ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1976/3
Karar Sayısı:1976/23
Karar Günü:13/4/1976
Resmi Gazete tarih/sayı:15.7.1976/15647
İtirazyoluna başvuran Mahkeme: Güney Asliye Ceza Mahkemesi.
İtirazınkonusu: 4/2/1340 günlü, 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun 13. maddesinin,Anayasanın 8., 11., 12. ve 36. maddelerine aykırı olduğu savı ile iptaliistemine ilişkindir.
I.OLAY :
PTTDenizli Bakım Merkezi Dış Şebeke Başbakıcısı olan sanık hakkında, telefon hattıçekimi sırasında müştekinin tapulu arazisinde bulunan iki badem ağacındanbirini tamamen diğerini kısmen kesmiş olmasından ötürü, Türk Ceza Kanununun516. maddesinin ikinci fıkrasının 6 sayılı bendi uyarınca kamu davasıaçılmıştır. Sanık, kendisine yükletilen suç karşısında; önceden saptanmış olanyönde direklerin dikilmesi ve tellerin çekilmesinde teknik bir zorunlukbulunduğunu, buna engel ya da ileride hatlara zarar verebilecek olan ağaçlarıbudamak ve gerektiğinde de kesmek yetkisinin 406 sayılı Telgraf ve TelefonKanununun 13. maddesi ile PTT İdaresine tanındığını, hattın geçtiği ötekikesimlerde de bu yetkinin kullanılmış olduğunu bildirerek suçsuzluğunusavunmuştur.
C.Savcısı ise; savunmaya temel tutulan 406. sayılı yasanın 13. maddesinin,mülkiyet hakkına verilen zararları Türk Ceza Kanununun 516. maddesinin kapsamıdışında bırakması ve üstelik bir bedel ödenmesini kabul etmemesi bakımındanAnayasanın 8., 11., 12. ve 36. maddelerine aykırı olduğu savında bulunmuştur.
Mahkeme,C. Savcısı tarafından öne sürülen Anayasaya aykırılık savının ciddi olduğukanısına vararak, Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar vermiştir.
III.YASA METİNLERİ :
1-İtiraz konusu Yasa kuralı :
Resmiceridenin 21 Şubat 1340 günlü sayısında yayımlanmış olan 106 sayılı Telgraf veTelefon Kanununun 13. maddesi :
"Madde13- Posta ve Telgraf ve Telefon İdaresi, Telgraf ve Telefon hututunungüzergâhına müsadif ve işbu hatların tesis ve inşaasına mani veyahut hututumevcude üzerinde arıza tevlidini bais bulunan ağaçları budamak ve ledelicapzaruret miktarında katetmek hakkını haizdir."
2-İtirazda dayanılan Anayasa maddeleri :
"Madde8- Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.
Anayasahükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve kişileribağlayan temel hukuk kurallarıdır."
"Madde11- Temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi ve milleti ile bütünlüğünün,Cumhuriyetin, milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu yararının, genel ahlâkınve genel sağlığın korunması amacı ile veya Anayasanın diğer maddelerindegösterilen sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak, ancak kanunlasınırlanabilir.
Kanun,temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunamaz.
BuAnayasa'da yer alan hak ve hürriyetlerin hiçbirisi, insan hak vehürriyetlerinin veya Türk Devletinin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünüveya dil, ırk, sınıf, din ve mezhep ayrımına dayanarak nitelikleri Anayasa'dabelirtilen Cumhuriyeti ortadan kaldırmak kastı ile kullanılamaz
Buhükümlere aykırı eylem ve davranışların cezası Kanunda gösterilir."
"Madde12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhepayrımı gözetilmeksizin Kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."
"Madde36- Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararıamacı ile kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplumyararına aykırı olamaz."
3 -İlgili Yasa hükümleri :
T .CK. nun 516. maddesi :
"Madde516- Bir kimse her ne suretle olursa olsun, ahârın menkul veya gayrimenkulmalını tahrip veya imha eder veya bozar yahut bunlara zarar verirse mutazarrırolan tarafın şikâyeti üzerine bir seneye kadar hapis ve 20 liradan 50 lirayakadar ağır para cezası ile cezalandırılır.
Eğercürüm :
6-Dikilmiş bağ çubukları ve meyveli ağaç ve fidanlar ile seyir ve meydanyerlerindeki ağaçlar;
Üzerindeişlenirse failin göreceği ceza üç aydan iki seneye kadar hapis ve 250 lirayakadar ağır para cezasıdır.
Bufiiller hakkında şikâyetname itasına hacet kalmaksızın dava takip olunur."
IV.İLK İNCELEME :
AnayasaMahkemesi, İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 22.1.1976 gününde Kani Vrana,Şevket Müftügil, İhsan Ecemiş, Ahmet Akar, Halit Zarbun, Ziya Önel, AhmetKoçak, Şekip Çopuroğlu, Fahrettin Uluç, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, HasanGürsel, Ahmet Salih Çebi, Adil Esmer ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun katılmalarıile yapılan ilk inceleme toplantısında;
Dosyanıneksiği bulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle kararverilmiştir.
V.ESASIN İNCELENMESİ :
İşinesasına ilişkin rapor, itiraz yoluna başvuran Mahkemenin gerekçeli kararı,iptali istenen Yasa kuralı, bununla ilgili yasama belgeleri, konuya ilişkinöteki metinler ve itirazda dayanılan Anayasa maddeleri okunduktan sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
1-İncelemenin kapsamı sorunu :
Anayasayargısına egemen olan düşünce, Anayasa kurallarının üstünlüğünü vedokunulmazlığını sağlamaktır. Anayasa Mahkemesinin görev alanında bu ereğingerçekleşmesi, Anayasaya uygunluk denetiminden geçirilecek yasa kurallarınıntüm içerik ve kapsamı, ile ele alınıp incelenmesine bağlıdır. Bu temel kuralınsonucu olarak, bakılmakta olan bir kamu davasında uygulanacak yasa kuralınakarşı ileri sürülen Anayasaya aykırılık savının, Ceza Yargılamaları UsulüYasasının 255 maddesinde düzenlenen "bekletici (ön) sorun"kavramından ayrı ve daha geniş bir anlam taşıdığı tartışmasız kabuledilmektedir. Bu bakımdan 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanununun 13. maddesiile konulmuş olan ve Anayasaya aykırılığı öne sürülen kuralın, ilintiligörüldüğü değişik hukuk alanları arasında bir ayrım gözetmeksizin çepeçevreincelenmesi gerekir. Bir başka anlatımla, bakılmakta olan kamu davasındayargılama konusunun, sanığa yükletilen eylemin ceza hukuku açısından suçsayılıp sayılmayacağını, buna göre bir ceza verilmesine yer olup olmadığınısaptamaktan ibaret olup suçtan zarar gören kimsenin, kişisel hakları yönündenkamu davasına katılmamış olması nedeni ile, hukuki sorumluluğun yargılamasınırının dışında kaldığı gözönünde tutularak Anayasa Mahkemesindekiincelemenin de bu sınır içerisinde yapılmasına olanak yoktur.
Sonuçta,"406 sayılı Yasanın itiraz konusu 13. maddesinin içeriğinde hukuk ve cezayönünden ayrım yapılmaksızın incelenmesi gerektiğine, Ahmet Salih Çebi ve NihatO. Akçakayalıoğlu'nun maddenin hukuk yönünden incelenemiyeceği yolundakikarşıoylarıyle ve oyçokluğu ile karar verilmiştir."
2-İtiraz konusu kuralın Anayasaya aykırılık sorunu:
a)Anayasanın 12. maddesi açısından :
İtirazıngerekçesine göre, "Türk Ceza Kanununun 516/6. maddesi (dikilmiş bağçubukları ve meyveli ağaç ve fidanlar ile seyir ve meydan yerlerindekiağaçları) kesenleri cezalandırdığı halde, 406 sayılı Telgraf ve TelefonKanununun 13. maddesi, PTT idaresinde çalışan sanık için bu eylemi suç olmaktançıkarmakta ve böylece Anayasanın Kanun önünde, herkesin eşit olduğunu öngörenkuralına aykırı düşmektedir."
Şuvar ki, Anayasanın 12. maddesinde yazılı "Kanun önünde eşitlik"ilkesi, herkesin, her yönden aynı hükümlere bağlı olması gerektiği anlamınagelmez. Bu ilke ile güdülen amaç, benzer koşullar içinde olan, özdeş niteliktebulunan durumların yasalarca aynı işleme uyruk tutulmasını sağlamaktır. Kimiyurttaşlar için haklı nedenlere dayanılarak veya bunların durumlarındakifarklılığın doğurduğu zorunluklar dolayısiyle ayrı kurallar konulması halindeeşitlik ilkesinin zedelenmesinden söz edilemez.
Öteyandan, 406 sayılı Yasanın anılan maddesinde söz konusu olan yetki, doğrudandoğruya PTT İdaresine verilmiş bulunmaktadır. Genel olarak İdare, Anayasanın112. ve sonraki maddelerinde düzenlenmiş olup bu düzenlemede; İdarenin, hak veyetkileri bakımından bireylerle aynı düzeyde tutulması öngörülmemiştir.Gerçekten İdarenin, kamu hizmetlerini aralıksız yürütebilmesi için, Anayasasınırları içinde kalmak koşuluyla, gerekli olan kimi yetkilerle donatılmasıdoğaldır. Toplum yaşamında böyle bir görevi bulunmayan bireylere, aynınitelikte yetkiler tanınmamış olması öne sürülerek Anayasanın 12. maddesineaykırılıktan sözedilmesi doğru değildir. Soyut bir varlık olan İdarenin, buyetkileri organları durumunda bulunan gerçek kişiler eli ile kullanması, tüzelkişilik doğasının bir gereğidir. O halde, Anayasanın 112. maddesine dayanılaraközel bir Kanunla İktisadi Devlet Teşekkülü biçiminde kurulan PTT idaresine; 406sayılı Yasanın itiraza uğrayan 13. maddesi ile, Telgraf ve Telefon hatlarınınçekimine engel ya da bu hatlarda arıza yaratabilecek olan ağaçları budamak vegerektiğinde tamamen kesmek yetkisinin verilmesinde ve bu yetkininkullanılmasını gerçekleştiren görevliye Türk Ceza Kanununca ceza sorumluluğuyükletilmemesinde eşitlik ilkesine aykırı bir yön yoktur.
b)Anayasanın 36. ve 11. maddeleri açısından :
Sözüedilen 13. maddenin, mülkiyet hakkını sınırladığı ortadadır. Fakat Anayasanın36. maddesi ile, mülkiyet hakkının kamu yararı amacı ile Kanunlasınırlanabileceği kabul edilmiştir. Telgraf ve Telefon hatlarınınkurulmasındaki kamu yararı ise, ayrıca bir açıklamayı gerektirmeyecekbelirginliktedir. Buna verilen önem, telgraf ve telefon haberleşmesinitehlikeye sokmasından kuşkulanılan elektrik iletim tellerinin geçiş yerlerinindeğiştirme hak ve yetkisinin yine aynı Yasanın 11. maddesi ile PTT idaresinetanınmış bulunmasıyla belli olmaktadır.
Kamuyararı nedeniyle kabul edilmiş olan bu yasal sınırlamanın, mülkiyet hakkınınözüne dokunup dokunmadığı ayrıca incelenmelidir.
AnayasaMahkemesinin 8/4/1963 günlü, E : 1963/16, K : 1963/83 sayılı kararında dabelirtildiği gitti bir hak ve hürriyetin gayesine uygun biçimde dekullanılmasını son derece zorlaştıran veya onu kullanılmaz duruma düşürensınırlamalara bağlanması halindedir ki, o hak ve hürriyetin özüne dokunulmuşolması söz konusu edilebilir. 406 sayılı Yasanın 13. maddesinin verdiği yetkiyedayanılarak, telgraf ve telefon hatlarının kurulmasına engel, ya da bu hatlardaarıza yaratabilecek olan ağaçların dallarını budamak ve gerektiğinde ağacıtümden kesmek mülkiyet hakkının kullanılmasını son derece zorlaştıran veya onukullanılmaz hale sokan işlemlerden değildir. Çünkü, mülkiyet hakkına özgüöğeler yine malikin elinde durmaktadır. Başkaca bir anlatımla, 13. maddenin PTTidaresine tanıdığı yetki, budanan, ya da kesilen ağaçların yetiştiği taşınmazı,malikin kendi egemenliğinde tutmasına, ondan faydalanmasına ve onu hukuksalişlemlere konu yapmak yetkisine dokunmamaktadır.
Varılanbu sonuç, adı geçen Yasanın tümü içerisindeki eğilime göre denetlenecek olursa,doğruluğu daha da sağlamlaşır. Örneğin, 14, maddesi ile, kişilerintasarrufundaki arazinin dahilinde, emlâk ve müesseselerin haricinde telgraf vetelefon tesisatı inşaası için hükümete tanınan yetki, "ancak yapılacak tesisatişbu arazi, emlâk ve müessesatın istimal ve istifadesini haleldar etmemesilâzımdır." kuralı ile sıkı sıkıya sınırlanmış bulunmaktadır. Bu kural dagösteriyor ki, telgraf ve telefon hattı tesisinde, mülkiyet hakkının özünedokunmak düşünülmüş değildir. Bu itibarla, itiraz konusu kuralda, Anayasanın36. ve 11. maddelerine de aykırı bir yön yoktur.
c)Anayasanın 114. maddesinin son fıkrası açısından :
AsliyeCeza Mahkemesindeki duruşmada C. Savcısı, Anayasaya aykırılık savındabulunurken, Anayasanın 114. maddesi gereğince idarenin, kendi eylem veişlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü tutulmasına karşın 406 sayılıYasanın 13. maddesinde mülkiyete verilen zarar karşılığının peşin, ya dayasada, gösterilmesi gereken başka bir biçimde ödenmesinin kabul edilmemişolmasına değinmiştir. İtirazın gerekçesine geçirilmeyen bu görüş, Mahkemece de,ciddi olduğu kabul edilen sav arasında benimsemiş demektir. Fakat, Anayasayaaykırı olduğu öne sürülen 13. maddede ağaçların budanmasından, ya dakesilmesinden doğan zararların ödenmesini önleyen bir kurala yer verilmemiştir.Bu durumda Borçlar Yasasının, "Haksız Muamelelerden doğan borçlar" ailişkin genel kuralları uygulanacaktır. O halde, itiraz konusu kural,Anayasanın 114. maddesinin son fıkrasına da aykırı sayılamaz.
SONUÇ:
İtirazkonusu maddenin Anayasaya aykırı olmadığına ve itirazın reddine Nihat O.Akçakayalıoğlu'nun değişik gerekçesiyle ve redde oybirliğiyle;
13/4/1976gününde karar verildi.
Başkan
Kâni Vrana
Üye
İhsan Ecemiş
Üye
Ahmet Akar
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Şekip Çopuroğlu
Üye
Fahrettin Uluç
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
Mahkemeninbakmakta olduğu dava ceza davasıdır. Şahsen zarar gören de davayakatılmamıştır. Bu durumda tazminattan söz edilemiyeceğinden, itiraz konusu"406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu" nun 13. maddesinin yalnız cezahukuku yönünden Anayasa'ya uygun olup olmadığının denetlenmesi gerekeceğidüşüncesi ile hukuk ve ceza tefriki yapılmasına yer olmadığı hakkındakiçoğunluk görüşüne karşıyım.
Üye
Ahmet Salih Çebi
DEĞİŞİKGEREKÇE YAZISI
Hakkındaceza kovuşturması açılan ve yargılanan sanıkdan verdiği zararın ödetilmesiniisteyen olmadığı gibi, onu kendi kusurlu eylem sorumluluğundan kurtaran biryasal hüküm de yoktur.
Buyruğunauyulan İdare'ye karşı da, bir ödetme isteği davanın konusu değildir.
Açıklanandurumda ve yalnızca buyruk gereği kestiği ağaçlar bedelinin ödetilmesiniengelleyecek olan yasal kural, sanık hakkında açılmış ceza davasınınsürdürülmesini ve Ceza Yargılamaları Usulü Kanununun 253. maddesininuygulanmasını durduracak neden değildir.
Mahkemeitirazının reddi, bunun için, gerekir.
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu