ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1978/57
Karar Sayısı:1978/48
Karar günü:24/10/1978
Resmi Gazete tarih/sayı:28.2.1979/16564
İTİRAZYOLUNA BAŞVURAN : Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi
İTİRAZINKONUSU : 15/5/1974 günlü, 1803 sayılı "Cumhuriyetin 50 nci Yılı NedeniyleBazı Suç ve Cezaların Affı Hakkında Kanun "un 7. maddesinin (A) bendindeyer alan ".......müebbet ağır hapis cezaları 24 yıl ağır hapseçevrilenlerin şartlı salıverilmelerin, dışarda geçirecekleri 1/3 süre, çevrilenbu cezaları üzerinden...... yapılır ......." biçimdeki kuralın Anayasanın12. maddesine aykırı olduğu öne sürülerek iptali istenmiştir.
I.OLAY :
Sanığınkasten adam öldürmek suçundan Türk Ceza Kanununun 449/1. maddesi uyarıncamüebbet ağır hapis cezasıyla mahkûmiyetine dair Alanya Ağır Ceza Mahkemesindenverilen 22/12/1969 günlü, Esas : 1969/14 ve Karar : 1969/95 sayılı hükümYargıtay 1. Ceza Dairesinin 31/12/6970 günlü, 524/3747 sayılı ilâmıylekesinleşmiştir.
TürkCeza Kanununun 13. maddesinin son fıkrasına göre, otuzaltı yıl üzerindenhesabedilerek muvakkat ağır hapsin bağlı olduğu koşullar altında geçmesigereken bu ceza, tutuklamanın yapıldığı 27/9/1968 gününden başlanarakçektirilmekte iken "Cumhuriyetin 50 nci Yılı Nedeniyle Bazı Suç veCezaların Affı Hakkında Kanun" 18/5/1974 gününde yürürlüğe girmiştir.
BuYasanın yürürlüğe girdiği günlerde, cezasını Adana Kapalı Cezaevinde çekmekteolduğu anlaşılan hükümlü hakkında Türk Ceza Kanununun 449/1. maddesine dayanılarakhükmedilen müebbet ağır hapis cezası, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/5/974günlü, Müh, 1974/210 ve Mut. 1974/210 sayılı Karan ile; 15/5/1974 günlü, 1803sayılıl Af Yasasının l/D. maddesinin uygulanması sonucunda 24 yıl ağır hapseçevrilmiş, "aynı yasa gereğince ...... yekün cezadan, cezanın 1/3 ümeşruten tahliyeden istifade edeceği cihetle 1/3 ü olan 8 yum tenzili ilebakiye 16 yıl ağır hapis cezasının infazı ve ...... 27/9/1968 tarihinde tevkifedilerek cezaevinde bulunduğu anlaşıldığından tevkif tarihine 16 yılınilâvesiyle ...... 27/9/1984 tarihinde meşruten tahliyesi ve bu tarihe kadarinfazın devamı....... " da ayrıca kararlaştırılmıştır.
Dahasonra, 5/6/1974 ve 5/11/1975 günlerinde Adana ve Sivas CumhuriyetSavcılıklarınca ayrı ayrı düzenlenen ve 27/9/1984 gününde şartla salıverilmeyiön gören müddetnamelere göre hükmün yerine getirilmesine devam edilmekte olduğusırada Adana Kapalı Cezaevi Müdürlüğü aracılığı ile Adana CumhuriyetSavcılığına başvuran hükümlü, 20/6/1978 günlü dilekçesinde; 1803 sayılı AfYasasının 7/A. maddesinde yer alan ve bu yasadan yararlanıp, müebbet ağır hapiscezaları 24 yıl ağır hapse çevrilenlerin şartlı salıverilmelerinde, dışardageçirecekleri 1/3 sürenin, çevrilen bu cezaları üzerinden hesabedileceğineilişkin bulunan kuralın Anayasanın 12. maddesine aykırı olduğunu ileri sürmüş,bu nedenle Anayasa Mahkemesine başvurulmasını istemiştir.
AdanaCumhuriyet Savcısı ise, bu başvuru üzerine, Adana 2. Ağır Ceza MahkemesiBaşkanlığına gönderdiği 20/6/1978 günlü, 1978/14 sayılı yazıda; ileri sürülenAnayasaya aykırılık savını yineleyerek hükümlünün istemi doğrultusunda işlemyapılmasını önermiştir.
Adana2. Ağır Ceza Mahkemesi de; 15/5/974 günlü, 1803 sayılı Af Yasasının 7.maddesinin (A) bendinde yer alan ve bu yasadan yararlanıp, müebbet ağır hapiscezalan 24 yıl ağır hapse çevrilenlerin şartlı salıverilmelerinde, dışardageçirecekleri 1/3 süresinin, çevrilen bu cezaları üzerinden hesabedileceğineilişkin bulunan kuralın yasa önünde eşitlik ilkesi yönünden Anayasaya aykırılığısavını ciddi bularak bu kuralın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına23/6/1978 gününde oybirliğiyle karar vermiştir.
III.METİNLER :
l.İptali istenen yasa kuralı :
15/5/1974günlü, 1803 sayılı "Cumhuriyetin 50 nci Yılı Nedeniyle Bazı Suç veCezaların Affı Hakkında Kanun "un itiraz konusu kuralı da içeren 7.maddesinin (A) bendi şöyledir :
"Madde7.- A) Bu kanundan yararlanıp, ölüm cezaları 30 yıl ağır hapse ve müebbet ağırhapis cezaları 24 yıl ağır hapse çevrilenlerin şartlı salıverilmelerinde,dışarda geçirecekleri 1/3 süre, çevrilen bu cezaları üzerinden; muvakkathürriyeti bağlayıcı cezalara mahkûm edilmiş olup da, bu kanundanyararlananların şartla salıverilmelerinde ise, dışarda geçirecekleri 1/3 süre,af ile yapılacak indirimden önceki esas ceza miktarı üzerinden yapılır. Şartlasalıverilmede 647 sayılı Cezaların infazı Hakkındaki Kanunun değişik 19 uncumaddesinin birinci fıkrasında belirtilen iyi hallilik ile, ikinci fıkrasındaöngörülen şartlar, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki süre içinaranmaz."
2.İlgili yasa kuralları :
a)Türk Ceza Kanununun değişik 13. maddesinin son fıkrası şöyledir :
"Madde13.- ...........................
Müebbetağır hapis cezası otuzaltı sene üzerinden hesap edilerek muvakkat ağır hapsintabi olduğu şartlar altında geçer."
b)13/7/1965 günlü, 647 sayılı Cezaların infazı Hakkında Kanun'un 3/5/1973 günlü,1712 sayılı yasa ile değişik 19. maddesi şöyledir :
"Şartlasalıverilme :
Madde19.- Muvakkat hürriyeti bağlayıcı cezalarda hükümlülük süresinin 2/3 ünü vemüebbet ağır hapiste 24 yılını çekmiş olup da Tüzüğe göre iyi halli hükümlüniteliğinde bulunanlar talepleri olmasa dahi şartla salıverilirler.
Cezalarıninfazı sırasında, ceza infaz kurumlarından firar etmiş olanların yukardakifıkra hükmünden yararlanabilmeleri için, muvakkat hürriyeti bağlayıcı cezalardahükümlülük süresinin 4/5 ini, müebbet ağır hapiste 30 yılını çekmiş olmalarışarttır.
Yukardakinisbetlerin tayininde hükümlünün tutuklu kaldığı günler de hesaba katılır.
Şartlasalıverilmeyi gerektirir mahiyette cezaevi idaresi tarafından verilen gerekçelimütalâa, hükmü veren mahkemeye, hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa, hükümlününbulunduğu yerdeki hükmü veren mahkeme derecesinde bulunan mahkemeye tevdiedilir. Mahkeme bu mütalâayı uygun görürse şartla salıverilme kararı derhalyerine getirilir.
Mahkemeşartla salıverilmeyi uygun görmediği takdirde gerekçesini kararında gösterir.
Bukarara karşı hükümlü, vekili, kanunî mümessili veya Cumhuriyet Savcısıtarafından acele itiraz yoluna başvurulabilir.
Kısasüreli hürriyeti bağlayıcı cezalarının bu Kanunun 8 inci maddesinin l, 2 ve 3üncü bentlerine göre infazına karar verilenler şartla salıverilmedenyararlanamazlar.
Şartlasalıverilmiş olan hükümlüler hakkında şartla salıverilme süresinin sonuna kadarTürk Ceza Kanununun 28 inci maddesinin 3 ve 4 üncü fıkraları hükümleriuygulanır.
Şartlasalıverme, hükümlünün iktidarı nisbetinde şahsî hakları tazmin etmesi şartınatalik edilebilir."
c)13/7/1975 günlü, 647 sayılı Yasaya 1/6/1978 günlü, 2148 sayılı Yasayla eklenenEk 2. madde şöyledir :
"EkMadde 2.- Hükümlülerin yarı açık veya açık cezaevlerine seçilmelerine kararverme işlemi, Adalet Bakanlığınca her yılın Ocak ayı içerisinde tespit edilerekCumhuriyet Savcılıklarına bildirilen şartla salıverilme tarihine göre yapılır.Bakanlıkça bildirilen bu tarih aşılmamak ve kapalı kurumlarda çalışanlaraöncelik tanınmak kaydıyla, 9, 10 ve 11 inci maddeler gereğince tabitutulacakları müşahadeleri sonucu yarı açık veya açık müesseselere naklolunanhükümlülerin; anılan müesseselerde kaldıkları her ay için 6 gün, 19 uncumaddenin l, 2 ve 3 üncü fıkralarına göre tespit edilecek şartla salıverilmetarihlerinden indirilmek suretiyle şartla salıverilme işlemi yapılır.
Kapalıinfaz kurumlarında bulunanlardan yarı açık veya açık infaz kurumlarınaayrılmaya hak kazanıp da olanak sağlanamaması sebebiyle naklolunamayanlar ileaynı nitelikleri haiz oldukları halde yaş ve bedeni kabiliyetleri itibariyleçalışma şartlarına intibak edemiyecekleri tespit edilenlerin, iktisap ettiklerihak tarihinden sonra kapalı kurumlarda geçirecekleri süreleri de yarı açık veyaaçık müesseselerde geçmiş sayılır.
l ve2 nci fıkralardaki indirimden yararlananların, yarı açık veya açık kurumlaraayrılmalarına ilişkin idare kurulu kararından önce tutuklu ve hükümlü olarakçalışmak veya çalışmak isteyip de çalıştırılmasına olanak sağlanamamasısuretiyle veya yaş ve bedeni kabiliyetleri itibarıyla çalışamayanların, iyihallilikle geçirdikleri günler, l nci fıkradaki indirime esas sürelerineeklenir.
Heriki halde de yapılacak indirimlerde l aydan az süreler hesaba katılmaz.
Şartlasalıverilmenin geri alınmasına karar verilmesi halinde, bu kararla birlikte l,2 ve 3 üncü fıkralar gereğince yapılan indirim de geri alınmış olur.
Yarıaçık veya açık müesseselerden ve 2 nci fıkrada belirtilen nitelikleri haizolduğu halde kapalı müesseselerden firar edenlerle, en az iki defa kapalıcezaevlerine iade edilenler veya yarı açık veya açık cezaevlerinden kapalıkurumlara iadeyi gerektiren hareketleri sebebiyle 2 nci fıkraya görekazandıkları hakları en az iki defa kaybedenler; evvelce yarı açık veya açıkmüesseselerde veya bu kurumlara ayrılmaya hak kazandıkları tarihten sonrakapalı cezaevlerinde geçirdikleri süreler dahil hiçbir surette indirimdenyararlanamazlar."
3-Dayanılan Anayasa Kuralı :
"Eşitlik:
Madde12.- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefî inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."
IV.İLK İNCELEME : , .
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca yapılan ilk inceleme toplantısında;itiraz yoluyla başvuran mahkemenin Anayasaya aykırılığını öne sürdüğü yasametni, konu ile ilgili öteki metinler, itiraz nedenlerini içeren gerekçelimahkeme kararı ve ekleri okunup incelendikten sonra aşağıda belirtilen konularüzerinde durulmuştur.
Anayasa'nındeğişik 151. maddesinde; bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak biryasanın hükümlerini Anayasa'ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ilerisürdüğü aykırılık savının ciddî olduğu kanısına varması halinde, iptalistemiyle, Anayasa Mahkemesine başvuracağı ve bu konuda verilecek karara kadardavayı geri bırakılacağı kuralı yeralmıştır :
22/4/1962günlü, 44 sayılı "Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve yargılama UsûlleriHakkında Kanun"un aynı konuyu düzenleyen 27. maddesi de bu kuralıyinelemektedir.
Anayasayaaykırılık sorununun Anayasa Mahkemesine iletilmesi yolunu mahkemelere açıktutan bu kural, itiraz yoluna başvuran mahkemenin elinde yöntemince açılan vebakılmakta olan bir davanın bulunmasını zorunlu kılmaktadır.
Anayasayaaykırılığı öne sürülen yasa hükümlerinin bu davada uygulanma durumunda olmasıve mahkemenin aykırılık savını ciddî bulması, ya da kendiliğinden o hükümleriAnayasaya aykırı görmesi ise itiraz yoluyla Anayasaya uygunluk denetimininöteki koşullarını oluşturmaktadır.
Mahkemeninelinde bakılmakta olan bir davanın bulunup bulunmadığı konusunun incelenmesinebu nedenle öncelik tanınması gerekmektedir.
Genelanlamda dava; yasalarda gösterilen yöntemlere uyularak yargı yerlerinegetirilen işlerden ve orada çözülmesi gereken uyuşmazlıklardan oluşmaktadır.Mahkeme önüne getirilen iş hükme bağlanmış ve uyuşmazlık çözülmüş ise,Anayasaya uygunluk denetimi yönünden bakılmakta olan bir davanın varlığındanartık söz edilemeyecektir. Bu bakımdan, sonuçlanmış bulunan asıl ceza davasınıda, hükmü veren mahkemenin bakmakta olduğu bir dava olarak nitelendirmeyeolanak yoktur.
Ancak,cezanın yerine getirilmesi sırasında, hükümlü ile Cumhuriyet Savcısı arasında,örneğin Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402. maddesinde belirtilen türden biruyuşmazlık doğarsa, bu uyuşmazlığın çözülmesi için, aynı yasanın 405. maddesinedayanılarak karar verilmesi konusunun mahkemeye getirilmesi, ya da çözülmesigereken bir uyuşmazlıkla ilişkili olsun olmasın, bir mahkûmiyet hükmününyorumunda veya belirlenen cezanın hesabında duraksamaya düşüldüğünden sözedilerek, yahut cezanın bir bölümünün ya da tümünün yerine getirilmesigerekmeyeceği savı ileri sürerek doğrudan doğruya hükümlü veya CumhuriyetSavcısı tarafından bu konuda mahkemeden bir karar istenmesi halinde, omahkemenin elinde bakılmakta olan bir davanın varlığı kabul edilmelidir.
Bubakımdan, Anayasanın değişik 151. maddesindeki "dava" deyimini, usûlhukukundaki dar anlamıyla değil, geniş olarak, mahkemelerin yasalara göreçözmekle ödevli oldukları uyuşmazlıklar ve karara bağlamakla yükümlübulundukları işler anlamında yorumlamak; iptal davası yoluyla denetime bağlıtutma süresi geçmiş bulunan yasalardan Anayasaya aykırı olanları ayıklamayı vebu nitelikteki yasaların davanın taraflarına uygulanmasını önlemeyi amaçlayanitiraz yoluyla Anayasaya uygunluk denetiminin belirlenen işlevine de uygundüşmektedir.
Yapılanaçıklamaların ışığı altında, itiraz yoluna başvuran Adana 2. Ağır CezaMahkemesinin elinde bulunan işin, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402.maddesinde yazılı öğeleri içeren bir dava niteliğinde olup olmadığı sorununa gelince:
4/4/1929günlü, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunun 402. maddesi; "Birmahkûmiyet hükmünün tefsirinde veya tayin olunan cezanın hesabında tereddütedilir yahut cezanın kısmen veya tamamen infazı lâzım gelmeyeceği iddiaolunursa" bu konuda mahkemeden bir karar isteneceğini, aynı Yasanın 405.maddesi de; cezanın yerine getirilmesi sırasında 402., 403. ve 404. maddeleregöre mahkemeden alınması gereken kararların duruşma yapılmaksızın verileceğiniöngörmektedir.
Kesinolarak verilmiş veya kesinleşmiş bulunan bir mahkûmiyet hükmünün açıklanmasıdoğrultusunda, yapılan bu tür başvurmaların Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun402. maddesine uygun olarak açılmış ikincil nitelikteki davaları oluşturacağıkuşkusuz ise de; Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin elinde bulunan iş, hükümlü yada Cumhuriyet Savcısı tarafından ortaya çıkarılmış, hükmün yerine getirilmesineilişkin bir uyuşmazlığı kapsamadığı gibi, bu işin, mahkûmiyet hükmünün yorumuveya cezanın hesabı yönünden hükümlü ya da Cumhuriyet Savcısında beliren gerçekanlamda bir duraksamanın giderilmesi istemiyle de ilgisi olmadığı açıktır.
Gerçekten,Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 402. maddesi kapsamına giren davalarda yamahkûmiyet hükmünün yorumunda, ya da belirlenen cezanın hesabında bir duraksamayahut cezanın bir bölümünün ya da tümünün yerine getirilmesi gerekmeyeceğiyolunda bir sav söz konusudur.
Oysahem hükümlünün 20/6/1978 günlü dilekçesi, hem de Adana Cumhuriyet Savcılığının20/6/1978 günlü, 978/14 sayılı yazısı bu anlamda bir içerik taşımamakta ve CezaMuhakemeleri Usulü Kanununun 402. maddesinin öngördüğü doğrultuda bir kararverilmesi istemini kapsamamaktadır.
AlanyaAğır Ceza Mahkemesinin 22/12/1969 günlü, Esas : 1969/14, Karar : 1969/95 sayılıkararı ile müebbet ağır hapis cezasına mahkûm edilen ve söz konusu mahkûmiyethükmünün Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 31/12/1970 günlü, 524-3747 sayılı ilamıylaonanarak kesinleşmesinden, bu arada 1803 sayılı Af Yasasının 18/5/1974 günündeyürürlüğe girmesinden sonra Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/5/1974 günlü.Müh. 1974/210 ve Mut. 1974/210 sayılı karan ile müebbet ağır hapis cezası 1803sayılı Yasanın l /D. maddesi uyarınca 24 yıl ağır hapse çevrilen, 24 yıl süreliağır hapis cezasının üçte biri olan sekiz yılın şartla salıverilmedenfaydalanma süresi olarak bu cezadan düşülmesi sonucunda geriye kalan 16 yılağır hapis cezasının yerine getirilmesi ve 27/9/1968 gününde tutuklandığı gözönünde tutularak 27/9/1984 gününde şartla salıverilmesi, ayrıca kararlaştırılanhükümlünün, Adana Kapalı Cezaevi Müdürlüğü aracılığı ile Adana CumhuriyetSavcılığına gönderdiği 20/6/1978 günlü dilekçede şöyle denilmektedir :
"BenAlanya Ağır Ceza Mahkemesinin 1969/14 Esas ve 95 Karar sayılı ilamıyla(.........) 22/12/1969 tarihinde müebbet hapis cezasına mahkûm oldum ve halenAdana Kapalı Cezaevinde cezamı çekiyorum.
Müebbethapis cezam 1803 sayılı Af Kanunu ile 24 yıl hapis cezasına çevrildi ve aşağıdadeğineceğim şekilde bu yasanın meşruten tahliye hükümleri uygulanması sebebiyle4 yıl fazladan hapis yatmaktayım.
11/6/1978günlü Resmî Gazete'de ilân edilerek yürürlüğe giren ve İnfaz Kanununudeğiştiren 2148 sayılı Yasanın uygulanması halinde l yıl için 72 gün istifadedüşünülürse çok yakın bir zamanda tahliye edilmem mümkündür.
Ancakbunun için 1803 sayılı Af Yasasının halen yürürlükte bulunan 7/A maddesininAnayasaya aykırı olduğunu, bu maddenin kendi içinde müebbet hapis cezalarınaçarptırılan kişilerle sair cezalara çarptırılan kişiler arasında farklılık veayrıcalık gözetip aynı zamanda TCK. nun 19. maddesindeki meşruten tahliyehükümlerine ters düşmesi bakımından Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi vebunun için de emsal mahkemenin buna inanması gerekmektedir.
Şöyleki;
1803sayılı Af Yasasının 7/A maddesi aynen :
(Bukanundan yararlanıp, ölüm cezaları 30 yıl ağır hapse ve müebbet ağır hapiscezaları 24 yıl ağır hapse çevrilenlerin şartlı salıverilmelerinde, dışardageçirecekleri 1/3 süre, ÇEVRİLEN BU CEZALARI ÜZERİNDEN;
Muvakkathürriyeti bağlayıcı cezalara mahkûm edilmiş olup da, bu kanundanyararlananların şartla salıverilmelerinde ise, dışarıda geçirecekleri 1/3 süre:
AFİLE YAPILACAK İNDİRİMDEN ÖNCEKİ ESAS CEZA MİKTARI ÜZERİNDEN yapılır)denilmektedir. Müebbet cezalarla sair cezalar arasındaki bir indirim farklılığıkişinin Anayasada yazılı eşitlik ilkesine aykırı olarak ayrıcalık tanınmaksuretiyle farklı işleme tabi tutularak mağdur olması sonucunu doğurmaktadır.
Misal: 36/3 = 12
24/3-8
12-8 = 4
Busuretle 12 yıllık meşruten tahliye indiriminden faydalanacağım yerde 8 yıllıkindirim uygulaması sebebiyle 4 yıl kaybetmiş bulunuyorum.
AyrıcaTCK. nun 19/1, 2, 6. fıkralarında meşruten tahliye hususundaki genel ilkelergenel kanunla düzenlenmiş olmasına rağmen 1803 sayılı Af Yasasının 7/Amaddesine aykırı düşmektedir.
ÇünküTCK. 19/6. maddede, mahkûm oldukları müebbet ağır hapis cezasının 24 yılını iyihalle geçiren hükümlüler hakkında meşruten tahliye uygulanır sarahati müebbetağır hapiste 36 yıl üzerinden hesaplanan ağır hapis cezasının 12 yılınınindirilmesini öngörmektedir.
İlâmımınve düzenlenen Müddetnamelerin incelenmesinden bu sonucun çıkacağı aşikârdır.
Benimgibi Türkiye'de binlerce mahkûm muhtelif cezaevlerinde bir çok maddeleriAnayasa Mahkemesince bir çok defalar iptal edilen, fakat her nasılsa müracaatyokluğu sebebiyle Anayasa Mahkemesine götürülmeyen 1803 sayılı Yasanın 7/Amaddesinin iki cümlesi arasındaki ayırıcı ve farklılık niteliğindeki ve ayrıcabu maddenin T. C. K. nun 19. uncu maddesindeki meşruten tahliye hükümlerineters düşmesi sebebiyle 4 yılını kaybetmiş ümitle beklemektedir.
YüksekMahkemenin gerekli hassasiyeti göstererek bu hükmün Anayasaya aykırı bulunmasısebebiyle yetkili mercie aksettireceğine inancım tamdır.
C.M. U. K. nün infazda tereddüt hükümlerine dayanılarak mahkemesinden bu yöndebir karar alınmasını saygıyla arz ve talep ederim."
Açıkçagörülmektedir ki bu başvuruda, yalnız, 1803 sayılı Af Yasasının 7. maddesinin(A) bendinde yer alan ve bu yasadan yararlanıp, müebbet ağır hapis cezaları 24yıl ağır hapse çevrilenlerin şartlı salıverilmelerinde, dışarda geçirecekleri1/3 sürenin, çevrilen bu cezaları üzerinden hesabedileceğine ilişkin bulunankuralın yol açtığı mağduriyetten söz edilmekte, aynı bentte yer alan vemuvakkat hürriyeti bağlayıcı cezalara mahkûm edilmiş olup da, bu yasadanyararlananların şartla salıverilmelerinde ise, dışarda geçirecekleri 1/3sürenin, af ile yapılacak indirimden önceki esas ceza miktarı üzerindenhesaplanmasını öngören kural karşısında müebbet ağır hapis hükümleri ile ilgilikuralın yasa önünde eşitlik, ilkesini zedelediğine ve bu nedenle Anayasayaaykırı olduğuna değinildikten sonra Anayasa Mahkemesine başvurulmasıistenmektedir.
Hükümlünündilekçesinde Alanya Ağır Ceza Mahkemesinin 22/12/1969 günlü, Esas : 1969/14 veKarar : 1969/95 sayılı kesinleşmiş mahkûmiyet hükmünün ve Adana 2. Ağır CezaMahkemesinden verilen 30/5/1974 günlü, Müh. 1974/210 ve Mut. 1974/210 sayılıkararın yorumundan veya bu kararlarla belirlenen cezanın hesabında duraksamayadüşüldüğünden söz edilmediğine yahut cezanın bir bölümünün ya da tümünün yerinegetirilmesi gerekmeyeceği savına yer verilmediğine göre bu dilekçe Ceza MuhakemeleriUsulü Kanununun 402. maddesiyle mahkemeden istenmesi öngörülen kararın ve buamaçla açılması gereken davanın yasal dayanağını oluşturmamaktadır.
Hükümlününanlam ve kapsamı belirgin bulunan dileğini ve dayandığı gerekçeyi bütünüylebenimseyen Adana Cumhuriyet Savcısı da 20/6/1978 günlü, 978/14 sayılı yazısındakonuya ilişkin düşüncelerini şöyle açıklamaktadır :
"Hükümlüdilekçesinde, 1803 sayılı Af Yasasının 7/A maddesinin müebbet hapis cezalarındameşruten tahliye hükümlerinin uygulanmasıyla sair hapis cezalarında meşrutentahliye hükümlerinin uygulanması arasındaki fark nedeniyle Anayasanın temelilkelerinden olan eşitlik ve ayrıcalık yaratılmaması temel hakkının bu kanundayanlış uygulanması sebebiyle mahkemenin bu durumu nazara almasını istemektedir.
1803sayılı Af Yasasının 7/A maddesi 36 sene üzerinden hesaplanan müebbet hapislerde12 yıllık ağır hapis af indiriminden sonra kalan 24 yıl üzerinden 1/3 meşrutentahliye indirimi tanımakta ve müebbet ağır hapis cezalarına mahsus aleyhteayırıcı bir nisbet tanımaktadır.
Bunamukabil aynı Kanunun 2. maddesi sair hapis cezalarında bu indirimin afuygulamasından önceki cezanın tamamı üzerinden meşruten tahliye indiriminikabul etmekte ve bu sebeple bu hükümlü meşruten tahliyeden sair cezalar gibi 12yıl indirim istifadesi olacak iken ve bu durum TCK. nun 19. maddesine uygunbulunmasına rağmen 1803 sayılı Yasanın 7/A maddesinin birinci cümlesine göresadece 8 yıl indirim yapılmış olmakla 4 yıl aleyhe bir sonuç doğurmaktadır.
Anayasamızıntemel hak ve özgürlükler bölümünde kişilere farklılık ve ayrıcalıkyapılamıyacağı yazılı olmasına göre 1803 sayılı Yasanın 7/A maddesinin birincive ikinci cümleleri birbirine zıt hükümler taşıdığı gibi ayrıca bu yasanınanılan maddesinin birinci cümlesi TCK. nun 19. maddesindeki genel meşrutentahliye hükümlerinin uygulanmasına ilişkin 6. bendine de aykırı düşmektedir.
Busebeplerle infazda tereddüte düşülmüş bulunması sebebiyle Yüksek Mahkemenininfaz evrakını da dilekçeyle birlikte inceleyerek bu hususta Anayasayaaykırılık kararı verilmek üzere ilgili evrak ilişikte sunulmuştur."
22/12/1969günlü, Esas: 1969/14 ve Karar: 1969/95 sayılı mahkûmiyet hükmü ile Adana 2.Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 30/5/1974 günlü, Müh. 1974/210 ve Mut. 1974/210sayılı kararın yorumu gerektirmeye ve duraksamaya yol açmayan açık içeriğinekarşın, hükümlünün dilekçesinde yazılı olduğu üzere, bu yazıda da, mahkûmiyethükmünün yerine getirilmesinde duraksamaya düşüldüğünden soyut biçimde sözedilmesi ve duraksamaya yol açan somut nedenler yerine 1803 sayılı Yasanın 7.maddesinin (A) bendinde yer alan müebbet ağır hapis hükümlüleri ile ilgilikuralın Anayasaya aykırılığını belirleyen somut nedenlerin açıklanmasıylayetinilmesi hükmün açıklanmasına ilişkin bir davanın varlığından söz edilmesiniengellemektedir.
1803sayılı Af Yasasının 7. Maddesinin (A) bendi, gerçekten, bu yasadan yararlanıp,müebbet ağır hapis cezaları 24 yıl ağır hapse çevrilenlerle muvakkat hürriyetibağlayıcı cezalara mahkûm edilmiş olup da bu yasadan yararlananları birbirindenaçıkça ayırmış, birinci gruba girenlerin şartlı salıverilmelerinde, dışardageçirecekleri 1/3 sürenin, çevrilen bu cezaları üzerinden; ikinci grubuoluşturanların şartlı salıverilmelerinde ise, dışarda geçirecekleri 1/3sürenin, af ile yapılacak indirimden önceki esas ceza miktarı üzerindenhesaplanacağını hükme bağlamış bulunmaktadır.
Hükümlünün20/6/1978 günlü dilekçesi ile Adana Cumhuriyet Savcısının 20/6/1978 günlü,978/14 sayılı yazısı ve ileri sürülen Anayasaya aykırılık savlarının ciddîolduğu kanısına varan Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23/6/1978 günlü. Mut. 69sayılı başvurma kararı 1803 sayılı Yasanın 7. maddesinin (A) bendi ile çelişipçatışmadığına göre, 1803 sayılı Yasanın halen yürürlükte bulunan 7/A maddesininbir bölümünün iptaline ilişkin istemlerin 22/12/1969 günlü, Esas : 1969/14 veKarar : 1969/95 sayılı kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü ile 30/5/1974 günlü, Müh.1974/210 ve Mut. 1974/210 sayılı kararın yorumunda veya belirlenen cezanınhesabında duraksamayı yahut bu cezanın bir bölümünün ya da tümünün yerinegetirilmesi gerekmeyeceği savını da içerdiği düşünülemeyecektir. İtirazcımahkemeye yapılmış böyle bir başvurma ise, hukuksal açıdan bir dava olaraknitelendirilemez.
Nitekim,itiraz yoluna başvuran mahkeme de 1803 sayılı Af Yasasının 7. maddesini, buyasanın yürürlüğe girdiği 18/5/1974 gününden hemen sonra, yukarıda belirlenenaçık anlamı doğrultusunda uygulayarak, 30/5/1974 günlü, Muh. 1974/210 ve Müt.1974/210 sayılı kararında; bu yasanın l/D. maddesinden yararlandırılıp müebbetağır hapis cezası 24 yıl ağır hapse çevrilen hükümlünün şartlısalıverilmesinde, dışarda geçireceği 1/3 süreyi, çevrilen bu cezası üzerindenhesaplayarak 24 yıl ağır hapis cezasının üçte biri olan 8 yılın bu cezadandüşülmesi yoluyla geri kalan 16 yıl ağır hapis cezasının yerine getirilmesisonucuna ulaşmış, bir örneği 7/6/1974 gününde hükümlüye de tebliğ edilen5/6/1974 günlü müddetnameden de anlaşılacağı üzere, Adana Cumhuriyet Savcılığıda bu evrede aynı ilkeleri benimsemiş bulunmaktadır.
1978yılının Haziran ayı sonlarına kadar geçen dört yıllık süre içinde sözü edilenmahkûmiyet hükmünün yorumu ve yerine getirilmesi gereken cezanın hesaplanmasıyönünden duraksamaya düşülmemiş ve bu cezanın bir bölümünün veya tümünün yerinegetirilmesi gerekmeyeceğine ilişkin herhangi bir sav da ileri sürülmemiştir.Aslında bugün de böyle bir duraksamadan söz edilmediği ve belirtilen niteliktebir sav öne sürülmediği, sadece 1803 sayılı Af Yasasının mahkemece daha önceuygulanmış olan 7/A. maddesinin bir bölümünün Anayasaya aykırılığı nedeniyleiptali istendiği halde, Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, itiraz yolu ileAnayasa Mahkemesine getirilmesine yasal olanak bulunmayan bu isteğibenimseyerek Anayasa Mahkemesine başvurduğu anlaşılmaktadır.
647sayılı Yasanın değişik 19. maddesi; hürriyeti geçici olarak bağlayıcı cezalardahükümlülük süresinin 2/3 sini (Firar etmişse 4/5 ünü), müebbet ağır hapiste 24(firar etmişse 30) yılını çekmiş olup da bu sürelerin bitiminde tüzüğe göre iyihalli hükümlü niteliğini koruyanların istekleri olmasa bile şartlasalıverilmelerini öngörmüş bulunmaktadır.
Madde,ayrıca şartla salıverme kararı alınabilmesi için; cezaevi yönetimi tarafındangerekçeli olarak düzenlenen olumlu düşüncenin, yetkili yargı yerince (hükmüveren mahkeme, hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa, hükümlünün bulunduğuyerdeki hükmü veren mahkeme derecesinde bulunan mahkeme) uygun görülmüş olmasınıda zorunlu kılmıştır.
Bumaddenin öngördüğü koşullardan hiç biri hükümlü yönünden gerçekleşmediği, dahaaçık bir anlatımla, hükümlülük süresinin 2/3 si henüz tamamlanmadığı,dolayısiyle cezaevi yönetimince gerekçeli düşünce düzenlemesi zamanı gelmediği,esasen hükümlünün dilekçesi de bu doğrultuda bir istemi kapsamadığı gibi,30/5/1974 günlü, Muh. 1974/210 ve Müt. 1974/210 sayılı kararda yasal koşullarıgerçekleşmemiş olmasına karşın şartla salıverme konusu da incelenip kararabağlandığı için, itiraz yoluna başvuran mahkemenin elinde 647 sayılı yasanındeğişik 19. maddesinde gösterilen yöntemlere uygun olarak getirilmiş bir işinve sözü edilen madde ile daha sonra 11/6/1978 gününde yürürlüğe konan 1/6/1978günlü, 2148 sayılı Yasa kapsamına giren ikincil bir davanın varlığı da kuşkusuzsavunulamayacaktır.
Yukarıdayapılan açıklamalar karşısında, mahkemenin elinde, Anayasanın değişik 151. ve44 sayılı Yasanın 27. maddelerinde öngörülen anlamda bir dava bulunmadığıanlaşıldığından, ilgili belgelerin onanlı örnekleri yerine dosyanın aslınıngönderilmiş olması bir eksiklik sayılmayarak, itirazın, başvuran mahkemeninyetkisizliği nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmektedir.
AhmetSalih Çebi ek gerekçe ile bu görüşe, Şevket Müftügil, Nahit Şaçlıoğlu, Ahmet H.Boyacıoğlu ve Bülent Olçay "Mahkemenin elindeki işin kapsadığı konu dahaönce karara bağlanmış olduğundan, itirazın bu nedenle yetkisizlik yönündenreddi gerektiği" ni, öne sürerek bu sonuca katılmışlardır. Lütfi Ömerbaşise "Mahkemenin elinde bakılmakta olan bir davanın var olduğu ve bubakımdan itiraz yoluna başvurmaya yetkili bulunduğu" gerekçesiyle çoğunlukgörüşüne katılmamıştır.
V.SONUÇ :
1-22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27. maddesi gereğince ilgili belgelerinonanlı örnekleri yerine dosyanın aslının olduğu gibi gönderilmiş olmasının işinniteliği yönünden eksiklik sayılmadığına oybirliğiyle;
2-Mahkemenin elindeki iş 4/4/1929 günlü, 1412 sayılı Ceza Muhameleri UsulüKanununun 402. maddesinde yazılı öğeleri içeren bir dava niteliğindebulunmadığından itirazın başvuran mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddineAhmet Salih Çebi'nin ek gerekçesi ile; Şevket Müftügil, Nahit Şaçlıoğlu, AhmetH. Boyacıoğlu ve Bülent Olçay'ın "mahkemenin elindeki işin kapsadığı konudaha önce karara bağlanmış olduğundan, itirazın bu nedenle yetkisizlik yönündenreddi gerektiği" yolundaki değişik gerekçeleri ile, Lütfi Ömerbaş'ın"mahkemenin elinde bakılmakta olan bir davanın var olduğu ve bu bakımdanitiraz yoluna başvurmaya yetkili bulunduğu" yolundaki karşıoyu ile ve oyçokluğuile;
24/10/1978gününde karar verildi.
Başkan
Şevket Müftügil
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ahmet Erdoğdu
Üye
Osman Tokcan
Üye
Ali Rüştü Aral
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Muammer Yazar
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Kenan Terzioğlu
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
Bülent Olçay
DEĞİŞİKGEREKÇE YAZISI
Kararın"Olay" bölümünde de açıklandığı üzere, mahkûmiyet hükmü kesinleşipyerine getirilmekte iken 1803 sayılı Af Yasası 18/5/1974 gününde yürürlüğegirmiş ve Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/5/1974 günlü karariyle hükümlühakkındaki kesinleşmiş hürriyeti bağlayıcı ceza, 1803 sayılı Yasanın l/Dmaddesi uygulanmak suretiyle 24 yıl ağır hapis cezasına çevrilmiştir. Adı geçenmahkeme ayrıca bu kararda hükümlünün, cezasının üçte biri olan 8 yıl meşrutentahliye süresinden yararlanacağını ve 27/9/1984 gününe kadar infazın devametmesini ve şartla salıverilmesinin 27/9/1984 gününde yapılması gerektiğinikarara bağlamıştır. Başka bir anlatımla Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi bukararla, 1803 sayılı Yasanın 7/A maddesini uygulamış, hükümlünün cezaevindegeçmesi gereken günleri ve şartla salıverilme sürelerini hesaplayarak, şartlasalıverilmenin 27/9/1984 gününde yapılmasını hüküm altına almıştır.
Anayasanın151. ve 44 sayılı Yasanın 27. maddelerinde kurala bağlanan itiraz yolununişleyebilmesi, ortada bir davanın bulunması Anayasaya aykırılığı öne sürülenyasa hükmünün o davada uygulanma durumunda olması, mahkemenin aykırılık savınıciddi görmesi veya kendiliğinden bu hükmü Anayasaya aykırı bulması gibikoşulların gerçekleşmesine bağlıdır. Oysa Mahkemece, Anayasaya aykırılığı önesürülen 1803 sayılı Yasanın 7/A maddesi hükmü daha önce ele alınmış ve30/5/1974 gününde uygulanarak hükümlü hakkındaki infazın 27/9/1984 gününe değinsürdürülmesi ve şartla salıverilmenin bu tarihte yapılması karara bağlanmıştır.
Ohalde başvuran mahkeme, bu karar karşısında 1803 sayılı Yasanın 7/A maddesiniuygulama durumunda olmadığı için itiraz bu nedenle reddedilmelidir.
Sonucabu gerekçe ile katılmaktayız.
Başkan
Şevket Müftügil
Üye
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Bülent Olçay
KARŞIOYYAZISI
15/5/1974günlü, 1803 sayılı "Cumhuriyetin 50. Yılı Nedeniyle Bazı Suç ve CezalarınAffı Hakkında Kanun" un 1. maddesinin (D) bendi ile ömür boyu ağır hapiscezaları 24 yıla indirilmiş ve aynı Kanunun 7. maddesinin (A) bendi ile debunların şartla salıverilmelerinde uygulanacak yöntemler belirtilmiştir.
Olaydaömür boyu ağır hapis cezası, yukarıda belirtilen Yasa hükümlerinin uygulanmasıyoluyla, 16 yıla indirilen hükümlü, Cumhuriyet Savcılığına verdiği dilekçede,1803 sayılı Af Yasasının 7. maddesinin (A) bendinde yer alan ve bu yasadanyararlanıp ömür boyu ağır hapis cezaları 24 yıl ağır hapse çevrilenlerin şartlasalıverilmelerinde, dışarıda geçirecekleri 1/3 sürenin, çevrilen bu cezalarıüzerinden hesap edileceğine ilişkin bulunan kuralın, Anayasanın 12. maddesineaykırı olduğunu ileri sürmüş ve bu nedenle Anayasa Mahkemesine başvurulmasınıistemiş, Cumhuriyet Savcısı da benimsediği bu görüşle, hükümlünün isteğidoğrultusunda işlem yapılması için konuyu ağır ceza mahkemesine iletmiştir.
HükümlününCumhuriyet Savcılığına başvurmasının asıl nedeni, dilekçede açıkçabelirtilmemiş olsa da, cezaevinde gerektiğinden daha uzun süre alıkonulmasıkaygısıdır.
Hükümlülerincezaevlerinde hukuk kurallarının gerektirdiğinden fazla yatırılması olasılığıkamuya da dolayısıyla Cumhuriyet savcılarını da kaygılandırır ve bu kaygılarancak mahkemelerce verilecek kararlarla giderilebilir.
Cumhuriyetsavcısının ağır ceza mahkemesine başvurması da bu kaygının yarattığıduraksamaya dayandırılmak gerekir. Ceza Muhakemeleri Usulü Yasasının 402-405.maddeleri bu kaygı ve duraksamaların giderilmesi yolunu açmış bulunmaktadır.Ağır ceza mahkemesi Anayasanın 31. maddesinde yer alan hak arama özgürlüğünü degöz önünde tutarak Cumhuriyet Savcısının istemi ile de oluşan dava üzerine birkarar vermek durumundadır.
Öteyandan asıl ilâm ile verilen cezanın çektirilmesi sırasında ortaya çıkandurumlar ile Af Yasası hükümlerinin uygulanması sonucunda belirlenen cezanınçektirilmesi sırasında ortaya çıkan durumlar arasında, Ceza Muhakemeleri UsulüYasasının 402-405. maddeleri açısından, bir ayrılık olduğundan söz edilemez.1803 sayılı Af Yasasının ilgili hükümlerinin Mahkemece daha önce uygulanmışolması hükümlünün isteğinin incelenip karara bağlanmasına engel değildir.
Bunedenlerle Ağır Ceza Mahkemesinin elinde bakmakta olduğu bir dava vardır veMahkeme Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir.
Üye
Lûtfi Ömerbaş
EKGEREKÇE
Sanığınadam öldürmek suçundan ağır hapis cezasına mahkûmiyetine dair Alanya Ağır CezaMahkemesince verilen hüküm Yargıtayca onanmak suretiyle kesinleşmiştir.
Hükümlübu cezasını Adana Cezaevinde çekmekte iken Cumhuriyetin 50. Yılı Nedeniyle BazıSuç ve Cezaların Affı Hakkındaki 1803 sayılı Kanun yürürlüğe girmiştir. Adana2. Ağır Ceza Mahkemesi hükümlü hakkında Af Yasasını uygulamış ve cezasının 24yıla çevrilmesine ve bu ceza üzerinden şartla salıverilme sebebiyleyararlanacağı 8 yılın tenziliyle 16 yıl ağır hapis cezasının infazına ve27/9/1984 tarihinde şartla salıverilmesine karar vermiştir.
Hükümlü,Adana Cumhuriyet Savcılığına verdiği 20/6/1978 günlü dilekçesiyle, şartlasalıvermenin hesabında müebbet ağır hapis cezasının karşılığı olan 36 yılınesas alınması gerekirken Af Yasasının uygulanması sonucu bu cezanın çevrildiği24 yılın esas alınmasının ve 1/3 nisbetindeki indirimin bu miktar üzerindenyapılmasının Anayasa'ya aykırılığını ileri sürmüştür.
Adana2. Ağır Ceza Mahkemesi hükümlü hakkında Af Yasasını uygulayarak cezasını 24yıla çevirmiş, şartla salıverme gününü de karar altına almak suretiyle işisonuçlandırmıştır. Bu karar usulen ortadan kalkmadıkça Adana 2. Ağır CezaMahkemesinin, Af Yasasının dava konusu 7. maddesinin (A) bendini ikinci kez uygulamasıolanağı yoktur. Bu itibarla da elinde bir davanın varlığından söz edilemez.
SONUÇ:
Bunedenle de itirazın reddi gerekir.
Üye
Ahmet Salih Cebi
KARŞIOYYAZISI
AnayasaMahkemesinin 1978/57 48 sayılı kararında, sayın Şevket Müftügil, Ahmet H.Boyacıoğlu ve Bülent Olçay'ın değişik gerekçe yazısına katılıyorum.
Üye
Nahit Saçlıoğlu