ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas sayısı:1980/17
Karar sayısı:1980/27
Karar günü:29.4.1980
Resmi Gazetetarih/sayı:3.11.1980/17149
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: İstanbul İkinci Sulh Ceza Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU: 1.3.1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Yasasının,12.6.1979 günlü, 2248 sayılı Yasa ile değişik 536. maddesinin altıncıfıkrasında yer alan "birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralardakisuçlardan dolayı hükmolunacak cezalar ertelenemez ve bunların yerine 647 sayılıCezaların İnfazı Hakkındaki Kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen ceza vetedbirler uygulanamaz." hükmünün Anayasanın 33. maddesine aykırı olduğuileri sürülerek iptali istemidir.
I - O L A Y :
Sanıklar, İstanbul, Kocamustafapaşa Semtinde duvarlara(Sıkıyönetime Hayır-Faşizme geçit yok- İ.G.D. Birleşelim-Kahrolsun Faşistler-Maocu Faşistler) biçiminde sloganlar yazarken yakalanmış ve haklarında TürkCeza Yasasının 64/1. Maddesi delâletiyle, 2248 sayılı Yasa ile değişik 536/1-6.Ve 40. Maddeleri uyarınca kamu davası açılmıştır.
Yargılama sırasında, sanıkların avukatı, Türk Ceza Yasasının536. Maddesinde yapılan değişikliğin özünde Anayasaya aykırılık bulunduğunu önesürmüştür.
Davaya bakmakta olan mahkeme, anılan 536* maddenin altıncıfıkrasına ilişkin Anayasaya aykırılık savun ciddi bularak Anayasa Mahkemesinebaşvurmuştur.
III- METİNLER:
A) Yasa hükümleri:
l- İptali istenen hükmü de içeren, Türk Ceza Yasasının 12.6.1979günlü, 2248 sayılı Yasa ile değişik 536. maddesi şöyledir:
"MADDE 536- Her kim, belediyeler, köy ihtiyar kurullarıveya yasalarla yetkili kılınmış diğer makamlarca Önceden ayrılmış ya daoturulan yerler dışında, o yerin en büyük mülkiye amirine yapılacak bir başvuruüzerine ayrılan yerlere, izin almaksızın veya verilen izne aykırı biçimde,basılı olan veya olmayan, elle yapılmış veya yazılmış her türlü resim, yazı veişaretler veya bunları içeren kâğıt, pano, pankart, bant ya da benzerleriniasar veya yapıştırırsa veya izne dayalı olsa bile bu yerleri boyar veya buyerlere yazı yazar, resim ya da işaret yaparsa, eylem başka bir suç oluştursabile ayrıca altı aydan bir yıla kadar hafif hapis ve bin liradan aşağı olmamaküzere hafif para cezasına çarptırılır.
Bu eylemler yukarıdaki fıkra dışında kalan yerlerde veya kamuyaayrılmış veya kamuya açık veya herkes tarafından görülebilecek yerlerde veyaher türlü taşıt araçları veya kamu hizmetlerine ait iletişim araçları veya kamuhizmetine ayrılmış veya özel kişi ve kuruluşlara ait işaret veya levhalarüzerinde işlenirse, eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca bir yıldan ikiyıla kadar hafif hapis ve ikibin liradan az olmamak üzere hafif para cezasınaçarptırılır.
Yukarıdaki fıkralarda gösterilen eylemlerin derneklerin veyabenzeri kuruluşların mensupları tarafından veya onların iştirakiyle yapıldığısabit olduğu takdirde suçu işleyen veya suça bu suretle katılan dernek vekuruluş mensuplarına sözü edilen fıkralardaki cezalar iki katı olarakhükmedilir. Şu kadar ki hafif hapis cezası iki yılı aşamaz.
Yukarıdaki fıkralardaki eylemleri küçüklere veya ceza ehliyetiolmayan kişilere işletenlere yukarıdaki fıkralar uyarınca verilecek cezalaryarısı kadar artırılır.
Yukarıdaki fıkralardaki eylemler, siyasal veya ideolojik olmayanamaçlarla işlenir ve içeriği bakımından bir suçu oluşturmazsa yukarıdakifıkralarda yazılı cezalar onda birine kadar indirilebilir.
Birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralardaki suçlardandolayı hükmolunacak cezalar ertelenemez ve bunların yerine 647 sayılı Cezalarınİnfazı Hakkındaki Kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen ceza ve tedbirleruygulanamaz.
Bu maddede suç sayılan eylemlerin işlenmesinden dolayı sebebiyetverilen zararların tazminine ayrıca hükmolunur.
Görenek ve geleneklere göre asılacak kâğıt, pano, pankart, bantya da benzerleri bu madde hükümleri dışındadır.
298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen KütükleriHakkındaki Kanun hükümleri saklıdır."
2- İlgili yasa hükmü:
13.7.1965 günlü, 647 sayılı Yasanın değişik 4. maddesi şöyledir:
"MADDE 4- Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar, suçlununkişiliğine, sair hallerine ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre mahkemece;
1. Kabahatlerde beher gün karşılığı 50 ilâ 100 lira hafif,cürümlerde 100 ilâ 200 lira hesabıyla ağır para cezasına,
2. .Aynen iade veya tazmine,
3. Altı ayı geçmemek üzere bir eğitim veya ıslâh kurumuna devametmeye,
4. Bir yılı geçmemek kaydıyla muayyen bir yere gitmekten, bazıfaaliyetleri veya meslek ve sanatı icradan men'e,
5. Her nev'i ehliyet ve ruhsatnamenin bir aydan bir yıla kadarmuvakkaten geri alınmasına,
Çevrilebilir.
Suç tarihinden önce, para cezasına veya tedbire çevrilmiş olsadahi, hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilmemiş olanlar hakkında, hükmolunanotuz güne kadar (otuz gün dahil) hürriyeti bağlayıcı cezalarla, suç tarihinde18 yaşını ikmal etmemiş olanların mahkûm edildikleri kısa süreli hürriyetibağlayıcı cezalar yukarıki bendlerde yazılı ceza veya tedbirlerden birineçevrilir.
Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hürriyeti bağlayıcı ceza uzunsüreli de olsa fail hakkında bu maddenin ilk fıkrasının (1) numaralı bendihükmü uygulanabilir.
Uygulamada asıl ceza, bu madde hükümlerine göre para cezasınaveya tedbire çevrilen hürriyeti bağlayıcı cezadır.
Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaları, birinci fıkranın 2, 3,4 ve 5 numaralı bentlerinde yazılı tedbirlerden birine çevrilmiş olanlardantedbir hükümlerini Cumhuriyet Savcılığınca yapılan tebligata rağmen 30 güniçerisinde yerine getirmeyenler veya hüküm gereklerine aykırı hareket edenlerintedbire çevrilmiş olan kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalarının, tedbirhükümlerine muhalefetlerinin derecesine göre kısmen veya tamamen infazına veyainfaz olunmamasına hükmü veren mahkemece karar verilir.
Tedbire ilişkin hükümlere muhalefet, haklarında ikinci fıkrahükmü uygulanmış olanlar tarafından vukubuldukta; tedbir, hükmü veren mahkemecebirinci fıkrada yazılı esaslar dairesinde para cezasına çevrilir.
Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilen para cezasını,hükümde taksit öngörülmüş ise taksit süreleri, aksi halde 5 inci maddenin 8inci fıkrasında yazılı süreler içerisinde ödemeyenlerin işbu cezalarımahkemece, hükümde bir günlük hürriyeti bağlayıcı ceza ne miktar para cezasınakarşılık tutulmuş ise aynı miktar üzerinden hürriyeti bağlayıcı cezayaçevrilir.
Tedbir hükümlerinin yerine getirilmesi hükümlünün ihtiyarındaolmayan sebepler yüzünden imkânsız hale gelmişse hükmü veren mahkemece butedbir yerine başka bir tedbire hükmolunur.
Bu madde hükümleri sırf askerî suçlar ile askerî disiplin suçlarıve birinci fıkranın 3 ve 4 numaralı bendi hükümleri de subaylar, askerîmemurlar ve astsubaylar hakkında uygulanmaz."
B) Dayanılan Anayasa kuralı:
Mahkemenin İptal istemine dayanak yaptığı Anayasanın 33. maddesişöyledir:
"MADDE 33- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunankanunun suç saymadığı bir fiilinden dolayı cezalandırılamaz.
Cezalar ve ceza tedbirleri ancak kanunla konulur.
Kimseye, suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olancezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Kimse, kendisini veya kanunun gösterdiği yakınlarını suçlandırmasonucu doğuracak beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsîdir.
Genel müsadere cezası konulamaz."
IV- İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 4.3.1980gününde Şevket Müftügil, Ahmet H.Boyacıoğlu, Ahmet Erdoğdu, Osman Tokcan, RüştüAral, Ahmet Salih Çebi, Muammer Yazar, Âdil Esmer, Nihat O. Akçakayalıoğlu,Kenan Terzioğlu, Necdet Darıcıoğlu, İhsan N. Tanyıldız, Bülent Olçay, YılmazAliefendioğlu ve Yekta Güngör Özden'in katıldıkları ilk inceleme toplantısında,sınırlama konusu üzerinde durulmuştur:
Anayasanın değişik 151. ve 22.4.1962 günlü, 44 sayılı Yasanın27. maddelerine göre, mahkemeler, ancak bakmakta oldukları davada uygulanacakyasa kurallarının Anayasaya aykırı olduğu itirazında bulunabilirler. Bu olayda,itiraz yoluna başvuran Mahkeme, Türk Ceza Yasasının değişik 536. maddesininaltıncı fıkrasını Anayasaya aykırı görmüş ve iptalini istemiştir. Sözü geçenfıkrada ise, bu hükmün 536. maddenin ilk dört fıkrasında yazılı cezalarhakkında uygulanacağı belirtilmiş olup, bakılmakta olan davada, maddenin ilkdört fıkrasından hangisi uygulanacaksa, itiraz konusu altıncı fıkra da o fıkrayönünden uygulanacak demektir.
Öte yandan, Ceza Yargılamaları Yöntemi Yasasının 257/1.maddesine göre, "hükmün mevzuu, duruşmanın neticesine göre iddianamedegösterilen fiilden ibaret" olacağından, davada uygulanacak kuralınsaptanması için eylemin niteliğine bakmak gerekmektedir.
İddianamede eylem; ".... İstanbul, Kocamustafapaşa semtindeduvarlara (Sıkıyönetime Hayır. Faşizme geçit yok- İ.G.D. Birleşelim, KahrolsunFaşistler, Maocu Faşistler) gibi sloganlar yazmak." biçimindenitelendirilmiştir.
Belirtilen bu eylem, Türk Ceza Yasasının değişik 536. Maddesininbirinci fıkrasında nesnel öğeleri gösterilen suçu oluşturmaktadır. Gerçekten,Türk Ceza Yasasının sözü geçen maddesi tüm olarak incelendiğinde, suçun nesnelöğelerinin yalnız birinci fıkrada gösterildiği, öteki fıkralarda bu yöndenbirinci fıkraya göndermede bulunulmakla yetinildiği görülmektedir. Bu nedenle,dolaylı da olsa öteki fıkraları birinci fıkradan bağımsız saymaya olanakyoktur.
Öte yandan, dava konucu suç, birinci fıkrada belirlenen ilânyerleri dışında ve ayrıca herkes tarafından görülebilecek bir yerde işlenmişbulunduğundan, anılagelen maddenin ikinci fıkrası da davada uygulanacak kuralolmaktadır.
Böylece, bakılmakta olan davada Türk Ceza Yasasının 536.maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uygulanabileceğinden, altıncı fıkranıntümüne ilişkin itirazın, birinci ve ikinci fıkralarla sınırlı olarakincelenmesi gerekmektedir.
Bu nedenlerle ve "dosyada eksiklik bulunmadığından, işinesasının Türk Ceza Yasasının 12.6.1979 günlü, 2243 sayılı Yasa ile değişik 536.maddesinin altıncı fıkrası hükmünün aynı yasanın birinci ve ikinci fıkralarıaçısından ve bu fıkra hükümleriyle sınırlı olarak incelenmesine Muammer Yazarve Nihat O.Akçakayalıoğlu'nun altıncı fıkra hükmü hakkındaki esasınincelenmesinde sınırlamaya gerek olmadığı görüşü, Kenan Terzioğlu, NecdetDarıcıoğlu, İhsan N. Tanyıldız, Bülent Olçay ve Yekta Güngör Özden'in birincive ikinci fıkralarla birlikte, altıncı fıkranın ikinci fıkrayla sınırlı olarakesasın incelenmesi gerektiği yolundaki karşıoylarıyle ve oyçokluğuyle"karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ:
Esasa ilişkin rapor, itiraz konusu yasa hükmü, ilgili yasamaddeleri, dayanılan Anayasa kuralları ve öteki yasama belgeleri incelendi,gereği görüşülüp düşünüldü:
İtirazcı mahkeme, Türk Ceza Yasasının değişik 556. maddesininson fıkrasının iptalini istemektedir. Bu fıkra birbirinden ayrı şu ikihükmü içermektedir:
1- Birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralardaki suçlardandolayı hükmolunacak cezalar ertelenemez.
2- Bu fıkralardaki suçlardan dolayı hükmolunacak cezalar yerine647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Yasanın 4. maddesinde belirtilen ceza vetedbirler uygulanamaz.
İtirazcı Mahkeme, bu iki hükmü de Anayasanın 33. maddesinde yeralan "Ceza sorumluluğunun kişiselliği" ilkesine aykırı görmektedir. Oysa,Anayasa Mahkemesinin daha önce aynı nitelikteki başka bir itiraz nedeniyleverdiği 29.4.1980 günlü, Esas:1979/37, Karar: 1980/26 sayılı kararında (ResmiGazete Gün: 23.8.1980, Sayı: 17084) belirtildiği gibi, itiraz konusu fıkranınanılan ilkeye aykırı bir yönü yoktur. O kararda ayrıntılı biçimde gösterilengerekçeler, bu davada da geçerli olduğundan, yinelenmesine gerek görülmemiştir.
Bu bakımdan, Yasa Koyucunun toplumsal bir bunalım döneminde,kamu yararıyle ilgili takdirinin bir ürünü olan itiraz konusu hükmün Anayasayaaykırı yönü bulunmadığından, başvurunun reddine karar verilmelidir.
VI- SONUÇ :
1.3.1926 günlü,765 sayılı "Türk Ceza Kanunu"nun12.6.1979 günlü, 2248 sayılı Yasa ile değişik 536. maddesinin itiraz konusualtıncı fıkrası hükmünün aynı maddenin birinci ve ikinci fıkraları yönündenAnayasaya aykırı olmadığına ve itirazın reddine,
29.4.1980 gününde oybirliğiyle karar verildi
Başkan
Şevket Müftügil
Üye
Osman Tokcan
Üye
Rüştü Aral
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Muammer Yazar
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
Üye
Kenan Terzioğlu
Üye
Orhan Onar
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
İhsan N. Tanyıldız
Üye
Bülent Olçay
Üye
Yılmaz Aliefendioğlu
Üye
Yekta Güngör Özden
İlk İncelemede Karşıoy
Mahkeme, 536. maddenin bütün fıkralarıyla, tamamının iptaliniistemiştir. Gerekçeli kararında bu isteğinin nedenlerini de açıklamıştır.
Dava da 536. maddenin bütün fıkraları ile açılmıştır.
6. fıkranın "tecil edilemez" hükmünü bir sınırlamayapmadan incelemek gerekir. Zirâ, birden çok hallere uygulanacak hüküm tekolup, o da "tecil edilemez" hükmüdür ve itiraz da bu hükmühedeflemiştir.
Sayın çoğunlukça alınan ilk inceleme sonundaki "sınırlama"kararına bu nedenlerle karşıyım.
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
KARŞIOY YAZISI
1- itirazcı Mahkemede sanık vekilleri Türk Ceza Yasasının 536.maddesinin tümünün Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir. Mahkeme, kısakararında, bir sınırlama yapmaksızın, bu savı ciddi bulmuş, ancak AnayasaMahkemesine gönderdiği başvurma kararında itirazı 536. maddenin altıncıfıkrası ile sınırlama gereğini duymuştur.
Ceza Yargılama yöntemi kurallarına göre, tefhim edilen kısakararla gerekçeli karar arasında farklılık bulunması durumunda kısa kararınesas alınması gerekmekte olup, 22.4.1962 günlü, 44 sayılı Yasada da bununtersini öngören bir kural yer almadığından, Anayasa Mahkemesine itiraz yoluylabaşvurmada, itirazın kapsamının mahkemenin kısa kararına göre saptanmasındazorunluluk vardır.
Bu bakımdan, Türk Ceza Yasasının değişik 536. maddesinin tümüneyönelik sayılması gereken itirazın incelenmesi sınırlanırken, anılan maddeninbakılmakta olan davada uygulanma durumunda bulunan birinci ve ikincifıkralarının da incelemenin kapsamına alınmasında zorunluluk vardır.
2- Öte yandan, inceleme 536. maddenin altıncı fıkrası yönündensınırlandırılırken de, bu fıkranın kapsam ve niteliği üzerinde durmakgerekmektedir.
Bilindiği gibi, Türk Ceza Yasasının 536/6. maddesi hükmü, aynımaddenin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarından birine göre cezatâyin edildikten sonra uygulama alanına girmektedir. Böyle olunca, sınırlamayapılırken altıncı fıkra hükmünün, itirazcı Mahkemece bakılmakta olan davada,aynı maddenin birinciden dördüncüye kadarki fıkralarından hangisine göre tâyinedilecek ceza yönünden uygulanması söz konusu olacağının saptanmasıgerekmektedir.
Her ne kadar maddenin birinci fıkrası, daha sonraki fıkralardakisuçların da maddi öğelerini içermekte ise de, olayda sanıklara verilebilecekceza yalnızca ikinci fıkrada gösterilen ceza olduğundan, Anayasa Mahkemesincealtıncı fıkra yönünden yapılacak incelemenin, olayda ceza tâyinine esasalınacak ikinci fıkra ile sınırlı tutulmasında zorunluluk vardır. Çoğunlukgörüşünce benimsendiği gibi, altıncı fıkraya ilişkin inceleme birinci fıkrayıda kapsayacak genişlikte tutulacak olursa, verilecek karar, olayda ceza tâyiniyönünden uygulanması söz konusu bulunmayan birinci fıkrayı da etkiler. Budurum, kanımızca, Anayasanın değişik 151. ve 22.4.1962 günlü, 44 sayılı Yasanın27. maddeleri hükümleri ile bağdaştırılamaz.
Yukarıda belirtilen nedenlerle, ilk inceleme sonunda verilenkarara katılamıyoruz.
Üye
Kenan Terzioğlu
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
İhsan N. Tanyıldız
Üye
Bülent Olçay
Üye
Yekta Güngör Özden