ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas sayısı:1980/38
Karar sayısı:1980/34
Karar günü:22/5/1980
Resmi Gazetetarih/sayı:2.9.1980/17093
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Karacasu Sulh Ceza Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 1/3/1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Yasasının12/6/1979 günlü, 2248 sayılı Yasa ile değişik 536. Maddesinin birinci, ikinci,üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı fıkralarının Anayasaya aykırı olduğu ilerisürülerek iptaline karar verilmesi istenmiştir.
I - OLAY :
Sanıkların, lise binasının duvarlarına "Faşist baskıya son,Militan Gençlik, Kahrolsun Faşistler" gibi sözler yazdıkları veüzerlerinde halkı yasalara itaatsizliğe özendiren bildiriler bulundurduklarıileri sürülerek haklarında Türk Ceza Yasasının değişik 536/2., 312. ve 40.maddelerinin uygulanması istemiyle Karacasu Sulh Ceza Mahkemesinde kamu davasıaçılmıştır. Mahkeme, yargılama sırasında sanıklar vekilinin Türk Ceza Yasasının536. maddesinin ikinci ve altıncı fıkralarının Anayasaya aykırı olduğunailişkin savını ciddi görerek 536. maddenin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü,beşinci ve altıncı fıkralarının iptali için Anayasanın değişik 151. Maddesiuyarınca Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar vermiştir.
III - METİNLER :
A) İptali istenen yasa hükümleri :
1/3/1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Yasasının 12/6/1979günlü,2248 sayılı Yasa ile değişik 536. maddesinin iptali istenen fıkrahükümleri şöyledir:
"Madde 536- Her kim, belediyeler, köy ihtiyar kurullarıveya yasalarla yetkili kılınmış diğer makamlarca önceden ayrılmış ya daoturulan yerler dışında, o yerin en büyük mülkiye amirine yapılacak bir başvuruüzerine ayrılan yerlere, izin almaksızın veya verilen izne aykırı biçimde,basılı olan veya olmayan, elle yapılmış veya yazılmış her türlü resim, yazı veişaretler veya bunları içeren kâğıt, pano, pankart, bant ya da benzerlerini asarveya yapıştırırsa veya izne dayalı olsa bile bu yerleri boyar veya bu yerlereyazı yazar, resim ya da işaret yaparsa, eylem başka bir suç oluştursa bileayrıca altı aydan bir yıla kadar hafif hapis ve bin liradan aşağı olmamak üzerehafif para cezasına çarptırılır.
Bu eylemler yukarıdaki fıkra dışında kalan yerlerde veya kamuyaayrılmış veya kamuya açık veya herkes tarafından görülebilecek yerlerde veyaher türlü taşıt araçları veya kamu hizmetlerine ait iletişim araçları veya kamuhizmetine ayrılmış veya özel kişi ve kuruluşlara ait işaret veya levhalarüzerinde işlenirse, eylem başka bir suçu oluştursa bile ayrıca bir yıldan ikiyıla kadar hafif hapis ve ikibin liradan az olmamak üzere hafif para cezasınaçarptırılır.
Yukarıdaki fıkralarda gösterilen eylemlerin derneklerin veyabenzeri kuruluşların mensupları tarafından veya onların iştirakiyle yapıldığısabit olduğu takdirde suçu işleyen veya suça bu suretle katılan dernek vekuruluş mensuplarına sözü "edilen fıkralardaki cezalar iki katı olarakhükmedilir. Şu kadar ki hafif hapis cezası iki yılı aşamaz.
Yukarıdaki fıkralardaki eylemleri küçüklere veya ceza ehliyetiolmayan kişilere işletenlere yukarıdaki fıkralar uyarınca verilecek cezalaryarısı kadar artırılır.
Yukarıdaki fıkralardaki eylemler, siyasal veya ideolojik olmayanamaçlarla işlenir ve içeriği bakımından bir suçu oluşturmazsa yukarıdakifıkralarda yazılı cezalar onda birine kadar indirilebilir.
Birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralardaki suçlardandolayı hükmolunacak cezalar ertelenemez ve bunların yerine 647 sayılı cezalarıninfazı hakkındaki kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen ceza ve tedbirleruygulanamaz."
B) İlgili yasa hükümleri:
Türk Ceza Yasasının 28/9/1971 günlü, 1490 sayılı yasayla değişik537. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları şöyledir :
"Madde 537 - Her kim, kamu hizmeti gören daire veyakurumlar veya her nevi ve derecedeki eğitim ve öğretim müesseseleri yetkilileritarafından duvarlara yapıştırılmış veya mahsus yerlerine konulmuş basılı veyabasılı olmayan evrak, resim veya el yazısı kâğıt veya levhaları bulunduklarıyerlerden çıkarır yahut yırtar veya tahrip eder veya bunları her ne suretleolursa olsun okunmayacak veya muhtevalarının başka şekilde anlaşılmasınasebebiyet verecek şekillere veya işe yaramayacak hale sokarsa bir aydan üç ayakadar hafif hapse ve yüz liradan beş yüz liraya kadar hafif para cezasınamahkûm edilir. Ayrıca bu fiillerin işlenmesi dolayısiyle sebebiyet verilenzararların tazminine de hükmolunur.
Kanunda yazılı olan daha ağır cezayı gerektiren hükümler saklıkalmak üzere, kamu hizmetine tahsis edilmiş binaların veya mâbetlerin veya hernev'i ve derecedeki eğitim ve öğretim müesseselerinin veya öğrencilerin topluhalde ikamet ettikleri yurt veya benzer i yerlerin veya bunların müştemilâtınınherhangi bir yerine basılı veya basılmamış, elle yapılmış veya yazılmış hertürlü yazı veya resimleri veya bunları havi kâğıt, pano, pankart, bant veya benzerlerini,yetkili memur ve mercilerin, evvelden verilmiş yazılı müsaadesi, olmadanasanlar veya koyanlar yahut bunlardan suç konusu teşkil edenlerin asılmasınaveya konulmasına müsaade edenler hakkında da yukarı ki fıkrada yazılı cezalaruygulanır.
Yukarı ki fıkrada gösterilen bina ve müştemilâtın her hangi biryerini her ne suretle olursa olsun, boyayanlar veya bu yerlere yazı veya resimyapanlar hakkında da birinci fıkrada yazılı cezalar uygulanır."
(Bu maddede gösterilen hafif para cezaları 2248 sayılı yasaylaüç katına çıkarılmıştır.)
IV- İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi içtüzüğünün 15. maddesi uyarınca yapılan ilkinceleme toplantısında, itirazcı mahkemenin, Anayasa Mahkemesine başvurmayayetkili olup olmadığı sorunu üzerinde durulmuştur :
Anayasanın değişik 151. maddesi uyarınca, bir davaya bakmaktaolan mahkeme, uygulanacak bir yasanın hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veyataraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık savının ciddi olduğu kanısınavarırsa o yasa hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmaya yetkilidir.
Bu bakımdan, Anayasa Mahkemesi, Anayasaya uygunluk denetimiyapmak için ele aldığı bir konuyu incelemenin, görevi içinde olup olmadığınısaptarken, iptali istenen kuralın bakılmakta olan davada uygulanacakhükümlerden bulunup bulunmadığı yönü üzerinde durmak zorundadır.
Sanıklar hakkında Karacasu Sulh Ceza Mahkemesine Türk CezaYasasının 2248 sayılı Yasa ile değişik 536/2., 312. ve 40. Maddeleri uyarıncakamu davası açıldığına ve mahkemece bu davada 536. maddenin birinci, ikinci,üçüncü, dördüncü, beşinci ve altıncı fıkralarının Anayasaya aykırı olduğu ilerisürülerek iptaline karar verilmesi istendiğine göre, itiraz konusu kurallarınbu davada uygulanma durumunda olup olmadığının saptanması gerekmektedir.İddianamede, sanıklara yüklenen suç "Karacasu İlçesi Lise binasınınduvarlarına yazı yazmak", uygulanması istenen hüküm ise, Türk CezaYasasının 536. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Bu maddenin birinci fıkrasında,yetkili makamlarca önceden ayrılmış veya başvuru üzerine ayrılan yerlere izinalmaksızın veya verilen izne aykırı biçimde her türlü resim, yazı ve işaretleriveya bunları içeren kâğıt, pano, pankart, bant ya da benzerlerini asan veyayapıştıran veya izne dayalı olsa bile bu yerleri boyayan veya bu yerlere yazıyazan, resim ya da işaret yapanların; ikinci fıkrasında, bu eylemleri birincifıkra dışında kalan yerlerde veya kamuya ayrılmış veya kamuya açık veya herkestarafından görülebilecek yerlerde ...... işleyenlerin cezalandırılacağı hükmebağlanmıştır. Aynı yasanın 537. maddenin ikinci fıkrasında "... kamuhizmetine tahsis edilmiş binaların veya mabetlerin veya her nev'i derecedekieğitim ve öğretim müesseselerinin veya öğrencilerin toplu halde ikametettikleri yurt veya benzeri yerlerin veya müştemilâtının herhangi bir yerinebasılı veya basılmamış, elle yapılmış veya yazılmış her türlü yazı veyaresimleri veya bunları havi kâğıt, pano, pankart, bant veya benzerlerini,yetkili memur ve mercilerin evvelden verilmiş yazılı müsaadesi olmadan asanlar,koyanlar..."; üçüncü fıkrasında da "yukarı ki fıkrada gösterilen binave müştemilâtın her hangi bir yerini her ne suretle olursa olsun, boyayanlarveya bu yerlere yazı veya resim yapanlar..." haklarında 537. maddeninbirinci fıkrasında yazılı cezanın uygulanması öngörülmüştür.
Bu düzenleme biçimi ile, 536. maddenin birinci fıkrası dışındakalan ya da kamuya ayrılmış veya kamuya açık yerlerde yazı yazmak suçununcezası 536. maddenin ikinci fıkrasında; kamu hizmetine ayrılmış binalara veyaher dereceden eğitim ve öğretim kurumlan binalarına veya müştemilâtına yazıyazmanın cezası da 537. maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında saptanmıştır.
536. maddenin ikinci fıkrasında "Bu eylemler yukarıdakifıkra dışında kalan yerlerde veya kamuya ayrılmış veya kamuya açık..."biçiminde yer alan deyimlerin 537. maddeye konu olan eğitim ve öğretimkurumlarını da kapsadığı ve bu yerlere yazı yazmanın yaptırımını da içerdiğiöne sürülemez. Çünkü 536. madde ile genel bir düzenleme getirilmiş, 537. maddeise özel bir yaptırımı öngörmüştür. Bu durumda, 536. maddenin genel nitelikteolan ikinci fıkrasının, özel nitelik gösteren 537. maddeyi içermediği doğalsayılmalıdır. Tersinin kabulü, yasa koyucuya kusur yüklemek olur.
Öte yandan, Türk Ceza Yasasının 536. maddesinin 2248 sayılıYasayla değiştirilerek maddede belirtilen cezaların ağırlaştırılmasına ve âynımaddenin altıncı fıkrasıyla da birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralardakisuçlardan dolayı "hükmolunacak cezaların ertelenmeyeceğinin ve bunlarınyerine 647 sayılı Cezaların infazı Hakkındaki Yasanın 4. maddesinde belirtilenceza ve tedbirlerin uygulanamayacağının hüküm altına alınmasına karşın, kamuhizmetine ayrılan binalara, okula, mabede yazı yazılması gibi kamu vicdanınıdaha çok üzen suçlara ilişkin 537. maddede 536. maddeye koşut bir değişiklikyapılmamıştır. Sonuçta, 537. maddede sözü edilen suçlara verilebilecek cezalar,daha hafif sayılabilecek suçları belirleyen 536. maddeye göre verilecek cezayanında hafif kalmıştır. Bu duruma karşın, lise binasına yazı yazılmasısuçlarına 536. maddenin uygulanması düşünülemez. Çünkü yasada bir suç için özelbir hüküm varken, onun ihmali yoluyla başka eylemler için öngörülenyaptırımların uygulanmasına hukukça olanak yoktur. Buna ters düşen uygulamanın,yasasız suç ve ceza olmaz kuralına da aykırı olacağında kuşku yoktur. Cezalarınyasallığı ilkesi, özel hüküm varken genel hükme gidilmemesini gerektirir.
Şu yöne de değinmek gerekir ki, 537. maddenin ikinci fıkrasında"kanunda yazılı olan daha ağır cezayı gerektiren hükümler saklıkalmak..." biçiminde yer alan hükmün, söz konusu fıkrada ceza yaptırımınabağlanan eylemleri değil o eylemin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçuoluşturması halini kastettiği açıktır. Nitekim 536. maddenin birinci fıkrasındada aynı yön "... eylem başka bir suç oluştursa bile..." şeklindeaçıklanarak kurala bağlanmıştır.
İddianameye konu edilen eylemin "lise binasının duvarlarınayazı yazmak" olması bakımından yukarıdan beri yapılan açıklamalarkarşısında, Türk Ceza Yasasının 536. maddesinin bu davada uygulanmasında olanakbulunmadığından, başvurunun, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine kararverilmelidir.
Muammer Yazar ve Necdet Darıcıoğlu bu görüşe katılmamışlardır.
Sanıklar vekilince ileri sürülen Anayasaya aykırılık savıkarşısında Cumhuriyet Savcısının görüşünün alınmamış olması konusuna gelince:
Yerel Mahkemece, bakılmakta olan davada sanıkların ilerisürdükleri Anayasaya aykırılık savı ciddi bulunarak Anayasa Mahkemesinebaşvurmaya karar verildiğine göre, 22/4/1962 günlü 44 sayılı Yasanın 27.maddesi uyarınca, Anayasaya aykırılık konusunda tarafların bu konudaki savlarıve savunmalarının başvuru kararında açıklanması ve bu nedenle de CumhuriyetSavcısının Anayasaya aykırılık konusundaki görüşünün de alınması gerekir. Herne kadar Karacasu Sulh Ceza Mahkemesince sanıklar vekilinin Anayasaya aykırılıksavı karşısında C. Savcısının görüşü alınmadığı anlaşılmakta ise de, yerelmahkemenin başvurmaya yetkili olmadığı sonucuna varıldığından bu eksikliküzerine durulmasına gerek görülmemiştir.
V-SONUÇ:
1- Cumhuriyet Savcısından 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27.maddesi uyarınca düşünce alınmamış olması üzerinde durulmasına yer olmadığına
2- Suçu oluşturan eylem nedeniyle açılan davada uygulamadurumunda bulunmayan Türk Ceza Yasasının 536. maddesine ilişkin başvurunun mahkemeninyetkisizliği nedeniyle reddine, Muammer Yazar ve Necdet Darıcıoğlu'nunkarşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,
22/5/1980 gününde karar verildi.
Başkan
Şevket Müftigil
Başkanvekili
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Rüştü Aral
Üye
Muammer Yazar
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
Üye
Kenan Terzioğlu
Üye
Orhan Onar
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
İhsan N. Tanyıldız
Üye
Bülent Olçay
Üye
Yılmaz Aliefendioğlu
Üye
Yekta Güngör Özden
KARŞIOY YAZISI
Sanıklar, lise binası duvarlarının dış yüzlerine "Faşistbaskıya son, militan gençlik, kahrolsun faşistler" gibi sözler yazmışlar,bu eylem Türk Ceza Yasasının 536. maddesinde yazılı suç niteliğinde görülerekkendilerinin bu madde gereğince cezalandırılmaları isteği ile dava açılmıştır.Çoğunluk, söz konusu eylemden ötürü sanıklar hakkında Türk Ceza Yasasının 537.maddesinin uygulanması gerektiği, iptali istenilen 536. maddenin uygulanacakmadde olmadığı ve bunun sonucu olarak da yerel mahkemenin 536. maddeniniptalini istemeye yetkisi bulunmadığı gerekçeleri ile başvuruyu reddetmiştir.Biz bu karara katılmıyoruz. Nedenleri de şunlardır :
l - 22/6/1979 günlü Resmî Gazete'de yayımlanan ve Türk CezaYasasının 536. maddesini değiştiren 2248 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesindensonra sözü geçen 537. maddenin konumuzla ilgili 2. Ve 3. fıkralarının uygulanmaolanağı kalmamıştır. Değiştirilmeden önce 536. madde şöyle idi: "Bir kimseselâhiyettar makamdan izin almaksızın yahut ilân yapıştırmaya izin verilmiş olanmahallerin maadasına, matbu evrak ve resim yahut el yazılı evrak talik ederveya ettirirse onbeş liraya kadar hafif cezayı nakdiye mahkûm olur." 537.maddenin metni de yukarıda kararın metinler bölümünde yazılmıştır. Bu hükümlerkarşılaştırılınca görülüyor ki, her iki maddenin kapsadığı eylemler başka başkaolduğu gibi, 536. maddede öngörülen ceza da hafif para cezasından ibarettir.Yapılan değişiklik ile 537. maddenin bahsi geçen 2. ve 3. fıkralarındakieylemler 536. maddenin 2. fıkrası kapsamı içine alınmış, cezaları daağırlaştırılmıştır. Bir başka söyleyişle, değişiklikten önceki kurallara göre,suçun 537. maddede gösterilen yerlerde işlenmesi durumunda eski 536. maddedeyazılı ceza yeterli görülmemiş, bu yerlerin özelliği göz önüne alınarak dahaağır sayılan bu eylemler 537. maddenin 2. ve 3. Fıkraları ile daha ağır cezayaptırımına bağlanmış bulunmakta idi. 2248 sayılı Yasa ile yapılandeğişiklikle, 536. maddenin 2. fıkrasına "bu eylemler yukarıdaki fıkradışında kalan yerlerde... işlenirse" tümcesi konularak 537. maddedekiyerler bu fıkra içine alınmış, suçun cezası da 537. maddede belirtilen cezadandaha ağır olarak saptanmıştır. Buna karşın 537. maddenin 2. fıkrasında"Kanunda yazılı olan daha ağır cezayı gerektiren hükümler saklı kalmaküzere" denilmekle de bu fıkradaki suçlara bir başka yasal hükümle dahaağır ceza konulması halinde o cezanın uygulanması gereği belirtilmiştir,örneğin, bir kişi 537. maddede belli edilen yerlere, sözü geçen maddelerdegösterilen bir nesne asmak, koymak, yapıştırmak gibi yollarla propaganda,sırrın ifşası niteliğinde suçlar da işleyebilir. Bu durumda o kişi iki suçişlemiş olur. Çünkü, 537. maddenin yasakladığı eylemler sözü geçen nesneyi oyerlere izinsiz olarak asmak, koymak gibi eylemlerdir. Yoksa propaganda veya(sırrın ifşası) gibi eylemler değildir. 537. maddede işaret olunan yerlere yineo maddedeki şeyleri asmak, koymak...... suçu propaganda, (sırrın ifşası) gibi,öğretide kullanılan adıyla, gaye suçunun aracıdır. Türk Ceza Yasasının 78.maddesine göre bir suçu işlemek için diğer bir suç işlenmesi halinde araç olansuç, gaye olan suçun öğesi veya cezayı artırıcı nedeni olmadıkça her iki suçtanötürü ayrı ayrı ceza verilir. Asmak, koymak ......suçları örnekdeki propagandaveya ifşa suçlarının ne öğesi ve ne de cezayı artırıcı nedenleridir. Bu gibidurumlarda ortada birbirinden bağımsız iki suç vardır. Bunların ayrı ayrı cezayaptırımına, bağlı tutulması doğal olduğundan 537. maddenin 2. Fıkrasındaki ilktümce, bir başka suçu değil, (asmak, koymak... gibi) eylemlerin daha ağırcezayı gerektirmesine dair yasa hükümlerini saklı tutmuştur. İşte buradadeğinilen hükümlerden biri de 536. maddenin 2248 sayılı Yasa ile yapılandeğişiklikten sonra aldığı biçimindeki hükümdür. Gaye suçu ile araç suçu ayrıayrı ceza yaptırımına tabi bulunduklarından 537. maddedeki araç suçununişlenmesi halinde, bu maddenin 2. fıkrasının başında bulunan "Kanundayazılı olan daha ağır cezayı gerektiren hükümler saklı kalmak üzere"tümcesinin gaye suçuna bağlanması hamlolunması) olanaksızdır. Gaye veya araçsuçlarından birinin cezasının bir başka hükümle ağırlaştırılmasının veyaazaltılmasının diğerine etkisi yoktur. Fakat bunlardan birinin, örneğin araçsuçunun cezasının bir başka hükümle ağırlaştırılması halinde Türk CezaYasasının 79. maddesinin uygulanma gereği doğar ve 537. maddedeki cezaya yerkalmaz. Söz konusu tümcenin anlamı budur. Nitekim 536. madde aynı eylemincezasını artırdığından elimizdeki olaya 536. maddenin 2. fıkrasının uygulanmasıgerekir.
2 - Türk Ceza Yasasının 537. maddesi, eski 536. maddeniniçerdiği suçtan ve cezadan daha ağır bir suçu ve cezayı içermektedir. Kanunkoyucu 2248 sayılı Yasa ile eski 536. maddenin kapsamını genişletir ve cezayaptırımını da ağırlaştırırken bunun hemen yanıbaşındaki 537. maddeyedokunmamış olması bir gözden kaçma değildir. Son biçimi ile 536. maddenin 2.fıkrası hem 537. maddenin 2. Ve 3. fıkralarındaki eylemleri kapsamakta ve hemkabahatlara verilebilecek cezaların en yüksek sınırını içermektedir. Cezahukukunun genel prensiplerine ilişkin Türk Ceza Yasasının 21. ve 24.Maddelerinin koyduğu ilkeler korunduğuna, bu ilkeler kaldırılmadıkça 536.maddedeki eylemlerin ağır olan bazılarını ayırıp ayrı bir madde halinde dahaağır ceza yaptırımına bağlama olanağı kalmadığına göre 537. maddenin ilgilifıkralarına değinmenin bir yararı bulunmadığı düşünülmüş olsa gerektir.
3 - İptali istenilen yasa kuralının iptal isteyen mahkemecebakılmakta olan davada uygulanacak bir hüküm olup olmadığının AnayasaMahkemesince aranıp saptanması, Anayasanın 151. maddesinin buyruğu gereğidir.Bir hükmün iptali, uygulanacak hükmün o hüküm olduğunun kabulüne bağlıdır.Ancak bu işlem, iptal davasına konu edilen kuralın Anayasaya aykırılığınınincelenebilmesi için bir ön işlem, bir ön koşuldur. Bu niteliği ile de, AnayasaMahkemesinin çalışmasına, böyle bir iptal davasına bakma görevinin ya dayetkisinin doğup doğmadığının belirtilmesine yönelik bir nevi iç işlemdir.Anayasa Mahkemesi kararları diğer mahkemeleri bağlar, ama konumuz bu kurallailgili değildir. Anayasa Mahkemesi, Türk Ceza Yasasının 536. maddenin, yerelmahkemenin bakmakta olduğu davada uygulanacak bir hüküm olmadığı gerekçesinedayanarak başvurunun reddine karar vermiştir; yoksa o mahkemece ceza davasındauygulanamayacağına karar vermiş değildir. Esasen Anayasa Mahkemesinin böyle birkarar tesisine yetkisi de yoktur. Sözü geçen maddenin, itiraz yoluna başvuranmahkemece uygulanacak bir hüküm olmadığı yolundaki kabul bir karar olmayıp redkararının gerekçesidir. Bu nitelikteki bir gerekçe de diğer mahkemeleribağlamaz. Durum böyle olunca, yerel mahkeme, elindeki davada uygulanacak hükmün536. madde hükmü olduğuna kani idiyse ve bundan sonra yapacağı araştırma veinceleme kendisini başka kanıya götürmezse bu hükmü uygulayabilir, hattauygulamak zorundadır. Sadece aynı davada aynı konu ile bir daha AnayasaMahkemesine başvuramaz ve Anayasanın 151. maddesinin, Anayasaya aykırı olduğunainandığı hükmü uygulama zorunda bırakılmış olur, ya da Anayasa Mahkemesikararı, yerel mahkemeye, en az, vicdanının emrine uymayarak bir başka hükmüuygulama gereğini telkin eder. Bunlar da önemli birer sakıncadır.
O halde, Anayasa Mahkemesi, iptali istenen bir yasa kuralının,isteyen mahkemece uygulanacak bir hüküm olup olmadığını arama ve saptamadatitiz davranmalı, uygulanacak hüküm olmadığı kesin bulunmayan, şüpheli hallerdeAnayasaya aykırılık incelemesini yapmalıdır. Bu suretle denetim yapılmasının vekural Anayasaya aykırı ise iptal edilmesinin sakıncası yoktur. Zira yerelmahkeme, soruşturması sonunda elindeki davada uygulanacak hükmün, iptal edilenhüküm değil de bir başka hüküm olduğu sonucuna varsa bile Anayasaya aykırı birkuralın bu vesileyle iptal edilmiş bulunmasında bir (adlî hataya) yol açılmışolmaz.
536. maddenin uygulanacak hüküm olmadığında kesinlik bulunupbulunmadığına gelince : Dava bu maddenin uygulanması isteğiyle açılmış, mahkemeuygulanacak hükmün bu olduğu kanısına varmış ve iptalini istemiştir. Yukarıda lve 2 numaralar altında arz ettiğimiz nedenler karşısında (536. maddeninuygulanma olanağının bulunmadığı kuşkusuzdur, kesindir) denilemez.
Çoğunlukla verilen karara katılmamış olmamızın gerekçeleribunlardır.
Üye
Muammer Yazar
Üye
Necdet Darıcıoğlu