ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1974/42
Karar Sayısı:1975/62
Karar Günü:25/3/1975
Resmi Gazete tarih/sayı:3.6.1975/15254
İtirazyoluna başvuran: Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi
İtirazınkonusu: 20/7/1972 günlü, 14251 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4/7/1972günlü, 1602 sayılı "Askeri Yüksek îdare Mahkemesi Kanunu" nun 24.maddesinin (B) bendinde yaralan kuralın Anayasa'nın 140. maddesine aykırılığınıtemyizen öne süren davacının bu iddiasının ciddi olduğu kanısına varan YargıtayDördüncü Hukuk Dairesi, Anayasanın değişik 151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılıYasa'nın 27. maddeleri uyarınca Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
I -OLAY:
a)Bir emekli Hava Korgenerali, olayla ilgileri ileri sürülen Başbakan,Genelkurmay Başkanı ve Milli Savunma Bakanlarına karşı Ankara Asliye AltıncıHukuk Mahkemesinde tazminat davası açmıştır.
b)Bu davada, 30/8/1970 gününde Korgenarllik rütbesinde üç yıllık süreyidoldurduğu, liyakati bulunup engeli olmadığı halde kadrosuzluk nedeniyleorgeneralliğe yükselmesine Genel Kurmay Başkanlığınca muvafakat edilmediğindenemekliye ay .aldığı, terfi ettirilmeme işleminin Danıştayca iptal edildiği,hükmün tebliğine, yapılan iftarlara ve emeklilik işleminin de iptal edilmişbulunmasına karşın bu kararların yerine getirilmediği öne sürülmüş ve YüksekYargı Organı Kararlarının yerine getirilmemesindeki kişisel kusurları nedeniyleBorçlar Yasası'nın 49. maddesiyle 521 sayılı Yasa'nın 95. maddesine görekendilerinden manevî tazminat alınması istenmiştir.
c)Mahkeme davayı, sonradan yürürlüğe giren 1602 sayılı Askerî Yüksek İdareMahkemesi Kanununun hükümlerine göre görev yönünden reddetmiş, davacı 23/2/1973günlü dilekçe ile hükmü temyiz etmiş, anılan yasa hükmünün Anayasa'ya aykırıolduğunu bu evrede öne sürmüştür.
d)Öne sürülen aykırılık savını ciddi bulan Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi, 1602sayılı Kanunun 24. maddesinin (b) bendinin iptali için Anayasa'nın değişik 151.ve22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasa'nın 27. maddeleri uyarınca AnayasaMahkemesine başvurulmasına karar vermiştir.
III- YASA METİNLERİ:
1 -Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen Kanun Kuralı:
4/7/1972günlü, 1602 sayılı Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun, Anayasa'yaaykırılığı ileri sürülen 24. maddesinin (b) bendi - 20 Temmuz 1972 günlü, 14251sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan metne göre şöyledir:
"Madde24 -
b)Askerî hizmetin ifası dolayısiyle askeri görevin kural ve gereklerineuyulmadığı iddia edilerek üçüncü şahıslar tarafından asker kişiler aleyhineşahsi kusur isnadı ile açılacak tam yargı davalarına",
2 -Dayanılan Anayasa Kuralları:
"Madde12 - Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."
"DeğişikMadde 140 - Danıştay, kanunların başka idarî yargı mercilerine bırakmadığıkonularda ilk derece ve genel olarak üst derece idare mahkemesidir:
Danıştay,idari uyuşmazlıkları ve davaları görmek ve çözümlemek, Bakanlar Kuruluncagönderilen kanun tasarıları hakkında düşüncesini bildirmek, tüzük tasarılarınıve imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerini incelemek ve kanunla gösterilen diğerişleri yapmakla görevlidir.
Danıştayüyeleri, Bakanlar Kurulu ile Danıştay Genel Kurulunca ayrı ayrı boş yer sayısıkadar gösterilecek adaylar arasından Anayasa Mahkemesinin asil ve yedeküyelerinin üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile ve gizli oyla seçilir. ilkiki oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, salt çoğunlukla yetinilir.
Danıştay,Başkanım ve Başkanunsözcüsünü, kendi üyeleri arasından, üye tamsayısının saltçoğunluğu ile ve gizli oyla seçer. Başkan, daire Başkanları veBaşkanunsözcüsünün, görev süreleri dört yıldır. Süresi bitenler yenidenseçilebilirler.
Danıştayınkuruluşu, işleyici, yargılama ve daire başkanlarının seçimi usulleri,mensuplarının nitelikleriyle atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık veödenekleri, meslekte ilerlemeleri, haklarında disiplin kovuşturması yapılmasıve disiplin cezası uygulanması, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatıesaslarına göre kanunla düzenlenir.
Askerkişilerle ilgili idarî eylem ve işlemlerin yargı denetimi Askerî Yüksek idareMahkemesince yapılır. Askerî Yüksek idare Mahkemesinin kuruluşu, işleyişi,yargılama usulleri, başkan ve üyelerinin nitelikleri ile atanmaları, disiplinve özlük işleri; hâkimlik teminatı ve askerlik hizmetlerinin gereklerine göre,kanunla düzenlenir.
IV-İLK İNCELEME:
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 12/11/1974 gününde Muhittin Taylan,Kani Vrana, Kemal Berkem, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Halit Zarbun, AbdullahÜner, Ahmet Koçak, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Hasan Gürsel, Ahmet SalihÇebi, Şevket Müftügil, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nunkatılmaları ile yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyanın eksiği bulunmadığıanlaşıldığından, işin esasının incelenmesine 12/11/1974 gününde oybirliğiylekarar verilmiştir.
V-ESASIN İNCELENMESİ:
itirazınesasına ilişkin rapor, Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi Başkanlığının 10/10/1974günlü ve 1398 sayılı yazısına bağlı olarak gelen kâğıtlar ve ekleri, iptaliistenen yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları, bunlara ilişkin gerekçeler vebaşka yasama belgeleri ve konu ile ilişkisi bulunan öteki metinler okunduktansonra gereği görüşülüp düşünüldü.
l -Kural olarak Anayasa Mahkemesinin, pozitif hukuk bakımından Anayasa'ya uygunlukdenetiminde önüne getirilen davadaki istemin konusu ile bağlı bulunduğundakuşku yoktur. Bununla birlikte bir yasanın belli bir hükmünün Anayasa'yaaykırılığının ileri sürülmesinde, Anayasa Mahkemesinin, söz konusu hükmün anlamve kapsamını saptamak için o yasanın diğer hükümlerini veya başka yasalarınöngördüğü öteki hükümleri inceleme yetkisinin varlığından da kuşku edilemez.
Bubakımdan konuya girmeden önce 657 sayılı "Devlet Memurları Kanunu"nun12. ve 13. maddeleri ele alınmalıdır.
a -Sözü edilen 12. ve 13. maddeler şöyledir:
"Madde12 - Devlet Memurları görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmekzorundadırlar. Görevleriyle ilgili olarak idareye verdikleri zararlardan ötürüBorçlar Kanununun haksız fiil esaslarına tabidirler."
"Madde13 - Kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıklarızararlardan ötürü, bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgilikurum aleyhine dava açarlar. Kurumun, genel hükümlere göre sorumlu personelerücu hakkı saklıdır."
Sözüedilen 12. maddede "Devlet Memurları" terimi kullanıldığı halde, 13.maddede "personel" deyiminin yer aldığı görülmektedir. DevletMemurları Kanununda "kamu personeli" veya "kamu görevlisi"terimleri kullanılmadığı ve adı geçen kanunun l, maddesinde kanunun kapsamınınsınırlan çizilmiş olduğu için, 13. maddedeki "personel" deyimininayni Kanunun 5. maddesinde belirlenen personel olarak anlaşılması gerekir.
657sayılı Kanunun kapsamına giren "personel", 23 Aralık 1972 günlü ve 2sayılı kanun hükmünde kararname ile değişik 4. madde hükmü uyarınca"Devlet Memuru", "sözleşmeli personel", "geçicipersonel" ve "işçiler" den ve aynı kararname ile değişik 3.maddesinde tanımlanan görevlerde çalışan veya belirtilen yerlerden aylık alankamu görevlilerinden ibaret olmak gerekir. Devlet Memurları Kanununu değiştiren31/7/1970 günlü, 1327 sayılı Kanun, 657 sayılı Kanunun kapsamı dışında kalanbazı kamu personelinin aylık ve ücretlerini ek geçici maddelerle düzenlemişolmasına karşın, bunları, öngördüğü "personel" kavramı içine sokmuşdeğildir. Bundan dolayı, Devlet Memurları Kanununun 13. maddesinin anlam vekapsamındaki "personel", kanununun birinci maddesi gereğince"Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerdeçalışan, genel ve katma bütçelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlardanve kanunlarla kurulan fonlardan, kefalet sandıklarından veya beden terbiyesibölge müdürlükleri bütçelerinden aylık alan, Devlet Memuru, sözleşmeli personel,geçici personel ve işçilerden ibarettir. Devlet Memurları Kanununun 1.maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen hakimler, öğretim üye ve yardımcıları,tiyatro, opera ve bale sanatkâr ve memurları, spor - toto'da çalışanlar veasker kişilerle mahalli idareler, meslekî kuruluşlar, kamu iktisadîteşebbüsleri personeli, 13. maddenin alanı dışında kalmaktadır. Nitekim, itirazkonusu 24. maddenin (b.) bendi asker kişiler yönünden ayrık bir kanun kuralıgetirmiştir.
Buincelemeden şu sonuç çıkmaktadır: 657 sayılı Yasanın 13. maddesinde geçen"personel" deyiminin kapsamı içinde asker kişiler yoktur ve bundandolayı da bu kural asker kişilere uygulanamaz.
b-Yukarıda 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 13. maddesinde yeralan"personel" deyiminin kapsamı içinde "asker kişilerin"bulunmadığı saptanmakla birlikte, acaba bu kural personelin kişisel kusuru ileüçüncü kişilere verdiği zararlar nedeniyle şahıslarına karşı dava açmaolanağını ortadan kaldırmış mıdır. Bu bolümde bu konu ele alınıp incelenecektir.
Anayasanındeğişik 114. maddesinin son fıkrasında "İdare, kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." ilkesi yer almış, 125.maddesinde de "kamu hizmetlerinde her hangi bir sıfat ve suretleçalışmakta olan kimse"nin, yönetmelik, tüzük, Kanun veya Anayasaya aykırıemirleri yerine getirmeyerek bu aykırılığı emri verene bildireceği,"üst"ün emirde israr ile bu emri yazı ile yenilemesi halinde emrinyerine getirileceği, bu takdirde emri yerine getirenin sorumlu olmıyacağı;konusu suç teşkil eden emrin hiç bir surette yerine getirilemeyeceği ve emriyerine getiren kimsenin sorumluluktan kurtulamıyacağı açıkça kurala bağlanmış,böylece "kamu hizmetlerinde her hangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olankimse" kanuna ve hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden şahsen sorumlututulmuştur.
Personelinkişisel eylem ve davranışlarını. Anayasanın 114. maddesinin son fıkrasındabelirtilen idarî eylem ve işlem saymağa olanak yoktur. Bundan dolayı personelinkişisel kusurları ile kişilere verdiği zarardan kendilerinin sorumlu olmalarıve tazminat borçlarını doğrudan doğruya ödemeleri Anayasa gereğidir. Bununtersini düşünmek başka bir deyişle bu gibi hallerde zararı idareye ödettirmekve idareye rücu hakkı tanımak Anayasa'nın 125. maddesiyle güdülen ereğe aykırıdüşer. Nitekim, gerek öğretide ve gerekse yargısal kararlarda Devlet MemurlarıKanununun 13. maddesi bu anlamda anlaşılmış ve uygulanmıştır.
Özetlemekgerekirse, Anayasa hükümleri ve idare hukuku sistemi kamu görevlilerininsorumluluğunu idareninkinden ayrı ve bağımsız olarak düzenlemiş bulunduğundan,657 sayılı kanunun 13. maddesi, personelin kişisel eylem ve kusurlariyleverdikleri zararlardan dolayı kişiler tarafından aleyhlerine AdliyeMahkemelerinde açılabilecek tazminat davalarını önliyen ve kaldıran bir hükümniteliğinde anlaşılamaz.
2 -İtiraz konusu 24. maddenin (b) bendi, içeriğine göre hem maddî ve hemde usulîhüküm niteliğini taşımaktadır. Maddi hüküm niteliğindedir. Çünkü askerkişilerin, kişisel kusurları sonucu malî sorumlulukları saptanmış, ancak bu türdavaların (yasanın belirtmesine göre tanı yargı davasının) Askerî Yüksek İdareMahkemesi Üçüncü Dairesinde görüleceği buyurulmuştur.
Kamugörevlilerinin kişisel kusurundan sözedilebilmesi, kişisel Kusuru doğuraneylemin resmî çalışma ve görevin yerine getirilmesi maksadiyle görev sırasındaveya görev dolayısiyle yapılmış olmasına bağlıdır. Şu yönü açıklamak gerekirki, uzaktan veya yakından, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kamu faaliyetve hizmetleriyle ilişkisi olmayan eylem ve işlemler, o personelin bireyselhareket ve tasarruflarından ibaret olur ki, her vatandaş gibi bunlarınsonuçlarından da kendilerinin sorumlu tutulması doğaldır. Bundan dolayı bu türeylemler kişisel kusur kategorisinde yer almazlar. O halde kamu görevlisininkişisel eylem ve kusuru da hizmet ve görevle ikili ve ilişkili olarak ortayaçıkar. Nitekim itiraz konusu Kanun kuralının da "Askeri hizmetin ifasıdolayısiyle askeri görevin kural ve gereklerine uyulmadığı" sözleriyle"şahsi kusur"u bu anlamda aradığı açıkça belirmiş bulunmaktadır.
Kamugörevlilerinin, açıkça ve kolayca hizmetten ayrılabilen tasarruf ve hatalarınınkötü niyet ve maksatla ilgiliye zarar vermek veya kamu yaran dışında özelçıkarlar sağlanmak için bilerek yani kasten yapılan işlem ve eylemlerle bağışlanamıyacakölçüde ağır kusur teşkil eden açık şekilde hukuka aykırı fiil ve muamelelerdenibaret olduğu Yargıtay ve Danıştay içtihat ve uygulamalarında kabuledilmektedir. Bu uygulamaya göre kamu personeli bilerek ve isteyerek yetkisinikötüye kullanır veya mevzuata açık ve kesin olarak belirlenmiş bulunan görev veyetki alanını ve sınırlarını aşar yahut idarenin işlev alanı dışına çıkarsa,kişisel eylem ve kusur işlemiş ve kendi sorumluluğuna yol açmış sayılmaktadır.
3 -1961 Anayasasının 140. maddesi, 114. madde ile birlikte ele alındığındaidarenin, kendine özgü ve özel hukuktan ayrı bir hukuka bağlı olduğunu ve buidare hukukunun uygulanmasından doğan anlaşmazlıkların kural olarak Danıştay'dagörülüp çözülmesi gereğini kabul eden bir idarî sistem kurduğunu açıkçagöstermektedir. Böylece Anayasa, idarî yargı alanı ile adli yargı alanlarınıbir bakıma ayırmış olmaktadır. Gerek Anayasanın 114. maddesinde, gerekse 140.maddesinde yapılan değişiklikler Anayasanın temel felsefe ve görüşünde birdeğişme meydana getirmemiştir. Nitekim 140. maddede yapılan değişiklik AskerîYüksek İdare Mahkemesi kurulmasını öngörmek ve bu mahkemenin görev ve yetkialanını belli etmekten ibaret kalmıştır. Danıştay'a verilmemiş olan bir yargıyetkisinin Askerî Yüksek İdare Mahkemesine başka bir yasa kuralı ile verilmesi,hemen belirtmek gerekir ki, Anayasa'nın temel yapısı ile bağdaşmıyacağı için,Anayasaya aykırılık sorununu doğurur. Çünkü Anayasa'nın 114. maddesinin sonfıkrasında "îdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlüdür." kuralı öngörülmüş, 140.madde kuralı ile Danıştay "İdariuyuşmazlıkları ve davaları görmek ve çözümlemek". Askerî Yüksek îdareMahkemesi de "Asker kişilerle ilgili İdarî eylem ve işlemlerin yargıdenetimi"ni yapmak görev ve yetkisiyle donatılmıştır. Yukarıda açıklanankişisel kusurların denetiminin bu görev alanı dışında kaldığı ise açıktır.
4 -Anayasanın değişik 140. maddesinin son fıkrasında yer alan "askerkişilerle ilgili" deyiminin, asker kişilerin yararlarını bozan veya onlarınhaklarına zarar veren anlamına kullanıldığında kuşku yoktur. Bu nedenle bu türaskerî eylem ve işlemlerin yargısal denetimi Askerî Yüksek İdare Mahkemesindeyapılacaktır. 1602 sayılı yasa haklı ve yerinde olarak 20. ve 21. maddelerindeasker olmayan kişilerin davalarından hiç bahsetmemişken, itiraz konusu kuraldaüçüncü kişilerden yani asker olmayan kişilerin açacakları davalardan sözedilmesinin nedeni üzerinde de ayrıca durulmuştur. Maddenin söz konusufıkrasına ilişkin gerekçede ayrıca şahsi kusur ve iddiasına müstenit olsa dahiasker kişiler aleyhine açılacak tazminat davalarının askerî hizmetle yakınilişkisi nedeniyle Askerî Yüksek İdare Mahkemesinde görülmesi esasıbenimsenmiştir. Burada görevin tayininde davalının kişiliği ve askerîhizmetlerden mütevellit oluşu kriter olarak alınmıştır" denilmekleyetinildiği görülmektedir.
Anayasanın140. maddesinde yapılan değişikliğin ereği, askerî idarenin asker kişileriilgilendiren, başka bir deyimle onların yararlarını bozan veya haklarına zararveren idarî eylem ve işlemlerinin iptal veya tam kaza davası yollariyle AskerîYüksek İdare Mahkemesinde denetlenmesinin sağlanmasıdır. Nitelikleri yukarıdaaçıklanan kişisel kusurlarından dolayı asker kişilerin yargılanmalarınıAnayasanın bu düzenleyiş biçimi içinde görmeye olanak yoktur.
Öteyandan itiraz konusu kural, askeri hizmetin yerine getirilmesi sırasında askerkişilerin şahsi kusurları ile üçüncü şahıslara bir zarar vermeleri halindeüçüncü şahısların asker kişilere karşı "tam yargı davası"açabilmesine olanak sağlamak suretiyle idare hukukunun genel ilkeleriyle veözellikle gerek 521 sayılı ve gerekse 1602 sayılı yasalardaki, idarî işlemlerhakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile kanuna aykırıolduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenlerce açılandavalar ve idarî eylem ve işlemlerden ötürü hakları muhtel olanlarca açılacaktam yargı davalarına bakma biçiminde açıklanan kurallara ters düşmektedir.Şöyle ki, bu hüküm Askeri Yüksek İdare Mahkemesini bir adliye mahkemesidurumuna getirmiş ve böylece yetki alanını genişleterek özel hukuk alanındakarar alabilen bir askeri mahkeme niteliğine bürünmüştür. Bundan başka tamyargı davalarının özelliklerinden biri de onun idareye karşı yöneltilmişolmasıdır. İdare Hukuku ilkelerine göre, idarî yargı mercilerince temyizdavaları dışında kişilere karşı dava açılması olanağı yoktur. İtiraz konusukural bu temel ilkeyi bir kenara itmiş ve hukuk sistemimize uymayan bir durumyaratmıştır.
Özetlemekgerekirse; itiraz konusu kural, asker kişilerin gerek üçüncü kişilere gereksekurumlarına karşı sorumluluklarını adliye mahkemelerinin görev alanındançıkararak Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin görevi içine sokmak suretiyle kamupersonelinin malî sorumluluğu açısından ayrıcalıklı bir durum yaratmıştır.Anayasa'nın 140. maddesine son fıkra olarak eklenen hüküm 1602 sayılı yasayayansıtılırken Askerî Yüksek İdare Mahkemesinin görev ve yetkileri Anayasa'yaaykırı olarak genişletilmiş, bundan başka itiraz konusu kural hukukun genelilkelerine ve Türk Kamu Hukuku sistemine açıkça ters düşen kurallar ve usullergetirmiştir. Böylece sözü edilen yasa kuralı Anayasa'nın 140. maddesine vehukuk devleti ilkelerine aykırı bulunduğundan iptal edilmelidir.
NihatO. Akçakayalıoğlu itirazın reddi gerektiğini öne sürerek bu görüşekatılmamıştır.
VI -SONUÇ:
ResmîGazete'nin 20/7/1972 günlü, 14251 sayılı nüshasında yayımlanan 4/7/1972 günlü,1602 sayılı "Askerî Yüksek îdare Mahkemesi Kanunu" nun 24. maddesininitiraz konusu yapılan (b) bendinde yer alan "Askerî hizmetin ifasıdolayısiyle askerî görevin kural ve gereklerine uyulmadığı iddia edilereküçüncü şahıslar tarafından asker kişiler aleyhine şahsî kusur isnadı ileaçılacak tam yargı davalarına" biçimindeki kuralın Anayasa'ya aykırılığınedeniyle iptaline, Nihat O. Akçakayalıoğlunun itirazın reddi yolundaki karşıoyu ile 25/3/1975 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Başkan
Muhittin Taylan
Başkanvekili
Kâni Vrana
Üye
Şahap Arıç
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Hasan Gürsel
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
1602sayılı Kanunun Anayasal denetime tâbi tutulan 24. maddesi (b) bendininkapsadığı asker kişinin davaya sebep kişisel kusuru hizmetinde "askerîgörevin kural ve gereklerine uymaması" halinde söz konusu olabilecektir.
Budurumda, asker kişilerin kişisel kusurları ancak eylem ve tasarruflarının,amaçladıkları hizmet ve görevin kural ve gerekleriyle karşılaştırılması sonundasaptanabilir. Başka bir anlatımla, asker görevlilerin hizmetlerinde diğeraskerler bakımından kusurlu sayılabilmeleri önce, gördükleri hizmet açısındanaskeri kural ve gereklerin sınırını çizebilmekle mümkündür, ki bu daAnayasa'nın 140. maddesi 6. fıkrasında yer alan özel denetimdendir.
Askerigereklerin saptanması bir ihtisas işi olunca bunun, bilirkişilere bırakılmasıdüşüncesi savunulabilirse de üçüncü kısım üçüncü bölümde (maddeler 132-152) yeralan hükümleri ile belirli konularda yargı denetimini özel mahkemelere bırakanT.C. Anayasası, hüküm mevkiindekilerin ihtisaslaşması ve hâkimin bilirkişidenönce ve sonra meselelere kendi bilgisi ve eğilmesi ilkesinin benimsediğinigöstermekte ve 1602 sayılı Kanunun 24. maddesi: (b) bendi de bu ilkeye uygunbiçimde düzenlenmiş bulunmaktadır.
Sayınçoğunluk kararına açıklanan nedenlerle, karşıyım.
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu