ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1977/121
Karar Sayısı:1977/142
Karar Günü:20/12/1977
Resmi Gazete tarih/sayı:20.3.1978/16234
İtirazyoluna başvuran : Tercan Sulh Hukuk Mahkemesi.
İtirazınkonusu : 19/3/1969 günlü 1136 sayılı Avukatlık Kanununun Geçici 17. maddesinin,26/2/1970 günlü, 1238 sayılı Yasa ile değişik son fıkrasının Anayasa'nın 8.,12., 31. ve 40. maddeleri hükümlerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptaliistenmiştir.
I-OLAY:
Kiralanansekiz parça taşınmaz malın boşaltılması istemiyle Tercan Sulh HukukMahkemesinde açılmış bulunan davanın duruşması sırasında, davalı, avukat vedava vekili olmayan bir kişi tarafından temsil edilmekte iken, itiraz konusuyasa kuralı gereğince bu temsil yetkisinin 7/7/1977 günü sona erdiğini, böylecevekilsîz kaldığını belirtmiş ve 1136 sayılı Yasanın Geçici 17. maddesinin sonfıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Bu savın ciddi olduğukanısına varan mahkeme itiraz konusu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesinebaşvurmuştur.
III-YASA HÜKÜMLERİ:
l-İptali istenen yasa kuralı;
19/3/1969günlü, 1136 sayılı yasanın 26/2/1970 günlü, 1238 sayılı yasa ile değişik veiptali istenen kuralı da içeren 17. maddesi şöyledir:
"GeçiciMadde 17- Yargı mercileri, Cumhuriyet Savcılıkları, icra memurlukları nezdindebaşkâtiplik, zabıt kâtipliği, zabıt kâtibi muavinliği yahut icra memurluğu veyayardımcılığı görevlerinden birini en az on yıl süre ile yapmış olan kimseler,bu kanunun 3. maddesi uyarınca Avukatlık mesleğine kabul için aranılan tahsil,staj ve sınav dışındaki şartları haiz olurlar ve 5. maddede yazılı engellerkendilerinde bulunmazsa, en az üç avukat veya dava vekili olmayan bir yerde, oyerin bağlı olduğu baroca tutulan listeye yazılmak şartiyle, münhasıran o yerinhukuk mahkemeleri ve icra ve iflâs dairelerinde dava ve iş takibedebilirler.
Bukimseler, münhasıran vekâlet görevini yapabilecekleri yerde, listeye yazılmatarihinden itibaren üç ay içinde bir büro açmak zorundadırlar. Bu zorunluğauymayanların adları listeden silinir.
BuKanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, 1086 sayılı Hukuk Usulü MuhakemeleriKanununun 61. maddesinin son fıkrası gereğince vekâlet görevini yapanlar,geçmiş adalet hizmetine ait şarta bakılmaksızın, birinci fıkrada yazılı diğerşartlara sahip oldukları takdirde, o yerin bağlı bulunduğu baroca tutulanlisteye yazılmak suretiyle, münhasıran o yerdeki hukuk mahkemeleri ve icraiflâs dairelerinde vekâlet görevini yapmaya devam ederler. Ancak, listedenherhangi bir suretle adlan silinenler, birinci fıkrada yazılı şartlarıntamamına sahip olmadıkça bir daha listeye yazılamazlar. Bu kimseler, bumaddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde listeye yazılmak içinbaşvurmak ve yazılma tarihinden itibaren üç ay içinde bir büro açmakzorundadırlar. Aksi halde listeye yazılmazlar; listeye yazılmışlarsa adlarılisteden silinir.
Yukarıdakifıkralar uyarınca vekâlet görevini yapmak hakkı o yer avukat veya davavekilleri sayısının üçü bulması halinde kendiliğinden sona erer. Sona ermetarihinden itibaren üç ay içinde, ilgili şahsın aynı baro bölgesi içinde üçavukat veya dava vekili bulunmayan başka bir yere naklederek, büro açmasıhalinde, listedeki kaydı nakledilen yer işaret edilmek suretiyle devam eder.İlgili üç aylık süre içinde başka bir baroya başvurduğu taktirde, dosyasıgetirilmek suretiyle başvurduğu baronun listesine kaydı yapılıp ayrıldığıbaronun listesinden de adı silinerek vekâlet görevine devam eder. Üç aylık süreiçinde aynı baro bölgesindeki başka bir yere nakil yapılarak büro açılmamasıveya bu süre dolmadan başka bir baroya nakil için başvurulmaması halindeilgilinin adı listeden silinir.
Geçici13. maddenin listeye yazılma için yapılacak başvurma ile ilgili ikinci fıkrasıhükmü bu kimseler hakkında da kıyasen uygulanır.
Listeyleilgili olup, Geçici 13. maddenin son fıkrasında gösterilen hususlar ve bumaddeye göre vekâlet görevini ifa edeceklere verilecek yetki belgesinin neleriihtiva eyliyeceği (182.) maddede yazılı yönetmelikte gösterilir.
Bukanunun ikinci, dördüncü, beşinci, yedinci, sekizinci, dokuzuncu, onbirinci veonikinci kısmı ile, 49, 57, 58, 59, 60, 61, 62 ve 65. maddeleri dışında kalanhükümleri bu maddenin kapsamına giren kimseler hakkında da kıyasen uygulanır.
Barogiriş ve yıllık kesenekleri bu maddenin kapsamına giren kimselerden alınmaz.
Bumaddenin üçüncü fıkrası 7 Temmuz 1977 tarihinde yürürlükten kalkar.
(Düstur5. Tertip, Cilt 8, Sayfa 1752; Aynı Tertip Düstur, Cilt 9, Sayfa 698)
2-İtirazın dayandığı Anayasa kuralları: Madde 8- Kanunlar Anayasa'ya aykırıolamaz.
Anayasahükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve kişileribağlıyan temel hukuk kurallarıdır.
Madde12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Madde31- Herkes, meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargımercileri önünde davacı veya davalı olarak, iddia ve savunma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.
Madde40- Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özelteşebbüsler kurmak serbesttir.
Kanun,bu hürriyetleri ancak kamu yararı amacıyla sınırlayabilir.
Devletözel teşebbüslerin millî iktisadın gereklerine ve sosyal amaçlara uygunyürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlıyacak tedbirleri alır.
IV.İLK İNCELEME:
AnayasaMahkemesi, 20/10/1977 gününde Kani Vrana, Şevket Müftügil, Halit Zarbun, ZiyaÖnel, Abdullah Üner, Şekip Çopuroğlu, Fahrettin Uluç, Muhittin Gürün, LûtfiÖmerbaş, Ahmet Erdoğdu, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi, Adil Esmer, Nihat O.Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalarıyla içtüzüğün 15. maddesiuyarınca yaptığı ilk inceleme toplantısında, dosyanın eksiği bulunmadığındanişin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar vermiştir.
V.ESASIN İNCELENMESİ:
İşinesası hakkındaki rapor, Tercan Sulh Hukuk Mahkemesinin başvurma kararı veekleri, iptali istenen yasa kuralı, Anayasa'ya aykırılık savına dayanakgösterilen Anayasa hükümleri, bunlara ilişkin gerekçeler ve başka yasamabelgeleri ve konu ile ilgili öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüpdüşünüldü :
19/3/1969günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 1. ve 2. maddelerinde avukatlığınniteliği ve ereği şöyle belirlenmiştir :
Avukatlıkbir kamu görevidir; amacı da, hukuksal ilişkilerin düzenlenmesine, her türlühukuksal sorun ve anlaşmazlıkların adalete ve haklılığa uygun olarakçözülmesine ve genellikle hukuk kurallarının tam olarak uygulanması konusundayargı kuruluşları ve hakemlerle kamusal ve özel kurul ve kurumlara yardımetmektir. Bu amacın gerçekleşmesi için avukat, hukukla ilgili bilgi vedeneylerini adalet işlerine ve toplumu oluşturan kişilerle tüzel kişilerinyararlanmasına sunar. Bir toplumun hukuksal düzeninde böylesine önemli görevyapmak durumunda olan avukatın, yüklendiği görevi yerine getirebilecek nitelikve yeterlikte olması kendiliğinden ortaya çıkar. Nitekim 1136 sayılı Yasanın,3. maddesi bu amaçla düzenlenmiştir. Bu madde şöyledir:
"Madde3- Avukatlık meslekine kabul edilebilmek için;
a)Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,
b)Türk hukuk fakültelerinin birinden mezun olmak veya yabancı bir memleket hukukfakültesinden mezun olup da Türkiye Hukuk Fakülteleri programlarına göre noksankalan derslerden başarılı sınav vermiş bulunmak:
c)Avukatlık stajını tamamlayarak staj bitim belgesi almış bulunmak,
d)Avukatlık sınavını başarmış olmak,
e)Levhasına yazılmak istenilen baro bölgesinde ikametgâhı bulunmak.
f)Bu Kanıma göre avukatlığa engel bir hali olmamak gerekir."
Yasakoyucu, 1136 sayılı Avukatlık Yasasının bu koşulları yanında ayrıca, hâkimlik,savcılık ve bunların yardımcılıklarında, bu sınıflardan sayılan hizmetlerde,yargısal görev yapan belirli yerlerde ve kimi hukuk müşavirliklerinde,üniversiteye bağlı fakülteler hukuk bilimi dersleri profesörlük ya dadoçentliklerinde en az dört yıl süre ile çalışanların, ayrıca avukatlık stajıyapma ve sınavda başarı gösterme koşulları aranmaksızın, avukatlıkyapabilecekleri ilkesini koymuştur.
1136sayılı Yasa, avukatlık uğraşı için çok önemli saydığı kuralları 4. maddesindeşöyle belirlemiştir.
"Madde4- Adlî ve Askerî Hâkimlik ve Savcılıkta, Anayasa Mahkemesi aslî ve geçiciraportörlüklerinde ve Danıştay dava daireleri başkan ve üyelikleriyleBaşkanunsözcülüğü, kanun sözcülüğü ve bu daireler başyardımcılıkları veyardımcılıklarında veya kuruluşlarında avukat bulunan bakanlıklar ve katmabütçe ile yönetilen genel müdürlükler hukuk müşavirliği görevlerinde veyahutüniversiteye bağlı fakülteler hukuk ilmi dersleri profesörlük veyadoçentliklerinde yahut Hâkimler Kanununa göre hâkimlik veya savcılıksınıflarından sayılan hizmetlerde en az dört yıl süre ile hizmet etmiş olanlar3 üncü maddenin (c) ve (d) bendlerinde yazılı kayıtlardan vareste tutulurlar.
YabancılardanTürk uyruğuna kabul olunanlardan yabancı bir hukuk fakültesinden mezun olup dageldikleri yerlerde beş yıl süre ile mahkemelerin her derecesinde avukatlıketmiş ve avukatlığı meslek edinmiş bulunanlar, 3 üncü maddenin (b) bendindeyazılı olduğu şekilde Türkiye hukuk fakülteleri programlarına göre noksan kalanderslerden usulüne uygun olarak yapılan sınavı başarıyla vererek tasdiknamealmış ve ayrıca Türkçeyi iyi bilir oldukları da bir sınavla anlaşılmışbulunursa, 3 üncü maddenin (c) ve (d) bentlerinde yazılı kayıtlardan varestetutulurlar. Birinci fıkrada gösterilenlerin baro levhasına yazılmasında, 17 ncimaddenin (l )ve (2) nci bentlerinde yazılı belgelerden başka sicil özetlerininonanmış bir örneğinin de verilmesi gereklidir."
1136sayılı Yasanın öngördüğü bu koşullar, avukatlık uğraşının kamu görevi olaraktoplumdaki önemi nedeniyle avukat olabilmede özel nitelik aranmasını zorunlukılmıştır. Hukuksal ilişkilerin düzenlenmesinde, her türlü hukuksal sorun veanlaşmazlıkların adalete ve haklılığa uygun olarak çözülmesinde görev vesorumluluk alan, yargı kuruluşlarına, hâkimlere, özel ve kamusal kurul vekurumlara yardım eden bir ödevlinin yeteneği, kişiliği ve yeterliğibakımlarından üstlendiği işleri başarmaya elverişli niteliklerle donatılmışolmasını, çağdaş hukuk düzeninde olduğu gibi Türk hukuku da kabul etmiştir.
Öteyandan yasal nitelikleri bulunan avukat azlığı karşısında ülke gereksinmelerigözönünde tutularak, 18/6/1927 günlü, 1086 sayılı Hukuk Usulü MuhakemeleriKanununun 61. maddesinde avukat olmayanların da vekâlet görevini alabilmeleriöngörülmüş, bu amaçla maddenin son fıkrasına : "Baro teşekkül etmeyen vebirinci fıkra veçhile dava vekili bulunmayan mahallerde herkes dilediği kimseyitevkil edebilir." kuralı konulmuştur. Ancak bu kolaylık 19/3/1969 günlü,1136 sayılı Avukatlık Kanununun Geçici 17. maddesiyle daha sınırlı koşullaraltında ve dört yıl süre ile geçerliliğini korumuş iken, öngörülen süre26/2/1970 günlü, 1238 sayılı Yasa ile 7 Temmuz 1977 gününe kadar uzatılmış vebundan böyle üç avukat veya dava vekili bulunmayan yerlerde herkesin avukat gibiyargı yerlerinde görev yapabilmesi olanağı ortadan kalkmıştır. Aslında 1136sayılı Yasanın 194. maddesiyle, 1086 sayılı Yasanın 61. maddesi "Davayavekâlet deruhte etmesine kanunen imkân bulunmayan vekil mahkemeye kabulolunmaz. Bu takdirde, mahkemeye kabul edilmeyen vekilin müvekkiline,keyfiyetten bahisle, bir defaya mahsus olmak üzere re'sen davetiyegönderilir" biçiminde değiştirilmiştir.
Geçici17. maddenin birinci fıkrasında, avukat niteliği bulunmamakla birlikte kimiyasal koşulları taşıyan kişilerin bu özel durumları bakımından en az üç avukatveya dava vekili olmayan bir yerde o yerin görevli mahkeme ve icra ve iflâsdairelerinde davalara girip iş görebilecekleri kuralı konmuştur. Yargı yerleri,Cumhuriyet Savcılıkları, icra memurluklarında başkâtiplik, zabıt kâtipliği,zabıt kâtibi yardımcılığı ya da icra memurluğu veya yardımcılığı görevlerindenbirini en az on yıl süre ile yapmış olan kimseler, 1136 sayılı Yasanınavukatlık uğraşına alınma için aradığı öğrenim, adaylık ve sınav dışındakikoşulları elde etmiş ve avukatlığa yasal engelleri de bulunmamış ise, ötekiyasal koşullar da gerçekleştiği takdirde, bu işleri yapabileceklerdir.
Davalınınmahkemeye verdiği dilekçede, 1136 sayılı Yasanın Geçici 17. maddesinin26/2/1970 günlü, 1238 sayılı Yasa ile değişik son fıkrasının Anayasa'ya aykırıolduğunu ileri sürmesi ve mahkemece bu sav ciddi görülerek, söz konusu sonfıkranın Anayasa'nın 8., 12., 31. ve 40. maddelerine aykırı olduğu kanısınavarılması nedeniyle itiraz yoluna başvurulmuş bulunduğundan ilk incelemedeverilen karar gereğince 1136 sayılı Yasanın Geçici 17. maddesi son fıkrasınınAnayasa hükümlerine uygunluğunun incelenmesi gerekli görülmüştür.
İirazkonusu son fıkranın Anayasa'nı8., 12., 31. ve 40. maddelerine aykırı bulunduğuileri sürüldüğünden inceleme bu maddeler açısından ayrı ayrı yapılacaktır.
A-Anayasa'nın 8. maddesi açısından inceleme:
Ülkemizdevekâlet işleri, arzuhalcilik adı altında, yasal bir düzen içine almamadanyapılagelmekte idi. Bunun başlıca nedeni de, avukatlık yapacak niteliktekikişilerin azlığı idi. Oysa bugün, çağdaş uygarlık düzeyinde belli bir aşamayaulaşmış ve gereksinimi karşılayabilir avukat sayısına sahip olmuş bulunanülkemizde artık yasa koyucunun, yasal anlamıyla avukat niteliğini taşımayankişileri bu işten uzaklaştırmak istemesini doğal karşılamak gerekir. Bundanbaşka, bugünkü kamu ve hukuk düzenleri bakımından bu durum zorunlu olmaniteliğini de kazanmıştır. Kamu düzeninin söz konusu olduğu yerde, bu düzeninkurulması ve işlerliğe konulması, belirli kişi ya da toplulukların çıkarlarıiçin değil, öncelikle kamu yararı açısından düşünülmesi gerekir. Yurttaşlarınyargı yerlerinde hak arama yoluna başvurmaları halinde, adalete ve hak dağıtanyargı gücüne inanç ve güven sağlanması, kamu yararı ilkesinin başta gelenkoşullarından biridir. Hele, uzmanlık, bilgi ve yetenek isteyen konulardayurttaşa hak aramada yol gösterecek yetenekli kişilerin yardımcı olmaları kamuyararının amacıdır. Hak arama işlevi de, Hukuk Fakültesinde öğrenim görmüşkişilerin çaba ve katkılarıyla yürür. Bu nedenle Hukuk Fakültesini bitirmemiş,stajını yapmamış veya yasada belirtilen görevlerde bulunmamış kimselerin, yargıyerlerinde ve hak arama işlerinde çalıştırılmaları kamu düzeni ve kamu yaranilkesini temelinden sarsan bir neden olarak düşünülmelidir. Yasa koyucu da 1136sayılı Yasanın 1238 sayılı Yasa ile değiştirilmiş bulunan geçici 17. madesinibu amaçla yürürlüğe koymuş, belli bir Öğrenim görmemiş kimseleri hak aramaalanında çalışmaktan uzaklaştırarak kamu yararının gereklerini sağlamayaçalışmıştır.
Açıklananbu nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın üstünlüğü ve bağlayıcılığıilkelerini belirleyen 8 inci maddesine aykırı değildir.
B-Anayasa'nın 12. maddesi açısından inceleme:
Anayasa'nın,eşitlik ilkesini belirleyen 12. maddesinde : (Herkes, dil, ırk, cinsiyet,siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanunönünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.) kuralı yeralmıştır. Bu kurala göre, gördükleri hizmetin özellikleri ve ayrıntılarıbirbirinin özdeşi ya da benzeri olan kişiler arasında herhangi bir ayırımyapılamaz. Hizmetin özelliği ve o hizmetin aradığı nitelik ve koşullarnedeniyle yapılan ayırım, Anayasa'nın eşitlik ilkesine ters düşen hallerdendeğildir. 1136 sayılı Yasanın koyduğu eğitim ve öğrenim koşutlarını yerinegetirmeyen bir kişinin, bu koşullara göre yetişmiş ve avukat olma hakkınıkazanmış bir kişi ile özdeş hakka erişeceği kabul edilseydi, Anayasa'nın 12.maddesine aykırı bir durumun ortaya çıktığından söz edilebilirdi. Dava konusuolayda ise, böyle bir durumun varlığı öne sürülemez. Bu nedenle itiraz konusukural Anayasa'nın 12. maddesine aykırı değildir.
C-Anayasa'nın 31. maddesi açısından inceleme: Anayasa'nın "Hak AramaHürriyeti" başlığı altında düzenlenmiş bulunan 31. maddesi; herkesin,yasal, hukuk düzenine uygun bütün araç ve yollardan yararlanarak yargı yerleriönünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahip olduğunubelirlemiş bulunmaktadır. Yurttaşın vekâletini alarak onun adına davasınıyürüten kimsenin bu hizmetin gereklerini yerine getirebilecek nitelikte olması,hak arama özgürlüğünü engelleyici değil, tersine daha güvence veren bir biçimdegerçekleşmesini amaçlamaktadır. Bu nedenle itiraz konuşu hüküm, Anayasa'nın 31.maddesinin birinci fıkrasında yer alan ilkeye aykırı değildir.
Ç-Anayasa'nın 40. maddesi açısından inceleme: Anayasa'nın 40. maddesinin birincifıkrasında; herkesin çalışma ve sözleşme özgürlüğü olduğu, her alanda biruğraşı seçebilme ve o dalda ekonomik girişimlerde bulunma özgürlüğününbulunduğu belirtilmekte ve ikinci fıkrasında da kanunun bu özgürlükleri ancakkamu yaran amaciyle sınırlayabilceği hükmüne yer verilmektedir. İptali istenenve avukatlık yapabilme koşullarını haiz olmayan, kişilerin vekâlet işiniyapmalarını yasaklayan kanun hükmünün kamu yaran amacına dayandığı yukarıda (A)bölümünde yeterince açıklanmıştır. Bu nedenlerle itiraz konusu hükmünAnayasa'nın 40. maddesinde yer alan ilkelere aykırı olduğu kabul edilemez.
Yukarıdaaçıklanan gerekçeler 19/3/1969 günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun Geçici17. maddesinin 26/2/1970 günlü, 1238 sayılı Yasa ile değişik son fıkrasıhükmünün Anayasa'nın 8., 12., 31. ve 40. maddelerine aykırı olmadığınıyeterince göstermektedir, itiraz konusu hükmün Anayasa'nın öteki hükümlerine deaykırılığı saptanamamıştır. O halde itiraz, belirtilen nedenlerlereddedilmelidir.
ŞevketMüftügil, Muhittin Gürün, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu bugörüşe katılmamışlardır.
VI-SONUÇ:
19/3/1969günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun Geçici 17. maddesinin 26/2/1970 günlü,1238 sayılı Yasa ile değişik son fıkrasında yer alan hükmün Anayasa'ya aykırıolmadığına, itirazın reddine, Şevket Müftügil, Muhittin Gürün, Nihat O.Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşıoylariyle ve oyçokluğuyla;
20/12/1977gününde karar verildi.
Başkan
Kâni Vrana
Başkanvekili
Şevket Müftügil
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Şekip Çopuroğlu
Üye
Fahrettin Uluç
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ahmet Erdoğdu
Üye
Hasan Gürsel
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Necdet Darıcıoğlu
KARŞIOYYAZISI
Konuyudeğerlendirmek ve sağlıklı bir sonuca varabilmek için mevzuatın kısaca gözdengeçirilmesinde yarar vardır.
I.18 Haziran 1927 günlü, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 61.maddesinde "Vekil baroda resmen mukayyet bulunan avukatlardan ve baroteşekkül etmeyen yerlerde en aşağı üç dava vekili varsa bunlardan intihapedilmek lâzımdır.
Birincifıkra mucibince avukat veya dava vekili olmayan vekil müvekkili namına esnayımuhakemede hazır olsa bile muhakeme gıyaben icra olunarak hüküm verilir.
Şukadar ki, şifahi usulü muhakemeye tabi olan işlerde bu kaide cari değildir.
Baroteşekkül etmeyen ve birinci fıkra veçhile dava vekili bulunmıyan mahallerdeherkes dilediği kimseyi tevkil edebilir" hükmü yer almakta idi. 19/3/1969günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 194. maddesi, sözü edilen 61. maddeyi"Davaya vekâlet deruhte etmesine kanunen imkân bulunmıyan vekil mahkemeyekabul olunmaz. Bu takdirde, mahkemeye kabul edilmeyen vekilin müvekkiline,keyfiyetten bahisle, bir defaya mahsus olmak üzere re'sen davetiyegönderilir." biçiminde' değiştirmiştir. Öte yandan 1136 sayılı Yasanıngeçici 17. maddesiyle de, en az üç avukat veya dava vekili bulunmayanyerlerdeki hukuk mahkemeleriyle icra ve iflâs dairelerindeki dâva ve işlerinkimler tarafından takibedilebileceği ve bunun yöntemi kurala bağlanmıştır.
Bumadde hükmüne göre, yargı mercileri, cumhuriyet savcılıkları, icra memurluklarıyanında başkâtiplik, zabıt kâtipliği, zabıt kâtibi muavinliği yahut icramemurluğu veya yardımcılığı görevlerinden birini en az on yıl süre ile yapmışolanlar, Avukatlık Yasasının 3. maddesi uyarınca Avukatlık mesleğine kabul içinaranan tahsil, staj ve sınav dışındaki koşulları taşımaları ve 5. maddedeyazılı engellerin de kendilerinde bulunmaması halinde en az üç avukat veya davavekili olmıyan yerlerde ve o yerin bağlı olduğu baroca tutulan listeye yazılmakkoşulu ile, yalnız o yerin hukuk mahkemelerinde ve icra ve İflâs dairlerindedava ve iş takip edebilme yetkisini kazanabileceklerdir.
Geçici17 .madde ayrıca, Avukatlık Yasasının yürürlüğe girmesinden önce 1086 sayılı Yasanın61. maddesi uyarınca, üç avukat veya dava vekili bulunmıyan yerlerde vekâletgörevi yapmakta olanları da yeni kurallara bağlamış, kanunun öngördüğünitelikleri ve koşullan taşıyan bu gibi kimselerin de, belli çerçeve içindevekâlet görevi yapmalarına olanak tanımıştır.
Geçici17. maddenin bu yoldaki düzenlemeyi getiren üçüncü fıkrası, Avukatlık Yasasınınyürürlüğe girdiği tarihten önce, 1086 sayılı Yasanın 61. madesinin son fıkrasıgereğince vekâlet görevini yapmakta olanların, geçmiş adalet hizmetine aitkoşula bakılmaksızın maddenin birinci fıkrasında yazılı koşullan taşımalarıhalinde, o yerin bağlı bulunduğu baroca tutulan listeye yazılmak yolu ile veyalnız o yerdeki hukuk mahkemelerinde ve icra ve iflâs dairelerinde vekâletgörevi yapabilmelerini öngörmüştür. Her iki fıkra hükmü gereğince vekâletgörevi yapanların bu görevlerinin o yere üç avukat ya da dava vekilinin gelmesiile sona ereceği ve bu gibilerin yasaca saptanan süre içinde aynı baro bölgesiiçinde olan ve üç avukat veya dava vekili bulunmıyan bir yere naklederek büroaçmaları halinde ve listedeki kaydına da naklettiği yer işaret edilmeksuretiyle göreve devam edebilecekleri maddede belirtilmiştir. Bundan başkaGeçici 17. maddenin son fıkrasında, 1086 sayılı Yasadan ve bu yasanın 61. maddesindenyararlanarak Avukatlık Yasasının yürürlüğe girdiği tarihte vekâlet göreviyapmakta olup da yeni duruma intibakını sağlayanlara ilişkin hükümlerin,Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten 4 yıl sonra yürürlükten kalkacağı kuralabağlanmıştır.
1136sayılı Avukatlık Yasasının Geçici 17. maddesinin son fıkrası, 26/2/1970 günlü,1238 sayılı Yasanın 4. maddesiyle "Bu maddenin üçüncü fıkrası 7 Temmuz1977 tarihinde yürürlükten kalkar" biçiminde değiştirilmiş ve yerelmahkeme bu kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu savında bulunmuştur.
II.1136 sayılı Avukatlık Kanununun öngördüğü ilke ve kurallara göre; avukatlık,bir kamu hizmetidir, bağımsız ve bağlantısız yerine getirilen bir uğraşıdır.Avukatlık bir kamu hizmeti olunca bu hizmetin topluma ve o toplumu, oluşturankişilere en yararlı hale getirilebilmesi ve bundan en yüksek yararınsağlanabilmesi, bu kamu hizmetinin düzenlenmesi gereğini ortaya koymuştur. Kamuhizmetlerini düzenleyen yasaların ve sözgelimi Avukatlık Yasasının, kimi haklarve ödevler karşısında kimi yasaklara ve sınırlamalara da yer vermesini doğal veolağan saymak gerekir. Ekonomik, sosyal ve coğrafi nedenler yüzünden ülkeninkimi yörelerine kamu hizmeti olan avukatlık görevi ulaşamamışsa ve bu yöredebulunan yurttaşlar bu kamu hizmetinden yararlanamıyarak savunma haklarınıkullanamaz duruma düşürülmüşlerse, o kamu hizmetinin iyi işlediği ve kamunungereksinmelerine yöneltildiği öne sürülemez. Şayet yasal düzenlemeler,yurttaşlardan bir bölümünün bu gibi hizmetlerden yararlanmalarını engeller nitelikteise, başka bir anlatımla kamu hizmetinin üç avukat veya dava vekili bulunmayanyerlere ulaşmasını güçleştiriyor ve böylece hakkın özünü zedeliyorsa, bu türdüzenlemeleri de Anayasa'ya uygun görmeye olanak yoktur. Gerçekten Avukatlıkhizmetinin, hukukî ilişkilerin düzenlenmesinde ve her türlü hukukî sorun veanlaşmazlıkların adalete ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesinde vegenellikle hukuk kurallarının noksansız bir biçimde uygulanması hususunda yargıorganlarının, hâkimlerin, resmî ve özel kurul ve kurumların yardımlarına etkinbir biçimde sunulabilmesi, bu hizmetin kamu yararına uygun olarak işlerliğininsağlanmasıyla olanak kazanır.
III.1086 sayılı Yasanın 61. maddesinin son fıkrası, ülkedeki koşulların ortayakoyduğu bir zaruretin sonucu olarak bu yasada yerini almıştır. 1136 sayılıAvukatlık Kanunu da bu zorunluğu duymuş, üç avukat veya dava vekili bulunmayanyerlerde oturan yurttaşların kamu hizmetinden yararlanmaları ereğini güdengeçici nitelikte iki grup önlem getirmiştir. Bunlar Geçici 17. madde iledüzenlenmiştir. Ülkemizin ekonomik, sosyal ye coğrafi sorunları kimi kamuhizmetinde olduğu gibi avukatlık hizmetinde de yurdun belli yörelerindedengesiz bir yığınlaşma oluşturmuş ve bunun doğal sonucu olarak da bazıyerlerde bu hizmetten yararlanma olanağı eylemi olarak ortadan kalkmışbulunmaktadır. Geçici 17. maddenin birinci fıkrası, bu durumu ortadan kaldırmakiçin ve üç avukat veya dava vekilinin oralarda göreve başlamasına kadar Kamuhizmetinden yararlanmayı erek edinen bir düzenleme getirmektedir.
Yasanınyürürlüğe konulduğu sırada bu düzenlemenin dahi yetersiz kalacağını düşünen vegören Yasa Koyucu, bu gibi yerlerde kamu hizmetinin etkin bir biçimdeişlemesine kadar, Avukatlık Kanununun yürürlüğe girdiği tarihte 1086 sayılıYasanın 61. maddesi uyarınca vekâlet görevini sürdürmekte olanlardan dayararlanmayı öngörmüş ve maddenin üçüncü fıkrası ile bunları yeni birdüzenlemeye tâbi tutmuştur.
Bugibi yerlerde üç avukatın göreve başlaması şöyle dursun Geçici onyedincimaddenin birinci fıkrasında yazılı olanların dahi buralardaki gereksinmelerikarşılayacak bir düzeye ne 1136 sayılı kanunun yürürlüğe girdiği günden dörtyıl sonra ve ne de 1238 sayılı Yasanın benimsediği 7 Temmuz 1977 günündeulaşamamış olması olgusu sözü edilen maddenin üçüncü fıkrasının yasadabelirtilen tarihte yürürlükten kaldırılmasını Anayasa'ya açıkça aykırı birduruma düşürür. Nitekim başvurma yazısında mahkemenin yargı çevresinde biravukat bulunduğu açıkça belirtilmektedir. Kaldı ki, Avukatlık Yasasının temelfelsefesi karşısında Geçici 17 .maddenin üçüncü fıkrası hükmünün, ülkegerçekleri karşısında haksız olduğu da öne sürülemez.
Olaydadavalı sözü edilen düzenlemeyi yürürlükten kaldıran kural yüzünden mahkemedesavunmasız kaldığını sızlanarak belirtmiş, başka bir anlatımla kamu hizmetindenyararlanmasını bu hükmün engellediğini açıklamıştır.
SONUÇ:
Açıklananbu nedenlerle kamu hizmetinden kimi yerlerdeki yurttaşların yararlanmalarınaengellik eden bu kural Anayasa'ya ve özellikle 12. ve 31. maddelerine açıkçaaykırıdır ve iptal edilmelidir.
Bugörüşle itiraz konusu kuralı Anayasa'ya uygun bulan çokluk görüşüne karşıyız.
Başkanvekili
Şevket Müftügil
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu