ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1978/31
Karar Sayısı:1978/50
Karar Günü:2/11/1978
Resmi Gazete tarih/sayı:13.3.1979/16577
İPTALDAVASINI AÇAN : Ankara Üniversitesi Rektörlüğü.
İPTALDAVASININ KONUSU : 26/1/1978 günlü, 2110 sayılı "1803 sayılı Kanunun 15nci maddesinin (A) bendinin değiştirilmesi ve bu maddeye (E) Bendinin EklenmesiHakkında Kanun"un 1. maddesiyle 15. maddeye (E) bendinin Anayasa'nın 21,64. ve 120. maddelerine aykırı olduğu ve konunun üniversitenin varlık vegörevlerini ilgilendiren alana girdiği ileri sürülmüş ve bu bent hükmünününiversite yönünden iptali istenmiştir.
II-YASA METİNLERİ :
A-Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülen 26/1/1978 günlü, 2110 sayılı Yasa ile 1803sayılı Yasanın 15. maddesine eklenen (E) bendi hükmü, 1/2/1978 günlü, 16187sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan metne göre şöyledir :
"E)Bu Kanun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süre içinde kayıtlı bulunduklarıyükseköğretim kurumları öğrencilerinden (dışardan sınavlara girme hakkınıkazanmış olanlar dahil) hangi sebeple olursa olsun kayıtları silinmiş olanlarlakendi istekleriyle ayrılmış bulunanlar (her derecedeki askerî okul öğrencilerihariç) bu kanunun yürürlüğe girmesinden başlayarak 3 ay içinde eski öğretimkurumlarına yazılı olarak başvurdukları takdirde ayrıldıkları sınıf vesömestrede öğrencilik sıfatlarını devam ettirmek ve o sınıf sömestrede okuyanöğrencilerin tabi oldukları sınava girmek hakkını kazanırlar. Askerlik süresigelmiş olanlar bu haklarını kullandığı taktirde tecilli sayılırlar. Bu Kanunyürürlüğe girdiği tarihte askerlik ödevini yapmakta olanların 3 aylık başvurmasüresi terhisleri tarihinden, fiili ve hukuki mücbir sebeplerle bu hakkınıkullanamayacak durumda olanların 3 aylık başvurma süresi mücbir sebeplerinkalktığı tarihten başlar. Bu bend hükmüne dayanarak eski öğretim kurumlarınabaşvuran öğrencilere kurumlarınca birer başvurma belgesi verilir. Bu bendhükmünden yararlanan öğrenciler tarafından bu konularda Danıştay'a açılandavalara bakılmaz."
B-Dayanılan Anayasa Kuralları :
Madde21- Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bualanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.
Eğitimve öğretim, Devletin gözetim ve denetimi altında serbesttir.
Özelokulların bağlı olduğu esaslar, Devlet okulları ile erişilmek istenen seviyeyeuygun olarak kanunla düzenlenir.
Çağdaşbilim ve eğitim esaslarına aykırı eğitim ve öğretim yerleri açılamaz."
"Madde(değişik) 64 Kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak, Devletin bütçe vekesinhesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek, para basılmasına, genelve özel af ilânına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölüm cezalarının yerinegetirilmesine karar vermek, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkilerindedir.
TürkiyeBüyük Millet Meclisi kanunla belli konularda, Bakanlar Kuruluna kanun hükmündekararnameler çıkarma yetkisi verebilir, yetki veren kanunda, çıkarılacakkararnamelerin amacı, kapsamı ve ilkeleriyle bu yetkiyi kullanma süresinin veyürürlükten kaldırılacak kanun hükümlerinin açıkça gösterilmesi ve kanunhükmünde kararnamede de yetkinin hangi kanunla verilmiş olduğunun belirtilmesilâzımdır.
Bukararnameler, Resmî Gazete'de yayımlandıkları gün yürürlüğe girerler. Ancak,kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih de gösterilebilir.Kararnameler, Resmî Gazete'de yayımlandıkları gün Türkiye Büyük MilletMeclisine sunulur.
Yetkikanunları ve Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan kararnameler Anayasa'nın veyasama meclisleri içtüzüklerinin kanunların görüşülmesi için koyduğu kurallaragöre, ancak, komisyonlarda ve genel kurullarda diğer kanun tasan vetekliflerinden önce ve ivedilikle görüşülüp karara bağlanır.
Yayımlandıklarıgün Türkiye Büyük Millete Meclisine sunulmayan kararnameler, bu tarihte,Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilen kararnameler bu kararın ResmîGazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Değiştirilerek kabul edilenkararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, bu değişikliklerin Resmî Gazete'deyayımlandığı gün yürürlüğe girer.
Anayasa'nınikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan temel hak vehürriyetler ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar ve ödevler kanunhükmünde kararnamelerle düzenlenemez. Anayasa Mahkemesi bu kararnamelerinAnayasaya uygunluğunu da denetler."
"Madde(değişik) 120- Üniversiteler, ancak Devlet eliyle ve kanunla kurulur.Üniversiteler, özerkliğe sahip kamu tüzel kişileridir.
Üniversiteözerkliği, bu maddede belirtilen hükümler içinde uygulanır ve bu özerklik,üniversite binalarında ve eklerinde suçların ve suçluların kovuşturulmasınaengel olmaz.
Üniversiteler,Devletin gözetimi ve denetimi altında, kendileri tarafından seçilen organlarıeliyle yönetilir. Özel kanuna göre kurulan Devlet Üniversiteleri hakkındakihükümler saklıdır.
Üniversiteorganları, öğretim üyeleri ve yardımcıları, üniversite dışındaki makamlarca,her ne suretle olursa, olsun, görevlerinden uzaklaştırılamazlar. Son fıkrahükümleri saklıdır.
Üniversiteöğretim üyeleri ve yardımcıları serbestçe araştırma ve yayında bulunabilirler.
Üniversitelerinkuruluş ve işleyişleri, organları ve bunların seçimleri, görev ve yetkileri,üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri veüniversite organlarının sorumluluğu, öğrenim ve öğretim hürriyetleriniengelleyici eylemleri önleme tedbirleri, üniversiteler arasında ihtiyaca göreöğretim üyeleri ve yardımcılarının görevlendirilmesinin sağlanması, öğrenim veöğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerineve kalkınma plânı ilkelerine göre yürütülmesi esasları kanunla düzenlenir.
Üniversitelerinbütçeleri, genel ve katma bütçelerin bağlı olduğu esaslara uygun olarakyürürlüğe konulur ve denetlenir.
Üniversitelerleonlara bağlı fakülte, kurum ve kuruluşlarda öğrenim ve öğretim hürriyetlerinintehlikeye düşmesi ve bu tehlikenin üniversite organlarınca giderilmemesihalinde Bakanlar Kurulu, ilgili üniversitelerin veya bu üniversiteye bağlıfakülte, kurum ve kuruşların idaresine el koyar ve bu kararını hemen TürkiyeBüyük Millet Meclisi Birleşik Toplantısının onamasına sunar. Hangi hallerin elkoymayı gerektireceği, el koyma kararının ilân ve uygulanma usulleri ile süresive devamınca Bakanlar Kurulunun yetkilerinin nitelik ve kapsamı kanunladüzenlenir."
III-İLK İNCELEME :
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca Kani Vrana, Şevket Müftügil,Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Sekip Çopuroğlu, Fahrettin Uluç, Muhittin Gürün,Lûtfi Ömerbaş, Ahmet Erdoğdu, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Cebi, Adil Esmer, NihatO. Akçakayalıoğlu, Ahmet H. Boyacıoğlu ve Necdet Darıcıoğlu'nun katılmalariyle20/4/1978 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyanın eksiğibulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV-ESASIN İNCELENMESİ :
İşinesasına ilişkin rapor, dava dilekçesi, Anayasaya aykırılığı öne sürülen yasahükmü, dayanılan Anayasa Maddeleri bunlara ilişkin gerekçeler ve öbür yasamabelgeleri, konu ile ilişkisi bulunan öteki metinler okunduktan sonra gereğigörüşülüp düşünüldü :
Anayasayauygunluk denetiminde uygulanacak yöntemin saptanabilmesi bakımından, davakonusu (E) bendi hükmünün anlamını ve kapsamını belirtmekte yarar görülmüştür.
Sözkonusu (E) bendi ile, kanunun yürürlüğe konulduğu güne kadar geçen süre içindekayıtlı bulundukları yüksek öğretim kurumları öğrencilerinden (dışardansınavlara girme hakkını kazanmış olanlar dahil) hangi sebeple olursa olsunkayıtları silinmiş veya kendi istekleriyle ayrılmış olanlara (her derecedekiaskeri okul öğrencileri hariç) yasanın öngördüğü hükümlere uyulmak koşuluyla,ayrıldıkları sınıf ve sömestrede öğrencilik sıfatlarını devam ettirmek ve osınıf ve sömestrede okuyan öğrencilerin bağlı oldukları sınava girmekhaklarının kazandırılması amaçlanmaktadır.
Hükmünyapıcı, hak doğurucu ve bağımsız olarak anlam taşıyan kesimi birinci tümcedetoplanmaktadır. Hükmün ikinci tümcesi, askerlik süresi gelmiş olanların yasadaöngörülen haklarını kullandıkları taktirde tecilli sayılacaklarını; üçüncütümcesi, bu yasanın yürürlüğe girdiği tarihte askerlik ödevini yapmakta olanlarınbaşvurma süresinin terhisleri tarihinden, fiili ve hukuki mücbir sebeplerle buhaklarını kullanamıyacak durumda olanların ise, mücbir sebeplerin kalkmasıtarihinden başlayacağını; dördüncü tümcesi, bu bent hükmüne dayanarak eskiöğretim kurumlarına başvuran öğrencilere kurumlarınca birer başvurma belgesiverileceğini ve son olarak beşinci tümcesi, bu bent hükmünden yararlananöğrenciler tarafından bu konularda Danıştaya açılan davalara bakılmayacağınıkurala bağlamaktadır. Birinci tümcenin dışında kalan hükümlerin, anlam ve sonuçdoğurma ve uygulanabilir olma yönlerinden tamamen birinci tümceye bağlıoldukları ve bu tümcede belirtilen hak ve olanağın ortadan kalkması ile deanlamını yitiren ve tek başlarına uygulanma olanağı olmayan bir nitelik taşıdıklarıgörülmektedir.
(E)bendinin birinci tümcesinde yer alan hükmün bu özelliği, Anayasa uygunlukdenetiminin önce bu hüküm üzerinde yapılmasını ve varılacak sonuca göre ötekitümcelerdeki hükümlerin ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.
A-Davacı Ankara Üniversitesi iptal isteminin gerekçesini, Anayasa'nın 21, 64. ve120. maddelerine dayandırmaktadır.
22/4/1962günlü, 44 sayılı Yasanın 28. maddesi, Anayasa Mahkemesini, iptal istemininkonusu ile bağlı tutmakta ve fakat istemin gerekçesiyle bağlamamaktadır. Öteyandan aynı hükmün iptali istemiyle başka üniversiteler tarafından açılandavalarda söz konusu hükmün Anayasa'nın 12. maddesine de aykırılığı önesürüldüğüne göre, Anayasa'ya uygunluk denetiminin önce 12. madde açısındanyapılması yerinde görülmüştür.
l-Anayasa'nın 12. maddesi açısından inceleme :
Anayasa'nın12. maddesinde, "Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefîinanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz." denilmektedir.
Anayasa'nın12. maddesi açısından yapılacak bir incelemede sağlıklı bir sonuca varabilmekiçin, çeşitli nedenlerle kaydı silinmiş olup da dava konusu yasa hükmü uyarıncaeski öğretim kurumlarına yeniden kaydolma olanağına kavuşan öğrenci kesimiyle,2110 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra kaydı silinen ya da silinecekolan öğrencilerin ve bu yasa yürürlüğe girmeden önce üniversitelerde kayıtlıbulunan normal öğrencilerin arasında bir karşılaştırma ve kıyaslama yapılmasıyerinde olacaktır.
2110sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 1/2/1978 gününden önce hangi nedenle olursaolsun kayıtları silinmiş öğrencilerle kendi istekleriyle ayrılmış bulunanların,sözü edilen yasa hükmüyle, ayrıldıkları sınıf ve sömestrede öğrenciliksıfatlarını devam ettirmek ve o sınıf ve sömestrede okuyan öğrencilerin bağlıoldukları sınava girmek hakkını kazanmalarına karşın bu tarihten sonrakayıtları silinen öğrenciler böyle bir hak elde edememektedirler. İlk bakıştaayrıcalık yaratabileceği izlenimini veren bu kuralın, sağlıklı bir sonucavarabilmek için daha yakından ve bütünü içinde ele alınarak niteliği de gözönünde tutulmak suretiyle incelenmesi zorunludur.
2110sayılı Yasa, orta ye yüksek öğretimdeki öğrenim sürelerini ve sınav haklarınıileriye dönük olarak düzenleyen kuralları öngören bir yasa değildir. Sözüedilen yasanın düzenlediği kurallar, disiplin suçu işlemeleri nedeniylekayıtları silinenler açısından bir af yasası; idarî nedenlerle kayıtlarısilinmiş öğrenciler yönünden de genel anlamda bir intibak yasasıniteliğindedir.
Afve intibak yasaları, nitelikleri bakımından yürürlüğe girdiği günden sonrakidurumları ve olayları da kapsayacak biçimde hükümler taşıyamazlar. Bu türyasaların özelliği, geçmişe dönük olma ve kapsamlarını bir noktada sınırlamazorunluğundan gelmektedir.
Bunedenle 1/2/1978 gününden sonra kaydı silinen ya da silinecek olan öğrencilerledava konusu kuralın kapsamına girenlerin, eşitlik ilkesi yönünden birkıyaslamaya tâbi tutulmalarına olanak yoktur.
Normalöğrenimlerini sürdüren öğrencilerle yapılan kıyaslamaya gelince :
Üniversitelerdenkaydı silinmiş olan öğrencilerin, Anayasa'ya uygunluk denetimi yapılan kuraluyarınca ayrıldıkları sınıf ya da sömestreye sanki hiç sınıfta kalmamış gibiyeniden kaydolunacakları, intibak ettirildikleri sınıf ve sömestrede okuyan,öğretim süresi ve sınav haklarından hiç kaybetmemiş normal öğrencilerinstatüsüne tâbi tutulacakları ve böylece aynı sınıf ya da sömestrede yıl vesömestre kaybetmiş öğrencilerden ayrıcalıklı bir duruma gelecekleri önesürülmektedir.
Bukonuda bir sonuca varılabilmesi için Anayasa'ya aykırılığı öne sürülen yasanındüzenlenmesi amacının, hangi koşullar içinde ve ne gibi nedenlerin etkisiyleçıkarıldığının, güdülen amacın Anayasa Koyucunun iradesine ters düşüpdüşmediğinin incelenmesi ve araştırılması yerinde olacaktır.
CumhuriyetSenatosundaki görüşmelerde de kimi üyelerin açıklıkla değindikleri gibi, birkaç yıldan beri çeşitli siyasal sosyo-ekonomik ve kültürel nedenlerin etkisiyletoplumda görülen sarsıntının acısını ve zararını çeken ve toplumsal olaylarınen çok üzerinde yoğunlaştığı ya da yoğunlaştığı ya da yoğunlaştırıldığı kesim,yüksek öğretim kurumları ve bunların mensupları olmuştur. Bu dönemde toplumsalolayların ve sürtüşmelerin giderilemediği; Devlet ve Üniversite yönetimlerince,öğrencilerin can güvenlikleri ile eğitim ve öğrenim özgürlüğünün yeterincesağlanamadığı; eğitim ve öğretim kurumlarının belirli grupların egemenliğialtında kalmasının ve karşıt görüşlü öğrencilere devamlarının engellenmesininönlenemediği herkesçe bilinen bir gerçektir. Can güvenliğinin, öğrenim veöğretim özgürlüğünün sağlanamadığı bir ortamda, işgal, boykot ve baskılarınsürüp gittiği bir öğretim kurumunda, ruh çöküntüsü ve sinir gerginliği baskısıaltında yapılan sınavlarda öğrencinin başarılı olmasını, disipline tam olarakuyarlık göstermesini ve düzenli bir biçimde derslere devam etmesini beklemekaşırı iyimserlik olur, bu koşullarda olağan öğrencilik hayatını sürdürememişolanların kayıtlarının silinmesinde öğrenciler kadar, belki de daha çoktoplumu, Devleti ve üniversite yönetimlerini kusurlu ve sorumlu bulmak yanlışbir görüş ve değerlendirme sayılamaz. Bu durumu görmezlikten gelerek tümsorumluluğu öğrencilere yükleyip olağan dönemler ve olağan eğitim-öğretimsüreleri için yapılmış olan yönetmelik hükümlerini uygulamak; sorunun siyasal,sosyal ve toplumsal yönlerini bir tarafa bırakarak konuyu salt yönetmelikuygulaması biçiminde ele almak kamu yararına uygun bir davranış sayılamaz.Çünkü böyle bir tutum, devamsızlık göstermede, başarısız olmada, disipline uyumgösterememede kişisel olarak belki en az sorumlu tutulması gereken öğrencileringözden çıkarılması; belirli bir aşamadan ve süzgeçten geçtikten sonraüniversite öğrenimine başlayabilmiş, böylece hem kurallara uymak hem başarıkonusunda kendini kabul ettirmiş, dolayısiyle olağan koşullar ve öğrenim yaşamıiçinde, üniversite öğrenimlerini de başarı ile sürdürebileceklerini göstermişgençlerin öğrenim hakkından yoksun bırakılması sonucunu ortaya koyar.Gelişmekte olan, yetişkin elemana büyük gereksinmesi bulunan bir ülkenin, ağırbir kaynak savurganlığı olan böyle bir sonuca katlanması düşünülemez vebeklenemez.
YasaKoyucunun ana ereği, toplum barışının, can güvenliğinin, öğrenim ve öğretimözgürlüğünün sağlanacağı savının ileri sürüldüğü bir dönemde, kaydı silinenöğrencilerin de topluma kazandırılması, Devletin onlara yaptığı harcamalarınboşa gitmesinin önlenmesi, topluma, ailelerine ve kendilerine daha yararlıolabilmeleri için yüksek öğrenimlerini tamamlamalarına olanak verilmesi vekaynak savurganlığının önlenmesidir.
Kamuyararının zorunlu kıldığı ve haklı nedenlere dayandığı açık olan böyle birkuralın Anayasa'nın 12. maddesinde yeralan eşitlik ilkesine ters düştüğü kabuledilemez. Gerçekten, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında ve sözgelimi13/4/1976 günlü, E: 1976/3, K : 1976/23 sayılı kararında (Kararlar Dergisi Sayı14, Sayfa: 166, Resmi Gazete: 15/7/1976 gün, 15647 sayı) açıkça belirtildiğiüzere, "Kanun önünde eşitlik" ilkesi, herkesin her yönden aynıhükümlere bağlı olması gerektiği anlamına gelmez. Bu ilke ile güdülen amaç,benzer koşullar içinde olan özdeş nitelikte bulunan durumların yasalarca aynıişleme bağlı tutulmasını sağlamaktır. Kimi yurttaşlar için haklı nedenleredayanılarak veya bunların durumlarındaki farklılığın doğurduğu zorunluklarlaayrı kurallar konulması durumunda, eşitlik ilkesinin zedelendiğindensözedilemez.
2-Anayasa'nın 21. maddesi açısından inceleme :
İptaliistenen yasayla, bu yasanın kapsamına giren öğrenci sayısının çokluğu ve ayrıcaöğretim üye ve yardımcıları ile öğretim araçlarından yararlanabilmeolanaklarının gözönüne alınmamış olması yüzünden, Anayasanın 21. maddesindeöngörülen ve eğitim kurumlarını sağlamakla yükümlü tutan "çağdaş bilim ve eğitim"araçlarının savsaklanmış olduğu savı ileri sürülmektedir.
Anayasa,21. maddenin son fıkrasıyla, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına aykırı eğitim veöğretim yerleri açılamayacağını kesin buyruğa bağlamıştır.
Hemenbelirtmek gerekir ki, iptali istenen hükümle, açık veya kapalı olarak böyle biramaç güdüldüğü düşünülemez. Nitekim böyle bir sav öne sürülmemekle birliktedolaylı olarak sözü edilen yasanın "çağdaş bilim ve eğitim"amaçlarını savsadığı iddia edilmiş ve Anayasa'ya aykırılığın bu yolla oluştuğudile getirilmiştir.
Anayasa'nın120. maddesinde, üniversitelerde "öğrenim ve öğretimin, hürriyet veteminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine ve Kalkınma Planıilkelerine göre yürütülmesi" kurallarının yasa ile konulacağı öngörülmüşve bu yolla öğretim ve öğrenimin, çağdaş bilim ve teknolojinin gereklerineaykırı bütün etkenlerin dışında tutulacağı ilkesi benimsenmiştir.Üniversitelerde, ister öğretim üyesi veya yardımcısı ya da araç gereç azlığısözkonusu olsun, ister öğrencilerin çokluğu neden gösterilsin, çağdaş bilim veteknoloji gereklerine uygun düşmeyen bir öğrenim ve eğitim yöntemi uygulanamaz.Üniversitelerin görevi bu durumda da alacakları önlemlerle etkenleri en azdüzeye indirmek ve yalnızca bilimsel ve nesnel ölçülere göre biçimlendirilmişbir öğretim ve eğitimin gerçekleştirilmesini sağlamaktır. İptali istenen Yasahükmünde bu görevin yerine getirilmesini engelleyecek bir kural yeralmadığından Anayasa'nın 21. maddesine aykırılıktan da söz edilemez.
3-Anayasa'nın değişik 64. maddesi açısından inceleme :
Yasamaorganının yetkilerinden olan genel ve özel af ilânının Devletin cezalandırmahakkından vazgeçmesi demek olduğu, ceza ile ilgisi olmayan hususlarınaffedilmesinin, ceza niteliği taşımayan ve salt başarısızlığın saptanmasıniteliğinde olan sınıfta kalma durumunun af kapsamına alınmasının söz konusuolamıyacağı ileri sürülmüş, böylece, yetki sınırları aşılan hükmün iptaliistenmiştir.
Afyetkisinin sınırlarının aşılmış olduğu savı yalnız idarî yönden kaydı silinmişöğrenciler açısından yapıldığından, yasaya yöneltilen sav da bu açıdanincelenmelidir.
Başarısızlık,devamsızlık, harç yatırmamak ya da kendi isteğiyle ayrılmak gibi bağlıoldukları öğretim kurumlarındaki kayıtların silinmesini gerektiren nedenlerin,suçu oluşturan bir eylem ya da bir ceza yaptırımı olmayıp salt idari işlemniteliğini taşıdıkları kuşkusuzdur. Dava konusu yasa kuralının, genel aflailgili bir yasada yer almış olması onun, idarî yönden kaydı silinmişöğrencileri de af kapsamına aldığı ve af niteliği taşıdığı biçiminde yorumlanmasınaneden olamaz. Çünkü yasa koyucunun iradesi, bu durumda olanları af etmekolmayıp yukarıda belirtilen nedenlerle kaydı silinmiş bulunan kişilere kimiyeni ve ek haklar tanıyan bir düzenlemeyi af yasasının içindekurallaştırmaktır.
Bubakımdan burada üzerinde önemle durulması gereken yön, Yasa Koyucunun, sözkonusu kişilere yeni ve ek haklar tanıyan böyle bir düzenleme yapmağa yetkisibulunup bulunmadığıdır.
Anayasa'nın4. maddesinin son fıkrasında "... hiç bir kimse veya organ, kaynağınıAnayasa'dan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz" kuralı yer almış ve 5.maddesinde de Yasa koymada yetkili organın Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğuve bu yetkinin devredilemeyeceği açıklanmıştır.
Yasamaorganının düzenleme yetkisinin sınırı incelenirken Anayasa'nın 5., 6., 7. ve64. maddeleri gözönünde tutulmalıdır. Çünkü yasama organının yetki alanıAnayasa'da öngörülen organlar arasındaki ilişkilerin düzenleniş biçimleriylesıkı sıkıya bağlı ve yakından ilgilidir.
Anayasa'nın5. maddesinde yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğubelirtilmiş Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkilerini açıklayan 64.maddenin ilk fıkrasında ise, "Kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak,Devletin bütçe ve kesinhesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek, parabasılmasına, genel ve özel af ilânına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölümcezalarının yerine getirilmesine karar vermek Türkiye Büyük Millet Meclisininyetkilerindendir." hükmüne yer verilmiştir. Anayasa'nın 6. maddesinde,yürütme görevinin Kanunlar çerçevesinde Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulutarafından yerine getirileceği; 7. maddesinde de yargı yetkisinin Türk Ulusuadına bağımsız mahkemelerce kullanılacağı belirtilmiştir.
Görüldüğügibi Anayasa Koyucu, yasama ve yargı için "yetki", yürütme için de"görev" sözcüklerini kullanmış ve bu ayrımı bilinçli biçimde ve biramaca yönelik olarak yaptığını madde gerekçelerinde açıklamıştır. GerçektenTemsilciler Meclisi Komisyonu raporunda, bu maddelerle ilgili olarak yasamanınilkel ve genel bir yetki sayıldığı, yürütmeninse yalnızca yasaların uygulanmasıdemek olduğu, Yasa olmayan yerde Türk Hukukunda yürütmenin de olmadığı, yürütmeorganının kaynağını yasadan almayan bir tasarrufta bulunamayacağı, yasanınbulunduğu yerde yürütmenin değil aynı zamanda yürütme görevi ve yükümünün debulunduğu belirtilmiştir. Öte yandan Anayasa Komisyonu raporunun, idareninkuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğunu ve yasayla düzenleneceğini öngören112. maddeye ilişkin kesiminde de, "Anayasa'mızın kabul ettiği sisteminicabı, icra ve idare ilkel ve özerk bir yetki olmayıp, müştak ve tâbi bir yetkiolduğu için tabiatıyla görev ve teşkilâtın kanunlarla düzenleneceğibelirtilmiştir" denilmektedir.
Böyleceyasamaya öncelik sağlanmış, yasa koyucu tarafından düzenlenmemiş bir alanda,yürütme organına, faaliyette bulunma ve özerk olarak düzenleme yetkisi kullanmaolanağı verilmemiştir.
Öteyandan, Anayasa hukukumuzda, yasama işlemleri için gerek alan gerek işlemçeşidi olarak bir sınır çizilmemiştir. Yasa, Anayasa'ya uygun olmak koşuluylaher alanda her çeşit düzenlemeyi yapabilecektir. Anayasa'nın değinilen 5. ve 6.maddelerindeki yetkinin ilkel ve kendine özgü bir yetki oluşu ve her konununbaşlangıçta yasa ile düzenlenme zorunluğu bu sonucu ortaya koymaktadır.
Özetlemekgerekirse, disiplin cezası niteliği taşımayan kayıt silme işlemlerinin geçersizkılınmasında yasama organının özel af ilân ettiği söylenemez. Bu nedenle yasamaorganının yasama alanı dışına çıktığı ve yetkisini aştığı yolundaki savlarAnayasal dayanaktan yoksundur.
4-Anayasa'nın değişik 120. maddesi açısından inceleme :
Davakonusu kural yasalaştırılırken üniversitelerden görüş alınmamış olması,kayıtları silinmiş olan öğrencilerin kaydedilmeleri konusundaki koşullarınsaptanması yetkisinin üniversiteye ait olduğu halde bu yetkinin 2110 sayılıYasa ile kullanılması, sınavlarla saptanan bilimsel yetersizlikleri nedeni ilekayıtları silinmiş öğrencilerin yeniden kabul edilmeleri zorunluğununüniversitelere yükletilmesi ve böylece kontenjanın üstünde öğrenci almak durumununyaratılması, üniversitelerin yönetimsel ve bilimsel özerkliğini zedeleyiciişlemler olarak nitelendirilmiş ve bu nedenlerle de Yasanın iptaline kararverilmesi istenmiştir.
AnayasaKoyucu, üniversitelere özel bir önem vermiş, bunlara özerklik kazandırmış vebunun önemli öğelerini de buyurucu kurallar olarak saptamıştır.
Anayasa'nındeğişik 120. maddesine göre, üniversitelerle ilgili konularda uyulması zorunlukurallar şöyle sıralanabilir :
a)Üniversiteler ancak Devlet eliyle ve yasayla kurulabilir.
b) Üniversiteler,bu maddedeki hükümler içinde uygulanmak koşuluyla özerkliğe sahip kamu tüzelkişileridirler.
c)Üniversiteler, Devletin gözetim ve denetimi altında, kendileri tarafındanseçilen organlar eliyle yönetilir ve denetlenir.
d)Üniversite organları, öğretim üyeleri ve yardımcıları, üniversite dışındakimakamlarca, her ne suretle olursa olsun görevlerinden uzaklaştırılamazlar.
e)Üniversite öğretim üyeleri ve yardımcıları, serbestçe araştırma ve yayındabulunabilirler.
f)Üniversitelerin kuruluş ve işleyişleri, organları ve bunların seçimleri,sorumlulukları, görev ve yetkileri. Devletin gözetim ve denetim hakkınıkullanma usulleri, üniversiteler arasında, gereksinmeye göre, öğretim üyelerive yardımcılarının görevlendirilmesinin sağlanması, öğrenim ve öğretiminözgürlük ve güvence içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine ve kalkınmaplânı ilkelerine göre yürütülmesi esasları yasayla düzenlenir.
Bunlardanilk beş sırada yer alanlar, Anayasa Koyucunun düzenlediği, buyurucukurallardır. Altıncı sırada yeralan konularsa yasa ile düzenleneceklerdir. Bukonuları düzenlerken yasama organı Anayasa'nın buyurucu kurallarını gözönündebulundurmak zorundadır, örneğin üniversitelerin organları ve bunların seçimleriyasayla düzenlenirken, kendileri tarafından seçilen organlar eliyle yöneltilipdenetlenecekleri buyruğuna uyulacak, sözgelimi bu organlara üniversiteninseçmediği kişilerin katılmalarını sağlayacak hükümler konulamayacaktır.
Anayasa'yauygunluğu denetilen kural, kaydı silinmiş olan öğrencilerin öğretim kurumlarınayeniden kaydedilmelerini ve o sınıf ve sömestrede okuyan öğrencilerin bağlıolduğu sınav haklarına kavuşmalarım sağladığına göre, 120. maddenin yukarıdadeğinilen ve yasa ile düzenlenmesi öngörülen kurallardan "üniversitelerinişleyişi", "öğrenim öğretimin ... çağdaş bilim ve teknolojigereklerine ... göre yürütülmesi" konusu ile ilgilidir.
Üniversitelerinkendilerince seçilen organları eliyle yönetileceklerine ilişkin buyurucu kuralile üniversitelerin işleyişlerinin yasa ile düzenleneceği yolundaki hükmünçeliştiği düşünülemez. Çünkü, kendilerince seçilmiş organlar üniversiteyiyasalar çerçevesinde yönetmek zorunda olduklarına göre, bu yasalarla,üniversitenin kuruluşu, örgütlenmesi, kadroları ve bunlara bağlı görev, yetkive sorumlulukların ne olduğu, bunların nasıl kullanılacağı birbirleriyleilişkilerinin nasıl kurulacağı, personelin özlük hakları ve yükümlülükleri,kısaca üniversitenin işleyişi saptanmış olmaktadır.
Anayasa'yaaykırı olduğu ileri sürülen yasa kuralının, öğrenim ve öğretimin yürütülmesiyleilgili olduğu ve bu nedenle de yasama organının düzenleme alanına girdiğikuşkusuzdur.
Buradaönemle belirlenmesi gereken yön şudur : Yasa Koyucu, dava konusu kurallaüniversiteye dışarıdan karışılmasına, yukarıda açıklanan ilkelere ters düşecekbiçimde, merkezi yönetimin vesayet denetimine girişmesine ve örneğin yürütmeorganının, siyasal iktidar ya da idarenin üniversiteler üzerinde baskı kurucunitelikte, dış etki sayılabilecek bir davranışta ve girişimde bulunmalarınaolanak sağlayan bir hüküm getirmiş değildir. Yasa Koyucu yaptığı düzenleme ile,kendi yetki alanı içindeki bir konuda doğrudan doğruya üniversiteye hitabedenve kimi öğrencilere bir takım ek haklar tanıyan hükümler getirmiştir. Bukuralı, üniversitelerin bilimsel özerkliğinden gelen yetkiye dayanarakkayıtlarını sildiği öğrenciler hakkındaki nesnel değerlendirmesini ortadankaldıran, yetersizliği saptanan kişileri yasayla yeterli kılan bir kural olarakgörme olanağı da yoktur. Çünkü yasa kimi öğrencilere ek sınavlara girme hakkıveren bir düzenleme getirmekle yetinmiştir. Bu sınavlarda üniversitenin,bilimsel ve nesnel değerlendirmesini, sınava girenlerin yeterli ya da yetersizolduklarını saptamada özerkliğini tümüyle kullanma yetkisine sahip olduğukuşkusuzdur.
Öteyandan, 1750 sayılı Yasanın 52. maddesinde "Üniversitelere giriş, insangücü plânlaması, üniversitelerin kapasiteleri, öğrencilerin yetenekleri dikkatealınmak suretiyle Üniversitelerarası kurulca düzenlenir" hükmü yeralmasına karşın, uygulamada Üniversitelerarası Kurul bu görev ve yetkiyi yerinegetirmemekte, her yüksek öğretim kurumunun saptadığı kontenjanı,"Üniversitelerarası Seçme Sınavı Klavuzu" adı ile anılan broşürdeyayınlamakla yetinmekte ve açıklamada da bu kontenjanların kendisi tarafındandeğil yüksek öğretim kurumlarınca saptandığını belirtmektedir. (1978Üniversitelerarası Seçme Sınavı Klavuzu, S. 38). Uygulamada, aslında Anayasa'yave yasaya göre öğrenci kontenjanını saptamaya yetkili olmayan yüksek öğretimkurumlarının bu yetkiyi kullanageldikleri görülmektedir.
Konuyudüzenlemeye yetkili olan yasama organının, iptali istenen hükümleüniversitelere dışarıdan karıştığı yolundaki sav da hukuksal ve anayasaldayanaktan yoksundur.
Sonolarak, 2110 sayılı Yasa için üniversitelerin düşüncesinin alınmamış olduğuAnayasa Mahkemesinin bir kararı da dayanak gösterilerek ileri sürülmüş veyasanın iptali istenmiştir.
Anayasa'nın91., Millet Meclisi içtüzüğünün 74. ve 75., Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 21.maddelerinde, yasa teklif etmeye Bakanlar Kurulu ile Türkiye Büyük MilletMeclisi üyelerinin yetkili oldukları açıkça belirtilmiştir. Bunların dışındabaşka bir organ ya da kişinin yasama organına yasa tasarı ve teklifi vermeğeyetkisi yoktur. Anayasa, 4. maddesinde yeralan, "Hiç bir kimse veya organ,kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz" yolundakihükümle, yetkilerin Anayasa'da açıkça belirtilenlerce kullanılması ilkesinikabul etmiştir.
Öteyandan mevzuatımızda, kendisiyle ilgisi olsun veya olmasın bir yasa tasarı veyateklifinin hazırlanmasında ve yasalaştırılmasında üniversitelerin görüşününalınmasını zorunlu kılan bir hüküm de yer almamıştır. Anayasa Mahkemesikararlarının Anayasa ve yasa gereği Resmî Gazete'de yayımlanma yükümükarşısında, davada kendi görüşlerine dayanak yapılmaktan uzak olan AnayasaMahkemesinin 4/2/1966 günlü, E. 1965/32, K. 1966/3 sayılı kararınınaçıklanmasında da bir gerek ve yarar görülmemiştir.
Özetlemekgerekirse, iptali istenen (E) bendinin birinci tümcesi hükmünün Anayasanındeğişik 120. maddesine de uymayan bir yönü yoktur.
B-(E) bendi hükmünün ikinci, üçüncü ve dördüncü tümcelerinde yeralan hükümlerinAnayasaya uygunluk denetimine gelince:
Butümcelerde, askerlik süresi gelmiş olanların öğretim kurumuna yenidenkaydolmaları halinde tecilli sayılacakları, askerlik ödevi yapanlarla hukukî vefiilî mücbir sebep altında bulunanların 3 aylık başvurma süresinin buengellerin kalktığı tarihten başlayacağı, yeniden kaydolmak için başvuranöğrencilere kurumlarınca birer başvurma belgesi verileceği öngörülmektedir.
Hükmünbirinci tümcesi Anayasaya uygun bulunmuş olduğuna göre, bu hükmün uygulanmasınısağlayan ikinci, üçüncü ve dördüncü tümcelerin de Anayasa'ya aykırılığındansözedilemez.
C-Dava konusu (E) bendinin son tümcesi hükmünün, yeniden görüşme ve oylanmakonusu yapılıp yapılamıyacağı sorunu :
Davakonusu (E) bendinin son tümcesi hükmünün Anayasaya uygunluk denetiminegeçildiği sırada kimi üyelerce, bu bendin son tümcesinde yer alan "Bu benthükmünden yararlanan öğrenciler tarafından bu konularda Danıştaya açılandavalara bakılmaz" hükmünün, davacı üniversitenin varlık ve görevleriyleilgili olup olmadığı, bu bakımdan iptal istemine konu yapılıp yapılamıyacağıyönünün incelenmesi istenmiştir.
Davakonusu (E) bendinin, "Bu bent hükmünden yararlanan öğrenciler tarafındanbu konularda Danıştaya açılan davalara bakılmaz" hükmü de dahil olmaküzere tümü hakkında esasın incelenmesine 20/4/1978 gününde karar verilmiş ve bukararla ilk inceleme evresi kapatılmıştır.
AnayasaMahkemesinin 2/7/1974 günlü, 1974/19-31 sayılı kararının "IV- Esasınincelenmesi" bölümünün "A" işareti "görev sorunu"kısmında (Resmî Gazete 12/7/1974 gün, 14943 sayı) Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün15. maddesi kurallarına göre, iptal davası dilekçelerinde kanunların ve yasamameclisleri içtüzüklerinin hangi hükümlerinin Anayasanın hangi maddelerineaykırı olduğunun ve aykırılık gerekçelerinin açıklanıp açıklanmadığının,davanın açılması için yetki verilmesine ilişkin kararların ve yetkibelgelerinin dilekçeye bağlı bulunup bulunmadığının, dilekçelerin AnayasaMahkemesinin görevine giren bir konu ile ilgili olup olmadığının ve ehliyetlikişilerce süresi içinde verilip verilmediğinin araştırılıp karara bağlanmasıilk inceleme kapsamına girer. Esasın incelenmesine ilişkin kararda, ayrıcaaçıklanması dahi, bütün bu konular olumlu biçimde çözüme bağlanmışdemektir" yolunda bir gerekçe yer almıştır.
Gerek44 sayılı yasa, gerek Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümlerine göre, Anayasayauygunluk denetimi bakımımdan "ilk inceleme" yargısal bir evredir veAnayasa Mahkemesince bu evre, koşulları bakımından oluşturulup "Esasınincelenmesine" karar verildikten sonra tekrar ilk inceleme evresine dönmeolanağı yoktur. Çünkü ilk incelemeyi sona erdirerek kapatan ve böylece esasınincelenmesi yolunu açan bu karar bir ara kararı olmayıp, açıklandığı gibiyargısal bir evreyi oluşturan bir karar olması bakımından başlı başına vebağlayıcı bit nitelik taşır. İlk inceleme evresini olumsuz bir şekildesonuçlandıran bir kararı, Anayasa Mahkemesi, o işte nasıl yeniden ele alamazsa,ilk inceleme evresini olumlu bir biçimde kapatan ve esasın incelenmesine kararverilen bir işte de yeniden başa dönerek o karan hükümsüz kalacak tasarruflardabulunamaz.
Yapılanöneri, Anayasa Mahkemesince davacı üniversitenin kendi varlık ve görevleriniilgilendiren alanda görerek esasın incelenmesine karar verdiği bir konuhakkında bu kararın kaldırılması ve yetki ve görev yönünden reddedilmesigereğini gütmektedir. Sonuçlarını doğuran yargısal kararların yeniden elealınarak görüşülüp oylanmasına olanak yoktur.
ŞevketMüftügil, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Muammer Yazar, Nahit Saçlıoğlu veBülent Olcay, "Konunun yeniden görüşülüp görüşülemiyeceği sorunununoylamaya sunulabileceğini" öne sürerek bu görüşe katılmamışlardır.
D-Dava konusu (E) bendinin son tümcesi hükmünün Anayasaya uygun olup olmadığısorunu :
(E)bendinin son tümcesi hükmü, "Bu bent hükmünden yararlanan öğrencilertarafından bu konularda Danıştaya açılan davalara bakılmaz" biçimindedir.
Yasanınbu hükmü, Danıştaya açılan davaya bakılmamayı öğrencinin (E) bendi hükmündenyararlanması koşuluna bağlamaktadır. Bu bent hükmünden yararlandırılmamış olanöğrencilerin davalarına bakılabileceği gibi, bu kişilerin yararlanmayıengelleyen işlemlere karşı da dava açma hakkına sahip bulundukları ve sözüedilen hükümle bu hakkın engellenmediği de ortadadır. Kaldı ki, yasada bu yoldabir hüküm bulunmasaydı bile, idarenin dava konusunu oluşturan kayıt silmeişlemini kaldırarak öğrenci yararına yeni bir işlem tesis edildiğini bildirmesihalinde davanın, konusu ortadan kalktığından görülmesine, olumlu ya da olumsuzbir sonuca bağlanmasına olanak yoktur. Bu doğal sonucu, işlemleri, sadeleştiriptarafların yararını da gözönünde tutarak bir yasa kuralına dönüştürmeninAnayasa'ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır. Çünkü bu düzenleme ile yukarıda daaçıklandığı gibi, yasanın sağladığı haklardan yararlandırılmayanların Danıştayabaşvurma hakları önlenmiş ve engellenmiş değildir.
Bugörüşe Şevket Müftügil ve Muhittin Gürün katılmamışlardır.
V-SONUÇ :
1-15 Mayıs 1974 günlü, 1803 sayılı Yasanın 15. maddesine 26/1/1978 günlü, 2110sayılı Yasa ile eklenen dava konusu "E" bendinin birinci, ikinci,üçüncü ve dördündü tümceleri hükümlerinin Anayasaya aykırı olmadığına, buhükümlere yönelen iptal isteminin reddine oybirliğiyle,
2-Aynı bendin : "Bu bent hükmünden yararlanan öğrenciler tarafından bukonularda Danıştay'a açılan davalara bakılmaz." yolundaki hükmünün deesasının incelenmesine 20/4/1978 günü yapılan ilk inceleme toplantısı sonundakarar verilmiş olması karşısında, sözü geçen hükmün davacı üniversitenin varlıkve görevleriyle ilgili olup olmadığı, bu bakımdan iptal istemine konu yapılıpyapılamıyacağı sorunun yeniden ele alınarak görüşülüp oylanamıyacağına, ŞevketMüftügil, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Muammer Yazar, Nahit Saçlıoğlu veBülent Olcay'ın "konunun yeniden görüşülüp görüşülemeyeceği sorunununoylamaya sunulabileceği" yolundaki karşıoylariyle ve oyçokluğuyla,
3-(E) bendinin yukarıda sözügeçen son tümcesi hükmünün Anayasaya aykırıolmadığına, bu tümceye yönelen iptal isteminin de reddine, Şevket Müftügil veMuhittin Gürün'ün karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,
2/11/1978gününde karar verildi.
Başkan
Şevket Müftügil
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ahmet Erdoğdu
Üye
Osman Tokcan
Üye
Ali Rüştü Aral
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Muammer Yazar
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Kenan Terzioğlu
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
Bülent Olçay
KARŞIOYYAZISI
1-Yukarıki kararın inceleme evresinde; 26/1/1978 günlü, 2110 sayılı kanunun 1.maddesiyle 15. maddeye eklenen (E) bendinin son tümcesindeki (Bu bent hükmündenyararlanan öğrenciler tarafından bu konularda Danıştaya açılan davalarabakılmaz.) hükmünün Üniversitenin varlık ve görevini ilgilendirir niteliktegörülmüş olması nedeniyle bu dosyadaki iptal davasına konu olabileceği kabuledilerek bu hüküm de dahil olmak üzere E bendinin tümünün incelenmesine, kararverilmiştir.
İşinesasının incelenmesi evresinde ise kimi üyelerce konunun yeniden incelenmesiistenilmiş fakat, ilk inceleme evresinde sorun karara bağlanmış olduğundan bunitelikteki bir önerinin görüşülüp oylamasına olanak bulunmadığı gerekçesiyleistem reddedilmiştir.
HalbukiAnayasa Mahkemesinin her üyesi, görüşülmekte olan konuyla ilgili gördüğüsorunlar hakkında önerilerde bulunabilir. Bu önerilerin görüşülerek kararabağlanması mahkemenin görevidir. Herhangi bir önerinin (görüşülemez) veya(oylanamaz) gerekçesiyle görüşme, inceleme ve oylama dışı bırakılması mümkündeğildir.
Bubakımdan ilk inceleme evresi sonunda verilen kararın tümünün veya bir bölümününyeniden görüşülmesi önerisinin ele alınması ve oylamaya konularak (ilk incelemekararlarının, karara katılan üyelerin sorumluluğu altında olup onları bağlayıcınitelikte olduğundan ve görüşmelerde bulunmamaları nedeniyle karara katılmamışolanları da ilgilendirmeyeceğinden, maddi hatalar dışında, değiştirilmelerineolanak bulunmadığı) yolunda bir sonuca bağlanması gerekirdi.
Bunedenle kararın sözkonusu bölümüne katılmıyoruz.
2- Ebendinin yukarıdaki fıkrada sözügeçen son tümcesi hükmünün Anayasaya uygun olupolmadığı sorununa gelince:
Tümcehükmü şöyledir :
(Bubent hükmünden yararlanan öğrenciler tarafından bu konularda Danıştaya açılandavaya bakılmaz.)
Görüldüğügibi bu hüküm :
a)Bu konularda açılan davalara bakmayı Danıştaya yasaklamakta,
b)Bunun sonucu olarak da bu konularda dava açmak isteyen kişilerin bu haklarınıkullanmalarını önlemektedir. Çünkü bakılmayacak bir davanın açılmasındaherhangi bir yarar sağlama olanağı bulunmadığından kişilerin bu konulardakidava hakları ellerinden alınmış olmaktadır.
Yukarıkikararda, söz konusu son tümce hükmü, bent hükmünden fiilen yararlandırılmışolanlar açısından yorumlanarak, bu gibilerin esasen bu konuda dava konusuyapılacak herhangi bir istekleri olmayacağı, faydalandırılmamış olanların davahaklarını ise bu bent hükmünün engellemediği görüşü benimsenmekte ve bu düşünceile hükmün Anayasaya aykırı olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Halbukibent hükmünden fiilen yararlandırılmak suretiyle hakkını eksiksiz almış olanbir kişinin yargı yoluna başvurması esasen söz konusu olamayacağından vegereksiz olarak başvurulsa bile yargı yerinin durumu saptayarak isteğireddetmesi doğal bulunduğundan kanun koyucunun bu gibi başvurmaları önlemekiçin bu yolda bir hüküm koymasına herhangi bir gerek düşünülemez. Şu haldehükmün ereğinin, bent hükmünden fiilen yararlandırılmış olanların davaaçmalarını önlemek olmayıp, hukuken yararlanma durumunda oluptayararlandırılmamış veya yapılan işlemi kanuna aykırı veya yetersiz bulmuşkişilerin dava hakkını önlemek olduğu meydandadır. Aksini düşünmek pek açıkolan sözkonusu hükmü yersiz ve anlamsız kılar.
Öteyandan, kanuna uygun bir hakkı içermeyen bir davanın Danıştaydan alacağısonucun niteliği meydanda olmakla beraber Anayasanın 114. ve 140. maddeleriyleidarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık tutulması veidari uyuşmazlıkları ve davaları görmek ve çözümlemekle Danıştayın görevlikılınması karşısında, gerekçesi ne olursa olsun, bir yasa hükmü ile idari eylemve işleme karşı dava yolunun kapatılması ve Danıştayın açılan bir idari davayabakmaktan yasaklanması Anayasanın sözügeçen maddelerindeki kurallara aykırıolur. Davaya konu olabilecek bir konu olup olmadığına veya yerine getirilecekbir hakkın bulunup bulunmadığına ancak ve ancak yargı yeri, konumuzda ise,Danıştay karar verebilir. Yasa koyucu da dahil olmak üzere hiç kimsenin,kişilere (hakkın yeterince karşılanmıştır, bu nedenle dava açman gereksizdir.)demeye hakkı olmadığı gibi yararsız olacağı gerekçesiyle yargı yerlerini bazıdavalara bakmaktan yasaklamağa da yetkisi yoktur.
Açıklananbu duruma göre, dava edilen söz konusu hüküm, hem Anayasanın; herkese, meşrubütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma hakkını veren 31. maddesindeki kurala, hemde Anayasa'nın idari eylem ve işlemlere karşı yargı yolunu açık tutan ve idaridavaları görme ve çözümleme yetkisini Danıştaya veren 114. ve 140. maddelerineaçıkça aykırı olduğundan iptaline karar verilmelidir.
Bunedenlerle yukarıki kararın konu ile ilgili bölümüne de karşıyız.
Başkan
Şevket Müftügil
Üye
Muhittin Gürün
KARŞIOYYAZISI
AnayasaMahkemesindeki görüşmelerde, üyelerin yargılama yöntemine ya da işin özüneilişkin olarak ileri sürdükleri önerilerin oya konulmasını engelleyen bir kural22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasada ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünde yer almışdeğildir. Kanımızca, dava ya da itiraz konusu, işin bütün yönleri ileincelenmesine ve hukuk gereklerine en uygun karara varılmasına engel olabilecekböyle bir kuralın sözü geçen Yasada ya da İçtüzükte yer alması da düşünülemez.
Bubakımdan, ilk inceleme kapsamına giren konuların işin özü incelenirken yenidenele alınması hakkındaki önerinin oya konulmasına olanak bulunmadığı yolundakiçoğunluk görüşüne karşıyız.
Kaldıki, bu konudaki çoğunluk görüşü, kanımızca, ilk incelemenin içerik ve niteliğiile de bağdaştırılamaz.
GerçektenAnayasa Mahkemesinin yargılama yönteminde ilk inceleme, dava koşullarınınbaşvuruyu izleyen kısa bir süre içinde, topluca gözden geçirilmesini veMahkemede görülmesine anayasal olanak bulunmayan işlerin başlangıçta ve işinözüne geçmeden belirlenmesini sağlayan bir evredir. Bu inceleme sonunda, işinAnayasa Mahkemesinde görülemeyeceği sonucuna varılırsa, verilecek karar,yargılamayı sonuçlandıran, kesin bir karardır. Ancak, tersine bir sonucavarılarak işin özünün incelenmesine karar verilirse yargılama sürecektir. Böyleolunca da, dava koşullarının yargılamanın sonuna kadar, her zaman, yenideninceleme konusu edilebilmesi ya da ilk incelemede gözden kaçmış bir nokta varsaüstünde durulması, genel yargılama yöntemi kuralları gereğidir. Tersine bir görüşünbenimsenmesi, ilk inceleme sonunda verilen karara "kesin hüküm"niteliği tanımak ya da en azından bu kararın başvuran mahkeme ve kuruluşlaryararına bir "yöntemsel kazanılmış hak" doğurduğunu kabul etmekanlamına gelir. Oysa 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasada ve Anayasa Mahkemesiİçtüzüğünde genel yargılama yöntemi kurallarına aykırı böyle bir hüküm yeralmadığı gibi, kanımızca, yer almasına da Anayasa kuralları elverişli değildir.Çünkü Anayasa Mahkemesi'nin görev alanına giren işlerde dava koşulları,Anayasa'nın buyurucu ve sınırlandırıcı hükümleriyle saptanmıştır. Bukoşullardan biri, örneğin başvuran kuruluşun iptal davası açmaya yetkisibulunmadığı, ancak işin özü incelenirken ortaya çıkmışsa, sırf ilk incelemeevresinde bu hususun noksanlık sayılmadığı ve o evreyi kapayan kararınkaldırılamayacağı gerekçesi ile yargılamayı sürdürmek, Anayasa'ya uygunlukdenetimini Anayasa kurallarını aşarak yürütmek anlamına gelir.
Sonuçolarak, ilk incelemede ele alınması gereken konuların, dayanağını Anayasa'dan alandava koşulları niteliğinde oldukları, bu nedenle yargılamanın sonuna kadar herzaman Mahkemece üstünde durulabileceği ve bu husustaki önerilerin işin özüincelenirken de oylanabileceği kanısıyla çoğunluk görüşüne karşıyız.
Üye
Muammer Yazar
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Bülent Olçay