ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı:1979/22
Karar Sayısı:1979/45
Karar günü:18/12/1979
Resmi Gazetetarih/sayı:11.5.1980/16985
İPTAL DAVASINI AÇAN : Cumhurbaşkanı
İPTAL DAVASININ KONUSU : Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18Nisan 1979 günlü kararı ile bu karara dayanılarak 30 Nisan 1979 günlü, 16624Mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 26/6/1973 günlü, 1779 sayılı"Bazı Orman Suçlarının Affına ve Bunlardan Mütevellit İdare ŞahsiHaklarının Düşürülmesine Dair Kanun" un biçim yönünden Anayasanın 4.maddesinin üçüncü fıkrası 8., 64., 92. ve 93. esas yönünden de 37. maddesininikinci, 131. maddeleri hükümlerine aykırı olduğu, 21/5/1979 gününde 1260numaraya kaydı yapılan 18/5/1979 günlü dava dilekçesiyle öne sürülmüş veiptaline karar verilmesi istenmiştir.
III - DAYANILAN ANAYASA KURALLARI :
Anayasa Madde 4/III, 8, 64, 92 ve 93 ile Anayasa Madde 37/II ve131.
IV- SONUÇ VE İSTEK:
Yukarıda belirtilen nedenlerle :
1) Anayasanın 4/III, 8, 64 ve 93 üncü maddelerine aykırı olarak,bir yasama yorumu ile Kanun hükmü değer ve etkisinde bir kural ihdas eden veaynı zamanda Anayasaya aykırı yeni bir içtüzük kuralı konulması niteliğindeolan, 18 Nisan 1979 tarihli T.B.M.M. Kararının Anayasaya aykırılık nedeniyleiptaline;
Bu karara dayanılarak görüşülmüş ve kabul edilmiş sayıldığı içinAnayasanın kanunların görüşülmesi ve kabulüyle ilgili 92 nci maddesi hükmüne veAnayasanın 4/III, 8, 64 ve 93 üncü maddeleri hükümlerine aykırı olduğu gibi,esas bakımından da Anayasanın 37/11 ve 131 inci maddelerine aykırı bulunan 1779sayılı Kanunun Anayasaya aykırılık nedeniyle yok sayılarak iptaline kararverilmesini saygılarımla rica ederim.
FAHRİ S. KORUTÜRK
Cumhurbaşkanı (İmza-Mühür)
II - METİNLER:
a) Millet Meclisince 18/4/1979 gününde 80. Birleşim 1.oturumunda alınan karar yazılı bir metin olarak ortaya çıkmadığından, bukararın oluşum evreleri ile, içeriğine ilerdeki incelemelerde geniş biçimdedeğinilecektir.
b) İptali istenen 26/6/1973 günlü 3779 sayılı Yasa şöyledir :
"Bazı orman suçlarının affına ve bunlardan mütevellit idareşahsi haklarının düşürülmesine dair Kanun
Kanun No : 1779 Kabul Tarihi: 26/6/1973
Madde l - A) 18/6/1973 tarihine kadar; 6831 sayılı OrmanKanununun 19, 74, 76, 109, 110 uncu maddelerinde yazılı suçlarla, 10 dönümekadar (10 dönüm dahil) açmalar ile konusu 20 kentali geçmeyen (20 kental dahil)odun, 5 kentali geçmeyen (5 kental dahil) kömür, 5 metreküpü geçmeyen (5metreküp dahil) gayrımamül veya 2 metreküpü geçmeyen (2 metreküp dahil) mamulve yarımamül emvale ilişkin elkonulmuş orman suçları ile,
B) Devlet Ormanları içinde veya orman sınırlarına köy ortasındanyatay bir hat ile on kilometre mesafede bulunan veya ormanların bulundukları vebu ormanlara bitişik ilçeler içindeki köyler ile sınırları içinde Devlet Ormanıbulunan ve nüfusu ikibinbeşyüzden (ikibinbeşyüz dahil) aşağı olan kasabalardaoturanlar tarafından; bu hudutlar içersinde, on-iki metreküpü geçmeyen (onikimetreküp dahil) gayrımamül veya yedi onda iki metreküp (yedi onda iki metreküpdahil) mamul veya yarımamül orman emvali ile ev yapmak suretiyle işlenmiş ve18/6/1973 tarihine kadar elkonulmuş olan orman suçlarından dolayı takibatyapılmaz ve verilen cezalar infaz olunmaz,
C) Bu madde kapsamına giren suçlarda orman idaresinin tahsiledilmemiş bilcümle şahsi hakları düşer.
Madde 2 - Birinci madde Kapsamına giren suçlarda kullanılanaletlerle, canlı ve cansız hertürlü taşıt araçları ve paraya çevrilmiş isebunların emanet hesaplarındaki bedelleri :
Henüz kamu davası açılmamış işlerde cumhuriyet savcılıklarınca;kamu davası açılmış işlerde mahkemece; hüküm kesinleşmiş ise hükmü verenmahkemece sahiplerine iade olur. Ancak; suç konusu orman emvaline elkonulmamışise idarece bedelleri istenemez.
Bu kanunun yürürlüğünden önce kesinleşmiş bir hükme konu teşkileden orman emvali ile (alet, canlı taşıt araçları, -araba- kağnı, traktör verömorku hariç) her türlü motorlu taşıt araçları ve bunlar satılmış ise idarecetahsil olunan bedelleri sahiplerine iade olunmaz.
Madde 3 - Bu kanunun l inci maddesi uygulanmasında, şerit,katrak, daire testere ve hızarla imal edilen sekiz ilâ doksanaltı milimetrekalınlığında olan orman mallarıyla, el bıçkısı ile kesilmiş olup da beşsantimetreden aşağı kalınlıkta bulunan çeşitli boy ve genişlikteki ormanmalları mamul;
Mamul mal dışında kalan ve şerit, katrak, daire testere vehızarla veya balta, bıçkı, testere gibi vasıta ve aletlerle işlenmiş çeşitliboy, genişlik ve kalınlıkta kereste, yırtma, pedavra (hartlama) gibi mallar yanmamul; mamul ve yarı mamul mal dışında kalanlar ise gayrı mamul sayılır.
Madde 4 - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 5 - Bu Kanunu Bakanlar Kurulu yürütür."
C) Dayanılan Anayasa Kuralları:
"Madde 4 - Fıkra 3. Egemenliğin kullanılması, hiçbirsuretle belli bir kişiye zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veyaorgan, kaynağını Anayasadan almıyan bir devlet yetkisi kullanamaz."
"Madde 8 - Kanunlar Anayasaya aykırı olamaz.
Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idaremakamlarını ve kişileri bağlıyan temel hukuk kurallarıdır."
"Madde 37 - Fıkra 2 - Toprak dağıtımı, ormanların küçülmesiveya diğer toprak servetlerinin azalması sonucunu doğuramaz."
"Madde 64 - Kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak,Devletin bütçe ve kesinhesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek, parabasılmasına genel ve özel af ilânına, mahkemelerce verilip kesinleşen ölümcezalarının yerine getirilmesine karar vermek, Türkiye Büyük Millet Meclisininyetkilerindendir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi kanunla, belli konularda, BakanlarKuruluna kanun hükmünde kararnameler çıkarmak yetkisi verebilir. Yetki verenkanunda çıkarılacak kararnamelerin amacı, kapsamı ve ilkeleriyle bu yetkiyikullanma süresinin ve yürürlükten kaldırılacak kanun hükümlerinin açıkçagösterilmesi ve kanun hükmünde kararnamede de yetkinin hangi kanunla verilmişolduğunun belirtilmesi lâzımdır.
Bu kararnameler, Resmî Gazete'de yayımlandıkları gün yürürlüğegirerler. Ancak, kararnamede yürürlük tarihi olarak daha sonraki bir tarih degösterilebilir. Kararnameler, Resmî Gazete'de yayımlandıkları gün Türkiye BüyükMillet Meclisine sunulur.
Yetki kanunları ve Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulankararnameler, Anayasanın ve yasama meclisleri içtüzüklerinin kanunlarıngörüşülmesi için koyduğu kurallara göre, ancak, komisyonlarda ve genelkurullarda diğer kanun tasarı ve tekliflerinden önce ve ivedilikle görüşülüpkarara bağlanır.
Yayımlandıkları gün Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmayankararnameler, bu tarihte, Türkiye Büyük Millet Meclisince reddedilenkararnameler bu kararın Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihde yürürlüktenkalkar. Değiştirilerek kabul edilen kararnamelerin değiştirilmiş hükümleri, budeğişikliklerin Resmî Gazete'de yayımlandığı gün yürürlüğe girer.
Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yeralan temel hak ve hürriyetler ile dördüncü bölümünde yer alan siyasi haklar veödevler kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemez. Anayasa Mahkemesi, bukararnamelerin Anayasaya uygunluğunu da denetler."
"Madde 92 - Kanun tasarı ve teklifleri önce MilletMeclisinde görüşülür.
Millet Meclisinde kabul, değiştirilerek kabul veya reddedilentasarı ve teklifler Cumhuriyet Senatosuna gönderilir.
Millet Meclisinde kabul edilen metin, Cumhuriyet Senatosuncadeğişiklik yapılmadan kabul edilirse, bu metin kanunlaşır.
Cumhuriyet Senatosu, kendisine gelen metni değiştirerek kabulederse, Millet Meclisinin bu değişikliği benimsemesi halinde metin kanunlaşır.
Millet Meclisi, Cumhuriyet Senatosundan gelen metni benimsemezse,her iki Meclisin ilgili komisyonlarından seçilecek eşit sayıdaki üyelerden birkarma komisyon kurulur. Bu komisyonun hazırladığı metin Millet Meclisinesunulur. Millet Meclisi, karma komisyonca veya Cumhuriyet Senatosunca veya dahaönce kendisince hazırlanmış olan metinlerden birini olduğu gibi kabul etmekzorundadır. Cumhuriyet Senatosunda üye tamsayısının salt çoğunluğu ile kabuledilmiş olan madde değişikliklerinde, Millet Meclisinin kendi ilk metninibenimsemesi için, üye tamsayısının salt çoğunluğunun oyu gereklidir. Bu haldeaçık oya başvurulur.
Millet Meclisinin reddettiği bir tasarı veya teklif, CumhuriyetSenatosunca da reddedilirse düşer.
Millet Meclisinin reddettiği bir tasarı veya teklif, CumhuriyetSenatosunca olduğu gibi veya değiştirilerek kabul edilirse, Millet Meclisi,Cumhuriyet Senatosunun kabul ettiği metni yeniden görüşür. CumhuriyetSenatosunun metni Millet Meclisince benimsenirse, kanunlaşır; reddedirilse,tasarı veya teklif düşer; Cumhuriyet Senatosundan gelen metin Millet Meclisincedeğiştirilerek kabul edilirse, 5 inci fıkra hükümleri uygulanır.
Cumhuriyet Senatosunca üye tamsayısının salt çoğunluğu ile tümüreddedilen bir metnin Millet Meclisi tarafından kabulü için, üye tamsayısınınsalt çoğunluğunun oyu lâzımdır. Bu halde açık oya başvurulur.
Cumhuriyet Senatosunca üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu iletümü reddedilen bir metnin kanunlaşabilmesi, Millet Meclisi tarafından üyetamsayısının üçte iki çoğunluğu ile kabul edilmesine bağlıdır. Bu halde açıkoya başvurulur.
Cumhuriyet Senatosu, kendisine gönderilen bir metni, MilletMeclisi komisyonlarında ve genel kurulundaki görüşme süresini aşmıyan bir süreiçinde karara bağlar; bu süre üç ayı geçemez ve ivedilik hailelerinde onbeşgünden, ivedi olmıyan hallerde bir aydan kısa olamaz. Bu süreler içinde kararabağlanmıyan metinler, Cumhuriyet Senatosunca, Millet Meclisinden gelen şekliylekabul edilmiş sayılır. Bu fıkrada belirtilen süreler Meclislerin tatilidevamınca işlemez.
Yasama Meclislerinin ve mahalli idarelerin seçimleri ve siyasîpartilerle ilgili tasarı ve tekliflerin kabul veya reddine yukardaki fıkralarhükümleri uygulanır. Ancak, karma komisyon kurulmasını gerektiren hallerde,karma komisyonun raporu, Türkiye Büyük Millet Meclisinin birleşik toplantısındagörüşülür ve karara bağlanır; Türkiye Büyük Millet Meclisinin birleşiktoplantısında Millet Meclisinin ilk metninin kabulü için üye tamsayısının saltçoğunluğunun oyu lâzımdır. 8 inci ve 9 uncu fıkralar hükümleri saklıdır."
"Madde 93 - Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisincekabul edilen kanunları on gün içinde yayınlar; uygun bulmadığı kanunu, bir dahagörüşülmek üzere, bu hususta gösterdiği gerekçe ile birlikte, aynı süre içindeTürkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir. Bütçe kanunları ve Anayasa buhükmün dışındadır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, geri gönderilen kanunu yinekabul ederse, kanun Cumhurbaşkanınca yayınlanır."
"Madde 131 - Devlet, ormanların korunması ve ormanlıksahaların genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır; Bütünormanların gözetimi Devlete aittir.
Devlet ormanları, kanuna göre Devletçe yönetilir ve işletilir.Devlet ormanlarının mülkiyeti, yönetimi ve işletilmesi özel kişileredevrolunamaz. Bu ormanlar zamanaşımıyla mülk edinilemez ve kamu yararı dışındairtifak hakkına konu olamaz.
Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaadeedilemez.
Ormanlar içinde veya hemen yakınında oturan halkınkalkındırılması ve ormanı koruma bakımından, ormanın gözetilmesinde veişletilmesinde Devletle bu halkın işbirliği yapmasını sağlayıcı tedbirler vegereken hallerde başka yere yerleştirme kanunla düzenlenir.
Anayasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce bilim ve fenbakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvalık,zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasındayarar bulunan topraklarla şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarakbulunduğu yerler dışında orman sınırlarında hiçbir daraltma yapılamaz. Yananormanların yerinde yeni orman yetiştirilir ve bu yerlerde başka çeşit tarım vehayvancılık yapılamaz.
Ormanların tahrib edilmesine yol açan hiçbir siyasi propagandayapılamaz."
III - İLK İNCELENME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 15. maddesi uyarınca ŞevketMüftügil, Lütfi Ömerbaş, Ahmet Erdoğdu, Osman Tokcan, Rüştü Aral, Ahmet SalihCebi, Muammer Yazar, Nihat O. Akçakayalıoğlu, Nahit Saçlıoğlu, HüseyinKaramüstantikoğlu, Kenan Terzioğlu, Necdet Darıcıoğlu, İhsan N. Tanyıldız,Bülent Olcay ve Yılmaz Aliefendioğlu'nun katılmalariyle 14/6/1979 günündeyapılan ilk inceleme toplantısında, iptali istenen 18/4/1979 günlü TürkiyeBüyük Millet Meclisi Kararının dava konusu edilip edilemiyeceği, dava konusuedilmesine olanak varsa, incelemenin, 26/6/1973 günlü, 1779 sayılı Yasadan ayrıve bağımsız olarak yapılması gerekip gerektirmediği yönleri üzerindedurulmuştur.
Konunun açıklığa kavuşturulabilmesi için olayın oluş biçiminikısaca gözden geçirmekte yarar görülmüştür.
26 Haziran 1973 günlü, 1779 sayılı Yasanın kabulünden sonra,sözü edilen Yasa, Cumhurbaşkanınca, Anayasanın 93. maddesi gereğince aşağıdakiyazı ile bir daha görüşülmek üzere Millet Meclisi Başkanlığına gerigönderilmiştir:
"Türkiye 10/7/1973
Cumhurbaşkanlığı
Ankara
4-738
Millet Meclisi Başkanlığına
İlgi: 29 Haziran 1973 tarih ve Kanunlar Müdürlüğü 8124-61119sayılı yazınız.
Bazı orman suçlarının affına ve bunlardan mütevellit idari şahsihaklarının düşürülmesine dair olarak Türkiye Büyük Millet Meclisince kabuledilmiş olan 22 Şubat 1972 tarih ve 1542 sayılı Kanun, 4 Mart 1972 tarih ve4-231 sayılı yazımıza ilişik gerekçe ile, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 93üncü maddesine istinaden bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmiş idi.
Aynı konuyu düzenleyen 26 Haziran 1973 tarih ve 1779 sayılıKanun :
a) Birinci maddesi (A) fıkrası birinci cümlesinde; 1542 sayılıKanunda (l Ağustos 1971) olarak saptanmış olan kapsam tarihini (18 Haziran1973) olarak genişletilmiş bulunması,
b) Aynı madde (C) fıkrasında, evvelce 6831 sayılı OrmanKanununun 112 ve 113 üncü maddeleri ile sınırlandırılmış olan idare şahsihaklarını (Orman idaresinin tahsil edilmemiş bilcümle şahsi hakları) olarakdeğiştirmesi,
c) 1542 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi de; "Ticarethanesahibi olsun veya olmasın haşeb madde ticareti ile iştigal edenler bu Kanunhükmünden faydalanamazlar" hükmü mevcut iken bu defa çıkartılmış vedolayısıyla bu gibilerin de kanun kapsamına alınmış olması,
Bakımlarından, bir daha görüşülmek üzere geri gönderilen birkanun, yeni değişiklikler yapılarak kabul edilmiş olması nedeniyle, TürkiyeCumhuriyeti Anayasasının 93 üncü maddesi son cümlesi hükmü dışında mütâalaolunarak yapılan incelemede;
1779 sayılı Kanun, bu değişik hükümlerle Anayasanın 131 incimaddesinin teminatı altında bulunan ormanlarımızın, korunması ve ormana zararverilebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemiyeceği ilkelerine aykırınitelikte görülmesi itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 93 üncü maddesigereğince bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmiştir.
Gereğini arz ederim.
Fahri S. Korutürk
Cumhurbaşkanı
Bu yazı üzerine gerekli yerlerden ve komiyonlardan düşüncealındıktan sonra Millet Meclisi Başkanı Kanunlar Müdürlüğü ifadeli 29/1/1975günlü, 8124 sayılı aşağıdaki yazı ile, yasayı, yayımlanmak üzereCumhurbaşkanlığına gönderilmiştir:
"Cumhurbaşkanlığına
İlgi: 10/7/1973 tarih ve 4-738 sayılı yazınız.
Türkiye Büyük Millet Meclisince 26 Haziran 1973 tarihinde kabuledilen ve yayımlanmak üzere Yüce Makamınıza ikinci kez sunulan, 1779 numaralı,Bazı Orman Suçlarının Affına ve Bunlardan Mütevellit İdare Şahsi HaklarınınDüşürülmesine Dair Kanun, 10 Temmuz 1973 tarihinde bir daha görüşülmek üzereikinci kez geri gönderilmiştir.
Bu konuda, Başkanlığımızın ve Cumhuriyet Senatosu Başkanlığının;yetkili kurullarıyla yaptığı istişareler, Adalet ve Anayasa Komisyonlarındanaldığı mütalâalar, Anayasanın 93 üncü maddesi muvacehesinde, SayınCumhurbaşkanının kanunları bir daha görüşülmek üzere ikinci kez gerigönderemiyeceği noktasında toplanmıştır.
Bu nedenle 1779 numaralı Kanunun ilişik olarak tekrarsunulduğunu arz ederim.
Saygılarımla.
Kemal Güven
Millet Meclisi Başkanı
Cumhurbaşkanı, metni aşağıya alınan 31/1/1975 günlü, 4-75 sayılıyazı ile 1779 sayılı Yasayı Millet Meclisine geri çevirmiştir :
"Millet Meclisi Başkanlığına,
İlgi:
a) 24 Şubat 1972 tarih ve Kanunlar Müdürlüğü 3584 - 27049 sayılıyazımız.
b) 4 Mart 1972 tarih ve 4-231 sayılı yazımız.
c) 29 Haziran 1973 tarih ve Kanunlar Müdürlüğü 8124-61119 sayılıyazınız.
d) 10 Temmuz 1973 tarih ve 4 - 738 sayılı yazımız.
e) 29 Ocak 1975 tarih ve Kanunlar Müdürlüğü 8124 -16257 sayılıyazınız.
İlgi (e) sayılı yazınızla; Türkiye Büyük Millet Meclisince 26Haziran 1973 tarihinde kabul edilen ve yayımlanmak üzere Cumhurbaşkanlığınasunulup ilgi (d) sayılı yazımıza ek gerekçede gösterilen sebeplerle, bir dahagörüşülmek üzere geri gönderilmiş bulunan 1779 sayılı Kanunun, Millet Meclisive Cumhuriyet Senatosu Başkanlıklarının; yetkili kurullarıyla yaptığıistişareler, Adalet ve Anayasa Komisyonlarından aldığı mütalâalarmuvacehesinde, Cumhurbaşkanının kanunları bir daha görüşülmek üzere ikinci kezgeri gönderemiyeceği noktasında toplandığı belirtilerek tekrar sunulduğubildirilmektedir.
İhtiva ettiği hükümleri itibariyle, Cumhurbaşkanınca yeni birkanun olarak mütalâa ettiği ve gerekçe göstererek uygun bulmadığı ve bir dahagörüşülmek üzere geri gönderdiği bir kanunu, Millet Meclisi ve CumhuriyetSenatosu Başkanlıklarının; sadece yetkili kurullarıyle istişare ve Adalet veAnayasa Komisyonlarından mütalâa alarak, yayımlanması için Cumhurbaşkanınatekrar geri göndermesi Anayasanın 93 üncü maddesini yorumlamak olacaktır.
Anayasayı yorumlama yetkisi mevcut olmadığına ve Millet Meclisive Cumhuriyet Senatosu içtüzükleri gereğince de, Danışma Kurulları veKomisyonların raporları, ancak Genel Kurulların kabulüyle kesinlik ve geçerlikkazanacağına göre, hükümleri 22 Şubat 1972 tarih ve 1542 sayılı Kanundandeğişik ve yeni bir Kanun niteliğinde olmasına rağmen 26 Haziran 1973 tarih ve1779 sayılı Kanunun bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesinin (ikinci kez)olduğuna dair mütalâalar, Genel Kurullarca kabul edildiği takdirde bu sonuç,kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisince ikinci defa kabulü mahiyetindeanlaşılarak kanun, Anayasanın 93 üncü maddesi gereğince yayımlanacaktır.
Bu nedenlerle 1779 sayılı Kanunun, ilişikte geri gönderildiğiniarz-ederim.
Fahri S. Korutürk
Cumhurbaşkanı"
Millet Meclisi Anayasa Komisyonu, 30/6/1975 günlü, 1/232-15sayılı karariyle (...Cumhurbaşkanlığının, Büyük Millet Meclisince kabul edilenbir kanunu Anayasanın 93 üncü maddesine göre yeniden görüşülmek üzere ancak birdefa iade edebileceği hususunda alınan 5/7/1974 gün ve 10 sayılı raporla MilletMeclisi Başkanlığına arz edilmiş olduğu cihetle iade hususunda yeniden müzakereve karar ittihazına mahal olmadığına ...) çoğunlukla karar vermiş ve bu kararMillet Meclisi Genel Kurulu'nun 3/7/1975 günlü, 99 uncu Birleşimindeonaylanmıştır.
Cumhuriyet Senatosu Anayasa ve Adalet Komisyonu, 9/6/1976 günlü,11/1-276 sayılı Karariyle "... Tartışma konusu yapılmış olan vekomisyonumuza getirilen bu noktayı komisyonumuz şu karara bağlamıştır : Buikinci görüşme sırasında, yeni bir madde, fıkra, bent, hüküm veya herhangi birşekilde değişiklik Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapıldığında, ilk defaortaya çıkan, ilk defa tesis edilen bu değişik yasa hükmünün, kendisincegeçerli bazı gerekçelere dayanarak "bir kere daha" parlamentodagörüşülmesini Cumhurbaşkanının istemesi halinde, bu bir kanunun birden ziyade,ikinci defa görüşülmesi isteği sayılamaz.
Bir daha görüşülmesi istenen kanun hükmü, Türkiye Büyük MilletMeclisinde kabul edilen ilk kanun metninde bulunmadığı için, Cumhurbaşkanı, buyeni hüküm hakkındaki "bir daha" görüşme isteğini ilk defa, birincikez yapmış olmaktadır.
Anayasa'nın 93 üncü maddesinin tanıdığı bu yetkinin,parlamentodan geçen kanunun herhangi bir madde, fıkra veya kaydınınCumhurbaşkanına gerekli saydığında birkere daha görüşülmesini sağlamak amacıylakabul edildiği ortadadır.
Cumhurbaşkanının, önceki kanun metninde bulunmayan ve sonradaneklenen veya değişikliğe uğrayan hükmü de "uygun bulmadığı" halde,onun bir daha görüşülmesini istemek hak ve yetkisinden yoksun bırakılması,Anayasa'nın 93 üncü maddesinin güttüğü amaca aykırı düşeceğinden, hukuka daaykırı olurdu...) yolundaki görüşünü oyçokluğuyla saptamış ve bu kararCumhuriyet Senatosu Genel Kurulunun 29/6/1976 günlü, 82. birleşiminde kabul edilmiştir.
Millet Meclisi Tutanak Dergisinin, 18/4/1979 günlü, 80.Birleşime ait (Dönem: 5, Cilt: 12. Toplantı: 2) 286. sayfasında şunlaryazılıdır:
(... Bu suretle, aynı konuda Millet Meclisinin aldığı kararlaCumhuriyet Senatosunun aldığı karar arasında aykırılık meydana gelmiştir. Buaykırılığın çözüme bağlanabilmesi için Anayasa'nın 92 nci maddesine uygunolarak bir karma komisyon kurulması kabul edilmiş ve bu karma komisyonunhazırladığı rapor 324 sıra sayısıyla basılıp sayın üyelere dağıtılmış bulunmaktadır.
Karma Komisyonun görüşü Cumhuriyet Senatosunun görüşüyle aynıyöndedir. Yani, Cumhurbaşkanının, bir daha görüşülmek üzere kanunları birdefadan fazla geri gönderebileceği yolundadır.
Rapor üzerinde, İçtüzüğün 73 üncü maddesine göre görüşmeaçtıktan sonra, evvelâ Karma Komisyonun görüşünü oya sunacağım; kabul edilmezseCumhuriyet Senatosunun görüşü de aynı olduğu için Millet Meclisinin görüşünüoya sunacağım.
Rapor üzerinde söz isteyen var mı efendim'...
Yok.
Şimdi evvelâ Karma Komisyonun görüşünü, yani Cumhurbaşkanınınbir daha görüşülmek üzere kanunları bir defadan fazla geri gönderebileceğiyolundaki görüşü oylarınıza sunuyorum...)
Dava dilekçesinde, 26/6/1973 günlü, 1779 sayılı "Bazı OrmanSuçlarının Affına ve Bunlardan Mütevellit İdare Şahsi Haklarının DüşürülmesineDair Kanun" un iptali ile bunun yanında ve bu istekten bağımsız olarakayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18 Nisan 1979 günlü kararının da iptaliistenmiştir. 18/4/1979 günlü yasama organı kararıyla 1779 sayılı Yasayı,birbiriyle ilişkisi olmayan metinler saymaya olanak yoktur. Gerçi her iki metinbirbirinden tümüyle bağımsızdır; ancak 18/4/1979 günlü kararın,Cumhurbaşkanını, dava konusu olan yasayı yayımlamakla ve onu yürütme alanınakoymakla zorunlu tuttuğu da bir gerçektir. Sözü edilen kararın, içeriği veanlamı yönünden başlıbaşına ya da ilgili yasa ile birlikte dava konusuedilebileceğinde duraksamaya yer yoktur. Nitekim, görüşmelerde de bu ikitasarrufa karşı aynı dava dilekçesiyle dava açılamıyacağı yolunda bir düşünceöne sürülmüş değildir. 18/4/1979 günlü Türkiye Büyük Millet Meclisi kararı ile,söz konusu edilen yasa arasındaki bu sıkı ilişki, bu metinlerin bir dilekçe iledava edilebilmesine de olanak verir. Hemen belirtmek gerekir ki, bu durum, yanimetinler arasındaki bu sıkı ilişki, 18/4/1979 günlü kararın ya da yasanınyalnız başına dava konusu edilemiyeceği anlamına da gelmez. Anayasa'nın değişik147. maddesiyle, Anayasa Mahkemesine, yasaların ve Türkiye Büyük Millet Meclisiİçtüzüklerinin Anayasa'ya, Anayasa değişikliklerinin Anayasa'da belli edilenşekil şartlarına uygunluğumu denetleme yetkisi verilmiş olduğuna, Anayasa'nınkimi maddelerinde de Meclislerin 147. maddenin genel anlamı dışında kalanişlemlerinden hangilerinin (örneğin madde 81 de olduğu gibi) AnayasaMahkemesince denetleneceği, "Kanun" olmadıkları halde, Anayasacakanun niteliğinde sayılan belgelerden hangisinin denetime bağlı olacağı,hangisinin olmayacağı (örneğin madde 65 son fıkra) gösterilmiş bulunmasına ve oluşumbiçimi açıklanan 18/4/1979 günlü Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararının,denetime bağlı tutulan yasama belgeleri arasında gösterilmediğine göre, davayakonu edilen bu kararın Anayasa Mahkemesince denetlenebilirliği üzerindedurulmuştur.
Anayasa'ca Yasama Meclislerine verilen görevler belli olduğunagöre, Anayasa Koyucunun Anayasa Mahkemesinin denetimine ilişkin kurallarısaptarken, Anayasa'da gösterilen yasama işlemlerini de gözönündebulundurduğunda kuşku yoktur. Bu nedenle Yasama Meclislerince Anayasa'dabelirtilen adları (Anayasa değişikliği, kanun hükmünde kararname, İçtüzük gibi)ve yöntemlere uyularak yapılan işlemlerin Anayasa Mahkemesinin denetimine bağlıolup olmadığının saptanmasında Anayasa'nın açık kurallarına başvurulmasınıolağan görmek gerekir. Ancak, Yasama Meclislerince Anayasa'da Öngörülenlerdışındaki adlar altında ve başka yöntemler uygulanarak oluşturulan işlemlerinAnayasa Mahkemesinin denetimine bağlı olup olmadığının saptanmasında aynı yolabaşvurulmasına olanak bulunmadığı da açık bir gerçektir. Böyle olunca, bunitelikteki bir işlemin Anayasa Mahkemesinin görev alanına girip girmediğibelirlenirken, meydana getirilen metin veya belgenin oluşturulmasında uygulananyöntem kadar içeriğinin niteliği üzerinde durulması, değer ve etkisinin ortayakonulması ve bu metin veya belge, Anayasaca denetime bağlı tutulan işlemlerleeşdeğerde ve etkinlikte ise, denetime bağlı olduğunun kabul edilmesizorunludur.
Nitekim Anayasa Mahkemesi konuya bu açıdan bakmış vekararlarında sorunu bu anlayışla çözüme bağlamıştır. (Örneğin 27/2/1968 günlü,1967/6-1968/9 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı, Resmî Gazete, Gün: 18/6/1968,Sayı: 12927; 22/2/1977 günlü, 1977/6-14 sayılı Anayasa Mahkemesi Kararı, ResmîGazete gün: 28/3/1977, Sayı: 15892).
Konunun bu açıdan incelenmesi ve değerlendirilmesi, sözü edilenYasama Meclisi Kararının Anayasa Mahkemesinin denetimine bağlı bir yasamabelgesi olduğunu ortaya koymuş bulunmaktadır.
Özetlemek gerekirse, 26/6/1973 günlü, 1779 sayılı Yasanınyanında ayrıca iptali istenmiş bulunan 18 Nisan 1979 günlü Yasama MeclisiKararını, iptali istenen yasadan ayrı ve bağımsız olarak incelemek ve böyleceanayasal denetimden geçirmek, Anayasa Mahkemesinin görev alanı içindebulunmaktadır.
Bu görüşe, Lûtfi Ömerbaş, Kenan Terzioğlu ve YılmazAliefendioğlu "Kararın incelenmesinin Anayasa Mahkemesinin görevi içindeolmadığı" nı, Ahmet Salih Cebi ve Nihat O. Akçakayalıoğlu da "davakonusu Yasama Meclisi kararının iptali istenen Yasa ile birlikte incelenmesigerektiği" ni öne sürerek katılmamışlardır.
Böylece yapılan ilk inceleme sonunda:
l - 26/6/1973 günlü, 1779 sayılı "Bazı Orman SuçlarınınAffına ve Bunlardan Mütevellit İdare Şahsi Haklarının Düşürülmesine DairKanun" un yanında ayrıca iptali istenen 18 Nisan 1979 günlü Yasama Meclisikararının sözü geçen Yasadan ayrı ve bağımsız olarak incelenmesinin AnayasaMahkemesinin görevi içinde bulunduğuna, Lûtfi Ömerbaş, Kenan Terzioğlu veYılmaz Aliefendioğlu'nun "kararın incelenmesinin Anayasa Mahkemesiningörevi içinde olmadığı", Ahmet Salih Çebi ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nunise "dava konusu Yasama Meclisi kararının iptali istenen yasa ile birlikteincelenmesi gerektiği" biçimindeki karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,
2 - Dosyanın eksiği bulunmadığından işin özünün incelenmesineoybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ:
İşin esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi, iptali istenen yasave Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı, konu ile ilgili metinler ve Anayasakuralları ve bunların gerekçeleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
Dava dilekçesinde, Türkiye Büyük Mîllet Meclisinin 18/4/1979günlü kararının ve ayrıca 26/6/1973 günlü, 1779 sayılı Yasanın tümünün iptalinekarar verilmesi istenmektedir.
l - Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18/4/1979 günlü kararınınAnayasa'ya uygun olup olmadığı sorununa geçilmeden önce konuyu aydınlatmasıyönünden bazı belgelere kararda yer verilmesinin yararlı olacağı düşünülmüştür.
a) 22/2/1972 günlü, 1542 sayılı "Bazı Orman SuçlarınınAffına ve Bunlardan Mütevellit idare Şahsi Haklarının Düşürülmesine DairKanun" şöyledir:
Kanun No: 1542 Kabul tarihi: 22/2/1972
Madde 1 - A) 1/8/1971 tarihine kadar; 6831 sayılı OrmanKanununun 19, 74, 76, 109, 110 uncu maddelerinde yazılı suçlarla, 10 dönümekadar (10 dönüm dahil) açmalar ile 20 kentali geçmeyen (20 kental dahil) odun,5 kentali geçmeyen (5 kental dahil) kömür, 5 metreküpü geçmeyen (5 metreküpdahil) gayrımamül veya 2 metreküpü geçmeyen (2 metreküp dahil) mamul veyarımamul emvale ilişkin elkonulmuş orman suçları ile,
B) Devlet Ormanları içinde veya orman sınırlarına köy ortasındanyatay bir hat ile on kilometre mesafede bulunan veya ormanların bulundukları vebu ormanlara bitişik ilçeler içindeki köyler ile sınırları içinde Devlet ormanıbulunan ve nüfusu ikibinbeşyüzden (ikibinbeşyüz dahil) aşağı olan kasabalardaoturanlar tarafından; bu hudutlar içerisinde, oniki metreküpü geçmeyen (onikimetreküp dahil) gayrımamul veya yedi onda iki metreküp (yedi onda iki metreküpdahil) mamul veya yan mamul orman emvali ile ev yapmak suretiyle işlenmiş ve1/8/1971 tarihine kadar el konulmuş orman suçlarından dolayı takibat yapılmazve verilen cezalar infaz olunmaz.
C) Bu madde kapsamına giren suçlarda; Orman İdaresinin; 6831sayılı Orman Kanununun 112 ve 113 üncü maddelerine müstenit şahsi haklan düşer.
Madde 2 - Birinci madde kapsamına giren suçlarda kullanılan aletlerle,canlı ve cansız her türlü taşıt araçları ve paraya çevrilmiş ise bunlarınbedelleri;
Henüz kamu davası açılmamış işlerde Cumhuriyet savcılıklarınca;kamu davası açılmış işlerde mahkemece; hüküm kesinleşmiş ise hükmü verenmahkemece sahiplerine iade olunur. Ancak; suç konusu orman emvalineelkonulmamış ise idarece bedelleri istenemez!. 1/8/1971 tarihinden öncekesinleşmiş bir hükme konu teşkil eden orman emvali ile (alet, canlı taşıtaraçları - araba - kağnı, traktör ve römork'u hariç) her türlü motorlu taşıtaraçları ve bunlar satılmış ise idarece tahsil olunan bedelleri ve bubedellerin taksitle ödenmesine müsaade edilen işlerde ödenen taksit bedellerisahiplerine iade olunmaz.
Madde 3 - Ticarethane sahibi olsun veya olmasın hasep maddeticaretiyle iştigal edenler bu kanun hükümlerinden faydalanamazlar.
Madde 4 - Bu Kanunun l inci maddesi uygulanmasında; şerit,katrak, daire testere ve hızarla imal edilen sekiz ilâ doksanaltı milimetrekalınlığında olan orman mallarıyla, el bıçkısı ile kesilmiş olup da beşsantimetreden aşağı kalınlıkta bulunan çeşitli boy ve genişlikteki ormanmalları mamul; mamul mal dışında kalan ve şerit; katrak, daire testere vehızarla veya balta, bıçkı, testere gibi vasıta ve aletlerle işlenmiş çeşitliboy, genişlik ve kalınlıkta kereste, yırtma, kapak, pedavra (hartlama) gibimallar yarı mamul; mamul ve yarı mamul mal dışında kalanlar ise gayrı mamulsayılır.
Madde 5 - Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Madde 6 - Bu Kanunu Bakanlar Kurulu yürütür."
b) Cumhurbaşkanının, bu Kanunu geri çevirme yazısı ve gerekçesişöyledir:
"4-231 4/3/1972
Millet Meclisi Başkanlığına
İlgi: 24 Şubat 1972 tarihli ve 3584 - 27049 sayılı yazınız.
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul olunduğubildirilen 1542 numaralı Kanunu, ekli gerekçede belirtilen sebeplerden dolayıuygun bulmadığımdan, ilişik olarak takdim ediyorum. Türkiye CumhuriyetiAnayasasının 93 üncü maddesi gereğince bir daha görüşülmesini rica ederim.
Cevdet Sunay
Cumhurbaşkanı
GEREKÇE
Bazı Orman Suçlarının Affına ve Bunlardan Mütevellit İdare ŞahsiHaklarının Düşürülmesine Dair 1542 sayılı Kanunun:
1 - Bu Kanuna dahil edilen suçları işlemiş bulunanları, Devletediğer alanlarda aynı değerde zarar vermiş olan suçlulara ve daha önce çıkarılanaf kanunlarına nazaran imtiyazlı bir muameleye mazhar kıldığı için, TürkiyeCumhuriyeti Anayasasının eşitlik ilkesini koyan 12 nci maddesine,
2 - 10 dönüme kadar (10 dönüm dahil) açmaların suçlarınıaffederek; ormanların toprak dağıtımına müncer olacak şekilde küçülmesine vedolayısı ile sınırlarının daralmasına sebebiyet verdiği, aynı zamandaormanların korunması ve geliştirilmesi ilkesine riayeti bozduğu için,Anayasanın 37 nci ve 131 inci maddelerine.
3 - Konu ile ilgili maddelerinde bir değişikliği amir olmadığıiçin, Borçlar Kanunu ile Türk Ceza Kanununa, aykırı bir mahiyet taşıdığıgörülmektedir. Ve bu mahiyeti ile, hedeti olan suçları affetmekten başka maddibakımdan adeta mükâfatlandırmakta Devleti ise, terkin ve ödeme durumuna soktuğutakriben 258 nıilyon liralık malî külfet ve zararla, adeta mahkûm etmektedir.
Ayrıca, 1542 sayılı Kanun, 6831 sayılı Kanunun atıfta bulunduğuyasaklama ve müeyyide maddeleri ile bu maddelerin uygulanmasında varılan sonuçlarüzerinde tesis edilmiş olan içtihatları, Öngördüğü affa imkân verecek birşekilde değiştirmeden af sağlamayı amaç tuttuğu için, Türkiye CumhuriyetiAnayasasının, 1255 sayılı Tadil Kanunu çıkarılmadan önceki (yani, 17 Nisan 1970tarihinden önceki) 131 inci maddenin "Orman suçları için genel afçıkarılamaz" ibaresinin hüküm sürdüğü dönem üzerinde de bir geçerliktaşıyamaz.
Bu sebeplerle; Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 93 üncümaddesine dayanarak, tedvin edildiği kapsamda yayınlanması Hükümetçe ve kamukurumu niteliğinde ki meslek kuruluşlarınca da mahzurlu görülen 1542 sayılıKanunu, bir daha görüşülmek üzere geri gönderiyorum.
Cevdet Sunay
Cumhurbaşkanı
c)- 26/6/1973 günlü, 1779 sayılı Yasa'ya yukarda "II -Metinler" kesiminde, bu Yasanın Cumhurbaşkanınca geri çevrilmesine ilişkin10/7/1973 günlü, 4-738 sayılı yazıya da "III- İlk inceleme" bölümündeyer verildiği için bunların burada yinelenmesinde yarar görülmemiştir.
2 - Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 18/4/1979 günlü kararınınAnayasaya aykırılığı sorunu :
a) İptali istenen Yasama Organı kararının Anayasa Mahkemesinindenetimine bağlı bir yasama belgesi olduğu ilk inceleme evresinde kararabağanmış ise de, söz konusu Türkiye Büyük Millet Meclisi kararırını niteliğinibelirten bir açıklamaya bu kararda yer verilmemiştir. Bu durumda yapılacak ilkiş, Anayasaya uygunluk denetiminden geçirilerek olan yasama organı kararınınniteliğini belirtmek olmalıdır.
Yukarıda da açıklandığı üzere, Yasama Meclislerince Anayasadaöngörülenler dışındaki adlar altında ve başka yöntemler uygulanarak oluşturulanişlemlerin Anayasa Mahkemesinin denetimine bağlı olup olmadığı saptanırken,uygulanan yöntem kadar o metin veya belgenin içeriğinin niteliği üzerinde dedurulup değer ve etkisinin belirlenmesi gerekmekte ve bu açıdan yapılandeğerlendirme, söz konusu metin veya belgenin, Anayasaca denetime Bağlı tutulanişlemlerle eşdeğerde ve etkinlikte olduğunu ortaya koyuyorsa, onun da denetimebağlı tutulmasında zorunluk vardır.
Anayasanın 85. maddesinin birinci fıkrasında "Türkiye BüyükMillet Meclisi ve Meclisler, çalışmalarını, kendi yaptıkları İçtüzüklerinhükümlerine göre yürütürler" kuralı yer almıştır. ÖteyandanCumhurbaşkanının, yasaları yayımlamasına ve uygun bulmadığı kimi yasaları birdaha görüşülmek üzere geri göndermesine ilişkin kurallar da Anayasasının 93.maddesiyle düzenlenmiştir. Dava konusu 18/4/1979 günlü kararınoluşturulmasında, yasaların görüşülmesi ve kabulü kurallarını içeren Anayasanın92. maddesinin uygulanmış olması, ortaya konulan metnin yasa ya da o niteliktekibir belge olduğunu ve bunun Cumhurbaşkanının Anayasanın 93. maddesiyledüzenlenmiş bulunan yetkisini sınırlamak amacıyla çıkarıldığını kabule yeterlive elverişli değildir. Yukarıda "III-İlk İnceleme" bölümündekibelgelerde açıklandığı üzere. Cumhurbaşkanı, 10/7/1973 günlü, 4-738 sayılı yazıile, 26/6/1973 günlü, 1779 sayılı Yasayı geri göndermiş, Millet MeclisiBaşkanı, kimi yerlerden ve komisyonlardan düşünce aldıktan sonra, 29.1.1975günlü, 8124 sayılı yazı ile, yasayı, yayımlanması için Cumhurbaşkanlığınayollamıştır. Cumhurbaşkanı, 31/1/1975 günlü, 4-75 sayılı yazısında, MilletMeclisi ve Cumhuriyet Senatosu Başkanlıklarının yetkili kurullarına danışarakve Adalet ve Anayasa Komisyonlarından düşünce alarak Yasayı yayımlamak üzeregöndermesi Anayasanın 93. maddesini yorumlama olacağına, oysa Anayasayıyorumlama yetkileri bulunmadığına ve danışma kurulları ve komisyon raporlarınınancak Genel Kurulların kararlariyle kesinlik ve geçerlik kazanacağına göre, budüşünceler Genel Kurullarca kabul edilirse, bu sonuç yasanın Meclislerce kabulüniteliğinde anlaşılarak yayımlanacağını Millet Meclisi Başkanlığınabildirmiştir.
Bu yazı üzerine konu Millet Meclisince ve Cumhuriyet Senatosuncaayrı doğrultuda karara bağlanmış ve Anayasa'nın 92. maddesinde yasalar içinöngörülen mekik sistemi işletilerek 18/4/1979 günlü karar ortaya konulmuştur.Bu kararın, Cumhurbaşkanınca geri gönderilen yasalar üzerinde Meclislerintutumunu ve çalışma yöntemini belli etmesi ve ortaya koyması bakımlarından, birİçtüzük düzenlemesi niteliğinde olduğu ortadadır ve bu niteliğine göreAnayasaya uygunluk denetiminden geçirilmesi gerekmektedir.
Âdil Esmer, Necdet Darıcıoğlu, İhsan N. Tanyıldız ve BülentOlcay sözü edilen metnin yasa; Ahmet Salih Cebi ve Nihat O. Akçakayalıoğlu daAnayasa düzenlemesi niteliğinde olduğunu öne sürerek yukarıdaki görüşekatılmamışlardır.
b) Türkiye Büyük Millet Meclisi kararının biçim yönündenAnayasaya aykırılığı sorunu:
Anayasada, 85. madde dışında, İçtüzüklerle ilgili ve onlarınyapılış biçimleriyle haklarında uygulanacak yöntemi gösteren bir kural yeralmış değildir. Gerçi Anayasanın 85. maddesi gereğince oluşturularak yürürlüğekonulmuş olan İçtüzüklerde, İçtüzüklerin yapılışına ve hükümlerinindeğiştirilmesine ilişkin kimi biçim ve yöntem kuralları bulunmaktadır. Bunlarauyulmadan oluşturulan içtüzük düzenlemesi niteliğindeki Yasama Meclisikararlarını, içtüzüklerin hükümlerine ters biçimde oluştukları nedeninedayanılarak aynı zamanda biçim yönünden Anayasaya da aykırı olduklarını önesürmeye olanak yoktur. Dava konusu Türkiye Büyük Millet Meclisi kararının,Meclislerde toplantı ve karar yeter sayısı olmadan alındığı yolunda bir sav önesürülmediği gibi, böyle bir durum da saptanmış değildir. Bu nedenlerle, sözügeçen kararın biçim yönünden Anayasa'ya aykırı bir yönü bulunmamaktadır.
Ahmet Salih Cebi, Âdil Esmer, Nihat O. Akçakayalıoğlu, NecdetDarıcıoğlu, İhsan N. Tanyıldız ve Bülent Olcay bu görüşe katılmamışlardır.
c) Sözü geçen kararın öz yönünden Anayasaya aykırılığı sorunu:
aa - Anayasanın 93. maddesi, Türkiye Büyük Millet Meclisincekabul edilen yasaların Cumhurbaşkanınca yayımlanmasını, uygun bulmadığı kimiyasalar üzerindeki geri çevirme yetkisini ve bu konudaki buyurucu kurallarıdüzenlemektedir. Bu maddenin gerekçesinde "yine kabul" deyiminin neanlamda kullanıldığını belli eden bir açıklama yer almamış, yalnızca "Buhüküm 1924 Anayasasından gelmektedir. İstanbul tasarısındaki kanunun kabulüiçin mevsuf bir ekseriyet şartı Cumhurbaşkanına bir nevi nispî veto hakkıtanımak manasını taşıyacağından uygun görülmemiştir." denilmekleyerinilmiş ve Kurucu Meclisteki görüşmeler sırasında ise bu konuyadeğinilmemiştir.
Anayasanın sözü edilen kuralı ile Cumhurbaşkanına tanınmış olanyetkinin "veto" anlamında olmadığı açıktır ve bu konuda duraksamayayer yoktur. Nitekim anılan maddenin gerekçesinde Cumhurbaşkanına "nispîveto" yetkisinin verilmek istenmediği açıkça belirtilmiştir. Öte yandan93. madde ile düzenlenmiş olan geri gönderme yetkisinin, önceki Anayasadankaynaklandığını, parlamenter rejimin gereklerine ve kuvvetler ayrılığı ilkesineters düştüğünü ve sadece bir uyarı niteliğinde olduğunu da ileri sürmeye olanakyoktur.
Anayasa'nın 4. maddesinde, egemenliğin kayıtsız koşulsuz TürkUlusunun olduğu, Ulusun, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre,yetkili organlar eliyle kullanacağı; 5. maddesinde, yasama yetkisinin TürkiyeBüyük Millet Meclisine ait olup devredilemiyeceği; 6. maddesinde, yürütmegörevinin, yasalar çerçevesinde Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulunca yerinegetirileceği biçimindeki kurallara yer verilmiştir. Anayasanın sistemi veöngördüğü bu kurallar gözönünde tutulduğunda Cumhurbaşkanım geri göndermeişleminin niteliği doğru olarak açıklanabilir ve ortaya konulabilir.
Anayasa Mahkemesinin 16/3/1976 günlü, E. 1975/183, K. 1976/15sayılı kararında (Anayasanın 6. maddesinde "Yürütme görevi, kanunlarçerçevesinde, Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından yerinegetirilir" kuralı getirildikten sonra 97. maddesinin birinci fıkrasında"Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Bu sıfatla, Türkiye Cumhuriyetini vemilletin birliğini temsil eder" kuralına yer verilmiş, ikinci fıkrasındada Cumhurbaşkanının yürütme ile ilgili görev ve yetkileri belirtilmiştir.Anayasanın 98. maddesinde yer alan "Cumhurbaşkanı, görevleriyle ilgiliişlemlerinden sorumlu değildir. Cumhurbaşkanının bütün kararları, Başbakan veilgili Bakanlarca imzalanır. Bu kararlardan Başbakan ile ilgili Bakansorumludur" yolundaki ilkeyi bu tür görev ve yetkilerle sınırlı olarak elealmak gerekir. Öte yandan Anayasa; Cumhurbaşkanına, yürütme organının başıolması yönünden değil, Devleti ve milletin bölünmez bütünlüğünü temsil eden,insan haklarına dayalı demokratik hukuk devleti ilkelerini korumak ve lâikTürkiye Cumhuriyetini yüceltmek ve kollamak görevlerini üstlenen tarafsız birbaş olması yönünden de kimi görevler vermiştir. Bunlardan biri de Anayasa'nın149. maddesinde belirtilen iptal davası açma yetkisidir. Bu yetkininkullanılmasını 98. madde çerçevesi içinde görmek olanaksızdır. Çünkü böyle birdurumda, bu yetki ancak Başbakan veya ilgili Bakanca uygun görülmesi halindekullanılabilecektir. Başka bir deyimle, siyasal iktidarca, yasalaştırılan bir metinhakkında Cumhurbaşkanının iptal davası açma yetkisini, Başbakana veya ilgiliBakana devreden veya onları bu yetkiye ortak eden ters bir sonuç ortaya çıkarki, Anayasanın böyle bir sonucu kabul ettiği düşünülemez. Hemen eklemek gerekirki, Anayasanın 149. maddesi iptal davası açacakları göstermiş ve bunlararasında yürütme organına yer vermemiştir.
Yukarda açıklanan nedenlerle Cumhurbaşkanının, Anayasanın 149.maddesine göre, Başbakanla herhangi bir bakanın imzalamasına gerek olmaksızın,yalnız kendi imzasıyle iptal davası açma yetkisi bulunduğu kabul edilmelidir)(Resmî Gazete gün : 9/7/1976, Sayı: 15641 Kararlar Dergisi, Sayı: 14, Sayfa :68) denilmektedir.
Anayasanın 6. maddesi, yürütme görevinin, yasalar çerçevesinde,Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu tarafından yerine getirileceğini kuralabağlamış ve Anayasa, Cumhurbaşkanına bu sıfatla kimi görevler yüklemiştir. Bunakarşın Anayasanın 97. maddesi, Cumhurbaşkanının Devletin başı olduğunu ve busıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Milletin birliğini temsil ettiğini belirtmekgereğini de duymuştur. Anayasa Mahkemesi kararında da açıklandığı üzereAnayasa, Cumhurbaşkanını Devletin başı olması nedeniyle bir takım görev veyetkilerle donatmıştır. Cumhurbaşkanına bu yönden tanınan yetkilerden birisininde, Anayasanın 93. maddesiyle düzenlenen ve yasaları bir daha görüşülmek üzereTürkiye Büyük Millet Meclîsine geri göndermeyi içeren yetki olduğunda kuşkuduyulmamak gerekir. Söz konusu maddede, Cumhurbaşkanının bu yetkiyi Başbakan yada ilgili Bakanla birlikte kullanacağını gösteren bir açıklık olmadığı gibi,dolaylı bir anlatım da yoktur. Gerçekten Cumhurbaşkanının bu yetkiyi BakanlarKurulu üyeleriyle birlikte kullanacağının kabulü, onları yetkininkullanılmasına ortak eden bir sonuç ortaya koyar ki, Anayasanın böyle birdurumu istediği düşünülemez. Cumhurbaşkanına böyle bir yetkinin tanınmışolmasına parlementer rejimin gereklerinin ve kuvvetler ayrılığı ilkesininelvermediği yolundaki savlar geçersiz ve dayanaksızdır. Çünkü bu yolla yürütmeorganının, yasama organı işlevleri üzerinde etkin bir yetkiye sahip olduğundan,ayrıca Cumhurbaşkanının yasama tasarruflarını yönlendirmesi ya da onlarıdenetlemesi gibi bir durumun oluşmasından sözedilemez. Yeryüzünde başkansız birparlamenter demokratik rejim modeli henüz bulunmuş olmadığına, Cumhurbaşkanı,halk oyuna sunularak kabul edilen Anayasanın verdiği bu yetkiyi Ulus adınakullandığına göre, sözü edilen yetkinin sadece bir uyarıdan ibaret olup başkabir etkisi bulunmadığı ya da yasama tasarruflarına, parlamento üyesi sıfatıortadan kalkan Cumhurbaşkanının bu yolla ortak olduğu yolundaki görüşlergeçersiz oldukları kadar Anayasal dayanaktan da yoksundur. Yeri gelmişken şuyön de açıklanmalıdır ki, 1924 Anayasasında da böyle bir hükmün yer almışolması yeni kuralın eskisinin yinelenmesinden ibaret olduğunu kabule elverişlideğildir. Burada önem kazanan yön, bu iki anayasal kurumun birbirine benzemesideğil, o kurumların içinde bulunduğu 1924 ve 1961 Anayasalarının aynı sistemdenkaynaklanıp kaynaklanmadığı ve kurumlarını aynı anlayışla oluşturupoluşturmadığıdır.
Konuya bu açıdan yaklaşılması, değişik sonuç ortaya koymaktadır.
bb - Yasaların yapılışına ilişkin Anayasa ve içtüzük Kuralları,Yasama Meclislerine, Anayasanın ya da İçtüzüklerin öngördüğü biçimde yapılmışbir istem - yasa tasarı veya teklifi - yokken, yasalar üzerinde tasarruftabulunma yetkisi vermiş değildir. Başka bir anlatımla, Yasama Meclislerinin yasakoymak, değiştirmek ve kaldırmak yetkileri, ancak yöntemine göre yasa tasarısıveya teklifi verilmesi koşuluyla kullanılabilmektedir. CumhurbaşkanınınAnayasanın 93. maddesi uyarınca bir yasa hakkında geri gönderme yetkisinikullanması, bir değişiklik tasarı veya teklifi yapılmışcasına YasamaMeclislerinin o yasayı yeniden görüşme durumunu ortaya çıkarır. Anayasanın 93.maddesi Cumhurbaşkanına kısmi geri çevirme yetkisi tanımamıştır. Daha açıkanlatmak ve örneklemek gerekirse, bir yasanın yalnızca bir maddesi, fıkrasıyada bendi hükmünün Cumhurbaşkanınca uygun bulunmaması nedeniyle bir dahagörüşülmek üzere geri gönderilmesi ancak yasanın tümünün geri çevrilmesi koşuluile olanak içine girer. Bu durumda geri gönderme gerekçesinde sözü edilenlerdışındaki maddelerin kesinleştiği ve yasalaştığı, yasama meclislerinde,yalnızca gerekçede açıklanan hükümler üzerinde görüşme açılması gerektiği,yolundaki düşünce ve görüşler Anayasanın 93. maddesinin sözüne ve özüne uygundüşmez. Millet Meclisi İçtüzüğünde, Cumhurbaşkanınca geri gönderilen yasalarınnasıl görüşüleceği konusunda bir hüküm bulunmaması, bunların yasa tasarısı veyateklifleri gibi görüşülmesi gerektiği sonucunu ortaya koyar. Nitekim CumhuriyetSenatosu İçtüzüğünün, örneğin bir defa görüşülecek yasa tasarı ve tekliflerinidüzenleyen 71. maddesinin (C) bendinde "Cumhurbaşkanınca iade olunacakkanunlar" dan sözetmesi de bu sonucu doğrulamaktadır. Çünkü YasamaMeclislerince kabul edilerek yasalaşan ve yayımlanması gereken metinler,Cumhurbaşkanınca Anayasanın 93. maddesindeki yetki kullanılarak gerigönderilmişse, o metnin artık yasa niteliğini koruduğundan söz edilemez.Böylece o yasama belgesi, yasa olma niteliğini yitirmekte, tıpkı yasatasarıları ve tek liflerinde olduğu gibi, yeniden görüşülmesi gereken bir belgedurumuna dönüşmektedir. Anayasanın 93. maddesindeki "...geri gönderilenkanunu yine kabul ederse" ve Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 71.maddesinin (C) bendindeki "Cumhurbaşkanı tarafından iade olunankanunlar" deyimlerinden, metnin bu evrede de yasa niteliğinde olduğuyolunda bir anlam çıkarmaya ve yukarıda varılan sonuca karşı çıkmaya olanakyoktur. Anayasada ve içtüzükte yeralan bu deyimler, belgenin, yetkininkullanıldığı andaki niteliğini belirtmek açısından bir değer taşırlar. Busözcüklerden, belgenin, geri gönderme yetkisin kullanılmasından sonra da yasaniteliğini koruduğu yolunda bir anlam çıkarılması olanaksızdır.
Anayasa'nın 93. maddesi, uygun bulmanın gerekçesine ayrıca birönem ve ağırlık vermektedir. Bununla birlikte Meclisler bu gerekçelerle bağlıtutulmamış, geri gönderilen yasanın Meclislerce yine kabul edilmesi halindeCumhurbaşkanı, o yasayı yayımlamakla yükümlü kılınmıştır.
cc - Cumhurbaşkanının geri gönderme yetkisinin sınırını belliederken, uygun bulmamanın anlamı, kapsamı ve gerekçesi ile "yinekabul" kavramı arasındaki ilişki üzerinde de durmak ve konuyu bu yönden deaçıklığa kavuşturmak gerekmektedir.
93. maddedeki "... uygun bulmadığı ..." sözcükleri,yerindeliği belirtmekte geniş anlamda kullanılmıştır. AnayasanınCumhurbaşkanına yüklediği görevler, Cumhurbaşkanının taşıdığı sıfatlar yönündende iç içe girmiş durumdadır. Nitekim yasaları yayımlamak ve uygulama alanınakoymak yürütme ile ilgili bir görev olduğu halde, yukarıda da değinildiğiüzere, uygun bulmadığı yasaları bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük MilletMeclisine geri göndermek için Cumhurbaşkanına tanınan yetkinin yürütme göreviile bir ilişkisi yoktur. Cumhurbaşkanı, Devletin ve milletin bölünmezbütünlüğünü temsil etmek, insan haklarına dayalı demokratik ve sosyal hukukdevleti ilkelerini ve vatanın ve milletin bütünlüğünü korumak, lâik TürkiyeCumhuriyetini yüceltmek ve kollamak görevlerini Anayasa hükümleriyle üstlenenyansız bir baştır. Anayasanın Cumhurbaşkanına yasaları geri gönderme yetkisinibu sıfatı nedeniyle verdiğinde duraksamaya yer yoktur. Cumhurbaşkanı,Anayasa'da belirtilen ayrık durumlar dışında, Anayasa'ya uygun olmama durumu daiçinde olmak üzere, ülkenin ve ulusun yararlarına ters düştüğü kanısına vardığıyasalar hakkında geri gönderme yetkisini, gerekçesini göstermek koşuluylakullanabilecektir. Burada, Cumhurbaşkanınca uygun bulmanın "gerekçe"si önem kazanmaktadır. Cumhurbaşkanının, yasayı geri gönderirken ona eklemekzorunda olduğu bu gerekçeyi, sonradan değiştirmesi veya buna eklemeler yapmasıya da yasama meclislerince yine kabul edildikten sonra geri göndermegerekçesini genişletmesi söz konusu olamaz. Bunun gibi, Yasama Meclislerinin,geri gönderme gerekçesiyle hiç bir ilişkisi olmayan ve bunların tümüyle dışındakalan kimi değişiklikler yaparak yeni yasa koymakla eşdeğerde bir metinoluşturması durumunda da yasanın yine kabulünden sözedilemiyeceği açıktır.Anayasanın 93. maddesindeki "yine kabul" deyiminin, Cumhurbaşkanınıngerekçesinde belirttiği görüşlerin bir bölüğünün veya tümünün benimsenmesi yada geri gönderme gerekçesine karşın geri çevrilen metnin yasalaştırılması suretiylebir yasa metni oluşturulması anlamına geldiği ortadadır. Geri göndermegerekçesiyle ilgisi ve ilişkisi olmayan yeni hükümlerin yasalaştırılmasındayasanın "yine kabul" ünden değil, yeni bir yasa yapmaktan sözedilebilir.
dd - Yukarıda da değinildiği gibi, hangi gerekçe ile gerigönderilsin, Yasama Meclisleri yasanın tümünü görüşmek durumundadır.Cumhurbaşkanının geri gönderme gerekçesi dışında kalan metin kısmınınkesinleştiğinden ve bunların yeni bir değişiklik tasarısı veya teklifiolmadıkça ele alınamıyacağından söz edilemez. Yasama Meclisleri, yenidenyapacakları görüşmeler sırasında, Cumhurbaşkanının gerekçesinin tümüyle dışındakalan yönlerde yeni değişiklikler yaparak ya da yeni hükümler ekleyerek yasametni oluşturabilirler. Böylece yasanın yine kabulü" değil yeni bir yasakoyma durumu ortaya çıkar ki, bu yeni yasa üzerinde de Cumhurbaşkanının 93.maddedeki yetkisini kullanabileceği kuşkusuzdur. Nitekim ilk yasada yer almayanbu gibi hükümler, bir yasa değişikliği yolu ile getirilmiş olsaydı, bu yetkininonlar üzerinde kullanılmasına anayasal bir engel bulunmayacaktı. Konunun buaçıdan değerlendirilmesi, yasanın "ikinci kez" gönderilmiş olduğuyolundaki deyimin yerinde bulunmadığını, bu durumda geri göndermenin, yenihükümler yönünden yapılmış olduğunu ortaya koyar. Çünkü geri gönderme ileyasanın tümünün görüşülmesi durumu ortaya çıkmakta ve Yasama Meclisleri yenimetinler oluşturdukça Cumhurbaşkanının o hükümler üzerindeki uygun bulmamayetkisi de yinelenmiş bulunmaktadır.
Bu yönden yapılan değerlendirme ise, 26/6/1973 günlü, 1779sayılı Yasanın, Cumhurbaşkanının geri gönderme yazısına bağlı gerekçesi dışındabir takım hükümlere yer verilmek suretiyle ve yeni bir yasa olarakoluşturulduğunu ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18 Nisan 1979 günlükararının Anayasa'ya aykırılığını açıkça ortaya koymaktadır.
Açıklanan bu nedenlerle, sözü edilen 18 Nisan 1979 günlü TürkiyeBüyük Millet Meclisi kararının iptaline karar verilmelidir.
Rüştü Aral, Necdet Darıcıoğlu, Bülent Olcay ve YılmazAliefendioğlu bu görüşe katılmamışlardır.
3 - 26/6/1973 günlü, 1779 sayılı Yasanın Anayasa'ya aykırılığısorunu:
Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18 Nisan 1979 günlü kararınınAnayasa Mahkemesince iptaline karar verilmiş bulunması, Anayasa'nın 93.maddesinin buyruğu ve İçtüzük hükümleri gereğince, üzerinde görüşme açılmayanve kabulü Yasama Meclislerinin oyuna sunulmamış olan dava konusu 26/6/1973günlü, 1779 sayılı "Bazı Orman Suçlarının Affına ve Bunlardan Mütevellitİdare Şahsi Haklarının Düşürülmesine Dair Kanun" u biçim yönünden Anayasa'yaaykırı duruma getirir. Sözü edilen yasanın bu nedenle iptaline kararverilmelidir.
SONUÇ:
1 - Dava konusu edilen Türkiye Büyük Millet Meclisinin 18/4/1979günlü kararının bir İçtüzük düzenlemesi niteliğinde olduğuna, Adil Esmer,Necdet Darıcıoğlu, İhsan N. Tanyıldız ve Bülent Olcay'ın sözü edilen metninYasa; Ahmet Salih Cebi ve Nihat O. Akçakayalıoğlu'nun da Anayasa düzenlemesiniteliğinde bulunduğu yolundaki karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,
2 - Yukarıda sözü edilen metnin Anayasa'ya biçim yönünden aykırıolmadığına Ahmet Salih Cebi, Âdil Esmer, Nihat O. Akçakayalıoğlu, NecdetDarıcıoğlu, İhsan N. Tanyıldız ve Bülent Olcay'ın karşıoylarıyle veoyçokluğuyla,
3 - Dava konusu bu metnin öz yönünden Anayasa'ya aykırı olduğunave iptaline Rüştü Aral, Necdet Darıcıoğlu, Bülent Olcay ve YılmazAliefendioğlu'nun karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,
4 - Yukarıda (3) numarada belirlenen iptal kararı karşısında,30/4/1979 günlü, 16624 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 26/6/1973günlü, 1779 sayılı "Bazı Orman Suçlarının Affına ve Bunlardan Mütevellitİdare Şahsi Haklarının Düşürülmesine Dair Kanun" un biçim yönündenAnayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline oybirliğiyle,
18/12/1979 gününde karar verildi.
Başkan
Şevket Müftügil
Başkanvekili
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Ahmet Erdoğdu
Üye
Osman Tokcan
Üye
Rüştü Aral
Üye
Ahmet Salih Cebi
Üye
Muammer Yazar
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
İhsan N. Tanyıldız
Üye
Bülent Olçay
Üye
Yılmaz Aliefendioğlu
KARŞIOY YAZISI
Dava konusu: T. B. M. M. kararının denetime tabi olduğu ve bukararın bir İçtüzük niteliğinde bulunduğu yolundaki çoğunluk kararına sonuçolarak katılıyorum. Ancak bir daha görüşülmek üzere T. B. M. M. ne gönderilenyasada, değişiklik yapılması halinde, Cumhurbaşkanının yeniden geri göndermeyetkisi olduğu yolundaki çoğunluk kararına aşağıdaki nedenlerle katılmıyorum :
1 - T. B. M. M. ce kabul olunan bir yasanın, Anayasa'nın 93.maddesi uyarınca, Cumhurbaşkanlığınca yayımlanmayarak geri gönderilmesi halinde,o yasa hukuk dünyasına doğmamış kamunun bilgisine sunulmamış, etkinlikkazanmamış, yürürlük alanına girmemiş ve uyulması gerekli kurallar halinegelmemiştir. Geri gönderme yolu ile eksiklikleri, Anayasa'ya aykırılıkları,yerindeliği açısından yeniden incelemeye alınmış ve kusursuz, eksiksiz,Anayasa'ya uygun, olgunlaştırılmış bir yasa haline getirilmiş olur. Böyleceoluşma aşamalarından geçen tek bir yasa vardır.
2 - Anayasa'nın 93. maddesindeki "... uygun bulmadığıkanunu, bir daha görüşülmek üzere, bu hususta gösterdiği gerekçe ile birlikte... Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderir ...... Türkiye Büyük MilletMeclisi, geri gönderilen kanunu yine kabul ederse kanun Cumhurbaşkanıncayayınlanır." yolundaki hükümler, yasanın yine yani tekrar görüşme konusuyapılacağını göstermektedir. Ortada görüşme konusu yapılacak ikinci bir yasayoktur. Geri gönderilen yasada değişiklik yapılması, ikinci bir yasanın ortayaçıktığı anlamına gelmez.
3 - Anayasa'nın 91. maddesine göre kanun teklif etmeye, BakanlarKurulu ve T.B.M.M. üyeleri yetkilidir. Geri gönderilen yasa evvelce verilmişbulunan bir kanun teklifine dayanmaktadır. Geri gönderilen yasada değişiklikyapılması halinde, İkinci bir yasanın var olduğundan söz edilemez. ZiraAnayasa'nın 95. maddesinin son fıkrası gereğince Cumhurbaşkanı seçilen kimseninT.B.M.M. üyeliği sıfatı sona erer. Bu nedenle Cumhurbaşkanlığının geri göndermeyetkisi, bir yasa teklif etme yetkisi olarak kabul edilemez.
4 - Geri gönderilen yasada, yasama organlarınca her değişiklikyapılması halinde, Cumhurbaşkanının yeniden geri gönderme yetkisinin doğduğununkabulü halinde, her geri gönderme yolu ile yasama organlarının, yasa koymakyetkileri kısıtlanmış ve belki de imkânsızlaşmış ve toplum ihtiyaçlarınıkarşılayacak olan yasalar bir türlü yasalaşmak imkânına kavuşmamış olur.
Yukarıda da açıklandığı üzere Cumhurbaşkanı, bir yasayı ikincidefa görüşülmek üzere incelenmesini sağlamak yetkisini haiz değildir. Bu açıdançoğunluk kararına karşıyım.
Üye
Rüştü Aral
KARŞIOY YAZISI
A) Cumhurbaşkanının, Anayasa'nın 93. maddesine dayanarak evvelcegeri gönderdiği yasa metnini, yeniden görüşülmek üzere ikinci kez Türkiye BüyükMillet Meclisine döndürüp döndüremiyeceği konusunda oluşturulan 18/4/1979 günlükararın, oluşumuna neden olan kanundan ayrı tutularak anayasal denetimealınamayacağı yolundaki görüşümüzün dayanakları şunlardır :
Anılan karar, belli bir kanunun en uygun hükümlerleoluşturulmasına yardım için, aynı yolu Cumhurbaşkanının bir kez daha kullanmaisteklerine, Türkiye Büyük Millet Meclisinin karşı çıkışıdır. Kararın, busonuçtan ayrı olarak ve yani, uygulama yeri ve uygulama etkisi dışında, elealınması olanaksızdır. Çünkü :
1 - Anayasa Mahkemesinin, anayasa denetimine alabileceğibelgeler asıl olarak T.C. Anayasasının 147. maddesinde belirlendiği üzere,"Anayasa değişiklikleri" ile "kanunlar" ve "TürkiyeBüyük Millet Meclisi İçtüzükleri" dir. Bunlardan başka 64. ve 81.maddelerdeki belgeler de denetime bağlanmıştır. Adı ne olursa olsun, içeriği veetkisi ile bu nitelikleri gösteren belgelerin dahi "denetim" içinegirdikleri kuşkusuzdur.
İnceleme konusu karar ise, çoğunluğumuzun ileri sürdüğü gibi,bir yasa veya içtüzük düzenlemesi değildir.
İçtüzük kurallarını, yalnızca kendi çalışmalarını düzenleme içinkoyabilecek olan meclislerin Cumhurbaşkanının uğraşlarını da düzenlemeyihedefleyen bir kural getirdikleri kabullenilemez.
Cumhurbaşkanının, Anayasa'nın 93. maddesiyle tanınan yetkisininÖzel bir yasa konusu olabileceğine değinen bir anayasa kuralı olmadığına ve biryasa ile Anayasanın karşısına çıkılamayacağına göre ele alınan belgenin bir"kanun" yerini aldığının kabulü de olanaksızdır.
Meclisler, gelecekte de, aynı kanıyı korudukları takdirde, yenibir karar almak zorundadırlar. Kanaatlerini değiştirdiklerinde ise, bir kararoluşturmaya gerek duymaksızın, ikinci kez geri gönderilen metniinceleyeceklerdir.
Bütün bu kesin görünümler karşısında inceleme konusu kararın,Anayasa'nın belli bir hükmünü anlayış biçimi olduğu ve bir yasayı oluştururken,öteki anayasal yöntemler arasında, oluşan yasayı etkilediği ölçüde ve yasanındenetimi sırasında ele alınabileceği açıktır.
2 - Anayasa'nın 93. maddesi son cümlesi "... Türkiye BüyükMillet Meclisi, geri gönderilen kanunu kabul ederse..." diyerek geriçevrilen metnin, yeniden görüşmeye ve değişik hükümlerle kabule açık olduğunubelirtmekte, eski metnin geri verilmesiyle "kanun olabilme"niteliklerinin eksik kalacağını vurgulamaktadır. Gerçekten, bu metin tamnitelikli bir kanun olsaydı onun "geri gönderilmesi"nden değil,"değiştirilmesi" teklif ve tasarısından söz edilirdi.
Onaylanıp Resmî Gazete ile yayınlanmasına Cumhurbaşkanıncabuyruk verilmeyen bir metnin, bağlayıcı niteliklere sahip ve uyulup uygulanmasıherkes için zorunlu bir "kanun" ile eş değerde tutulmasına Anayasaizin ve olanak vermiş değildir.
3 - Cumhurbaşkanı ile ilgili temel hükümlerin T.C. AnayasasınınYÜRÜTME kurallarını kapsayan bölümünde yer alması ve yetkilerini belirleyen 96.ve 97. maddelerin içeriği, kendilerinin, YASAMA işlevlerine yardımcı olmalarınıyasaklayan kurallar değildir. Bu arada, 93. maddede yeralan "Milletinkayıtsız şartsız egemenliğini ve Anayasayı savunmak... ve insan haklarınadayanan demokrasi ve hukuk devleti ilkelerinden ayrılmamak..."yükümlülükleri, Cumhurbaşkanının 93. maddede yer alan "geri gönderme"yetkisini perçinleyen ve bir metnin Anayasa'ya ve insan haklarına dayanan demokrasive hukuk devleti ilkelerine ters kurallarla yasalaşmasını önlemede Yücemeclislere yardımcı olmalarını sağlayan yetkilerdir.
Bir metin, tam anlamıyla yasalaştıktan sonra Cumhurbaşkanıancak, Anayasa Mahkemesine başvurabilir. Bu son yetkiden ayrık ve incelemekonusu "geri gönderme" işlemi ise, metnin, yasalaşma evresinde kalanbir yetki konusudur. Cumhurbaşkanının bu yetkisini, anayasa koyucusunun, 96. ve97. maddelerde sıraladıklarından ayırarak KANUNLARIN YAPILMASI bölümünealmasının nedeni bu olmak gerekir.
Açıklanan tüm bu nedenlerle, ancak uygulandığı kanununoluşmasına etkisi yönünden ele alınıp incelenebilecek olan Türkiye Büyük MilletMeclisi kararının tek başına denetime alınmasına karşıyız.
Ancak Mahkememiz çoğunluğunca oluşturulan karara uymazorunluğundan, sonraki incelemelere katılma durumundayız.
B) Yukarıda açıklandığı üzere, Mahkememiz çoğunluğu kararınaanayasal zorunlukla uyularak T. M. M. Meclisinin 18/4/1979 günlü kararınınincelenmesine geçilmiş ve ancak bu evrede de çoğunluğumuzla görüş birliğinevarılamamıştır. Şöyle ki:
Anayasa'nın 93. maddesi, Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmeküzere geri gönderilen kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisince yine kabulüdurumunda, yayınlanması zorunluğunu getirmektedir. Ancak bu evrede öngörülenkoşul, geri gönderilen yasaya Türkiye Büyük Millet Meclisince Cumhurbaşkanınınönerileri dışında dokunulmamış olmasıdır.
Cumhurbaşkanının önerileri dışında eğer geri gönderilen metindebir değişiklik yapılmış ise, bu metne karşı, Cumhurbaşkanının geri göndermeyetkisi, yeniden işleme ortamı bulur.
Olayda T. B. M. Meclisi, Cumhurbaşkanınca geri gönderilenmetinde önerileri dışında değişiklik yapmasına karşın, 18/4/1979 günlükararıyla, 93. maddedeki yetkinin, Cumhurbaşkanınca kullanılamayacağı görüşünüvurgulamıştır. Çoğunluğumuz bu görüşü ilgili olduğu metinden bağımsız elealdığına göre, bunu ancak, bir Anayasa değişikliği olarak inceleyebilirdi.
Anayasa değişikliklerinin teklifi ve kabulü 155. madde ile özelyöntem ve koşullara bağlanmıştır. İnceleme konusu karar ise, bu koşullardan hiçbirini gözetmiş değildir ve bu nedenle de iptali gereklidir.
SONUÇ : Sayın çoğunluk kararına açıklanan nedenlerle karşıyız.
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
KARŞIOY YAZISI
Sayın Bülent Olcay'ın Karşıoy yazısının (1) ve (2) numaralıbentlerine katılıyorum.
Üye
Adil Esmer
KARŞIOY YAZISI
Anayasa'nın değişik 147. maddesinde, Anayasa Mahkemesine,yasaların ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüklerinin Anayasa'ya, Anayasadeğişikliklerinin de Anayasa'da gösterilen biçim koşullarına uygunluğunudenetlemek görev ve yetkisi verilmiştir. Bu maddenin genel anlatımı dışındakalan yasama işlemlerinden hangilerinin Anayasa Mahkemesince denetleneceğiAnayasa'nın 81. maddesinde, yasa olmadıkları halde, Anayasaca yasa hükmündesayılan belgelerden hangisinin denetime bağlı olacağı, hangisinin olmayacağı ise64. ve 65. maddelerinde gösterilmiş bulunmaktadır.
Oluşum biçimi karar yerinde açıklanan Türkiye Büyük MilletMeclisinin dava konusu 18/4/1979 günlü kararına, Anayasaya uygunluk denetiminebağlı yasama belgeleri arasında yer verilmediğine göre; 26/6/1973 günlü, 1779sayılı "Bazı Orman Suçlarının Affına ve Bunlardan Mütevellit İdare ŞahsiHaklarının Düşürülmesine Dair Kanun" un yanında ayrıca iptali istenen bukararın sözü geçen yasadan ayrı ve bağımsız olarak incelenmesini AnayasaMahkemesinin görevi içinde kabul eden 14/6/1979 günlü ilk inceleme kararı,18/4/1979 günlü yasama meclisi kararının niteliği üzerinde durulmasını zorunlukılmıştır.
Bu tür değerlendirmeler, dava konusu metin ya da belgelerinoluşturulmalarında uygulanan yöntemlerle bunların içerikleri üzerindedurulmasını, değer ve etkilerinin belirlenmesini ve bu açıdan Anayasa'yauygunluk denetimine bağlı tutulan işlemlerle eşdeğerde olup olmadıklarınınsaptanmasını gerektirmektedir.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi ötedenberi konuyu bu doğrultuda değerlendirmekte,örneğin, adı (içtüzük değiştirmesi) olmadığı ve içtüzüklerindeğiştirilmesindeki yöntemler uygulanmadığı halde değer ve etki bakımındanbirer içtüzük düzenlenmesi niteliğinde olan yasama işlemlerini AnayasaMahkemesinin denetim alanı içine sokmakta; yasama meclislerince kabul edilenbir metnin adı (yasa) olmasa ve oluşturulmasında uygulanan yöntem, yasalar içinAnayasa'da öngörülen yöntemlere uymasa bile, yasa hükmü değer ve etkisindekikuralları içermekte ise o metni yasa niteliğinde bir düzenlenme saymaktadır.Böylece, "usulün saptırılması" yoluyla yasa ya da içtüzük hükmüniteliğinde kararlar alınarak bunların Anayasaya uygunluk denetimi dışındatutulmalarına yönelik girişimlerin önlenmesi de sağlanmış olmaktadır.
Bu açıdan bakıldığında; Cumhurbaşkanının, uygun bulmadığıyasaları, bir daha görüşülmek üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisine gerigönderme yetkisine ve bu yetkinin kullanılmasına ilişkin bir düzenlemeyapısındaki 18/4/1979 günlü Türkiye Büyük Millet Meclisi kararının, bir içtüzükdeğişikliğini değil, yasa niteliğinde bir düzenlemeyi oluşturduğu açıkçagörülmektedir.
Gerçekten, Cumhurbaşkanının 26/6/1973 günlü, 1779 sayılı Yasayıikinci kez geri göndermesinden ve Millet Meclisi Başkanlığının da Anayasakomisyonunun görüşüne başvurmasından başlayarak dava konusu yasama işlemininoluşturulmasına kadar izlenen yöntem, Anayasanın 92. maddesinde belirlenen,yasaların görüşülmesi ve kabulü yöntemlerine tümüyle uymaktadır. Her ne kadar,ortada yöntemince verilmiş bir yasa teklifi ya da tasarısı bulunmamakta ise debu eksikliğin söz konusu işlemin niteliğini değil sadece geçerliliğinietkilemesi gerektiğinde kuşku yoktur. 18/4/1979 günlü Türkiye Büyük MilletMeclisi kararı bu nedenle, biçimsel açıdan, yasa anlayışına uygun bir yasamaişlemi sayılmalıdır.
Öte yandan aynı karar, nesnel olarak da yasa anlayışına uygundüşmektedir. Anayasaya göre, yasa ile düzenlenecek konular sınırlanmışdeğildir. Bu bakımdan, örneğin, Cumhurbaşkanınca uygun bulunmayan yasalarınyayınlanmayarak, bir daha görüşülmek üzere, Türkiye Büyük Millet Meclisine gerigönderilmesiyle ilgili yasa niteliğinde bir işlem yapılması da kuşkusuzolağandır. Nitekim dava konusu yasama işlemi de bu doğrultuda bir düzenlemeyiiçermektedir.
Adı yasa olmasa bile geleceğe yönelik, kişisel olmayan, genel,soyut, sürekli, buyurucu ve bağlayıcı nesnel kuralları içeren, yasamameclislerinin kendi işlerine iç çalışmalarına ilişkin konular dışında kalankonuları düzenleyen bu kararın yasa değer ve etkisinde bir yasama işleminioluşturduğu bu nedenlerle tartışmasız kabul edilmelidir.
Yasa hükmüyle eşdeğerde ve yasa hükmü etkisinde kabul edilmesigereken 18/4/1979 günlü Türkiye Büyük Millet Meclisi kararının biçim yönündenyapılan incelemesinde Anayasanın 91. maddesinde aykırılığı hemen göze çarpmaktadır.Gerçekten bu maddede, yasa teklif etmeye, "Bakanlar Kurulu ve TürkiyeBüyük Millet Meclisi Üyeleri" nin yetkili oldukları belirtilirkenyasaların yapılmasına ilişkin genel bir kural konulmaktadır. Anayasanın, yasateklif etme yetkisini düzenleyen söz konusu buyruğu karşısında BakanlarKurulunun ya da Türkiye Büyük Millet Meclisi Üyelerinin teklifi olmadan yapılanbir yasa veya buna eşdeğerde bir metin yahut belgenin Anayasaya aykırıolacağında kuşku yoktur. Dava konusu yasama işleminin oluşturulmasında ise 91.maddenin buyurucu ve bağlayıcı hükümlerine uyulmadığı ortadadır.
Dava konusu yasama işleminin Cumhurbaşkanınca yayınlanmamasınave bunun doğal sonucu olarak Anayasa'nın 93. maddesinin savsaklanmasına yolaçan içerik ve niteliği de biçim yönünden Anayasaya aykırılığı oluşturannedenlerden biri sayılmalıdır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclislerin, çalışmalarını,kendi yaptıkları içtüzüklerin hükümlerine göre yürüteceklerini hükme bağlayanAnayasanın 85. maddesinin birinci fıkrasına karşın, yasaların görüşülmesi vekabulü ile ilgili 92. madde uyarınca oluşturulan ve oluşum biçimi bakımındanMillet Meclisi ile Cumhuriyet Senatosunun ortak ürünü olan, içeriği bakımındanda Cumhurbaşkanının, uygun bulmadığı yasaları, bir daha görüşülmek üzere, TürkiyeBüyük Millet Meclisine geri gönderme yetkisini düzenleyen 18/4/1979 günlüTürkiye Büyük Millet Meclisi kararının çoğunluk kararı doğrultusundadeğerlendirilmesi ve bir içtüzük düzenlemesi niteliğinde sayılması durumundabile bu kararın Anayasanın 85. maddesine aykırılığından ötürü iptaligerekmektedir. Çünkü sözü geçen madde Türkiye Büyük Millet Meclisinin veMeclislerin kendi içtüzüklerini kendilerinin yapmaları öngörülmüştür.İçtüzüklerde değişiklik yapılmasının yöntemleri ise yasama meclisleri içtüzüklerindebelirtilen ilke ve kurallara uygun olarak ayrıca gösterilmiş bulunmaktadır,
Biçim yönünden Anayasaya aykırılığı belirgin bulunan bir yasamaişleminin öz yönünden Anayasaya aykırı görülmemesi olasılığı, belirlenennitelikteki bir metin ya da belgenin yürürlükte kalarak etkinliğinisürdürmesine yol açacağına göre, bu durumda, Anayasaya uygunluk denetimininanlam ve amacına aykırı sonuçların ortaya çıkması da kuşkusuzengellenemeyecektir.
Biçim yönünden Anayasaya aykırı olmadığı oyçokluğuyla kabul edilen18/4/1979 günlü Türkiye Büyük Millet Meclisi kararının, öz yönünden Anayasayaaykırı sayılmasına da olanak yoktur. Şöyleki:
Cumhurbaşkanınca, uygun bulunmayarak, bir daha görüşülmek üzere,on gün içinde Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderilen bir yasanın yenideğişiklikler yapılarak kabul edilmesi durumunda Anayasanın 93. maddesinin sontümcesinin uygulanması, dolayısıyla bu yasanın Cumhurbaşkanı tarafındanyayınlanması Anayasal bir zorunluktur.
Sorun'un, bu tümcede yer alan "yine kabul" deyimindenkaynaklandığı bilinmektedir.
Anayasanın 93. maddesine ilişkin gerekçe bu deyimin anlamınaaçıklık getiren bir içerik taşımamaktadır. Kurucu Meclis görüşmelerinde de bukonuya hiç değinilmemiştir. Sözü edilen madde gerekçesinin "Bu hüküm 1924Anayasasından gelmektedir. İstanbul tasarısındaki, kanunun kabulü için mevsufbir ekseriyet şartı Cumhurbaşkanına bir nevi veto hakkı tanımak manasınıtaşıyacağından uygun görülmemiştir." biçimindeki anlatımı da gözönündetutularak Anayasanın 93. maddesi ile 1924 Anayasasının 35. maddesi arasındakarşılaştırmalı bir inceleme yapıldığında her iki maddenin hem kabul edilensüreler hem de benimsenen yöntemler bakımından birbirinin benzeri olduğu ortayaçıkmaktadır. Maddelerin son tümcelerindeki "yine kabul" deyimi ile"bu defa da kabul" deyimi arasında da anlam ayrılığı yoktur. Çünkü"yine" sözcüğü, "yeniden", "tekrar", "birdaha" sözcükleri ile anlam bakımından özdeştir.
"Aynen" sözcüğü ise, "olduğu gibi","değişmeden", "tıpkı" sözcükleriyle eşanlamlıdır.
"Yine" ve "aynen" sözcüklerinin değişikanlamları içerdiğinde bu nedenlerle kuşku kalmamıştır. Anayasanın 93.maddesinin son tümcesindeki "yine kabul" deyiminin "aynenkabul", "hiç değişiklik yapılmasından kabul" anlamındakullanılmadığı da böylece belirmiş olduğuna göre bu tümcede yer alan kurala,"Türkiye Büyük Millet Meclisi, geri gönderilen kanunu aynen kabul ederse,kanun Cumhurbaşkanınca yayınlanır" biçiminde bir anlam veremeyiz. NitekimAnayasanın 92. maddesinin beşinci fıkrasında "olduğu gibi" deyimikullanılmış bulunmaktadır. "Aynen", "değiştirilmeksizin","değiştirilmeden" anlamına gelen bu deyime 93. maddenin sontümcesinde yer verilmemesi, burada daha değişik bir koşulun benimsenmişolmasından ileri gelmektedir. Bu koşul, bir daha görüşülmek üzere gerigönderilen yasanın kabul ya da reddedilmesi olgusunu ayırabilme amacınayöneliktir. Gerçekten, geri gönderilen yasa bir daha görüşüleceğine göre bugörüşmenin, Anayasa'nın 92. maddesine göre, "kabul" veya"değiştirilerek kabul" yahut "red" biçiminde sonuçlanmasıgerekir. Daha önce kabul edilen bir tasarı ya da teklifin bu aşamadareddedilmesi de kuşkusuz olağandır. Reddedilmemiş olması durumunda ise, buolgu, "yine kabul" deyiminin anlam ve kapsamı içinde düşünülmelidir.Anayasa'nın 93. maddesinde bir sınırlama yapılmadığı için "değiştirilerekkabul" deyimini "yine kabul" deyiminin anlam ve kapsamı dışındakabul etmeye olanak yoktur.
Cumhurbaşkanının, uygun bulmadığı yasaları, bir daha görüşülmeküzere, bu konuda göstereceği gerekçe ile birlikte, on gün içinde Türkiye BüyükMillet meclisine geri gönderme yetkisinin yasama işlevine katılma ve bu yetkiyipaylaşma niteliğinde olmadığı açıktır. Öğreti alanında da benimsendiği gibi,bunun, yansız ve yüce bir kişi olan Cumhurbaşkanının bilgi ve deneyimlerinden,Devletin başı olması, bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve ulusun birliğinitemsil etmesi nedeniyle sahip olduğu etkinlikten parlamentoyu yararlandırmakiçin kabul edilmiş bir yetki olduğunda kuşku yoktur. Yasama organı böyleceCumhurbaşkanının uyarmasından yararlanmış, öne sürdüğü gerekçeler açısındanyasayı bir kez daha gözden geçirerek bir yanılgı ya da eksiklik varsa bunlarıdüzeltmiş ve tamamlamış olacaktır. Anayasanın 93. maddesinin kökenini oluşturan1924 Anayasasının 35. maddesine ilişkin gerekçesi de; "...madde ısdar veilânını muvafık görmediği kanunları bir daha müzakere edilmek üzereReisicumhurun Meclise iadesine mütedair olup bu suretle pürüzlü kanunlarınkabulünden mütevellit mazarrat def edilmiş oluyor..." derken demokratikparlamenter sistemin gereği olarak yukarıda yapılan açıklamaların geçerliğinide ortaya koymaktadır.
1961 Anayasasının, yasaların sürüncemede bırakılmadan kabuledilmesine de büyük ölçüde Önem verdiği yadsınamamaktadır. Gerçekten bir tasarıya da teklifin görüşülüp kabul edilmesi yönünden Millet Meclisinde benimsenençabukluğa Cumhuriyet Senatosunun da ayak uydurması zorunludur. Bunauyulmadığında tasarı veya teklif Millet Meclisinden gelen biçimiyle kabuledilmiş sayılacaktır. Bu kuralın yanında, 92. maddenin onuncu fıkrasında dabelirlendiği üzere, Millet Meclisindeki görüşmelerin uzamış olmasına karşın,Cumhuriyet Senatosuna, en çok üç aylık bir süre tanınmış bulunmaktadır.
Cumhuriyet Senatosunun, kendisine gelen metni değiştirerek kabuletmesi, Millet Meclisinin ise bu değişikliği benimsememesi durumunda son sözyine Millet Meclisinin olmakla birlikte, Millet Meclisi, işin kendisine dönmüşolmasından yararlanarak, daha önce kabul ettiği metinde yeni değişiklikleryapmak yoluna gidememektedir. Çünkü, bu değişiklik nedeniyle tasarı ya dateklifin yeniden Cumhuriyet Senatosuna gönderilmesi gerekecek, böylece, işiniki meclis arasında sürekli olarak gidip gelmesine yol açılmış olacaktır.Tasarı ya da tekliflerin, iki meclis arasında yeni gidiş gelişlere ve daha çokgecikmeye neden olmadan yasalaşmasını sağlamak amacıyla Anayasa, 92. maddesininbeşinci fıkrasında, Millet Meclisini, Karma Komisyonca veya CumhuriyetSenatosunca veya daha önce kendisince hazırlanmış olan metinlerden birini"olduğu gibi" kabul etmek zorunda bırakmıştır.
Anayasanın 93. maddesinin, yasaların sürüncemede bırakılmamasınayönelik ilkeden uzaklaştığı, bu ilkeye aykırı hükümleri içerdiği söylenemez.Tasarı ve tekliflerin yasalaştırılmasında, iki meclis arasındaki anlaşmazlığınuzamasına izin vermeyen Anayasanın, yasama organı ile yasama işlevinekatılmayan Cumhurbaşkanı arasında çıkacak anlaşmazlık ve uyuşmazlıkların sürüpgitmesine göz yumduğu, buna olanak tanıdığı kesinlikle düşünülemez.
Geri göndermenin amacına, esprisine ve gerekçesine uygundüşmeyen her değişikliğin yeniden geri gönderme gerekçelerini oluşturacağı önesürülebilirse de, bu durumlarda, iki meclis arasında çıkan anlaşmazlıklardaolduğu gibi, örneğin, Anayasanın öngördüğü bir karma komisyondan yararlanılarakve özel yöntemler uygulanarak anlaşmazlıkların giderilmesi yolunagidilmediğine, Anayasanın 93. maddesinde bu doğrultuda bir düzenlemeye yerverilmediğine göre, Cumhurbaşkanına, bir yasayı ikinci, üçüncü kez ve hattaişin niteliği gereği daha çok sayıda geri gönderme yetkisinin tanındığı savıgeçerli olmayacaktır.
Özetlemek gerekirse, Anayasanın 93. maddesinin son tümcesi, birdaha görüşülmek üzere, Cumhurbaşkanınca, Türkiye Büyük Millet Meclisine gerigönderilen bir yasanın, yeniden görüşülmesi sonunda, reddedilmeyerek, isterolduğu gibi, ister değiştirilerek olsun, sonuçta kabul edilmesi durumundaCumhurbaşkanı tarafından yayınlanmasını zorunlu kılmaktadır.
SONUÇ : Türkiye Büyük Millet Meclisinin dava konusu 18/4/1979günlü kararının bir içtüzük düzenlenmesi niteliğinde olduğuna; Anayasaya biçimyönünden aykırı olmadığına; öz yönünden Anayasaya aykırı bulunduğuna veiptaline ilişkin çoğunluk kararına yukarıda açıklanan nedenlerlekatılmamaktayım.
Üye
Necdet Darıcıoğlu
KARŞIOY YAZISI
Aşağıdaki nedenlerle kararın l ve 2. maddelerindeki çoğunlukgörüşüne katılamıyorum.
1 - İptali istenilen Türkiye Büyük Millet Meclisi karan,Cumhurbaşkanının yasaları geri gönderme yetkisinin içeriği ile bu yetkininkullanma biçimini düzenleyen bir "yasa" niteliğinde olup budüzenlemeyi bir içtüzük veya anayasa değişikliği olarak nitelemeye olanakyoktur.
Çünkü :
A - Sözü edilen karar Meclislerin çalışma biçimini gösteren vebu konulan düzenleyen bir karar almaktan Öte, Anayasanın 93. maddesi ileCumhurbaşkanına verilen bir yetkinin içeriği ve bunun yorumu ile bu yetkininkullanma biçimine ilişkindir ve bu nedenledir ki yasa niteliğinde demek dahadoğru olur.
Ayrıca bu kararın Meclislerdeki görüşülmesi ve çıkarılışı datamamen olmamakla beraber bu düzenlemeye yasa niteliği görünümünü vermektedir.
Şu nedenleki, yasakoyucu bu kararı çıkarırken, Anayasanın,yasaların görüşülmesi ve kabulüne ilişkin 92. maddesindeki yöntemi uygulamış,85. maddede olduğu gibi bir içtüzük düzenlemesi veya değişikliği yolunagitmemiştir. Eğer böyle olsaydı, her iki Meclis bu konuya ilişkin çalışmalarınıbirbirinden ayrı olarak ele alır ve ayrı ayrı karara bağlardı.
Bu yöndende bu düzenlemeyi bir içtüzük düzenlemesi saymağaolanak yoktur.
B - Bu düzenlemeyi bir Anayasa değişikliği olarak kabul etmektezordur.
Çünkü : Bu karar sadece Anayasanın 93. maddesinin verdiği yetkininne olduğunu ve bunun kullanılış biçimini belirtmekle yetinmiş olup bu maddeyideğiştirmeyi amaçlamadığı gibi bu kararın oluşumunda Anayasanındeğiştirilmesine ilişkin 155 inci madde prosedürü de uygulanmamıştır. O nedenlede Anayasa değişikliğinden söz edilemez.
2 - Sözü edilen kararın biçim yönünden de Anayasaya aykırı olupolmadığı konusuna gelince :
Bu kararın oluşumununda Yasama Organı her ne kadar bir yasaoluşturmuşcasına hareket etmiş ve 92. maddedeki yöntemi uygulamış ise de; biçimyönünden tam ve eksiksiz bir yasa tasarrufu oluşmamış bulunduğundan örneğin(91. madde gereğince bir teklif veya tasarı söz konusu olmadığı gibi sonuçtaortaya çıkan metin de bir yasa olarak yayımlanmamış olduğundan) bu kararınbiçim yönünden de Anayasaya aykırılığı nedeniyle iptali gerekeceğigörüşündeyim.
Üye
İhsan N. Tanyıldız
KARŞIOY YAZISI VE EK GEREKÇE
I. Aşağıdaki nedenlerle çoğunluk görüşüne katılamıyorum :
A) İptali istenilen Türkiye Büyük Millet Meclisi Kararı,Cumhurbaşkanının yasaları geri gönderme yetkisinin kullanılma biçiminidüzenleyen bir "yasa" niteliğinde olup, bu metni bir içtüzük ya daAnayasa değişikliği niteliğinde saymaya olanak yoktur.
Gerçekten, Anayasa'nın 85. maddesi içtüzüklerin, Türkiye BüyükMillet Meclisinin ve Meclislerin çalışmalarının yürütülme biçiminigöstereceğini açıkça hüküm altına almıştır. İptali istenilen karar iseMeclislerin çalışmalarının yürütülmesiyle doğrudan ilgili olmayıp, Anayasa'nın93. maddesi ile Cumhurbaşkanına verilen bir yetkinin kullanılma biçimineilişkindir.
İptali istenilen karar, çıkarılış biçimi bakımından da yasaniteliğini taşımaktadır. Başka bir deyişle, Yasa Koyucu bu kararı çıkarırken,Anayasa'nın yasaların görüşülmesi ve kabulüne ilişkin 92. maddesindeki yöntemiuygulamıştır. Cumhurbaşkanının isteği üzerine yapılmış olsa bile, Meclislerinbu yöntemi uygulamış olmaları, yasa niteliğinde bir metni oluşturmairadelerinin varlığını göstermektedir. Anayasa'nın 85. maddesi, Türkiye BüyükMillet Meclisinin ve Meclislerin İçtüzüklerini "kendilerinin"yapmasını buyurmaktadır. Bu durumda Anayasa'nın yasaların görüşülmesi vekabulüne Özgü 92. maddesinin uygulanması söz konusu olamaz. İçtüzüklerin değiştirilmeyöntemi her içtüzükte ayrıca hükme bağlanmıştır.
Öte yandan, iptal istemine konu olan karar yalnızca Anayasa'nın93. maddesi uyarınca yasaların geri gönderilmesi yetkisinin kullanılış biçiminidüzenlemekle yetinmekte olup, bu Anayasa maddesini değiştirmeyi amaçlamadığından,kanımca, bir Anayasa değişikliği niteliğinde olduğu da düşünülemez.
B) Hangi yasama tasarruflarının Anayasa'ya uygunluk denetiminekonu olabileceği Anayasa'nın 147. maddesi ile 64. maddesinin son fıkrasındateker teker sayılarak gösterilmiştir. Anayasa'nın bu kesin ve sınırlayıcıhükümleri karşısında, sözü geçen maddelerde gösterilenler dışındaki yasamabelgelerinin Anayasa'ya uygunluk denetimine konu edilmesine olanak yoktur.
Ancak, anılan maddelerde sözü geçen yasama tasarruflarınınhiçbirinin adını taşımamakla birlikte, konu ve etki bakımından bunlardanbirinin niteliklerine sahip bulunan metinler de ortaya çıkabilir.Düzenledikleri konular ve hukuksal etkileri bakımından örneğin bir yasa ya daMeclis İçtüzüğü niteliğinde olan bu yasama tasarruflarının Anayasa'ya uygunlukdenetiminin dışında bırakılması, Anayasa'nın yapısı ve Anayasa Mahkemesininkuruluş amacı ile bağdaştırılamaz. Bu nedenledir ki, Anayasa Mahkemesi, birkonuda görevli olup olmadığını saptarken, dava ya da itiraz yoluyla önüne gelenyasama belgesinin yalnız adına değil, niteliğine de bakmaktadır.
Anayasa'nın 147. ve 64. maddeleri hükümlerinin böyleceAnayasa'nın özüne uygun biçimde yorumlanmasının doğal sonucu olarak, sözü geçenyasama belgelerinin Anayasa'ya uygunluk denetimine bağlı tutulması ilevarılacak ilk erek, kanımca, bu belgelerin içerik ve etkilerine uygun biranayasal biçime sokulmalarını sağlamak olmalıdır. Söz gelimi "karar"adını taşımasına karşın Meclis içtüzüğü değişikliği niteliğinde olan bir yasamabelgesinin özü yönünden Anayasa'ya uygun olup olmadığı araştırılmaksızın, biçimyönünden Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptaline karar verilmelidir. Tersineuygulama, bu belgelerin, öz bakımından Anayasa'ya aykırılıkları saptanamadığısürece yürürlükte kalmaları sonucunu doğurur. Oysa Anayasa'da yasamatasarruflarının herbirinin biçim koşullarının kesinlikle belirtilmiş bulunmasıkarşısında, biçimleri ile nitelikleri biribirine uymayan kimi yasamabelgelerinin Anayasa'ya uygunluk denetimine konu olmalarına karşın, yürürlüktekalmalarını Anayasa ile bağdaştırmaya olanak yoktur.
C) Ne var ki iptali istenilen Türkiye Büyük Millet MeclisiKararının biçim yönünden Anayasa'ya uygun bulunduğu çoğunluk oyuyla kabuledildiğinden, anılan kararın özü bakımından Anayasa'ya uygun olup olmadığı dainceleme konusu edilmiştir. Bu konudaki karşı görüşümüzün gerekçesi ise şöyleceözetlenebilir :
Anayasa'nın 93. maddesinde, Cumhurbaşkanının "uygunbulmadığı kanunu" bir kez daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük MilletMeclisine geri gönderebileceği hüküm altına alındıktan sonra, Türkiye BüyükMillet Meclisi "geri gönderilen kanunu yine kabul ederse","kanun" un Cumhurbaşkanınca yayımlanması gerekeceği belirtilmektedir.
1924 Anayasası'nın 35. maddesinde de hemen hemen aynı biçimdeyer alan bu hükümden şu sonuçların çıkarılması kanımca zorunludur:
l - Yayımlanmak üzere Cumhurbaşkanına gönderilen metin"yasa" dır. Ancak bu metnin yürürlüğe girmesi, yayımlanması koşulunabağlıdır. Başka bir deyişle, yasanın bu aşamada ilgili kişiler bakımından hakve yüküm doğurması ve uygulanması olanaksızdır.
Ne var ki yasa artık Yasama Organının elinden de çıkmıştır.Cumhurbaşkanı geri göndermedikçe ya da yasa yayımlanmadıkça Yasama Organı yasaüzerinde tasarrufta bulunamaz.
2 - Cumhurbaşkanının geri çevirme yetkisini kullanması, YasamaOrganının yasaya el sürememesi durumunu ortadan kaldırmaktadır. 93. Maddede,yalnızca yeniden görüşülmesi istenen hükümlerin değil, "kanunun" gerigönderilmesinden ve aynı maddenin son tümcesinde sırf geri çevrilmeye neden olanhükümlerin değil, "kanunun" yeniden kabulünden söz edildiğine göre,Yasama Organı yasanın tümünü yeniden ele alacaktır. Bu durumun doğal sonucuolarak da, Yasama Organı, Cumhurbaşkanının üzerinde durduğu hükümleri ayrıgerekçe ve ayrı biçimde değiştirebileceği gibi, geri göndermede üzerindedurulmayan hükümlerde de değişiklik yapılabilir ve yasaya yeni hükümlerekleyebilir. 93. Maddede geçen "...kanunu, bir daha görüşülmeküzere..." sözcükleri, Yasama Organının her hüküm üzerinde tasarufta bulunmayetkisini açıkça ortaya koymaktadır.
3 - Olduğu gibi, ya da kimi hükümleri değiştirilerek veya kimihükümler eklenerek yeniden kabul edilen yasa, Cumhurbaşkanının geri gönderdiğiyasadan ayrı bir varlığa sahip değildir.
Gerçekten, 93. maddenin son tümcesinde "Türkiye BüyükMillet Meclisi, geri gönderilen kanunu yine kabul ederse, kanunCumhurbaşkanınca yayımlanır." denilmektedir. Görüldüğü gibi, yayımlanan"kanun", "geri gönderilen kanun" dur. Bu hükümde geçen"yine kabul ederse" deyiminin de, yasanın ilk biçim ve içeriğiyledeğil, gerek Cumhurbaşkanının geri göndermede değindiği, gerek YasamaMeclislerinin kendiliğinden yaptığı değişiklik ve eklemelerle kabulü anlamınageldiğinde kuşku yoktur.
Çünkü tümcedeki "yine kabul ederse" deyimi"Yasama Organının ilk metinde direnmesi" biçiminde dar olarakanlamlandırılırsa, Cumhurbaşkanının önerdiği değişikliklerin kabulü durumundabile yasanın yayımlanmasının zorunlu olmadığı sonucuna varılır ki, bu durumu"geri gönderme" kurumunun niteliği ile olduğu kadar parlamenterdemokrasilerde Cumhurbaşkanının sahip bulunduğu sınırlı yetkilerle debağdaştırmaya olanak yoktur.
Geri gönderilen yasanın, yeniden yapılan görüşmeler sonundagerekli oyu sağlayamayarak bu kez kabul edilmemesi olanağı bulunduğuna göre,kanımca, "yine kabul ederse" deyimi Yasama Organının bu yetkisiniolumlu yönde kullanması koşulunu belirtmekten öte bir anlam taşımamaktadır.
Yukarıda (l - 3) sayılı paragraflardaki düşüncelerin sonucu,geri gönderme üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisince yapılan değişikliğinnitelik ve kapsamı ne olursa olsun, Yasanın Cumhurbaşkanınca YasamaMeclislerine bir kez daha geri gönderilmesine Anayasa'nın 93. maddesinin izinvermemekte olduğudur.
Tersine görüş, kanımca, Anayasa'nın yukarıda belirtilen yapısınaaykırı olduğu gibi, bu görüşün benimsenmesi durumunda, yasanın Cumhurbaşkanıile Yasama Organı arasındaki gidiş - gelişlerinin nerede sona ereceği veyasanın ne zaman yürürlüğe girebileceği, hatta yürürlüğe girmesi olanağıbulunup bulunmadığı kestirilemiyecektir.
Gerek 1924 Anayasası, gerek bu konuda aynı esasa dayananyürürlükteki Anayasa, Cumhurbaşkanına yasanın yürürlüğe girmesini önleme ya dayeniden kabulünü güçleştirme yetkisini veren bir "veto" hakkı tanımamıştır.Böyle geniş bir yetkiyi, kanımca, parlamenter demokrasinin çok duyarlı güçlerdengesi ile bağdaştırmak da olanaklı değildir.
Bu anayasal durum karşısında Cumhurbaşkanı, geri göndermedekiisteği dışında yapılan değişiklikleri yeni bir geri gönderme işlemine değil,ancak Anayasa Mahkemesine açacağı bir iptal davasına konu edebilir. Budeğişikliklerin, kimi durumlarda, Anayasa'ya aykırılığı ileri sürülemeyeceknitelikte bulunmaları ve bu nedenle de iptal davasına konu edilememeleriolasılığından söz edilebilirse de, böyle bir durum, Anayasa'nın 93. maddesininCumhurbaşkanına yasayı birden çok kez geri gönderme yetkisi verdiği görüşününkabulü için yeterli neden olmayıp, olsa olsa bu Anayasa hükmünündeğiştirilmesini amaçlayan bir öneriye gerekçe yapılabilir.
Bu konuda son olarak şu nokta üzerinde durulmasında da yararvardır : Anayasa Koyucu, Cumhurbaşkanının bu yetkiyi bir yasa için birden çokkez kullanmasını öngörmüş olsaydı, kuşkusuz bu geliş - gidişlerle yasanın çokgeç yürürlüğe girmesi ya da yürürlüğe girememesi olasılıklarını önlemeyollarını da düşünür, örneğin bu hakkın en çok kaç kez kullanılabileceği veCumhurbaşkanı ile Yasama Organı arasındaki anlaşmazlık çözümlenemez bir durumagirerse bu engelin nasıl ortadan kaldırılabileceği konularında düzenleyicihükümler getirirdi. Böyle bir düzenlemenin öngörülmemiş olması da, yürürlüktekianayasal düzende geri gönderme yetkisinin her yasa için ancak bir kezkullanılabileceğinin başka bir kanıtıdır.
II. Kararın 26/6/1973 günlü, 1779 sayılı Yasaya ilişkin bölümüneaşağıdaki ek gerekçe ile katılıyorum :
Çoğunluk görüşünde olduğu gibi, Cumhurbaşkanının bir yasayaikinci kez geri gönderme yetkisi var sayılsa bile, bu yetkinin Anayasa'ya uygunbiçimde kullanılıp kullanılmadığının da ayrıca araştırılması gerekir.
Gerçekten, Anayasa'nın 98. maddesinin birinci fıkrasında,Cumhurbaşkanının görevleriyle ilgili işlemlerden sorumlu olmadığı hüküm altınaalındıktan sonra, ikinci fıkrada, bu sorumsuzluğu nedeniyle, Cumhurbaşkanınınbütün kararlarının Başbakan ve ilgili Bakanlarca imzalanması gerektiği ve bukararlardan Başbakan ile ilgili Bakanın sorumlu olacakları belirtilmektedir.
Cumhurbaşkanının göreviyle ilgili hiç bir işlemi ayrık tutmayanbu kesin hüküm karşısında, Anayasa'nın 93. maddesi uyarınca yasaların gerigönderilmesi işleminin de Başbakan ve ilgili Bakanca imzalanmasını zorunlusaymak gerekir.
Birlikte imzalama zorunluğunun Cumhurbaşkanının göreviyle ilgilibütün işlemler bakımından değil, yalnızca Anayasa'nın 97/2. maddesindegösterilen görevler için söz konusu olabileceği yolundaki görüşlere katılmayada kanımca olanak yoktur.
Çünkü "Cumhurbaşkanının sorumsuzluğu" ilkesi yalnız97/2. maddede gösterilen görevler bakımından değil, bütün görevleri içingeçerlidir. Birlikte imzalama yükümlülüğü ise Cumhurbaşkanının sorumsuzluğununsonucu olduğuna göre, en azından sorumluluğa neden olabilecek her işlem -ister97/2. maddede yer alsın, ister Anayasa'nın başka bir maddesinde düzenlenmişolsun- elbette ki Anayasa'nın temel ilkeleri ile de çatışmamak koşuluyla,birlikte imza edilmelidir.
Bu nedenlerle, örneğin Anayasa'nın temel kurallarından biri olan"mahkemelerin bağımsızlığı" ile bağdaşmayacağı için, AnayasaMahkemesi üyelerinin Cumhurbaşkanınca seçimi işleminin Başbakan ve ilgiliBakanca imzalanmasına kanımca anayasal olanak bulunmamaktadır. YineCumhurbaşkanının Anayasa Mahkemesine tek imza ile iptal davası açmasının,ortada sorumluluğa neden olabilecek bir durum bulunmadığından, Anayasa'yaaykırı sayılmaması gerekir.
Yasaların geri gönderilmesi işleminin ise bu ayrık durumlarınkapsamına alınmasına olanak yoktur. Gerçekten, sınırlı durumlarda da olsa, gerigönderme işleminin Başbakan ve ilgili Bakan tarafından birlikte imzalanmasıolanak içinde olduğu gibi, bu işlemin birlikte imzalanmasının Anayasa'nın temelilkelerine aykırı düşen bir yönü de yoktur. Öte yandan, geri gönderme işlemiyasanın hiç olmazsa bir süre yürürlüğe girmesini engelleyeceğinden, hattaçoğunluk görüşünde benimsendiği gibi birden çok kez kullanılması durumundayasanın yürürlüğünü çok uzun bir süre de geciktirilebileceğinden, sorumlulukdoğurmayacağı da söylenemez.
Şuna da değinmek gerekir ki, Anayasa'nın 97/1. maddesinde yeralan temsil görevinin, Cumhurbaşkanını adeta Yürütme Organının dışında kalandördüncü bir güç durumuna getirdiği de düşünülemez. Böyle olunca,Cumhurbaşkanının görevleriyle ilgili işlemlerinden Yürütme Organı içinde birkişinin sorumlu tutulmasını amaçlayan 98. madde hükmünün, Cumhurbaşkanıncatemsil yetkisine dayanılarak yapılan işlemleri de kural olarak kapsadığının kabulündezorunluk vardır. Bu bakımdan, yasaların geri gönderilmesi işlemi,Cumhurbaşkanının Devletin başı olarak Türkiye Cumhuriyetini ve Milletinbirliğini temsil yetkisi içinde görülse bile, Anayasa'nın 98. maddesininkapsamı dışında tutulamaz.
Sonuç olarak 26/6/1973 günlü, 1779 sayılı Yasanın,Cumhurbaşkanınca yalnız kendi imzasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine gerigönderilmesi işleminin Anayasa'nın 98/2. maddesine aykırılığı nedeniyle de,biçim yönünden iptaline karar verilmelidir.
Üye
Bülent Olcay
AYRIŞIK OY
Anayasa Mahkemesi, yasaların ve Türkiye Büyük Millet Meclisiiçtüzüklerinin Anayasa'ya, Anayasa değişikliklerinin de Anayasa'da gösterilenbiçim koşullarına uygunluğunu denetler (Mad. 147). Anayasa'nın 150. maddesinde,iptal davası açma hakkının, yasanın veya İçtüzüğün Resmî Gazete'deyayımlanmasından başlıyarak 90 gün sonra düşeceği belirtilmiş, 93. maddesindeise "Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilen kanunlarıon gün içinde yayınlar; uygun bulmadığı kanunu, bir daha görüşülmek üzere, buhususta gösterdiği gerekçe ile birlikte, aynı süre içinde Türkiye Büyük MilletMeclisine geri gönderir." hükmü yer almıştır.
Cumhurbaşkanının, Anayasa'nın 93. maddesinin verdiği yetkiyedayanarak, TBMM'ne geri gönderdiği yasayı, yeniden görüşülmesini istediğihususlar ve maddeler dışında değişiklik yapılsa dahi, bir kez daha yenidengörüşülmek üzere (bir defadan fazla) geri gönderemiyeceğine ilişkin dava konusuTBMM kararı, bir yasa niteliğinde değildir. Bir düzenleme getirmediği, birtasarı veya bir önerinin yasama meclislerinden geçmesi sonucu da oluşmadığıgibi, Cumhurbaşkanınca yayınlanmış da değildir.
Öte yandan kanun değer ve etkisinde kural koyan bir içtüzükhükmü niteliğinde de değildir. Anayasa'nın 85. maddesine göre içtüzükler,Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Meclislerin çalışmalarının yürütülmesinisağlıyan hükümlerdir ve değiştirilmedikçe yaşamlarını devam ettirirler,süreklidirler. Dava konusu karar ise, meclislerin çalışmalarının yürütülmesineilişkin olmayıp, Türkiye Büyük Millet Meclisinin, Cumhurbaşkanının bir dahagörüşülmek üzere ikinci kez gönderdiği Yasa karşısında tavrını ve Anayasa'nın93. maddesinin ne yönde anlaşılması gerektiğine ilişkin görüşünü belirliyen birkarardır. Süreklilik ve. bağlayıcılık niteliği bulunmamaktadır. Bu kararınAnayasa'ya uygun bulunup bulunmadığı, 1779 sayılı Yasanın Anayasa'ya uygunlukdenetimi sırasında incelenebilir, uygun bulunmaması halinde 1779 sayılı YasanınAnayasaya uygun olmaması sonucu doğar ve iptali gerekir. T.B.M.M. nin bukararı, 1779 sayılı Yasadan ayrı olarak iptal davasına konu olamaz.
1779 sayılı Yasanın Anayasaya uygunluk denetimi açısındanincelenmesi sırasında, TBMM'nce kabul edilmek suretiyle yasalaşan metin,Cumhurbaşkanınca bir kez daha görüşülmek üzere geri çevrilmesi sonucunda TBMM'ncealınan kararın yasalaşmadan sonraki evreye ilişkin olduğu bu evrede yapılanaksaklıkların, yasanın Anayasaya uygunluk denetimi sırasında dikkatealınamıyacağı ileri sürülebilir. Nitekim, Anayasanın bir çok maddesindeTBMM'nce kabul edilen metin için "kanun" deyimi kullanılmaktadır.Ancak Anayasa'da, TBMM'nce kabul edilip Cumhurbaşkanınca yayımlanan metinleriçin de, "kanun" deyimi kullanılmıştır. TBMM'nce kabul edilip henüzCumhurbaşkanınca yayımlanmamış metin, hukuk aleminde henüz kesin ve yürütülmesigerekli nitelik almamış bir yasadır ve bu haliyle Anayasa Mahkemesi'nde davakonusu edilemez. Nitekim dâva açma süresini düzenleyen Anayasa'nın 150.maddesi, iptal dâvası açma hakkının, yasanın veya içtüzüğün Resmî Gazete'deyayımlanmasından başlıyarak 90 gün sonra düşeceğini hükme bağlamıştır.Anayasa'ya göre, TBMM'nce kabul edilip, Cumhurbaşkanınca yayınlanan metin deyasadır. Ancak bu yasanın ötekinden farkı kesin olması, yürütülmesi gereklinitelikte bulunması ve dâva konusu edilebilmesidir. Yasama işlemleri, ötekiyönetimsel işlemler gibi durgun ve dinamik aşamaları içerir. Yasama işlemininbir yasa olarak durgun aşamaya ulaşabilmesi için Anayasa'nın öngördüğü biçimdeTBMM'nce kabul edilmesi evresinden geçmesi, dinamik nitelik kazanabilmesi, yanikesin ve yürütülmesi gerekli hale gelebilmesi için ise Cumhurbaşkanıncayayımlanması gerekir. Anayasa'nın 150. maddesinde dava açma süresinin ResmîGazete'de yayımından başlıyarak işleyeceği hükme bağlandığına göre, AnayasaMahkemesinde Anayasaya uygunluk denetimine bağlı kılınan yasa, kesin veyürütülmesi gerekli hale gelen, başka bir deyişle dinamik aşamaya ulaşan biryasadır. Kaldı ki, Cumhurbaşkanının yasaları yayımlama veya uygun bulmadığıyasayı bir defa daha görüşülmek üzere TBMM'ne geri gönderme yetkilerinidüzenleyen Anayasa'nın 93. maddesi yürütme ile ilgili bolümde değil, kanunlarınyapılması ile ilgili yasama bölümünde yer almıştır. Bu durum, Cumhurbaşkanınınyasaları yayımlama veya uygun bulmadığı yasayı gerekçesiyle TBMM'ne geriçevirme yetkilerinin yasalaşma evresi içinde kaldığı anlamına gelir.
Sonuç olarak, Anayasa Mahkemesince bir yasanın Anayasa'yauygunluk denetiminin yapılması evresinde; önerinin veya tasarının TBMM'ncekabulünden sonra, ancak Cumhurbaşkanınca yayımlanmadan önce Anayasa'ya aykırıişlemler yapılmış ise, bunlar da gözönüne alınır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Cumhurbaşkanının, uygun bulmadığıyasaları bir defadan fazla geri gönderemiyeceğine ilişkin TBMM kararınayöneltilen davanın, Mahkememizin görevine girmemesi nedeniyle reddi gerekir.
İşin özüne gelince:
Anayasa'nın 93. maddesine göre, Cumhurbaşkanının uygun bulmadığıyasayı, bir daha görüşülmek üzere, bu hususta gösterdiği gerekçe ile birlikte,Türkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderme yetkisi, yasanın tümü içindir. Cumhurbaşkanınınuygun bulmama nedenine dayalı gerekçe yasanın bazı maddelerine veya belirlikesimine de ilişkin olsa, yeniden görüşülmek üzere geri gönderilen yasanınkendisidir ve yasa, Türkiye Büyük Millet Meclisince Cumhurbaşkanınınbelirtmediği yönleriyle de yeniden görüşülebilir ve yeni düzenlemeleregidilebilir. Cumhurbaşkanınca geri çevrilen yasa, yayınlanmamış olmasınedeniyle hukuk aleminde kesin ve yürütülmesi gerekli nitelik kazanmamış biryasama işlemidir. İster Cumhurbaşkanının belirttiği maddelerde, ister bumaddelerin dışında değişikliğe uğrayan metin artık eski yasa değildir. Ancakdaha önce geri çevrilen bir yasa değişikliği niteliğinde olduğu için yenidengeri çevrilemez.
Anayasa'nın 93. maddesine koşut 1924 Anayasasının 35. maddesiningerekçesinde:
"36 ncı madde, isdar ve ilânını muvaffık görmediğikanunları, bir daha müzakere edilmek üzere Reisicumhurun Meclise iadesinemütedair olup bu suretle pürüzlü kanunların kabulünden mütevellit mazarrat defedilmiş oluyor." denmekle, bu yetkinin Cumhurbaşkanına, yasaların aksaksızçıkabilmesi için Meclislere çıkardıkları yasayı yeniden gözden geçirebilmeolanağı tanımak amacıyla verildiği anlaşılmaktadır. Cumhurbaşkanının gerigönderme yetkisi yasanın kimi maddelerine değil, yeniden görüşülmek üzere tümüneilişkindir. Geri gönderme sırasında kimi maddelerdeki aksaklıklardan söz etmesigeri göndermenin gerekçesi sayılır. Anayasa'nın 93. maddesi Cumhurbaşkanınıngeri çevirme yetkisini düzenlerken, uygun bulunmayan "maddelerin"değil, uygun bulunmayan "yasanın" bir daha görüşülmek üzere geriçevrilebileceğinden söz etmektedir. Aynı madde Cumhurbaşkanına yasaları gerigönderebilirle yetkisi tanırken, Meclislere de geri gönderilen yasayı yenidengözden geçirmek yetkisini tanır. Yasanın geri çevrilmesi üzerine parlamentonunyetkisi, sadece geri çevrilmede uygun bulunmadığı belirtilen maddelerle sınırlıdeğildir. Çünkü yeniden görüşülmek üzere geri çevrilen yasanın kendisidir.Kanımca bu anlayış 93. maddeyle eşdeğer nitelikteki 1924 Anayasasının 35.maddesinin gerekçesinde belirtildiği gibi bu yol, "... pürüzlü kısımlarınkabulünden mütevellit mazarrat def edilmiş oluyor" biçimindeki amaca dahauygun düşer. Böylece Cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere gönderilenyasa, Meclislerce Cumhurbaşkanının belirtmediği yönlerden de olsa değişiklikleyine kabul edilirse artık geri çevrilemez. Çünkü Meclisler, bir teklif veyatasarıyı değil Cumhurbaşkanınca geri gönderilen bir yasayı, bazıdeğişikliklerle kabul ederek, yayımlanmak üzere Cumhurbaşkanına yeniden göndermiştir.Cumhurbaşkanının geri gönderme yetkisi açısından bu durumdaki yasama işlemi,ilk kez yasalaşan bir teklif veya tasarıdan farklı sonuç doğurur. Gerigönderilen yasanın bir teklif veya tasarı niteliğine dönüştüğünün ilerisürülmesi ve bu nedenle Cumhurbaşkanının ikinci kez geri gönderme yetkisininbulunduğunun savunulması halinde, geri gönderilen yasanın Meclislerce,Cumhurbaşkanınca istenen yönlerden değiştirilmesiyle yetinilmesi durumundadahi, Cumhurbaşkanının yasayı, ikinci kez, bu defa birinci defa değinilmeyen veMeclislerce bir değişiklik yapılmıyan öteki maddeler nedeniyle yenidenMeclislere geri gönderebilmesi gibi bir sonuç da doğabilir. Halbuki Anayasa"yine kabul" demekle Meclislere Cumhurbaşkanınca geri çevrilen"yasayı" inceleme ve onda gerekli görürse değişiklik yapma yetkisinitanımaktadır. Bu durumdaki bir yasayı, Meclislerce değişiklik yapılmasınedeniyle Cumhurbaşkanının yeniden geri çevirebileceği görüşü, yasalarınyanlışsız çıkması amacıyla Cumhurbaşkanına tanınan yetkiyi bir anlamda vetoyetkisine dönüştürür. Böyle bir anlayış, kanımca, Anayasa'nın 5. maddesindedüzenlenen demokrasinin temel kurallarından birini oluşturan "Yasamayetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisinindir. Bu yetki devredilemez."hükmüne uygun düşmez.
Belirtilen nedenlerle Cumhurbaşkanınca yeniden gözden geçirilmeküzere geri gönderilen yasanın Cumhurbaşkanının aksak olarak belirttiği konulardışında değişiklikle kabulünden sonra yeniden geri gönderilemiyeceğine ilişkinTBMM kararına karşı açılan davanın reddi gerektiği oyu ile verilen kararakarşıyım.
Üye
Yılmaz Aliefendioğlu