ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1976/42
Karar Sayısı:1977/46
Karar Günü:19/4/1977
Resmi Gazete tarih/sayı:1.7.1977/15983
İtirazyoluna başvuran : İstanbul 10. İş Mahkemesi.
İtirazınkonusu: "1475 sayılı İş Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve 26.Maddesinin İkinci Fıkrasının Yürürlükten Kaldırılması, 193 Sayılı Gelir VergisiKanununun 25. Maddesinin Yedinci Fıkrasının Değiştirilmesi ve Bir Geçici MaddeEklenmesi Hakkında" 4/7/1975 günlü 1927 sayılı Kanunun 8. maddesinde yeralan "Bu Kanunun 1. maddesi 1/2/1977 tarihinden geçerli olmaküzere..." biçimindeki hükmün iptali istenmiştir.
I.OLAY:
Davacı,davalı tasfiye halindeki ticaret ortaklığında daha önce iş sözleşmesi ileçalışmakta iken 29/4/1974 gününde işine son verilmiştir. O gün yürürlüktebulunan hükümlere göre her hizmet yılı için onbeş günlük ücret üzerinden hesaplanankıdem tazminatı kendisine ödenmiştir. Ancak sonradan çıkan 4/7/1975 günlü 1927sayılı Kanun, kıdem tazminatının onbeş günlük değil, bir aylık ücret üzerindenhesaplanmasını öngörmüş ve bu hükmün 1/2/1974 den başlayarak uygulanacağınıkabul etmiştir. Bu durumda davacının işten ayrıldığı günden geçerli olmak üzereuygulanması zorunlu hale gelen 1927 sayılı Yasa hükmü uyarınca, daha öncedavacıya ödenen kıdem tazminatının iki katı ödenmesi gerekmektedir. Davacıödenmeyen kıdem tazminatı farkı 49.266 liranın davalıdan alınmasını istemiştir.Davalı, kıdem tazminatı hesabının nasıl yapılacağını gösteren değişik hükmünyürürlüğünü daha önceki tarihlere götüren ve 1927 sayılı Yasanın 8. maddesindeyer alan kuralın Anayasa'ya aykırılığını öne sürmüş, bu savın ciddî olduğukanısına varan mahkeme, sözü geçen hükmün iptali için Anayasa Mahkemesinebaşvurmuştur.
III.METİNLER:
1-4/7/1975 günlü, 1927 sayılı "1475 sayılı iş Kanununun Bazı MaddelerininDeğiştirilmesi ve 26 ncı Maddesinin ikinci Fıkrasının Yürürlükten Kaldırılması,193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 25 inci Maddesinin Yedinci FıkrasınınDeğiştirilmesi ve Bir Geçici Madde Eklenmesi Hakkında Kanun" un 8. maddesişöyledir :
Madde8- Bu kanun (un 1. maddesi 1/2/1974 tarihinden geçerli olmak üzere, diğermaddeleri) yayımı tarihinden yürürlüğe girer.
(İtirazkonusu hüküm, bu maddenin "Bu Kanunun l inci maddesi 1/2/1974 tarihindengeçerli olmak üzere..." biçimindeki bölümüdür.)
2-1927 sayılı Kanunun 1. maddesi 25/8/1971 günlü 1475 sayılı iş Kanununun 14.maddesinin değiştirmiştir. Maddenin değişik şekli şöyledir:
Madde14- Bu kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin:
l .-İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilensebepler dışında,
2.-İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca,
3.-Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısiyle,
4.-Bağlı bulundukları, Kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilikveya malûllük aylığı yahut toptan ödeme almak amaciyle;
Feshedilmesiveya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığıtarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince her geçen tam yıl içinişverence işçiye 30 günlük ücret tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldanartan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır."
(Maddeninbundan sonraki bölümü itirazın konusu ile ilgili bulunmadığından aynenalınmasına gerek görülmemiştir.)
3-İtiraz yoluna başvuran Mahkemece Anayasa'nın aşağıda belirtilen maddelerihükümlerine dayanılmaktadır .
Madde2- Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve Başlangıçta belirtilen temelilkelere dayanan, millî demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.
Madde40- Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özelteşebbüsler kurmak serbesttir.
Kanun,bu hürriyetleri, ancak kamu yararı amacıyla sınırlayabilir.
Devlet,özel teşebbüslerin millî iktisadın gereklerine ve sosyal amaçlara uygunyürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirlerialır.
Madde85- Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclisler, çalışmalarını, kendi yaptıklarıiçtüzüklerin hükümlerine göre yürütürler.
İçtüzükhükümleri, siyasî parti gruplarının, Meclislerin bütün faaliyetlerinekuvvetleri oranında katılmalarını sağlayacak yolda düzenlenir. Siyasî partigrupları, en az on üyeden meydana gelir.
Meclislerkendi kolluk işlerini Başkanları eliyle düzenler ve yürütürler.
Madde129- İktisadî, sosyal ve kültürel kalkınma plana bağlanır. Kalkınma bu plânagöre gerçekleştirilir.
DevletPlânlama Teşkilâtının kuruluş ve görevleri, plânın hazırlanmasında, yürürlüğekonmasında, uygulanmasında ve değiştirilmesinde gözetilecek esaslar ve plânınbütünlüğünü bozacak değişikliklerin önlenmesini sağlayacak tedbirler özelkanunla düzenlenir.
4-İtiraza dayanak yapılan 16/10/1962 günlü, 77 sayılı "Uzun Vadeli PlânınYürürlüğe Konması ve Bütünlüğünün Korunması Hakkında Kanun" un 3.maddesinin 3 sayılı bendinin birinci fıkrası hükmü şöyledir:
"MilletMeclisi ve Cumhuriyet Senatosu Plân Komisyonları, diğer komisyonların rapor vemetinlerinde yürürlükteki uzun vadeli plâna aykırı buldukları hususlarıbelirtir ve metni uzun vadeli plana uygun şekle sokarlar. Bu takdirde, GenelKuruldaki görüşmelerde esas, plân komisyonunun raporudur. Ancak, Anayasa'nın 92nci maddesi gereğince Karma Komisyon Kurulması gereken hallerde, Genel Kurulgörüşmelerine esas, Karma Komisyonun Raporudur."
5-İtiraza dayanak yapılan Cumhuriyet Senatosu içtüzüğünün 19. maddesi şöyledir:
PlânKomisyonu:
Madde19- Başkanlık uzun vadeli plânla ilgili gördüğü tasarı ve teklifleri en sonolarak Plân Komisyonuna havale eder. Kanun tasarı ve teklifleri Hükümetin veyaGenel Kurulun lüzum göstermesi halinde de, en son olarak bu komisyona havaleolunur.
Plânkomisyonu, bundan başka, Kamu harcama veya gelirlerinde artış veya azalışgerektiren kanun tasarı ve tekliflerini veyahut sadece belli maddeleri buniteliği taşıyan tasarı ve tekliflerin söz konusu maddelerini inceler.
Vergive resimlerle ilgili kanun tasarı ve teklifleri, Vakıflarla ilgili kanun tasarıve teklifleri ve malî işlerle ilgili kanun tasarı ve teklifleri de bukomisyonda incelenir.
Bukomisyon ayrıca, kesin hesap kanun tasarılarını inceler ve Sayıştay tarafındanyürürlükteki kanunlar gereğince verilen raporlan görüşür ve bu raporlardakimütalâalar hakkında bir rapor düzenleyerek Genel Kurula sunar. Bu raporlarGenel Kurulda sadece genel görüşme konusu olur.
Plânkomisyonu, diğer kanunların rapor ve metinlerinde yürürlükteki uzun vadeliplâna aykırı bulduğu hususları belirtir ve metni uzun vadeli plâna uygun şeklesokar. Bu takdirde. Genel Kuruldaki görüşmelerde esas, Plân Komisyonununraporudur.
IV.İLK İNCELEME:
AnayasaMahkemesinin 15/10/1976 gününde Kani Vrana, Şevket Müftügil, Halit Zarbun, ZiyaÖnel, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Şekip Çopuroğu, Fahrettin Uluç, MuhittinGürün, Lûtfi Ömerbaş, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi, Adil Esmer, Nihat O.Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmaları ile içtüzüğün 15. maddesiuyarınca yaptığı toplantıda : "Dosyanın eksiği olmadığından işin esasınınincelenmesine" oybirliğiyle karar verilmiştir.
V.ESASIN İNCELENMESİ :
İşinesasına ilişkin rapor, İstanbul 10. iş Mahkemesinin Anayasa Mahkemesinebaşvurulmasını içeren gerekçeli kararı, iptali istenen yasa kuralı itirazdadayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri, konu ile ilgili ötekiyasama belgeleri ve metinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
İtirazyoluna başvuran Mahkeme, iptalini istediği kuralın esas bakımından Anayasailkeleriyle bağdaşmadığını belirtmekle birlikte, bu kuralın yer aldığı A/7/1975günlü, 1927 sayılı Kanun tasarısının Cumhuriyet Senatosu görüşmelerinde deiçtüzüğe, uzun vadeli plânın yürürlüğe konması ve bütünlüğünün korunmasıhakkındaki 77 sayılı Kanuna ve dolayısiyle Anayasa'ya aykırılıklar yapıldığınıöne sürmektedir. Anayasa Mahkemesi iptal istemi ile bağlı ise de, ileri sürüleniptal nedenleri ile bağlı değildir. Bu kural 22/4/1962 günlü 44 sayılı Yasanın28. maddesinde belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi davada aykırılık nedenlerinikendiliğinden araştırmak zorundadır.
Yukarıdaaçıklanan nedenlerle Anayasa Mahkemesinin şimdiye kadar uyguladığı denetimyöntemi izlenerek, itiraz konusu işin önce biçim yönünden esası incelenecektir.
A)1927 sayılı Kanun Tasarısının Millet Meclisindeki yasama işlemlerinde iptaligerektirecek bir yöntem yanlışlığı bulunmadığından inceleme, CumhuriyetSenatosundaki görüşmeler üzerinde sürdürülecektir.
l-Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 69. maddesi hükmüne göre kanun tasan veteklifleri iki görüşmeye bağlıdır. Bir kez görüşmek için Tasarı hakkındaivedilik kararı alınması gereklidir. Bir Kanun Tasarısı için ancak Hükümet veyailgili Komisyon ivedilik önerisi verebilir Bundan başka içtüzüğün 46. ve 47.maddeleri uyarınca, önerinin yazılı olarak verilmesi ve Cumhuriyet Senatosununkabul edeceği esaslı bir nedene dayanması gereklidir, itiraz konusu kuralın yeraldığı Kanun Tasarısı, bu koşullardan hiç biri gerçekleşmeden ivediliklegörüşülmüştür. Çünkü, Tasarı hakkında herhangi bir ivedilik önerisi verilmişdeğildir.
3/7/1975günlü, 72. Birleşimde, gündemin (iki defa görüşülecek işler; B - BirinciGörüşmesi yapılacak işler) bölümünün 3. sırasında yer alan 509 sıra sayılıDeniz İş Kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin Kanun tasarısının önceliklegörüşülmesi için, Bütçe ve Plân Komisyonu Başkanı bir önerge vermiştir. Buarada sosyal işler komisyonu Başkanı da aynı tasarı için önceliği ve ivediliğikapsayan bir önerge vermiştir. Başkan, Sosyal işler Komisyonu Başkanınınönerisini oya sunmuş bu öneri Genel Kurulca kabul edilmiştir. Bu sırada birCumhuriyet Senatosu üyesi 1475 sayılı İş Kanununda değişiklik yapılmasıhakkındaki 508 sıra sayılı Tasarının daha Önce görüşülmesi gerektiğini önesürmüş, bu arada 5 Senatörün ayağa kalkarak yoklama istemelerine karşın, Başkanyoklama yapmayarak kimi üyelere söz vermiş, bunlar da 508 sıra sayılı 1475sayılı iş Kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin Tasarının öncelik veivedilikle görüşülmesini savunmuşlardır. 508 sıra sayılı Tasarı hakkındayukarıda açıklanan koşullara uygun herhangi bir öneri olmadığı halde bu tasarıele alınmış, sanki Sosyal İşler Komisyonu Başkanının böyle bir önerisi varmış,veya 509 sıra sayılı Deniz İş Kanunu Hakkındaki Tasarıya ilişkin öncelik veivedilik önerisinin 508 sıra sayılı iş içinde geçerliliği söz konusu imiş gibiBaşkan tarafından kendiliğinden oylama yapılmış, Tasarının öncelik veivedilikle görüşülmesi ve görüşmelerde sosyal işler komisyonu raporunun esasalınması kabul edilmiştir. Yöntemine uygun işlem yapılmadığını bildiren birCumhuriyet Senatosu üyesine de Başkan; "Usulüne göre yapıyoruz..."diyerek oylama sonucunu açıklamıştır. Böylece 1475 sayılı İş Kanununda değişiklikyapılmasına ilişkin 508 sıra sayılı Tasarının öncelikle ve ivediliklegörüşülmesine geçilmiştir (Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi, Cilt 23,Birleşim 72, Sayfa : 90).
İvedilik,Kanun tasarılarının görüşülmesinde çok önemli bir öğedir. Çünkü, ivedilikkararı verilmesi halinde Tasarı, Cumhuriyet Senatosunda iki kez yerine bir kezgörüşülür. Bu kuraldan ayrılma nedenleri İçtüzükte belirtilmiş ve böyleceTasarının bir kez görüşülebilmesi kimi koşullara bağlanmıştır. Bu koşullargerçekleşmeden bir kez görüşme ile yetinilmesi Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün46., 47., 48., 69. ve 75. maddelerine aykırı olduğu gibi, Meclislerinçalışmalarını, kendi yaptıkları içtüzüklerin hükümlerine göre yürütecekleriniöngören Anayasa'nın 85. maddesi hükmüne de aykırı düşer, itiraz konusu kuralböylece Anayasaya aykırı bir biçimde yasalaştığından gösterilen nedenlerleiptal edilmelidir.
2-a) 3/7/1975 günlü, 72. Birleşimde beş Cumhuriyet Senatosu Üyesi ayağa kalkarakçoğunluğun olmadığını öne sürmüşler ve yoklama yapılmasını istemişlerdir. AncakBaşkan söz isteyen kimi üyelere söz vererek görüşmeleri sürdürmüş, yoklamaisteyen üyenin itirazı üzerine de : "Efendim, bu muamelelere devam etmekgerçekten mümkün değildir. Ancak, ben o isteminizi geri aldığınız mülâhazasıile ........." biçiminde karşılık vermiş, sanki yoklama istenmemiş gibigörüşmeleri sürdürerek sosyal işler komisyonu raporunun görüşmelere esasalınmasını oylamış, başka tasarılar hakkındaki oylama sonuçlarını açıklamıştır.Yoklama isteğine ilişkin tartışma sırasında Başkan : "Belkivazgeçmişsinizdir mülâhazası ile işleme devam ettim." diyerek İtirazıkarşılamak istemiş, sonunda yoklama yapılmış ve çoğunluğun bulunmadığıanlaşıldığından oturumu kapatmıştır. Yoklama istemi karşısında Başkanın tutumuve izlediği yol ve yapılan yoklama sonucu, yoklamanın istendiği andanbaşlayarak Birleşimde yeter sayının bulunmadığını kanıtlamaktadır.
İçtüzüğün52. maddesinin son fıkrasında : "Oturum esnasında yeter sayı olupolmadığında Başkanlık Divanı tereddüt eder veya üyelerden beşi sözle veyayazılı olarak yeter sayı olmadığını ileri sürerse yoklama yapılır."denilmektedir. Bu hüküm Anayasa'nın 86. maddesindeki kuralın uygulanmasınısağlayan bir nitelik göstermektedir ve bu nedenle savsaklanması olanaksızdır.Olayda toplantı yeter sayısının Genel Kurulda bulunup bulunmadığı konusundaciddi bir kuşku vardır. Bu gibi hallerde görüşmeler derhal kesilip Meclisiradesinin oluşmasına yeter sayının varlığı saptanmalıdır. Yöntemince önesürülen yoklama isteğine karşın Başkanlığın görüşmeleri sürdürmesi içtüzüğeaykırı olduğu kadar Anayasa'ya da ters düşmüştür.
b)Öte yandan Anayasa'nın 86. maddesinde : "Her meclis üye tamsayısının saltçoğunluğu ile toplanır. Ve Anayasa'da başkaca hüküm yoksa toplantıyakatılanların salt çoğunluğu ile karar verir." hükmü yer almaktadır. Bukuraldan çıkan anlam şudur; Üye tamsayısının salt çoğunluğu olmadan yapılantoplantıda meclis iradesinin belirlenmesine olanak yoktur. Böyle bir toplantıdagörüşülen ve kabul edilen metinler de Meclis iradesinin ürünü olamaz.
Yukarıda(a) bendinde açıklanan durum karşısında, ivedilik kararının alındığı oturumda,Anayasa'nın 86. maddesinde yazılı toplantı yetersayısının bulunmadığı sonucunavarmak gerekir. Toplantı yetersayısı olmayan oturumda alman ivedilik kararınadayanılarak Tasarının iki kez yerine bir kez görüşme yoluyle yasalaştırılmasıiçtüzüğe ve Anayasa'nın 86. maddesine aykırıdır. Böyle bir yöntemle sürdürülengörüşme sonunda ortaya çıkan metnin, Yasa Koyucunun serbest iradesiniyansıtmadığı İçin iptali gerekir.
3-Anayasa'nın 129. maddesinde: "İktisadî, sosyal ve kültürel kalkınma plânabağlanır. Kalkınma bu plâna göre gerçekleştirilir. Devlet Plânlama Teşkilâtınınkuruluş ve görevleri, plânın hazırlanmasında, yürürlüğe konmasında,uygulanmasında ve değiştirilmesinde gözetilecek esaslar ve plânın bütünlüğünübozacak değişikliklerin önlenmesini sağlayacak tedbirler özel Kanunladüzenlenir." denilmektedir. Maddede sözü geçen özel Kanun 10/6/1962 günlü77 sayılı olup "Uzun Vadeli Plânın Yürürlüğe Konması ve BütünlüğününKorunması Hakkında Kanun" adı altında yürürlüğe girmiştir. Bu kanunun 3.maddesinin üçüncü fıkrasında : "Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu PlânKomisyonları, diğer komisyonların rapor ve metinlerinde yürürlükteki uzunvadeli plâna aykırı buldukları hususları belirtir ve metni uzun vadeli plânauygun şekle sokarlar. Bu takdirde Genel Kuruldaki görüşmelerde esas, PlânKomisyonunun raporudur." hükmü yer almaktadır. Cumhuriyet Senatosuiçtüzüğünün 19. maddesinde de Plân Komisyonunun çalışma alanı gösterilmiştir.Kanun Tasarı ve Teklifleri uzun vadeli plânla ilgili oldukları takdirde veyaHükümetin ya da Genel Kurulun gerekli bulması halinde en son olarak PlânKomisyonunda incelenir. Plân Komisyonu, öteki komisyonların rapor vemetinlerinde yürürlükteki uzun vadeli plâna aykırı bulduğu hususları belirtirve metni uzun vadeli plâna uygun biçime sokar. Bu takdirde Genel Kuruldakigörüşmelerde esas, Plân Komisyonunun raporudur.
Görülüyorki 77 sayılı Kanunda ve İçtüzüğün 19. maddesinde açıklanan yöntemler veönlemler, Anayasa'nın 129. maddesinde öngörülen Kalkınma Plânlarına ilişkinilkenin gerçekleştirilmesini amaçlamaktadır. Uzun vadeli plânın bütünlüğünükoruyacak yöntem ve önlemlerin bu açıdan değerlendirilmesi gerekir. PlânKomisyonu Raporunun görüşmelerde esas alınması bu nedenle Anayasal birzorunluğa dayanmaktadır.
OlaydaBütçe ve Plân Komisyonu Raporu yerine Sosyal İşler Komisyonunun Raporunungörüşmelere esas alınması yolundaki karar, toplantı yeter sayısı bulunmayan biroturumda alınmış olması ve bu nedenle geçersiz bulunması bir yana, yukarıdaaçıklanan gerekçelerle, Anayasa'nın 129. maddesine de aykırıdır. Bu konudayapılan usul yanlışlığı, itiraz konusu kuralın iptalini gerektirecek ölçüde veağırlıkta bulunmuştur.
1475sayılı Kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin 508 sıra sayılı Tasarı önceSosyal İşler Komisyonunda görüşülmüş, bu komisyonca Başkanlığın havalesineuyularak Bütçe ve Plân Komisyonuna gönderilmiştir. Bütçe ve Plân KomisyonuRaporunda, itiraz konusu kural eleştirilmiş ve "Kanunun yürürlük tarihi içinöngörülen 1/2/1974 tarihinin, Kanunun uygulanması yönünden herhangi bir hukukîve geçerli neden sonucu olmadığı tesbit edilmiş ve yine Raporumuzun girişkısmında arz edilen ve ancak yüksek rakamlarla ifade edilen ödemelerin yurtekonomisi bakımından herhangi bir verimli sonuca sebep teşkil edemiyeceğidüşüncesi ile işbu kanunun yürürlük tarihinin, yayımı tarihi olarak tespitindeyarar mütalâa edilerek madde bu yolda değiştirilmiştir." denilmeksuretiyle konunun uzun vadeli plânla ilişkisine ve yurt ekonomisindeki etkisinedeğinilmiştir. Durum böyle olunca, Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulundakigörüşmelerde Bütçe ve Plân Komisyonu raporunun esas alınması, 77 sayılı Kanunun3/3. ve İçtüzüğün 19. maddeleri gereğinden olduğu halde, bu yönteminuygulanmamış olması, dolayısiyle Anayasa'nın 129. maddesine bir aykırılıkoluşturmaktadır. İtiraz konusu kural bu nedenle de iptal edilmelidir.
4-Tasarının tümü üzerindeki görüşmeler bittikten ve maddelerin görüşülmesinegeçilip birinci madde okunduktan sonra Başkan : "Sayın üyeler, daha önceYüce Heyetinizin kabul etmiş olduğu önergede belirtildiği gibi, ancak üzerindedeğiştirge Önergesi verilmiş bulunan maddelerin müzakeresi yapılacaktır."demiş ve itiraz konusu kuralı içeren 8. madde, üzerinde daha önce değişiklik önergesiverilmiş bulunmadığından yalnız okunarak oylanmış ve kabul edilmiştir.(Cumhuriyet Senatosu Tutanak Dergisi Cilt 23, Birleşim 73, Sayfa:126, 147).
Oysa1475 sayılı Kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin 508 sıra sayılı tasanhakkında Başkanın öne sürdüğü gibi bir önerge verilmiş değildir. Her ne kadar72. Birleşim sırasında 509 sıra sayılı Deniz İş Kanununda değişiklikyapılmasını öngören tasarının görüşülmesine başlanırken Bütçe ve Plân KomisyonuBaşkanı tarafından görüşmelerin, ancak üzerinde değişiklik önergesi verilenmaddelere inhisar ettirilmesi" yolunda bir önerge verilmiş ise de, buönerge oylanmadığı gibi, oylanıp kabul edilmeyen bu önergenin 508 sıra sayılı1475 sayılı Kanunda değişiklik yapılmasına ilişkin Tasarıyı da kapsadığı ilerisürülemez. Aslında 72. Birleşimin bu konuların görüşüldüğü oturumunda toplantıyeter sayısı bile saptanamamıştır. Hal böyle olunca, itiraz konusu kuralıiçeren 8. maddenin görüşmesiz kabulü İçtüzüğe ve dolayısiyle Anayasa'ya.aykırıdır.
Başkantarafından öne sürüldüğü gibi, "görüşmelerin, ancak üzerinde değişiklikönergesi verilen maddelere inhisar ettirilmesi" biçiminde bir önergeninvarlığı ve kabul edilmiş olması bir varsayım olarak düşünülse bile, bu önergedoğrultusunda davranılmış olması, Anayasa'nın 92. maddesinin koyduğu görüşmeilkesi ile bağdaşmaz. Bu konu Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarındayeterince açıklanmış olduğundan aynı gerekçelerin burada yinelenmesine gerekgörülmemiştir. (Örneğin, 6/5/1975 günlü, 35/126 sayılı karar, Anayasa MahkemesiKararlar Dergisi, Cilt : 13, Sayfa : 483, 19/10/1976 günlü, 42/48 sayılı karar,Resmî Gazete : 10/5/1977, sayı : 15933).
Özetlenecekolursa, Tasarının 8. maddesinde yer alan kural İçtüzük hükümlerine, Anayasa'nın85., 86., 92. ve 129. maddelerine aykırı biçimde yasalaşmıştır. Bu biçimaykırılıkları Yasa Koyucunun iradesinin serbestçe oluşmasını engellediğinden4/7/1975 günlü, 1927 sayılı Kanunun 8. maddesindeki itiraz konusu hükmün(......nun 1. maddesi 1/2/1974 tarihinden geçerli olmak üzere, diğer maddeleri...)bölümünün iptali gerekir.
Kararın(A) bölümünün l, 2 ve 4 sayılı bentlerinde açıklanan görüşlere Halit Zarbun veNihat O. Akçakayalıoğlu, 3 sayılı bendinde belirtilen görüşlere de HalitZarbun, Ahmet Salih Çebi ve Nihat O. Akçakayalıoğlu katılmamışlardır.
B)(A) bendinde açıklanan nedenlerle itiraz konusu hükmün biçim yönünden iptalinekarar verilmiş bulunmasına göre, esas hakkında inceleme yapılmasına ve bukonuda bir karar verilmesine yer kalmamıştır. Anayasa Mahkemesinin 15/2/1977günlü, E: 1976/50, K: 1977/13 sayılı kararında bu konuda ayrıntılı gerekçelergösterilmiş olduğundan bunların burada yinelenmesine gerek görülmemiştir.
ZiyaÖnel, Abdullah Üner ve Ahmet Erdoğdu bu görüşe katılmamışlardır.
C)Anayasa'nın 152. maddesinin ikinci fıkrasıyle 22/4/1962 günlü, 44 sayılıKanunun 50. maddesinin üçüncü fıkrasında; gereken hallerde iptal hükmününyürürlüğe gireceği günün Anayasa Mahkemesince ayrıca belirtilebileceği ve aynıkanunun 50. maddesinin dördüncü fıkrasında da, iptal kararı verilmesiyle meydanagelecek boşluğun, Kamu düzenini tehdit edici nitelikte görülmesi halinde,üçüncü fıkra hükmünün uygulanması gerekeceği belirtilmiştir.
4/7/1975günlü 1927 sayılı Kanunun 8. maddesinde yer alan itiraz konusu hükmün biçimyönünden iptaline karar verilmiştir. Bu kararın Kamu düzenini bozacak ağırlıktabir boşluğu oluşturmadığı açıktır. Bu nedenle iptal kararının yürürlüğegireceği günün ayrıca belirtilmesine gerek yoktur.
AbdullahÜner, Ahmet Koçak, Hasan Gürsel ve Nihat O. Akçakayalıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.
VI.SONUÇ:
A-4/7/1975 günlü, 1927 sayılı Kanuna ilişkin tasarının, Cumhuriyet Senatosundagörüşülmesinde :
1-Verilmiş bir ivedilik önergesi yokken ivedilikle görüşme kararı alınması,
2-a) İçtüzük hükümlerine uygun olarak öne sürülen yoklama istemi üzerine yetersayı bulunup bulunmadığını belirlemek için yoklama yaptırılmamış olması,
b)İvedilik konusundaki oylamanın hemen arkasından yapılan yoklamada çoğunluğunbulunmadığının saptanması karşısında, ivedilik kararının oylanması sırasında daçoğunluğun bulunmadığının anlaşılması,
3-Plân Komisyonu raporu yerine, görüşmelerde Sosyal İşler Komisyonu raporununesas tutulmuş olması,
4-İtiraz konusu 8. madde üzerinde görüşme açılmamış bulunması, gibi Anayasa veiçtüzük kurallarına aykırı tutum ve davranışlar sonunda yasalaşması nedeniyle;4/7/1975 günlü, 1927 sayılı Kanunun 8. maddesi hükmünün "...nun 1. maddesi1/2/1974 tarihinden geçerli olmak üzere, diğer maddeleri..." bölümününAnayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline (1), (2) ve (4) sayılı bentlerde HalitZarbun ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun, (3) sayılı bentte Halit Zarbun, AhmetSalih Çebi ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşıoylarıyle ve oyçokluğuyla;
B-İtiraz konusu kural yukarıda (A) bölümünde açıklanan nedenlerle biçim yönündeniptal edilmiş bulunduğuna göre, esas hakkında incelemenin sürdürülmesine yerkalmadığına Ziya Önel, Abdullah Üner, Ahmet Erdoğdu'nun karşıoylarıyle ve oyçokluğuyla;
C-Anayasa'nın değişik 152. maddesinin ikinci fıkrasına göre iptal kararınınyürürlüğe gireceği günün ayrıca belirtilmesine yer olmadığına Abdullah Üner.,.Ahmet Koçak Hasan Gürsel ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşıoylarıyle veoyçokluğuyla;
19/4/1977gününde karar verildi.
Başkan
Kâni Vrana
Başkanvekili
Şevket Müftügil
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Şekip Çopuroğlu
Üye
Fahrettin Uluç
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ahmet Erdoğdu
Üye
Hasan Gürsel
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
MahkememizinEsas: 1976/42, Karar: 1977/46 sayılı kararında, sayın Nihat O.Akçakayalıoğlu'nun yazdığı karşıoy yazısında belirtilen nedenlerle çoğunlukgörüşüne katılmıyorum.
Üye
Halit Zarbun
KARŞIOYYAZISI
4/7/1975günlü, 1927 sayılı Yasanın 8. maddesi hükmünün "......" nun birincimaddesi 1/2/1974 tarihinden geçerli olmak üzere, diğer maddeleri......."bölümünün biçim yönünden iptal edilmiş bulunduğuna göre, esas hakkındaincelemenin sürdürülmesine yer kalmadığına ilişkin kararda yerindelik olmadığıkanısındayız.
Biçimyönünden verilen iptal kararlarından sonra davanın öz bakımından, başka deyimleesas yönünden, incelenemiyeceği sonucuna dayanan, düşüncenin gerekçesi şudur.Biçim yönünden iptal edilmiş bir hüküm, artık hukuk düzeninden çıkmış, yasaletkisini yitirmiş bulunmaktadır. Böylece var olmayan, yürürlükten çıkmış olanbir yargının artık Anayasa'ya uygunluğu denetiminden söz edilemez. Bu görüş,ilk bakışta yerindeliği olan bir düşünce etkisi yapabilir. Ne var ki, itiraz veiptal davalarında bir yasal kuralın biçim yönünden aykırılığı yanında esasbakımından da aykırılığının söz konusu olduğu ve bir sav olarak ileri sürüldüğüdurumlarda, aşağıda açıklanan konuların gözönünde tutulması ve kararın bu ilke vekavramlara dayalı bulunması zorunludur.
1-İptal nedenlerinin ayrı ayrı incelenmesi ve karara bağlanması:
Biryasa kuralının Anayasa'ya uygunluğu denetimi için birden çok neden ilerisürülmüş olabilir. Tersine olarak aykırılık nedeni tek olarakta gösterilebilir.Bu nedenler, Anayasa Mahkemesine iptal davası açmaya yetkili kılınanlarca birerbirer gösterilir. Yüksek Mahkemece yapılacak denetim, ileri sürülen istemlebağlı olmanın zorunluğu dolayısiyle ister biçim ister öz bakımından olsun hertürlü nedenin incelenmesi ve karara bağlanmasını içerir. 22/4/1962 günlü ve 44sayılı Yasanın 28. maddesi denetimde, istemle bağlılık ilkesini, 27. maddesindede "uygulanacak yasa kuralları" koşulunu temel kurallar olaraksaptamıştır. Dava ya da itiraz yolu ile gelen iptal istemlerinde ileri sürülennedenlerin denetim bakımından incelenmesi ve Anayasa'ya aykırılık savlarınınher biri için ayrı karar verilmesi temel kuraldır. Yüce Mahkeme istemle bağlıolduğuna göre denetimi biçim ve öz bölümlerine ayırıp biçimden karar vermesi veöz yönünden denetimi yapmaması ve esasla ilgili bir karar vermemesidüşünülemez.
2-Denetimin kapsamı:
TemsilcilerMeclisi Anayasa yarkurulu raporunda, Anayasa Mahkemesinin görevi üzerindeönemle durulmuştur. Anayasa'mızın temel ilkelerinden birisi de, özgürlüklere,haklara yönelen saldırıları, doğrudan ya da dolaylı olarak yapılan genelkısıtlamaları tümüyle önlemektir. Yasama organının da Anayasa'nın koyduğu builkeyi, çıkardığı yasalarla çiğnemesi yasaklanmıştır. Bu durumda AnayasaMahkemesinin denetim görevi başlar. Özgürlüklerin ve hakların düzenleyicisiolan yasama gücünün görevini yaparken özgürlüklerin, hakların özünü tehlikeyedüşürmemesi gerekir. Yasama gücü, özgürlüklerin ve hakların özüne dokunmamasınırından öteye artık işlemez. Yasama organının bu sınırı aşıp aşmadığıdenetimi Anayasa Mahkemesince yapılır. Temsilciler Meclisi Anayasa yarkuruluncahazırlanıp adı geçen Meclisçe de benimsenen bu görüş, öğretide ve AnayasaMahkemesinin 8/4/1963 gün ve Esas: 1963/16, Karar: 1963/85 sayılı kararındaaçık olarak yer almış ve Türk Anayasa Hukukunda hiç bir duraksamaya yervermeyecek biçimde belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesinin denetim görevininkaynağı buradan başlar.
YüksekMahkemenin görevi, Anayasa'nın 147. maddesinde, yasaların, Türkiye Büyük MilletMeclisi İçtüzüklerinin Anayasa'ya, Anayasa değişikliklerinin de Anayasa'dagösterilen biçim koşullarına uygunluğunu denetlemektir. Yasaların, T.B.M.Meclisi İçtüzüklerinin Anayasa'ya uygunluk denetimi, bir bütün olarak, biçim veesas yönlerinden hepsinin bir arada yapılacağı kapsam ve kavramındadır. Biryasa yargısı, biçim yönünden iptal edildiği gerekçesiyle esasla ilgilidenetimden vazgeçilemez. Gerek Anayasa'mızın 1488 sayılı Yasa ile değişik 147.,gerek 22/4/1962 gün ve 44 sayılı Yasanın 20. maddelerinde belirlenen denetimgörevinin kapsamı budur.
3-Biçim denetimi sonucu verilen iptal kararının öz yönünden denetim yolunukapamayacağı:
Biçimyönünden yapılan denetim, iptal kararı ile sonuçlanmışsa, artık ayrıca esasyönünden denetim yapılamıyacağı görüşü, iptal karan Resmî Gazete'deyayımlandığı gün ilgili yasa yargısı yürürlükten kalktığına göre yürürlükteolmayan bir yargının ayrıca öz yönünden denetilmiyeceği gerekçesinedayandırılmak istenmektedir. Oysa, biçim yönünden denetim yapılırken, esasyönünden de yapılacaktır. Anayasa Mahkemesinin kararlarını ve kesinlik veyürürlük ilkelerini belirleyen Anayasa'nın 152. maddesinde: (Anayasa Mahkemesikararları kesindir. Kararlar, gerekçesi yazılmadan açıklanamaz) denildiktensonra bu maddenin 2. fıkrasında (...iptaline karar verilen kanun veya İçtüzükveya bunların iptal edilen hükümleri, gerekçeli kararın Resmî Gazete'deyayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar...) kuralı konmuştur. Bu Anayasayargısı da açıkça saptamaktadır ki. Resmî Gazete'de yayımlanmayan ve görüşmesonucu oylanarak biçimsel yönden verilmiş iptal kararı, Resmî Gazete'degerekçesi yazılmışta öylece açıklanmış bir karar niteliğinde ve kesin değildir.Daha hukuk düzeninde etkisini yapacak bir evreye ulaşmamıştır. Biçimsel yöndenverilmiş karara karşın, koşulları yerine gelmediği için, iptali istenen veisteme uygun olarak verilen karar konusu yasa kuralı daha yürürlüktedir. Öyleolunca biçim yönünden iptal edilmesi nedeniy1e ortada bir yasa kuralının esas,öz yönünden denetime bağlı tutulamıyacağı görüşünün yanlışlığı işte buradadır.Biçim yönünden o oturumda verilen iptal kararına karşın, denetilen yasa yargısıdaha yürürlüktedir ve öz yönünden denetim sürdürülmelidir.
Bunedenlerle itiraz konusu kural (biçim yönünden iptal edilmiş bulunduğuna göre,esas hakkında incelemenin sürdürülmesine yer kalmadığına) yolunda verilenkarara karşıyız.
Üye
Ziya Önel
Üye
Ahmet Erdoğdu
KARŞIOYGEREKÇESİ
İşKanununun bazı maddelerinin değiştirilmesine dair 1927 sayılı Kanunun 8.maddesinin; işçilerin kıdem tazminatları ile ilgili "bu Kanunun 1. maddesi1/2/1974 tarihinden geçerli olmak üzere... yürürlüğe girer" hükmününiptali hakkındaki kararın bazı bölümlerine katılmadığımın nedenleri aşağıdadır:
l-İş Kanununun bazı maddelerini değiştiren 4/7/1975 günlü, ve 1927 sayılı Kanunlaişçilerin kıdem tazminatları 15 günlük ücretten 30 günlük ücrete çıkartılmış vebu hüküm 1/2/1974 tarihinden geçerli sayılmıştır.
İstanbul10. İş Mahkemesince, bu hükmün gerek biçim ve gerek esas yönlerinden Anayasa'yaaykırı olduğu gerekçesiyle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmuş veAnayasa Mahkemesince de bu hükmün tasarının Cumhuriyet Senatosunda görüşülmesisırasında içtüzüğün bazı şekil kurallarına aykırı hareket edilmesinden dolayıiptaline, esas yönünden incelemenin sürdürülmesine yer olmadığına ve iptalkararının yürürlüğe gireceği günün ayrıca belirtilmesine yer olmadığına kararverilmiştir.
AnayasaMahkemesi; Anayasada verilen diğer görevler dışında kanunların ve Türkiye BüyükMillet Meclisi ve meclislerin içtüzüklerinin Anayasaya uygunluğunu denetlemeklegörevli kılınmıştır. (Anayasa Madde 147) Anayasada meclislerin içtüzüklerihakkında sadece 85. maddenin birinci fıkrasında "Türkiye Büyük MilletMeclisi ve meclisler çalışmalarını kendi yaptıkları içtüzük hükümlerine göreyürütürler." hükmü konulmuş bunun dışında Anayasada içtüzüklerle ilgilibaşka bir hüküm mevcut bulunmamıştır. Anayasa Mahkemesince, anılan 85. maddeninbirinci fıkrasına dayanılarak, kanun teklif ve tasarılarının meclislerdegörüşülmesi sırasında içtüzük hükümlerine uyulup uyulmadığının da inceleneceğive içtüzüklerin şekil kurallarına riayetsizliğin kanunun geçerliliğimetkiliyecek ve meclislerin iradelerini zedeleyecek derecede önemli ve ağırboyutlara ulaştığı taktirde bunun iptal nedeni olacağı kararlaştırılmıştır. Ohalde kanunların Anayasa'ya uygunluğunun incelenmesi sırasında Anayasa'nınözüne ve Anayasa'da yazılı temel kurallara öncelik verilmesi, bu aradaiçtüzüklerin şekil kurallarına riayetsizlik kanunun geçerliliğini etkileyecekve meclislerin iradelerini zedeleyecek kadar ağır olduğu taktirde bunların dadikkate alınması gerekmektedir.
İçtüzüklerdekibir şekil kuralına riayetsizliğin kanunun iptalini gerektirdiği sonucunavarılmış olması halinde incelemenin bu noktada kesilerek kanunun Anayasa'nınözüne ve sözüne uygun olup olmadığının denetim dışında bırakılmasının herşeyden önce Anayasa'nın 147. maddesinin sözüne ve amacına uygun düşmediğikanısındayız. Kaldıki bir kanun hükmünün, İçtüzüğün bir şekil kuralınauyulmadığı nedeniyle iptaline karar verilmekle yetinilmeyip esas Anayasa'yauygunluk denetiminden de geçirilmesinin sayısız yararları olduğu bir gerçektir.Bilindiği gibi Anayasa'da Devletin ve ülkenin varlığını ilgilendiren ve gelişipilerlemesini sağlayacak nitelikte çok önemli sosyal, siyasal ve ekonomik temelkurallara yer verilmiştir. Kanunların bu bakımlardan incelenmesine öncelikverilmesi, bu temel ilkelerin hür demokratik rejim içinde gereği gibibenimsenip gelişmesini ve bu kuralların amaçlarına uygun biçimde uygulanmasınaözen gösterilmesini sağlayacak ve ayrıca Türk Anayasa Hukukunun gelişmesine deyardımcı olacaktır.
İncelemesırasında İçtüzüğün bir şekil kuralına riayet edilmediğinin anlaşılmış olması,o kanunun Anayasa'nın öteki esas kuralları açısından incelenmesiniönleyemeyeceği kuşkusuzdur.
Bunedenler dikkate alınarak, itiraz konusu hükmün Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğününbazı şekil kurallarına riayet edilmemesi dolayısiyle iptaline karar verilmesiile yetinilmeyip Anayasa'nın özüne ve sözüne uygun olup olmadığı yönünden deincelemeye tabi tutulması ve yerel mahkemece ağırlık verilen esas Anayasa'yaaykırılık itirazının yanıtsız bırakılmaması gerekirdi.
2-İşçilerin kıdem tazminatlarına ilişkin itiraz konusu hüküm yalnız biçimyönünden iptal edilmiş, Anayasa'nın özüne ve sözüne uygun olup olmadığı konusuele alınmamış ve esasla ilgili bir karar verilmemiştir. Kanun tasarısınınCumhuriyet Senatosunda görüşülmesi sırasında riayet edilmeyen şekil kuralınınise düzeltilmesi daima olanak içindedir. Bu da yasama organınınyetkilerindendir. Yasama organının bu yetkisini kullanabilmesi de iptalkararının Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren yürürlüğe girmesi için birsüre verilmesine bağlıdır. Böyle bir süre verilmemesi, işçilerin kıdemtazminatları ile ilgili haklarının bir şekil meselesi yüzünden ödenmemesisonucunu doğurmaktadır. Süre verilmesi için iptal kararı dolayısiyle kanundabir boşluk meydana gelmesine de gerek yoktur. Anayasa'nın 152. maddesinde,gereken hallerde iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihinkararlaştırılabileceği belirtilmiştir. Yukarıda yazılı nedenler ise böyle birsürenin verilmesini gerekli kılmaktadır.
3-Yukarıda yazılı nedenlerden dolayı iptal kararının bu bölümlerine katılmıyorum.
Üye
Abdullah Üner
KARŞIOYYAZISI
4/7/1975tarihli, 1927 sayılı Kanunun 1. maddesiyle 1475 sayılı İş Kanununun 14.maddesinde yapılan değişiklik ile; işçilerin hizmet akitlerinin fesh edilmesiveya ölümleri sebebiyle son bulması hallerinde kendilerine işe başlamatarihinden itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl içinişverence (eskiden olduğu gibi 15 günlük değil) 30 günlük ücret tutarında kıdemtazminatı ödenmesi sağlanmıştır.
1927sayılı Kanunun 8. maddesi ile de, bu yeni kıdem tazminatına ilişkin birincimaddesi hükmünün 1/2/1974 tarihinden geçerli olacağı öngörülmüştür. Kanunkoyucu böylece, 1/2/1974 tarihinde işçi olanlara da bu yeni tazminat hakkındanyararlanabilmeleri olanağını sağlamak istemiş ve çeşitli iş kollarında çalışanbir kısım işçilerde kuşkusuz bu olanaktan yararlanmışlardır.
Öteyandan, 8. maddede yer alan "bu kanunun l inci maddesi 1/2/ 1974tarihinden geçerli olmak üzere..." tarzındaki hüküm, tasarının CumhuriyetSenatosunda görüşülmesi sırasında içtüzüğün biçim kurallarına uyulmamış olmasınedeniyle Anayasa Mahkemesince biçim yönünden iptal edilmiştir. İşçilere,1/2/1974 tarihinden geçerli olarak bu hakkı tanıyan itiraz konusu kanunhükmünün, Anayasa'nın temel ilkeleri açısından bir aykırılık taşıyıp taşımadığıyönü ise ayrıca denetlemeye tabi tutulmamıştır. Başka bir deyimle itiraz konusuhükmün, Anayasa'nın sözüne ve özüne aykırılığı saptanmamıştır,
İşinyukarıda açıklanan niteliklerine göre, Anayasa'nın değişik 152. maddesininikinci fıkrasında öngörülen yetkinin kullanılarak iptal hükmünün yürürlüğegireceği günün de ayrıca kararlaştırılması gerekli görülmüştür.
Üye
Ahmet Koçak
KARŞIOYYAZISI
"1475sayılı İş Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesi ve 26. maddesinin ikincifıkrasının yürürlükten kaldırılması, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 25.maddesinin yedinci fıkrasının değiştirilmesi ve bir geçici madde eklenmesihakkında" 4/7/1975 günlü, 1927 sayılı Kanunun 8. maddesinde yer alan"bu kanunun 1. maddesi 1/2/1974 tarihinden geçerli olmak üzere..."biçimindeki hükmün biçim yönünden iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin19/4/1977 günlü, Esas : 1976/42, Karar : 1977/46 sayılı kararının "iptalkararının yürürlüğe gireceği günün ayrıca belirtilmesine yer olmadığına"dair olan (C) bölümüne aşağıdaki nedenle katılmadım. Şöyleki:
Gerçektenitiraz konusu hükümle ilgili kanun tasarısının Cumhuriyet Senatosu GenelKurulunda görüşülmesi sırasında yapılmış bulunan İçtüzük ve dolayısiyle Anayasaihlalleri hükmün biçim yönünden iptalini gerektirmiş olmakla beraber, iptaledilen bu hükme dayanılarak daha önce birçoklarına yapılmış olan kıdemtazminatı ödemeleri karşısında, iptalle doğacak durum büyük haksızlık veadaletsizliklere yol açacaktır. Bunun önlenmesi iptal hükmünün bir süre dahayürürlüğünü sağlamak için süre tanınması ve bu suretle doğacak adaletsizlikleridüzeltme imkânının kanun koyucuya sağlanması idi, bu yapılmamıştır.
Üye
Hasan Gürsel
KARŞIOYYAZISI
Davacı1927 sayılı Kanunla 25/8/1971 günlü, 1475 sayılı Kanunun 14. maddesideğiştirilerek, kıdem tazminatının 15 günden 30 güne çıkarılmış olduğunu ilerisürmüş, kendisine ödenmemiş olan 15 günlük kıdem tazminatı farkının ödenmesinidava etmiştir. Kıdem tazminatı ile Devletin ilgisi işveren olmasındangelmektedir. Bu itibarla kıdem tazminatının artırılmasına ilişkin yasadeğişikliğinin Devletin faaliyetini düzenlemeyi öngören, uzun vadeli plânınşümulünde mütalâası ve bu nedenle de Cumhuriyet Senatosundaki görüşmelerinBütçe ve Plân Komisyonunun Raporu üzerine yürütülmesi zorunluluğu yoktur.Nitekim tasarı Millet Meclisi Plân Komisyonunda da görüşülmemiştir.
SONUÇ:
Yukarıdaaçıklanan nedenle görüşmelerin Bütçe ve Plân Komisyonu Raporu üzerindendeğilde, işin niteliğine uygun olarak, Sosyal işler Komisyonu Raporu üzerindenyürütülmesi de içtüzüğe, 70 sayılı Kanuna ve Anayasa'nın 129. maddesine aykırıbir yön bulunmadığı düşüncesiyle kararın 3 numaralı bendindeki çoğunlukgörüşüne karşıyım.
Üye
Ahmet Salih Çebi
KARŞIOYYAZISI
a)C. Senatosunda, görüşmelere, yeter sayı ile oluşan çoğunlukça başlandığına vedoğal olanın da görüşmelerin yeter sayıda üye ile sürdürülmesi olduğuna göre,buna ters düşen durumun, varsayımlarla değil, somut delillerle ortaya konmasıgerekir.
b)Mahkememiz sayın çoğunlukça yöntem bozukluğu olarak belirlenen aksaklıklar, C.Senatosu sayın üyelerinin düşünce ve kararlarını açıklamalarını güçleştiripaksatacak ve sayın çoğunluğumuzun kabulleri gibi "Yasa koyucununiradesinin serbestçe oluşmasını engellediğinden" söz edilebileceknitelikte değildir.
c)Sayın çoğunluk, varlığını kabul ettikleri biçimsel aksaklıkların giderilmesinefırsat vermek üzere, iptal kararının yürürlüğünün bir ileri tarihe bırakılmasıönerisini "ortaya kamu düzenini tehdit edici boşluk çıkmadığı"gerekçesiyle reddetmiş ve bunu yaparken, Anayasa'nın 152. ve 44 sayılı Kanunun50. maddesi hükümlerine uyduklarını bildirmişlerdir.
Anayasa'nın152. maddesi iptal hükmü yürürlüğünün geri bırakılmasına belirli bir nedengöstermemiş bu uygulama için "gereken haller" in saptanmasını AnayasaMahkemesine bırakmış ve bu hallerin nicelik ve niteliğini belirleyipgöstermekten kaçınmıştır. 44 sayılı Kanunun 50. maddesinin üçüncü fıkrası daböyle yapmıştır.
44sayılı Kanunun 50. maddesinin, sayın çoğunlukça dayanılan dördüncü fıkrası ise,bir önceki fıkranın ve Anayasa'nın 152. maddesinin sözünü ettiği "gerekenhaller" den yalnız bir "özel durum" belirlemiştir. Bubelirleyiş, bir sınırlama ve kısıtlama değildir.
Biran için, 44 sayılı Kanunun 50. maddesi dördüncü fıkra hükmü, sayın çoğunluğunkabulleri gibi değerlendirilse dahi o değerlendirme doğrultusunda biruygulamaya gidilmesi olanaksızdır.
Çünkü;
Anayasa'nın147. maddesi hükmüne göre, Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkileri, Anayasa'nınyollamadığı bir kanun hükmü ile sınırlandırılamaz. Anayasa, 148. maddesi ileyalnızca, Mahkemenin "kuruluşu ve yargılama usulleri" ile ilgili birkanun çıkarılmasına izin vermiştir. Sayın çoğunluğun dayandığı 44 sayılıKanunun 50. maddesi 4. fıkra hükmü kuralı ise, bu izin alanına giren niteliktedeğildir.
SONUÇ:
Mahkememizsayın çoğunluk oylarına katılmayışım nedenleri bunlardır.
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu