ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Karar Sayısı:1978/35
Karar sayısı:1978/51
Karar günü:2.11.1978
Resmi Gazete tarih/sayı:13.3.1979/16577
İPTALDAVASINI AÇAN: İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü
İPTALDAVASININ KONUSU: 26.1.1978 günlü, 2110 sayılı "1803 Sayılı Kanunun 15inci maddesinin (A) Bendinin Değiştirilmesi ve Bu Maddeye (E) BendininEklenmesi Hakkında Kanun"un l. maddesiyle 15. maddeye eklenen (E) bendininAnayasanın 12. ve 120. maddelerine aykırı olduğu ve konunun üniversiteninvarlık ve görevlerini ilgilendiren alana girdiği ileri sürülmüş ve bu benthükmünün üniversite yönünden iptali istemiştir.
II-YASA METİNLERİ:
A-Anayasaya aykırılığı ileri sürülen 26.1.1978 günlü, 2110 sayılı Yasa ile 1803sayılı Yasanın 15. maddesine eklenen (E) bendi hükmü, 1.2.1978 günlü, 16187sayılı Resmi Gazetede yayımlanan metne göre şöyledir:
"E)Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar geçen süre içinde kayıtlıbulundukları yükseköğretim kurumları Öğrencilerinden (dışardan sınavlara girmehakkını kazanmış olanlar dahil) hangi sebeple olursa olsun kayıtları silinmişolanlarla kendi istekleriyle ayrılmış bulunanlar (her derecedeki askerî okulöğrencileri hariç) bu Kanunun yürürlüğe girmesinden başlayarak 3 ay içinde eskiöğretim kurumlarına yazılı olarak başvurdukları takdirde ayrıldıkları sınıf vesömestrede öğrencilik sıfatlarını devam ettirmek ve o sınıf ve sömestredeokuyan öğrencilerin tabi oldukları sınava girmek hakkını kazanırlar. Askerlik süresigelmiş olanlar bu haklarını kullandığı takdirde tecilli sayılırlar. Bu Kanununyürürlüğe girdiği tarihte askerlik ödevini yapmakta olanların 3 aylık başvurmasüresi terhisleri tarihinden, fiili ve hukuki mücbir sebeplerle bu hakkınıkullanamayacak durumda olanların 3 aylık başvurma süresi mücbir sebeplerinkalktığı tarihten başlar. Bu bend hükmüne dayanarak eski öğretim kurumlarınabaşvuran öğrencilere kurumlarınca birer başvurma belgesi verilir. Bu bendhükmünden yararlanan öğrenciler tarafından bu konularda Danıştay'a açılandavalara bakılmaz."
E -Dayanılan Anayasa kurallara:
"Hadde12 - Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."
"Madde(değişik) 120.- Üniversiteler, ancak Devlet eliyle ve kanunla kurulur.Üniversiteler, özerklice sahip kamu tüzel kişileridir.
Üniversiteözerkliği, bu maddede belirtilen hükümler içinde uygulanır ve bu özerklik,üniversite binalarında ve eklerinde suçların ve suçluların kovuşturulmasınaengel olmaz.
Üniversiteler,Devletin gözetimi ve denetimi altında, kendileri tarafından seçilen organlarıeliyle yönetilir. Özel kanuna göre kurulan Devlet üniversiteleri hakkındakihükümler saklıdır.
Üniversiteorganları, öğretim üyeleri ve yardımcıları, üniversite dışındaki makamlarca,her ne suretle olursa olsun, görevlerinden uzaklaştırılamazlar. Son fıkrahükümleri saklıdır.
Üniversiteöğretim üyeleri ve yardımcıları serbestçe araştırma ve yayında bulunabilirler.
Üniversitelerinkuruluş ve işleyişleri, organları ve bunların seçimleri, görev ve yetkileri,üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkına, kullanma usullerive üniversite organlarının sorumluluğu, öğrenim ve öğretim hürriyetleriniengelleyici eylemleri önleme tedbirleri, üniversiteler arasında ihtiyaca göreöğretim üyeleri ve yardımcılarının görevlendirilmesinin sağlanması, öğrenim veöğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerineve kalkınma planı ilkelerine göre yürütülmesi esasları kanunla düzenlenir.
Üniversitelerinbütçeleri, genel ve katma bütçelerin bağlı olduğu esaslara uygun olarakyürürlüğe konulur ve denetlenir.
Üniversitelerleonlara bağlı fakülte, kurum ve kuruluşlarda öğrenim ve öğretim hürriyetlerinintehlikeye düşmesi ve bu tehlikenin üniversite organlarınca giderilmemesihalinde Bakanlar Kurulu, ilgili üniversitelerin veya bu üniversiteye bağlıfakülte, kurum ve kuruluşların idaresine el koyar ve bu kararını hemen TürkiyeBüyük Millet Meclisi Birleşik toplantısının onamasına sunar. Hangi hallerinkoymayı gerektireceği, el koyma kararının ilân ve uygulanma usulleri ile süresive devamınca Bakanlar Kurulunun yetkilerinin nitelik ve kapsamı kanunladüzenlenir.
III- İLK İNCELEME:
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca Kani Vrana, Şevket Müftügil,Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Şekip Çopuroğlu, Fahrettin Uluç, Muhittin Gürün,Lütfi Ömerbaş, Ahmet Erdoğdu, Hasan Gürsel, Ahmet Salih Çebi, Adil Esmer, NihatO. Akçakayalıoğlu, Ahmet H. Boyacıoğlu ve Necdet Darıcıoğlu'nun katılmalariyle20.4.1978 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyanın eksiğibulunmadığından işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV -ESASIN İNCELENMESİ:
İşinesasına ilişkin rapor, dava dilekçesi, Anayasaya aykırılığı öne sürülen yasahükmü, dayanılan Anayasa maddeleri, bunlara İlişkin gerekçeler ve Öbür yasamabelgeleri, konu ile ilişkisi bulunan öteki metinler okunduktan sonra gereğigörüşülüp düşünüldü:
Anayasayauygunluk denetiminde uygulanacak yöntemin saptanabilmesi bakımından dava konusu(E) bendi hükmünün anlamını ve kapsamını belirtmekte yarar görülmüştür.
Sözkonusu (E) bendi ile, Kanunun yürürlüğe konulduğu güne kadar geçen süre içindekanıtlı bulundukları yüksek öğretim kurumları öğrencilerinden (dışardansınavlara girme hakkını kazanmış olanlar dahil) hangi sebeple olursa olsunkayıtları silinmiş veya kendi istekleriyle ayrılmış olanlara (her derecedekiaskerî okul öğrencileri hariç), yasanın öngördüğü hükümlere uyulmak koşuluyla,ayrıldıkları sınıf ve sömestrede öğrencilik sıfatlarını devam ettirmek ve osınıf ve sömestrede okuyan Öğrencilerin bağlı oldukları sınava girmekhaklarının kazandırılması amaçlanmaktadır.
Hükmünyapıcı, hak doğurucu ve bağımsız olarak anlam taşıyan kesimi birinci tümcedetoplanmaktadır. Hükmün ikinci tümcesi, askerlik süresi gelmiş olanların yasadaöngörülen haklarını kullandıkları takdirde tecilli sayılacaklarını; üçüncü tümcesi,bu yasanın yürürlüğe girdiği tarihte askerlik ödevini yapmakta olanlarınbaşvurma süresinin terhisleri tarihinden, fiili ve hukuki mücbir sebeplerle buhaklarını kullanamıyacak durumda olanların ise, mücbir sebeplerin kalkmasıtarihinden başlıyacağını; dördüncü tümcesi, bu bent hükmüne dayanarak eskiöğretim kurumlarına başvuran öğrencilere kurumlarınca birer başvurma belgesiverileceğini ve son olarak beşinci tümcesi, bu bent hükmünden yararlananöğrenciler tarafından bu konularda Danıştay'a açılan davalara bakılmayacağınıkurala bağlamaktadır. Birinci tümcenin dışında kalan hükümlerin, anlam ve sonuçdoğurma ve uygulanabilir olma yönlerinden tamamen birinci tümceye bağlıoldukları ve bu tümcede belirtilen hak ve olanağın ortadan kalkması ile de anlamınıyitiren ve tek başlarına uygulanma olanağı olmayan bir nitelik taşıdıklarıgörülmektedir.
(E)bendinin birinci tümcesinde yer alan hükmün bu özelliği, Anayasaya uygunlukdenetiminin öce bu hüküm üzerinde yapılmasını ve varılacak sonuca göre ötekitümcelerdeki hükümlerin ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.
A -Davacı İstanbul Üniversitesi iptal isteminin gerekçesini, Anayasanın 12. ve120. maddelerine dayandırmaktadır.
22.4.1962günlü, 44 Sayılı Yasanın 28. maddesi, Anayasa Mahkemesini, iptal isteminin konusuile bağlı tutmakta ve fakat istemin gerekçesiyle bağlamamaktadır. Öte yandanayni hükmün iptali istemiyle başka bir üniversite tarafından açılarak esasın1978/31 sayısına kaydı yapılan davada sözkonusu hükmün ayrıca Anayasanın 21.,64. maddelerine de aykırılığı öne sürüldüğüne göre, Anayasaya uygunlukdenetiminin Anayasanın 12., 21., 64. ve 120. maddeleri açısından yapılmasıgerekmiştir.
l.Anayasanın 12. maddesi açısından inceleme:
Anayasanın12. maddesinde, "Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefîinanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz." denilmektedir.
Anayasanın12. maddesi açısından yapılacak bir incelemede sağlıklı bir sonuca varabilmekiçin, çeşitli nedenlerle kaydı silinmiş olup da dava konusu yasa hükmü uyarıncaeski öğretim kurumlarına yeniden kaydolma olanağına kavuşan öğrenci kesimiyle,2110 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra kaydı silinen ya da silinecekolan öğrencilerin ve bu yasa yürürlüğe girmeden önce üniversitelerde kayıtlıbulunan normal öğrencilerin arasında bir karşılaştırma ve kıyaslama yapılmasıyerinde olacaktır.
2110sayılı yasanın yürürlüğe girdiği l.2.1978 gününden önce hangi nedenle olursaolsun kayıtları silinmiş öğrencilerle kendi istekleriyle ayrılmış bulunanların,sozü edilen yasa hükmüyle, ayrıldıkları sınıf ve sömestrede öğrenciliksıfatlarını devam ettirmek ve o sınıf ve sömestrede okuyan öğrencilerin bağlıoldukları sınava girmek hakkını kazanmalarına karşın bu tarihten sonrakayıtları silinen öğrenciler böyle bir hak elde edememektedirler. İlk bakıştaayrıcalık yaratabileceği izlerini veren bu kuralın, sağlıklı bir sonucavarabilmek için daha yakından ve bütünü içinde ele alınarak niteliği de gözönünde tutulmak suretiyle incelenmesi zorunludur.
2110sayılı Yasa, orta ve yüksek öğretimdeki öğrenim sürelerini ve sınav haklarınıileriye dönük olarak düzenleyen kuralları öngören bir yasa değildir. Sözüedilen yasanın düzenlediği kurallar, disiplin suçu işlemeleri nedeniylekayıtları silinenler açısından bir af yasası; idari nedenlerle kayıtlarısilinmiş öğrenciler yönünden de genel anlamda bir intibak yasasıniteliğindedir.
Afve intibak yasaları, nitelikleri bakımından, yürürlüğe girdiği günden sonrakidurumları ve olayları da kapsayacak biçimde hükümler tanıyamazlar. Bu türyasaların özelliği, geçmişe dönük olma ve kapsamlarını bir noktada sınırlamazorunluğundan gelmektedir.
Bunedenle 1.2.1978 gününden sonra kaydı silinen ya da silinecek olan öğrencilerledava konusu kuralın kapsamına girenlerin, eşitlik ilkesi yönünden birkıyaslamaya tâbi tutulmalarına olanak yoktur.
Normalöğrenimlerini sürdüren öğrencilerle yapılan kıyaslamayagelince:
Üniversitelerdenkaydı silinmiş olan öğrencilerin, Anayasaya uygunluk denetimi yapılan kuraluyarınca ayrıldıkları sınıf ya da sömestreye sanki hiç sınıfta kalmamış gibiyeniden kaydolunacakları, intibak ettirildikleri sınıf ve sömestrede okuyan,öğretim süresi ve sınav haklarından hiç kaybetmemiş normal öğrencilerinstatüsüne tabi tutulacakları ve böylece aynı sınıf ya da sömestrede yıl vesömestre kaybetmiş öğrencilerden ayrıcalıklı bir duruma gelecekleri önesürülmektedir.
Bukonuda bir sonuca varılabilmesi için Anayasaya aykırılığa öne sürülen yasanındüzenlenmesi, amacının, hangi koşullar içinde ve ne gibi nedenlerin etkisiyleçıkarıldığının, güdülen amacın Anayasa Koyucunun iradesine ters düşüpdüşmediğinin incelenmesi ve araştırılması yerinde olacaktır.
CumhuriyetSenatosundaki görüşmelerde de kimi üyelerin açıklıkla değindikleri gibi, birkaç yıldan beri çeşitli siyasal, sosyo-ekonomik ve kültürel nedenlerinetkisiyle toplumda görülen sarsıntının acısını ve zararını çeken ve toplumsalolayların en çok üzerinde yoğunlaştığı ya da yoğunlaştırıldığı kesim, yükseköğretim kurumları ve bunların mensupları olmuştur. Bu dönemde toplumsalolayların ve sürtüşmelerin giderilemediği; Devlet ve Üniversite yönetimlerince,öğrencilerin can güvenlikleri ile eğitim ve öğrenim özgürlüğünün yeterincesağlanamadığı; eğitim ve öğretim kurumlarının belirli grupların egemenliğialtında kalmasının ve karşıt görüşlü öğrencilere devamlarının engellenmesininönlenemediği herkesçe bilinen bir gerçektir. Can gevenliğinin, öğrenim veöğretim özgürlüğünün sağlanamadığı bir ortamda, işgal, boykot ve baskılarınsürüp gittiği bir öğretim kurumunda, ruh çöküntüsü ve sinir gerginliği baskısıaltında yapılan sınavlarda öğrencinin başarılı olmasını, disipline tam olarakuyarlık göstermesini ve düzenli bir biçimde derslere devam etmesini beklemekaşırı iyimserlik olur. Bu koşullarda olağan öğrencilik hayatını sürdürememişolanların kayıtlarının silinmesinde öğrenciler kadar, belki de daha çoktoplumu, Devleti ve üniversite yönetimlerini kusurlu ve sorumlu bulmak yanlışbir görüş ve değerlendirme sayılamaz. Bu durumu görmezlikten gelerek tümsorumluluğu öğrencilere yükleyip olağan dönemler ve olağan eğitim- öğretimsüreleri için yapılmış olan yönetmelik hükümlerini uygulamak; sorunun siyasal,sosyal ve toplumsal yönlerini bir tarafa bırakarak konuyu salt yönetmelik uygulamasıbiçiminde ele almak kamu yararına uygun bir davranış sayılamaz. Çünkü böyle birtutum, devamsızlık göstermede, başarısız olmada, disipline uyum gösterememedekişisel olarak belki en az sorumlu tutulması gereken öğrencilerin gözdençıkarılması; belirli bir aşamadan ve süzgeçten geçtikten sonra ÜniversiteÖğrenimine başlayabilmiş, böylece hem kurallara uymak, hem başarı konusundakendini kabul ettirmiş, dolayısıyla olağan koşullar ve öğrenim yaşamı içinde,üniversite öğrenimlerini de başarı ile sürdürebileceklerini göstermiş gençlerinöğrenim hakkından yoksun bırakılması sonucunu ortaya koyar. Gelişmekte yetişkinelemana büyük gereksinmesi bulunan bir ülkenin, ağır bir kaynak savurganlığıolan böyle bir sonuca katlanması düşünülemez ve beklenemez.
Yasakoyucunun ana ereği, toplum barışının, can güvenliğinin, öğrenim ve öğretimözgürlüğünün sağlanacağı savının ileri sürüldüğü bir dönemde, kaydı silinenöğrencilerin de topluma kazandırılması, Devletin onlara yaptığı harcamalarınboşa gitmesinin önlenmesi, topluma, ailelerine ve kendilerine daha yararlıolabilmeleri için yüksek öğrenimlerini tamamlamalarına olanak verilmesi vekaynak savurganlığının önlenmesidir.
Kamuyararının zorunlu kıldığı ve haklı nedenlere dayandığı açık olan böyle birkuralın Anayasanın 12. maddesinde yeralan eşitlik ilkesine ters düştüğü kabuledilemez. Gerçekten, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında ve sözgelimi13.4.1976 günlü, E: 1976/3, K: 1976/23 sayılı kararında (Kararlar Dergisi:Sayı14, Sayfa, 166, Resmî Gazete:15.7.1976 gün,15647 sayı) açıkça belirtildiğiüzere, "Kanun önünde eşitlik" ilkesi, herkesin her yönden aynıhükümlere bağlı olması gerektiği anlamına gelmez. Bu ilke ile güdülen amaç,benzer koşullar içinde olan, özdeş nitelikte bulunan durumların yasalarca aynıişleme bağlı tutulmasını sağlamaktır. Kimi yurttaşlar için haklı nedenleredayanılarak veya bunların durumlarındaki farklılığın doğurduğu zorunluklarlaayrı kurallar konulması durumunda, eşitlik ilkesinin zedelendiğindensözedilemez.
2-Anayasanın 21. maddesi açısından inceleme :
İptaliistenen yasayla, bu yasanın kapsamına giren öğrenci sayısının çokluğu ve ayrıcaöğretim üye ve yardımcıları ile öğretim araçlarından yararlanabilmeolanaklarının gözönüne alınmamış olması yüzünden, Anayasanın 21. maddesinde öngörülenve eğitim kurumlarını sağlamakla yükümlü tutan "çağdaş bilim veeğitim" amaçlarının savsaklanmış olduğu savı ileri sürülmektedir.
Anayasa,21. maddenin son fıkrasıyla, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına aykırı eğitim veöğretim yerleri açılamayacağını kesin buyruğa bağlamıştır.
Hemenbelirtmek gerekir ki, iptali istenen hükümle, açık veya kapalı olarak böyle biramaç güdüldüğü düşünülemez. Nitekim böyle bir sav öne sürülmemekle birliktedolaylı olarak sözü edilen Yasanın "çağdaş bilim ve eğitim"amaçlarını savsadığı iddia edilmiş ve Anayasaya aykırılığın bu yolla oluştuğudile getirilmiştir.
Anayasanın120. maddesinde, üniversitelerde "Öğrenim ve Öğretimin, hürriyet veteminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine ve kalkınma Plânıilkelerine göre yürütülmesi kurallarının yasa ile konulacağı öngörülmüş ve buyolla öğretim ve öğrenimin, çağdaş bilim ve teknolojinin gereklerine aykırıbütün etkenlerin dışında tutulacağı ilkesi benimsenmiştir. Üniversitelerde,ister öğretim üyesi veya yardımcısı ya da araç gereç azlığı söz konusu olsun,ister öğrencilerin çokluğu neden gösterilsin, çağdaş bilim ve teknolojigereklerine uygun düşmeyen bir öğrenim ve eğitim yöntemi uygulanamaz.Üniversitelerin görevi bu durumda da alacakları önlemlerle etkenleri en azdüzeye indirmek ve yalnızca bilimsel ve nesnel ölçülere göre biçimlendirilmişbir öğretim ve eğitimin gerçekleştirilmesini sağlamaktır. İptali istenen yasahükmünde bu görevin yerine getirilmesini engelleyecek bir kural yeralmadığından Anayasanın 21. maddesine aykırılıktan da söz edilemez.
3-Anayasanın değişik 64. maddesi açısından inceleme :
Yasamaorganının yetkilerinden olan genel ve özel af ilânının Devletin cezalandırmahakkından vazgeçmesi demek olduğu, ceza ile ilgisi olmayan hususlarınaffedilmesinin, ceza niteliği taşımayan ve salt başarısızlığın saptanmasıniteliğinde olan sınıfta kalma durumunun af kapsamına alınmasının söz konusuolamayacağı ileri sürülmüş, böylece, yetki sınırları aşılan hükmün iptaliistenmiştir.
Afyetkisinin sınırlarının aşılmış olduğu savı yalnız idarî yönden kaydı silinmişöğrenciler açısından yapıldığından, yasaya yöneltilen sav da bu açıdanincelenmelidir.
Başarısızlık,devamsızlık, harç yatırmamak ya da kendi isteğiyle ayrılmak gibi bağlıoldukları öğretim kurumlarındaki kayıtların silinmesini gerektiren nedenlerin,suçu oluşturan bir eylem ya da bir ceza yaptırımı olmayıp salt idari işlemniteliğini taşıdıkları kuşkusuzdur. dava konusu yasa kuralının, genel aflailgili bir yasada yer almış olması, onun, idari yönden kaydı silinmişöğrencileri de af kapsamına aldığı ve af niteliği taşıdığı biçiminde yorumlamasınadene olamaz. Çünkü yasa koyucunun iradesi, bu durumda olanları affetmek olmayıpyukarıda belirtilen nedenlerle kaydı silinmiş bulunan kişilere kimi yeni ve ekhaklar tanıyan bir düzenlemeyi af yasasının içinde kurallaştırmaktır.
Bubakımdan burada üzerinde önemle durulması gereken yön, yasa koyucunun, sözkonusu kişilere yeni ve ek haklar tanıyan böyle bir düzenleme yapmağa yetkisibulunup bulunmadığıdır.
Anayasa'nın4. maddesinin son fıkrasında "...hiç bir kimse veya organ, kaynağınıAnayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz" kuralı yer almış ve 5.maddesinde de yasa koymada yetkili organın Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğuve bu yetkinin devredilemeyeceği açıklanmıştır.
Yasamaorganının düzenleme yetkisinin sınırı incelenirken Anayasanın 5., 6., 7. ve 64.maddeleri gözönünde tutulmalıdır. Çünkü yasama organının yetki alanı, Anayasadaöngörülen organlar arasındaki ilişkilerin düzenlenip biçimleriyle sıkı sıkıyabağlı ve yakından ilgilidir.
Anayasa'nın5. maddesinde yasama yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisine ait olduğubelirtilmiş, Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkilerini açıklayan64.maddenin ilk fıkrasında ise, "Kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak,Devletin bütçe ve kesinhesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek, parabasılmasına, genel ve özel af ilânına, mahkemelerce verilip kesinleşen bölümcezalarının yerine getirilmesine karar vermek Türkiye Büyük Millet Meclisininyetkilerindendir." hükmüne yer verilmiştir. Anayasanın 6. maddesinde,yürütme görevinin Kanunlar çerçevesinde Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulutarafından yerine getirileceği; 7. maddesinde de yargı yetkisinin Türk ulusuadına bağımsız mahkemelerce kullanılacağı belirtilmiştir.
Görüldüğügibi Anayasa Koyucu, yasama ve yargı için "yetki", yürütme için de"görev" sözcüklerini kullanmış ve "bu ayırımı bilinçli biçimdeve bir amaca yönelik olarak yaptığını madde gerekçelerinde açıklamıştır.Gerçekten temsilciler Meclisi Komisyonu raporunda, bu maddelerle ilgili olarakyasamanın ilkel ve genel bir yetki sayıldığı, yürütmeninse yalnızca yasalarınuygulanması demek olduğu, yasa olmayan yerde Türk Hukukunda yürütmenin deolmadığı, yürütme organının kaynağını yasadan almayan bir tasarruftabulunamayacağı, yasanın bulunduğu yerde yürütmenin değil aynı zamanda yürütmegörevi ve yükümünün de bulunduğu belirtilmiştir. Öte yandan Anayasa Komisyonaraporunun, idarenin kuruluş ve görevleriyle bir bütün olduğunu ve yasayladüzenleneceğini öngören 112. maddeye ilişkin kesiminde de, "Anayasanızınkabul ettiği sistemin icabı, icra ve idare ilkel ve özerk bir yetki olmayıp,müştak ve tâbi bir yetki olduğu için tabiatıyla görev ve teşkilâtın kanunlarladüzenleneceği belirtilmiştir" denilmektedir.
Böyleceyasamaya öncelik sağlanmış, yasa koyucu tarafından düzenlenmemiş bir alanda, yürütmeorganına, faaliyette bulunma ve özerk olarak düzenleme yetkisi kullanma olanağıverilmemiştir.
Öteyandan Anayasa hukukumuzda, yasama işlemleri için gerek alan gerek işlem çeşidiolarak bir sınır çizilmemiştir. Yasa, Anayasaya uygun olmak koşuluyla heralanda her çeşit düzenlemeyi yapabilecektir. Anayasa'nın değinilen 5. ve 6.maddelerindeki yetkinin ilkel ve kendine özgü bir yetki oluşu ve her konununbaşlangıçta yasa ile düzenlenme zorunluğu bu sonucu ortaya koymaktadır.
Özetlemekgerekirse, disiplin cezası niteliği taşımayan kayıt silme işlemlerinin geçersizkılınmasında yasama organının özel af ilân ettiği söylenemez. Şu nedenle yasamaorganının yasama alanı dışına çıktığı ve yetkisini aştığı yolundaki savlaranayasal dayanaktan yoksundur.
4-Anayasanın değişik 120. maddesi açısından inceleme :
Davakonusu kural yasalaştırılırken üniversitelerden görüş alınmamış olması,kayıtları silinmiş olan öğrencilerin kaydedilmeleri konusundaki koşullarınsaptanması yetkisinin üniversiteye ait olduğu halde bu yetkinin 2110 sayılıYasa ile kullanılması, sınavlarla saptanan bilimsel yetersizlikleri nedeni ilekayıtları silinmiş öğrencilerin yeniden kabul edilmeleri sorumlusununüniversitelere yükletilmesi ve böylece kontenjanın üstünde Öğrenci almakdurumunun yaratılması, üniversitelerin yönetimsel ve bilimsel özerkliğinizedeleyici işlemler olarak nitelendirilmiş ve bu nedenlerle de Yasanın iptalinekarar verilmesi istenmiştir.
AnayasaKoyucu, üniversitelere özel bir önem vermiş, bunlara özerklik kazandırmış ve bununönemli öğelerini de buyurucu kurallar olarak saptamıştır.
Anayasanındeğişik 120. maddesine göre üniversitelerle ilgili konularda uyulması zorunlukurallar" şöyle sıralanabilir:
a)Üniversiteler ancak Devlet eliyle ve yasayla kurulabilir.
b)Üniversiteler, bu maddedeki hükümler içinde uygulanmak koşuluyla Özerkliğesahip kamu tüzel kişileridirler.
c)Üniversiteler, Devletin gözetim ve denetimi altında kendileri tarafındanseçilen organlar eliyle yönetilir ve denetlenir.
d)Üniversite organları, öğretim üyeleri ve yardımcıları, üniversite dışındakimakamlarca, her ne suretle olursa olsun görevlerinden uzaklaştırılamazlar.
e)Üniversite öğretim üyeleri ve yardımcıları serbestçe araştırırsa ve yayındabulunabilirler.
f)Üniversitelerin kuruluş ve işleyişleri, organları ve bunların seçicileri,sorumlulukları, görev ve yetkileri, Devletin gözetim ve denetim hakkınıkullanma usulleri, üniversiteler arasında gereksinmeye göre öğretim üyeleri veyardımcılarının görevlendirilmesinin sağlanması, öğrenim ve öğretimin özgürlükve güvence içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine ve kalkınma plânıilkelerine göre yürütülmesi esasları yasayla düzenlenir.
Bunlardanilk beş sırada yer alanlar, Anayasa Koyucunun düzenlediği, buyurucukurallardır. Altıncı sırada yeralan konularsa, yasa ile düzenleneceklerdir. Bukonuları düzenlerken yasama organı Anayasanın buyurucu kurallarını gözönündebulundurmak zorundadır. Örneğin üniversitelerin organları ve bunlarınseçicileri yasayla düzenlenirken, kendileri tarafından seçilen organlar eliyleyönetilip denetlenecekleri buyruğuna uyulacak, sözgelimi bu organlaraüniversitenin seçmediği kişilerin katılmalarını sağlayacak hükümlerkonulamayacaktır.
Anayasayauygunluğu denetilen kural, kaydı silinmiş olan öğrencilerin öğretim kurumlarınayeniden kaydedilmelerini ve o sınıf ve sömestrede okuyan öğrencilerin bağlıolduğu sınav haklarına kavuşmalarını sağladığına göre, 120.maddenin yukarıdadeğinilen ve yasa ile düzenlenmesi öngörülen kurallardan "üniversitelerinişleyişi", "öğrenim öğretimin....çağdaş bilim ve teknolojigereklerine....göre yürütülmesi" konusu ile ilgilidir.
Üniversitelerinkendilerince seçilen organları eliyle yönetileceklerine ilişkin buyurucu kuralile üniversitelerin işleyişlerinin yasa ile düzenleneceği yolundaki hükmünçeliştiği düşünülemez. Çünkü, kendilerince seçilmiş organlar üniversiteyiyasalar çerçevesinde yönetmek zorunda olduklarına göre, bu yasalarla,üniversitenin kuruluşu, örgütlenmesi, kadroları ve bunlara bağlı görev, yetkive sorumlulukların ne olduğu, bunların nasıl kullanılacağı birbirleriyleilişkilerinin nasıl kurulacağı, personelin özlük hakları ve yükümlülükleri,kısaca üniversitenin işleyişi saptanmış olmaktadır.
Anayasayaaykırı olduğu ileri sürülen yasa kuralının, Öğrenim ve Öğretimin yürütülmesiyleilgili olduğu ve bu nedenle de yasama organının düzenleme alanına girdiğikuşkusuzdur.
Buradaönemle belirlenmesi gereken yön şudur : Yasa Koyucu, dava konusu kurallaÜniversiteye dışarıdan karışılmasına, yukarıda açıklanan ilkelere ters düşecekbiçimde merkezi yönetimin vesayet denetimine girişmesine ve örneğin yürütmeorganının, siyasal iktidar ya da idarenin üniversiteler üzerinde baskı kurucunitelikte, dış etki sayılabilecek bir davranışta, ve girişimde bulunmalarınaolanak sağlayan bir hüküm getirmiş değildir. Yasa Koyucu yaptığı düzenleme ile,kendi yetki alanı içindeki bir konuda doğrudan doğruya üniversiteye hitabedenve kimi öğrencilere bir takım haklar tanıyan hükümler getirmiştir. Bu kuralı,üniversitelerin bilimsel özerkliğinden gelen yetkiye dayanarak kayılarınısildiği öğrenciler hakkındaki nesnel değerlendirmesini ortadan kaldıran,yetersizliği saptanan kişileri yasayla yeterli kılan bir kural olarak görmeolanağı da yoktur. Çünkü yasa kimi öğrencilere ek sınavlara girme hakkı veren birdüzenleme getirmekle yetinmiştir. Bu sınavlarda üniversitenin, bilimsel venesnel değerlendirmesini, sınava girenlerin yeterli ya da yetersiz olduklarınısaptamada özerkliğini tümüyle kullanma yetkisine sahip olduğu kuşkusuzdur.
Öteyandan, 1750 sayılı Yasanın 52. maddesinde "Üniversitelere giriş, insangücü plânlaması, üniversitelerin kapasiteleri, öğrencilerin yetenekleri dikkatealınmak suretiyle Üniversitelerarası Kurulca düzenlenir" hükmü yeralmasına karşın uygulamada üniversitelerarası Kurul bu görev ve yetkiyi yerinegetirmemekte, her yüksek Öğretim kurumunun saptadığı kontenjanı,"Üniversiteler arası Seçme Sınavı Kılavuzu" adı ile anılan broşürdeyayınlamakla yetinmekte ve açıklamada da bu kontenjanların kendisi tarafındandeğil yüksek Öğretim kurumlarınca saptandığını belirtmektedir (1978Üniversitelerarası Seçme Sınavı Kılavuzu, S.38). Uygulamada, aslında Anayasayave yasaya göre Öğrenci kontenjanını saptamaya yetkili olmayan yüksek öğretimkurumlarının, bu yetkiyi kullana geldikleri görülmektedir.
Konuyudüzenlemeye yetkili olan yasama organının iptali istenen hükümle üniversiteleredışarıdan karıştığı yolundaki savda hukuksal ve anayasal dayanaktan yoksundur.
Sonolarak, 2110 sayılı Yasa için üniversitelerin düşüncesinin alınmamış olduğuAnayasa Mahkemesinin bir kararı da dayanak, gösterilerek ileri sürülmüş veyasanın iptali istenmiştir.
Anayasanın91., Millet Meclisi içtüzüğünün 74. ve 75., Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 21.maddelerinde, yasa teklif etmeye Bakanlar Kurulu ile Türkiye Büyük MilletMeclisi üyelerinin yetkili oldukları açıkça belirtilmiştir. Bunların dışındabaşka bir organ ya da kişinin yasama organına yasa tasarı ve teklifi vermeğeyetkisi yoktur. Anayasa, 4. maddesinde yeralan, "Hiç bir kimse veya organ,kaynağını Anayasadan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz" yolundakihükümle, yetkilerin Anayasada açıkça belirtilenlerce kullanılması ilkesinikabul etmiştir.
Öteyandan mevzuatımızda, kendisiyle ilgisi olsun veya olmasın bir yasa tasarı veyateklifinin hasırlanmasında ve yasalaştırılmasında üniversitelerin görüşününalınmasını sorunlu kılan bir hüküm de yer almamıştır. Anayasa Mahkemesikararlarının Anayasa ve yasa gereği Resmi Gazete'de yayımlanma yükümükarşısında, davada kendi görüşlerine dayanak yapılmaktan uzak olan AnayasaMahkemesinin 4.2.1966 günlü, E. 1965/32, K.1966/3 sayılı kararınınaçıklanmasında da bir gerek ve yarar görülmemiştir.
Özetlemekgerekirse iptali istenen (E) bendinin birinci tümcesi hükmünün Anayasanındeğişik 120. maddesine de uymayan bir yönü yoktur.
B.(E) bendi hükmünün ikinci, üçüncü ve dördüncü tümcelerinde yer alan hükümlerinAnayasaya uygunluk denetimine gelince :
Butümcelerde, askerlik süresi gelmiş olanların öğretim kurumuna yenidenkaydolmaları halinde tecilli sayılacakları, askerlik ödevi yapanlarla hukuki vefiilî mücbir sebep altında bulunanların 3 aylık başvurma süresinin buengellerin kalktığı tarihten başlayacağı, yeniden kaydolmak için başvuranÖğrencilere kurumlarınca birer başvurma belgesi verileceği öngörülmektedir.
Hükmünbirinci tümcesi Anayasaya uygun bulunmuş olduğuna göre bu hükmün uygulanmasınısağlayan ikinci, üçüncü ve dördüncü tümcelerin de Anayasaya aykırılığındansözedilemez.
C.Dava konusu (E) bendinin son tümcesi hükmünün, yeniden görüşme ve oylanmakonusu yapılıp yapılamayacağı sorunu :
Davakonusu (E) bendinin son tümcesi hükmünün Anayasaya uygunluk denetiminegeçildiği sırada kimi üyelerce, bu bendin son tümcesinde yer alan "Bubent hükmünden yararlanan öğrenciler tarafından bu konularda Danıştaya açılandavalara bakılmaz" hükmünün, davacı üniversitenin varlık ve görevleriyleilgili olup olmadığı, bu bakımdan iptal istemine konu yapılıp yapılamayacağıyönünün incelenmesi istenmiştir.
Davakonusu (E) bendinin "Bu bent hükmünden yararlanan öğrenciler tarafından bukonularda Danıştaya açılan davalara bakılmaz" hükmünün de dahil olmaküzere tümü hakkında esasın incelenmesine 20.4.1978 gününde karar verilmiş ve bukararla ilk inceleme evresi kapatılmıştır.
AnayasaMahkemesinin 2.7.1974 günlü, 1974/19-31 sayılı kararının "IV. Esasınİncelenmesi" bölümünün "A" işaretli "görev sorunu"kısmında (Resmî Gazete 12.7.1974 gün, 14943 sayı) "Anayasa Mahkemesiİçtüzüğünün 15. maddesi kurallarına göre, iptal davası dilekçelerindekanunların ve yasama meclisleri içtüzüklerinin hangi hükümlerinin Anayasanınhangi Maddelerine aykırı olduğunun ve aykırılık gerekçelerinin açıklanıpaçıklanmadığının, davanın açılması için yetki verilmesine ilişkin kararların veyetki belgelerinin dilekçeye bağlı bulunup bulunmadığının, dilekçelerin AnayasaMahkemesinin görevine giren bir konu ile ilgili olup olmadığının ve ehliyetlikişilerce süresi içinde verilip verilmediğinin araştırılıp karara bağlanmasıilk inceleme kapsamına girer. Esasın incelenmesine ilişkin kararda, ayrıca açıklanmasadahi, bütün bu konular olumlu biçimde çözüme bağlanmış demektir" yolundabir gerekçe yer almıştır.
Gerek44 sayılı Yasa, gerek Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümlerine göre, Anayasayauygunluk denetimi bakımından "ilk inceleme yargısal bir evredir ve AnayasaMahkemesince bu evre, koşulları bakımından oluşturulup "Esasınİncelenmesine" karar verildikten sonra tekrar ilk inceleme evresine dönmeolanağı yoktur. Çünkü ilk incelemeyi sona erdirerek kapatan ve böylece esasınincelenmesi yolunu açan bu karar bir ara kararı olmayıp, açıklandığı gibiyargısal bir evreyi oluşturan bir karar olması bakımından başlı başına vebağlayıcı bir nitelik taşır. İlk inceleme evresini olumsuz bir şekildesonuçlandıran bir kararı, Anayasa Mahkemesi, o işte nasıl yeniden ele alamazsa,ilk inceleme evresini olumlu bir biçimde kapatan ve esasın incelenmesine karaverilen bir işte de yeniden başa dönerek o kararı hükümsüz kılacaktasarruflarda bulunamaz.
Yapılanöneri, Anayasa Mahkemesince davacı üniversitenin kendi varlık ve görevleriniilgilendiren alanda görerek esasın incelenmesine karar verdiği bir konuhakkında bu kararın kaldırılması ve yetki ve görev yönünden reddedilmesiereğini gütmektedir. Sonuçlarını doğuran yargısal kararların yeniden elealınarak görüşülüp oylanmasına olanak yoktur.
ŞevketMüftügil, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Muammer Yazar, Nahit Saçlıoğlu veBülent Olçay, "Konunun yeniden görüşülüp görüşülemeyeceği sorunununoylamaya sunulabileceği" ni öne sürerek bu görüşe katılmamışlardır.
D-Davakonusu (E) bendinin son tümcesi hükmünün Anayasaya uygun olup olmadığı sorunu :
(E)bendinin son tümcesi hükmü, "Bu bent hükmünden yararlanan öğrencilertarafından bu konularda Danıştaya açılan davalara bakılmaz" biçimindedir.
Yasanınbu hükmü, Danıştaya açılan davaya bakılmayı öğrencinin (A) bendi hükmündenyararlanması koşuluna bağlamaktadır. Bu bent hükmünden yararlandırılmamış olanöğrencilerin davalarına bakılabileceği gibi bu kişilerin yararlanmayıengelleyen işlemlere karşı da dava açma hakkına sahip bulundukları ve sözüedilen hükümle bu hakkın engellenmediği de ortadadır. Kaldı ki yasada bu yoldabir hüküm bulunmasaydı bile, idarenin dava konusunu oluşturan kayıt silmeişlemini kaldırarak öğrenci yararına yeni bir işlem tesis edildiğini bildirmesihalinde davanın, konusu ortadan kalktığından görülmesine, olumlu ya da olumsuzbir sonuca bağlanmasına olanak yoktur. Bu doğal sonucu, işlemleri sadeleştiriptarafların yararını da gibi, yasanın sağladığı haklardanyararlandırılmayanların Danıştaya başvurma hakları önlenmiş ve engellenmişdeğildir.
Bugörüşe Şevket Müftügil ve Muhittin Gürün katılmamışlardır.
V.SONUÇ:
1-15 Mayıs 1974 günlü, 1803 Sayılı Yasanın 15. maddesine 26.1.1978 günlü, 2110Sayılı Yasa ile eklenen dava konusu "E" bendinin birinci, ikinci,üçüncü ve dördüncü tümceleri hükümlerinin Anayasaya aykırı olmadığına, buhükümlere yönelen iptal isteminin reddine oybirliğiyle,
2-Aynı bendin: "Bu bent hükmünden yararlanan öğrenciler tarafından bukonularda Danıştay'a açılan davalara bakılmaz." yolundaki hükmünün deesasının incelenmesine 20.4.1978 günü yapılan ilk inceleme toplantısı sonundakarar verilmiş olması karşısında, sözü geçen hükmün davacı Üniversitenin varlıkve görevleriyle ilgili olup olmadığı, bu bakımdan iptal istemine konu yapılıpyapılamayacağı sorununun yeniden ele alınarak görüşülüp oylanamayacağına,Şevket Müftügil, Muhittin Gürün, Lütfi Ömerbaş, Muammer Yazar, Nahit Saçlıoğluve Bülent Olçay'ın "konunun yeniden görüşülüp görüşülemeyeceği sorunununoylamaya sunulabileceği" yolundaki karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,
3-(E) bendinin yukarıda sözügeçen son tümcesi hükmünün Anayasaya aykırıolmadığına, bu tümceye yönelen iptal isteminin de reddine Şevket Müftügil veMuhittin Gürün'ün karşıoylarıyle ve oyçokluğuyla,
2.11.1978gününde karar verildi.
Başkan
Şevket Müftügil
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ahmet Erdoğdu
Üye
Osman Tokcan
Üye
Ali Rüştü Aral
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Muammer Yazar
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
Bülent Olçay
KARŞIOYYAZISI
AnayasaMahkemesindeki görüşmelerde, üyelerin yargılama yöntemine ya da işin özüneilişkin olarak ileri sürdükleri önerileri oya konulmasını engelleyin bir kural22.4.1962 günlü, 44 sayılı Yasada ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünde yer almışdeğildir. Kanımızca, dava ya da itiraz konusu işin bütün yönleri ileincelenmesine ve hukuk gereklerine en uygun karara varılmasına engel olabilecekböyle bir kuralın sözü geçen yasada ya da İçtüzükte yer alması da düşünülemez.
Bubakımdan, ilk inceleme kapsamına giren konuların işin özü incelenirken yenidenele alınması hakkındaki önerinin oya konulmasına olanak bulunmadığı yolundakiçoğunluk görüşüne karşıyız.
Kaldıki, bu konudaki çoğunluk görüşü, kanımızca, ilk incelemenin içerik ve niteliğiile de bağdaştırılamaz.
GerçektenAnayasa Mahkemesinin yargılama yönteminde ilk inceleme, dava koşullarınınbaşvuruyu izleyen kısa bir süre içinde, topluca gözden geçirilmesini veMahkemede görülmesine anayasal olanak bulunmayan işlerin başlangıçta ve işinözüne geçmeden belirlenmesini sağlayan bir evredir. Bu inceleme sonunda, işinAnayasa Mahkemesinde görülemeyeceği sonucuna varılırsa, verilecek karar,yargılamayı sonuçlandıran, kesin bir karardır. Ancak, tersine bir sonucavarılarak işin özünün incelenmesine karar verilirse yargılama sürecektir. Böyleolunca da, dava koşullarının yargılamanın sonuna kadar, her zaman, yenideninceleme konusu edilebilmesi ya da ilk incelemede gözden kaçmış bir nokta varsaüstünde durulması, genel yargılama yöntemi kuralların gereğidir. Tersine bir görüşünbenimsenmesi, ilk inceleme sonunda verilen karara "kesin hüküm"niteliği tanımak ya da en azından bu kararın başvuran mahkeme ve kuruluşlaryararına bir "yöntemsel kazanılmış hak" doğurduğunu kabul etmekanlamına gelir. Oysa 22.4.1962 günlü, 44 sayılı Yasada ve Anayasa Mahkemesiİçtüzüğünde genel yargılama yöntemi kurallarına aykırı böyle bir hüküm yeralmadığı gibi kanımızca, yer almasına da Anayasa kuralları elverişli değildir.Çünkü Anayasa Mahkemesi'nin görev alanına giren işlerde dava koşulları Anayasa'nınbuyurucu ve sınırlandırıcı hükümleriyle saptanmıştır. Bu koşullardan biri,örneğin başvuran kuruluşun iptal davası açmaya etkisi bulunmadığı, ancak işinözü incelenirken ortaya çıkmışsa, sırf ilk inceleme evresinde bu hususunnoksanlık sayılmadığı ve o evreyi kapayan kararın kaldırılamayacağı gerekçesiile yargılamayı sürdürmek, Anayasa'ya uygunluk denetimini Anayasa kurallarınıaçarak yürütmek anlamına gelir.
Sonuçolarak, ilk incelemede ele alınması gereken konuların, dayanağını Anayasa'danalan dava koşulları niteliğinde oldukları, bu nedenle yargılamanın sonuna kadarher zaman mahkemece üstünde durulabileceği ve bu husustaki önerilerin işin özüincelenirken de oylanabileceği kanısıyla çoğunluk görüşüne karşıyız.
Üye
Muammer Yazar
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Bülent Olçay
KARŞIOYYAZISI
Yukarıdakikararın sonuç bölümün 2. ve 3. fıkralarıyla bu fıkraların gerekçe bölümlerine,Anayasa Mahkemesinin 2.11.1978 günlü, Esas: 1978/31, Karar:1978/50 sayılıkararına ilişkin karşıoy yazımızda açıklanan nedenlerle karşıyız.
Başkan
Şevket Müftügil
Üye
Muhittin Gürün