ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1977/128
Karar Sayısı:1977/140
Karar günü:20/12/1977
Resmi Gazete tarih/sayı:8.3.1978/16222
İtirazyoluna başvuran: Ankara 10. Asliye Hukuk Mahkemesi.
İtirazınkonusu: 18/4/1972 günlü, 1581 sayılı "Tarım Kredi Kooperatifleri veBirlikleri Kanunu" nün Geçici 2. maddesi hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğuileri sürülerek iptali istenmiştir.
LOLAY:
18/4/1972günlü, 1581 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinde yazılı hükme uyularak, TürkiyeTarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürlüğünce, Tarım KrediKooperatifleri Yardımlaşma Birliği Vakfının feshi ve borç, alacak, hak vevarlıklarıyle Merkez Birliğine katılması istenmiştir. Sözü geçen Vakıf bu konudaolumlu kararı almış. Ziraat Bankasının da onayını aldıktan sonra "Vakfındağılması hususunun hüküm altına alınması ve durumun sicile tescili...,.."için mahkemeye başvurmuştur. Bu arada Vakıflar Genel Müdürlüğü, mahkemeyeyapılan işlemlerin usulsüzlüğünü ve 1581 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesihükmünün Anayasaya aykırılığını belirten bir yazı göndermiştir. Bunun üzerineVakıf avukatı husumeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne yöneltmiş, bu Genel Müdürlükde mahkemeye verdiği dilekçe ile Anayasaya aykırılık savını yinelemeklebirlikte vakfın feshine ilişkin kararla Ziraat Bankasının bunu onayan kararınıniptalini istemiştir. Karşılık dava niteliğinde kabul edilen bu istek üzerine,öne sürülen Anayasa'ya aykırılık savı mahkemece ciddi görülmüş ve 1581 sayılıYasanın Geçici 2. maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmuştur.
III.METİNLER:
1-18/4/1972 günlü, 1581 sayılı "Tarım Kredi Kooperatifleri ve BirlikleriKanunu" nun iptali istenen Geçici 2. Maddesi şöyledir:
GeçiciMadde 2- Tarım Kredi Kooperatifleri Müşterek Yardım Tahsisatı ve Tarım KrediKooperatifleri Yardımlaşma Birliği vakfının borç, alacak, hak ve varlıklarıMerkez Birliğine devredilir ve sözü geçen vakıf feshedilmiş sayılır.
Gerekbu devirlerde ve gerek Tarım Kredi Kooperatifleri Memurları Emekli Sandığı veTarım Kredi Kooperatifleri Memurları Sosyal Yardım ve Zincirleme KefillikSandığı vakıflarının Merkez Birliğine devirleri halinde devrolunan menkul vegayrımenkullerin devir ve intikallerinde herhangi bir vergi, resim ve harçalınmaz.
2-İlgili yasa ve tüzük hükümleri:
a)Medeni Kanunun olayla ilgili kuralları:
Madde74- (13/7/1967 - 903) Vakıf, resmî senetle veya vasiyet yolu ile kurulur vevakfedenin ikametgâhı asliye mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil ile tüzelkişilik kazanır. Mahkeme, tescil hususunu Vakıflar Genel Müdürlüğündeki merkezisicile kaydolunmak üzere resen tebliğ eder.
Kanuna,ahlâka ve adaba veya millî menfaatlere aykırı olan veya siyasî düşünce veyabelli bir ırk veya cemaat mensuplarını desteklemek gayesi ile kurulmuş olanvakıfların tesciline karar verilemez.
Tescilkararının tebliği tarihinden itibaren, Vakıflar Genel Müdürlüğü, iki ay içindebu karara karşı temyiz yoluna başvurabilir.
Merkezisicile kaydedilen vakıf, Resmî Gazete ile ilân edilir.
Tescilintarzı, kimler tarafından yaptırılacağı ve sicillerin ne suretle tutulacağı,ilânın muhtevası ve ne suretle yapılacağı tüzük ile tayin edilir.
Birvakfın tescili ile birlikte vakfedilen malların mülkiyeti ve haklar vakfaintikal eder.
Mahkemevakfedilen gayrimenkulun vakıf tüzel kişiliği adına tescilini resen ve derhaltapu idaresine bildirir.
Madde81/A- (13/7/1967-903 ile ek) Gayesinin tahakkuku imkânsız hale gelen vakıfkendiliğinden dağılmış olur.
Keyfiyetidare uzvu tarafından sicile tescil ettirilir.
Gayesi74 üncü maddenin ikinci fıkrası hükmüne aykırı hale gelen vakıf, yetkili asliyemahkemesi tarafından, teftiş makamının müracaatı üzerine, taraflar çağrılıpduruşma yapılarak kararla dağıtılır ve sicile bildirilir.
b)Vakıflar Tüzüğünün ilgili kuralları:
Madde30- Gayesinin tahakkuku imkânsız hale gelen vakıf kendiliğinden dağılmış olur.
Vakfınidare uzvu, vakfın gayesinin tahakkukunun imkânsız hale geldiği kanısınavarırsa, yazı ile yetkili mahkemeye başvurarak durumun mahkeme sicilinetescilini ister. Yetkili mahkeme, Vakıflar Genel Müdürlüğünün yazılıdüşüncesini alarak idare uzvunun talebini karara bağlar.
Mahkeme,vakfın dağıldığı sonucuna varırsa durumu tescil eder.
Madde31- Vakfın gayesi, Türk Medenî Kanununun 903 sayılı kanunla değiştirilen 74üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmüne girdiği takdirde Vakıflar GenelMüdürlüğü, vakfın dağıtılması için yetkili asliye mahkemesine başvurmakzorundadır. Bu başvurma üzerine mahkeme, duruşma yaparak vakfın dağıtılmasınakarar verir ve siciline durumu tescil eder.
3-Dayanılan Anayasa kuralları,
Madde36- Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yaranamacıyla kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.
Madde38- Devlet ve kamu tüzel kişileri, kamu yararının gerektirdiği hallerde,karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malları,kanunla gösterilen esas ve usullere göre, tamamını veya bir kısmınıkamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarî irtifaklar kurmaya yetkilidir.
Çiftçinintopraklandırılması, ormanların Devletleştirilmesi, yeni orman yetiştirilmesi veiskân projelerinin gerçekleştirilmesi amaçlarıyla kamulaştırılan taşınmaz malve kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprak bedellerininödeme şekli kanunla gösterilir.
Kanununtaksitle ödemeyi öngördüğü hallerde çiftçinin topraklandırılması, ormanlarınDevletleştirilmesi, yeni orman yetiştirilmesi ve iskân projeleriningerçekleştirilmesi için konulacak süre yirmi yılı; kıyıların korunması veturizm amacıyla yapılacak kamulaştırmalarda ise bu süre on yılı aşamaz. Butakdirde, taksitler eşit olarak ödenir ve kanunla gösterilen faiz haddinebağlanır.
Kamulaştırılantopraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten çiftçinin hakkaniyet ölçüleriiçinde geçinebilmesi için zaruri olan ve kanunla gösterilen kısmın ve küçükçiftçinin kamulaştırılan toprağının bedeli her halde peşin ödenir.
Madde39- Kamu hizmeti niteliği taşıyan özel teşebbüsler, kamu yararının gerektirdiğihallerde, gerçek karşılığı kanunda gösterilen şekilde ödenmek şartıyladevletleştirilebilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngördüğü hallerde,ödeme süresion yılı aşamaz ve taksitler eşit olarak ödenir; bu taksitler, kanunlagösterilen faiz haddine bağlanır.
IV.İLK İNCELEME:
AnayasaMahkemesi, içtüzüğün 15. maddesi uyarınca yaptığı ilk inceleme toplantısındaaşağıdaki konular üzerinde durmuştur.
Anayasa'nındeğişik 151. maddesinde "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak birkanunun hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ilerisürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, AnayasaMahkemesi'nin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır."denilmekte ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27. maddesinde de bu kuralyinelenmektedir. Şu halde mahkemenin itiraz yoluna başvurabilmesi için, elindebakmakta olduğu bir davanın var olması ve itiraza konu olan kanun hükmünün budavada uygulanma olanağının bulunması gerekmektedir.
İtirazkonusu işde Anayasa'nın öngördüğü bu koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğiaraştırılacaktır.
18/4/1972günlü, 1581 sayılı yasa ile düzenlenen Tarım Kredi Kooperatifleri, aşamalı örgütlerebağlı tutulmuştur. Bir veya bir kaç il içindeki kooperatifler BölgeBirliklerini, en az beş bölge Birliği de, Merkez Birliğini kurarlar. MerkezBirliğinin çalışmaları bütün yurdu kapsar.
Kanununitiraz konusu Geçici 2. maddesinin birinci fıkrasında sözü geçen MerkezBirliği; tanımı yukarıda açıklanan ve bütün yurdu çalışma kapsamı içine alanTarım Kredi Kooperatifleri ve Bölge Birliklerinin bağlı bulundukları TürkiyeTarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğidir. Geçici 2. maddenin birincifıkrası, bu birliğe geçecek malvarlıkları arasında, iki kaynaktansözetmektedir. Bunlardan biri (Tarım Kredi Kooperatifleri Müşterek YardımTahsisatı), öteki de (Tarım Kredi Kooperatifleri Yardımlaşma Birliği Vakfı)dır.
İtirazyoluyla iptali îstenen hüküm, Geçici 2. maddenin tümünü kapsadığına göre,maddenin birinci fıkrasında yeralan "Tarım Kredi Kooperatifleri MüşterekYardım Tahsisatı"na ilişkin hükmün de iptal istemi kapsamında olduğukuşkusuzdur. Oysa Mahkemenin elindeki İş, "Tarım Kredi KooperatifleriMüşterek Yardım Tahsisatı" ile ilgili değildir. Uyuşmazlık, Tarım KrediKooperatifleri Yardımlaşma Birliği Vakfının feshine ilişkindir. Bu nedenle,itirazın "Tarım Kredi Kooperatifleri Müşterek Yardım Tahsisatı" ileilgili bölümünün, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
Öteyandan, devir işlemlerinde vergi, resmi ve harç alınmayacağına ilişkin Geçici2. maddenin ikinci fıkrası hükmünün de, mahkemenin elindeki işle bir ilgisibulunmamaktadır. Yâni mahkeme, bu fıkra hükmünün uygulanmasını gerektiren birdavaya bakmamaktadır. Bu nedenle ikinci fıkraya yönelen itirazın da, mahkemeninyetkisizliği yönünden reddi gerekmektedir.
Mahkemeyegetirilen iş, Tarım Kredi Kooperatifleri Yardımlaşma Birliği Vakfının feshineve bu vakfın borç, alacak, hak ve malvarlıklarının Merkez Birliğine devrineilişkindir. Uyuşmazlığın bir dava niteliğinde olduğu kabul edilecek olursa,Anayasa'ya uygunluk denetiminin önkoşullarından birinin gerçekleştiği sonucunavarılarak bu doğrultuda incelemenin sürdürülmesi mümkün olabilecek, uyuşmazlıkdava niteliğinde değilse, itirazın mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddinekarar verilmesi gerekecektir.
Yukarıda(I- Olay) bölümünde de açıklandığı üzere, yerel mahkemeye başvuran taraf, TarımKredi Kooperatifleri Yardımlaşma Birliği Vakfıdır ve vakfın "dağılmasını,durumun sicile tescilinin hüküm altına alınmasını" istemiştir. Karşılıkdava biçimindeki başvurmaya göre Vakıflar Genel Müdürlüğü, Vakfın feshineilişkin vakıf yönetim kurulu kararıyla bu kararı onayan Türkiye CumhuriyetiZiraat Bankası Yönetim Kurulu kararının iptalini istemektedir.
İtirazkonusu Geçici 2. madde de "...Tarım Kredi Kooperatifleri YardımlaşmaBirliği vakfının borç, alacak, hak ve malvarlıkları Merkez Birliğine devredilirve sözü geçen vakıf feshedilmiş sayılır" denilmektedir.
Görülüyorki, bu halde vakıf, doğrudan doğruya kanun hükmü ile sona ermekte, mahkemecefeshine karar verilecek bir vakıf durumunda olmamaktadır. Olay Medenî Kanunun81/A. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına uymakta, üçüncü fıkrasıylailgili bulunmamaktadır. Çünkü bütün malvarlığı kanun gereğince elinden alınanvakfın amacının gerçekleşmesi olanaksız hale gelmiştir. Durum yönetim organıncasicile geçirtilecektir.
Sözügeçen maddenin üçüncü fıkrası ise, amacı 74. maddenin ikinci fıkrası hükmüne aykın hale gelen vakıfları kapsamına almaktadır. Bu takdirde mahkeme dağıtmakararı verecektir. Mahkemenin elindeki işde, Vakfın, "kanuna, ahlâka veadaba veya millî menfaatlere aykırı olan veya siyasî düşünce veya belli bir ırkveya cemaat mensuplarını..." destekleyen bir duruma düştüğü ve bu nedenledağıtılmasının gerektiği öne sürülmüş değildir. Böyle olunca ortada Medenî Kanunun81/A. madde sinin üçüncü fıkrası uyarınca mahkemece dağıtma kararı verilmesinizorunlu kılan bir davanın varlığından sözedilemez.
Anayasayauygunluk denetiminde dava; çözüme bağlanmak üzere, görevli bir mahkeme önünekanuna uygun biçimde getirilen özel veya kamu hukukuna ilişkin anlaşmazlıklarve işler olarak nitelendirilmektedir.
MedenîKanunun 81/A. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının uygulanması dolayısıylamahkemenin yapacağı işlemlerin dava kavramı dışında kalan adlî işlemlerolduğunda kuşku yoktur. Çünkü vakfın kurulmasında, vakfedenin ikametgâhı asliyemahkemesince tutulan bir sicile, durumun tescili gereklidir. Ancak bu tescilile vakfın tüzel kişilik kazanacağı 74. maddenin birinci fıkrasındaaçıklanmaktadır. Kanun, Vakıflar Genel Müdürlüğünde de bir merkezi sicilinbulunacağını buyurmakta ve kuruluşun bu sicile de kaydolunmak üzere sözügeçenGenel Müdürlüğe doğrudan doğruya tebliğini zorunlu kılmaktadır. Vakfın kuruluşuiçin öngörülen bu işlemler adlî işlemler olmakla birlikte, çözülmesi mahkemedenistenen ya da çözülmesi görevi mahkemeye yüklenen dava ve işlerden değildir.Bunun gibi vakfın, Medenî Kanunun 81/A. maddesinin birinci ve ikincifıkralarının Öngördüğü biçimde dağılması halinde de, sicilden çıkarma konusundamahkemece yapılacak işlemler aynı niteliktedir. Çünkü yönetim organınınbaşvurusu üzerine, vakfın dağılmış olduğu, mahkemece saptanacak ve durumun,mahkemenin tuttuğu sicile işaret edilmesi bir kararla sağlanacaktır. Yasacadağılmış olduğu kabul edilen vakfın, sicilden çıkarılması işlemi de adlî işlemolmakla birlikte, mahkemenin çözeceği dava niteliğinde bir anlaşmazlıksayılamaz. Nitekim 25/7/1970 günlü, 7/1066 sayılı Bakanlar Kurulu kararıylayürürlüğe giren Vakıflar tüzüğü de, vakfın kendiliğinden dağılmış bulunmasını, mahkemecedağıtılma yönteminden ayırmış ve 30. ve 31. maddelerinde her iki hali ayrı ayrıdüzenleyen kurallar getirmiştir. (Resmî Gazete 21/8/1970. Sayı: 13586).
Bütünbu açıklamalar karşısında mahkemenin elinde çözülmesi gerekli bir davanınvarlığından söz etmeye olanak yoktur. Böyle olunca itirazın, mahkemeninyetkisizliği nedeniyle reddi gerekir.
V.SONUÇ :
Mahkemeninelindeki iş görülmekte olan bir dava niteliğinde bulunmadığından, itirazınMahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine, Fahrettin Uluç, Ahmet Salih Çebi veNihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşıoylarıyla ve oyçokluğu ile,
20/12/1977gününde karar verildi.
Başkan
Kâni Vrana
Başkanvekili
Şevket Müftügil
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Şekip Çopuroğlu
Üye
Fahrettin Uluç
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ahmet Erdoğdu
Üye
Hasan Gürsel
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Necdet Darıcıoğlu
KARŞIOYYAZISI
YerelMahkemeye başvuran, Tarım Kredi Kooperatifleri Yardımlaşma Birliği Vakfı vakfındağılmasını, durumun sicile tescilinin hüküm altına alınmasını istemiştir.Vakıflar Genel Müdürlüğü ise Vakıf Yönetim Kurulunun vakfın feshine ilişkinkararı ile bu kararı onayan T.C. Ziraat Bankası Yönetim Kurulu kararınıniptalini karşılık dava yapmıştır.
ÇoğunlukMedenî Kanunun 81/A. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Mahkemece dağıtmakararı verilmesini zorunlu kılan bir dava bulunmadığı, sözü edilen maddeninbirinci ve ikinci fıkralarının uygulanması dolayısiyle Mahkemenin yapacağıişlemlerin ise dava kavramı dışında adlî işlemler olduğu gerekçesiyle başvuranmahkemenin itirazını yetki yönünden reddetmiştir.
Vakfıntüzel kişilik kazanabilmesi için vakfedenin ikametgâhı Asliye Mahkemesincetutulan bir sicile durumun tescili, ayrıca Vakıflar Genel Müdürlüğünde debulunması zorunlu olan merkezî sicile de kaydedilmek üzere doğrudan doğruya adıgeçen Genel Müdürlüğe tebligat yapılacağı öngörülmüştür.
Birtespit niteliğinde de olsa bütün bu sicile kayıt ve sicilden çıkarmaişlemlerinin mahkeme kararı ile yapılması yasal bir zorunluk bulunduğuna göreadlî işlem değil dava olarak kabulü gerekir. Nitekim bu istemlerin hâkiminkararı ile sonuçlanacağı çoğunlukça da kabul edilmiştir. Yerel Mahkeme dekendisine yapılan başvuruyu dava olarak kabul etmiş tarafların iddialarını vesavunmalarını dinlemiş ve olayda uygulanacağını düşündüğü dava konusu geçici 2.maddeyi Anayasa'ya aykırı bularak Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Bu durumdaanlaşmazlığın çözülmesini dava niteliğinde kabul etmek gerekir.
SONUÇ:
Mahkemeninçözümleyeceği iş dava niteliğinde olduğundan işin esasının incelenmesigerektiği düşüncesi ile çoğunluk kararına karşıyız.
Üye
Fahrettin Uluç
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu