ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas sayısı:1975/152
Karar sayısı:1975/202
Karar günü:21/10/1975
Resmi Gazete tarih/sayı:9.4.1976/15554
İtirazyoluna başvuran Mahkeme: Of Sulh Ceza Mahkemesi
İtirazınkonusu: Türk Ceza Kanununun 567. maddesinde yer alan '"umuma açıkyerlerde" deyimini Anayasa'nın 12. maddesinin öngördüğü eşitlik ilkesineaykırı bulan Mahkeme, Anayasa'nın değişik 151. maddesi uyarınca AnayasaMahkemesine başvurmuştur.
I -OLAY:
A -28/8/1974 günü Of ilçe Merkezinde polisçe yapılan genel arama tarama sırasındabir kulüpte kimi üyelerin zar atmak suretiyle kumar oynadıkları görülerek suçaleti zarlara ve ortada bulunan 890 liraya el konulup durum bir tutanaklasaptanmış ve Cumhuriyet Savcılığınca sanıklar hakkında Türk Ceza Kanununun 567.ve 568. maddeleri uyarınca Of Sulh Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.
B -Davaya elkoyan Mahkeme, suçun işlendiği yerin niteliğini soruşturma konusuyaparak gerekli bilgileri toplamış, kulübün yeni açıldığını, üye olmayanlardanbaşkasının oraya giremediklerini, kumar oynarken yakalanan kişilerin de kulüpüyeleri olduklarını saptadıktan sonra Türk Ceza Kanununun 567. maddesinde yeralan "umuma açık yerlerde" deyiminin Anayasa'nın 12. maddesine aykırıolduğu kanısına vararak Anayasa Mahkemesine başvurmağa karar vermiştir .
III-YASA METİNLERİ:
A -Anayasa'ya aykırılığı öne sürülen Türk Ceza Kanununun 6123 sayılı kanunladeğişik 567. maddesi şöyledir:
"Madde567 - Herkim, umuma mahsus veya umuma açık yerlerde kumar oynatır veya oynatmakiçin yer gösterirse bir aydan altı aya kadar hafif hapis ve 250 liradan 500liraya kadar hafif para cezasına ve tekerrürü halinde iki aydan bir seneyekadar hafif hapis ve 500 liradan 1000 liraya kadar hafif para cezasına mahkûmolur.
Kumaroynanan yerde bulunup kumar oynamaya yarayan veya kumar oynamaya tahsis olunanmevat ve alât ile ortada bulunan eşya ve para zabt ve müsadere olunur.
Fail:
1 -Bu fiilleri itiyat edinmiş bulunduğu;
2 -Birinci fıkrada beyan olunan kabahatin irtikâbında kumar oynayanlara karşıbanko tutan olduğu takdirde yukardaki fıkralarda yazılı cezalar bir misliartırılarak hükmolunur ve bu son halde üç aya kadar meslek ve sanatın tatilicezası da ilâve edilir."
B -Olayla ilgili bulunan Türk Ceza Kanununun 6123 sayılı Kanunla değişik 568.maddesi de aşağıdadır:
"Madde568 - Herkim, yukarıdaki maddede beyan olunan kabahate iştirak etmeksizin umumîveya umuma açık mahalde kumar oynarsa bir aya kadar hafif hapis ve 50 liradan100 liraya kadar hafif para cezası ile cezalandırılır. Tekerrürü halinde cezaon günden iki aya kadar hafif hapis ve 100 liradan 200 liraya kadar hafif paracezasıdır."
C -Dayanılan Anayasa kuralı:
Anayasa'yaaykırılık iddiasını desteklemek üzere ileri sürülen Anayasanın 12. maddesiaşağıda yazılı olduğu gibidir:
"Madde12 - Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."
IV-İLK İNCELEME:
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 24/6/1975 gününde Muhittin Tâylan,Kani Vrana, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner,Ahmet Koçak, Şekip Çopuroğlu, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Ahmet Salih Çebi,Şevket Müftügil, Adil Esmer ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun katılmalarıylayapılan ilk inceleme toplantısında; dosyanın eksiği bulunmadığı anlaşıldığındanişin esasının incelenmesine oybirliği ile karar verilmiştir.
V -ESASIN İNCELENMESİ:
İtirazınesasına ilişkin rapor, mahkeme kararının gerekçesi iptali istenen yasa ileAnayasa kuralı, bunlarla ilgili gerekçeler ve öteki yasama belgeleri okunduktansonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A -Kumarın suç sayılması için yasada öngörülen koşullar:
Kumaroynatan veya oynatmak için yer gösterenlere ilişkin hükümler Türk CezaKanununun 567. maddesinde, kumar oynayanlara ilişkin hükümler de 568.maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeler, kumar oynamak için yer göstermek veyakumar oynamak eylemlerinin suç sayılması için bu eylemlerin "umumamahsus" veya "umuma açık" yerlerde işlenmiş olması koşullarınıöngörmektedir.
Sözügeçen maddelerdeki "umuma mahsus" deyimi ile; pazar ve panayırlar,kahvehaneler, lokantalar, sinemalar, istasyonlar gibi herkesin kayıtsız veşartsız girebileceği benzeri yerler; "umuma açık yerler" deyimi ilede özel toplantılara özgü olsa bile kumar araç ve gereçlerinin kullanılmasıiçin ücret alınan yerlerle oyun oynamak mutad olan yerler ve giriş ücretiverilmese bile oyun oynamak isteyen herkesin girebileceği yerler ifadeedilmiştir.
Kumaroynamak veya oynatmanın suç sayılması için aranan "umuma mahsus" veya"umuma açık" yerler koşulları yalnız Türk Ceza Kanununun anılanmaddelerinde değil, öteki yasaların, kumarla ilgili hükümlerinde, örneğin Polisvazife ve selâhiyet Kanununun 8. maddesinin A bendi ile 1702 sayılı Rulet,Tilet, Langırt ve Benzeri Oyun Alet ve makineleri hakkındaki Kanunda da yeralmış bulunmaktadır. Demek oluyor ki; Yasa koyucu; ancak "umumamahsus" veya "umuma açık" yerlerde oynanan kumarın, kamudüzenini bozduğunu düşünerek suç sayılmasını kabul etmiştir.
Özelhayatın ve konutun korunması çağdaş, demokratik yönetimlerde başlıca temel hakve özgürlüklerden sayılmaktadır. Memleketimizde de özel hayatın korunması vekonut dokunulmazlığı Anayasaca güvence altına alınmıştır.
Bundanbaşka; Türkiye'nin de katıldığı însan Hakları Evrensel Beyannamesinin 12.maddesinde, "Hiçkimse özel hayatı, ailesi, meskeni veya yazışmasıhususlarında keyfî tartışmalara, şeref ve şöhretine karşı tecavüzlere maruzkalamaz. Herkesin bu karışma ve tecavüzlere karşı kanun ile korunmaya hakkıvardır." denilmek suretiyle özel hayatın dokunulmazlığı evrensel bir kuralhaline de getirilmiştir.
Özelnitelikteki yerlerde ve konutlarda oynanan oyunların da ceza yasası kapsamıiçine alınması halinde, bu gibi yerlerin dokunulmazlığının sık sık tehlikeyedüşmesi olasılığını gözönünde bulunduran çağdaş demokratik ülkelerin cezayasalarında "umuma mahsus" veya "umuma açık" yerlerkoşullarına özellikle yer verildiği görülmektedir.
B -Ahlâk kurallarının ceza hukuku ile ilişkisi sorunu:
Kumarınahlâk kurallarına uygun düşmediği kabul edilse bile, her ahlâk kuralına tersdüşen hareketin ceza hukuku alam içine alınması olanağı da yoktur. Bu sorunhukukçular ve sosyologlarca uzun inceleme ve tartışma konusu yapılmış ve busonuca varılmıştır.
Ahlâkkuralları alanı, hukuk ve özellikle ceza hukuku alanından daha geniştir. Çağdaşceza yasaları, yalnız toplumun düzenini, huzurunu ve güvenliğini bozucunitelikteki ahlâka aykırı davranışları kendi alanı içine almakla yetinmiş,kesin bir zorunluk olmadıkça bu nitelikte olmayan ahlâk kurallarına aykırıdavranışlara karışmayı kişilerin özgürlükleri ve dokunulmazlıkları bakımındanzararlı ve hatta tehlikeli görmüşlerdir. Buna bir örnek vermek gerekirse TürkCeza Hukukuna göre, bir kişinin, başkasının malına veya başka bir varlığınasaldırmayı düşünmesi, bunu zihninde kararlaştırması ahlâka aykırı kötü birhareket olmakla birlikte girişim evresine geçmedikçe ceza konusu kabul edilmemiştir.Buna karşılık, ahlâk anlayışına aykırı düşmeyen kimi eylemler de - kamudüzenini ve güvenliğini ilgilendirmesi dolayısiyle - bir ihtiyat tedbiri olarakceza yaptırımına bağlı tutulmuştur. Bu tür eylemler her ne kadar doğrudandoğruya kişilere bir zarar vermeyebilirse de bir tehlike doğurabileceğidüşüncesiyle ceza hukukunun konusu içine alınmıştır. Örneğin kabahat suçlarındaolduğu gibi..
Çağdaşceza yasalarının hazırlanmasında manevî değerlere üstün yer verilmekle birlikteözellikle:
1 -Yalnız hukukun zorunlu kıldığı eylemlerin suç sayılması,
2 -Cezanın, suçun ağırlık ve niteliğine uygun ölçüde saptanması,
3 -Adalet kavramı ile bağdaşmayanın, âdil ve doğru olarak kabulünden sakınılması,
4 -Ahlâkın iyi saymadığı her eylemin her halde ceza yasası kapsamına alınmasındankaçınılması,
Gibiilkeler gözönünde tutulmaktadır. Bu nedenledir ki toplumun hoş karşılamadığı,ahlâka uygun görmediği kimi davranışlara ceza yasalarında yer verilmemiştir. Böyleolmasaydı, yani ahlâka uygun görülmeyen bütün davranışlar suç sayılarak cezayaptırımına bağlı tutulmuş olsaydı, insanlarda ve toplumda ahlâk bilincideğersiz hale gelir, insanlar toplum içinde hemen hemen yaşayamaz durumadüşerlerdi. Genellikle yasaların dışında kalan alanlarda kötü davranışlarıönleyici iyi bir kuvvetin bulunmasına önem ve değer verilmiştir. Bu kuvvetin deahlâk kuralları olduğu kuşkusuzdur.
Bütünbu düşüncelerden hareket eden çağdaş ceza yasaları ahlâk kurallariyle pekbağdaşmayan ve kötü bir alışkanlıktan ibaret olan kumar oynamayı her ne suretleolursa olsun, nerede oynanırsa oynansın her halde cezalandırmayı değil yukarıdada işaret edildiği gibi, ancak kamu düzenini bozucu ve halkın rahatını kaçırıcıbir nitelik taşıdığı hallerde ceza alanı içine almayı öngörmüşler ve bu amaçlada bu suçu "umuma mahsus" veya "umuma açık" yer koşullarınabağlı tutmuşlardır.
C -Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi: Anayasa'nın 12. maddesinde;
"Herkes,dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayırımıgözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" denilmektedir.
Görülüyorki bu maddede eylemli eşitlik değil hukuksal eşitlik söz konusu edilmektedir.Bu maddeye göre yurttaşlar yasa karşısında dillerine, ırklarına,cinsiyetlerine, siyasî düşüncelerine, felsefi inançlarına, dinlerine vemezheplerine göre değişik işlem görmeyeceklerdir. Bunların dışında ancakniteliklerde benzerlik ve yasaların getirdiği kurallara uyarlık oranındaeşitlik söz konusu olacaktır. Türk Ceza Kanununun 567. ve 568. maddelerindeyazılı suçları işleyenler kim olursa olsun herkes hakkında dil, ırk, cinsiyet,felsefi inanç, din ve mezhep ve siyasî düşüncesi ne olursa olsun bir ayırımyapılmaksızın uygulanacaktır. Böyle olunca itiraz konusu yasa kuralındaAnayasa'nın 12. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı bir durum söz konusuolamaz.
Yukarıdaaçıklanan nedenlerden ötürü, Türk Ceza Kanununun 567. maddesindeki "umumaaçık yerlerde" deyimi Anayasa ilkelerine aykırı olmadığından itirazınreddine karar verilmelidir.
AbdullahÜner ve Ahmet H. Boyacıoğlu ek gerekçe yazma haklarını saklı tutmuşlardır.
VI -SONUÇ:
TürkCeza Kanununun 567. maddesindeki "umuma açık yerlerde" deyimininAnayasa'nın 12. maddesine aykırı bulunmadığına ve itirazın bu nedenle reddine;
21/10/1975gününde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
Kâni Vrana
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Şekip Çopuroğlu
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Hasan Gürsel
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Şevket Müftügil
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
EKGEREKÇE
Olayınniteliği, Yerel Mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurmaktaki asıl amacı vekonunun her yöniyle açıklığa kavuşturulması bakımlarından aşağıdaki gerekçeninde bu kararın gerekçesine eklenmesini gerekli görmekteyim:
"D- Türk Ceza Kanununun 567. maddesindeki (Umuma açık yerlerde) deyimikaldırılınca Mahkemenin gerekçesinde öne sürüldüğü gibi kulüplerde oynanankumar oyunu yasaklanmış ve ceza yaptırımı içine alınmış olup olamıyacağının daincelenmesinde yarar görülmüştür:
Mahkemeningerekçesinde, yalnız üyelerin girebilecekleri (kulüpler) de oynanan kumarınyasaklanarak ceza yaptırımına bağlı tutulması gerektiği savunulmuş ve bununiçin de Türk Ceza Kanununun 567. maddesindeki (Umuma açık yerler) deyimininiptali için Anayasa Mahkemesine başvurulduğu anlaşılmıştır.
Yukarıdada belirtildiği gibi, Türk Ceza Kanununun 567. ve 568. maddelerinde ancak,(Umuma mahsus) ve (Umuma açık) yerlerde oynanan kumar oyunu suç sayılarakcezalandırılmıştır. (Umuma açık yerler) den ne anlaşıldığı bu yasanın 570.maddesinde aşağıdaki şekilde açıklanmıştır;
a -Hususi içtimalara mahsus olsa bile kumar âlet ve edevatının kullanılması içinücret alınan yerler,
b -Oyun oynamak mutat olan yerler,
c -Duhuliye verilmese bile oyun oynamak isteyen herkesin girebileceği yerler,
Umumaaçık yerlerden sayılmıştır.
TürkCeza Kanununun 567. maddesindeki (Umuma açık yerler) deyiminin kalkması halindemadde geri kalan diğer unsurlara göre ve yalnız (Umuma mahsus) yerlerde diğerdeyimle kahvehaneler, lokantalar, sinemalar, istasyonlar, pazaryerleri gibiyerlerde oynanan kumar oyunu suç olarak kalacak, yukarıda niteliği açıklanan(Umuma açık)yerlerde kumar oynanması suç olmaktan çıkacak ve böylelikle yalnızüyelerin girebileceği (Kulüp) lerde oynanan kumarın suç kapsamına gireceğişöyle dursun tersine maddenin kapsamı büsbütün daralmış olacak ve mahkemeningerekçesinde öne sürülen maksat - Yasada buna göre yeni bir düzenlemeyapılmadıkça - gerçekleşmiş de olmıyacaktır."
Üye
Abdullah Üner
EKGEREKÇE YAZISI
İtirazyoluna başvuran Mahkemenin Anayasa'ya aykırılık açısından öne sürdüğügerekçeler incelendiğinde göze çarpan yön şudur: Sözü edilen Mahkeme, kumarınyasaklanmasında toplum ve kişi açısından yarar görmekle ve bu kuralın her yerdeve her zaman uygulanmasını başka bir deyimle kulüplerde oynanan kumarın da suçsayılması için Türk Ceza Kanununun 567. maddesindeki "Umuma açıkyerlerde" deyiminin bu amaca varmak için iptaline karar verilmesiniistemektedir.
Sözüedilen 567. maddenin suç unsuru olarak öngördüğü iki terim üzerindedurulmasında zorunluk vardır.
Bunlardanbirincisi "umuma mahsus" yer kavramıdır. Kararda ("Umumamahsus" deyimi ile; pazar ve panayırlar, kahvehaneler, lokantalar,sinemalar, istasyonlar gibi herkesin kayıtsız ve şartsız girebileceği benzeriyerler) olarak tanımlanmıştır.
İkincikavram ise "umuma açık yerler" dir. Kararda, (özel toplantılara özgüolsa bile kumar araç ve gereçlerinin kullanılması için ücret alınan yerlerleoyun oynamak mutad olan yerler ve giriş ücreti verilmese bile oyun oynamakisteyen herkesin girebileceği yerler ifade edilmiştir) denilerek bu kavramaçıklanmaktadır.
İtirazyoluna başvuran mahkeme, umuma açık deyiminin iptalini isteyerek işi AnayasaMahkemesine getirirken kendi gerekçesine ters düşmektedir. Şöyleki umuma açıkyerler deyimi maddeden kalktığında kumar yönünden suç unsurları daralacak bugün suç teşkil eden kimi eylemler suç olma niteliğini yitirecektir. Oysamahallî mahkeme kumarın genişletilmesini değil tam tersine bütünüyle suç olmasıgörüşündedir. Bu durumda mahkemenin bu sonucu düşünmesi halinde itiraz yolunabaşvurmama olasılığı bulunduğunu da gözönünde tutmak gerekir.
Karardakiçoğunluk gerekçesini benimsemekle birlikte yukarıda açıkladığım gerekçeye dekararda yer verilmesi düşünce ve kanısındayım.
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu