ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayı:1979/36
Karar Sayısı:1979/40
Karar günü:11/10/1979
Resmi Gazetetarih/sayı:21.2.1980/16907
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Adana - Kahramanmaraş - GaziantepAdıyaman İlleri Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU : 4/4/1929 günlü, 1412 sayılı "CezaMuhakemeleri Usulü Kanunu" na 5/3/1973 günlü, 1696 sayılı Yasayla eklenenek 2. maddenin, Anayasanın 2., 12. ve 33. maddelerine aykırı olduğu önesürülerek iptaline karar verilmesi istenmiştir.
I - OLAY:
Yasa dışı örgüt oluşturan sanıkların 1/2/1979 günü HürriyetLisesi Öğretmenleri ile personelinin aylıklarını getiren mutemedi okulayaklaştığı sırada aylıkların bulunduğu torbayı silah zoru ile gasbettiklerindenhaklarında 21/5/1979 günlü iddaname ile Adana - K. Maraş - G. Antep ve Adıyamanİlleri Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.
Sanıklardan bir kısmının vekilleri tarafından mahkemeye verilen29/8/1979 günlü dilekçede, Askeri Savcının davada dayandığı ve iddanamedeyeralan Ceza Yargılamaları Usulü Yasasının Ek 2. maddesi hükmünün, bu davadauygulanma olanağı bulunmadığını; çünkü 1402 sayılı Sıkıyönetim Yasası uyarıncakurulmuş olan mahkemelerin aynı Yasanın 18. maddesi uyarınca 353 sayılı, AskeriMahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü yasasına bağlı olduklarını, 353 sayılı,Yasada ise hangi hallerde Ceza Yargılamaları Usulü Yasasının uygulanacağınınbelirtilmiş bulunduğunu, açıklanan bu maddeler arasında dâva konusu ek 2.maddenin yer almadığını öne sürmüşlerdir. Daha sonra sanıklardan birininvekillerince verilen 4/9/1979 günlü dilekçede, sözü edilen yasanın ikincimaddesi hükmünün Anayasanın 2., 31. ve 33. maddelerine aykırı olduğu savunulmuşve Mahkemece bu sav Anayasanın 2., 32. ve 33. maddeleri yönünden ciddibulunarak iptali için Anayasanın değişik 151. maddesi uyarınca AnayasaMahkemesine başvurulmasına karar verilmiştir.
III - YASA METİNLERİ :
4/4/1929 günlü, 1412 sayılı "Ceza Muhakemeleri UsulüKanunu" na 5/3/1973 günlü, 1696 sayılı Yasayla eklenen Ek 2. maddeşöyledir :
"Ek Madde 2. - Kanun dışı vücuda getirilen veya kanımaaykırı faaliyetleri sebebiyle yargı mercilerince kapatılan dernek veya siyasîparti gibi kuruluşlara üye olunması suç sayılan hallerde bu nitelikteki birkuruluşun;
l - Bir görevlisi gibi hareket eden,
2. Adına bir emir veren veya tavsiyede bulunan veya bildiriçıkaran veya demeç veren yahut haber taşıyan,
3. Yararına herhangi bir kimseye aidat veya diğer bir namaltında yardım eden veya yardım taahhüdünde bulunan,
4. Yardım veya yardım taahhüdü toplayan,
5. Bir komitesi, kolu veya hücresinin birkaç toplantısınakatılan veya orada hazır olan kimse, aksini ispat edemedikçe, o kurulun üyesisayılır."
IV- İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca yapılan ilkinceleme toplantısında, itirazcı mahkemenin, Anayasa Mahkemesine başvurmayayetkili olup olmadığı sorunu üzerinde durulmuştur.
Anayasa'nın 151. maddesi uyarınca, bir davaya bakmakta olanmahkeme, uygulanacak bir yasanın hükümlerini Anayasa'ya aykırı görürse veyataraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısınavarırsa o yasa hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir.
Anayasa Mahkemesi, Anayasa'ya uygunluk denetimi yapmak için elealdığı bir konuyu inceleme görevi olup olmadığını saptamak, konuyu kendisineyollayan mahkemenin görevli olup olmadığı, iptalini istediği kuralın davadauygulanacak hükümlerden bulunup bulunmadığı yönleri üzerinde durmak zorundadır.Anayasaya uygunluk denetiminde izlenecek yöntem Anayasanın değişik 151. veayrıca 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27. maddelerinde belirlenmiştir.
Adana Sıkıyönetim Askeri Mahkemesine, sanıkların bir kesimihakkında Türk Ceza Yasasının 146. maddesinin birinci fıkrası, bir kesimihakkında da aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca kamu davası açılmış ve CezaY. U. Y. 'nın Ek 2. Maddesinin uygulanması istenmiştir.
Dava açıldıktan sonra sanıkların sorgulan yapılmış, sanıklarvekillerinin itiraz konusu hükmün Anayasaya aykırı olduğu savı ciddi görülerek12/9/1979 günlü kararla ek 2. maddenin iptali için Anayasa Mahkemesinebaşvurulmuştur. Bu aşamada, sanıkların üstüne atılan suçun İddianamede ilerisürülen suç niteliğinde olmadığı mahkemece saptanmış olmayıp, delillerde henüztoplanmamıştır, iddianamenin dayandığı deliller suçun, Türk Ceza Yasası'nın146. maddesindeki öğelerini içermektedir. Bu evrede, sanıklar hakkında,iddianamede gösterilen yasa maddesi dışında, Ceza Yasasının başka bir maddesiuygulanmaz. Bir ceza hükmü getirmeyip sadece ispat yükümlülüğünü düzenleyen ek2. madde uyarınca yasa dışı vücuda getirilen veya yasaya aykırı faaliyetlerinedeniyle yargı mercilerince kapatılan dernek veya siyasi parti gibikuruluşlara üye olunması suç sayılan durumlarda bu nitelikteki bir kuruluşunüyesi sayılan kimse "aksini ispat edemedikçe", o kurulun üyesisayılır. Suçun öğesi ya da cezayı ağırlaştıran bir neden sayılma durumlarındaek 2. madde uygulanacaktır.
Türk Ceza Yasasının 146/1 ve 3. maddesindeki suçun meydanagelmesi için salt yasa dışı bir örgütün, kapatılan bir dernek ya da siyasipartinin üyesi olmak gerekmez. İddianamede ileri sürülen ve yargılama sırasındada niteliği değişmeyen suçta, şimdilik ek 2. maddenin uygulama yeribulunmadığından başvurunun, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine kararverilmelidir.
Ahmet H. Boyacıoğlu, Ahmet Erdoğdu, Muammer Yazar, NecdetDarıcıoğlu, Bülent Olçay ve Yılmaz Aliefendioğlu bu görüşe katılmamışlardır.
V - SONUÇ:
4/4/1929 günlü, 1412 sayılı "Ceza Muhakemleri UsulüKanunu"na 5/3/1973 günlü, 1696 sayılı Yasayla eklenen itiraz konusu ek 2,madde, görülmekte olan davada uygulanacak hüküm niteliğinde olmadığından,mahkemenin yetkisizliği nedeniyle başvurunun reddine, Ahmet H. Boyacıoğlu,Ahmet Erdoğdu, Muammer Yazar, Necdet Darıcıoğlu, Bülent Olcay ve YılmazAliefendioğlu'nun "İtiraz konusu maddenin görülmekte olan davada uygulanmadurumunda bulunduğu ve esasın incelenmesi gerektiği" yolundakikarşıoylarıyla ve oyçokluğuyla;
11/10/1979 gününde karar verildi.
Başkanvekili
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Ahmet Erdoğdu
Üye
Osman Tokcan
Üye
Rüştü Aral
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Muammer Yazar
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
İhsan N. Tanyıldız
Üye
Bülent Olçay
Üye
Yılmaz Aliefendioğlu
Üye
Yekta Güngör Özden
KARŞIOY YAZISI
Çoğunluk, sanıkların eyleminin Türk Ceza Yasasının 146.maddesinde gösterilen suçu meydana getirdiğini kabul etmiştir. Bizce eylem aynıYasanın 168. maddesinde yer alan suç niteliğindedir. O halde herşeyden önceeylemin ne olduğunu saptamak gerekir. Eylemin yapım (icra) biçiminin karardayazılı olmaması iddianamenin ilgili bölümünün buraya aktarılmasını zorunlukılmıştır. İddianamenin, sanıkların kimliklerine ilişkin bölümünden sonrakikısmında aynen şöyle denilmektedir:
"...Yukarıda suç ve açık kimlikleri yazılı sanıklarhakkında yapılan ilk soruşturma sonunda :
l Şubat 1979 günü saat 10. 00 sıralarında Hürriyet Lisesiöğretmen ve personelinin maaşlarını motorlu bisikletiyle getiren mutemet MehmetÖzkan, okula yaklaştığı bir sırada biri silahlı 2 kişi tarafından durdurularak,maaşların bulunduğu torba ve motorlu bisikletin silah zoru ile gaspedilerekgaspedenler olay yerinden uzaklaşmışlardır.
Diğer taraftan T. H. K. P./C Devrimci Yol içinde Örgütlenipfaaliyet gösteren sanıkların Örgüte para sağlanması amacıyla mutemedin taşıdığıparanın gaspını planladıkları, bunun için Yunus isimli şahıs ile sanık AliYavuz ve İsmail Şahin'in görevlendirildiği, İsmail Şahin'in gözcülük, Yunus ileAli Yavuz'un da mutemet Mehmet Özkan'ın taşıdığı parayı almayı plânladıkları,olay günü bu plân uyarınca hareket edip Ali Yavuz ile Yunus'un mutemet MehmetÖzkan'dan maaşların bulunduğu torbayı ve motorlu bisikleti gasp ettikten sonrabu motorlu bisikletle parayı verecekleri İsmail Şahin'in bulunduğu Cici Taksidurağı yakınından geçtikleri, ancak hızlı bir şekilde geçtiklerinden orayagelmiş olan İsmail'i göremedikleri ve böylece Kamil Karazincir Pasajındaki EmekKitabevine gelip İbrahim Yücel'den kitabevi deposu olarak kullanılan pasajgirişindeki anahtarını alarak bu yere para torbasını bırakıp giysilerinideğiştirdikleri, İbrahim Yücel'in eylem tamammı sorusuna tamam diye karşılıkverip olay mahaline etrafı kolaçan etmek için gittikleri ve sonradan tekrarEmek Kitap Evine döndükleri, emniyetçe gözlenmekte olan bu yerde toplanılmaktaolduğunun görülmesi üzerine, sivil polislerce pasaja girilerek bodrum katainilip Emek Kitap Evinde oturmuş konuşup görüşmekte bulunan sanıklarla ayaktaeğilmiş dirseklerini tezgaha dayamış İbrahim Yücel'i toplantı halindeyakaladıkları, burada toplantı halinde bulunan sanıkların Mahmut Hızlı, İbrahimYücel, Ali Erkan Kayılı, Ali Yavuz, İsmail Şahin, Haldun Çelik, Nuray Telli veHasan Tepebaşı olduğu, sanıkların burada yapılan üst aramalarında Ali Yavuz'daH-06618 seri numaralı 9 mm. çapında tabanca, dolu yedek şarjörü, biri ev bıçağıolan 3 adet bıçak, tezgâh rafında kitap arasında 48.000 TL. para, dolaptagiysiler, kitap evinin deposu olarak kullanılan pasajın girişindeki çiçekçininyanında, "İto" marka kilitli demir çerçeveli kapısı bulunan yerdecamı kırılarak girilip yapılan aramada naylon torba içinde Merkez Bankasındanalınmış 339.83TL., mutemede ait yün başlık, öğretmenlere ait bordro vebelgeleri, dökümü dosyada bulunan kitap, dergi, belge, yapma bomba vs. eşya elegeçtiği, tanıkların beyanları, ele geçen eşyalar, keşif tutanağı, sanıklarınikrarlarından anlaşılmıştır.
Bu maddi olaylar, sanıkların toplantı halinde yakalanmaları,Emek Kitap Evinde elde edilen el yazması notlar, bildiriler, bildirimüsvetteleri, dernek tüzüğü taslakları, gibi belgelerden T.C. Anayasasınıntamamını kaldırmaya, komünist bir devlet düzeni kurmaya yönelik gizli, yasadışı, THKP/C içinde Devrimci Yol örgütünü oluşturdukları ve bu örgüt içindesürekli faaliyette bulundukları anlaşılmaktadır.
Yasa dışı gizli Örgüt'ün varlığını ve eylemlerini gizlemeyeçalışacağı doğaldır. Nitekim sözü edilen örgütün varlık ve işleyişinibilmediklerini ileri süren sanıklar toplandıkları kitap evinin deposunaanahtarsız girilmesi mümkün olmadığı ve anahtarının da kitap evinde bulunduğuhalde gasptan elde edilen para ve eşyalar ile yapma bombanın buraya nasılkonulduğunu bilmediklerini bile beyan etmişlerdir.
C.M.U.K. nuna 1696 sayılı Kanunla eklenen Ek Madde 2 uyarıncaörgüt içinde olmadıklarını ispat etmek yükümlülüğündedirler.
Askeri Yargıtayın 1972, 1973 tarihli bir çok kararında diğerbazı illegal örgütler gibi THKP/C nin de, bu günkü Anayasamızın tamamendeğiştirilerek komünist bir devlet düzeni getirmeyi amaçladığı, ortam vekoşullara uygun düşecek çeşitli stratejiyi uygulama içinde bulunduğu,açıklanarak, kesinlik kazanmıştır.
Bu nedenlerle sanıklardan Mahmut Hızlı, İbrahim Yücel, Ali ErkanKayalı, Ali Yavuz, İsmail Şahin hareketlerine uyan T.C.K. nün 146/1. madde vefıkrası uyarınca, Haldun Çelik, Nedim Soylu, Yusuf Cin, Hüseyin Gölbaşı, NurayTelli ve Hasan Tepebaşı'nın hareketlerine uyan T.C.K. nun 146/3. madde vefıkrası uyarınca, ayrıca sanıklar hakkında T.C.K. 31, 33 ve Hasan Tepebaşı için55, ayrıca Ali Yavuzun 6136 sayılı Yasanın 13 üncü maddesi uyarıncacezalandırılmaları, ele geçen tabanca ve mermilerinin T.C.K. 36 ncı maddesiuyarınca müsaderesine, karar verilmesi, yargılanmalarının Sıkıyönetim K. AskeriMahkemesinde yapılması iddia ve talep olunur. 21/5/1979"
İddianamenin içeriği bu olduğuna göre sanıklara:
l- Türk Ceza Yasasının 146. maddesinde gösterilen suçu işlemekiçin kurulan bir Örgüte katılmak, ya da böyle bir örgüt kurmak;
2- Bu örgüte para sağlamak için lise mutemedini soymak eylemleriyükletilmektedir.
Anayasa Mahkemesi çoğunluğunun, Örgüt kurma ya da örgüte girmeile bu örgüte para sağlamak için soygun yapma eylemlerini Türk Ceza Yasasının146. maddesinde gösterilen suç niteliğinde kabul etmesi, genel olarakiddianamede bulunması gereken temel öğeler (asli unsurlar) ile tamamlayıcıöğelere (mütemmim veya tali unsurlara) değinmek zorunluğunu doğurmuştur.Sanıkların kimlikleri, işledikleri eylemler ve bu eylemlerden ötürü belli birmahkemede yargılama yapılarak davanın bir hükümle sonuçlandırılması isteği iddianamenintemel öğelerindendir. Bunlardan birinin bulunmaması, davanın açılmışsayılmasını engeller, davayı açılmamış duruma getirir.
Eylemin yasal niteliğinin adlandırılması ve uygulanması gerekenyasa hükmüyle delillerin gösterilmesi de tamamlayıcı öğelerdendirler. Bunlardanbirinin veya birkaçının ya da hepsinin iddianameye yazılmamış olması davanınvarlığına etki yapmaz. Dava açılmıştır ve vardır. Mahkeme ise bu eksikleritamamlatarak davayı yürütmek zorundadır. Nitekim ilk soruşturma yapılması gerekenhallerde sorgu hakimliğine verilmek üzere düzenlenen talepname, dava açmabakımından iddianame ile eşdeğerde olduğu halde, sadece sanığın kimliği ileeylemin ne olduğunu kapsaması yeterlidir. Dava konusu eylemin niteliğini vedeğindiği yasa hükmünü içermesi gerekmez. (Ceza Yargılamaları Usulü Yasası,Madde 172.)
Aynı yasanın 257. ve 258 ve 353 sayılı Yasanın 165. ve 166.maddelerinin birlikte incelenmesi bir davaya bakan mahkemenin, iddianamedekiniteleme ve orada gösterilen yasal hükümlerle bağlı olmadığını, sanığınişlediği fiilin gerçekte hangi suçu teşkil ediyorsa ve yasanın hangi hükmününuygulanmasını gerekli kılıyorsa o suretle niteleme ve uygulama yapmak zorundabulunduğunu açıkça ortaya koyar.
Bu kuralların Sıkıyönetim Askerî Mahkemesinin bakmakta olduğudavaya uygulanmasına gelince:
Askerî savcılık iddianameye, sanıkları ve eylemlerini yazdıktansonra, bu eylemleri (Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının tamamını kaldırmaya,komünist bir devlet düzeni kurmaya yönelik gizli, yasa dışı, T.H.K.P./C içindeDevrimci Yol örgütü oluşturmak) olarak adlandırıp nitelemiş ve sanıkların buörgüt içinde sürekli faaliyette bulunduklarını ileri sürmüştür. Eylem veniteleme bu olunca uygulanacak hüküm de Türk Ceza Yasasının 168. maddesi olmakgerekir. Çünkü bu madde, "Her kim... 146 ... maddelerde yazılı cürümleriişlemek için silâhlı cemiyet ve çete teşkil eder......se on seneden aşağıolmamak üzere ağır hapis cezasına mahkûm olur.
Cemiyet ve çetenin sair efradı beş seneden on seneye kadar ağırhapisle cezalandırılır." hükmünü koymuştur. Sanıklara yüklenen eylemlerdenbirisinin niteliği böyledir. Ve iddianamede de bu yolda nitelendirilmiştir.Niteleme yanlış bile olsa yukarıda yazılı Yasaların 257., 258., 165. ve 166.maddeleri karşısında mahkeme, koşullarının gerçekleşmesi halinde, Türk CezaYasasının 168. maddesini uygulamak durumundadır. İddianamede, yanılgı sonucuolarak 146. maddenin birinci ve üçüncü fıkralarının uygulanmasının istenmesieylemin gerçek niteliğini değiştiremez.
Türk Ceza Yasasının 146. maddesinin uygulanabilmesi için"Türkiye Cumhuriyeti Teşkilâtı Esasiye Kanununun tamamını veya bir kısmınıtağyir ve tebdil veya ilgaya ve kanun ile teşekkül etmiş olan Büyük MilletMeclisini İskata veya vazifesini yapmaktan men'e cebren teşebbüs" etmekşarttır. Bu suçu işlemek için cemiyet veya çete teşkil etmek yahut bu cemiyetveya çeteye para sağlamak amacıyla soygun yapmak gibi bir başka suç işlemek146. maddede sözü edilen teşebbüs niteliğinde değildir. Türk Ceza Yasasının 61.maddesine göre bir cürüm işlemeye teşebbüs etmiş olmak için (kasdeylediği cürmüvesaiti mahsusa ile icraya başlamak) lâzımdır. O cürmün icrasına başlanmadıkçateşebbüsten bahsedilemez. Tasavvur (tasarım) ve karar icraya başlama değildir.Sanıklarda, 146. maddede gösterilen suçu işleme kararı belki vardır. Fakateylemlerinde bu suçun icrasına başlanma öğesi (unsuru) yoktur. Zira örgüt kurmaveya örgüte girme ya da bu örgüt için para sağlama, doğrudan doğruya Anayasayıtamamen ya da kısmen değiştirme, yoketme veya Büyük Millet Meclisini düşürme yahutgörevini yapmaktan yasaklama niteliğini taşımaz. Bu nedenle eyleminkanıtlanması halinde ona uygulanacak yasal hüküm Türk Ceza Yasasının 168.maddesidir. Bu durumda ise Ceza Yargılamaları Usulü Yasasının Ek 2. maddesininuygulanabilme olanağı açıkça ve kendiliğinden ortaya çıkar.
Olayın bir de birbirine bağlı suçlar yönünden incelenmesindeyarar vardır. Türk Ceza Yasasının 78. maddesinde "Bir kimse bir suçuişlemek... için diğer bir suç işlediği ... takdirde mezkûr fiiller kanunen osuçu terkibeden anasırdan veya suçun esbabı müşeddidesinden sayılmazsa o kimsehakkında evvelki maddelerin müştemil olduğu hükümlere göre ceza tertipolunur." denilmektedir. Burada sözü edilen birinci suça öğretide araç(vasıta) suçu, ikinci suça da gaye suçu adları verilmektedir. Konumuzla ilgilieylemlerden örgüt kurma fiili, araç suçu ve 146. maddedeki suç da gaye suçudur.Türk Ceza Yasasının 146. ve 168. maddelerinin incelenmesiyle açıkçagörülmektedir ki, örgüt kurma (vasıta) suçu, gaye suçunun Öğelerinden olmadığıgibi cezayı arttırıcı nedenlerinden de değildir. Bunlardan hiçbirisinioluşturmadığına göre vasıta suçuyla gaye suçu, bağımsız olarak cezalandırılmasıgereken eylemlerdir. Ancak gaye suçunu (146. maddedeki suçu) meydana getireneylemler -işlensin veya işlenmesin- davaya konu edilmemiştir. Gaye suçunundeğindiği 146. maddenin uygulanmasını istemek, bu suça vücut veren eylemlerdende dava açıldığını kabule yetmez. Bu nitelikte bir kabul Ceza YargılamalarıYasasının 257. ve 353 sayılı Yasanın 165. maddesine aykırı olur.
Sonuç: Sanıkların yasa dışı örgüt kurma veya bu örgüte girmebiçimindeki eylemlerinin kanıtlanması halinde uygulanacak ceza hükmü Türk CezaYasasının 146. maddesi değil, 168. maddesidir, bu nedenle yargılamada usulyasasına 1696 sayılı Yasa ile eklenen Ek 2. maddenin uygulanma yeri vardır.İşin esasının incelenmesi gerekirken mahkemenin yetkisizliğinden sözedilerekbaşvurmanın reddine karar verilmesine karşıyız.
Başkanvekili
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Ahmet Erdoğdu
Üye
Muammer Yazar
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
Yılmaz Aliefendioğlu
KARŞIOY YAZISI
İddianamede, sanıkların yasa dışı bir kuruluşun üyesi olduklarıve silahlı gasp suçunun bu kuruluşa gelir sağlanması amacıyla işlendiğibelirtilerek, suçun Türk Ceza Yasasının 146. maddesine girdiği sonucunavarılmakta ve bu hükümle birlikte Ceza Yargılamaları Yöntemi Yasasının Ek 2.maddesi hükmünün uygulanması istenmektedir.
İtiraz yoluna başvuran mahkemenin, sözü geçen Ek 2. maddenin budavada uygulanma olanağı bulunmadığı yolunda sanıklar vekilince ileri sürülensavı kabul etmeyerek, maddenin Anayasa'ya aykırılığı savını ciddî bulmuş olmasıda, suçun niteliği yönünden askeri savcının görüşüne katıldığım göstermektedir.
Davanın bulunduğu bu aşamada suçun gerek askerî savcıca, gerekmahkemece nitelendiriliş biçimine karşın, ancak temyiz aşamasında Yargıtaycayapılabilecek bir incelemeye girilerek, iptali istenen hükmün bakılmakta olandavada uygulanacak hüküm olup olmadığının, olayın ve kanıtlarındeğerlendirilmesi yoluyla araştırılması, kanımca, Anayasa Mahkemesinin görevliolup olmadığının incelenmesi konusunu aşan bir uğraşıdır.
Bu nedenle, iptali istenen hükmün bakılmakta olan davadauygulanma olanağının bulunduğunun kabulü gerekeceği düşüncesiyle, çoğunlukgörüşüne katılamıyorum.
Üye
Bülent Olçay