ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1975/193
Karar Sayısı:1976/16
Karar Günü:16/3/1976
Resmi Gazete tarih/sayı:10.6.1976/15612
İtirazyoluna başvuran Mahkeme : İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi.
İtirazınkonusu: 15/5/1974 günlü, 1803 sayılı "Cumhuriyetin 50 nci Yılı NedeniyleBazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında Kanun" un 18. maddesinin (A) bendininiptali isteminden ibarettir.
I-OLAY :
Sanık,iki arkadaşı ile birlikte 22/11/1968 gecesi mağduru ıssız bir yere götürüpüzerindeki 1185 lirayı tehdit ederek almıştır. Bu suçla ilgili olarak yürütülensoruşturma boyunca sanık, kardeşinin kimliğini kullanmış ve bu nedenle26/11/1968 günü kardeşinin adiyle tutuklanarak cezaevine konulmuş ve tutukluolarak yargılanmıştır. Yargılama sonunda, sanığın 8 yıl 4 ay ağır hapis cezasıile cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına ilişkin 25/9/1972 günlühükümlülük kararı da yine kardeşi adına verilmiştir. Sanık bu şekilde gerçeksuçlu olarak, fakat başka bir ad altında konulduğu cezaevinden 2/4/1973 günükaçmıştır.
Sanığın,kardeşinin kimliğini kullandığı, firardan sonra yürütülen kovuşturma sırasındaortaya çıkmıştır. Bu durum üzerine, yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilerekyukarıda sözü edilen mahkûmiyet kararının iptaline, suçla ilgisi bulunmayankardeşinin beraatine, o ad üzerinden verilen tutuklama kararının gerialınmasına 20/10/1973 gününde karar verilmiştir. Bunun üzerine sanık hakkında22/11/1973 günlü iddianame ile, Türk Ceza Kanununun 64. ve 495. maddeleriyoluyla 497/1, ve 525. maddeleri uyarınca aynı Mahkemede kamu davasıaçılmıştır. Firar halinde olan sanık, ayrı bir suçtan dolayı yakalanarak1/9/1974 gününde başka bir yer hâkimliğince tutuklanmasından sonra yağmasuçundan dolayı yapılan sorgusunda, 1803 sayılı Af Yasasındanyararlandırılmasını istemiştir.
CumhuriyetSavcısı, sanık hakkında uygulanması gereken 1803 sayılı Af Yasasının 18.maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğunu öne sürmüş; davaya bakmakta olan Mahkemede bu savı ciddi görerek, anılan maddenin (A) bendinin iptali istemiyle AnayasaMahkemesine başvurmaya karar vermiştir.
III-YASA METİNLERİ:
1-İtiraz konusu Yasa kuralı:
15/5/1974günlü, 1803 sayılı Yasanın 18, maddesinin itiraz konusu A bendi şöyledir:
"Madde18/A- Firar halide olup da yurt içinde bulunanlar bu kanunun yürürlüğe girdiğitarihten itibaren 3 ay, yurt dışında bulunanlar bir yıl içinde resmi mercileremüracaatla teslim olmadıkları takdirde bu kanun hükümlerindenfaydalanamazlar."
2-Dayanılan Anayasa kuralı:
MahkemeninAnayasaya aykırılık gerekçesinde dayanak tutulan Anayasasının 92. maddesininbeşinci fıkrası şöyledir;
"Madde92/5- Millet Meclisi, Cumhuriyet Senatosundan gelen metni benimsemezse, her ikiMeclisin ilgili komisyonlarından seçilecek eşit sayıdaki üyelerden bir karmakomisyon kurulur. Bu komisyonun hazırladığı metin Millet Meclisine sunulur.Millet Meclisi, karma komisyonca veya Cumhuriyet Senatosunca veya daha öncekendisince hazırlanmış olan metinlerden birini olduğu gibi kabul etmek zorundadır.Cumhuriyet Senatosunda üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kabul edilmiş olanmadde değişikliklerinde, Millet Meclisinin kendi ilk metnini benimsemesi içinüye tamsayısının salt çoğunluğunun oyu gereklidir. Bu halde açık oyabaşvurulur."
IV-İLK İNCELEME :
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 25/11/1975 gününde; Kani Vrana,Şevket Müftügil, Halit Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, ŞekipÇopuroğlu, Fahrettin Uluç, Muhittin Gürün, Lütfi Ömerbaş, Hasan Gürsel, AhmetSalih Çebi, Adil Esmer, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nunkatılmalarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında aşağıdaki sorunlar üzerindedurulmuştur.
1-Bakılmakta olan bir davanın varlığı sorunu;
Sanık,Kardeşinin kimliği ile yargılanmış ve mahkemece suçu saptanarak hükümlülükkararı verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Bu durum gözönünde tutulunca,bakılmakta olan bir davadan söz edilmemek gerekir. Ne varki bu karar sanığındeğil, suçla ilgisi olmayan bir başka kişi hakkında verilmiştir. Anılan kişikararın kesinleşmesi ile birlikte Adli sicil kayıtlarına suçlu olarakgeçmiştir. Bu sicil, 4664 sayılı Adli Sicil Kanununun 3. maddesine göre, ancakyargılamanın yenilenmesi yoluyla etkisiz hale sokulabilir. Başka bir anlatımla,sözü edilen kişi açısından yargılamanın yenilenmesi yoluna gitmek ve onu beraatettirmek yasal bir zorunluk idi. Olayda Mahkemece de bu yolda işlemyapılmıştır. Bunun sonucu olarak, ortada asıl suç faili sanığıncezalandırılmasına temel tutulacak bir hüküm de kalmamış bulunması nedeniylesanık hakkında gerçek kimliğine göre kamu davası açılmıştır. Halen bu davayabakılmakta olduğundan, itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma koşulu buyönden gerçekleşmiştir.
NihatO. Akçakayalıoğlu bu görüşe katılmamıştır.
2-İtiraz konusu kuralın, bakılmakta olan davada uygulama yeri olup olmadığısorunu:
Yukarıdada açıklandığı gibi, suçu işlemesi üzerine sanık yakalanmış ve fakat yargılama,bildirdiği kimliğe göre sürdürülerek sanık olmayan bir kişi hakkında hükümlülükkararı verilmiştir. Hüküm kesinleştikten sonra sanık ceza evinden kaçmışişlediği bir başka suçun soruşturması sonunda olayın böyle geçtiği anlaşılmış,yargılamanın yenilenmesi yolu ile hükümlülük kararı kaldırılarak suçu işleyensanığın yeniden yargılama işlemine başlanmıştır.
Anayasa'nın151., Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve yargılama Usulleri hakkında 44 sayılıKanunun 27. maddelerinde bir davaya bakmakta olan mahkemenin o dava nedeniyleuygulanacak bir kanunun hükümlerini Anayasa'ya aykırı bulması veya bu yolda önesürülen itirazı ciddi görmesi hallerinde Anayasa Mahkemesine başvurma hakkıdüzenlenmiştir.
Ortadagörülmekte olan bir davanın bulunduğu açıktır: Suçun Af Yasasının öngördüğüdönem içinde işlenmiş olması Mahkemenin herşey den önce o Af Yasasının o davadauygulanıp uygulanmayacağı, başka bir deyimle 18/A maddesini ele alıp firarhalinin bulunup bulunmadığını ve böylece sanığın aftan yararlanıpyararlanmayacağını saptaması gerekir. Bu bakımdan 18/A maddesinin de bu davadauygulanacak kanun hükmü olduğu kuşkusuzdur.
TürkCeza Kanununun 298. maddesinde firar, bir kimsenin bir suçtan dolayı kanundairesinde tutuklandıktan sonra kaçması olarak tanımlanmıştır olayda iseyakalanan ve suçu işleyen sanıktır. Fakat, sanık kendi kimliği yerinekardeşininkini bildirdiğinden, yargılama işlemleri bu yolda sürdürülmüştür,sanığın yalnız kimliğinde sapma olması nedeniyle hükümlülük kararınınkaldırılması, onun sanık olmadığı anlamına gelmez. Sanık başkasının kimliği ileyargılandığını ve hükümlülük kararı verildiğini bildiği halde cezaevindenkaçmış ve böylece fiili firar haline düşmüştür. Sonradan kimliğini verdiğikişinin yargılamanın yenilenmesi yolu ile beraat ettirilmesi ve bu hususu asılsanığın bilmemesi, 1803 sayılı Af Yasasının 18/A maddesinin görülmekte olan budavada uygulanması gerekmeyeceği biçimi de bir düşünceye elverişli değildir.Çünkü, sözü edilen Yasanın yürürlüğe girdiği 18/5/1974 gününden başlayaraksanık yetkili mercilere teslim olmamıştır. O halde itiraz yoluna başvuranMahkeme itiraz konusu kuralı bakmakta olduğu davada uygulama durumundabulunmaktadır. Bu bakımdan Mahkeme itiraz konusu kuralın Anayasaya aykırılığınıöne sürerek Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir.
KaniVrana ve Nihat O. Akçakayalıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.
3-Anayasaya Mahkemesinin görevi sorunu:
İtirazkonusu kural, bazı suç ve cezaların affına ilişkin yasada yer almaktadır, affailişkin yasaların Anayasaya uygunluk denetimine bağlı tutulup tutulamayacağıkonusu ayrıca görüşülmüş ve Anayasa Mahkemesinin bu alanda da görevli olduğusonucuna varılmıştır. Bu sonuca ilişkin gerektirici nedenler AnayasaMahkemesinin 2/7/1974 günlü, E.: 1974/19 K.: 1974/31 sayılı kararında tümüyleaçıklanmış olduğundan (Resmi Gazete, gün: 12/7/1974 Sayı: 14943) buradayenilenmesine gerek görülmemiştir.
HalitZarbun bu görüşe katılmamıştır.
4-Esasın incelenmesindeki sınır sorunu:
1803sayılı Af Kanununun 18. maddesinin (A) bendinde, firar halinde olup da yurtiçinde bulunanların 3 ay, yurt dışında bulunanların l yıl içinde teslimolmadıkları takdirde Af Kanunu Hükümlerinden faydalanamayacaklarıbelirtilmektedir. Anılan bent hükmünün, yurt dışında bulunanlara ilişkinbölümünün bakılmakta olan bu davada uygulanacak kanun hükmü kapsamına girmediğiortadadır. Bu bakımdan itiraz konusu (A) bendinin firar halinde olup da yurtiçinde bulunanlarla ilgili hükmü ile sınırlı olarak esas hakkındainceleme,yapılması gerekmektedir.
NihatO. Akçakayalıoğlu bu görüşe katılmamıştır.
İlkinceleme sonunda aşağıdaki karar verilmiştir.
"l-İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkisiolduğuna Kani Vrana ve Nihat O. Akçakayalıoğlunun karşıoylarıyle ve oyçokluğuile;
2-İşin incelenmesi, Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkisi içinde bulunduğunaHalit Zarbun'un karşıoyu ile ve oyçokluğu ile;
3-Dosyanın eksiği bulunmadığından, işin esasının 15/5/1974 günlü, 1803 sayılı AfYasanın 18. maddesinin (A) bendinde yer alan hükmün sadece yurt içindebulunanlar yönünden sınırlı olarak incelenmesine, Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun(A) bendinin tümünün esas inceleme kapsamı içine alınması gerektiği yolundakikarşıoyu ile ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.
V-ESASIN İNCELENMESİ
İtirazınesasına ilişkin rapor, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin gerekçeli kararı veekleri, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa hükümleri ve konu ileilgili öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü;
l-İtiraz konusu kuralın biçim yönünden Anayasaya aykırı olup olmadığı sorunu:
İtirazkonusu kural. Cumhuriyetin 50 nci Yılı Nedeniyle Bazı Suç ve Cezaların Affınıöngören Kanun teklifinin 17. maddesi olarak yasama organının önüne gelmiş veaşağıda belirtilen işlemlere tabi tutularak yasalaşmıştır.
MilletMeclisi sözü edilen maddeyi, Millet Meclisi Adalet Komisyonunun düzenlediğibiçimde, Cumhuriyet Senatosu da Millet Meclisinden geldiği haliyle ve olduğugibi kabul etmiş, yalnız madde numarasında değişiklik yapmıştır. Gerçekten itirazkonusu kuralı kapsayan madde Millet Meclisince kabul edilen metinde 19. sıranumarasını almış. Cumhuriyet Senatosu madde metnini olduğu gibi kabul etmeklebirlikte numarasını 18 olarak değiştirmiştir. Kanun teklifinin kimimaddelerinin Cumhuriyet Senatosunca uğradığı değişiklikler nedeniyle Anayasanın92/4. maddesi gereğince Millet Meclisine geri dönmesinden sonra, 8. ve 21.maddelerin teklif metninden çıkarılması ve buna bağlı olarak da 9., 17., 19.,20., 23. ve 24. sıra sayılarının değiştirilmiş olması Millet Meclisincebenimsenmemiş ve bu maddeler de, içeriğinde Cumhuriyet Senatosunca değişiklikyapılmış ve fakat bu değişiklik Millet Meclisince benimsenmemiş olan diğermaddelerle birlikte karma komisyona gönderilmiştir.
Buradaönemli olan ve üzerinde durulması gereken husus, Cumhuriyet Senatosunun, sadecemadde numaralarını değiştirdiği, içeriğini ise Millet Meclisinden geldiğihaliyle ve olduğu gibi kabul ettiği madde metinlerinin, Anayasanın 92.maddesinin 4. fıkrasında açıklandığı üzere, değiştirilerek kabul edilmeanlamına gelip gelmediğinin, başka bir deyimle kanun tasarı veya teklifininmadde sıralarını gösteren sayıların, o maddelerin metnine dahil olupolmadığının incelenerek saptanmasıdır.
MilletMeclisi içtüzüğünün 86. maddesinde "Meclis Başkanlığı kanun tasarı vetekliflerini Anayasa dili, kanun yazılış tekniği bakımından incelemeklegörevli, yeteri kadar uzmandan kurulu bir heyet teşkil eder. Bu heyetkomisyonlara danışmanlık yapar.
Kanuntasarı veya teklifinin Millet Meclisince kabulünü gerektirecek oylamanınyapılmasından önce, metinde yazılış veya sıra bakımından bozukluk olduğu veyamaddi hatalar bulunduğu ileri sürülürse ve esas komisyon veya Hükümet bu görüşekatılırsa, metin, esas komisyona geri verilir. Bu şekilde düzeltilen maddeler deyeniden oylanır." Cumhuriyet Senatosu içtüzüğünün 76. maddesinde de"tasarı veya teklifin, kesin olarak oylanmasından önce, ibare ve üslûpveya tertip itibariyle hatalı olduğu bir üye veya komisyon tarafından ilerisürülür ve bu iddia Genel Kurulca yerinde görülürse metin ilgili komisyona geriverilir. Yapılan düzeltmelerin oya sunulması lâzımdır." yolunda kurallaryer almaktadır.
İçtüzükkurallarının incelenmesinden, Yasama Meclisleri içtüzüklerinin madde sırasayılarını, madde metinleri dışında tuttuğu ve bu sayılardaki düzeltmeleri"sıra bakımından bozukluk" ve "tertip itibariyle hatalı"biçiminde ele aldığı ve bu bozukluğu veya tertip hatasını giderici yöntemisaptadığı açıkça görülür, içtüzüklerin bu kuralları ele alındığında MilletMeclisinde kabul edilen bir madde metninin, Cumhuriyet Senatosunca madde sıranumarası değiştirilerek aynen kabul edilmesi, o madde metninin değiştirilerekkabul edildiği anlamına gelmemektedir. Öte yandan Anayasanın 156. maddesininikinci fıkrası "madde kenar başlıkları, sadece ilgili oldukları maddelerinkonusunu ve maddeler arasındaki sıralanma ve bağlantıyı gösterir. Bu başlıklar,Anayasa metninden sayılmaz" yolunda bir kural getirmiştir. Anayasa, kenarbaşlıkların Anayasa metninden olmadığını açıklamak ve bu konuda bir kuralkoymak zorunluğunu duyduğu halde madde sıra numaralarından hiç sözetmemektedir. Bununla beraber kenar başlıkların, maddelerin konusunu vemaddeler arasındaki sıralanma ve bağlantıyı gösterdiğini bildiren Anayasadan,maddelerin sadece sıralarını belli etmekten ibaret sayılar hakkında ayrıca birkural koyması da esasen beklenemezdi. Demek ki madde sıra sayılarının Anayasametninden olmadığı bu konuda bir kural getirilmeyecek derecede açıktır. O haldeAnayasa'dan çıkarılan anlam dahi içtüzük kurallarını doğrular niteliktedir.
Buaçıklamalara göre madde sıra sayılarına, maddeler arasındaki sıralamayıgöstermekten ötede bir anlam vermek ve onu madde metninin ayrılmaz bir öğesisaymak kanun yapma tekniğine ters düştüğü gibi Anayasa'nın 92. maddesindekiilke ile de bağdaşmaz. Çünkü bir maddenin içerdiği kurallar yönünden MilletMeclisi ve Cumhuriyet Senatosunca aynen kabul edilerek kesinleşmesinden sonrasırf Cumhuriyet Senatosunun madde sıra sayısını değiştirmiş olması nedengösterilerek Millet Meclisince karma komisyona gönderilmesi, o maddenin buyolla yeniden düzenlenmesine ve yeni kuralların yasalaşmasına olanak verir ki,bu sonucun Anayasa'nın 92. maddesiyle güdülen ereğe ters düştüğü ortadadır.
Özetlemekgerekirse, itiraz konusu kuralı kapsayan madde, Millet Meclisinden geldiğihaliyle Cumhuriyet Senatosunca kabul edilmekle kesinleşmiştir. Madde sırasayısının Cumhuriyet Senatosunca değiştirilmiş olması kesinleşen metne bir etkiyapmamıştır. Bununla birlikte söz konusu maddenin karma komisyona gönderilmesiişlemi, karma komisyonun Cumhuriyet Senatosu metnini aynen kabul etmesinedeniyle Anayasa'ya aykırı bir sonuç ortaya koymamış, fazladan yapılan birişlem derecesinde kalmıştır. Bu nedenlerle itiraz konusu kural biçim yönündenAnayasa'ya aykırı değildir.
NihatO. Akçakayalıoğlu bu sonuca ek ve değişik gerekçe ile katılmıştır.
2-İtiraz konusu kuralın esas bakımından Anayasa'ya aykırı olup olmadığı sorunu :
YerelMahkemenin itirazı, yalnız biçim yönünden Anayasa'ya aykırılık savınadayanmaktadır. Fakat "22/4/1962 gün, 44 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun"un 28. maddesi gereğinceAnayasa Mahkemesi öne sürülen gerekçelerle bağlı değildir. Bu nedenle anılankuralın esas yönünden Anayasa'ya aykırı olup olmadığı da incelenmiştir.
1803sayılı Yasa'nın 18. maddesinde yer alan itiraz konusu kural, firar halinde olupda yurt içinde bulunanların, yasanın yürürlük gününden itibaren üç ay içinderesmi mercilere müracaatla teslim olmamaları halinde bu yasa hükümlerindenyararlandırılmamalarını öngörmektedir. Aynı nitelikteki kural, daha önceçıkarılmış olan 113, 218, 780 sayılı Af Yasalarında da yer almıştır.
Öteyandan, Anayasanın yasama organını affın kapsamını belli etmeye, aftanyararlanmayı kimi koşulların gerçekleşmesine bağlı tutmaya da yetkili kıldığıaçıktır. Kaldı ki itiraz konusu kuralla teslim olma ve üç aylık sürekoşullarının saptanmış olmasından da Anayasaya aykırı bir yön yoktur. Bunedenlerle itiraz red edilmelidir.
SONUÇ:
15/5/1974günlü, 1803 sayılı "Cumhuriyetin 50 nci Yılı Nedeniyle Bazı Suç veCezaların Affı Hakkında Kanun" un 18. maddesinin (A) bendinde yer alankuralın yurt içinde bulunanlar yönünden sınırlı olarak yapılan incelenmesisonunda : İtiraz konusu kuralın biçim ve esas yönünden Anayasa'ya aykırıolmadığına ve bu nedenle iptal isteminin reddine,
16/3/1976gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Kâni Vrana
Başkanvekili
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Şekip Çopuroğlu
Üye
Fahrettin Uluç
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Hasan Gürsel
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
İlkinceleme evresinde verilen 25/11/1975 günlü kararın 1. maddesine ilişkinkarşıoy:
22/11/1968gününde işlediği yağma suçundan ötürü yakalanan sanık, sorgusu sırasındakardeşinin kimliğini bildirmesi sonucu kardeşi adına verilip, kesinleşen cezayıçekmekte iken 2/4/1973 gününde ceza evinden kaçmıştır. Ancak, yanlış kimlikverme durumunun saptanması üzerine kardeşinin adına verilip kesinleşmiş bulunanhükümlülük kararı, yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurularak kesin biçimdeortadan kaldırılmış ve sonra da kendisi hakkında asıl kimliği ile 22/11/1973gününde açılan yeni davada sorgusu başka bir suç nedeni ile tutuklu bulunduğuyer hâkimliğince yapılmıştır.
Sanıkhakkında bu olayda Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre var kabul edilebilecekdava, 22/11/1973 günlü iddianame ile açılan ikinci dava olduğundan, ötekidavada kardeşinin kimliği ile tutuklanarak konulduğu cezaevinden kaçmışbulunması, sanığın ikinci davada firar halinde sayılmasını gerektiremez. Çünkü,sorgusunun yapıldığı güne kadar sanık kendisi hakkında ikinci davanın açılmışolduğundan resmen ve dolayısiyle kanunen haberdar değildir. Diğer yönden,sanığın ilk kez yakalandığında kardeşinin kimliğini vermek yoluyle suçununyasal sonuçlarından kurtulmak gibi gizli bir amaçla hareket etmiş olması,koşullara dayandırılmış cezasal hukuki ve kanuni durumu değiştirmek için birneden de sayılamaz. Kaldı ki, suç ve ceza sorumluluğu kişisel ve bireysel vedolayısiyle ceza davası da kişisel olduğundan, bu konuda yapılacak birkarşılaştırma ile de birinci davadaki kaçma olayını ikinci davada etkiligörmeye kanunen olanak yoktur. Nitekim, birinci dava ve sonuçlarınınyargılamanın yenilenmesi yolu ile tüm ortadan kaldırılmış bulunması, yukarıdakikabulü doğrulamaktadır.
Demekki, Mahkeme, itiraz yoluna başvurduğu ikinci davada sanığın firar halindebulunmaması nedeni ile 1803 sayılı Af Kanununun 18. maddesinin (A) bendindeyeralan "Firar halinde olup da yurt içinde bulunanlar bu Kanunun yürürlüğegirdiği tarihten başlayarak 3 ay, ......içinde resmi mercilere müracaatlateslim olmadıkları takdirde bu Kanun hükümlerinden faydalanamazlar"biçimindeki kuralı, esasen uygulama durumunda bulunmamaktadır.
Ohalde, ilk inceleme evresinde verilmiş bulunan 25/11/1975 günlü kararın"itiraz yoluna başvuran Mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurmağa yetkisiolduğuna" ilişkin bölümüne, itiraz edilen kuralı Mahkeme bakmakta olduğudavada esasen uygulama durumunda bulunmadığından, itirazın Mahkemeninyetkisizliği bakımından reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesi ilekarşıyım.
Başkan
Kani Vrana
KARŞIOYYAZISI
İtirazkonusu kural, bazı suç ve cezaların affına ilişkin 1803 sayılı Kanunda yeralmaktadır. Bu işe bakmak Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkisi dışındadır. Buhusus 21/1/1975 günlü ve 15125 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Mahkememizin28/11/1974 günlü, 1974/34-50 sayılı kararına ilişkin karşıoy yazımdaayrıntılariyle açıklanmış bulunmaktadır. Burada tekrarına gerek görülmemiştir.Çoğunluğun görev ve yetkiye ait görüşüne bu kararda da katılmıyorum.
Üye
Halit Zarbun
KARŞIOYYAZISI
1)Mahkememizde görülmekte olan davanın ilk inceleme evresinde, sayınçoğunluğumuzdan, ayrıldığım yönler şunlardır;
a)Anayasal denetim için Mahkememize başvuran itirazcı mahkeme elinde,sürdürebileceği bir dava yoktur. Çünkü,
Soygunsuçundan hüküm giyen ve cezasını çekmeye başlayan suçlunun bir başkasının adınıkullanmış olması, onun, aynı suçtan gerçek kimliğine göre yenidenyargılanmasını değil, adalet işleri ile ilgili bir resmi belge düzenlenmesisırasında kimliği hakkında yalan söylediğinden T.C.K. nun 343. maddesine göreve ayrıca cezalandırılmasını gerekdirir. Böylece kurulacak hüküm, aynı zamanda,soygun nedeniyle verilmiş ceza kararının kim için olduğunu da belirliyecektir.
Birbölümü çektirilmiş ve başka bir olayda tamamı da çektirilebilecek ceza konusueylemden ötürü yeni bir isim için bir yeni hüküm kurmak, çekilmiş cezayı askıdabırakır. Başkasının adı altında çekilmiş cezanın yeni hükümdeki isim yönündenhesaba katılması zorunluğu ise, cezası verilmiş suç için yeni baştan yargılayıpikinci kez ceza kesmenin değil, önerdiğimiz, 343. madde ile ayrıca suçlamayolunun doğruluğunu gösterir.
b)İtirazcı mahkeme sürdürdüğü davada, iptalini istediği yasal kuralıuygulayamıyacakdır. Zira,
AnayasaMahkemesinden iptali beklenen 1803 sayılı Yasanın 18. maddesi yargılanmaktan"eylemli olarak kaçanlar" içindir.
Yasadayer alan "firar hali" nin, olaydaki gibi, "yargılanmakta olduğusırada gerçek kimliğini gizleme" durumunu dahi kapsadığı biçimdeyorumlanması dayanaksızdır.
İtirazcımahkemenin, hakkında 18. maddeyi uygulayacağım bildirdiği sanık gerek yukardakibendde ve gerekse Mahkememiz kararının olay bölümünde açıklandığı üzere,işlediği suç nedeniyle, soruşturma ve cezadan kaçmış değildir. Tam tersine,yargılanmış ve ceza giymiş ve cezasının bir bölümünü de çekmiştir.
c)Yukarda iki bent halinde açıkladığım nedenlere göre, sanık hakkında 1803 sayılıYasanın 18. maddesinin uygulanması ancak, 343. madde uyarı açılacak bir davadadüşünülebilirdi. Ele alınan durumda ise, gasp iddiası ile sürdürülebilecek vebir ceza ile sonuçlandırılabilecek bir davadan ve iptali istenen hükmünuygulama olasılığından sözedilemez.
2)Mahkememizde görülmekte olan davanın esasının incelenmesi sonuda, itirazınreddi kararına katılmama rağmen sayın çoğunluğun dayandığı gerekçeye karşıolmam şundandır:
a)Olaydaki gibi, yasal sıralamaya dokunmadan bir maddeyi yerinde bırakıp, gerçeksayıyı yani bir öncekinden sonra geleni vermek için, yalnız sayıda değişiklikyapmak, "Metin üzerinde bir değişiklik yapmak" değildir. Fakat, birtasarı ve teklifin her hangi bir maddesini, diğer maddelerle sıralanmasındaaldığı yerden çıkarıp başka bir yere koymak ise Anayasa'nın 92. madde 5. fıkrahükmünün işlemesi nedeni olan "Millet Meclisinin Cumhuriyet Senatosundan gelenmetni benimsememesi" başka deyimle, "Millet Meclisinin CumhuriyetSenatosundan gelen tasarı veya teklifi değiştirmesi" dir. Zira, maddelerhükümleri yasa bütününde aldıkları yerlere ve bu yerlerinde bırakılmaları veyabırakılmayışlarına göre yorumlanıp uygulanırlar.
Sayınçoğunluğun, işaretlediğim bu iki durumu birbirinden ayırmamış olmasınakarşıyım.
b)Kararın, sayın çoğunlukça benimsenen gerekçesinde "sırf C. Senatosununmadde sıra sayısını değiştirmiş olması neden gösterilerek Millet Meclisince karmakomisyona gönderilmesi, o maddenin bu yolla yeniden düzenlenmesine ve yenikuralların yasalaşmasına olanak verir" denilmektedir. Böyle bir düşünceninkararda yer alması bir çelişkidir.
Çünkü:
AnayasaMahkemesi, metinde yer alan madde sayısı değişikliğinin Anayasa nm 92. maddesi5. fıkrasının uygulanmasını gerektirecek bir neden olup olmadığını saptamakdurumundadır, inceleme konusuna göre, yetkisi de bundan ibarettir.
Eğer,madde sırasının değiştirilmesi, anılan 92. madde hükmünün uygulanmasınıgerektirecek nitelikte ise, Anayasa Mahkemesi, bunu önleyemez. AnayasaMahkemesi, Anayasa'nın herhangi bir hükmünün işleyişini önlemekle değil, tamtersine bu hükümleri işlemeye geçirmekle yükümlüdür.
İtirazkonusu kuralı kapsayan madde sayısındaki değişiklik yüzünden 92. maddenin 5.fıkrasının düzenlediği "mekik sistemi" ni çalışmaktan alıkoymayaneden aramak, aslında, bu sistemin işletilmesi için Anayasa'nın öngördüğükoşulların varlığını kabullenmektir. Buna karşın sistemi işletmemek ise birdiğer çelişkidir.
SONUÇ:Yapılmış olan yalnızca, 1803 sayılı Kanunun iptali istenen hükmü kapsayan maddesayısının (bu maddenin yasadaki yerine dokunmadan ve bir öncekine göre)düzeltilmesinden ibaret olduğu için Anayasaya aykırılık yoktur.
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu