ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas sayısı:1980/18
Karar sayısı:1980/29
Karar günü:29/4/1980
Resmi Gazetetarih/sayı:23.8.1980/17084
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Edirne Ağır Ceza Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU : 1/3/1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Yasasının9/7/1953 günlü, 6123 sayılı Yasa ile değişik 403. maddesinin 1. Ve 2.bentlerinin iptali istemidir.
I- OLAY :
26/3/1977 gününde Edirne sınır kapısından yurtdışına 23 kg.esrar çıkaran ve Bulgar gümrük görevlilerince yakalanan Sivilingrad BölgeMahkemesince 3 yıl bir ay hapisle cezalandırılan sanık hakkında Türk CezaYasasının 403/1. ve 2. maddelerinin uygulanması isteği ile Edirne CumhuriyetSavcılığınca bu yer Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştır.
21/12/1979 günlü oturumda, Cumhuriyet Savcısı, Türk CezaYasasının 6123 sayılı Yasa ile değişik 403. maddesinin 1. ve 2. bentlerininAnayasaya aykırılığını ileri sürmüş, sanık da bu sava katılmıştır.
Bu savı ciddi gören mahkeme, Türk Ceza Yasasının 6123 sayılıYasa ile değişik 403. maddesinin 1. ve 2. bentlerinin iptali için AnayasaMahkemesine başvurmuştur.
III- METİNLER :
A) İptali istenen Yasa hükmü :
Türk Ceza Yasasının 1/8/1953 günlü, 6123 sayılı Yasayla değişik403. maddesinin 1. ve 2. bendi hükümleri şöyledir :
"Madde 403- (1/8/1953 - 6123) 1. Uyuşturucu maddeleriruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imâl, ithal veya ihraç veyahut bu fiillereteşebbüs edenler on seneden aşağı olmamak üzere ağır hapis cezası ile birlikteistihsal mıntıkaları dışında ve polis teşkilâtı bulunan kaza merkezlerindenbirinde infaz edilmek ve bu müddet içinde emniyeti umumiye nezareti altındabulundurulmak üzere üç seneden beş seneye kadar sürgün ve uyuşturucu maddeninher gram veya küsuru için 10 lira ağır para cezası ile cezalandırılırlar. Şukadar ki hükmedilecek para cezası 1.000 liradan aşağı olamaz.
2. Yukarı ki bentte gösterilen uyuşturucu madde eroin, kokain,morfin veya esrar ise faile müebbet ağır hapis cezası verilir,
B) Dayanılan Anayasa kuralları:
"BAŞLANGIÇ
Tarihi boyunca bağımsız yaşamış, hak ve hürriyetleri içinsavaşmış olan;
Anayasa ve Hukuk dışı tutum ve davranışlarıyla meşruluğunukaybetmiş bir iktidara karşı direnme hakkını kullanarak 27 Mayıs 1960 Devriminiyapan Türk Milleti;
Bütün fertlerini, kaderde, kıvançta ve tasada ortak bölünmez birbütün halinde, millî şuur ve ülküler etrafında toplayan ve milletimizi, dünyamilletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli bir üyesi olarak millî birlikruhu içinde daima yüceltmeyi amaç bilen Türk Milliyetçiliğinden hız ve ilhamalarak ve;
"Yurtta Sulh, Cihanda Sulh" ilkesinin, Milli Mücadeleruhunun millet egemenliğinin, Atatürk Devrimlerine bağlılığın tam şuuruna sahibolarak;
İnsan hak ve hürriyetlerini, millî dayanışmayı, sosyal adaleti,ferdin ve toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmeyi ve teminat altına almayımümkün kılacak demokratik hukuk devletini bütün hukukî ve sosyal temelleriylekurmak için;
Türkiye Cumhuriyeti Kurucu Meclisi tarafından hazırlanan buAnayasayı kabul ve ilân ve Onu, asıl teminatın vatandaşların gönüllerinde veiradelerinde yer aldığı inancı ile, hürriyete, adalete ve fazilete aşıkevlâtlarının uyanık bekçiliğine emanet eder."
"Madde 2- Türkiye Cumhuriyeti, insan haklarına veBaşlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, millî, demokratik, lâik vesosyal bir hukuk devletidir."
"Madde 9- Devlet şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındakiAnayasa hükmü değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez."
"Madde 12- Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce,felsefî inanç, din ve mezhep ayırımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz."
IV - İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyarınca, ŞevketMüftügil, Ahmet H. Boyacıoğlu, Ahmet Erdoğdu, Osman Tokcan, Rüştü Aral, AhmetSalih Çebi, Muammer Yazar, Adil Esmer, Nihat O. Akçakayahoğlu, Kenan Terzioğlu,Necdet Darıcıoğlu, İhsan N. Tanyıldız, Bülent Olçay, Yılmaz Aliefendioğlu veYekta Güngör Özden'in katılmalariyle 4/3/1980 gününde yapılan ilk incelemetoplantısında aşağıdaki sorun üzerinde durulmuştur.
22/4/1962, günlü, 44 sayılı Yasanın 28/1. maddesinde hükümaltına alındığı üzere, Anayasa Mahkemesi, Anayasa'ya uygunluk denetimindeistemle bağlıdır; yani bu denetimin kapsamı, istemin sınırlarını aşamaz.
Olayda, itirazcı mahkemece bakılmakta olan davanın 21/12/ 1979günlü oturumunda, "Cumhuriyet Savcısı tarafından ileri sürülen Anayasa'yaaykırılık iddialarının benimsenmesine binaen ve ayrıntıları ve gerekçesisonradan yazılacak kararda gösterileceği üzere, -Anayasa Mahkemesinde T. C. K.nun 403/1 - 2. maddelerinin iptali için dava açılmasına" karar verilmiş,mahkemenin gerekçeli kararının "Sonuç" kısmında ise, "T.C.K. nun403. maddesinin ikinci bent hükmünün tümünün veya bu bent içindeki esrarsözcüğünün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verildi."denilmiştir.
Görüldüğü gibi, kısa kararda itiraz, Türk Ceza Yasasının değişik403. maddesinin 1. bendi hükmünü de kapsar genişlikte saptanmış iken, gerekçelikararda bu kapsam daraltılmış ve aynı maddenin 2. bendi hükmünün Anayasayaaykırılığı savının ileri sürülmesi ile yetinilmiştir.
Ceza yargılama yöntemi kurallarına göre tefhim edilen kısakararla gerekçeli karar arasında farklılık bulunması durumunda, kısa kararınesas alınması gerekmekte olup, 44 sayılı Yasada da bunun tersini öngören birkural yer almadığından, Anayasa Mahkemesine itiraz yolu ile başvurmada,itirazın kapsamının mahkemenin kısa kararına göre saptanmasında zorunlulukvardır. Bu bakımdan itirazın, Türk Ceza Yasasının değişik 403. maddesinin 1. ve2. Bentlerini kapsadığı sonucuna varılmalıdır, itirazcı mahkemenin gerekçelikararında, her iki bendin Anayasaya aykırılığı savını karşılayacak gerekçe yeraldığından, gerekçenin eksikliğinden de söz edilemez.
Belirtilen nedenlerle, başvurunun, 765 sayılı Türk CezaYasasının 6123 sayılı Yasa ile değişik 403. maddesinin 1. ve 2. bentlerihükümlerini kapsadığına, dosyada eksiklik olmadığından işin esasının bu bentleraçısından incelenmesine ve sınırlama sorununun esas inceleme sırasında gözönüne alınmasına, Şevket Müftügil, Ahmet H. Boyacıoğlu, Osman Tokcan, RüştüAral, Adil Esmer ve Kenan Terzioğlu'nun "istem, sözü edilen Yasanın ikincibendi açısından yapıldığına göre, birinci bent hakkında esasın incelenmesinekarar verilmesine yer olmadığı" yolundaki karşıoylariyle ve oyçokluğuylakarar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ :
İşin esasına ilişkin rapor, Mahkeme kararının gerekçesiyleekleri, iptali istenen yasa ve dayanılan Anayasa kuralları ve bunlarla ilgiligerekçeler, öteki yasama belgeleri okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A) Sınırlama Sorunu :
İtiraz yoluna başvuran Mahkemenin incelemeye esas alınan21/12/1979 günlü kısa kararında Türk Ceza Yasasının 403/1-2. maddelerininiptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bakmakta olduğu davada sanığa atılan suç "esrarihraç etmek" dir. Böyle olunca birinci bentte yazılı "imal","ithal" eylemlerinin ve ikinci bentte sözü geçen maddelerden"esrar" dışında kalanların ihracının olayla ilgisi yoktur. Açıklananbu nedenle, Anayasaya uygunluk denetiminin, iptali istenen (1) sayılı benthükmünün "ihraç" ve (2) sayılı bent hükmünün "esrar"sözcükleriyle sınırlandırılarak yapılması gerekir.
Bu durum karşısında, "Anayasaya uygunluk denetiminin,1/3/1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Yasasının 9/7/1953 günlü, 6123 sayılı Yasaile değişik 403. maddesinin iptali istenen (1) sayılı bendi hükmünün (ihraç),aynı maddenin (2) sayılı bendi hükmünün ise (esrar) sözcükleriylesınırlandırılarak yapılmasına" oybirliğiyle karar verilmiştir.
B) Anayasaya aykırılık sorunu :
İtiraz yoluna başvuran mahkeme, 1/3/1926 günlü, 765 sayılı TürkCeza Yasasının 9/7/1953 günlü, 6123 sayılı Yasayla değişik 403. maddesininsınırlama kararı uyarınca ele alınan hükümlerinin Anayasanın Başlangıcı ile 2.,9., 12. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Bu bakımdan Anayasayauygunluk denetimi, dayanılan Anayasa kurallarının her biri yönünden ayrı ayrıele alınarak yapılmıştır.
l- Anayasanın Başlangıcında yer alan hükümler yönünden inceleme:
İtiraz yoluna başvuran mahkeme, yasa koyucunun uluslararasısözleşme ve protokolların etkisi altında kalarak uyuşturucu maddeler konusundabaşka devletlerle kıyaslanmayacak ağırlıkta cezalar koyduğunu, cezalarbakımından meydana gelen bu durumun Türk Milletinin bağımsızlığına gölgedüşürdüğünü, Türk yurttaşlarını öteki devletlerin yurttaşlarına göre daha aşağıve dolayısıyla daha korumasız duruma soktuğunu, Türkiye'de uyuşturucu maddelerisatarak Türk gençliğini zehirleyen kişilere verilen cezalara oranla ihraçedenlere verilen cezaların çok ağır olduğunu, böylece yabancıların Türklerdenfazla korunduğunu, bu ayırımın yabancıların Türkler'den daha üstün görülmesianlamına geldiğini ve bu nedenlerle sözü edilen 1. ve 2. bent hükümlerininAnayasanın Başlangıcında yer alan ilkelere ters düştüğünü öne sürmüştür.
Türk Ceza Yasasının değişik 403. maddesinin 2. bendi hükmü,uyuşturucu maddeler arasında bir ayırım yaparak eroin, kokain, morfin ve esrarıruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak imal, ithal, veya ihraç yahut bu fiillereteşebbüs edenler için müebbet ağır hapis cezasını öngörmüştür. Bu cezanın kimidevletlerin yasalarında aynı eylem için saptanan cezalardan ağır olduğu dabilinen bir gerçektir.
Ne var ki, uyuşturucu maddelerin kullanılması kişilerde vetoplumlarda çok ağır yıkıntılara yol açtığından, tüm uluslar bu soruna birçözüm bulabilmek için işbirliği yapmak gereksinimini duymuş ve devletler zamanave kendi koşullarına göre cezaları artırıcı önlemler almışlardır. Türkiye, bumaddelerin elde edildiği ana bitkiler bakımından çok büyük olanaklara sahipolduğu gibi, bol miktarda uyuşturucu madde üreten Asya ile bu maddelerin büyükoranda arandığı batı ilkeleri arasında bir köprü durumundadır. Bu maddelerinticaretinin genişliği ve çok büyük kazançlar sağladığı da bilinmektedir.
Bu bakımdan, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, insanlığın geleceğiiçin çok büyük tehlike olan keyif verici zehirlerin kullanımını önlemekkonusunda kimi devletlerden daha duyarlı olmasını doğal saymak gerekir. Keyifveren bu zehirlerden zarar görenin Türk ya da yabancı olmasının bir ayırımnedeni sayılması ise insanlık anlayışı ile bağdaştırılamaz.
Bu nedenledir ki, itiraz konusu hükümde ihraç için öngörülenceza imal ve ithalin cezası ile bir tutulmuştur.
Anayasanın, insana ve onun haklarına ve özgürlüklerine ilişkinuluslararası sözleşmelere ve belgelere verdiği önem ve değer görmezliktengelinerek, Türkiye ile öteki ülkeler arasında çelişkili bir durumunoluşturulduğu ve bununla Yurdumuzun saygınlığına gölge düşürüldüğü yolundakisav, kesinlikle yanlış ve gerçeklere ters düşen bir düşüncedir.
Türk Devletinin, uyuşturucu maddelerle ilgili suçlar için ötekidevletlerden daha ağır cezalar öngörmesi Türk Devletini ve dolayısıyla Türkvatandaşlarını küçültücü değil, tam tersine hiçbir ayırım gözetilmeksizin tüminsanların sağlığının korunmasında gösterdiği duyarlık nedeniyle öğülmeye değerbir davranış sayılmalıdır.
Bu nedenlerle, inceleme konusu hükümlerin Anayasa'nınbaşlangıç'ında yeralan ilkelere aykırı bir yönü yoktur.
2 - Anayasa'nın 2. maddesi yönünden inceleme :
İtiraz yoluna başvuran mahkeme, uyuşturucu maddeleri yurt içindesağlayanlara yurt dışına ihraç edenlerden daha hafif ceza uygulamanın doğruolmadığını, çünkü böylece yabancılara zarar veren kişilerin kendi yurttaşlarınazarar verenlere oranla daha az cezalandırılmaları, yoluna gidildiğini, ayrıcaesrarda etkin madde oranının azlığına ve insan sağlığı ve toplum için fazlazararlı olmamasına karşın, eroin, kokain ve morfin gibi çok daha fazla zararlımaddelerle eşit tutulduğunu, bu nedenlerle de itiraz konusu kuralın, suçunağırlığı ile orantılı olmadığını, böylece sözkonusu hükmün suç ile cezaarasında adil bir oran bulunmasını gerektiren hukuk devleti ilkesinizedelediğini ileri sürmektedir.
Uyuşturucu maddeleri Türkiye'de yapanlarla bu maddeleriTürkiye'ye sokan veya Türkiye'den çıkaranlara aynı cezalar uygulandığından davakonusu hükmün Türk yurttaşlarına zarar verenlere hafif, yabancılara zararverenlere ağır cezalar öngörüldüğüne yönelik sav geçerli değildir. Kaldı ki,yukarda da değinildiği gibi uyuşturucu maddelerin imal, ithal ve ihracınınönüne geçilmesini sağlamak için gerekli önlemleri almak bir insanlık borcudur.Ceza koyarken yurttaşlık ve yabancılık ayırımı yapılması savunulacak birdavranış olamaz.
Gerçi bilim alanında "esrar" ın eroin, kokain vemorfin kadar zararlı olmadığı yolunda görüşler ileri sürülmekte ise de, bukonuda görüş birliği yoktur. Bir an için böyle olduğu varsayılsa bile, ucuz vekolay edinilmesi nedeniyle kullanma alanı ötekilerine göre daha geniş ve bubakımdan zararı daha çok ve yaygın olan esrarın kullanımını önlemek içincezanın ağır tutulması yerinde bir davranış sayılmalıdır. Kaldı ki, Anayasanın49. maddesi "Devlet herkesin beden ve ruh sağlığı içinde yaşayabilmesinive tıbbî bakım görmesini sağlamakla görevlidir." demektedir. Bu nedenlesağlığa az veya çok zararı olan esrarın kullanılmasının önüne geçilmesi içingerekli ve etkin önlem alınması Devletin ödevlerindendir.
Yeri gelmişken şu yönün de açıklanması gerekir : AnayasaMahkemesinin çeşitli kararlarında açıklandığı üzere, Anayasa Mahkemesi, gerekiptal davası, gerek itiraz yolu ile Anayasaya aykırılığı öne sürülen bir yasahükmünün anlamını kendi hukuksal görüşü ve anlayışı açısından inceleyipsaptamak ve o hükmü, Anayasaya uygunluk denetiminden bu anlayış içinde geçirmekdurumundadır. Bu nedenlerle, itirazcı mahkemenin uygulamaya ilişkin olarak önesürdüğü yönler üzerinde durulmasına gerek görülmemiştir.
Yukarıdan beri açıklanan nedenler karşısında, itiraz konusukuralın Anayasanın 2. maddesine aykırı bir yönü yoktur.
3- Anayasanın 9. maddesi yönünden inceleme :
İtiraz yoluna başvuran mahkeme, Anayasanın 9. Maddesinden sözederek, Cumhuriyet rejimini benimseyen bir devletin kendi yurttaşlarını ötekidevlet yurttaşlarından daha kötü bir duruma sokmasına olanak bulunmadığını,oysa 403. maddenin 1. ve 2. bentlerindeki düzenlemeyle Türk vatandaşlarınındaha kötü duruma düşürüldüklerini ileri sürmekte ve dava konusu hükmün bu maddeyönünden de Anayasaya aykırı olduğu sonucuna varmaktadır.
Konunun Anayasanın 9. maddesiyle ve dolayısiyle Cumhuriyetleilgili bir yönü olmadığından, ileri sürülen bu sav üzerinde durulmasına gerekgörülmemiştir.
4- Anayasanın 12. maddesi yönünden inceleme :
İtiraza konu edilen hükmün Anayasanın 12. maddesine aykırıolduğunu ileri süren mahkeme, bu yönden değişik bir gerekçe göstermemiş,Anayasanın Başlangıcına ve 2. maddesine ilişkin gerekçeleri yinelemekleyetinmiştir. Bu konuda yukarda Anayasa Mahkemesince varılan sonucun ve önesürülen düşüncelerin bu konuda da geçerli olduğunu açıklamaya gerek yoktur.
Ayrıca şunu da belirtmek gerekir ki, sözü edilen 1. bent hükmü,bu bende giren maddelerin yalnız ihracını değil ithal ve imalini de aynıderecede cezalandırmaktadır. Uyuşturucu maddeleri memleket dışına çıkararakyabancılara zarar veren kimseye uygulanacak ceza ile Türkiye'ye sokarak ya daTürkiye'de yaparak Türk vatandaşlarına zarar veren kimseye uygulanacak cezayaptırımları arasında Türk veya yabancı olma yönünden bir ayırım yapılmamıştır.Kaldı ki, bir çok olayda görüldüğü gibi, bu maddeleri ihraç edenler arasındaçok sayıda yabancılar da vardır.
Bu nedenle dava konusu hükümlerin Anayasanın 12. maddesine deaykırı bir yönü yoktur.
Yukarıda açıklanan nedenlerle itirazın reddine kararverilmelidir.
Muammer Yazar ve Yılmaz Aliefendioğlu bu görüşe katılmamıştır.
VI - SONUÇ:
Sınırlama kararı uyarınca incelenen itiraz konusu hükümlerinAnayasaya aykırı olmadığına ve itirazın reddine, Muammer Yazar ve YılmazAliefendioğlu'nun karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,
29/4/1980 gününde karar verildi.
Başkan
Şevket Müftügil
Üye
Osman Tokcan
Üye
Rüştü Aral
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Muammer Yazar
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
Üye
Kenan Terzioğlu
Üye
Orhan Onar
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
İhsan N. Tanyıldız
Üye
Bülent Olçay
Üye
Yılmaz Aliefendioğlu
Üye
Yekta Güngör Özden
KARŞIOY YAZISI
Uyuşturucu maddelerin ihracına ilişkin olup iptali istenilenyasa hükmü yukarıda yazılmıştır. Bunun Anayasaya aykırılığı değişik açılardandüşünülebilir:
A. Türk Ceza Yasasının 403. ve 404. maddelerinde yer alan vekonusu uyuşturucu madde olan suçları üç ana grupta toplamak mümkündür. Bunlar :
1- Ülke içinde bulunmayan uyuşturucu maddeleri var etmek, (Bu,imal veya ithal etmek suretleriyle olur.)
2- Ülkede var olan bu maddeleri yaymak, başkalarına intikalettirmek,
3- Mevcut "uyuşturucu maddeleri kullanmak veya bu maksatlayanında bulundurmak" dır.
Bu suçların en ağırı birinci grupta olanlardır.
İhraç eylemi, ülkede var olmayan uyuşturucu maddeyi yaratmak(var etmek) niteliğinde olmayıp esasen var olan maddeyi yaymak ya dabaşkalarının eline geçmesine hizmet etmek biçiminde olduğundan bunun yeriikinci gruptur.
Uyuşturucu maddenin intikal ettirildiği kimse ister Türk, isteryabancı olsun veya ister yurt içinde, ister yurt dışında bulunsun, eylemin suçteşkil etme özelliğine bunların etkisi yoktur. Çünkü uyuşturucu maddeyibaşkasına intikal ettirmedeki suçluluk, nakil veya intikalin yöntemine ya dadış satım yasağına uymamaktan değil, kendiliğinden (bizatihi), zehirleyicimaddenin başkaları tarafından kullanılma olanağını sağlamasından doğmaktadır.Bu olanağın yurt içinde, ya da yurt dışında sağlanması arasında insanlaraverdiği zarar bakımından fark bulunmadığına ve suçluluk da münhasıranuyuşturucu maddenin zarar verici olma niteliğinden ileri geldiğine göre bumaddeyi yurt içinde başkasına intikal ettirenle yurt dışına da intikalettirenin cezalarının yasadaki kadar büyük farkla ayrı tutulması Anayasanın 12.maddesine aykırıdır.
Çoğunluk gerekçesinin bir bölümünde (uyuşturucu maddelerinihracının çok kârlı bir iş olduğu, bu yüzden söz konusu maddelerin tedarikiyleihracına önem verildiği, ihraç eylemine ağır ceza tayin olunmasının bu yoldakiözlemi engelleyeceği) anlamına gelen görüşe yer verilmiştir. Bu gerekçeningüzelliği söz götürmez. Ancak, parasal maksatla işlenen suçlar için düzenlenengeçici hürriyeti bağlayıcı cezalara, eylemin ağırlığı ile orantılı parasalcezalar eklenmesi veya hürriyeti bağlayıcı cezanın miktarı artırılmakla berabergeçici olarak tayini suretiyle suç işlemelerin önlenmesi ceza siyasetinin anakurallarındandır. Bu düşünce, ihraç eylemine hiçbir surette müebbet ağır hapisveya idam cezası verilemiyeceği kanısında olduğum sanısını yaratmamalıdır. Yasakoyucu uygun bulduğu her yasal cezayı yaptırım olarak kabul edebilir. Yurtiçinde işlenen eyleme de müebbet ağır hapis veya idam cezası biçilmiş olsaydı,eşitsizlikten bahsedilemezdi. Dava konusu hüküm (eski ihtilâfıdar) prensibininters çevrilmiş biçimiyle uygulandığı görünüm veya izlenimine yol açarak eyleminsuç sayılmasına neden olan zehirleyici ve toplumları çürütüp yıkıcı olmaniteliğinde fark bulunmadığı halde suçtan zarar görenleri, korunmalarındafarklı tutum ve sonuçlara mağruz kılması dahi Anayasanın sözü geçen 12.maddesine aykırıdır.
B. Devlet, hele hukuk devleti, adil ve insaflıdır. Anayasanıntüm esprisine hakim olan bir zihniyet 14. maddenin 3.. fıkrasıyla MedenîKanunun Başlangıç bölümündeki 4. maddesinin metinlerinde de açık bir ifadehalinde yer almıştır, iptali istenilen yasa hükmüne göre, örneğin bir kiloesrarı yurt içinde satan bir kişiye "muvakkat ağır hapis" cezasıverilirken yarım gram esrarı yurt dışına çıkaran, hatta çıkarmağa sadeceteşebbüs eden kimseye de müebbet ağır hapis cezası verilecek; yine bir kiloesrarı kendisi içmek için yurt içinde yanında bulunduran bir kimseye hürriyetibağlayıcı ceza olarak beş yıldan fazla hapis cezası verilemez iken, yarım gramesrarı aynı maksatla yurt dışına çıkaran veya buna teşebbüs eden kimse müebbetağır hapse mahkûm olacak ve eğer bu eylemi 18 yaşından küçük birisine yaptırmışise kendisi idam edilecektir. Durum bu olunca dava konusu yasa kuralının,Anayasanın 2. Maddesindeki (Hukuk devleti) olma buyruğuyla bağdaştırılması dakolay olamaz.
C. Konunun söze değer bir başka yönü daha vardır :"Uyuşturucu maddelere dair 1961 TEK Sözleşmesi" nin taraflarıuyuşturucu maddelerin imal ve ithalini, ya da temin ve tedarikini cezayıağırlatıcı neden olarak kabul etmişler, ihracı bu sebepler arasında saymamışlardır.Türk Ceza Kanununun mehazı olan İtalya Ceza Kanununda da durum böyledir."TEK Sözleşmesi", bu sözleşmeyi kabul eden taraflara eşityükümlülükler yüklemektedir. İptali istenen hüküm bu yükümlülükler dengesinibozmuş olması nedeni ile Anayasanın 65. maddesine de aykırı düşmüş sayılabilir.
İtiraz davasının reddine ilişkin karara bu gerekçelerlekatılmıyorum.
Üye
Muammer Yazar
KARŞIOY
Türk Ceza Yasası'nın 403. maddesinin 1. bendinde uyuşturucumaddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç edenlerinveyahut bu eylemlere girişenlerin 10 seneden aşağı olmamak üzere ağır hapislecezalandırılmasını, 2. bendinde ise, 1. bentte belirtilen uyuşturucu maddenineroin, kokain, morfin veya esrar olması halinde failine yaşam boyu ağır hapiscezası verilmesi öngörülmüştür.
Konu Yüksek Mahkemenin sınırlama kararı uyarınca elealındığında, yurt dışına çıkarılan nesnenin, olayımızda olduğu gibi esrarolması halinde verilecek ceza yaşam boyu ağır hapistir.
Maddede, dışarı çıkarılan esrarın bir kaç gr. veya kilolarlaolması, esrar çıkarma eyleminin kazanç sağlama veya kendi kullanımı amacınadönük bulunması arasında bir ayırım gözetilmemiştir.
Birçok bilim adamı, esrarın uyuşturucu bir madde olduğunu kabuletmekle beraber, bu maddenin 2. bentte sayılan öteki uyuş turucular kadarzararlı etkisi bulunmadığını, daha az alışkanlık yaptığını ve ölüme neden,olmadığını belirtmişlerdir.
Öteki ülkelerin ceza yasaları incelendiğinde kimi ülkelerin,esrarın yurt dışına çıkarılışını Türkiye'ye oranla daha hafif biçimlecezalandırdığı, esrardan dolayı verilen cezaların öteki uyuşturucu maddelerinkullanımı veya imali nedeniyle verilen cezalara oranla daha hafif olduğu, İsveçgibi kimi ülkelerde ise, esrar kullanımının ihracının veya imalinincezalandırılmadığı görülmektedir. Amerika'da esrar kullanımı için cezaverilmesinden vazgeçilmiş, daha sonra tekrar ceza uygulanmasına başlanmış isede, ceza miktarı öteki uyuşturuculardan daha değişik tutulmuştur.
Yasa koyucu, bir eylemin suç sayılıp sayılmaması, o suç için netür ve ne miktar ceza verileceği konusunda takdir hakkını kullanırken Anayasakuralları, ceza hukuku ilkeleri ve toplumun gereksinme ve yararlarınıgözetmeli, suçun ağırlığına göre ceza saptayarak suç ve ceza arasındaki dengeyikorumalıdır. Eroin, kokain ve morfin derecesinde tehlikeli uyuşturucu bir maddeolmadığı anlaşılan esrarın, yurt dışına çıkarılması nedeniyle failin yaşam boyuağır hapse mahkûm edilmesi hukuk devleti ilkelerine uygun düşmez.
Öte yandan, Türk Ceza Yasası'nın 463. maddenin 3. Bendindeuyuşturucu maddeleri yurt içinde ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak satanlarveya satışa arz edenler, taşıyanlar... için öngörülen ceza yurt dışınaçıkaranlardan daha azdır. Uyuşturucu maddeyi yurt dışına götürürken yurt içindeyakalanan kişinin cezası, yurt dışında yakalanandan çok daha az olacaktır.Ayrıca, yakalandığı ülke yasalarına göre hafif bir biçimde cezalandırılan kişi,Türkiye'de sırf Türk vatandaşı olması nedeniyle yeniden, aynı maddeyle yurtdışında birlikte yakalandığı yabancı kişilere oranla çok daha ağırcezalandırılacaktır. Bu durum Anayasanın eşitlik ilkesiyle de bağdaşmaz.Kaldıki cezada ağırlığın suçun sayısını azaltmadığı yıllık istatistiklerdenanlaşılmaktadır. Bu hale göre, yurt dışında üzerinde esrar bulunan Türkvatandaşına uygulanan cezanın bu denli ağır olmasında kamu yararıbulunmamaktadır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle Türk Ceza Yasasının 403.maddesinin 2. bendinin, 1. bentteki "ihraç" ve "esrar"sözcükleriyle sınırlı olarak iptali gerektiği oyu ile verilen karara karşıyım.
Üye
Yılmaz Aliefendioğlu