Anayasada gösterilen biçimkoşullarına uygunluğunu denetleme ile sınırlanmış bulunmaktadır. Anayasa Koyucuburada "Kanun" sözcüğünü salt ve geniş biçimde, başka bir deyimlegerçek anlamda kanun ile biçimsel anlamda kanun arasında bir ayrım yapmaksızın,tüm kapsamiyle kullanmıştır.
Öteyandan, yine Anayasa Koyucunun, kimi kanunları Anayasa'ya uygunluk denetimindenayrık tutmayı dilediğinde, bunu açıkça belirleme yolunu seçtiği de birgerçektir. Anayasaca kanun önünce sayılan "usulüne göre yürürlüğe konulmuşmilletlerarası antlaşmalar" da (Madde 65/son fıkra), 153. maddedeaçıklanan kanunlarda ve kanun kurallarında ve 27 Mayıs 1960-6/1/1961 günleriarasında çıkarılan kanunlarda (Geçici madde : 4, 3. fıkra) olduğu gibi.
Buradaesas sorun, Anayasa kurallarına göre, Türkiye Büyük Millet Meclisinin genel veözel af ilân etmek yetkisini kanunla mı, yoksa kararla mı kullanmakta oluşudur.Anayasa'nın değişik 64, maddesi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev veyetkilerini genel olarak sayarken (birinci fıkra): Kanun koymak, değiştirmek vekaldırmak; Devletin bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabuletmek; para basılmasına, genel ve özel af ilânına, mahkemelerce verilipkesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek, demektedir.
64.maddenin birinci fıkrasında "para basılması, genel ve özel af ilânı,mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesi" konularında,bu fıkranın üst yanında olduğu gibi "kanun koymak" veya "kanuntasarılarını görüşmek ve kabul etmek" deyimleri yerine "kararvermek" ten söz edilmesini, aynı deyimi tekrardan kaçınmak kaygısındandoğan üslûp özelliğine bağlamak ve buradaki "karar verme" deyiminin,her yasama tasarrufu bir kararla olacağına göre (Anayasa -Madde :86/1) böylebir anlamda kullanıldığını benimsemek, Anayasa'nın birbirini tamamlayan veyaaçıklığa kavuşturan hükümlerinin belirlediği düzenleme biçimine uygun düşer.
Çünkü,genel ve Özel af ilânı yetkisinin kullanılması bir kanun değil sadece bir kararkonusu olacaksa, böyle bir karar, niteliğine göre, ancak Türkiye Büyük MilletMeclisinin Birleşik toplantısında alınabilir. Oysa Anayasa, Millet Meclisininve C. Senatosunun birleşik olarak toplanmasını gerekli gördüğü hallerde, bunuaçık bir kural olarak belirleme yoluna gitmiştir. Cumhurbaşkanının seçimi(Madde: 95), Cumhurbaşkanının vatan hainliğinden dolayı suçlandırılması (Madde: 99), Meclis soruşturması ve Yüce Divana sevk (Madde : 90), savaş hâli ilânıve Türk Silâhlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancıSilâhlı Kuvvetlerinin Türkiye'de bulunmasına izin verme (Madde: 66),Sıkıyönetim ilânının onanması ve sıkıyönetimin uzatılması (Değişik madde : 124).Bakanlar Kurulunun Üniversitelilerin İdaresine elkoyma kararının onanması(Değişik madde: 120) konulan böylece düzenlenmiş ve ilk beş kümeye girenkararların alınmasına ilişkin ayrıntılı işlemler Türkiye Büyük Millet Meclisiiçtüzüğünün ikinci, üçüncü, dördüncü kısımlarında gösterilmiştir. Genel ve özelaf ilânı konusunda bunlara benzer herhangi bir hüküm ne Anayasa'da ne deTürkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde yer almış değildir.
Kaldıki, "Genel ve Özel af ilânı" konusu ötedenberi kanunlarla düzenlenmekte,Anayasa Mahkemesi de bunları, 147. maddedeki "Kanun" deyimininkapsamı içinde görmekte ve Anayasa'ya uygunluk denetimlerini böyleceyapmaktadır. "Bazı Suç ve Cezaların Affı" hakkındaki 3/8/1966 günlü,780 sayılı Kanunun 5. maddesinin birinci fıkrasına ilişkin 21/2/1968 günlü,Esas: 1966/27, Karar: 1968/8 sayılı (24/12/1969 günlü, 13382 sayılı ResmîGazete - Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, Sayı: 7, Sh: 3/18), "Boluilinin Mengen İlçesi Pazarköyü nüfusuna kayıtlı Ali oğlu, Hayriye'den doğma,1341 doğumlu Hayrettin Hami Demiralpin Cezalarının Affı" hakkındaki10/1/1966 günlü, 709 sayılı Kanuna ilişkin 19/12/1966 günlü, 1966/7-46 sayılı(29/1/1968 günlü, 12812 sayılı ve 7/2/1968 günlü 12820 sayılı Resmî Gazeteler -Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, Sayı: 5, Sh : 21/43) kararlar bu oturmuşuygulamaya örnek olarak gösterilebilir.
Aynınitelikteki son uygulama, Resmî Gazete'nin 12/7/1974 günlü 14943 sayılınüshasında yayınlanan 2/7/1974 günlü, 1974/19-31 sayılı kararımızla 15/5/1974günlü, 1803 sayılı "Cumhuriyetin 50 nci Yılı Nedeniyle Bazı Suç veCezaların Affı Hakkında" Kanunun 5. maddesinin (A) bendinin iptalikonusunda yapılmış bulunmaktadır.
Özetleyecekolursak; bir kuralı itiraz konusu yapılan 1803 sayılı Yasa, Anayasa'nın değişik147. maddesindeki "Kanun" deyiminin kapsamına girmektedir:Anayasa'nın Anayasa'ya uygunluk denetimi dışında bıraktığı yasalardan dadeğildir ve şu duruma göre, itiraz yoliyle gelen bu işe bakmanın AnayasaMahkemesinin görevi içinde bulunduğu ortadadır.
d)Esasın incelenmesinin sınırlanması sorunu:
Sanıkhakkındaki kamu davası Türk Ceza Kanununun 127/5 maddesine göre açılmışbulunmaktadır. Askerî Ceza Kanununun değişik 56. maddesinin (1) sayılıfıkrasının (G) bendinin birinci cümlesinde 3 üncü fıkra diye gönderme yapılansuç da, Türk Ceza Kanununda aynı fıkrada yer alan "Vatandaşın millîmenfaatler aleyhine hareketlerde bulunmak maksadiyle yabancıdan menfaat kabuletmesi" eyleminden ibaret bulunmaktadır. 1803 sayılı Af Kanununun 2.maddesinin itiraz konusu yapılmış bulunan (A) bendinde Türk Ceza Kanununun 127.maddesiyle Askerî Ceza Kanununun 56. maddesi ve her iki kanunun diğer bazımaddeleri de yer almaktadır. Oysa, mahkeme elindeki davada (A) bendihükümlerini, sadece Türk Ceza Kanununun 127. ve Askerî Ceza Kanununun 56.maddelerinin olayla ilgili hükümleriyle sınırlı olarak uygulama durumundabulunmaktadır.
Ohalde, Anayasa Mahkemesi bu işin esasını, ancak 15/5/1974 günlü, 1803 sayılıKanunun 2. maddesinin (A) bendinin Türk Ceza Kanununun 127. ve Askeri CezaKanununun 56. maddesinin olayla ilgili hükümleriyle sınırlı olarakinceleyebilir.
NihatO. Akçakayalıoğlu olayda uygulanacak kanun hükmü olması nedeniyle esasın (A)bendinin tümü yönünden incelenmesi gerektiği karşı oyunda bulunmuştur.
2-İlk inceleme evresinde yukarda açıklanan sorunların incelenmesi sonunda:
a)Dosyanın eksiği bulunmadığına, Kemal Berkem, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, AhmetKoçak, Muhittin Gürün ve Hasan Gürsel'in duruşma tutanaklarının konu ile ilgilibölümlerinin onanlı örneklerinin istenmesi gerektiği yolundaki karşı oylariyleve oyçokluğu ile;
b)15/5/1974 günlü, 1803 sayılı Kanunun 1. maddesinin (A) bendine ilişkinitirazın, Mahkemenin uygulayacağı hüküm olmaması nedeniyle yetkisizlik yönündenreddine oybirliğiyle;
c) Esasın,15/5/1974 günlü, 1803 sayılı Kanunun 2. maddesinin (A) bendinin Türk CezaKanununun 127. ve Askerî Ceza Kanununun 56. maddelerinin olayla ilgilihükümleriyle sınırlı olarak incelenmesine Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun (A)bendinin tümünün incelenmesi gerektiği yolundaki karşı oyuyla ve oyçokluğuyla;
24/9/1974gününde karar verildi.
V-ESASIN İNCELENMESİ :
İtirazınesasına ilişkin rapor, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi CumhuriyetSavcılığının 9/8/1974 günlü, 1974/138 B. M. sayılı yazısı ile gönderilmişbulunan İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Başkanlığının 9/8/1974 günlü, Esas :1974/5 sayılı yazısı ve ekleri, 24/9/1974 günlü sınırlama kararı uyarıncaMahkemece Anayasaya aykırılığı ileri sürülen kural, Anayasa'ya aykırılıkgörüşüne dayanak gösterilen Anayasa maddeleri, bunlarla ilişkili gerekçeler vebaşka yasama belgeleri konu ile ilgili bulunan öteki metinler okunduktan sonra,gereği görüşülüp düşünüldü :
A)Görev sorunu:
Buişte esasın incelenmesine başlanırken, ilk inceleme evresinde çözülmüş olangörev sorununun esas inceleme evresinde yeniden görüşme ve karar konusuyapılması istenmiştir.
Bukararın yukarıki bölümlerinde açıklandığı üzere, ilk inceleme sonunda işinesasının incelenmesine 24/9/1974 gününde karar verilmiştir. Bu kararakatılmamış kimi üyeler yeniden görüşme isteğini ileri sürmüşlerdir,
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesinin dördüncü fıkrası kurallarına göre,mahkemelerden itiraz yoliyle gelen işler dahi raportörler tarafından hemenincelenerek, 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddesi hükümlerikarşısında bir eksiklikleri olup olmadığı bir raporla Başkanlığa bildirilir:Anayasa Mahkemesince yapılacak incelemede, bazı eksiklikleri olduğu anlaşılanişlerin diğer yönleri ve bu arada esası incelenmeksizin, tamamlanması için geriçevrilmesine karar verilir.
AnayasaMahkemesince yapılan bu incelemenin kapsamına, ayrıca belirtilmese bile, diğerkonuların başında itiraz yoliyle gelen işin Anayasa Mahkemesinin görevine girenbir konuya ilişkin olup olmadığının incelenip saptanması da girmektedir.Nitekim, 44 sayılı Kanunun dördüncü kısmının ortak hükümleri arasında yer alan42. maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin görevine girmeyen konulara ilişkindilekçeler görev yönünden reddedildiği gibi, Anayasa Mahkemesinin görevinegirmeyen konulara ilişkin itirazların dahi aynı yönden reddi gerekmektedir. Buitibarla, esasın incelenmesine ilişkin 24/9/1974 günlü kararda ayrıcaaçıklanmasa dahi, görev sorununun öncelikle çözüme ve sonuca bağlanmışsayılması gerekeceğinden, konunun bu evrede yeniden görüşülüp bir kararabağlanmasına yer olmadığı ortadadır.
Busırada kimi üyeler ise, esasın incelenmesi evresinde görev yönünden yenidengörüşme açılması için ileri sürülen bir istemin oylama konusu bile yapılmasınayer ve olanak bulunmadığı düşüncesini savunduklarından, önce bu konuda yapılanoylama sonunda, Kani Vrana, Ahmet Koçak, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi, AdilEsmer, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun bu yoldaki biristemin esasen oylama konusu yapılamıyacağı yolundaki karşıoylarıyle veoyçokluğu ile, sözü geçen istemin oylanabileceğine karar verilmiştir.
Bununüzerine yapılan oylamada, Anayasa Mahkemesinin itiraz yoliyle gelen bir işebakmakla görevli olup olmadığı sorununun ilk inceleme sonunda verilmiş bulunan24/9/1974 günlü kararla çözülmüş sayılacağına ve bu nedenle yeniden görüşmeyeyer olmadığına Şahap Arıç, Halit Zarbun ve Ziya Önel'in görev sorunununincelemenin bu evresinde de ele alınmasına ve karara bağlanmasına olanakbulunduğu yolundaki karşıoylariyle ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.
B)İtiraz konusu kuralın Anayasaya aykırılığı sorunu:
l-İtiraz konusu kuralın biçim yönünden Anayasaya aykırılığı sorunu :
İtirazlailgili davada sanık ve vekillerinin Anayasaya aykırılık iddiaları biçim ve esasyönlerine ilişkin ise de, Cumhuriyet Savcısı iddianın esas yönüne ilişkinbölümünün reddini istemiş ve sadece biçim yönüne ilişkin bölümüne katılmıştır.Mahkeme de, iddianın biçim yönüne ilişen bölümünün ciddî olduğu kanısına varmışve bu nedenle esasa ilişen bölümü üzerinde durulmasına yer görmemiştir.
Öbüryandan, Mahkeme, biçim yönünden Anayasaya aykırılık itirazını, AnayasaMahkemesinin, Resmî Gazete'nin 12/7/1974 günlü, 14943 sayılı nüshasındayayımlanmış bulunan 2/7/1974 günlü, 19/31 sayılı kararının esasın incelenmesibölümünün (C) işaretli bendinde yer alan Anayasaya aykırılık sorununa ilişkin(1) sayılı fıkrasının dava konusu kuralın biçim yönünden Anayasaya aykırılıksorunu konusunda açıklanan iki nedene dayandırmış, diğer bir deyimle AnayasaMahkemesinin aynı nedenler hakkındaki görüş ve kanısına tüm katılmışbulunmaktadır.
15/5/1974günlü, 1803 sayılı Kanunun 5. maddesinin Anayasa Mahkemesinin yukarda sözügeçen karan ile iptal edilmiş bulunan (A) bendinin kanunlaşması ile ilgiliolarak Millet Meclisinde Cumhuriyet Senatosundan gelen metnin benimsenmemesi vebu yüzden karma komisyonca da bir metnin hazırlanması üzerine yürütülen yasamaişlemleri arasında, bir yasa kuralını biçim yönünden Anayasaya aykırıkılabilecek başlıca iki aksaklık göze çarpmış ve anlaşmazlık konusu maddelerinayrı ayrı oylanmış bir de öteki metinlerin oylanmasına devam edilmeyerek yalnızkarma komisyon metninin oylanması ile yetinilmiş olmasına ilişkin işlemlerdenoluşan bu aksaklıklardan dolayı sözü geçen (A) bendinin iptaline karar verilmiştir.
a)Uyuşmazlık konusu maddelerin ayır ayrı oylanması sorunu:
1803sayılı Kanuna ilişkin teklif Millet Meclisinden Kanunun yürürlük gününü veyürütecek mercii belirten son iki maddesi de sayılmak üzere 24 madde olarakçıkmıştır. Cumhuriyet Senatosu 6. ve 7. maddeleri olduğu gibi kabul etmiş, 8.ve 21.maddeleri metinden çıkarmış, 20. madde olarak yeni bir madde eklemiş veöteki maddelerde de ya madde sayısı ya maddenin içeriği yönünden değişikliğegiderek teklifi 23 maddeye indirmiştir. 6. ve 7. maddeler CumhuriyetSenatosunca da kabul edildiğine göre, artık bir uyuşmazlık konusu olmasıdüşünülemiyeceği ve öteden beri sürüp gelen uygulamalarda değişikliğe uğramamışmaddeler kesinleşmiş sayıldığı için bunların dışında kalan maddeler dolayısiyleCumhuriyet Senatosu, Millet Meclisinden kendisine gelen metni değiştirerekkabul etme durumuna girmiş (en son 27/4/1974 günlü 51. Birleşim);değişiklikleri benimsemeyen Millet Meclisi, Karma Komisyonun CumhuriyetSenatosundan ve Millet Meclisinden seçilecek sekizer üyeden oluşmasına 7/5/1974günlü 71. Birleşiminde karar vermiştir. (Millet Meclisi Tutanak Dergisi Dönem4, Cilt 3, Toplantı l, 7/5/1974 günlü 71. Birleşim; sayfa 368-440 ve bututanağa bağlı 25 e l inci ek S. sayılı basmayazı). Böylece Anayasanın 92. maddesininbeşinci fıkrası işlemeğe başlamıştır.
KarmaKomisyon Cumhuriyet Senatosu metninin l - 5. maddelerini. Millet Meclisimetninin 8. maddesini olduğu gibi, Cumhuriyet Senatosu metninin 8-23.maddelerini ise madde sayılarını birer sayı ilerleterek yine olduğu gibi kabuletmiş ve kendi metnini öylece oluşturmuştur. Şu duruma göre artık üç metinvardır ve Millet Meclisi 92. maddenin beşinci fıkrası uyarınca KarmaKomisyonunca, Cumhuriyet Senatosunca veya daha önce kendisince hazırlanmış olanmetinlerden birini olduğu gibi kabul etmek zorundadır.
Burada"Metin" ve "olduğu gibi" deyimleri üzerinde önemle durmakgerekir. Her zaman her yerde kullanılır bir söz olan "olduğu gibi"nin "değiştirilmeksizin" anlamına geldiği açık ve kesindir."Metin" sözcüğüne gelince bu da, hukuki bir kavram değildir;sözcüklerce "bir yazıyı biçim, anlatım ve noktalama özellikleriylebirlikte oluşturan sözcüklerin topu" olarak tanımlanır. Görülüyor kisözcüklerin bu yolda oluşturdukları yazıdan ancak metin diye söz edilebilecektir.Anlatım kolaylığı bakımından incelenen konuya uygulandıkta yazı, bir madde,değiştirilmiş maddelerin tümü veya kanun teklifinin bütünü olduğuna göre"metin" deyiminin kapsamı ve içeriği de değişecek ve deyim ayrı ayrıanlamlara gelecektir. Anayasa Koyucunun, 92. maddenin beşinci fıkrasında deyimihangi anlam ve kavramda kullandığını saptayabilmek için fıkra içindeki ötekideyişlerden, bir de bu fıkranın getirdiği düzenleme ile güdülen erektenyararlanılmasında zorunluluk vardır.
92.maddenin beşinci fıkrası ile öngörülen düzen kanun tasan ve teklifleridolayısiyle Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu arasında çıkan uyuşmazlıklarıMillet Meclisinde kestirme, kesin, bitirici ve artık dönülmez bir biçimdesonuca erdirmek, başka deyimle kestirip atmak ereğini güttüğüne göre buradakanun tasan ve tekliflerinin iki yasama meclisinin üzerinde uyuşmuşbulundukları kuralları artık söz konusu olamaz. Öyle ise bir kanun tasan veyateklifinin ancak bir bölümünün üzerinde uyuşmazlık varsa besinci fıkrada geçen"metin" deyiminin tasarı veya teklifin tümünü kapsamasıdüşünülmeyecektir. Deyimin uyuşmazlık konusu maddelerden birini mi yoksa birbütün olarak bunların tümünü mü anlattığı sorununa gelince; yine birincifıkradaki "Cumhuriyet Senatosunda üye tamsayısının salt çoğunluğu ilekabul edilmiş madde değişikliklerinde, Millet Meclisinin kendi ilk metninibenimsemesi için, üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyu gereklidir."kuralındaki anlatış biçimi bu konuda kuşkuya yer bırakmamaktadır. Burada çoğulolarak kullanılan "madde değişiklikleri" ne karşılık "MilletMeclisinin kendi ilk metnini" denilmiş bulunması beşinci fıkrada geçen"Metin" sözcüğünün bir bütün olarak "madde değişiklikleri"nin tümünü kapsayıp karşıladığını kesinlikle anlatmağa yeterlidir. Demek ki,beşinci fıkradaki "metin" sözcüğünden Cumhuriyet Senatosu ile MilletMeclisi arasındaki anlaşmazlık konusu yalnızca bir madde ise tek bir maddeyi,birkaç madde ise bir bütün olarak o maddelerin tümünü, tasan veya teklifintamamı uyuşmazlık konusu ise o tasarı veya teklifi anlamak gerekecektir.
"Metin"deyimi böylece açıklığa ve aydınlığa kavuştuktan sonra ve beşinci fıkrada"Millet Meclisi, Karma Komisyonca veya Cumhuriyet Senatosunca veya dahaÖnce kendisince hazırlanmış olan metinlerden birini olduğu gibi kabul etmekzorundadır." kuralı yer aldığına göre üç metnin her birindeki anlaşmazlıkkonusu maddelerin ayrı ayrı ve tek tek değil her metnin bölünmeksizin,parçalanmaksızın, bir bütün olarak oylanması ve kabul edilmesi gerektiği vetersine davranışın Anayasa ile çelişeceği gerçeği kendiliğinden ortaya çıkar."Olduğu gibi" deyiminin bir anlamı ve Anayasa Koyucunun bu deyimleverdiği yönergenin bir yönü de budur. Kaldı ki maddelerin tek tek, ayrı ayrıoylanarak kabul edilmesinin Millet Meclisinin sonuçta üç metnin karması olanbir dördüncü metni benimsemesine yol açması her zaman için olasılık içindedirve böyle bir sonucun Anayasanın Millet Meclisine Karma Komisyonca, CumhuriyetSenatosunca veya daha önce kendisince hazırlanmış metinlerden birini olduğugibi kabul etmekten başka yol tanımayan açık buyruğuna tüm aykırı düşeceğiortadadır.
Öteyandan kanun teklif ve tasarıları, Yasama Meclislerinin içtüzükleri uyarınca,Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu Komisyonlarında ve genel kurullarındatümü üzerinde ve maddeler üzerinde görüşülme evrelerini önceden geçirirler.Anayasanın 92. maddesinin beşinci fıkrasında bu evrelere yeniden dönülmesiniöngören veya bu yolda yorumlanabilecek bir kural veya yönerge yoktur. Fıkra,yukarıda da değinildiği gibi bütün bu evrelerden geçen bir kanun teklif veyatasarısı dolayısiyle iki meclis arasında çıkan anlaşmazlığı kestirip atmak vetasan veya teklifi iki meclis arasında yeni gidiş gelişlere ve daha çokgecikmeye yol açmadan kanunlaştırmak üzere özel ve sınırlı bir düzenlemegetirmiş ve bu erekle de Millet Meclisini bir zorunluluk, üç metinden birinibehemehal ve olduğu gibi kabul edip işi süratle bitirmek yükümü altınasokmuştur. Metinleri oluşturan maddelerin ayrı ayrı oylanmasına bu bakımdan daolanak yoktur.
MilletMeclisi Tutanak Dergisine göre (Dönem 4, Cilt 3), Toplantı 1, 14/5/1974 günlü74. Birleşim, sayfa 559-620; 15/5/1974 günlü 75. Birleşim, sayfa 626-633 ve639-642) 1803 sayılı Kanuna ilişkin teklif ile ilgili bulunan ve CumhuriyetSenatosu Millet Meclisi arasında anlaşmazlık konusu olan maddeler ise MilletMeclisinde ayrı ayrı oylanmıştır.
Bututum, yukarıda genişliğine açıklandığı ve ayrıntıları ile tartışıldığı üzere,15/5/1974 günlü, 1803 sayılı Kanunun 2. maddesinin l A) bendini biçim yönündenAnayasanın 92. maddesinin besinci fıkrası hükümlerine aykırı kılar ve iptalinigerektirir.
Ancak,24/9/1974 günlü sınırlama kararı uyarınca, !803 sayılı Kanunun 2. maddesinin(A) bendini yalnız Mahkemenin elindeki davada uygulama durumunda olduğu TürkCeza Kanununun 127. ve Askerî Ceza Kanununun 56. maddelerinin olayla ilgilihükümleri yönünden iptaline karar verilmelidir.
ŞahapArıç, Halit Zarbun, Ahmet Koçak ve Ahmet Salih Çebi bu görüşe katılmamışlardır.
MuhittinGürün ile Nihat O. Akçakayalıoğlu, kendilerine özgü gerekçeleri saklı kalmakkaydiyle iptal sonucunda birleşmişlerdir.
b)İtiraz yoluna başvuran Mahkeme bu işte de, 1803 sayılı Kanunun 2. maddesinin(A) bendinin kanunlaşması ile ilgili olarak gördüğü biçim yönünden Anayasayaaykırılık nedenleri arasında bu iki aksaklığı ileri sürmekte ise de, bunlardanöteki metinlerin oylanmasına devam edilmeyerek yalnız karma komisyon metnininoylanması biçimindeki aksaklığın burada oluşmadığı Millet Meclisi TutanakDergisinin incelenmesi ile belli olmuştur, (M.M.T.P., Döner: 4. Cilt: 3,Toplantı: 14/5/1974 günlü, 74. Birleşim, Sh.: 560-562.) Şöyleki:
1303sayılı Kanunun 2. maddesinin oylanmasından önce Karma Komisyonun kabul ettiği2. madde metni oylanmış ve kabul edilmemiştir. Sonra, Cumhuriyet Senatosununkabul ettiği 2. madde metni açık aya sunulmuş ve bu metin dahi kabuledilmemiştir. Daha sonra Millet Meclisinin kabul ettiği 2. madde metni açık oyasunulmuş ve sonuçta 199 ret oyuna karşı 233 kabul oyuyla bu metin kabuledilmiştir.
Budurum karşısında 15/5/1974 günlü, 1803 sayılı Kanunun 2. maddesinin belirtilenbiçimde oylanması, aynı Kanunun 5. maddesinin oylanmasında (Öteki metinlerinoylanmasına devam edilmeyerek yalnız Karma Komisyon metninin oylanması)biçiminde oluşan aksaklığın burada gerçekleşmediğim açıkça gösterdiğinde,itirazın bu nedene ilişen bölümü üzerinde durulmasına gerek kalmamıştır.
2-İtiraz konusu kuralın esas yönünden Anayasaya aykırılığı sorunu:
İtirazkonusu kuralın biçim yönünden Anayasaya aykırı olduğu saptanmış ve bu nedenlede iptali öngörülmüş olduğundan, esas yönünden Anayasaya aykırılık sorunuüzerinde durulmasına yer kalmamıştır.
3-İptal hükmünün yürürlüğe giriş günü :
Anayasa'nındeğişik 152. maddesinin ikinci fıkrasına göre Anayasa Mahkemesince Anayasayaaykırı olduğundan iptaline karar verilen kanun veya içtüzük veya bunların iptaledilen kuralları, gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı gündeyürürlükten kalkar. Gereken hallerde. Anayasa Mahkemesi, iptal hükmününyürürlüğe gireceği günü ayrıca kararlaştırabilir. Bu gün, kararın ResmîGazete'de yayımlandığı günden başlıyarak bir yılı geçemez.
22/4/1962günlü, 44 sayılı Kanunun 50. maddesinin dördüncü fıkrasında da AnayasaMahkemesinin, iptal dolayısiyle oluşacak boşluğu kamu düzenini tehdit edicinitelikte görürse, iptal hükmünün yürürlüğe gireceği günü ayrıcakararlaştıracağı ve bu boşluğun doldurulması için Yasama Meclisleribaşkanlıklarına ve Başbakanlığa durumu duyuracağı yazılıdır.
Yukarıdabelirlendiği üzere, 15/5/1974 günlü 1803 sayılı Kanunun 2. maddesinin (A)bendinin Anayasaya biçim yönünden aykırılığı nedeniyle ve Türk Ceza Kanununun127. ve Askeri Ceza Kanununun 56. maddelerinin olayla ilgili hükümleri yönündeniptali öngörülmüştür, iptali yasa kuralının Anayasaya uygun biçimde oluşmamışbulunduğu yolunda Anayasa Mahkemesince saptanan duruma ve varılan sonucadayanmaktadır. Şu nitelikte bir yasama belgesinin bir yasa kuralı olarakuygulanmasını sürdürmesi ve böylece kimi yurttaşların haklanın bir süre dahaetkilemesi düşünülemiyeceği gibi, böyle bir tutumun iptal nedeni ilebağdaştırılmasına da olanak yoktur. 1803 sayılı Kanunun affettiği suç vecezaların niteliği ve niceliği ile beliren kapsamı karşısında, iptal hükmününkamu düzenini tehdit edici yasal bir boşluğu oluşturacağından da söz edilemez.
Açıklanannedenlerle, Anayasanın değişik 152, maddesinin ikinci fıkrasında yer alan veuygulanması, Anayasaca Anayasa Mahkemesinin işi değerlendirip gerekli görmesinebırakılmış bulunan yetkinin kullanılmasına ve iptal hükmünün yürürlüğe gireceğigünün ayrıca kararlaştırılmasına gerek görülmemiştir.
ŞahapAraç, Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner ve Nihat O. Akçakayalıoğlu bugörüşe katılmamışlardır.
VI-SONUÇ:
A-1) İlk inceleme evresinde süzkonusu edilmeyen görev sorununun esas incelemeevresinde görüşme konusu yapılıp yapılamıyacağı hususunda :
KaniVrana, Ahmet Koçak, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi, Adil Esmer, Nihat O.Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğtu bu yönün esasen oylama konusuyapılamayacağı, Şahap Arıç ,Ahmet Akar, Halit Zarbun. Ziya Önel, Abdullah Üner,Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş ve Şevket Müftügil ise konunun ortaya atılıp oylamayapılmasına olanak bulunduğu görüşünde bulunmuşlardır.
2)Yapılan oylama sonunda; Mahkememizin davaya bakmaya görevli olup olmadığısorununun ilk inceleme sonunda verilen kararla çözülmüş sayılacağına ve bunedenle yeniden görüşmeye yer olmadığına Şahap Arıç, Halit Zarbun ve ZiyaÖnel'in görev sorununun incelemenin bu evresinde de ele alınmasına ve kararabağlanmasına olanak bulunduğu yolundaki karşı oylariyle ve oyçokluğu ile kararverilmiştir.
B-Dava konusu 15/5/1974 günlü ve 1803 sayılı Kanunun 2. maddesinin (A) işaretlibendindeki kuralın (Türk Ceza Kanununun 127. ve Askerî Ceza Kanununun 56.maddelerinin olayla ilgili hükümleri yönünden) Anayasanın 92. maddesindeöngörülen biçim kurallarına aykırı olarak kabul edilmiş olması nedeniyleiptaline Muhittin Gürün ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun kendilerine özgügerekçeleri saklı kalmak üzere ve Şahap Arıç, Halit Zarbun, Ahmet Koçak veAhmet Salih Çebi'nin karşı oylariyle ve oyçokluğu ile;
C-Dava konusu Yasa kuralı biçim yönünden iptal edilmiş olduğuna göre esasyönünden aykırılık konusu üzerinde ayrıca durulmasına yer olmadığınaoybirliğiyle;
D-İşin niteliğine göre Anayasa'nın değişik 152. maddesinin
İkincifıkrası uyarınca iptal hükmünün yürürlüğe gireceği günün ayrıcakararlaştırılmasına yer olmadığına Şahap Arıç, Halit Zarbun, Ziya Önel,Abdullah Üner ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşı oylariyle ve oyçokluğu ile;
28/11/1974gününde karar verildi.
Başkan
Kani Vrana
Üye
Şahap Arıç
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Hasan Gürsel
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
1-Anayasa Mahkemesinin Resmî Gazete'nin, 12/7/1974 günlü 14943 sayılı nüshasındayayımlanan 2/7/1974 günlü, Esas 1974/19, Karar 1974/31 sayılı Kararının"IV-Esasın İncelenmesi" bölümünün "A" işaretli "görevsorunu" kısmında "Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 15. maddesikurallarına göre, iptal davası dilekçelerinde kanunların ve yasama meclisleriiçtüzüklerinin hangi hükümlerinin Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduğununye aykırılık gerekçelerinin açıklanıp açıklanmadığının, davanın açılması içinyetki verilmesine ilişkin kararların ve yetki belgelerinin dilekçeye bağlıbulunup bulunmadığının, dilekçelerin Anayasa Mahkemesinin görevine giren birkonu ile ilgili olup olmadığının ve ehliyetli kişilerce süresi içinde verilipverilmediğinin araştırılıp karara bağlanması ilk inceleme kapsamına girer.Esasın incelenmesine ilişkin kararda, ayrıca açıklanmasa dahi, bütün bu konularolumlu biçimde çözüme bağlanmış demektir" yolunda bir gerekçe yeralmıştır.
2-İtiraz yolu ile gelen işe ait kararda da bu doğrultuda açıklamaya yerverilmiştir.
3-Gerek 44 sayılı yasa ve gerekse Anayasa Mahkemesi içtüzüğü hükümlerine göre,Anayasaya uygunluk denetimi bakımından "İlk inceleme" de yargısal birevredir ve Anayasa Mahkemesince bu evre, koşullan bakımından oluşturulup"Esasın incelenmesine" karar verildikten sonra tekrar ilk incelemeevresine dönme olanağı yoktur. Çünkü ilk İncelemeyi sona erdirerek kapatan veesasın incelenmesi yolunu açan bu karar bir ara karan olmayıp yukarıdaaçıklandığı gibi yargısal bir evreyi oluşturan bir karar olması bakımındanbaşlı başına ve bağlayıcı bir nitelik taşır. İlk inceleme evresinde olumsuz birşekilde sonuçlanan bir kararı Anayasa Mahkemesi o işte tekrar ele alamazsa, ilkinceleme evresi olumlu bir biçimde kapatılarak esasın incelenmesine kararverilen bir işte de tekrar başa dönülerek o kararı hükümsüz kılacaktasarruflarda bulunamaz.
4-Yapılan öneri görüşmenin tekrarlanması niteliğindedir. Başka bir deyimleAnayasa Mahkemesinin görevi içinde görüp esasın incelenmesine karar verdiği birkonu hakkında bu kararın kaldırılması ve görevden reddi ereğini gütmektedir.Sonuçlarını doğuran kazai kararlar hakkında bu tür öneriler esasen oyasunulamazlar.
Özetlemekgerekirse ilk inceleme evresini kapatan karara karşı görüşmenin tekrarlanmasıamacını güden önerinin, oya sunulmasına dair çokluk görüşüne karşıyız.
Başkanvekili
Kâni Vrana
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
I.Davanın görülmesinin Anayasa Mahkemesi'nin görevine girip girmediği sorununailişkin karşıoy:
AnayasaMahkemesince 28/11/1974 günlü oturumunda, esasın görüşülmesine geçilmeden önceileri sürülen görevsizlik önerisi heyetçe 24/9/1974 günlü kararda konu çözümebağlanmış olduğundan bahsile oy çokluğuyla kabul edilmemiştir. Bir mahkemeyeait görevsizlik sorunu amme intizamına ilişkin en. önemli bir konudur. Bunedenledir ki tahkikatın her safhasında ileri sürülebilir ve mahkemeler de hersafhada bu esası tetkik edip karara bağlama durumundadır.
Sözügeçen 24/9/1974 günlü kararda açıkça görevsizlik konusu incelenmiş ve birkarara bağlanmış değildir. Bu kararda esasın incelenmesine karar verilmişolması görev konusunun da incelenip bir karara bağlanmış olduğunu ifade edertelâkki edilemez ve görev konusunun incelenip oylanmasına ve kararabağlanmasına engel sayılamaz. Anayasa Mahkemesi esasın görüşülmesi evresindedahi işin mahkemenin görevine girmediğini anladığı takdirde görevsizlik kararıvermesi gerekir; yoksa mücerret esasın incelenmesine karar verilmiştir diyerekkendisini, açıkça görevi dışında olduğu esasın incelenmesine başlanacağı sıradaanlaşılan bir davaya bakıp esas hakkında karar verme zorunda kabul etmesitelafisi mümkün olmayan hatalı sonuçlar doğurabilecektir.
AnayasaMahkemesinin dava veya itirazı sonuçlandıran kararları Anayasa'nın 152. maddesihükmünce kesindir. Fakat ara kararı niteliğindeki kararlarından dönmekmümkündür, bu tür kararlar müktesep bir hak doğurmaz.
Hadisededavanın konusu bazı suç ve cezaların affına ilişkin kanunun bir maddesinin birbendine ait bulunmaktadır. Anayasamız hükmünce yasama meclislerinin af yetkisikanun niteliğinde olmayıp karar niteliğinde bir tasarruftur. Yasamameclislerinin karar niteliğindeki tasarrufları ise Anayasaya uygunlukdenetimine tabi tutulmamış olduğundan, bu davaya bakmak Anayasa Mahkemesiningörevi dışında kalmakdır. Zira, Anayasa'nın 64. maddesinin birinci FıkrasıTürkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkilerini sayarken Kanun yapmakdeğiştirmek ve kaldırmak yetkisini açıkladıktan sonra para basılmasına, genelve özel af ilânına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerinegetirilmesine karar vermek Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkilerindendir,demektedir.
Anayasa'nınbu hükmü ile kabul edilen prensip Türkiye Büyük Millet Meclisinin af yetkisiniancak karar şeklinde kullanabileceği esasıdır. Bu esas, af yetkisinin TürkiyeBüyük Millet Meclisinin tamamen takdirine bırakılmış bir yetki olmasından, buniteliğinin Kanun şeklinde tasarrufa müsait bulunmamasından dolayı kabuledilmiştir.
Afkonusundaki yetkinin karar veya kanun şeklinde olması birbirinden farklı çokönemli hukukî sonuçlar "meydana getirmektedir. Bunlardan en mühimi,Anayasamızda prensip olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin karar şeklindekitasarrufları Anayasa'ya uygunluk denetimine tabi tutulmadığı halde kanunlar budenetime tabi tutulmuştur. (Anayasa madde 147). Ancak Anayasa istisna olarak budenetime tabi tutmak isteği Türkiye Büyük Millet Meclisi kararlarını ve budenetime tabi tutmak istemediği kanun hükümlerini yine Anayasanın çeşitlimaddelerinde ayrıca göstermiştir. (madde 65, 81 de olduğu gibi).
Budüzenleme ve esasların sonucu şudur: Anayasanın bu esaslarına göre kararşeklinde kullanılması gereken Türkiye Büyük Millet Meclisinin af yetkisi birAnayasa hükmü ile, Anayasaya uygunluk denetimine tabi olacağı açıkçagösterilmedikçe, bu denetime tabi tutulamaz; af yetkisinin Anayasaya uygunlukdenetimine tâbi olacağı hususunda da bir Anayasa hükmü mevcut olmadığından afyetkisini Anayasa denetimine tabi tutmak, yasama meclisinin tamamen takdirinebırakılmış bir konuyu takdir yetkisinin Anayasa Mahkemesine verilmesi sonucunudoğurur ki Anayasamızda buna cevaz verilmemiştir.
Anayasa'nınyasama meclislerine karar şeklinde kullanacağını bildirdiği bir yetkiyi yasamameclislerinin Kanun yapma prosedürüne uymak zorunda kalındığından bahsile butasarrufu kanun telakki etmek Anayasa'ya uygun düşmez.
Anayasa'nın4. maddesinin son fıkrasının son cümlesi hükmünce yasama meclisleri kendilerinetanınmayan bir yetkiyi kullanamamaları gerekir. Buna rağmen yasamameclislerince af konusunda kendilerine tanınmayan kanun yapma yetkisini, kanunyapma prosedürüne uymak zorunda kaldığından dolayı dahi kullanması, butasarrufun kanun şeklinde vücut bulmamış olduğu sonucunu doğurur. Şu suretle buaf konusu kanun niteliğinde vücut bulmamış olduğundan, anayasal niteliği olankarar niteliğinde olduğunun kabulü zorunludur.
Busonuca göre iptal konusu hüküm kanun değil bir karar niteliğinde olduğundanAnayasa'ya uygunluk denetimine tabi değildir. Anayasa'nın 147. maddesinde vebuna göre hazırlanmış olan Anayasa Mahkemesinin kuruluşu hakkındaki 44 sayılıKanunun 26. maddesi Anayasa Mahkemesine Türkiye Büyük Millet Meclisinin kararniteliğindeki tasarruflarının Anayasaya uygunluğunu denetleme yetkisi tanımamışolduğundan davaya bakmak Anayasa Mahkemesinin görevi içinde değildir.
Bunedenlerle görevsizlik önerisinin kabul edilerek incelenmesi ve bir kararabağlanması gerekirdi. Böyle yapılmamış olması Anayasaya uygun düşmemiştir.
II.İptal konusu 2. maddenin A işaretli bendinin kanunlaşması ile ilgili olarakMillet Meclisinde ikinci kez geçen yasama işlemlerinden:
Anlaşmazlıkkonusu maddelerin ayrı ayrı oylanmasının 2. maddenin A bendini biçim yönündenAnayasa'ya aykırı bir duruma getirmiş olup olmadığı sorunu:
AnayasaMahkemesince anlaşmazlık konusu maddelerin ayrı ayrı oylanmasının 2. maddenin Abendini biçim yönünden Anayasaya aykırı kıldığına dava konusu kuralın iptalineoyçokluğuyla karar verilmiştir.
Aşağıdakinedenlerle bu görüşe katılmıyorum:
CumhuriyetSenatosu, Millet Meclisinden kendisine gönderilen metni değiştirerek kabuletmiş, Millet Meclisince de bu değişiklik benimsenmemiş olduğundan KarmaKomisyonu kurulmuş, Karma Komisyonu da Cumhuriyet Senatosu metnindeki l - 5,maddeleri ve Millet Meclisinin metnindeki 8. maddeyi olduğu gibi kabul etmiş,Cumhuriyet Senatosu metnindeki 8-23. maddeleri de aynen kabul etmiştir.
MilletMeclisi Cumhuriyet Senatosu ile kendi arasında anlaşmazlık konusu maddeleriayrı arı oylamıştır. Bu ayrı ayrı oylamada Anayasaya aykırı bir tarafgörülmemektedir. Zira; Anayasanın 92. maddesinin beşinci fıkrasında oylamanınne suretle yapılacağı hususunda yeni bir usul hükmü konmamıştır. Bu durumdaanlaşmazlığın çözülmesi için ilk önce sözü geçen beşinci fıkradaki metindeyiminin anlamının ne olduğunun saptanması ve ondan sonra varılacak sonucagöre bu fıkradaki "Metinlerden birini olduğu gibi kabul etmekzorundadır" ibaresinin hangi anlama geldiğinin belli edilmesi gerekmektedir.
Anayasa'nın92. maddesinin çeşitli fıkralarında yer alan "Metin" deyimi kimihalde maddeleri ifade etmekte kimi halde de maddelerin tümünü göstermektedir.Bu suretle 92. maddenin fıkralarında metin deyiminin aynı anlamda kullanılmamışolduğu açıkça ortadadır. Maddelerin tümünün kasdedildiği hallerde, 8 ve 9.fıkralarda olduğu gibi "Tümü reddedilen metin" ibaresi, kullanılmaksuretiyle maksat açıklanmıştır. Bu yüzden metin deyimi ile maddelerin tümününkasdedilmediği hallerde metin deyiminde bir bölünme zorunluğu ortayaçıkmaktadır. Bu açıklama karşısında sözü geçen beşinci fıkradaki metindeyiminin maddelerin tümünü ifade etmemekte olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumdada beşinci fıkradaki Millet Meclisinin "Metinlerden birini olduğu gibikabul etmek zorundadır" ibaresinin de, metnin behemehal tümünün oylamayakonması gerektiğini gösteren bir anlamda olmadığını ifade ettiği anlaşılır.
Budurum karşısında Millet Meclisince, Cumhuriyet Senatosuyle kendi arasındaanlaşmazlık konusu maddelerin ayrı ayrı oylanmış olmasının Anayasa'nın 92.maddesinin beşinci fıkrasına aykırı olmadığı sonucu ortaya çıkar.
Bugörüşü destekleyen diğer bir durum da şudur.
Anayasa'nın92. maddesiyle Kanun yapılması hususunda, Millet Mec lisinin iradesi lâhıkolmadıkça bir tasarının kanunlaşması mümkün olmayacağı esasının kabul edilmişolduğu görülmektedir. Bu prensip Anayasanın 92. maddesinin çeşitli fıkralarındaaçıkça belirtilmiştir. Metin deyiminin bir bütün olarak oylamayıgerektirdiğinin kabulü, Millet Meclisi Üyelerinin kendi anlayışlarına göre,Karma Komisyonu Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi metinleri içindenistediği maddeye oy verebilme iradesini kısıtlayacaktır. Bu sonuç iseAnayasanın Kanun yapılması hususunda Millet Meclisine tanıdığı durum ve iradeserbestliğini daraltacaktır. Bu nedenle de 92. maddenin beşinci fıkrasındakimetin deyiminin maddelerin tümünü ifade eden bir anlam taşıdığının kabulüAnayasa'ya uygun olmayacaktır.
Yukarıdanberi açıklanan nedenlerle anlaşmazlık konusu maddelerin ayrı ayrı oylanmasının2. maddenin A bendini biçim yönünden Anayasaya aykırı bir duruma düşürdüğükabul edilemiyeceğinden iptaline karar verilmesi Anayasaya uygun düşmemiştir.
III.İptal hükmünün yürürlüğe gireceği günün kararlaştırılması konusu:
Afkonusu yasama meclisinin takdirine bırakılmış bir husustur. Bunun kapsamını dayasama meclisi belli eder. Bu nedenle takdir yetkisinde hangi suç ve cezalarınne suretle aftan yararlanacağım belli etmek de dahildir, bu görüş AnayasaMahkemesinin 9/6/1964 gün ve 1964/12-47 sayılı kararında da kabul edilmişti.Yasama meclisince de 1803 sayılı Af Kanununun iptal konusu 2. maddesinin Abendinde gösterilen ceza kanunu maddelerine uyan fiilleri işleyenlerin bu iptalkonusu maddede gösterilen şekillerde aftan yararlanabilecekleri takdir ve kabuledilmiştir.
HadisedeAnayasa Mahkemesince yalnız biçim yönünden iptal kararı verilmiş olduğuna göreyasama meclislerine takdir yetkisini kullanabilecek ve biçimine göre bir yasamafaaliyetine imkân verecek bir müddet kabul edilerek iptal hükmünün yürürlüğegireceği günün ayrıca kararlaştırılması Anayasaya uygun olurdu. Zira,Anayasanın 152/2. maddesinde "gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptalhükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir" denilmekte ve44 sayılı Kanunun 50. maddesinin 3. Fıkrasında da gerekli gördüğü hallerdeAnayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıcakararlaştırabileceği belirtilmiştir. Bu iki halde de böyle bir karar verilmesiAnayasa Mahkemesinin takdirine bırakılmıştır. Yukarıda açıklanan durum vehadisenin niteliği itibariyle böyle bir karar vermeye gerek vardı. Zira, biçimyönünden bir kanun hükmünün iptalinin amacı onun biçimine uygun bir şekildeçıkarılmasını temindir ve biçim yönünden yapılan bu iptalin husule getireceğisonuç da yasama meclisinin iradesi dışında bir durum meydana getirmektedir.Biçim yönünden yapılan bu iptal karşısında, iptal konusu 2 nci maddenin Abendinde 5 senelik affa tabi olduğu gösterilen suçlara ait cezalarkendiliğinden aynı Af Kanununun 1. maddesinin A bendi hükmünce 12 senelik affatabi olacaklardır ki bu sonuç yasama meclisince takdir yetkisi kullanılmadan veiradesi dışında meydana gelmiş oluyor. Bu durumda iptal hükmünün yürürlüğegireceği günün ayrıca kararlaştırılmasına gerek vardı.
Bunedenlerle iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihin ayrıca kararlaştırılmamışolması Anayasaya uygun değildir.
SONUÇ: Bu karşıoy yazısında açıklanan nedenlerle I, II, III, numaralı bentlerdegösterilen hususlarda Anayasa Mahkemesince verilmiş olan ve Anayasaya uygunolmadığını açıkladığım kararlara karşıyım.
Üye
Şahap Arıç
KARŞIOYYAZISI
l-Anayasa Mahkemesi, demokratik hukuk devleti olarak nitelenen TürkiyeCumhuriyetinde Anayasa kurallarının bir bütün olarak üstünlüğünün sağlanması vekorunması amacı ile kurulmuştur.
Anayasa'nıngörevlendirdiği ve yetki verdiği organlardan hiçbirisi Anayasa'nın amacıdışında görev yapamaz ve yetki kullanamaz.
TürkiyeCumhuriyeti Anayasası'nın 64. maddesi; Türkiye Büyük Millet Meclisiningörevlerini sayarken kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak, devletin bütçe vekesinhesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek yetkilerinden ayrıolarak, genel ve özel af ilânına karar vermek yetkisinin bulunduğunu dabelirlemiştir.
Anayasakoyucunun burada kanun koymak deyimi yerine karar vermek deyimini kullanmasıaçıkça göstermektedir ki, genel ve özel af ilânına ilişkin yasama işlemleriuygulama kolaylığı bakımından kanun adı altında yapılmış olsalar dahi gerçektebunlar Türkiye Büyük Millet Meclisi kararları niteliğindedir. Ve bu nedenle deAnayasa'ya uygunluk denetiminden geçirilmelerine Anayasa kuralları ve Anayasahukuku yönünden imkân ve cevaz yoktur.
Öteyandan genel ve özel af ilânına karar vermek Türkiye Büyük Millet Meclisininmutlak takdirine kalmış ve Türk Milleti adına kullandığı bir atıfet yetkisidir.Böyle olduğu için de su suçu veya cezayı affetmesi veya affetmemesi konusundabir dış tesir veya müdahalenin yöneltilmesi düşünülemez. Genel veya özel afilânına ilişkin kararlar gerçek anlamda kanun sayıldığı takdirde, böyle birgörüş Anayasa Mahkemesinin bunları denetlemeye gitmesi ve denetleme sonundavereceği iptal karan ile Türkiye Büyük Millet Meclisinin mutlak takdirine bağlıbir yetkinin kullanılmasına bizzarur müdahale etmiş duruma düşmesi sonucunuverir ki bunun da Anayasa'nın belirlediği görev ve yetki sınırları ilebağdaşması mümkün olamaz.
AnayasaMahkemesi, 1803 sayılı Yasanın 2 nci maddesinin (A) işaretli bendininAnayasa'ya uygunluk denetimini yapmaya girişmekle Anayasa'nın değişik 147.maddesinin birinci fıkrası ile belirlenmiş uygunluk denetimi yetki alanınıaşmış ve böylece kaynağını Anayasa'dan almayan bir devlet yetkisini kullanmadurumuna gelmiştir. Bu davranış da Anayasa'nın 4. maddesinin son fıkrasında yeralan (hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa'dan almayan bir devlet yetkisikullanamaz) yolundaki bağlayıcı temel kurala ters düşmüştür.
2-Anayasa'nın 92. maddesinin beşinci fıkrasında geçen (metin) deyimini AnayasaMahkemesi çoğunluğunun yorumlayış biçimine hem bu kelimenin herkesçe bilinenanlamı yönünden, hem de bu fıkra ile Anayasa koyucunun güttüğü gaye bakımından,katılmaya imkân yoktur. Burada geçen (metin) kelimesi herhangi bir hukukkuralının yazılı ifadesinden başka bir mâna taşımaz. Öte yandan, iki meclisliparlamento düzeninde ana hedef ve mesele yasama işlemini kemale ulaştırmaktır.Millet Meclisi ile Cumhuriyet Senatosu arasında anlaşmazlık konusu olan kanuntasarı ve tekliflerinde Karma Komisyon kurulması ve son sözün Millet Meclisinebırakılması millet yararına en uygun düşecek kanunun olabildiğince kısa birzaman içinde çıkarılmasını sağlamak üzere öngörülmüş bir yoldur. MilletMeclisini, kanun çıkarmanın bu son safhasında en elverişli, yararlı ve olgunsaydığı hukuk kurallarını kabul etmekten engelleyecek bir yola sapılmasıAnayasa koyucunun, Anayasa kuralları ile belli edilen gayesine ve direktifineaykırı düşer. Parçalanması imkânsız olan konularda nasıl ayrı ayrı hükümlertesis edilemezse bölünebilecek ve bölünmesi millet yararına olacak konulardabir bütün halinde oylamaya gidilmesi yolunda bir mecburiyet de hukukçasavunulamaz.
Özetlenecekolursa: Çoğunluğun birinci iptal sebebi olarak ortaya koyduğu esas, yalnız veyalnız Anayasa'nın 92. maddesinin beşinci fıkrasında geçen (metin) sözününyorumlanış biçimine dayanmaktadır. Yukarıdan beri açıklandığı üzere çoğunluğunmetin sözüne verdiği mâna bir yorum zorlaması niteliğindedir, (metin) deyimianlaşmazlık konusu olan maddeleri ayrı ayrı ve tek tek ifade etmek içinbeşinci, fıkrada kullanılmıştır. Bu duruma göre de, 1803 numaralı Yasayailişkin teklifle ilgili maddelerin Millet Meclisi Genel Kurulunda ayrı ayrı oylanarakkabul edilmiş olmasının Anayasa'ya aykırı bir yönü yoktur ve iptale kararverilmesi yerinde değildir.
3-Anayasa'nın değişik 152, maddesinin ikinci fıkrası 44 sayılı Kanunun beşincimaddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları iptal hükümlerinin hukuk alanındaboşluk yaratmaması ve kamu düzeninde karışıklık ve tereddüt doğurmaması içinbunların yürürlüğe gireceği tarihin Anayasa Mahkemesince ayrıca belirtilmesiöngörülmüştür. Anayasa'daki ifadeye göre, Anayasa Mahkemesi gerekli gördüğündebu yetkiyi kullanacak işerde yetkinin kullanılmasının Mahkemenin mutlaktakdirine bırakılmış olmadığı da muhakkaktır.
Olayda,1803 sayılı Yasanın 2. maddesinin (A) işaretli bendinin biçim yönünden iptaliYasama Meclisinin açıkça belli ettiği iradesine aykırı düşen bir kapsamgenişlemesinin doğmasına yol açmaktadır. Burada yasama organına biçim yönündenAnayasa'ya aykırı görülen yasama işlemini düzeltmek imkânının tanınmasızorunludur, aksi bir tutumla Anayasa Mahkemesinin, Türkiye Büyük MilletMeclisine ait bir yetkiye müdahale edip yasama organının affa lâyık görmediğisuç ve cezaların affını sağlamış olmak gibi bir görüş ve tereddüde sebepolacağı muhakkaktır. Bu bakımdan dahi, Anayasa'nın değişik 152. maddesininikinci fıkrasında yazılı yetkinin kullanılmasında ve iptal hükmünün yürürlüğegireceği günün ayrıca belirtilmesinde gerek ve zorunluk vardır.
4-Sonuç: Anayasa Mahkemesi'nin (Cumhuriyetin 50. yılı nedeniyle bazı suç vecezaların affı hakkındaki 15/5/1974 günlü ve 1803 sayılı Kanunun ikincimaddesinin (A) işaretli bendinin Anayasa'ya biçim yönünden aykırı olduğugerekçesiyle iptaline ilişkin 28/11/1974 günlü 1974/34-50 sayılı kararınayukarıda yazılı nedenlerle karşıyım.
Üye
Halit Zarbun
KARŞIOYYAZISI
1-Görev sorunu : Mahkemenin görevli olup olmadığı önceden görüşülüp kararabağlanmış bulunsa da, dava sonuçlanıncaya kadar yeniden tartışılır ve değişiksonuca ulaşılabilir. Gerekçeleri sayın Şahap Arıç'ın karşıoy yazılarındabelirtilmiştir. Bu düşüncelere katılıyorum.
2-Süre konusu: Anayasa'nın 152. maddesinde, Anayasa Mahkemesince, Anayasa'yaaykırılığı nedeniyle iptal edilen kanun veya içtüzük veya bunların iptal edilenkuralları, gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı günde yürürlüktenkalkar. Gereken hallerde. Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceğigünü ayrıca kararlaştırabilir, denilmektedir.
Bumaddenin yorumunu yaparken konu ile ilgisi oranında kısaca Af Yasalarınadeğinmekte yarar vardır.
Bilindiğigibi Af Yasalarını çıkarmak da yasama meclislerinin salt ve anayasalyetkilerindendir. Geniş kapsamlı ve genel nitelikteki af yasaları, toplumundaha çok sosyal ve siyasal huzursuzluklarını gidermek, toplumda kaynaşmayısağlamak ve toplum düzenini korumak amacına yöneliktir. Bu nedenlerle yasamameclislerinin bu konudaki siyasal takdir ve tercihleri büyük önem taşır.Anayasa sınır ve çerçevesi içinde hangi suç ve cezaların ne ölçüde aftanyararlanacağını ya da affın kapsamı dışında kalacağını saptamak, kuşkusuzyasama meclislerinin takdirine bağlı hak ve yetkilerinden olup, denetimi de sözkonusu değildir.
Yasamameclislerince şekle uygun düşmeyen aksak ve eksikliklerin giderilmesi suretiyleyeni bir düzenlemenin ortaya konulabilmesi, Anayasa Mahkemesinin bu yoluaçmasına bağlıdır. Bu davada olduğu gibi bu yola gidilmemesi, cezaların tümüile ortadan kaldırılması veya indirilmesi sonucunu doğurmaktadır. İmkân verilsenasıl bir düzenlemenin ortaya çıkacağı şimdiden kestirilemez ama iptaline kararverilen gibi bir kanunun düzenlenmesi olasılığı da inkâr edilemez. Oysa, sosyalve siyasal yönleri ağır basan geniş kapsamlı af yasasının kamu düzeni ileilgili olduğu ve bu düzeni tehdit eder nitelikte bulunduğu tartışmayıgerektirmeyecek bir gerçektir. Kaldı ki çoğunluğun gerekçesinde yer alan kamudüzenini tehdit edici bir yasal boşluk koşulu da söz konusu değildir.
Bukısa açıklamanın ışığı altında Anayasa'nın 152. maddem indeki gereken hallerdeiptalin yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. hükmüyorumlandığında, her ne kadar yalın gözle bakıldığında Anayasa Mahkemesinintakdirine geniş yer verildiği izlenimi uyanmakta ise de, gerekir vekararlaştırabilir deyimleri üzerinde durulunca, bu sözcüklerin sebep ve neticebağlarıyla birbirine bağlı ve birbirlerini uyumlu şekilde bir bütünü oluşturansözcükler olduğu görülür. Gerçekten düzenlemeye gerek varsa, doğal sonucuolarak yürürlük tarihini de saptamak lâzımdır, birinin var olduğu yerde diğeriyok olamaz. Sadece iptal hükmünün aynen kanunlaşması olasılığı gereken halkoşulunu yeterince ortaya çıkarmıştır ve bunun takdirle bir ilgisi yoktur.Böyle olunca da, kararlaştırabilir şeklindeki yazılışın bir kalem sürçmesi veredaksiyon hatası olarak kabul edilmesi gerekir. Diğer taraftan yukarıdadeğinildiği gibi yasa koymak, yasama meclislerinin salt yetkilerinden olduğunave yeni bir düzenleme için süre verilmesinden başka bir engel bulunmadığınagöre, ilk aşamada belli bir biçim ve sonuçta işin düğümlenerek, yasamameclislerine yeni bir düzenleme olanağının tanınmaması, Anayasa Mahkemesininyetkisininin aşan bir tutum olarak belirmekte ve bu nedenle de süre verilmesi,mahkemenin geniş takdiri dışında bir zorunluk olarak ortaya çıkmışbulunmaktadır.
Sonuç:
Yukarıdaaçıklanan nedenlerle görev ve süreye ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Ziya Önel
KARŞIOYYAZISI
Cumhuriyetin50. ci Yılı dolayısiyle yayınlanan 1803 sayılı Af Kanununun 2. maddesinin Abendinin; Millet Meclisinde Anayasanın 92. maddesinde yazılı biçimde oylanmamışolması nedeniyle ve esasa girişilmeksizin biçim yönünden (T.C.K. nun 127 veAskerî Ceza Kanununun 56. maddeleri ile sınırlı olmak üzere) iptaline kararverilmiştir. Böyle olunca sözü edilen bendin Anayasa'nın 92. maddesinin 5 ncifıkrasındaki oylama usulüne uygun bir surette yasama organında yeniden oylanıpdüzenlenmesi mümkün olduğundan yasama organına bu yetkisini kullanabilmeimkanının sağlanması zorunluğu ortaya çıkmaktadır. Yasama organının buyetkisini kullanabilmesi de Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girmesikonusunda Anayasanın 152 nci maddesi ile 44 sayılı Kanunun 50 nci maddesininüçüncü fıkrası gereğince uygun bir sürenin tanınmasına bağlı bulunmaktadır.Böyle bir süre verilmediği takdirde Anayasa Mahkemesi'nin karan, ResmîGazete'de yayınlandığı tarihte sözü edilen Af Kanununun 2. maddesinin Abendindeki kural yürürlükten kalkacak ve bu suretle Yasama organının maddeyiyeniden düzenlenmesine imkan kalmayacak ve bunun sonucu olarak da bu gibisuçlardan sanık olanların Kanun Koyucunun istek ve iradesi hilafına AfKanununun 1. maddesi ile azami miktarda aftan yararlanmış olacaklardır.
AnayasaMahkemesi kararının yürürlüğe girmesinde bir süre kabul edilebilmek içinherhalde (iptal hükmünün kamu düzenini tehdit edici yasal bir boşluğun meydanagelmesi) ne gerek yoktur. Anayasanın 152. maddesinde Anayasa Mahkemesinin iptalhükmünün yürürlüğe gireceği tarihi kararlaştırabilmesi için böyle bir şartınbulunması aranmamış ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkındaki 44 sayılı Kanununun 50. maddesinde ise; Anayasa Mahkemesinin;gerekli gördüğü hallerde iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıcakararlaştırabileceği gibi bir Kanun veya içtüzüğün veya bunların belirlihükümlerinin iptali halinde meydana gelecek olan boşluğu kamu düzenini tehditedici mahiyette gördüğü takdirde de iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihikararlaştıracağı hükme bağlanmıştır.
Görülüyorki, iptal hükmünün yürürlüğe girmesinde bir süre verilmesi için her halde(Kanunda kamu düzenini tehdit edici bir boşluğun) meydana gelmesi gerekmemekteve (gereken hallerde) de böyle bir sürenin verileceği öngörülmektedir.
Böyleolunca; gerek Anayasa'nın 152. maddesinde ve gerek 44 sayılı Kanunun 50.maddesinin üçüncü fıkrasında yer almış olan (gereken haller) in olaydagerçekleşmiş olup olmadığı sorununa gelince:
Anayasa'nın64. maddesi hükmüne göre genel ve özel af ilân etmek yetkisi Türkiye BüyükMillet Meclisine aittir. Affın ölçüsünün saptanması da bu yetki cümlesindenbulunmaktadır. Kanun koyucu da bu yetkisine dayanarak 1803 sayılı Af Kanunundabîr bölüm suçları ve cezaları tamamen affederken bir bölüm suçlarıncezalarından 12 yılını, diğer bir bölüm suçların cezalarından da yalnız 5yılını affetmeyi uygun bulmuş ve bu arada Türk Ceza Kanununun 127 nci maddesiile Askeri Ceza Kanununun 56. maddesinde yazılı (vatana hiyanet) suçlarının datamamen değil ancak bu suçlardan verilen cezaların 5 yılının affedilmesinigörmüştür.
Kanunkoyucu, yukarıda da açıklandığı gibi 1803 sayılı Af Kanununun 2. maddesinin Abendinde bu gibi vatana hiyanet suçlarının tamamen değil sadece cezalarından 5yılının affedilmesini öngördüğüne ve Af Kanununun bu hükmü Anayasa Mahkemesinceesasa girişmeksizin biçim yönünden iptal edilmiş olduğuna göre yasama organınabu hükmü yeniden düzenlemek imkânını sağlayacak bîr süre verilmediği takdirdeiptal hükmünün Resmî Gazete'de yayınlandığı tarihte yürürlüğe girmesi ile busuçlar Kanun Koyucunun istek ve iradesi dışında Af Kanununun 1. maddesi ile(Türk Ceza Kanununun 127. maddesinin beşinci fıkrasındaki hürriyeti bağlayıcıcezanın son haddi itibariyle tamamen ortadan kalkmış olacaktır.
Yukarıdayazılı nedenlerle; Anayasa'nın 152. maddesi gereğince iptal hükmünün yürürlüktarihinin ayrıca saptanması gerekeceği görüşündeyim.
Üye
Abdullah Üner
KARŞIOYYAZISI
l-Dosyanın eksiği bulunup bulunmadığı sorunu:
22/4/1962günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddesine dayanılarak mahkemelerce itiraz yoliylegönderilen işlere ilişkin dosyaların; Anayasa'ya uygunluk denetimini yapanMahkememizi, tam anlamıyla aydınlığa kavuşturacak yeterlikte bilgi ve belgelerikapsaması, bu bakımdan bir eksiği bulunmaması gerekir.
İtirazyoluna başvuran İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesince "duruşmatutanaklarının konu ile ilgili bölümlerinin onanlı örnekleri"nin AnayasaMahkemesi Başkanlığına gönderilmediği anlaşılmaktadır. Bunu, işin esasınınincelenmesine gidilmeden önce dosyanın geri çevrilmesini gerektirecek niteliktebir eksiklik olarak görmekteyim.
2-İlk inceleme evresinde çözümlenmiş olan görev sorununun, esas incelemeevresinde yeniden görüşme konusu yapılıp yapılamıyacağı sorunu:
44sayılı Kanunumuzun 41. maddesine dayanılarak yapılmış olan Anayasa Mahkemesiİçtüzüğünün 15. maddesine göre, iptal davalarında ve itiraz yolu ile bakılacakişlerde dilekçelerin, Anayasa Mahkemesinin görevine giren bir konu ile ilgiliolup olmadığı... hususunun da raportörlerce önceden incelenmesi gerekmektedir.İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesince itiraz yoluyle Anayasa MahkemesiBaşkanlığına gönderilen bu iş hakkında raportörce, görev konusuna da yerverilmek suretiyle, düzenlenen ilk inceleme raporu Mahkememizin 24/9/1974 günlütoplantısında görüşülmüş ve işin esasının incelenmesine karar verilmeksuretiyle konu artık kesin biçimde çözüme bağlanmış bulunmaktadır. Öte yandan,böyle bir durumun kabul edilmesi, 44 sayılı Kanunumuzun 42. maddesine göre ilkinceleme evresinde "görevsizlik" nedeni ile reddedilen bir konuyailişkin dilekçenin, sonradan "görev" içinde görüldüğü gerekçesiyletekrar görüşülmesi istemine de yol açabilir.
Bunedenlerle, görev konusunun, esasın incelenmesi ve müzakeresi evresinde artıkgörüşülemiyeceği kanısındayım.
3-15/5/1974 günlü, 1803 sayılı Af Yasasının 2. maddesinin (A) işaretli bendindekikuralın biçim yönünden Anayasaya aykırılığı sorunu:
İtirazyoluna başvuran mahkemece biçime ilişkin olarak: karma komisyon, Cumhuriyet Senatosuve Millet Meclisi metinlerinin birer bütün halinde oylanması, Anayasa'nın 92/5.maddesinin zorunlu bir gereği olduğu halde, Millet Meclisi genel kurulunda sonkez yapılan oylamada bu metinlerin tümü yerine anlaşmazlık konusu maddemetninin tüm metinden ayrılarak oya sunulduğu, bu biçimdeki oylamanın iseAnayasa'ya aykırı düştüğü ileri sürülmektedir.
Buradaöncelikle Anayasa'nın 92. maddesinin 5. fıkrasında yer alan "Metin"deyimi üzerinde durulması gerekmektedir. Gerçekte Anayasa koyucu"Metin" deyimi ile, ilk kez Millet Meclisince ve sonradan karmakomisyon, Cumhuriyet Senatosu tarafından kabul edilen anlaşmazlık konusumaddelerden oluşan metinleri birer bütün halinde mi yoksa ayrı ayrı her maddemetnini mi kastetmiştir' Yani fıkradaki "Metin" deyimini hangi anlamve kavramda kullanmıştır.
Kanımızcakonuya, aynı fıkrada yer alan "Cumhuriyet Senatosunca üye tam sayısınınsalt çoğunluğu ile kabul edilmiş olan madde değişikliklerinde, MilletMeclisinin kendi ilk metnini benimsemesi için üye tam sayısının saltçoğunluğunun oyu gereklidir" ibaresi ışık tutmaktadır. Şu nedenle ki:
İbaredekikurala göre, senatoda üye tam sayısının salt çoğunluğu İle değiştirilerek kabuledilen maddeler yerine Millet Meclisi kendi ilk metnindeki - bu maddeleretekabül eden- maddeleri benimseyebilmesi için de üye tam sayısının sakçoğunluğunu (yani 226 oyu) sağlaması gerekmektedir. Kuşkusuz ibarede yer alan"madde" sözcüğünden, Millet Meclisinde de salt çoğunlukla kabulüzorunlu olan maddelere ilişkin metinler öngörülmüştür. Cumhuriyet Senatosundaadî çoğunlukla değiştirilerek kabul edilen maddeler de bulunmaktadır. İtirazkonusu 2. maddenin (A) bendi ise değişikliği salt çoğunluğuyla "101oyla" kabul edilen bir maddedir.
Budurumda Millet Meclisi de, kendi ilk metnindeki maddeleri, Senatonun adî vesalt çoğunlukla değişikliklerini kabul ettiği maddelere göre bir ayırıma tabitutarak, değişikliği Senatoca salt çoğunluğuyla kabul edilen maddeye tekabüleden maddenin kabulüne salt çoğunlukla karar vermesi gerekmektedir. Nitekim, MilletMeclisi de kendi ilk metnindeki 2. maddenin (A) bendini, bu usulü uygulayarakoya sunmuş ve 233 oyla kabul etmiştir.
Şuhale göre, "Metin" deyiminden, Senatoda salt çoğunlukla değişikliğeuğratılan madde metnini anlamak, Anayasa Koyucunun maksadına daha uygun biryorum olacağı kanısına varılmıştır.
Sonuçolarak: 1803 sayılı Af Yasasının itiraz konusu yapılan 2. maddesinin (A)işaretli bendi metninin, Millet Meclisinin kendi ilk metninin tümünden ayrıolarak oya sunulup kabul edilmesinde Anayasa'nın çoğunluk kararma karşıyım.
92/5.maddesindeki kurala aykırılık görülmediğinden, bu hususa ilişkin.
Üye
Ahmet Koçak
KARŞIOYYAZISI
Yukarıkikararda (1974/34-1974/50) kanun teklif ve tasarılarının yasama organındakigörüşülmeleri sırasında, Millet Meclisi ile Cumhuriyet Senatosu tarafındandeğişik hükümlerin kabul edilmesi halinde; Cumhuriyet Senatosunca, KarmaKomisyonca ve Millet Meclisince kabul edilen değişik maddelerin tümünün, üçayrı liste halinde Millet Meclisinde oylanması gerektiği öne sürülerek, 1803sayılı Af Kanununun görüşülmesi sırasında bu yolda hareket edilmeyip maddelereilişkin metinlerin ayrı ayrı oya sunulmuş olmaları, Anayasaya aykırılık nedenisayılmış ve iptal karan bu gerekçeye dayandırılmıştır.
Budüşünce biçimi, kanımca, Anayasanın hem 92. maddesine, hem de temel ilkelerineaykırı bulunmaktadır.
Bunakarşı, Cumhuriyet Senatosunca, Karma Komisyonca ve Millet Meclisince, aynımaddeye ilişkin olmak üzere kabul edilen üç metnin, aynı anda Millet Meclisininseçimine (kabulüne) sunulmak suretiyle işlem yapılması, Anayasanın 92.maddesindeki kuralların gereği olup 1803 sayılı Af Kanununun itiraz konusu 2.maddesine ait üç metnin ayrı ayrı oya sunulmuş olmaları, Anayasaya aykırılıknedeni teşkil etmektedir.
2/7/1974günlü, (1974/19-1974/31) sayılı Anayasa Mahkemesi kararına ilişkin karşıoyyazımda, bu konuyla ilgili geniş açıklamalar yapılmış olup burada tekrarıgereksiz bulunmuştur. (bak; Resmî Gazete : 12/7/I974, sayı: 14943; sh: 9-2)
İptalhükmünün belirtilen bu görüşlere dayandırılması gerektiğinden, kararıngerekçesine karşıyım.
Üye
Muhittin Gürün
KARŞIOYYAZISI
15'/5/1974gün ve 1803 sayılı Af Kanununun l/A ve 2/A maddelerinin Anayasaya aykırılığınıileri sürerek Anayasa Mahkemesine itiraz yolu ile başvuran İstanbul DevletGüvenlik Mahkemesi'nin, Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama UsulleriHakkındaki 44 sayılı, Yasanın 27. maddesine, göre itiraz belgeleri meyanındakonu ile ilgili .duruşma tutanaklarını da Anayasa Mahkemesi'ne göndermesi gerekirkengöndermemiş olması önemli bir eksikliktir.
Birceza davasına nasıl bakılacağı ve duruşmaya nasıl başlanacağı Ceza MuhakemeleriUsulü Kanununun ikinci kitabının altıncı faslında yazılı olup (davaya bakılmak)yasal yöntemi bu fasılda yazılı aslî duruşma kurallarına uymakla gerçekleşir.İptal kararımızın beşinci sahifesinde de belirtildiği üzere AnayasaMahkemesi'ne itiraz yolu ile dava açan Devlet Güvenlik Mahkemesi, itiraz evrakıolarak soruşturma evresindeki sanık sorgu tutanaklarını, tutuklama müzekkerelerini,fezlekeyi, iddianameyi, Yargıtay ilâmını, kovuşturma izin belgesini, sanıkvekillerinin Anayasa'ya aykırılık iddialarına ilişkin dilekçelerini, CumhuriyetSavcısının bu konu ile ilgili yazılı düşüncesini ve duruşma tutanağı olarak da5/8/1974 günlü duruşma oturumundaki Mahkemenin kısa kararını içeren bölümüörneğini göndermekle yetinmiştir ki, bu belgelerin 44 sayılı Kanunun 27.maddesinde yazılı (bir davaya bakmakta olan Mahkeme) yasal koşulunu saptamayaelverişli olamıyacağı kanısındayım. İtiraz evrakının eksiği bulunmadığıyolundaki çoğunluk kararına bu yüzden katılmadığım gibi; T. C. Anayasa'sının147 ve 151. Anayasa Mahkeme'sinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 44sayılı Kanunun 20. maddelerine göre kanunların ve T.B.M.M. İçtüzüklerinin biçimve esas, Anayasa değişikliklerinin ise biçim yönlerinden Anayasa'ya uygunlukdenetimini yapmakla görevli ve yetkili Anayasa Mahkemesi'nin, 1803 sayılı AfKanununun yukarıda söz konusu edilen maddeleri ile ilgili olarak itiraz yoluile açılmış bu davanın ilk incelemesi sırasında esasın incelenmesinegeçilmesine karar verilmekle davanın görülmesinin kendi görevine girdiğihususunu da kabul etmiş sayılacağı cihetle; esasın incelenmesi evresinde görevkonusunda artık bir oylama yapılmasının gerekmediği kanısındayım.
Üye
Hasan Gürsel
KARŞIOYYAZISI
l-Cumhuriyetin 50 nci Yılı Nedeniyle Bazı Suç ve Cezaların affı hakkındaki 1803sayılı Kanunun l ve 2. maddelerinin (A) işaretli bentlerinin iptallerineilişkin olarak İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesince itiraz yoluyla açılmışolan bu davanın 24/9/1974 gününde yapılan ilk incelemesi sonunda davanınesasının incelenmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi bu karan ile davayabakmanın kendi görevi içinde olduğunu belirtmiştir. Anayasa Mahkemesinin bunitelikteki karan, genel mahkemelerin görev kararlarından farklı olarak, kesinniteliktedir. Gerçekten Anayasa hukukunun kendisine özgü kuralları vardır.Bunlardan biri de Kanunların Anayasaya uygunluğunu denetlemekle görevli olanYüksek Mahkeme kararlarının kesin olmasıdır. Uğraştığı sahanın önemi ve özelliğide bunu gerektirir. Bu itibarla mahkemenin bu evrede görevli olup olmadığıhususunun incelenmesine ve görüşülmesine ilişkin isteğin oylanması olanağıyoktur. Buna rağmen, bu evrede de konunun görüşülebileceği ve oylamayapılabileceği hakkındaki çoğunluk görüşünün isabetli olmadığı kanısındayım.
2-1803 sayılı Kanunun Millet Meclisince kabul edilen metni Cumhuriyet Senatosuncadeğiştirilmek suretiyle yeni bir metin oluşturulmuştur. Ancak CumhuriyetSenatosunca yapılan değişiklikler Millet Meclisince benimsenmemiş, MilletMeclisi kendi ilk metninde ısrar etmiştir. Bunun üzerine iş karma komisyonahavale edilmiş, karma komisyonca da bazı değişikliklerle yeni bir metinoluşturulmuştur.
Sonsözü söylemek durumunda olan Millet Meclisi de yapılan oylamada yukarıdaaçıklanan şekilde oluşturulan üç metin, Millet Meclisi metni, C. Senatosumetni, Karma Komisyon metni, tüm olarak değil de bu metinlerin içerdiğimaddelerin her biri ayrı ayrı oylanmıştır. Çoğunluk, oflamanın bu sakildeyapılmasını Anayasanın 92. maddesinin 5 fıkrasına aykırı bularak 1803 sayılıKanunun dava konusu 2. maddesinin "A" işaretli bendindeki kuralın(Türk Ceza Kanununun 127 ve Askerî Ceza Kanununun 56. maddelerinin olaylailgili hükümleri yönünden) sınırlı olarak iptaline karar vermiştir.
Çoğunluğunbu görüşüne katılmamaktayım: Gerçekten Türkiye Cumhuriyet Anayasasının 92.maddesinin 5. fıkrasının sondan bir evvelki cümlesiyle "CumhuriyetSenatosunda üye tam sayısının sah çoğunluğu ile kabul edilmiş olan maddedeğişikliklerinde, M, Meclisinin kendi ilk metnini benimsemesi için, üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyu gereklidir." denilmekte olduğu gibi aynıfıkranın son cümlesinde de "o halde açık oya baş vurulur."denilmektedir. Bu metinlerden, M. Meclisinde salt çoğunluk aranacak oylamalarınC. Senatosunca salt çoğunlukla değişiklik yapılan maddelerin oylamasınamünhasır olduğu, buradaki "Metin" sözcüğünün tasarı ve teklifin tümhalindeki metnine değil değişiklik yapılan maddelerin metinlerine yönelikbulunduğu açıkça anlaşılmaktadır. Aksi halde yani bu "Metin"sözcüğünün tasarı ve teklifin tümüne matuf bulunduğunun kabulü halinde,Cumhuriyet Senatosunda salt çoğunluk sağlıyamamış maddelerin kanunlaşabilmeleriiçin, M. Meclisinin salt çoğunluğunun kabul yönünde oy kullanması zorunluluğudoğar. Bu ise Kanun yapmada irade üstünlüğünü haiz olan M. Meclisinin iradeüstünlüğünü kısıtlar. Bilfarz Cumhuriyet Senatosunca tasarının beş maddesideğiştirilmiş ve bunlardan bir tanesi salt çoğunlukla kabul edilmişse"değişiklik yapılan maddelerin tümünün birlikte oylanması halinde saltçoğunluğu gerektirmeyen diğer dört maddenin de salt çoğunlukla kabul edilmişolan maddeye tab'an salt çoğunlukla kabul edilmesi durumu doğacak, böyleceCumhuriyet Senatosunda salt çoğunluk sağlamamış olan maddeler Millet Meclisindesalt çoğunluğa tabi tutulmuş olacaktır. Maddelerin ayrı ayrı oylanmasında isebu zorunluk yoktur.
Diğertaraftan söz konusu 5. fıkrada yer alan "Maddelerin değişikliği"sözcüğü de oylamanın madde madde yapılacağını ifade etmektedir. AnayasaKoyucusu değiştirilen" maddelerin tümünün birlikte oylanmasını öngörmüşolsaydı madde sözcüğüne yer vermez, kabul edilmiş olan değişikliklerde demekleiktifa ederdi. Nitekim, Anayasa Koyucusu aynı maddenin daha sonrakifıkralarında tasarı ve tekliflerin tüm halinde red veya kabulleri hakkında ayrıhükümler koymuştur. Bilhassa maddenin 7 ve 8. fıkralarında Cumhuriyet Senatosunca"tümü reddedilen metin" ibarelerinin kullanılmış olması metinsözcüğünün yalnız başına tasarı ve tekliflerin tümünü kapsamadığı, metinsözcüğünün yerine göre değişik bir kapsamı bulunduğu, fıkra ve maddeler için debu sözcüğün kullanıldığını göstermektedir.
Yukarıdaaçıklanan nedenlerle maddelerin ayrı ayrı oylanmasının Anayasanın 92. maddesineuygun olduğu, bu nedenle dava konusu 2. maddenin (A) bendinin biçim yönündeniptalini gerektirir bir sebep bulunmadığı kanısındayım.
Sonuçolarak; yukarıda açıklanan gerekçelerle iptal hakkındaki çoğunluk kararmakarşıyım.
Üye
Ahmet Salih Çebi
KARŞIOYYAZISI
1)T. C. Anayasasının 151. madde ilk fıkra veçhile, itirazına geçerlik veren"uygulayacağı kanını" unsuru bakımından yapılacak incelemede itirazcımahkemenin tatbik edeceği yasal kuralın 1803 sayılı Kanunun 2. maddesi (A)bendinin bazı suç ve cezalar akıbetini 1. madde ile saptanmış genel ilkelerdenayrı esasa bağlayan hükmü olduğu görülür.
Anılanhükmün kapsamındaki her madde için bölünmesi, bunun "tek" liği ilebağdaşamayacağından başka, kendini savunma yahut savundurmada güçsüz kimselerinkaderlerini başkalarının teşebbüslerine bağlamak gibi, Kanun Koyucunun en Vaşdareddetmiş olması bedahetine aykırı bir sonuç verir. Bu netice özellikle, büyükkitlelerin yapılabileceği bilme ve yapma olanak ve yeteneklerindenyoksunlukları ve bu hallerinden yalnız kendilerinin sorumlu tutulamıyacaklanhakikati karşısında ve genel af gibi tüm yurt düzenine doğrudan etkilikonularda başka bir anlam gösterir ve bu anlam, af dileklerinin Cumhuriyetin50. yılı vesilesiyle kabullenildiğinin ilân edilişi halinde ayrıca özelleşir.
1803sayılı Kanunun 2. maddesi (A) bendine yönelik itirazın, bu hükmün bütünü iledeğil de T. Ceza Kanununun 127 ve Askerî Ceza Kanununun 56. maddeleri yönündenve bu kayıtla incelenmesi yolundaki çoğunluk kararına katılamayışımın nedenleribunlardır.
2)T. C. Anayasası 92. maddesi 5 .fıkra kapsamındaki "oylanacak metin"ve "oylama usulü" ile "iptal kararının hemen yürürlüğününsağlanması gereği" bakımından 12 Temmuz 1974 gün ve 14943 sayılı ResmîGazete'de yer alan 2/7/1974 tarih ve 19/31 sayılı Mahkememiz kararına bağlıkarşıoy yazısında belirttiğim ve hemen yukarıda 1. bentte açıkladığım kişiselgörüş ve düşüncelerimi korumakta ve ancak, eldeki iş için Mahkememizce müttehaz24/9/1974 günlü ara kararına uyma zorunluğu ile, kendi görüş ve düşüncelerimi1803 sayılı Kanunun 2. madde (A) bendinden geçirip T. C. K. nun 127 ve AskerîCeza K. nun 56. maddelerine yöneltebilmekteyim. Bu açıdan vaki eleştirmeyegöre:
a-inceleme konusu maddeler Karma Komisyonca ve C. Senatosu tarafından ve dahaönce kendince hazırlanmış muhtevaları ile ve sıralarında Millet Meclisindeoylanmış ve sonunda Meclis, kendi hazırladığım olduğu gibi kabul etmiştir. Budurumda, "oylama usulü" bakımından, yasalaştırmada bir aksaklıkyoktur.
b-Söz konusu maddeler yer aldığı bent hükmü ile birlikte, Karma Komisyonun ve C.Senatosunun ve Millet Meclisinin hazırladığı af tasarılardan her birinin bütünüiçinde değil de bundan ayrılmış bir bölümde oya sunulmak suretiyle"oylanacak metin" in saptanmasında Anayasaya aykırı davranılmıştır.
Burada,yani "oylanacak metin" anlayışında Mahkememiz sayın çoğunluğundanayrılmakta fakat, belirtildiği gibi, bu yönden hata varlığında ve bunun sonucuolarak iptal gereğinde çoğunluğumuzla müttefik bulunmaktayım.
c-Yukarda (a) bendinde işaret olunduğu üzere oylama usulü Anayasa'nın 92. maddesi5. fıkra hükmüne uygun yürütülmüş ve Meclis üzerinde tartışılan maddeleri kendihazırladığı biçimde yasalaştırmış bulunmaktadır. Bu durum, kişisel düşünüşümüzegöre, Mahkememizin iptale mütedair kararının yürürlüğünün bir ileri tarihebırakılmasını gerektirir. Zira, Bu karşıoy yazımızın 2. bendinde atıftabulunduğumuz Mahkememiz 2/7/1974 tarihli kararının hemen yürürlüğününsağlanması (aynı kararın muhalefet şerhinde kaydettiğim veçhile) o karara konuolayda Millet Meclisine, tasarıyı kendi hazırladığı biçimde kanunlaştırmafırsatı verilmediğinin yine Mahkememiz çoğunluğunca kabul edilişinin doğal birneticesi idi. Oysa Meclis, T. C. K. nun 127 ve Askerî Ceza Kanununun 56.maddeleri açısından Af Kanununun kendi ilk isteğine uygun olarak yasalaştırmaolanağım bulmuş ve binnetice, 2/7/1974 tarihli kararımıza dayanak davranışıaksine bu işte, Mahkememiz iptal kararının hemen yürürlüğe konulması sebebiniihdas etmemiştir. Hâl böyle olunca Mahkememiz, T. C. Anayasasının 152. madde 2.fıkra ikinci cümlesine uyub, iptal hükmünü bir süre yürürlükten alıkoyarak, bukonuda son sözünü usulünce söylemesi olanağım Millet Meclisi için korumalı idi.
Özet:Açıklanan bütün bu nedenlerle,
Mahkememizkararının sonuçlarına kişisel görüş ve kanaatlerimi sakındırarak katılmakta,iptal hükmünün yürürlüğü için bir ayrı gün kararlaştırılmasına gerek olmadığıgörüşüne ise karşı çıkmaktayım.
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu