ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1974/45
Karar Sayısı : 1975/63
Karar Tarihi:25/3/1975
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Yargıtay Dördüncü HukukDairesi
İTİRAZIN KONUSU : 20.7.1972 günlü ve 14251sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 4.7.1972 günlü, 1602 sayılı Askeri Yüksekİdare Mahkemesi Kanunu’nun 24. maddesinin (b) bendinde yer alan kuralınAnayasanın 140. maddesine aykırılığını temyizen öne süren davacının buiddiasının ciddi olduğu kanısına varan Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi,Anayasanın değişik 151. ve 22.4.1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27.maddeleriuyarınca Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
I- OLAY :
a) Harp Okulunun eski bir öğrencisi Harp Okulu Komutanına karşıAnkara Asliye 10. Hukuk Mahkemesinde tazminat dâvası açmıştır.
b) Bu dâvada Harp Okulu 2. sınıfta öğrenci iken, bir ihbar üzerinebuyruğa aykırı davranış suçu yükletilerek Mahkemeye verildiği, beraet etmesineve başarılı bir öğrenci olmasına karşın notu silinerek sınıfta bırakıldığı veböylece okulla ilişkisinin kesildiği öne sürülmüş, kişisel kasıt ve kusurlauğradığı maddi ve manevi zararın ödetilmesi istenmiştir.
c) Mahkeme davayı, sonradan yürürlüğe giren 1602 sayılı AskeriYüksek İdare Mahkemesi Kanunu hükümlerine göre görev yönünden reddetmiş, davacı12.9.1973 günlü dilekçe ile hükmü temyiz etmiş, anılan Yasa kuralınınAnayasa’ya aykırı olduğunu bu evrede öne sürmüştür.
d) Öne sürülen aykırılık savını ciddi bulan Yargıtay DördüncüHukuk Dairesi, 1602 sayılı Kanunun 24. maddesinin (b) bendinin iptali içinAnayasanın değişik 151. ve 22.4.1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27. maddeleriuyarınca Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar vermiştir.
II-ANAYASA’YA AYKIRILIK İDDİASI İLE İLGİLİ GEREKÇE:
Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesinin Anayasa’ya aykırılık iddiasıile ilgili gerekçesi özet olarak şöyledir:
Anayasa Genel Esaslar Bölümünün 5.,6.,7. maddelerinde Devletkuruluşunu belirlerken yerinde bir ayırımla yasama, yürütme, yargı yetkisini vebunların ayrılığı ilkesini benimsemiştir. Bu görüşe uygun olarak yargı başlığıaltındaki 3. bölümünün, (Yüksek Mahkemeler) başlığı altındaki (B) bölümündesırasıyle Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay ve Uyuşmazlık Mahkemesinin (C) ve(D) bölümünde de Yüksek Hâkimler Kurulu ile Anayasa Mahkemesinin kuruluş biçimive görevlerini belirtmiştir.
Konu yönünden önemli olan, 20.9.1971 de 1488 sayılı Yasa ilegerçekleşen değişiklikten önce ve sonra, Anayasanın 114. ve 140. maddelerininkişiye verdiği ve onun özüne dokunulmayacak haklarından olan hak arama hakkı veözgürlüğünün gerçekleşme biçimine ilişkin kuralların niteliği, dayandığıilkelerdir. Kuşkusuz hak arama hakkı ve özgürlüğü ve buna ilişkin yasakuralları ancak Anayasanın uygulamaya ilişkin ilkelerinde beliren yöntemlereuygun olan yasalarla sağlanacaktır. Şayet bu özgürlüğün nasılgerçekleştireleceğini gösteren uygulama ve belirleme konusundaki Anayasakurallarının amacına ve sözüne aykırı bir kullanış biçimi getiren yasa kuralıvarsa, bu kural, Anayasa kurallarına aykırılığı ölçü ve derecesine iptaledilebilirlik durumuna girecektir.
Anayasa bu hak arama özgürlüğünün hangi yollarda hangi tür yargıorganı önünde kullanılacağını göstermiş olmasına rağmen yasa bu yola aykırı biryol getirmişse bu durumda Anayasa’ya ve sözüne açık bir aykırılık var demektir.Fakat bu kullanmanın sözle ve sınırlı bir biçimde Anayasada belirtilmişolmamasına rağmen Anayasa kurallarının düzenleniş biçimden veya dayandığıilkelerden yahut hukukun genel esaslarından bu sonuca varılması gerektiğikuşkusuz olan durumlarda da yasa bunlara açıkça aykırı kural getirmişse yineortada Yasanın Anayasa’ya aykırılığının benimsenmesi gerekir. Çünkü, temel hakve özgürlüklerin hangi amaç ve nedenlerle ve hangi koşullarlasınırlanabileceğini yine Anayasamız göstermiştir. 11. maddesinde yer alan esasagöre, bu sınırlama, ancak Anayasanın öteki maddelerinde gösterilen özelnedenlerle (Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak) Yasa ile sağlanabilir. Ohalde sınırlama Anayasa’nın sözüne ve ruhuna uygun olmaz veya Anayasanın ötekimaddelerinde gösterilen özel nedenler dışına taşarsa ortada Anayasaya aykırıyasa var demektir. Saptanan bu görüşün ışığı altında olay incelenirse aykırılıkbelirgin biçimde ortaya çıkacaktır.
A) 1961 Anayasası, tartışmasız bir koşul olarak yargı organınıkişilerin arasında doğacak uyuşmazlıkları inceleyip çözümlemek üzere AdaletYargı Organı ve İdarenin yargısal denetimi için Yüksek İdare Mahkemesi(Danıştay) ve Askeri Kaza Organı olarak Askeri Yargıtay olmak üzere üçebölmüştür. Anayasanın esinlendiği ve (İstanbul tasarısı) olarak tanımlanan öntasarıda (bu tasarının 113. maddesi) yönetimin yargısal denetimi konusunda aynıilkeyi benimsemiştir.
Temsilciler Meclisi Anayasa Komisyonunun 113. maddesinin (sonradanyapılan görüşmeler sonucu madde numarası 114 olmuştur) gerekçesinde şu düşünceyer almıştır:
(…Kazai merci vasfında olmayan mercilerin kararlarına karşı, genelidare mahkemesi olarak kabul edilen üyeleri tam bir hakimlik statüsünekavuşturulan Danıştay’a müracaat hakkı kanunlarla önlenemeyecektir…. İdari eylemve işlemlerden dolayı, hak ve menfaatları muhtel olanların idari yargımercilerine başvurmalarında …)
Demekki, Danıştay Anayasa’nın amaç ve kurallarına göre- idaremercilerinin kararları nedeniyle idareye karşı başvurabilecek ve bu başvurmahakkı yasalarla önlenemeyecek bir yüksek idare mahkemesi-dir. Kuruluşunkurulmasını dayandığı bu ana düşünce tasarının görüşülmesi sırasında açıklanandüşüncelerle de benimsenmiştir. Bu esas, değişiklikten önceki 1961 Anayasasının140. maddesinde şöylece yer almıştır.
“Danıştay, kanunların başka idari yargı mercilerine bırakmadığıkonularda ilk derece ve genel olarak üst derece idare mahkemesidir.”
Yasaların başka idare yargı mercilerine bırakmadığı (örneğin ilçeve il idare heyetleri, vergi itiraz ve temyiz komisyonları, gümrük eksperlerheyeti, disiplin kurumları gibi) konularda görevlendirilmiş genel üst idaremahkemesidir.
B) Anayasanın 1488 sayılı Yasa ile eylül 1971 değişikliğinde, 114.madde ile 140. maddenin dayandığı ilkeler yönünden yeni bir esas getirilmişdeğildir. Ancak 140. maddeye eklenen son fıkranın birinci cümlesiyle bir idaremahkemesi olan Danıştay’ı ikiye bölmüş, askeri idarenin eylem ve işlemlerinindenetimini Danıştaydan alarak bir (Askeri Yüksek İdare Mahkemesi) kurmuştur.Yeni kuruluşu öngörülen kural şöyledir: (Asker kişilerle ilgili idari eylem veişlemlerin yargı denetimi Askeri Yüksek İdare Mahkemesince yapılır.)
Anayasanın bu yeni kuralıyla meydana gelen tek değişim, askeriidare ile onun dışında kalan genel idarenin eylem ve işlemlerinin yargısaldenetiminin ayrılmasından ibaret olup bunun dışında Anayasa değişikliği konumuzyönünden hiçbir yenilik getirmemiştir. Bu yön, Anayasa değişikliğinin hazırlıkve yasama çalışmalarının incelenmesinden de anlaşılmaktadır.
Gerçekten 1488 sayılı Yasanın sağladığı değişiklik Meclisten 430imzalı bir öneri ile gelmiştir. Ne bu öneri de, ne de Anayasa komisyonlarınıngenel gerekçesinde ışık tutacak bir açıklık bulunmamakla beraber, 140. maddeningerekçesinde (maddeye ilâve edilen son fıkra ile, asker kişilerle ilgili idaridavaların, askeri hizmetin özelliğinin gereği olarak Askeri Yargıtay’dakurulacak özel bir dairede incelenmesi ve bu dairenin kuruluşu ile üyelerininatanmalarının kanunla düzenlenmesi esası kabul edilmiştir.) ve 141. maddeningerekçesinde (birinci fıkraya eklenen ve 140. maddenin son fıkrasına uygun olanhükümle, askeri nitelikteki idari eylem ve işlemlerin yargı denetimi AskeriYargıtay bünyesinde kurulacak özel bir daireye bırakılmıştır. Askerlikmesleğinin özelliği ve diğer mesleklerden farklı hiyerarşi düzeni dolayısıylebu hükmün fıkraya eklenmesinde zorunluk görülmüştür.) denilmektedir. Buradaaçıklanan düşünceye göre Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kurulmasınınönerilmesi nedeni yine yukarıda (A) bendinde açıklandığı gibi, yalnızca askeriidarenin eylem ve işlemlerinin denetlenmesi olup bu hiyerarşide yöneticidurumunda olanın kişisel kusurunda doğan ve tamamen özel hukuk kurallarınınuygulanmasını gerektiren konular dışında ki işlem ve eylemleridir. Başka yöndenöneri 334 sayılı Yasadaki hükmün kapsam ve sınırlarını değiştirmemiş, fakat busınırlar içinde kalan yargısal denetim alanını ikiye bölerek iki ayrı yüksekyargı organını görevlendirmiştir.
Önerinin 114. maddesine ilişkin gerekçesinde de bu esasıdeğiştirecek hiçbir aykırı düşünce ileri sürülmüş değildir.
C) Yukarıdan beri (A) ve (B) bölümlerinde yapılan inceleme sonundasaptanan yön; Anayasanın 114. maddesinin (özel hukuk gerçek veya tüzelkişisine) idarenin eylem ve işlemlerine karşı sağladığı hak arama hakkı ve özgürlüğününbir türü 334 sayılı Yasadaki biçimiyle Danıştay katında gerçekleşebileceği idi.Oysa 1488 sayılı Yasa değişikliği ile genel idare içinden bir bölüm ayrılarakaskeri idarenin eylem ve işlemlerine karşı hak aranmasıyla Askeri Yüksek İdareMahkemesi, fakat bunun dışında kalan idareye yöneltilecek isteklerin eskisigibi Danıştay’ın görevli kılındığı ilkesinde ibaret olmaktadır. Anayasa bunundışında bir kural getirmiş değildir.
Buna karşına adalet mahkemeleriyle bu cümleden olan Yargıtayıngörev alanı yönünden Anayasanın 1961 de kabul edilerek yürürlüğe konulduğusırada tartışmasız biçimde benimsenen ilkelere hiç değinilmemiştir. Bu konudahiçbir değişiklikten söz edilemez.
Ç) 4.7.1972 günlü, 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Yasası,yukarıdan beri açıklananlara oranla bir yenilik getirmiş, (Askeri Yüksek İdareMahkemesinin ve Organlarının Görevleri) başlıklı 4. bölümünün 24. maddesinin(b) bendinde “Askeri hizmetin ifası dolayısıyle askeri görevin kural vegereklerine uyulmadığı iddia edilerek üçüncü şahıslar tarafından asker kişileraleyhine şahsi kusur isnadı ile açılacak tam yargı dâvalarına, “ bu MahkemeninÜçüncü Dairesinde bakılacağını belirtmiştir.
Bu kural açıkça bütün asker kişiler tarafından askeri hizmetinyapılması sırasında askerlik hizmetini düzenleyen yasa, tüzük, yönetmelik,yönerge ve buyruklara uyulmayarak üçüncü kişilerin zarara uğratılması halindeaçılacak dâvaların bu mahkemede görüleceğini buyurmaktadır. Asker kişiningörevini yaparken kişisel kusurlu davranışı halinde doğan zararın, öteki idareorganlarını yöneten kişilerin aynı durumdaki eylemlerinden farklı bir kazaorganı önünde yargılanmasının aynı durumda ve aynı hukuki esaslara göre sorumluolan kişilere göre bir eşitsizlik yarattığı ve bunun Anayasaya aykırı bir durumgösterdiği de düşünülebilir.
Konuyu doğrudan doğruya ilgilendirmemekle beraber öğretidebelirlenen “tam yargı dâvası” kavramı karşısında kişiye karşı açılacak zararınödetilmesi davasının da tam yargı davası olarak nitelendirilmesi olanaksızdır.
1602 sayılı Yasanın yasalaşma çalışmalarına göz atılacak olursa –Hükümet gerekçesi, S.Sayısı: 666, Sh.4- Yüksek Mahkemenin (Anayasanın 140. maddesineeklenen fıkrada belirtildiği gibi asker kişilerle ilgili idari eylem veişlemlerden doğan uyuşmazlık ve dâvaların) görülmesi için kurulduğu, (kuruluşnedeni, asker kişiler için özel bir mahkeme teşkil değil, sadece askerihizmetin yürütülmesi için ilgili kurum ve komutanlıklarca tesis edilmiş işlemve eylemlerin yargı denetiminde hizmet özelliklerinin de göz önünde tutulmasınısağlamaktır. Bu nedenle bu Mahkemenin görevi asker kişileri ilgilendiren veaskeri hizmetin yürütülmesini teminen askeri kuruluşlarca yapılan işlem veeylemlerle kayıtlanmıştır.) denildiği görülmektedir. Bu yön Yasanın birincimaddesinde de açıklanmıştır. Yasanın 21. maddesinin gerekçesinde (idare eylemve işlemlerin ne olduğu Anayasa’nın 114. ve 521. sayılı Kanunun 30. maddeleriningerekçelerinde belirtilmiş ve bugün Danıştay’ın kararları ile tebellür etmişolması nedeniyle fazla teferruata girişilmemiştir.) denildiği halde 22/25. maddeleringerekçesinde (ayrıca şahsi kusur ve iddialarının müstenit olsa dahi askerkişiler aleyhine açılacak tazminat dâvalarının askeri hizmetle yakın ilişkisinedeniyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmesi esası benimsenmiştir.Burada görevin tayininde dâvalının kişiliği ve askeri hizmetlerden mütevellitoluşu karine olarak alınmıştır.) sözleriyle Anayasanın 140. maddesininbelirttiği görev sınırı aşılmıştır. Buna rağmen farksız sözler CumhuriyetSenatosu Geçici Komisyon raporunda gerekçe olarak yer almıştır.
D) 1602 sayılı Yasanın 24. maddesinin (b) bendi Anayasayaaykırıdır. Çünkü:
1- Anayasanın 7. maddesinde yargı yetkisinin bağımsız mahkemelercekullanılacağını söylerken bunun ayrıntılarını ve uygulama biçimini 139/142. maddelerindebelirtmiştir. 140. maddesiyle kurduğu Danıştay’ın görevlerini 1488 sayılı yasaile değişiklikten önceki biçimi ile sınırlandırmıştır. Bu sınırlı görevAnayasanın 114. maddesinde tanımlanan görevdir. 140. maddeye bu Yasa ileeklenen fıkra ile kurulan Askeri Yüksek İdare Mahkemesine yeni bir görevverilmiş olmayıp Danıştay’ın görevlerinin bir bölümü aktarılmıştır. Bu daAskeri İdarenin eylem ve işlemlerinin denetlenmesidir. Söz konusu (b) bendi140. maddeye eklenen fıkra ile sınırlanan alanı aşması itibariyle 140. maddeninaçık buyruğuna, amacına, aykırıdır.
2- İdare hukuku alanında tam yargı dâvası öteki koşullardan başkaidareye karşı eylem ve işleminden doğan zararın giderilmesi amacıyla açılır.Özel hukuk gerçek kişilerine karşı tam yargı dâvası açılması öğretidebenimsenen hukuk ilkelerine aykırıdır.
3- Kişisel kusur ile işlenen haksız eylemlerden doğan ve kişilereyönelen tazminat dâvaları yine öğretide benimsenen ve pek eskiden beriyerleşmiş görüşlere göre genel mahkemelerde incelenir.
4- Bütün ayrıntıları ile aynı biçimde işlenmiş bir haksız eylemdenötürü yasa kurallarının halele uğratılması durumunda haksız eylemi işleyenin hiçbirsıfatı yoksa eylemin incelenmesi adalet yargı yerinde eylem sivil bir idarekademesinde görevli kişi tarafından işlenmiş ise yine kişisel kusuru nedeniyleadalet yargı yerinde incelenecek fakat asker veya asker sayılan kişi tarafındankişisel kusurla işlenirse bu takdirde Askeri Yüksek İdare Mahkemesindeincelenecektir ki, bu da farklı olmayan eylemleri işleyenlere karşı hak aramahakkı ve özgürlüğü açısından eşitsizlik doğuracaktır. Bu farklı işlemin birimtiyaz olup olmayacağı tartışılabilirse de salt biçimde eşitsizlik doğurduğubunun da Anayasaya aykırı düştüğü kuşkusuzdur.
5- Yukarıda açıklanan nedenler karşısında bu kuralın Anayasanın32. maddesinde yer alan (kanunen tâbi olduğu mahkeme) kuralına aykırı düşüpdüşmediğinin tartışılmasına girişilmemiştir.
Sonuç :
1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 24. maddesinin(b) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
III-YASA METİNLERİ :
1-Anayasaya aykırılığı ileri sürülen Kanun kuralı:
4.7.1972 günlü, 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun,Anayasaya aykırılığı ileri sürülen 24. maddesinin (b) bendi – 20. Temmuz.1972günlü, 14251 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan metne göre- şöyledir:
“Madde 24-
b) Askeri hizmetin ifası dolayısıyle askeri görevin kural vegereklerine uyulmadığı iddia edilerek üçüncü şahıslar tarafından asker kişileraleyhine şahsi kusur isnadı ile açılacak tam yargı dâvalarına,”
2- Dayanılan Anayasa kuralları :
“Madde 12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefiinanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye,aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.”
“Değişik madde 140- Danıştay, kanunların başka idari yargımercilerine bırakmadığı konularda ilk derece ve genel olarak üst derece idaremahkemesidir.
Danıştay, idari uyuşmazlıkları ve davaları görmek ve çözümlemek,Bakanlar Kurulunca gönderilen kanun tasarıları hakkında düşüncesini bildirmek,tüzük tasarılarını ve imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerini incelemek ve kanunlagösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir.
Danıştay üyeleri, Bakanlar Kurulu ile Danıştay Genel Kuruluncaayrı ayrı boş yer sayısı kadar gösterilecek adaylar arasında AnayasaMahkemesinin asil ve yedek üyelerinin üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ileve gizli oyla seçilir. İlk iki oylamada bu çoğunluk sağlanamazsa, saltçoğunlukla yetinilir.
Danıştay, Başkanını ve Başkanunsözcüsünü, kendi üyeleri arasından,üye tam sayısının salt çoğunluğu ile ve gizli oyla seçer. Başkan, daireBaşkanları ve Başkanunsözcüsünün görev süreleri dört yıldır. Süresi bitenleryeniden seçilebilirler.
Danıştayın kuruluşu, işleyişi, yargılama ve daire Başkanlarınınseçimi usulleri, mensuplarının nitelikleriyle atanmaları, hakları ve ödevleri,aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, haklarında disiplin kovuşturmasıyapılması ve disiplin cezası uygulanması, Mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlikteminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir.
Asker kişilerle ilgili idari eylem ve işlemlerin yargı denetimiAskeri Yüksek İdare Mahkemesince yapılır. Askeri Yüksek İdare MahkemesininKuruluşu, işleyişi, yargılama usulleri, başkan ve üyelerinin nitelikleri ileatanmaları, disiplin ve özlük işleri; hakimlik teminatı ve askerlikhizmetlerinin gereklerine göre, kanunla düzenlenir.”
II. İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 12.11.1974gününde Muhittin Taylan, Kâni Vrana, Kemal Berkem, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar,Halit Zarbun, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Muhittin Gürün, Lütfi Ömerbaş, HasanGürsel, Ahmet Salih Çebi, Şevket Müftügil, Nihat O.Akçakayalıoğlu ve AhmetH.Boyacıoğlu’nun katılmaları ile yapılan ilik inceleme toplantısında, dosyanıneksiği bulunmadığı anlaşıldığından, işin esasının incelenmesine oybirliğiylekarar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ :
İtirazın esasına ilişkin rapor, Yargıtay Dördüncü Hukuk DairesiBaşkanlığının 31.10.1974 günlü ve 167 sayılı yazısına bağlı olarak gelen kâğıtlarve ekleri, iptali istenen Yasa kuralı, dayanılan Anayasa Kuralları, bunlara ilişkingerekçeler ve başka yasama belgeleri ve konu ile ilişkisi bulunan ötekimetinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
4.7.1972 günlü, 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun24. maddesinin (b) bendinin Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline 25.3.1975gününde Esas: 1974/42, Karar: 1975/62 sayı ile karar verilmiş olduğundan,konunun yeniden ele alınmasına ve karara bağlanmasına yer kalmamıştır.
VI-SONUÇ :
Resmi Gazetenin 20.7.1972 günlü, 14251 sayılı nüshasındayayımlanan 4.7.1972 günlü, 1602 sayılı “Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu”nun24. maddesinin (b) bendinde yer alan kuralın, itiraz yolu ile gelen başka birişte Mahkememizce Anayasa’ya uygunluk denetiminden geçilerek Anayasa’yaaykırılığı nedeniyle iptaline 25.3.1975 gününde Esas: 1974/42 ve Karar :1975/62 sayı ile karar verilmiş bulunduğu anlaşıldığından bu konuda yenidenkarar verilmesine yer olmadığına 25.3.1975 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Muhittin TAYLAN
Başkanvekili
Kâni VRANA
Üye
Şahap ARIÇ
Üye
İhsan ECEMİŞ
Üye
Ahmet AKAR
Üye
Halit ZARBUN
Üye
Abdullah ÜNER
Üye
Ahmet KOÇAK
Üye
Muhittin GÜRÜN
Üye
Lütfi ÖMERBAŞ
Üye
Hasan GÜRSEL
Üye
Ahmet Salih ÇEBİ
Üye
Şevket MÜFTÜGİL
Üye
Nihat O.AKÇAKAYALIOĞLU
Üye
Ahmet H.BOYACIOĞLU