ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas sayısı:1980/28
Karar sayısı:1980/45
Karar günü:1/7/1980
Resmi Gazetetarih/sayı:3.10.1980/17124
İPTAL DAVASINI AÇAN : Cumhurbaşkanı,
İPTAL DAVASININ KONUSU : 25/12/1979 günlü, 2254 sayılı"T.B.M.M. Eski Üyeleri Hakkında Kanun"un Anayasanın 12. maddesininikinci fıkrası hükmüne aykırı olduğu 1/4/1980 gününde, 549 sıra numarasınakaydı yapılan 31/3/1980 günlü dava dilekçesiyle öne sürülerek iptaline kararverilmesi istenmiştir.
III- İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyannca, ŞevketMüftüğil, Ahmet H. Boyacıoğlu, Osman Tokcan, Rüştü Aral, Ahmet Salih Çebi,Muammer Yazar, Adil Esmer, Nihat O. Akçakayalıoğlu, Nahit Saçlıoğlu, HüseyinKaramüstandikoğlu, Kenan Terzioğlu, Necdet Darıcıoğlu, İhsan N. Tanyıldız, BülentOlçay ve Yekta Güngör Özden'in katılmalarıyla 15/4/1980 gününde yapılan ilkinceleme toplantısında : Dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasınınincelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
IV- ESASIN İNCELENMESİ :
İşin esasına ilişkin rapor, dava dilekçesi, iptali istenen yasa,Anayasa'ya aykırılık iddiasına dayanak olarak gösterilen Anayasa kuralları,bunlara değin gerekçeler ve başka yasama belgeleri ve konu ile ilgili ötekimetinler okunduktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü :
A) BİÇİM YÖNÜNDEN İNCELEME :
22/4/1962 günlü, 44 sayılı "Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun" un 28. maddesi, Anayasa Mahkemesini,istemin konusuyla bağlı tutmasına karşın, istemin gerekçesiyle bağlamamıştır.
Dava dilekçesinde öne sürülmemiş olmakla birlikte, yasanın sözüedilen bu hükmü gereğince, aşağıdaki konular üzerinde durulmuştur.
Tutanak Dergilerinin incelenmesinde, birisi iptali istenenyasadan önce, ötekisi ise sözü edilen yasanın görüşülmesi sırasında oluşan ikidurum göze çarpmaktadır. İşin kolaylıkla anlaşılıp konuya yaklaşılabilmesibakımından, ilk olarak iptali istenen yasadan önceki aşamada oluşan durumun elealınması, arkasından da yasanın görüşülmesi sırasında ortaya çıkan olgularüzerinde durulması yerinde bulunmuştur.
a) İptali istenen yasadan önceki işlemler :
Millet Meclisi ve Cumhuriyet Senatosu İdare Amirleri, 1974yılında, "T.B.M.M. eski üyeleri hakkında kanun teklifi" adı altında,üç maddeden oluşan ortak bir öneri vermişlerdir.
Teklifin "Türkiye Büyük Millet Meclisi eski üyeleridokunulmazlık, yasama, ödenek ve yolluk genel kurul ve parti gruplarıtoplantılarına girme hakları dışında kalan ve T.B.M.M. üyelerine kanunlar,kararnameler ve yönetmeliklerle tanınan haklardan yararlanırlar."yolundaki 1. maddesi Millet Meclisi Anayasa komisyonunca "13/12/1960 tarihve 157 sayılı Kanunla teşkil olunan Temsilciler Meclisi Üyeleri ile TürkiyeBüyük Millet Meclisi eski üyeleri dokunulmazlık, yasama, ödenek ve yolluk,genel kurul, komisyon ve parti grupları toplantılarına girme hakları dışındakalan ve T.B.M.M. üyelerine kanunlar, kararnameler ve yönetmeliklerle tanınanbütün haklardan yararlanırlar.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 68 inci. maddesinde yer alan,kamu hizmetlerinden yasaklanma veya kesin hüküm giymiş olma nedenleriyleseçilme yeterliğini kaybetmiş olanlar, bu haklardan yararlanamazlar."biçiminde değiştirilmiş, bu metin, Millet Meclisi Genel Kurulunca 2/5/1974,Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunca da 30/5/1974 günlerinde görüşülerek kabuledilmiş ve yasalaşmıştır.
1824 Sayıyı alan bu Yasayı, Cumhurbaşkanı, Anayasa'nın 93.maddesi uyarınca bir daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisine gerigöndermiştir.
Cumhurbaşkanının 7/6/1974 günlü, 4 - 624 sayılı yazısına eklenengeri gönderme gerekçesi şöyledir :
"Gerekçe
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının kabulü ile sona ermiş bulunanTemsilciler Meclisi Üyeleri ile Türkiye Büyük Millet Meclisi eski üyelerinin,dokunulmazlık, yasama, ödenek ve yolluk, genel kurul, komisyon ve partigrupları toplantılarına girme hakları dışında kalan ve Türkiye Büyük MilletMeclisi üyelerine, kanunlar, kararnameler ve yönetmeliklerle tanınan bütünhaklardan yararlanmaları, kanunda öngörülmesi itibariyle, öncelikle,yararlanacakları bu hakların neden ibaret olduğu araştırılmış ve neticede :
a) Devlet Demiryollarından parasız, Denizcilik Bankasına aitvapurlardan iç hatlarda keza parasız, dış hatlarda % 25 - 35, Türk HavaYollarından % 50 indirimli seyahat;
b) Telefonlarda tercih ve % 60 indirimli tarife uygulanması;
c) Dış ülkelerde gezilerde diplomatik pasaport verilmesi;
d) Öğrenim derecesi ne olursa olsun iki yılda bir dereceilerlemesi ve l inci derecenin son kademesine kadar yükselme;
e) Şahsı ve bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri için yurt içive yurt dışında tedavi ve buna ilişkin çeşitli sıhhî malzeme yardımı; imkânısağlandığı tespit edilmiştir.
Bu durum sade vatandaşlar ve Devlet memurları ile velev birdönem olsun, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği yapmış olan vatandaşlararasında, ikinciler lehine bir ayrıcalık yaratacağı gibi, Hazine ve İktisadiDevlet Teşekkül ve müesseselerine de büyük külfetler tahmil edeceğinden Kanununbir kere daha Yüksek Meclislerde görüşülüp incelenmesi uygun mütalâaedilmiştir."
Cumhurbaşkanınca geri gönderilen yasa, Millet Meclisi AnayasaKomisyonunca 26/1/1978 gününde, Millet Meclisi Genel Kurulunca da 8/2/1978günlü Birleşimde görüşülerek olduğu gibi kabul edilmiştir.
Cumhuriyet Senatosu Anayasa ve Adalet Komisyonunun, teklifinreddini öneren 28/2/1978 günlü raporu ise, Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulunca20/4/1978 günlü Birleşimde kabul edilerek teklifin reddine karâr verilmiştir.
Cumhuriyet Senatosundan dönen teklif, Millet Meclisi Başkamtarafından 25/4/1978 gününde, Millet Meclisi Anayasa Komisyonuna havaleedilmişse de hiç bir işlem görmemiş ve gündeme alınmamıştır.
Bu kez Millet Meclisi İdareci Üyeleri, iptali istenen yasayailişkin olan önergeyi Millet Meclisi Başkanına sunmuşlardır.
Açıklanan bu durum nedeniyle iptali istenen yasanın biçimyönünden Anayasa'ya aykırı düşüp düşmediği, başka bir deyişle, CumhurbaşkanıncaTürkiye Büyük Millet Meclisine geri gönderilen 1824 sayılı Yasanın yenidenyasalaşamamış olmasının 2254 sayılı Yasanın iptalini gerektirip gerektirmediğiyönleri üzerinde, durulmalıdır.
l- Anayasa Mahkemesinin 18/12/1979 günlü, 1979/22-45 sayılıkararında da açıklandığı gibi (11/5/1980 günlü, 16985 sayılı Resmî Gazete),yasaların yapılışına ilişkin Anayasa ve İçtüzük kuralları, Yasama Meclislerine,Anayasa'nın ya da içtüzüklerin öngördüğü biçimde yapılmış bir istem (yasatasarısı veya teklifi) yokken, yasa koyma ya da yasalar üzerinde değişiklikyapma yetkisi vermemiştir. Başka bir anlatımla, Yasama Meclislerinin yasakoymak, değiştirmek ve kaldırmak yetkileri, ancak yöntemine göre yasa tasarısıveya teklifi verilmesi koşuluyla kullanılabilir. Cumhurbaşkanının Anayasa'nın93. maddesi uyarınca bir yasa hakkında geri gönderme yetkisinin kullanılması, okonuda tıpkı bir yasa tasarısı veya teklifi yapılmışçasına, YasamaMeclislerinin o yasayı yeniden görüşmesi durumunu ortaya çıkarır. MilletMeclisi İçtüzüğünde, Cumhurbaşkanınca geri gönderilen yasaların nasılgörüşüleceği konusunda bir hüküm bulunmaması, bunların yasa tasarısı veyateklifleri gibi görüşülmesi gereğini ve sonucunu ortaya koyar. NitekimCumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 71. ve 84. maddelerinde, "Cumhurbaşkanıncaiade olunacak kanunlar" ve "Cumhurbaşkanı tarafından iade edilen birkanun" dan söz edilmesi de bu sonucu doğrulamaktadır. Çünkü YasamaMeclislerince kabul edilerek yasalaşan ve yayımlanması gereken metinler,Cumhurbaşkanınca Anayasa'nın 93. Maddesindeki yetki kullanılarak bir dahagörüşülmek üzere geri gönderilmişse, o metnin, bu işlemden sonra ve her evredeyasa niteliğini koruduğundan söz edilemez. Cumhurbaşkanının geri göndermeyetkisini kullanması üzerine o yasama belgesi, artık yasa olma niteliğiniyitirmekte, tıpkı yasa tasarıları ve tekliflerinde olduğu gibi, yenidengörüşülmesi gereken bir belge durumuna dönüşmektedir. Anayasa'nın 93.maddesindeki "... geri gönderilen kanunu yine kabul ederse" veCumhuriyet Senatosu İçtüzüğünde "Cumhurbaşkanınca iade olunacakkanunlar" veya "Cumhurbaşkanı tarafından iade edilen bir kanun"deyimlerinden, metnin bu evrede de yasa niteliğinde olduğu ve bu niteliğinikoruduğu yolunda bir anlam çıkarmaya olanak yoktur. Anayasa'da ve İçtüzük'teyer alan bu deyimler, belgenin, yetkinin kullanıldığı andaki niteliğinibelirtmek açısından değer taşırlar. Bu sözcüklerden, belgenin geri göndermeyetkisinin kullanılmasından sonra da yasa niteliğini koruduğu yolunda bir anlamçıkarılması olanaksızdır.
Açıklanan bu durum karşısında, 1824 sayılı YasanınCumhurbaşkanınca geri gönderilmesi üzerine, bu metnin yasa olduğu görüşündenhareketle Millet Meçlisi Anayasa komisyonunda bekletilerek, aynı konuda verilenbaşka bir yasa önerisinin yasalaştırılması sonucu Cumhurbaşkanına Anayasa'nın93. maddesiyle tanınan geri gönderme yetkisinin etkisiz bırakılacağından vebuna bağlı olarak "bir daha görüşülmek üzere" biçiminde açıklanananayasal buyruğun da engellenmiş olacağından söz edilemez.
2- Kaldı ki, 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 28. Maddesiuyarınca Anayasa Mahkemesi, iptal davasının konusu ile bağlıdır. Cumhurbaşkanı,25/12/1979 günlü, 2254 sayılı Yasanın Anayasa'ya aykırılığını ileri sürmüş vebu nedenle iptalini istemiştir. Anayasa Mahkemesi, iptal isteminin gerekçesiylebağlı olmamakla birlikte, iptali istenen yasanın anlamını, kapsamını veiçeriğini saptarken, başka yasama belgeleri üzerinde de inceleme vearaştırmalar yapma yetkisine sahip ise de, hemen açıklamak gerekirki, AnayasaMahkemesinin bu konudaki incelemesini, Anayasa'ya uygunluk denetimi biçimindegörmeye ve göstermeye olanak yoktur. Cumhurbaşkanının geri göndermesi üzerine,Millet Meclisi Genel Kurulunca olduğu gibi kabul edilen ve Cumhuriyet SenatosuGenel Kurulunca da reddedilerek Millet Meclisi Anayasa Komisyonundabekletilmekte olan bir yasama belgesinin, geçerli olup olmadığını ve böyle birbekletmenin Anayasa'ya uygun düşüp düşmediğini, bu davada, Anayasa Mahkemesinininceleyerek karara bağlaması, her şeyden önce yasanın sözü edilen 28.maddesindeki ilke ile bağdaşmaz.
Yeri gelmişken şu yöne de kısaca değinmekte yarar görülmüştür .
Cumhurbaşkanının uygun bulmadığı bir yasa metnini bir dahagörüşmek üzere parlamentoya geri göndermesi ve orada o metnin görüşmesiz bekletilmesidurumunda, Anayasa'nın 93. Maddesindeki Cumhurbaşkanına tanınan yetkininişlemez hale geleceği ve ayrıca bir daha görüşme yolundaki buyruğun önemliderecede ihlâl edilmiş olacağı biçimindeki düşüncelere de katılmaya olanakyoktur. Anayasa Mahkemesinin 18/12/1979 günlü, 1979/22-45 sayılı kararında dadeğinildiği gibi. 93. maddedeki "...uygun bulmadığı..." biçimindekideyimler, yerindeliği belirtmektedir ve geniş anlamda kullanılmıştır.Cumhurbaşkanı, Anayasa'da belirlenen ayrık durumlar dışındaki geri göndermeyetkisini, Anayasa'ya uygun olmamayı da kapsamak üzere, ülkenin ve ulusunyararlarıyla bağdaşmadığı kanısına vardığı ya da bu konuda kuşkuya düştüğüyasalar hakkında gerekçesini de göstermek koşuluyla kullanabilecektir. Dahaaçık bir anlatımla Cumhurbaşkanı, yayımlanmasını yerinde bulmadığı, ulusun veülkenin yararına görmediği bir yasayı, bir daha görüşülmek üzere gerigöndermekle o yasanın uygulama alanına konulmasını engellemiş olmaktadır. Gerigönderilen bu metnin bekletilmekte olmasını, Cumhurbaşkanının yetkisiniengelleyen bir tasarruf biçiminde değil, tam tersine, kullanılan yetkiye uygundüşen ve o doğrultuda yapılmış bir işlem olarak görmek ve değerlendirmekgerekir.
3- Bu konuda son olarak şu yönün de açıklanmasında yarargörülmüştür. Yasama Organında bir yasa tasarısı veya teklifi varken ya daCumhurbaşkanınca Anayasa'nın 93. maddesi uyarınca bir yasa için geri göndermeyetkisinin kullanılmış olması durumunda, Türkiye Büyük Millet Meclisine aynıkonuda yeni yasa tasarısı veya teklifi verilmesini ve bunların görüşülmeleriniengelleyen bir kural Anayasa'da ve İçtüzüklerde yer almış değildir.
Yukarıdan beri açıklanan nedenlerle, 25/12/1979 günlü, 2254sayılı Yasayı sakatlayan ve biçim yönünden onun iptalini gerektiren Anayasa'yaaykırı bir durumun varlığı söz konusu edilemez.
Rüştü Aral, Necdet Darıcıoğlu, İhsan N. Tanyıldız ve BülentOlçay bu görüşe katılmamışlardır.
b) 2254 sayılı Yasanın görüşülmesi sırasındaki işlemler :
İptali istenen yasanın Cumhuriyet Senetosu Genel Kurulunda,25/127]979 günlü, 17. Birleşimde yapılan görüşmede Cumhuriyet Senatosuiçtüzüğünün 59. maddesi hükmüne karşın Hükümet adına temsilci bulundurulmamış,ayrıca teklif sahibi Millet Meclisi Üyesi ve İdare amiri hazır bulundurularakgörüşmeler sonuçlandırılmıştır.
l- Cumhuriyet Senatosu Genel Kuruluna teklif sahibi idareamirinin katılması Genel Kurulda hazır bulunmaktan öte bir anlamtaşımamaktadır. Başka bir anlatımla, bu milletvekili teklif sahibi olarak GenelKurulda söz almış ve önerisini açıklamış değildir. Anayasa'nın 91. maddesininson fıkrasının, teklif sahiplerinin kendi önerilerini her iki meclisin ancakilgili komisyonlarında savunabileceklerini öngördüğü görüşü bir varsayım olarakbenimsense bile, bu olayda öneri sahibine söz verilmiş olmadığından, Anayasa'nın91. maddesine aykırı bir durumun oluştuğu da düşünülemez.
2- Görüşmelerde Hükümet temsilcisinin bulundurulmaması içtüzüğeaykırı düşmekte ise de, her İçtüzük kuralına aykırılığın aynı zamandaAnayasa'ya aykırılığı da oluşturacağından söz edilemez. Nitekim AnayasaMahkemesinin çeşitli kararlarında ve sözgelimi 17/10/1972 günlü, 1972/16-49sayılı kararında (Kararlar Dergisi, Sayı 10, Sayfa 534) "Anayasa'nın 85.maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca Türkiye Büyük Millet Meclisi veMeclisler çalışmalarını, kendi yaptıkları içtüzüklerin hükümlerine göreyürütmek durumundadırlar. Anayasa'nın bu hükmünden İçtüzük hükümlerine YasamaMeclislerince uyulmamış veya bu hükümlerin yanlış uygulanmış olmasının kanunukesin olarak Anayasa'ya aykırı duruma getireceği anlamı çıkarılamaz. Nitekim bugörüş 6/4/1972 günlü, 13/ 18 sayılı Anayasa Mahkemesi kararında, içtüzüklerinbiçimine ilişkin tüm hükümlerinin aynı önem derecesinde bulunduğu düşünülemez.Bunların arasında Yasama Meclisince verilen kararın geçerliği üzerinde etkiliolabilecek nitelik taşıyanlar bulunduğu gibi, ayrıntı sayılabilecek nitelikteolanlar da vardır. Birinci kümeye girenlere aykırı tutumun iptal nedeninioluşturacağını, buna karşılık öteki biçim kurallarına uymamanın iptaligerektirmeyeceğini kabul etmek yerinde olur. Anayasa'da gösterilmeyen ve yalnızİçtüzükte bulunan biçim kuralları arasında böyle bir ayırım yapılmasızorunludur. Çünkü İçtüzüklerdeki biçim kurallarına aşırı bağlılık YasamaMeclislerinin çalışmalarını gereksizce aksatır. İçtüzük hükümlerine aykırıdüşen işlemlerden hangilerinin iptal nedeni sayılacağı sorunu, uygulanacakİçtüzük hükümlerinin önemine ve niteliğine göre çözülecek ve incelemelerisırasında Anayasa Mahkemesince değerlendirilip saptanacak bir konudur."biçiminde görüşünü belirtmiş bulunmaktadır.
Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulundaki görüşmelerde HükümetTemsilcisinin bulundurulmamasının, Meclisin iradesini açıklamasına engellikettiği ya da onu sakatladığı düşünülemez. Bu durumda da Anayasa'ya biçimyönünden bir aykırılık yoktur.
B) Öz yönünden inceleme :
l- Anayasa'ya uygunluk denetimine geçilmeden önce, İçtüzüklerdeyer alan bu konudaki kuralların ve bunlara ilişkin gerekçelerin incelenmesindeve ayrıca yasa ile İçtüzük ilişkileri üzerinde durulmasında yarar görülmüştür.
a) Türkiye Büyük Millet Meclisi eski üyeleri hakkındaki kurala,5/3/1973 günlü, 584 sayılı Millet Meclisi içtüzüğünün 143. maddesinde yerverildiği görülmektedir.
Millet Meclisi İçtüzüğü teklifinde böyle bir kural yeralmamıştır. Millet Meclisi Anayasa Komisyonu, teklife, 143. madde olarak"T.B.M.M. eski üyeleri, genel kurul, komisyon ve parti grup toplantılarıdışında Meclisin diğer kısımlarına girebilirler ve Meclis Kitaplığındanfaydalanabilirler." metnini eklemiştir. Komisyon raporunda, 143. madde için,"T.B.M.M. eski üyeleri hakkında rnevcut uygulama hususunda İçtüzüktesarahat mevcut değildir. Böyle bir sarahati getirmek maksadiyle 143 üncü maddeyeni olarak tanzim edilmiştir." yolunda bir gerekçeye yer verildiğigörülmektedir.
Sözü edilen İçtüzük önerisinin Millet Meclisi Genel Kurulundagörüşülmesi sırasında, Millet Meclisi İdare Amirleri, 143. maddenin"Seçimle milletvekilliği sona eren Millet Meclisi eski üyeleri, yasama,ödenek ve yolluk ,genel kurul, parti grup toplantılarına girme hakları dışındakalan ve Millet Meclisi üyelerine tanınan haklardan yararlanırlar."biçiminde değiştirilmesi için bir önerge vermişlerdir. Millet Meclisi AnayasaKomisyonu önergeye katıldığını belirtmiş, kimi milletvekillerinin, bu metninhangi gerekçeye dayandığı, İçtüzüğün yalnız meclis çalışmalarını düzenleyebilipbir yasa niteliği olmadığı ve bazı bakanlıkların kararlarıyla parlamenterleretanınmış olan hakların İçtüzükle yürütülme olanağı bulunup bulunmadığıyolundaki sorularını da Anayasa Komisyonu Başkanı "Milletvekillerinin birtakım kanunlardan doğmuş hakları vardır. Tabiatıyla, kanunlar, İçtüzüklerehiyerarşik alanda üstün kaideler olduğu için, mevcut hükümleri İçtüzük hükmüylede değiştirmemiz mümkün değildir. O bakımdan, bahsettiğimiz haklar, İçtüzük dolayısıylamilletvekillerine verilmiş olan haklardır. O ne ise, o çerçeve dahilinde olmakkaydıyla bu husus komisyonumuzca kabul edilmiştir." biçimindeyanıtlamıştır.
Bu konuşmadan sonra değişiklik önergesi kabul edilmiştir.(M.M.T.D. Cilt 30, Dönem 3. Toplantı 4. Birleşim T: 12/12/1972, Birleşim : 22,Sh, 368 - 370).
Sözü edilen 143. maddedeki "seçimle milletvekilliği sonaeren" deyiminin metinden çıkarılması için İdare Amirleri tarafındanverilen önergenin Millet Meclisi Genel Kurulundaki görüşülmesi sırasında kimimilletvekillerinin sorularına, kürsüye gelen Millet Meclisi Anayasa Komisyonusözcüsü "Eski milletvekilleri, yasama, ödenek ve yolluk alma, genel kurulve parti grup toplantılarına girme hakkından başka diğer özlük haklarından,tahsisen söyleyeyim, pasaport, sağlık ve vasıtalardan istifade gibi hususlardanistifade edeceklerdir. Ancak, eşleri mevzuu ayrı bir mevzuat meselesiolduğundan o ayrı tanzim edilecektir. Bir milletvekili, seçimden üç gün sonraistifa etse de, bu haklardan istifade edecektir." yolunda karşılık vermişve bu konuşmadan sonra önerge kabul edilerek 143. Madde bu günkü biçiminialmıştır. (M.M.T.D. Cilt 39, Dönem 3. Toplantı 4. Birleşim T. 14/6/1973,Birleşim : 127, Sh, 65 - 71).
b) Öte yandan, Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 164. maddesine(C) bendi olarak eklenmesi kimi Cumhuriyet Cenatosu üyelerince istenenönergede, Genel Kurulca görüşülerek kabul edilmiş, böylece Cumhuriyet Senatosuİçtüzüğünün 164. maddesine (C) bendi olarak, "Cumhuriyet Senatosu üyeliğisona eren Cumhuriyet Senatosu eski üyeleri; yasama, ödenek ve yolluk, genelkurul ve parti grup toplantılarına girme hakları dışında kalan ve T.B.M.M.üyelerine tanınan bütün haklardan yararlanırlar." hükmü eklenmiştir(C.S.T.D. Cilt II, Birleşim T. 30/5/1975, Birleşim: 70, Sh. 516-517).
c) Millet Meclisi Genel Kurulunun, 12/12/1972 günlü Birleşimindesöz alan Anayasa Komisyonu Başkanı ile Millet Meclisi Genel Kurulunun 14/6/1973günlü Birleşiminde konuşan Anayasa Komisyonu sözcüsünün açıklamaları arasında,temelde kimi çelişkiler bulunmaktadır. Konuyu açmak gerekirse, Millet MeclisiAnayasa Komisyonu Başkanının "...kanunlar İçtüzüklere hiyetarşik alandaüstün kaideler olduğu için, mevcut hükümleri İçtüzük hükmüyle de değiştirmemizmümkün değildir. O bakımdan, bahsettiğimiz haklar, İçtüzük dolayısıylamilletvekillerine verilmiş olan haklardır. O ne ise, o çerçeve dahilinde olmakkaydıyla bu husus komisyonumuzca kabul edilmiştir." yolundaki açıklamasınakarşın, 14/6/1973 günlü Birleşimde bunun tersi öne sürülmüştür. Kimi çevrelercede benimsenen bu görüşe göre, Meclis İçtüzükleri, hukuksal normlarhiyerarşisinde Anayasadan sonra ve fakat yasalardan önce gelmekte olup,İçtüzüklerin bir konuyu hükme bağlamasından sonra ele alınacak husus, aynıparalelde düzenleme getiren, yasalar değil, o yasaya dayanaklık edenİçtüzüklerdir.
Dava, 25/12/1979 günlü, 2254 sayılı Yasanın iptali istemiyleaçılmıştır. 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 28. maddesi Anayasa Mahkemesiniiptal isteminin konusuyla bağlı tuttuğundan, Yasama Meclisleri İçtüzüklerininyukarıda sözü edilen maddeleri hükümlerinin, bu davada Anayasaya uygunlukdenetimi dışında bırakılması gerekmektedir. Bu bakımdan, burada yalnızcayasalarla Yasama Meclisleri İçtüzüklerinin hiyerarşik ilişkileri üzerindedurulmakla yetinilecektir.
Anayasanın 64. maddesi, "kanun koymak, değiştirmek vekaldırmak... Türkiye Büyük Millet Meclisinin yetkilerindendir..." kuralınıgetirmekte, öte yandan 85. maddesinde de "Türkiye Büyük Millet Meclisi veMeclisler, çalışmalarını, kendi yaptıkları içtüzüklerin hükümlerine göreyürütürler..." buyruğu yer almaktadır. İçtüzüklerin normlar hiyerarşisindeYasalardan üstün olduğu savı, Meclislerin çalışmalarını düzenleyen kuralların,yani İçtüzüklerin bu çalışmalar sonucu ortaya çıkan metinlerden yani yasalardanüstün olması gerekeceği düşüncesine dayandırılıyorsa bu görüşün yanlışlığı vetutarsızlığı ortadadır. Şöyle ki, Anayasa değişikliklerinde de Anayasadagösterilen biçim kuralları dışında kalan ve yasaların yapılışına ilişkinbulunan kuralların uygulanması 155. madde buyruğu gereğidir. Yukarıdabelirlenen görüş mantığı içinde konuya yaklaşılırsa, Anayasa değişikliklerindeuygulanabilen, başka bir anlatımla uygulanması Anayasanın 155. maddesininbuyruğu olan kimi içtüzük hükümlerinin, Anayasa değişikliklerinden de öncegeldiği ve hiyerarşi yönünden ondan üstü olduğu sonucuna varılması gerekir ki,böyle bir görüşün tutarsızlığı ortadadır. Anayasa, İçtüzük düzenlemesiylegüttüğü amacı açıkça belirtmektedir. Kaldı ki her Meclisin çalışmalarındauyacağı ve uygulayacağı İçtüzüğü kendisinin yapmasına karşılık, yasalar,Türkiye Büyük Millet Meclisinin ürünüdürler. Cumhurbaşkanına Anayasanın 93.maddesiyle tanınan yetkinin de İçtüzükler üzerinde işlemeyeceği göz önünealınırsa sorunun kendiliğinden bir sonuca bağlandığı görülür. Yasalardan üstünolduğu, önceliği ve buyurucu niteliği bulunduğu öne sürülen içtüzük hükümlerinekarşın aynı konunun, 2254 sayılı Yasayla, ayrıca ve yeniden düzenlemesi de buyoldaki görüşlerin dayanıksızlığını açıkça ortaya koyacak niteliktedir.
25/12/1979 günlü, 2254 sayılı Yasanın Anayasaya uygunluğudenetlenirken, bu yasa hükümlerine koşut ya da benzer olan içtüzük hükümlerisaptanmakla yetinilmiş, açılmış bir dava olmadığından, bunların Anayasayauygunluğu ya da aykırılığı, inceleme kapsamı dışında bırakılmıştır. Şu yönü debelirtmek gerekir ki, bu hükümlerin iptali istenen yasadan önce Millet Meclisiİçtüzüğünün 143, Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 164/c maddelerinde düzenlenmişolması, bu davada, Anayasa Mahkemesinin yetkilerini kullanmasına ve yasahükümlerini Anayasaya uygunluk denetiminden geçirmesine kesinlikle engellikedemez.
2- Anayasanın 12. maddesinin ikinci fıkrası açısından inceleme :
Dava konusu kuralın sağlıklı bir biçimde Anayasaya uygunlukdenetiminden geçirilebilmesi için, Anayasa ve yasaların milletvekillerine veCumhuriyet Senatosu üyelerine ne gibi haklar ve yetkiler tanıyıp hangikolaylıkları sağladığı ve bunların amaçları üzerinde kısaca durulmasında yarargörülmüştür.
a) Demokratik Parlementer rejimlerde parlementonun ve özellikleparlemento üyeliğinin taşıdığı büyük önemi açıklamaya gerek yoktur. Anayasanın76. maddesi, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin, bütün ulusun temsilcisiolduğunu belirtmektedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleribölgeyi ya da kendilerini seçenleri değil ulusu temsil etmekle görevlidirler.Ulusun temsili ise, onun yararına olan yasama işlerinin yapılması ve yönetimfaaliyetlerinin, daha açık bir anlatımla icranın denetlenmesi yoluyla yerinegetirilebilir. Bu çok önemli işlevleri nedeniyle, Anayasa, parlementoüyelerini, yasa teklif etme (Md:91), Meclis çalışmalarındaki oy ve sözlerinden,Mecliste ileri sürdüğü düşüncelerden ve bunları Meclis dışında tekrarlama veaçığa vurmaktan sorumlu tutulmama ve yasama dokunulmazlığı (Md : 79), ödenek veyolluk alma gibi kimi hak ve yetkilerle donatmıştır. Bundan başka, TürkiyeBüyük Millet Meclisi üyelerine, kimi yasalarla, örneğin 1042 sayılı Yasanın15/12/1937 günlü, 3282 sayılı Yasayla değişik 25. maddesiyle DevletDemiryollarında parasız seyahat etme, 15/7/1950 günlü, 5682 sayılı PasaportYasasının 13. maddesiyle "diplomatik pasaport" alma; kimi idarikararlarla da, tercihli telefon kullanma, şehir içi ve şehirler arası telefonkonuşmalarında yüzde altmış, Devlet Hava Yollarının içtihatlarında yüzde elli,Denizcilik Bankasına ait vapurlarla iç hatlarda yüzde yüz, dış hatlarda yüzdeyirmi beş ilâ yüzde otuzbeş indirimden yararlanma gibi ulusu temsil etmegörevinin gereği sayılabileceği ya da bu görevin yerine getirilmesinikolaylaştıracağı düşüncesiyle bazı olanaklar sağlanmıştır.
Değinilen yasaların Anayasaya uygunluğunu bu davada denetlemekve idarî kararlar üzerinde yargısal denetim yapmak Anayasa Mahkemesinin görevidışında olmakla birlikte, bu haklarla yetkilerin ve görevin yerinegetirilmesini kolaylaştıran öteki olanakların, parlemento üyelerinetanınmasının amacı, parlementerleri ayrıcalıklı bir duruma getirmek olmayıp,tam tersine, ulusu, demokratik parlementer düzenin gereklerine uygun biçimdetemsil ve ona yolunca hizmet edilmesini ve bu ödevin, Anayasanın 77. maddesiuyarınca içilen andın dışında hiç bir etki altında kalmadan ve bir kuşkuya dakapılmadan onurlu biçimde yerine getirilmesini sağlamaktır.
b) 25/12/1979 günlü, 2254 sayılı Yasanın 1. maddesi ise,13/12/1960 günlü, 157 sayılı Yasayla kurulan Temsilciler Meclisi ÜyeleriyleTürkiye Büyük Millet Meclisi eski üyelerine, sağlık ve tedavi, ulaştırmahaberleşme ve pasaport konularında, yasaların, kararnamelerin veyönetmeliklerin Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine tanıdığı haklardanyararlanma olanağını tanımakta ve Cumhurbaşkanı da, açtığı bu davada sözü geçenyasanın Anayasanın 12. maddesinin ikinci fıkrası hükmüne aykırı olduğunu ilerisürerek yasanın tümünün iptaline karar verilmesini istemiş bulunmaktadır.
13 Aralık 1960 günlü, 157 sayılı Yasa, (1924 tarih ve 491 sayılıTeşkilâtı Esasiye Kanununun bazı hükümlerinin kaldırılması ve bazı hükümlerinindeğiştirilmesi hakkındaki 12 Haziran 1960 tarihli ve l sayılı Kanuna ek"Kurucu Meclis Teşkili" hakkında Kanun) adını taşımakta ve bu yasanın1. maddesi, Kurucu Meclisin, Milli Birlik Komitesi ile, bu yasaya görekurulacak olan Temsilciler Meclisi'nden oluşacağını kurala bağlamaktadır.
İptali dava edilen 2254 sayılı Yasanın 1. maddesinde yalnızca"13/12/1960 tarih ve 157 sayılı Kanunla kurulan Temsilciler Meclisiüyeleri..."nden söz edilmiş olması, Kurucu Meclisi oluşturan ötekiüyelerin dava konusu yasanın kapsamı dışında tutulduğunu göstermektedir. Bu yönsaptandıktan sonra Anayasa'ya aykırılığı dava edilen yasanın Anayasa'nın 48.,42. ve dolayısıyla 2. maddeleriyle olan ilişkilerinin de gözden geçirilmesindeyarar görülmüştür.
Bilindiği gibi, Anayasa'nın 48. ve 42. maddelerinde yer alanhükümler, Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan "sosyal hukuk devleti"ilkesini pekiştiren ve bu ilkenin gerçekleşmesi ereğini güden kurallardurumundadır. Anayasa'nın 48. maddesi, herkesin sosyal güvenlik hakkına sahipolduğunu belirtmiş ve yurttaşların tümünün sahip olduğu bu hakkın yerinegetirilmesinin sağlanmasını da Devlete ödev olarak yüklemiştir."Herkes" sözcüğünün, Temsilciler Meclisi üyeleri ile Türkiye BüyükMillet Meclisi eski üyeleri de içerdiği kuşkusuzdur. Anayasa'nın 53. maddesiise, Devletin bu ödevini, ancak ekonomik gelişme ve mali kaynaklarınınyeterliği ölçüsünde yapmakla yükümlü bulunduğunu belirtmektedir. Ne var kiYasama Meclislerindeki görüşmeler de göz önünde tutulduğunda, 2254 sayılıYasanın Temsilciler Meclisi üyeleriyle Türkiye Büyük Millet Meclisi eskiüyelerinin Anayasa'nın 48. ve 42. maddelerinin kapsamında bulunan durumlarınıdüzenlemek amacıyla getirilmediği, güdülen amacın halen Yasama Meclisi üyesiolmayan ve fakat bir zamanlar bu görevi yapmış eski parlemento üyelerini, ulusutemsil etme görevini eylemli olarak sürdüren parlementerlere bu hizmetin gereğiolarak yasalarla veya öteki yollarla sağlanmış hak, yetki ve kolaylıkların birbölüğünden yaralandırarak parlementonun yeni ve eski üyeleri arasında bukonularda eşdeğerde bir durum yaratmak olduğu anlaşılmaktadır.
c) Anayasa'nın belirgin temel kurallarından birisini kuşkusuzhukuksal eşitlik ilkesi oluşturmaktadır. Anayasa'nın 12. maddesinin birincifıkrası, "Herkes, dil, ırk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefi inanç, dinve mezhep ayrımı gözetilmeksizin, kanun önünde eşittir." yolundakibuyrukla hukuksal eşitliği düzenlemiş, böylece fıkrada sayılan ya da bunlarabenzeyen nedenlerle, yurttaşlara yasa önünde ayrımlı davranmayı kesin olarakyasaklamıştır. Bu maddenin ikinci fıkrasındaki "Hiçbir kişiye, aileye,zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" yolundaki kural, AnayasaMahkemesinin çeşitli kararlarında da belirtildiği gibi, birinci fıkradakiilkenin başka bir biçimde açıklanmasıdır ve her iki hüküm, bir bütünü oluşturmaktadır.Şu yönü de belirtmek gerekir ki, hukuksal eşitlik, Anayasa'nın 12/1. maddesibuyruğu çerçevesinde bir ayırım yapılması söz konusu olmadığı halde, herkesin,her yönden aynı kurallara bağlı tutulmaları demek değildir. Anayasa'nın,yapılmasını buyurduğu kimi görevlerin, istenen biçimde ve zamanda eksiksizolarak yerine getirilerek, ulusun hizmetine sunulabilmesi için, o hizmetiyürütmekle yükümlü olan kişilerin ya da kuruluşların, başkalarından ayrı birtakım yetkilerle donatılmasını ya da onlara bu amaçla kimi güvencelerinsağlanmasını zorunlu görmesi ya da yasalarda Anayasa doğrultusunda buna benzerhükümlerin yer alması olağan bir durumdur. Veriliş amacına uygun bulunmak veAnayasa'nın öngördüğü ölçüyü aşmamak koşuluyla bu nitelikteki hükümlerin eşitlikilkesine aykırı olduğu ve bir ayrıcalık oluşturduğu düşünülemez. Çünkü ohükümlerin konuluş amacını, yalnızca ulusa en iyi biçimde hizmet sunulması veçoğulcu, demokratik, lâik ve sosyal hukuk devleti gereklerinin yerinegetirilmesi düşüncesi oluşturmaktadır. Ancak, bu konuluş amaçları nedeniyledirki, hizmeti yerine getirmekle yükümlü olan kişinin, bu yükümden kurtulması veyao görev yerinden ayrılması durumlarında, o görevi nedeniyle tanınmış olan hakve yetkilerin de son bulması doğaldır. Bu nedenle, sırf bir hizmetin yerinegetirilmesi için Anayasa, ya da yasa hükümleriyle tanınmış kimi hak, yetki vekolaylıklardan, o görevden ayrılmış olanların da bir yasa hükmüyleyararlandırılmaları, Anayasa'nın yasakladığı ayrıcalık durumunu oluşturur.
Eski parlementerlerin durumu bu açıdan ele alınıpincelenmelidir.
Yukarıda da açıklandığı gibi, iptali istenen Yasayla, eskiparlamenterlere, sosyal güvenliklerini öngören kimi haklar sağlanması amaç]anmamakta görevdeki parlamenterlere sırf yerine getirmekle yükümlü olduklarıgörev nedeniyle yasa hükmüyle, ya da idari kararlarla tanınmış olan hak, yetkiveya kolaylıkların bir bölüğünden seçilememiş ya da çeşitli nedenlerleparlamenterlikten ayrılmış bulunanların, ulusu temsil etme görevisürüyormuşçasına yararlandırılmaları öngörülmektedir. Bu durumun, Anayasa'nınyasakladığı ayrıcalığı oluşturacağından hiç kuşku edilemez. Çünkü, bu türkolaylıklar, eylemli olarak ulusu temsil görevini sürdürenlere özgü olup,hizmet sona erince, kişilerin bu tür kolaylıklardan veya haklardan yararlanmadurumunun da son bulması Anayasal yönden zorunludur.
Kaldı ki, esasında seçime bağlı ve bu niteliğiyle geçici olanparlamenterlikten ayrılanların eski mesleklerine dönmeleri ya da yeni birmesleğe girmeleri olağandır. Eski parlamenterlerin bu mesleklerindekiçalışmalarında meslektaşlarından ayrı bir durumda olmaları sözgelimi, yurtdışıgezilerinde onlardan ayrı olarak "diplomatik pasaport" taşımaları,yurt içinde yapılan o meslekle ilgili gezilerde DD. Yolları araçlarından ücretsizyararlanmaları, meslekleriyle ilgili telefon konuşmalarında yüzde altmışindirim uygulanması, hiç kuşkusuz hukuksal eşitliği temelinden zedeleyen açıkbir ayrıcalık durumu oluşturacaktır,
d) Son olarak şu konuya kısaca değinmekte de yarar görülmüştür.
Anayasa Cumhurbaşkanlığı seçimine ve görevine son derece büyükönem vermiştir. Düzenlenen hükümlerle, Cumhurbaşkanının Devletin başı olduğu,bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetini ve Milletin birliğini temsil edeceği (Md. 97),görevleriyle ilgili işlemlerinden sorumlu olmayacağı (Md. 98), arka arkaya ikidefa seçilemeyeceği ve Cumhurbaşkanı seçilmekle, partisi ile olan ilişkininkesileceği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinin sona ereceği (Md. 95),görev süresinin bitimine on beş gün kalınca, yenisinin, Türkiye Büyük MilletMeclisince seçileceği (Md. 101), belirtilmiştir.
Yukarda, genel olarak belirtildiği gibi, Cumhurbaşkanı da, buson derece önemli görevleri, içtiği andın dışında hiç bir etki altında kalmadanve bir kuşkuya kapılmaksızın yerine getirmek ve üstlendiği bu yüce göreviyaparken tarafsızlıktan ayrılmamak durumunda ve zorundadır. Anayasa'nın budenli zor bir görevi bir şahsın omuzlarına yüklerken, ona bir takım hakları,yetkileri ve güvenceyi de birlikte vermesini olağan saymak gerekir: Partisindenilişiği kesilen, herkese ve bu arada eski partisine karşı da bağımsız olmasıistenen ve ard arda seçilme olanağı bulunmayan ve yasama Meclisi üyeliği sıfatıda son bulan Cumhurbaşkanını, hizmetinin sona ermesi halinde yaş kaydıgözetmeksizin Cumhuriyet Senatosu üyeliğine getiren Anayasa'nın 70. maddesihükmünü, yukarıda da açıklandığı gibi, Cumhurbaşkanının kişiliğine tanınmışyetkiler biçiminde değil, ulusa hizmet etmenin bir güvencesi olarak ele alıpbakmak gerekir.
Yukarıdan beri açıklanan nedenlerle 25/12/1979 günlü, 2254sayılı Yasa, Anayasa'nın 12/2. fıkrası hükmüne aykırıdır ve tümünün iptalinekarar verilmelidir.
V- SONUÇ :
Dava konusu 25/12/1979 günlü, 2254 sayılı "T.B.M.M. EskiÜyeleri Hakkında Kanun"un biçim yönünden Anayasa'ya aykırı olmadığınaRüştü Aral, Necdet Darıcıoğlu, İhsan N. Tanyıldız ve Bülent Olçay'ınkarşıoylarıyla ve oyçokluğu ile, söz konusu Yasanın Anayasa'nın 12. maddesininikinci fıkrasına aykırı olduğuna ve iptaline oybirliğiyle,
1/7/1980 gününde karar verildi.
Başkan
Şevket Müftügil
Başkanvekili
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Rüştü Aral
Üye
Osman Tokcan
üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Muammer Yazar
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
Üye
Orhan Onar
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
İhsan N. Tanyıldız
Üye
Bülent Olçay
Üye
Yekta Güngör Özden
KARŞIOY YAZISI
İptali istenen 25/12/1979 günlü, 2254 sayılı Yasanın düzenlediğikonu, daha önce 30/5/1974 günlü, 1824 sayılı Yasa ile ele alınmıştır. Ne varki, Yasama Meclislerince kabul edilen bu metin, Cumhurbaşkanınca, 7/6/1974günlü tezkere ile, bir kez daha görüşülmek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisinegeri gönderilmiştir. Yasayı yeniden ele alan Millet Meclisi Anayasa Komisyonu,16/4/1976 günlü toplantısında, geri gönderme gerekçesini uygun bulmamışsa da,Yasa, o yasama döneminde Millet Meclisi Genel Kurulunda görüşülememiştir. Dahasonraki yasama döneminde yeniden adı geçen Komisyona gönderilen Yasanın26/1/1978 günündeki görüşülmesi sonunda, geri gönderme gerekçesi bu kez deyerinde görülmemiş ve Millet Meclisi Genel Kurulu da Anayasa Komisyonu raporudoğrultusunda karar alarak 1824 sayılı Yasayı olduğu gibi kabul etmiştir.
Daha sonra, Cumhuriyet Senatosu Anayasa ve Adalet Komisyonu,Yasayı 28/2/1978 günlü toplantısında görüşmüş ve "Anayasa felsefesineözellikle eşitlik ilkesine aykırı" gördüğü Yasanın reddi gerektiğisonucuna varmıştır. Cumhuriyet Senatosu Genel Kurulu da 11/4/1978 günlütoplantısında, Anayasa ve Adalet Komisyonu raporunu kabul ederek Yasayıreddetmiş ve Başkanlık, Anayasa'nın 92. maddesi uyarınca işlem yapılacağınıaçıklamıştır.
Cumhuriyet Senatosunca reddedilen 1824 sayılı Yasa, 25/4/1978gününde Millet Meclisi Başkanı tarafından Anayasa Komisyonuna gönderilmiş isede, o günden beri ele alınıp incelenmediği anlaşılmaktadır.
İşte bu aşamada, 25/12/1979 günlü, 2254 sayılı ikinci Yasayailişkin teklif Millet Meclisi idareci üyelerince verilmiş ve 25/12/1978 günüAnayasa Komisyonuna havale edilmiştir. Teklif bundan sonra her iki Meclistengeçerek yasalaşmıştır.
Görüldüğü gibi, iptali istenen Yasaya ilişkin teklif, aynıkonuyu, düzenleyen ve Cumhurbaşkanınca geri gönderilen Yasa, Millet Meclisinde,Anayasa'nın 92. ve 93. maddeleri gereği yerine getirilmek üzere beklemekte ikenverilmiş ve gerekçesi ile komisyon raporlarında evvelki Yasanın varlığınıbelirten bir açıklama yapılmadan, ele alınarak yasalaştırılmıştır. Buyasalaştırma süreci, kanımızca, Anayasa'ya biçim yönünden aykırıdır. Şöyle ki:
1- Cumhurbaşkanınca, bir kez daha görüşülmek üzere gerigönderilen metin yasadır. Ancak, henüz yürürlüğe girmediğinden, hak veyükümlülük doğurması, başka bir deyişle uygulanması söz konusu değildir. Bunedenledir ki, geri çevrilen metin, Cumhuriyet Senatosu İçtüzüğünün 84/2.maddesinde belirtildiği gibi, Meclislerde yeni bir tasarı ya da teklif gibigörüşülmekte ise de, bir tasarı yahut teklif değildir. Sözgelimi, Hükümetçe yada teklif sahibince geri alınmasına ve bir yasama döneminde görüşülemezseyenilenmesine gerek ve olanak yoktur. Yani Meclisler, geri gönderme tasarrufuüzerinde yasayı olduğu gibi ya da değiştirerek kabul yahut reddetmedurumundadırlar. Bu nedenledir ki, Cumhurbaşkanınca geri gönderilen 1824 sayılıYasanın Cumhuriyet Senatosunca reddi üzerine Anayasa'nın 92. maddesi gereğiniyerine getirerek, Yasanın kabulü ya da reddi konusunda bir karar vermeyip aynıkonuda başka bir yasa teklifini işleme koymak ve yasalaştırmak, geri çevrilenYasanın yukarıda belirtilen niteliklerine aykırı düşen bir yasama tasarrufundabulunmak demektir.
Başka bir deyişle, geri gönderilen yasanın kabulü ya da reddikonusunda bir yasama tasarrufunda bulunma olanağının böylece ortadankaldırılması, bu Yasayı olağan teklif ya da tasarılar düzeyine indirme anlamınagelmektedir ki, bu durumun Anayasa'nın özellikle 93. maddesine aykırılığındakuşku yoktur.
2- Bu durum ayrıca Anayasa'nın 92. maddesine de aykırıdüşmektedir. Gerçekten, yukarıda da değinildiği gibi, Anayasa'nın 92. maddesiyasaların hazırlanmasına ilişkin buyurucu nitelikte kimi hükümler içermektedir,özellikle bu maddenin konuyla ilgisi olan sekizinci ve dokuzuncu fıkraları,Cumhuriyet Senatosunca belli çoğunlukla tümü reddedilen bir metnin MilletMeclisince en az bu çoğunlukla kabul edilebileceğini hüküm altına almaktadır.
Oysa, iptali istenen Yasada olduğu gibi, Cumhuriyet Senatosundareddedilen yasalaşmış bir metni bir kenara bırakıp aynı konuda yeni yasahazırlamak, özellikle ara seçimleri ile Parlamentoda partilerin ağırlıklarınındeğiştiği dönemlerde, senatonun Anayasa'ya göre ancak belli bir çoğunluklaetkisiz duruma getirilebilecek iradesini yok sayma anlamına gelir. Bu durumunAnayasa'nın 92. maddesine aykırı düştüğü açıktır.
3- Son olarak şuna da değinmek gerekir ki, Cumhurbaşkanınca gerigönderilen bir yasanın kabulü ya da reddi konusunda bir karar vermeyip, onunyerine aynı içerikte yeni bir yasa çıkarmak, Anayasa'nın 93. maddesinde açık vekesin bir düzenlemeye konu olan "Yasaları geri gönderme" yetkisinieylemli biçimde yok saymak anlamına da gelir.
Geri gönderilen Yasanın kabulü ya da reddi konusunda son sözüsöyleme hakkı Türkiye Büyük Millet Meclisinde olmakla birlikte, DevletBaşkanının bu tasarrufunu hiçbir sonuca bağlamamanın da Yasama organınınyetkisi içinde bulunduğu ileri sürülemeyeceğine göre, söz konusu durum buyönüyle de Anayasa'nın 93. maddesine aykırı düşmektedir.
Belirtilen bu nedenlerle, iptali istenen 25/12/1979 günlü, 2254sayılı Yasanın, öncelikle biçim yönünden Anayasa'ya aykırı olduğu düşüncesiyle,çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.
Üye
Rüştü Aral
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
İhsan N. Tanyıldız
Üye
Bülent Olçay