ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1977/123
Karar Sayısı:1978/16
Karar Günü:16/2/1978
Resmi Gazete tarih/sayı:7.5.1978/16280
İtirazyoluna başvuran : Trabzon Asliye Ceza Mahkemesi.
İtirazınKonusu : 26/4/1961 günlü, 298 sayılı "Seçimlerin Temel Hükümleri ve SeçmenKütükleri Hakkında Kanun'un 6. ve 143. maddelerinin Anayasa'nın temelilkelerine ve 10. maddesine aykırılığı öne sürülerek iptaline karar verilmesiistenilmektedir.
I.OLAY :
21yaşını doldurmadığı halde kendisini seçmen olarak kütüğüne yazdırmış olan birkişi hakkında Trabzon Cumhuriyet Savcılığınca 26/4/1961 günlü 298 sayılıYasanın 143. maddesine dayanılarak aynı yer Asliye Ceza Mahkemesinde kamudavası açılmıştır.
Davanınilk duruşmasında sanık avukatı tarafından 298 sayılı Kanunun uygulanmasıistenen 143. maddesinin ve bu maddenin ilgili bulunduğu 6. maddesininAnayasa'ya aykırı olduğu öne sürülmüş, Cumhuriyet Savcılığınca, iddia ciddîgörülmemekle birlikte işin Anayasa Mahkemesinden geçirilmesinin iyi olacağıdüşüncesi belirtilmiş, Mahkemece de sanık avukatınca öne sürülen Anayasa'yaaykırılık nedenlerinin ciddî olduğu kanısına varılarak Anayasa Mahkemesineitiraz yoluyla başvurulmasına ve bu konuda verilecek karara kadar davanın geribırakılmasına karar verilmiştir.
III.YASA METİNLERİ :
l -Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki 26/4/1961 günlü, 298sayılı Kanunun, Anayasa'ya aykırılığı öne sürülen 6. ve 143. maddeleri :
"Madde6 - Yirmibir yaşını bitiren her Türk seçmendir."
"Madde143 - Seçme yeterliği bulunmadığı halde kendisini veya bu yeterliği olmayan birbaşkasını her ne suretle olursa olsun seçmen kütüklerine kaydettiren veya buşekilde kaydedilmiş olanların seçmen kütüğünden silinmesine aynı şekilde maniolan veya seçme yeterliği bulunan birinin aynı fiil ve hareketlerle seçmenkütüğünden silinmesine sebep olan üç aydan bir seneye kadar hapis cezasiylecezalandırılır."
Yukarıdayazılı fiiller "cebir veya tehdit veya şiddet veya nüfuz veya tesir icrasısuretiyle yapıldığı takdirde faile verilecek ceza, bir seneden beş seneye kadarhapistir."
2)Konu ile ilgili Anayasa kuralları :
Anayasa'nıntemel ilkeleri :
İtirazda,298 sayılı Kanunun 6. ve 143. maddeleri hükümlerinin Anayasa'nın temelilkelerine ve 10. maddesine aykırı olduğu öne sürülmüş ise de "temelilkeler" deyimiyle Anayasa'nın hangi maddelerindeki ilkelerin kasdedildiğiaçıklanmamış olduğundan burada somut olarak belirli bir Anayasa maddesiyazılamamıştır. Aşağıda yapılacak incelemede, Anayasa'nın "Başlangıç"bölümü ile "Birinci Kısım" ındaki "genel esaslar" ın konuile ilişkili hükümleri açısından Anayasa ya aykırılık savıdeğerlendirilecektir.
"Madde10 - Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hakve hürriyetlere sahiptir.
Devletkişinin temel hak ve hürriyetlerini, fert huzuru, sosyal adalet ve hukukdevleti ilkeleriyle bağdaşamayacak surette sınırlayan siyasî, iktisadî vesosyal bütün engelleri kaldırır; insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesiiçin gerekli şartları hazırlar."
"Madde55 - Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygun olarak, seçme ve geçilmehakkına sahiptir.
Seçimler,serbest, eşit, gizli, tek dereceli genel oy, açık sayım ve döküm esaslarınagöre yapılır."
IV.İLK İNCELEME :
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 3/11/1977 gününde, Kâni Vrana,Şevket Müftügil, Ziya Önel, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Şekip Çopuroğlu,Fahrettin Uluç, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Ahmet Erdoğdu, Hasan Gürsel,Ahmet Salih Çebi, Âdil Esmer, Nihat O. Akçakayalıoğlu, Ahmet H. Boyacıoğlu'nunkatılmalarıyle yapılan ilk inceleme toplantısında aşağıdaki sorunlar üzerindeduruşmuştur.
l -Anayasanın 151. ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkındaki 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddesine göre bir davayabakmakta olan mahkeme, o dava sebebiyle uygulanacak kanun hükümlerini Anayasayaaykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasınınciddi olduğu kanısına varırsa, itiraz yoliyle Anayasa Mahkemesine başvurabilir.
TrabzonAsliye Ceza Mahkemesindeki dava, savcılıkca, sanığın 298 sayılı Kanunun 143.maddesi gereğince cezalandırılması iddiasiyle açılmıştır. Bu duruma göreMahkemece uygulanacak hükmün, ilk bakışta söz konusu 143. maddeden ibaretolduğu, bu yüzden de yalnız bu madde hakkında itiraza yetkili bulunduğusanılabilir. Ancak metni yukarıda yazılmış olan 143. maddenin konu ile ilgiliolan hükmü, seçme yeterliği olmayan kişinin kendisini seçmen kütüğünekaydettirmesini suç saymaktadır. Bu yoldaki iddia ile açılan bir davanın çözümüiçin mahkemenin, önce seçme yeterliğine ilişkin hükümleri inceleyerek sanığınbu yeterliğe sahip bulunup bulunmadığını saptaması, ondan sonra 143. maddedekiöteki koşulların var olup olmadığının araştırılmasına geçmesi zorunludur.
Şuduruma göre Trabzon Asliye Ceza Mahkemesi bu davanın çözümünden 298. sayılıKanunun 143. maddesi ile birlikte seçmen yeterliğini belirliyen 6. maddesini deuygulamak durumundadır, bu nedenle 6. madde için de itirazda bulunmağayetkilidir.
KâniVrana, Nihat O. Akçakayalıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.
2 -İtirazda bulunan mahkeme, 298 sayılı kanunun 143. maddesi hakkında herhangi birsınırlama yapmadan tümünün Anayasaya aykırılığını öne sürmüştür.
143.madde, seçme yeterliği bulunmadığı halde kendisini seçmen kütüğüne yazdırmayısuç saydığı gibi, bu yeterliğe sahip olmayan bir başkasını seçmen kütüğünekaydettirmeyi veya bu şekilde kaydedilmiş olanların seçmen kütüğündensilinmesini engellemeyi veya seçmen yeterliği bulunan birinin seçmen kütüğündensilinmesine neden olmayı da suç saymakta, bu suçların cebir veya tehdit veyaşiddet veya nüfuz veya tesir icrası suretiyle işlenmesi halinde de cezayıağırlaştırmaktır.
Halbukiyukarıda (Olay) bölümünde belirtildiği gibi Trabzon Asliye Ceza Mahkemesindekidava, seçme yeterliği olmayan bir kişinin kendisini seçmen kütüğünekaydettirmiş olması nedeniyle açılmıştır. Şu duruma göre mahkemece bu davada143. maddenin tümünün uygulanmasına olanak bulunmadığından, Anayasaya aykırılıkitirazının sözü geçen 143. maddenin davada uygulanacak bölümü ile sınırlıolarak incelenmesi gerekmektedir.
3 -Dosyanın başkaca bir eksiği bulunmamaktadır. Bu suretle yapılan incelemesonunda;
1 -26/4/1961 günlü, 298 sayılı Kanunun itiraz konusu 6. maddesinin, Mahkemeningörmekte olduğu davada uygulama yeri bulunduğuna Kani Vrana ve Nihat O.Akçakayalıoğlu'nun karşıoylarıyle ve oyçokluğuyla,
2 -Dosyanın eksiği bulunmadığından işin esasının 26/4/1961 günlü, 298 sayılıKanunun 6. maddesinin tümü ve 143. maddesinin de davada uygulanacak bölümüyönünden incelenmesine oybirliğiyle.
Kararverilmiştir.
V.ESASIN İNCELENMESİ :
İşinesasına ilişkin rapor, itiraz yoluna başvuran mahkemenin kararı ve ekleri,iptali istenen yasa ile ilgili Anayasa kuralları, bunlara ilişkin yasamameclisleri tutanakları okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü.
SeçimlerinTemel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki 26/4/1961 günlü, 298 sayılıKanunun 6. maddesine yönelik bir iptal davası ve bir mahkemece yapılan itirazüzerine Anayasa Mahkemesince daha önce verilen 21/6/1963 günlü,1963/192-1963/161 sayılı 21/10/1975 günlü, 1975/147-1975/201 sayılı kararlardasözü geçen madde hükmün de Anayasaya aykırılık bulunmadığı belirtilerek dava veitirazın reddine karar verilmiştir. (Resmî Gazeteler: 1/8/1963 günlü 11469sayılı, 9/4/1976 günlü, 15554 sayılı.)
Sözügeçen kararlarda da belirtildiği gibi sorunun çözümü, seçmen yaşının 21 olarakkabul edilmiş olmasının, Anayasa ilkelerine aykırı olup olmadığınınsaptanmasına bağlı bulunmaktadır. 298 sayılı Kanunun Kurucu Meclistekigörüşülmesi sırasında, bu yaşın yanında veya karşısında olmak üzere önesürülmüş bulunan düşünceler söz konusu yaşa ilişkin olan hükmün Anayasayaaykırı olup olmadığının çözümünde etkili değildir. Çünkü bu düşünceler, seçmenyaşının 21 olarak saptanmasının yurt koşulları açısından olumlu veya olumsuz olacağınıaçıklamak amacıyle öne sürülmüşlerdir. Bir kanun hükmünün yurt şartlarınauyarlığı veya uyarsızlığının saptanması ile Anayasaya uygunluk veya aykırılıkdurumunun belirlenmesinin, birbiriyle ilgisi bulunmayan değişik sorunlarolduğunda kuşku yoktur.
Öteyandan,kanun kabul edildiği tarihten bu yana geçirilen ekonomik ve sosyal gelişme veoluşmalar karşısında 21 yaşın artık yurt koşullarına ters düşmeğe başladığıveya aksine o zamanki değerinden bir şey kaybetmediği yolundaki düşüncelerinde, yine yukarıda belirtilen nedenlerle, Anayasaya uygunluk veya aykırılığınçözümünde olumlu ve ya olumsuz yönde etkileri sözkonusu değildir. Bu düşüncelerolsa olsa hükmün değiştirilmesine ilişkin yeni bir kanuna gerekçe olabilirler.
Bubakımdan aşağıda Anayasaya aykırılık sorunu incelenirken bu düşünceler üzerindedurulmayarak itiraza konu yapılan hükümlerin Aua3'asa ilkeleri ve kurallarıaçısından değerlendirilmeleri yapılacaktır.
l -298 sayılı kanunun 6. maddesi hükmünün Anayasaya aykırı olup olmadığı sorunu:
A -Anayasanın temel ilkeleri açısından sorunun incelenmesi:
Mahkemeningerekçeli kararında ve sanık avukatının mahkemece ciddî olduğu kanısına varılanİtirazına ilişkin dilekçesinde söz konusu 6. madde hükmünün, Anayasanın (Temelilkelerine) aykırı olduğu öne sürülmüş ise de bu ilkelerin neler olduğu veAnayasanın hangi maddelerinde yer aldıkları somut olarak gösterilmemiştir.Ancak itiraz edilen hükmün ağırlığının Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerileilgili olması bakımından sorunun, Anayasanın Başlangıç bölümü ile Birincikısmın genel esaslar bölümünde yer alan "Demokratik Devlet" ilkesiaçısından ele alınabileceği düşünülerek bu konu üzerinde durulmuştur.
Birdevlet sisteminin "Demokratik" sayılabilmesinin ilk koşulu T.C.Anayasasının 4. maddesinde belirlendiği gibi, egemenliğin kayıtsız şartsızMillette olmasıdır. Sözügeçen 4. maddeye göre Millet bu egemenliğiniAnayasasının koyduğu esaslar içinde yetkili organlar elile kullanır. Anayasadagösterilen bu organların başında ise Türkiye Büyük Millet Meclisi gelmektedir.Şu duruma göre bu organın kuruluşuna milletin katkısı, Demokratik esas veölçüler içerisinde olmalıdır. Yani Milletin, Türkiye Büyük Millet Meclisiseçimlerine katılabilmesi için gerekli görülen yaş koşulu, Demokratik ölçülereuygun bulunmalıdır. Anayasanın 55. maddesi, seçmen yaşının saptanmasını T. B.M. Meclisine bırakmıştır. T. B. M. Meclisi, bu yetkisini, sınırsız ve keyfitakdiri ile kullanma durumunda olmayıp Anayasanın konuya ilişkin kurallarınıgözönünde bulundurmak zorundadır.
Bubakımdan 298 sayılı Kanunun, seçmen yaşını 21 olarak saptayan 6. maddesihükmünün, bu kurallardan birisi olan "Demokratik Devlet" ilkesineaykırı bulunup bulunmadığı üzerinde durulması gerekmektedir.
Demokrasiile idare olunan ülkelerin büyük bir bölümünün kanunları üzerinde yapılanaraştırma sonunda, seçmen olabilmek için 21 yaşını doldurulmuş olması koşulunu,bizden çok önceleri demokratik devletlerini kurmuş olan ve hatta bu gün biledemokrasinin öncüleri sayılmakta bulunan bir çok ülkenin uygulamakta olduğugörülmüştür.
Budurum, seçmen yaşının 21 olarak kabul edilmiş olmasının, bir memleketin"demokratik devlet" niteliğini yitirmesine neden olmadığını açıkçagöstermektedir.
Öğretidede seçmen yaşı bakımından herhangi bir yaş üzerinde birleşilmiş değildir.Seçmen yaşı, her toplumun siyasal, ekonomik, sosyal özellikleri ve seçimhakkının toplum yaşamındaki etkisinin önemi gibi etkenlerin değerlendirilmesive sonuçta amaç bakımından uygun görülenin yeğ tutulması yoluylasaptanmaktadır.
Yurdumuzaçısından da sözkonusu yaş, milletin Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunaolan katkısını azaltma amacıyle değil, memleketin sosyal ve ekonomikkoşullarının gereği sayılmış ve böylece bu katkının daha etkili ve bilinçliolmayı sağlayacağı düşüncesiyle kabul edilmiştir. Bu yaşın kabul edilmişolmasıyle de "Demokrasi" ilkesinin sınırı aşılmış değildir.
Bunedenlerle seçmen olabilmek için 21 yaşın doldurulmuş olması koşulunda,Anayasanın Demokratik Devlet kuralına aykırı bir yön görülmemiştir.
Buaçıklama, seçmen yaşının mutlaka 21 olması gerektiği veya bunun memleketşartlarına uygun bulunduğu savlarının Mahkememizce de kabul edildiği anlamınaalınmamalıdır. Çünkü yukarıda da açıkça belirtildiği gibi Anayasaya uygunlukdenetiminde, bu konuların sorunu çözümü ile bir ilgisi yoktur. Yasa koyucu,Anayasanın 55. maddesindeki yetkisini kullanarak ve Anayasanın konuya ilişkinilkelerini de gözönünde tutarak seçmen yaşını bir kanunla, erginlik yaşınakadar, yurt koşullarının gerektireceği her hangi bir yaşa indirebilir.
B -Anayasanın 10. maddesi açısından sorunun incelenmesi :
Anayasanın10. maddesi, herkesin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmeztemel hak ve hürriyetlere sahip olduğu, bu hak ve hürriyetleri fert huzuru,sosyal adalet ve hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmıyacak suretle sınırlıyansiyasî, iktisadî ve sosyal engeller varsa, Devletin bunları kaldıracağıkuralını koymaktadır.
Seçmeve seçilme hakkı, Anayasanın ikinci kısmını oluşturan (Temel haklar ve ödevler)in, Dördüncü bölümü olan (siyasî haklar ve ödevler) arasında, 55. maddede, yeraldığından kuşkusuz bir temel haktır. Ancak seçme hakkını 21 yaşınıdolduranlara tanıyan kanun hükmünü, Anayasa'nın 10. maddesinde sayılanlarcinsinden bir (sınırlama) veya (engel) saymaya olanak yoktur. Çünkü Anayasanınkendisi, 55. maddesiyle, söz konusu temel hakkın, yasakoyucunun saptayacağıkoşullarla oluşacağı ilkesini kabul etmiştir. Kanunun bu ilkeye dayanarakkoyduğu koşullar (sınır) veya (engel) değil, temel hakkı oluşturan öğelerdir.Yani seçme temel hakkı, Anayasanın öngördüğü bu koşullarla birliktedoğmaktadır.
Bunedenle 298 sayılı Kanunun, 21 yaşını bitiren her Türkün seçmen olduğunubelirliyen 6. maddesi hükmünün Anayasanın 10. maddesiyle bir ilgisi ve onaaykırı bir yönü bulunmamaktadır.
C -Anayasanın 55. maddesi açısından sorunun incelenmesi :
Anayasanın55. maddesinin birinci fıkrası (Vatandaşlar, kanunda gösterilen şartlara uygunolarak seçme ve seçilme hakkına sahiptir.) kuralını koymaktadır.
Buhükümle Anayasanın, seçmen olabilme koşullarının düzenlenmesi işini yasakoyucuya bıraktığı açıkça görülmektedir. Seçmen yaşı da bu koşullardan birisinioluşturduğundan, yasa koyucu 298 sayılı Kanunla bu görevini yerine getirmiş veseçmen olabilmek için 21 yaşını doldurulmuş olması koşulunu koymuştur.
Durumbu derece açık iken 21 yaşın Anayasaya aykırı bulunduğu Anayasa ilkelerinin,erginlik yaşı olan 18 yaşın seçmen yaşı olmasını gerektirdiği öne sürüldüğündenincelemenin Anayasanın hazırlanması ve kabulü evrelerine kadar uzatılmasızorunlu olmuştur.
TemsilcilerMeclisi Anayasa Komisyonunca hazırlanan ve Kurucu Meclisteki görüşmelere esastutulmuş bulunan Anayasa Tasarısının 53. maddesinde "vatandaşlar,Anayasada gösterilen şartlara uygun olarak seçme ve seçilme hakkınasahiptir" denilmek suretiyle seçmen olma koşullarının saptanması daAnayasaya bırakılmış ve 66. maddesi ile de "onsekiz yaşını dolduran vekısıtlı veya kamu hizmetlerinden yasaklı olmayan her Türk, Millet MeclisiSeçimlerinde seçmendir.
Subayve Astsubaylar ve askeri öğrenciler oylarını, karargah ve kışlalar dışında vediğer seçmenlerle birlikte kullanırlar.
Eratoy kullanamaz" denilmek suretiyle seçmen olabilmenin koşulları Anayasadadüzenlenmek istenilmiştir. Bu suretle o zamana kadar 22 olan seçmen yaşının,erginlik yaşı olan 18'e düşürülmesi öngörülmüş, gerekçesi de tasarıyı inceleyenkomisyon raporunun sözü geçen maddelere ilişkin bölümlerinde açıklanmıştır.
TemsilcilerMeclisindeki görüşmeler sonunda, 53. maddedeki seçmen olma şartlarınınAnayasada gösterileceğine ilişkin olan hüküm tasarıdan çıkartılarak bukoşulların kanunda gösterilmesi ilkesi kabul edilmiş ve bu değişikliğe uygunolarak 66. madde de tasarıdan çıkartılmıştır. Bu konuda yapılan görüşmelersırasında 53. maddede seçmen yaşının 18 olarak belirlenmesini isteyen birönerge de Temsilciler Meclisince reddedilmiştir.
Buaçıklamalar göstermektedir ki, seçmen olabilmek için 18 yaş da dahil olmaküzere, Anayasada herhangi bir yaş saptanmasını Anayasa koyucu doğru bulmamış,bunun kanunla belli edilmesini yasa koyucuya bırakmıştır. Bu durum karşısındaseçmen yaşının, erginlik yaşı olan 18 olarak kabulünün Anayasa gereği olduğunu,bu açıdan 298 sayılı Kanunun seçmen olmak için 21 yaşın doldurulmuş olmasıkoşulunu koyan 6. maddesinin Anayasaya aykırı bulunduğunu öne sürmeye olanakyoktur. Çünkü Anayasa Koyucunun amacı böyle olsaydı, tasarıda kabul edilmişbulunan 18 yaşa ilişkin hükmü çıkarmaz, görüşmelerde yapılmış olan öneriyi dereddetmez, veya başka bir yaşı belirtir, bu suretle Anayasada bu esasa açıkçayer vermiş olurdu. Durum bu kadar açık iken aksi düşüncenin öne sürülmesiAnayasada olmayan bir kuralın, Anayasada varsayılması gibi hukukça geçerliolmayan bir savdan ibarettir.
Medenîkanunda erginlik yaşının 18 olarak kabul edilmiş olması, Anayasadan sonrayürürlüğe giren Siyasî Partiler Kanununda, ergin olanlara siyasî partilere üyeolma hakkının tanınmış bulunması ve bu suretle hukuk ve siyaset alanına katılmave geçerli işlemler yapma hakkı tanınmış olan bir kişiye seçmen olma hakkınıntanınmamış olması da Anayasaya aykırılık nedeni sayılamaz. Çünkü söz konusuhükümler birer Anayasa kuralı olmayıp kanun hükümleridir.
Öğretidede medenî ehliyet erginlik yaşı ile seçme ehliyeti yaşının aynı olmasıgerektiği konusunda birleşilmiş bir görüş yoktur. Uygulamada da durum aynıdır.Çünkü bu iki konu, niteliği birbirinden çok değişik olan alanlarıilgilendirmekte ve her memleket kendi sosyal ve ekonomik yapısının gereklerinigöze alarak bu iki yaşı birleştirmekte veya ayrı yaşlar kabul etmektedir.
TürkiyeCumhuriyeti Anayasası da medenî hakları kullanma işi ile seçmen olarak oy vermeişinin kamu yönetimindeki etkileri bakımından eşit sayılacağına ve erginlikyaşı ile seçmen olma yaşının aynı olacağına ilişkin bir ilke koymayarak bunundüzenlenmesi işini yasa koyucuya bırakmıştır. Şayet Anayasa Koyucu, seçmenyaşının erginlik yaşı olmasını isteseydi, Anayasanın 68., 72. ve 95.maddelerinde yaptığı gibi bunu da açıkça belli ederdi, yukarıda değinildiğigibi, belli etmek bir yana bunun tamamen tersini yapmıştır.
Anayasadanbeş yıl sonra kabul edilen 13/7/1965 günlü, 648 sayılı Siyasî Partiler Kanunuile bir siyasî partiye üye olma yaşının erginlik yaşma indirilmiş olması da,iki konu arasında Anayasaca kurulmuş bir bağlantı olmadığından sorunun çözümüneetkili değildir. Kaldı ki kanun koyucu seçmen olma ile siyasî parti üyesiolmayı yurt koşulları bakımından eşit nitelikte görmüş olsaydı, 298 SayılıKanunda da aynı değişikliği yapabilirdi.
Öteyandan 648 sayılı Kanunda bile siyasî parti üyesi olmak için erginlik yaşıyeterli sayılırken siyasî partinin kurucusu olmak için milletvekili seçilmeyaşını, yani 30 yaşını, doldurmuş olmayı gerekli görmüştür.
Görüldüğügibi yasa koyucu kamu yönetimiyle ilgili hakların kullanılmasında, bunlarınetki ve önem derecelerine göre farklı yaşlarda olma ilkesini benimsemiştir.
298Sayılı Kanunun 6. maddesi de seçmen olarak kamu yönetimine katılabilmek için,medenî hukuk alanındaki işlerde aranan ehliyet yaşından farklı olan bir yaşın,yani 21 yaşın doldurulmasını uygun bulmuştur. Yasa Koyucunun bu takdirindeAnayasa ilkelerine ters düşen bir yön yoktur. Ancak yukarıda da değinildiğigibi, Yasa Koyucunun, günün ekonomik ve sosyal koşullarının gerektirmesihalinde yeni bir kanunla seçmen yaşını 18'e indirmesine Anayasa açısından birengel de bulunmamaktadır.
Konuyubitirmeden önce Anayasanın 55. maddesinin ikinci fıkrasında geçen ve konu ileilgisi bulunan "tek dereceli genel oy" ilkesi üzerinde de kısacadurmakta yarar vardır. Bu deyim, seçimin tek dereceli olacağını ve kanundakikoşullara sahip olan tüm seçmenlerin oya katılabilmelerine olanak sağlanacağınıanlatmaktadır. Bu deyimden, hiç bir koşul aranmadan tüm vatandaşların seçimekatılmalarının öngörüldüğü anlamı çıkarılamaz. Çünkü böyle bir düşünce,erginlik yaşı da dahil olmak üzere hiç bir yaş koşulunun konulamaması gibi birsonucu da beraberinde getirir.
Özetlemekgerekirse; yukarıda açıklanan ve daha önce de Anayasa Mahkemesinin 21/6/1963 ve21/10/1975 günlü 1963/192-1963/161 ve 1975/147 -1975/201 sayılı kararlarındabelirlenen nedenlerle 298 sayılı Kanunun 6. maddesi hükmü Anayasaya aykırıdeğildir, itiraz reddedilmelidir.
KâniVrana, Şevket Müftügil, Abdullah Üner, Fahrettin Uluç, Hasan Gürsel, Âdil Esmerve Ahmet H. Boyacıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.
2 -İtiraz yoluna başvuran mahkeme, 298 sayılı Kanunun 143. maddesinin tümününAnayasaya aykırı olduğunu öne sürmüş, Mahkememiz ise 3/11/1977 gününde yaptığıilk inceleme sonunda, bakılmakta olan davada maddenin tümünün değil, yalnızolayda uygulanacak bölümünün incelenmesine karar vermiştir.
Sözügeçen 143. maddenin bu olayda uygulanacak bölümüne karşı yapılan bir itirazüzerine Anayasa Mahkemesince verilen 21/10/1975 günlü, 1975/147 1975/201 sayılıkararla sözkonusu hükümde Anayasaya aykırılık bulunmadığına karar verilmiştir.
Gerçekten143. maddenin olayda uygulanacak olan bölümü "seçmen yeterliği bulunmadığıhalde kendisini (...) her ne suretle olursa olsun seçmen kütüklerinekaydettirenlere...." verilecek cezayı belirleyen hükmünden ibarettir.Burada sözü edilen seçmen yeterliğinin koşullarından birisi, aynı kanunun 6.maddesinde yer alan seçmen yaşıdır. İtirazda bulunan mahkeme, 6. madde hükmünüAnayasaya aykırı gördüğü içindir ki onun yaptırımı olan 143. maddeyi de 6.maddeye bağlı olarak itiraz konusu yapmıştır.
Yukarıda6. maddenin Anayasaya aykırı olmadığı saptandığına göre bu madde hükmüne aykırıbir eylemin yaptırımını oluşturan ve bu bakımdan 6. maddeye bağlı olan 143.maddenin sözü geçen bölümünde de Anayasaya aykırılıktan söz edilemez.
Bunedenlerle 298. sayılı Kanunun 143. maddesinin bu dosyaya konu olan olaydauygulanacak bölümüne ilişkin itiraz da reddolunmalıdır.
SONUÇ:
l -26/4/1961 günlü, 298 sayılı Kanunun 6. maddesinin Anayasaya aykırıbulunmadığına, itirazın reddine Kani Vrana, Şevket Müftügil, Abdullah Üner,Fahrettin Uluç, Hasan Gürsel, Âdil Esmer ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nunkarşıoylarıyle ve oyçokluğuyla,
2 -Aynı kanunun 143. maddesinin olayda uygulanacak bölümün de Anayasaya aykırıolmadığına, itirazın reddine oybirliğiyle,
16/2/1978gününde karar verildi.
Başkan
Kâni Vrana
Başkanvekili
Şevket Müftügil
Üye
Ziya Önel
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Fahrettin Uluç
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ahmet Erdoğdu
Üye
Hasan Gürsel
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Necdet Darıcıoğlu
KARŞIOYYAZISI
I -Konunun Anayasa açısından sağlıklı bir biçimde değerlendirilebilmesi için, önceseçmen yaşını saptayan Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen KütükleriHakkındaki Kanun'un 6. maddesinin oluşumundaki düşünceleri gözden geçirmek,sonra konu ile ilgisi ve ilişkisi bulunan kimi yasalarda ne gibi değişmelerolduğunu araştırmak ve itiraz konusu yasa hükmünün yürürlüğe girdiği günlebugün arasında Türk toplumundaki oluşum ve gelişimi gözönünde tutmakgerekmektedir.
Anayasa'nın,"Başlangıç" kısmında, "Bütün fertlerini, kaderde, kıvançta vetasada ortak, bölünmez bir bütün halinde, milli şuur ve ülküler etrafındatoplayan ve milletimizi, dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şereflibir üyesi olarak millî birlik ruhu içinde daima yüceltmeyi amaç bilen.... MillîMücadele ruhunun, millet egemenliğinin, Atatürk Devrimlerine bağlılığın tamşuuruna sahipolarak; insan hak ve hürriyetlerini, millî dayanışmayı, sosyaladaleti, ferdin ve toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve teminataltına almayı mümkün kılacak demokratik hukuk devletini bütün hukukî ve sosyaltemelleriyle...." biçiminde açıklanan yönerge böyle bir incelemeyi vearaştırmayı zorunlu kılmaktadır. Gerçekten bir yasa hükmünün yurt gerçeklerineve koşullarına uyarlılık içinde bulunması ya da onlara tamamen ters düşmesi,raporda çoğunlukça açıklandığı gibi birbiriyle ilişkisi bulunmayan sorunlardeğil, tam tersine Anayasa'ya uygunluk denetiminde gözden uzak tutulamayacakhususlardandır.
l -Bilindiği gibi, 27 Mayıs 1960 Devriminden sonra 13/12/1960 günlü, 157 sayılıYasa ile kurulan ve "Kurucu Meclis" in, temel amacı; Anayasa ileSeçim Kanununu yapmak ve en geç 29 Ekim 1961 gününde iktidarı yeni seçilecekTürkiye Büyük Millet Meclisine devretmekten ibaretti.
TemsilcilerMeclisi "Seçim Kanunu Komisyonu" raporu incelendiğinde aşağıdabelirtilen hususlar göze çarpmaktadır. İtiraza konu 6. madde üzerinde buKomisyonda düşünülenlerin açıkça belirlenmesi için raporun bu bölümünün aynenalınmasında yarar görülmektedir.
"Bumadde ile, her kanunda ayrı ayrı tayin edilmiş bulunan (seçmen yaşı) bir yaştatoplanmak istenmiştir. Memleketimizde yapılacak bütün seçimlerde seçmen yaşı busuretle bir seviyede birleştirilmiş olacaktır.
Seçmenolmaya esas tutulacak bahsin de onsekiz veya yirmibir yaşlardan birinin tercihigeniş tartışmalara yol açmıştır.
İçtüzüğün9. ve 17. maddelerinden faydalanılarak bu konu, Anayasa Komisyonu ile yapılanmüşterek toplantıda da müzakere edilmiştir.
Seçmenyaşı hususunda öne sürülen görüş ve fikirler şu suretle özetlenebilir:
a)Vatandaşın siyasî rüşde sahib olabileceği bir çağda seçme hakkını iktisabetmesi icabeder. Bizim memleketimizde siyasî rüşt sağlayacak olgunluğunyirmibir yaşından evvel hasıl olabileceği düşünülemez.
b)Demokratik rejime bağlı olan memleketlerde umumiyetle seçmen yaşı onsekizinüstünde ve yirmibir yaş etrafında tespit edilmiş bulunmaktadır.
c)Nüfusumuzun % 78'i köylerde oturmaktadır. Onsekiz ile yirmibir yaş arasındakinüfusun mühim bir miktarı da bu nisbet dahilinde köylerde yaşamaktadır. Siyasîolgunluk bir bakıma müstakil iş ve güç ve ocak sahibi olmaya bağlıdır. Köylerdeise, yirmibir yaşından evvelki nesil ana ve babasının yanında oturupgeçinmektedir. Bunlara rey hakkı tanınırsa, bir tabi seçmen zümresi meydanagelecektir.
d)Seçmen yaşı yirmibirden aşağı olarak kabul edilirse, seçimlere katılmaksuretiyle siyasetin içine girmiş olan ve ekseriyetle siyasî partilerden birinekaydedilmiş bulunan nesiller askere çağrıldıkları zaman siyaset askerliğegirmiş olacaktır. Bundan kaçınılmalıdır. Ayrıca, askere giden gençlerin, ordudaokuyup yazma öğrenmeleri ve daha olgun bir hale gelmeleri mümkün bulunduğunagöre, seçmen yaşının askerlik hizmetinin bitmesine göre ayarlanmasında fayda vardır.
Bunakarşılık olan fikirler :
1 -Onsekiz yaş kanunlarımızda rüşt yaşıdır. Bu yaşı tamamlayanlar her türlütasarruflarda bulunmak ehliyetini kazanırlar ve mükellefiyetlere tabi olurlar.Medenî ve ticarî sahada her türlü tasarruflara hak kazananların ve vergi vesair gibi mükellefiyetler yüklenenlerin siyasî haktan faydalanmamaları içinhaklı bir sebep gösterilemez.
2 -Bizde onsekiz yaşını dolduran kadın ve erkek bilhassa köylerde evlenmiş, çolukçocuk sahibi olmuş ve ekseriya işinde de istiklâlini kazanmıştır. Bu durumdaolanların seçmen olabilmesi tabiidir.
3 -Olgunluk kazanmak bakımından onsekiz ile yirmibir arasında ehemmiyetli bir farkbulunabileceği düşünülemez.
4 -Umumî rey esası, vatandaş kitlesinin mümkün olduğu kadar fazla bir çoğunluğununseçimlere katılmasını gerektirir. Seçmen yaşını onsekizin ikmaline bağlamaklabu esas sağlanmış olur.
5 -Siyasetin asker ocağına sokulmasının yirmibir yaşın esas tutulmasiyleönlenebilmesi düşüncesi tamamen nazaridir. Vatandaş memleket kaderiylealâkalanacak hale gelince siyasî partilerden biri lehine fikir sahibi olmuş vebir partiye girmek hakkını da kazanmıştır.
6 -Hukukî tasarruflara imkân veren onsekiz yaşın tamamlanmasını siyasî hakkınkullanılmasını esas almakta şu bakımdan da zaruret vardır. Kanunlarınhazırlanmasından, kabulünden ve tatbikinden doğacak neticeler bu yaştakilere detesir edecektir. Bu tesirler karşısında bir vatandaş zümresine rey vermeksuretiyle kanaat ve isteklerini ifade etmesine meydan vermemek onu tabiîhakkından mahrum etmek olur ki, bu netice demokratik esaslarla bağdaşamaz.
Bunlarailâve edilecek başka görüşler de mevcuttur. Ancak Anayasa Komisyonu ilebirlikte yapılan müzakerelerde ifade edilen esaslar başlıca bu noktalaretrafında toplanmıştır.
Komisyonumuzcakonu bu görüşler altında incelenmiş ve onsekiz yaşın seçmen yaşı olarakkabulüne karar verilmiştir." (Temsilciler Meclisi Tutanak Dergisi, Cilt l,sayfa 5-6, basma yazı S. sayısı 33)
TemsilcilerMeclisi, konuyu komisyon raporunda öngörülen biçimde karara bağlamış, MillîBirlik Komitesinin geri çevirmesi üzerine, yirmibir yaş, seçmen yaşı olarakyasalaşmıştır.
2 -13/7/1965 günlü, 648 sayılı Siyasî Partiler Kanununun, ki Seçimlerin TemelHükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki 298 sayılı Kanundan dört sene sonrakabul edilerek yürürlüğe girmiştir. 8. maddesinde siyasî partilere üyeolamayacak kimseler belirtilirken "reşit olmayanlar" deyimiyeralmaktadır. Bu maddenin anlatımına göre, maddenin öngördüğü diğer koşullarıtaşıyan 18 yaşını bitirmiş yani reşit vatandaşların, aynı Kanunun 9. maddesindeöngörülen parti tüzüklerinde üyeliğe kabul için aksine bir kayıtlamabulunmadığı takdirde dilediği siyasî partiye üye olma hakkına sahip olduğuaçıkça ortadadır.
Demekki, 648 sayılı Siyasî Partiler Kanunu gereğince 18 yaşını bitiren her vatandaşdilediği siyasî partinin üyesi olabilecek, parti örgütünün her kademesindegörev alabilecek ve partinin disiplinine uyarak çalışma yapabilecektir.
3 -Yukarıda değinilen seçim komisyonu raporunda, nüfusun % 78'inin köylerdeoturduğu açıklanmaktadır. Oysa 1975 nüfus sayımı sonuçlarına göre kentlerdeoturanlar köylerde oturanları geçmiştir. Diğer yandan köyden şehire doğru hızlıbir akımın süre geldiği yetkililer tarafından devamlı olarak açıklanmaktadır.298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanununyürürlüğe konulduğu tarihte, ilçeler şöyle dursun, illerin tümünde dahi liseyokken, bugün hemen hemen lisesiz ilçe kalmamış, hatta pek çok bucakta liseleraçılmış ve eğitim sürdürülerek sayısız genç lise diploması almıştır. Ulaştırmaolanakları o günlerle kıyaslanamayacak ölçüde artmış, toplu haberleşme araç vegereçleri büyük bir gelişim göstermiştir.
Bunedenlerle Türk toplumunun ve özellikle bu toplumun genç kesimini 1961yılındaki kuşaklarla kıyaslamak ve onlarla bir tutmak olanağı kalmamıştır.
II -Karşıoy yazısının bu bölümünde Anayasa'ya uygunluk denetimi üzerinde durulacakve bu konudaki görüşlerimiz ortaya konulacaktır.
Toplumlarında yaşayan varlıklar olduğu ve belli bir süreç içinde değişim ve gelişimgösterdikleri bilimsel bir gerçektir.
Yürürlüğegirdikleri anda toplumun gereksinmelerine uygun olan ve Anayasa'ya da uygunlukarzeden kimi yasa hükümlerinin, geçen zaman içinde toplumun ihtiyaçlarınıkarşılamak şöyle dursun yurt gerçeklerine ve koşullarına ters düşmek suretiyleAnayasa'ya aykırılık sorununu da ortaya çıkardıkları bilim çevrelerinde dekabul edilen bir gerçektir. Yeri gelmişken şu yönün de açıklanması gerekir ki,Anayasa ve yasa kuralları, bunları yapanların iradelerinden ayrılarak bağımsızbirer varlık kazanırlar ve zamana göre yorumlanması gereken bir nitelikgösterirler, Anayasaların bir toplumun hayatında akıp giden zamana göreyorumlanması gerçeği de yorum kuralları gereğidir.
A)Anayasa'nın 55. maddesi, seçme seçilme hakkında kesin kurallar getirmemiş, buhakkın ölçü ve sınırını saptamayı yasa kurallarına bırakmıştır.
Yukarıdada açıkladığımız üzere "Kurucu Meclis" in temel amacı; Anayasa'yı veSeçim Yasasını yapmak ve iktidarı en geç 29 Ekim 1961 gününde yeni seçilecekTürkiye Büyük Millet Meclisi'ne devretmektir. Başka bir anlatımla "KurucuMeclis" in esas görevi, Anayasa'yı ve Seçim Yasasını yapmaktır.
Anayasatasarısının Temsilciler Meclisinde görüşülmesi sırasında seçmen yaşının onsekizolması yolundaki bir önergenin reddedilmesi, Anayasa koyucunun 21 yaşıbenimsediği anlamında değil, aynı kuruluşun hem Anayasa'yı ve hem de SeçimYasasını yapmakla görevlendirilmiş bulunması bakımından bağlayıcı bir kuralınAnayasa'da yer almamasını, bu yönün Seçim Yasasının yapılışında saptanmakistenmiş olmasını açıkça ortaya koyar.
Yasamaorganının bir yasa hükmünü koyarken tanı bir serbestlik içinde bulunduğunu veörneğin seçmen yaşını dilediği biçimde bir yasa ile saptama yetkisine sahipolduğunu düşünmek olanaksızdır. Çünkü Yasama Organı, Anayasa'nın temel ilke vekurallariyle bağlıdır ve toplumun gerçekleriyle gereksinmelerini de gözönünealmak zorundadır.
Zamanınyasa koyucusu, yirmibir yaşından küçük gençlerin siyasetle ilgilenmelerini hemtoplum ve hem de askerî yönlerden sakıncalı görerek seçmen yaşını yirmibirolarak saptamıştır. Oysa sonradan yürürlüğe giren 13/7/1965 günlü, 648 sayılıSiyasi Partiler Kanunu, siyasi partilere üye olma yaşını rüşt yaşı olarak kabuletmiştir. Demekki yasama Organı, onsekiz yaşını bitiren gençlerin siyasetyapmalarım, Anayasa'nın 56. maddesinde, ister iktidarda ister muhalefetteolsunlar demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olarak nitelendirilensiyasi patilerin üyesi olarak parti örgütünün her kademesinde görev almalarını,görev aldıkları örgütü oluşturan seçimlere katılmasını ve böylece siyasikadroların saptanmasında söz ve oy sahibi olmalarını sakıncalı bulmamış, tamtersine bu gençlerin siyasal hayata katkıda bulunmalarında yarar görmüştür. Budurum dahi seçmen yaşını yirmibir olarak saptayan yasa kuralının başlı başınadayanaksız kaldığını göstermeye yeterlidir.
B)Anayasa'nın 10. maddesinin ikinci fıkrası, "Devlet, kişinin temel hak vehürriyetlerini, fert huzuru, sosyal adalet ve hukuk devleti ilkeleriylebağdaşmayacak surette sınırlayan siyasi ve sosyal bütün engelleri kaldırır;insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartlarıhazırlar" hükmünü getirmiş ve Devleti kimi yükümlülükler altına sokmuştur.
Toplumyaşamında açıkça görülen gelişim, şehirlerdeki nüfusun artması ve gençkuşaklardaki okuma oranın büyük bir artış göstermesi, siyasi partilere onsekizyaşını bitirenlerin üye olabilmesi gibi durumlar gençlerde yönetime katılma veona yön verme eğilimini uyandırmış ve bu arzu giderek şiddetlenmiştir. Toplumunöğrenci kesimindeki çalkantıda ve çatışmada bu durumun payı olmadığı önesürülemez. Oysa Devlet, fert huzurunu bozan ve gençlerin heyecanlarını oysandığı etrafında toplayarak kanalize etmek suretiyle kimi engellerikaldırmakla yükümlüdür.
C)Anayasa'ya göre Türk Devletinin belirgin özelliğinden birisi de çoğulcudemokrasi temeline oturtulmuş bulunmasıdır. Bir Milletin itici gücünü oluşturangenç kuşaklardan bir bölüğünü demokrasinin can damarı olan seçme hakkından,geçerliğini yitirmiş nedenlere dayanarak yoksun etmek Demokratik Devletkavramiyle bağdaştırılamaz.
Yerigelmişken şu yönü de belirtmek gerekir ki, Anayasa Mahkemesinin görevi kuralkoymak değil, Yasama Organı tarafından yasa ile konulmuş kuralları Anayasa'yauygunluk denetiminden geçirmektir. İtiraz konusu kural, seçmen yaşını 21 olaraksaptamıştır ve Anayasa'ya uygunluk denetiminden geçirilecek olan da budur.Seçmen yaşının ne olması gerektiğini saptamak ise Anayasa Mahkemesinin değil,Yasama Organının görevine girer.
SONUÇ:
Özetlemekgerekirse, 1961 yılında çıkarılan itiraz konusu Yasanın 6. maddesi, yukarıdaaçıklandığı üzere Anayasa'nın temel ilkelerine ve özellikle 10. ve 2.maddelerine aykırı bir duruma büründüğünden iptal edilmelidir.
Bugörüşle sözü edilen kanun hükmünü Anayasa'ya uygun bulan çoğunluk kararınakarşıyız.
Başkan
Kâni Vrana
Başkanvekili
Şevket Müftügil
Üye
Fahrettin Uluç
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
298sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanunun seçmenyaşı ile ilgili 6. maddesinin, Anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptali içinTrabzon Asliye Ceza Mahkemesince Anayasa Mahkemesine başvurulması üzerineyapılan inceleme sonunda çoğunlukla itirazın reddine karar verilmiştir. Bukarara karşı oy'umun nedenleri aşağıdadır :
l -298 sayılı Yasanın itiraz konusu 6. maddesinde; (Yirmibir yaşını bitiren herTürk seçmendir.) denilmiştir.
Konununsağlıklı biçimde değerlendirilebilmesi için önce seçmen yaşının 21 olarakkabulüne neden olan görüşleri gözden geçirmek sonra bu maddeyi Anayasa hukukuile Türk hukuk sistemi açılarından incelemek gerekmektedir :
Sözüedilen 6. maddenin Temsilciler Meclisinde görüşülmesi sırasında seçmen yaşının18 mi yoksa 21 mi olması konusu üzerine tartışmalar geçtiği, 21 yaşısavunanların özetle şu gerekçeleri öne sürdükleri anlaşılmıştır :
a)Türkiyede nüfusun büyük çoğunluğu köylerde oturmaktadır. 18, 19, ve 20yaşlarındaki köy delikanlılarının çoğu okuyup yazma bilmedikleri gibiköylerinden de dışarı çıkmamışlar ve henüz askerlik yapmadıklarındanolgunlaşmamışlardır. Bunlar, ana babalarının tesiri altında kaldıkları gibi yanlarındaçırak, maraba veya sığırtmaç olarak çalıştıkları köy ağalarının da baskılarıaltındadırlar.
b)Şehirlerde yaşayan gençlerde de 18 yaş, his ve hayal çağıdır. Etrafın etkisialtındadırlar. Bu nedenle bunlar doğru dürüst oy kullanamazlar.
c)18 yaşındaki gençlere oy verme hakkı tanınırsa bunlar, politikanın içineatılmış olacaklar ve askere gittiklerinde politikayı asker ocağınasokacaklardır.
d)Bizim eski mevzuatımızda seçmen yaşı 22 olarak kabul edilmiştir. O tarihtenbugüne kadar memleketin kültüründe bir gelişme olmamıştır. Halbuki seçim ve oyverme işi bir kültür meselesidir.
e)Medenî rüşt ile siyasî rüşt ayrı ayrı şeylerdir. Ceza mevzuatımızda da durumböyledir. Nitekim ceza kanununa göre 18 yaşını bitirenler tam ceza ehliyetinihaiz, değillerdir. (Oysa Türk Ceza Kanununun bu husustaki hükümleri bukonuşmaların yapıldığı tarihten yaklaşık 8 sene kadar önce ve 9/7/1953 günlü ve6123 sayılı Yasa ile değiştirilmiş ve tam ceza ehliyet yaşı 21 den 18 eindirilmiş bulunmakta idi.)
f)Cemiyetler Kanununa göre bir siyasî partiye üye olabilmek için seçmenehliyetini haiz olmak lâzımdır. Şu halde 18 yaşın kabul edilmesiyle öğrencilersiyasî partilerin ocak bucak başkanları olabilecekler, yönetim kurullarınagirebileceklerdir. (Temsilciler Meclisi Tutanak Dergisi, Cilt l, Sahife517-597, Cilt 2, sahife 529-544)
TemsilcilerMeclisinde böylece yapılan görüşmeler sonunda seçmen yaşı 21 olaraksaptanmıştır.
Yukarıdakiiddiaların yapılmasından bu yana geçen 18 yıla yakın zaman içinde ülkemizdekültür ve eğitim alanlarında bir hayli ilerlemeler olduğu, eğitim ve öğretiminyaygın bir hal aldığı, halkımızın daha çok bilinçlendiği, seçimin, özgürlükçüdemokratik yönetimlerde gerçekten büyük önem taşıdığının daha iyi anlaşılmışolduğu gözönünde tutulursa bu gibi iddiaların bugün ne kadar geçersiz vetutarsız bir hale geldiği belli olur. Kaldıki o tarihte de bu gibi iddialarınbilimsel dayanaktan yoksun kaldığı, konuşmacıların supjektif görüş vekanılarından öteye gitmediği de anlaşılmaktadır.
2 -Öne sürüldüğü gibi Anayasa taslağının temsilciler meclisinde görüşülmesisırasında seçmen yaşının 21 olarak belirlenmesi konusunda bir eğilimbenimsenmemiş, yalnız seçmen yaşının Anayasada değil seçim kanunundabelirlenmesi uygun görülmüş, Anayasanın 55. maddesi bu anlayış içinde düzenlenmiştir.
Kanunkoyucu, yasa yaparken dilediği gibi hareket etmek serbestliğinde olmayıp kanunteklif ve tasarılarının meclislerde görüşülmesi sırasında meclisleriniçtüzüklerinin biçim kurallarından başlıyarak Anayasa ilkelerine ve Türk Hukuksisteminin ana kurallarına uygun davranmak zorundadır. Seçimlerin temelhükümleri ve seçmen kütükleri hakkındaki 298 sayılı yasanın itiraz konususeçmen yaşı ile ilgili 6. maddesi hakkında da durum böyledir.
Anayasa'nın2. maddesinde "Türkiye Devletinin Demokratik bir hukuk devleti"olduğu yazılıdır. 10. maddesinde de "Devlet, Temel Hak ve HürriyetleriHukuk Devleti ilkeleriyle bağdaşmıyacak surette sınırlayan siyasî, iktisadî vesosyal bütün engelleri kaldırır." denilmiştir.
Anayasanınbu maddelerindeki "hukuk devleti" kavramı, kişi hak ve özgürlüklerinesaygı gösteren, bu hakları koruyan, adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunudevam ettirmeye kendini zorunlu kılan, bütün çalışmalarında Anayasaya ve hukukauyan devlet demektir. Anayasanın bu ilkesinden hareket edilerek gerek AnayasaMahkemesinin yerleşmiş kanısına ve gerek öğretide genellikle benimsenmiş görüşegöre Anayasa Mahkemesinin yasaların Anayasaya uygunluk denetimini yaparkenyalnız Anayasadaki ilkeleri değil bundan başka bu ilkelerin dayandığı hukuk kurallarınıve hukukun genel prensiplerini de dikkate alması gerekmektedir. İtiraz konusuyasanın seçmen yaşı ile ilgili 6. maddesi bu temel ilkeler açısından elealınırsa aşağıdaki sonuçlara varılacaktır.
3 -Türk Medenî Hukukuna göre, (Türk Medenî Kanunu Madde 9, 10, 11) 18 yaşınıbitiren herkes her türlü tasarrufta bulunma ehliyetini haizdir. 18 yaşınıbitiren kişi Anayasa'nın 31. maddesi gereğince meşru bütün vasıta ve yollardanyararlanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma hakkına sahip olacaktır.
4 -Yine 18 yaşını bitiren kimse, ceza hukuku bakımından da tam ceza ehliyetinihaiz bulunmaktadır.
Cezadatam sorumluluk 21 yaşın ikmali, diğer deyimle 22 yaşında başlamakta iken TürkCeza Kanununun bu konu ile ilgili maddeleri 9/7/1953 günlü ve 6123 sayılı Yasaile değiştirilerek 18 yaşın ikmali diğer deyimle 19 a indirilmiştir. Bununlailgili Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu raporunda şöyle denilmiştir :"Her memlekette yaş itibariyle ceza ehliyetinin tayinine iklim şartlarıylasosyal ve kültürel seviyenin birinci derecede yer aldığı malumdur. Fizyolojikinkişaf ve tekamülün erken başladığı memleketlerde ceza mes'uliyetini tayineden yaş hadlerinin ona göre ayarlanması ceza hukuku ve suç politikasıbakımından önemli bir mesele teşkil eder. Fizyolojik teşekkülâtı, fark vetemyiz kabiliyeti normal ve zamanında inkişaf etmiş olan bir kimsenin mücerrethenüz 21 yaşını doldurmamış olduğu ileri sürülerek ceza mes'uliyetini tamsaymamak ve kendisine verilecek cezadan tenzilât yapmak izahı güç birkeyfiyettir.
Memleketimiziniklim şartları, fizyolojik teşekkülatın, fark ve idrak kudretinin zamanında vehatta diğer memleketlere nazaran nisbeten erken olarak inkişafını icapettirecek mahiyettedir.
Nihayetehliyet ve mes'uliyet bahsinde Medenî Kanun hükümlerinin gözönündebulundurulması icabeder. Türk Menedî Kanununun 9, 10 ve 11. maddelerinde 18yaşını bitiren bir kimsenin medenî hakları kullanmağa selâhiyattar olduğu,iktisabe ve iltizame ehil bulunduğu tasrih edilmiştir. Medenî Hukuk sahasındaiktisabe ve iltizame ehil olan bir kimsenin ceza hukuku sahasında tam ehliyetihaiz sayılmamasının ilmen izahı pek kolay olamaz.
Hermemlekette kabul edilen hukuk ve ceza sistemine göre memleketin iklim şartları,sosyal ve kültürel seviyenin inkişafı nazarı itibare alınarak yaştan dolayıceza mes'uliyeti muhtelif şekil ve manzaralar arzetmektedir. Memleketimizdefizyolojik teşekkülât ve bunun neticesi olarak fark ve temyiz kabiliyeti birçokmemleket çocuklarından daha evvel inkişaf etmektedir. Bu sebepledir ki, dahaevvelki Ceza Kanunumuz 18 yaşın ikmali ceza mes'uliyeti için kâfi görmekte idi.Ve fakat Ceza Kanunumuz 1889 tarihli eski İtanyan Ceza Kanunundan aynen tercümeedilerek alınması sırasında bu mevzu üzerindeki memleketimizin iklim şartlarıve hususiyetleri üzerinde durulmamış ve tam ceza ehliyeti 22 yaşaçıkarılmıştır. Medenî memleketlerde ceza sistemlerinde inkişaf birçoklarında vehele Ceza Kanunumuzun alınmış olduğu İtanya'da son zamanlarda tam ceza ehliyeti18 yaşa indirilmiş olduğu görülmektedir.
CezaKanunumuzun kabulü tarihi ile bugüne kadar geçen zaman arasında sosyal vekültürel inkişafı da nazarı itibare alırsak 18 yaşına basan ve Medenî Kanunmuvacehesinde reşit sayılan kimsenin her türlü idrak ve anlama kabiliyetinemalik olduğu ve yaptığı ve yapacağı işi tam manasıyla kavramış olduğu nazarıitibare alınınca ceza ehliyeti bakımından Ceza Kanununa göre yeni bir sistemingetirilmesini teklif eden ve ceza ehliyetinin 22 yaştan 18 yaşın hitamınaindirilmesi yolundaki teklif kabul edilmiştir.
Bugerekçeler Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunca da benimsenerek tam cezaehliyeti 18 yaşa indirilmiştir.
5 -Siyasî ehliyet sorunu :
13/7/1965günlü ve 648 sayılı Siyasî Partiler Yasasında siyasî ehliyet medenî ehliyetleeşit duruma getirilmiş (adı geçen kanun madde 8), 18 yaşını bitiren kimseninbir siyasî partiye üye olabileceği öngörülmüştür. Bu yaştakiler parti içindeher türlü siyasî faaliyetlerde bulunabilecekler, parti yönetim kurullarındagörev alabilecekler ve hatta o partinin genel başkanlığına daseçilebileceklerdir.
Bilindiğigibi siyasî partiler, toplum ve devlet düzenini ve kamu faaliyetlerini kendigörüşleri doğrultusunda yönetmek amacıyla kurulan siyasî örgütlerdir. Siyasîpartiler Büyük Millet Meclisi seçimlerini kazanıp iktidara gelmek ve partiprogramlarındaki görüş ve amaçlarını gerçekleştirmek için bütün seçimlerde hertürlü yasal çalışmalarda bulunurlar. Siyasal alanda bu kadar geniş ve önemlihak ve yetki sahibi olabilen 19 yaşındaki bir parti üyesine salt, 21 yaşınıbitirmediği öne sürülerek seçimlerde oy kullandırılmamasının hukuken haklı vekabul edilebilir bir yönü olmadığı açıktır.
Siyasîpartiler yasasının açıklanan bu hükümleri karşında (Siyasî ehliyet ile medenîehliyetin ayrı ayrı şeyler olduğu) yolundaki eski bir görüşün geçerliliğiniartık kaybettiğini söylemeye bile gerek yoktur.
6 -Türkiye Cumhuriyeti, demokratik hukuk kurallarına göre yönetilen bir devlettir,egemenlik kayıtsız şartsız Türk Milletinindir. (Anayasa madde 4). (Demokrasi)sözcüğünün halk iktidarı ile eşit anlama geldiğini söylemeye bile gerek yoktur.Özgürlükçü demokratik ülkelerde seçime katılma oranı da ayrı bir önem taşır. Buoran ne kadar geniş tutulursa millet iradesine o kadar çok yer verilmiş veAnayasanın 4. maddesindeki amaca da o kadar çok yaklaşılmış olur.
Seçmenyaşının gereksiz yere büyük tutulması millet iradesinin o ölçüdekısıtlanmasından başka birşey değildir. Bunun da (Millet Egemenliği) ilkesiylebağdaşmıyacağı kuşkusuzdur.
7 -Özetlemek gerekirse :
Seçimlerdeoy verme hakkını 22 yaşla sınırlayan ve kısıtlayan 298 sayılı yasanın itirazkonusu 6. maddesi, açıklanan nedenlerle Anayasanın 2, 4 ve 10. maddelerindekiilke ve amaçlara ve Türk Hukuk düzeninin temel ilkelerinden olan medenî, cezaîve siyasî ehliyet yaşlarına aykırı düştüğünden iptali gerekir. İtirazın reddinedair verilen çoğunluk kararına karşıyım.
Üye
Abdullah Üner
KARŞIOYYAZISI
Konusuaynı olan bir dava nedeniyle, Anayasa Mahkemesinin, 9/4/1976 günlü, 15554sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış bulunan, Esas : 1975/147 Karar: 1975/201sayılı kararına ilişkin karşıoy yazımda açıkladığım sebeplerle çoğunlukgörüşüne katılmıyorum.
Üye
Hasan Gürsel
KARŞIOYYAZISI
9.4.1976günlü, 15554 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış bulunan, Esas : 1975/147, Karar: 1975/201 sayılı Anayasa Mahkemesi kararına ilişkin karşıoy yazısındaaçıkladığım nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Üye
Adil Esmer