ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1975/151
Karar Sayısı:1975/177
Karar Günü:8/7/1975
Resmi Gazete tarih/sayı:25.10.1975/15394
İtirazyoluna başvuran Mahkeme: K.K.K. l. Ordu Komutanlığı Askerî Mahkemesi.
İtirazınkonusu: 15/5/1974 günlü, 1803 sayılı "Cumhuriyetin 50 nci Yılı NedeniyleBazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında Kanun" un 5. maddesinin (E) bendihükmünün iptali istemidir.
I.OLAY:
AskeriCeza Kanununun 56/1-D, 56/1-A ve Türk Ceza Kanununun 133/2 ve 59. maddeleriuyarınca 12 sene 6 ay hapis cezası ile cezalandırılan hükümlünün, kesinleşencezasının yerine getirilmesi sırasında, 28/ 3/1975 günlü dilekçe ile; hakkında1803 sayılı Af Kanununun 5. maddesinin (E) bendi yerine 1. maddesinin (A)bendinin uygulanması ve böylece cezasının çektirilmemesi gerektiğini, sözüedilen (E) bendinin Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürmesi üzerine; 1. OrduAskerî Savcısı, Askerî Ceza Kanununun 56/1-D hükmünün göndermede bulunduğu56/1-A ve Türk Ceza Kanununun 133/1. maddelerinden hüküm giymiş yabancıların AfKanunundan yararlanabilmeleri (Mukabilinde bir Türk Vatandaşının veya Türkiyelehine suç işlemiş bir şahsın mahkûm edildiği ülke tarafından cezasının ortadankaldırılması halinde) Bakanlar Kurulundan çıkarılacak kararnameye bağlıolacağını, söz konusu maddede öngörülen koşullar oluşmadığından, hükümlününcezasının yerine getirilmeyeceği yolundaki savın geçerli bulunmadığını ye 5/Emaddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine gidilmesinin de uygun olmayacağınıbildirmiş; ancak, Anayasa'ya aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varanmahkemece 1803 sayılı Kanunun 5. maddesinin (E) bendinin iptali için, Anayasa'nın151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27. maddeleri uyarınca AnayasaMahkemesine başvurulmasına karar verilmiştir.
II.İLK İNCELEME:
AnayasaMahkemesi, içtüzüğün 15. maddesi uyarınca, toplanarak Mahkemenin AnayasaMahkemesine başvurmağa yetkili olup olmadığı sorunu üzerinde durmuştur.
Birmahkemenin itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için Anayasanındeğişik 151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddeleri uyarınca omahkemenin elinde yolunca açılmış, görevine giren ve bakmakta olduğu birdavanın var olması ve ayrıca itiraz konusu yapılan hükümlerin de o davadauygulama yeri bulunması koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir.
CezaMahkemeleri Usulü Kanununun 402. maddesi uyarınca, cezanın yerine getirilmesisırasında, bir mahkûmiyet hükmünün yorumlanmasında veya tayin olunan cezanınhesabında tereddüt edilmesi yahut cezanın kısmen veya tamamen yerinegetirilmesi gerekmediğinin ileri sürülmesi hallerinde mahkemeden bir kararalınması öngörülmüştür. Yine aynı, Kanunun 405. maddesinde cezanın yerinegetirilmesi sırasında yukarıda sözü geçen 402. madde gereğince verilecekkararların başvurma yeri olarak mahkeme gösterilmiş ve yalnız, anılankararların mahkemece duruşma yapılmaksızın verilmesi yolu benimsenmiştir. Bunedenlerle, bu işte hükümlünün istemi üzerine Askerî Savcılıkça başvurulanyargı yeri, gerek Anayasa'nın değişik 151. ve gerekse 44 sayılı Kanunun 27.maddelerinde sözü geçen (Mahkeme) kavramı içine girmektedir. Çünkü Mahkeme diyetanımlanan bir yargı yerinde kararların duruşma yapılarak veya yapılmayarakverilmesi, o yerin niteliğine etkili değildir. Öğretide ve uygulamalarda da bumahkemenin, hükmü vermiş bulunan mahkeme olduğunda birleşilmektedir.
Öteyandan, Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvurabilme koşulları yönünden,mahkemenin elinde bakılmakta olan bir davanın var olup olmadığının incelenmesive tartışılması gerekmektedir. Öğretide genel olarak ve uygulamalarda da çoğukez benimsendiği üzere, genel anlamda her dava, yasalarda gösterilen ve oradaçözülmesi gereken bir uyuşmazlıktan oluşmaktadır. Uyuşmazlık yargı yerinceçözülmüş ise, Anayasaya uygunluk denetimi yönünden mahkemenin elinde bakılmaktaolan bir davanın varlığından artık söz edilemez. Bu bakımdan, hükümlü hakkındakesin mahkûmiyet karan ile sonuçlanmış bulunan asıl ceza davasını, mahkemeninbakmakta olduğu bir dava olarak nitelendirmeye olanak yoktur.
Ancak,bundan sonra hükümlü ile Cumhuriyet Savcılığı arasında cezanın yerinegetirilmesi sırasında Ceza Mahkemeleri Usulü Kanununun 402. maddesi hükmüuyarınca yeni bir uyuşmazlık doğarsa bunun çözülmesi için aynı Kanunun 405.maddesi gereğince bir karar verilmesi konusunun mahkemeye getirilmesi halinde,o mahkemenin elinde bakılmakta olan bir davanın varlığı kabul edilmek gerekir.
Olaydahükümlü vekili, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı yolu ile 1. Ordu AskerîSavcılığına verdiği 28/3/1975 günlü dilekçe ile, müvekkili hakkında 1803 sayılıAf Yasasının 5. maddesinin (E) bendi hükmünün yerine 1. maddesinin (A) bendihükmünün uygulanması gerektiğini ileri sürerek, uyuşmazlığın mahkeme önünegelmesi halinde sözü edilen 5. maddenin (E) bendinin iptali için AnayasaMahkemesine başvurulmasını istemiştir. 1. Ordu Askeri Savcısı, hükümlünün veonun durumundaki yabancıların Af Kanunundan yararlanabilmelerinin (Mukabilindebir Türk Vatandaşının veya Türkiye lehine suç işlemiş bir şahsın mahkûmedildiği ülke tarafından cezasının ortadan kaldırılması halinde) BakanlarKurulundan çıkarılacak kararnameye bağlı olacağını bu koşullar oluşmadığından,hükümlünün cezasının yerine getirilmeyeceği yolundaki savın geçerli olmadığınıbildirmiştir. Gerçekten de, devletlerarasındaki ilişkilerde her zaman gözönündetutulan mütekabiliyet esasına uygun olarak getirilen bu hükümdeki koşullaroluşmadıkça hükümlü hakkında 1803 sayılı Yasanın öteki hükümlerinin uygulanmasıve aftan yararlandırılması mümkün olmadığı gibi, bir uyuşmazlık yaratarak işiAnayasa Mahkemesine intikal ettirmek düşüncesiyle bu biçimde bir istemdebulunmak yolu da açık değildir. Şu duruma göre, 1. Ordu Askerî Savcılığı ilehükümlü arasında cezanın yerine getirilmesi gerekip gerekmeyeceği konusundaoluşmuş bir uyuşmazlığın var olduğu ve Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402.maddesi uyarınca başvurulan mahkemenin elinde usulünce açılmış, görevine girenve bakılmakta olan yeni bir davanın bulunduğu söylenemez.
AhmetKoçak, Sekip Çopuroğlu, Muhittin Gürün, Lütfi Ömerbaş ve Şevket Müftügil bugörüşe katılmamışlardır.
III.SONUÇ:
Mahkemeninelinde görülmekte olan bir dava olmadığından, itirazın Mahkemenin yetkisizliğinedeniyle reddine Ahmet Koçak, Şekip Çopuroğlu, Muhittin Gürün, Lütfi Ömerbaşve Şevket Müftügil'in karşı oylariyle ve oyçokluğu ile;
8/7/1975gününde karar verildi.
Başkanvekili
Kâni Vrana
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Şekip Çopuroğlu
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Hasan Gürsel
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
Hükümlü,kesinleşen cezasının infazı sırasında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402.maddesine dayanarak cezanın çektirilmemek i gerektiğini ve 1803 sayılı Yasanın5/E bendinin Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürerek mahkemeye başvurmuş, 1.Ordu Askerî Savcısı ise bu Sav'ın geçerli bulunmadığını ve 5/E bendinin iptaliiçin Anayasa Mahkemesine gidilmesinin uygun olmıyacağını mahkemeyebildirmiştir.
Böylece,hükümlü ile Askerî Savcı arasında açık bir uyuşmazlık doğmuş, ceza M.U.Kanununun 462. ve 405. maddeleri gereğince de bu uyuşmazlık konusu hakkındailgili mahkemece bir karar verilmesi gerekmiştir.
Bircezanın kısmen veya tamamen infazı lâzım gelmeyeceği sav'ının, sadece C.Savcısı tarafından yapılabileceği yolunda 402. maddede bir hüküm mevcutdeğildir. 405. madde metninden ise hükümlünün de böyle bir istemdebulunabileceği anlaşılmaktadır.
Şuhale göre, 1. Ordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin elinde usulünce açılmış vebakılmakta olan bir dava var demektir.
Mahkemeninelinde görülmekte olan bir dava olmadığı ve bu nedenle itirazın reddigerekeceği yolundaki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Ahmet Koçak
KARŞIOYYAZISI
ÜyeSayın Şevket Müftügil'in karşıoy yazısındaki gerekçeler benim bu konudakidüşüncelerimi de aynen yansıttığından, çoğunluk kararına bu karşıoy yazısındakinedenlerle katılmıyorum.
Üye
Şekip Çopuroğlu
KARŞIOYYAZISI
Dosyadakibilgilere göre hükümlü vekili, müvekkili hakkında, cezanın infazı sırasındayürürlüğe giren 1803 sayılı Af Kanununun 5. maddesinin E bendi hükmü yerineaynı Kanunun 1. maddesinin A bendi hükmünün uygulanması gerektiğim öne sürerekbu konuda bir karar verilmesini istediğinden, ilgili mahkemece, istem hakkındaCeza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402. ve 405. maddeleri gereğince kararverilmesi durumu ortaya çıkmış bulunmaktadır.
Hükümlününyabancı olduğu anlaşıldığına göre sözü geçen Kanunun 5. maddesinin E bendindekikoşulların var olup olmadığının mahkemece araştırılması ve sonuca göre isteminreddi veya kabulü yolunda verilecek kararda, sözü geçen bendin uygulanmasıdoğaldır.
Busonuca göre, mahkemece istemin çözümünde yargılama usulleri uygulanarak yargıyetkisi kullanılacağından, ortada bakılmakta olan bir davanın varlığında kuşkuyoktur.
Öteyandan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402. maddesi, cezanın kısmen veyatamamen infazı lâzım gelmeyeceği iddiasında bulunabilmek için herhangi birkoşul koymuş değildir. Hükümlü bu maddeye dayanarak mahkemeden her zamanistemde bulunabilir, istemin kanunen geçerli olup olmadığına ancak ilgilimahkeme karar verir.
Bubakımdan Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402. maddesine uygun olarak yapılmışolan bu istemin, Kanuna uygun biçimde açılmış bir dava olarak kabul edilmesizorunludur.
Yukarıkinedenlerle kararın konuya ilişkin bölümüne katılmıyorum.
Üye
Muhittin Gürün
KARŞIOYYAZISI
12yıl 6 aylık kesinleşmiş hapis cezasını çekmekte olan yabancı uyruklu hükümlününvekili, müvekkili hakkında 1803 sayılı Af Kanununun 5. maddesinin (E) bendiyerine 1. maddesinin (A) bendinin uygulanması, bu nedenle de müvekkilinincezasının artık çektirilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Buistem karşısında Mahkeme, Af Yasasının 5. maddesinin (E) bendindeki koşulların,yabancı uyruklu hükümlü hakkında, gerçekleşip gerçekleşmediğini araştırarakelde edeceği sonuca göre, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402. maddesiuyarınca, bir karar vermek ve böylece Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen, 5.maddenin (E) bendini uygulamak zorundadır.
1.Ordu Askerî Savcısının 5. maddenin (E) bendindeki koşulların oluşmadığını, bunedenle de cezanın çektirilmesi gerektiğini bildirmesi, hükümlünün isteğidolayısıyle Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402. ve 405 maddelerininMahkemece işletilmesini engelleyemez.
Hükümlülüksüresinin herhangi bir nedenle azaltılması gerektiği kanısında olan hükümlünün,ilgili mahkemeye başvurarak bir karar istemesi onun, hak arama özgürlüğünündoğal sonucudur. Kaldı ki olayda savcı ile hükümlü arasında bir uyuşmazlığınvar olduğu ve bunun çözülmesi gerektiği açıktır.
Bunedenlerle Mahkemenin elinde bakmakta olduğu bir dava vardır ve iptali istenenhükmün o davada uygulanması gereklidir.
Üye
Lütfi Ömerbaş
KARŞIOYYAZISI
Uyuşmazlık,Ceza Yargılamaları Usulü Yasasının 402. maddesinin uygulanması konusundaçıkmaktadır. Bu maddede aynen: "Bir mahkûmiyet hükmünün tefsirinde veyatayin olunan cezanın hesabında tereddüt edilir, yahut cezanın kısmen veyatamamen infazı lâzım gelmeyeceği iddia olunursa bu bapta mahkemeden bir kararistenir" denilmektedir.
Maddeninokunmasından da anlaşılacağı üzere, bu konuda mahkemeye başvurmak için şuhallerin gerçekleşmesi gerekmektedir:
1)Ortada bir mahkûmiyet ilâmı olacaktır. Bu ilâm kesinlik kazanmış olmalıdır.
2)İşlenen suçun kavram ve niteliği ve unsurları bakımından ilâmda tam bir açıklıkbulunmamakta ve bu nedenle infaz bakımından kimi duraksamalar ortayaçıkmaktadır. Veya,
3)Belirtilen cezanın hesabında yanlışlıklar olduğu kanısı uyanmaktadır; İlâm, buyönü tam bir berraklıkla uygulayıcıya veya ilgiliye anlatamamaktadır. Veya,
4)Cezanın kısmen veya tamamen infazı lâzım gelmeyeceği iddia olunmaktadır.
Eldekiişe uygun hal, (4) sayılı bentde belirtilen biçimdedir. Yani Cezanın kısmenveya tamamen infazı lâzım gelmeyeceği ileri sürülmüştür. İşin mahkemeyegetirilişi Cumhuriyet Savcılığı yoluyla olmuştur. Şöyle ki:
AskerîCeza Kanununun 56/1 -D, 56/1 -A ve Türk Ceza Kanununun 133/2 ve 59. maddeleriuyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılan hükümlü, CumhuriyetSavcılığına bir dilekçe ile başvurmuş, infazı sırasında çıkan 1803 sayılıKanunun, hakkında uygulanan 5/E maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu ilerisürmüştür. Askerî Savcı isteği şu gerekçe ile yasaya uygun bulmamıştır.
AskerîCeza Kanununun 56/1-D maddesinin göndermede bulunduğu 56/1-A ve Türk CezaKanununun 133/1. maddeleri uyarınca hüküm giymiş yabancıların Af Kanunundanyararlanabilmeleri için (Mukabilinde bir Türk vatandaşının veya Türkiye lehinesuç işlemiş bir şahsın mahkûm edildiği ülke tarafından cezasının ortadankaldırılması) gerektiği her şeyden önce bu konuda Bakanlar Kurulundan birKararname çıkmasının, şart olduğu oysa olayda bu koşulların gerçekleşmediğianlaşılmaktadır. Hal böyle olunca hükümlünün isteği yersizdir. İşin AnayasaMahkemesine gönderilmesine de bu nedenle olanak yoktur.
AskerîMahkeme ise, Anayasa'ya aykırılık iddiasını ciddî bulmuş ve usulüncemahkememize başvurmuştur.
Görülüyorki, Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasının 402. maddesinde belirtilen "cezanınkısmen veya tamamen infazı lâzım gelmeyeceği iddiası hükümlü ile Askerî Savcıarasında uyuşmazlık konusu olmakta ve bu konudaki tereddüdün mahkemecegiderilmesi istenmektedir. Yargı yetkisini kullanan Mahkeme, uyuşmazlığı birhükümle çözecektir. Yabancıların Af Yasasından ne yolda ve hangi koşullaraltında yararlanabilecekleri ise, mahkemece araştırılıp incelenecektir. Yasalkoşullar gerçekleşmediği takdirde isteğin ret edilmesi doğaldır. Fakat şuaşamada mahkemenin elinde bakmakta olduğu bir davanın varlığında kuşku yoktur.
Çoğunluğunbu konuya ilişkin görüşüne yukarıda açıkladığım nedenlerle katılmıyorum.
Üye
Şevket Müftügil