ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1978/49
Karar Sayısı:1978/63
Karar Günü:14/12/1978
Resmi Gazete tarih/sayı:31.3.1979/16595
İTİRAZYOLUNA BAŞVURAN : Gelendost Asliye Hukuk Mahkemesi,
İTİRAZINKONUSU : 19/3/1969 günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun Geçici 17. maddesinin26/2/1970 günlü, 1238 sayılı Yasa ile değişik son fıkrasının Anayasa'nın 8.,10., 12., 31., 40., 41. ve 43. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülerek iptaliistenmiştir.
I.OLAY :
GelendostAsliye Hukuk Mahkemesinin 1973/20 esasında kayıtlı Tapu İptali, Tescil, Men'iMüdahale ve İhtiyati Tedbir İstemi ile ilgili davanın duruşması sırasında,davalı vekilinin 1136 sayılı Yasanın Geçici 17. maddesinin 1238 sayılı Yasa iledeğişik son fıkrası gereğince 7/7/1977 gününden sonra dava takip edemiyeceğini,bu fıkranın Anayasa'ya aykırı olduğunu, iptali için Anayasa Mahkemesi'nebaşvurulmasını istediğini bildirmesi üzerine yaptığı inceleme sonunda bu savınciddî olduğu kanısına varan mahkeme, itiraz konusu hükmün iptali için AnayasaMahkemesine başvurmuştur.
III.YASA HÜKÜMLERİ :
l-İptali istenen yasa kuralı :
19/3/1969,günlü ve 1136 sayılı Yasanın Geçici 17. maddesinin son fıkrasını değiştiren26/2/1970 günlü, 1238 sayılı Yasa hükmü şöyledir : "Bu maddenin üçüncüfıkrası 7 Temmuz 1977 tarihinde yürürlükten kalkar." .
İtirazındayanağı Anayasa kuralları :
Madde8- Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.
Anayasahükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve kişileribağlıyan temel hukuk kurallarıdır.
Madde10- Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak vehürriyetlere sahiptir.
Devlet,kişinin temel hak ve hürriyetlerini, fert huzuru, sosyal adalet ve hukukdevleti ilkeleriyle bağdaşamayacak surette sınırlıyan siyasî iktisadî ve sosyalbütün engelleri kaldırır; insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi içingerekli şartları hazırlar.
Madde12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.
Madde31- Herkes, meşru bütün vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargımercileri önünde davacı veya davalı olarak, iddia savunma hakkına sahiptir.
Hiçbirmahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.
Madde40- Herkes, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir. Özelteşebbüsler kurmak serbesttir.
Kanun,bu hürriyetleri, ancak kamu yararı amacıyla sınırlıyabilir.
Devlet,özel teşebbüslerin millî iktisadın gereklerine ve sosyal amaçlara uygunyürümesini, güvenlik ve kararlılık içinde çalışmasını sağlayacak tedbirlerialır.
Madde41- iktisadî ve sosyal hayat, adalete, tam çalışma esasına ve herkes içininsanlık haysiyetine yaraşır bir yaşayış seviyesi sağlanması amacına göredüzenlenir.
İktisadî,sosyal ve kültürel kalkınmayı demokratik yollarla gerçekleştirmek; bu maksatla,millî tasarrufu artırmak, yatırımları toplum yararının gerektirdiği önceliklereyöneltmek ve kalkınma plânlarını yapmak Devletin ödevidir.
Madde43- Kimse, yaşına, gücüne ve cinsiyetine uygun olmıyan bir işte çalıştırılamaz.
Çocuklar,gençler ve kadınlar, çalışma şartları bakımından özel olarak korunur.
IV.İLK İNCELEME :
AnayasaMahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 22/6/1978 gününde Kani Vrana, ŞevketMüftügil, Abdullah Üner, Ahmet Koçak, Sekip Çopuroğlu, Fahrettin Uluç, MuhittinGürün, Lütfi Ömerbaş, Ahmet Erdoğdu, Hasan Gürsel, Osman Tokcan, Âdil Esmer,Nihat O. Akçakayalıoğlu, Ahmet H. Boyacıoğlu ve Nedet Darıcıoğlu'nunkatılmalarıyle yapılan ilk inceleme toplantısında aşağıdaki konu üzerindedurulmuştur.
Anayasa'nınDeğişik 151. maddesinde "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak birkanunun hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ilerisürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa Anayasa Mahkemesininbu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır" kuralı yer almıştır.
İtirazyoluna başvuran mahkemenin, temsil yetkisi yasa ile sona erdirilen vekilce önesürülmüş olan Anayasaya aykırılık savını ciddi sayma yetkisi olup olmadığıüzerinde durulmuş ve konu bu açıdan incelenmiştir.
Bukonuda bir sonuca varılabilmesi için olayın oluşma biçiminin daha yakındanizlenmesinde yarar görülmüştür.
13/9/1977günlü oturuma gelen davalı vekili, "kanunen vekilliğini sona ermiştir. Masrafınıveriyorum müvekkilime tebligat yapılsın" demiş ve mahkemede; davalıyatebligat yapılmasına, duruşmanın 20/10/1977 gününe ertelenmesine kararvermiştir. Evrak arasında bulunan onanmış tutanak örneklerinde davetiyeçıkarıldığının yazılı olmasına karşın, 20/10/1977 günlü oturuma ilişkintutanakta da davalıya tebligat yapılmadığı belirtilmektedir. Bundan başkadavalı vekili önceki oturumda yaptığı açıklamanın tersine 20/10/1977 günlüoturuma katılmış, davacı vekili de davalı vekilinin dava takipçiliği yetkisiyasa gereği 7/7/1977 gününde kalkmış olduğunu ve duruşmaya kabulüne olanakbulunmadığını ileri sürmüştür. Davalı vekili dava takipçiliğiyle ilgili kimibelgeler ibraz edeceğini açıklayarak kendisinin bu davadan elininçektirilmesini öngören yasa hükmünün Anayasaya aykırılığı savında bulunmuştur.Mahkeme, bu belgeler incelendikten sonra aykırılık savının karara bağlanmasınıyerinde görmüş ve 2/3/1978 günü oturumda da savı ciddi bularak AnayasaMahkemesine başvurulmasına karar vermiştir.
Herşeyden önce şu yönün açıklanması yerinde olur. Davalı vekilinin 13/9/1977 günlütutanağa geçen beyanı, vekâlet görevinden çekilme ya da vekilin azledilmesigibi kesin sonuç doğuran bir irade açıklaması niteliğinde değildir. Ayrıca"Kanunen vekilliğim sona ermiştir" biçimindeki bu beyan, müvekkile deulaşmamış ve hukuksal ve bağlayıcı bir durum oluşturmamıştır. Nitekim20/10/1977 günü oturuma gelen vekil, Anayasaya aykırılıktan söz etmiş göreviniyapmaya ve yetkilerini kullanmaya engellik eden bu hükmün iptalini isteyerekönceki oturumdaki beyanını ortadan kaldıran biçimde sözde ve davranıştabulunmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki, iptali istenen yasa hükmüyle vekillemüvekkil arasında yapılmış olan vekâlet sözleşmelerinin hedef alındığı vebunların geçersiz hale getirildiği düşünülemez. Sözü edilen hükmün ereğikapsamına giren görevlilerin yetkisini sona erdirmektir. Oysa vekilin, vekâletsözleşmesiyle müvekkilini temsil etme görevi yönünden, o davada yüklendiği kimihakları ve yükümleri vardır ve Anayasanın 151. maddesi de, Anayasaya aykırılıksavında bulunmayı, yalnız tarafların kullanabileceği şahsi bir hak durumunagetirmiş değildir.
Yasaile temsil yetkisi sona ermiş olsa dahi davadan elini çekmemiş olan vekilin, odavada uygulanma durumunda olan yasa hükümlerinin Anayasa'ya aykırılık savındabulunmaya yetkileri olduğu ortadadır.
AbdullahÜner, Fahrettin Uluç, Muhittin Gürün, Osman Tokcan ve Âdil Esmer bu görüşekatılmamışlardır.
Böyleceyapılan ilk inceleme sonunda :
"Dosyanıneksiği bulunmadığından işin esasının incelenmesine Abdullah Üner, FahrettinUluç, Muhittin Gürün, Osman Tokcan ve Âdil Esmer'in (Mahkeme, vekillik hakkıkanunla kaldırılmış bulunan ve bu bakımdan davada taraflardan, birisi olarakkabulüne olanak bulunmayan kişinin Anayasa'ya aykırılık savını ciddi görmüş vekendisini bu kanıya götüren gerekçeli kararı ile Anayasa Mahkemesinebaşvurmuştur. Dosyadan açıkça belli olan bu durumu, Mahkemenin re'sen AnayasaMahkemesine başvurması niteliğinde değerlendirmeye ve bu bakımdan itirazıgeçerli saymaya da olanak bulunmadığından itirazın reddine karar verilmelidir)yolundaki karşıoylarıyla ve oyçokluğu ile" karar verilmiştir.
V.ESASIN İNCELENMESİ :
İşinesasına ilişkin rapor, Gelendost Asliye Hukuk Mahkemesi'nin başvurma karar veekleri, iptali istenen yasa hükmü, ilgili Anayasa kuralları, bunlara ilişkingerekçeler ve konu ile ilgili öteki metinler okunduktan sonra gereği görüşülüpdüşünüldü :
İtirazkonusu 19/3/1969 günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun Geçici 17. maddesinin26/2/1970 günlü, 1238 sayılı Yasa ile değişik son fıkrasının Anayasa'nın 8, 10,12, 31, 40, 41, ve 43. maddelerine aykırı bulunduğu ileri sürüldüğünden,incelenen bu maddeler açısından ayrı ayrı yapılacaktır.
A)1136 sayılı Yasanın Geçici 17. maddesinin 26/2/1970 günlü, 1238 sayılı Yasa iledeğişik son fıkrası daha önce başka bir dava dolayısıyle Anayasa Mahkemesinceincelenmiş ve 20/12/1977 günlü, esas 1977/121, karar 1977/142 sayılı kararla bufıkranın Anayasa'nın 8., 12., 31.ve 40. maddeleri hükümlerine aykırı olmadığınave itirazın reddine karar verilmiştir. Bu karar 20/3/1978 günlü, 16234 sayılıResmî Gazete'de yayımlanmıştır. Bu kez itiraz yoluna başvuran mahkeme de aynihükmün iptalini istemiştir.
İtirazkonusu hükmün, Anayasa'nın 8., 12., 31. ve 40 maddelerine aykırı olmadığına ilişkingerekçeler Anayasa Mahkemesinin yukarda sözü geçen kararında ayrıntıları ileaçıklanmış bulunduğundan, bunların yinelenmesine gerek görülmemiştir. .
B)İtiraz konusu hükmün Anayasa'nın 10,. 41 ve 43. maddelerine de aykırılığısavına gelince :
1-Anayasa'nın 10. maddesi açısından inceleme :
Anayasa'nın10. maddesi, herkesin, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmeztemel hak ve özgürlükleri bulunduğunu belirtmiş ve Hukuk Devleti ilkelerinegöre Devletin, bu hak ve özgürlükleri sınırlayan siyasal, iktisadî ve sosyalbütün engelleri kaldırmakla ve kişinin maddi ve manevî varlığının gelişmesiiçin gerekli koşulları hazırlamakla ödevli olduğunu hüküm altına almıştır. Bunedenle yurttaşların Devletten, vekâlet işlerini yürüten kişilerin bu göreviyerine getirebilecek ve yasa, tüzük ve yönetmeliklere uygun bir sonucaulaştırabilecek nitelikte olmalarının sağlanmasını istemeğe hakları vardır. Budurumun Anayasa'ya uygun bir biçimde gerçekleştirilmesi, Devletinödevlerindendir. İddia ve savunma hakkının yargı hakkının yargı mercii önündevekil eliyle kullanılması, vekilin mevzuat ve hukuk alanında yeterince bilgisahibi olmasını zorunlu kılar. 1136 sayılı Yasanın Geçici 17. maddesinin sonfıkrası ile ulaşılmak istenen amaç da budur. Sözü geçen fıkranın kapsamınagiren kişilerin sırf 20-30 yıl dava takipçiliği yapmış olmaları da,kendilerine, yasanın esaslarına aykırı olarak kazanılmış bir hak sağlayamaz.Açıklanan bu nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa'nın 10. maddesine aykırıdeğildir.
2-Anayasa'nın 41. ve 43 maddeleri açısından inceleme :
Başvuranmahkemece öne sürülen savların Anayasa'nın 41. ve 43. maddeleriyle ilgili biryönü bulunmadığından bu konu üzerinde ayrıca durulmasına gerek görülmemiştir.
Budurum karşısında, 19/3/1969 günlü, 1136 sayılı Avukatlık Kanununun Geçici 17.maddesinin 26/2/1970 günlü, 1238 sayılı Yasa ile değişik son fıkrası hükmününAnayasa'nın 8., 10., 12., 31., 40., 41. ve 43. maddelerine aykırı olmadığına veitirazın reddine karar verilmelidir.
ŞevketMüftügil, Muhittin Gürün, Nihat O. Akçakayalıoğlu ve Ahmet H. Boyacıoğlu bugörüşe katılmamışlardır.
VI.SONUÇ :
İtirazakonu edilen 1136 sayılı Avukatlık Kanununun Geçici 17. maddesinin 26/2/1970günlü, 1238 sayılı Yasa ile değiştiren son fıkrası hükmünün Anayasa'ya aykırıolmadığına ve başvurmanın reddine, Şevket Müftügil, Ahmet H. Boyacıoğlu,Muhittin Gürün ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun karşıoylariyla ve oyçokluğuyla,14/12/1978 gününde karar verildi.
Başkan
Şevket Müftügil
Başkanvekili
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ahmet Erdoğdu
Üye
Osman Tokcan
Üye
Rüştü Aral
Üye
Muammer Yazar
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
Üye
Kenan Terzioğlu
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
Bülent Olçay
KARŞIOYYAZISI
İtirazakonu edilen hükmün Anayasa'ya aykırılık nedenleri 20/3/1978 günlü ResmîGazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 20/12/1977 günlü, 1977/121 -142sayılı kararında (kararlar dergisi, sayı 15, sayfa 637) ayrıntılı olarakaçıklanmış bulunduğundan bunların yinelenmesine gerek görülmemiştir.
Aynıgerekçelerle itiraz konusu hükmü Anayasa'ya uygun bulan çokluk görüşünekarşıyız.
Başkan
Şevket Müftügil
Başkanvekili
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu