ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1974/39
Karar Sayısı:1974/51
Karar tarihi:28/11/1974
Resmi Gazete tarih/sayı:29.1.1975/15133
İtirazyoluna başvuran mahkeme: Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi,
İtirazınkonusu : Resmî Gazete'nin 18/5/1974 günlü, 14890 mükerrer sayılı nüshasındayayımlanan Cumhuriyetin 50. Yılı Nedeniyle Bazı Suç ve Cezaların Affıhakkındaki 15/5/1974 günlü, 1803 sayılı Kanunun 2. maddesinin (B) bendininAnayasa'nın 92. maddesinin beşinci fıkrası ile 12. maddesine aykırı olduğumahkemece öne sürülmüştür.
I-OLAY :
15yaşından küçük bir kız çocuğunu rızası ile alıkoymak ve rızası ile ırzınageçmekten sanık hakkındaki Kızılcahamam Sorgu Hâkimliğince Türk Ceza Kanununun414/1, 80, 417, 418/2, 430/2. maddeleri uyarınca son soruşturmanın açılmasınakarar verilerek dosyanın gönderildiği Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinde yapılmaktaolan duruşma sırasında Cumhuriyet Savcısının, sanık hakkında uygulanacak olan1803 sayılı Af Kanununun 2. maddesinin (B) bendinin gerek biçim ve gerek esasyönünden Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürmesi üzerine Mahkemece bu iddiaciddi görülerek dosyanın Anayasa Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
III-YASA METİNLERİ :
A)İtiraz konuşu Yasa Kuralları,
l-1803 sayılı Af Kanununun Anayasaya aykırılığı öne sürülen 2. maddesinin B bendişöyledir :
"B)Türk Ceza Kanununun 202, 203, 205, 206, 207, 208, 209, 210 212, 213, 214, 21.5,216, 217, 218, 219, 403 üncü maddeleriyle 404 üncü maddesinin l inci bendindeve 406, 407, 414/1, 415, 416/2, - 3 491, 492, 493, 495, 496, 497, 498, 499,500, 503 ve 510 uncu maddeleriyle Askeri Ceza Kanununun 131. ve 132 ncimaddelerinde gösterilen suçları işleyenler hakkında ilgili maddede öngörülendevlet zararı önceden ödenmek; tazminat hükümleri ise saklı kalmak şartı ile bumaddenin (A) bendi hükmü uygulanır."
Bubendin göndermede bulunduğu maddenin (A) bendi ise;
"TürkCeza Kanununun 127, 128, 129, 131, 132, 133 üncü maddelerinde, 135 incimaddesinin ikinci bendinde, 136, 137, 138, 139 uncu maddelerinde, 146 ncimaddesinin üçüncü fıkrasında, 148 inci maddesinde, 149 uncu maddesinin üçüncüfıkrasında, 150, 152, 156, 157, 168, 171, 172 ve 384 üncü maddeleri ile AskerîCeza Kanununun 55, 56 ve 59 uncu maddelerinde yazılı suçlardan dolayı 5 yılveya daha az bir süre ile mahkûm olanların cezaları, fer'i ve mütemmim cezalarıile ceza mahkûmiyetlerinin sonuçlarını da kapsamak üzere af edilmiştir.
Yukarıdayazılı suçlardan dolayı beş yıldan fazla süre ile mahkûm edilenlerin hürriyetibağlayıcı cezalarının beş yılı ye para cezalarının tamamı affedilmiştir."şeklindedir.
2-İlgili yasa kuralları :
TürkCeza Kanununun 414. maddesi de şöyledir:
"Madde414- Her kim 15 yaşını bitirmeyen bir küçüğün ırzına geçerse beş seneden aşağıolmamak üzere ağır hapis cezası ile mahkûm olur.
Eğer,fiil, cebir ve şiddet veya tehdit kullanılmak suretiyle veya akıl veya bedenhastalığından veya failin fiilinden başka bir sebepten dolayı veya failinkullandığı hileli vasıtalarla fiile mukavemet edemiyecek bir halde bulunan birküçüğe karşı işlenmiş olursa ağır hapis cezası on seneden aşağı olamaz."
B)Dayanılan Anayasa kuralları :
1803sayılı Af Kanununun 2. maddesinin (B) bendinin Anayasaya aykırı olduğuiddiasını desteklemek üzere ileri sürülen Anayasanın 92. maddesinin beşincifıkrası ile 12. maddesi şöyledir :
"Madde92/5- Millet Meclisi, Cumhuriyet Senatosundan gelen metni benimsemezse, her ikimeclisin ilgili komisyonlarından seçilecek eşit sayıdaki üyelerden bir karmakomisyon kurulur. Bu komisyonun hazırladığı metin Millet Meclisine sunulur.Millet Meclisi, Karma Komisyonca veya Cumhuriyet Senatosunca veya daha öncekendisince hazırlanmış olan metinlerden birini olduğu gibi kabul etmekzorundadır. Cumhuriyet Senatosunda üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kabuledilmiş olan madde değişikliklerinde, Millet Meclisinin kendi ilk metninibenimsemesi için üye tam sayısının salt çoğunluğunun oyu gereklidir. Bu haldeaçık oya başvurulur."
"Madde12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, fesefi inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya-sınıfa imtiyaz tanınamaz."
IV-İLK İNCELEME :
l-Anayasa Mahkemesi, Muhittin Taylan, Kani Vrana, Kemal Berkem, İhsan Ecemiş,Ahmet Akar, Ziya Önel, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Muhittin Gürün, LûtfiÖmerbaş, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi, Şevket Müftügil, Nihat O.Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'ndan kurulu olarak 24/9/1974 günündetoplanmış ve içtüzüğün 15. maddesi uyarınca gerekli ilk incelemeyi yaparakaşağıdaki sorunlar üzerinde durmuştur:
a)Anayasa Mahkemesinin itirazı incelemeye görevli ve yetkili olup olmadığı sorunu:
İtirazkonusu, kimi suç ve cezaların affına ilişkin bir yasanın belli bir hükmübulunması dolayısiyle, Anayasa Mahkemesinin, Anayasaya uygunluk denetiminebağlı yasama belgelerinin hangileri olabileceği hakkındaki yerleşmiş görüşündenburada söz etmek yerinde olacaktır :
Anayasanındeğişik 147. maddesinin 1. fıkrası ve değişik 64. maddesinin son fıkrasıkurallarına göre Anayasa Mahkemesinin Anayasaya uygunluk denetimi görev veyetkisine kanunlar, kanun hükmündeki kararnameler, Türkiye Büyük Millet Meclisiİçtüzükleri ve Anayasa değişiklikleri girmektedir. Bunlardan yalnız Anayasadeğişiklikleri yönünden yetki, değişikliğin Anayasada gösterilen biçimkoşullarına uygunluğunu denetleme ile sınırlanmış bulunmaktadır. Anayasa Koyucuburada "Kanun" sözcüğünü salt ve geniş biçimde, başka bir deyimlegerçek anlamda kanun ile biçimsel anlamda kanun arasında bir ayrım yapmaksızın,tüm kapsamiyle kullanılmıştır.
Öteyandan, yine Anayasa Koyucunun, kimi kanunları Anayasaya uygunluk denetimindenayrık tutmayı dilediğinde, bunu açıkça belirleme yolunu seçtiği de birgerçektir. Anayasaca kanun önünde sayılan "usulüne göre yürürlüğe konulmuşmilletlerarası antlaşmalar" da (Madde : 65/son fıkra), 153. maddedeaçıklanan kanunlarda ve kanun kurallarında ve 27 Mayıs 1960-6/1/1961 günleriarasında çıkarılan kanunlarda (Geçici madde : 4, 3. fıkra) olduğu gibi.
Buradaesas sorun, Anayasa kurallarına göre, Türkiye Büyük Millet Meclisinin genel veözel af ilân etmek yetkisini kanunla mı, yoksa kararla mı kullanmakta oluşudur.Anayasanın değişik 64. maddesi, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev veyetkilerini genel olarak sayarken (birinci fıkra) : Kanun koymak, değiştirmekve kaldırmak; Devletin bütçe ve kesinhesap kanun taşanlarını görüşmek ve kabuletmek; para basılmasına, genel ve özel af ilânına, mahkemelerce verilipkesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesine karar vermek, demektedir.
64.maddenin birinci fıkrasında "para basılması, genel ve özel af ilânı,mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesi"konularında, bu fıkranın üst yanında olduğu gibi "kanun koymak" veya"kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek" deyimleri yerine"karar vermek" ten söz edilmesini, aynı deyimi tekrardan kaçınmakkaygısından doğan üslûp özelliğine bağlamak ve buradaki "karar verme"deyiminin, her yasama tasarrufu bir kararla olacağına göre (Anayasa - Madde :86/1) böyle bir anlamda kullanıldığını benimsemek, Anayasanın birbirini tamamlayanveya açıklığa kavuşturan hükümlerinin belirlediği düzenleme biçimine uygundüşer.
Çünkü,genel ve özel af ilânı yetkisinin kullanılması bir kanun değil sadece bir kararkonusu olacaksa, böyle bir karar, niteliğine göre, ancak Türkiye Büyük MilletMeclisinin Birleşik Toplantısında alınabilir. Oysa Anayasa, Millet Meclisininve C. Senatosunun birleşik olarak toplanması gerekli gördüğü hallerde, bunuaçık bir kural olarak belirleme yoluna gitmiştir. Cumhurbaşkanının seçimi(Madde: 95), Cumhurbaşkanının vatan hainliğinden dolayı suçlandırılması (Madde: 99), Meclis soruşturması ve Yüce Divana sevk (Madde : 90), savaş hali ilânıve Türk Silâhlı Kuvvetlerinin yabancı ülkelere gönderilmesine veya yabancıSilâhlı Kuvvetlerinin Türkiye'de bulunmasına izin verme (Madde : 66),Sıkıyönetim ilânının onanması ve sıkıyönetimin uzatılması (Değişik Madde :124), Bakanlar Kurulunun Üniversitelilerin idaresine elkoyma kararının onanması(Değişik madde : 120) konulan böylece düzenlenmiş ve ilk beş kümeye girenkararların alınmasına ilişkin ayrıntılı işlemler Türkiye Büyük Millet Meclisiiçtüzüğünün: ikinci, üçüncü, dördüncü kısımlarında gösterilmiştir. Genel veözel af ilânı konusunda bunlara benzer herhangi bir hüküm ne Anayasada ne deTürkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünde yer almış değildir.
Kaldıki, "Genel ve özel af ilânı" konusu ötedenberi kanunlarladüzenlenmekte, Anayasa Mahkemesi de bunları, 147. maddedeki "Kanun"deyiminin kapsamı içinde görmekte ve Anayasa'ya uygunluk denetimlerini böyleceyapmaktadır. "Bazı Suç ve Cezaların Affı" hakkındaki 3/8/1966 günlü,780 sayılı Kanunun 5. maddesinin birinci fıkrasına ilişkin 21/2/1968 günlü.Esas : 1966/27, Karar : 1968/8 sayılı (24/12/1969 günlü, 13382 sayılı ResmîGazete - Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, Sayı: 7, Sh : 3/18), "Boluilinin Mengen ilçesi Pazarköyü nüfusuna kayıtlı Ali oğlu Hayriye'den doğma,1341 doğumlu Hayrettin Hami Demiralp'in Cezalarının Affı" hakkındaki10/1/1966 günlü, 709 sayılı Kanuna ilişkin 19/12/1966 günlü, 1966/7-46 sayılı(29/1/1968 günlü, 12812 sayılı ve 7/2/1968 günlü 12820- sayılı Resmî Gazeteler- Anayasa Mahkemesi Karârlar Dergisi, Sayı; 5, Sh: 21/43) kararlar bu oturmuşuygulamaya örnek olarak gösterilebilir.
Aynınitelikteki son uygulama, Resmî Gazete'nin 12/7/1974 günlü 14943 sayılınüshasında yayınlanan 2/7/1974 günlü, 1974/19-31 sayılı kararımızla 15/5/1974günlü, 1803 sayılı "Cumhuriyetin 50 nci Yılı Nedeniyle Bazı Suç veCezaların Affı Hakkında" Kanunun 5. maddesinin (A) bendinin iptalikonusunda yapılmış bulunmaktadır.
Özetleyecekolursak; bir kuralı itiraz konusu yapılan 1803 sayılı Yasa, Anayasa'nın değişik147. maddesindeki "Kanun" deyiminin kapsamına girmektedir;Anayasa'nın Anayasaya uygunluk denetimi dışında bıraktığı yasalardan dadeğildir ve şu duruma göre, itiraz yoliyle gelen bu işe bakmanın AnayasaMahkemesinin görevi içinde bulunduğu ortadadır.
b)Esasın incelenmesinin sınırlanması sorunu :
Mahkemeningörmekte olduğu davada sanık hakkında uygulanması öngörülen yasa maddelerindensadece Türk Ceza Kanununun 414. maddesinin birinci fıkrası 1803 sayılı Kanunun2. maddesinin (B) bendinde gösterilmiş. Mahkemece yalnız bu hüküm yönünden (B)bendinin Anayasaya aykırılığı itirazı yapılmış ve yine (B) bendinin ayın hükümbakımından uygulanması gerekmiş bulunması nedeniyle, Anayasa Mahkemesi işinesasını, ancak (B) bendinin Türk Ceza Kanununun 414. maddesinin birinci fıkrasıile sınırlı olarak inceleyebilir:
NihatO. Akçakayalıoğlu uygulanacak kanun hükmü olması nedeniyle (B) bendinin tümüyönünden incelenmesi gerektiği karşı oyunda bulunmuştur.
2-İlk inceleme evresinde yukarıda açıklanan sorunların incelenmesi sonunda:
a)Dosyanın eksiği bulunmadığına oybirliğiyle;
b)İşin esasının 15/5/1974 günlü, 1803 sayılı Kanunun 2. maddesinin (B) işaretlibendinin Türk Ceza Kanununun 414. maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarakincelenmesine Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun (B) bendinin tümünün incelenmesigerektiği yolundaki karşıoyuyla ve oyçokluğu ile;
Kararverilmiştir.
V-ESASIN İNCELENMESİ :
İtirazınesasına ilişkin rapor, Mahkemenin gerekçesi, iptali istenen yasa kuralı,Anayasaya aykırılık iddiasına dayanaklık eden ve konuyu ilgilendiren Anayasakuralları, bunlarla ilgili gerekçeler ve diğer yasama belgeleri okunduktansonra, gereği görüşülüp düşünüldü:
A)Görev sorunu :
Buişte esasın incelenmesine başlanırken, ilk inceleme evresinde çözülmüş olangörev sorununun esas inceleme evresinde yeniden görüşme ve karar konusuyapılması istenmiştir.
Bukararın yukarıki bölümlerinde açıklandığı üzere, ilk inceleme sonunda işinesasının incelenmesine 24/9/1974 gününde karar verilmiştir. Bu kararakatılmamış kimi üyeler yeniden görüşme isteğini ileri sürmüşlerdir.
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesinin dördüncü fıkrası kurallarına göre,mahkemelerden itiraz yoliyle gelen işler dahî raportörler tarafından hemenincelenerek, 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddesi hükümlerikarşısında bir eksiklikleri olup olmadığı bir raporla Başkanlığa bildirilir.Anayasa Mahkemesince yapılacak incelemede, bazı eksiklikleri olduğu anlaşılanişlerin diğer yönleri ve bu arada esası incelenmeksizin, tamamlanması için geriçevrilmesine karar verilir.
AnayasaMahkemesince yapılan bu incelemenin kapsamına, ayrıca belirtilmese bile, diğerkonuların başında itiraz yoliyle gelen işin Anayasa Mahkemesinin görevine girenbir konuya ilişkin olup olmadığının incelenip saptanması da girmektedir.Nitekim, 44 sayılı Kanunun dördüncü kısmının ortak hükümleri arasında yer alan42, maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin görevine girmeyen konulara ilişkindilekçeler görev yönünden reddedildiği gibi, Anayasa Mahkemesinin görevinegirmeyen konulara ilişkin itirazların dahi aynı yönden reddi gerekmektedir. Buitibarla, esasın incelenmesine ilişkin 24/9/1974 günlü kararda, ayrıcaaçıklanmasa dahi, görev sorununun öncelikle çözüme ve sonuca bağlanmışsayılması gerekeceğinden, konunun bu evrede yeniden görüşülüp bir kararabağlanmasına yer olmadığı ortadadır.
Busırada kimi üyeler ise, esasın incelenmesi evresinde görev yönünden yenidengörüşme açılması için ileri sürülen bir istemin oylama konusu bile yapılmasınayer ve olanak bulunmadığı düşüncesini savunduklarından, önce bu konuda yapılanoylama sonunda, Kani Vrana, Ahmet Koçak, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi, AdilEsmer, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun bu yoldaki biristemin esasen oylama konusu yapılamıyacağı yolundaki karşıoylariyle veoyçokluğu ile, sözü geçen istemin oylanabileceğine karar verilmiştir.
Bununüzerine yapılan oylamada, Anayasa Mahkemesinin itiraz yoliyle gelen bir işebakmakla görevli olup olmadığı sorununun ilk inceleme sonunda verilmiş bulunan24/9/1974 günlü kararla çözülmüş sayılacağına ve bu nedenle yeniden görüşmeyeyer olmadığına Şahap Arıç, Halk Zarbun ve Ziya Önel'in görev sorunununincelemenin bu evresinde de ele alınmasına ve karara bağlanmasına olanakbulunduğu yolundaki karşıoylariyle ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.
B)İtiraz konusu kuralın Anayasaya aykırılığı sorunu:
l-İtiraz konusu kuralın biçim yönünden Anayasaya aykırılığı sorunu :
İtirazlailgili davada Cumhuriyet Savcısının, sanık vekilinin tümüne katıldığı Anayasayaaykırılık ileri sürmeleri hem biçim ve hem esas yönlerine ilişkin olduğu gibiMahkeme de bu ileri sürmeyi her iki yönden ciddî görerek itirazda bulunmuş veitirazının biçim yönüne ilişkin bölümünü. Anayasa Mahkemesinin, ResmîGazete'nin 12/7/1974 günlü 14943 sayılı nüshasında yayımlanmış bulunan 2/7/1974günlü, 19/31 sayılı kararının (IV) sayılı "Esasın incelenmesi" bölümünün(C) işaretli bendinde yer alan Anayasaya aykırılık sorununa ilişkin (1) sayılıfıkrasının dava konusu kuralın biçim yönünden Anayasaya aykırılık sorunukonusunda açıklanan nedenlerden (a) alt bendinde yer alan (uyuşmazlık konusumaddelerin ayrı ayrı oylanmış) olmasına dayandırmış, diğer bir deyimle AnayasaMahkemesinin aynı neden hakkındaki görüş ve kanısına tüm katılmışbulunmaktadır.
15/5/1974günlü, 1803 sayılı Kanunun 5. maddesinin Anayasa Mahkemesinin sözü geçen kararıile iptal edilmiş bulunan (A) bendinin kanunlaşması ile ilgili olarak, MilletMeclisinde Cumhuriyet Senatosundan gelen metnin benimsenmemesi ve bu yüzdenKarma Komisyonca da bir metnin hazırlanması üzerine yürütülen yasama işlemleriarasında, bir yasa kuralını biçim yönünden Anayasaya aykırı kılabilecek başlıcaiki aksaklık göze çarpmış ve uyuşmazlık konusu maddelerin ayrı ayrı oylanmış,bir de öteki metinlerin oylanmasına devam edilmeyerek yalnız Karma Komisyonmetninin oylanması ile yetinilmiş olmasına ilişkin işlemlerden oluşan buaksaklıklardan dolayı sözü geçen (A) bendinin iptaline karar verilmiştir.
a)Uyuşmazlık konusu maddelerin ayrı ayrı oylanması sorunu: 1803 sayılı Kanunailişkin teklif Millet Meclisinden kanunun yürürlük gününü ve yürütecek merciibelirten son iki maddesi de sayılmak üzere 24 madde olarak çıkmıştır.Cumhuriyet Senatosu 6 ve 7. maddeleri olduğu gibi kabul etmiş, 8 ve 21.maddeleri çıkarmış, 20. madde olarak yeni bir madde eklemiş ve öteki maddelerdede ya madde sayısı veya maddenin içeriği yönünden değişiklik yaparak teklifi 23maddeye indirmiştir. 6 ve 7. maddeler Cumhuriyet Senatosunca da kabuledildiğine göre bu maddeler kesinleşmiştir. Bunların dışında kalan veCumhuriyet Senatosunca değiştirilmiş olan maddeleri benimsemiyen MilletMeclisi, Karma Komisyonunun Cumhuriyet Senatosundan ve Millet Meclisindenseçilecek sekizer üyeden oluşmasına 7/5/1974 günlü 71. birleşiminde kararverilmiştir. (Millet Meclisi Tutanak Dergisi Dönem 4. Cilt 3. Toplantı l,7/5/1974 günlü 71. Birleşim, Sahife: 368-386) Böylece Anayasa'nın 92. maddesininbeşinci fıkrası işlemeye başlamıştır.
KarmaKomisyonca Millet Meclisinde benimsenmeyen maddelere ilişkin olarak 11/5/1974günlü rapor düzenlenmiştir. Şu durumda ortada üç metin mevcut bulunmaktadır.Millet Meclisi, Anayasa'nın 92 .maddesinin beşinci fıkrası uyarınca KarmaKomisyonca, Cumhuriyet Senatosunca veya daha önce kendisince hazırlanmış olanmetinlerden birini olduğu gibi kabul etmek zorundadır. Millet Meclisindeuyuşmazlık konusu maddeler ayrı ayrı görüşülerek oylanmıştır. 2. madde de aynisuretle oylanmış, Önce Karma Komisyonun kabul ettiği 2. maddenin metni oyakonulmuş kabul edilmemiş, sonra Cumhuriyet Senatosunun metni oya sunulmuş kabuledilmemiş, daha sonra Millet Meclisinin, metni oya sunularak kabul edilmiştir.(Millet Meclisi Tutanak Dergisi Dönem : 4, Cilt; 3, Toplantı: l, 14/5/1974günlü 74. Birleşim, Sahife : 560-562)
MilletMeclisinde en son yapılan bu oylamanın Anayasaya aykırı olup olmadığı sorunununçözülebilmesi için bu konudaki Anayasa hükmünü gözönünde tutmak gerekir. Anayasa'nın92. maddesinin beşinci fıkrası şöyledir:
"MilletMeclisi, Cumhuriyet Senatosundan gelen metni benimsemezse, her iki meclisinilgili komisyonlarından seçilecek eşit sayıdaki üyelerden bir karma komisyonkurulur. Bu komisyonun hazırladığı metin Millet Meclisine sunulur. MîlletMeclisi, Karma Komisyonca veya Cumhuriyet Senatosunca veya daha önce kendisincehazırlanmış olan metinlerden birini olduğu gibi kabul etmek zorundadır.Cumhuriyet Senatosunda üye tam sayısının şali çoğunluğu ile kabul edilmiş olanmadde değişikliklerinde, Millet Meclisinin kendi ilk metnini benimsemesi içinüye tam sayısının salt çoğunluğunun oyu gereklidir. Bu takdirde açık oyabaşvurulur."
Burada"metin" ve "olduğu gibi" deyimleri üzerinde durmak gerekir.Her zaman her yerde kullanılan bir söz olan "olduğu gibi" nin"değiştirilmeksizin" anlamına geldiği açıktır. "Metin"sözcüğüne gelince bu da, hukuksal bir kavram değildir. Sözcüklerce; "biryazıyı, biçim, anlatış ve noktalama özellikleriyle birlikte oluşturansözcüklerin topu" olarak tanımlanır. Görülüyor ki sözcüklerin bu yoldaoluşturdukları yazıdan ancak metin diye söz edilebilecektir. Anlatış kolaylığıbakımından incelenen konuya uygulandıkta yazı, bir madde veya değiştirilmişmaddelerin veya konun teklifinin tümü olduğuna göre "metin" deyimininkap" samı veya içeriği de değişecek ve deyim ayrı ayrı anlamlaragelecektir. Anayasa koyucunun 92. maddenin beşinci fıkrasında deyimi hangianlam ve kavramda kullanıldığını saptayabilmek için fıkra içindeki öteki deyişlerden,bir de bu fıkranın getirdiği düzenleme ile güdülen erekleri yararlanılmasındazorunluk vardır.
92.maddenin beşinci fıkrası ile öngörülen düzen kanun tasarı ve teklifleridolayısiyle Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu arasında çıkan uyuşmazlıklarıMillet Meclisinde kestirme, kesin, bitirici ve artık dönülmez bir biçimdesonuca erdirmek, başka deyimle kestirip atmak ereğini güttüğüne göre buradakanun tasarı ve tekliflerinin iki yasama meclisinin üzerinde uyuşmuş olduklarıkuralları artık söz konusu olamaz. Öyle ise bir kanun tasarı veya teklifininancak bir bölümünün üzerinde uyuşmazlık varsa beşinci fıkrada geçen,"metin" deyiminin tasarı veya teklifin tümünü kapsamasıdüşünülemiyecektir. "Metin" deyiminin uyuşmazlık konusu maddelerinbirini mi yoksa bir bütün olarak bunların tümünü mü anlattığı konusuna gelince,yine birinci fıkradaki "Cumhuriyet Senatosunda üye tamsayısının saltçoğunluğu ile kabul edilmiş madde değişikliklerinde, Millet Meclisinin kendiilk metnini benimsemesi için, üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyugereklidir." kuralındaki anlatış biçimi bu konuda kuşkuya yerbırakmamaktadır. Burada çoğul olarak kullanılan "maddedeğişiklikleri" ne karşılık" Millet Meclisinin kendi ilkmetnini" denilmiş bulunması beşinci fıkrada geçen "metin"sözcüğünün bir bütün olarak "madde değişiklikleri" nin tümünükapsayın karşıladığını kesinlikle anlatmağa yeterlidir. Demek ki, beşincifıkradaki "metin" sözcüğünden Cumhuriyet Senatosu ile Millet Meclisiarasındaki anlaşmazlık konusu yalnız bir madde ise tek bir maddeyi, birkaçmadde ise bir bütün olarak o maddelerin tümünü, tasarı veya teklifin tamamıuyuşmazlık konusu ise o tasarı veya teklifin tamamım anlamak gerekecektir.
"Metin"deyimi böylece açıklığa kavuştuktan sonra, beşinci fıkradaki "MilletMeclisi, karma komisyonunca veya Cumhuriyet Senatosunca veya daha öncekendisince hazırlanmış olan metinlerden birini olduğu gibi, kabul etmekzorundadır" kuralı yer aldığına göre üç metnin her birindeki anlaşmazlıkkonusu maddelerin ayrı ayrı ve tek tek değil, her metnin bölünmeksizin,parçalanmaksızın, bir bütün olarak oylanması ve kabul edilmesi gerektiği vetersine davranışın Anayasa ile çelişeceği gerçeği kendiliğinden ortaya çıkar."Olduğu gibi" deyiminin bir anlamı ve Anayasa koyucunun bu, deyimleverdiği yönergenin bir yönü de budur. Kaldı ki, maddelerin tek tek, ayrı ayrıoylanarak kabul edilmesinin Millet Meclisinin sonuçta "üç metnin karmasıolan dördüncü bir metni benimsemesine yol açması her zaman, olasılık içindedirve böylece bir sonucun Anayasanın Millet Meclisine "Karma Komisyonca,Cumhuriyet Senatosunca veya daha önce kendisince hazırlanmış metinlerden biriniolduğu gibi kabul etmek" ten başka yol tanımıyan açık buyruğuna tüm aykırıdüşeceği ortadadır.
Öteyandan kanun teklif ve tasarıları, yasama meclislerinin içtüzükleri uyarınca.Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu komisyonlarında ve Genel Kurullarındatümü üzerinde ve maddeler üzerinde görüşülme evrelerini önceden geçirirler.Anayasanın 92. maddesinin beşinci fıkrasında bu evrelere yeniden dönülmesiniöngören veya bu yolda yorumlanabilecek olan bir kural veya yönerge yoktur.Fıkra, yukarıda da değinildiği gibi bütün bu evrelerden geçen bir kanun teklifiveya tasarısı dolayısıyla iki meclis arasında çıkan anlaşmazlığı kestirip atmakve tasan veya teklifi iki meclis arasında yeni gidiş gelişlere ve daha çokgecikmeye yo! açmadan kanunlaştırmak üzere özel ve sınırlı, bir düzenlemegetirmiş ve bu erekle de Millet Meclisini bir zorunluluk, üç metinden biriniher halde olduğu gibi kabul edip işi süratle bitirmek yükümü altına sokmuştur.Metinleri oluşturan maddelerin ayrı ayrı oylanmasına bu bakımdan da olanakyoktur.
MilletMeclisi tutanak dergisine göre 1803 sayılı Kanuna ilişkin teklif ile ilgilibulunan ve Cumhuriyet Senatosu ile Millet Meclisi arasında uyuşmazlık konusuolan maddeler ise Millet Meclisinde ayrı ayrı oylanmıştır. Bu tutum yukardaaçıklandığı üzere 1803 sayılı Kanunun 2. maddesinin (B) bendini biçim yönündenAnayasanın 92. maddesinin beşinci fıkrasına aykırı kılar ve iptalinigerektirir.
Ancak,24/9/1974 günlü sınırlama kararı uyarınca, 1803 sayılı Kanunun 2. maddesinin(B) bendini yalnız Mahkemenin elindeki davada uygulama durumunda olduğu TürkCeza Kanununun 414. maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak iptalinekarar verilmelidir.
MuhittinGürün ve Nihat O. Akçakayalıoğlu kendilerine özgü gerekçeleri saklı kalmakkaydı ile iptal sonucunda birleşmişler, Şahap Arıç, Halit Zarbun, Ahmet Koçakve Ahmet Salih Çebi ise bu görüşe katılmamışlardır.
b)İtiraz yoluna başvuran Mahkeme bu işte, 1803 sayılı Kanunun 2. maddesinin (B)bendinin kanunlaşması ile ilgili olarak biçim yönünden Anayasaya aykırılıknedeni olarak sadece yukarıdaki aksaklığı ileri sürmüş ise de, Mahkememizitirazın gerekçesi ile bağlı olmadığından öteki metinlerin oylanmasına devamedilmeyerek yalnız Karma Komisyon metninin oylanması biçimindeki aksaklığınburada oluşup oluşmadığı yönünü kendiliğinden incelemiş ve sonuçta sözü geçenaksaklığın burada gerçekleşmediği, Millet Meclisi Tutanak Dergisininincelenmesi ile belli olmuştur. (T.B.M.M.T.D. Dönem 4, Cilt 3, Toplantı l,14/5/1974 günlü, 74. Birleşim, Sh. 560-562)
1803sayılı Kanunun 2. maddesinin oylanmasından önce, Karma Komisyonun kabul ettiği2. madde metni oylanmış ve kabul edilmemiştir. Sonra, Cumhuriyet Senatosununkabul etliği 2. madde metni açık oya sunulmuş ve bu metin dahi kabuledilmemiştir. Daha sonra Millet Meclisinin kabul ettiği 2. madde metni açık oyasunulmuş ve sonuçta 199 ret oyuna karşı 233 kabul oyuyla bu metin kabuledilmiştir.
Budurum karşısında 15/5/1974 günlü, 1803 sayılı Kanunun 2. maddesinin belirtilenbiçimde oylanması, aynı kanunun 5. maddesinin oylanmasında (Öteki metinlerinoylanmasına devam edilmeyerek yalnız Karma Komisyon metninin oylanması)biçiminde oluşan aksaklığın burada gerçekleşmediğini açıkça gösterdiğinden, bukonu üzerinde durulmasına gerek kalmamıştır.
2-İtiraz konusu kuralın esas yönünden Anayasaya aykırılık sorunu:
İtirazkonusu kuralın biçim yönünden Anayasaya aykırı olduğu saptanmış ve bu nedenlede iptali öngörülmüş olduğundan, esas yönünden Anayasaya aykırılık sorunuüzerinde durulmasına yer kalmamıştır.
3-İptal hükmünün yürürlüğe giriş günü:
Anayasanındeğişik 152. maddesinin ikinci fıkrasına göre Anayasa Mahkemesince Anayasayaaykırı olduğundan iptaline karar verilen kanun veya içtüzük veya bunların iptaledilen kuralları, gerekçeli kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı gündeyürürlükten kalkar. Gereken hallerde, Anayasa Mahkemesi iptal hükmününyürürlüğe gireceği günü ayrıca kararlaştırabilir. Bugün kararın Resmî Gazete'deyayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
44sayılı Kanunun 50. maddesinin 3. fıkrasında, Anayasa Mahkemesinin "gerekligördüğü hallerde iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabileceği"ve dördüncü fıkrasında da "Anayasa Mahkemesinin iptal dolayısiyle meydanagelecek olan boşluğu kamu düzenini tehdit edici nitelikte görmüşse, iptalhükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştıracağı ve boşluğundoldurulması için yasama Meclîsleri Başkanlıkları ile Başbakanlığa durumubildireceği" yazılıdır.
1803sayılı Kanunun 2. maddesinin (B) bendinin (Türk Ceza Kanununun 414. maddesininbirinci fıkrası yönünden) Anayasaya aykırılığı nedeni ile iptal edilmesiöngörülmüştür. İptal, yasa kuralının Anayasaya aykırı biçimde oluşmuş bulunduğuyolunda Anayasa Mahkemesince saptanan duruma ve varılan sonuca dayanmaktadır.Bu nitelikte bir yasama belgesinin bir yasama kuralı olarak uygulanmasınınsürdürülmesi ve böylece bir bölüm yurttaşların haklarını bir süre dahaetkilemesi düşünülemeyeceği gibi böyle bir tutumun iptal nedenleri ilebağdaştırılmasına da olanak yoktur. 1803 sayılı Kanunun affettiği suç vecezaların niteliği ve niceliği ile beliren kapsamı karşısında iptal hükmününkamu düzenini tehdit edici yasal bir boşluğu oluşturacağından da söz edilemez.
Açıklanannedenlerle Anayasanın değişik 152. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan veuygulanması Anayasa Mahkemesinin işi değerlendirip gerekli görmesine bırakılmışbulunan yetkinin kullanılmasına ve iptal hükmünün yürürlüğe gireceği gününayrıca kararlaştırılmasına yer görülmemiştir. Şahap Arıç, Halit Zarbun, ZiyaÖnel, Abdullah Üner ve Nihat O. Akcakayalıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.
VI-SONUÇ:
A-1) İlk inceleme evresinde söz konusu edilmiyen görev sorununun esas incelemeevresinde görüşme konusu yapılıp yapılamıyacağı hususunda; Kani Vrana, AhmetKoçak, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi, Adil Esmer, Nihat O. Akcakayalıoğlu veAhmet H. Boyacıoğlu bu yönün esasen oylama konusu yapılamayacağı;
ŞahapArıç, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, Muhittin Gürün, LûtfiÖmerbaş ve Şevket Müftügil ise konunun ortaya atılıp oylama yapılmasına olanakbulunduğu görüşünde bulunmuşlardır.
2)Yapılan oylama sonunda; Mahkememizin davaya bakmaya görevli olup olmadığısorununun ilk inceleme sonunda verilen kararla çözülmüş sayılacağına ve bunedenle yeniden görüşmeye yer olmadığına Şahap Arıç, Halit Zarbun ve ZiyaÖnel'in görev sorununun, incelemenin bu evresinde de ele alınmasına ve kararabağlanmasına olanak bulunduğu yolundaki karşı oylariyle ve oyçokluğu ilekararlaştırılmıştır.
B-Dava konusu 15/5/1974 günlü ve 1803 sayılı Kanunun 2. maddesinin (B) işaretlibendindeki kuralın (Türk Ceza Kanununun 414. maddesinin birinci fıkrasıyönünden) Anayasa'nın 92. maddesinde öngörülen biçim kuralına aykırı olarakoylanıp kabul edilmiş olması nedeniyle iptaline Muhittin Gürün ve Nihat O.Akçakayalıoğlu'nun kendilerine özgü gerekçeleri saklı kalmak üzere ve ŞahapArıç, Halit Zarbun, Ahmet Koçak ve Ahmet Salih Çebi'nin karşı oylariyle veoyçokluğu ile;
C-Dava konusu Yasa kuralı biçim yönünden iptal edilmiş olduğuna göre esasyönünden aykırılık konusu üzerinde ayrıca durulmasına yer olmadığınaoybirliğiyle;
D-İşin niteliğine göre Anayasa'nın değişik 152. maddesinin ikinci fıkrasıuyarınca 'iptal hükmünün yürürlüğe gireceği günün ayrıca kararlaştırılmasınayer olmadığına Şahap Arıç, Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner ye Nihat O.Akçakayalıoğlu'nun karşı oylariyle ve oyçokluğu ile;
28/11/1974gününde karar verildi.
Başkan
Kani Vrana
Üye
Şahap Arıç
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Hasan Gürsel
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
I.Davanın görülmesinin Anayasa Mahkemesi'nin görevine girip girmediği sorununailişkin karşıoy :
AnayasaMahkemesince, esasın görüşülmesine geçilmeden önce ileri sürülen görevsizlikönerisi heyetçe ilk incelemeye ait kararda konu çözüme bağlanmış olduğundanbahsile oy çokluğuyla kabul edilmemiştir. Bir mahkemeye ait görevsizlik sorunuamme intizamına ilişkin en önemli bir konudur. Bu nedenledir ki tahkikatın hersafhasında ileri sürülebilir ve mahkemeler de her safhada bu esası tetkik edipkarara bağlama durumundadır.
Sözügeçen ilk inceleme kararında açıkça görevsizlik konusu incelenmiş ve bir kararabağlanmış değildir. Bu kararda esasın incelenmesine karar verilmiş olması görevkonusunun da incelenip bir karara bağlanmış olduğunu ifade eder telâkki edilemezve görev konusunun incelenip oylanmasına ve karara bağlanmasına engelsayılamaz. Anayasa Mahkemesi esasın görüşülmesi evresinde dahi işin mahkemeningörevine girmediğini anladığı takdirde görevsizlik kararı vermesi gerekir;yoksa mücerret esasın incelenmesine karar verilmiştir diyerek kendisini, açıkçagörevi dışında olduğu esasın incelenmesine başlanacağı sırada anlaşılan birdavaya bakıp esas hakkında karar verme zorunda kabul etmesi telafisi mümkünolmayan hatalı sonuçlar doğurabilecektir.
AnayasaMahkemesinin dava veya itirazı sonuçlandıran kararları Anayasanın 152. maddesihükmünce kesindir. Fakat ara kararı niteliğindeki kararlarından dönmekmümkündür; bu tür kararlar müktesep bir hak doğurmaz.
Hadisededavanın konusu bazı suç ve cezaların affına ilişkin Kanunun bir maddesinin birbendine ait bulunmaktadır. Anayasamız hükmünce yasama meclislerinin af yetkisikanun niteliğinde olmayıp karar niteliğinde bir tasarruftur. Yasamameclislerinin karar niteliğindeki tasarrufları ise Anayasa'ya uygunluk denetiminetabi tutulmamış olduğundan, bu davaya bakmak Anayasa Mahkemesinin görevidışında kalmaktadır. Zira, Anayasa'nın 64. maddesinin birinci fıkrası TürkiyeBüyük Millet Meclisinin görev ve yetkilerini sayarken Kanun yapmak, değiştirmekve kaldırmak yetkisini açıkladıktan sonra para basılmasına, genel ve özel afilânına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesinekarar vermek Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkilerindendir, demektedir .
Anayasa'nınbu hükmü ile kabul edilen prensip Türkiye Büyük Millet Meclisinin af yetkisiniancak karar şeklinde kullanabileceği esasıdır. Bu esas, af yetkisinin TürkiyeBüyük Millet Meclisinin tamamen takdirine bırakılmış bir yetki olmasından, buniteliğinin Kanun şeklinde tasarrufa müsait bulunmamasından dolayı kabuledilmiştir.
Afkonusundaki yetkinin karar veya kanun şeklinde olması birbirinden farklı çokönemli hukuki sonuçlar meydana getirmektedir. Bunlardan en mühimi, Anayasamızdaprensip olarak Türkiye Büyük Millet Meclisinin karar şeklindeki tasarruflarıAnayasa'ya uygunluk denetimine tabi tutulmadığı halde kanunlar bu denetime tabitutulmuştur (Anayasa madde 147). Ancak Anayasa istisna olarak bu denetime tabitutmak istediği Türkiye Büyük Millet Meclisi kararlarını ve bu denetime tabitutmak istemediği kanun hükümlerini yine Anayasa'nın çeşitli maddelerindeayrıca göstermiştir (Madde 65, 81 de olduğu gibi).
Budüzenleme ve esasların sonucu şudur: Anayasa'nın bu esaslarına göre kararşeklinde kullanılması gereken "Türkiye Büyük Millet Meclisinin af yetkisi,bir Anayasa hükmü ile, Anayasa'ya uygunluk denetimine tabi olacağı açıkçagösterilmedikçe, bu denetime tabi tutulamaz; af yetkisinin Anayasaya uygunlu^denetimine tabi olacağı hususunda da bir Anayasa hükmü mevcut olmadığından afyetkisini Anayasa denetimine tabi tutmak, yasama meclisinin tamamen takdirinebırakılmış bir konuyu takdir yetkisinin Anayasa Mahkemesine verilmesi sonucunudoğurur ki Anayasamızda buna cevaz verilmemiştir.
Anayasa'nınyasama meclislerine karar şeklinde kullanacağını bildirdiği bir yetkiyi yasamameclislerinin Kanun yapma prosedürüne uymak zorunda kalındığından bahsile butasarrufu kanun telâkki etmek Anayasa'ya uygun düşmez.
Anayasa'nın4. maddesinin .son fıkrasının son cümlesi hükmünce yasama meclislerikendilerine tanınmayan bir yetkiyi kullanamamaları gerekir. Buna rağmen yasamameclislerince af konusunda kendilerine tanınmayan kanun yapma yetkisini, kanunyapma prosedürüne uymak zorunda kaldığından dolayı dahi kullanması, butasarrufun kanun şeklinde vücut bulmamış olduğu sonucunu doğurur. Şu suretle buaf konusu kanun niteliğinde vücut bulmamış olduğundan, anayasal niteliği olankarar niteliğinde olduğunun kabulü zorunludur.
Busonuca göre iptal konusu hüküm kanun değil bir karar niteliğinde olduğundanAnayasa'ya uygunluk denetimine tabi değildir. Anayasa'nın 147. maddesinde vebuna göre hazırlanmış olan Anayasa Mahkemesinin kuruluşu hakkındaki 44 sayılıKanunun 26. maddesi Anayasa Mahkemesine Türkiye Büyük Millet Meclisinin kararniteliğindeki tasarruflarının Anayasaya uygunluğunu denetleme yetkisi tanımamışolduğundan davaya bakmak Anayasa Mahkemesinin görevi içinde değildir.
Bunedenlerle görevsizlik önerisinin kabul edilerek incelenmesi ve bir kararabağlanması gerekirdi. Böyle yapılmamış olması Anayasa'ya uygun düşmemiştir.
II.İptal konusu 2. maddenin B işaretli bendinin kanunlaşması ile ilgili olarakMillet Meclisinde ikinci kez geçen yasama işlemlerinden:
Anlaşmazlıkkonusu maddelerin ayrı ayrı oylanmasının 2. maddenin B bendini biçim yönündenAnayasa'ya aykırı bir duruma getirmiş olup olmadığı sorunu:
AnayasaMahkemesince anlaşmazlık konusu maddelerin ayrı ayrı oylanmasının 2. maddenin Bbendini biçim yönünden Anayasa'ya aykırı kıldığına dava konusu kuralın iptalineoyçokluğuyla karar verilmiştir. Aşağıdaki nedenlerle bu görüşe katılmıyorum:
CumhuriyetSenatosu, Millet Meclisinden kendisine gönderilen metni değiştirerek kabuletmiş, Millet Meclisince de bu değişiklik benimsenmemiş olduğundan KarmaKomisyonu kurulmuş, Karma Komisyonu da Cumhuriyet Senatosumetnindeki 1-5. maddeleri ve Millet Meclisinin metnindeki 8. maddeyi olduğugibi kabul etmiş, Cumhuriyet Senatosu metnindeki 8-23. maddeleri de aynen kabuletmiştir.
MilletMeclisi Cumhuriyet Senatosu ile kendi arasındaki anlaşmazlık konusu maddeleriayrı ayrı oylamıştır. Bu ayrı ayrı oylamada Anayasa'ya aykırı bir tarafgörülmemektedir. Zira; Anayasa'nın 92. maddesinin beşinci fıkrasında oylamanınne suretle yapılacağı hususunda yeni bir usul hükmü konmamıştır. Bu durumdaanlaşmazlığın çözülebilmesi için ilk önce sözü geçen beşinci fıkradaki metindeyiminin anlamının ne olduğunun saptanması ve ondan sonra varılacak sonucagöre bu fıkradaki "metinlerden birini olduğu gibi kabul etmekzorundadır" ibaresinin hangi anlama geldiğinin belli edilmesigerekmektedir.
Anayasa'nın92. maddesinin çeşitli fıkralarında yer alan "metin" deyimi kimihalde maddeleri ifade etmekte kimi halde de maddelerin tümünü göstermektedir.Bu suretle 92. maddenin fıkralarında metin deyiminin aynı anlamda kullanılmamışolduğu açıkça ortadadır. Maddelerin tümünün kasdedildiği hallerde, 8 ve 9.fıkralarda olduğu gibi "tümü reddedilen metin" ibaresi kullanılmaksuretiyle maksat açıklanmıştır. Bu yüzden metin deyimi ile maddelerin tümününkastedilmedigi hallerde metin deyiminde bir bölünme zorunluğu ortayaçıkmaktadır. Bu açıklama karşısında sözü gecen beşinci fıkradaki metindeyiminin maddelerin tümünü ifade etmemekte olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumdada beşinci fıkradaki Millet Meclisinin "Metinlerden birini olduğu gibikabul etmek zorundadır" ibaresinin de, metnin behemehal tümünün oylamayakonması gerektiğini gösteren bir anlamda olmadığını ifade ettiği anlaşılır.
Budurum karşısında Millet Meclisince, Cumhuriyet Senatosuyla kendi arasındaanlaşmazlık konusu maddelerin ayrı ayrı oylanmış olmasının Anayasa'nın 92.maddesinin beşinci fıkrasına aykırı olmadığı sonucu ortaya çıkar.
Bugörüşü destekleyen diğer bir durum da şudur :
Anayasa'nın92. maddesiyle kanun yapılması hususunda, Millet Meclisinin iradesi lâhıkolmadıkça bir tasarının kanunlaşması mümkün olmayacağı esasının kabul edilmişolduğu görülmektedir. Bu prensip Anayasa'nın 92. maddesinin çeşitlifıkralarında açıkça belirtilmiştir. Metin deyiminin bir bütün olarak oylamayıgerektirdiğinin kabulü, Millet Meclisi üyelerinin kendi anlayışlarına göre,Karma Komisyonu Cumhuriyet Senatosu ve Millet Meclisi metinleri içindenistediği maddelere oy verebilme iradesini kısıtlayacaktır. Bu sonuç iseAnayasa'nın Kanun yapılması hususunda Millet Meclisine tanıdığı durum ve iradeserbestliğini daraltacaktır. Bu nedenle de 92. maddenin beşinci fıkrasındakimetin deyiminin maddelerin tümünü ifade eden bir anlam taşıdığının kabulüAnayasa'ya uygun olmayacaktır.
Yukarıdanberi açıklanan nedenlerle anlaşmazlık konusu maddelerin ayrı ayrı oylanmasının2. maddenin B bendini biçim yönünden Anayasa'ya aykırı bir duruma düşürdüğükabul edilemiyeceğinden iptaline karar verilmesi Anayasa'ya uygun düşmemiştir.
III.İptal hükmünün yürürlüğe gireceği günün kararlaştırılması konusu :
Afkonusu yasama meclisinin takdirine bırakılmış bir husustur; bunun kapsamını dayasama meclisi belli eder. Bu nedenle takdir yetkisinde hangi suç ve cezalarınne suretle afdan yararlanacağını belli etmek de dahildir, bu görüş AnayasaMahkemesinin 9/6/1964 gün ve 1964/12-47 sayılı kararında da kabul edilmişti.Yasama meclisince de 1803 sayılı Af kanununun iptal konusu 2. maddesinin Bbendinde gösterilen Ceza Kanunu maddelerine uygun fiilleri işleyenlerin buiptal konusu maddede gösterilen şekillerde aftan yararlanabilecekleri takdir vekabul edilmiştir.
HadisedeAnayasa Mahkemesince yalnız biçim yönünden iptal kararı verilmiş olduğuna göreyasama meclislerine takdir yetkisini kullanabilecek ve biçimine göre bir yasamafaaliyetine imkân verecek bir müddet kabul edilerek iptal hükmünün yürürlüğegireceği günün ayrıca kararlaştırılması Anayasaya uygun olurdu. Zira,Anayasa'nın 152/2. maddesinde "gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptalhükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir" denilmekte ve44 sayılı Kanunun 50. maddesinin 3. fıkrasında da gerekli gördüğü hallerdeAnayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıcakararlaştırabileceği belirtilmiştir. Bu iki halde de böyle bir karar verilmesiAnayasa Mahkemesinin takdirine bırakılmıştır. Yukarıda açıklanan durum vehadisenin niteliği itibariyle böyle bir karar vermeye gerek vardır. Zira, biçimyönünden bir Kanun "hükmünün iptalinin amacı onun biçimine uygun birşekilde çıkarılmasını temindir ve biçim yönünden yapılan bu iptalin husulegetireceği sonuç da yasama meclisinin iradesi dışında bir durum meydanagetirmektedir. Biçim yönünden yapılan bu iptal karşısında, iptal konusu 2. ncimaddenin B bendinde 5 senelik affa tabi olduğu gösterilen suçlara ait cezalarkendiliğinden aynı Af Kanununun 1. maddesinin A bendi hükmünce 12 senelik affatabi olacaklardır ki bu sonuç yasama meclisince takdir yetkisi kullanılmadan veiradesi dışında meydana gelmiş oluyor. Bu durumda iptal hükmünün yürürlüğegireceği günün ayrıca kararlaştırılmasına gerek vardı.
Bunedenlerle iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihin ayrıca kararlaştırılmamışolması Anayasaya uygun değildir.
Sonuç: Bu karşıoy yazısında açıklanan nedenlerle I, II, III numaralı bentlerdegösterilen hususlarda Anayasa Mahkemesince verilmiş olan ve Anayasaya uygunolmadığını açıkladığım kararlara karşıyım.
Üye
Şahap Arıç
KARŞIOYYAZISI
AnayasaMahkemesi'nin 1803 sayılı Af Yasasının 2. maddesinin (A) bendine ilişkin olarakvermiş olduğu 28/11/1974 günlü, Esas 1974/34, Karar / 1974/50 sayılı iptalkararına karşı ileri sürdüğüm karşı görüşle bu karara da karşıyım.
Üye
Halit Zarbun
KARŞIOYYAZISI
21/1/1975gün ve 15125 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 28/11/1974gün ve 1974/34 esas ve 1975/50 sayılı kararında açıkladığım, nedenlerleçoğunluğun görev ve süreye ilişkin görüşlerine katılmıyorum.
Üye
Ziya Önel
KARŞIOYYAZISI
Cumhuriyetin50 nci yılı dolayısiyle yayımlanan 1803 sayılı Af Kanununun 2 nci maddesinin(B) bendinin, Millet Meclisinde Anayasanın 92 nci maddesinin beşinci fıkrasınaaykırı biçimde oylanmış olması nedeniyle Anayasa Mahkemesince, esasıincelenmeksizin ve TCK. nun 414 ncü maddesinin birinci fıkrasiyle sınırlı olmaküzere iptaline karar verilmiştir. Bu itibarla yasama organının sözü edilenhükmü yeniden düzenlemek yetkisi mevcuttur. Böyle olunca, yasama organına buyetkisini kullanabilme olanağının sağlanması zorunluğu ortaya çıkmaktadır.
Yasamaorganının bu yetkisini kullanabilmesi için de Anayasa Mahkemesi kararının ResmîGazete'de yayımlanmasından itibaren Anayasanın 152 nci maddesiyle 44 sayılıKanunun 50 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince iptal hükmünün yürürlüğegirmesi hususunda yeterli bir sürenin saptanması gerekmektedir. Böyle bir süreverilmediği takdirde Anayasa Mahkemesinin iptal karan Resmî Gazete'deyayımlandığı tarihte iptal edilen kanun hükmü yürürlükten kalkacak ve busuretle yasama organının bu bent hükmünü yeniden düzenlemesine zaman ve fırsatkalmayacaktır.
İptalhükmünün yürürlüğe girmesinde bir süre kabul edilmek için her halde kamudüzenini tehdit edici yasal bir boşluk meydana gelmesine gerek bulunmamaktadır.Anayasanın 152 nci maddesine böyle bir şart aranmamış ve 44 sayılı Kanunun 50nci maddesinin üçüncü fıkrasında da Anayasa'nın bu hükmüne paralel olarak yineböyle bir şart konulmamış ve ancak, Anayasa Mahkemesinin gerekli gördüğühallerde iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabileceğiyazılmış ve bundan ayrı olarak aynı maddenin dördüncü fıkrasında da (bir kanunveya içtüzüğün veya bunların belirli hükümlerinin iptali halinde meydanagelecek olan boşluğun kamu düzenini tehdit edici mahiyette) görülmesi halindeise iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihin kararlaştırılacağı hükmebağlanmıştır.
Görülüyorki : Anayasanın ve 44 sayılı Kanunun bu hükümlerine nazaran, iptal hükmününyürürlüğe girmesi için süre saptanması hususunda her halde (kamu düzeninitehdit edici bîr boşluk) un meydana gelmesine ihtiyaç bulunmamaktadır. Sadece(gereken haller) de böyle bir süre verilebilecektir.
Olaydaise Anayasanın 152 nci maddesinde yazılı (gereken hal) kaydının bulunupbulunmadığı hususuna gelince :
Anayasanın64 üncü maddesine göre genel ve özel af çıkarma yetkisi Türkiye Büyük MilletMeclisine ait bulunmaktadır. Bu merci affın kapsamını belli etmeğe deyetkilidir. Anayasa Mahkemesinin görüşü de bu merkezdedir. (Anayasa Mahkemesikararı: 9/6/1964 gün, E. 1962/12, K. 1964/47, Anayasa Mahkemesi KararlarDergisi, Cilt 2. S : 176)
Kanunkoyucu Anayasanın verdiği bu yetkiye dayanarak sosyal yararları da göz önündetutmak suretiyle 1803 sayılı Af Kanunu ile bir kısım suçları ve cezalarınıtamamen affederken bir kısım suçların cezalarının 12 yılını ve diğer bir kısımsuçların cezalarının ise yalnız beş yılını affetmeyi uygun bulmuş ve bu aradaTürk Ceza Kanununun 414 üncü maddesinin birinci fıkrasında yazılı onbeşyaşından küçük çocukların ırzına geçenlerin suçlarının tamamen değil yalnızcezalarından beş yılının affedilmesini öngörmüştür.
İptalhükmünün yürürlüğe girmesi hususunda süre tanınmaması halinde Anayasa Mahkemesikararı Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihte Af Kanununun söz konusu kuralıyürürlükten kalkacak ve böylece bu gibi küçüklerin ırzına geçme suçlan dahi,kanun koyucunun takdiri ve iradesi dışında bu Kanunun birinci maddesindekigeniş kapsamlı affa tabi tutulmuş olacaktır.
Yukarıdayazılı nedenlerle, Anayasanın 152 nci maddesi gereğince iptal hükmününyürürlüğe gireceği tarihin yeterli bir süre ile saptanması gerekeceğikanısındayım.
Üye
Abdullah Üner
KARŞIOYYAZISI
21/1/1975günlü, 15125 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 1974/34-974/50 sayılı Mahkememizkararına ilişkin karşıoy yazımın 2 ve 3 no. lu bentlerinde açıkladığımgerekçelerle, çoğunluğun bu kararındaki aynı konularla ilgili kısımlarınadakatılmıyorum.
Üye
Ahmet Koçak
KARŞIOYYAZISI
Yukarıkikararda (1974/39-1974/51) kanun teklif ve tasarılarının CumhuriyetSenatosundaki görüşülmeleri sonucunda, Millet Meclisince daha önce kabuledilmiş bulunan madde metinlerinin değiştirilmesi ve Millet Meclisince de budeğişikliklerin benimsenmemesi nedeniyle sorunun, Anayasanın 92. maddesininbeşinci fıkrası gereğince Karma Komisyona gitmesi halinde; CumhuriyetSenatosunca, Karma Komisyonca ve Millet Meclisince düzenlenen maddelerin üçayrı liste halinde ve her listenin toptan Millet Meclisinde oylanmalarıgerektiği öne sürülerek, 1803 sayılı Af Kanunu hakkında bu yolda işlemyapılmayarak maddelerin ayrı ayrı oya sunulmuş olmaları, Anayasaya aykırılıknedeni sayılmış ve iptal kararı bu gerekçeye dayandırılmıştır.
Budüşünce, kanımca Anayasanın, hem 92. maddesine, hem de temel ilkelerine aykırıbulunmaktadır.
Zira,Anayasanın yasama görevine ilişkin kurallarında, kanun teklif ve tasarılarınınbütün maddelerinin bir liste halinde toptan oylanmasına cevaz veren, bir hükümyoktur. Esasen böyle bir işlem, bir yasanın bütün kuralları üzerinde yasamaorganının ayrı ayrı durarak açık iradesinin gereği gibi ortaya çıkmasınıengelleyecek niteliktedir.
Anayasanın92. maddesinin beşinci fıkrasında da bu yolda bir işleme cevaz veren açık veyakapalı bir hüküm mevcut değildir. Aksine, söz konusu fıkrada maddedeğişikliklerinden ve değişik maddelerin oylama yeter sayılarından açıkça sözedilmek suretiyle oylamalarda maddelerin ayrı ayrı ele alınacağıbelirtilmiştir.
Burada,(maddelerin ayrı ayrı ele alınması) konusu üzerinde bir açıklama yapılmasızorunluğu doğmaktadır. Bu deyimle anlatılmak istenen husus, bir maddeye ilişkinolmak üzere hazırlanmış bulunan üç metnin ayrı ayrı ele alınarak oylanmasıolmayıp, her maddenin kanunun öteki maddelerinden ayrı olarak ele alınıp bumaddeye ilişkin olmak üzere hazırlanmış olan üç metnin birlikte oya sunularakiçinden birisinin seçilmesinin sağlanmasıdır.
ÇünküAnayasa'nın 92. maddesinin sözü geçeri beşinci Fıkrası hükmüne göre, MilletMeclisinin, bir maddeye ilişkin olmak üzere Karma Komisyonca, CumhuriyetSenatosunca ve kendisince düzenlenmiş bulunan üç metinden birisini seçerekkabul etmesi zorunlu bulunduğundan bu işlemin aynı anda yerine getirilmesi,daha açık bir deyimle, bu üç metnin aynı anda Millet Meclisinin kabulüne(seçimine) sunularak tek oylama işlemi ile Meclis iradesinin gereği gibi ortayaçıkmasına olanak verilmesi gerekmektedir.
Halbuki1803 sayılı Af Kanununun itiraz konusu 2. maddesine ait üç metin, tek oylamaile meclisin seçimine sunulmak suretiyle içinden birisinin kabulünün sağlanmasıyoluyla değil, üç metinden her biri ayrı ayrı oya sunulmak suretiyle işlemgörmüşlerdir. Oylamada uygulanan bu usul, açıklanan açıdan Anayasa'nın 92.maddesinin beşinci fıkrası hükmüne aykırı bulunmaktadır.
2/7/1974günlü, (1974/19- İ974/31) sayılı Anayasa Mahkemesi kararına ilişkin karşıoyyazımda, konuyla ilgili geniş açıklamalar yapılmış olup burada tekrarı gereksizbulunmuştur. (Bak. Resmî Gazete 12/7/1974, sayı : 14943, S. 9-12)
İptalhükmünün belirtilen bu görüşlere dayandırılması gerektiğinden, kararıngerekçesine karşıyım.
Üye
Muhittin Gürün
KARŞIOYYAZISI
1-Dava, Cumhuriyetin 50 nci Yılı Nedeniyle Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkındaki1803 sayılı Kanunun 2. maddesinin "B" bendinin iptaline ilişkindir.
İlkinceleme sonunda esasın incelenmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi bukararı ile davaya bakmanın kendi görevi içinde olduğunu belirtmiştir. AnayasaMahkemesinin bu nitelikteki kararı, genel mahkemelerin görev kararlarındanfarklı olarak, kesin niteliktedir. Gerçekten Anayasa Hukukunun kendisine özgükuralları vardır. Bunlardan biri de Kanunların Anayasa'ya uygunluğunudenetlemekle görevli olan Yüksek Mahkeme kararlarının kesin olmasıdır.Uğraştığı sahanın önemi ve özelliği de bunu gerektirir. Bu itibarla mahkemeninbu evrede görevli olup olmadığı hususunu incelemesine ve görüşülmesine ilişkinisteğin oylanması olanağı yoktur. Buna rağmen, bu evrede de konunungörüşülebileceği ve oylama yapılabileceği hakkındaki çoğunluk görüşününisabetli olmadığı kanısındayım.
2-1803 sayılı Kanunun Millet Meclisince kabul edilen metni Cumhuriyet Senatosuncadeğiştirilmek suretiyle yeni bir metin oluşturulmuştur. Ancak CumhuriyetSenatosunca yapılan değişiklikler Millet Meclisince benimsenmemiş, MilletMeclisi kendi ilk metninde ısrar etmiştir. Bunun üzerine iş karma komisyonahavale edilmiş, karma komisyonca da bazı değişikliklerle yeni bir metinoluşturulmuştur.
Sonsözü söylemek durumunda olan Millet Meclisi de yapılan oylamada yukarıdaaçıklanan şekilde oluşturulan üç metin, Millet Meclisi metni, C. Senatosumetni, Karma Komisyon metni, tüm olarak değil de bu metinlerin içerdiğimaddelerin her biri ayrı ayrı oylanmıştır. Çoğunluk, oylamanın bu şekildeyapılmasını Anayasa'nın 92. maddesinin 5. fıkrasına aykırı bularak 1803 sayılıKanunun dava konusu 2. maddesinin "B" işaretli bendinin iptalinekarar vermiştir.
Çoğunluğunbu görüşüne katılmamaktayım: Gerçekten Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 92.maddesinin 5. fıkrasının sondan bir evvelki cümlesiyle "CumhuriyetSenatosunda üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kabul edilmiş olan maddedeğişikliklerinde, M. Meclisinin kendi ilk metnini benimsemesi için, üyetamsayısının salt çoğunluğunun oyu gereklidir." denilmekte olduğu gibiaynı fıkranın son cümlesinde de "o halde açık oya başvurulur"denilmektedir. Bu metinlerden, M. Meclisinde salt çoğunluk aranacak oylamalarınC. Senatosunca salt çoğunlukla değişiklik yapılan maddelerin oylamasınamünhasır olduğu, buradaki "metin" sözcüğünün tasarı ve teklifin tümhalindeki metnine değil değişiklik yapılan maddelerin metinlerine yönelikbulunduğu açıkça anlaşılmaktadır. Aksi halde yani bu "Metin"sözcüğünün tasarı ve teklifin tümüne matuf bulunduğunun kabulü halinde,Cumhuriyet Senatosunda salt çoğunluk sağlıyamamış maddelerin kanunlaşabilmeleriiçin, M. Meclisinin salt çoğunluğunun kabul yönünde oy kullanması zorunluğu doğar.Bu ise Kanun yapmada irade üstünlüğüne haiz olan M. Meclisinin iradeüstünlüğünü kısıtlar. Bilfarz Cumhuriyet Senatosunca tasarının beş maddesideğiştirilmiş ve bunlardan bir tanesi salt çoğunlukla kabul edilmişse,değişiklik yapılan maddelerin tümünün birlikte oylanması halinde salt çoğunluğugerektirmeyen diğer dört maddenin de salt çoğunlukla kabul edilmiş olan maddeyetab'an salt çoğunlukla kabul edilmesi durumu doğacak, böylece CumhuriyetSenatosunda salt çoğunluk sağlamamış olan maddeler Millet Meclisince saltçoğunluğa tabi tutulmuş olacaktır. Maddelerin ayrı ayrı oylanmasında ise buzorunluk yoktur.
Diğertaraftan sözkonusu 5. fıkrada yer alan "maddelerin değişikliği"sözcüğünde oylamanın madde madde yapılacağını ifade etmektedir. AnayasaKoyucusu değiştirilen maddelerin tümünün birlikte oylanmasını öngörmüş olsaydımadde sözcüğüne yer vermez, kabul edilmiş olan değişikliklerde demekle iktifaederdi. Nitekim, Anayasa Koyucusu aynı maddenin daha sonraki fıkralarındatasarı ve tekliflerin tüm halinde red veya kabulleri hakkında ayrı hükümlerkoymuştur. Bilhassa maddenin 7 ve 8 inci fıkralarında Cumhuriyet Senatosunca"tümü reddedilen metin" ibarelerinin kullanılmış olması metinsözcüğünün yalnız başına tasarı ve tekliflerinin tümünü kapsamadığı, metinsözcüğünün yerine göre değişik bir kapsamı bulunduğu, fıkra ve maddeler için debu sözcüğün kullanıldığını göstermektedir.
Yukarıdaaçıklanan nedenlerle maddelerin ayrı ayrı oylanmasının Anayasa'nın 92.maddesine uygun olduğu, bu nedenle dava konusu, 2. maddenin "B"bendinin biçim yönünden iptalini gerektirir bir sebep bulunmadığı kanısındayım.
Üye
Ahmet Salih Çebi
KARŞIOYYAZISI
1)T. C. Anayasası'nın 151. madde ilk fıkra veçhile itirazına geçerlik veren"uygulayacağı kanun" unsuru bakımından yapılacak incelemede itirazcımahkemenin tatbik edeceği yasal kuralın 1803 sayılı Kanunun 2. maddesi (B)bendinin bazı suç ve cezalar akıbetini 1. madde ile saptanmış genel ilklerdenayrı bir esasa bağlayan hükmü olduğu görülür.
İtirazcınınanayasal denetim dileği de bu tespite uygundur.
Anılanhükmün kapsamındaki her madde için bölünmesi, bunun (tek) liği ilebağdaşamayacağından başka, kendini savunma yahut savundurmada güçsüz kimselerinkaderlerini başkalarının teşebbüslerine bağlamak gibi, beklenmeyen bir sonuçverir. Bu netice, özellikle büyük kitlelerin yapılabileceği bilme ve yapmaolanak ve yeteneklerinden yoksunlukları ve bu hallerinden yalnız kendilerininsorumlu tutulamayacakları gerçekleri karşısında ve genel af gibi tüm yurtdüzeyine doğrudan etkili konularda başka bir anlam gösterir ve bu anlam, afdileklerinin Cumhuriyetin 50. yılı vesilesiyle kabullenildiğinin ilân edilişihalinde ayrıca özelleşir.
1803sayılı Kanunun 2. maddesi (B) bendine yönelik itirazın, bu hükmün bütünü iledeğil de T. Ceza Kanununun 414. maddesinin ilk fıkrası yönünden ve bu kayıtlaincelenmesi yolundaki çoğunluk kararına katılamayışımın nedenleri bunlardır.
2)T. C. Anayasası. 92. madde 5. fıkra kapsamındaki "oylanacak metin" ve"oylama usulü" ile "iptal kararının hemen yürürlüğününsağlanması gereği" bakımından 12 Temmuz 1974 gün ve 14943 sayılı ResmîGazete'de yer alan 2/7/1974 tarih ve 19/31 sayılı Mahkememiz kararına bağlıkarşıoy yazısında belirttiğim ve hemen yukarıda 1. bentte açıkladığım kişiselgörüş ve düşüncelerimi korumakta ve ancak, eldeki iş için Mahkememizce müttehaz24/9/1974 günlü ara kararına uyma zorunluğu ile, kendi görüş ve düşüncelerimi 1803sayılı kanunun 2. madde (B) bendinden T.K.K.nun 414-1 hükmüne yönelmekteyim.
a -İnceleme konusu hâl için konan ilkeler Karma Komisyonca ve C. Senatosunca vedaha önce kendince hazırlanmış şekilleriyle Millet Meclisinde ayrı ayrı vesırasiyle oya sunulmuş ve sonunda Meclis kendi hazırladığını olduğu gibi kabuletmiştir. Bu durumda, "oylama usulü" bakımından, yasalaştırmada biraksaklık yoktur.
b -Sözkonusu maddeler yer aldığı bent hükmü ile birlikte, Karma Komisyonun ve C.Senatosunun ve Millet Meclisinin hazırladığı af tasarılarından her birinindeğil de bundan ayrılmış bir bölümde oya sunulmak suretiyle "oylanacakmetin" in saptanmasında Anayasaya aykırı davranılmıştır.
Burada,yani "oylanacak metin" anlayışında Mahkememiz sayın çoğunluğundanayrılmakta fakat, belirtildiği gibi, bu yönden hata varlığında ve bunun sonucuolarak iptal gereğinde çoğunluğunuzla müttefik bulunmaktayım.
c-Yukarıda (a) bendinde işaret olunduğu üzere oylama usulü Anayasa'nın 92.maddesi 5. fıkra hükmüne uygun yürütülmüş ve Meclis, üzerinde tartışılanmaddeleri kendi hazırladığı biçimde yasalaştırmış bulunmaktadır. Bu durum,kişisel düşünüşümüze göre Mahkememizin iptale mütedair kararının yürürlüktarihinin geriye bırakılmasını gerektirir. Zira,
Bukarşıoy yazımızın 2. bendinde atıfta bulunduğumuz Mahkememizin 2/7/1974 tarihlikararının hemen yürürlüğünün sağlanması o olayda Millet Meclisine, tasarıyakendi hazırladığı biçimde kanunlaştırma fırsatı verilmediğinin yine Mahkememizçoğunluğunca kabul edilişinin tabiî bir neticesi idi. Oysa, ki Meclis T. C. K.nün 414. maddesi 1. fıkrası açısından affı kendi ilk isteğine uygun olarakyasalaştırma olanağını bulmuş ve bu konuda bir duraksamaya olanak bırakmayacakbiçimde, "son söz" ünü söylemiş ve binnetice, 2/7/1974 tarihlikararımıza dayanak davranışı hilâfına, bu işte, Mahkememiz iptal kararınınhemen yürürlüğe konulması sebebini ihdas etmemiştir. Hâl böyle olunca,Mahkememiz, iptal hükmünü uygun bir sürede yürürlükten alıkoyarak MilletMeclisine son sözünü usulünce söylemesi olanağım korumalı idi.
Özet:Açıklanan bütün bu nedenlerle, 28/11/1974 gün ve 39/51 sayılı karara kişiselgörüş ve kanaatlerimi sakındırarak katılmakta, iptal hükmünün yürürlüğü içinbir ayrı gün kararlaştırılmasına gerek olmadığı görüşüne ise karşı çıkmaktayım.
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu