ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1975/81
Karar Sayısı : 1975/90
Karar Tarihi:17/4/1975
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEME : Kayseri2.Ağır Ceza Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU : 15.5.1974 günlü,1803 sayılı “Cumhuriyetin50 nci Yılı Nedeniyle Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında Kanun”un 2. maddesinin(B) bendindeki kuralın, Türk Ceza Kanununun 493. maddesi yönünden iptali istemidir.
I- OLAY :
Türk Ceza Kanununun 493. maddesi uyarınca 12 yıl ağır hapis cezasıile cezalandırılan 1803 sayılı Af Kanununun 2. maddesinin (A) bendi gereğincecezasının beş yılı indirilen hükümlünün geri kalan cezasının yerine getirilmesisırasında, 4.2.1975 günlü dilekçe ile, 1803 sayılı Af Kanununun 2. maddesinin(B) bendinin, Türk Ceza Kanununun 493. maddesi yönünden Anayasaya aykırılığıkonusunda da bir karar verilmesini sağlamak için Anayasa Mahkemesinebaşvurulmasını istemesi üzerine, geri kalan cezanın yerine getirilmesindetereddüde düşen Cumhuriyet Savcısının, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402. maddesiuyarınca, bu konuda bir karar verilmesi isteği ile başvurduğu Mahkemece,Anayasaya aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varılmış ve 1803 sayılı AfKanununun 2. maddesinin (B) bendinin Türk Ceza Kanununun 493. maddesi yönündeniptali için Anayasanın 151. ve 22.4.1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27. maddeleriuyarınca Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiştir.
II. İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi, İçtüzüğün 15. maddesi uyarınca toplanarakaşağıdaki sorunlar üzerinde durulmuştur:
1- Mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurmağa yetkili olup olmadığısorunu:
Bir mahkemenin itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesinebaşvurulabilmesi için, Anayasa’nın değişik 151. ve 22.4.1962 günlü, 44 sayılıKanunun 27. maddeleri uyarınca, o mahkemenin elinde yolunca açılmış, görevinegiren ve bakmakta olduğu bir davanın var olması ve ayrıca itiraz konusu yapılanhükümlerin de o davada uygulama yeri bulunması koşullarının gerçekleşmesigerekmektedir.
Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402. maddesi uyarınca, cezanınyerine getirilmesi sırasında, bir mahkumiyet yorumlanmasında veya tayin olunancezanın hesabında tereddüt edilmesi yahut cezasının kısmen veya tamamen yerinegetirilmesi gerekmediğinin ileri sürülmesi hallerinde mahkemeden bir kararalınması öngörülmüştür. Yine, aynı Kanunun 405. maddesinde, cezanın yerinegetirilmesi sırasında yukarıda sözü geçen 402. madde gereğince verilerekkararların başvurma yeri olarak mahkeme gösterilmiş ve yalnız, anılankararların mahkemece duruşma yapılmaksızın verilmesi yolu benimsenmiştir. Bunedenlerle, bu işe hükümlünün istemi üzerine Cumhuriyet Savcılığınca başvurulanyargı yeri, gerek Anayasanın değişik 151. ve gerekse 44 sayılı Kanunun 27. maddesindesözü geçen (mahkeme) kavramı içine girmektedir. Çünkü mahkeme diye tanımlananbir yargı yerinde kararların duruşma yapılarak veya yapılmayarak verilmesi oyerin niteliğine etkili değildir. Öğretide ve uygulamalarda da bu mahkemenin,hükmü vermiş bulunan mahkeme olduğunda birleşilmektedir.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvurabilmekoşulları yönünden, Mahkemenin elinde bakılmakta olan bir davanın var olupolmadığının incelenmesi ve tartışılması gerekmektedir. Öğretide genel olarakbenimsendiği ve uygulamalarda da çoğu kez öngörüldüğü üzere, genel anlamda herdava, yasalarda gösterilen yollara uyularak yargı yerlerine getirilen ve oradaçözülmesi gereken bir uyuşmazlıktan oluşmaktadır. Uyuşmazlık yargı yerinceçözülmüş ise, Anayasaya uygunluk denetimi yönünden mahkemenin elinde bakılmaktaolan bir davanın varlığından artık söz edilemez. Bu bakımdan, hükümlü hakkındakesin mahkumiyet kararı ile sonuçlanmış bulunan asıl ceza davasını, mahkemeninbakmakta olduğu bir dava olarak nitelendirmeye olanak yoktur.
Ancak, bundan sonra hükümlü ile Cumhuriyet Savcılığı arasındacezanın yerine getirilmesi sırasında Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402. maddesihükmü uyarınca yeni bir uyuşmazlık doğarsa, bunun çözülmesi için aynı Kanunun405. maddesi gereğince bir karar verilmesi konusunun mahkemeye getirilmesihalinde, o mahkemenin elinde bakılmakta olan bir davanın varlığı kabul edilmekgerekir.
Olayda hükümlünün, Cezaevi Müdürlüğü yolu ile CumhuriyetSavcılığına gelen 4.2.1975 günlü dilekçesi ile, 1803 sayılı Af Kanununun 2. maddesinin(B) bendi hükmünün, Türk Ceza Kanununun bazı maddeleri yönünden iptal edilmişolduğundan söz ederek, bu hükmün, aynı Kanununun kendisine uygulanan 493. maddesiyönünden de Anayasaya aykırılığı konusunda bir karar verilmesi için AnayasaMahkemesine başvurulmasını; sözü edilen kuralın iptal edileceği gözönünealınarak cezasının yerine getirilmesinin durdurulmasını ve salıverilmesini istemesi,Cumhuriyet Savcılığının da bu konularda tereddüde düşmesi üzerine, cezanınyerine getirilmesinin gerekip gerekmiyeceği hakkında Cumhuriyet Savcılığı ilehükümlü arasında bir uyuşmazlık ortaya çıkmıştır. O halde Ceza MuhakemeleriUsulü Kanunun 402. maddesi uyarınca bu uyuşmazlığın çözülmesi için başvurulanMahkemenin elinde usulünce açılmış görevine giren ve bakılmakta olan birdavanın bulunduğu kabul edilmelidir.
Halit Zarbun ve Abdullah Üner bu görüşe katılmamışlardır.
2-Anayasa Mahkemesinin itirazı incelemeye görevli ve yetkili olupolmadığı sorunu:
Suç ve cezaların affı hakkındaki yasama belgelerinin Anayasayauygunluk denetimine bağlı olup olmayacağı sorunu üzerinde durulmuş ve bunlarında Anayasaya uygunluk denetimine bağlı olduğu sonucuna varılmıştır. Konuhakkında ayrıntılı gerekçeler, Anayasa Mahkemesinin 28.11.1974 günlü, Esas:1974/34, Karar: 1974/50 sayılı kararında tümüyle açıklanmış bulunduğundan(Resmi Gazetede; gün:21.1.1975, Sayı 15125), bunların buruda yinelenmesinegerek kalmamıştır.
Şu duruma göre, bu işe bakmanın Anayasa Mahkemesi’nin göreviiçinde bulunduğu ortadadır.
Halit Zarbun bu görüşe katılmamışlardır.
3-İtiraz konusu kuralın daha önce iptaline karar verilmiş olması:
15.5.1974 günlü, 1803 sayılı Kanunun 2. maddesinin (B) bendindekikuralın, Türk Ceza Kanununun 493. maddesi ile sınırlı olarak iptaline 11.3.1975gününde Esas: 1975/18, Karar:1975/47 sayı ile karar verilmiş olduğundan, bukonuda yeniden karar verilmesine yer kalmamıştır.
III- SONUÇ :
1-Mahkemenin bu işte itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesinebaşvurmağa yetkili olduğuna Halit Zarbun ve Abdullah Üner’in karşıoylarıyla veoyçokluğu ile,
2-İşin incelenmesinin Anayasa Mahkemesinin görevi ve yetkisiiçinde bulunduğuna Halit Zarbun’un karşıoyu ile ve oyçokluğu ile;
3-15.5.1974 günlü, 1803 sayılı Kanunun 2. maddesinin bu işteitiraz konusu yapılmış bulunan (B) bendindeki kuralın, itiraz yolu ile gelenbaşka bir işte Anayasa Mahkemesince Anayasaya uygunluk denetimindengeçirilerek, Türk Ceza Kanununun 493. maddesi ile sınırlı olarak iptaline 11.3.1975gününde Esas:1975/18, Karar: 1975/47 sayı ile karar verilmiş bulunduğundan bukonuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına oybirliği ile;
17.4.1975 gününde karar verildi.
Başkan
Muhittin TAYLAN
Başkanvekili
Kâni VRANA
Üye
İhsan ECEMİŞ
Üye
Ahmet AKAR
Üye
Halit ZARBUN
Üye
Ziya ÖNEL
Üye
Abdullah ÜNER
Karşı oy yazısı eklidir.
Üye
Ahmet KOÇAK
Üye
Şekip ÇOPUROĞLU
Üye
Lütfi ÖMERBAŞ
Üye
Hasan GÜRSEL
Üye
Ahmet Salih ÇEBİ
Üye
Şevket MÜFTÜGİL
Üye
Nihat O.AKÇAKAYALIOĞLU
Üye
Ahmet H.BOYACIOĞLU
KARŞIOY YAZISI
1- 21.1.1975 günlü 15125 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Mahkememizin28.11.1974 günlü, 1974/34-50 sayılı kararına ilişkin karşıoy yazımda açıkladığımgörev ve yetkiye ilişkin gerekçelerle, çoğunluğun kararına da katılmıyorum.
2-Mahkemenin bu işte itiraz yolile Anayasa Mahkemesine başvurmağayetkili olduğuna ilişkin olan Sayın Abdullah Üner’in karşıoy yazısındaki ilerisürülen görüşlerine aynen katılıyorum.
Üye
Halit ZARBUN
KARŞIOY YAZISI
Buolayda, sanık Hırsızlık suçundan Türk Ceza Kanununun 493. maddesi uyarınca 12sene ağır hapis cezasına mahkum edilmiş ve bu cezanın 5 senesi 1803 sayılı AfK.nun 2/A maddesi gereğince indirilmiş ve hüküm kesinleşmiştir. Adıgeçenhükümlü, 1803 sayılı Af Kanununun 2. maddesinin (B) bendinin bazı bölümlerininAnayasa Mahkemesince iptal edildiğini ve iptal kararının kendi mahkumiyetinidekapsadığını öne sürerek infazın durdurularak tahliyesine karar verilmesini vesözü edilen yasanın 2/B maddesini T.C.K.’nun 493. maddesi yönünden de iptaledilmesi için dosyanın Anayasa Mahkemesine göndermesini istemiştir.
CumhuriyetSavcısı hükümlünün isteğini uygun bularak infazın durdurulup durdurulamayacağıkonusunda usulün 402. maddesine göre bir karar verilmesi için dosyayı Kayseri2. Ağır Ceza Mahkemesine göndermiş ve Mahkemecede; 1803 sayılı Yasanın 2/Bmaddesinin T.C.K.’nun 493. maddesi yönünden iptal edilmesi için AnayasaMahkemesine başvurulmasına karar verilmiştir.
Anayasanındeğişik 151. maddesinin birinci fıkrasında, “Bir davaya bakmakta olan Mahkemeuygulanacak bir kanunun hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardanbirinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsaAnayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar dâvayı geri bırakır” veikinci fıkrasında da “Mahkeme Anayasa’ya aykırılık iddiasını ciddi görmezse buiddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır” diye yazılıdır.
44sayılı Kanunun 27. maddesinde de, bir Mahkemenin bir işi Anayasa Mahkemesinegönderebilmesi için elinde bakmakta olduğu bir (Dâva) bulunmasının gerekliolduğu açıkça belirtilmiştir.
GerekAnayasa da ve gerek 44 sayılı Kanunda sözü edilen (Dâva) deyimiyle, MuhakemeUsulü esaslarının tanımladığı anlamda ve Mahkeme önünde açılmış olan (Dâva) nınkasdedildiğinin kabulü gerekir” bu mahiyet ve nitelikte olmıyan (ihtilaf) ların(Dâva) olarak kabulü mümkün değildir.
BirHukuk terimi olan (Dâva) kavramını usul hakkındaki mahiyet ve niteliğindenayırarak Anayasada değişik ve başka anlamda kullanılmış olduğu yolundakigörüşün benimsenebilmesi için her şeyden önce bu görüşün hukuki ve inandırıcıortaya konulması zorunluluğu vardır. Halbuki bu nitelikte bir kanıtarastlanmamaktadır.
Bundanbaşka, Anayasanın 151. maddesinin birinci fıkrasında: “bir dâvaya bakmakta olanMahkeme, uygulanacak bir kanunun hükümlerini Anayasa’ya aykırı görürse veyataraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısınavarırsa Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar Dâvayı geribırakır.” diye yazıldıktan sonra bunu takip eden ikinci fıkrasında ise :“Mahkeme Anayasa’ya aykırılık iddiasının ciddi görmezse iddia temyiz merciinceesas hükümle birlikte karara bağlanır.” Denilmektedir. Birbirine bağlı ve birbirinitamamlar nitelikte olan bu iki fıkra hükümlerine göre: Mahkeme bakmakta olduğubir davada uygulanacak kanun hükmünü Anayasa’ya aykırı görür veya taraflardanbirini ileri sürdüğü iddianın ciddi olduğu kanısına varırsa işi AnayasaMahkemesine gönderecek ve Anayasa Mahkemesini vereceği karara göre gereğinyerine getirecek, taraflardan birinin ileri sürdüğü iddiayı ciddi görmezseduruşmaya devamla esas hakkındaki kararı verecektir. Ancak bu takdirde iddiayıöner süren taraf, Temyiz yoluna başvurarak Anayasaya aykırılık iddiasınıYargıtayda inceletmek yetkisine sahip bulunmaktadır. Şu halde Anayasanın bumaddesinde:
1-Mahkemeninelinde bakmakta olduğu Dâvanın (Karar) ile değil, (Hüküm) le sonuçlanacaknitelikte olması,
2-Mahkemece verilecek hükmün temyizi kabul hükümlerden kullanılması,
3-Mahkemece Anayasaya aykırılık iddiasının ciddi olmadığı kararı verilmesihalinde bu kararın esas Hükümle birlikte temyiz edilerek bu iddianın dahayüksek yargı organınca incelenmesini sağlanması, öngörülmüştür.
Anayasanınbu maddesinde, (Karar) değil de (Hüküm) terimi kullanılmış olduğu dikkattenuzak tutmamak lazımdır. Bilindiği gibi (Hüküm) dâvayı sona erdiren karar olupbu niteliği ile öteki kararlardan ayrılır. Bu itibarla (Dâva) niteliğindenolmayan (ihtilaf) lara ilişkin (Karar) lar Anayasanın 151. maddesinin kavramıdışında kalmaktadır.
Halbuki: Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402. maddesine göre yapılan müracaatlar,Hukuki ve Kanuni anlam ve nitelikte (Dâva) olmadıktan başka Mahkemece buhususta verilen karar da (Hüküm) niteliğine haiz bulunmamaktadır ve bu kararhakkında Temyiz yoluna başvurmak da mümkün değildir. Bu bakımlardan da CezaMuhakemeleri Usulü Kanununun 402. maddesine göre yapılan müracaatlar ve bumüracaatlar üzerine mahkemelerce verilen kararlar Anayasanın 151. maddesininkapsamı dışında kalmaktadır.
Yukarıdayazılı nedenlerden, bu olayda Mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurma yetkisiolmadığından itirazın, Mahkemenin yetkisizliği yönünden reddedilmesi gerektiğigörüşündeyim.
Üye
Abdullah ÜNER