ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1978/61
Karar Sayısı:1979/12
Karar Günü:27.2.1979
Resmi Gazete tarih/sayı:10.6.1979/16662
İPTALDAVASINI AÇAN : Hacettepe Üniversitesi
İPTALDAVASININ KONUSU : 29.6.1978 günlü, 2162 sayılı "Sağlık Personelinin TamSüre Çalışma Esaslarına Dair Kanun"un 1. maddesinin birinci fıkrasında yeralan "....1765 sayılı Yasada belirtilen..." biçimindeki hükümle, aynıYasanın 7. maddesinde ayraç için de yazılı "ilgili üniversite personeliiçin 1765 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin l inci fıkrasındabelirtilenden" hükmünün Anayasa'nın 12. ve 120. maddelerine aykırı olduğuileri sürülerek, iptallerine karar verilmesi istenmiştir.
II.YASAMETİNLERİ:
A)İptali istenen hükümleri içeren yasa maddeleri :
l-Resmî Gazete'nin 9.7.1978 günlü, 16341 sayılı nüshasında yayımlanan, 29.6.1978günlü, 2162 sayılı "Sağlık Personelinin Tam Süre Çalışma Esaslarına DairKanun"un 1. maddesi şöyledir :
"Madde1.- Bu kanun, genel ve katma bütçeli kurumlarda, il özel idareleri ilebelediyelerde ve bunların kurdukları döner sermayeli kuruluşlarda, kanunlarlakurulan fonlarda, kefalet sandıklarında, Beden Terbiyesi Bölge müdürlüklerinde,kamu iktisadi teşekkülleri ve teşebbüslerinde, Emekli Sandığında, SosyalSigortalar Kurumunda çalışan ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun değişik36 ncı maddesindeki sağlık hizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfına(hayvan sağlığı hariç) veya genel idare hizmetleri, eğitim ve öğretimhizmetleri, teknik hizmetler sınıfına girecek nitelikte olan ve 926 sayılı Yasaile 1765 sayılı Yasada belirtilen ve bu kanunda nitelenen personele uygulanır.
Yukarıdakifıkra hükmüne giren sözleşmeli, geçici ve işçi statüsünde çalışan personele bukanun hükümleri uygulanmaz."
2-Aynı yasanın 7. maddesi şöyledir :
"Madde7.- Bu Kanun kapsamında çalışan personel, hariçte serbest olarak sanat vemesleklerini icra edemezler, resmi ve özel herhangi bir müessesede maaşlı,ücretli veya sözleşmeli olarak mesleki görev alamazlar, çalıştıkları kurumungelirlerinden veya hizmet verdikleri kişilerden bu kanunda yazılı olanlardan ve657 sayılı Devlet Memurları Kanununun gerektirdiği ödemelerden (ilgiliüniversite personeli için 1765 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin l incifıkrasında belirtilenden) başka mesleki ek gelir sağlayamazlar"
B)Dayanılan Anayasa Kuralları :
"Madde12.- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din ve mezhepayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbirkişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."
"Madde120.- (20.9.1971 günlü, 1488 sayılı Yasayla değişik) Üniversiteler, ancakDevlet eliyle ve kanunla kurulur. Üniversiteler, özerkliğe sahip kamu tüzelkişileridir.
Üniversiteözerkliği, bu maddede belirtilen hükümler içinde uygulanır ve bu özerklik,üniversite binalarında ve eklerinde suçların ve suçluların kovuşturulmasınaengel olmaz.
Üniversiteler,Devletin gözetimi ve denetimi altında, kendileri tarafından seçilen organlarıeliyle yönetilir, özel kanuna göre kurulan Devlet üniversiteleri hakkındakihükümler saklıdır.
"Üniversiteorganları, öğretin üyeleri ve yardımcıları, üniversite dışındaki makamlarca,her ne suretle olursa olsun, görevlerinden uzaklaştırılacaklar. Son fıkrahükümleri saklıdır.
Üniversiteöğretim üyeleri ve yardımcıları serbestçe araştırma ve yayında bulunabilirler.
Üniversitelerinkuruluş ve işleyişleri, organları ve bunların seçimleri, görev ve yetkileri,üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri veüniversite organlarının sorumluluğu, öğrenim ve öğretim hürriyetleriniengelleyici eylemleri önleme tedbirleri, üniversiteler arasında ihtiyaca göreöğretim üyeleri ve yardımcılarının görevlendirilmesinin sağlanması, öğrenim veöğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerineve kalkınma plânı ilkelerine göre yürütülmesi esasları kanunla düzenlenir.
Üniversitelerinbütçeleri, genel ve katma bütçelerin bağlı olduğu esaslara uygun olarakyürürlüğe konulur ve denetlenir.
Üniversitelerleonlara bağlı fakülte, kurum ve kuruluşlarda öğrenim ve öğretim hürriyetlerinintehlikeye düşmesi ve bu tehlikenin üniversite organlarınca giderilmemesihalinde Bakanlar Kurulu ilgili üniversitelerin veya bu üniversiteye bağlıfakülte, kurum ve kuruluşların idaresine el koyar ve bu kararını hemen TürkiyeBüyük Millet Meclisi Birleşik Toplantısının onamasına sunar. Hangi hallerin elkoymayı gerektireceği, el koyma kararının ilân ve uygulanma usulleri ile süresive devamınca Bakanlar Kurulunun yetkilerinin nitelik ve kapsamı kanunladüzenlenir."
III.İLK İNCELEME:
AnayasaMahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca Şevket Müftügil, Muhittin Gürün,Lütfi Ömerbaş, Ahmet Erdoğdu, Osman Tokcan, Rüştü Aral, Ahmet Salih Çebi,Muammer Yazar, Âdil Esmer, Nihat O.Akçakayalıoğlu, Nahit Saçlıoğlu, HüseyinKaramüstantikoğlu, Ahmet H. Boyacıoğlu, Necdet Darıcıoğlu ve Bülent Olcay'ınkatılmasıyla 2.11.1978 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyanıneksiği bulunmadığından işin özünün incelenmesine karar verilmiştir.
IV.ÖZÜN İNCELENMESİ :
İşinözüne ilişkin rapor, dava dilekçesi, iptali istenen hükümler, dayanılan Anayasave ilgili yasa kuralları, bunlara ilişkin yasama belgeleri ve Öteki metinlerokunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı,2162 sayılı Yasanın 1. maddesinde yer alan ".... 1765 sayılı Yasadabelirtilen ...." biçimindeki hükümle, 7. maddede ayraç içinde yazılı"ilgili üniversite personeli için 1765 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin linci fıkrasında belirtilenden" hükmünün, Anayasa'ya aykırı olduğunu ilerisürerek, iptallerine karar verilmesini istemektedir.
Heriki hükmün de kimi üniversite personelinin yasa kapsamına alınması amacıylagetirilmiş olmalarına karşın, nitelikleri ve etkileri, aşağıda açıklanacağıgibi, ayrılık gösterdiğinden, işin özüne ilişkin incelemede iki hüküm ayrı ayrıele alınacaktır.
A)2162 sayılı Yasanın 1. maddesinde yer alan "...1765 sayılı yasadabelirtilen..." biçimindeki hükmün Anayasa'ya aykırılığı savı'nınincelenmesi :
Buhükmün Anayasa'ya uygunluğunun denetiminde benimsenecek yöntemi saptayabilmekiçin, öncelikle, hükmün yasa içindeki yerini ve hukuksal niteliğini açıklıklaortaya koymakta yarar vardır.
2162sayılı Yasanın 1. maddesi, yasanın kapsamını belirtmekte, bu maddede yer alaniptal konusu hüküm de, üniversite personelinden bir kesimi yasa kapsamınaalmaktadır.
Üniversitelerinkendi varlık ve görevlerini ilgilendiren alanlardaki yasa hükümlerinin tümününya da bir bölümünün iptalini dava etme yetkileri bulunduğu, dava hakkınınkapsamını belirleme ve kullanma yönünün ise salt kendilerinin takdirine ilişkinbir iç sorun olduğu kuşkusuzdur. Dava dilekçesinde, iptal istemine konuedilenler dışındaki yasa hükümlerinin üniversite açısından Anayasaya aykırıdüştüğü ileri sürülerek bu hükümlerin de iptali istenmiş değildir. Öne sürülensavlar, yasanın üniversite personelini kapsamına alabilecek nitelikte olmadığıgörüş ve düşüncesine dayandırılmış ve kimi üniversite personelini yasakapsamına alan hükmün iptali istenmekle yetinilmiş, böylece yasanın ötekihükümleri istemin kapsamı dışında tutulmuştur. Bu durum karşısında, 22.4.1962günlü, 44 sayılı Yasanın 28. maddesinin birinci fıkrasında yeralan"Anayasa Mahkemesinin istemle bağlı olması" kuralı gereğince, yasanındava konusu edilmeyen hükümlerinin Anayasaya uygunluk denetiminden geçirilmesineolanak yoktur. O halde izlenecek yöntem, yasanın içeriğini, amacını, niteliğinive belirleyici özelliğini araştırmak, incelemek ve ortaya koymak, saptanacakduruma göre, üniversitenin bir kesim personelini yasa kapsamına alan davakonusu hükmü Anayasaya uygunluk denetiminden geçirmektir.
2162sayılı Yasanın içerdiği hükümler topluca gözden geçirildikte , belirleyiciözellikleri şu iki kesimde toplanabilir :
1-Yasa, kapsamına giren kişilere, görevleri gereği olarak kimi ödeneklerinverilmesini öngörmektedir.
2-Ayrıca yasada, bu kişiler bakımından, yine görevlerinin gereği olarak, kimiyükümlülükler ve kısıtlamalar getirilmektedir.
Budurum karsısında, incelenmenin yasa maddelerinin tek tek Anayasa'yauygunluklarının denetlenmesi biçiminde değil, yasanın belirleyici özellikleriyukarda gösterilen iki kesim içinde, ele alınarak yürütülmesi gerekecektir.
l-2162 sayılı Yasanın kimi üniversite personeli için öngördüğü ödenekler yönündeninceleme :
Yasa,öteki sağlık personeli yanında, üniversiteler insan sağlığı bilimlerifakültelerinin personeline de şu özel ödeneklerin verilmesini öngörmektedir :
a)Meslek ödeneği (Yasanın 2., 3., 4. ve 5- maddeleri)
b)Mahrumiyet yeri ve hizmet niteliği ödeneği (Yasanın 8. maddesi)
c)Nöbet Ödeneği(Yasanın 10. maddesi)
ç) Acilvak'a ödeneği(Yasanın 10. maddesi)
Yasayailişkin gerekçelerden ve Yasama Meclislerinde yapılan açıklamalardananlaşıldığına göre, yasanın çıkarılışı;
a)Nicelik ve nitelik yönlerinden yeterli düşeyde sağlık personeli yetiştirilmesi,
b)Eldeki sağlık personelinden olabildiğince çoğunun kamu hizmetinde ve Yurtdüzeyine yaygın biçimde çalıştırılması,
c)Kamu hizmetindeki sağlık personelinin tüm çalışmalarını, bu göreve vermeleri,amaçlarına yönelik bulunmaktadır.
Buamaçların, Anayasa'nın 2. maddesindeki "sosyal devlet" kuralı ve 49.maddesinin birinci fıkrasında yer alan "Devlet, herkesin beden ve ruhsağlığı içinde yaşıyabilmesini ve tıbbî bakım görmesini sağlamaklaödevlidir" hükmü ile uyum içinde olduğu, duraksamaya yer vermeyecek denliaçıktır.
Yasaylaverilmesi öngörülen bu özel ödeneklerin Anayasa'ya aykırı bir durum oluşturupoluşturmadığı sorunu ise, ilgili Anayasa maddeleri yönünden şöyleceirdelenebilir :
a)Anayasa'nın 120. maddesi yönünden inceleme :
Budavada Anayasa'ya uygunluk denetimi için benimsenen yöntem gereğince,Anayasa'nın 120. maddesi ile ilişkili olarak ele alınabilecek savlar şunlardır:
aa)İptali istenen hüküm, üniversitelerin görüşü alınmadan yasaya konulmuştur.
bb)Anayasa'nın 120. maddesi karşısında, üniversite personel statüsünün ancak"özel" bir yasa ile düzenlemesi olanağı vardır.
Herne kadar, bu savlardan (aa) bendinde özetlenen ilki, dava dilekçesinde doğrudanAnayasa'ya aykırılık nedeni olarak gösterilmemiş ise de, dolaylı biçimde deolsa Anayasa'ya aykırılık görüşüne dayanak yapıldığından, üzerinde durmaktazorunluk vardır. Üniversitelerle ilgili yasaların çıkarılmasında,üniversitenin, gereğinde ön tasarı metnini hazırlamaya kadar varan katkısıüniversite özerkliğinin doğal bir sonucu olarak düşünülebilir. Ancak bu durumun,Anayasanın 91 inci maddesinin yalnızca Bakanlar Kuruluna ve Türkiye BüyükMillet Meclisi üyelerine verdiği "kanun teklif etme yetkisi" niortadan kaldırdığı kabul edilemez. Bu bakımdan, aslında Hükümet Tasarısında dayer almayan ve Millet Meclisi Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, YasamaOrganının anayasal yetkisi gereği, bir önerge ile yasaya eklenmiş bulunan iptalkonusu hükmün bu yönden, dolaylı biçimde bile olsa Anayasa'nın 120. maddesineaykırı düştüğü düşünülemez.
Yukarda(bb) bendinde özetlenen ikinci sav ise, üniversite ile ilgili konuların ancaküniversiteye özgü bir yasada yer alabileceği görüşüne dayanmaktadır. Oysa,Anayasa'nın 120. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, "Üniversitelerinkuruluş ve işleyişleri, organları ve bunların seçimleri, görev veyetkileri....kanunla düzenlenir" biçimindeki hükmün özü ve sözü böyle biryoruma elverişli değildir. Çünkü Anayasa'nın bu hükmü ile korunması amaçlanan,üniversitenin özerkliği olduğuna göre, üniversite personeli için ayrı yasa hazırlanmasıbuyruğu, üniversite özerkliğini gözönünde tutan bir yasama tasarrufuna gerekbulunduğu anlamına gelir. Başka bir deyişle, üniversite personelinin,özerklikten kaynaklanan özel durumlarına uygun bulunan bir hükmün, sırf diğerDevlet personelini de kapsayan bir yasada yer alması nedeniyle, Anayasa'nın120. maddesine aykırı olduğu sonucuna varılamaz.
Bubakımdan, iptali istenen hüküm uyarınca, üniversite personelinin 2162 sayılıYasadaki kimi ödeneklerden, diğer Devlet personeli ile birlikte yararlanmasıdurumunun, Anayasa'nın 120. maddesine aykırı düşen bir yönü yoktur.
Davacınınödeneklerle ilgili diğer savları Anayasa'nın 120. maddesine uygunluk denetiminekonu olabilecek nitelikte görülmemiştir. Gerçekten, 2162 sayılı Yasa ilegetirilen ödeneklerin, 1750 sayılı üniversiteler Yasası ve 1765 sayılıÜniversite Personel Yasasının belirlediği personel statüsüne ters düştüğübiçimindeki sav, 2162 sayılı Yasanın Anayasa'ya değil, adı geçen özel yasalaraaykırı bulunduğu görüşünü dile getirmektedir. Oysaki bir yasanın, aynı konuyudaha önce düzenlemiş bulunan başka bir yasaya aykırı hükümler içermesi, ortadaAnayasa kurallarına ters düşen bir durum bulunmadıkça, Anayasa 'ya aykırılıknedeni sayılamaz.
Öteyandan, sağlık personelinin çalışma saatlarının saptanmasına ilişkin 6. maddeile, kimi ödeneklerin belirlenmesinde üç bakanlığa yönetmelik hazırlama yetkisiveren 10. madde hükümlerinin Anayasa'nın 120. maddesine aykırı olup olmadığısorunu da, ancak anılan hükümlere yönelik bir iptal isteminin bulunmasıdurumunda incelenebileceğinden, , yukarda belirtilen nedenlerle bu davada elealınmasına olanak yoktur.
b)Anayasa 'nın 12. maddesi yönünden inceleme :
2162sayılı Yasanın içerdiği ödeneklerin, Üniversitelerin ayrı fakültelerindekipersonel arasında parasal olanaklar bakımından ayırıma neden olması yönündenAnayasa'nın 12. maddesine aykırı düşüp düşmediği sorununa iki açıdanbakılmalıdır :
aa)Bu yeni ödenekler, davacı tarafından da ileri sürüldüğü gibi, üniversitelerininsan bağlığı bilimleri fakülteleri personeli ile öteki fakültelerpersonelinden tam süre çalışma düzenine girmiş bulunanlar arasında parasalyönden bir ayırıma neden olmaktadır. Bu durumun, Anayasa'nın 12. maddesinde yeralan eşitlik ilkesine aykırı düşüp düşmediğini saptayabilmek için, ayırımınAnayasa karşısında geçerli sayılabilecek haklı bir nedeni bulunupbulunmadığının araştırılması gerekmektedir.
2162sayılı Yasanın getiriliş amaçları yukarda belirtilmişti. Ülkemizde en önemlikornalardan birini oluşturan "sağlık sorunu" nu Anayasa'nın 2. ve 49.maddelerinin buyurucu hükümleri doğrultusunda çözüme bağlayabilmek için, sağlıkpersonelini nicelik ve nitelik yönünden olabildiğince yüksek düşeye çıkarma veeldeki personelin hizmetinden ele bütün Yurt düzeyinde ve en yüksek orandayararlanabilme biçiminde özetlenebilecek bu amaçlarla üniversitenin sağlıkpersonelinin anılan yasa kapsamına alınmasının Anayasaya aykırılığı düşünülemez.
Gerçekten,üniversitelerin sağlık bilimleri öğretim ve eğitim birimleri, nicelik venitelik yönlerinden yeterli düzeyde sağlık personeli yetiştirme amacınıngerçekleşmesinde en önemli işleve sahip olan kuruluşlardır. Bu kuruluşlarınöğretim üyeleri ve yardımcıları ile öteki sağlık personelinin öncelikle Yurtgereksinimini karşılayacak sayı ve nitelikte bulunmaları, sonra daçalışmalarını öğretim ve eğitim konulanında yoğunlaştırmaları, sağlık sorunununçözümünde en gerekli koşulları oluşturmaktadır. Bunların, ayırım yapılmaksızın,tümünün yasadaki ödeneklerden yararlanması da, kuşkusuz, öğretim ve eğitiminbütünlüğü yanında, dışarda serbest çalışma olanağı vermeyen kimi uzmanlıkdallarında bugün yeterince öğretim personelinin bulunmaması durumuna dadayanmaktadır. Bu dallardaki öğretim üye ve yardımcılarına da yasadakiödeneklerin verilmesi, özellikle yeni kurulan üniversitelerde, temel eğitimingüçlenmesine olanak sağlayabilecektir.
bb)Öte yandan, insan sağlığı bilimleri fakültelerinin öğretim üyeleri veyardımcıları, öğretim ve eğitim görevleri yanında, hasta bakımı ve tedavi işinide yerine getirmektedirler. Öteki sağlık personeli ile ortak nitelikteki buişlevleri nedeniyle, iki kesim sağlık personeli arasında ödenekler yönünden birayırım yapılmamış olmasını doğal saymak gerekir.
Böylece,öteki sağlık personeli yanında, üniversitelerin insan sağlığı bilimlerifakülteleri personeline de çeşitli yönlerden duyulan ivedi ve öncelikligereksinim nedeniyle, Yasa Koyucu, hizmetlerini daha özendirici duruma getirmekve kendilerinden istenen özveri ile parasal olanakları arasında denge sağlamakiçin, bu kişilere kimi özel ödenekler vermeyi zorunlu görmüştür.
Anayasa'nınsağlık konusunda Devlete yüklediği önemli görevin ivedilikle yerine getirilmesisorunluğu ve hizmetin kamu yararı açısından taşıdığı ağırlık bu yasa kapsamınagiren kişileri, görevleri yönünden üniversitenin öteki fakülteleripersonelinden ayrı ve özel bir duruma getirdiğinden, parasal olanaklarında daayrılık bulunmasının Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı düşmeyeceğikuşkusuzdur.
Burada,şu konuya da değinmekte yarar vardır. Yasanın amacı, İnsan sağlığı"konusunda Devletin etkinliğini artırmak olduğuna göre, öteki fakültelerde insansağlığı fakültelerindeki kimi dersleri okutan öğretim üye ve yardımcılarınınyasa kapsamına alınmamalarının yasanın amacına ters düşmediğini kabul etmekgerekir.
Böylece,2162 sayılı Yasanın üniversiteler insan sağlığı bilimleri fakültelerininpersoneline ayrı ödenekler getirmiş olmasının Anayasa'nın 120. ve 12.maddelerine aykırı bir yönü bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
2-2162 sayılı Yasanın kimi üniversite personeli bakımından getirdiği yükümlülükve kısıtlamalar :
Yasanın,kapsamına giren kişiler bakımından getirdiği yükümlülük ve kısıtlamalar şu ikikesimde toplanabilir:
a)Bu kişiler, meslek çalışmalarının tümünü, görevli bulundukları kuruluşavermekle yükümlüdürler. Yasanın geçici hükümleri, yasa kapsamına girenlerin,dışardaki çalışmalarına en geç hangi tarihe kadar son vermeleri gerekeceğini degöstermektedir.
b)Bu kişiler, görevli bulundukları kuruluşun gelirlerinden, ya da hizmetettikleri kişilerden, bu yasada yazılı olanlardan ve 657 sayılı DevletMemurları Yasasının gerektirdiği ödemelerden -üniversite personeli ise 1765sayılı Yasanın 16. maddesinin birinci fıkrasında belirtilenlerden- başka ekgelir sağlayamazlar.
Sözüedilen yükümlülük ve kısıtlamaların Anayasa'ya uygunluk denetiminin deAnayasa'nın 120. ve 12. maddeleri yönünden ayrı ayrı yapılmasında yarar vardır.
a)Anayasa'nın 120. maddesi yönünden inceleme :
Yukarda(l) numaralı kesimin (a) bölümünde, ödeneklerin Anayasa'nın 120. maddesineaykırılığı savı ile ilgili olarak ileri sürülen görüşler, burada da geçerlidir.
Aynıgerekçe ile, burada da Anayasa'nın 120. maddesine aykırılık bulunmadığısonucuna varılmamıştır.
b)Anayasa'nın 120. maddesi yönünden inceleme :
Davadilekçesinde, bu yasa ile getirilen yükümlülük ve kısıtlamaların, üniversiteiçi ve dışı öğretim üyesi yardımını ve Türkiye Bilimsel ve Teknik AraştırmaKurumu, Adlî Tıp Müessesesi ve Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı gibikuruluşlarda kimi üniversite personelinin çalışmasını engellediği, yasakapsamına giren üniversite personeline kuruluş ve gelişine güçlüğü ödeneğininverilmemesinin, gelişmekte olan üniversitelerin zararına olacağı savları ilerisürülmektedir. Bu durumların, Anayasa'ya ve özellikle Anayasa'nın 12. maddesineaykırılığı söz konusu edilemez. Yasa Koyucunun takdir ve tercih yetkisi içindesayılmak gereken bu durumlar, davacının ileri sürdüğü gibi kimi sakıncalaraneden olursa, Yasa Koyucunun gerekli yasal önlemleri alacağı kuşkusuzdur.
Burada,Anayasa'nın 12. maddesine uygunluk denetimini gerektiren konular ise şöyleceele alınabilir :
aa)Üniversitelerin öteki fakültelerinde çalışan kimi öğretim üyelerininmesleklerini serbest olarak ya da resmî veya özel bir kuruluşta yerine getirmeolanağına da sahip bulunmalarına karşılık, insan sağlığı bilimleri fakülteleripersonelinin bu olanaktan yoksun kılınmaları, son kesime giren kişilerin,yukarda açıklanan özel durumlarından ileri gelmektedir. Orada ayrıntılı biçimdebelirtildiği gibi, Yasa Koyucu, sağlık sorununun çözüme bağlanması amacıyla,üniversitedeki insan sağlığı bilimleri fakültesi personelinin zamanlarınıntününü bilimsel çalışmalarına ve üniversite klinik ve polikliniklerine başvuranhastalara ayırmalarını zorunlu bulmuş ve bunu sağlamak için de kendilerine,öteki üniversite personelinden daha yüksek ödenek verilmesini öngörmüştür.Parasal yönden yapılan bu ayırımın Anayasa'nın 12. maddesine aykırı olmaması nedenli doğal ise, daha çok hakka sahip kılınmalarının zorunlu sonucu olarak, sözkonusu kişilerin daha büyük yükümlülük altına sokulması da eşitlik ilkesiyönünden o denli doğal sayılmak gerekir.
bb)Bu yasa kapsamına giren üniversite personelinin üniversitenin dönersermayesinden yararlanamamasının eşitlik ilkesine aykırı düşüp düşmeyeceğisorununa gelince :
1750sayılı Üniversiteler Yasasının 39. maddesine dayanan döner sermaye uygulaması,insan sağlığı bilimleri fakülteleri personeli yönünden de, 2162 sayılı YasadanÖnceki dönemde, özendirici bir önlem olarak görülebilirdi. Ancak, bu yasanınortaya çıkardığı yeni hukuksal durum ve sağladığı parasal olanaklar karşısında,geniş kapsamlı yeni ödeneklerden yararlanan kişilerin bir de döner sermayeuygulamasının içinde tutulmaları hukuk açısından haklı gösterilemeyeceği gibi,eşitlik ilkesinin asıl bu durumda zedelenmiş sayılacağı düşünülebilir.
Bunedenlerle, döner sermaye uygulaması yönünden de Anayasa'nın 12. maddesineaykırı bir durum görülmemiştir.
cc)2162 sayılı Yasa kapsamına giren üniversite personelinin rektörlük, rektöryardımcılığı, dekanlık ve dekan yardımcılığı görevlerinde çalışanlara 1765sayılı Yasanın 16. maddesine göre yapılan ek Ödemelerden bundan böyle yararlanamayacakları,bu durumun ise eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmektedir. Anayasa'nın42. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "angarya yasağı"karşısında, yaptırılan her hizmete karşılık ücret ödenmesi asıl olduğuna göre,Yasa Koyucunun sözü geçen görevlerin parasız yapılmasını öngördüğü sonucunavarılabilmesi için, yasada bu konuda açık bir hüküm bulunması gerekir. Oysaki"meslek çalışmaları "ndan yasada gösterilenler dışında ek gelirsağlamayı yasaklayan hükmün, üniversite özerkliğinin de gereği olarak heröğretim üyesince yüklenilmesi gereken bu "yönetsel" görevlerikapsamadığı kuşkusuzdur. Bu bakımdan, söz konusu yönetim ödenekleri yönünden deAnayasa'ya aykırılıktan söz edilemez.
Bütünbu açıklamalar karşısında, 2162 sayılı Yasanın l. maddesinde yer alan"..........1765 sayılı Yasada belirtilen ......." biçimindeki hükmün,yasanın getirdiği yükümlülükler ve kısıtlamalar yönünden de Anayasa'ya aykırıolmadığı anlaşıldığından, bu hükme yönelik iptal isteminin reddine kararverilmelidir.
B)2162 sayılı Yasanın 7. maddesinde ayraç içinde yazılı "ilgili üniversitepersoneli için 1765 sayılı Kanununun 16. maddesinin l inci fıkrasındabelirtilenden" biçimindeki hükmün Anayasaya aykırılığı savının incelenmesi:
Yasanın7. maddesinde yeralan söz konusu hükmün Anayasa'ya aykırılığı savı, davadilekçesinde, ayrı bir gerekçeye dayandırılmamıştır. Her ne kadar, 2162 sayılıYasanın kimi üniversite personeli hakkında uygulanması, 1. maddedeki hükümyanında bu hükme de dayandığından, sözü edilen kişilerin yasa kapsamındançıkarılmalarını amaçlayan iptal davasında 7. maddedeki hükümle ilgili olarakayrı bir gerekçe gösterilmemesi doğal sayılabilirse de, gerek sözü geçen hükmünyasanın düzenlediği özel bir konuya ilişkin bulunması, gerek 44 sayılı Yasanın28. maddesine göre Anayasa Mahkemesinin davacının gösterdiği gerekçe ile bağlıolmaması karşısında, bu hükmün de ayrıca Anayasa'ya uygunluk denetimine bağlıtutulmasında zorunluk vardır.
l -Anayasa'nın 120. maddesi yönünden inceleme :
İptaliistenen hüküm, 2162 sayılı Yasanın 7. maddesinde yer alan ve "çalışılankurumun gelirlerinden bu yasa ile 657 sayılı Yasada gösterilenler dışında başkaek meslek geliri sağlayamama" biçiminde özetlenebilen kısıtlamaya,üniversite personeline Özgü ayrı bir düzenleme getirmekte ve bu kişilerin 1765sayılı Üniversite Personel Yasasının 16. maddesinin birinci fıkrasındakiödenekten de yararlanmalarına olanak sağlamaktadır.
1765sayılı Yasanın 16. maddesinin birinci fıkrası, üniversitenin bütün öğretimüyeleri ile esas görevi üniversitede olan öğretim görevlilerine, asistanlara veöteki öğretim yardımcılarına iş güçlüğü, iş riski ve teminindeki güçlük zammıolarak, her türlü yan ödeme hesaba katılmaksızın, görev ve aylık derecelerikarşılığı olan aylıklarının yüzde kırkı oranında aylık ek ödeme yapılmasınıöngören bir hükümdür.
Anayasa'nın117. maddesinde yer alan "memurların ... ödenekleri ... kanunladüzenlenir" biçimindeki genel kuralın üniversiteler personeline uygulanmasıniteliğinde olan bu hükmün, genelde Anayasa'nın 120. maddesi ile düzenlenenüniversite Özerkliğinin, Özelde ise aynı Anayasa maddesinin altıncıfıkrasındaki "... öğrenim ve öğretimin... teminat içinde ve çağdaş bilimve teknoloji gereklerine ve kalkınma plânı ilkelerine göre yürütülmesi esaslarıkanunla düzenlenir." kuralının doğal gereği olduğu kuşkusuzdur.
Bubakımdan, yüksek öğretimi özgürlük ve özerklik içinde ve çağdaş bilim ve eğitimesaslarına uygun biçimde yürütme işlevini yüklenmiş olan üniversitelerin bütünöğretim üyeleri ve yardımcıları gibi, insan sağlığı bilimleri fakülteleripersoneline de 1765 sayılı Yasanın 16. maddesinin birinci fıkrası gereğinceödenek, verilmesinde Anayasa'nın 120. maddesine aykırılık bulunduğudüşünülemez.
İptalkonusu hükmün üniversitenin görüşü alınmadan 2162 sayılı Yasaya eklenmiş olduğuve ancak üniversiteye özgü bir yasada yer alabileceği yolundaki savlara ilişkinolarak yukarda (A) paragrafının (1) sayılı kesiminin (a) bölümünde yapılanaçıklamalar burada da geçerli olduğundan, yinelenmelerinde yarar görülmemiştir.
Böylece,yasanın 7. maddesinde yer alan iptal konusu hükmün Anayasa'nın 120. maddesineaykırı bir yönü bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.
2 -Anayasa'nın 12. maddesi yönünden inceleme :
Anayasa'nınbu maddesi ile ilişkili olarak akla gelebilecek sorun, 2162 sayılı Yasanınüniversitenin kimi personeline verilmesini öngördüğü türlü ödenekler yanında,bu kişilerin ayrıca 1765 sayılı Yasanın 16. maddesinin birinci fıkrasındakiödeneği de almalarının eşitlik ilkesine aykırı düşüp düşmeyeceğidir.
Busorunun çözümü, 2162 sayılı Yasa kapsamına giren üniversite personeline böyleceaynı nitelikte iki ödenek ödenip ödenmediği konusunun açıklığa kavuşturulmasınabağlı olduğundan, söz konusu ödeneklerin niteliklerinin belirlenmesi zorunluğuortaya çıkmaktadır.
1765sayılı Yasanın 16, maddesinin birinci fıkrasında yer alan ödenek, yukarıdabelirtildiği gibi, üniversitelerin bütün öğretim üyeleri ile yardımcılarına,görevlerinin Anayasa ile belirli niteliği gözönünde tutularak verilmektedir.2162 sayılı Yasada öngörülen ödenekler ise, ülkenin sağlık sorununun çözümüamacıyla, Devletin bütün sağlık personeli arasında insan sağlığı bilimlerifakülteleri personeline de ödenmesinde Yasa Koyucunun zorunluk gördüğü ödeneklerdir.
Görüldüğügibi, iki kesim ödenek, getiriliş amaçları ayrı olan ödemelerdir. İnsan sağlığıbilimleri fakülteleri personelinin iki tür ödeneği de almaları ise,durumlarının, iki kesim ödeneğin getiriliş amaçları ile de bağlantılıbulunmasından ileri gelmektedir. Bu kişiler, üniversite öğretim üyesi ya dayardımcısı olduklarından, üniversite öğretiminin özelliğinden kaynaklanan 1765sayılı Yasanın 16. maddesinin birinci fıkrasından yararlanmakta, ayrıca,Devletin sağlık personelinden oldukları için de, 2162 sayılı Yasada öngörülenödenekleri almaya hak kazanmaktadırlar. Bu bakımdan, her iki tür Ödeneği dealmalarının Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı bir yönü yoktur.
Açıklananbu durum karşısında, 2162 sayılı Yasanın 7. maddesindeki iptal konusu hükmün Anayasa'yaaykırı yönü bulunmadığı sonucuna varıldığından, bu hükme yönelik iptalisteminin de reddine karar verilmelidir.
RüştüAral ve Nahit Saçlıoğlu bu görüşlere katılmamışlardır.
V -SONUÇ:
29/6/1978günlü, 2162 sayılı "Sağlık Personelinin Tam Süre Çalışma Esaslarına DairKanun "un 1. maddesinin birinci fıkrasında yer alan "... 1765 sayılıYasa'da belirtilen..." ve yine aynı Yasanın 7. maddesin de yer alan(ilgili Üniversite personeli için 1765 sayılı Kanunun 16 ncı maddesinin l incifıkrasında belirtilenden...) biçimindeki hükümlerin Anayasa'ya aykırıolmadığına ve bu hükümlere yöneltilen iptal isteminin reddine, Rüştü Aral veNahit Saçlıoğlu'nun karşıoylarıyle ve oyçokluğuyla,
27/2/1979gününde karar verildi.
Başkan
Şevket Müftügil
Başkanvekili
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Lütfi Ömerbaş
Üye
Ahmet Erdoğdu
Üye
Osman Tokcan
Üye
Rüştü Aral
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Muammer Yazar
Üye
Âdil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
Üye
Kenan Terzioğlu
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
Bülent Olçay
KARŞIOYYAZISI
I -Üniversitelerce açılan davalar, sağlık personelinin tam süre çalışmalarıesaslarına dair 2162 sayılı Kanunun l ve 7. maddelerindeki üniversitelerleilgili hükümlerin iptaline yönelmektedir.
Sözügeçen kanunun birinci maddesi kapsam maddesidir. Kamu kuruluşlarında çalışançeşitli sağlık personelini ve bu arada üniversite sağlık personelini dekapsamına almaktadır. Birinci madde kapsam maddesi olması nedeniyle kanunundiğer maddeleri de, birinci maddede yer alan personele ve bu aradaüniversitelerin sağlık personeline de uygulanır. Ayrıca birinci madde, 2162sayılı Kanunun diğer maddeleri olmadan hukuki sonuçlar doğuran bir maddedeğildir. Birinci maddedeki kayıt dolayısıyla dava konusu kanunun tüm maddeleriüniversite sağlık personeline uygulanacaktır. Bu maddelere karşı tek tek davaaçılmamış olsa bile, bütün maddelerin üniversitelerin Anayasa ile düzenlenenstatülerine uyup uymadıklarının incelenmesi ve uymaması halinde üniversitesağlık personelinin bu kanunun kapsamından çıkarılması gerekir. Nitekim 657sayılı Devlet Memurları Kanununun birinci maddesindeki üniversitelerle ilgili"... mali hükümler dışında..." hükmü bu yöntemle incelenmiş ve karara(E. 1965/32, K. 1966/3) bağlanmıştır.
II -Üniversiteler eğitim, öğretim, araştırma, inceleme ve düşünce ve yayımkurumları olduklarına ve Anayasa'mızın idare bölümünde yer aldıklarına göreyaptıkları hizmetler bir kamu hizmetidir. Kamu hizmetleri idarece yerinegetirilen genel, sürekli ve düzenli hizmetlerdir. Kamu ihtiyacını karşılayan buhizmetler aslî ve sürekli olarak bu hizmetlerde yer alan kimselercegerçekleştirilir. İdarede görev alan kimselerin çalışmalarının bir kısmını kamuhizmetlerinde diğer kısmını serbest olarak yapmalarının, sürekli ve düzenliolan ve kamu ihtiyacını karşılayan bu hizmetin aksamasına neden olacağıacıktır. Kamu hizmeti ve serbest meslek faaliyetlerinin birlikte yürütülmesihalinde, çeşitli nedenlerle serbest meslek faaliyetinin ağır basacağı, kamuhizmetinin gereği gibi yürütülemiyeceği de bir vakıadır. Bu nedenledir ki kamukuruluşlarında çalışan her kamu görevlisinin memurluk dışında görev almaolanağı personel kanunlarıyla önlenmiştir. Ayrıca sağlık, eğitim ve öğretimalanında görev yapan ve serbest çalışma olanakları bulunmayan sağlıkla ilgilitemel bilim öğretim üyeliğine olan şiddetli gereksinimi karşılamak ve bu alanaakımı sağlamak için, serbest çalışma olanağının kaldırılması da yerinde birdavranıştır.
III- Üniversite Öğretim üyeleri ve yardımcılarına Anayasa ile sağlanan statü ile,2162 sayılı Kanun hükümlerinin birbirleriyle bağdaşıp bağdaşmadığına gelince :
1 -120. madde açısından inceleme :
Üniversiteleretanınan yönetim ve bilimsel özerkliğin nedeni, siyasi çevrelerin ve özellikleiktidarın üniversite çalışma, öğretim ve eğitimini etkisi altında bulundurmasıyolunu kapamak ve üniversitelerin çalışmalarıyla öğretimi ve eğitimini hertürlü dış etkilerden uzak bir ortam içinde (E. 1969/31, K. 1971/3) sürdürmektedir.Bu ilkenin doğal sonucu da üniversite öğretim üye ve yardımcılarının aylık veödenekleri bakımından tam bir güvenceye kavuşmaları olacaktır. Böyle birgüvence açık, objektif ve sübjektif takdirlere hemen hemen hiç yer vermeyecekyasalarla gerçekleştirilebilir. 2162 sayılı Kanun üniversiteler bakımındanböyle bir güvenceye olanak sağlamamaktadır. İlgili bakanların görüşü alınaraküç bakanlıkça hazırlanacak olan bu yönetmelik meslek tazminatı dışındakitazminatların ayarlanmasına, çoğaltılıp azaltılmasına olanak verdiği içindirkiyönetim ve bilimsel özerkliğe etkili olmakta ve açık ve seçik olarak özerliklebağdaşmamaktadır. Kaldıki yönetim özerkliği, eğitim ve Öğretim hizmetininiçeriğini saptama olduğu kadar hizmetin gereklerine göre zaman ayarlamasını dakapsar. Karşı görüş, özerkliğin kısıtlanması demektirki özerklikle uzlaşmaz.2162 sayılı Kanunun 6. maddesi çalışma saatlerinin düzenlenmesiniüniversitelerden almaktadır.
Bunedenlerle dava konusu kanun üniversite özerkliği ve 120. maddeyle bağdaşmamaktadır.
2 -5 ve 117. maddeler açısından inceleme :
Üniversiteleridare içinde yer aldıklarından üniversite öğretim üye ve yardımcılarıhakkında 120. maddede açıklık bulunmayan hallerde, 117. madde hükmü uygulanır.Her iki madde üniversite Öğretim üyeleri ve yardımcılarına ait hakların, aylıkve ödeneklerin kanunla düzenlenmesini emretmiştir. Her ne kadar sınırlarıkanunla belli edilen konularda, yasama organınca yürütme organına görevverilmesi olanak içinde ise de, bu cevaz Anayasa'nın belli konuların kanunladüzenlenmesini Öngördüğü hallere kadar uzatılamaz. Uzatılması halinde iseyasama yetkisinin devredilmezliği ilkesi açıkça ihlal edilmiş olur. Memurlaratanınan hak ve ödeneklerin kanunla düzenlenmesindeki amaç ise, 117. maddeningerekçesinde açıklandığı üzere mesleki güvence sağlamaktan ibarettir. 2162sayılı Kanun meslek tazminatı dışında Ödenecek tazminatlarda yalnızca üstsınırları çizmiştir. Miktar, nisbet ve basamaklar kanun koyucu tarafındanbelirlenmemiştir. Meslek tazminatı dışındaki tazminatların, miktar venisbetlerinin belirlenmesi ilgili bakanlıkların görüşü alınarak üç bakanlıkçahazırlanacak bir yönetmeliğe bırakılmıştır. Kanunla düzenlenmesi gerekenkonuların yönetmeliğe bırakılması Anayasa'nın 5 ve 117. maddelerine aykırı olmuştur.
3 -113. madde yönünden inceleme :
Biryönetmelik düzenlenmesi için Önce ortada kanunla düzenlenmiş bir alan olmasıgerekir. Bir Yönetmeliğin kanunla düzenlenmesi gereken veya kanunla hiçdüzenlenmemiş bir alanı düzenlemesi, yasama organının yetki alanına müdahaleolur. Zira yürütme sadece kanunların uygulanması demektir. Kanun olmayan yerdeyürütme de yoktur. Yürütme görevi asli bir yetki değildir. 2162 sayılı Kanunmeslek tazminatları dışındaki tazminatların saptanmasını yönetmeliğebırakmıştır. Bu tazminatların miktarı ve nisbetleri ancak kanun konusuolabilir. Kanun konularının yönetmeliğe bırakılması 113. maddeye de aykırıolur.
4 -12. madde yönünden inceleme :
DevletMemurları Kanununun 146. maddesinde devlet memurlarının aylık, ücret, ödenek,hizmetle ilgili Her çeşit Ödeme ve bunların şekil ve şartları bakımından bukanundaki hükümlere tabi olduğu ve memurlara bu kanunla sağlanan haklar dışındaücret ödenemiyeceğini, hiçbir yarar sağlanamıyacağını Öngörmüştür. Sağlıkhizmetleri ve yardımcı sağlık hizmetleri sınıfı da aynı Kanunun 36. maddesindeyeralmaktadır. Bunlar da Devlet Memurları Kanununa bağlı bulunmaktadır. Davakonusu 2162 sayılı Kanunun 12. maddesinde sözü edilen Kanuna göre ödenentazminatların Devlet Memurları Kanununun 146. maddesine bağlı olmadıklarınıbelirtmek suretiyle sağlık personeline diğer memurlardan ve üniversitenin ötekiöğretim üye ve yardımcılarından farklı ve ayrıcalıklı ödemeler yapılmasınıkabul etmektedir. Bu farklı ve ayrıcalıklı hukuki durum aynı üniversite çatısındayeralan sağlık personeli ile Öteki Öğretini üyeleri ve personeli arasında dayaratılmış bulunmakta ve böylece de eşitlik ilkesine aykırı hareket edilmişolunmaktadır.
SONUÇ:Yukarıki nedenler dolayısıyle Anayasa'ca üniversite öğretim üyeleri veyardımcılarına sağlanan statü ile bağdaşmayan ve bunlar arasında eşitsizlikyaratan kanun kapsamından, üniversitelerin çıkarılması gerektiği kanısıylaçoğunluk kararına katılmıyorum.
Üye
Rüştü Aral
KARŞIOYYAZISI
2112SAYILI "Sağlık Personelinin Tam süre Çalışma Esaslarına Dair Kanun"un1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan ve üniversitelerin sağlıkbilimleri ile ilgili fakültelerinde çalışan personelin anılan yasanın kapsamıiçine girmesini sağlayan ".... 1765 sayılı Yasada belirtilen....."şeklindeki ibare ile, aynı yasanın, bu yasa kapsamında çalışan personelin hangialanlarda mesleki ve ek görev yapamıyacaklarını düzenliyen 7 nci maddesindeparantez içinde yer alan "....ilgili üniversite personeli için 1765 sayılıKanunun 16 ncı maddesinin 1 inci fıkrasında belirtilenden...." şeklindekiibarenin Anayasanın eşitlik ilkesini düzenleyen 12 nci maddesi ile üniversiteözerkliğini düzenliyen 120 nci maddesine aykırı olduklarını öne sürerekiptallerini isteyen davacı üniversite tarafından açılmış bulunan iptaldavasının reddi şeklinde oluşan çoğunluk görüşünün aşağıdaki kısımlarına yineaşağıda belirteceğim sebeplerle karşıyım.
Ancak,çağımızda egemen olan yorum ilkesi amaçcı yorum olduğundan ve bir yasanın Anayasa'yauygunluk denetimi yapılırken o yasanın amacının da gözönünde bulundurulmasıgerektiğinden, bu esastan hareketle, karşı olduğum noktaları gerekçeleri ilebirlikte belirtmeden önce, kısaca yasanın amacına da değineceğim.
Gerekçesinden,yasama meclislerindeki açıklamalardan ve metninden anlaşıldığına göre 2162sayılı Yasa, özet olarak, aşağıdaki amaçları elde etmek için çıkarılmıştır:
a-Çeşitli sağlık kuruluşlarındaki ücret dengesizliklerini ortadan kaldırmak,
b-Yurdun her yöresine ve özellikle mahrumiyet bölgelerine hekimlerin gitmesini vesağlık hizmetlerinin götürülmesini sağlamak,
c-Sağlık personelinden gereği gibi yararlanabilmek için bunların sayılarınıartırmak, mesleki yetenek ve niteliklerini en yüksek düzeye çıkarmak,
d-Daha önceki tam gün uygulamasında eşel mobil sistemi getirilmemiş olduğundanmuayenehanelerini kapayan hekimlerin uğradıkları mağduriyetlere bu kez meydanvermemek,
e-Bilim adamlarını üniversiteye bağlamak ve vatandaş sağlığını ticaret konusuolmaktan kurtarmak,
f-Dışarda kazanç sağlamadığı için istekli az, fakat doktor yetiştirmedeki rolleriçok büyük olan temel bilim dalları öğretim üyelerine de yüksek bir ücretsağlayarak bu sahayı da, özellikle doktor sayısını artırmak için, çekici halegetirmek.
Buamaçlar genel çizgisi itibariyle sosyal bir düşünceyi yansıtmaktadır. Sosyaldüşünce, Anayasa'nın kendisine temel yaptığı düşüncelerdendir. Bu sebeple sözkonusu amaçların, Anayasa'nın ilke ve maddelerinden herhangi birisineaykırılığı söylenemez. Aksine , Anayasanın 2. maddesindeki "SosyalDevlet" ilkesi ile 49. maddesindeki "Devlet, herkesin beden ve ruhsağlığı içinde yaşayabilmesini ve tıbbi bakım görmesini sağlamaklaödevlidir." şeklindeki hükmü ile tam bir uyum içinde olduğundan sözedilebilir. Bu sebeple yasanın amacının karşısında değil, yanında bir görüşesahibim. Karşı olduğum husus, aşağıda belirtileceği üzere, yasanın, Anayasayaaykırı olduğuna inandığım hükümlere yer veren düzenleme biçimidir. Ayrıcayasanın bu düzenleme biçimiyle kimi amaçlarını, bir örnek olarak yukarda (b)bendinde sözü edilen (Yurdun her yöresine hekim ve sağlık hizmeti götürülmesinisağlamak) şeklindeki amacını tek başına gerçekleştirilebileceğini sanmıyorum.Çünkü bu yasa itici güç olarak "Tam gün çalışma" ve kapsamına aldığıpersonele "çok para verme" gibi iki temel faktöre dayanmaktadır.Bunlardan tam gün çalıma esası bu yasa ile gelmiş yeni bir ilke değildir.Önceki yasalarda da vardı.
Örneğin1750 sayılı Üniversiteler Yasası'nın 38 inci madesi "Tam gün çalışma"başlığını taşımakta ve üniversite öğretim üyeleri ile asistanlarını, en azDevlet Memurları için kabul edilmiş olan günler çalışma süresi kadar bir süreöğrenim, bilimsel araştırma, inceleme, uygulama ve yönetim görevleri ileüniversite organlarınca veya yasayla verilen diğer görevlerin gerektirdiğiyerlerde hazır bulunmak ve görevlerini yerine getirmek ve .............belirlisaatleri içinde görevleri başanda bulunmakla yükümlü tutmaktadır. Aynı maddeninüçüncü fıkrası ise " üniversite öğretim üyeleri ve asistanlar resmiçalışma saatleri içinde ve başka yüksek öğretim kurulları dışında ücretli veyaücretsiz resmi veya özel herhangi bir iş göremezler, ek görevler alamazlar,serbest meslek icra edemezler. Üniversite asistanları bütün çalışmalarınıüniversiteye hasrederler." şeklindeki hükmüyle "tam gün çalışma"ilkesini hiç bir ayrıklığa (istisnaya) ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimdekoymuş bulunmaktadır. Yasanın geçici 6 ncı maddesiyle de, bu yasanın yürürlüğegirdiği tarihte üniversite dışında resmî çalışma saatleri içinde işleri olanÖğretim üyelerinin iki yıl içinde bu işlerim tasfiye etmek zorunda oldukları,aksine davrananların bu süre sonunda üniversiteden ayrılmış sayılacakları hükmügetirilmek suretiyle "tam gün çalışma" ilkesi daha dapekiştirilmiştir.
Öteyandan 657, 440 ve 224 sayılı Yasaların açık hükümleri karşısında üniversitelerdışındaki sağlık kurumlarında çalışan ana ve yardımcı sağlık personeli de tamgün çalışmak zorunda olup bu personele bu bakımdan ayrıcalık tanıyan bir hükmeyasalarımızda yer verilmemiştir.
Belirtilensebeplerden Ötürü 2162 sayılı Yasanın "tam gün çalışma" ilkesiyönünden bir yenilik taşıdığından sözetmek olanağı yoktur. Geriye kalankapsamına aldığı personele "çok para" verme (rapora göre aydabazılarına brüt olarak toplam 155.000 TL. na kadar) faktörü ise, amacı tekbaşına gerçekleştiremez. Zira amacın gerçekleştirilmesi, bunun yanı sıra, bütünyurttaşları içine alan genel sağlık sigortasının, mecburi hizmet rejiminin,ciddi ve dengeli rotasyonların, mahalle ya da semt sağlık ocaklarındanbaşlıyarak üniversite kliniklerine uzanan kademeli sağlık Örgütlerinin, yurdunkoşullarına uyan bir sosyalizasyonun kurulmasına; ayrıca uygulama alanında da,personel idaresi ve organizasyon metod (O. M.) ilke ve teknikleriyle iş etüd veanalizleri sonucu ortaya çıkacak iş yükü durumlarına göre bir sağlık personeliistihdamı politikasının sağlanmasına; örneğin İstanbul, Ankara, İzmir gibibüyük merkezlerin hastahanelerinde gerçekte üç diş tabibine ihtiyaç varkensekiz, ya da dört eczacıya ihtiyaç varken on eczacı çalıştırılıyorsa bunlarınkontrol edilip fazlalarını yurdun gerçek ihtiyaç bölgelerine dağıtacak yetkiyesahip Bakanlıklar üstü bilimsel ve objektif çalışan bir personel dairesininetkili biçimde kurulup işletilmesi gibi tedbirlerin birlikte alınmasınabağlıdır. Bunlar ise henüz yapılmamıştır.
Çoğunluğunkarşı olduğum görüşüne gelince :
l -Davanın incelenme yöntemi bakımından.
Çoğunluk,Anayasa'ya uygunluk denetimini, 44 sayılı Yasanın 28/1. maddesinde yer alan"Anayasa Mahkemesinin istemle bağlı" olacağına dair ilkedenhareketle, bu davada davacının istemini, başlangıçta sözünü ettiğim, ikiibareye münhasır kabul etmiş ve bu görüşünün sonucu olarak da yasadaki,Anayasa'ya aykırılığı açık olan hükümleri, istem dışı sayarak incelememiştir.
Çoğunluğunbu görüşüne aşağıdaki sebeplerle karşıyım.
44sayılı Yasanın 28. maddesinin (istemle bağlı...) ibaresinden ne anlamakgerektiği önce belirtilmelidir. Şöyleki; istemle bağlılık ancak karardaolabilir, incelemede olamaz. Bağlılığın incelemede de olacağına dair Anayasa'dave Yasada engelleyici hiçbir hüküm yoktur. Nitekim bu davaya çok benzeyen birdavada, davacı Ankara Üniversitesi iptal istemini 657 sayılı Yasanın 1.maddesinde yer alan (..malî hükümler dışında...) deyimine inhisar ettirmişkenyüce mahkeme istem konusu deyimle bağlı kalmamış ve verdiği 4/2/1966 günlü veEsas : 1965/32, Karar : 1966/3 sayılı hükmünde (... kanunun l inci maddesinin3. fıkrası üniversiteleri bu kanunun malî hükümlerine tabi tutmaktadır. Busebeple kanunun malî hükümlerinin, hangi maddelerde yer almış olduğunun veniteliklerinin araştırılması; çözümlenmesi gereken ön mesele teşkil etmektedir)demiş ve incelemesini bu anlayış içinde ve yasanın tüm malî hükümleri üzerindesürdürmüş, ancak iptal kararını istem konusu deyim hakkında vermiştir.
Kanaatimegöre başka türlü inceleme yapılmasına olanak da yoktur. Çünkü:
a)İstem her zaman başlı başına anlam bütünlüğüne sahip bir tümce olmayabilir.Bazen bir ibare, bir sözcük hatta bir işaret iptal istemine konu teşkil edebilir.İbare, sözcük ve işaretler ise tek başlarına bütünü ve amacı izah eden biranlama sahip olamazlar. Bu itibarla onları, kendilerine anlam kazandıracak,davanın esas amacını ortaya çıkarmaya yarıyacak ilgili bütün diğer kelime,ibare, cümle madde ve hatta bazen yasanın tümü ele alınarak bunların içindeveya bunlarla birlikte incelemek gerekebilir. Bir kere bu bakımdan (istemlebağlı) sözünü yalnız açılan davanın neticemi talebinde gösterilen kelime, ibareya da sözcüklere bağlılık olarak almamak ve anlamamak gerekir.
b)Anayasa'ya uygunluk denetimi davalarında (istem) i hukuk davalarındakimüddeabih gibi (örneğin yüz liralık alacak davasında 100 lirayı istemek)biçiminde anlamaya da olanak yoktur. Çünkü yüz lira şahsi hak konusudur.Alacaklı ondan tamamen veya kısmen vaz da geçebilir. Ayrıca 100 lira tek başınabir bütünlük de ifade eder. Gerek bu bakımlardan gerek daha bir çok bakımdanAnayasaya uygunluk denetimi davaları şahsi hak davalariylekıyaslanamayacağından (istem) sözünü de hukuk muhakemeleri usulüne egemen olanmantık çerçevesinde anlamak mümkün değildir.
c)Yüce heyetçe yapıları inceleme bir iptal davası incelemesidir. Kısacası kurul,sadece ibareye değil, davaya bakacak ve davayı çözecektir. İstem, işin sonundaele alınacak ve son söz onun hakkında söylenecektir. Fakat bu sözüsöyleyebilmek için davayı bütünüyle ele alarak görmek lâzımdır. İstem ise, herzaman davanın bütünü olamaz. Yerine göre dava ancak iddia, amaç, sebep, konu vegerekçelerle bir bütün teşkil eder. Çoğu kez basit ve klâsik davalarda bilehâkim, davayı ele alıp incelerken, bunları görmemezlik edemez.
Bakılandavada, yasanın l inci maddesinde yer alan bir ibare ile 7 nci maddesinde yeralan bir tümcenin iptalleri istenilmektedir, l inci madde yasanın kapsamınagiren kurum ve kişileri belirleyen bir madde olup, bu kurum ya da kişilerhakkındaki düzenlemeler yasanın diğer maddelerinde yer almaktadır. Gerek budurum ve gerekse l inci maddedeki ibarenin tek başına hiç bir anlam taşımaması,iptal istemi hakkında bir yargıya varılabilmesi için yasanın diğer maddelerininincelenmesini ve bu incelemeden ortaya çıkan sonuca göre l inci maddedeki istemkonusu ibare hakkında bir karara varılmasını zorunlu kılmaktadır. Bu tür birinceleme, istemin dışına çıkılarak diğer maddeler yönünden de Anayasa'yauygunluk denetiminin yapıldığı ve o maddeler yönünden de bu dava nedeniyle birkarara varılması gerektiği anlamını taşımaz. Yapılacak iş, o maddelerlegetirilen hükümlerin üniversitelerin ilgili personeli açısından incelenmesindenibarettir - ve bu zorunludur. Çünkü üniversitelerin sağlık bilimlerifakültelerinde görevli öğretim üye ve yardımcılarını bu yasa kapsamına sokan linci maddedeki ibarenin, ne gibi Anayasal sonuçlar doğurduğu ancak yasanındiğer maddelerinin incelenmesiyle ortaya konulabilir, l inci maddedeki ibarehakkında bir yargıya varılabilmesi ancak bu yolla mümkün olabileceği gibiesasen Anayasa Mahkemesinin bu tür bir inceleme yapmasına yukarda dadeğinildiği gibi hiçbir hukuki engel de yoktur. Bu itibarla 44 sayılı Yasanın28 inci maddesinin birinci fıkrasındaki "taleple bağlı kalmak"kaydının Anayasa Mahkemesini inceleme sırasında değil karar sırasındabağladığında kuşkuya yer olmamak gerekir.
Kısacası,bütün bunlar apaçık ortada ve özerklik ilkesi de uzun mücadeleler sonunda eldeedilmişken, üniversitenin açtığı davadaki istemini onun soyut bir iç meselesikabul edip özerkliğin ihlâline göz yumduğunu farz ettirecek veya bu sonucudoğuracak biçimde dar bir (istemle bağlılık) anlayışına itibar edilmesi, bana,özellikle mahkememizin Anayasa'da belirtilen yetkisini kendi eliyle kısan vebinnetice varlık sebebiyle bağdaşmayan bir yorum ve uygulama biçimi olarak dagözükmektedir.
2 -Yasadaki Anayasa'ya aykırılıklar.
"İstemlebağlılık" dar anlaşılmayınca yapılacak Anayasa'ya uygunluk denetimindeincelemeyi, açılmış olan davanın amacını, sebebini, konusunu, gerekçesini degözönünde tutarak geniş bir çerçeve ve şümul içinde yapmak gerekir.
DavacıÜniversitenin dava dilekçesi incelendiğinde temel amacının, Üniversite sağlıkbirimleri personelinin 2162 sayılı Yasa kapsamından Çıkarılmasını sağlamakolduğu; bu amaca ulaşmak için de yasanın bir çok hükmünün, başta AnayasanınÖzerklik ve eşitlik ilkeleri olmak üzere kimi ilke ve maddesi ile uyum içindebulunmadığının, sağlık birimleri personeli ile birlikte bu yasa içinde kalırsaüniversitenin Anayasa'ya aykırı bir rejime tâbi kılınmış olacağının madde vegerekçeleri ile bir bir sayılıp döküldükten sonra istemi teşkil eden ibareleriniptalinin istenmiş olduğu görülür.
Davadilekçesinde belirtilen iddialardan katıldığım ve yasanın Anayasa'ya aykırıgördüğüm hükümleri şunlardır.
A -Özerklik İlkesi açısından :
a)Üniversite öğretim üyeleri ile yardımcıları hiç kuşkusuz kamu görevlisidirler.Üniversiteler de Anayasa'nın (Yürütme) bölümünde yer almıştır. Bu sebepleüniversitenin söz konusu personeli ile yürütmeye dahil personel sadece (kamugörevlisi) olmak temel sıfatında birleşirler ve işlerinin eşit niteliklergösterdiği yerde emek ücret dengesi bakımından eşit olmaları düşünülebilir. Nevar ki yönetim ve diğer konularda aynı statüye tabi tutulamazlar. Çünküüniversiteler Anayasanın 112/1. ve 2. fıkralarındaki genel idare kuruluşlarınadahil ve onların bir cüz'i olmadıkları gibi aynı maddenin son fıkrasındaki(kamu tüzel kişilerinden de değildirler. Anayasa'nın 120. maddesinde ifadesinibulan (özerk kamu tüzel kişisi) dirler.
2162sayılı Yasanın 6 ncı maddesi 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 100.maddesine yaptığı bir gönderme ile yasa kapsamına giren personelin çalışmasaatlerini saptama ve dolayısiyle çalışmalarını denetleme yetkisini merkezdeBakanlar Kuruluna illerde valilere bırakmıştır. Bu yetkiye göre bünyesinde tıpfakültesi bulunan bir üniversitenin bulunduğu yerin valisi bu konuda oüniversitenin diğer hiç bir fakültesi üzerinde söz sahibi olamazken tıpfakültesi üzerinde söz sahibi olacaktır. Bu hüküm üniversite özerkliği ilebağdaşamaz. Ve Anayasa'nın üniversite özerkliğini düzenliyen 120. maddesine hiçbir duraksamaya yer bırakmayacak şekilde aykırılık gösterir. Nitekim Anayasa.Mahkemesinin 15/10/1968 günlü, E: 1967/37, K: 1968/46 sayılı kararında davurgulandığı üzere, "... bir kuruluşun Özerk olarak nitelendirilmesi için,en az, kanunla belli sınırlar içinde kalmak şartiyle, kendi hareketlerine hâkimolacak kuralları da yine kendisinin düzenlemesine yetkili olması gerekir. Bunedenle bir özerk tüzel kişiliğin yönetiminde ve hizmetlerini görmesindeHükümetin tümüne veya bir veya birkaç kanadına yetki tanınması özerklik ilebağdaşamaz."
Üniversiteöğretim üye ve yardımcılarının yasalarla belirlenen günlük çalışma sürelerininbaşlama ve bitme zamanları ile Öğle dinlenme sürelerinin saptanması konusuüniversitelerin yönetim organlarının görev ve yetki alanına giren bir konudurve Anayasa'nın 120 nci maddesi uyarınca ancak o organların kararlarıyladüzenlenebilir. Bu nedenle kapsamındaki üniversite personeli yönünden budüzenleme yetkisini üniversite dışındaki organ ve makamlara bırakan 2162 sayılıYasa bu noktadan özerklik ilkesine aykırı düşmektedir.
b)2162 sayılı Yasa üniversitelerin sözü edilen personeline verilecektazminatların yasayla belirlenen üst sınırı geçmemek koşuluyla gerçekmiktarlarını saptamayı üç bakanlığın, yani siyasî iktidarın, takdirinebırakmıştır. Bu yolla siyasî iktidarlar, çalışma ya da tutumlarından memnunkalmadıkları fakülte veya birimlerin personelinin tazminatları ile rahatçaoynıyabilecektir. Halbuki özlük haklarının önemli unsurlarından biri olan memurödenekleri tam bir güven ve istikrar isterler.
Anayasa'nın120. maddesiyle üniversitelere tanınmış olan bilimsel ve idarî özerkliğingerçekleşmesi en başta siyasal iktidarların ve diğer baskı gruplarınınüniversiteler faaliyetlere etki ve baskı yapabilmelerinin önlenmesine bağlıdır.2162 sayılı Yasa ile önleme yerine etkiye yol açarak Anayasa'nın 120.maddesindeki özerklik ilkesine aykırı bir durum yaratmıştır.
Ayrıcabu durum Anayasanın 117 nci maddesinin "Memurların nitelikleri,atanmaları, ödev ve yetkileri, hakları ve yükümleri, aylık ve ödenekleri vediğer özlük işleri kanunla düzenlenir." hükmünü taşıyan ikinci fıkrasınada aykırı düşmektedir. 117 nci madde, gerekçesiyle birlikte ele alındığında,memurların aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri ile ilgili konulardayürütmenin idarî düzenleme yetkisinin belli sınırlar içinde de olsa dilediğincedüzenleme yapmaya elverecek kadar gelmiş olmadığı ve olamıyacağı ortaya çıkar.Özellikle, gerekçeye göre, memur güvencesini (teminatını) ilgilendirenkonuların bizzat bir yasa ile düzenlemesi gerekmekte olup, 2162 sayılı Yasa,aksi yolda düzenleme getirmesi sebebiyle Anayasa'nın 117 nci maddesine deaykırı düşmektedir.
Öteyandan memurların aylık ve ödenekleri ile diğer özlük hakları her gündeğişebilen, günlük kararlarla yürütülen işlerden de değildir. Aylık veödeneklerin kamu güvenliği, kamu düzeni veya genel sağlıkla bir ilgisi veyürütme organının ivedi kararlar almasını gerektiren bir yönü yoktur. Bunedenle bu konunun yürütme organının düzenleme yetkisine bırakılması birzaruretle de açıklanamaz. Öyle bir nitelik taşıdığı varsayılacak olursa o zamanda yasama organının Anayasa'nın 1488 sayılı Yasa ile değişik 64 üncü maddesigereğince Bakanlar Kuruluna yasa hükmünde kararname çıkarmak yetkisini vermesigerekir. Böyle bir yola gidilmeden yasama organının yetkisine giren bir konunundüzenlenmesinin yürütme organına bırakılması yasama yetkisinin devri niteliğinitaşır ki 2162 sayılı Yasa bu nedenlerle Anayasa'nın 4., 5. ve 8 incimaddelerine de aykırı olur.
Ayrıca,Anayasanın 113 üncü maddesi "Bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri, kendigörev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamaküzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler..."hükmünü taşımaktadır.
2162sayılı Yasa ise, kapsamına giren sağlık personelinin alacağı tazminatlarınmiktarını saptamayı yönetmeliğe bırakmaktadır. Oysa bu konunun bir uygulama işisayılması ve 113 üncü madde karşısında yönetmelikle düzenlenmesi olanakdışıdır. Bir başka anlatımla, tazminatların kesin miktarının yönetmeliklebelirlenmesi, ilgili personel açısından, bir yasa değerindedir. Anayasamız iseyürütme organının tümüne ya da bir veya birkaç kanadına bu değerde biryönetmelik çıkarma yetkisi vermemiştir. Aksi kabul edilecek olursa, bu tür biryönetmeliğin üniversite personeli için üniversitelerce hazırlanmasının vetazminat miktarlarının da üniversitelerce saptanmasının gerektiğinin de kabuledilmesi gerekir. Çünkü 2162 sayılı Yasanın aynı zamanda üniversitelerin varlıkve görev alanlarını ilgilendiren bir yasa olduğunda kuşkuya yer yoktur.
Bakanlıklarve kamu tüzel kişilerinin her birisi için ayrı ücret düzenlemelerine yol açacakböyle bir sonucun ise Anayasa sistemimize aykırı düşeceği ortadadır.
Belirtilennedenlerle 2162 sayılı Yasanın, Anayasanın 113 üncü maddesine de aykırı düştüğüaçıktır.
Diğertaraftan Anayasanın 126 ncı maddesi karşısında, yasama organı Devlet parasınınsarfı yetkisini yürütmeye bu şekilde bırakamaz da. Anılan maddeye aykırı olarak2162 sayılı Yasa, Devletin tüm sağlık personeli ile ilgili harcamalarının somutmiktarını belirleme yetkisini yönetmeliğe bırakmaktadır ki bu durumu 126 ncımadde ile bağdaştırmak olanaksızdır.
B -Eşitlik ilkesi açısından :
Yasalaçıdan eşitlik ilkesi benzer durumda bulunanların yasada benzer kurallara tabitutulmasını gerektirir. Kavram olarak eşitlik ise, sayısallığın dışında, durumve koşullardaki benzerlik ve yakınlıklara göre kurulması gereken adaletli birdengeyi ifade eder. Ayrıca eşitlik her zaman ve başlı başına bir amaç değiladaletin aracı'dır ve adaleti sağlamağa hizmet ettiği zaman değer kazanır. Aksihalde kendisi bir adaletsizlik sebebi olur.
Davacıüniversite dava dilekçesinde eşitlik ilkesinin bir çok noktada ihlâl edilmişolduğunu ileri sürmüştür. Bunlardan bir kısmının, kararda da belirtildiğiüzere, Anayasa'ya aykırı bir yanı yoktur. Ancak şu iki noktanın eşitlikilkesine uygunluğu kanaatimizce savunulamaz.
a -Yasaya ve fonksiyonlarının aynı nitelikte olup olmadığını en iyi bilmesigereken üniversitenin dava dilekçesindeki sav'ına göre anatomi, fizyoloji,patoloji, analitik kimya kürsüleri öğretim üye ve yardımcıları hasta bakım vetedavisi ile meşgul olmadıkları halde tıp, diş hekimliği ve eczacılıkfakültelerinde görev yapıyorlarsa 2162 sayılı Yasadaki çeşitli Ödeneklerdenyararlanacaklar, fakat onlar gibi tam gün çalışmalarına ve aynı dersivermelerine rağmen fen ve veteriner fakültelerinde çalışıyorlarsa 1765 sayılıYasa kapsamında kalacak ve bu ödeneklerden yararlanamıyacaklardır. Bu,gerçekten adaleti yaralayan bir eşitsizliktir. Emeği değerlendirme ve ücretödeme felsefesinin temelinde iş'de eşitlik esası yatar. Bu esas "eşit işeeşit ücret" prensibi ile formüle edilmiştir. Yasa bu prensibe ters düşendüzenlemesiyle Anayasa'nın 12. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı bir durumyaratmıştır.
b -Yasanın 8. maddesinde bir de mahrumiyet yeri tazminatı kabul edilmiştir. Nevarki bir yerin mahrumiyet yeri sayılmasını gerektiren kriterler Yasadasaptanmadığı için iş takdire kalmıştır. Bunun sonucu olarak da örneğinTürkiye'nin en gelişmiş illerinden olan Bursa, Antalya, Adana gibi iller, tıpfakültelerinin ve sağlık birimlerinin personeli için mahrumiyet yerisayılabilecektir. Ve uygulamada yönetmelikle sayılmıştır da. Buna karşın aynıillerdeki üniversitelerin diğer fakültelerinin öğretim üyeleri ve yardımcılarıiçin mahrumiyet yeri sayılmayacaktır. Mahrumiyet denen bu faktörün (hizmetinniteliği) ile hiçbir ilgisi ve ilişkisi yoktur. Mahrumiyet sadece yaşamıetkileyen yerel şartlara bağlıdır. Bu şartlar ise yalnız sağlık personelinideğil üniversitenin diğer personeli ile birlikte bütün kamu personelini deiçine alır. Böyle bir şartın yalnız sağlık personeline uygulanması iseeşitsizlikten de öteye bir imtiyaz olur. İmtiyaz ise Anayasa'ca yasaklanmıştır.
Kısacası,bu şekilde yaratılmış olan bir eşitsizliğin Anayasa'nın 12. maddesineaykırılığı her halde başka bir açıklamayı gerektirmeyecek kadar ortadadır.
Aslındayasadaki eşitsizlikler bunlardan da ibaret değildir. Örneğin tıp fakültelerininbütün ihtisas dalları aynı güçlük ya da kolaylıkta olmadığından her dalınuzmanına ya da hocasına aynı ücretin verilmesi belki çetin dalların çok iyiyetişmiş hocalarından bir kısmının fakültelerinden ayrılmalarına, gençdoktorların da çetin dallara yönelmekten vazgeçmelerine ve böylece bir süresonra o dallarda yeterli ve yetenekli kişilerin azalmasına yol açabilecektir.Yasanın temel bilim dalları hocalarına yüksek ücret vermesi yerindedir. Ne varki burada ihtisas dallarının özelliğine itibar etmeyen bir eşitlik anlayışınasahip olması sebebiyle yasanın, beraberinde, değindiğim sakıncaları getireceğindende kuşkuluyum.
Diğertaraftan 2162 sayılı Yasa kapsamına giren personelin temel niteliği kamugörevlisi olmaktır. Aslında bu temel niteliğe dayanarak yasa kapsamına girenpersonelin yaptıkları işleri ve emeklerini diğer kamu personelininkilerle dekıyaslıyarak değerlendirmek gerekir. Böyle kıyaslamalı bir değerlendirmede yasakapsamındaki sağlık personelinden doktorlar, araştırmacılar, bilim adamları,önemli teknisyenler ve yurdun gerçek mahrumiyet bölgelerinde hastalarınıstırabını dindirmeğe çalışan diş tabibi, ebe, hemşire, sağlık memuru vebenzeri nitelikte hizmet yapanlar dışında kalanlardan bir kısmı lehineyaratılan eşitsizlik ve dengesizliklerin büyüklüğü; bunların emeğinin, işleriniyapabilmeleri için edindikleri bilginin seviyesinin; yaptıkları işin öneminin,içeriğinin, riskinin, yıpratıcılık ve etkinliğinin, taşıdıkları sorumluluğun;ya da işin kendilerinden istediği Özel nitelik, yetenek ve becerinin, kamukesimindeki bir kısmı sekiz saatten de fazla ve hatta günün 24 saatinde görevlikabul edilen personelle ve onların yaptıkları işlerle, örneğin yasada sözüedilenlerden (sağlık idarecisi) nin işinin, değil bir müsteşar, bir genelmüdür, vali, kaymakam, büyükelçi, hakim, savcı, emniyet müdürü ve jandarmakomutanının işleri ile, büyük bir ceza ve tutukevi yöneticisinin işi ile bilekıyaslandığında, kolayca ortaya çıkar. Bunlar ayrı kesimlerin elemanlarıdır,ücret bakımından birbirleriyle kıyaslanamazlar da denemez. Çünkü yukarda dadeğinildiği üzere hepsi kamu görevlisi olmak gibi müşterek bir tabandabirleşmektedirler. Bu itibarla ücretlerinin yaptıkları işe göredeğerlendirilmesi gerekir.
SONUÇ:
Yukarıdaaçıklanan sebeplerle, 44 sayılı Yasanın 28 inci maddesindeki (istemle bağlılık)deyimine dar anlam verilmeyerek incelemenin yasanın konuyla ilgili tümmaddelerinin bir bütün halinde ele alınarak yapılması ve 2162 sayılı Yasanınyukarıda değinilen noktalarda üniversiteler acısından Anayasa'nın özerklik veeşitlik ilkeleriyle bağdaşmayan sonuçlar yarattığının saptanarak bunungerektirdiği şekilde bir karara varılması görüşünde olduğumdan aksine belirençoğunluk kararına karşıyım.
Üye
Nahit Saçlıoğlu