ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas sayısı:1976/26
Karar sayısı:1976/47
Karar günü:12/10/1976
Resmi Gazete tarih/sayı:17.3.1977/15881
İtirazyoluna başvuran : Palu Asliye Hukuk Mahkemesi.
İtirazınkonusu : 9/7/1961 günlü, 334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, 20/9/1971günlü, 1488 sayılı Yasanın birinci maddesiyle değişik 38. maddesinin ve 11/8/1970günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 1319 sayılı Emlâk Vergisi Kanununun 1610sayılı Kanunla değişik 23. maddecinin (a) bendinin Anayasaya aykırı olduğugerekçesiyle iptali isteminden ibarettir.
I-OLAY :
Davacıkamulaştırılan taşınmaz için kıymet takdir komisyonunca biçilen değeri azbularak bunun artırılması için dava açmış, buna karşılık idare de takdir olunanbedelin, malikin daha önce vergi bildiriminde açıkladığı değerden daha çokolduğunu ileri sürerek beyannamede gösterilen değere indirilmesini istemiştir.Birleştirilerek görülen dava sırasında taşınmazı kamulaştırılan tarafça,Anayasa'nın 38. maddesini değiştiren 1488 sayılı Yasa ile 1319 sayılı Yasanın1610 sayılı Yasa ile değişik 23. maddesinin (a) bendinin, Anayasanın Başlangıçbölümündeki temel İlkelere, sosyal hukuk devleti, eşitlik ve sosyal adaletkurallarına aykırı düştüğü ileri sürülmüş, bu iddiayı ciddi bulan mahkeme sözügeçen Anayasa ve kanun hükümlerinin iptali için Anayasa Mahkemesinebaşvurmuştur.
III-METİNLER :
l-İptali istenen kurallar :
a)Anayasa'nın 20/9/1971 günlü, 1488 sayılı Yasa ile değişik 33. maddesi şöyledir:
"Madde38- Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde,karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz mallan,kanunla gösterilen esas ve usullere göre, tamamını veya bir kısmınıkamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmaya yetkilidir.
Ödenecekkarşılık, taşınmaz malın tamamının kamulaştırılması halinde o malın malikininkanunda gösterilecek usul ve şekle uygun olarak bildireceği vergi değerini;kısmen kamulaştırmalarda da, vergi değerinin kamulaştırılan kısma düşenmiktarını aşamaz.
Kamulaştırılantaşınmaz mal karşılığının vergi değerinden az takdir edilmesi halinde malikinitiraz ve dava hakkı saklıdır.
Çiftçinintopraklandırılması, ormanların Devletleştirilmesi, yeni orman yetiştirilmesi veiskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlarıyla kamulaştırılan taşınmaz malve kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprak bedellerininödeme şekli kanunla gösterilir.
Kanununtaksitle ödemeyi öngördüğü hallerde çiftçinin topraklandırılması, ormanlarınDevletleştirilmesi, yeni orman yetiştirilmesi ve iskân projeleriningerçekleştirilmesi için konulacak süre yirmi yılı; kıyıların korunması veturizm amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda ise bu süre on yılı aşamaz. Butakdirde, taksitler eşit olarak ödenir ve kanunla gösterilen faiz haddinebağlanır.
Kamulaştırılantopraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten çiftçinin hakkaniyet ölçüleriiçinde geçinebilmesi için zaruri olan ve kanunla gösterilen kısmın ve küçükçiftçinin kamulaştırılan toprağının bedeli her halde peşin ödenir."
b)1/3/1971 gününde yürürlüğe giren 1319 sayılı Emlâk Vergisi Kanununun 1610sayılı Kanunla değişik 23. maddesi şöyledir :
Beyannameverme süresi :
"Madde23- Emlâk Vergisi ile ilgili olarak :
a)Bina, arsa ve araziler için 5 yılda bir defa olmak üzere verilecekbeyannameler, Maliye Bakanlığınca mükelleflerin genel beyana davet edildikleritarihi takibeden bütçe yılının Mart, Nisan ve Mayıs aylarında,
b)Yeni inşa edilen binalara ait beyannameler, inşaatın sona erdiği veya inşaatınsona ermesinden evvel kısmen kullanılmaya başlanmış ise her kısmınkullanılmasına başlandığı bütçe yılı içerisinde,
c)Bu kanunun 33 üncü maddesinin (8 numaralı fıkra hariç) yazılı vergi değerinitadil eden sebeplerin doğması halinde beyannameler, değişikliğin vukubulduğubütçe yılı içerisinde,
d)Bu Kanunun 33 üncü maddesinin 8 numaralı fıkrasında yazılı vergi değerini tadileden sebeplerin doğması halinde beyannameler, Maliye Bakanlığınca yapılacakbeyana davet tarihini takibeden bütçe yılının Mart, Nisan ve Mayıs aylarında,Emlâkin bulunduğu yerdeki ilgili vergi dairesine verilir.
(b),(c) ve (d) fıkraları gereğince beyanname verenler de Maliye Bakanlığıncayapılacak genel beyana davet tarihini, takibeden bütçe yılının Mart, Nisan veMayıs aylarında yeniden beyanda bulunmaya mecburdurlar.
(a)fıkrasında yazılı beyanname verme süresini Ağustos ayı sonuna kadar uzatmayaMaliye Bakanlığı yetkilidir.
(b)ve (c) fıkralarında yazılı haller bütçe yılının son üç ayı içinde vukubulduğutakdirde beyanname, olayın vukubulduğu tarihten itibaren üç ay içinde verilir.
MaliyeBakanlığı genel beyanların yapılacağı süre içerisinde mükelleflerin beyannameverme tarihlerini tesbit etmek hususunda vergi dairelerine yetkiverebilir."
(Mahkemeniniptal istemi, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan hükmeyöneliktir.)
2-İtiraza dayanak tutulan Anayasa Kuralları :
Madde12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Madde36- Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar ancak kamu yararıamacıyla kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.
3-Konu ile ilgili öteki Anayasa hükümleri:
Başlangıç:
Tarihiboyunca bağımsız yaşamış, hak ve hürriyetleri için savaşmış olan;
Anayasave Hukuk dışı tutum ve davranışlarıyla meşruluğunu "kaybetmiş bir iktidarakarşı direnme hakkını kullanarak 27 Mayıs 1960 Devrimini yapan Türk Milleti;
Bütünfertlerini, kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölünmez bir bütün halinde,milli şuur ve ülküler etrafında toplıyan ve milletimizi, dünya milletleri ailesinineşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak milli birlik ruhu içinde daimayüceltmeyi amaç bilen Türk Milliyetçiliğinden hız ve ilham alarak ve;
"YurttaSulh, Cihanda Sulh" ilkesinin, Milli Mücadele ruhunun milletegemenliğinin, Atatürk Devrimlerine bağlılığın tam şuuruna sahip olarak:
İnsanhak ve hürriyetlerini, milli dayanışmayı, sosyal adaleti ferdin ve toplumunhuzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve teminat altına almayı mümkün kılacakdemokratik hukuk devletini bütün hukuki ve sosyal temelleriyle kurmak, için;
TürkiyeCumhuriyeti Kurucu Meclisi tarafından hazırlanan bu Anayasa'yı kabul ve ilân veonu, asıl teminatın vatandaşların gönüllerinde ve iradelerinde yer aldığıinancı ile, hürriyete, adalete ve fazilete aşık evlâtlarının uyanık bekçiliğineemanet eder.
Madde2- Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve Başlangıçta belirtilen temelilkelere dayanan, milli, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.
Madde9- Devlet şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki Anayasa hükmü değiştirilemez vedeğiştirilmesi teklif edilemez.
Madde64- Kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak, Devletin bütçe ve kesin hesap kanuntasarılarını görüşmek ve kabul etmek, para basılmasına, genel ve özel afilânına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerine getirilmesinekarar vermek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkilerindendir.
TürkiyeBüyük Millet Meclisi, kanunla, belli konularda, Bakanlar Kuruluna kanunhükmünde kararnameler çıkarmak yetkisi verebilir. Yetki veren kanunda,çıkarılacak kararnamelerin amacı, kapsamı ve ilkeleriyle bu yetkiyi kullanmasüresinin ve yürürlükten kaldırılacak kanun hükümlerinin açıkça gösterilmesi vekanun hükmünde kararnamede de yetkinin hangi kanunla verilmiş olduğununbelirtilmesi lâzımdır.
Bukararnameler, Resmi Gazete'de yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancakkararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir.Kararnameler, Resmi Gazete'de yayımlandıkları gün Türkiye Büyük MilletMeclisine sunulur.
Yetkikanunları ve Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan kararnameler, Anayasa'nınve yasama meclisleri içtüzüklerinin kanunların görüşülmesi için koyduğukurallara göre, ancak komisyonlarda ve genel kurullarda diğer kanun tasarı vetekliflerinden önce ve ivedilikle görüşülüp karara bağlanır.
Yayımlandıklarıgün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayan kararnameler, bu tarihte, TürkiyeBüyük Millet Meclisince reddedilen kararnameler bu kararın Resmi Gazete'deyayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Değiştirilerek kabul edilenkararnamelerin değiştirilmiş hükümleri bu değişikliklerin Resmi Gazete'deyayınlandığı gün yürürlüğe girer.
Anayasa'nınikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel hak vehürriyetler ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevler kanunhükmünde kararnamelerle düzenlenemez. Anayasa Mahkemesi, bu kararnamelerinAnayasa'ya uygunluğunu da denetler.
Madde85- Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclisler, çalışmalarını kendi yaptıklarıiçtüzüklerin hükümlerine göre yürütürler.
İçtüzükhükümleri, siyasi parti gruplarının, Meclislerin bütün faaliyetlerinekuvvetleri oranında katılmalarını sağlıyacak yolda düzenlenir. Siyasi partigrupları, en az on üyeden meydana gelir.
Meclisler,kendi kolluk işlerini Başkanları eliyle düzenler ve yürütürler.
Madde91- Kanun teklif etmeye, Bakanlar Kurulu ve Türkiye Büyük Millet Meclisiüyeleri yetkilidirler.
Üyeler,kendi tekliflerini her iki Meclisin ilgili komisyonlarında savunabilirler.
Madde92- Kanun tasarı ve teklifleri önce Millet Meclisinde görüşülür.
MilletMeclisinde kabul, değiştirilerek kabul veya reddedilen tasarı ve tekliflerCumhuriyet Senatosuna gönderilir.
MilletMeclisinde kabul edilen metin, Cumhuriyet Senatosunca değişiklik yapılmadankabul edilirse, bu metin kanunlaşır.
CumhuriyetSenatosu, kendisine gelen metni değiştirerek kabul ederse, Millet Meclisinin budeğişikliği benimsemesi halinde metin kanunlaşır.
MilletMeclisi, Cumhuriyet Senatosundan gelen metni benimsemezse, her iki, Meclisinilgili komisyonlarından seçilecek eşit sayıdaki üyelerden bir karma komisyonkurulur. Bu komisyonun hazırladığı metin Millet Meclisine sunulur. MilletMeclisi, karma komisyonca veya Cumhuriyet Senatosunca veya daha önce kendisincehazırlanmış olan metinlerden birini olduğu gibi kabul etmek zorundadır.Cumhuriyet Senatosunda üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kabul edilmiş olanmadde değişikliklerinde, Millet Meclisinin kendi ilk metnini benimsemesi için,üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyu gereklidir. Bu halde açık oya başvurulur.
MilletMeclisinin reddettiği bir tasan veya teklif, Cumhuriyet Senatosunca dareddedilirse, düşer.
MilletMeclisinin reddettiği bir tasarı veya teklif, Cumhuriyet Senatosunca olduğugibi veya değiştirilerek kabul edilirse, Millet Meclisi, Cumhuriyet Senatosununkabul ettiği metni yeniden görüşür. Cumhuriyet Senatosunun metni MilletMeclisince benimsenirse, kanunlaşır; reddedilirse, tasarı veya teklif düşer;Cumhuriyet Senatosundan gelen metin Millet Meclisince değiştirilerek kabuledilirse, 5. fıkra hükümleri uygulanır.
CumhuriyetSenatosunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ile tümü reddedilen bir metninMillet Meclisi tarafından kabulü için, üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyulâzımdır. Bu halde açık oya başvurulur.
CumhuriyetSenatosunca üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu ile tümü reddedilen bir metninkanunlaşabilmesi, Millet Meclisi tarafından üye tamsayısının üçte iki çoğunluğuile kabul edilmesine bağlıdır. Bu halde açık oya başvurulur.
CumhuriyetSenatosu, kendisine gönderilen bir metni, Millet Meclisi komisyonlarında vegenel kurulundaki görüşme süresini aşmıyan bir süre içinde karara bağlar; busüre üç ayı geçemez ve ivedilik hallerinde onbeş günde, ivedi olmayan hallerdebir aydan kısa olamaz. Bu süreler içinde karara bağlanmıyan metinler CumhuriyetSenatosunca, Millet Meclisinden gelen şekliyle kabul edilmiş sayılır. Bufıkrada belirtilen süreler Meclislerin tatili devamınca işlemez.
YasamaMeclislerinin ve mahalli idarelerin seçimleri ve siyasi partilerle ilgilitasarı ve tekliflerin kabul veya reddinde yukardaki fıkralar hükümleriuygulanır. Ancak, karma komisyon kurulmasını gerektiren hallerde, karmakomisyonun raporu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin birleşik toplantısındagörüşülür ve karara bağlanır; Türkiye Büyük Millet Meclisinin birleşiktoplantısında Millet Meclisinin ilk metninin kabulü için üye tamsayısının saltçoğunluğunun oyu lâzımdır. 8. ve 9. fıkralar hükümleri saklıdır.
Madde155- Anayasa'nın değiştirilmesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısınınen az üçte biri tarafından yazıyla teklif edilebilir. Anayasa'nındeğiştirilmesi hakkındaki teklifler ivedilikle görüşülemez. Değiştirmeteklifinin kabulü, Meclislerin ayrı ayrı üye tamsayılarının üçte ikiçoğunluğunun oyuyla mümkündür.
Anayasa'nındeğiştirilmesi hakkındaki tekliflerin görüşülmesi ve kabulü 1. fıkradakikayıtlar dışında, kanunların görüşülmesi ve kabulü hakkındaki hükümleretabidir.
IV-İLK İNCELEME
AnayasaMahkemesinin 6/5/1976 gününde Kani Vrana, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, HalitZarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Şekip Çopuroğlu, Fahrettin Uluç,Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Hasan Gürsel, Âdil Esmer, Nihat O.Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalarıyle içtüzüğün 15. maddesiuyarınca yaptığı ilk inceleme toplantısında:
1-Anayasa Mahkemesinin itirazı incelemeye görevli ve yetkili olup olmadığı;
2-Mahkemenin itiraz yoluna başvurmaya yetkili olup olmadığı;
3-Anayasa değişikliklerinin, biçim yönünden Anayasa'ya aykırılıklarına ilişkinincelemenin kapsamı ve özellikle Anayasa'nın 9. maddesinde yazılı ilkeleraçısından tartışılması gerekip gerekmiyeceği;
sorunlarıüzerinde durulmuş ve sonunda; Anayasa değişikliklerinin, Anayasa'nın 147.maddesinin birinci fıkrası uyarınca Anayasa'da gösterilen şekil şartlarınauygunluğu bakımından denetlenebileceği, itiraz yoluna başvuran mahkemenindavada uygulayacağı Anayasa hükümlerinin ilişkin değişikliklerin aynı kuralaçısından denetlenmesini isteme yetkisinin bulunduğu ve nihayet bu gibideğişikliklerin Anayasa'nın 9. maddesinde yazılı "değiştirilemezlik"ve "teklif edilemezlik" ilkeleri yönünden incelenmesinin, biçimseldenetiminin ilk evresi olduğu 38. maddenin Anayasa'ya esastan aykırı bulunduğuyolundaki itirazın ise, Anayasa Mahkemesinin inceleme görevi dışında bulunmasınedeniyle reddi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Mahkememizinbu konular hakkındaki görüşü ve bu görüşün dayanağı olan gerekçeler 12/10/1976günlü, Esas: 1976/38, Karar: 1976/46 sayılı kararında ayrıntılarıyle açıklanmışolduğundan burada yinelenmesine gerek görülmemiştir.
Herne kadar Anayasa Mahkemesine başvuran mahkemenin gerekçeli kararında;Anayasa'nın değişik 38. maddesinin tümü itiraz konusu yapılmış ise de, davakonusunun olay bölümünde açıklanan niteliğine göre, ancak 38. maddenin birinci,ikinci ve üçüncü fıkraları davada uygulanacağından, incelemenin bu fıkralaraçısından sınırlı olarak yapılması gerekli görülmüştür.
Böyleceyapılan ilk inceleme sonunda ;
"l-Anayasa'nın 20/9/1971 günlü, 1488 sayılı Kanunun 1. maddesi ile değişik 38.maddesinin Anayasa'ya esastan aykırı bulunduğuna ilişkin iddiayı içerenitirazın Anayasa Mahkemesinin görevi dışında bulunması nedeni ile reddine, işinesasının, Anayasa'nın şekil şartlarına ve bu arada 155., 85., 91., 92., 9. ve2. maddelerine uygun olup olmadığının birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarlasınırlı olarak incelenmesine;
2-1319 sayılı Emlâk Vergisi Kanununun 1610 sayılı Yasa ile değişik 23. maddesinin(a) bendine yönelik itirazın esasının incelenmesine;" oybirliğiyle kararverilmiştir.
V-BİÇİM YÖNÜNDEN İŞİN ESASININ İNCELENMESİ:
İşinesasına ilişkin rapor, Palu Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/4/1976 günlü,1973/2762 sayılı yazısına bağlı olarak gelen gerekçeli karar ve ekleri, iptaliİstenen Anayasa ve yasa kuralları, ilgili Anayasa ve Yasa hükümleri, bunlarailişkin gerekçelerle Yasama Meclisleri görüşme tutanakları, konu ile ilgiliöteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A-Anayasa'nın 38. maddesi yönünden :
İlkinceleme kararında belirtildiği üzere, 38. maddeye ilişkin değişikliküzerindeki inceleme, Anayasa'nın öngördüğü biçim koşulları açısındanyapılacaktır. Anayasa değişiklikleri için biçim yönünden önkoşul, 9. maddedegösterilmiştir. Değişiklik önerisinin, bütün öteki biçim koşullarından önce, bumaddede belirtilen "teklif edilemezlik" kuralına ters düşeceknitelikte olmaması gerekir. Başka bir deyimle, değişiklik önerisinin önceCumhuriyet ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı saptanacak, önerinin bu niteliğeaykırı bir yönü bulunmadığı sonucuna varılırsa, öteki biçim koşulları açısındanincelemenin sürdürülmesine geçilecektir. O halde 38. maddenin davaya konu olanbirinci, ikinci ve üçüncü fıkralarının anayasal denetimi bu sıra izlenerekyapılacaktır. .
l-Birinci fıkra yönünden :
a)Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasının değişiklikten önceki ve sonrakimetinleri karşılaştırıldığında saptanan durum şudur :
Devletveya kamu tüzel kişileri, özel mülkiyette bulunan taşınmaz mallan kamulaştırmayetkisine sahiptir. Bunun için öngörülen temel ilke, kamu yararının bulunmasıve kamulaştırma bedelinin peşin ödenmesidir. Kamulaştırılan taşınmazlarınmalikine ödenecek tutar, değişiklikten önce "gerçek karşılıkları"deyimiyle tanımlanmış olduğu halde, değişiklikten sonra bu deyimden"gerçek" sözcüğü kaldırılarak sadece "karşılıkları" sözcüğübırakılmıştır.
Sözlüklerde"karşılık" (bir şey alınırken karşı tarafa verilen başka şey, bedel)olarak belirtilmektedir. Kamulaştırılan taşınmazın mülkiyeti kamu kuruluşunageçerken, bu kamu kuruluşunun taşınmaz malikine ödeyeceği bedel, yukarıdaaçıklandığı üzere, Anayasaca "karşılık" olarak adlandırılmıştır.Mülkiyet hakkının el değiştirmesinde, ödenecek bedel, tarafların serbestiradeleriyle saptanır. Kamulaştırma ise, kişinin serbest iradesi dışında birişlemle, onun rızasına bakılmaksızın mülkiyet hakkının kamu idaresine geçmesinisağlayan bir zoralım müessesesidir. Böyle olunca kamulaştırılan taşınmazkarşılığında kişiye ödenen para ile, el değiştiren mülkiyet hakkının içeriğiarasında adalete uygun bir dengenin bulunması gerekmektedir. Bu denge, mülkiyethakkının karşılığı olarak ödenen paranın, taşınmazın gerçek değerinigöstermesiyle sağlanabilir. Birinci fıkrada yer alan "karşılık"sözcüğünün bunun dışında bir anlam taşımasına, sözcüğün doğal kayramı ve fıkrametninin soyut biçimi elverişli değildir.
Bununlabirlikte birinci fıkrada değişiklikten önce yeralan "gerçekkargılıkları" deviminden, Anayasa değişikliğiyle "gerçek"sözcüğünün çıkarılmış bulunması olumsuz bir anlama yolaçabilir. YaniKamulaştırma karşılığı olarak kişiye ödenen paranın, taşınmazın artık"gerçek" karşılığı olmayabileceği düşüncesi akla gelebilir. Butakdirde, sadece "karşılık" sözcüğünün, doğal yorumun tersine, hangideğeri belirttiği yine Anayasa değişikliğiyle aydınlığa kavuşturulması gerekir.Nitekim bu değişiklikte 38. maddeye ikinci ve üçüncü fıkralar eklenmiş vebirinci fıkradaki "karşılık" sözcüğünün, doğal anlamdan ayrılarakneyi belirttiği açıklanmış, bunun taşınmazın gerçek değerim değil, vergideğerini ifade ettiği ortaya konmuştur. Ancak ikinci ve üçüncü fıkralar AnayasaMahkemesinin 12/10/1976 günlü, Esas : 1976/38, Karar: 1976/46 sayılıkarariyle iptal edilmiş ve bu durumda birinci fıkradaki "karşılık"sözcüğüne, gerçek değerden başka anlamlar verilmesine hukuksal dayanakkalmamıştır. Esasen sözü geçen Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesinde,mülkiyet, kamulaştırma ve vergilendirme kavramları geniş bir biçimdeincelenmiş, "vergi değeri" kavramının kamulaştırma bedeline dayanaktutulmasının, Anayasa'nın 9. maddesinde belirlenen Devlet şekliyle, özellikleCumhuriyet rejiminin temelinde yatan demokratik hukuk devleti kavramiylebağdaşmadığı, bu nedenlerle teklif edilemeyecek nitelikte olan Anayasadeğişikliğinin iptali gerektiği bütün ayrıntılarıyle açıklanmıştır. Böylecebirinci fıkradaki "karşılık" deyiminin, gerek sözlük, gerekalışılagelen hukuksal kavramına uygun "gerçek" anlamı dışındadeğerlendirilmesine neden olan ikinci ve üçüncü fıkralar hükümleri ortadankalkınca, kamulaştırılan taşınmazlar karşılığında hak sahiplerine ödenecekparanın bu taşınmazların kamulaştırma günündeki gerçek bedelleri olduğukendiliğinden meydana çıkmaktadır. O halde birinci fıkranın 20/9/1971 günlü,1488 sayılı Yasa ile değişik metninin, Anayasa'nın 9. maddesi yoluyla 2.maddesinde ve başlangıç hükümlerinde açıklanan Cumhuriyet ilkelerine özellikledemokratik hukuk devleti kavramına aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
NihatO. Akçakayalıoğlu bu sonuca değişik gerekçe ile katılmıştır.
b)38. maddenin birinci fıkrasındaki değişikliğin, Anayasa'nın 155., 85., 91. ve92 maddelerinde yazılı öteki biçim kurallarına ay kın olarak yasalaşıpyasalaşmadığı üzerinde de durulmuştur. Bu maddelerde yazılı biçim kurallarınaaykırı bir yasama işlemi saptanamamış, ancak değişiklik önerisinin, yasamameclislerinde öncelikle ele alınmasının Anayasa'ya aykırı bir yönü bulunupbulunmadığı konusu ayrıca tartışılmıştır. Her ne kadar Anayasa'nın 155.maddesinde: (Anayasa'nın değiştirilmesi hakkındaki teklifler ivediliklegörüşülemez) denilmekte ise de, bu hüküm sadece ivediliği hedef almakta,önceliği kapsamamaktadır. Çünkü değişiklik teklifinin Millet Meclisindegörüşüldüğü tarihte yürürlükte olan Dahili Nizamnamenin 70. ve sonraki maddelerinde"ivedilik" in iki kez yerine bir kez görüşme ile yetinilmesi,"önceliğin" ise başka kanun tasarı ve tekliflerinden önce görüşülmesibiçiminde nitelendirildiği belirlenmektedir. Anayasa'nın 155. maddesininyasakladığı yöntem ise sadece ivediliğe ilişkindir. Öncelikle görüşme, buyasağın dışında kalmaktadır. Bu durumda Anayasa'nın 38. maddesinde değişiklikyapılmasına ilişkin metnin, Yasama meclislerinde öncelikle görüşülmesindeAnayasa'ya aykırı bir yöntem uygulandığı öne sürülemez.
MuhittinGürün, Anayasa değişikliklerinin Yasama Meclislerinde öncelikle görüşülmesininAnayasa'ya aykırı olduğu düşüncesiyle yukarıda açıklanan görüşe katılmamıştır.
2-İkinci ve üçüncü fıkralar yönünden :
Anayasa'nın38. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları, Anayasa Mahkemesince 12/10/1976günlü, Esas: 1976/38, Karar: 1976/46 sayılı kararla iptal edilmiş olduğundan,bu fıkralara yönelik iptal istemi hakkında yeniden karar verilmesine yerkalmamıştır.
B-Emlâk Vergisi Kanununun 23/a maddesi yönünden :
İtirazyoluna başvuran mahkeme, 29/7/1970 günlü, 1319 sayılı Emlâk Vergisi Kanununun17/7/1972 günlü, 1610 sayılı Yasa ile değişik 23. maddesinin birinci fıkrasındayer alan (a) bendi hükmünün de iptalini istemiştir. Bu bent hükmü taşınmaz malmaliklerinin beyanname verme süresini düzenlemiştir. Emlâk Vergisi ile ilgiliolarak, "Bina, arsa ve araziler için 5 yılda bir defa olmak üzereverilecek beyannameler, Maliye Bakanlığınca mükelleflerin genel beyana davetedildikleri tarihi takip eden Bütçe yılının Mart, Nisan ve Mayıs aylarında ...emlâkin bulunduğu yerdeki ilgili vergi dairesine..." verileceği iptaliistenen bu bentte açıklanmaktadır. Mahkemenin gerekçeli kararında, beş yıl önceverilen beyannamelerde yazılı emlâk değerlerinin kısa zamanda yükseldiği, bubakımdan kamulaştırma günündeki gerçek değeri yansıtmadığı, durumun böyleolmasında taşınmaz sahiplerine bir sorumluluk yüklenemeyeceği beyannamedebildirilen emlâk değerlerinin zamanla ayarlanabilmesi yetki ve olanağınınmalike tanınmadığı belirtilmekte ve davanın çözümünde uygulanma olanağı bulunanbu hükmün de iptali istenmektedir.
Kamulaştırılantaşınmazın takdir edilen bedelinin artırılması veya indirilmesi davalarındaEmlâk Vergisi Kanununun değişik 23/a maddesinin gözönünde tutulabilmesi,Anayasa'nın 38. maddesinin İkinci ve Üçüncü, fıkralarının buyurucu kurallarınınyürürlükte olmasına bağlıdır. ikinci ve Üçüncü fıkraların ise, yukarıdaaçıklandığı üzere, Anayasa Mahkemesinin 12/10/1976 günlü, Esas: 1976/38,Karar: 1976/46 sayılı kararıyle iptaline karar verilmiş bulunmaktadır. Budurumda yalnız Emlâk Vergisi işlemlerinde uygulanma olanağı olan beyannamelerinve bu beyannamelerin verilme süresinin, kamulaştırmadan doğan davalardaherhangi bir etkisi kalmamıştır. Emlâk Vergisi Kanununun sözü geçen 23/amaddesi davamın bu evresinde, mahkemece artık uygulanma olanağını yitirmiştir.Bu hükmün iptalini istemeye mahkemenin yetkisi bulunmadığından bu konuyayönelen itirazın gösterilen nedenle reddi gerekmektedir.
NihatO. Akçakayalıoğlu bu görüşe katılmamıştır.
VI-SONUÇ:
1-9/7/1961 günlü, 334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 20/9/1971 günlü,3.488 sayılı Yasa ile değişik 38. maddesinin birinci fıkrasının, Anayasa'nın 9.maddesinde yeralan (Devlet şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki Anayasa hükmüdeğiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez) yolundaki biçim kuralınaaykırı olmadığına ve itirazın bu ilke açısından reddine oybirliğiyle;
2-38. maddenin itiraz konusu birinci fıkrasının değiştirilmesi için yapılanyasama işlemlerinde, Anayasa'nın öteki biçim kurallarına aykırılıkbulunmadığına ve itirazın bu nedenle reddine, Muhittin Gürün'ün sadeceöncelikle görüşme yapılmasının Anayasa'ya aykırı olduğu yolunda ki karşıoyuylave oyçokluğuyla;
3-38. maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları Anayasa Mahkemesince 12/10/1976 günlü,Esas : 1976/38 ve Karar: 1976/46 sayılı kararla iptal edilmişbulunduğuna göre, bu fıkralar yönünden yeniden karar verilmesine yerkalmadığına oybirliğiyle;
4-Anayasa'nın 1488 sayılı Yasa ile değişik 38. maddesinin ikinci ve üçüncüfıkralarının iptaline karar verilmiş olması karşısında 29/7/1970 günlü, 1319sayılı Emlâk Vergisi Kanununun 17/7/1972 günlü, 1610 sayılı Kanunla değişik 23.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin davanın bu evresinde uygulanmaniteliğini yitirdiği sonucuna varıldığından bu konudaki başvurmağım daMahkemenin yetkisizliği yönünden reddine Nihat O. Akçakayalıoğlu'nunkarşıoyuyla ve oyçokluğuyla;
12/10/1976gününde karar verildi.
Başkan
Kâni Vrana
Başkanvekili
Şevket Müftügil
Üye
Halit Zurbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Şekip Çopuroğlu
Üye
Fahrettin Uluç
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Hasan Gürsel
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
Yukarıkikararda incelenen 1488 sayılı Anayasa değişikliği, yasama meclislerinde(öncelik) usulü uygulanmak suretiyle görüşülüp kabul edilmiştir. OysaAnayasa'nın 155. maddesinde (Anayasa'nın değiştirilmesi hakkındaki tekliflerivedilikle görüşülemez.) kuralı yer almaktadır.
AnayasaKoyucu, Devlet yapısını oluşturan temel yasanın, aceleliği sağlayan yöntemleruygulanarak değiştirilmesini sakıncalı görmüş ve değişiklik önerilerininmeclislerde olağan usuller içerisinde, yani sükûnetle ve üyelere enine boyunainceleme, araştırma ve düşünme olanağı sağlamak suretiyle görüşülerek kararabağlanmasını, Anayasanın niteliğinin zorunlu bir sonucu saymıştır, bu nedenlede sözü geçen hükmün, Anayasa değişikliklerinde uygulaması zorunlu bir kuralolarak koymuştur.
Bubakımdan 155. madde de geçen (ivedilik) sözcüğünü, içtüzüklerde sadece bu adaltında düzenlenmiş bulunan görüşme yöntemine münhasır sayarak, acele görüşmeyisağlayan öteki usullerin, bu arada (Öncelik) usulünün bu yasak dışındakaldığını düşünmek mümkün değildir.
Konuyailişkin ayrıntılı düşüncelerim, Anayasa Mahkemesinin 13/4/1971 günlü, 1970/41 -1971/37 sayılı kararına ilişkin karşıoy yazımda belirtilmiş ve 23/3/1976 günlü,1975/167 - 1976/19 sayılı kararına ilişkin karşıoy yazımda da yinelenmişolduğundan aynı açıklamalara bir kez de burada yer verilmesine gerekgörülmemiştir. (Resmi Gazeteler :
17/3/1972,Sayı: 14131, S. 7-8; 12/8/1976 Sayı: 15675, S: 11-12)
Belirtilennedenlerle, Anayasa'nın 155. maddesindeki şekil şartlarına aykırı biçimdeyasalaşan 1488 sayılı Anayasa değişikliği ile oluşturulan söz konusu 38.maddenin birinci fıkrasının yeni metni Anayasa'ya aykırıdır, iptaline kararverilmelidir.
Buyüzden kararın konuya ilişkin bölümüne karşıyım.
Üye
Muhittin Gürün
KARŞIOYYAZISI
Anayasa'yıdeğiştiren 20/9/1971 günlü ve 1488 sayılı metin, 38. maddenin 1. fıkrası ile 2.ve 3. fıkralarını birlikte ele alıp, birlikte değiştirmiştir. Böylece bu üç fıkrahükümlerinin oluşturdukları eski "bütün" yerine "bir yenibütün" getirilmiştir.
Birincifıkra, 1961 Anayasasında "gerçek değer"den söz ederken, yapılandeğişiklikte "karşılık" değimine yer verilmiş "gerçekdeğer" anlayışı bırakılmıştır.
Kararın,Sayın çoğunlukça saptanan gerekçesinde sözü edilen "gerçek değerkavramı" nın en başta sahibinin malına yaptığı katkılar ile aynı süreçdetüm öteki malların değerlerini değiştirmiş nedenlerin aynı oran içinde kalanetkisi sonuçlarını kapsadığı ve bunlar dışı etkenlerle oluşan fiyat artışlarınıreddettiği açık ve kesindir. Fakat,
İncelemekonusu 38. madde 1. fıkra hükmü ile ön görülen "gerçek değer" değil,kamusal zorunluklarla yapılması ve başarılması kaçınılmaz nitelik gösterenişlere, "girişimi önlemeyecek bir karşılık" olduğu kuşkusuzdur veSayın çoğunluktan ayrılışım nedeni de budur.
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu