ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1977/19
Karar Sayısı:1977/82
Karar Günü:24/5/1977
Resmi Gazete tarih/sayı:6.9.1977/16049
İtirazyoluna başvuran: Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Merkezi Komutanlığı AskerîMahkemesi.
İtirazınkonusu : 22/5/1930 günlü, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 91. maddesinin (1)sayılı fıkrasındaki "veya fiilen taarruza teşebbüs edenler" ve aynımaddenin 2. ve 3. fıkralarındaki "veya taarruza teşebbüs"deyimlerinin, Anayasa'nın 12. madesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırılıklarınedeniyle iptalleri istemidir.
I.OLAY:
KaraKuvveleri Komutanlığına bağlı Havacılık Okulu Destek Bölüğü Koğuşunda 19/4/1976gününde bir erbaş çavuşun, erlerle konuşulması sırasında bir erin söz vedavranışlarına kızarak ona bir tokat atması ve erin de çavuşa fiilen taarruzakalkışması olayı nedeniyle her ikisi hakkında başlanan ceza kovuşturmasısonucunda, haklarında düzenlenen 7/6/ 1976 günlü iddianame ile, çavuşun astınıdövmekten Askerî Ceza Kanununun 117/1., erin de üste fiilen taarruzakalkışmaktan aynı Kanunun 91/1. ve Türk Ceza Kanununun 51. maddelerine görecezalandırılmaları isteği ile her ikisi hakkında Zırhlı Birlikler Okulu veEğitim Merkezi Komutanlığı Askerî Mahkemesinde kamu davası açılmış; bumahkemede yargılanmaları sırasında 19/1/1977 günlü oturumda Askerî Savcı, TürkCeza Kanununun 61. ve 62. maddelerine göre cürümlerde suçu işlemeye kalkışmahallerinin tam işlemeden ayrı tutulmuş olmasına karşın Askerî Ceza Kanununun91. maddesinin 1., 2. ve 3. fıkralarında üste fiilen taarruz ile bu suçakalkışmanın aynı ceza ile cezalandırılmış olmasının Anayasa'nın 12. maddesindeyazılı kanun önünde eşitlik ilkesine aykırılığını sürerek durumun AnayasaMahkemesine götürülmesini istemiş; Mahkeme bu isteği ciddi görmüş ve AskerîCeza Kanununun 91. maddesinin 1. fıkrasındaki "veya fiilen taarruzateşebbüs edenler" ve bu maddenin 2. ve 3. fıkralarındaki "veyataarruza teşebbüs" deyimlerinin iptali için, Anayasa'nın 151. ve 44 sayılıYasanın 27. maddeleri gereğince Ana yasa Mahkemesine başvurmuştur.
III.YASA METİNLERİ:
a)İptali istenen yasa metni:
22/5/1930günlü, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 91. maddesi:
Âmireve mafevke fiilen taarruz edenlerin cezaları.
Madde91- 1. Âmire ve mafevke fiilen taarruz eden veya fiilen taarruza teşebbüs edenüç seneden, az vahim hallerde altı aydan aşağı olmamak üzere hapsolunur.
2.Taarruz veya taarruza teşebbüs silâhlı olarak veya bir hizmet esnasında veyatoplu asker karşısında veyahut silâh ve tehlikeli bir alet ile yapılmış ise beşseneden, az vahim hallerde bir seneden aşağı olmamak üzere suçluya hapis cezasıyerilir.
3.Taarruz veya taarruza teşebbüs, seferberlikte yapılmışsa suçlu ölüm, az vahimhallerde yahut suç seferberlikte hizmet dışında yapılmışsa suçlu onbeş senedenaz olmamak üzere ağır hapis veya hapis cezası ile cezalandırılır.
4.Taarruz, âmirin veya mafevkin vücudunda tahribatı mucip olmuşsa, suçluya onbeşseneden az olmamak üzere ağır hapis, eğer ölümü mucip olmuşsa ölüm, az vahimhallerde müebbeden ağır hapis cezası verilir.
b)Dayanılan Anayasa hükmü :
Eşitlik
Madde12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz .
IV.İLK İNCELEME:
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 24/3/1977 gününde Kani Vrana, ŞevketMüftügil, Ahmet Akar, Ziya Önel, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Şekip Çopuroğlu,Fahrettin Uluç, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Ahmet Erdoğdu, Hasan Gürsel,Adil Esmer, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalariyleyapılan ilk inceleme toplantısında aşağıdaki sorun üzerinde durulmuştur.
Anayasa'nın151. ve 44 sayılı Yasanın 27. maddelerine göre bir mahkeme görmekte olduğudavada uygulama durumunda bulunduğu kanun hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürseancak o hükümlerin iptali için itiraz yoluyle Anayasa Mahkemesine başvurabilir.
Mahkemecegönderilen dosya içindeki belgelere göre sanık ere yüklenen suç Askeri CezaKanununun 91. maddesinin 1. fıkrasında yazılı bir üste fiilen taarruza kalkışmasuçu olup, bu maddenin 2. ve 3 ncü fıkralarında yazılı durumlarla ilgili, yanisilâhlı olarak, bir hizmet esnasında veya toplu asker karşısında veyahutsilâhla veya tehlikeli bir aletle işlenmiş, seferberlikte yapılmış değildir.Mahkemenin sanık er hakkında uygulayacağı hüküm Askerî Ceza Kanununun 91.maddesinin 1. fıkrasıdır. O halde iptal isteğinin bu fıkra ilesınırlandırılması gerekir.
Böyleceyapılan ilk inceleme sonunda :
Dosyanıneksiği bulunmadığından işin esasının 22/5/1930 günlü, 1632 sayılı Askerî CezaKanununun 91. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "veya fiilen taarruzateşebbüs eden" deyimi ile sınırlı olarak incelenmesine 24/3/1977 günündeoybirliğiyle karar verilmiştir.
V.ESASIN İNCELENMESİ:
İşinesasına ilişkin rapor, Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Merkezi KomutanlığıAskerî Mahkemesinin 28/2/1977 günlü, 1977/14-14 sayılı yazısına bağlı olarakgönderilen dosya içindeki 19/1/1977 günlü gerekçeli kararı ve dosyadakibelgeler iptali istenen yasa ve dayanılan Anayasa kuralı, konu İle ilgili ötekimetinler okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Devletinegemenlik haklarından olan ceza vermek yetkisi, yasama organı olan TürkiyeBüyük Millet Meclisince çıkarılan genel ve özel ceza ve ceza yargılamalarıusulü yasalarına göre bağımsız mahkemelerce kullanılır.
Cezakanunları, ceza hukukunun ana ilkeleri ile Anayasa'nın konuya ilişkin kurallarıbaşta olmak üzere, memleketin genel durumu, sosyal ve ekonomik hayatıngereksinmeleri gözönüne alınarak saptanacak ceza politikasına göre düzenlenir.
Cezahukukunun ana ilkeleri "Türk Ceza Kanunu" nun birinci kitabında"Esaslar" başlığı altında sıralanmıştır. Dava ile ilgili bulunan"Cürme Teşebbüs" de Türk Ceza Kanununun 61. ve 62. maddelerindeki hükümlerledüzenlenmiştir. Bu maddelerdeki kurallara göre; bir kimsenin kasıtlı olarakişlemeyi kararlaştırdığı bir cürmü işlemeye başlayıp da elinde olmayannedenlerle işlemeyi tamamlayamamış veya işlemeyi tamamlamış da cürüm tam olarakoluşmamışsa, o kimseye verilecek ceza, cürmün tam oluşmuş haline verilecekcezadan daha azdır.
Cürümişlemeye kalkışmada cezanın azaltılmasının doğru olup olmadığı ceza hukukubilim adamları arasında da tartışma konusudur. Bir çok memleketlerin cezayasalarında tamamlanmış suç ile suça kalkışma arasında ceza bakımından farkgözetildiği halde, kimilerinde de böyle bir ayrılık yapılmamıştır. Bu konunundava ile doğrudan bir ilgisi bulunmadığından ayrıntılarına girilmiyecektir.Ancak Türk Ceza Kanunumuzun sistemi yukarda açıklandığı gibidir.
TürkCeza Kanununun 10. maddesinde yer alan "Bu kanundaki hükümler, hususî cezakanunlarının buna muhalif olmayan mevaddı hakkında da tatbik olunur."biçimindeki hükme göre özel ceza kanunlarında Anayasa'ya aykırı olmamakkoşuluyla Türk Ceza Kanununun suçlar ve cezalar hakkındaki genel kurallarınauygun düşmeyen özel hükümler konabilir. "Askerî Ceza Kanunu "nün 1.maddesindeki "Türk Ceza Kanununa göre cürümler ve cezalar hakkında umumisurette cari olan esaslar bu kanunda hilafı yazılı olmadıkça askerî cürümler vecezalar hakkında da tatbik olunur." hükmü de Türk Ceza Kanununun 10.maddesindeki kuralı yinelemektedir. 40. maddesinin 1. fıkrası ise Askerîcürümlerde suça kalkışanlar hakkında Türk Ceza Kanununun 61. ve 62. maddelerihükümlerinin uygulanması gereğini belirtmektedir. 40. maddesinde böyle birbuyurucu hüküm bulunduğu halde Askerî Ceza Kanununun harp hıyanetinicezalandıran 55., millî müdafaaya hiyaneti cezalandıran 56. ve âmire ve üstefiilen taarruz edenleri cezalandıran 91. maddelerinde cürmü tam işleyenlerlebuna tam veya eksik kalkışanlar aynı ceza ile cezalandırılmaktadır. Bu durumyalnız Askerî Ceza Kanununda değil, Türk Ceza Kanununda da vardır. Bu kanunun141. maddesinde "...cemiyetleri her ne suret ve nam altında olursa olsunkurmaya tevessül edenler veya kuranlar", 156. maddesinde de"Reisicumhur hakkında suikastte bulunanlarla buna teşebbüs edenler"aynı ceza ile cezalandırılmaktadırlar. 7 Ocak 1932 günlü, 1918 sayılıKaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanunun l. maddesinde de benzer hüküm vardır.
Görülmektedirki yasa koyucu, pek sınırlı da olsa suç ve cezaları saptarken kimi haklıdurumlarda ceza kanunlarının genel esaslarının dışına çıkmıştır. Onu busaptamaya götüren nedenlerin, suçun özelliği ve tonlum ve ordu bünyesinde yaratacağıkötü izler olduğunda kuşku yoktur.
Yukarıdakigenel açıklamalardan sonra, asıl konuya inilerek Askerî Ceza Kanununun 91.maddesinin 1. fıkrasında yazılı âmire ve üste fiilen taarruz eden ile fiilentaarruza kalkışanlara, bu maddeye göre aynı cezanın verilmekte olmasınınAnayasa'ya aykırı olup olmadığı sorunu incelenecektir.
Gerçekten,Askerî Ceza Kanununun 91. maddesinin 1. fıkrası "âmire ve mafevke fiilentaarruz eden veya fiilen taarruza teşebbüs eden üç seneden, az vahim hallerdealtı aydan aşağı olmamak üzere hapsolunur." biçimindedir. Ve âmire veyaüste fiilen taarruz edenle bu cürme tam veya eksik olarak kalkışan aynı cezaile cezalandırılmış bulunmaktadır.
Anayasa'dakonuya ilişkin veya suça kalkışmada faile tam ceza verilmesini önleyen özel birkural olmadığı gibi, insan Haklan Evrensel Beyannamesinde ve Avrupa Konseyiİnsan Haklarını ve Ana Hürriyetlerini Korumaya ilişkin Sözleşmede de bu yoldabir hüküm bulunmamaktadır, İtirazda bulunan mahkeme itiraz gerekçesinde"sucu işleyenlerle işlemeye teşebbüs edenlere aynı cezayı reva görmekAnayasa'nın 12. maddesinde yazılı (Herkes kanun önünde eşittir.) ilkesinetamamen aykırı düşmektedir. Herkes kanun önünde eşittir ilkesi, aynı suçuişleyen herkesin aynı şekilde cezalandırılacağı anlamını taşır, suçuişleyenlerle işlemeye teşebbüs edenlere aynı cezanın verilmesi ise kanun önündeeşitliği eşitsizliğe dönüştürür." demektedir.
Anayasa'nın12. maddesinde yazılı eşitlik ilkesi herkesin, maddede sayılan dil, ırk,cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizinyasalar önünde hukukî yönden eşit sayılmalarını sağlar. Bunun bir anlamı dayasaların koyduğu kurallara uyarlık bakımından kişisel nitelikleri ve durumlarıözdeş olanlar arasında değişik uygulama yapılmamasıdır. Durumlardakideğişikliğin doğurduğu zorunluluklarla ve haklı nedenlerle ilgililer hakkındayapılan ayrımlı uygulamalar Anayasa'nın eşitlik ilkesine ters düşmez.
Cürmütam ve eksik kalkışma biçimlerinde işleyeni, onu bütün sonuçları ile tamamlamışolanla bir tutup aynı ceza ile cezlandırmak yukarıda da belirtildiği gibi, suçakalkışma konusunda ceza kanunlarında bulunan genel nitelikteki kurallarauymamakta ise de, bunun Anayasa'nın eşitlik ilkesini bozduğu savunulamaz.Çünkü, yasa koyucu ayrık hükmü hangi suç için koymuş ise, bu hüküm o suçuişleyen her kişi hakkında uygulanacaktır. Niteliği gözönüne alınarak belli suçiçin konulmuş bu hüküm, öteki suçlar için kıyas konusu yapılamaz. Ayrıca, suçunicraî hareketlerinden kendi isteğiyle vazgeçmenin, suça kalkışmaya ilişkinkurallarla bir ilgisi bulunmadığı da ortadadır.
Öteyandan; Askerî Ceza Kanununun 91. maddesinde yazılı bulunan âmire ve üstefiilen taarruz suçunun, Türk Vatanını, Onun bağımsızlığını ve Cumhuriyeti dışve iç düşmanlara karşı korumak ve kollamak gibi en önemli bir görevi yüklenmişolan Silâhlı Kuvvetlerin disiplinini bozmada başlıca etkenlerden biri olduğundakuşku yoktur. 4/1/1961 günlü, 211 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri İç HizmetKanununun 13. maddesinde disiplin : "Kanunlara, nizamlara ve âmirleremutlak bir itaat ve astının ve üstünün hukukuna riayet demektir."biçiminde tanımlanmış ve "askerliğin temeli disiplindir" denilmiştir.Aynı maddede disiplinin korunması ve sürekliliği için özel kanunlara ve diğernizamlarla cezaî ve idarî tedbirlerin alınması gereği üzerinde durulmuştur.
SilâhlıKuvvetlerde bir çok hallerde astın âmire veya üste fiilen taarruz etmesi ile buSuça kalkışması, suça hedef olan âmir veya üstün astları üzerinde kaybedeceğinüfuz bakımından ayırım yaratmaz. Oysa, âmir ve üstün astları üzerindeki nüfuzve otoritesi, onlar arasında sağlaması gerekli mutlak bir itaat için çokönemlidir, bu nüfuz ve otoritenin sarsılması hazar ve seferde vatan savunmasındabüyük sakıncalar doğurur.
Anayasa'daayrıca buyurucu veya yasaklayıcı bir kural bulunmadıkça yasa koyucu, suçlar vecezalar hakkında ceza hukukunun üstün ilkelerine aykırı olmamak koşuluylagerekli gördüğü önlemleri almak yetkisine sahiptir, 1632 sayılı Askerî CezaKanununun 91/1. maddesindeki tam suç ile suça kalkışmaya aynı cezanın verilmişolması da yasa koyucunun bu yetkisi kapsamındadır.
Bunedenlerle itirazın reddi gerekir.
VI.SONUÇ:
22/5/1930günlü, 1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 91. maddesinin birinci fıkrasında yeralan "...veya fiilen taarruza teşebbüs eden..." hükmünün Anayasa'yaaykırı olmadığına ve itirazın reddine,
24/5/1977gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Kâni Vrana
Başkanvekili
Şevket Müftügil
Üye
Halit Zarbun
Üye
Ziya Önel
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Şekip Çopuroğlu
Üye
Fahrettin Uluç
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ahmet Erdoğdu
Üye
Hasan Gürsel
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu