ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 1976/48
Karar Sayısı : 1977/5
Karar Günü : 27.1.1977
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN MAHKEME: Danıştay12. Dairesi.
İTİRAZIN KONUSU: 9.7.1961 günlü, 334sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 20.9.1971 günlü, 1488 sayılı Yasa iledeğişik 144. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Yüksek Hâkimler Kurulu,âdliye mahkemeleri hâkimlerinin özlük işleri hakkında kesin karar verir. Bu kararlaraleyhine başka mercilere başvurulamaz. Ancak, disiplin ve meslekten çıkarmacezaları ile ilgili kararların bir defa daha incelenmesini, Adalet Bakanı veyahakkında karar verilen hâkim istiyebilir.” yolundaki kuralın Anayasanın 9.maddesi hükmüne aykırı olduğu ileri sürülerek iptali istenmiştir.
I- OLAY:
Bir hâkimin mirasçıları olan davacıların avukatı, mirasbırakanlarına yerdeğiştirme cezası veren davalılardan Yüksek HâkimlerKurulunun, miras bırakanlarının hastane ve mütehassıs doktor bulunduğu yerde çalışmasıgerektiğine dair sağlık kurulu raporunu dikkate almayarak bu nitelikte olmayanbir yere atamış olduğundan davalılar Adalet Bakanlığı ve Yüksek HâkimlerKurulundan maddi ve manevi tazminat isteği ile dava açmış ve dava sırasındaAnayasanın değişik 144. maddesinin birinci fıkrasının Anayasaya aykırılığınıileri sürmüş; davaya bakmakta olan Danıştay 12. Dairesi de bu savı ciddigörerek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
II- İLK İNCELEME:
İtirazın gerekçesinin özeti şöyledir:
334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 20.9.1971 günlü, 1488sayılı Kanunla değiştirilen 144. maddesinin birinci fıkrası Anayasanın 114.maddesine aykırı olarak, Yüksek Hâkimler Kurulu kararlarını yargı denetimidışında bırakmıştır. Değişikliğin gerekçesinde “Mahkemelerin bağımsızlığının vehâkimlik teminatının güçlendirilmesi ve dış etkilerden tamamen korunması için,Yüksek Hâkimler Kurulunun, hâkimlerin özlük işleri ve haklarındaki disiplinişlemleri hakkında kesin karar verebilmesi zorunlu görülmüştür. Esasen Yüksekdereceli hâkimlerden meydana gelen bu kurulun kararlarına karşı başkaca teminatyolu düşünülmesine de ihtiyaç görülmemiştir. Bu sebeple, kurul kararlarıaleyhine başka mercilere başvurulamıyacağı, ancak disiplin ve meslekten çıkarmacezaları ile ilgili kararların bir defa daha incelenmesinin Adalet Bakanı veyahakkında karar verilen hâkim tarafından istenebilmesi hükme bağlanmıştır.Böylece bir hâkim ilk atanmasından emekliliğine kadar geçecek süre içinde,Yüksek Hâkimler Kurulu dışında bir makam ve mercie muhatap olmaksızın, tam birgüvence içinde görevini yapma imkânına kavuşmuş olacaktır. Disiplin vemeslekten çıkarma cezalarının bir defa daha incelenmesine ait istemin şekli vesüresi kanunla düzenlenecektir.” denmektedir.
Bu gerekçenin dayanağının, kurulan Yüksek Hâkimlerden oluşmasıolduğu anlaşılmaktadır. Ancak, Anayasanın 7. maddesinin “yargı yetkisi, TürkMilleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.” hükmü karşısında üyelerihâkimlerden seçilmiş bulunsa bile görevi hâkimlerin özlük ve disiplin işlerihakkında karar vermek olan Yüksek Hâkimler Kurulunu, nitelikleri Anayasadabelirtilen Türk Milleti adına karar veren mahkeme saymak ve kararlarını dayargı kararı kabul etmek mümkün değildir. Yüksek Hâkimler Kurulunun görevlerineilişkin 45 sayılı Yüksek Hâkimler ve Yüksek Savcılar Kurulu Kanununun 2.maddesi ile kurula verilen görevler idaridir. Bu görevlerin idareden alınarakYüksek Hâkimler Kuruluna verilmiş olması görevin idari niteliğini değiştirmez.
Temel haklar, yasalarla özüne dokunacak şekilde kısıtlanamayan vebatı hukuku öğretisinde benimsendiği gibi yasa üstü sayılan kurallardır. Batıdakabul edilen yeni Anayasalarda temel haklara yer verilirken de bu niteliklerikorunmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 1488 sayılı yasa ile değişik 11.maddesinde de temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceği,kanunla da olsa temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunulamıyacağı hükmü yeralmıştır. Hak arama özgürlüğünün temel haklardan olduğunda kuşku yoktur.Nitekim Anayasamızın 31. maddesi ve 6366 sayılı Kanunla katıldığımız “İnsanHakları ve Ana Hürriyetleri Koruma Sözleşmesi”nin 6. maddesi bu ilkeleribenimsemiştir. Dava konusu hükümler ise bu ilkeleri ihlâl etmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 1488 sayılı Yasa ile değişik 114.maddesi de “idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır.”kuralını koymakla idarenin hertürlü eylem ve işlemini yargı denetimine tabitutmuştur. Buna karşın, hak arama özgürlüğünün hâkimlere kapalı tutulması hukukdevleti ilkesini ağır biçimde zedeler.
Öte yandan, hâkimlerin özlük ve disiplin işleri hakkında YüksekHâkimler Kurulu kararlarına karşı yargı yerine başvuramamaları eşitlik ilkesinede aykırıdır.
Yüksek Hâkimler Kurulu üyelerinin Yargıtay üyeleri arasındanseçilmesi de, hâkimlerin hak arama özgürlüklerini kısıtlamaya neden olamaz.
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin niteliklerini ortadan kaldırıcıyönde değişiklik yapılması Anayasanın 9. maddesindeki biçim kuralına tersdüşer. 144. maddede yapılan değişiklik ise bu niteliktedir. Bu itibarla 144.maddede yapılan değişiklik Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. maddesi ileyasaklanan Türkiye’nin Devlet şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hükmünündeğiştirilmesine yönelik olduğundan, davacıların ileri sürdüğü Anayasaya aykırılıkiddiasının ciddi olduğu ve anılan hükmün iptali gerektiği kanısınavarıldığından Anayasanın 151. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesinebaşvurulmasına, Anayasa Mahkemesince bu konuda verilecek karara kadar davanıngeri bırakılmasına karar verilmiştir.
III- METİNLER:
1- İptali istenen Anayasa kuralı:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 20.9.1971 günlü, 1488 sayılıYasayla değişik 144. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Madde 144.- Yüksek Hâkimler Kurulu, adliye mahkemelerihâkimlerinin özlük işleri hakkında kesin karar verir. Bu kararlar aleyhinebaşka mercilere başvurulamaz. Ancak, disiplin ve meslekten çıkarma cezaları ileilgili kararların bir defa daha incelenmesini, Adalet Bakanı veya hakkındaverilen hâkim istiyebilir.”
2- İtirazın dayandığı Anayasa kuralları:
“Madde 1.- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.”
“Madde 2.- Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve Başlangıçtabelirtilen temel ilkelere dayanan, millî demokratik, lâik ve sosyal bir hukukdevletidir.
“Madde 7.-Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelercekullanılır.”
“Madde 9- Devlet şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki Anayasahükmü değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.”
“Madde 11.- Temel hak ve hürriyetler, Devletin ülkesi vemilletiyle bütünlüğünün, Cumhuriyetin, millî güvenliğin, kamu düzeninin, kamuyararının, genel ahlâkın ve genel sağlığın korunması amacı ile veya Anayasanındiğer maddelerinde gösterilen özel sebeplerle, Anayasanın sözüne ve ruhunauygun olarak, ancak kanunla sınırlanabilir.
Kanun temel hak ve hürriyetlerin özüne dokunamaz.
Bu Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbirisi, insan hakve hürriyetlerini veya Türk Devletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünüveya dil, ırk, sınıf, din ve mezhep ayırımına dayanarak, nitelikleri Anayasadabelirtilen Cumhuriyeti ortadan kaldırmak kasdı ile kullanılamaz.
Bu hükümlere aykırı eylem ve davranışların cezası kanundagösterilir.”
“Madde 31.- Herkes, meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak, iddia ve savunmahakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktankaçınamaz.”
“Madde 114.- İdarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yoluaçıktır.
Yargı yetkisi, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil veesaslara uygun olarak yerine getirilmesini sınırlıyacak tarzda kullanılamaz.İdarî eylem ve işlem niteliğinde yargı kararı verilemez.
İdarenin işlemlerinden dolayı açılacak davalarda süre aşımı,yazılı bildirim tarihinden başlar.
İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekleyükümlüdür.”
IV- İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesinin 16.11.1976 gününde Kâni Vrana, ŞevketMüftügil, Ahmet Akar, Halet Zarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, Ahmet Koçak,Şekip Çopuroğlu, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Ahmet Erdoğdu, Hasan Gürsel,Ahmet Salih Çebi, Nihet O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu’nunkatılmalariyle İçtüzüğün 15. maddesi uyarınca yaptığı ilk inceleme toplantısında;Anayasa Mahkemesinin görevli ve yetkili olup olmadığı, Danıştay 12. Dairesininelinde bakılmakta olan bir dava bulunup bulunmadığı ve iptali istenen Anayasakuralının o davada uygulanıp uygulanmayacağı sorunları üzerinde durulmuştur.
Anayasa Mahkemesinin 27.1.1977 günlü E: 1976/43, K: 1977/4 sayılıkararının ışığı altında; Anayasa Mahkemesinin itirazı incelemeye görevli veyetkili olduğu, Danıştay 12. Dairesinin elinde bakmakta olduğu bir davabulunduğu ve iptali istenen Anayasa kuralının o davada uygulayacağı hükümolması nedenile itiraz yoluna başvurma yetkisi olduğu saptanmıştır. Konuyailişkin gerekçeler sözü edilen kararda ayrıntılariyle açıklanmış olduğundanbunların burada yenilenmesine gerek görülmemiştir.
Böylece yapılan inceleme sonunda:
“Dosyada bir eksiklik bulunmadığından işin esasının, Anayasa’nınAnayasa değişiklikleri için öngördüğü biçim koşulları açısından ve bu arada 9.,2., 155., 85., 91. ve 92. maddelere uygun olup olmadığı yönünden incelenmesineve bu incelemenin Anayasa’nın değişik 144. maddesinin birinci fıkrasındayeralan (Yüksek Hâkimler kurulu adliye mahkemeleri hâkimlerinin özlük işlerihakkında kesin karar verir. Bu kararlar aleyhine başka mercilere başvurulamaz.)tümceleriyle sınırlı olarak yapılmasına Halit Zarbun, Abdullah Üner, MuhittinGürün, Lûtfi Ömerbaş, Ahmet Salih Çebi ve Nihat O. Akçakayalıoğlu’nun(Anayasa’nın 144. maddesinin birinci fıkrasının itiraz konusu yapılan ve biçimyönünden esasın incelenmesine karar verilen hükümlerinin Danıştay 12.Dairesinin bakmakta olduğu bu davada uygulama yeri olmadığı ve bu nedenleitirazın yetki yönünden reddi gerekeceği) yolundaki karşıoylariyle veoyçokluğuyla” karar verilmiştir.
V- ESASIN BİÇİM YÖNÜNDEN İNCELENMESİ:
İşin esasına ilişkin rapor, Danıştay 12. Dairesinin başvurmakararı, iptali istenen Anayasa kuralı, ilgili Anayasa ve yasa hükümleri,bunlara ilişkin yasama belgeleri ve konu ile ilgili öteki metinler okunduktansonra gereği görüşülüp düşünüldü:
1- “Yüksek Hâkimler Kurulu, adliye mahkemeleri hâkimlerinin özlükişleri hakkında kesin karar verir.” tümcesinin Anayasaya aykırılığı sorunu:
Biçim kurallarına ilişkin başlıca Anayasa hükümleri, Anayasanın9., 155. ve bunun son fıkrasının yollamasiyle 85., 91. ve 92. maddelerinde yeralmıştır.
a) Değişikliğin 9. madde yönünden incelenmesi:
“Yüksek Hâkimler Kurulu, adliye mahkemeleri hâkimlerinin özlükişleri hakkında kesin karar verir.” biçimindeki Anayasa hükmünün Cumhuriyetintemel niteliklerine ters düşüp düşmediği üzerinde durulmuş ve bu hükmünAnayasanın 9. maddesindeki yasaklayıcı kurala ters düşen bir yönü olmadığı, bunedenle bu tümceye yönelik iptal isteminin reddi gerektiği sonucunavarılmıştır. Konuya ilişkin gerekçe yukarıda günü ve sayısı gösterilen AnayasaMahkemesi kararında açıklanmış olduğundan bunun burada yinelenmesine gerekgörülmemiştir.
b) İtiraz konusu 144. maddenin, Anayasanın 155. maddesinin(İvedilik) dışındaki biçim kurallariyle 85., 91. ve 92. maddelerindeki biçimkurallarına uygun olarak oluşturulduğu ve bu maddelere aykırı bir yönü bulunmadığıyasama belgelerinin incelenmesinden anlaşılmıştır.
c) Değişikliğin İvedilik yöntemi yönünden incelenmesi:
Anayasanın 155. maddesinde “Anayasanın değiştirilmesi hakkındakiteklifler ivedilikle görüşülemez” hükmü yer almıştır. İvedilikle görüşmeyasağının öncelikle görüşmeyi kapsayıp kapsamadığı üzerinde durulmuş, 155.maddedeki ivedilik koşulunun önceliği kapsamadığı, bu itibarla önceliklegörüşmenin Anayasanın 155. maddesine aykırı bir yönü olmadığı sonucunavarılmıştır. Buna ilişkin gerekçe 7.1.1977 günlü, Esas: 1976/43, Karar: 1977/4sayılı kararın “Öncelikle görüşme sorunu” başlığı altındaki (A) bendindeaçıklanmış olduğundan burada yinelenmesine gerek görülmemiştir.
Muhittin Gürün, teklifin öncelikle görüşülmesinin Anayasanın 155.maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek bu görüşe katılmamıştır.
2- Dava konusu Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 20.9.1971 günlü,1488 sayılı Kanunla değişik 144. maddesinin birinci fıkrasında yeralan “bukararlar aleyhine başka mercilere başvurulamaz.” tümcesi Anayasa Mahkemesinin27.1.1977 günlü, Esas: 1976/43, Karar: 1977/4 sayılı kararı ile iptal edilmişolduğundan bu konuda yeniden karar verilmesine gerek görülmemiştir.
Nihat O. Akçakayalıoğlu incelemenin sürdürülmesini ve dava konusukuralın biçim yönünden esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiğini önesürerek bu görüşe katılmamıştır.
VI. SONUÇ:
9.7.1961 günlü 334 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının20.9.1971 günlü, 1488 sayılı Yasa ile değiştirilen 144. maddesinin birincifıkrasında yeralan “Yüksek Hâkimler Kurulu adliye mahkemeleri hâkimlerininözlük işleri hakkında kesin karar verir. Bu kararlar aleyhine başka mercilerebaşvurulamaz.” hükümlerinden:
1- “Yüksek Hâkimler Kurulu adliye mahkemeleri hâkimlerinin özlükişleri hakkında kesin karar verir.” kuralının, Anayasanın 9. maddesinde yazılı “DevletinŞeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki Anayasa hükmü değiştirilemez vedeğiştirilmesi teklif edilemez” yolundaki biçim ilkesine ve öteki biçimkoşullarına aykırı olmadığına, itirazın bu açıdan reddine Muhittin Gürün’ün(görüşmelerin öncelikle yapılmış olmasının Anayasanın 155. maddesine aykırıolduğu bu nedenle sözügeçen kuralın iptali gerektiği) yolundaki karşıoyuyla veoyçokluğuyla;
2- 144. maddenin birinci fıkrasında yeralan “Bu kararlar aleyhinebaşka mercilere başvurulamaz.” kuralı Anayasa Mahkemesince 27.1.1977 günlüEsas: 1976/43, Karar: 1977/4 sayılı kararla iptal edilmiş bulunduğundan bukonuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına Nihat O.Akçakayalıoğlu’nun(İnceleme sürdürülerek dava konusu kuralın esası hakkında bir karar verilmesigerektiği) yolundaki karşıoyuyla ve oyçokluğuyla;
27.1.1977 gününde karar verildi.
Başkan
Kâni VRANA
Başkanvekili
Şevket MÜFTÜGİL
Üye
Ahmet AKAR
Üye
Halit ZARBUN
Üye
Ziya ÖNEL
Üye
Ahmet KOÇAK
Üye
Şekip ÇOPUROĞLU
Üye
Fahrettin ULUÇ
Üye
Muhittin GÜRÜN
Karşıoy eklidir.
Üye
Lûtfi ÖMERBAŞ
Üye
Hasan GÜRSEL
Üye
Ahmet Salih ÇEBİ
Üye
Adil ESMER
Üye
Nihat O. AKÇAKAYALIOĞLU
Karşı oy yazısı ekli
Üye
Ahmet H. BOYACIOĞLU
KARŞIOY YAZISI
Mahkememizin Esas: 1976/48, Karar: 1977/5 sayılı kararında SayınAbdullah Üner tarafından yazılan karşıoy yazısına aynen katılıyorum.
Üye
Halit ZARBUN
KARŞIOY YAZISI
Danıştay 12. Dairesince; Anayasanın 20.9.1971 günlü ve 1488 sayılıKanunla değişik 144. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Yüksek HâkimlerKurulu adliye mahkemesi hâkimlerinin özlük işleri hakkında kesin karar verir.Bu kararlar aleyhine başka mercilere başvurulamaz.” hükmünün iptali içinAnayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvurulmuştur. Bu itirazın ilk incelemesisırasında, “itiraz konusu hükmün, Danıştaydaki davada uygulama olanağı olmadığıve bu nedenle itirazın yetki yönünden reddedilmesi gerektiği” görüşünüsavunmuştum. Bu husustaki çoğunluk kararına olan karşıoyumun gerekçesi aşağıdadır:
Bu davada olay şöyle geçmiştir: Bir hâkime, Yüksek HâkimlerKurulunca yer değiştirme cezası verilmiş, bu ceza uygulanırken hâkimin,hastahanesi ve mütehassıs doktorları bulunan bir yerde çalışması gerektiğihakkındaki sağlık kurulu raporu dikkate alınmayarak kendisi böyle birhastahanesi ve mütehassıs doktorları bulunmayan bir ilçeye atanmış ve hâkimorada vefat etmiştir. Bunun üzerine mirasçıları tarafından hâkimin sağlıkkurulu raporunda yazılı uygun bir yere atanmamış olması nedeniyle yüksek hâkimlerkurulu ile Adalet Bakanlığı aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açılmış,bu davanın görülmesi sırasında Danıştay 12. Dairesince de, Anayasanın değişik144. maddesindeki yukarıda yazılı hükmün iptali için Anayasa Mahkemesinebaşvurulmasına karar verilmiştir.
Olayın yukarıda açıklanan mahiyetinden, dava dilekçesinden ve davadosyası kapsamından açıkça belli olduğu üzere yüksek hâkimler kurulu kararınınyer değiştirme ile ilgili kısmının iptali için açılmış bir dava mevcutdeğildir. Anayasanın 144. maddesindeki “Yüksek Hâkimler Kurulu kararlarıaleyhine başka mercilere başvurulamaz” hükmü hakkında herhangi bir itiraz veiddia da ileri sürülmüş değildir. Davanın mahiyeti sadece, hâkimin sağlıkkurulu raporunda yazılı olduğu üzere hastahanesi ve mütehassıs doktorlarıbulunan bir yere nakledilmesi gerekirken böyle yapılmayıp da hastahanesi vemütehassıs doktorları bulunmayan bir ilçeye nakledilmiş olması nedeniönesürülerek maddi ve manevi tazminat istemine münhasır bulunmuştur. Bundanbaşka “Yüksek Hâkimler Kurulu kararının kesin olması ve aleyhine başkamercilere başvurulamaması” hakkındaki Anayasa hükmü, hiçbir zaman bu kararlardolayısiyle zarara uğrayanların yargı mercilerine başvurarak maddi ve manevizararlarını dava etmelerine engel olmadığını da izaha gerek yoktur. Böyleolunca Anayasanın değişik 144. maddesindeki “Yüksek Hâkimler Kurulunun bukararları aleyhine başka mercilere başvurulamaz” hükmünün ne olayla ne deaçılan davanın mahiyetiyle bir ilgisi ve bu davada uygulama yeri bulunmadığı kanımızcaaşikârdır.
Anayasanın 151. ve 44 sayılı Kanunun 27. maddeleri gereğince ise;bir mahkeme bakmakta olduğu bir davada ancak uygulayacağı kanun hükmü hakkındaAnayasa Mahkemesine başvurabilir. Halbuki Danıştay 12. Dairesinin, yukarıdaaçıklanan nedenlerle Anayasanın değişik 144. maddesindeki itiraz konusu buhükmünü bu davada uygulama durumunda olmadığından itirazın –esasınincelenmesine geçilmeksizin- mahkemenin yetkisizliği yönünden reddine kararverilmesi gerekmektedir. Bu nedenle işin esasının biçim yönünden incelenmesinedair çoğunlukla verilmiş olan karara katılmıyorum.
Üye
Abdullah ÜNER
KARŞIOY YAZISI
Anayasanın 151. maddesinde, bir mahkemenin itiraz yoluyla AnayasaMahkemesine başvurabilmesi için iki koşul yer almaktadır:
a) Mahkemenin bakmakta olduğu bir dava bulunması,
b) Anayasaya aykırılığı öne sürülen kanun hükmünün o davadauygulanacak nitelikte olması.
Bu koşulların herhangi birisinin yokluğunun, mahkemelerin itirazyoluna başvurmasını önleyeceği kuşkusuzdur.
Bu dosyaya (1976/48-1977/5) konu olan iş, Yüksek HâkimlerKurulunca bir hâkim hakkında verilen yer değiştirme cezasının sonuçta ölümünesebep olduğu öne sürülerek Adalet Bakanlığı ile Yüksek Hâkimler Kurulu aleyhinemaddî ve manevi tazminat isteğini içeren bir ……….davasıdır. Yani Danıştaya, Yüksek Hâkimler Kurulu kararının iptalini isteyenbir iptal davası açılmış olmayıp, bir karar sonucu meydana getirildiği önesürülen zararın ………. isteyen birtazminat davası açılmıştır.
Anayasanın 144. maddesinin 20.9.1971 günlü ve 1488 sayılı Kanunladeğiştirilen birinci fıkrası ile Yüksek Hâkimler Kurulu kararlarına karşı …… mercilere yapılması yasaklanmış olanbaşvurular, söz konusu kararların kaldırılması amacını güdenlerdir, yani iptaldavalarıdır. Yoksa bu kararların sebep olduğu maddî ve manevi zararlar …… davalara yargı yolunun kapatılmasısözkonusu değildir. Her ne kadar bu yolda açılan bir tazminat davasınıngörülmesi ………… ilgili DanıştayDairesinin, Yüksek Hâkimler Kurulunun ………sebep olduğu öne sürülen kararını inceleyerek uyulması gerekli kurallara uyulupuyulmadığını, karar ile öne sürülen zarar sırasında sorumluluğu gerektiren birilişki bulunup bulunmadığını araştırması doğal ise de sonuçta verilecek karar,sadece tazminatın gerekip gerekmediği noktasını çözecektir, sonuç ne yöndeolursa olsun, bu kararın, Yüksek Hâkimler Kurulunun disiplin cezasına ilişkinkararının kanunî geçerliliğine hiçbir etkisi olmayacağı kuşkusuzdur. Çünküistem, bir “iptal davası” olmadığından karar da bir “iptal kararı” değildir.
Bu tür bir tazminat davasının çözümü için, ilk önce olaya sebepolan ……….. sağlığının incelenerekkurallara aykırılığının saptanması, …………iptaline gerektiği, yani açılan sadece bir tazminat davası olması halinde dahi,onun evvela iptal davasına dönüştürülmesinin ………davanın birlikte sonuçlandırılmasının zorunlu bulunduğu görüşüne katılmak damümkün değildir. Zira mahkemeler her şeyden önce istem ile bağlı olup şu veyabu düşünce ile onun sınırını aşamazlar.
Görüldüğü gibi, Anayasanın değişik 144. maddesinin birincifıkrasında yer alan (Yüksek Hâkimler Kurulu, adliye mahkemeleri hâkimlerininözlük işleri hakkında kesin karar verir. Bu kararlar aleyhine başka mercilerebaşvurulamaz.) hükmünün, Yüksek Hâkimler Kurulu aleyhine açılan tam kazadavalarını önlemesi söz konusu olmadığından, bir başka deyimle bu hükmün bu türdavaların uygulanma olanağı ……………….,Danıştay 12. Dairesi, elindeki dava dolayısiyle ……bulunmadığı sözü geçen hükme karşı Anayasanın 151. maddesine dayanarak AnayasaMahkemesine itirazda bulunmaya yetkili değildir.
2- Anayasanın bir çok maddeleriyle birlikte 144. maddesinde dedeğişiklik yapan 20.9.1971 günlü, 1488 sayılı Anayasa değişikliğine ilişkinöneri, Millet Meclisinde ve Cumhuriyet Senatosunda “Öncelik” usulü uygulanarakgörüşülmüş ve kabul edilmiştir. Oysa Anayasanın 155. maddesinde (Anayasanındeğiştirilmesi hakkındaki teklifler ivedilikle görüşülemez) kuralı yeralmaktadır.
Anayasa koyucu, Devletin yapısını oluşturan temel yasanın,aceleliği sağlıyan yöntemler uygulanarak değiştirilmesini sakıncalı görmüş vede sükûnetle ve üyelere enine boyuna inceleme, araştırma ve düşünme olanağısağlanmak suretiyle görüşülerek karara bağlanmasını, Anayasanın niteliğininzorunlu bir sonucu saymıştır. Bu nedenle de sözügeçen hükmü, Anayasadeğişikliklerinde uygulanması zorunlu bir kural olarak koymuştur.
Bu bakımdan 155. maddede geçen (ivedilik) sözcüğünü, İçtüzüklerdesadece bir ad altında düzenlenmiş bulunan görüşme yöntemine münhasır sayarak,acele görüşmeyi sağlayan öteki usullerin, bu arada (öncelik) usulünün bir yasakdışında kaldığını düşünmek olanaksızdır.
Bu konuya ilişkin ayrıntılı düşüncelerim, Anayasa Mahkemesinin13.4.1971 günlü, 1970/41-1971/37 sayılı kararına ilişkin karşıoy yazımdabelirtilmiş ve 23.3.1976 günlü, 1975/167-1976/19 sayılı kararına ilişkinkarşıoy yazım da yinelenmiş olduğundan aynı açıklamalara bir kez de burada yerverilmesine gerek görülmemiştir. (Resmî Gazeteler: Gün: 17.5.1972, Sayı: 14131- S. 7-8; gün: 12.8.1976, Sayı: 15675, S: 11-12)
Açıklanan nedenlerle 20.9.1971 günlü, 1488 sayılı AnayasaDeğişikliği ile Anayasanın 144. maddesinin birinci fıkrasında yer verilen(Yüksek Hâkimler Kurulu, adliye mahkemeleri hâkimlerinin özlük işleri hakkındakesin karar verir.) kuralı, Anayasanın biçim koşullarına aykırı olarakyasalaşmış bulunduğundan iptaline karar verilmelidir.
Kararın ilgili bölümlerine, yukarıki açıklamalarda belirtilengörüşlerle karşıyım.
Üye
Muhittin GÜRÜN
KARŞIOY YAZISI
Davacılar, miras bırakanlarının, hastahane ve mütehassıs doktorbulunan yerde ancak görev yapabileceği hakkında sağlık kurulu raporu olduğuhalde, davalı Yüksek Hâkimler Kurulunca bu nitelikte olmayan bir yere yerdeğiştirme suretiyle atanması sonucu öldüğünü ileri sürerek, Yüksek HâkimlerKurulu ve Adalet Bakanlığından maddî ve manevi tazminat isteği ile Danıştay’dadava açmışlardır.
Davaya bakmakta olan Danıştay 12. Dairesi, Anayasanın değişik 144.maddesinin birinci fıkrasının davanın görülmesine engel olduğu gerekçesi ile bufıkranın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
İptali istenen 144. maddenin birinci fıkrası şöyledir:
“Yüksek Hâkimler Kurulu, adliye mahkemeleri hâkimlerinin özlükişleri hakkında kesin karar verir. Bu kararlar aleyhine başka mercilerebaşvurulamaz…” engelleyici hüküm ikinci tümce hükmüdür. Ne var ki bu hüküm,Yüksek Hâkimler Kurulu aleyhine başka mercilere başvurulamıyacağını başka biranlatımla bu kararların iptalinin istenemiyeceğini öngörmekte olup, YüksekHâkimler Kurulunun kanunsuz ve haksız olarak verdiği karardan zarar görenlerintazminat davası açmasına ve mahkemelerin davayı görmesine engel teşkil etmez.Zira davanın sebebi bu kararın varlığı değil alınan kararın haksızlığıdır.Anayasanın hükmüne rağmen, alınan kararın haksız ve kanunsuz olduğu sonucunavaran Mahkeme haksız fiilden doğan zararın haksızlığını yapanlardan tazmininekarar verebilir. Davanın bu niteliği bakımından, iptali istenen hüküm davadauygulanacak hüküm değildir. Bu nedenle başvurmanın, başvuranın yetkisizliğiyönünden reddi gerektiği kanısındayım.
Üye
Ahmet Salih ÇEBİ
KARŞIOY YAZISI
A) Anayasa Mahkemesi, Anayasanın 151. maddesi karşısında, şunedenlerle, itirazları inceleyemezdi:
1- Yasal kuralların iptalini mahkemelerden yalnızca “bir davayabakmakta olan” mahkeme isteyebilir.
151. maddenin koyduğu bu ilke, iptâl isteminin ancak “bakılmasınabaşlanmış” ve her halde “bakılabilecek nitelikte” bir davadaoluşturulabileceğini de öngörmektedir.
144. maddesinin “aleyhine başka mercilere başvurulamaz” hükmü ileyine Anayasa, Yüksek Hâkimler Kurulu kararlarına karşı yargı yerlerinde birdava açılmasını kesinlikle önlemiştir.
Durum böyle olunca, Danıştay 5. Dairesinin elinde “bakmaktaolduğu” ve yâni “bakılabilecek nitelikte” bir dava varlığından söz edilemez.
Burada şu yönlere de değinmek zorunluğu vardır:
a) Bakıp sonuçlandırmaya yetkili olmayan bir merci önünegetirilmiş bir dava ile, inceleme konusu “başvuru” aynı nitelikte değildir.Gerçekten,
Genel Yargı yerine açılacak bir davanın idarî yargı yerinegötürülmüş olması veya bunun tersi bir durumda, dava yokluğundan söz edilemez.Çünkü böyle bir dava, bir yargı yerinden öteki yargı yerine aktarılacak veorada bakılıb hükme bağlanacaktır. Yâni “bir dava hakkı” başdanberi vardır.Yüksek Hâkimler Kurulu Kararlarına karşı ise bu hak, başdanberi yoktur.
Ne kendisinin ne de bir başka merciin bakabileceği bir dava elindebulunmadığına göre, Danıştay 5. Dairesi, her hangi bir yasal kural’ın iptaliniistemeye yetkili duruma geçmiş değildir.
b) İnceleme konusu kurala karşı iptâl davası açabilme yetkisiancak, Anayasa’nın 149. maddesinin saydığı “doğrudan doğruya iptâl davası” açmahakkına sahip bulunanlarındı ve onlar da bu yasal kuralı doğru bulmuşlardır.
2- Söz konusu “başvuru”yu bir dava gibi ele alma olanaksızlığınıbir yana bıraksak dahi, Danıştay Beşinci Dairesi, iptalini istediği kuralıuygulamayacaktır. Çünkü,
Danıştaya başvuran kişinin “dava” diye isimlendirilen dileği,Yüksek Hâkimler Kurulu’nun her hangi bir kararının düzeltilmesi amacına yönelikdeğildir. Böyle olunca da doğrudan doğruya Yüksek Hâkimler Kurulu kararlarınıdeğiştirmeyi hedefleyen “başvuru”lara karşı çıkan Anayasanın 144. maddesininilk fıkrası hükmünün, olayda uygulama yeri yoktur.
3- Yukardanberi açıklandığı gibi, Anayasa’nın 151. maddesinedayanarak bir yasal hükmün iptalini isteyebilecek duruma girmemiş olan DanıştayBeşinci Dairesinin isteğini inceleyib sonuçlandırmaya Anayasa Mahkemesi deyetkili değildir. Zira,
Anayasa Mahkemesinin bir yasal kuralı iptâl edebilmesi, bunuisteyebilme yetkisini kazanabilmiş olanların açacakları dava ilegerçekleşebilir.
B) Danıştayca yapılan itirazı yöntem ve koşullarına uygun bulanMahkememiz sayın çoğunluğu, daha önce verdikleri bir karar ile itiraz konusukuralın iptâl olunduğunu öne sürerek, itiraz nedenlerinin yeniden incelenipyeniden karara bağlanması önerimizi reddetmiştir. Sanımızca bu da doğruolmamıştır. Çünkü:
Hem gerekçesi ve hem sonucu ile bağdaşmayan inancımızı 27.1.1977günlü karar, değiştirmemiştir. Aynı konunun yeniden görüşülmesi “doğru olan”ınsaptanmasına olanak sağlayacaktı. Bunda da “hukuksal yarar” açık idi.
27.1.1977 günlü karar yazılıp Resmî Gazete ile yayınlanmadığı içintartışma konusu Anayasal kural yürürlükte bulunduğundan, incelemeyi önleyen birdurum yok idi.
Üye
Nihat O. AKÇAKAYALIOĞLU