ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1977/36
Karar Sayısı:1977/130
Karar Günü:3/11/1977
Resmi Gazete tarih/sayı:24.2.1978/16210
İtirazyoluna başvuran Mahkeme : Tokat Ağır Ceza Mahkemesi.
İtirazınkonusu : Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 3006 sayılı Kanunla değişik 14.maddesinin son fıkrasındaki "Âmme emniyeti bakımından davanın nakliniistemek Adliye Vekiline aittir." hükmünün Anayasa'nın 2, 7, 32 ve 132.maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali istenmiştir.
I.OLAY:
Kangütme saiki ile adam öldürmeye kalkışmak ve izinsiz silâh taşımak suçlarındansanıklar hakkında Mardin Ağır Ceza Mahkemesinde açılan kamu davasının duruşmasısırasında Adalet Bakanı, davanın bu yer Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesininkamu emniyeti için tehlikeli olduğunu bildirerek davanın başka bir yer AğırCeza Mahkemesine naklini istemesi üzerine Yargıtay Üçüncü Ceza Dairesince,davanın Tokat Ağır Ceza Mahkemesine nakline karar verilmiş ve bu mahkemedeyapılan duruşma sırasında Cumhuriyet Savcısı, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun3006 sayılı Kanunla değişik 14. maddesinin son fıkrası hükmünün Anayasa'ya"aykırı olduğunu öne sürmüş ve mahkemece de bu iddia ciddi görülerek sözüedilen hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiştir.
III.YASA KURALLARI :
1-4/4/1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 8/6/1936 günlü,3006 sayılı Kanunla değişik 14. maddesi şöyledir:
Madde14- Selâhiyetli hâkim veya mahkeme, hukukî veya fiilî sebepler dolayısiyle kazavazifesini ifâ edemiyecek halde bulunur, yahut tahkikatın orada icrası Âmmeninemniyeti için tehlikeli olursa Yüksek vazifeli mahkeme davanın başka yerdebulunan aynı derecede bir mahkemeye nakline karar verir.
Âmmeemniyeti için dava naklini istemek Adliye Vekiline aittir.
2-Dayanılan Anayasa kuralları:
Anayasa'nın2, 7, 32 ve 132. maddeleri aşağıdadır :
Madde2- Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına ve Başlangıçta belirtilen temelilkelere dayanan, millî, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devletidir.
Madde7- Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır.
Madde32- (29/9/1971, 1488) Hiç kimse, kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merciönüne çıkarılamaz.
Birkimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunudoğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.
Madde132- Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa'ya, Kanuna, Hukuka vevicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.
Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelereve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez, tavsiye ve telkindebulunamaz.
Görülmekteolan bir dava hakkında Yasama Meclislerinde yargı yetkisinin kullanılması ileilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.Yasama ve yürütme organları ite idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; buorganlar ve idare mahkeme kararlarını hiç bir suretle değiştiremez ve bunlarınyerine getirilmesini geciktiremez.
IV.İLK İNCELEME :
AnayasaMahkemesi'nin 7/4/1977 gününde Kani Vrana, Şevket Müftügil, Ahmet Akar, HalitZarbun, Ziya Önel, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Fahrettin Uluç, Muhittin Gürün,Lûtfi Ömerbaş, Ahmet Erdoğdu, Ahmet Salih Çebi, Adil Esmer, Nihat O.Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu'nun katılmalarıyle içtüzüğün 15. maddesiuyarınca yaptığı ilk toplantısında; mahkemenin, itiraz konusu hükmü uygulamadurumunda olup olmadığı ve dolayısıyle bu konuda Anayasa Mahkemesine başvurmayetkisi bulunup bulunmadığı sorunu üzerinde durulmuştur.
Anayasa'nındeğişik 151. maddesinin ilk fıkrasında; "Bir davaya bakmakta olan mahkemeuygulanacak bir kanunun hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veya taraflardanbirinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsaAnayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır"denilmekte ve Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkındaki 44sayılı Yasanın 27. maddesinde de bu kural yinelenmektedir. Bu hükümlere göre;bir mahkemenin Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için elinde bakmakta olduğubir dava bulunması ve iptalini istediği yasa hükmünün de bu davada uygulanmasıgerekmektedir. Olayda mahkemenin elinde yasaya uygun biçimde açılmış bir davabulunduğu kuşkusuzdur. İtiraz konusu hükmün, bu davada mahkemece uygulanıpuygulanamayacağı sorununa gelince: Sanıklar hakkında öldürmeye kalkışmak veruhsatsız silâh taşımak eylemlerinden ötürü yetkili ve görevli bulunan MardinAğır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. Ancak, davanın bu mahkemedegörülmesi sırasında Adalet Bakanı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 14.maddesinin itiraz konusu son fıkrasındaki "amme emniyeti için dava nakliniistemek Adliye Vekiline aittir."hükmüne dayanarak davanın başka birmahkemeye naklini istemiş, bunun üzerine Yargıtay Üçüncü Ceza Dairesince dedava Tokat Ağır Ceza Mahkemesine nakledilmiştir. Böyle bir durum karşısındakendisine dava nakledilmiş olan mahkeme, davayı görmeye yetkili ve görevli olupolmadığını, davanın naklinde dayanılan yasa hükümlerinin Anayasa'ya uygunbulunup bulunmadığını araştırma durumundadır. Böyle bir inceleme Anayasa'nın32. maddesindeki "hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merciönüne çıkarılamaz." kuralının doğal bir sonucudur. Bir mahkemenin,elindeki dava dolayısıyla ilgili yasa hükümleri üzerinde yaptığı böyle birinceleme ise o yasa kurallarının davada uygulanmasından başka bir şey değildir.Böyle olunca itiraz yoluna başvuran mahkeme, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun14. maddesinin itiraz konusu son fıkrası hükmünü bu davada uygulamadurumundadır ve Anayasa Mahkemesine başvurma yetkisi vardır.
Bunedenlerle ve dosyanın eksiğide bulunmadığından işin esasının incelenmesine(Kani Vrana, Abdulah Üner, Ahmet Erdoğdu, Ahmet Salih Çebi ve Adil Esmer'initiraz konusu hükmün mahkemenin davada uygulayacağı kural olmadığından itirazınyetkisizlik nedeniyle reddi gerektiği yolundaki) karşıoylarıyle ve oyçokluğuyla7/4/1977 gününde karar verilmiştir.
V.ESASIN İNCELENMESİ:
Davanınesasına ilişkin rapor, Mahkemenin başvurma kararı, iptali istenen yasa kuralı,ilgili Anayasa hükümleri, bunlara ilişkin yasama belgeleri ve konu ile ilgiliAnayasa metinleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
Konuyaaçıklık getirebilmek için;
A-Ceza Usulü Hukukuna göre Mahkemelerin "görev" ve "yetki"lerinin nitelikleri,
B-Hukuk Devleti ilkesi, tabiî veya kanunî hâkim kavramı,
C-İtiraz konusu hükmün, Adalet Bakanına, mahkemelere ve hâkimlere yargıyetkisinin kullanılmasında emir ve talimat verme veya tavsiye ve telkindebulunma yetkisi verip yermediği,
Ç-İtiraz konusu hükme göre Yargıtay'ın Adalet Bakanının istemiyle bağlı olupolmadığı,
Sorunlarınınincelenmesi gerekli görülmüştür.
l-Bilindiği gibi Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununa göre bir davaya bakmak yetkisigenel olarak suçun işlendiği yer mahkemesine ait ise de (madde 8), kimi zorunlunedenlerden dolayı yasalarda bu kurala ayrık hükümlerin yer aldığı da birgerçektir. Örneğin; yetkili hâkim veya mahkemenin hukukî veya eylemlinedenlerle yargı görevini yapamayacak durumda bulunması, davanın oradagörülmesinin kamu emniyetini koruma bakımından tehlikeli olması gibi nedenlerledavanın yüksek görevli mahkemece başka bir yer mahkemesine nakledilmesi usulüçağdaş demokratik hukuk devletlerinde de öngörülmektedir. Bu gibi zorunludurumlar nedeniyle davanın aynı derecedeki başka bir yer mahkemesinenakledilmesinde; davanın her türlü etki dışında görülmesi, gerek taraflarlaavukatlarının, gerek o davaya bakacak hâkimlerin tam bir güvenlik içindegörevlerim yapabilmelerinin ve adaletin tam bir güvence içinde yerinegetirilmesinin sağlanması gibi çeşitli yararları bulunduğu da bir gerçektir.Kan gütme nedeni ile işlenen bir adam öldürme olayında sanığın aynı nedenleöldürülme olasılığı altında duruşmalara getirilip götürülmesinin ciddî birsorun yaratması, sanığı savunan avukatın karşı tarafça baskı altına alınmakistenmesi, davaya bakmakta olan hâkimlerin güvenliklerinden endişe edilir bir durumunortaya çıkması veya davanın görülmesi sırasında sanık yandaşlarıyla öldürüleninyakınları arasında silâhlı bir çatışmanın meydana gelebileceği yolundabelirtiler bulunması gibi durumlar karşısında, davanın o yerde görülmesikonusundaki direnmenin büyük sakıncalar doğuracağı açıktır. Oysa, yurttaşlarınmal ve can güvenliğiyle ilgili adalet ve yargı işlerinin büyük bir önemtaşıdığı, bu hizmetlerin görülmesinde ve yürütülmesinde hiçbir etki, kaygı vekuşkuya yer verilmemesi tartışmasız kabul edilmesi gereken gerçeklerdendir.
Şurasınıda eklemek gerekir ki; bu gibi zorunlu nedenlerle dava başka yerdeki herhangibir mahkemeye değil, aynı nitelikteki suçlara ilişkin davalara bakmakla görevliolan mahkemeye nakledilecek ve bu suretle Ceza Usulü Hukukunun önemlikonularından biri olan "güvence ilkesi" korunmuş olacaktır.
İşlenensuçun niteliği veya sanığın sıfatı bakımından davaya hangi mahkemenin (Sulh,Asliye, Ağır Ceza, Yüce Divan) bakacağı görev" sorununuilgilendirmektedir. Görev sorunu, kamu düzeni ile ilgili olduğundan davanın herevresinde taraflarca öne sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğindengözönünde bulundurulması gerektiği halde "yetki sorunu" başka deyimledavaya suçun işlendiği yerdeki mahkemede bakılması kuralı, Ceza Usulü Hukukundagörev sorunu kadar önemli sayılmamıştır. Bu nedenle yetkisizlik itirazınınancak soruşturmanın belli bir evresine kadar ileri sürülebileceği, ondansonraki evrelerde tarafların bu yolda bir itirazda bulunamayacağı, mahkemelerinde kendiliklerinden yetkisizlik karan veremiyecekleri bir kural olarak kabuledilmiştir.
Yukarıdaaçıklanan nedenlerle çağdaş demokratik hukuk devletlerinde görev kuralınahiçbir ayrık durum tanınmamış olmasına karşın, "yetki" kuralınınçeşitli istisnalarının kabulü zorunluğu duyulmuş ve davanın nakli yöntemine debu nedenle yer verilmiş bulunmaktadır.
2-Türkiye Cumhuriyetinin, Anayasa'nın 2. maddesinde nitelikleri belirtilen, birhukuk devleti olduğu ve 7. maddesinde de, yargı yetkisinin Türk Milleti adınabağımsız mahkemelerce kullanılacağı yazılıdır.
Hukukdevleti, kısaca; kişi hak ve özgürlüklerine saygı gösteren, bu hakları koruyan,adaletli bir hukuk düzeni kuran ve bunu devam ettirmeye kendini zorunlu kılan,bütün çalışmalarında hukuka ve Anayasa'ya uyan devlet demektir. Devlet organlarınınçalışmalarında hukuka ve Anayasa'ya uymaları, bu organların bütün işlemlerininyargı denetimine bağlı tutulması hâkimlerin bağımsızlığı, hâkimlik güvencesi,"kanunsuz suç ve ceza olmaz" ilkesi ile "kanunî yargı yolu"ilkesi de hukuk devleti kavramının gereklerindendir. Anayasa'nın 20/9/1971günlü, 1488 sayılı Yasa ile değişik 32. maddesinin birinci fıkrasında;"Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüneçıkarılamaz." kuralı yer almaktadır. Bu da hukuk devleti kavramınınkapsadığı bir kuraldır. Bu kurala göre tabiî veya kanunî hâkim kavramı, birsuçun İşlenmesinden önce yasa ile kurulmuş ve o suçlara ilişkin davalarabakmakla görevli ve yetkili kılınmış mahkemeler anlamını ifade eder. Hangidavaların nerelerde ve hangi mahkemelerde görüleceği ise, Ceza MuhakameleriUsulü Kanununda Anayasa'nın bu maddesindeki kural doğrultusunda saptanmıştır.Davaya, suçun işlendiği yerdeki görevli mahkemede bakılması bir yasa kuralı isede, davaya suçun işlendiği yerdeki görevli mahkemece bakılması kamu güvenliğibakımından tehlikeli görüldüğünde yüksek görevli mahkemece başka yerdekigörevli bir mahkemeye nakledilmesi yöntemi de yine önceden yasa ile öngörülmüşbir kuraldır. Böylece yüksek görevli mahkemenin verdiği nakil karan ilekendisine davanın nakledildiği mahkeme de yetkili ve kanunî mahkeme durumunagelmektedir.
Bunedenler dikkate alındığında, bir davanın yüksek görevli mahkemece yasalardakikoşullarla başka bir yer mahkemesine nakledilmesinde kanunî hâkim kavramına veAnayasa'nın 32. maddesinin birinci fıkrasındaki hükme ters düşen bir durumolmadığı gibi hukuk devleti kavramına ve mahkemelerin bağımsızlığı ilkesine vedolayısıyle Anayasa'nın 2. ve 7. maddelerine bir aykırılık da sözkonusu olamaz.
Anayasa'nın,mahkemelerin bağımsızlığı başlığını taşıyan 132. maddesinin birinci fıkrasında;hâkimlerin görevlerinde bağımsız oldukları, Anayasa'ya, kanuna, hukuka vevicdanî kanaatlarına göre hüküm verecekleri, hiçbir organ, makam, merci veyakişinin, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir vetalimat veremeyecekleri tavsiye ve telkinde bulunamayacakları belirtilmiştir.Anayasa'nın bu maddesiyle hâkimlere ve mahkemelere tanınan güvencenin, yurdunher köşesindeki bütün hâkim ve mahkemeler için geçerli olduğu kuşkusuzdur. Biryerdeki Ağır Ceza Mahkemesinin daha çok, başka yerdeki mahkemenin ise daha azgüvenceli olduğu gibi bir görüşe yer verilemez. Bu açıdan bakılınca da, davanınbaşka yere nakledilmesi ile hâkim ve mahkemelerin bağımsızlığında ve davanınhukuka ve adalete uygun biçimde ve tam bir yansızlık içinde görülüp yürütülmesikonusunda bir duraksamaya yer yoktur.
3-İtiraz konusu hükmün, Adalet Bakanınca mahkemelere, yargı yetkisininkullanılmasında emir ve talimat verme veya tavsiye veya telkinde bulunmaniteliğini taşıyıp taşımadığı sorununa gelince; Anayasa'nın 132. maddesininikinci fıkrası hükmü "yargı yetkisinin kullanılması" ile sınırlıbulunmaktadır. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 14. maddesinin son fıkrasının;Adalet Bakanına, bir davanın görülmesinde yargı yetkisinin kullanılmasıyleilgili emir ve talimat vermek veya tavsiye ve telkinde bulunmak yetkisinivermediği açıktır. İtiraz konusu hükmün Adalet Bakanına verdiği yetki, sadecebir davanın orada görülmesinin kamu düzeni bakımından tehlike arzettiğiniyetkili yargı merciine bildirerek davanın başka bir yer mahkemesine naklini istemektenibarettir. Adalet Bakanının nakle karar vermek, veya davanın belli hâkim veyamahkemeye naklini isteme yetkisi de yoktur. Ancak kamu düzeni bakımındantehlikeyi araştırıp saptayacak yürütme organı, bütün kolluk kuvvetleriniemrinde bulundurması ve daha iyi haber alma olanağına sahip olması nedeniyle,davanın naklini isteme yetkisi de, bu organın Adalet işlerinde temsilcisi olanAdalet Bakanına verilmiş bulunmaktadır
4-İtiraz konusu hükümde Adalet Bakanına sadece kamu güvenliği bakımından davanınnaklini isteme yetkisi verilmiş, bunun ötesinde yargı yetkisininkullanılmasıyle ilgili hiçbir hak tanınmamıştır. Adalet Bakanının bu isteğiüzerine karar vermek yetkisi ise Yargıtaya aittir. Bu yüksek Mahkeme,gerektiğinde araştırma yaparak davanın nakli için, yasal bir neden bulunupbulunmadığını, varsa nereye nakledilmesinin uygun olacağını serbestçe takdiredecektir. Yüksek Mahkeme Adalet Bakanlığınca gösterilen nedenlerle bağlıdeğildir.
Yukarıdaaçıklanan nedenlerle itirazın reddine karar verilmesi gerekir.
VI.SONUÇ :
4/4/1929günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 8/6/1936 günlü, 3006sayılı Yasa ile değişik 14. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan kuralınAnayasa'ya aykırı olmadığına, itirazın reddine,
3/11/1977gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Kâni Vrana
Başkanvekili
Şevket Müftügil
Üye
Ziya Önel
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Şekip Çopuroğlu
Üye
Fahrettin Uluç
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ahmet Erdoğdu
Üye
Hasan Gürsel
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
KARŞIOYYAZISI
Birmahkemenin Anayasa Mahkemesine itiraz yolu ile başvurabilmesi için, Anayasa'nın151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Kanunun 27. maddeleri uyarınca, elindegörülmekte olan bir davanın bulunması ve iptalini istediği yasa kuralını budavada uygulama durumunda olması koşullarının yerine gelmesi gerekmektedir.
Buişte Mahkemenin elinde görülmekte olan bir dava vardır. Ancak, Mahkemeninitiraz konusu yaptığı yasa kuralını bu davada uygulama durumunda olupolmadığının tartışılması uygun görülmüştür.
Birceza davasına bakmağa yer itibariyle yetkili mahkeme, Anayasa'ya uygun olarakkanunla belli edilmektedir. Yine, kanunda gösterilen nedenlerle bir cezadavasının başka yer mahkemesine nakline karar vermek, kanunun belli ettiğimahkemenin yetkisi içine girmektedir.
Ohalde bir ceza davasının gösterilen nedenlerle başka bir yer mahkemesinenakline karar vermek yasaca görevli kılınan mahkemece kullanılabilecek biryetki ve bu yerin verdiği kararlar da kazaî nitelikte ve uyulmaları zorunluolduğundan, iptali istenen yasa kuralının itiraz yoluna başvuran mahkemeningörmekte olduğu davada uygulama durumunda bulunduğunun kabulüne olanak yoktur.
Bubakımdan, ilk inceleme evresi sonunda verilen, itirazın esasının incelenmesineilişkin karara, itirazın itiraz yoluna başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniile reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesile karşıyım.
Başkan
Kâni Vrana
KARŞIOYYAZISI
Kangütmenedeniyle adam öldürmeye kalkışmak ve izinsiz silâh taşımak suçlarındansanıklar hakkında Mardin Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan dava AdaletBakanının istemi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesince Kamu Güvenini korumanedeniyle Tokat Ağır Ceza Mahkemesine nakledilmiş ve bu mahkemenin başvurmasıüzerine de Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunun 14 .maddesinin son fıkrasındaki"Amme emniyeti bakımından davanın naklini istemek adliye vekilineaittir." hükmü Anayasa Mahkemesince esastan incelenerek kararabağlanmıştır.
İlkinceleme sırasında söz konusu hüküm, mahkemenin davada uygulayacağı, bir kuralolmaması bakımından itirazın mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine kararverilmesi oyunda bulunmuştum. Bu düşüncemin gerekçeleri aşağıdadır.
Anayasa'nın151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27. maddelerine göre; bir mahkemeninbir yasa hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğundan söz ederek Anayasa Mahkemesinebaşvurabilmesi ancak mahkemenin o yasa hükmünü bu davada uygulaması koşulunabağlı ve bununla sınırlı bulunmaktadır. Oysa; Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun14. maddesinde kamu güvenliğini koruma bakımından davanın naklini istemeyetkisi Adalet Bakanına ve nakil karan vermek yetkisi de Yüksek Görevlimahkemeye verilmiş olup Tokat Ağır Ceza Mahkemesinin bu maddenin uygulanmasıylene bir ilgisi ne de bu hususta bir yetkisi yoktur. Dava,, bu mahkemeye gelmedenönce Adalet Bakanı söz konusu madde hükmüne dayanarak davanın naklini istemiş,Yüksek Görevli mahkeme olan Yargıtay 3. Ceza Dairesince de yine bu maddeninverdiği yetki gereğince davanın nakline karar verilmiş ve bu suretle söz konusu14. madde hükmü, mahkemenin dışındaki bu iki mercice uygulanarak nakil işlemiyasal olarak sonuçlanıp kesinlik kazanmış, bunun üzerine dava dosyası TokatAğır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.
TokatAğır Ceza Mahkemesinin, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun söz konusu 14.maddesi hükmünün Adalet Bakanınca veya Yargıtay'ca doğrumu, yanlışınıuygulanmış diye hukuken bir incelemede bulunamıyacağı açıktır. Bu yolda yapılanbir inceleme de mahkemenin bu madde hükmünü bu davada uyguladığı şeklindeyorumlanamaz. Aksine görüş, Anayasa'nın 151. ve 44 sayılı Yasanın 27.maddelerinin hükümlerine uygun düşmemektedir.
Mahkemenin,Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun anılan 14. maddesini bu olayda uygulaması sözkonusu olmadığına göre bu hükmün Anayasa'ya aykırılığını öne sürerek AnayasaMahkemesine başvurma yetkisi de bulunmamaktadır. İlk inceleme sırasındamahkemenin itirazının yetkisizliği dolayısıyle reddine karar verilmesigerekirken işin esasının incelenmesine karar verilmesine bu nedenle karşıyız.
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Salih Çebi
KARŞIOYYAZISI
İtirazkonusu olayın özeti şöyledir :
A-Kan gütme amacı ile adam öldürmeye kalkışmak ve izinsiz silâh taşımaksuçlarının sanıkları hakkında Mardin Ağır Ceza Mahkemesinde açılan Kamudavasının duruşması sırasında, Adalet Bakanı, davanın bu yer Ağır CezaMahkemesinde görülmesinin Kamu güvenliği bakımından çekince bulunduğunubelirterek davanın başka bir yer Ağır Ceza Mahkemesine naklini istemiştir.Yargıtay Üçüncü Ceza Dairesi bu istemi kabul ederek, davanın Tokat Ağır CezaMahkemesine nakline karar vermiştir. Bu mahkemede yapılan duruşma sırasında C.Savcısı, C.M.U.K. nun 3006 sayılı yasa ile değişik 14. maddesinin son fıkrasıyargısının Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri sürmüş ve adı geçen mahkemece de busav ciddi görülerek söz konusu yargının iptali için Anayasa Mahkemesinebaşvurulmasına karar verilmiştir.
B-Tokat Ağır Ceza Mahkemesi'nin itiraz yolu ile bu konuda Anayasa Mahkemesinebaşvurmasının gerekçesinde, C.M.U.K. 14. maddesi son fıkrasının Anayasa'nın 2,7, 32, ve 132. maddelerine aykırılığını belirleyen nedenler açıklanmayaçalışılmıştır. Anayasa'mızın 151. maddesine göre, itiraz yoluna başvuracakmahkeme, uygulanacak bir yasanın yargılarını Anayasa'ya aykırı görürse ya dayanlardan birisinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısınavarırsa, Anayasa Mahkemesine başvurabilir.
Böyleolunca bir mahkemenin itiraz yolu ile Anayasa Mahkemesine başvurabilmesi için;
a-İtiraza yetkili olan yerin bir mahkeme niteliğinde olması,
b-Bu mahkemenin davaya bakmakta bulunması,
c-İtiraz edilen Yasa Yargısının, bakılmakta olan davada uygulanacak Kural olmasızorunludur. Konumuz bakımından bu koşulların yukarıdaki (a, b)kesimlerindekilerini açıklamaya gerek yoktur.
İtirazkonusunun burada önem kazandığı nokta, (c) bendindeki koşul yani bakılmaktaolan davada uygulanacak yasa yargısıdır. Anayasa'mız 151. maddesi mahkemeye,bakmakta olduğu davada uygulayacağı yargının iptalini istemesi için yetkivermiştir. Anayasa Mahkemesinin görevi de, mahkemenin yetkili olup olmadığını,itiraza konu edilen yargıları uygulayıp uygulanmayacağını saptamaktadır.
Buaçıklamaların ışığı altında Tokat Ağır Ceza Mahkemesinin uygulayacağı yasakuralı C.M.U.K. 3006 sayılı yasa ile değişik 14. maddesinin son fıkrası, değilsanığa yükletilen suçun cezasını gösteren yasa yargılandır.
C-C.M.U.K. nun kökü olan Alman Ceza Yargılamaları Yöntemi Yasanın (DieStrasfprozessordnung) 15. maddesi, bizim yasamızın 14. maddesi kurallarınıkapsamaktadır. Yetkili mahkemenin engeli bulunması (Verhindertsein desZustaendigen Gerichts) başlığını taşıyan 15. maddesi bizim yasamızın 14. maddesindekiilkeleri olduğu gibi getirmiştir. Almanya'da da, eylemli ve hukuksal nedenlerdolayısıyle mahkeme yargı görevini yapamıyacak duruma girer ya da soruşturmanınorada yapılması kamu güvenliğini çekinceye sokacağı kaygı ve korkusu varsa(eine Gefashrdung der Öffentlichen Sicherhei Zubesorgen) yüksek görevlimahkeme, davanın başka yerde bulunan eşit aşamadaki bir mahkemeye nakline kararverir. Görülüyorki, bu kural bir yöntem kuralıdır. Sanığın cezasını verirkenmahkemenin uygulayacağı yasa kuralı değildir.
Bunedenlerle itiraz konusu yargı, mahkemenin davada uygulayacağı kuralolmadığından itirazın yetkisizlik dolayısiyle reddi gerekeceği düşüncesiyle,esasın incelenmesi yolunda verilen çoğunluk kararına karşıyız.
Üye
Ahmet Erdoğdu
Üye
Adil Esmer