ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas sayısı:1980/1
Karar sayısı:1980/25
Karar günü:29/4/1980
Resmi Gazetetarih/sayı:23.8.1980/17084
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Diyarbakır Sıkıyönetim AskeriMahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU : Türk Ceza Yasasının 12/6/1979 günlü, 2248sayılı Yasa ile değişik 536. maddesinin çeşitli fıkralarında yer alan "...eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca ..." sözcüklerini Anayasa'nıneşitlik ve cezaların kişiselliği ilkesine aykırı bulan yerel mahkeme,Anayasa'nın 1488 sayılı Yasa ile değişik 151. ve22/4/1962 günlü, 44 sayılı"Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri HakkındakiKanun" un 27. maddelerine dayanarak, iptallerine karar verilmesi istemiyleAnayasa Mahkemesine başvurmuştur.
I- OLAY :
Mahkemenin başvurma yazısına göre, sanık, 2/10/1979 günü saat23.30 sıralarında, Diyarbakır ili Şehitlik semtinde, duvarlara yağlıboya ile(Kürdistan Milli zulmüne son - Devrimci Yol) yazılarını yazarken elinde boyakutusu ve fırça ile yakalanmış ve duvarlara siyasal yazı yazmak ve bölücülükpropagandası yapmak suçlarından dolayı Türk Ceza Yasasının değişik 536. ve142/3. maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılması istemiyle hakkındaDiyarbakır Sıkıyönetim Askeri Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.
Davaya bakmakta olan Mahkeme, Türk Ceza Yasasının 2248 sayılıYasayla değişik 536. maddesinin itiraza konu edilen sözcükleri Anayasa'yaaykırı görerek, iptalleri için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına oyçokluğu ilekarar vermiştir.
III- METİNLER :
1- İtiraz konusu kurallar :
İtiraza konu edilen sözcükleri de içeren Türk Ceza Yasasınındeğişik 536. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir :
Madde 536- 1) Her kim, belediyeler, köy ihtiyar kurulları veyayasalarla yetkili kılınmış diğer makamlarca önceden ayrılmış ya da oturulanyerler dışında, o yerin en büyük mülkiye amirine yapılacak bir başvuru üzerineayrılan yerlere, izin almaksızın veya verilen izne aykırı biçimde, basılı olanveya olmayan, elle yapılmış veya yazılmış her türlü resim, yazı ve işaretlerveya bunları içeren kâğıt, pano, pankart, bant ya da benzerlerini asar veyayapıştırırsa veya izne dayalı olsa bile bu yerleri boyar veya bu yerlere yazıyazar, resim ya da işaret yaparsa, eylem başka bir suç oluştursa bile ayrıcaaltı aydan bir yıla kadar hafif hapis ve bin liradan aşağı olmamak üzere hafifpara cezasına çarptırılır.
2) Bu eylemler yukarıdaki fıkra dışında kalan yerlerde veyakamuya ayrılmış veya kamuya açık veya herkes tarafından görülebilecek yerlerdeveya her türlü taşıt araçları veya kamu hizmetlerine ait iletişim araçları veyakamu hizmetine ayrılmış veya özel kişi ve kuruluşlara ait işaret veya levhalarüzerinde işlenirse, eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca bir yıldan ikiyıla kadar hafif hapis ve ikibin liradan az olmamak üzere hafif para cezasınaçarptırılır.
2- itiraza dayanak yapılan Anayasa kuralları :
Madde 12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefîinanç,din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir.
Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.Madde 33/5 - Ceza sorumluluğu şahsîdir.
3- İlgili Yasa Hükmü :
Türk Ceza Kanununun 79. maddesi şöyledir :
Madde 79 - İşlediği bir fiil ile kanunun muhtelif ahkâmını ihlâleden kimse o ahkâmdan en şedit cezayı tazammum eden maddeye görecezalandırılır.
IV- İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 24/1/1980gününde Şevket Müftügil,.Ahmet H. Boyacıoğlu, Ahmet Erdoğdu, Osman Tokcan,Rüştü Aral, Ahmet Salih Çebi, Muammer Yazar, Adil Esmer, Nihat O.Akçakayalıoğlu, Hüseyin Karamüstantikoğlu, Kenan Terzioğlu, Necdet Darıcıoğlu,İhsan N. Tanyıldız, Bülent Olçay ve Yekta Güngör Özden'in katılmalarıylayapılan ilk inceleme toplantısında, esas incelemenin sınırlandırılması sorunuüzerinde durulmuştur.
Anayasa'nın değişik 151. maddesinde "Bir davaya bakmaktaolan mahkeme uygulanacak bir kanunun hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veyataraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısınavarırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geribırakır" kuralına yer verilmiş ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27.maddesinde de bu kural yinelenmiştir.
îtiraz yoluna başvuran mahkeme, iptalini istediği yasakuralını,Türk Ceza Yasasının 2248 sayılı Yasa ile değişik 536. maddesinin kimifıkralarında yer alan "eylem başka bir suçu oluştursa bileayrıca......." biçimindeki tümce olarak belirtilmiştir.
Sözü geçen tümce, anılan maddenin birinci ve ikinci fıkralarındabulunmaktadır. Birinci fıkra hükmü, suç sayılan eylemleri gösteren,suçun maddiöğelerini saptayan, temel bir kural taşımaktadır. Maddenin öteki fıkraları ise,suçun öğeleri bakımından birinci fıkraya gönderme yapmakta, ayrıca cezanınağırlaştırılmasını ya da hafifletilmesini gerektiren nedenleri düzenlemektedir.
İddianamede, eylem, Diyarbakır ili Şehitlik semtindekiduvarlara"Kürdistan millî zulme son - Devrimci Yol" ibareleri yazıyazmak olarak nitelendirilmiştir. Belirtilen bu eylem, anıla gelen maddeninbirinci fıkrasına göre suç sayılmış ve yaptırım altına alınmış bulunduğundan,bu fıkra hükmü, bakılmakta olan davada zorunlu olarak uygulama alanınagirecektir.
Öte yandan, bu eylem, bir mahallenin duvarlarına yazı yazmayoluyla herkesçe görülebilecek yerlerde işlenmiş olduğundan, ikinci fıkra hükmüde davada uygulanacak hüküm durumundadır. Bu nedenle, ilk inceleme sonunda;dosyanın eksiği bulunmadığından, Türk Ceza Yasasının 12/6/1979 günlü, 2248sayılı Yasayla değişik 536. maddesinin birinci fıkrasında ".......eylembaşka bir suç oluştursa bile ayrıca......." ve ikinci fıkrasında"...... eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca......." biçimindeyer alan hükümler yönünden işin esasının incelenmesine, Ahmet H. Boyacıoğlu,Ahmet Salih Çebi ve Kenan Terzioğlu'nun (kamu davasında, bu davaya konu olaneylemin, meskûn yerde ve M. T. A. lojmanlarının duvarları üzerine yazı yazmaksuretiyle işlendiği öne sürüldüğüne göre, esas hakkındaki incelemenin de TürkCeza Yasasının 536. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve kamu davasındauygulama durumunda olan "......eylem başka bir suçu oluştursa bileayrıca......." biçimindeki kuralla sınırlı olarak yapılması gerekeceği)yolundaki karşı oylarıyla ve oyçokluğu ile karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ :
İşin esasına ilişkin rapor, Mahkemenin gerekçeli kararı, itirazkonusu yasa hükümleri, bunlarla ilgili metinler, Anayasa'ya aykırılık savınadayanak tutulan Anayasa kuralları, dosyadaki öteki belgeler okunup incelendiktensonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Sorunun çözümü için, öncelikle, itiraz konusu deyimlerle güdülenamacın ortaya konulması gerekmektedir. Türk Ceza Yasasının 536.maddesinindeğiştirilmesine ilişkin tasarıda, "fiil daha ağır cezayı gerektiren birsuç teşkil etmediği takdirde" deyimi yer almışken, Millet Meclisi GenelKurulundaki görüşmeler sırasında, Adalet Komisyonunca verilen bir değişiklikönergesinin kabulü üzerine, söz konusu deyimler yasa metnine girmiştir (MilletMeclisinin 29/6/1978 günlü, 165. Birleşimine ilişkin Tutanak Dergisine ek 114S. sayılı Basma yazı Sah. 22).
Değişiklik önergesi, gerekçeden yoksun ise de, bununla Türk CezaYasasının 79. maddesinde "işlediği bir fiil ile kanunun muhtelif ahkâmınıihlâl eden kimse o ahkâmdan en şedit cezayı tazammun eden maddeye görecezalandırılır" biçiminde yer alan kuralın, anılan Yasanın 536. maddesikapsamına giren suçlarda uygulanmamasının amaçlandığı açıktır.
Son yıllarda, duvarların yazılar yazılmak suretiylekirletildiği;özellikle tedhiş olaylarına ortam hazırlayan siyasal ya daideolojik slogan taşıyan yazıların toplum düzenini önemli ölçüde bozacak düzeyeulaştığı bilinen gerçeklerdendir. Yasa koyucu, bu tür eylemleri etkin birbiçimde yaptırım altında bulundurarak suçların önlenmesini düşünmüştür.
Ceza önlemlerinden beklenen, suçlunun İslahı yoluyla onu toplumakazandırmanın yanında, suç nedeniyle bozulmuş olan toplumsal barışın yenidenkurulması ve suçların işlenmesinin önlenmesidir. Bir eylemle çeşitli hükümlerekarşı gelinmesi durumunda, ağır olan hükmün gerektirdiği cezanın uygulanmasınınbu ereği gerçekleştirmeye yetmeyeceği anlaşılırsa, Yasa Koyucu, takdir hakkınadayanarak bu kuralın, eldeki işte olduğu gibi, uygulanmamasını öngörebilir.
Güdülen amaç göz önüne alınırsa, bunun kamu yararına aykırıdüştüğü de savunulamaz. Şurası da belirtilmelidir ki, Türk Ceza Yasasının 79.maddesinin içerdiği kural, bir Anayasa ilkesi olmayıp, hukuksal temeli öğretideuyuşmazlıklara ve uygulamada değişik çözümlerin ortaya çıkmasına yol açmışbulunan bir ceza hukuku kuralıdır.
Gerçekten Anayasa, suç ve ceza konularında, bir eylemin ancakyasayla suç sayılabileceği; cezalarla ceza tedbirlerinin, ancak yasaylakonulabileceği; kimsenin işlendiği zaman yürürlükte bulunan yasanın suçsaymadığı bir eyleminden ötürü cezalandırılamayacağı; kimseye suçun işlendiğizaman yasada o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir cezaverilemiyeceği; kimsenin kendisini veya yasanın gösterdiği yakınlarınıcezalandırma sonucunu doğuran açıklamada bulunmaya veya bu yolda kanıt göstermeyezorlanamayacağı; ceza sorumluluğunun kişiselliği (madde : 33) ve insanlıkhaysiyetiyle bağdaşmayan ceza konulamayacağı (madde : 14) gibi başlıca birkaçceza ilkesini belirtmekle yetinerek, bunların dışında kalan ceza konularını veözellikle belli bir zamanda ne gibi eylemlerin suç sayılacağını, o suçlara nemiktar ve çeşit ceza verileceğini saptama yetkisini Yasa Koyucuya bırakmıştır.Yasa Koyucu bu yetkisini ve takdirini kullanırken Anayasa kuralları ile kamuyararı ve kamu düzeninin gereklerine bağlı kalmak zorundadır.
İncelenen olayda olduğu gibi, kimi suçlar yönünden, belli birceza hukuku kuralının uygulanmamasının öngörülmesini, Yasa Koyucunun yukarıdabelirtilen takdir hakkının kapsamı içinde görmek gerekir.
İtirazda bulunan Mahkeme, yazı nedeniyle başka bir suçoluşmuşsa, yazının siyasal amaçlı olması durumunda ayrıca yazıdan ötürü cezaverileceğini; yazı siyasal amaçlı değilse, yalnız oluşan öteki suçtan dolayıceza verilip, yazı yazmak eyleminden ceza verilemeyeceğini belirterek bu yoldayapılan ayırımın eşitlik ilkesini zedelediğini öne sürmektedir. Oysa, itirazkonusu deyimlerin yer aldığı birinci ve ikinci fıkralarda, ortaya atılan savıntersine, duvarlara yazılan yazıların niteliği bakımından herhangi bir ayırımyapılmış değildir. Başka bir anlatımla, eylemin başka bir suçu oluşturmasıdurumunda, yazının siyasal amaçlı olup olmaması Yasa Koyucu tarafından cezatayinine etki yapan bir öğe olarak düşünülmemiştir.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin çeşitli kararlarında vesözgelimi : 2/11/1978 günlü, E. 1978/31, K: 1978/50 sayılı kararındada(Kararlar Dergisi; Sayı: 16, Sah : 267) belirtildiği üzere, "kanunönünde eşitlik ilkesi, herkesin her yönden aynı hükümlere bağlı olmasıgerektiği anlamına gelmez. Bu ilke ile güdülen amaç, benzer koşullar içindeolan, özdeş nitelikte bulunan durumların yasalarca aynı işleme bağlıtutulmasını sağlamaktır ......." bu olayda olduğu gibi kimi yurttaşlariçin haklı nedenlere dayanılarak veya bunların durumlarındaki farklılığındoğurduğu zorunluluklarla ayrı kurallar konulmasında eşitlik ilkesine aykırıbir yön yoktur.
Başvurma kararında, yerel mahkeme, gerekçesini açıklamamışolmakla beraber, itiraza dayanak olarak Anayasa'nın 33/5. maddesini degöstermiştir. Ne var ki, anılan madde kuralı, kişinin ancak kendi eylem veihmalinden sorumlu tutulmasını; başkalarının eyleminden dolayıcezalandırılmasının önlenmesini amaçlar. İtiraz konusu deyimler, bu niteliktebir sorumluluğa yol açmadığından bu yönden de Anayasa'ya aykırılıktan sözedilemez.
Muammer Yazar ek gerekçe yazma hakkını saklı tutmuştur.
Özetlemek gerekirse, gerek Anayasa'nın eşitlik ve gereksecezaların kişiselliği ilkelerine aykırılık bulunmadığından itirazın reddinekarar verilmelidir.
SONUÇ :
1/3/1926 günlü, 765 sayılı "Türk Ceza Kanunu"nun12/6/1979 günlü, 2248 sayılı Yasa ile değişik 536. maddesinin birincifıkrasında "...eylem başka bir suç oluştursa bile ayrıca......." veikinci fıkrasında "...eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca..."biçiminde yer alan hükümlerin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine,
29/4/1980 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Şevket Müftügil
Üye
Osman Tokcan
Üye
Rüştü Aral
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Muammer Yazar
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
Üye
Kenan Terzioğlu
Üye
Orhan Onar
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
İhsan N. Tanyıldız
Üye
Bülent Olçay
Üye
Yılmaz Aliefendioğlu
Üye
Yekta Güngör Özden
EK GEREKÇE
Çoğunluğun kabul buyurduğu gerekçeye göre : (Türk Ceza Yasasının536. maddesinde yasaklanan eylemin işlemesiyle başka bir suçun daha oluşmasıdurumunda sanığa verilecek ceza, aynı yasanın 79.maddesi gereğince bu suçlardan"en şedit cezayı tazammun" eden yasa maddesindeki ceza olmak gerekir.Zira eylem birdir. Ancak, yasa koyucu kamu yararına olarak suçluya hem 536.maddede gösterilen ceza ve hem eylemin oluşturduğu diğer suçun cezasıylacezalandırabilir. Bu nedenle iki ceza tayini, Yasa koyucunun takdirine bağlıdır.2248 sayılı Yasayla değişik 536. madde yasalaşırken yasa koyucu bu takdiryetkisini kullanmış bir eyleme iki ceza tayin etmiştir. Bu durumda Anayasayaaykırılıktan söz edilemez.) Çoğunlukça dayanılan gerekçe bu anlamdadır.
Kanımca ortada bir eylem yok, iki eylem vardır : Birisiyasaklanan yere Türk Ceza Yasasının 536. maddesinde gösterilen biçimde yazı,resim ve benzerlerini asmak, yapıştırmak, yazmak gibi eylem; diğeri de asılan,yapıştırılan, yazılan nesnelerin içerdiği suç niteliğindeki eylemdir.
Bu konu incelenirken eylem (fiil) ile bu eylemde kullanılanaracın (vasıtanın) birbirinden ayrı olarak göz önüne alınması lüzumuna değinmekgerekir. Eylem (fiil) kastedilen sonucu elde etmek için meydana getirilen biryapım (ameliye) dır. Araç ise, bu yapımda kullanılan aygıt (alet) dır. Bazanbir suç diğer bir suçun aracı olabilir, örneğin; rızası olmaksızın bir kimseninevine giderek onun karısı ile zina etmek hallerinde eve girme eylemi, zinanınbir aracıdır, öğretide, örnekteki zinaya gaye suçu, eve girmeye de araç(vasıta) suçu denilmektedir. Türk Ceza Yasasının 78. maddesine göre vasıta suçugaye suçunun öğesi veya cezayı artırıcı nedeni olmadıkça bunlar ayrı ayrı cezauygulamasına tabi tutulurlar. Gaye suçuna bir örnek alarak bu kuralı davamızın konusunauygulayacak olursak şu sonuç ortaya çıkar : Meselâ Türk Ceza Yasasının 142.maddesinde gösterilen propaganda, ilâna izin verilmiş olan yerlerde ilânsuretiyle yapılırsa yalnız propaganda suçu işlenmiş olur. İlân olunması tekbaşına suç oluşturmayan bir husus sözü geçen 536. maddede belirtilen yerlerdeilân edilirse sadece bu maddede yazılı suç meydana gelir. Propaganda suçu 536.madde ile yasaklanan yerlerde ilân yoluyla işlenirse hem 142. ve hem 536.maddelerde yazılı suçlar işlenmiş olur. Bu son halde yasak yerde ilân yapmaksuçu, propaganda suçunun aracı olma niteliğindedir. Ve onun öğesi ya da cezayıartırıcı sebebi olmadığından,Türk Ceza Yasasının 78. maddesine göre ayrı ayrıceza uygulamasına tabi tutulmaları gerekir. Biri ötekinin aracı olmakla beraberhem142. ve hem 536. maddelerle yasaklanan yapımlar ayrı ayrı meydanagetirildiğinden bunların vücut verdiği eylemler de ayrı ayrıdır.
Türk Ceza Yasasının 79. maddesindeki durum bunlara benzemez. Bumaddenin uygulanabilmesi için yapım (ameliye) tek olmak gerektir, örneğin : Birkimse, başkasının "binasını veya hububatını ya da mahsulâtını..."ızrar kastıyla yakarsa eylem bir olduğu halde Türk Ceza Yasasının hem 369. vehem 516. maddeleri hükümlerini ihlâl etmiş olur. 79. madde işte buradauygulanır. Bu itibarla 79. Maddenin konumuzla ilgisi olmadığı kanısındayım.
SONUÇ:
Yüksek Mahkemece varılan karara katılmakta dayandığım gerekçeTürk Ceza Yasasının 79. maddesi ile ilgili görüşün dışında kalan nedenlerlebirlikte yukarıda arz ettiğim gerekçedir.
Üye
Muammer Yazar