ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1975/147
Karar Sayısı:1975/201
Karar Günü:21/10/1975
Resmi Gazete tarih/sayı:9.4.1976/15554
İtirazyoluna başvuran: Of Asliye Ceza Mahkemesi.
İtirazkonusu: Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında 298 sayılıKanunun 6. maddesiyle 140. maddesinin ikinci fıkrasının ve 143. maddesinin T.C. Anayasa'nın 4., 10., 11., 12., 31., 54., 55. ve 56. maddelerine aykırılığınedeniyle iptali istemidir.
I -OLAY:
OfCumhuriyet Savcılığının 12/5/1975 günlü iddianamesiyle aynı yer Asliye CezaMahkemesine 28/2/1955 doğumlu bir kişi hakkında 26/4/1975 günü düzenlenenseçmen kütüğüne doğum yılını 1953 diye bildirerek 21 yaşını doldurmuş gibi,adını yazdırmaktan ötürü 298 sayılı Kanunun 143. maddesi uyarıncacezalandırılma isteğiyle kamu davası açılmış bulunmaktadır. Gerek hazırlıksoruşturması gerek yargılama sırasında sanık, eyleminde bilinçli olduğunubelirttikten sonra ergin kişiye oy kullandırılmayışın "yasalarıngenelliklerine ve ülküsüne ve Anayasa'nın özü ve sözüne uymadığı" nı ilerisürmüş, vekilince de genişletilerek tekrarlanan bu aykırılık savının ciddiolduğu kanısına varan Mahkeme, Anayasa'nın 151. maddesine dayanarak Anayasa Mahkemesinebaşvurmuştur.
III-YASA METİNLERİ:
l)Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında 298 sayılı KanununAnayasa'ya aykırılığından söz edilen hükümleri şunlardır:
"Madde6 - 21 yaşını bitiren her Türk, seçmendir."
140.maddenin ikinci fıkrası - "Sayın, yazım ve denetim işlemleri sırasında,belli edilen esaslara aykırı harekette bulunanlarla, sorulara esvap vermeyenlerveya bilerek gerçeğe aykırı cevap verenler yahut ilk sayım ve yazım gününde,ilân edilecek süreden önce bulundukları yeri terk edenler hakkında, fiilleridaha ağır cezayı gerektiren bir suç teşkil etmediği takdirde, 250 liradan 1000liraya kadar ağır para cezası hükmolunur."
"Madde143 - Seçme yeterliği bulunmadığı halde kendisini veya bu yeterliği olmayan birbaşkanın her ne suretle olursa olsun, seçmen kütüklerine kaydettiren veya buşekilde kaydedilmiş olanların seçmen kütüğünden silinmesine aynı şekilde maniolan veya seçme yeterliği bulunan birinin aynı fiil ve hareketlerle seçmenkütüğünden silinmesine sebep olan 3 aydan l seneye kadar hapis cezasiylecezalandırılır. Yukarıda yazılı fiiller, cebir veya tehdit veya şiddet veyanüfuz veya tesir icrası suretiyle yapıldığı takdirde faile verilecek ceza birseneden beş seneye kadar hapistir."
2)İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin dayandığı Anayasa kuralları:
"Madde4 - Egemenlik kayıtsız şartsız Türk Milletinindir.
Millet,Egemenliğini, Anayasa'nın koyduğu esaslara göre, yetkili organlar eliylekullanır.
Egemenliğinkullanılması, hiç bir suretle belli bir kişiye, zümreye veya sınıfabırakılamaz. Hiç bir kimse veya organ, kaynağını Anayasa'dan almıyan birdevlet" yetkisi kullanamaz."
"Madde10 - Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hakve hürriyetlere sahiptir.
Devlet,kişinin temel hak ve hürriyetlerini, fert huzuru, "sosyal adalet ve hukukdevleti ilkeleriyle bağdaşamıyacak surette sınırlayan siyasî iktisadî ve sosyalbütün engelleri kaldırır; insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlar."
"Madde11 - (20/9/1971 -1488) Temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi ve milletiylebütünlüğünün, Cumhuriyetin, millî güvenliğin, kamu düzeninin, kamu yararının,genel ahlâkın ve genel sağlığın korunması amacı ile veya Anayasa'nın diğermaddelerinde gösterilen özel sebeplerle, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna uygunolarak, ancak kanunla sınırlanabilir.
Kanun,temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunamaz .
BuAnayasa'da yer alan hak ve hürriyetlerden hiç birisi, insan hak vehürriyetlerini veya Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünüveya dil, ırk, sınıf, din vs mezhep ayırımına dayanarak nitelikleri Anayasa'dabelirtilen Cumhuriyeti ortadan kaldırmak kastı ile kullanılamaz.
Buhükümlere aykırı eylem ve davranışların cezası kanunda gösterilir."
"Madde12 - Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."
"Madde19 - (20/9/1971-1488) Herkes, vicdan ve dinî inanç ve kanaat hürriyetinesahiptir.
Kamudüzenine veya genel ahlâka veya bu amaçlarla çıkarılan kanunlara aykırı olmayanibadetler, dinî âyin ve törenler serbesttir.
Kimse,ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatleriniaçıklamaya zorlanamaz. Kimse, dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz.
Dineğitim ve öğrenimi, ancak kişilerin kendi isteğine ve küçüklerin de kanunîtemsilcilerinin isteğine bağlıdır.
Kimse,Devletin sosyal, iktisadî siyasî veya hukukî temel düzenini, kısmen de olsa,din kurallarına dayandırma veya siyasî veya şahsî çıkar veya nüfuz sağlamaamaciyle, her ne suretle olursa olsun, dinî veya din duygularını yahut dincekutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz. Bu yasak dışınaçıkan veya başkasını bu yolda kışkırtan gerçek ve tüzel kişiler hakkında,kanunun gösterdiği hükümler uygulanır ve siyasî partiler Anayasa Mahkemesincetemelli kapatılır."
"Madde31 - Herkes, meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargımercileri önünde davacı veya davalı olarak, iddia ve savunma hakkına sahiptir.
Hiçbirmahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz."
"Madde54 - Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür.
Türkbabanın veya Türk ananın çocuğu Türktür. Yabancı babadan ve Türk anadan olançocuğun vatandaşlık durumu kanunla düzenlenir.
Vatandaşlık,kanunun gösterdiği şartlarla kazanılır ve ancak kanunda belirtilen hallerdekaybedilir.
HiçbirTürk vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde bulunmadıkça, vatandaşlıktançıkarılamaz.
Vatandaşlıktançıkarma ile ilgili karar ve işlemlere karşı yargı yolu kapatılamaz."
"Madde55 - Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme ve seçilmehakkına sahiptir.
Seçimler,serbest, eşit, gizli, tek dereceli genel oy, açık sayım ve döküm esaslarınagöre yapılır."
"Madde56 - Vatandaşlar, Siyasî Parti kurma ve usulüne göre partilere girme ve çıkmahakkına sahiptir. Siyasî Partiler, önceden izin almadan kurulur ve serbestçefaaliyette bulunurlar.
Siyasîpartiler, ister iktidarda ister muhalefette olsunlar, demokratik siyasî hayatınvazgeçilmez unsurlarıdır.
(30/6/1971-1421ile ek fıkra) Son milletvekili genel seçimlerinde muteber oy sayısının en azyüzde beşini alan veya bu seçimlerde Millet Meclisinde grup teşkil edecek sayıdamilletvekilliği kazanmış bulunan siyasî partilere Devletçe yapılacak yardımkanunla düzenlenir."
IV -İLK İNCELEME:
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 24/6/1975 günü Muhittin Taylan, KaniVrana, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, AhmetKoçak, Sekip Çopuroğlu, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Ahmet Salih Çebi, ŞevketMüftüğil, Adil Esmer ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun katılmalariyle yapılan ilkinceleme toplantısında:
Dosyanıneksiği bulunmadığı ve mahkemenin elinde usulüne göre açılmış bir dava olduğuanlaşıldıktan sonra, iptali istenen yasa kurallarını uygulayıp uygulayamayacağı,yani itiraz yoluna başvuran Mahkemenin Anayasa'nın 151. maddesi ve 44 sayılıKanunun 27. maddesi uyarınca iptal isteminde bulunmaya yetkili olup olmadığısorunu üzerinde durulmuştur.
Sanıkhakkında o kapsamda bir suçlama ve açılmış bir ceza davası olmadığı için 298sayılı Kanunun 140. maddesinin ikinci fıkrasının uygulama olanağının yokluğu,143. maddenin ise uygulanacağı görüşlerinde birleşilmiş, 6. maddenin olaydauygulama yerinin varlığı yönünden ise Kani Vrana, İhsan Ecemiş, Halit Zarbun veNihat O. Akçakayalıoğlu karşıt görüşte bulunmuşlardır.
İlkinceleme sonunda:
1-26/4/1961 günlü, 298 sayılı Kanunun 24/3/1973 günlü 1700 sayılı Kanunun 1.maddesiyle değişik 140. maddesinin ikinci fıkrasına yönelen itirazın Mahkemeninyetkisizliği nedeniyle reddine oybirliğiyle,
2 -26/4/1961 günlü, 298 sayılı Kanunun 6. maddesinin Mahkemenin görmekte olduğudavada uygulama yeri bulunduğuna Kani Vrana, İhsan Ecerniş, Halit Zarbun veNihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşı oylariyle ve oyçokluğu ile,
3 -Dosyanın eksiği bulunmadığından işin esasının 26/4/1961 günlü, 298 sayılıKanunun 6. maddesinin tümü ve 143. maddesinin de olayda uygulanacak bölümüyönünden incelenmesine oybirliğiyle;
24/6/1975gününde karar verilmiştir.
V -ESASIN İNCELENMESİ:
Esasailişkin rapor, itiraz yoluna başvuran Mahkemenin kararı ve ekleri, Anayasa'yaaykırılığı ileri sürülen kural, Anayasa'nın konuyu ilgilendiren maddeleri vebütün bunlara ilişkin belgeler ile Anayasa Mahkemesinin aynı konudaki 21/6/1963gün ve Esas 1963/192 ve Karar 1963/161 sayılı kararı okunduktan sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
Anayasayaaykırılığı ileri sürülerek iptali istenilen 298 sayılı Kanunun 6. maddesindeki"yirmibir yaşını bitiren her Türk seçmendir" hükmünün Anayasa'yaaykırı olması için Anayasa'nın seçme hakkına ilişkin ezel hükmüne ters düşmeliveya genel ilke ve hükümleri ile bağdaşmayan bir nitelik taşımalıdır. Bubakımdan, iptal isteminde ileri sürülen gerekçeler de yeri geldikçe karşılanmaküzere, incelemeye bu yönden başlanmasında yarar görülmüştür.
Anayasa'nınsiyasî haklarla ilgili 55. maddesinin birinci fıkrasında "Vatandaşlar,kanunda gösterilen şartlara uygun olarak seçme ve seçilme hakkınasahiptir." denilmek suretiyle seçmen niteliklerinin tespiti kanunabırakılmıştır. Anayasa Koyucu, bazı konularda, özellikle siyasal haklardan olanmilletvekilliği ve Cumhuriyet Senatosu Üyeliğine ilişkin 68. ve 72.maddelerinde yaptığının tersine, seçmenlik için bir yaş tespit etmediği gibi,bu yönden Kanun Koyucuyu bağlayan bir ölçü de göstermemiş ve seçmen yaşınıbelirtmeyi kanuna bırakmıştır. Kuşkusuz böylelikle toplumdaki sosyal ve siyasalgelişim ve değişime göre gereken düzenlemenin yapılması olanağını sağlamıştır.
İtirazdadayanılan gerekçelerden, seçmen yaşının rüşt yaşı ile aynı olması hukuksalzorunluğunun bulunduğu yolundaki görüşün yerinde bulunmadığı belirtilirse,itirazın başka yönleri de geniş ölçüde karşılanmış olacaktır. Bu görüşünyerinde olmadığı ise, inceleme konusu hükmün Anayasa'ya aykırılığı ilerisürülerek daha önce açılan bir iptal davası üzerine Anayasa Mahkemesinceverilen 21/6/1963 günlü. Esas 1963/ 192, Karar 1963/161 sayılı kararda:"İptal isteminde, milletvekili seçilebilmek için Anayasa'nın 68. veCumhuriyet Senatosu üyeliğine seçilebilmek için de Anayasa'nın 72. maddelerindebelli bir yaş kabul edildiği halde seçmenlik için herhangi bir yaş kabul edilmemişolmasının, Anayasa'nın, seçmen olabilmek konusunda Medenî Kanun uyarınca reşitolmayı yeterli saydığına delâlet eylediği yollu ileri sürülen gerekçede isabetgörülmemiştir. Aksine, Anayasa tasarısının 66. maddesinin birinci fıkrasındayer alan (18 yaşını dolduran, kısıtlı veya kamu hizmetlerinden yasaklı olmayanher Türk, Millet Meclisi seçimlerinde seçmendir.) şeklindeki hükmün metindençıkartılmış olması seçmenlik için Anayasa'nın yaş tayin etmek istemediğini vebunu özel kanuna bıraktığını gösterir. Nitekim Anayasa'nın 55. maddesininbirinci fıkrasında (vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak,seçme ve seçilme hakkına sahiptir.) denilmektedir. Buna göre seçmenlik yaşınınbelirtilmesi bir Anayasa meselesi değildir.
298sayılı Kanunun 6. maddesinin Temsilciler Meclisindeki müzakeresinde seçmenyaşının onsekiz mi yoksa yirmibir mi olması gerekeceği konusunun uzun uzadıyatartışıldığı ve sonunda yirmibir yaş kabul edildiği tutanaklarınincelenmesinden anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın55. maddesindeki seçme hakkını 298 sayılı Kanunun 6. maddesinin yaş bakımındansınırlaması bu hakkın özüne dokunmamaktadır." denilmek suretiyle yeterincebelirtilmiştir.
Bugörüş, itirazda söz konusu edilen ve seçmen yaşı için de benimsenmesizorunluğunun bulunduğu ileri sürülen öteki yeterlik yaşları yönünden degeçerlidir.
AnayasaKoyucu medenî rüşt yaşı ile seçmen yaşı arasında zorunlu bir bağlantı görmüşolsa idi 55. maddeyi bugünkü gibi değil bu görüş ve amacını yansıtan biçimdedüzenlerdi. Öte yandan, gerek rüşt yaşı, gerek itirazda sözü geçen öteki yaşlartespit edilirken seçme hakkını da düzenlemek gibi bir düşünce ve amacıngözönünde tutulmadığı, seçmen yaşının öteden beri ayrıca düzenlenmektebulunduğu da bir gerçektir.
Temelhakların ve özgürlüklerin kullanılmasının veya anayasal ödevlerin yerinegetirilmesinin gereği olan ve düzenlenmesi kanuna bırakılmış bulunan niteliklerbelirtilirken, aranan nitelik hangi temel haklar ve ödevler için geçerli veyeterli sayılacaksa o hakların veya ödevlerin konuları, kapsamları, özellikleetkilerinin anlam ve önemi ile toplum gerçekleri gözönünde tutulacağına göre,kuşkusuz, ortaya birbirinden az çok farklı veya benzer niteliklerçıkabilecektir. İptali istenilen hükümle seçmen yaşının itirazda ileri sürülenkimi haklar ve ödevler yönünden yeterli görülen yaşlardan farklı olaraksaptanmasında bu düşünce ve sebeplerin yeri olmadığı söylenemez.
Anayasaaçısından önemli olan, bu konudaki düzenleme yetkisinin neden ve amaca uygunolarak kullanılmış olup olmadığıdır.
KanunKoyucunun, seçme hakkı bakımından bir sınırlama niteliği taşıyan, seçmenyaşının tespiti hususunda takdir yetkisinin sınırsız olmadığı kuşkusuzdur.Ancak, seçmen yaşının 21 olarak tespit edilmesiyle sebep ve amacın aşıldığı vedemokratik hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı da söylenemez.
Gerçekten,öğretide ve uygulamalarda seçmen yaşı bakımından herhangi bir yaş üzerindebirleşilmiş değildir. Yaş sorununa ilişkin çözüm şekilleri Anayasa hukukundayer alan kimi sert ve kesin genel ilkeler niteliğinde sayılamaz. Sınırlı biralan içinde de olsa, birbirinden az çok farklı çözüm şekillerininbulunabileceği kabul edilmektedir. Seçmen yaşı her toplumun kendi siyasal,ekonomik, sosyal özellikleri ve seçim hakkının toplum yaşamı üzerindekietkisinin önemi gibi etkenler değerlendirilmek ve sonuçta amaç bakımından uygungörülen yeğ tutulmak yoluyla saptanmaktadır. Buna göre de 21 yaş bu görüş veuygulamaların ve güdülen amacın sınırını aşmamaktadır. Anayasa kesin bir sınırkoymadığına göre, Kanun Koyucu konuyu bu açıdan ele alıp seçmen yaşını onsekiz,ondokuz veya yirmi olarak da saptayabilirdi.
Özetlenirse;Anayasaya göre seçmen yaşının kanunla düzenlenmesi gereklidir. Yasa Koyucununbu konudaki takdir yetkisini bu ölçüde kullanmış olmasında Anayasa'nındemokratik hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayan veya seçme hakkının özünedokunan bir yön yoktur. Bu nedenle de, iptali istenilen hükümde Anayasa'nın 2.,11. ve 55. maddelerine bir aykırılık bulunmamaktadır.
Öteyandan, itiraz konusu kural, yirmibir yaşını dolduran herkesi kapsadığı,herhangi bir kişiye veya zümreye bir imtiyaz tanıyan nitelik taşımadığı içinAnayasa'nın 12. maddesine; egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine aitolduğu ilkesi ile çelişen veya egemenliğin kullanılmasını belli bir kişiye,sınıfa veya zümreye bırakmayı öngören bir nitelikte olmadığından Anayasa'nın 4.maddesine; Anayasa'nın 55. maddesi uyarınca seçme hakkının kullanılması içingereken bir niteliği göstermekten ibaret olan kapsamına göre, kişi huzurusosyal adalet ve hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmayacak nitelikte bir engelsayılamayacağından Anayasa'nın 10. maddesine aykırı olmadığı gibi, iptalisteminde dayanılan öteki Anayasa Hükümlerine ters düşen bir nitelik detaşımamaktadır.
Bunedenlerle itiraz reddedilmelidir.
NihatO. Akçakayalıoğlu bu sonuca değişik gerekçe ile katılmıştır.
KaniVrana, Abdullah Üner, Şekip Çopuroğlu, Hasan Gürsel, Şevket Müftügil, AdilEsmer, Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.
VI -SONUÇ:
1 -26/4/1961 günlü, 298 sayılı Kanunun 6. maddesinin Anayasa'ya aykırıbulunmadığına ve bu nedenle itirazın reddine Kani Vrana, Abdullah Üner, ŞekipÇopuroğlu, Hasan Gürsel, Şevket Müftügil, Adil Esmer, Ahmet H. Boyacıoğlu'nunkarşıoylariyle ve oyçokluğu ile;
2 -Aynı kanunun 143. maddesinin olayda uygulanacak bölümünün de Anayasa'ya aykırıolmadığına ve bu nedenle itirazın reddine oybirliği ile;
21/10/1975gününde karar verildi.
Başkan
Kâni Vrana
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Şekip Çopuroğlu
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Hasan Gürsel
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
I -Konunun Anayasa açısından sağlıklı bir değerlendirilmeye tâbi tutulabilmesiiçin, ilk önce seçmen yaşını saptayan Seçimlerin Temel Hükümleri ve SeçmenKütükleri Hakkındaki Kanunun 6. maddesinin oluşumundaki düşünceleri gözdengeçirmek, sonradan konu ile ilgili kimi yasalarda ne gibi değişmeler olduğunuaraştırmak ve itiraz konusu yasa hükmünün yürürlüğe girdiği günle bugünarasında Türk toplumundaki oluşum ve gelişimi gözönünde tutmak gerekmektedir.
l -Bilindiği gibi 27 Mayıs 1960 Devriminden sonra 13/12/1960 günlü, 157 sayılıYasa ile kurulan "Kurucu Meclîs" in temel amacı; Anayasa ile seçimkanunu yapmak ve en geç 29 Ekim 1961 tarihinde iktidarı yeni seçilecek TürkiyeBüyük Millet Meclisine devretmekten ibaretti.
TemsilcilerMeclisi "Seçim Kanunu Komisyonu" raporu incelendiğinde aşağıdabelirtilen hususlar göze çarpmaktadır: itiraza konu 6. madde üzerinde bukomisyonda düşünülenlerin açıkça belirlenmesi için raporun bu bölümünün aynenalınmasına yarar görülmektedir.
"Bumadde ile, her kanunda ayrı ayrı tayin edilmiş bulunan (seçmen yaşı) bir yaştatoplanmak istenmiştir. Memleketimizde yapılacak bütün seçimlerde seçmen yaşı busuretle bir seviyede birleştirilmiş olacaktır.
Seçmenolmaya esas tutulacak bahsin de onsekiz veya yirmibir yaşlardan birinin tercihigeniş tartışmalara yol açmıştır.
İçtüzüğün9. ve 17. maddelerinden faydalınarak bu konu, Anayasa Komisyonu ile yapılanmüşterek toplantıda da müzakere edilmiştir.
Seçmenyaşı hususunda öne sürülen görüş ve fikirler şu suretle özetlenebilir:
a)Vatandaşın siyasî rüşde sahibolabileceği bir çağda seçme hakkını iktisabetmesiicabeder. Bizim memleketimizde siyasî rüşt sağlayacak olgunluğun yirmibiryaşından evvel hasıl olabileceği düşünülemez.
b)Demokratik rejime bağlı olan memleketlerde umumiyetle seçmen yaşı onsekizinüstünde ve yirmibir yaş etrafında tesbit edilmiş bulunmaktadır.
c)Nüfusumuzun % 78'i köylerde oturmaktadır. Onsekiz ile yirmibir yaş arasındakinüfusun mühim bir miktarı da bu nisbet dahilinde köylerde yaşamaktadır. Siyasîolgunluk bir bakıma müstakil iş ve güç ve ocak sahibi olmaya bağlıdır. Köylerdeise, yirmibir yaşından evvelki nesil ana ve babasının yanında oturupgeçinmektedir. Bunlara rey hakkı tanınırsa, bir tâbi seçmen zümresi meydanagelecektir.
d)Seçmen yaşı yirmibirden aşağı olarak kabul edilirse, seçimlere katılmaksuretiyle siyasetin içine girmiş olan ve ekseriyetle siyasî partilerden birinekaydedilmiş bulunan nesiller askere çağrıldıkları zaman siyaset askerliğegirmiş olacaktır. Bundan kaçınılmalıdır. Ayrıca, askere giden gençlerin, ordudaokuyup yazma öğrenmeleri ve daha olgun bir hale gelmeleri mümkün bulunduğunagöre, seçmen yaşının askerlik hizmetinin bitmesine göre ayarlanmasında fayda vardır.
Bunakarşılık olan fikirler:
1 -Onsekiz yaş kanunlarımızda rüşt yaşıdır. Bu yaşı tamamlayanlar her türlütasarruflarda bulunmak ehliyetini kazanırlar ve mükellefiyetlere tabî olurlar.Medenî ve ticarî sahada her türlü tasarruflara hak kazananların ve vergi vesair gibi mükellefiyetler yüklenenlerin siyasî haktan faydalanmamaları içinhaklı bir sebep gösterilemez.
2 -Bizde onsekiz yaşını dolduran kadın ve erkek bilhassa köylerde evlenmiş, çolukçocuk sahibi olmuş ve ekseriya işinde de istiklâlim kazanmıştır. Bu durumdaolanların seçmen olabilmesi tabiidir.
3 -Olgunluk kazanmak bakımından onsekiz ile yirmibir arasında ehemmiyetli bir farkbulunabileceği düşünülemez.
4 -Umumi rey esası, vatandaş kütlesinin mümkün olduğu kadar fazla bir çoğunluğununseçimlere katılmasını gerektirir. Seçmen yaşının onsekizin ikmaline bağlamaklabu esas sağlanmış olur.
5 -Siyasetin asker ocağına sokulmasının yirmibir yaşın esas tutulmasiyleönlenebilmesi düşüncesi tamamen nazarîdir. Vatandaş memleket kaderiylealakalanacak hale gelince siyasî partilerden biri lehine fikir sahibi olmuş vebir partiye girmek hakkını da kazanmıştır.
6 -Hukukî tasarruflara imkân veren onsekiz yaşın tamamlanmasını siyasî hakkınkullanılmasını esas almakta şu bakımdan da zaruret vardır. Kanunlarınhazırlanmasından, kabulünden ve tatbikinden doğacak neticeler bu yaştakilere detesir edecektir. Bu tesirler karşısında bir vatandaş zümresine rey vermeksuretiyle kanaat ve isteklerini ifade etmesine meydan vermemek onu tabiîhakkından mahrum etmek olur ki, bu netice demokratik esaslarla bağdaşamaz.
Bunlarailâve edilecek başka görüşler de mevcuttur. Ancak Anayasa Komisyonu ilebirlikte yapılan müzakerelerde ifade edilen esaslar başlıca bu noktalaretrafında toplanmıştır.
Komisyonumuzcakonu bu görüşler altında incelenmiş ve onsekiz yaşın seçmen yaşı olarakkabulüne karar verilmiştir" (Temsilciler Meclisi Tutanak Dergisi, Cilt l,sayfa 5-6, basma yazı S. sayısı 33)
TemsilcilerMeclisi, konuyu komisyon raporunda öngörülen biçimde karara bağlamış, Millî BirlikKomitesinin geri çevrilmesi üzerine, yirmibir yaş, seçmen yaşı olarakyasalaşmıştır.
2 -13/7/1965 günlü, 648 sayılı Siyasî Partiler Kanununun, ki Seçimlerin temelhükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki 298 sayılı Kanundan dört sene sonrakabul edilerek yürürlüğe girmiştir, 8. maddeinde siyasî partilere üyeolamıyacak kimseler belirtilirken "reşit olmıyanlar" deyimi yeralmaktadır. Bu maddenin anlatımına göre, maddenin öngördüğü diğer koşullarıtaşıyan 18 yaşım bitirmiş yani reşit vatandaşların, aynı kanunun 9. maddesindeöngörülen parti tüzüklerinde üyeliğe kabul için aksine bir kayıtlamabulunmadığı takdirde dilediği siyasi partiye üye olma hakkına sahip olduğuaçıkça ortadadır.
Demekki, 648 sayılı Siyasi Partiler Kanunu gereğince 18 yaşını bitiren her vatandaşdilediği siyasî partinin üyesi olabilecek, parti örgütünün her kademesindegörev alabilecek ve partinin disiplinine uyarak çalışma yapabilecektir.
3 -Yukarıda değinilen seçim komisyonu raporunda, nüfuzun % 78 inin köylerdeoturduğu açıklanmaktadır. Oysa 1975 nüfus sayımı sonuçlarına göre kentlerdeoturanlar köylerde oturanları geçmiştir. Diğer yandan köyden şehire doğru hızlıbir akımın süre geldiği yetkililer tarafından devamlı olarak açıklanmaktadır.298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanununyürürlüğe konulduğu tarihte, ilçeler şöyle dursun illerin tümünde dahi liseyokken, bugün hemen herden lisesiz ilçe kalmamış, hatta pek çok bucakta liseleraçılmış ve eğitim sürdürülerek sayısız genç lise diploması almıştır. Ulaştırmaolanakları o günlerle kıyaslanamayacak ölçüde artmış, toplu haberleşme araç vegereçleri büyük bir gelişim göstermiştir,
Bunedenlerle Türk Toplumunun ve özellikle bu toplumun genç kesimini 1961yılındaki kuşaklarla kıyaslamak ve onlarla bir tutmak olanağı kalmamıştır.
II -Karşıoy yazısının bu bölümünde Anayasaya uygunluk denetimi hakkındakigörüşlerimiz ortaya konulacaktır.
Toplumlarında canlı varlıklar olduğu ve belli bir süreç içinde değişim ve gelişimgösterdikleri bilimsel bir gerçektir.
Yürürlüğegirdikleri anda toplumun gereksinmelerine uygun olan ve Anayasaya da uygunlukarzeden kimi yasa hükümlerinin, geçen zaman içinde toplumun ihtiyaçlarınıkarşılıyamaz duruma düştükleri ve hatta Anayasa'ya aykırı bir niteliğebüründükleri bilimsel çevrelerce de kabul edilmektedir. Yeri gelmişken şu yönünde açıklanması gerekir ki, Anayasa ve yasa kuralları, bunları yapanlarıniradelerinden ayrılarak bağımsız birer varlık kazanırlar ve zamana göreyorumlanması gereken bir nitelik gösterirler. Anayasaların bir toplum hayatındaakıp giden zamana göre yorumlanması gerçeği de yorum kuralları gereğidir .
A)Anayasa'nın 55 inci maddesi, seçme ve seçilme hakkında kesin kurallargetirmemiş, bu hakkın ölçü ve sınırlarını saptamayı yasa kurallarınabırakmıştır.
Yasamaorganının böyle bir kural koyarken tam bir serbestlik içinde olduğunu ve bukonuyu, dilediği bir biçimde kanunlaştırma durumunda bulunduğunu düşünmeyeolanak yoktur. Çünkü yasama organı Anayasanın temel ilkeleriyle bağlıdır vetoplumun gerçeklerini gözönüne almak zorundadır.
Zamanınyasa koyucusu yirmibir yaşından küçük gençlerin siyasetle ilgilenmelerini hemtoplum ve hem de askerî yönlerden sakıncalı görmüş ve seçmen yaşını yirmibirolarak saptamıştır. Oysa sonradan yürürlüğe giren 648 sayılı Yasa, siyasîpartilere üye olma yaşını rüşt yaşı olarak kabul etmiştir. Demek ki yasamaorganı onsekiz yaşını bitiren gençlerin siyaset yapmalarını sakıncalı bulmamışve bu gençlerin siyasal hayata katılmalarında yarar görmüştür. Bu durum dahiseçmen yaşını yirmibir olarak saptayan yasa kuralını başlı başına dayanaksızgöstermeye yeterlidir.
B)Anayasa'nın 10. maddesinin ikinci fıkrası, "Devlet, kişinin temel hak vehürriyetlerini, fert huzuru, sosyal adalet ve hukuk devleti ilkeleriylebağdaşmıyacak surette sınırlayan siyasî, iktisadî ve sosyal bütün engellerikaldırır; insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartlarıhazırlar" hükmünü getirmiş ve Devleti kimi yükümlülükler altına sokmuştur.
Toplumyaşamında açıkça görülen gelişim, şehirlerdeki nüfusun artması ve gençkuşaklardaki okuma oranının büyük bir artış göstermesi, siyasî partilereonsekiz yaşını bitirenlerin üye olabilmesi gibi durumlar gençlerde yönetimekatılma ve ona yön verme eğilimini uyandırmış ve bu arzu giderek şiddetlenmiştir.Toplumun öğrenci kesimindeki çalkantıda ve çatışmada bu durumun payı olmadığıöne sürülemez. Oysa Devlet, fert huzurunu bozan ve gençlerin heyecanlarını oysandığı etrafında toplayarak kanalize etmek suretiyle kimi engelleri ortadankaldırmakla yükümlüdür.
SONUÇ:Özetlemek gerekirse, 1961 yılında çıkarılan itiraz konusu Yasanın 6. maddesi,yukarıda açıklandığı üzere Anayasa'nın temel ilkelerine ve özellikle 10.maddesine aykırı bir duruma büründüğünden iptal edilmelidir.
Bunedenlerle sözü edilen Kanun hükmünü Anayasa'ya uygun bulan çokluk görüşünekarşıyız.
Başkan
Kâni Vrana
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Şekip Çopuroğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
298sayılı seçimlerin temel hükümleri ve seçmen kütükleri hakkındaki Kanunun 6.maddesine göre, seçimlerde oy kullanabilme ancak 21 yaşın bitirilmiş olmasiylemümkündür.
"21yaşın bitirilmiş olması" koşulunun Anayasaya uygun olup olmadığınınsaptanabilmesi için Anayasa'nın aşağıda değinilen kurallariyle Türk Hukuksisteminin ehliyet yaşıyla ilgili hükümlerinin incelenmesine gerekbulunmaktadır.
1 -Anayasa'nın 2. maddesinde, "Türkiye'nin Demokratik bir Hukuk Devletiolduğu", 4. maddesinde, "Egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletineait bulunduğu", 8. maddesinde de, "Kanunların Anayasa'ya aykırıolamıyacağı ve Anayasa hükümlerinin Yasama organını da bağlayacağı"hükümleri mevcut bulunmaktadır.
Türkiyebir Hukuk Devleti olduğuna, Yasama organının da bu temel kuralla bağlıbulunduğuna göre, Türk Hukuk düzenindeki kişilerin yaş bakımındanehliyetleriyle ilgili kuralların gözden geçirilmesi zorunluğu ortaya çıkar.
Türkiye'ninTemel Kanunlarından biri olan Türk Medenî Kanununda; Medenî haklarınkullanılması için 18 yaşın bitirilmiş olması yeterli bulunmuştur. (Türk KanunuMedenisi, Madde 9, 10, 11). 18 yaşını bitiren kişi her türlü tasarruftabuluruna ehliyetini kazanır. Kanunun deyimiyle "İktisâba da İltizâmada" ehil olur. Bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle Yargımercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma hakkını kullanabilir(Anayasa Madde 31) ve her türlü kanun yollarına da başvurabilir.
2 -18 yaşını bitiren kişi, Türk Ceza Hukuku açısından da tam sorumluluk içinegirmiş olur. İşlediği adı veya siyasal bütün suçlardan tam ceza ile sorumlututulur. Burada şu hususa özellikle işaret etmek gerekir ki: Cezada tamsorumluluk yaşı evvelce 21 yaşın ikmâliyle başlamakta iken Türk Ceza Kanununda9/7/1953 günlü ve 6123 sayılı Kanunla yapılan değişiklikte tam ceza ehliyeti 18yaşa indirilmiş ve bu değişiklikle ilgili Büyük Millet Meclisi AdaletKomisyonunun gerekçesinde şu tümceler yer almıştır.
"TürkCeza Kanununun 54, 55, 56. maddelerine göre ceza ehliyeti onbir yaşın ikmaliylebaşlar ve 21 yaşın ikmalinde de tam mesuliyet teveccüh eder.
Hermemlekette yaş itibariyle ceza mesuliyetinin tayininde iklim şartlarıyle sosyalve kültürel seviyenin birinci derecede yer aldığı malumdur. Fizyolojik inkişafve tekâmülün erken başladığı memleketlerde ceza mesuliyetini tayin eden yaşhadlerinin ona göre ayarlanması ceza hukuku ve suç politikası bakımından önemlibir mesele teşkil eder. Fizyolojik teşekkülâtı ve fark ve temyiz kabiliyetinormal ve zamanında inkişaf etmiş olan bir kimsenin mücerret henüz 21 yaşınıdoldurmamış olduğu ileri sürülerek ceza mesuliyetini tam saymamak ve kendisineverilecek cezadan tenzilat yapmak izahı güç bir keyfiyettir.
Memleketimiziniklim şartları fizyolojik teşekkülatın, fark ve idrak kudretinin zamanında vehatta diğer memleketlere nazaran nisbeten erken olarak inkişafını icapettirecek mahiyettedir.
Nihayet,ehliyet ve mesuliyet bahsinde Medenî Kanun hükümlerinin gözönündebulundurulması icabeder. Türk Medenî Kanununun 9, 10 ve 11. maddelerinde 18yaşını bitiren bir kimsenin medenî hakları kullanmağa selâhiyettar olduğu,iktisaba ve iltizama da ehil bulunduğu tasrih edilmiştir. Medenî Hukuksahasında iktisaba ve iltizama ehil olan bir kimsenin Ceza Hukuku sahasında tamehliyeti haiz sayılmamasının ilmen izahı pek kolay olamaz.
Hermemlekette kabul edilen Hukuk ve Ceza sistemine göre memleketin iklim şartlan,sosyal ve kültürel seviyenin inkişafı nazarı itibara alınarak yaştan dolayıceza mesuliyeti muhtelif şekil ve manzaralar arz etmektedir. Memleketimizdefizyolojik teşekkülât ve bunun neticesi olarak fark ve temyiz kabiliyeti birçok memleket çocuklarından daha evvel inkişaf etmektedir. Bu sebepledir ki dahaevvelki Ceza Kanunumuz 18 yaşın ikmalini ceza mesuliyeti için kâfi görmekteidi. Ve fakat Ceza Kanunumuz 1889 tarihli eski İtalyan Ceza Kanunundan aynentercüme edilerek alınması sırasında bu mevzu üzerindeki memleketimizin iklimşartları ve hususiyetleri üzerinde durulmamış ve tam ceza ehliyeti 22 yaşaçıkarılmıştır. Medenî memleketlerde ceza sistemlerinde inkişaf vaki oldukçabirçoklarında ve hele Ceza Kanunumuzun alınmış olduğu İtalya'da son zamanlardatam ceza ehliyetinin 18 yaşa indirilmiş olduğu görülmektedir.
CezaKanunumuzun kabulü tarihi ile bugüne kadar geçen zaman arasında sosyal vekültürel inkişafı da nazarı itibara alırsak 18 yaşına basan ve Medenî Kanunmuvacehesinde reşit sayılan kimsenin her türlü idrâk ve anlama kabiliyetinemalik olduğu ve yaptığı ve yapacağı işi tam manasiyle kavramış olduğu nazarıitibara alınınca ceza ehliyeti bakımından Ceza Kanunumuza göre yeni birsistemin girmesini teklif eden ve arkadaşlarının ceza ehliyetinin 22 yaştan 18yaşın hitamına indirilmesi yolundaki esbabı mucibeli teklifleri kabul edilmişve 54, 55 ve 56. maddeler bu mucip sebeplere istinaden yeniden tanzimedilmiştir."
AdaletKomisyonunun bu gerekçesi, Büyük Millet Meclisi genel kurulunca da benimsenerekteklif edilen değişiklik yapılmış ve tam ceza sorumluluğu 21 yaştan 18 yaşaindirilmiştir.
Bugerekçede üzerinde durulması gereken nokta, "Memleketimizdeki iklimşartları,, fizyolojik teşekkülâtın, fark ve idrâk kudretinin erken gelişmesiniicabettirdiği, realitelerin ve yapılan gözlemlerin bunu açıkça gösterdiği, 18yaşını bitiren, bir kişinin her türlü kavrama ve anlama niteliğine sahipolduğu, yaptığı işi tam manasiyle kavradığı, Memleketimizde sosyal ve kültürelinkişafın da bunu gerektirdiği" yolundaki açıklamalardır. Kanun Koyucu1953 yılında yaptığı incelemelerle bu sonuca varmış ve buna göre de tam cezaehliyetim 18 yaş olarak saptamıştır. O tarihten bugüne kadar geçen 23 yıldasosyal ve kültürel gelişmenin daha da arttığı dikkate alınırsa bu gerekçelerbugün çok daha geçerli durumda olacaktır.
3 -Siyasî Partiler Kanununun konu ile ilgili bazı hükümlerine de değinmek yerindeolacaktır:
Anayasa,Siyasî Partileri, "Demokratik hayatın vaz geçilmez unsurları" olarakkabul eder (Anayasa Md. 56: F: 3). 648 sayılı Siyasî Partiler Kanununun I.maddesi de, Siyasî Partileri, toplum ve Devlet düzenini ve kamu faaliyetleriniyönetmek, denetlemek ve etkilemek amacını güden kuruluşlar diye tanımlar.
Devletdüzenini yönetmek, denetlemek ve etkilemek gibi çok önemli faaliyetlerdebulunan siyasi partilere üye olabilmek için 18 yaşın bitirilmiş olması yeterlibulunmuştur (Siyasi Partiler Ka. Mad: 4, 8/1). Buna göre 18 yaşını bitiren birkişi, üyesi olduğu bir Siyasî Partinin bütün faaliyetlerinde katılabilmekte,çeşitli kademelerdeki örgütlerinde görev alabilmektedir.
Bundanbaşka 18 yaşını bitiren bir kişi, Anayasa'nın Siyasî haklar arasında kabulettiği (Md. 54) Türk vatandaşlığına alınma veya Türk vatandaşlığından çıkmaiznini isteme gibi haklara da sahiptir.
Anayasave öteki Hukuk kuralları bakımından bu derece önemli siyasal ve medenî haklarasahip olan kişilere seçimlerde oy verme hakkının tanınmamasının kabule değerhiç bir hukuki gerekçe ile izahı mümkün olamaz.
4 -Türkiye Demokratik esaslara göre yönetilen bir Devlettir. Egemenlik kayıtsızşartsız Türk Milletinindir (Anayasa Md. 2, 4).
"Demokrasi"sözcüğü ise halk iktidarı anlamını ifade eder. Türk Milleti, egemenliğiniserbest seçimle oluşturduğu Büyük Millet Meclisi aracılığıyle kullanır,Demokrasinin ve egemenliğin temelini serbest ve gizli seçim teşkil eder.Özgürlükçü Demokratik rejimle yönetilen ülkelerde seçime katılma oranının nederece önem taşıdığı bellidir. Ayrıca seçime katılanların miktarı ne kadaryüksek olursa Milletin iradesi o kadar belirgin hale gelir ve seçimle iş başınagelen iktidar da o ölçüde kuvvetli ve halka dayanık olur. Bunlardan başkaseçmenlerin nitelikleri, kültür seviyeleri, ülkenin siyasal, sosyal, ekonomiksorunlarını incelemiş vs kavramış olup olmadıkları ve adayların kişiliklerini,hangisinin ne ölçüde yurda yararlı ve verilecek hizmetleri layikiyle yapabilipyapamıyacağını ayırt edebilme yeteneği de birinci derecede önemlidir. Bunitelikleri haiz seçmenlerin seçeceği Parlementerlerden oluşan Yasama organı dao ölçüde ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik sorunlarını ve diğer gereksinmelerinitam bir bilinç içinde ve isabetle çözebilme niteliğinde olur.
Ülkemizde18 yaşını henüz bitirmiş kişilerin çoğunluğunu lise öğrenimini tamamlamışÜniversite öğreniminde bir hayli mesafe almış aydın gençler teşkil ettiğimalumdur. Bunların fizyolojik teşekkülâtlarının gelişmiş olduğu, kültürseviyelerinin yüksekliği, fark ve idrak kudretlerinin de yeterli düzeyde olduğubizzat kanun koyucu tarafından saptandığı yukarda açıklanmıştır. Bu nedenler dedikkate alınırsa 18 yaşını bitirmiş kişilerin de seçime katılmaları bizzatDemokratik rejimin gereklerinden olduğu kadar Anayasa ile Kanun Koyucununyukarda işaret edilen görüşüne de uygundur.
5 -Her ne kadar Anayasa'nın 55. maddesinde, "seçme ve seçilme hakkınınkanunda gösterileceği" yazılı ise de Kanun Koyucunun bu husustaki takdirve yetkisinin sınırsız olduğu öne sürülemez. Yasama organı da Anayasa ve ötekihukuk kurallariyle bağlı olup bunların dışına çıkamaz. Yukarda belirtilenAnayasa kurallariyle öteki hukuk kuralları ise öteki siyasal ve medenî haklarınkullanılmasında olduğu gibi seçme hakkının da 18 yaşın ikmali olaraksaptanmasını gerekli kılar.
6 -Yukarda açıklanan nedenlerle, seçme hakkını 22 yaş olarak saptayan 298 sayılıKanunun 6. maddesi Anayasa'ya aykırı düşmektedir.
Buitibarla bu hükmün iptali gerekir. Aksine oluşan çoğunluk kararına karşıyız.
Üye
Abdullah Üner
Üye
Adil Esmer
KARŞIOYYAZISI
Ofİlçesi Asliye Ceza Mahkemesi'n in, görmekte olduğu bir dava sebebiyle,Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri hakkındaki 26/4/1961 günlü, 298sayılı Yasanın 6., 140. ve 143. maddelerinin iptali isteğinin, 140. maddekonusunda Mahkemenin yetkisizliği yönünden ve 6. ve 143. maddelerin deAnayasa'ya aykırı bulunmamasından reddine ilişkin Anayasa Mahkemesinin21/10/1975 gün ve Esas: 1975/147, Karar: 1975/201 sayılı kararının 6. ve 143.maddelerle ilgili red görüşüne ve kararına aşağıdaki nedenlerle katılmadım.
Şöyleki:
TürkiyeCumhuriyeti Anayasa'sı, 55. maddesindeki "vatandaşlar, kanunda gösterilenşartlara uygun olarak, seçme ve seçilme hakkına sahiptir." hükmü ile herne kadar, seçme ve seçilebilme niteliklerini ve bu arada seçme yaşınınsaptanmasını kanun koyucuya bırakmış ise de; kanun koyucu bu konulardaAnayasa'nın öteki ilkelerine ve toplumun özel ve sosyal yaşantısını düzenleyentemel yasalara uygun düşecek biçimde davranmak, kişinin biyolojik ve sosyolojikgelişmesini gözönünde bulundurmak zorunluğundadır.
Vatandaşın,Anayasa'nın ve diğer yasaların kendisine tanıdığı, seçme ve seçilme dışındakitemel ve medenî haklarını tam ve serbest olarak 18 yaşını bitirmekle kullanmayabaşlıyacağı Medenî Kanunumuzun l1. maddesi ile belirtilmiş bulunmaktadır.Medenî Kanunumuza göre 18 yaşını bitiren kişinin erginliğe ulaşmış olduğu kabuledilmiştir; bu kişi serbestçe evlenip aile yuvası, ticari şirketler vedernekler kurabilir, her türlü hukukî bağlantılarda bulunabilir, bir suçişlerse ceza kanunlarına göre tam ceza sorumluluğu altındadır. 18 yaşınıbitiren vatandaş siyasî parti üyesi olabilir, siyasî partilerde her çeşit faalgörevler alabilir, parti başkanı dahi seçilebilir.
Yukarıdabir kısmı sıralanan medenî ve siyasî hakların kullanıcısı olan 18 yaşındaki birvatandaşın seçim hakkını kullanabilmesi için 298 sayılı Yasanın 6. maddesiylekonmuş olan 21 yaşını beklemesi, normal ve haklı bir teşriî düzenleme değildir.
Redkararının gerekçesinde dayanılan (Anayasa koyucu, bazı konularda, özelliklesiyasî haklardan olan milletvekilliği ve Cumhuriyet Senatosu üyeliğine ilişkin68. ve 72. maddelerinde yaptığının tersine, seçmenlik için bir yaş saptamadığıgibi, bu yönden kanun koyucuyu bağlayan bir ölçü de göstermemiş ve seçmenyaşını belirtmeyi kanuna bırakmıştır, kuşkusuz böylelikle toplumdaki sosyal vesiyasal gelişim ve değişime göre gereken düzenlemenin yapılması olanağınısağlamıştır....
Kanunabırakılmış bulunan nitelikler belirtilirken, aranan nitelik hangi temel haklarve ödevler için geçerli ve yeterli sayılacaksa ve hakların veya ödevlerinkonuları, kapsamları, özellikle etkilerinin alanı ve önemi ile toplumgerçekleri gözönünde tutulacağına göre, kuşkusuz ortaya bir birinden az çokfarklı veya benzer nitelikler çıkabilecektir.) şeklindeki nedenlerle vatandaşda,kullanacağı hakkın çeşidine göre nitelik ve yaş arayan yapmacık (suni) birdavranış uygun bulunmuştur. Halbuki Anayasa'nın 23. ve 24. maddeleriylevatandaşa tanınan gazete, dergi, kitap ve broşür çıkarma, 28. maddesiyletanınan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma ve düzenleme, 29. ve 56.maddeleriyle tanınan dernek ve siyasî parti kurma haklarının kullanılması içinde bu maddelerde özel bir yaş kaydı konmamış olduğu halde yasa koyucu bukonularda yaptığı kanunlarda vatandaşın genel erginlik yaşı olan 18 den ayrıbir yaş saptamış değildir. Yukarıda sıralanan temel haklar da demokratiksiyasal ve sosyal hayâtta herhalde seçme hakkından daha az önemde haklar olarakgörülemez.
Memleketimizdeseçmen yaşı üzerinde bir sayı oynaması yapılması, milyonlara seçim hakkıtanınması veya bu hakkın alınması sonucunu doğuracağı için, parlementoekseriyetini elinde bulunduran gruba bu yolla da siyasal çıkar sağlıyabilmekolanağı yaratılmış olur.
Bunlardanbaşka, Anayasa'nın seçimlerden söz eden 55. maddesinde, seçimlerin serbest,eşit, gizli, tek dereceli genel oy, açık sayım ve döküm esaslarına göreyapılacağı belirtilmiştir. Buradaki (genel oy) dan erek; seçime olabildiğiölçüde çok sayıda vatandaşın katılmasını sağlamaktır. Türlü nedenlerlevatandaşın seçim hakkının kısıtlanması Anayasa'nın öngördüğü yerinde birdavranış olamaz.
Üye
Hasan Gürsel
DEĞİŞİKGEREKÇE YAZISI
A)Sıraladığı, gerçekten önemli, işleri yapan onsekiz yaşını bitirmiş kişiye"seçme hakkı" verilmeyişi ile, itirazcı, anayasal hak ve ilkelerinzedelendiği kanısındadır. Bu durumda, ortaya koyduğu tüm benzetmeler üzerinde,durup, kaygılanmaya yer olmadığını belirtmek zorunluğu vardır.
İlerisürülen nedenlerin tutarsızlıklarını bir bir göstermeden, Anayasa'mızın seçmenyaşını saptamayı Yasa Koyucunun takdirine bıraktığı gerçeğini yinelemek,itirazda haklılık duygusunu pekiştirir.
Yapılangörüşmelerde konu, Mahkememizce, belirtilen boyutlarda ele alınmış iken yazılankarar gerekçesinde bir özetleme tercihi yapılmış olmasına karşıyım.
B)Demokraside seçime, seçmen olarak katılmak, Devlet ve Millet gidişine yön vermeçabasında bulunmak demektir. Bu da, hiç kuşkusuz, Devletimizin oturtulduğudüzeni değiştirme iddiasına kadar ulaşabilir.
Buiddia ile seçmen, yalnız kendi için değil, kendinden başkaları için dahi, yenibir toplum özlemekte ve başkalarım kendi özlemine bağlama olanağına sahipolduğunu göstermektedir. Bu niteliği, seçme hakkını itirazcının yaptığı gibi,yargı mercileri önünde hak arama ile bir tutma olanaksızlığını da belirtir.
Devletve Millet hayatında böylesine etkin bir yetkinin yaşam deney ve görgüsü ilebeslenip güçlenmiş olması zorunludur. Özellikle, eğitim koşulu aranmayan yerdebu zorluk daha keskinleşir. Yalnızca rüşt yaşında olmanın beklenen görgü vedeney için yettiğini kabul ettirecek bir neden bulunmuş değildir.
Bugerçekler, bir siyasal partiye üye olabilme ve bir yabancının Türk uyruğunageçebilme olanaklarım elinde tutuşunun, itirazcının dediğinin tersine,"seçme hakkı" nı almaya yetmiyeceğinin de delilleridir.
Öncelikletaraflarını ilgilendiren evlenebilme ehliyetini, etkisi tüm Devlet ve Milleteyönelik "seçme hakkı" ile bir tutma olanaksızlığı açıktır. Askerealınma olayının da örnek verilmesi, bu gün için askerlik çağının rüşt yaşıüstünde bulunması ve büyük bir sayıda yurttaşın çeşitli nedenlerle bu vatanhizmetini yapma fırsatını kazanmayışları ve onsekiz yaşındakilerin tam cezaya çarptırılmalarıörneği de altmışbeş yaşını doldurmuşların cezalarından indirim kuralıkarşısında ve onsekiz yaşını dolduranın vergi yükümlülüğü altında oluşunun onaseçilme hakkını vereceği görüşü de vergi ödevinin rüşt yaşına varmadandoğabileceği, gerçekleriyle birlikte düşünüldükte tutarlı bulunmamıştır. Ayrıcabu tür görüşü tutmak, seçim alanını, askerlik hizmetini yapabilenlerle vergiödeyebilen kişilere bırakmak sonucunu verecek bir ters gidiş olurdu.
Onsekizinidolduran birinin yaşını yargı yolu ile büyültüp oy kullanabileceğiolasılığından hareketle, seçme hakkını bu kimselere onlar yaşlarını büyütmedenverme iddiası ise, yalan tanıklığına ve uydurulmuş belgelere değer verme gibi,itirazcının dahi demek istediğini aştığından kuşkulanılmamak gereken, sakat birolasılıktır.
Anayasa43. ve 58. maddeleriyle, belli görev ve yetkilere belli niteliklerin hakverdireceği ve bu niteliklerin yasama organınca saptanacağı ilkesinibenimsemiştir. Bundan başka, 68 nci 95 inci 145 inci ve 72 nci maddeleri ile debelli hizmetlerin ancak, belirli yaştakilere verilebileceğini açıkçagöstermiştir. Özellikle, "seçilme isteği" ve "seçmeyetkisi" siyasal gücü oluşturma nitelikleri ile aynı düzeyde birleşençabalardır Bu nedenle seçme hakkı için dahi seçilme hakkı gibi bir yaş koşuluaranması, aynı düzeydeki aynı amaca yönelik iki yapıcı gücün aynı ilkeyebağlanması demektir ve doğaldır.
Birergin gencin, bir siyasal partiye girdikten sonra yahut gazete ve dergiçıkararak ya da yazarak ve diğer çabaları ile toplumu etkileyebileceği bunakarşın seçme hakkının ona tanınmayışının çelişki olacağı yolundaki itiraz, şunedenle tutarsızdır:
Birininbir başkasını etkilemesi ancak, onu, dediğine inandırabilmesi ile olur. İnanankişi ise, gerçekte, kendi istek ve kararı ile tercihini yapar. Seçme yetkisinikullanan ise, kendi istek ve kararını başkasına kabul ettirme yolundadır. Buyola girenler üzerinde dikkatli olmak, Devletin başta gelen görevlerindendir.
İtirazauğrayan yasal kural ile, eşitlik ilkesinin bozulduğu da ileri sürülemez. Ziraeşitlik, uyulacak kurallarda, bu kuralların beklediği koşulları bir yanabırakmamak ve kişiye göre ayrıcalık yapmamaktır. İncelenen yasal hükmün, tanımauymayan yanı yoktur.
Egemenliği,Milletten ayrılmış kişilerin ele geçirmelerini ve aralarında devrini önlemeyiamaçlayan Anayasa'nın 4. maddesine aykırılıktan söz edilmesi ise, hem maddeninkapsamı dışı ve hem de aynı sataşmanın seçmen yaşı indirilse biledurdurulamıyacağı nedeniyle, tam çelişkidir.
C)Bir kişinin, onsekiz yaşını bitirmekle, seçme hak ve yetkisini kazanıpkullanması gerektiğini Yasa Koyucu kabullendiği gün, kanunlarda gerekendeğişikliği elbette yapacaktır. Anayasa'nın hiç bir hükmü, kendisini, bundanalıkoymuş değildir.
Sonuç:İtirazın reddi nedenleri, bence bunlardır.
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu