ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas sayısı:1980/59
Karar sayısı:1980/53
Karar günü:25/9/1980
Resmi Gazetetarih/sayı:23.11.1980/17169
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Ankara 5. îş Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU : 17/7/1964 günlü, 506 sayılı Sosyal SigortalarYasasının 99. maddesinin birinci fıkrasının Anayasanın 10., 11.. 12. ve 35.maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi istenmiştir.
I- OLAY:
Davacı, sigortalı eşinin 26/12/1967 gününde ölümü nedeniyle,30/10/1978 günlü dilekçe ile Sosyal Sigortalar Kurumundan, gelir bağlanmasınıistemiştir. Kurum, 506 sayılı Yasanın 99. maddesi gereğince ölüm günündenitibaren 5 yıl içinde tahsis isteğinde bulunulmadığından hakkın düştüğügerekçesiyle başvuruyu reddetmiş bunun üzerine İş Mahkemesine açılan davada,davacı vekili 14/11/ 1979 günlü dilekçe ile anılan Yasanın 99. maddesininbirinci fıkrasının Anayasaya aykırı olduğunu ileri sürmüş, Mahkeme de bu savıciddi görerek, sözü geçen hükmün iptaline karar verilmesi istemi ile AnayasaMahkemesine başvurmuştur.
III- METİNLER :
A) İptali istenilen yasa hükmü :
17/7/1964 günlü, 506 sayılı Yasanın 99. maddesinin birincifıkrası :
"Madde 99- Bu kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, işkazalarıyla meslek hastalıkları, hastalık, analık ve ölüm sigortaları hakları,hakkı doğuran olay tarihinden başlanarak beş yıl içinde istenemezsedüşer."
B) İlgili Yasa Hükümleri:
1- 506 sayılı Yasanın 11/5/1976 günlü, 1992 sayılı Yasa iledeğişik 2. maddesi:
"Madde 2- Bir hizmet akdine dayanarak bir veya birkaçişveren tarafından çalıştırılanlar bu kanuna göre sigortalı sayılırlar.
10/7/1941 tarihli ve 4081 sayılı Çiftçi Mallarının Korunmasıhakkındaki Kanuna göre çalıştırılan koruma bekçileri bu kanuna tabidir.
Bu kanunda belirtilen sosyal sigorta yardımlarından sigortalılarile bunların eş ve çocukları ve sigortalıların ölümlerinde bu kanuna göre haksahibi olan kimseleri yararlanırlar."
2- 506 sayılı Yasanın 1992 sayılı Yasa ile değişik 4. Maddesininbeşinci fıkrası:
"Çiftçi mallarını koruma bekçileri hakkında, işverenlerinbu kanunda belirtilen yükümleri bunları tayine yetkili makam tarafından yerinegetirilir."
3- 1992 sayılı Yasanın geçici maddesi:
"Geçici Madde- Bu Kanunun yayımı tarihinden önce sigortalısayılan çiftçi mallarını koruma bekçilerinden primleri ödenmemiş olanların, 506sayılı Kanuna göre tahakkuk ettirilecek prim borçlarının tamamı, Kanununyürürlüğe girdiği tarihten itibaren l yıl içinde ödendiği takdirde bu süreye ilişkinsigortalılık hakları saklıdır."
IV- İLK İNCELEME :
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca 25/97 1980günü yapılan ilk inceleme toplantısında aşağıdaki sorunlar üzerindedurulmuştur:
Anayasanın 151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27.maddeleri uyarınca, bir davaya bakmakta olan mahkemenin, o davada uygulanacakyasa hükümlerini Anayasaya aykırı görmesi ya da taraflardan birinin odoğrultudaki savının ciddi olduğu kanısına varması durumlarında AnayasaMahkemesine başvurma yetkisi bulunmaktadır. Buna göre, bir mahkemenin AnayasaMahkemesine başvurabilmesi için, elinde bakmakta olduğu bir davanın bulunmasıve iptalini istediği hükmün de o davada uygulanma durumunda olmasıgerekmektedir.
506 sayılı Yasanın 134. maddesi uyarınca, taraflar arasındaoluşan uyuşmazlığın iş mahkemesince çözüme bağlanması gerektiğinden, bu işinbir dava olduğu ve böylece mahkemenin elinde bakılmakta olan bir davanınbulunduğu kuşkusuzdur.
İtiraz konusu kuralın söz konusu davada uygulanma niteliğininbulunup bulunmadığı sorununa gelince :
Bu sorunun çözülebilmesi için, dava konusunun ve ilgili yasaldayanakların ayrıntıları ile saptanması gerekmektedir.
l- Dava Konusu :
Ölmüş bulunan sigortalının hayatta kalan eşi, 506 sayılı SosyalSigortalar Yasası'nın ölüm sigortası hükümlerinin, Kurumca kendi yararınauygulanmasını istemiştir. Davacının miras bırakanı, 8/9/1941- 10/12/1952tarihleri arasında, sigortasız ve çiftçi mallarını koruma bekçisi, 1/2/1964-30/5/1964 tarihleri arasında da bir özel işyerinde sigortalı olarak çalışmış,26/12/1967 gününde de ölmüştür.
Ölüm anındaki yasa hükümleri, sosyal sigortalar yönünden hiçbirhak vermediğinden, davacının Sosyal Sigortalar Kurumu ile İlişkisi olmamıştır.Ancak, çiftçi mallarını koruma bekçilerini sosyal sigortalar kapsamına alan11/5/1976 günlü, 1992 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesi ile sosyal güvenceyekavuştuğu kanısına varan davacı, 30/10/1978, tarihli başvurusu ile SosyalSigortalar Kurumundan kendisine aylık bağlanmasını istemiştir. Kurum, başkacabir incelemeye gerek duymaksızın, yalnızca, sigortalının ölümü ile başvuruarasında 506 sayılı Yasanın 99/1. maddesindeki beş yıllık hak düşürücü süreningeçmiş olduğunu ileri sürerek isteği reddetmiştir. Bu işlem nedeniyle davacımahkemeye başvurmuş ve 11/5/1976 günlü, 1992 sayılı Yasa hükümleri göz önündetutularak kendisine ölüm sigortasından aylık bağlanmasının hüküm altınaalınmasını istemiştir. Yargılama sırasında, Kurum tarafından hak düşürücüsüreyi düzenleyen 506 sayılı Yasanın 99/1. maddesinin uygulanması istenildiğinde,davacı, anılan yasa kuralının Anayasa'ya, aykırı olduğunu ileri sürmüş, mahkemebu savı ciddi bularak Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
2- 1992 sayılı Yasa hükümleri:
506 sayılı Yasanın 2. maddesinde 11/5/1976 günlü, 1992 sayılıYasa ile yapılan değişiklik sonucu, çiftçi mallarını koruma bekçileri SosyalSigortalar Yasası kapsamına alınmış, bu kimselerin işverenleri, aynı asanın 4.maddesi ile, atamaya yetkili makamlar olarak belirlenmiştir.
Bu yasa ile, halen çalışmakta bulunan bekçilere, geleceğe yönelikolmak üzere sosyal güvenlik hakları tanınmış, ancak yasanın yürürlüğünden önceişten ayrılan ya da ölen kimseler bu haklardan yararlandırılmamışlardır.Yalnızca, anılan yasanın yürürlüğe girmesinden önce sigortalı sayılan çiftçimallarını koruma bekçilerinden sigorta primleri ödenmemiş olanların, bir yıliçinde primleri ödenmek koşuluyla, hakları saklı tutulmuştur.
3- Davacının yasal durumu ve sorunun çözümü :
Davacının kocasının, bir iş yerinde geçen dört ay dışında,sigortalılık süresi bulunmamaktadır. Bu süre ise, ölüm anındaki yasalara göre,davacıya sosyal sigortalar yönünden hiçbir hak sağlamamakta, esasen, davacı ilekurum arasında bu konuda bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır.
Davacının asıl savı, sonradan yürürlüğe giren 1992 sayılıYasanın kendisine yeni haklar tanıdığı, ölen kocasının geçmişte çiftçimallarını koruma bekçisi olarak geçen sürelerinin değerlendirilmesi sonucu,ölüm sigortasından aylık almağa hak kazanması gerektiği yolundadır. Ne var ki,yukarıda belirtildiği gibi, 1992 sayılı Yasa ile kabul edilen hükümlerden böylebir sonuca ulaşmak olanaksızdır. Anılan yasa yürürlüğe girdiği günde çalışmaktabulunan kimseleri kapsamına almış, ölmüş olanların geçmişteki sürelerideğerlendirilerek hak sahiplerine yeni olanaklar tanınacağı yolunda bir hükmüiçermemiştir. Şu duruma göre, davacı, yasalarca verilmeyen ve henüz, doğmamışbir haktan söz ederek bu davayı açmıştır.
İtiraz yoluna başvuran mahkeme ise, 506 sayılı Yasanın 99/1.maddesinde geçen süre koşulu üzerinde durmakta ve davada uygulanma durumundagördüğü bu hükmün Anayasaya aykırılığını ileri sürmektedir. Oysa davacınınyararlanabileceği bir hak henüz doğmadığına göre, belirtilen hak düşürücüsürenin bakılmakta olan davada uygulanması da söz konusu olamaz. Gerçekten,davada uygulanacak yasa kuralı, o davanın çeşitli evrelerinde ortaya çıkansorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz yöndenetki yapacak nitelikte bulunan veya tarafların istek ve savunmalarıçerçevesinde bir karara varmak için göz önünde tutulması gereken kuraldır.İtirazcı Mahkemenin bakmakta olduğu davada, taraflar arasındaki uyuşmazlığınçözümünde doğrudan etkisi bulunan ya da göz önünde tutulması gereken kurallar,1992 sayılı Yasa ile 506 sayılı Yasanın ölüm sigortasından yararlanmayısağlayan hükümleridir. Olayda, hukukça korunabilir bir hak henüz ortayaçıkmadığına göre, böyle bir hakkın kullanılmasını belli süreyle sınırlayanitiraz konusu hükmün uygulanması da söz konusu değildir. Özetlemek gerekirse,itirazcı Mahkeme tarafından iptali istenilen 506 sayılı Yasanın 99/1.maddesinin bu davada uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
Osman Tokcan, Muammer Yazar, Nihat O. Akçakayalıoğlu, KenanTerzioğlu, İhsan N. Tanyıldız ve Yılmaz Aliefendioğlu bu görüşekatılmamışlardır.
Açıklanan nedenlerle, 17/7/1964 günlü, 506 sayılı SosyalSigortalar Yasasının itiraz konusu 99. maddesinin birinci fıkrası hükmübakılmakta olan davada henüz uygulanma durumunda olmadığından, başvurunun,itirazcı Mahkemenin yetkisizliği nedeniyle reddine karar verilmelidir.
V- SONUÇ :
17/7/1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasının itirazkonusu 99/1. maddesi hükmü bakılmakta olan davada henüz uygulanma durumundabulunmadığından, başvurunun, itirazcı Mahkemenin etkisizliği nedeniyle reddine,Osman Tokcan, Muammer Yazar, Nihat O. Akçakayalıoğlu, Kenan Terzioğlu, İhsan N.Tanyıldız ve Yılmaz Aliefendioğlu'nun karşıoylarıyla ve oyçokluğuyla,
25/9/1980 gününde karar verildi.
Başkan
Şevket Müftügil
Üye
Rüştü Aral
Üye
Osman Tokcan
Üye
Muammer Yazar
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
Üye
Kenan Terzioğlu
Üye
Orhan Onar
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
İhsan N. Tanyıldız
Üye
Bülent Olçay
Üye
Yılmaz Ali Efendioğlu
Üye
Yekta Güngör Özden
KARŞIOY YAZISI
Olayın niteliğine göre; Anayasa'ya aykırılık savı ile iptaliistenen 17/7/1964 günlü, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa'sının 99/1. maddesihükmünün, bakılmakta olan davada mahkemece uygulama olanağı bulunduğuna göreİşin Özü'nün incelenmesi gerekir.
Bu nedenle çoğunluğun görüşüne karşıyız.
Üye
Osman Tokcan
Üye
Kenan Terzioğlu
KARŞIOY YAZISI
Verilen karar, itirazcı mahkemeye dava açan eşin dava hakkıdoğmamış olduğu esasına dayanmaktadır. Ancak iptali istenen yasa hükmü böylebir hakkın doğmuş olup olmadığını aramaya ve saptamaya engeldir. Çünkü buhüküm, dava olunan hak, doğmuş olsa da olmasa da hak düşürücü süre kabul etmişve bu süre geçmiştir. Hak düşürücü süre Kuralının her kuraldan önce uygulanmasızorunludur.
Bu kuralın iptaliledir ki o hakkın var olup olmadığını aramakapısı açılacaktır. Bu bakımdan iptal davasının konusu olan 506 sayılı Yasanın99/1 inci maddesi itirazcı mahkemede açılmış bulunan davada uygulanacakhükümdür. Bunun sonucu olarak ta ilgili mahkemenin iptal davası açmaya yetkilisayılması gerekir.
Bu itibarla da işin esasının incelenmesi icabederken dava açanmahkemenin dava açma yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun reddine kararverilmesine karşıyız.
Üye
İhsan N. Tanyıldız
Üye
Muammer Yazar
KARŞIOY YAZISI
Yerel Mahkemede dava konusu edilen; davalı Sosyal SigortalarKurumunca, davacının kendisine dul maaşı bağlanmasına ilişkin istemin,sigortalının ölümü gününden itibaren 506 sayılı Yasanın 91. maddesinin birincifıkrasındaki 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle incelenmeksizin reddineilişkin işlemdir. Mahkemece, 506 sayılı yasanın 91. maddesinin birincifıkrasına göre tesis edilen işlemin yerindeliği incelenirken, bu fıkranınAnayasaya aykırı olduğuna ilişkin sav ciddi bulunarak Anayasa Mahkemesine itirazyoluyla gelinmiştir. Sözü geçen fıkra, Sosyal Sigortalar Kurumundan maddedeanılan nedenlerle maaş almak isteyenlere zaman sınırlaması getirmiştir. Bu süreiçinde başvurulmaması halinde hak düşmekte ve istem incelenmedenreddedilmektedir. Hakkın düşmesi, bir hakkın yasada belli bir süre içindekullanılmaması nedeniyle ortadan kalkmasıdır. Zamanaşımı ise, yasada belirlenenkoşullarda belirli bir sürenin geçmesiyle bir hak kazanma (kazandırıcızamanaşımı) veya bir borçtan veya bir külfetten kurtulmadır (düşürücüzamanaşımı). Borçlar hukuku açısından zamanaşımıyla, hakkın ( borcun) düşmesiarasında en önemli fark, zamanaşımına uğramış borcun ödenmesi halinde yapılanödemenin geçerli olmasıdır. Dava zamanaşımı (süre aşımı) hallerinde ise, hakkınözü değil, ancak yasada belirli sürenin geçmesiyle bir hakkı dava yoluylaisteyebilme yetkisi ortadan kalkmaktadır (düşmektedir).
Bir işlem tesis edilirken veya bir davada, bu sürelerin geçipgeçmediği ön sorun olarak incelenir. Bu sürelerin geçtiğinin saptanması halindeişin özüne inilmez. Olayda davalı kurum, sigortalının ölümü olayı ile istemtarihi arasında geçen sürenin 506 sayılı Yasanın 91. maddesinin 1. fıkrasındaöngörülen süreden fazla olduğu gerekçesiyle başvuruyu incelemeksizinreddetmiştir. Mahkeme, süreaşımına dayalı dava konusu işlemin yerindeliğini,başka deyişle bu sürenin geçip geçmediğini ön sorun olarak 91. maddenin birincifıkrası uyarınca inceleyeceğine göre bu fıkra uygulama maddesidir. Mahkemeden,sözü geçen fıkrada hakkın düşmesinden söz edilğinden, önce 506 ve 1992 sayılıyasalara göre davacının hakkı olup olmadığını saptamasını, daha sonra 91. maddebirinci fıkraya göre süreaşımı olup olmadığını incelemesini istemek, zamanaşımıve hak düşürücü sürelerin ön sorun olması ilkesine uygun düşmez. Kaldı ki,davalı kurum işin özü yönünden (1992 sayılı Yasa açısından) inceleme yapmamış,işlem tesis etmemiştir. Dolayısıyla işin özü yönünden davalı ile davacıarasında henüz bir uyuşmazlık doğmamıştır. Bu durumda mahkemeden, işleme dayalıyasa dışında bir yasaya göre önce davacının hakkı olup olmadığını saptamasınıistemek, henüz doğmamış bir uyuşmazlığın çözümlenmesini beklemek olur.Açıklanan nedenlerle işin özüne geçilmesi gerektiği oyu ile verilen kararakarşıyım.
Üye
Yılmaz Aliefendioğlu