ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1975/200
Karar Sayısı:1976/9
Karar Günü:10/2/1976
Resmi Gazete tarih/sayı:10.5.1976/15583
İtirazeden Mahkeme: 9. Tümen Askeri Mahkemesi.
İtirazınkonusu: 22/5/1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 25/5/1972 günlü,1590 sayılı Kanunla değişik 95. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (d) bentlerininAnayasanın 62. ve 28. maddelerine aykırılıkları nedeniyle iptalleri istemidir.
I.OLAY :
926sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanununun kapsamına giren subay,astsubay, uzmançavuş ve uzman jandarma çavuşları iş güçlüğü ve iş riskizamlarının ödenmesi hakkındaki kararın 23/12/1974 günlü, 7/9207 sayılı BakanlarKurulu Kararnamesiyle kabulü ve 31/12/1974 gününde Resmi Gazete'de yayınlanmasıüzerine bu kararla astsubaylar için saptanan zamları az bulan ve kocalarınaböylece haksızlık edildiğini ileri süren Kars'taki askeri birliklerde görevli55 astsubay eşinin, olayı 24/1/1975 günü yaptıkları gösteri yürüyüşü ilekınamaları ve 3 astsubay eşinin de, gösteriye katılanların Askeri Ceza Kanununagöre suçlandırılmakta ve ifade vermeye zorlanmakta olduklarından ve bir kaçınıngözaltına alındığından, eşleri astsubayların derhal başka yerlereatandıklarından söz ederek, yürüyüş komitesi adına 25/1/1975 günü Başbakan'abirlikte tel çekerek şikâyette bulunmaları nedeniyle hepsi hakkında 9. TümenAskeri Savcılığınca 11/2/1975 ve eki 13/3/1975 günlü iddianamelerle bu tümenAskeri Mahkemesinde kamu davaları açılmış; gösteri yürüyüşü yapanların AskeriCeza Kanununun 25/5/1972 günlü, 1590 sayılı Kanunla değişik 95. maddesinin 1.fıkrasının (d) bendine, birlikte şikâyette bulunanların da aynı fıkranın (c)bendine göre cezalandırılmaları istenmiştir.
9.Tümen Askeri Mahkemesi, sanıkları yargılayıp, savcının esasa ilişkin iddiasınıve sanıkların da savunmalarını aldıktan sonra, davada uygulanması istenenAskeri Ceza Kanununun değişik 95/1. maddesinin (c) bendinin Anayasa'nın 62.maddesine ve (d) bendinin de Anayasanın 28. maddesine aykırı görüldüğünübelirterek, dosyanın Anayasanın 151. ve 44 sayılı Kanunun 27. maddeleriuyarınca Anayasa Mahkemesine gönderilmesine 13/11/1975 gününde oybirliğiyle kendiliğindenkarar vermiştir.
III.YASA METİNLERİ :
A)22/5/1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 25/5/1972 günlü, 1590 sayılıKanunla değişik 95. maddesi:
"Madde95- 1. Hakkı ve görevi olmadığı halde askeri muamelât, teşkilât, harekât,tesisat veya tertibata müteallik işler hakkında :
a)Müzakere veya istişare için asker kişileri topluyan,
b)Birlikte beyanat veya şikayette bulunmak üzere imza toplıyan
c)Birlikte beyanat veya şikâyette bulunan,
d)Her ne suretle olursa olsun gösteri veya tezahüratta bulunan,
Kimolursa olsun altı aydan üç seneye kadar hapsolunur.
2.(a) fıkrasında yazılı toplantıya bilerek katılanlar ile (b) fıkrasında yazılıbeyanat ve şikayetlere imza koyanlar altı aya kadar hapsolunur.
3.Kendisine özel bir mezuniyet verilmediği halde, görevi ve sıfatı icabı muttaliolduğu askeri muamelât, teşkilât, hareket, tesisat veya tertifaata müteallikişler hakkında beyanat veren, yazı veya sair surette açıklamada bulunanlar herkim olursa olsun, fiili daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde altı aydanüç seneye kadar hapsolunur.
4. Astlık- üstlük münasebetlerini zedelemeye, âmir veya komutanlara karşı güven hissiniyok etmeye matuf olarak alenen tahkir veya tezyif edici fiil ve herekettebulunanlar altı aydan üç seneye kadar hapsolunur.
5-Bu maddede yazılı suçların basın yoliyle işlenmesi halinde ceza artırılarakverilir.
6.Bu maddenin 3 ve 4 ncü fıkralarında yazılı suçlar hakkındaki soruşturma icrasıMilli Savunma Bakanının iznine tabidir."
Bumaddenin birinci fıkrasının (c) ve (d) bentlerinin iptali istenmiştir.
B)Mahkemenin dayandığı Anayasa kuralları:
"Madde28- Herkes, önceden izin almaksızın, silâhsız ve saldırısız toplama veyagösteri yürüyüşü yapma hakkına sahiptir.
Buhak, ancak kamu düzenini korumak için kanunla sınırlanabilir."
"Madde62- Vatandaşlar, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetlerihakkında, tek başlarına veya topluca, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük MilletMeclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.
Kendileriyleilgili başvurmaların sonucu, dilekçe sahiplerine yazılı olarakbildirilir."
IV.İLK İNCELEME :
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 155. maddesi uyarınca 9/12/1975 gününde Kani Vrana,Şevket Müftügil, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Halit, Zarbun, Ziya Önel, AbdullahÜner, Ahmet Koçak, Sekip Çopuroğlu, Muhittin Gürün, Lütfi Ömerbaş, HasanGürsel, Ahmet Salih Çebi, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nunkatılmaları ile yapılan ilk inceleme toplantısında, aşağıdaki konular üzerindedurulmuştur :
l-Sanıklar, kendilerine yüklenen gösteri yürüyüşü eylemini, Milli SavunmaBakanlığınca düzenlenen ve Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan işgüçlüğü ve iş riski ek ödemelerinin subaylarınkine oranla azlığına ve birlikteşikâyeti ise; bu yürüyüş nedeniyle askeri idarenin gerek kendileri ve gerek eşleriastsubaylar hakkındaki işlemlerine karşı yapmışlardır.
926sayılı Kanun kapsamına giren subay, astsubay, uzmançavuş ve uzman jandarmaçavuşlara iş güçlüğü ve iş riski zammı ödenmesi, sözü geçen kanuna 31/7/1970günlü, 1323 sayılı Kanunla eklenmiş olan 3. madde ile kabul edilmiştir;ilgililere hangi görevleri için ne miktar zam ödeneceği ve uygulaması 1976 yakadar Milli Savunma, içişleri ve Maliye Bakanlıklarınca hazırlanan esaslaragöre oluyordu. 20/1/1976 günlü, 1933 sayılı Kanunla yapılan değişikliğe göre buesaslar, Genel Kurmay Başkanlığı ile Milli Savunma Bakanlığının birlikte lüzumgöstermeleri üzerine Maliye Bakanlığının görüşü alındıktan sonra, Mili SavunmaBakanlığının teklifi ile Bakanlar Kurulunca saptanacaktır.
Mahkemeninbakmakta olduğu davadaki olayların nedenim oluşturan bu iş güçlüğü ve iş riskizammı kararı ve eki çizelgeleri, bunları yürürlüğe koyan 23/12/1974 günlü,7/9207 sayılı Kararname metninden de anlaşılacağı üzere, Maliye Bakanlığınınolumlu görüşü alındıktan sonra Milli Savunma Bakanlığınca hazırlanmıştır. Sözkonusu iş güçlüğü ve iş riski zammının kanunların gösterdiği yöntemlere görehazırlanışı yukarıdaki açıklamalar karşısında "askeri muamelât" dansayılması gerekli bir işlem olup, tümü sivil olan sanıkların bu yolla Askeri CezaKanunun değişik 95. maddesiyle bağlantıları kurulmakta ve 9. Tümen AskeriMahkemesinde yargılanmaları da 25/10/1963 günlü, 353 sayılı "AskeriMahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu" nun 8/6/1972 günlü, 1596sayılı Kanunla değişik II. maddesinin (A) fıkrası ve aynı kanunun 22. maddesigereği bulunmaktadır.
2-Mahkemenin iptal isteği ile ilgili Askeri Ceza Kanununun değişik 95. maddesinin1. fıkrasında unsurları ayrı 4 çeşit suç vardır ve sanıkların işledikleri ilerisürülen gösteride ve birlikte şikâyette bulunmaktan ibaret eylemler, bu fıkradayazılı "askeri muamelât, teşkilât, harekât, tesisat veya tertibatamüteallik işler" den sadece "askeri muamelât" ile ilgilidir.
Bunedenlerle ve dosyada başka bir eksiklik de bulunmadığından işin esasının; 22/5/1930günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 25/5/1972 günlü, 1590 sayılı Yasa iledeğişik 95. maddesinin 1. fıkrasının (c) ve (d) bendlerinin "askerimuamelât" ile ilgili işlerle sınırlı olarak incelenmesine oybirliğiylekarar verilmiştir.
V.ESASIN İNCELENMESİ:
İtirazınesasına ilişkin rapor, 9. Tümen Askeri Mahkemesinin gerekçeli kararı, iptaliistenen yasa hükümleri, bu isteğe dayanak olarak gösterilen Anayasa kurallarıve gerekçeleri ve konu ile ilgili öteki metinler ve belgeler okunup incelendiktensonra, gereği görüşülüp düşünüldü :
ÖnceAskeri Ceza Kanununun iptal isteği ile ilgili 95. maddesinin niteliği ve MilliSavunma Hizmetleri bakımından önemi ve maddenin 1972 de yeniden düzenlenmesinizorunlu kılan nedenler kısaca belirtildikten sonra, itiraz edilen yasahükümlerinin Anayasa kurallarına uygunluğu konusu İncelenecektir :
A)22/5/1930 günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 95. maddesi 1972 dedeğiştirilmeden önce şöyle idi:
"Madde95- 1. Hakkı ve vazifesi olmadığı halde askeri muamelât, teşkilât ve tesisatveyahut tertibata müteallik işler hakkında müzakere ve istişare için askeritoplayan veya bu gibi hususlar hakkında birlikte beyanat ve şikâyette bulunmaküzere imza toplayan her kim olursa olsun üç seneye kadar hapsolunur.
2.Böyle bir toplanmağa bilerek gelen veya beyanat ve şikâyetlere iştirak edenaltı aya kadar hapsolunur." (2. Tertip Düstur, Cilt : 11, S. 387).
Yurdumuzu,bağımsızlığımızı ve Cumhuriyeti dış ve iç düşmanlara karşı korumak ve kollamakgörev ve sorumluluğunu yüklenmiş olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin, bu hayatigörevi tam olarak yerine getirebilmesi için, harp sanatını öğrenmesi kadar,üstün bir disiplin düzeyinde bulunması da zorunludur. Askerliğin temeli olandisiplin, ordu içinde, kanunlara ve nizamlara riayetin ve âmirlere mutlakitaatin gevşemesi ile bozulabileceği gibi, dıştan gelebilecek sorumsuzdavranışlarla da etkilenebilir. Askeri Ceza Kanununun beşinci faslında"askeri itaat ve inkiyadı bozan suçlar" arasında yer almış bulunan95. madde, 1. fıkrası ile daha çok ordu dışından gelebilecek disiplin bozucukimi davranışları önlemek istemiştir. Hakkı ve görevi olmadığı halde bu fıkradasayılan konularla ilgili olarak müzakere ve istişarede bulunmak için askerkişileri toplamak, birlikte beyanat veya şikâyet için onlardan imza almak,birlikte beyanat ve şikâyette, gösteri ve tezahüratta bulunmak, gibidavranışların ordu düzenini, âmire mutlak itaati ve ona olan güven hissinizedeleyeceği kuşkusuzdur. Nitekim maddenin değişiklik gerekçesinde deaçıklandığı gibi son yıllarda orduya dıştan yönelmiş kimi davranışlarkarşısında Askeri Ceza Kanununun 95. maddesi, silâhlı kuvvetlerin yürütmekteolduğu hizmet ve faaliyetleri tam olarak koruyamaz bir duruma gelince bumaddenin yeniden düzenlenmesi gerekmiş ve 25/5/1972 günlü, 1590 sayılı Kanunladeğiştirilmiştir.
Değişiklikgerekçesinde aynen "Bu maddenin yürürlükte bulunan şekli, günümüzün sosyalyaşantısında belirgin hale gelmiş bir takım sosyal ve politik gelişmelernedeniyle Türk Silâhlı Kuvvetlerinin Kanunlarla belli edilmiş yetkilerçerçevesinde yürütmekte olduğu hizmet ve faaliyetlerini gereği gibi himayeedemez bir duruma gelmiş, bu suretle yetkili askeri şahısların hizmetleriniolumlu bir şekilde yerine getirmeye matuf gayret ve çalışmaları, silâhlıkuvvetler dışındaki sivil kişiler veya bu kişiler tarafından ancak öncedenbelli edilmiş amaçlar için kurmuş oldukları cemiyet veya benzeri teşekkülleriamaçlarından saptırmak suretiyle bu örgütleri ve davranışlarını silâhlıkuvvetler hizmetleri aleyhine etkileme çabalan gösterilmiştir."denmektedir. (M. M. T. D., Dönem: 3, Toplantı : 2, Birleşim : 93-96 Cilt : 24,S. Sayısı : 515, S: 1-2).
Görülmektedirki 95. madde bu konudaki gereksinmeleri karşılamak bakımından daha elverişlibir duruma getirilmiştir.
B)Mahkemece itiraz edilen hükümlerin Anayasa kurallarına uygunluğu konusu:
l-Askeri Ceza Kanununun değişik 95. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi:
İtirazdabulunan Mahkemenin gerekçesinde, maddenin 1. fıkrasının (c) bendinin, her kimolursa olsun, hakkı ve görevi olmadığı halde askeri muamelata ilişkin işleriçin birlikte şikâyette bulunanların cezalandırıldığı ve böylece kişinin,kendisi veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında yetkili makamlarabaşvurma hakkının önlendiği, bu önlemenin ise Anayasa'nın 62. maddesine aykırıdüştüğü ileri sürülmektedir.
Anayasanın"vatandaşlar, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikâyetlerihakkında, tek başlarına veya topluca, yetkili makamlara ve Türkiye Büyük MilletMeclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir. Kendileriyle ilgili başvurmalarınsonucu, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir." biçimindeki 62.maddesi kişinin temel haklarından olan "siyasal haklar ve ödevler"bölümünde yer almıştır. Dilekçe ve şikâyet hakkının ne gibi durum ve koşullarlakısıtlanabileceği bu madde metninde belirtilmemiştir. Kişiye tanınan temelhakların, kamu yararı, milli güvenlik ve genel ahlâk gibi nedenlerle de olsaözüne dokunulamıyacağı anayasal bir kuraldır; ancak, kişinin, bu konudaalabildiğine sınırsız ve başıboş bir davranma hakkı olduğunun kabulü kimidurumlarda aile hayatını, sosyal yaşantıyı huzursuzluğa ve toplum çıkarlarınızarara sokabilir. Nitekim, Anayasanın 11. maddesinin birinci fıkrasında, temelhak ve hürriyetlerin, Devletin ülkesi ve milletiyle bütünlüğünün, Cumhuriyetin,milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu yararının, genel ahlâkın ve genelsağlığın korunması amacı ile veya Anayasanın öteki maddelerinde gösterilen özelsebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak ancak kanunlasınırlanabileceği belirtilmiş ve kanun koyucuya belli durumlarda bu haklarısınırlama yetkisi tanınmıştır.
Budurum karşısında, Askeri Ceza Kanununun değişik 95. maddesinin 1. fıkrasının(c) bendinin, Anayasanın 62. maddesi ile kişiye tanınmış başvurma hakkınınözüne mi dokunduğu, yoksa sınırlama niteliğinde mi olduğu konusu önemkazanmaktadır.
(c)Bendi kişiyi sadece, hakkı ve görevi olmadığı halde askeri muamelâta ilişkinişler hakkında birlikte beyanat ve şikâyette bulunmaktan alıkoymaktadır. Bunundışında, kişi tek başına, gerek başkaları ile birlikte olarak kendisiyle veyakamu ile ilgili olsun, her konu hakkında beyanat ve şikâyette bulunmakta özgürolduğu gibi, hakkı ve görevi ise askeri muamelata ilişkin işler hakkında dahibeyanatta ve şikâyette bulunabilecektir. Bu durum da göstermektedir ki kişinindilek ve şikâyet için yetkili makamlara başvurmasını sağlayan anayasal hakkınözüne dokunulmamış, bu hak çok dar bir konuda sınırlandırılmıştır. Bu sınırlamaise, yukarıda (A) bölümünde belirtildiği gibi, Silâhlı Kuvvetler için çok önemliolan ve yurt savunması ile yakın ilgisi bulunan ordu disiplininin bu türdavranışlarla zedelenmesini önlemek ve dolayısıyla milli güvenliği korumakamacı ile yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi daha önceki kimi kararlarında veözellikle, Anayasa nizamını, milli güvenlik ve huzuru bozan bazı fiillerhakkındaki 5/3/1962 günlü, 38 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmünün Anayasa'yaaykırı olmadığına ilişkin bulunan 8/4/1963 günlü, Esas: 1963/25, Karar: 1963/87sayılı, yine Türk Ceza Kanununun 141/1. ve 142/1. maddelerinin Anayasaya aykırıbulunmadığına ilişkin 26/9/1965 günlü, Esas: 1963/173, Karar:1965/40 sayılı veyine 1630 sayılı Dernekler Kanununun 35. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendindeyeralan ve derneklerin, Silahlı Kuvvetler personelinin hakları ile ilgili yasahükümlerinin uygulanmasını veya yeni hükümler konulmasını sağlamak yolundafaaliyette, bulunmalarını yasaklayan kuralın Anayasaya aykırı bulunmadığınailişkin 18, 19 ve 20 Aralık 1973 günlü, Esas: 1973/3, Karar: 1973/37 sayılıkararlarında, konular değişik olmakla beraber, hakkında iptal davası açılanveya mahkemelerce itiraz olunan yasa hükümlerinin temel hakların özünedokunmadığını, kamu yararı nedeniyle onları sınırladığını ve sınırlamalarınAnayasaya uygun bulunduğunu belirtmiştir. (Resmi Gazete: 18/7/1963-11457,25/7/1967-12656, 18/6/1974-14919; Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi: Sayı : l-Sayfa 221, Sayı 4-Sayfa 239, Sayı 11- Sayfa 298).
2-Askeri Ceza Kanununun değişik 95. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi:
İptalisteğinde bulunan 9. Tümen Askeri Mahkemesi (d) bendi hükmüne ilişkingerekçesinde; Anayasa'nın 28. maddesi ile herkesin önceden izin almaksızın,silahsız ve saldırısız toplanma veya gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahipolduğunu, bu hakkın, ancak kamu düzenini, koruma için kanunla sınırlanabileceğikuralının konmuş bulunduğunu, bu (d) bendi ile ise soyut olarak gösteri vetezahüratın yasaklanmış olması ile hakkın özüne dokunulmuş ve tümüyle ortadankaldırılmış olduğunu ileri sürmektedir.
Oysa,askeri idarenin askeri muamelât işlerinde aldığı kararların onu beğenmeyenkişilerce toplanma ve gösteri yürüyüşü ve tazahürat yapma nedeni sayılarakcaddelerde, alanlarda kınanması ordu disiplinini, sarsar, askeri hizmetiaksatır ve bu gibi davranışlar orduyu tedirgin ettiği gibi toplumu da rahatsızve huzursuz kılar. Askeri Ceza Kanununun değişik 95. maddesinin 1. fıkrasının(d) bendi hükmü, yukarıda (A) bölümünde belirtildiği gibi, silâhlı kuvvetlerindisiplin düzenini ve amirlere olan güven hissini bozmamak ve dolayısiyle milligüvenliği ve kamu düzenini korumak düşüncesi ile konulmuştur. Anayasanın 28.maddesinin ikinci fıkrası kuralına göre, toplanma ve gösteri yürüyüşü yapmahakkı kamu düzeni korumak için kanunla sınırlanabilir. Anayasa Mahkemesinin,Türk Ceza Kanununun 143. maddesinin, kişinin dernek kurma hakkını koruyanAnayasanın 29. maddesine aykırı olmadığına ve bu konudaki iptal isteğininreddine ilişkin 28/1/1964 günlü, Esas : 1963/128, Karar : 1964/8 sayılıkararında da belirtildiği üzere, "kamu düzeni" deyimi; toplumun huzurve sükununun sağlanmasını, devletin ve devlet teşkilâtının korunmasını ifadeetmektedir ve dış ve iç tehlikelere karsı devlet varlığının muhafazası demekolan "milli güvenlik" de kamu düzeni kavramının kapsamı içindedir. Buitibarla, kişinin toplanma ve gösteri yürüyüşü yapma hakkının, (d) bendi ile vemilli güvenlik düşüncesi ile sınırlanmış olması Anayasanın 28. maddesine aykırıbir durum oluşturmaz. Yukarıda (c) bendi için (B) bölümünde tartışılanAnayasaya uygunluk nedenleri (d) bendi için de geçerlidir.
Yukarıdabelirtilen nedenlerle Askeri Ceza Kanununun 25/5/1972 günlü, 1590 sayılıKanunla değişik 95. maddenin 1. fıkrasının (c) ve (d) bentleri Anayasanın 62.ve 28. maddelerine aykırı değildir, itirazın reddi gerekir.
ZiyaÖnel, Şekip Çopuroğlu, Muhittin Gürün, Ahmet Salih Çebi, Adil Esmer ve Ahmet H.Boyacıoğlu itiraz konusu hükümlerin, asker statüsü dışındaki kişiler bakımındanAnayasaya aykırı olduğu yolundaki düşünceleri ile bu görüşe katılmamışlardır.
VI.SONUÇ :
22/5/1930günlü, 1632 sayılı Askeri Ceza Kanununun 25/51972 günlü, 1590 sayılı Kanunladeğişik 95. maddesinin l sayılı fıkrasının (c) ve (d) bentlerinde yazılıkuralların askeri muamelât ile ilgili işlerle sınırlı olarak yapılanincelemeleri sonunda; Anayasaya aykırı bulunmadıklarına ve itirazın reddineZiya Önel, Şekip Çopuroğlu, Muhittin Gürün, Ahmet Salih Çebi, Adil Esmer veAhmet H. Boyacıoğlu'nun (asker statüsü dışındaki kişiler için Anayasaya aykırıoldukları) yolundaki karşıoylariyle ve oyçokluğu ile 10/2/1976 gününde kararverildi.
Başkan
Kâni Vrana
Başkanvekili
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Şekip Çopuroğlu
Üye
Fahrettin Uluç
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Hasan Gürsel
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
Konuhakkında sağlıklı bir değerlendirme yapabilmek için önce Anayasanın hükümleriniele almak sonra da itiraz konusu kuralları gözden geçirmek gerekmektedir.
I-Anayasanın değişik 11. maddesinde "Temel Hak ve hürriyetler, Devletinülkesi ve milletiyle bütünlüğünün, Cumhuriyetin, milli güvenliğin, kamudüzeninin, kamu yararının, genel ahlâkın ve genel sağlığın korunması amacı ileveya diğer maddelerinde gösterilen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhunauygun olarak, ancak kanunla sınırlanabilir.
Kanun,temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunamaz" ilkesi yenilmiştir.
Builkede açıkça belirtildiği üzere, temel hak ve hürriyetler, bu maddede sayılanveya Anayasanın diğer maddelerinde gösterilen nedenlerle, Anayasanın sözüne veözüne uygun olarak ancak kanunla sınırlanabilecek, bununla beraber busınırlama, temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunmayacak, başka bir deyimletemel hak ve hürriyetleri ortadan kaldıran veya kullanılamaz hale sokan birnitelik göstermeyecektir.
II-Anayasanın 28. maddesinde "Herkes, önceden izin almaksızın, silâhsız vesaldırısız toplanma veya gösteri yürüyüşü yapma hakkına sahiptir.
Buhak, ancak kamu düzenini korumak için kanunla sınırlanabilir" 62.maddesinde de "Vatandaşlar, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek veşikâyetleri hakkında tek başlarına veya topluca, yetkili makamlara ve TürkiyeBüyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.
Buhak, ancak kamu düzenini korumak için kanunla sınırlanabilir" 62.maddesinde de "Vatandaşlar, kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek veşikâyetleri hakkında, tek başlarına veya topluca, yetkili makamlara ve TürkiyeBüyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.
Kendileriyleilgili başvurmaların sonucu, dilekçe sahiplerine yazılı olarak bildirilir"kuralları öngörülmüştür.
Açıklamayagerek yoktur ki, bu iki hak da, Anayasanın vatandaşlar için öngördüğü temelhaklardandır ve bu haklar da belirtilen nedenlerle ve yasa ile özlerinedokunulmaksızın sınırlanabilirler.
III-Bir mesleğe intisap etmek, her şeyden önce o mesleğin kurallarına kesin olarakuymayı gerektirir. Bu nedenle o meslek mensupları kimi haklardan peşinen vazgeçmişduruma girerler. Askerlik meslekinde ise bu husus kendini daha da belirginolarak gösterir. Çünkü askerliğin temelinde disiplin, itaat ve astlık, üstlükilişkileri yatar. Türk ordusunu belirgin olan bu vasıflarından soyutlamayaolanak yoktur. Nitekim Anayasanın 62. maddesinin Temsilciler Meclisindeki,görüşülmesi sırasında sorulan bir soruya komisyon sözcüsü "nihayetaskerlik mesleki bakımından ileri sürülen endişelere gelince: bunlar varitolamaz - bir insan veya vatandaş olarak değil de, bir mesleğe intisap etmişgörevli olarak, bazı hak ve hürriyetlerin kayıtlanması sonucu ile karşılaşmakayrı bir meseledir. Biz Anayasada, insan haklarını düzenliyoruz. Zaten bellibir statüyü kabul neticesinde hürriyetlerin sınırlanması, yalnız dilekçe hakkıbakımından mı bahis konusudur' Meselâ bir subayın seyahat hürriyeti tam mıdır'Nöbeti tutmuyorum; filân yere gidiyorum diyebilir mi' Söz ve münakaşahürriyeti, hele amirlerine karşı tam olarak, sağlanmışmıdır' Değil subaylar,diğer memurlar bile, bir partiye intisap edebilir mi'
Muayyenbir statüye giren vatandaşlar, bu statünün icabı olarak, bazı hürriyetlerindenkısmen vazgeçmek durumundadırlar. Bunda, hürriyetlerle çelişme yoktur."(Temsilciler Meclisi Tutanak Dergisi Cilt: 3, sayfa 361) yolunda cevaplamıştır.
IV-İtiraz konusu yapılan kural ise:
"İ-Hakkı ve görevi olmadığı halde askeri muamelât, teşkilât, harekât, tesisat veyatertibata müteallik işler hakkında;
........................................................
c)Birlikte beyanat veya şikâyette bulunan,
d)Her ne suretle olursa olsun gösteri veya tezahüratta bulunan,
Kimolursa olsun altı aydan üç seneye kadar hapsolunur" yasağınıgetirmektedir.
Maddedegeçen "kim olursa olsun" deyimi, bu fiilleri işleyenlerin askerlikstatüsü içinde olsun veya olmasın bir ayırım yapılmaksızın aynı ceza ilecezalandırılacağı anlamına gelir. Böyle olunca durumu bu açılardan ayrı ayrıele almakta yarar vardır.
1-Asker kişiler açısından, itiraz konusu kuralın Anayasaya aykırı bir yönününolduğu öne sürülemez. Çünkü bu mesleğe girenler, yukarıda da açıklandığı gibibu mesleğin kurallarını benimsemişler ve kimi haklarından iptidaen feragatetmek durumuna girmişlerdir. Askerlik disiplini aksine bir düşünceyeelvermiyecek derecede ağırlık taşır. Davada yargılananlar sivil kişiler olmaklabirlikte, sözü edilen kuralın asker kişiler açısından Anayasaya uygunbulunduğunu belirtmek gerekir.
2-Askerlik statüsü dışında kalan kişilere gelince; burada aynı nedenlerin önesürülmesine olanak görülememektedir. Şöyle ki, maddede geçen "Hakkı vegörevi" kavramı yetkiyi içerdiğinden, başka bir deyimle sübjektif hakmefhumunu kapsamadığından, bu deyime kişisel sübjektif hak niteliği tanımayaolanak yoktur. O halde bu hükmün, kanunlarla kendisine yetki tanınan ve buyolla hakkı ve görevi belli edilen askerlik makamları ile hükümet yetkilileribiçiminde anlaşılması gerekir. Bu yetkililerin dışında olan bütün vatandaşlarınanayasal hakları itiraz konusu yapılan hükümle sınırlanmış olmamakta, bunun çokötesinde Anayasanın 28. ve 62. maddelerinde öngörülen hakların özü bütünvatandaşlar açısından ortadan kaldırılmaktadır. Oysa Anayasanın 11. maddesi,temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasına cevaz vermekle beraber bunların özünedokunulamıyacağı yolunda açık bir buyruk getirmektedir.
Ordumensuplarının kullanamaması o mesleğin bünyesi, önemi ve gereğinden olan ve buamaçla yasalarca yasaklanmış bulunan kimi hakların, bunların eşleri veyaçocukları ya da yakınları marifetiyle ve dolaylı bir biçimde kullanılmasına gözyumulmasının da aynı sakıncaları doğuracağında kuşku edilemez. Bu gibisakıncaları önlemenin yolu ise, Anayasanın 11. maddesinde veya diğermaddelerinde belirtilen nedenlere dayanılarak kanunlarla hak ve özgürlüklerisınırlamaktır. Nedeni ne olursa olsun, askerlik meslekiyle yakın ilişkileriolan bu gibi kişileri de aşan ve bütün vatandaşların temel hak veözgürlüklerinin tümünü ortadan kaldıran yasa hükümlerinin, Anayasanın çizdiğisınırın ötesine geçerek bu hak ve özgürlükleri kullanılamaz hale getirmeksuretiyle özünü tahrip ettiği ve böylece Anayasaya aykırı bir durum oluşturduğuaçıktır. Bu durum da ne milli güvenlik ve kamu düzeni gibi kavramlardan sözetmeğe ve ne de diğer nedenlere dayanmaya olanak yoktur. Bundan başka itirazkonusu yasa kuralını, Anayasanın değişik 11. maddesinin 3. ve 4. fıkralarındabelirtilen nitelikte ve temel hakların kötüye kullanılmasını önleyen bir cezayaptırımı biçiminde görmek de mümkün değildir. Çünkü itiraz olunan yasa hükmüile, askerlik statüsü dışında bulunan bütün vatandaşların toplantı hak vehürriyetleri ve topluca yazı ile başvurmak ve şikâyet etmek hakları temelindenyok edilmiştir.
Özetlemekgerekirse, itiraz konusu hükümlerin, asker statüsü dışında kalan kişilerintemel hak ve hürriyetlerini kullanılmıyacak hale getirmek ve böylece ortadankaldırmak suretiyle Anayasanın değişik 11., 28 ve 62. maddelerine aykırıdüştüğünden, asker statüsü dışında kalan kişiler açısından iptaline kararverilmesi gerekir.
Bukanaatla çokluk görüşüne karşıyız.
Üye
Ziya Önel
Üye
Şekip Çopuroğlu
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Adil Esmer
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu