ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1978/53
Karar Sayısı:1978/45
Karar Günü:29/6/1978
Resmi Gazete tarih/sayı:28.2.1979/16564
İTİRAZYOLUNA BAŞVURAN : Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi
İTİRAZINKONUSU : 15/5/1974 günlü, 1803 sayılı "Cumhuriyetin 50 nci Yılı NedeniyleBazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında Kanun" un (l/D) maddesindeki".......müebbet ağır hapse mahkûm edilenlerin cezaları da (24) yıl ağırhapse çevrilmiştir" kuralı ile (7/A) maddesinde yer alan".......müebbet ağır hapis cezaları 24 yıl ağır hapse çevrilenlerin şartlısalıvermelerinde, dışarıda geçirecekleri 1/3 süre, çevrilen bu cezalarıüzerinden......." biçimindeki ibarenin Anayasaya aykırı olduğu önesürülerek iptali istenmiştir.
I-OLAY :
İstanbul4. Ağır Ceza Mahkemesinin 3/7/1970 günlü ve Esas : 1968/422, Karar : 1970/192sayılı ilâmıyle müebbet ağır hapis cezasına mahkûm edilen ve bu cezasınatutuklandığı 14/8/1968 gününden beri Kocaeli Kapalı Cezaevinde çekmekte olanhükümlü, Kocaeli Cumhuriyet Savcılığına verdiği 19/6/1978 günlü dilekçede; TürkCeza Kanununun 13. maddesinin son fıkrası uyarınca, müebbet ağır hapis cezasının36 yıl hesabiyle (12) yılı şartla salıverilmede dışarda geçireceği 1/3 süreolarak, (12) yılı da 1803 sayılı Yasa gereğince düşüldükten sonra kalan (12)yıldan 647 sayılı Yasaya 1/6/1978 günlü, 2148 sayılı Yasayla eklenen Ek 2.madde uyarınca her yıl için (72) gün düşülmek suretiyle 30/3/1978 günündeşartla salıverilmesi gerektiğine karar verilmesini, aksi halde, 1803 sayılıYasanın (7/A) maddesinde yer alan "Bu kanundan yararlanıp ......müebbetağır hapis cezaları (24) yıl ağır hapse çevrilenlerin şartlısalıverilmelerinde, dışarıda geçirecekleri 1/3 süre, çevrilen bu cezaüzerinden...... yapılır" biçimindeki kuralın, Anayasanın eşitlik ilkesineaykırılığı nedeniyle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasını istemiştir.
KocaeliCumhuriyet Savcılığı ise, bu başvuru üzerine, o yer Ağır Ceza MahkemesiBaşkanlığına gönderdiği 20/6/1978 günlü, 9987 Muh. sayılı yazıda; 1803 sayılıyasanın (l/D) ve (7/A) maddelerinin açıklığı karşısında istek uyarınca şartlasalıverilme kararı verilmesine olanak bulunmadığını, ancak bu maddelerinmüebbet ağır hapis cezalarıyla ilgili kuralların Anayasanın 12. maddesineaykırı olduğu kanısına varıldığını bildirmiştir.
KocaeliAğır Ceza Mahkemesi de; "Bu günkü mevzuata göre şartla tahliyesinin mümkünolmadığından ve müddeti dolmadığından" hükümlünün bu konudaki isteğiyleilgili her hangi bir karar verilmesine yer olmadığını, bununla birlikte, ilerisürülen Anayasaya aykırılık savı ciddi görüldüğünden 1803 sayılı Yasanın (l/D)maddesindeki ".......müebbet ağır hapse mahkûm edilenlerin cezaları da(24) yıl ağır hapse çevrilmiştir." kuralı ile (7/A) maddesinde yer alan".......müebbet ağır hapis cezaları 24 yıl ağır hapse çevrilenlerin şartlısalıverilmelerinde, dışarda geçirecekleri 1/3 süre çevrilen bu cezaları üzerinden......."biçimindeki ibarenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasınıoybirliğiyle kararlaştırmıştır.
METİNLER:
1-İptali istenen yasa kuralları : .
15/5/1974günlü, 1803 sayılı "Cumhuriyetin 50 nci Yılı Nedeniyle Bazı Suç veCezaların Affı Hakkında Kanun" un itiraz konusu kuralları da içeren (l/D)ve (7/A) maddeleri şöyledir:
"Maddel- 7/2/1974 tarihine kadar işlenmiş suçlardan :
..........................................................................................................................
D)Türk Ceza Kanunu ile diğer kanunlarda yazılı suçlardan dolayı ölüm cezasınamahkûm edilenlerin bu cezaları (30) yıl ağır hapse, müebbet ağır hapse mahkûmedilenlerin cezaları da (24) yıl ağır hapse çevrilmiştir."
"Madde7- A) Bu Kanundan yararlanıp, ölüm cezaları 30 yıl ağır hapse ve müebbet ağırhapis cezaları 24 yıl ağır hapse çevrilenlerin şartlı salıverilmelerinde,dışarıda geçirecekleri 1/3 süre, çevrilen bu cezaları üzerinden, muvakkathürriyeti bağlayıcı cezalara mahkûm edilmiş olup da, bu kanundanyararlananların şartla salıverilmelerinde ise, dışarda geçirecekleri 1/3 süre,af ile yapılacak indirimden önceki esas ceza miktarı üzerinden yapılır. Şartlasalıverilmede; 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanunun değişik 19 uncumaddesinin birinci fıkrasında belirtilen iyi hallilik ile, ikinci fıkrasındaöngörülen şartlar, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki süre için aranmaz."
2-İlgili yasa kuralları : :
a)Türk Ceza Kanununun değişik 13. maddesinin son fıkrası şöyledir :
"Madde13- ..............
Müebbetağır hapis cezası otuzaltı sene üzerinden hesabedilerek muvakkat ağır hapsintabi olduğu şartlar altında geçer."
b)13/7/1965 günlü, 647 sayılı Cezaların infazı Hakkındaki Kanunun 3/5/1973 günlü,1712 sayılı Kanunla değişik 19. maddesi şöyledir :
"Şartlasalıverilme :
Madde19- Muvakkat hürriyeti bağlayıcı cezalarda hükümlülük süresinin 2/3 ünü vemüebbet ağır hapiste 24 yılını çekmiş olup da Tüzüğe göre iyi halli hükümlüniteliğinde bulunanlar talepleri olmasa dahi şartla salıverilirler.
Cezalarınıninfazı sırasında, ceza infaz kurumlarından firar etmiş olanların yukardakifıkra hükmünden yararlanabilmeleri için, muvakkat hürriyeti bağlayıcı cezalardahükümlülük süresinin 4/5 ini, müebbet ağır hapiste 30 yılını çekmiş olmalarışarttır.
Yukarıdakinisbetlerin tayininde hükümlünün tutuklu kaldığı günler de hesaba katılır.
Şartlasalıverilmeyi gerektirir mahiyette cezaevi idaresi tarafından verilen gerekçelimütalâa, hükmü veren mahkemeye, hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa"hükümlünün bulunduğu yerdeki hükmü veren mahkeme derecesinde bulunanmahkemeye tevdi edilir. Mahkeme bu mütalâayı uygun görürse şartla salıverilmekararı derhal yerine getirilir.
Mahkemeşartla salıverilmeyi uygun görmediği takdirde gerekçesini kararında gösterir.
Bukarara karşı hükümlü, vekili, kanunî mümessili veya Cumhuriyet Savcısıtarafından acele itiraz yoluna başvurulabilir.
Kısasüreli hürriyeti bağlayıcı cezalarının bu Kanunun 8 inci maddesinin l, 2 ve 3üncü bentlerine göre infazına karar verilenler şartla salıverilmedenyararlanamazlar.
Şartlasalıverilmiş olan hükümlüler hakkında şartla salıverilme süresinin sonuna kadarTürk Ceza Kanununun 28 nci maddesinin 3 ve 4 üncü fıkraları hükümleriuygulanır.
Şartlasalıverme, hükümlünün iktidarı nisbetinde şahsî hakları tazmin etmesi şartınatalik edilebilir."
c)647 sayılı Yasaya 1/6/1978 günlü, 2148 sayılı Yasayla eklenen Ek 2. maddeşöyledir :
"EkMadde 2.- Hükümlülerin yarı açık veya açık cezaevlerine seçilmelerine kararverme işlemi, Adalet Bakanlığınca her yılın Ocak ayı içerisinde tesbit edilerekCumhuriyet Savcılıklarına bildirilen şartla salıverilme tarihine göre yapılır.Bakanlıkça bildirilen bu tarih aşılmamak ve kapalı kurumlarda çalışanlaraöncelik tanınmak kaydıyla; 9, 10 ve 11 inci maddeler gereğince tabitutulacakları müşahadeleri sonucu yarı açık veya açık müesseselere naklolunanhükümlülerin; anılan müesselerde kaldıkları her ay için 6 gün, 19 ncu maddeninl, 2 ve 3 üncü fıkralarına göre tespit edilecek şartla salıverilmetarihlerinden indirilmek suretiyle şartla salıverilme işlemi yapılır.
Kapalıinfaz kurumlarında bulunanlardan yarı açık veya açık infaz kurumlarınaayrılmaya hak kazanıp da olanak sağlanamaması sebebiyle naklolunamayanlar ileaynı nitelikleri haiz oldukları halde yaş bedeni kabiliyetleri itibariyleçalışma şartlarına intibak edemiyecekleri tespit edilenlerin, iktisap ettiklerihak tarihinden sonra kapalı kurumlarda geçirecekleri süreleri de yarı açık veyaaçık müesseselerde geçmiş sayılır.
l ve2 nci fıkralardaki indirimden yararlananların, yan açık veya açık kurumlaraayrılmalarına ilişkin idare kurulu kararından önce tutuklu ve hükümlü olarakçalışmak veya çalışmak isteyip de çalıştırılmasına olanak sağlanamamasısuretiyle veya yaş ve bedeni kabiliyetleri itibariyle çalışmayanların, iyihallilikle geçirdikleri günler, l inci fıkradaki indirime esas sürelerineeklenir.
Heriki halde de yapılacak indirimlerde l aydan az süreler hesaba katılmaz.
Şartlasalıverilmenin geri alınmasına karar verilmesi halinde, bu kararla birlikte, l,2 ve 3 üncü fıkralar gereğince yapılan indirim de geri alınmış olur.
Yarıaçık veya açık müesseselerden ve 2 nci fıkrada belirtilen nitelikleri haizolduğu halde kapalı müesseselerden firar edenlerle, en az iki defa kapalıcezaevlerine iade edilenler veya yarı açık veya açık cezaevlerinden kapalıkurumlara iadeyi gerektiren hareketleri sebebiyle 2 nci fıkraya görekazandıkları hakları en az iki defa kaybedenler; evvelce yarı açık veya açıkmüesseselerde veya bu kurumlara ayrılmaya hak kazandıkları tarihten sonrakapalı cezaevlerinde geçirdikleri süreler dahil hiçbir surette indirimdenyararlanamazlar."
3-Dayanılan Anayasa kuralı :
"Eşitlik
Madde12.- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefi inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."
IV-İLK İNCELEME : ! .
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında;itiraz yoluna başvuran mahkemenin Anayasaya aykırılığını öne sürdüğü yasametinleri, konu ile ilgili öteki metinler, itiraz nedenlerini içeren gerekçelimahkeme kararı ve ekleri okunup incelendikten sonra aşağıda belirtilen hususlarüzerinde durulmuştur :
İtirazyolu ile denetim; Anayasaya aykırılık sorununun mahkemelerce AnayasaMahkemesine iletilmesi üzerine yapılan bir denetim türüdür.
Anayasanındeğişik 151. maddesinde; bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak biryasanın hükümleri Anayasaya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ilerisürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısına varması halinde, iptaliistemiyle Anayasa Mahkemesine başvuracağından ve bu konuda verilecek kararadeğin davayı geri bırakacağından sözedilmektedir. 22/4/1962 günlü, 44 sayılıYasanın aynı konuyu düzenleyen 27. maddesi de bu kuralları yinelemektedir.
İtirazyolu, bu nedenle, üç ayrı koşulun birlikte gerçekleşmesi halinde işlerlikkazanmakta olup, bunlardan her hangi birinin eksikliği itiraz yolu ileAnayasaya uygunluk denetiminin yapılmasını engellemektedir. Bu koşullar; itirazedecek makamın bir mahkeme olmasını, bakılmakta olan bir davanın bulunmasını veitiraz konusu kuralların davada uygulanma niteliği taşımasını zorunlukılmaktadır.
İtirazyoluna başvuran Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesinin, Anayasanın değişik 151. maddesiaçısından bir mahkeme olduğunda kuşku yoktur.
Mahkemeninelinde bakılmakta olan bir davanın bulunup bulunmadığı sorununa gelince:
Genelanlamda dava; yasalarda gösterilen yöntemlere uyularak yargı yerlerinegetirilen ve orada çözülmesi gereken bir uyuşmazlıktan oluşmaktadır. Uyuşmazlıkyargı yerince hükme bağlanmışsa, Anayasaya uygunluk denetimi yönünden,mahkemenin elinde bakılmakta olan bir davanın varlığından artık sözedilemeyecektir. Bu bakımdan, sonuçlanmış bulunan asıl ceza davasını da,mahkemenin bakmakta olduğu bir dava olarak nitelendirmeye olanak yoktur.
Ancak,cezanın yerine getirilmesi sırasında, hükümlü ile Cumhuriyet Savcısı arasında,örneğin, Ceza Muhakameleri Usulü Kanununun 402. maddesinde belirtilen türdenbir uyuşmazlık doğarsa, bu uyuşmazlığın çözülmesi için aynı Yasanın 405.maddesine dayanılarak karar verilmesi konusunun mahkemeye getirilmesi halinde,o mahkemenin elinde bakılmakta olan bir davanın varlığı kabul edilmelidir.
Bubakımdan, Anayasanın değişik, 151. maddesindeki (dava) sözünü, usûl hukukundakidar anlamda değil, geniş olarak ve mahkemelerin karara bağlamakla Ödevlioldukları uyuşmazlıklar anlamında yorumlamak, yukarıda açıklandığı gibikesinleşmiş mahkûmiyet kararlarındaki hukuka aykırılığın giderilmesi niteliğiarzetmeksizin, cezanın yerine getirilmesi sırasında, yerine getirmekle ilgiliolarak ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümlenmesi için yasa uyarınca yargılamamakamlarına başvurulmasını da (dava) sözünün kapsamı içinde saymak; iptaldavası yoluyla denetime bağlı tutma süresi geçmiş bulunan yasalardan Anayasayaaykırı olanları ayıklamayı ve bu nitelikteki yasaların davanın taraflarınauygulanmasını önlemeyi amaçlayan itiraz yoluyla Anayasaya uygunluk denetimininbelirlenen işlevine de uygun düşmektedir.
Buaçıdan bakıldığında, yerine getirilmesi söz konusu olabilen, başka bir deyişlekesin olarak verilmiş veya kesinleşmiş bulunan (bir mahkûmiyet hükmününtefsirinde veya tayin olunan cezanın hesabında tereddüt edildiği yahut cezanınkısmen veya tamamen infazı lâzım gelmeyeceği iddia olunduğu) takdirde bu yoldamahkemeden bir karar istenmesinin Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402 ve 405.maddelerine; şartlı salıverilmeye ilişkin işlerin de 647 sayılı Yasanın 19.maddesine uygun olarak açılmış ikincil nitelikte davaları oluşturacağıanlaşılmakta ise de, inceleme konusu olayda hükümlü ya da Cumhuriyet Savcısıtarafından ortaya çıkarılmış, yerine getirmeye ilişkin bir uyuşmazlığınçözülmesi için yasa gereğince mahkemeye başvurulduğundan söz edilememektedir.
Nitekim,İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 3/7/1970 günlü, Esas: 1968/422, Karar:1970/192 sayılı ilâmiyle müebbet ağır hapis cezasına mahkûm edilen ve bucezasını tutuklandığı 14/8/1968 gününden beri Kocaeli Cezaevinde çekmekte olanhükümlü, Kocaeli Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla Kocaeli Ağır Ceza MahkemesiBaşkanlığına gönderdiği 19/6/1978 günlü dilekçede; "...1803 sayılı Kanunlacezamız 24 yıl ağır hapse çevrildi. Bu durumda meşruten tahliye süresi 1/3 (12)sene indirim yapıldığı ve 647 sayılı Kanunda yapılan son değişiklik ile bakiyecezamdan ayda (6) gün, yılda (72) gün düşüldüğü takdirde 30/3/1978 tarihindemeşruten tahliye edilmem gerekir." dedikten sonra "Halbuki, 1803sayılı Yasanın 7/A maddesine göre aynen (Bu kanundan yararlanıp ölüm cezaları30 yıl ağır hapis, müebbet, ağır hapis cezaları 24 yıl ağır hapiseçevrilenlerin şartlı salıverilmelerinde dışarda geçirecekleri 1/3 süre çevrilenbu cezaları üzerinden) hesap edilir denildiği halde, bu durumda 16 yıllık birinfaz gerekirken aynı maddenin devamında (muvakkat hürriyeti bağlayıcı cezalaramahkûm edilmiş olup da bu kanundan yararlananların şartla salıverilmelerindeise dışarda geçirecekleri 1/3 süre af ile yapılacak indirimden önceki esas cezaüzerinden yapılır) denilmektedir. Bu şekilde tatbikat yapılınca 36 yıl ağırhapse hükümlü bir kimse 12 sene infaza tabi tutulmuş olmaktadır. Şu hale görearada mahkûm aleyhine 4 yıl fazla infaz yapılmış olmaktadır." diyerek 1803sayılı Yasanın (7/A) maddesinde yer alan "... müebbet ağır hapis cezaları24 yıl ağır hapse çevrilenlerin şartlı salıverilmelerinde, dışardageçirecekleri 1/3 süre, çevrilen bu cezaları üzerinden... yapılır."biçimindeki kuralın hem müebbet ağır hapis cezasının "otuzaltı seneüzerinden hesab edilerek muvakkat ağır hapsin tâbi olduğu şartlar altında"geçeceğini hükme bağlayan Türk Ceza Kanununun 13. maddesinin son fıkrasına, hemde Anayasanın "eşitlik" ilkesine aykırı düştüğünü belirlemekte veiptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasını önermektedir.
1803sayılı Yasanın 7. maddesinin itiraz konusu (A) bendi, gerçekten, bu yasadan yararlanıp,müebbet ağır hapis cezaları (24) yıl ağır hapse çevrilenlerle muvakkathürriyeti bağlayıcı cezalara mahkûm edilmiş olup da, bu yasadan yararlananlarıbirbirinden açıkça ayırmış, birinci gruba girenlerin şartlı Salıverilmelerinde,dışarda geçirecekleri 1/3 sürenin, çevrilen bu cezaları üzerinden; ikinci grubuoluşturanların şartla salıverilmelerinde ise, dışarda geçirecekleri 1/3sürenin, af ile yapılacak indirimden önceki esas ceza miktarı üzerindenyapılacağını hükme bağlamış bulunmaktadır.
19/6/1978günlü dilekçenin konuya ilişkin içeriği ile sözü edilen maddenin açık anlatımıçelişip çatışmadığına göre, 1803 sayılı Yasanın halen yürürlükte olan (7/A)maddesinin bir bölümünün Anayasaya aykırılığı nedeniyle iptaline ilişkinisteğin; 3/7/1970 günlü, Esas : 1968/422, Karar : 1970/192 sayılı kesinleşmişmahkûmiyet hükmünün yorumlanmasında veya hükmedilen cezanın hesabındaduraksamayı yahut bu cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilmesigerekmeyeceği savını da içerdiği düşünülemeyecektir.
Bubakımdan dilekçenin "... müebbet ağır hapis cezasının 36 yıl hesabıyla 12sene şartla, 12 senesi 1803 sayılı Kananla düşürüldükten sonra bakiye 12senenin de 647 sayılı Kanundaki son değişiklikle ayda 6 gün hesabıyla yılda 72gün düşülerek 30/3/1978 tarihinde" meşruten tahliye edilmesi gerektiğineilişkin bölümü hem dilekçede yapılan açıklamaların genel esprisine, hem de 1803sayılı Yasanın (7/A) maddesinin açık ve kesin içeriğine uygun düşmemekte, şuhale göre bu dilekçe, bütünüyle, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402. ve 405maddeleri kapsamına giren, öğreti ve uygulama alanlarında açıklama (tavzih)davası olarak adlandırılan ve hükmü veren mahkemede açılması gereğine işaretolunan geçerli bir davayı da oluşturmamakta, dolayısıyle 1803 sayılı Yasanın(7/A) maddesinin, bu yasadan yararlanıp müebbet ağır hapis cezaları (24) yılağır hapse çevirilenlerin şartlı sahverilmeleriyle ilgili bölümünün iptaliistemi, bu evrede, yasal dayanaktan yoksun ve hukuken geçersiz bir istektenibaret kalmaktadır.
KocaeliCumhuriyet Savcılığı da o yer Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına yazdığı20/6/1978 günlü, 9987 Muh. sayılı yazıda, hükümlünün istemini; "...cezanın infazı sırasında... sonradan yürürlüğe giren af yasasının ilgilihükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasından ibaret bulunmasına göre, Anayasanın151. maddesinde bahsi geçen bir (dava) mahiyetinde....." kabul ederekyaptığı değerlendirme sonucunda :
"Herne kadar hükümlü... 1803 sayılı yasanın (7/A) maddesinin muvakkat ağır hapishükümlülerine taallûk eden ikinci ibaresi dairesinde mahkemece işlem yapılarakve 647 sayılı Yasadaki lehe değişiklik nazara alınarak şartla salıverilmesiniistemekte ise de;
l-Müebbet ağır hapis hükümlüleri ile alâkalı 1803 sayılı Yasanın (l/D) maddesineve (7/A) maddesinin ilk ibaresi sarahatine göre, bunun mümkünbulunmadığı"ndan belirgin biçimde söz edildiği, daha açık biranlatımla", 7. maddesinin (A) bendinde, bu yasadan yararlanıp, müebbetağır hapis cezaları (24) yıl ağır hapse çevrilenlerle, muvakkat hürriyetibağlayıcı cezalara mahkûm edilmiş olup da, bu yasadan yararlananların şartlasalıverilmelerinde, dışarda geçirecekleri 1/3 süre yönünden tamamen değişikdüzenlemeler yapıldığına ve değişik hükümlere yer verildiğine CumhuriyetSavcılığınca da açıkça değinildiği, infaz konusu mahkûmiyet hükmününyorumlanmasında ve hükmedilen cezanın hesabında duraksamaya düşüldüğü de ilerisürülmediği gibi aynı yazının son bölümünde, sadece, "2-... 1803 sayılıyasanın (7/A) maddesinin müebbet ağır hapis hükümlüleri ile alâkalı ilkkısmının ve Türk Ceza Kanununun 13/Son maddesi ile müebbet ağır hapsin süresi(36) yıl olarak tayin edilmiş olduğuna göre, bidayette afla indirimi derpişeden ve bu sebeple (7/A) maddesinin şimdiki eşitsiz uygulama şekline yol açan1803 sayılı Yasanın l/D maddesindeki (...müebbet ağır hapse mahkûm edilenlerincezaları da 24 yıl ağır hapse çevrilmiştir) tarzındaki kısmının sebebiyetverdiği tatbikattan dolayı Anayasanın 12. maddesine aykırı olduğu..."kanaatine yer verilmekle yetinildiği, şu durumda, ortada, infaz yönünden çözülmesigereken bir uyuşmazlık bulunmadığı cihetle Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun402. ve 405. maddelerinde öngörülen bir başvurmanın, başka bir deyişle biraçıklama (tavzih) davasının varlığından yine bahsedilemeyecektir.
Halenuygulanmakta olan "müddetname" den de anlaşılacağı üzere,"13/7/1965 tarihli ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Kanuna 3 EkMadde ile Geçici 7 nci Maddeye Bir Fıkra ve Bir Geçici Madde İlâvesineDair" 1/6/1978 günlü, 2148 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 11/6/1978 günündenönceki evrede, 1803 sayılı Yasanın (l/D) ve (7/A) maddeleri de gözönündetutularak, 14/8/1984 gününde şartla tahliye edilebileceği saptanan hükümlü ileilgili yerine getirme işleminin bu evrede herhangi bir duraksamaya ve taraflararasında uyuşmazlığa yol açtığından daha sonra bu nedenle ve mahkûmiyethükmünün açıklanması amacıyla mahkemeye başvurulduğundan 21/6/1978 günlü,1978/164 Müt. sayılı Müteferrik Kararda da gerçekten hiç söz edilmemiş ve saltAnayasa'ya aykırılık savı yöntemince açılmış, mahkemenin görevine giren geçerlibir dava olarak nitelendirilmiştir.
Bilindiğigibi, 647 sayılı Yasanın değişik 19. maddesi; hürriyeti geçici olarak bağlayıcıcezalarda hükümlülük süresinin 2/3 sini (firar etmişse 4/5 ünü), müebbet ağırhapiste 24 (firar etmişse 30) yılını çekmiş olup da bu sürelerin bitimindeTüzüğe göre iyi halli hükümlü niteliğini koruyanların istekleri olmasa bileşartla salıverilmelerini öngörmüş bulunmaktadır.
Madde,ayrıca, şartla salıverilme kararı alınabilmesi için cezaevi idaresi tarafındangerekçeli olarak düzenlenen olumlu mütalâanın, yetkili yargı yerince(hükmüveren mahkeme, hükümlü başka bir yerde ise, hükümlünün bulunduğu yerdekihükmü veren mahkeme derecesindeki mahkeme) uygun görülmüş olmasını da zorunlukılmıştır.
Bumaddenin öngördüğü koşullardan hiç biri hükümlü yönünden gerçekleşmediği, dahaaçık bir anlatımla, hükümlülük süresinin 2/3 si henüz tamamlanmadığı ve cezaeviidaresince gerekçeli mütalâa düzenlenmesi zamanı gelmediği için itiraz yolunabaşvuran mahkemenin elinde, 647 sayılı Yasanın değişik 19. maddesindegösterilen yöntemlere uygun olarak getirilmiş bir işin ve sözü edilen madde iledaha sonra 11/6/1978 gününde yürürlüğe konan 1/6/1978 günlü, 2148 sayılı Yasakapsamına giren ikincil bir davanın varlığı da kuşkusuz savunulmaz. Bugünkümevzuata göre, hükümlünün, "şartla tahliyesinin mümkün olmadığından vemüddetinin dolmadığından" söz ederek bu konuda bir karar verilmesine yerolmadığını belirleyen Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesinin 21/6/1978 günlü, 1978/164Müt. sayılı "müteferrik karar"ı da aynı gerçeği vurgulamaktadır.
Yukarıdakiaçıklamalar karşısında, Anayasa'nın değişik 151. ve 44 sayılı Yasanın 27.maddelerinde öngörülen anlamda bakılmakta olan bir dava bulunmadığıanlaşıldığından itirazın, başvuran Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddinekarar verilmelidir.
AhmetKoçak, Muhittin Gürün, Lûtfi Ömerbaş, Ahmet Salih Çebi ve Ahmet H. Boyacıoğlubu görüşe katılmamışlardır.
V.SONUÇ ;
İtirazdabulunan mahkemenin elinde bakılmakta olan bir dava bulunmadığından başvurmanın,mahkemenin yetkisizliği yönünden reddine, Ahmet Koçak, Muhittin Gürün, LûtfiÖmerbaş, Ahmet Salih Çebi, Ahmet H. Boyacıoğlu'nun karşıoylarıyla veoyçokluğuyla,
29/6/1978gününde karar verildi.
Başkan
Kâni Vrana
Üye
Abdullah Üner
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Şekip Çopuroğlu
Üye
Fahrettin Uluç
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ahmet Erdoğdu
Üye
Hasan Gürsel
Üye
Osman Tokcan
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Necdet Darıcıoğlu
KARŞIOYYAZISI
Dosyadaki"Müddetname" örneğinden ömür boyu ağır hapis cezasının 1803 sayılıYasanın 1. maddesinin (D) bendi uyarınca 24 yıla çevrildiği aynı Yasanın 7.maddesinin (A) bendine göre de bunun 1/3 ü olan 8 yılın indirilmesi yoluylaşartla salıverilme günün 14/8/1984 olarak belirlendiği anlaşılan hükümlü,Cumhuriyet Savcılığı aracılığı ile Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına verdiğidilekçede özetle, 1803 sayılı Af Yasasının 1. maddesinin (D) bendi ve"Türk Ceza Kanunu" nun 13., 647 sayılı "Cezaların infazı HakkındaKanun" un değişik 19. maddeleriyle bu Kanuna 1/6/1978 günlü, 2148 sayılıKanunla eklenen Ek Geçici 2. madde hükümlerinin uygulanması sonucu 30/3/1978gününde şartla salıverilmesi gerektiğini, oysa kendisinin cezaevinde 14/8/1964gününe kadar kalmasının öngörüldüğünü, buna dayanak tutulan 1803 sayılı Yasanın7. maddesinin (A) bendinin Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu ilerisürerek Anayasa Mahkemesine başvurulmasını istemiş, Cumhuriyet Savcısı da buisteğe uygun düşünce ile konuyu ağır ceza mahkemesine iletmiştir.
AğırCeza Mahkemesi, hükümlünün ve Cumhuriyet Savcısının bu istekleri ile oluşandava dolayısiyle, onların dayandıkları Yasa hükümleri ve olayla ilgili olduğukanısına varabileceği öteki yasa hükümleri çerçevesinde bir karar vermek durumundadır.
Öteyandan hükümlünün yukarıda (içeriğinden, dayandırıldığı anlaşılan yasahükümlerinin belirtilmesi suretiyle) özetlenen dilekçesinin özünü, cezaevindegerektiğinden daha uzun süreyle yatırılması kaygısı oluşturmaktadır.
Hükümlülerincezaevlerinde hukuk kurallarının gerektiğinden fazla yatırılması olasılığıkamuyuda; dolayısiyle Cumhuriyet savcılarını da kaygılandırır ve bu kaygılarancak mahkemelerce verilecek kararlarla giderilebilir. Ceza Muhakemeleri UsulüYasasının 402-405 maddeleri bu kaygıları giderme yolunu açmış bulunmaktadır.
CumhuriyetSavcısı hükümlüye gerektiğinden daha uzun süre ceza çektirme olasılığındandoğan bir duraksamaya düşmüş ve konuyu Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasının 402.maddesi uyarınca Ağır Ceza Mahkemesine iletmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi aynıYasanın 405. maddesi uyarınca, isteğe göre, olumlu veya olumsuz bir kararvermek durumundadır. Böylece Anayasa'nın 31. maddesinin kişilere tanıdığı hakarama özgürlüğü de zedelenmemiş olur.
Görülüyorki, Ağır Ceza Mahkemesi, yöntemince oluşturulmuş bir davaya bakmaktadır veuygulayacağı Yasa hükmünün iptal edilmesi için Anayasa Mahkemesine başvurmayayetkili bulunmaktadır.
Bunedenlerle çoğunluk kararına karşıyız.
Üye
Ahmet Koçak
Üye
Muhittin Gürün
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ahmet Salih Çebi
KARŞIOYYAZISI
Hükümlülerinhangi koşullar altında şartla salıverilmeden yararlanacaklarını 13/7/1965günlü, 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un 1712 sayılı Kanunladeğişik 19. maddesi belirtmiş ve kural olarak bu konuda karar verme yetkisini,hükmü veren mahkemeye, hükümlü başka yerde bulunuyorsa, hükümlünün bulunduğuyerdeki aynı dereceli mahkemeye tanımıştır.
15/5/1974günlü, 1803 sayılı "Cumhuriyetin 50 nci Yılı Nedeniyle Bazı Suç veCezaların Affı Hakkında Kanun" un 7. maddesinin (A) bendi ise, AfKanunundan yararlananların şartla salıverilmeleri hakkında yeni düzenlemelergetirmiş, şartla salıverilmenin bu yeni düzenlemelerle ve 647 sayılı Yasanındeğişik 19. maddesinin bu düzenlemeye ters düşmeyen hükümleriyle birlikteuygulanmasını buyurmuştur.
Hükümlü,şartla salıverilmesi hususunda mahkemeye başvurarak öne sürdüğü konu hakkındabir karar verilmesini istemiş ve Anayasa'ya . aykırılık savında bulunmuştur,şartla salıverilme hakkında karar almaya yetkili olan mahkemenin yasal görevi,konuyu 647 sayılı Yasanın değişik 19. ve 1803 sayılı Yasanın 7/A maddesihükümleri çerçevesinde sonuçlandırmak ve önüne getirilen işi kararabağlamaktır. O halde, cezaevi idaresi tarafından henüz hazırlanmış ve verilmişbir mütalâa olmadığı için mahkemenin önüne gelmiş ve 647 sayılı Yasanın değişik19. maddesi uyarınca oluşmuş bir davadan söz edilemeyeceği yolundaki çoğunlukgörüşünü benimsemeye olanak yoktur. Böyle bir görüşü kabul etmek, demek,cezaevinde geçmesi gereken hükümlülük süresi dolmadan mahkemenin işiinceleyemeyeceğini, başka bir anlatımla bu süre geçmeden hükümlünün haklarınısavunamayacağını ve mahkemenin işe müdahale ederek şartla salıverilme ile onunöğelerini oluşturan konular hakkında karar alamayacağını kabullenmek olur. Oysaşartla salıverilmeye yasa ile yetkili kılınan mahkeme, kural olarak bununöğelerini de önüne getirildiği takdirde karara bağlamakla görevlidir.
Anayasa'nındeğişik 151. maddesinde öngörülen ve Anayasa'ya aykırılık iddialarını AnayasaMahkemesine getirebilme yolunu mahkemelere açan düzenin işleyebilmesi, ortadasomut bir olayın yani mahkemece çözüme bağlanması gereken belli biranlaşmazlığın, Anayasa diliyle bir davanın bulunması, Anayasa'ya aykırılıksavında bulunulan kanun hükmünün bu davada uygulanma durumunda olması,mahkemenin aykırılık savını ciddi görmesi ya da kendiliğinden bu hükmüAnayasa'ya aykırı bulması koşullarının gerçekleşmesine bağlıdır.
Mahkemeninönüne getirilen işi sonuçlandırarak karara bağlaması yasal görevi olduğu halde,bu işi dava saymayan ve yapılan itirazı Anayasa Mahkemesine yetkisiz merci veyakişilerce yapılmış başvurmalarla bir tutan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
Bunedenlerle işin esasının incelenmesine karar verilmesi gerekeceği kanısıylakarara karşıyım.
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu