ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas sayısı:1980/61
Karar sayısı:1980/65
Karar günü:4.12.1980
Resmi Gazetetarih/sayı:1.4.1981/17297
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Eskişehir 2. Sulh Ceza Mahkemesi.
İTİRAZIN KONUSU: 1.3.1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Yasasının12.6.1979 günlü, 2248 sayılı Yasa ile değişik 536. maddesinin altıncıfıkrasının Anayasanın 33. maddesine aykırı olduğu öne sürülerek iptaliistemidir.
I- OLAY:
Sanıklar, Eskişehir ile merkezinde bir cadde üzerindeki evlerinduvarlarına (Dev-Genç halkımızla el ele, düzen partilerinde umut yok) ibaresiniyazmışlar, bu nedenle, haklarında Türk Ceza Yasasının 2248 sayılı Yasa iledeğişik 536/2. maddesi uyarınca kamu davası açılmıştır.
Yargılama sırasında, sanıklardan birinin savunma avukatı, sözügeçen maddenin Anayasaya aykırı olduğunu öne sürmüş, davaya bakmakta olanMahkeme de bu savı ciddi bularak, maddenin altıncı fıkrasının iptali istemiyleAnayasa Mahkemesine başvurulmasına karar vermiştir.
III- METİNLER:
A) Yasa kuralları:
1- İptali istenen kuralı da içeren, Türk Ceza Yasasının12.6.1979 günlü, 2248 sayılı Yasa ile değişik 536. maddesi şöyledir:
"MADDE 536- Her Kim, belediyeler, köy ihtiyar kurullarıveya yasalarla yetkili kılınmış diğer makamlarca önceden ayrılmış ya daoturulan yerler dışında, o yerin en büyük mülkiye amirine yapılacak bir başvuruüzerine ayrılan yerlere, izin almaksızın veya verilen izne aykırı biçimde,basılı olan veya olmayan, elle yapılmış veya yazılmış her türlü resim, yazı veişaretler veya bunları içeren kağıt, pano, pankart, bant ya da benzerleriniasar veya yapıştırırsa veya izne dayalı olsa bile bu yerleri boyar veya buyerlere yazı yazar, resim ya da işaret yaparsa, eylem başka bir suç oluştursabile ayrıca altı aydan bir yıla kadar hafif hapis ve bin liradan aşağı olmamaküzere hafif para cezasına çarptırılır.
Bu eylemler yukarıdaki fıkra dışında kalan yerlerde veya kamuyaayrılmış veya kamuya açık veya herkes tarafından görülebilecek yerlerde veyaher türlü taşıt araçları veya kamu hizmetlerine ait iletişim araçları veya kamuhizmetine ayrılmış veya özel kişi ve kuruluşlara ait işaret veya levhalarüzerinde işlenirse, eylem başka bir suç oluştursa bile ayrıca bir yıldan ikiyıla kadar hafif hapis ve ikibin liradan az olmamak üzere hafif para cezasınaçarptırılır.
Yukarıdaki fıkralarda gösterilen eylemlerin derneklerin veyabenzeri kuruluşların mensupları tarafından veya onların iştirakiyle yapıldığısabit olduğu takdirde suçu işleyen veya suça bu suretle katılan dernek vekuruluş mensuplarına sözü edilen fıkralardaki cezalar iki katı olarakhükmedilir. Şu kadar ki hafif cezası iki yılı aşamaz.
Yukarıdaki fıkralardaki eylemleri küçüklere veya ceza ehliyetiolmayan kişilere işletenlere yukarıdaki fıkralar uyarınca verilecek cezalaryarısı kadar artırılır.
Yukarıdaki fıkralardaki eylemler, siyasal veya ideolojik olmayanamaçlarla işlenir ve içeriği bakımından bir suçu oluşturmazsa yukarıdakifıkralarda yazılı cezalar onda birine kadar indirilebilir.
Birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralardaki suçlardandolayı hükmolunacak cezalar ertelenemez ve bunların yerine 647 sayılı Cezalarınİnfazı Hakkındaki kanunun 4 üncü maddesinde belirtilen ceza ve tedbirleruygulanamaz.
Bu maddede suç sayılan eylemlerin işlenmesinden dolayı sebebiyetverilen zararların tazminine ayrıca hükmolunur.
Görenek ve geleneklere göre asılacak kağıt, pano, pankart, bantya da benzerleri bu madde hükümleri dışındadır.
298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen KütükleriHakkındaki Kanun hükümleri saklıdır."
2 - 13/7/1965 günlü, 647 sayılı Cezaların İnfazı HakkındaKanun'un ilgili 4. ve 6. maddeleri de şöyledir :
"Madde 4 - Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalar,suçlunun kişiliğine, sair hallerine ve suçun işlenmesindeki özelliklere göremahkemece,
1. Kabahatlerde beher gün karşılığı 50 ilâ 100 lira hafif,cürümlerde 100 ilâ 200 lira hesabıyla ağır para cezasına,
2. Aynen iade veya tazmine,
3. Altı ayı geçmemek üzere bir eğitim veya ıslâh kurumuna devametmeye,
4. Bir yılı geçmemek kaydıyla muayyen bir yere gitmekten bazıfaaliyetleri veya meslek ve sanatı icradan men'e,
1. Her nev'i ehliyet ve ruhsatnamenin bir aydan bir yıla kadarmuvakkaten geri alınmasına,
Çevrilebilir.
Suç tarihinden önce, para cezasına veya tedbire çevrilmiş olsadahi, hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilmemiş olanlar hakkında, hükmolunanotuz güne kadar (otuz gün dahil) hürriyeti bağlayıcı cezalarla, suç tarihinde18 yaşını ikmal etmemiş olanların mahkûm edildikleri kısa süreli hürriyetibağlayıcı cezalar yukarıki bendlerde yazılı ceza veya tedbirlerden birineçevrilir.
Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hürriyeti bağlayıcı cezauzun süreli de olsa fail hakkında bu maddenin ilk fıkrasının (1) numaralı bendihükmü uygulanabilir.
Uygulamada asıl ceza, bu madde hükümlerine göre para cezasınaveya tedbire çevrilen hürriyeti bağlayıcı cezadır.
Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaları, birinci fıkranın 2, 3,4 ve 5 numaralı bentlerinde yazılı tedbirlerden birine çevrilmiş olanlardantedbir hükümlerini Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata rağmen 30 güniçerisinde yerine getirmeyenler veya hükmün gereklerine aykırı hareketedenlerin tedbire çevrilmiş olan kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezalarının,tedbir hükümlerine muhalefetlerinin derecesine göre kısmen veya tamameninfazına veya infaz olunmamasına hükmü veren mahkemece karar verilir.
Tedbire ilişkin hükümlere muhalefet, haklarında ikinci fıkrahükmü uygulanmış olanlar tarafından vukubuldukta; tedbir, hükmü veren mahkemecebirinci fıkrada yazılı esaslar dairesinde para cezasına çevrilir.
Kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezadan çevrilen para cezasını,hükümde taksit öngörülmüş ise taksit süreleri, aksi halde 5 inci maddenin 8inci fıkrasında yazılı süreler içerisinde ödemeyenlerin işbu cezalarımahkemece, hükümde bir günlük hürriyeti bağlayıcı ceza ne miktar para cezasınakarşılık tutulmuş ise aynı miktar üzerinden hürriyeti bağlayıcı cezaya çevrilir.
Tedbir hükümlerinin yerine getirilmesi hükümlünün ihtiyarındaolmayan sebepler yüzünden imkânsız hale gelmişse hükmü veren mahkemece butedbir yerine başka bir tedbire hükmolunur.
Bu madde hükümleri, sırf askerî suçlar ile askerî disiplinsuçları ve birinci fıkranın 3 ve 4 numaralı bendi hükümleri de subaylar, askerimemurlar ve astsubaylar hakkında uygulanmaz."
"Madde 6 - Adliye mahkemelerinde para cezasından başka birceza ile mahkûm olmayan kimse, işlediği bir suçtan dolayı ağır veya hafif paraveya 6 aya kadar ağır hapis veya bir yıla kadar hapis veya hafif hapiscezalarından biri ile mahkûm olur ve geçmişteki haliyle ahlâki temayüllerinegöre cezasının ertelenmesi, ileride cürüm işlemekten çekinmesine sebep olacağıhakkında mahkemece kanaat edinilirse, bu cezanın ertelenmesine hükmolunabilir.Bu halde ertelemenin sebebi hükümde yazılır.
Fiilin işlendiği zamanda 15 yaşını bitirmemiş küçüklerin mahkûmoldukları ağır hapis cezası iki seneden, hapis ve hafif hapis cezası üçseneden; 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını ikmal etmemiş olanlar ile 70yaşına varmış ihtiyarların mahkûm oldukları ağır hapis cezası bir seneden,hapis veya hafif hapis cezası iki seneden fazla olmadığı hallerde de yukarıdakifıkra hükümleri uygulanabilir.
Bazı suçlara ilişkin cezalar ile askerî suçlar ve disiplinsuçlarına ilişkin cezaların ertelenemeyeceğine dair özel kanun hükümleri saklıdır."
B) Dayanılan Anayasa kuralı:
"MADDE 33- Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunankanunun suç saymadığı bir fiilinden dolayı cezalandırılamaz.
Cezalar ve ceza tedbirleri ancak kanunla konulur.
Kimseye, suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olancezadan daha ağır bir ceza verilemez.
Kimse, kendisini veya kanunun gösterdiği yakınlarını suçlandırmasonucu doğuracak beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
Ceza sorumluluğu şahsidir.
Genel müsadere cezası konulamaz."
IV- İLK İNCELEME:
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğünün 15. maddesi uyarınca ŞevketMüftügil, Ahmet H.Boyacıoğlu, Rüştü Aral, Muammer Yazar, Âdil Esmer, NihatO.Akçakayalıoğlu, Nahit Saçlıoğlu, Hüseyin Karamüstantikoğlu, Kenan Terzioğlu,Orhan Onar, Necdet Darıcıoğlu, İhsan N. Tanyıldız, Bülent Olçay, YılmazAliefendioğlu ve Yekta Güngör Özden'in katılmalarıyla 22.9.1980 gününde yapılanilk inceleme toplantısında sınırlama konusu üzerinde durulmuştur:
Anayasanın değişik 151. ve 22.4.1962 günlü, 44 sayılı Yasanın27. maddelerine göre, mahkemeler, ancak bakmakta oldukları davada uygulanacakyasa kurallarının Anayasaya aykırı olduğu itirazında bulunabilirler.İncelenmekte olan itirazda, bu yola başvuran Mahkeme, Türk Ceza Yasasınındeğişik 536. maddesinin altıncı fıkrasını Anayasaya aykırı görmüş ve iptaliniistemiştir. Anılan fıkra, sözü geçen maddenin ilk dört fıkrasında yazılıcezalar ile ilgili bir kural taşımaktadır. Şu halde, bakılmakta olan davada,maddenin ilk dört fıkrasından hangisi uygulanacaksa, itiraz konusu altıncıfıkra da, o fıkra yönünden uygulanacak demektir.
Ceza Yargılamaları Yöntemi Yasasının 257/l. maddesine göre,"hükmün mevzuu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiildenibaret" olacağından, davada uygulanacak kuralın saptanması, için eyleminiddianamede nitelendirilme biçimine bakmak gerekmektedir.
İddianamede eylem; ".......Gökmeydan Mh. Ziyapaşa Caddesiüzerindeki duvarlara ideolojik maksatla boya ile yazı" yazmak biçimindebelirtilmiştir.
Belirtilen bu eylem, Türk Ceza Yasasının değişik 536.maddesininbirinci fıkrasında nesnel öğeleri gösterilen suçu oluşturmaktadır. Gerçekten,Sözü geçen madde tüm olarak incelendiğinde, suçun nesnel öğelerinin yalnızbirinci fıkra da gösterildiği, öteki fıkralarda bu yönden birinci fıkrayagöndermede bulunulmakla yetinildiği görülmektedir. Bu nedenle, dolaylı da olsa,öteki fıkraları birinci fıkradan bağımsız saymaya olanak yoktur.
Öte yandan, dava konusu suç, birinci fıkrada belirlenen ilânyerleri dışında ve ayrıca herkes tarafından görülebilecek bir yerde işlenmişolduğundan, anılan maddenin ikinci fıkrasına uygun düşmekte ve esasen kamudavası da bu fıkraya dayanılarak açılmış bulunmaktadır.
Sonuç olarak, bakılmakta olan davada Türk Ceza Yasasının 536.maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uygulanabileceğinden, altıncı fıkranıntümüne ilişkin itirazın, birinci ve ikinci fıkralarla sınırlı olarakincelenmesi gerekmektedir.
Belirtilen nedenlerle sonuçta; "dosyanın eksiğibulunmadığından, işin esasının 1.3.1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Yasasının12.6.1979 günlü, 2248 sayılı Yasa ile değişik 536. maddesinin altıncıfıkrasında geçen "birinci" ve "ikinci" sözcükleri ilesınırlı olarak incelenmesine, Necdet Darıcıoğlu, İhsan N. Tanyıldız, BülentOlçay ve Yekta Güngör Özden'in "incelemenin yalnızca Türk Ceza Yasasının536/6. maddesinde geçen (ikinci) sözcüğü ile sınırlı olarak yapılmasıgerektiği" yolundaki karşı oylarıyla ve oyçokluğuyla" kararverilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ:
İşin esasına ilişkin rapor, mahkemenin gerekçeli kararı veitiraz konusu yasa hükmü ile Anayasaya aykırılık savına dayanak tutulan Anayasakuralları, bunlarla ilgili yasama belgeleri ve öteki metinler okunduktan sonragereği görüşülüp düşünüldü :
İtirazcı Mahkeme, Türk Ceza Yasasının değişik 536. maddesininaltıncı fıkrasının iptalini istemektedir. Bu fıkra birbirinden ayrı şu ikikuralı içermektedir:
1 - Birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralardaki suçlardandolayı hükmolunacak cezalar ertelenemez,
2 - Bu fıkralardaki suçlardan dolayı hükmolunacak cezalar yerine647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkındaki Yasanın 4. maddesinde belirtilen ceza vetedbirler uygulanamaz.
İtirazcı Mahkeme, bu iki kuralı da, Anayasanın ceza sorumluğununkişiselliği ilkesine (madde 33) aykırı görmektedir. Oysa, Anayasa Mahkemesinindaha önce aynı nitelikteki başka bir itiraz nedeniyle verdiği 29/4/1980 günlü,Esas: 1979/37, Karar: 1980/26 sayılı kararında (Resmî Gazete, Gün :23/8/1980, Sayı: 17084) belirtildiği gibi, itiraz konusu fıkra kuralının,anılan ilkeye aykırı bir yönü yoktur. O kararda ayrıntılı biçimde gösterilengerekçelerin bu işte de geçerli olduğundan bunların burada yinelenmesine gerekgörülmemiştir.
Bu bakımdan, Yasa Koyucunun toplumsal bir bunalım döneminde,kamu yararıyla ilgili takdirinin bir ürünü olan itiraz konusu yasa kuralınınAnayasaya aykırı bir yönü bulunmadığından, aynı nedenlerle bu başvurunun dareddine karar verilmelidir.
VI -SONUÇ:
1/3/1926 günlü, 765 sayılı Türk Ceza Yasasının 12/6/1979 günlü,2248 sayılı Yasa ile değişik 536. maddesinin altıncı fıkrası hükmünün, aynımaddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları yönünden Anayasaya aykırıolmadığına ve itirazın reddine,
4/12/1980 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan
Şevket Müftügil
Başkanvekili
Ahmet H. Boyacıoğlu
Üye
Ahmet Salih Çebi
Üye
Muammer Yazar
Üye
Adil Esmer
Üye
Nihat O. Akçakayalıoğlu
Üye
Nahit Saçlıoğlu
Üye
Hüseyin Karamüstantikoğlu
Üye
Kenan Terzioğlu
Üye
Orhan Onar
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
İhsan N. Tanyıldız
Üye
Bülent Olçay
(8.1.1981 günü vefat ettiğinden imza ettirilemedi)
Üye
Yılmaz Aliefendioğlu
Üye
Yekta Güngör Özden
KARŞIOY YAZISI
Aynı doğrultudaki sınırlama kararlarıyla ilgili karşıoyyazılarında da belirtildiği gibi, işin esasına ilişkin incelemenin Türk CezaYasasının 12/6/1979 günlü, 2248 sayılı Yasayla değişik 536. maddesinin altıncıfıkrası yönünden sınırlandırılmasında, bu fıkranın kapsam ve niteliği üzerindedurulması gerekmektedir.
Türk Ceza Yasasının 536. maddesinin altıncı fıkrası hükmünün,aynı maddenin birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarına göre ceza tayinedildikten sonra uygulama alanına girdiğinde kuşku yoktur. Böyle olunca,sınırlama yapılırken, altıncı fıkra hükmünün, bakılmakta olan davada, 536.maddenin birinciden dördüncüye kadar ki fıkralarından hangisine göre tayinedilecek ceza yönünden uygulanabileceğinin saptanması zorunlu bulunmaktadır.
Her ne kadar maddenin birinci fıkrası, daha sonraki fıkralardayer alan suçların maddi öğelerini de içermekte ise de, olayda, sanıklaraverilebilecek ceza yalnızca ikinci fıkrada gösterilen cezalardan oluşacağıcihetle, altıncı fıkra yönünden yapılacak incelemenin, koşulları kesinliklegerçekleştiğinde ceza tayinine esas alınacak ikinci fıkra ile sınırlıtutulmasında yasal zorunluluk vardır.
Gerçekten, altıncı fıkraya ilişkin inceleme, birinci fıkrayı dakapsayacak genişlikle tutulacak olursa, verilecek karar, olayda ceza tayiniyönünden uygulanması söz konusu olmayan birinci fıkrayı da etkileyecektir. Budurumun, Anayasanın değişik 151. ve 22/4/1962 günlü, 44 sayılı Yasanın 27.maddeleri hükümleriyle bağdaştırılması kanımızca olanaksızdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, "ilk inceleme" sonundaverilen karara katılamıyoruz.
Üye
Necdet Darıcıoğlu
Üye
İhsan N. Tanyıldız
Üye
Yekta Güngör Özden